<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HiAxySheytan &#187; Friedrich Nietzsche</title>
	<atom:link href="http://hiaxysheytan.com/tag/friedrich-nietzsche/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hiaxysheytan.com</link>
	<description>Her boka maydanoz blog sitesi!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Aug 2010 11:52:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Köprü</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1032/kopru/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1032/kopru/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 19:16:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[Irvin Yalom]]></category>
		<category><![CDATA[nietzsche ağladığında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1032</guid>
		<description><![CDATA[“Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür, bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar.
Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam :
“Bu köprüyü geçip bana gelir misin?”
İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin, sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın.
O andan itibaren aramıza dağlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür, bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar.<br />
Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam :<br />
“Bu köprüyü geçip bana gelir misin?”<br />
İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin, sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın.<br />
O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer, bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde. Ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız.<br />
Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın&#8230;” der Nietzsche Yalom onu ağlattığında.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1032/kopru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dilenciler Üzerine</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1030/dilenciler-uzerine/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1030/dilenciler-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 19:15:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Lorem Ipsum]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1030</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Dilenciler yok edilmeli. Çünkü insan onlara verince de sinirleniyor, vermeyince de&#8230;&#8221; F.Nietzche (Tan Kızlıllığı&#8217;ndan)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Dilenciler yok edilmeli. Çünkü insan onlara verince de sinirleniyor, vermeyince de&#8230;&#8221; F.Nietzche (Tan Kızlıllığı&#8217;ndan)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1030/dilenciler-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eylem üzerine</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1019/eylem-uzerine-2/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1019/eylem-uzerine-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 19:10:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Eylem Üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1019</guid>
		<description><![CDATA[Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanların bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesidir..! /Nietzsche
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanların bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesidir..! /Nietzsche</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1019/eylem-uzerine-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Friedrich Nietzsche &#8211; Ecco Homo</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/598/friedrich-nietzsche-ecco-homo/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/598/friedrich-nietzsche-ecco-homo/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 18:07:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Ecco Homo]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[nietzsche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=598</guid>
		<description><![CDATA[Kişi Nasıl Kendisi Olur?
Çeviren: Can Alkor
ÖNSÖZ
 
I
 
         Bu yakında insanlığın karşısına, şimdiye dek ona yöneltilmiş en çetin istekle çıkacağımı göz önüne alarak, önce kim olduğumu söylemeyi gerekli buluyorum. Aslında bilinmeliydi bu: “Kimliğimi saklamış” değilim çünkü. Ama ödevimin büyüklüğü ile çağdaşlarımın küçüklüğü arasındaki oransızlık şuradan belli ki, beni işitmediler, görmediler bile. Ben kendime açtığım krediyle yaşıyorum; belki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kişi Nasıl Kendisi Olur?<br />
Çeviren: Can Alkor</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ö</span><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">NSÖZ</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<h1 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: x-small;">I</span></em></span></strong></h1>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Bu yakında insanlığın karşısına, şimdiye dek ona yöneltilmiş en çetin istekle çıkacağımı göz önüne alarak, önce <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kim olduğumu</em> söylemeyi gerekli buluyorum. Aslında bilinmeliydi bu: “Kimliğimi saklamış” değilim çünkü. Ama ödevimin büyüklüğü ile çağdaşlarımın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">küçüklüğü</em> arasındaki oransızlık şuradan belli ki, beni işitmediler, görmediler bile. Ben kendime açtığım krediyle yaşıyorum; belki yaşadığım da bir önyargı yalnızca?&#8230; Yaşamadığıma kendimi inandırmam için, yazları Ober-Engadin’e gelen “aydınlar”dan bir tekiyle konuşmam yeter. Bu koşullar altında, alışkanlıklarımı, içgüdülerimin gururunu aslında ayaklandıran bir ödev düşüyor bana, şunu söylemek düşüyor: <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Dinleyin! Ben falancayım. Başkasıyla karıştırmayın beni herşeyden önce!</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">II</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Örneğin, hiç de umacı değilim ben, bir töre canavarı değilim. Üstelik şimdiye dek erdemli diye saygı gören insan türüne tam karşıt bir yaradılıştayım. Söz aramızda, bana öyle geliyor ki, gururumu asıl okşayan da bu. Feylosof Dionysos’un çömeziyim ben; ermiş olmaktansa, satir olmayı yeğ tutarım. Neyse, bu yazıyı okuyun yeter. Belki de o karşıtlığı güleç, insancıl bir biçim de ortaya koymaktan başka amacı yoktur bu yazının, belki bunu dile getirebilmişimdir. İnsanlığı “düzeltmek”, herhalde <em style="mso-bidi-font-style: normal;">benim</em> vadedeceğim en sonuncu iş olurdu. Yeni putlar dikmiyorum ben; önce eskiler öğrensin, balçıktan ayakları olmak ne demekmiş. Utları (ki benim için “ülküler” demektir.) <em style="mso-bidi-font-style: normal;">devirmek –</em>zanaatım asıl bu benim. İnsanlar ülküsel bir dünya <em style="mso-bidi-font-style: normal;">uydurdukları</em> ölçüde gerçeğin değerini, anlamını, doğruluğunu harcadılar. “Gerçek dünya” ile “görünüşte dünya”, –açıkçası: <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Uydurma </em>dünya ile gerçek&#8230;Ülkü denen <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yalan </em>şimdiye dek gerçeğe bir ilenmeydi; bu yolla insanlık en derin içgüdülerine dek aldatıldı, yalana boğuldu; yükselişinin, geleceğinin, gelecek üstüne yüce <em style="mso-bidi-font-style: normal;">hakkının</em> güvenceleri saydığı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ters</em> değerlere taptı giderek.</span></p>
<p><span id="more-598"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">III</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Yazılarımın havasını soluyabilen, bunun bir yüksek yer havası, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sert</em> bir hava olduğunu bilir. O hava için yaratılmış olmalı insan, yoksa oldukça büyüktür üşütme tehlikesi. Bu yakındır, yalnızlık yaman, –ama herşey nasıl durgun, ışık içinde! Nasıl özgür solur insan! Ne çok şeyi <em style="mso-bidi-font-style: normal;">aşağılarda</em> bırakmıştır! Felsefe, bugüne dek anladığım, yaşadığım gibisi, yüksek dağda, buz içinde gönüllü yaşamaktır, –varlıkta yabancı, sorunsal olanı, şimdiye dek töre’nin yargıladığı herşeyi arayıştır. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Yasaklar</em> içinde böylesine uzun bir gezginlikten edindiğim görgümle, bugüne dek yapılan töreleştirmenin, ülküleştirmenin nedenlerini, istediğinden başka türlü görmeyi öğrendim. Feylosofların <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gizli öyküsü</em>, taktıkları büyük adların psikolojisi aydınlığa çıktı benim için. Bir kafa ne denli doğruya <em style="mso-bidi-font-style: normal;">dayanabilir</em>, ne denli doğruyu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">göze alabilir?</em> Benim için gitgide asıl değer ölçüsü bu oldu. Yanılgı (ülküye inanç) körlük değildir, yanılgı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">korkaklıktır&#8230;</em><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"> </strong>Bilgide her kazanç, ileriye atılan her adım yüreklilikten gelir, kendi kendine karşı sertlikten, dürüstlükten gelir&#8230; Ülküleri çürütmüyorum ben, onların önünde eldiven giyiyorum yalnız&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Nitimur in vetitum.</em><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"> </strong>Felsefem bu parolayla üstün gelecek birgün; çünkü şimdiye dek, kural olarak, yalnız doğruları yasakladılar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">IV</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yazılarım içinde <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Zerdüşt</em>’ün ayrı bir yeri vardır. Onunla, insanlığa şimdiye dek verilen en büyük armağanı sundum. Bin yılları aşan sesiyle Zerdüşt yazılmış en yüce kitap, gerçekten yüksekler kitabı olduğu gibi –insan denen olguyu uçurumlar boyu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">aşağısında </em>bırakmıştır– hem de kitapların <em style="mso-bidi-font-style: normal;">en derini, </em>doğrunun en derin hazinesinden doğmuş olanıdır; bir tükenmez kuyudur, içine daldırılan kova ancak altın dolu, iyilik dolu olarak çıkar. Burada konuşan ne bir yalvaçtır, ne de din kurucusu denen o güç istemi ve hastalık kırmasıdır. Onun bilgeliğini anlarken acınacak bir yanılmaya düşmemek için, herşeyden önce bu sesi, ağzından çıkan bu durgun, mutlu sesi <em style="mso-bidi-font-style: normal;">duymak</em> gerekir! “Fısıldanan sözlerdir fırtınayı getiren; güvercin ayaklarıyla gelen düşünceler yönetir dünyayı– ”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>İncirler dökülüyor ağaçlarından, olgun, tatlı incirler&#8230; Düşerken soyuluyor kızıl kabukları. Olgun inciler için bir kuzey yeliyim ben.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Bu öğretiler de incirler örneği düşüyor önünüze, dostlarım: Haydi ballarını emin, yiyin tatlı etlerini! İşte güz çevremizde, duru gök ve öğle sonu–</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Bağnaz biri değil burada konuşan; vaaz verilmiyor, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">inanç</em> istenmiyor burada. Sonsuz bir ışık bolluğundan, mutluluk derinliğinden düşüyor sözcükler damla damla, –bir nazlı yavaşlıktır bu konuşmaların tempo’su. Bu gibi şeyler ancak en seçkinlerin kulağına ulaşır; burada dinleyici olabilmek eşsiz bir ayrıcalıktır; her babayiğidin harcı değildir Zerdüşt’ü duyabilmek&#8230; Zerdüşt bu yönleriyle bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">baştan çıkarıcı</em> olmuyor mu? Öyleyse dinleyin, kendisi ilk kez yalnızlığına geri dönerken ne diyor&#8230; Onun yerinde başka bir “bilge”nin, bir “ermiş”in, bir “mesih”in, başka bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em>’ın söyleyeceklerine hiç benzemeyen sözler&#8230; Yalnız konuşması değil başka türlü olan, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendisi</em> de başka türlü&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Tek başıma gidiyorum şimdi, ey çömezlerim! Sizler de gidin artık, tek başınıza gidin! Böyle istiyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Benden uzaklaşın, Zerdüşt’ten koruyun kendinizi! Daha da iyisi: Utanın ondan! Belki sizi aldatmıştır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Kendini bilgiye adayan için yalnızca düşmanını sevmek yetmez; dostuna da kin duyabilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Hep öğrenci kalan insan, öğretmenine borcunu kötü ödüyor demektir. Neden benim çelengimi yolmak istemiyorsunuz?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Sayıyorsunuz beni: Ama saygınız <em style="mso-bidi-font-style: normal;">devriliverirse</em> günün birinde? Bir yontunun altında kalmaktan sakının!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Zerdüşt’e inandığınızı mı söylüyorsunuz? Ama ne önemi var Zerdüşt’ün! Bana inananlarsınız, ne önemi var ama tüm inananların!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Daha kendi kendinizi aramamışken beni buldunuz. Böyledir tüm inananlar; inancın değeri azdır bu yüzden.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Şimdi size beni yitirmenizi, kendinizi bulmanızı buyuruyorum; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">hepiniz beni yadsıdığınız gün, </em>ancak o gün geri döneceğim sizlere&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h3 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">Friedrich Nietzsche</span></em></span></h3>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"><br style="page-break-before: always; mso-special-character: line-break;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<h4 style="margin: 72pt 0cm; line-height: 150%; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 13pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bu kusursuz gün –herşey olgunlaşmakta, yalnız üzüm değil altın rengini alan–, bir güneş ışını vurdu yaşamımın üstüne: Geriye baktım, ileriye baktım, hiç bu denli çok, bu denli iyi şeyler görmemiştim bir seferde. Boşuna gömmemişim bugün kırk dördüncü yaşımı; gömemildim, çünkü onun içinde yaşayan şey kurtuldu, ölümsüz oldu. </span></em><span style="font-size: 13pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">“Tüm değerleri yenileyiş”<em style="mso-bidi-font-style: normal;">in ilk kitabı; </em>Zerdüşt’ün Türküleri; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Putların Batışı, çekiçle felsefe yapma denemem, –hepsi de bu yılın, hem de son çeyreğinin armağanları! </em>Nasıl minnet duymazdım yaşamımın bütününe? <em style="mso-bidi-font-style: normal;">İşte böyle kendime yaşamımı anlatıyorum.</em></span></h4>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"><br style="page-break-before: always; mso-special-character: line-break;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">N</span><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">EDEN </span><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">B</span><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">ÖYLE </span><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">B</span><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İLGEYİM</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps;"><em><span style="font-size: small;">I</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yaşamımın talihi, belki de benzersizliği, alınyazısından gelir: Bilmece biçimi söylersek, ben babamla birlikte çoktan ölmüşüm, ama anamla birlikte yaşıyorum, yaşlanıyorum. Bu çifte köken, yaşam merdiveninin bu en üst ve en alt basamaklarından geliş, hem <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em>, hem de başlangıç oluş, –beni belki herkesten ayıran çekimserliğimi, yaşam sorununun bütünü önünde yan tutmazlığımı açıklarsa bunlar açıklar işte. Doğuş ve çöküş belirtilerinin kokusunu benden iyi alan çıkmamıştır, bu konuda en eşsiz öğretmen benim, –ikisini de bilirim, her ikisiyim ben.– Babam otuz altı yaşında ölünce: İnce, sevimli ve sayrıldı; geçip gitmek için doğmuş bir yaratık gibiydi, –yaşamın kendinden çok, bir hoş anısıydı sanki. Onun yaşamının bittiği yaşta benimki de bitmeye yüz tuttu. Otuz altı yaşımda dirim gücümün en alt noktasına vardım, –yaşamasına yaşıyordum, ama üç adım önümü görmeksizin. O zaman (1879) Basel’deki öğretim görevimden ayrıldım; o yazı St. Moritz’de, kışı da –yaşamımın en güneşsiz kışını– Naumburg’da bir gölge gibi geçirdim. En alt noktam buydu işte: “Gezgin ve Gölgesi” bu arada yazıldı. Hiç şüphe yok, biliyordum o sıralar gölge nedir&#8230; Ertesi kış, Cenova’da geçirdiğim kış, aşırı bir kansızlığın ve kas erimesinin nerdeyse gerektirdiği o tatlılık, o özleşme, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Tan Kızıllığı</em>’nı doğurdu. Bu yapıtın yansıttığı dupduru aydınlık, güleçlik, düşünce taşkınlığı, bende yalnız en büyük bünye güçsüzlüğüyle değil, üstelik en aşırı acı duygusuyla da bir arada bulunabilir. Üç gün aralıksız süren bir beyin ağrısıyla kıvranırken, zorlukla salya kusarken, sağlığımın daha iyi olduğu zamanlar düşünmek için yeterince dağcı, yeterince kurnaz, yeterince <em style="mso-bidi-font-style: normal;">duygusuz</em> olmadığım şeyleri eşsiz bir diyalektikçi açıklığıyla görüyor, soğukkanlılıkla düşünüyorum. Diyalektiği –o en ünlü örneğinde, Sokrates örneğinde olduğu gibi– nasıl bir décadence belirtisi saydığımı okuyucularım belki bilirler. –Anlığın bütün hastalıklı halleri, ateş yapınca ardından gelen o yarı uyuşukluk bugüne dek hiç bilmediğim şeylerdir; bunların nasıl şeyler olduğunu, ne denli sık ortaya çıktığını ancak kitaplardan okuyup öğrenebildim. Yavaş dolanır kanım. Ateşimin çıktığını gören olmamıştır. Beni uzun süre sinir hastası olarak tedavi eden bir hekim, sonunda “hayır” demişti, “bozukluk sizin sinirlerinizde değil, sinirli olan benim yalnızca.” Hiç mi hiç <em style="mso-bidi-font-style: normal;">saptanmamış bir yerel yozlaşma olmalı bende. </em>Bünyedeki genel bitkinliğin sonucu olarak sindirim dizgesinin aşırı zayıflığı bir yana, örgensel bir mide hastalığım yoktur. Zaman zaman tehlikeli olup körlüğe yaklaşan göz bozukluğu da kendinden olmayıp, yalnız bir sonuçtur: Yaşama gücümdeki her artışla birlikte, görme gücü de artmıştır yeniden. Uzun, pek uzun yıllar sürmüştür iyileşip toparlanmam; bu süre, ne yazık ki aynı zamanda bir tepreşme, çökme süresi, bir çeşit <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence</em> çevrimidir. Bütün bunlardan sonra <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence</em> konusunda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">görmüş geçirmiş</em> olduğumu söylemem bilmem gerekir mi? Bu konuyu baştanbaşa avucumun içi gibi bilirim. Genellikle bu ince kuyumculuk, bu tutma ve kavrama sanatı, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ayrımları</em> seçebilen bu parmaklar, bu “köşenin ardını görme” psikolojisi, bana özgü daha ne varsa, hepsi de o zaman öğrenilmelidir; gözlem yetisi yanında gözlem örgenlerimin, herşeyimin inceldiği o çağın asıl bağışıdır hepsi. Bir hasta gözüyle daha <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sağlam </em>kavramlara, değerlere bakmak, sonra da tersine <em style="mso-bidi-font-style: normal;">serpilen </em>yaşamın doluluğunu ve kendine güveni içinden aşağıya, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence </em>içgüdüsünün gizli çalışmasına bakmak, –buydu benim en uzun alıştırmam, benim asıl deneyimim. Olduysam bunda usta olmuşumdur. Artık <em style="mso-bidi-font-style: normal;">perspektiflerin yerini değiştirmek</em> elimde benim, ellerim yeterli buna: İşte bu yüzdendir ki, “değerleri yenileyiş” gelirse anca benim elimden gelir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><em> </em></span></span></strong></h2>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><em> </em></span></span></strong></h2>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">II</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Décadent </span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">oluşum bir yana, bunun tam karşıtıyım da. Kanıtlarımdan biri de şu: Kötü durumlarda içgüdümle hep <em style="mso-bidi-font-style: normal;">doğru</em> kurtuluş yollarını seçmişimdir; gerçek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em> ise hep kendine zararlı yolları seçer. Toptan düşünürsek sağlamdım; bir ayrıklık, bit özel durumdu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em>’lığım. O salt yalnızlığa dayanmak için, alışılmış koşullardan çözülüp kopmak için bulduğum güç, kendime baktırmamak, işimi gördürmemek, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">hekim elinde kalmak</em> için kendimi zorlayışım, –hepsi bana en başta gereken şeyi o zamanlar içgüdümle kesin ve apaçık bildiğimi gösteriyor. Kendim ele aldım kendimi, yeniden iyileştirdim. Bunun koşulu ise fizyologların da doğrulayacağı gibi –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">insanın aslında sağlam olmasıdır: </em>Örnek bir sayrıl yaradılış iyileşemez, hele kendi kendini hiç iyileştiremez; tersine, örnek bir sağlamda hastalık, yaşamak, daha çok yaşamak için etkili bir uyarıcı bile olabilir. Gerçekten de uzun hastalık dönemi şimdi bana böyle görünüyor: Yaşamı, onunla birlikte kendimi de, yeni baştan buldum. Tüm iyi şeyleri, küçük de olsalar, başkalarının kolay kolay tadamayacağı gibi tattım; sağlık istemimden, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaşam</em> istemimden kurdum felsefemi&#8230; Hele bir düşünün: Dirim gücümün en düşük olduğu yıllardır kötümserlikten <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kurtuluşum. </em>Kendimi yeniden toparlama içgüdüsü o yoksulluk, yılgınlık felsefesini yasaklamıştı bana&#8230; Ayrıca <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yetkinlik</em> dediğimiz aslında nereden anlaşılır? Yetkin insan duyularımıza hoş gelir; her sert, hem körpe, hem de güzel kokulu bir odundan yontulmuştur. Kendine yarayan şeyden tat alır yalnız; yarama sınırı aşıldığı an tat alması da, hoşlanması da biter. Zararlı bir şeyin ilacı nedir kestirir; kötü rastlantıları kendi çıkarına kullanmasını bilir; onu öldürmeyen şey daha da güçlü kılar. Gördüğü, işittiği, yaşadığı herşeyden kendi <em style="mso-bidi-font-style: normal;">payını </em>çıkarır içgüdüsüyle: Ayıklayıcı bir ilkedir, pek çok şeyi</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">geri çevirir. İster kitaplarla, ister insanlarla ya da yörelerle olsun, hep <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendi</em> çevresindedir: <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Seçtiğini, sizin verdiğini, güvendiğini</em> onurlandırır. Her türlü uyarıma karşı yavaşlıkla, uzun bir kollamanın, istenmiş bir gururun içinde yer ettirdiği o yavaşlıkla tepki gösterir. Yaklaşan uyarımı önce gözden geçirir; onu karşılamayı düşünmez bile. Hem kendi kendisiyle hem başkalarıyla başeder; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">unutmasını </em>bilir. Öylesine güçlüdür ki, herşey onun iyiliğine çalışır. –Sözün kısası, bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em>’ın karşıtıyım ben: Çünkü deminden beri <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendimi </em>betimliyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">III</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bu çifte deneyimler dizisi, görünüşte karşıt olan dünyalara kapımın böylesine açık oluşu, bende her bakımdan kendini gösterir, –kendimin ikiziyim ben. Birinci yüzümden başka, bir de “ikinci” yüzüm var, belki de bir üçüncüsü var daha&#8230; Yalnız yerel, yalnız ulusal perspektiflerin ötesine bakma yetisi daha başta soyumdan geçmiş bana; “iyi bir Avrupalı” olmam için hiçbir çaba istemez. Öte yandan, belki de şimdiki Almanların, salt devlet yurttaşı Almanların olabileceğinden çok daha Almanım, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">siyasa dışı</em> sonuncu Almanım ben. Oysa atalarım Polonya soylularındandı: Bir sürü ırk içgüdüsü, bu arada belki de o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">liberum veto</em> bile oradan geçmedir kanıma. Yolda giderken kaç kez, hem de Polonyalıların, benimle Polonyalı diye konuştuklarını, ne denli az Alman sayıldığımı düşününce, hepten <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kırma </em>Almanlardan olduğum sanılabilirdi. Ama annem Franziska Oehler ve babaannem Erdmuthe Krause şüphesiz tam birer Almandılar. Bu sonuncusu gençliğini eski iyi Weimar’da geçirmiş, Goethe çevresiyle ilişkiler kurmuştu. Königsberg’de tanrıbilim profesörü olan kardeşi Krause, Herder’in ölümünde kiliseler genel yöneticisi olarak Weimar’a çağrıldı. Anasının, yani büyük ninemin, “Muthgen” adı altında genç Goethe’nin günlüğünde geçmesi olmayacak iş değildir. İkinci kez Eilenburg’da kilise yöneticisi Nietzsche ile evlendi. O büyük savaş yılı 1813’de, Napoléon’un karargâhıyla birlikte Eilenburg’a girdiği 10 Ekim günü doğum yaptı. Saksonyalı olarak Napoléon’un büyük hayranlarındandı; belki ona çekmişimdir ben de. Röcken bölgesinin papazlığına geçmeden önce, birkaç yıl Altenburg şatosunda kalmış, orada dört prensesi yetiştirmişti. Öğrencilerin Hannover Kraliçesi, Prenses Konstantin, Oldenburg Düşesi ve Prenses Therese von Sachsen-Altenburg’du. Kendisini papazlık görevine getiren Prusya Kralı Dördüncü Friedrich Wilhelm’e derin bir saygıyla bağlıydı; 1848 olayları son derece üzmüştü onu. Ben adı geçen kralın doğum gününde, 15 ekimde doğdum; adımı yakışık alacağı üzere, Hohenzollern adları olan Friedrich Wilhelm koydular. Doğmak için bu günü seçişimin en azından şu yararı oldu: Çocukluğum boyunca doğum günüm hep bayram günüydü. –Böyle bir babam olmasını büyük bir ayrıcalık sayıyorum; üstelik bana öyle geliyor ki, yaşamın, yaşama o büyük “evet” deyişin dışında, ayrıcalık olarak başka neyim varsa, hepsi de bununla açıklanabilir. En başta, yüksek, ince şeylerle dolu bir dünyaya istemeksizin girmek için biraz beklemem yeter, ayrıca niyet etmem gerekmez: Orada evimdeyim ben; en derin tutkularımın ancak orada açığa çıkar. Bu ayrıcalığın bedelini nerdeyse yaşamımla ödemiş olmama gelince, bu da hiç şüphe yok haksız bir alışveriş değildir. –Zerdüşt’ümden az da olsa, birşey anlamak için, belki de benim gibi yaratılmış olmalı insan, –yaşamın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ötesinde </em>olmalı bir ayağıyla&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">IV</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Kendime düşman kazanmayı, çok önemli saydığım durumlarda bile, bir türlü beceremedim; bunu da bir tanecik babama borçluyum. Hıristiyanlığa ne denli aykırı görünürse görünsün, kendimi de kendime düşman etmiş değilim üstelik. Yaşamımı baştanbaşa karıştırın, pek seyrek görürsünüz bana karşı birinin körü niyet beslediğini, olsa olsa bunun birkaç izini görürsünüz, –buna karşılık, belki de biraz çokça <em style="mso-bidi-font-style: normal;">iyi niyet</em> izleri kalmıştır&#8230; Herkesin kötü deneyim geçirmiş olduğu kimselerle deneyimlerim bile, bu kimselerden yanadır; ben her ayıyı evcilleştiririm, doğru yola getiririm soytarıları. Basel lisesinin son sınıfında Yunanca öğrettiğim yedi yıl boyunca bir kez bile ceza verecek bir durumla karşılaşmadım. En tembeller çalışkan olmuştu bende. Rastlantıyla her zaman başa çıkabilirim; hazırlıksız olmalıyım, kendi kendim olmam için. “İnsan” denen çalgı nasıl bir çalgı olursa olsun, nasıl uyumlanırsa uyumlansın, ondan dinlenebilir birşeyler çıkaramazsam, hastayım demektir. Kendilerini hiç böyle işitmediklerini kaç kez duymuşumdur o “çalgı”lardan. Belki de en güzel örnek, erken ölümünü bağışlayamadığım Heinrich von Stein’dır. Bir seferinde, özenle iznimi aldıktan sonra, üç günlüğüne kalkıp Sils-Maria’ya gelmiş, Engadin’i görmek için gelmediği de herkese açıklamıştı. Prusyalı genç bir soylunun bütün taşkın toyluğuyla Wagner batağına –üstelik Dühring’inkine de– batmış olan bu değerli insan, üç günde bir özgürlük fırtınasıyla değişivermiş, birden kanatları çıkan ve <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendi </em>yükseklerine varan biri olmuştu. Ona hep yukarılardaki iyi havanın herkese böyle geldiğini, Bayreuth’dan 6000 ayak yüksekte yaşamanın boşuna olmadığını söylüyordum, –ama bana inanmak istemiyordu&#8230; Gene de küçük, büyük bir sürü kötülük yapılmışsa bana, bunun nedeni “istem” değildir, kötü niyet hiç değildir; yukarda da değindiğim gibi, asıl iyi niyetten yakınmalıyım: Az altüst etmedi yaşamımı. Görüp geçirdiklerim, genel olarak o “bencil” olmayan dürtüler denen şeylere, o sözle ve işle yardıma hazır “iyilikseverliğe” karşı güvensizlik duymak hakkını veriyor bana. Bunlar gerçekte güçsüzlüktü, uyarımlara karşı direnç yeteneksizliğinin özel durumlarıdır benim için; yalnız <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em>’lar için bir erdemdir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">acıma</em>. Acıyanları kınamsıyorum, çünkü utanmayı, saygıyı, insanları ayıran aralıkları sezme duygusunu kolayca yitirirler; çünkü acıma bir anda o ayaktakımı kokusunu belli eder, görgüsüz davranışlara öyle benzer ki ayırdedilemez, –çünkü acıyan eller kimi zaman nerdeyse yok edercesine bir büyük alınyazısının, yaralarla dolu bir yalnızlığın, bir ağır suç işleme <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ayrıcalığının </em>içine karışabilirler. Acımanın aşılmasını <em style="mso-bidi-font-style: normal;">soylu</em> erdemlerden sayıyorum: “Zerdüşt’ün sınanması”nı göstermek istediğim parçada, bir büyük imdat çığlığı gelir ona dek, üstüne çullanır sonuncu bir günah gibi, onu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendi kendinden</em> caydırmak ister. Burada üstün gelmek, burada ödevinin <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yüksekliğini</em>, sözde bencil olmayan eylemlerin içindeki aşağılık ve kısa görüşlü dürtülerle kirletmemek, işte bir Zerdüşt’ün vereceği sınav, son sınav budur belki de, –onun asıl güçlülük <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kanıtı </em>budur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">V</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bir başka bakımdan da babamın ta kendisiyim, pek erken ölümünden sonra onun sürüp giden yaşamasıyım sanki. Hiçbir zaman kendi dengi arasında yaşamayan ve örneğin “misilleme” kavramına da, “eşit haklar” kavramını da yetersiz bulan herkes gibi, bana karşı küçük ya da <em style="mso-bidi-font-style: normal;">çok büyük </em>bir ahmaklık yapıldığın da, her türlü savunmayı, “özür göstermeyi” yasak ederim kendime. Benim misillemem, elimden geldiğince çabuk, ahmaklığın ardından bir akıllılık yollamaktır, belki de böylelikle onu daha yoldayken yakalayabiliriz. Bir benzetiyle söylersek, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tatsız</em> bir öyküden kurtulmak için, bir kavanoz reçel gönderirim ben&#8230; Hele bana bir kötülük yapsınlar, “karşılığını” veririm, hiç şüpheniz olmasın: Çok geçmeden bir fırsatını bulup, kötülüğü yapana (bazen hem de yaptığı kötülük için) minnetimi gösteririm ya da bir şey isterim ondan; vermekten daha da nazikçe olabilir bu&#8230; Hem bana öyle geliyor ki en kaba söz, en kaba mektup bile susmaktan daha iyi bir iyi yüreklice, daha bir dürüstçedir. Susanlar, hemen her zaman, içten gelen incelikten, nezaketten yoksundurlar; bir itirazdır susku; yutmak zorunlu olarak kötü kılar kişiyi, –mideyi bile bozar, susanların hepsi de sindirim bozukluğu çekerler. –Görüyorsunuz, kabalığın değerini düşürtmek istemiyorum, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">en insanca</em> karşı koyma yoludur o, çıtkırıldım çağımızda en başta gelen erdemlerimizden biridir. İnsan bu iş için yeterince zenginse, haksız olmak bir mutluluktur da. Bir tanrı yeryüzüne inseydi, her ne yapsa haksızlık olurdu, cezayı değil, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">suçu</em> kabullenmek tanrısal olurdu o zaman.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">VI</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Hınç nedir bilmeyişim, hınç konusunda aydınlanışım, –kim bilir bunda da uzun hastalığıma nasıl minnet borçluyum! Bu sorun öyle kolay değildir: İnsan onu hem güç içindeyken, hem de zayıflık içindeyken yaşamış olmalı. Hastalığa karşı genel olarak söylenecek bir şey varsa, o da hasta insanda asıl kurtulma içgüdüsünün, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">korunma ve savunma</em> içgüdüsünün bozulmasıdır. İnsan hiçbir şeyden sıyıramaz kendini, hiçbir şeyle baş edemez, hiçbir şeyi geri çeviremez, –herşey yaralar. İnsanlar, nesneler sırnaşıkça sokulur, yaşantılar pek derinden koyar adama; anı, irin toplayan bir yaradır. Hastanın elinde bir tek büyük ilaç vardır bunlara karşı: <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Rus yazgıcılığı </em>dediğim şey, o başkaldırma bilmez yazgıcılık; bununla Rus askeri sefere artık dayanamaz olunca, karın içine uzanıverir. Bundan böyle hiçbir şeyi kabul etmemek, üstüne almamak, içine almamak, hiçbir tepki göstermemek&#8230; Ölme yürekliliği değildir bu her zaman; yaşam için en tehlikeli koşullar altında yaşamı koruyan bu yazgıcılıktaki büyük sağduyu, metabolizmanın azalmasında, yavaşlamasındandır; bir çeşit kış uykusu istemindendir. Bu mantıkla birkaç adım daha gittik mi, bir gömütün içinde haftalarca Hind fakirine varırız&#8230; Tepki gösterdiğimiz an kendimizi çabucak tüketeceğimiz için, hiç tepki göstermemek: Budur işin mantığı. Hiçbir şey de insanı hınç duyguları gibi çabucak eritip bitirmez. Kızgınlık, hastalıklı alınganlık, öçalmaya güçsüzlük, öç isteği, susuzluğu, her türlü ağu karma, –bunlar bitkin insan için şüphesiz en zararlı tepki çeşitleridir: Sinir gücünün çabucak tükenişi, zararlı salgıların, örneğin midede safranın, hastalıklı bir artışıdır bunların sonucu. Hasta için hınç <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gerçekten</em> yasak olan, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kötü</em> olan şeydir; ne yazık ki en doğal eğilimdir hem de. O derin fizyolog Buda kavramıştı bunu. Hıristiyanlık gibi acınacak şeylerle karıştırmamak gereken bu “din”in etkisi, hıncın yenilmesiyle elele olmuştur: Kendini hınçtan kurtarmak, –iyileşme yolunda ilk adım. “Düşmanlık düşmanlıkla sona ermez; düşmanlık dostlukla sona erer”: Buda öğretisinin başlangıcında bu vardır; böyle konuşan töre değildir, fizyolojidir. Zayıflıktan doğan hıncın zararı zayıfın kendine dokunur en çok, –tersine başlangıçta yaradılış zenginse, o zaman da <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gereksiz</em> bir duygudur; onu alt edebilmek zenginliğin kanıtıdır nerdeyse. Felsefemin öç ve hınç duygularıyla, “özgür istem” öğretisine varıncaya dek tutuştuğu kavgada nasıl hiç şakası olmadığını bilenler, –Hıristiyanlıkla kavgam bunun özel durumudur yalnızca– neden tam burada kişisel tutumumu, içgüdümün uygulamada şaşmazlığını ortaya koyduğumu anlayacaklardır. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Décadence </em>çağımda onları kendime zararlı diye <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yasaklamıştım; </em>yaşamım yeniden yeterince zengin ve gururlu olur olmaz, bu sefer de aşağımda kaldıkları için yasakladım. Sözünü ettiğim o “Rus yazgıcılığı” rastlantıyla bir kez içine düştüğüm dayanılmaz durumlara, yerlere, evlere, topluluklara yıllar boyu katlanabilmemde kendini gösterdi; onları değiştirmekten, değişebilir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">duymaktan</em>, onlara başkaldırmaktan daha iyiydi böylesi&#8230; Beni bu yazgıcılık içinden sarsıp zorla uyandıranı, o sıralar can düşmanım sayıyordum; gerçekten de ölüm tehlikesi vardı bunda her sefer. Kendini bir yazgı saymak, kendini “başka türlü” istememek, –işte böyle durumlarda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sağduyu’</em>un ta kendisi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">VII</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Savaşa gelince, o başka şeydir. Yaradılışımdan savaşçıyım ben. İçgüdüdür bende saldırmak. Düşman <em style="mso-bidi-font-style: normal;">olabilmek</em>, düşman olmak, –bunun için güçlü bir yaradılış gereklidir belki de; en azından, her güçlü yaradılışta zorunlu olarak bulunur bu. Direnme gerektir karşısında; dolayısıyla direnç <em style="mso-bidi-font-style: normal;">arar: </em>Öç ve hınç duyguları zayıflıktan nasıl ayrılmazsa, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">saldırganlık </em>tutkusu da öyle ayrılamaz güçten. Örneğin kadın öç güdücüdür; başkasının acısına karşı duyarlığı gibi, bu da zayıflığından gelir. –Saldıranın gücü için, kendine gerekli gördüğü düşman bir çeşit <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ölçüdür</em>; her artış kendini yaman bir düşman, yaman bir sorun aramakla belli eder: Savaşçı bir feylosof, sorunları da ikili kavgaya çağırır çünkü. Burada insana düşen genellikle dirençleri yenmek değil, bütün gücünü, esnekliğini, silah kullanmaktaki bütün ustalığını ortaya koyacağı dirençleri, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">denk</em> düşmanları yenmektir&#8230; Düşman önünde eşitlik, –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">erkekçe </em>bir ikili kavganın ön koşulu. İnsan küçümsediği yerde savaşamaz da; buyurduğu, birşeyi aşağısında gördüğü yerde savaşmamalı hiç. –Savaşçılık mesleğim dört ilkede toplanabilir. Birincisi: Yalnız üstün gelmiş şeylere saldırırım, gerekirse üstün gelmelerini beklerim. İkincisi: Hiçbir bağlaşık bulmayacağım, tek başıma kalacağım ve yalnız kendi adımı tehlikeye atacağım şeylere saldırırım&#8230; Tehlikeye atmayan bir tek çıkış yapmadım kamu önünde; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">benim</em> mihenk taşım budur doğru davranış için. Üçüncüsü: Kişilere saldırmam hiç; onları genel, ama usul usul yayılan ve yakalanması güç bir tehlike durumunu görünür kılmak için bir büyüteç gibi kullanırım. Böyle saldırdım David Strauss’a daha doğrusu, tiritleşmiş bir kitabın Alman “ekin”indeki <em style="mso-bidi-font-style: normal;">başarısına,</em> –bu arada suçüstü yakaladım o ekini. Böyle saldırdım Wagner’e, daha doğrusu, incelmişlere verimlileri, gecikmişlerle büyükleri karıştıran “ekin”imizin yalanlığına, içgüdü melezliğine. Dördüncüsü: Altında hiçbir kişisel anlaşmazlık yatmayan, geçmişinde kötü deneyimler bulunmayan şeylere saldırırım yalnızca. Tersine, saldırmak benim için iyilikseverliğimin, bazen de minnetimin kanıtıdır. Adımı birşeye, bir kişiye bağlamakla onu saydığımı, seçip üstün tuttuğumu göstermiş olurum: Yanında ya da karşısında, –bu bakımdan benim işimdir; çünkü o yönden hiçbir yıkımla, hiçbir engelle karşılaşmadım. En koyu Hıristiyanlar benden hiç esirgememişlerdir sevgilerini. Hıristiyanlığın amansız düşmanı olan ben, binlerce yıllık alınyazısı yüzünden tek tek kişilere hınç beslemekten uzağım.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">VIII</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h4 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>İnsanlarla alışverişimde bana zorluk çıkarmayan son bir huyuma kısaca değinebilir miyim? Arıklık içgüdüsünün hepten korkunç bir duyarlığı vergidir bana, öyle ki her ruhun dolaylarını, dolayları ne kelime, ta içini, ciğerini görür gibi sezerim, koklarım&#8230; Bu duyarlık benim için psikolojik bir duyargadır; bununla her gize dokunur, yakalarım onu. Kimi yaradılışın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">derinlerinde yatan</em>, belki de kötü kanın gerektirdiği, ama üstü eğitimle sıvanmış bir sürü pisliği hemen ilk dokunuşta fark ediveririm. Doğru gözlemişsem, arıklığıma zararlı bu gibi yaradılışlar da, kendi paylarına, benim iğrenip sakınışımı sezerler; böylelikle daha güzel kokulu olmazlar ya&#8230; Bir kez böyle alışmışım, –kendime karşı aşırı bir açıklık temel koşuludur varoluşumun, arık olmayan çevrede yaşayamam–, sanki suda, dupduru, pırıl pırıl bir sıvıda yüzerim, yıkanırım, oynarım aralıksız. Bu yüzden insanlarla alışverişim hiç de kolay bir sabır sınavı değildir; benim insan sevgim, başkasının duygusunu paylaşmakta <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değil, </em>paylaştığım duyguya <em style="mso-bidi-font-style: normal;">katlanabilmektir.</em> Benim insan sevgim sürekli bir kendimi yeniştir. Ama ben <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yalnızlık</em> olmadan edemem; yalnızlık, yani iyileşme, kendine dönüş, özgür, hafif, esinen bir havayı solumak&#8230; Zerdüşt’üm baştanbaşa yalnızlığa ya da beni anladıysanız, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">arıklığa</em> bir dithyrambos’tur&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Arık deliliğe</em> değil neyse ki&#8230; Gözü renk görebilen, “elmastan” der onun için. İnsandan, ayaktakımından <em style="mso-bidi-font-style: normal;">iğrenme</em> benim en büyük tehlikem oldu hep. Zerdüşt’ün bu iğrenmeden <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kurtuluşa</em> anlatan sözlerini duymak ister misiniz?</span></span></h4>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Bana ne oldu böyle? İğrenmeden nasıl kurtuldum? Kim gözümü gençleştiren? Nasıl uçtum, ayaktakımının artık çeşmeler başında oturmadığı yükseklere?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>İğrenmem kendisi mi kanatlar yarattı, pınarlar sezen güçler yarattı bana? Gerçekten o tadınç pınarını yeniden bulmak için en yükseklere uçmam gerekti!–</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Buldum onu, kardeşlerim! Burada, en yükseklerde kaynıyor o tadınç pınarı benim için! Ve ayaktakımının birlikte içmediği bir yaşam var burada!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Nerdeyse pek zorlu akıyorsun bana, tadınç pınarı! Çoğu zaman tasımı doldurmak isterken, yine boşaltıyorsun.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Sana alçakgönüllü yaklaşmayı öğrenmeliyim daha: Pek zorlu akıyor sana doğru yüreğim, –yüreğim, üzerinde bir yaz yanan, kısa, kızgın, karasevdalı, mutluluk taşan bir yaz. Nasıl da susamış “yaz yüreğim” senin serinliğine!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Geçti artık baharımın ağırdan üzüntüsü! Geçti artık haziranda lapa lapa karları hayınlığımın! Yaz oldum hepten, yaz öğlesi oldum,–</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>En yükseklerde bir yaz, o soğuk pınarlarla, o mutlu sessizlikle: Gelin dostlar, sessizlik daha da mutlu olsun!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bizim</span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> yüksekliğimiz, bizim yurdumuz çünkü bu: Pek yüksek, pek sarp yerde oturuyoruz arık olmayanlar için, susuzlukları için. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Dostlarım bir bakın tadıncımın pınarına arık gözlerinizle! Hiç bulanır mı bu yüzden? Arıklığıyla karşılık versin gülüşünüze.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gelecek ağacına kuruyoruz yuvamızı; gagalarıyla azık getirmeli kartallar biz yalnızlara!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gerçekten, arık olmayanları ağırlamak için değil burası! Bizim mutluluğumuz biz buz mağarası gibi delirdi onların bedenlerine, tinlerine!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Biz onların üzerinde sert yeller gibi yaşamak istiyoruz, kartallara komşu, karlara komşu, güneşe komşu: Böyle yaşar sert yeller.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ve birgün yeller gibi aralarında esmek, soluğumla soluklarını kesmek istiyorum: Geleceğim böyle istiyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gerçekten, sert bir yeldir Zerdüşt alçaltılar için; şu öğüdü verir düşmanlarına, tüküren, balgam atan kim varsa hepsine: Yele karşı tükürmekten sakının!&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">N</span><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">EDEN </span><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">B</span><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">ÖYLE </span><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">A</span><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">KILLIYIM</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-variant: small-caps;"><em><span style="font-size: small;">I</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<h4 style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;">Neden <em style="mso-bidi-font-style: normal;">biraz daha çok </em>biliyorum? Genellikle, neden böyle akıllıyım? Sözde sorunlar üstüne hiç düşünmedim, –harcamadım kendimi. Örneğin, asıl <em style="mso-bidi-font-style: normal;">dinsel</em> güçlükler başımdan geçmiş değil. Neden “günahkâr” olmam gerektiğini anlayamadım bir türlü. Bunun gibi, pişmanlık acısını tanımak için güvenilir bir ölçü yok elimde: <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Kulağıma çalınanlara </em>bakılırsa, pişmanlık acısı hiç de üzerinde durulmaya değer bir şey olmasa gerek&#8230; Bir eylemi, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">iş işten geçince </em>bir de kendi başına bırakmak istemezdim; işin kötü bitişini, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sonuçlarını </em>kural olarak değer sorunu dışında bırakmayı yeğ tutardım. Bir iş kötü bitti<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>mi, insan yaptığını <em style="mso-bidi-font-style: normal;">doğru</em> değerlendiremez olur kolayca. Bana kalırsa, pişmanlık acısı bir çeşit <em style="mso-bidi-font-style: normal;">“kemgöz”</em>dür. Başarıya varamayan birşeyi, başarıya <em style="mso-bidi-font-style: normal;">varmadığı</em> için bir kat daha saygın tutmak, –bu daha bir uygundur benim töreme.– “Tanrı”, “ruhun ölmezliği”, “kurtuluş”, “öte dünya”, daha çocukken bile ne dikkatimi, ne de vaktimi verdiğim kavramlar hepsi, –belki de bunlar için yeterince çocuksu olmadım hiç? Benim için bir sonuç değildir tanrısızlık, hele olay hiç değildir; içgüdümden gelir düpedüz. Biraz çokça meraklıyım ben, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sorunlarla doluyum</em>, kendimi beğenmişim: üstünkörü bir yanıt, bir kalabalıktır, –aslına bakarsanız, üstünkörü bir yasaktan başka bir şey değildir bizlere: Düşünmeyeceksiniz!&#8230; “İnsanlığın selâmeti” için o tanrıbilimci antikalıklarının hepsinden çok daha önemli bir sorun var ki, beni daha başka türlü ilgilendirir: <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Beslenme</em> sorunu. Günlük uygulamada şu kılığa girer sorun: “Sen <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sen </em>olarak asıl beslenmelisin ki, gücünün, erdeminin– Uyanış çağında (Renaissance) anlaşıldığı gibi, düzmece sofuluk katışmamış erdeminin doruğuna varabilesin?” Benim bu konuda başımdan geçenler olabildiğince kötüdür; bu soruyu nasıl olup da böyle geç duyduğuma, görüp geçirdiklerimden nasıl böyle geç “uslandığıma” şaşıyorum. Neden tam da bu bakımdan bir ermişe yakışırcasına geri kaldığımı, açıklarsa Alman ekinimizin hepten işe yaramazlığı– “ülkücülüğü– açıklar biraz olsun. Bu ekin hepten şüpheli amaçlar, o sözde “ülküler” –örneğin klasik etkin– ardından koşmak için, daha işin başında <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gerçekleri</em> gözden kaçırmayı öğretir, –sanki “klasik” ve “Alman” kavramlarının uzlaşmazlığı daha baştan besbelli değilmiş gibi! Dahası var, insanı güldürür de bu –hele bir “klasik eğitimden geçmiş” Leipzigli getirin<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>gözünüzün önüne! –Gerçekten, ta olgun çağıma dek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kötü</em> yemek yedim hep, törel deyimiyle “kişiliksiz”, “kendimi düşünmeden”, “özgeci” olarak, aşçıların ve öbür dindaşların yararına yemek yedim. Schopenhauer’i yeni yeni incelemeye başlamışken (1865), bir yandan da Leipzig yemeklerini yemekle “yaşama istemi” mi iyiden iyiye yadsıyorum. Yetersiz beslenip üstelik bir de mideyi bozmak&#8230; Leipzig aşçıları bu sorunu şaşılacak bir başarıyla çözmüşlerdir sanırım. (Duyduğuma göre, 1866 yılı birtakım değişmeler getirmiş bu alanda). Ya genel olarak Alman mutfağı, –onun kabahatleri sayılmakla biter mi hiç! Yemeklerden önce çorba –16. yüzyıl Venedik yemek kitaplarında bile <em style="mso-bidi-font-style: normal;">alla tedesca</em> dedikleri–, fazla pişmiş etler, yağlı, unlu sebzeler; mideyi bastırmak için o ağır hamur işleri! Bunlara bir de yaşlı Almanların –yalnız <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaşlıların </em>değil ya– o gerçekten hayvanca yemek üstüne içme alışkanlıklarını da katarsanız, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Alman düşüncesinin </em>nereden çıktığını anlarsınız: Bozuk bağırsaklardan&#8230; Almanlarınkiyle –Fransızlarınkiyle de– karşılaştırılınca bir çeşit “doğaya dönüş”, yani yamyamlığa dönüş olan İngiliz beslenme düzeni de iyice aykırıdır benim içgüdülerime; sanırım, hantallaştırır düşüncenin ayaklarını, –İngiliz kadınlarının ayakları gibi&#8230; En iyi mutfak <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Piemonte</em>’ninkidir. –Alkollü içkiler dokunur bana; günde bir bardak şarap ya da bira yaşamı bana cehennem etmeye yeter, –benim karşıtlarımsa Münih’de yaşıyor. Bunu biraz geç kavradım, kabul; ama <em style="mso-bidi-font-style: normal;">denemesini</em> küçük yaştan beri yapmışımdır. Daha çocukken, şarap içmenin de tütün gibi önceleri gençlerin bir gösteriş merakı, sonraları da kötü bir alışkanlık olduğuna inanırdım. Belki de bu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sertçe </em>yargıda Naumburg şarabının da suçu vardır. Şarabın keyif verdiğine inanmak için Hıristiyan olmalıydım, yani benim için tam saçmalık olan şeye inanmalıydım. İşin şaşılacak yanı, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">az</em> içkinin, bir de sert değilse, alabildiğine keyfimi kaçırmasına karşılık, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">çok</em> içmeye karşı bir deniz kurdu gibi dayanıklı oluşumdur. Daha çocukken göstermişimdir bu konuda yürekliliğimi. Saygıdeğer Schulpforta’da öğrenciyken kalemimde örneğim Sallustius’un tokluğuna, yoğunluğuna erişme tutkusuyla, uzun<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Latince ödevimi geceleyerek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bir</em> oturuşta yazmak ve temize çekmek, sonra da Latincemi ağır çaplı birkaç grog’la sulamak, bütün bunlar saygıdeğer Schulpforta’ya hiç yaraşmasa bile, hem benim bünyeme, hem de Sallustius’unkine vızgelirdi. Sonraları, orta yaşlılığıma doğru, her türlü ispirtolu içkiye karşı gitgide daha kesin cephe aldım. Ben et yememeyi de kendimde denemiş, sonra beni doğru yola getiren Wagner gibi düşman kesilmiştim ona; ama düşünceye dönük tüm yaradılışlara, alkollü içkilerden hepten uzak durmalarını ne denli salık versem gene azdır. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Su</em> ne güne duruyor. Su almak için bol bol çeşmesi bulunan yerleri yeğ tutarım (Nice, Torino, Sils); bir bardak içki beni canımdan bezdirir. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">In vino veritas</em> derler: Sanırım ki burada da “doğru” kavramı üstüne herkesle çatışıyorum, –bende Tin suların üzerinde dolanır&#8230; Kurallarımdan birkaçını daha çıtlatayım: Bol bir yemek az yemekten daha kolay sindirilir. İyi bir sindirimin ilk koşulu, midenin bütünüyle çalışmasıdır. Midesinin büyüklüğünü bilmeli insan. Gene bu yüzden, tabldotlarda yenen ve benim aralıklı kurban törenleri dediğim o bitmek tükenmek bilmez yemeklerden sakınmalıdır. –Aralarda hiçbir şey yememeli, kahve içmemeli: kahve kasvet verir. Çay yalnız sabahları yarar; az, ama koyu olmalı: Gerekenden bir damlacık açık olsa, çok dokunur, bütün gün kırıklık yapar. Herkesin kendine göre bir kararı vardır bunda; sınırları dar, belirlenmesi güçtür. Sinir yıpratıcı bir iklimde çayla başlanması salık verilmez; bir saat öncesinden geldiğince az oturmalı; açık havada, yürürken doğmayan, kasların da birlikte şenlik yapmadığı hiçbir düşünceye güvenmemeli. Önyargıların hepsi bağırsaklardan gelir. –Bir kez daha söylemiştim, Kutsal Tine karşı işlenen asıl günah kaba etlerdir.–</span></span></h4>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">II</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Yer ve iklim</em> sorunu yakından bağlıdır beslenme sorununa. Her yerde yaşamak kimsenin harcı değildir. Bir kimseye bütün gücünü gerektiren büyük ödevler düşüyorsa, burada seçim alanı üstelik çok dardır. İklimin <em style="mso-bidi-font-style: normal;">metabolizma </em>üzerine, onun ağırlaşmasına, hızlanmasına etkisi öyle büyüktür ki, yer ve iklim konusunda atılacak yanlış yanlış bir adım bir kimseyi yalnızca ödevinden uzaklaştırmakla kalmaz, onu daha baştan alıkoyabilir de: Yüzünü bile görmez ödevin. Hayvansal <em style="mso-bidi-font-style: normal;">dirim gücü</em> ondan hiç yetesiye büyük olmamıştır ki, insana “bunu yalnız ben yapabilirim” dedirten bir özgürlük, benliğini ağzına dek doldursun&#8230; Bir bağırsak tembelliği, küçücük de olsa, bir kez kötü alışkanlık durumuna geldi mi, bir dehayı orta değerde biri, “Almanımsı” bir şey yapmaya yeter; tek başına Almanya iklimi bile, yiğitçe dayanacak sağlamlıkta bağırsakları yıldırmaya yeterlidir. Metabolizmanın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">hızı</em>, düşünce <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ayaklarının</em> çevikliğiyle doğru orantılıdır; bir tür metabolizmadır “düşünce”nin kendisi de. Şimdiye dek kafalı insanların yaşadığı, nüktenin, incelmenin, hayınlığın mutluluktan ayrılmaz sayıldığı, dehanın nerdeyse zorunlu olarak yurt edindiği yerleri bir yan yana koyun: Hepsinin eşsiz kuru bir havası vardır. Paris, Provence, Floransa, Kudüs, Atina, –bu adlar da kanıtlıyor ki, deha kuru havaya, duru göğe, yani metabolizma çabukluğuna, hiç durmadan ve çok büyük ölçüde erke bütünlemesi yapma olanağına bağlıdır. Önümde örneği var; özgür yaratılmış, değerli, kafalı biri, tek iklim konusunda içgüdü inceliği olmaması yüzünden dar kafalı bir uzman, köşesine sinmiş, hırçın biri olup çıktı. Hastalığım beni sağduyulu olmaya, gerçekteki sağduyu üstünde düşünmeye zorlamasaydı, benim sonum da bundan başka türlü olmazdı. Şimdi iklim ve hava etkilerini, uzun bir alıştırma sonucu, kendimde pek duyar, güvenilir bir aygıtta okur gibi okuyor, örneğin Torino’dan Milano’ya kısa bir yolculuk sırasında havanın nemlilik derecesinde değişikliği bedenimde ölçüyorum da, son on yılı dışında yaşamımın, tehlikeli yıllarımın hep benim için yanlış, kesin olarak <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yasaklanmış</em> yerlerde geçtiğini düşününce tüylerim ürperiyor. Naumburg, Schulpforta, genellikle Thüringen, Leipzig, Basel, Venedik, –hepsi de bünyem için birer yıkım olan yerler. Daha genel olarak, bütün çocukluğumdan, gençliğimden bir tek iyi anım yoksa, bunu “törel” dedikleri nedenlerle, örneğin <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendime göre</em> bir çevrenin yokluğuyla –ki doğru olduğu su götürmez– açıklamak ahmaklık olurdu: Çünkü aynı yokluğu bugün de çekiyorum; keyfimi kaçırıp beni yıldırmıyor bu. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Fizyoloji</em> konusundaki bilisizliğim, o kahrolası “ülkücülük”, işte asıl bahtsızlığı, gereksiz, aptalca yanı, bana hiçbir yararı dokunmayan, artık giderilmesi, ödeşilmesi olmayan yanı budur yaşamımın. Attığım tüm yanlış adımları, içgüdümün büyük yanılgıları, beni yaşamımın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ödevinden</em> saptıran “alçakgönüllülüklerimi”, örneğin filolog oluşumu hep bu “ülkücülüğün” sonuçları olarak açıklıyorum, –neden hiç değilse hekim, ya da gözlerimi açacak başka bir şey olmadım? Basel’de okuduğum sıralar, bütün düşünce düzenim, bu arada günlük zaman bölümüm, olağanüstü güçlerin hepten anlamsızca kötüye kullanılmasıydı ve bu tüketimi karşılayacak güç kaynağım da yoktu; tüketim ve bütünleme üstüne düşünmüyordum bile. Her türlü ince bencillik, buyuran bir içgüdünün <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gözeticiliği</em> eksikti; kendimi herkesle bir tutmaktı –bu yüzden hiç bağışlamayacağım kendimi. Nerdeyse iş işten geçmek üzereyken, nerdeyse iş işten geçmek üzere olduğu için, yaşamımın bu temel çılgınlığı –“ülkücülük” beni düşündürmeye başladı. Anca <em style="mso-bidi-font-style: normal;">hastalık</em> getirdi aklıma başıma.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">III</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Beslenme konusunda seçmek, yer ve iklim seçmek, –her ne olursa olsun yanılmamak gereken üçüncüsü de <em style="mso-bidi-font-style: normal;">dinlenme yolunu</em> seçmektir. Burada da, bir kafa kendine özgü olduğu ölçüde, yapabileceklerinin, yani kendine <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yararlı</em> olanın sınırı o denli dardır. Her türlü okuma benim için dinlenmeden sayılır; dolayısıyla beni kendimden çekip alan, başka bilimlerde, başka ruhlarda gezmeye çıkaran, artık önemsemediğim şeylerden sayılır. Önemsediğim şeylerin yorgunluğunu alır zaten okumak. Sıkı çalışma dönemlerinde tek kitap göremezsiniz çevremde: bir kimseyi yakınımda konuşturmaktan, giderek düşündürmekten bile sakınırım. Bu da okumak olurdu&#8230; Bilmem dikkat ettiniz mi, gebeliğin düşünceyi ve bütün örgenliği içine attığı o derin gerilim durumunda, rastlantılar, dıştan gelen her uyarım pek yaman etki yapar, pek derinden koyar. Rastlantılardan, dış uyarımlardan elden geldiğince kaçınmalıdır insan; düşünce gebeliğinde içgüdünün yapacağı ilk akıllıca iş, çevresine bir çeşit duvar örmektir. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Yabancı</em> bir düşüncenin gizlice duvardan atlamasına göz yumar mıyım hiç? Bu da okumak olurdu&#8230; Çalışma ve doğurganlık çağı ardından dinlenme çağı mı geldi: Gelsin şimdi hoşa giden, ince buluşlarla dolu, öğretici kitaplar! Almanca kitaplar mı olacak dersiniz?&#8230; Kendimi elimde bir kitapla yakalayabilmem için, altı ay geriye dönmeliyim. Neydi acaba? Victor Brochard’ın, benim Laertiana’mdan da iyi yararlandığı pek güzel bir incelemesi,<em style="mso-bidi-font-style: normal;"> Les Sceptiques Grecs. </em>Şüpheciler, her dediği üç beş anlama gelen feylosoflar ulusu içinde tek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">saygıdeğer</em> örnek!. Başka zamanlarsa, hemen hemen aynı kitaplara geri dönerim hep, az sayıda, benim için sınanmış kitaplara geri dönerim hep, az sayıda, benim için sınanmış kitaplara. Belki de bana göre değildir çok ve okumak: Bir okuma odasına girmek beni hasta eder. Çok ve çeşitli şeyleri sevmek de bana göre değildir. Yeni kitaplara karşı güvensizlik, giderek düşmanlık benim içgüdüme “hoşgörü”den, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">“largeur de coeur”</em>den, “yardımseverlikten”ten daha bir uygun düşer&#8230; Aslında dönüp dönüp okuduklarım bir avuç eski Fransızdır: Ben Fransız ekinine inanırım tek. Avrupa’da “ekin” adına başka ne varsa, hepsini bir yanlış anlaşılma sayarım; Alman ekinine gelince, sözü edilmeğe değmez&#8230; Almanya’da karşılaştığım birkaç yüksek ekinli kişi, beğeni konusunda hiç kimsenin boy ölçüşemeyeceği Bayan Cosima Wagner başta olmak üzere, hepsi de Fransız soyundan gelmeydiler. Pascal’ı okumayışım, ama Hıristiyanlığın en öğretici kurbanı olarak –canavarlığın o en tüyler ürpertici türündeki mantık gereğince önce bedeni, sonra tini ağır ağır öldürülmüş kurbanı olarak –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">sevişim; </em>düşüncemde, kimbilir belki de bedenimde de Montaigne’in kabına sığmazlığından birşeyler bulunuşu; sanatçı beğenimin de Moliére, Corneille, Racine adlarını, öfkelenerek de olsa, Shakespeare gibi bir yaban dehaya karşı savunuşu&#8230; Gene de en yeni Fransızları tadına doyum olmaz bir topluluk saymama engel değil bütün bunlar. Hangi geçmiş yüzyılda şimdi Paris’de olduğu gibi, böyle hem meraklı, hem ince psikologlar bir araya toplanmıştır, doğrusu bilmiyorum. Saymayı şöyle bir deneyelim, –çünkü sayıları hiç de az değil: Paul Borguet, Pierre Loti, Gyp, Meilhac, Jules Lemaître ve –özellikle sevdiğim gerçek bir Latin’i, güçlü soydan birini anmış olmak için –Guy de Maupassant. Söz aramızda, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bu</em> kuşağı, hepsi de Alman felsefesiyle baştan çıkmış olan büyük öğretmenlerinden bile üstün tutuyorum (örneğin Bay Taine büyük insanları, büyük insanları , büyük çağları yanlış anlayışını Hegel’e borçludur). Almanya nereye girse, ekini <em style="mso-bidi-font-style: normal;">berbad eder. </em>Ancak savaş “kurtardı” Fransız düşüncesini&#8230; Stendhal yaşamımın en güzel rastlantılarından biridir, –yaşamımda çağ açan ne varsa, hepsi de rastlantıyla önüme çıktı, başkasının salık vermesiyle değil.– Paha biçilmez erdemleri vardır onun: Saklı olanı gören o psikolog gözü, en büyük gerçekçinin yakında olduğunu anımsatan –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">ex ungue Napoleonem</em> –olguları kavrama yetisi ve sonunda –ki az erdem değil bu da– <em style="mso-bidi-font-style: normal;">dürüst</em> bir tanrısız oluşu: Fransa’da kırk yılda bir rastlanan, nerdeyse hiç bulunmayan bir tür,– <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Prosper Mérimée</em>’yi saygıyla analım&#8230; Belki de Stendhal’i kıskanıyorumdur? Tam benim yapacağım en güzel tanrısız nüktesini aldı elimden: “Tanrının tek özürü var olmayışıdır”&#8230; Bende bir yerde şöyle demiştim: “Bugüne dek varlığa karşı en büyük itiraz neydi? <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Tanrı&#8230;”</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">IV</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Lirik ozan üstüne en yüksek kavramı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Heinrich Heine</em> verdi bana. Öylesine tatlı, öylesine tutkulu bir musikiyi bin yıllar arasında boşuna arıyorum. O tanrısal hayınlık vardı onda; yetkinliği bunsuz düşünemem ben, insanlara, ırklara değer biçmek için, tanrıyla satir’i zorunlu olarak bir arada düşünüyorlar mı, ona bakarım. –Ya Heine’nin Almanca’yı kullanışı! Birgün Heine’yle benim Alman dilinin rakipsiz ilk sanatçıları olduğumuzu, öbür Almancıkların yaptıklarını fersah fersah aştığımızı söyleyecekler. –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Byron’</em>un Manfred’iyle derin derin bir yakınlığım olmalı: O uçurumların hepsini buldum içimde; on üç yaşımda olgundum bu yapıt için. Manfred’in yanında Faust adını anmaya cesaret edenlere söylenecek sözüm yok, şöyle bir bakarım, o kadar. Hepten yoksundur. Almanlar büyüklük kavramından: Kanıt Schumann. O iç bulandırıcı Saksonyalıya öfkemden bir Manfred açılışı (ouverture) da ben yazdım; Hans von Bülow nota kâğıdı üstünde hiç böyle bir şey görmediğini söylemişti: Euterpe’nin ırzına geçmekmiş bu. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Shakespeare’</em>i anlatacak en yüksek düşüncemi aradığımda, hep Caesar tipini tasarlamış olması gelir aklıma. İnsan böyle birşeyi düşünmekle çıkaramaz; ya öyledir, ya da değildir. Büyük ozan, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yalnız</em> öz gerçeğinden beslenir, öyle ki sonunda yapıtına dayanamaz olur üstelik&#8230; Zerdüşt’üme şöyle bir göz atayım yeter, dayanılmaz bir hıçkırık nöbeti içinde kendimi tutamaksızın, odamda yarım saat bir aşağı bir yukarı gezinirim. –Hiç kimseyi okurken Shakespeare’de olduğu gibi paralanmaz yüreğim: Soytarılığı böyle gerekli bulmak için nasıl acı çekmiş olmalıdır insan! –Hamlet’i <em style="mso-bidi-font-style: normal;">anlıyor musunuz?</em> Şüphe değil, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kesinliktir </em>insanı deli eden&#8230; Ama bunu duymak için derin olmalı, uçurum, feylosof olmalı&#8230; Doğrudan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">korkarız</em> hepimiz&#8230; Hem açıkça söyleyeyim, sezgimle yüzde yüz inanıyorum ki, bu en tüyler ürpertici yazın türünün yaratıcısı, burada kendi kendine eziyet eden Lord Bacon’dır; ne düşündüklerini bilmeyen, kuş beyinli Amerikalıların acınacak gevezeliklerinden <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bana </em>ne? Görüm’leri (vision) en yaman gerçeklikle verme yetisi, en yaman eylem gücüyle, en canavarca eylem ve cürüm gücüyle yan yana bulunmakla kalmaz yalnız, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">üstelik onları gerektirir de&#8230; </em>Sözcüğün en yüksek anlamında ilk gerçekçi olan Lord Bacon’ın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">neler</em> yaptığını, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">net </em>istediğini, kendi kendisiyle <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ne </em>yaşadığını bilebilmek için, onu yeterince tanımaktan çok uzağız daha&#8230; Hepinizin canı cehenneme, bay eleştirmenler! Tutun ki Zerdüştümü bir başka adla, örneğin Richard Wagner adıyla vaftiz ettim; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">İnsanca Pek İnsanca</em> yazarının Zerdüşt’ün bilicisi olduğunu çıkarmaya iki bin yıllık uzgörü yetmezdi&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">V</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yaşamımın dinlenmelerinden söz açılmışken, hepsinin ötesinde beni en derinden, en içten dinlendiren şeye karşı minnet borcumu birkaç sözle söylemem gerekiyor. Bu da hiç şüphesiz Richard Wagner’le yakından düşüp kalkmam olmuştur. İnsanlarla kurduğum öbür ilişkilere metelik vermiyorum; ama Tribschen’de geçirdiğim günleri, o karşılıklı güven, sevinç, yüce rastlantılar ve <em style="mso-bidi-font-style: normal;">derin</em> anlarla dolu günleri her ne pahasına olursa olsun yaşamımdan silmek istemem&#8230; Başkaları Wagner’le neler yaşamıştır; bilmem; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bizim</em> göğümüzden bir tek bulut bile geçmedi. –Burada bir kez daha Fransa konusuna dönüyorum. Wagner’i <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendilerine</em> benzer bulmakla onu saydıklarını sanan Wagner’cilar ulusuna karşı ağzımı bile açmam, dudak bükerim yalnız&#8230; Ben ki Alman olan herşeye en derin içgüdülerimle yabancıyım, öyle ki bir Alman’ın yakınımda olması bile sindirim gecikmesi yapar, ben Wagner’le ilk karşılaştığım zaman yaşamımda ilk kez derin bir nefes aldım: Wagner’i <em style="mso-bidi-font-style: normal;">dış ülke </em>olarak, “Alman” erdemlerine bir karşıt, bir canlı karşı koyma olarak duyup saydım. –Bizler, çocuklukları 1850 yıllarında geçenler “Alman” kavramına karşı çaresiz kötümseriz; bizler ancak devrimci olabiliriz, –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">düzmece softaların</em> başta olduğu bir düzene göz yumamayız. Ama şimdi renkleri değişmiş, artık kızıllara bürünüyorlar, binici üniforması kuşanıyorlarmış, benim için hepsi bir&#8230; Uzun sözün kısası, Wagner devrimciydi, Almanlardan kaçmıştı&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Sanatçı</em> olarak insanın Avrupa’da Paris’den başka yeri yurdu olamaz: Wagner sanatını anlamının koşulu, o beş sanat duyusunun <em style="mso-bidi-font-style: normal;">délicatesse</em>’i, o ayrımları sezen parmaklar, psikolojik sayrıllık, hepsi Paris’te bulunur. Biçim sorunlarında bu tutku, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">mise en scéne</em>’i böylesine önemseme Paris’ten başka hiçbir yerde yoktur, –tam Parisli önemseyişidir işte bu. Parisli bir sanatçının ne düşler beslediğini, gözü nasıl yükseklerde olduğunu Almanya’dakiler düşünmezler bile. Alman kuzu gibidir. –Wagner’se hiç öyle değildi&#8230; Neyse, Wagner’in asıl yerini, yakın akrabalarının kimler olduğunu daha önce uzun uzadıya anlattım (“İyi ve Kötünün Ötesinde”, 256. Bölüm). Geç Fransız romantikleri, Delacroix’ların, Berlioz’ların o yücelerde uçan ve coşturan soyu, kökten hastalar, doğuştan onmazlar, hepsi de <em style="mso-bidi-font-style: normal;">anlatım</em> bağnazları, tepeden tırnağa virtüozlar&#8230; Kimdi zaten Wagner’in ilk zeki savunucusu? Charles Baudelaire, Delacroix’yı da ilk kez anlayan, koskoca bir sanatçı kuşağının babası, o örnek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em>, –belki en son savunucusu da oydu&#8230; Nedir Wagner’de hiç bağışlamadığım? Almanlara dek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">inmiş</em> olması, Alman yurttaşı olması&#8230; Almanya nereye girse, ekini <em style="mso-bidi-font-style: normal;">berbadeder.</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><em> </em></span></span></strong></h2>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><em> </em></span></span></strong></h2>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">VI</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İyice bir düşünürsem, Wagner, musikisi olmadan çekilmezdi gençliğim, Almanların arasına düşmüştüm bir kez. Dayanılmaz bir baskıdan kurtulmak için afyon ister. İşte böyle, bana da Wagner gerekti. Wagner Alman olan herşeye karşı en iyi panzehirdir, –zehir olmasına da zehirdir, o başka&#8230; Tristan’ın bir piyano partisyonu olduğu andan beri-saygılar, Bay von Bülow!– Wagnerciyim. Wagner’in daha önceki yapıtlarını kendimden aşağı, pek beylik, pek “Alman” buluyordum&#8230; Ama bugün bile Tristan gibi yaman büyüleyen, o tüyler ürpertici, o tatlı sonsuzlukla dolu başka bir yapıtı tüm sanat dallarında boşuna arıyorum. Leonardo da Vinci’nin tüm gizemleri Tristan’ın ilk notasıyla büyülerini yitiriverirler. Bu yapıt Wagner’in <em style="mso-bidi-font-style: normal;">non plus ultra</em>sıdır; onun yorgunluğu bu ise “Usta Şarkıcılar” ve “Yüzük”le çıkarmıştı. İyileşmek, –Wagner gibilerinde bir gerilemedir bu. O yapıtı anlayacak <em style="mso-bidi-font-style: normal;">olgunlukta</em> olmam için tam çağında, hem de Almanlar arasında yaşamamı en büyük mutluluk sayıyorum: Psikolog olarak bilme isteği bende bakın nerelere varıyor. O “cehennem tatları”nı duymak için yeterince hasta olmayan kişiye dünya nasıl yoksuldur: Bu gizemci deyimini kullanabilirim, nerdeyse kullanmak zorundayım burada. –Wagner’in elinden gelen korkunç işleri, yalnız kendine vergi kanatlarla girdiği o bilinmez esrimeler dolu elli dünyayı benden iyi kimse duyup tanıyamaz; bense en tehlikeli, en sorunsal şeyleri bile kendi yararıma çevirmek için yeterince güçlü olduğumdan, Wagner’i yaşamımın en büyük velinimeti sayıyorum. Onunla akraba olduğumuz yan, bu çağ insanlarının çekebileceğinden çok daha derin –bu arada birbirimizden de– çekmiş olmamızdır: bu da kıyamete dek birbirine bağlayacaktır adlarımızı. Almanlar arasında Wagner’in bir yanlış anlaşılma olduğu nasıl kesinse, benimki de öyledir, öyle kalacaktır hep. –adlarımızı. Almanlar arasında Wagner’in bir yanlış anlaşılma olduğu nasıl kesinse, benimki de öyledir, öyle kalacaktır hep. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">–Önce</em> psikoloji ve sanatta kendinizi iki yüzyıl sıkıya sokmanız gerekiyor, Bay Cermenler!&#8230; Ama giderilir mi hiç böyle şeyin yokluğu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">VII</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Bir sözüm daha var en seçilmiş kulaklar için: Asıl istediğim nedir musikiden. Ekim ayında bir öğle sonu gibi duru ve derin olsun. Kendine özgü, taşkın ve nazlı olsun; çıtı pıtı, tatlı bir kadın, iyemli, dönek bir kadın olsun&#8230; Bir Almanın musiki nedir bileceğini hiçbir zaman kabul edemem. Alman musikicisi dediklerimiz, başta en büyükleri, hep <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yabancıydılar</em>; İslav, Hırvat, İtalyan, Felemenkli ya da&#8230; Yahudi; böyle olmayanlar da, Schütz, Bach ve Handel gibi, artık <em style="mso-bidi-font-style: normal;">soyu tükenmiş </em>güçlü Almanlardandı. Ben kendi payıma yeterince Polonyalıyım daha: Bana Chopin’i verin, sizin olsun musikinin gerisi. Bunun dışında tuttuklarım, Wagner’in Siegfried-İdyll’i –ki üç nedeni var–, belki Lizst’in de birkaç parçası –orkestralayışındaki soyluluğun bir eşi daha yoktur– ve son olarak Alplerin ötesinde yapılan herşey, daha doğrusu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">berisinde&#8230;</em> Rossini’den geçemem; hele musikideki güneyimden, Venedikli <em style="mso-bidi-font-style: normal;">maestro</em>’m <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Pietro Gastit</em>’den hiç mi hiç. Alplerin ötesi derken, aslında Venedik demek istiyorum. Biliyorum.,<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>hiç mi hiç. Alplerin ötesi derken, aslında Venedik demek istiyorum. Biliyorum, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">güneyi</em> korkuyla ürpermeksizin düşünememek nasıl bir mutluluktur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Köprünün üzerinde duruyordum geçende,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>karanlık geceye bürünmüş.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Uzaklardan bir ezgi duyuluyor</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>ve altın damlalar yağıyordu</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>titreyen aynası üstüne suyun.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Gondollar, ışıklar, musiki, hepsi</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Esrimiş, yüzüp gittiler alacakaranlığa&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-outline-level: 1;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Benim ruhum, görünmez parmakların</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>dokunduğu o çalgı,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>bir barkarol mırıldandı gizlice,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>binbir renkli mutluluk içinde titreyerek.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>–Duyan oldu mu onu?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">VIII</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bunların hepsinde –besin, yer ve iklim, dinlenme seçimi– bir kendini sürdürme içgüdüsüdür buyuran, en açık olarak <em style="mso-bidi-font-style: normal;">savunma</em> içgüdüsünde ortaya çıkar bu. Çok şeyi görmemek, işitmemek, yanına yaklaştırmamak, –işte ilk akıllılık, insanın bir rastlantı değil de zorunluluk olduğunun ilk kanıtı. Bu kendini savunma içgüdüsünün yaygın adı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">beğeni</em>’dir. Onun buyruğu yalnız “evet” demenin bir “çıkar gözetmezlik” olacağı durumlarda “hayır” dememizi değil, bir de <em style="mso-bidi-font-style: normal;">elden geldiğince az</em> “hayır” dememizi ister. Hiç durmadan “hayır” demek zorunda olduğumuz yerden kendimizi çekip almamızı, sıyırmamızı ister. İşte bundaki sağduyu: Savunma harcamaları, çok küçük de olsalar, bir kez kural, alışkanlık durumuna geldiler mi, olağanüstü büyük ve hepten gereksiz bir yoksullaşma doğururlar. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Büyük</em> harcamalarımız çok sık yaptığımız küçük harcamalardır. Savmak da, yanına yaklaştırmamak da bir harcamadır, –bunda yanılmamalı insan–, olumsuz amaçlara <em style="mso-bidi-font-style: normal;">harcanmış</em> güçtür. İnsan sürekli savunma zorunluluğu içinde, kendini artık savunamaz oluncaya dek güçsüz düşebilir. –Diyelim ki şu anda dışarı çıkıyorum ve karşımda sessiz, soylu Torino yerine bir Alman kasabası buluyorum: O yavan ve korkak dünya içime dolmasın diye, içgüdümle kabuğuma çekiliverirdim hemen. Ya da o taş üstüne kurulmuş ayıp, hiçbir şeyin kendinden büyümediği, iyi, kötü herşeyin sürüklenip getirildiği büyük Alman kenti çıktı karşıma. Bu durumda k<em style="mso-bidi-font-style: normal;">irpi </em>olmaz mıydım? –Ama dikenleri olmak savunganlıktır; hele ellerimiz <em style="mso-bidi-font-style: normal;">açık</em> durmak varken hal böyle ise, o zaman iki kat lükstür&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Başka bir akıllılık ve kendini savunma yolu da, insanın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">elden geldiğince seyrek</em> tepki göstermesi, “özgürlüğünü”, insiyatifini rafa koyup salt bir tepkin olmak zorunda kaldığı durumlardan ve ilişkilerden kaşınmasıdır. Karşılaştırma yapmak için, kitaplarla alışverişimizi alalım. Aslında yalnız kitap açıp kapayan bilgin –orta yetenekte bir filolog için günde yaklaşık olarak iki yüz tane– sonunda kendiliğinden düşünme yetisini iyiden iyiye yitirir. Kitap karıştırmıyorsa düşünmez de. Düşünürken bir uyarıma (okunmuş bir düşünceye) <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yanıt verir. </em>–yalnızca tepki gösterir artık. Bilgin bütün gücünü evet ve hayır demeye, çoktan düşünülmüş olanları eleştirmeye harcar, –kendisi düşünmez olur&#8230; Kendini savunma içgüdüsü bozulmuştur onda; başka türlü olsa, kitaplara karşı kendini savunurdu. Bilgin demek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em> demek. Gözümle gördüm bunu: Yetenekli, verimli, özgür yaradılışlar, daha otuz yaşlarında “okumaktan çökmüşler”, kibrit gibiler artık; kıvılcım, “düşünce” verebilmeleri için sürtmek gerek. –Daha sabahın köründe, insan dinçken, gücünün kuvvetinin şafağındayken, bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kitap</em> açmak, –ayıp derim buna!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">IX</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Burada artık <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kişi nasıl kendisi olur </em>sorusuna asıl yanıtı vermeden geçemem. Kendini saklama ve <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bencillik</em> sanatının başyapıtına değiniyorum böylelikle&#8230; Varsayılan ki ödev, ödevin amacı, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yazgısı</em> ortalamanın hayli üzerindedir; bu durumda kendini de ödeviyle aynı zamanda farketmek en büyüğü olur tehlikelerin. İnsanın kendisi olmasının koşulu, kim olduğunu hiç mi hiç bilmemesidir. Bu açıdan bakınca, yaşamdaki <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yanlış adımların</em>, arasıra sapılan yan yolların, yanlış yolların, gecikmelerin, “alçakgönüllülük”lerin asıl ödevden uzak başka ödevlere verilen emeğin, hepsinin de kendilerine göre bir anlamları, değerleri vardır. Bunlarda büyük bir akıllılık, belki de en üstün akılılık kendini gösterir: Yokolmaya götüren bir yoldur burada <em style="mso-bidi-font-style: normal;">nosce te ipsum</em>; oysa kendini unutmak, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yanlış anlamak</em>, küçültmek, daraltmak, orta değerde yapmak sağduyunun ta kendisidir. Törel deyişle: İyilikseverlik, başkası için yaşama ve benzerleri, en sert bencilliğin sürdürülmesinde koruyucu önlem olabilirler. İşte budur kendi kurallarıma, kanışlarıma karşı o “çıkar gözetmeyen” dürtülerden yana olduğum ayrık durum; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Bencilliğin, kendini sıkıya koymanın </em>hizmetindedirler burada.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Bilincinin bütün yüzeyini –ki bilinç bir yüzeydir– herhangi bir büyük buyruktan uzak tutmalı insan. Büyük sözlerden, büyük davranışlardan bile sakınmalı! Hepsi de içgüdünün kendini çok erken “bilmesinden” doğacak tehlikeler. –Bu arada o örgenleştiri, o egemen olacak “düşün” derinlerde büyür serpilir; buyurmağa başlar, ağır ağır yan yollardan, yanlış yollardan çekip çıkarır: Günün birinde bütünün gerçekleşmesi için vazgeçilmez araçlar oldukları görülecek o nitelikleri, uzlukları <em style="mso-bidi-font-style: normal;">birer birer</em> hazırlar; hepsini yönetecek olan ödevden, “hedef”, “amaç” ve anlamdan hiçbir şey sezdirmeksizin, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">hizmet edecek</em> tüm yetkileri sırasıyla oluşturur. –Bu yandan bakınca yaşamın düpedüz mucizeliktir. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Değerleri yenileyiş</em> ödevi için, belki de tek kimsede bir arada hiç bulunmamış yetilerin, herşeyden önce de karşıt yetilerin, birbirlerini yıkıp yoketmeksizin bende olması gerekiyordu. Yetiler arasında bir aşama sırası, aralıklar, düşman etmeksizin ayrı ayrı tutma sanatı, hiçbir şeyi karıştırmamak, “barıştırmamak”; gene de kaosun karşıtı olan korkunç bir çokluk, –bu işin önkoşulu, içgüdümün uzun, gizli çalışması ve sanatçılığı buydu işte. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Koruyuculuğu</em> öyle akıllıca, öyle güçlüydü ki, içimde ne büyüdüğünün hiçbir zaman farkına varmadım bile; tüm yetilerim günün birinde olgunlaşmış olarak en son yetkinlikleriyle <em style="mso-bidi-font-style: normal;">açıverdiler</em> birden. Çabalamış olduğumu hiç anımsamıyorum, yaşamımda bir tek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">boğuşma</em> izi gösterilemez; yiğitçe bir yaradılışın karşıtıyım ben. Bir şey “istemek”, birşeye “göz dikip uğraşmak”, bir “amacın”, bir “dileğin” ardından koşmak –başımdan geçmiş şeyler değil hiçbiri. Şu anda bile geleceğime –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">engin</em> bir gelecek– dalgasız bir denize bakar gibi bakıyorum: Bir tek istek kırıştırmıyor onu. Birşeyin olduğundan başka türlü&#8230; Ama hep böyle yaşadım ben. Bir tek şey dilemedim. Kırk dördüncü yaşını doldurmuş bir kimse, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ünmüş, kadınmış, paraymış,</em> hiçbir zaman umursamadığını sayleyebilsin! –İstesem bunları elde edemez miydim&#8230; Örneğin profesör oldum günün birinde; aklımın kıyısından geçirmemiştim bunu, çünkü 24 yaşımda ya var ya da yoktum. Ondan iki yıl önce de bir gün filolog oluvermiştim: Şöyle ki, öğretmenim Ritschl benim için her anlamda başlangıç olan ilk filoloji çalışmamı “Rheinisches Museum”undan bastırmak üzere istemişti benden. (<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ritschl</em>, saygıyla söylüyorum– şimdiye dek gördüğüm biricik dâhi bilgindi. Biz Thüringen’lileri başkalarından ayıran, bir Almanı bile sevimli yapan o cana yakın baştan çıkmışlık vardı onda. Bizler, doğruya varmak için de olsa, dolambaçlı yolları seçeriz gene. Bu sözlerim, daha yakın hemşerimi, bilgiç Leopold von Ranke’yı aşaladığım anlamına alınmamalı&#8230;)<span style="text-decoration: underline;"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">X</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Bu küçük şeyleri, yerleşmiş kanlara göre önemsiz şeyleri neden anlattığımı soracaklar bana; hele büyük ödevler de yükleyecekler. Yanıtım: Bu küçük şeyler –beslenme, yer, iklim, dinlenme, bunlarla bencilliğin kılı kırka yarması– şimdiye dek önemli sayılan şeylerden son derece daha önemlidir. Tam burada başlamalıyız <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yeniden öğrenmeye</em>. İnsanlığın bugüne dek önemle düşünüp durduğu şeyler gerçek bile değildir, kuruntudur yalnızca; daha sert deyimiyle, o sapına dek zararlı, hasta yaratıkların bozulmuş içgüdülerinden doğan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yalanlardır</em>; –o kavramların topu, “tanrı”, “ruh”, “erdem”, “günah”, “öte dünya”, “doğru”, “bengi yaşam”&#8230; Ama insanoğlunun büyüklüğünü, “tanrısallığını” hep bunlarda aradılar&#8230; “Küçük şeyleri”, yani yaşamın temel konularını küçümsemeyi öğretmekle, en zararlı insanları büyük inan saymakla yurt yönetiminin, toplum düzeninin, eğitiminin tüm sorunlarını ta köklerine dek bozdular&#8230; Bugüne dek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">en birinci</em> insanlar diye saygı görenleri kendimle karşılaştırdığımda, aramızda elle tutulurcasına bir ayrım görüyorum. Bu sözde “birinci”leri insandan saymıyorum bile, –onlar benim gözümde insanlığın döküntüleri, hastalığın, önce susamış içgüdülerin doğurtmalarıdır; yıkım getiren, aslında onulmaz canavarlardır hepsi; yaşamdan öç alırlar&#8230; Bunun karşıtı olmak istiyorum ben: Sağlam içgüdünün tüm belirtilerine karşı büyük bir duyarlıktır benim ayrıcalığım. Bende sayrıllığın hiçbir izi bulunmaz; en ağır hasta olduğum zamanlar bile sayrıl değildim; boşuna arasınız herhangi bir bağnazlık belirtisini bende. Yaşamımın hiçbir anında kurumlandığımı, etkileyici bir tavır takındığımı gösteremezsiniz. Tavırlarda etkililik büyüklük demek değildir; genellikle tavır takınmadan edemeyen kimse düzmecinin biridir&#8230; Göz alıcı insanlardan sakının! –Yaşam benim için kolaydı, özellikle benden en ağır şeyleri istediği zamanlar. Bu güz, benden sonraki binyılların sorumluluğunu duyarak, ne örneği olan, ne benzeri yapılacak en yüksek işleri hiç ara vermeden çıkardığım o yetmiş gün içinde beni görenler, en küçük bir gerginlik sezmezlerdir bende; tam tersine dipdiri olduğumu, sevinçten kabıma sığamadığımı görürlerdi. Hiç böyle seve seve yememiş, böyle iyi uyumamıştım, –Büyük ödevlerle düşüp kalkmanın bir tek yolu vardır bence, o da <em style="mso-bidi-font-style: normal;">oyundur</em>; büyüklüğün belirtisidir bu, ana koşullarından biridir. En küçük zorlama, asık bir yüz, ses tonunda en ufak bir sertleşme, hepsi birer itirazdır bir kimsenin kişiliğine; yapıtı içinse haydi haydi öyledir!&#8230; Sinir diye bir şey olmamalı adamda&#8230; Yalnızlıktan acı çekmek de bir itirazdır, –ben kendim hep “çokluk”dan acı çektim&#8230; Akıl almaz derecede erkenden, daha yedi yaşımda, hiçbir insanca sözün bana ulaşmayacağını biliyordum; bu yüzden üzüldüğümü gören var mı hiç? Bugün bile herkese her zamanki gönül alıcı davranıyorum, en aşağı olanlara bile değer veriyorum; bunda bir damla olsun kendini beğenmişlik, gizli bir küçümseme yok. Küçümsediğim kimse <em style="mso-bidi-font-style: normal;">farkeder </em>bunu: Yalnızca orada oluşum bile, damarlarında kötü kan akanları öfkelendirir&#8230; Bir insanın büyüklüğünü belli eden bence <em style="mso-bidi-font-style: normal;">amor fati</em>’dir; insanın<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>hiçbir şeyi geçmişte, gelecekte, sonsuza dek başka türlü istememesidir. Zorunluluğu yalnızca katlanmak, hele onu gizlemek yetmez –her türlü ülkücülük zorunluluğa karşı bir aldatmacadır–, iş onu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sevmekte&#8230;</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<h1 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 16pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">N</span><span style="font-size: 15pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">EDEN </span><span style="font-size: 16pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">B</span><span style="font-size: 15pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">ÖYLE </span><span style="font-size: 16pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İ</span><span style="font-size: 15pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yİ </span><span style="font-size: 16pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">K</span><span style="font-size: 15pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İTAPLAR </span><span style="font-size: 16pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Y</span><span style="font-size: 15pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">AZIYORUM</span></h1>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">I</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Birisi ben, öbürü de yazılarım. –Burada onların kendilerinden söz açmadan önce, anlaşılıp anlaşılmamaları sorusuna değineyim. Bu işi, konunun elverdiği ölçüde, üstünkörü yapıyorum. Çünkü zamanı gelmedi daha bu sorunun. benim zamanın da gelmedi daha; kimi insan öldükten sonra doğar. –Günün birinde, insanların benim anladığım gibi yaşayacakları, öğretecekleri öğretim kurumları gerekecek: Belkide <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Zerdüşt</em>&#8216;ün yorumlanması için ayrıca kürsüler bile kurulacak. Ama daha şimdiden, getirdiğim doğruları duyacak kulaklar, alacak eller beklemem, kendi verdiklerimi almak istememelerini anlaşılır bulduğum gibi, ayrıca işin doğrusu da budur sanıyorum. Beni başkasıyla karıştırmalarını istemem; önce kendi kendimi karıştırmamalıyım bunun için de. Bir kez daha söyleyeyim, &#8220;kötü niyetle&#8221; pek karşılaşmadım yaşamımda; yazın alanında da hemen hemen bir tek &#8220;kötü niyet&#8221; örneği gösteremem. Buna karşılık sürüyle <em style="mso-bidi-font-style: normal;">arık derilik&#8230;</em> Bana öyle geliyor ki, bir kimsenin kitaplarımdan birini eline alması, kendine verebileceği en yüksek pâyedir; bunu yaparken umarım ayakkabılarını –çizmeleriniyse haydi haydi– çıkarıyordur&#8230; Doktor Heinrich von Stein bir kez <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Zerdüşt</em>&#8216;ümün tek sözcüğünü bile anlayamadığından açık sözlülükle yakındığında, ona bunun böyle olması gerektiğini söylemiştim: Onun altı cümleciğini anlamak, yani <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaşamış</em> olmak, &#8220;çağdaş&#8221; insanların çıkabileceğinden çok daha yükseklere götürür ölümlüleri. Bende ayrılığımın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bu</em> duygusu varken, tanıdığım &#8220;çağdaşların&#8221; beni yalnızca okumuş olmaları bile isteyebilir miyim hiç? Benim utkum Schopenhauer&#8217;inkinin tam tersindedir, –ben &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">non legor, non legar</em>&#8221; (Okunmuyorum, okunmayacağım. Başyapıtı &#8220;İstem ve Tasarım Olarak Dünya&#8221; neden sonra satılmaya başladığında, Schopenhauer sevinçle &#8220;legor legar&#8221; –okunuyorum, okunacağım– demişti) diyorum. Sakın yazılarıma &#8220;hayır&#8221; deyişlerindeki <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bönlüğün</em> bana tattırdığı eğlenceyi küçümsüyorum sanılmasın. Daha bu yaz, ağır, pek ağır basan yazılarımla belki de baştanbaşa yazı alanının dengesini sarstığım sıralar, Berlin Üniversitesi profesörlerinden biri bütün iyi niyetiyle bana sezdirmeye çalışmıştı: Başka bir biçimde yazmalıymışım artık; kimse okumuyormuş böylesini. –Bunun en aşırı iki örneği sonunda Almanya&#8217;da değil de İsviçre&#8217;de çıktı. Dr. V. Widmann&#8217;ın (İsviçreli yazar. &#8220;Bund&#8221; dergisi yöneticilerinden.) &#8220;Bund&#8221; dergisinde, &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">İyi ve Kötünün Ötesinde</em>&#8221; üzerine &#8220;Nietzsche&#8217;nin Tehlikeli Kitabı&#8221; başlığıyla çıkan yazısı ve gene &#8220;Bund&#8221;da Bay Karl Spitteler&#8217;in (İsviçreli ozan. Nobel ödülü –1919–) genel olarak yazılarım üstüne toptan bir incelemesi: Bunlar benim yaşamımda bir doruktur, neyin doruklarını olduklarını söylemeyeyim&#8230; Örneğin bu sonuncusu, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Zerdüşt</em>&#8216;ümü &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">yüksek deyiş alıştırması</em>&#8221; olarak inceliyor, bundan böyle öze de gereken önemi vermemi diliyordu; Dr. Widmann&#8217;a gelince, tüm edepli duyguların kökünü kazımakta gösterdiğim yürekliliği alkışlıyordu o da. Rastlantının ufak bir cilvesi sonucu, burada her cümle, hayran olduğum bir tutarlılıkla, baş aşağı çevrilmiş bir doğruyu söylüyordu: Demek istediklerimin hem de ilginç bir yoldan, tam üstüne basmak için bir tek şey gerekliydi, &#8220;tüm değerleri tersine çevirmek&#8221;. Kendimi açıklamam bir kat daha önem kazanıyor bu yüzden. –Şu da var ki, hiç kimse birşeyden –kitaplar da giriyor bunun içine– zaten bildiğinden çoğunu çıkarıp alamaz. Birşey bize yaşantı yoluyla açık değilse onu duyacak kulak da yoktur bizde. Aşırı bir örnek verelim: Bir kitap düşünün ki, baştanbaşa yeni yaşantılardan söz açıyor, sık sık olsun, seyrek olsun, fırsatı çıkmayacak yaşantılardan, –bir dizi yepyeni yaşantı için yepyeni bir dildir; bu durumda kimse birşey duyamaz; şu işitme yanılgısı da birlikte gelir: Birşey duyulmayan yerde, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">birşey yoktur da&#8230; </em>Benim karşılaştıklarımın ortalaması, isterseniz <em style="mso-bidi-font-style: normal;">özgünlüğü </em>diyelim, budur işte. Benden birşey anlamadıklarını sananlar, kendi boylarına göre kesip biçtiler beni; tam karşıtımı, örneğin bir &#8220;ülkücü&#8221; yaptıkları da oldu benden. Hiçbir şey anlamayanlarsa, iler tutar yerimi bırakmadılar. –&#8221;Çağdaş&#8221; insanların, &#8220;iyi&#8221; insanların, Hıristiyanların ve öbür &#8220;nihilist&#8221;lerin karşıtını, en yüksek yetkinlik örneğini gösteren &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">üstinsan</em>&#8221; sözcüğü, töreler <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yıkıcısı</em> Zerdüşt&#8217;in ağzında düşündürücü bir sözcük, hemen her yerde tam bir bönlükle Zerdüşt&#8217;ün kişiliğinde canlandırılan değerlerin tersine anlaşıldı, daha yüksek bir insan türünün &#8220;ülküsel&#8221; örneği olarak, yarı &#8220;ermiş&#8221;, yarı &#8220;deha&#8221; olarak anlaşıldı&#8230; Bilgiç geçinen kimi büyük baş hayvan, beni onun yüzünden Darwincilikle suçladı; o kendi de bilmeden, istemeden olmuş büyük kalpazanın, Carlyle&#8217;ın öylesine hoyratça çürüttüğüm &#8220;yiğitlere tapınma&#8221;sını bile seçip tanıyanlar çıktı Zerdüşt&#8217;te. Kimin kulağına, Parsifal yerine Cesare Borgia aramasını fısıldadımsa, hiç inanamadı kulaklarına. –Kitaplarım üstüne, özellikle gazetelerde çıkan yazıları hiç merak etmeyişim hoş görülmeli. Dostlarım, yayımlayıcılarım bunu bildiklerinden, o konuda açmazlar ağızlarını. Yalnız bir sefer, tek bir kitaba karşı –ki &#8220;İyi ve Kötünün Ötesinde&#8221; idi– işlenen günahların tümünü birden görebildim; neler neler söylemezdim bu konuda. Bilmem inanır mısınız, &#8220;Nationalzeitung&#8221; –yabancı okuyucularım bilmezler, bir Prusya gazetesidir; ben kendi payıma, izin verirseniz, yalnız <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Journal des Débats</em> okurum –evet o gazete, bütün ciddiliğiyle, kitabımı &#8220;çağın belirtisi&#8221;, taşra soylularının gerçek felsefesi olarak yorumluyordu; göze alabilse, &#8220;Kreuzzeitung&#8221;un da yazacağı bu olurdu ancak&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">II<span style="color: #ff0000;"><span class="HTMLMarkup">&lt;/div&gt;</span><span class="HTMLMarkup"><span style="mso-hide: none;"></span></span></span></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span class="HTMLMarkup"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-hide: none;"><span style="color: #ff0000;"> </span></span></em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Almanlar için söylenmiştir bunlar: Yoksa başka her yerde okuyucularım var, –hepsi de <em style="mso-bidi-font-style: normal;">seçkin</em> kafalar, yüksek orunlarda ve görevlerde yetişmiş, kendilerini göstermiş kişiler; gerçek dehalar bile var okuyucularım arasında. Viyana&#8217;da, Petersburg&#8217;da, Stockholm&#8217;da, Kopenhag&#8217;da, Paris&#8217;te, New-York&#8217;ta, her yerde beni buldular; bir o Avrupa&#8217;nın basık ülkesi Almanya <em style="mso-bidi-font-style: normal;">dışında</em>. Açıkça söyliyeyim, beni okumayanlardan, ne adımı, ne de felsefe sözcüğünü duymuş olanlardan memnunum asıl; ama örneğin burada, Torino&#8217;da nereye gitsem herkesin yüzü gülüyor beni görünce. Şimdiye dek en çok gururumu okşayan da, meyve satan yaşlı kadınların bana en tatlı üzümlerini seçip vermek için çırpınmaları. İnsan feylosof oldu mu, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">böyle</em> olmalı işte&#8230; Polonyalılar için boşuna İslav ırkının Fransızları dememişler. Alımlı bir Rus kadını benim nereli olduğumu anlamakta bir an bile duraklamazdı. Bir türlü beceremem kurumlanmayı; uğraştım mı da şaşkına dönerim olsa olsa&#8230; Alman gibi düşünmek, Alman gibi duymak, –elimden herşey gelir de, bir bu gücümü aşar&#8230; Eski öğretmenim Ritschl söyler dururdu, filoloji üstüne araştırma yazılarımı bile Parisli bir romancı gibi tasarlamışım, –yani saçmalık derecesinde heyecan verici&#8230; &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Toutes mes audaces et finesses</em>&#8221; (Tüm atılganlıklarım, inceliklerim.) Paris&#8217;te bile herkesi şaşırtmış, –bu deyim Monsieur Taine&#8217;indir–. Korkarım, bende dithyrambos&#8217;un en yüksek biçimlerine varıncaya dek herşeye bir parça o hiç tatsızlaşmayan, &#8220;Almanlaşmayan&#8221; tuzdan, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">esprit</em>&#8216;den katışmıştır&#8230; Başka türlü yapamam. Tanrı yardımcım olsun! Amin. –Hepimiz biliriz bir uzun kulaklının ne olduğunu, kimisi üstelik denemesini yapmıştır. Peki öyleyse, hiç çekinmeden ileri sürerim ki, en kısa kulaklar benimkilerdir. Kadınlar kayıtsız kalmazlar buna; sanırım onları daha bir iyi anladığımı da sezerler&#8230; Ben en iyi <em style="mso-bidi-font-style: normal;">anti-eşeğim</em>; böylelikle dünya tarihine geçecek bir canavarım; Yunanca anlamıyla –yalnız Yunanca değil– <em style="mso-bidi-font-style: normal;">deccal</em>&#8216;ım (antichristos) ben&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">III</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yazar olarak ayrıcalığım nedir, az çok biliyorum; benim yazılarıma alışmanın beğeniyi nasıl &#8220;bozduğunu&#8221; da gözlerimle gördüğüm durumlar oldu. İnsan başka kitaplara, hele felsefe üstüne iseler, düpedüz dayanamaz olur. Bu soylu ve ince dünyaya girebilmek benzersiz bir seçkinliktir, –Almanlıkla hiç ilgisi olmamalı insanın bunun için; kısacası, öyle bir seçkinlik ki bu, onu kendi haketmiş olmalı insan. Ama kim amaçlarının <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yüksekliğiyle</em> bana benziyorsa, gerçekten coşkular yaşayacaktır burada öğrenirken: Çünkü ben daha hiçbir kuşun uçmadığı yükseklerden, daha hiçbir ayağın yolunu şaşırıp inmediği uçurumlardan geliyorum. Söylediklerine göre, benim kitaplarımı elinden bırakamazmış insan, –uykularını bile kaçırırmışım geceleri&#8230; Kitap denen şeyin daha gururlusu, daha incelmişi yazılmamıştır, –onlar yeryüzünde erişilecek en yüksek doruğa, sinizm&#8217;e erişirler yer yer; hem en ince parmaklarla, hem en zorlu yumruklarla elde edebilmeli onları. Her türlü ruhsal kusur, sindirim bozuklukları bile, onları anlama yolunu kapatır insana hepten: Sinir diye birşey olmamalı insanda, karnı bile bir keyifli olmalı öyle. Bir kimsede yalnızca içinin yoksulluğu, köşe bucağının ağır havası değil, asıl o işkembesinde yer etmiş korkaklık, pislik, sinsice öç gütmedir ona yolumu kapayan: Benim bir sözümle tüm kötü içgüdüler yüzüne vurur insanın. Tanıdıklarım içinde bir sürü denek hayvanım vardır; yazılarıma karşı gösterilen çeşit çeşit ve her biri son derece öğretici tepkileri onlarda incelerim. Yazıların özüyle hiçbir alışverişi olmak istemeyenler, örneğin o sözde dostlarım hemen &#8220;kişiliksiz&#8221; oluverirler: Bir kez daha bunu başardığım için kutlarlar beni, –hem de bir gelişme varmış, daha bir keyifliymiş deyişim&#8230; O hep kötüye işleyen kafalar, işi gücü yalan olan &#8220;ince duygulu&#8221;lar ise, ne yapacaklarını bilemezler bu kitaplarla, –dolayısıyla onları kendilerinden <em style="mso-bidi-font-style: normal;">aşağı </em>görürler: İşte ince mantığı &#8220;ince duygulu&#8221;ların. Tanıdıklar arasındaki büyük baş hayvanlar da –yalnız Almanlar bunlar, hoş görün– demeye getirirler ki, benimle hep aynı kanıda değillermiş ama, gene de arada bir&#8230; Bunu hem de Zerdüşt üstüne söylediklerini duydum&#8230; Bunun gibi, insanda her türlü &#8220;féminisme&#8221;, isterse erkekte olsun, benim kapılarımı kapatır ona; hiçbir zaman o pervasız bilgilerin labirentine giremez. Bu baştanbaşa sert doğrular arasında güle oynaya yaşamak için, insan gözünü budaktan esirgememeli, onun için alışkanlık olmalı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sertlik</em>. Tam istediğim gibi bir okuyucu tasarladığımda, hep ortaya yürekli, herşeyi bilmek isteyen bir canavar, ayrıca kıvrak, düzenci, sağgörülü birisi, doğuştan bir serüvenci ve bulucu çıkıyor. Kısacası, benim sözüm aslında kimleredir, bunu Zerdüşt&#8217;ten daha açık söyleyemem: Bilmecesini yalnız <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kimlere</em> anlatmak istiyor o?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Sizlere, gözüpek arayıcılar, sınayıcılar, –ve her kim kurnazca yelkenleriyle o korkunç denizlere açılmışsa bir kez, –sizlere, bulmacalar içinde esrimişler, alacakaranlığı sevenler, ruhları flüt sesleriyle her tuzağa düşürülebilenler:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">–Çünkü siz titreyen ellerinizle bir ipi yoklayarak inmek istemezsiniz; ardında ne olduğunu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kestirdiğiniz</em> yerde tiksinirsiz kapıyı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">açmaktan&#8230;</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">IV</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Deyiş sanatım</span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> üstüne genel olarak birkaç söz söyleyeyim burada. Bir durumu, bir duygusal gerilimi imlerle, bu imlerin tempo&#8217;suyla başkalarına <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bildirmek</em>, –budur deyişin anlamı. İç durumlarının o olağanüstü çeşitliliği karşısında, bende bir sürü deyiş olanağı, şimdiye dek bir kişinin eli altında bulunmuş en çeşitli deyiş sanatı vardır. Bir iç durumu gerçekten bildiren, imler üstüne, imlerin tempo&#8217;su üstüne yanılmayan, yapmacık tavırlar takınmayan –bir tavır takınma sanatıdır zincirleme cümle kurallarının hepsi– her deyiş <em style="mso-bidi-font-style: normal;">iyidir</em>. Bu konuda hiç şaşmaz benim içgüdüm. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Kendiliğinde</em> iyi deyiş, hepten budalalık bu, ülkücülük yalnız, &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendiliğinde</em> güzel&#8221;, &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendiliğinde</em> iyi&#8221;, &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendiliğinde</em> şey&#8221; gibi&#8230; Şüphesiz bu iş için dinleyen kulaklar, aynı tutkuyu duyabilecek güçte ve değerde kimseler, insanın içini açabileceği kimseler bulunduğunu varsayıyorum. Zerdüşt&#8217;üm şimdilik bekliyor böyle dinleyicileri; daha uzun süre de bekleyecek! –Onu inceleyecek değerde olmalı insan&#8230; O güne dek, burada nasıl bir sanat harcandığı anlaşılmayacak: Hiç kimse böylesine yeni, işitilmemiş, bir amaç için gerçekten ilk olarak yaratılmış söyleme yollarını böylesine avuç dolusu saçmamıştır. Bu türlü şeylerin Alman dilinde olabileceği şüpheliydi: Önceleri olsa, en başta ben kesinlikle yadsırdım bunu. Alman diliyle neler yapılabilir, genel olarak dille neler yapılabilir, benden önce bilinmiyordu bunlar. Yüce, insanüstü bir tutkunun korkunç dalgalanışını anlatmak için o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük</em> ritimler sanatını, zincirleme cümlelerle <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük deyişi</em> ben buldum ilk; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Zerdüşt</em>&#8216;ün <em style="mso-bidi-font-style: normal;">üçüncü bölümü</em> sonundaki o &#8220;Yedi Mühür&#8221; başlıklı dithyrambos&#8217;la, şimdiye dek şiir denen şeyi binlerce fersah aştım.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">V</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Eşsiz bir psikolog konuşuyor benim yazılarımda; işte iyi bir okuyucunun, eski iyi filologlar Horatius&#8217;larının nasıl okurdularsa beni öyle okuyan, tam bana göre bir okuyucunun ilk edineceği kanı budur. Üzerinde herkesin anlaştığı cümleler –herkes derken, bunun içinde orta malı feylosofların, törebilimcilerin ve öbür mankafalarla mantar kafaların da bulunduğunu ayrıca söylemek gerekmez–, benim yazılarımda bönce yanılgılar olarak ortaya çıkar: Örneğin, &#8220;çıkar gözetmez&#8221; ve &#8220;bencil&#8221; kavramlarının birbirinin karşıtı olduğu inancı; oysa &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">ben</em>&#8220;in kendisi bir &#8220;yüksek aldatmaca&#8221;dan, bir &#8220;ülkü&#8221;den başka birşey değildir&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ne</em> bencil, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ne de</em> çıkar gözetmez eylemler vardır; her iki kavram da psikolojik birer mantıksızlıktır. Ya da &#8220;insan mutlu olmak için çabalar&#8221; cümlesi&#8230; Ya da &#8220;mutluluk erdemin ödülüdür&#8221; cümlesi&#8230; Ya da &#8220;hoşlanma ve acı duyguları birbirinin karşıtıdır&#8221; cümlesi&#8230; İnsanlığın &#8220;Kirke&#8221;si, (Odysseus&#8217;un yoldaşlarını domuz yapan büyücü kadın.) yani töre, bütün <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Psikoloji</em>&#8216;yi baştan aşağı yalana boğdu, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">törelleştirdi</em>; ta o tüyler ürpertici saçmalığa, sevginin &#8220;çıkar gözetmez&#8221; birşey olması gerektiğine varıncaya dek&#8230; İnsan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendi kendine</em> sağlam bir dayanak olmalı, iki ayağı üstünde korkmadan durabilmeli; başka türlü sevemez yoksa. Kadınlar da pek iyi bilirler bunu: O çıkar gözetmeyen, o nesnel erkekler vızgelir onlara&#8230; Sırası gelmişken, şu kadın ulusunu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tanıyorum</em> diyebilirim. Dionysos&#8217;ca payımdan gelmedir bu (Hem erkeklik hem dişilik vardı Dionysos&#8217;da). Kim bilir, belki de &#8220;bengi dişiliğin&#8221; (&#8221;Das ewig Weibliche&#8221; –Goethe, 2. Faust, son sahne.) ilk psikologuyum ben. Eski bir öyküdür: O <em style="mso-bidi-font-style: normal;">mutsuz</em> kadıncıklar, &#8220;özgürleşmiş&#8221; olanlar, çocuk doğurmaya gücü yetmeyenler dışında hepsi beni severler. –Bereket versin, kendimi parçalatmaya niyetim yok: Sevdi mi parçalar gerçek kadın dediğin&#8230; Bu sevimli Bakkha&#8217;ları (Eski Yunan&#8217;da kendilerini Dionysos&#8217;a adayan, onun gizlerini kutlayan kadınlar.) iyi tanırım&#8230; Ah o ne tehlikeli, o ne sinsi, yeraltında yaşayan bir yırtıcı hayvancıktır! Nasıl da şirindir üstelik!&#8230; Öç ardından koşan bir kadıncık yazgıyı bile dinlemez, yıkar geçer. Kadın erkekten ölçülmez derecede daha kötüdür; daha akıllıdır da. Bir çeşit <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yozlaşmadır</em> kadında iyilik&#8230; O &#8220;ince duygular&#8221; var ya, tümünün mayasında bir fizyolojik bozukluk vardır. –hepsini söylemeyeyim, hekimce konuşacağım yoksa. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Eşit</em> haklar için açılan savaş, bir hastalık belirtisidir üstelik; her hekim bilir bunu. Gerçek kadın dediğin var gücüyle direnir hak denen şeye karşı; cinsler arasındaki o bitmez <em style="mso-bidi-font-style: normal;">savaşta</em> ilk yer hiç tartışmasız onundur zaten doğal olarak. –Benim sevgi tanımımı duyup anladınız mı? Gerçek bir feylosofa yaraşan biricik tanım budur. Sevginin tuttuğu yol savaş, özü ise cinslerin öldüresiye kinidir birbirlerine. &#8220;Bir kadın nasıl <em style="mso-bidi-font-style: normal;">iyileştirilir</em>, kurtarılır&#8221; sorusuna verdiğim yanıtı biliyor musunuz? İnsan ondan bir çocuk edinmelidir. Kadın çocuksuz edemez, erkek bir aracıdır yalnız: Zerdüşt böyle dedi. &#8220;Kadının özgürleşmesi&#8221;, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">özürlü</em>, doğuramaz kadınların gerçek kadına karşı içgüdüsel kinidir bu; &#8220;erkek&#8221;le kavgaya gelince, bu bir yoldur, bir sözde nedendir, bir taktirdir yalnızca. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Kendilerini</em> &#8220;gerçek kadın&#8221;, &#8220;yüksek kadın&#8221;, &#8220;ülkücü kadın&#8221;, &#8220;ülkücü kadın&#8221; diye yükseltmekte, aşama sırasında kadının yerini <em style="mso-bidi-font-style: normal;">alçaltmaya</em> çalışırlar; bunun için de en şaşmaz yol, lise öğrenimi yapmak, pantolon giymek ve sürü olarak oy verebilmektir. Aslına bakılırsa, özgürleşen kadınlar &#8220;bengi dişilik&#8221; ülkesinin <em style="mso-bidi-font-style: normal;">anarşistleridir</em>; kuyruk acısı vardır onlarda, öç isteği vardır derinlerinde yatan&#8230; En kötüsünden bir tür &#8220;ülkücülük&#8221;vardır ki erkeklerde de rastlanır ayrıca, o evde kalmış kız örneğinde, Henrik İbsen&#8217;de olduğu gibi, –bunun amacı da cinsel sevgideki gönül rahatlığını, doğallığı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ağulamaktır&#8230;</em> Bu konuda dürüstlüğü ölçüsünde sıkı olan anlayışım üstüne hiç şüphesiz kalmasın diye, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bozulmuşluğa</em> karşı töre yasalarımdan bir madde okuyayım; bozulmuşluk derken, her çeşit doğaya aykırılığın, ya da güzel sözleri seviyorsanız, ülkücülüğün karşısına çıkıyorum, Madde şu: &#8220;Akmanlık üstüne vaaz vermek, açıktan herkesi doğaya aykırı olmaya kışkırtmaktır. Nasıl olursa olsun, cinsel yaşamı küçümseme, onu ayıp kavramıyla lekeleme, yaşamın kendine karşı işlenmiş bir suçtur, –yaşamın Kutsal Tinine karşı günahın ta kendisidir.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">VI</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Nasıl bir psikolog olduğumu anlayasınız diye, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">İyi ve Kötünün Ötesinde</em>&#8216;den üzerinde düşünülmeye değer bir betimleme aktarıyorum, –şunu da söyleyeyim ki, burada anlatılmak istenen kimdir, sakın bulup çıkarmaya çalışmayın: &#8220;Yüreğin dehası onda vardır, o büyük Bilinmeyen&#8217;de, bulunçlarıno sınayıcı tanrısı, doğuştan fare avcısı; sesi her ruhun yeraltı ülkesine dek inen; her sözünde, her bakışında bir baştan çıkarma amacı saklı olan; her sözünde, her bakışında bir baştan çıkarma amacı saklı olan; ustalığı gereğince, olduğu gibi değil, başka türlü görünen, öyle ki ardından gelenler ona daha bir sokulsun, onu daha gönülden, daha tam izlesinler&#8230; Yüreğin dehası her türlü ağız kalabalığını, kendini beğenmişliği susturan, kulak kabartmasını öğreten; kaba saba ruhları törpüleyen, onlara yeni bir istek tattıran, –derin gökyüzünü yansıtabilmek için dupduru bir ayna gibi olmak isteğini&#8230; Yüreğin dehası, o sakar ve ivecen ellere duraklamayı, daha bir incelikle kavramayı öğreten; bulanık, kalın buzun altındaki o saklı, unutulmuş gömünün, o bir damla iyiliğin, tatlı özün yerini kestiren; uzun çağlar çamur ve kum içinde gömülü yatan her altın kırıntısını bulmak için büyülü bir değnek olan&#8230; Onun dokunduğu kimse daha bir zenginleşmiş olarak uzaklaşır oradan, başkasının malı altında iki büklüm değil, kendisi daha zengin, yenilenmiş, sanki üzerinden ılık bir yel esmiş de buzları çözülmüş, içi açılmış, belki daha güvensiz, daha ince, daha kolay kırılır, belki daha kırılmış, ama daha adı bile olmayan umutlarla dolu, yeni istemlerle, akıntılarla dolu, yeni direnişlerle, ters akıntılarla dolu&#8230;&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">T</span><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">RAGEDYA&#8217;NIN </span><span style="font-size: 16pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">D</span><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">OĞUŞU</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">I</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><em> </em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Tragedya&#8217;nın Doğuşu</em>&#8216;na (1872) karşı insaflı olabilmek için birkaç şeyi unutmalı. Bu kitap başarısız yanıyla, örneğin <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Wagner&#8217;ciliği</em> bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yükseliş</em> belirtisi sayıp ona yararı dokunmasıyla <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaptı etkisini</em>, giderek büyüledi. Bir dönüm noktası oldu Wagner&#8217;in yaşamında da: Ancak ondan sonradır ki Wagner adına büyük umutlar bağladılar. Bugün bile, hem de bazen tam Parsifal&#8217;in ortasında, bana yüklendikleri oluyor: O akımın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ekin değeri</em> böylesine yüksek tutuluyorsa, suç benimmiş. –Bu yazının çok kez &#8220;Musiki Ruhundan Tragedya&#8217;nın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Yeniden</em> Doğuşu&#8221; adıyla anıldığını duydum; onda yalnız <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Wagner</em>&#8216;in sanatını, ne yapmak istediğini, ödevini ilk olarak dile getirişimi gördüler, –yazının asıl değerli yanını gözden kaçırdılar bu arada. &#8220;Yunanlılık ve Kötümserlik&#8221;: Daha başka anlama çekilmeyecek bir başlık olurdu bu: Çünkü aslında Yunanlılar kötümserliğin nasıl üstesinden geldiler, onu nasıl <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yendiler</em>; öğretilen buydu ilk kez olarak&#8230; Tragedya&#8217;nın ta kendisi, Yunanlıların kötümser <em style="mso-bidi-font-style: normal;">olmadıklarının</em> kanıtıdır: Schopenhauer her konuda olduğu gibi bunda da yanılmıştı. –az buçuk çekimserlikle ele alındığında Tragedya&#8217;nın Doğuşu iyice çağdışı görünür: Wörth savaşının (Prusya&#8217;nın Fransa&#8217;ya karşı yengisi –6 Ağustos 1870–) top sesleri arasında yazılmaya başlandığı, kimsenin aklının kıyısından geçmezdi. Metz surları dibinde, o soğuk eylül geceleri, bir yandan hastabakıcılık görevimi yaparken, bu soruları düşünüyordum; kitabın 50 yıl önce yazılmış olması daha bir akla yakın gelebilir. Siyasayla ilgisi yoktur –bugünkü deyimiyle &#8220;Almanlık dışı&#8221;dır–, tiksindirici bir Hegel kokusu yayılır ondan; Schopenhauer&#8217;in mortocu kokusu ise tek tük birkaç deyimine sinmiştir ancak. Bir &#8220;düşün&#8221; –Dionysosca ve Apollonca karşıtlığı– metafizik alanına aktarılıyor burada; tarihin kendisi bu &#8220;düşün&#8221;ün gelişmesi olarak sayılıyor; bu karşı savların tragedya&#8217;da birleşimi: Şimdiye dek hiç ilişkileri olmayan şeylerin bu gözle bakılınca, birdenbire karşı karşıya gelmeleri, birbirleriyle aydınlanmaları, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kavranmaları</em>&#8230; Örneğin opera ve devrim&#8230; Bu kitabın başlıca iki <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yeniliğinden</em> biri, Yunanlılarda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Dionysosca</em> olayının anlaşılması, psikoloji yönünden ilk olarak çözümlenmesi, bütün Yunan sanatının köklerinden biri olarak görülmesi. Öbürü de Sokratesciliğin anlaşılması: Sokrates&#8217;i Yunan çöküşünün aracı, örnek décadent olarak görüp tanımak ilk kez. &#8220;Akılcılık&#8221;, içgüdüye <em style="mso-bidi-font-style: normal;">karşıt</em>. Herşey pahasına &#8220;akılcılık&#8221;: Tehlikeli, yaşamı yıkıcı bir güç. Kitapta Hıristiyanlık üstüne derin, düşmanca bir susku baştanbaşa; çünkü o ne Apollonca, ne de Dionysoscadır; Tragedya&#8217;nın Doğuşu&#8217;nda tanınan biricik değerlerin, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">estetik</em> değerlerin hepsini yadsır: En aşırı anlamıyla nihilist&#8217;dir. Hıristiyanlık; oysa Dionysos simgesiyle, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">olumlamanın</em> en son sınırına ulaşırız. Kitabın bir yerinde papazlara &#8220;yeraltında yaşayan kötü, düzenci cüceler soyu&#8221; diye dokunduruluyor&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">II</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Eşine az rastlanır bir başlangıçtır bu. En derin iç yaşantıma karşılık gelen biricik simgeyi <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bulmuştum</em> tarihte, –böylelikle Dionysosca denen mucizelik olayı ilk kavrayan ben olmuştum. Bunun gibi, Sokrates&#8217;i <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em> olarak tanımakla da, psikolojik kavrayışımdaki şaşmazlığın herhangi bir kişisel töre kaygısından yana hiç korkusu olmadığını apaçık kanıtladım; töre&#8217;nin kendisini décadence belirtisi diye almak, pek önemli, benzersiz bir yenilikti bilgi tarihinde. Bu iki buluşumla, kuşbeyinlilerin iyimserlik-kötümserlik <em style="mso-bidi-font-style: normal;">karşıtlığı</em> üstüne zavallıca gevezeliklerini nasıl da aşıverdim! İlk olarak ben gördüm gerçek karşıtlığı: Bir yanda, yaşama karşı alttan alta öç güden o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yozlaşmış</em> içgüdü (örnekleri Hıristiyanlık, Schopenhauer felsefesi, bir anlamda daha o zamandan Platon Felsefesi, ülkücülüğün bütünü); öbür yanda doluluktan, dolup taşmaktan doğmuş en yüksek bir olumlama ilkesi, sınırlama bilmeyen bir evet deyiş, acının kendisine, suçun kendisine, varlığın sorunsal ve yabancı nesi varsa hepsine&#8230; Yaşama karşı bu en sonuncu, en sevinçli, en coşkun ve taşkın &#8220;evet&#8221; deyiş yalnızca en yükseği değildir bilgeliklerin, hem de <em style="mso-bidi-font-style: normal;">en derini</em>, doğrunun ve bilimin en sağlamca oğrulayıp destekleridir. Varolan hiçbir şey düşünülemez toplamdan, hiçbir şeyden geçilemez. Hıristiyanların ve öbür nihilist&#8217;lerin varlıkta yadsıdıkları yanlar, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence</em> içgüdüsünün bağrına bastığı, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">basabildiği</em> herşeyden ölçülmez derecede daha yüksek bir yer tutar değerler sırasında. Yürek ister bunu kavramak için; bunun da koşulu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">güç</em> fazlasıdır. Çünkü yüreklilik nasıl büyüklüğü ölçüsünde ileri atılırsa, güç de tıpkı onun gibi büyüklüğü ölçüsünde doğruya yaklaşır. Zayıflar için, zayıflıklarının verdiği esinle, gerçekten korkup kaçmak, yani &#8220;ülkü&#8221; nasıl bir zorunluluksa, güçlüler için de böyledir bilmek, gerçeğe &#8220;evet&#8221; demek&#8230; Bilip bilmemek elinde değildir zayıfların: Yalansız edemez <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em> dediğin, onun yaşamda kalma koşullarından biridir bu. –&#8221;Dionysosca&#8221; sözcüğünün kavramakla kalmayıp, o sözcükte <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendini</em> de bulan kimse, artık Platon&#8217;u, Hıristiyanlığı, Schopenhauer&#8217;i çürütmek istemez, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kokusunu alır ordaki çürümenin&#8230;</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">III</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">&#8220;Tragik&#8221; kavramını, tragedya&#8217;nın psikolojisi üstüne bilinebilecek en son şeyleri ne ölçüde bulduğumu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Putların Batışı</em>&#8216;nda bir kez daha dile getirdim. &#8220;En yabancı, en amansız sorunlarıyla bile yaşama evet deyiş; en yüksek örneklerini <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kurban ederken</em> kendi bereketinin mutluluğuna varan o yaşama istemi, –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">buydu</em> adlandırdığım Dionysosca diye, buydu tragik ozanın psikolojisine varmak için benim bulduğum köprü. Ürküden, acımadan kurtulmak için değil, zorlu bir boşalmayla tehlikeli tutkulardan arınmak için <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değil</em>, –Aristotales bunu yanlış anlamıştı böyle,– tersine, ürkü ve acımanın ötesinde, oluşun bengi sevincine varmak, onun <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ta kendisi</em> olmak için, o sevinç ki <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yoketmenin sevinci</em> de girer içine&#8230;&#8221; Bu anlamda kendimi ilk <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tragik feylosof</em>, yani kötümser feylosofun taban tabana karşıtı saymaya hakkım var. Dionysos olgusunun benden önce böyle feylosofca bir tutkuyla duyulması görülmemiştir: <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Tragik bilgelik</em> eksiktir; bunun izlerini, hem de Sokrates&#8217;ten iki yüzyıl önceki o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük</em> Yunan felsefesinden bile boşuna aradım. Bir tek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Herakleitos</em> üzerinde kuşkum var; zaten onun yakınında kendimi her yerden daha sıcak, daha rahat duymuşumdur hep. Yokuluşun, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yokedişin</em> olumlanması –ki Dionysosca bir felsefenin can alıcı noktasıdır–, karşıtlıklara, savaşa ve &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">varlık</em>&#8221; kavramını kökünden yadsıyarak <em style="mso-bidi-font-style: normal;">oluşa</em> evet deyiş: Şimdiye dek düşünülenler içinde ban en yakın olarak bunları buluyorum şüphesiz. &#8220;Bengi dönüş&#8221; öğretisi, yani sınır tanımadan, sonsuza dek herşeyin durmadan yokolup yeniden doğması, Zerdüşt&#8217;ün bu öğretisi daha o zamandan Herakleitosca da öğretilmiş olabilirdi. Hiç değilse, Herakleitos&#8217;un ana düşüncelerinden hemen hepsine konmuş olan Stoa&#8217;da bunun izlerine rastlanır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">IV</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Uçsuz bucaksız bir umut sesleniyor bu yazıdan. Aslında, musikinin Dionysosca bir geleceğinden umudu kesmem için hiçbir neden yok. Yüzyıl sonrasına bir göz atalım, varsayalım ki doğanın, insanın iki bin yıldan beri kirletilmesine karşı yağınmam başarıyla sonuçlanmıştır. O zaman yaşamdan yana olacak yeniler, görevlerin en büyüğünü, daha yüksek bir insanlık yetiştirilmesini, bunun bir parçası olarak da, soysuzlaşmış, salaklaşmış herşeyin acımadan yokedilmesi işini ele alacaklar ve Dionysosca durumun yeniden doğacağı o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaşam bolluğunu</em> yeryüzünde olanaklı kılacaklardır. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Tragik</em> bir çağ muştuluyorum: İnsanlık en amansız, ama en zorunlu savaşları bir kez ardında bırakıp, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">acı çekmeksizin</em> unuttuğu an, yaşama evet deyişin en yüksek sanatı, tragedya yeni baştan doğacaktır. Bir psikolog ayrıca şunları da ekleyebilirdi: Genç yaşımda Wagner musikisinden duyduklarımın, aslında Wagner&#8217;le hiç mi hiç ilgisi yoktur; Dionysosca musikiyi betimlerken, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendimde</em> duyduğum birşeyi betimliyordum; herşeyi o içimde taşıdığım yeni soluğun diline çeviriyor, başka bir kılığa sokuyordum içgüdümle. Bunun kanıtı ise –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">bir kanıt ne denli güçlü olabilirse öyle güçlü bir kanıt</em>– &#8220;Wagner Bayreuth&#8217;da&#8221; adlı yazımdır. Psikoloji yönünden can alıcı noktalarda hep kendimden söz açmışımdır; Wagner adının geçtiği her yerde, hiç çekinmeden benim adımı ya da Zerdüşt adını koyabilirsiniz. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Dithyrambos</em> sanatçının betimlemesidir; uçurum gibi derincesine ve Wagner gerçeğine bir an bile olsun değinmeksizin çizilmiştir. Wagner de sezinlemişti bunu; o yazıda kendini tanıyamamıştı. Bunun gibi, &#8220;Bayreuth düşüncesi&#8221; de, okuyucularım için hiç de bilmece sayılmayacak birşeye dönüşmüştü: En seçkin insanların en büyük ödevlere kendilerini adadıkları o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük öğle</em>&#8216;ye, –belki de günün birinde yaşayabileceğim bir şenliğin görüm&#8217;üne&#8230; İlk sayfalardaki tutku dünya tarihine geçecektir: Yedinci sayfada sözü edilen <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bakış</em>, gerçek Zerdüşt bakışıdır; Wagner, Bayreuth, o Alman küçüklüğü, bayalığı, hepsi bir buluttur; üzerinde geleceğin sonsuz bir ılgımı parıldamaktadır. Psikolojik bakımdan da, kendi yaradılışımın ana çizgileri hep bir arada bulunuşu, hiç kimsede görülmemiş bir güç istemi, düşünce alanında gözünü budaktan sakınmayan, etkinlik istemine hiç zarar vermeyen o sınırsız öğrenme gücü. Bu kitapta herşey geleceği, Yunan ekinin kördüğümü bir kez çözüldükten sonra, onu gene bağlayacak <em style="mso-bidi-font-style: normal;">karşı İskender</em>&#8216;lerin zorunluluğu&#8230; Tragik duyuş&#8221; kavramına geçişteki o tonu bir dinleyin hele; evrensel, tarihsel bir tondur bu; yazı baştanbaşa dunlarla doludur. Olup olabilecek en alışılmamış &#8220;nesnellik&#8221;ti benimkisi: Kim olduğumu olanca kesinlikle biliyor, ama bunu herhangi bir rastlantılık gerçeğe yansıtıyordum; beni anlatan doğruların sesi ürkünç bir uçurumdan geliyordu. Zerdüşt&#8217;ün <em style="mso-bidi-font-style: normal;">deyiş</em>&#8216;ini daha o zamandan bilmişçesine, bir kez olsun yanılıp şaşmadan betimliyorum; Zerdüşt denen <em style="mso-bidi-font-style: normal;">olay</em>&#8216;a, insanlığın o korkunç arınması, kutsanması edimine gelince, hiç bir zaman s. 41-44 arasındakinden daha ulu bir deyişle dile getirilemez bu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h1 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ç</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">AĞDIŞI </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Y</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">AZILAR</span></h1>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<h2 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em><span style="font-size: small;">I</span></em></span></strong></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Çağdışı </span></em><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">yazıların dördü de (&#8221;David Strauss&#8221;, &#8220;Yaşam İçin Tarihin Yararı ve Zararı Üzerine&#8221;, &#8220;Eğitici Olarak Schopenhauer&#8221;, &#8220;Richard Wagner Bayreuth&#8217;da&#8221;.) savaşçı mı savaşçıdır. Bunlar &#8220;başımda kavak yelleri esmediğini&#8221;, kılıcımı çekmekten hoşlandığımı, belki de bileğimin pek sağı solu olmadığını kanıtlar. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">İlk</em> saldırı (1873) daha o zaman bile hiç acımaksızın yukardan baktığım Alman ekininden yana birşey kanıtladığını, hele onun böylelikle Fransa&#8217;yı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yenmiş</em> olduğunu sanmaktan daha beter bir yanılma olamazdı&#8230; Çağdışı yazılarımın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ikincisi</em> (1874) bilim düzenimizin gidişindeki tehlikeyi, yaşamı kemiren, ağulayan yanı açığa vurur: Bu insanca anlamını yitirmiş çarklar, bu mekanizma, işçinin bu &#8220;kişiliksizleşme&#8221;si, &#8220;iş bölümü&#8221;nün sözde verimliliği, bunlardan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">hasta düşmüştür</em> yaşam. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Amaç</em>, yani ekin, elden çıkmıştır, –araç, yani çağdaş bilim düzeni, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yabancılaşmıştır</em>&#8230; Bu incelemede, çağımızın böylesine kurumlandığı &#8220;tarihsel anlayış&#8221; ilk kez bir hastalık, bir örnek çöküş belirtisi olarak tanınıyor. –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Üçüncü</em> ve <em style="mso-bidi-font-style: normal;">dördüncü</em> Çağdışı yazılarda, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">daha yüksek</em> bir ekin kavramına dikkati çekmek için, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bencilliğin, kendini</em> sıkıya sokmanın en aşırı iki örneği konuyor ortaya, olabildiğince çağdışı iki örnek, çevrelerinde &#8220;Alman devleti&#8221;, &#8220;ekin&#8221;, &#8220;Hıristiyanlık&#8221;, &#8220;Bismarck&#8221;, &#8220;başarı&#8221; denen herşeye karşı yüce bir küçümseme duyuyor ikisi de, –Schopenhauer ve Wagner ya da <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tek</em> sözcükle, Nietzsche&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">II</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bu dört yağınmadan ilki olağanüstü bir başarı kazandı. Kopardığı gürültü her bakımdan duyulmaya değerdi. Üstün gelmiş bir ulusun yarasına parmak basmıştım, –kazandıkları yengi bir ekin olayı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değildi</em>, tersine bambaşka birşeydi belki de&#8230; Yalnız David Strauss&#8217;un eski dostlarından değil, her yandan yanıt yağdı; onu kendinden hoşnut, dar kafalı Alman aydını örneği olarak, kısacası &#8220;Eski ve Yeni İnanç Üstüne&#8221; adlı birahane İncil&#8217;inin yazarı olarak gülünç düşürmüştüm (dar kafalı aydın sözü benim yazımdan geçmiştir dilimize). Kutsal hayvanlarını, Strauss&#8217;larını (Strauss &#8220;devekuşu&#8221; demektir.) gülünç bulmakla, Würtemberg&#8217;li ve Suab olarak derinden gocundurduğum bu eski dostlar öyle açık yüreklilikle ve kabaca yanıt verdiler ki, bundan daha iyisini doğrusu isteyemezdim; Prusyalıların tepkisi daha bir akıllıca oldu, –ne de olsa &#8220;Prusya mavisi&#8221; vardı kanlarında. Çiğliğin daniskasını bir Leipzig gazetesi, o adı çıkmış &#8220;Grenzboten&#8221; yaptı; gazaba gelen Basellileri zor zaptettim. Yüzde yüz benim yanımı tutan –çeşit çeşit, kimi zaman da hiç anlaşılmaz nedenlerden– yalnızca birkaç yaşlı bay oldu. Örneğin, Göttinden&#8217;den Ewald (–1803/1875– Alman doğubilimcisi –müsteşrik–), Strauss&#8217;a karşı yağılamam öldürücü olmuş demeye getirdi. Ya da eski Hegel&#8217;cilerden Bruno Bauer (–1809/1882– Alman tanrıbilimci.), ki o yazıdan sonra en dikkatli okuyucularımdan biri olmuştu. Yaşamının son günlerinde, yitmiş &#8220;ekin&#8221; kavramı üstüne kimden bilgi edinebileceğini göstermek için, örneğin Prusyalı tarihçi Bay von Treitschke&#8217;ye (–1834/1896– Alman tarihçisi.) benim yazılarımı salık vermeyi severdi. Bizim yazı ve yazarı üstüne en çok önemseyerek ve uzun uzadıya konuşan, feylosof Baader&#8217;in (–1765/1841– Alman feylosofu ve tanrıbilimcisi.) eski bir öğrencisi, Würzburg&#8217;da Profesör Hoffman (–1806/1873– Alman tanrıbilimcisi.) adında biri oldu. Yazımdan benim için büyük bir gelecek okuyordu, –tanrısızlık konusunda bir bunluk yaratacak en son sözü söyleyecektim; ona göre tanrısızlığın en kökten, en amansız temsilcisi bendim. Beni Schopenhauer&#8217;e çeken şey de buydu. –Ama hepsinin içinde en çok okunanı, herkese en acı koyanı, aslında öylesine yumuşak huylu Karl Hillebrand&#8217;ın (–1829/1884– Alman tarihçisi ve gazetecisi.), eli kalem tutan o sonuncusu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">insan</em> Alman&#8217;ın olağanüstü sert ve yürekli savunuşu oldu. Yazısı &#8220;Augsburger Zeitung&#8221;da çıkmıştı; bugün biraz daha yumuşatılmış biçimiyle toplu yazıları arasında okunabilir. Burada benim yazı bir olay, bir dönüm noktası, ayılıp kendine geliş, çok hayırlı bir belirti olarak, düşünce işlerinde Alman ağırlığının ve tutkusunun <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yeniden doğuşu</em> olarak gösteriliyordu. Hillebrand yazının biçimini, olgun beğenisini, kişiyle konuyu ayırmaktaki şaşmaz ölçülüğünü öve öve bitiremiyordu:Onu Almanca yazılmış en iyi tartışma yazısı olarak niteliyordu; o tartışma sanatı ki, Almanlar için tehlikelidir ve hiç salık verilmez. Beni yüzde yüz onaylıyor, Almanya&#8217;da dilin bayağılaşması üstüne söylemeyi göze aldıklarımdan da ileri gidiyor (–bugün özleştirmecilik oynuyorlar, bir tek cümle bile kuramıyorlar artık–) ulusun &#8220;başta gelen yazarları&#8221;na karşı aynı küçümsemeyi duyuyor ve benim &#8220;bir ulusun hem de sevgililerini suçlu sandalyesine oturtmadaki üstün yürekliliğime&#8221; olan hayranlığını söyleyerek bitiriyordu&#8230; Bu yazının yaşamımda paha biçilmez etkileri oldu. Bugüne dek hiç kimse benimle hır çıkarmaya kalkmadı. Almanya&#8217;da bana karşı susuyorlar, ürkek ve çekingen davranıyorlar: Bugün, hele &#8220;Alman devleti&#8221;nde, kimsenin göze alamadığı, sınırsız bir söz özgürlüğünden yararlandım yıllardır. &#8220;Kılıcım gölgesindedir&#8221; benim cennetim&#8230; Aslında Stendhal&#8217;in bir ilkesini uygulamıştım: Yüksek bir topluluğa girerken, işe bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">düello</em>&#8216;yla başlamayı salık verir o. Nasıl da seçmiştim düşmanımı! İlk Alman özgür düşünürü!&#8230; Bana bugüne dek o Avrupalı, Amerikalı &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">libres penseurs</em>&#8221; (Özgür düşünür.) ulusundan daha uzak, daha yabancı olan hiçbir şey bilmiyorum. O &#8220;çağdaş ülküler&#8221;e inanan, uslanmaz kuşbeyinlilerle, soytarılarla aramdaki uçurum, düşmanlarıyla aramda olandan çok daha derindir. Onlar da bir yol tutturmuş, insanlığı kendilerine göre &#8220;düzeltmek&#8221; isterler; benim kim olduğumu, ne <em style="mso-bidi-font-style: normal;">istediğimi</em> bir bilseler, amansız bir savaş açarlardı bana karşı, –topu da &#8220;ülküler&#8221; inanır daha&#8230; İlk <em style="mso-bidi-font-style: normal;">töresizci</em>&#8216;yim ben&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">III</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Schopenhauer ve Wagner adlarını taşıyan Çağdışı yazıların, bu iki psikolojiyi anlamakta, ondan da geçtim, bu sorun&#8217;un yalnızca ortaya konmasında pek işe yaradıklarını ileri sürecek değilim, –bunun dışında kalan şeyler de var elbette. Örneğin, Wagner&#8217;in yaradılışındaki ana öğeyi, o tiyatro oyuncusu yeteneğini daha o zamandan sezivermiştim; kullandığı araçlar olsun, niyetleri olsun, hepsi bunun zorunlu sonuçlarıydı. Aslına bakarsanız, bu yazılarda yapmak istediğim psikoloji değil, bambaşka birşeydi: Eşine rastlanmamış bir eğitim sorunu, insanı çelik gibi yapacak, yepyeni bir &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendini sıkıya koyma</em>&#8220;, &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendini savunma</em>&#8221; kavramı, büyüklüğe, evrensel, tarihsel ödevlere götüren bir yol, –bunlar dile gelmek istiyordu ilk kez. Sözün kısası, insan birşeyi anlatabilmek, elinde birkaç deyim, im, söyleme yolu daha çok bulundurmak için önüne çıkan fırsattan nasıl yararlanırsa, ben de bu iki ünlü, ama daha hiç mi hiç belirlenmemiş örneğe öylece yapışıverdim. Üçüncü yazının 7. bölümünde hepten korkunç bir uzgörüyle değinilmiştir buna. Bunun gibi, Platon da Sokrates&#8217;den bir im dili olarak yararlanmıştı. –Bu yazıların tanık olduğu o hayli geride kalmış durumları şimdi göz önüne getirdiğimde, aslında yalnız kendimden söz açmış olduğumu saklayamam. &#8220;Wagner Bayreuth&#8217;da&#8221; yazısı kendi geleceğimin bir düşüdür; &#8220;Eğitici Olarak Schopenhauer&#8221;de ise, benliğimin en iç öyküsü, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">oluşması</em> yazılıdır. En başta da içtiğim <em style="mso-bidi-font-style: normal;">and!&#8230;</em> Bugün neyim ben, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">nerelerde</em> yaşıyorum –artık sözlerle değil yalnız yıldırımlarla konuştuğum yükseklerde–, o zamanlar nasıl da uzaktım bunlardan! Ama ülkeyi <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gördüm</em>; yol, deniz, tehlike ve başarı üstüne bir an olsun yanılmadım! Söz verirken ne büyük durgunluktur o; yalnız sözde kalmayacak bir geleceğe doğru o ne mutlu bakıştır! Derinden, içten yaşanmıştır burada her söz; acı çeken, nerdeyse kanayan sözcükler eksik değildir. Ama hepsinin üstünden <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük </em>bir özgürlük yeli esip geçer; itiraz gibi gelmez yaranın kendisi bile. Benim feylosoftan anladığım şey, o yakınında ne varsa hepsinin tehlikede olduğu korkunç dinamit, benim feylosof kavramımla –yüksek öğretimdeki &#8220;geviş getirenler&#8221;i, öbür felsefe öğretmenlerini bir yana bırakın– koskoca Kant&#8217;ın bile içine girdiği feylosof kavramı arasıdaki uçurum, o yazı bunların hepsi üstüne paha biçilmez şeyler öğretir; ama burada sözü edilen &#8220;Eğiti Olarak Schopenhauer&#8221; değilmiş de, onun <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tam karşıtı</em>, &#8220;Eğitici Olarak Nietzsche&#8221; imiş, ne çıkar. –O zamanlar benim zanaatımın bilginlik olduğu, benim de bu işin belki <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ehli olduğum</em> göz önüne alınırsa, bu yazıda bilginlerin psikolojisi üstüne birdenbire çıkıveren o acı eleştirmeyi pek de önemsiz saymamalıdır: Bendeki <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ayrı oluş bilincini</em>, benim için <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ödev</em> nedir, yalnızca araç, arada eğlence, katkı nedir, bunu hiç şaşmadan ayırdettiğimi gösterir o parça. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Tek</em> birşey olabilmek, tek birşeye varabilmek için, çok yerde, çok şey olmak, bu bendeki sağduyudur. Bir süre için de bilgin olmam <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gerekiyordu</em>.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span class="HTMLMarkup"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">&lt;/div&gt;&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;&lt;/div&gt;</span></span><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İ</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">NSANCA, </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">P</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">EK </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İ</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">NSANCA</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">iki ekiyle birlikte</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">I</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span class="HTMLMarkup"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;</span></span><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İnsanca, Pek İnsanca</span></em><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> bir bunluğun anıtıdır. Özgür düşünürler için bir kitap: Budur kendine taktığı ad. Hemen her cümlesi bir yengi anlatır; yaradılışımda bana <em style="mso-bidi-font-style: normal;">aykırı olan</em>&#8216;dan kurtardım böylelikle kendimi. Bana aykırı olansa ülkücülüktür. Budur başlığın demek istediği, &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">sizin</em> ülküler gördüğünüz yerde, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ben</em> insanca, pek insanca şeyler görüyorum yalnız!&#8221;&#8230; İnsanı ben <em style="mso-bidi-font-style: normal;">daha iyi</em> tanırım&#8230; Burada &#8220;özgür düşünür&#8221; sözü bir tek anlama gelir: <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Özgürlüğüne kavuşmuş</em>, kendini yeni baştan bulmuş bir düşünce. Sesin tonu, tınlayışı baştanbaşa değişmiştir; kitabı kurnazca, soğuk, yerine göre de sert alaycı bulursunuz. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Soylu</em> beğeniden gelme bir tür tinsellik sanki derinde bir tutku akıntısına karşı direnmektedir. Bundan dolayıdır ki, kitabın 1878 yılındaki zamansız yayımlanışına özür olarak, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Voltaire</em>&#8216;in 100. ölüm yıldönümüne rastlamasını göstermem bir anlam taşır. Çünkü Voltaire, kendinden sonra yazanların tersine, bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">grand seigneur</em>&#8216;dü (Soylu yüce kişi.) düşünce alanında, tam benim de olduğum gibi. Kendi yazılarımdan birinin üzerinde Voltaire adı, –bir ilerlemeydi bu&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendime doğru&#8230;</em> Yakından bakılınca, ülkünün yuvalandığı tüm köşe bucağı, yeraltı zindanlarını, en sonuncu sığınakları karış karış bilen, katı yürekli bir düşünce görülür burada. Elimde alevi hiç de &#8220;titremeyen&#8221; bir çırağı (&#8221;Fackel, çırağı&#8221; ve &#8220;fackeln, –ışık hk.) titremek&#8221; sözcükleri üstüne bir oyun.), keskin bir ışıkla ülkünün <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yeraltı ülkesi</em>&#8216;ni aydınlattım. Savaş bu, ama barutsuz ve dumansız; ne savaşçı davranışlar var, ne duygulanıp coşma, ne de kırık kol, bacak, –başka türlüsü gene &#8220;ülkücülük&#8221; olurdu. Yanılgıları irer birer, hiç acele etmeden buz üstüne koyuyorum; ülküleri çürütmüyorum, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">donduruyorum&#8230;</em> Örneğin, şuracıkta &#8220;deha&#8221; donuyor; az ilerde, köşe başında &#8220;ermiş&#8221; donuyor, o &#8220;kanış&#8221; dedikleri; &#8220;acıma&#8221; da az buz soğumuyor hani, –&#8221;kendiliğinde şey&#8221; donuyor ne yana baksan&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">II</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bu kitabın başlangıcı, Bayreuth festivalinin ilk olarak yapıldığı haftalara rastlar; orada çevremi kuşatan herşeye karşı duyduğum derin bir yabancılık, çıkış noktalarından biridir onun. O zamanlar üzerime ne çeşit görünümler üşüştüğünü bilen, günün birinde Bayreuth&#8217;da uyanınca nasıl olduğumu kestirebilir. Sanki düş görüyordum&#8230; Neredeydim acaba? Hiçbir şeyi tanımaz olmuştum, az kalsın Wagner&#8217;i bile tanıyamayacaktım. Anılarımı bir bir yokluyordum, boşuna. Tribschen, –uzakta bir mutluluk adası: En ufak bir benzerlik yok. O unutulmaz temel atma günleri (Bayreuth Festival evinin temel atma töreni –22 Mayıs 1872–), kutlamada bulunan küçük, seçkin topluluk, o anlamak için davul zurna istemeyenler: En ufak benzerlik yok. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ne olmuştu ki?</em> –Wagner&#8217;i Almanca&#8217;ya çevirmişlerdi! Wagner&#8217;i avucumun içine almıştı Wagner&#8217;ci!– <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Alman</em> sanatı! <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Alman</em> ustası! <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Alman</em> birası!&#8230; Ama bizler, Wagner sanatının ne çeşit incelmiş sanatçılara, nasıl uluslarlarüstü bir beğeniye yöneldiğini bilenler, Wagner&#8217;i böyle Alman &#8220;erdemleri&#8221;yle süslü püslü görünce çileden çıkmıştık. –Sanırım, Wagner&#8217;ciyi tanıyorum; onların ardarda üç kuşağını görmüşümdür. Wagner&#8217;i Hegel&#8217;le karıştıran rahmetli Brendel&#8217;den (–1811/1868–: Alman musiki yazarı.), Bayreuth Blätter&#8217;in (Bayreuth&#8217;da çıkan, Wagner&#8217;in düşüncelerini savunan bir gazete.) Wagner&#8217;i kendi kendisiyle karıştıran &#8220;ülkücü&#8221;lerine varıncaya dek; o &#8220;ince duygulu&#8221;lar Wagner konusunda bir içlerini döktüler, neler neler söylemediler. Bir krallık veriyorum akıllıca <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bir tek söz</em> için! (A horse! A horse! My kingdom a horse! –Bir at! Bir at! Bir krallık veriyorum bir at için!– Shakespeare, King Richard III, V. sahne.) Gerçekten de, insanın saçlarını diken diken edecek bir topluluk! Nohl (–1831/1885– Alman musiki araştırıcısı.), Pohl (–1826/1896– Alman musiki yazarı.), <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Kohl</em> (Lahana.), her türlü incelik, falan filan! Her çeşit ucube vardır aralarında, Yahudi düşmanına varıncaya dek. –Zavallı Wagner! Buralara da mı düşecekti! Domuzlar arasına düşseydi bari! Ama Almanların içine düşmek! En sonunda yapılacak bir iş kalıyor: Gelecek kuşakları aydınlatmak için, gerçek bir Bayreuth&#8217;lunun içine saman doldurmalı, daha da iyisi onu ispirto içinde saklamalı –eksik olan esprit&#8217;tir (Nietzsche &#8220;spiritus&#8221; sözcüğünü iki ayrı anlamda –&#8221;ispirto&#8221; ve &#8220;esprit&#8221;– kullanarak bir oyun yapıyor.) çünkü–, altına da şunu yazmalı: Alman &#8220;devlet&#8221;i kurulurken göz önünde tutulan &#8220;düşünce&#8221; buydu işte&#8230; Neyse, bu gürültü patırtı arasında ansızın birkaç haftalığına oradan ayrıldım; pek hoş bir Parisli hanım beni avutmaya çalışmıştı, ama fayda etmedi. Bunun kaçınılmaz birşey olduğu anlamında bir tel çekerek özür diledim Wagner&#8217;den. Böhmerwald ormanları içine gömülmüş bir yerde, Klingenbrunn&#8217;da, derin melankolimi, Almanlara karşı küçümseyişimi bir hastalık gibi içimde taşıyarak dolaşıyor, arasıra cep defterime &#8220;Sapan Demiri&#8221; genel başlığı altında bir cümle karalıyordum: belki daha <em style="mso-bidi-font-style: normal;">İnsanca, Pek İnsanca</em>&#8216;da bile görülebileceği gibi, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">keskin</em> psikolojik gözlemlerdi her biri.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">III</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">O sıra benim içimde açığa çıkıp kesinleşen şey, Wagner&#8217;le bozuşma falan değildi, –içgüdümün toptan sapıttığını farkettim; tek tek yanılgılarım, Wagner olsun, Basel&#8217;de profesörlük olsun, hepsi bunun belirtileriydi yalnız. Kendime karşı bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sabırsızlık</em> çöktü üstüme. Toparlanıp ayılmam için vakit gelmiş de geçiyordu bile. Bir an içinde, o güne dek vaktimi nasıl boşu boşuna harcadığım, ödevimle ölçülünce filolog yaşamımın nasıl işe yaramaz, nasıl gelişigüzel olduğu korkunç bir açıklıkla kafama dank etti. Bu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yanlış</em> alçakgönüllülüğümden utandım&#8230; Geride bıraktığım on yıl içinde düşüncemin <em style="mso-bidi-font-style: normal;">beslenmesi</em> hepten durmuştu; işe yarar yeni hiçbir şey öğrenmemiş, bilgiçliğin toz tutmuş eski püsküyle uğraşmaktan, pek çok şeyi aptalcasına unutmuştum. İlkçağ şiirinin ölçüleri, ayakları içinde büyük bir titizlikle, kör köstebek gibi sürünmek, –buralara düşmüştüm artık! Acıyarak bakıyordum kendime, açlıktan bir deri bir kemik kalmıştım: Bildiklerim arasında bir tek şey yoktu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gerçek</em> adına; &#8220;ülküler&#8221;se beş para etmiyordu! İçimi yakıcı bir susuzluk sarmıştı bayağı: Gerçekten, o gün bu gün fizyoloji tıp ve doğa bilimlerinden başka hiçbir şeyle uğraşmadım, –asıl tarihsel incelemelere bile, ancak <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ödevim</em> beni zorla sürüklediği zaman döndüm. İlk o zaman, iç güdüye aykırı olarak, insanı çekip bağlayan hiçbir olmaksızın seçilmiş bir etkinlikle, o &#8220;meslek&#8221; dedikleriyle, boşluk ve açlık duygusu içinde afyon yerine geçecek, Wagner sanatı örneği bir sanat bulup kendini <em style="mso-bidi-font-style: normal;">uyuşturma</em> gereksinmesi arasındaki ilişkiyi de sezdim. Çevreme yakından bakınca, bu tehlike başlarında olan çok sayıda genç gördüm: Doğaya aykırı bir iş, bir ikincisini getirir ardından, hiç şaşmaz bu. Daha açık söyleyeyim, Almanya&#8217;da, &#8220;Alman devleti&#8221; içinde çok kimse erkenden seçip karar verir, bir daha da bu yükü üzerinden atamaz, altında <em style="mso-bidi-font-style: normal;">çürür gider</em>; bunun kurtuluşu yoktur&#8230; İşte böyleleri <em style="mso-bidi-font-style: normal;">afyon</em> ister gibi Wagner&#8217;i isterler, –orada bir an olsun kendilerini unuturlar, kendilerinden sıyrılırlar&#8230; Bir an da ne söz, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">beş altı saatliğine!</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">IV</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">O zaman içgüdüm, razı olmanın, başkalarına uymamın, kendimi onlarla bir tutmanın daha da uzun sürmesine karşı kıyasıya cephe aldı. Başlangıçta <em style="mso-bidi-font-style: normal;">toyluğumdan</em> içine düştüğüm, sonra da o &#8220;ödev duygusu&#8221; denilen şey yüzünden saplanıp kaldığım bu hiç yakışmayan &#8220;çıkar gözetmezlik&#8221; tense, her türlü yaşama, elverişsiz koşullara, hastalığa, yoksulluğa katlanmak bence yeğdi. Babamdan geçme o kötü kalıt –ki aslında bir erken ölüm anıklığıydı– işte o sıra ve tam zamanında öyle bir imdadıma yetişti ki, ne denli hayran olsam azdır buna. Beni bozuşmaya, hatır gönül kırmaya, göze batacak davranışlara bırakmaksızın, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yavaşça çekip kurtardı</em> hastalık. Kimsenin bana karşı iyi duygularında bir azalma olmadı, artma bile oldu tersine. Ayrıca hastalık, alışkanlıklarımı tümüyle kökünden değiştirme hakkını verdi bana; unutmama izin verdi, buyurdu bunu. Gene onun bağışıydı o sırtüstü yatmak, aylak gezmek, beklemek, sabretmek, kısaca düşünmek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">zorunluluğu</em>&#8230; Gözlerimin durumu yetti tek başına, her türlü kitap kemiriciliğe, açıkça filolojiye paydos ettim: &#8220;kitap&#8221;tan kurtulmuştum, yıllarca hiçbir şey okumadım artık, –şimdiye dek kendime yaptığım <em style="mso-bidi-font-style: normal;">en büyük</em> iyilik bu oldu!– sürekli olarak başka benlikleri dinlemekten –başka nedir ki okumak?– iyice dibe gömülmüş, sesi soluğu kesilmiş o en derin benliğim yavaş yavaş uyandı, önce çekingen ve şüpheciydi, ama sonra <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yeniden konuşmaya</em> başladı. Yaşamımın o en hasta, en acılı günlerinde kendimden duyduğum mutluluğu başka zaman duymadım hiç. Bu &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendime</em> dönüş&#8221;ün benim için ne anlama geldiğini anlayabilmek için, &#8220;Tan Kızıllığı&#8221;na ya da &#8220;Gezgin ve Gölgesi&#8221;ne bir göz atmak yeter: En yüksek anlamıyla bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">iyileşmeydi</em> bu! Gerisi kendiliğinden geldi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">V</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İnsanca, Pek İnsanca</span></em><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">, bana dışardan bulaşmış her türlü &#8220;yüksek yutturmaca&#8221;ya, &#8220;ülkücülüğe&#8221;, &#8220;ince duygular&#8221;a, kadınca başka ne varsa hepsine hemen son vermek için kendi kendime koyduğum sıkı düzenin bu anıtı, ana hatlarıyla Sorrento&#8217;da yazıldı: tamamlanıp son biçimi alması ise, Sorrento&#8217;dakinden çok daha elverişsiz koşullar altında Basel&#8217;de geçirdiğim kışa rastlar. Aslında, o sıra Basel Üniversitesi&#8217;nde okuyan ve bana pek yakından bağlı olan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Bay Peter Gast</em>&#8216;tır bu kitabın sorumlusu. Ben başım gözüm sarılı ve acılar içinde yazdırıyordum: O bir yandan yazıyor, bir yandan düzeltiyordu, –asıl yazar oydu, ben yalnız neden&#8217;iydim kitabın. Sonunda ağır hasta birinin derin şaşkınlığı içinde, kitabı basılmış olarak elime alınca, Bayreuth&#8217;a da iki nüsha gönderdim. Rastlantının pek anlamlı, eşsiz bir oyunuyla, aynı anda Parsifal metinin güzel bir nüshası geldi bana; üzerinde Wagner&#8217;in şu armağanı vardı: &#8220;Değerli dostu Friedrich Nietzsche&#8217;ye, Richard Wagner&#8217;den, –Kiliseler Danışmanı&#8221;? İki kitabın bu çatışmasında uğursuz bir çınlama duyar gibi olmuştum. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Kılıç</em> şakırtısını andırıyor muydu bu?&#8230; Hiç değilse biz ikimiz böylece duyduk bunu: İkimiz de sustuk çünkü, –O sıralardaydı ki, Bayreuther Blätter&#8217;in ilk sayısı çıktı. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Neyin</em> tam zamanıydı, anladım hemen. –İnanılmaz şey! Wagner sofu olmuştu&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; mso-outline-level: 1;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">VI</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">O sıralar (1876) kendimi nasıl görüyordum, büyük, tarihsel ödevimi nasıl olağanüstü bir yanılmazlıkla kavramıştım, başından sonuna dek bunun tanığıdır kitap; ama özellikle bir bölümü çok keskin dile getirir bunu. Yalnız, bana özgü kurnazlığımla, gene &#8220;ben&#8221; sözcüğünden kaçınmış ve bu kez Schopenhauer&#8217;e ya da Wagner&#8217;e değil, seçkin Dr. Paul Ree&#8217;ye (–1849/1901– Yazar, Nietzsche&#8217;nin dostu. Törel değerlerin kaynağı ve oluşumu üstüne düşünceleriyle Nietzsche&#8217;yi etkilemiştir.) dünya tarihine geçecek bir ün bağışlamıştım, –bereket versin ki, o kendisi bu konuda faka basmayacak kadar anlayışlıydı&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Başkaları</em> öyle anlayışlı olmadılar. Okurlarım arasında umudu kestiklerimi, örneğin tam bir Alman profesörünü şundan tanırım: Salt bu parçaya bakıp, koskoca kitabı bir çeşit yüksek &#8220;reealism&#8221; olarak yorumlayacaklarını sanırlar&#8230; Gerçekte o bölüm dostumun dört beş cümlesiyle çelişmekteydi; bu konuda &#8220;Töre&#8217;nin Soykütüğü&#8221; önsözüne başvurabilir. –İşte sözü geçen bölüm: Çağımızın en gözü pek, en katı yürekli düşünürlerinden biri, &#8220;Törel Duyuşların Kaynağı Üstüne&#8221; adlı kitabın yazarı (<em style="mso-bidi-font-style: normal;">lisez:</em> [... diye okuyunuz.] Nietzsche, ilk <em style="mso-bidi-font-style: normal;">töresizci</em>) insan edimlerinin o keskin, derine inen çözümlenmesi sonucu hangi ilkeye varmıştı? &#8220;Törel insan anlaşılır dünyaya doğal insandan daha yakın değildir, –anlaşılır dünya yoktur çünkü&#8230;&#8221; Bu cümle tarihsel bilginin (<em style="mso-bidi-font-style: normal;">lisez: Tüm değerlerin yenilenişi</em>) çekici altında sertleşip keskinleşerek, ilerde belki bir gün –1890!– insanlığın &#8220;metafizik gereksinmesi&#8221;nin köküne vurulacak balta olabilir, –insanlığın yararına mı, yoksa yıkımına mı, kimse bilmez bunu&#8230; Ama ne olursa olsun, çok önemli sonuçlar doğurabilecek, hem verimli, hem korkunç, tüm büyük doğrular gibi o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">çifte yüzüyle</em> dünyaya bakam bir cümle&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">T</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">AN </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">K</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">IZILLIĞI</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">töre&#8217;nin bir önyargı oluşu üstüne düşünceler</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">I</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span class="HTMLMarkup"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;</span></span><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Töre</span></em><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">&#8216;ye karşı seferim bu kitapla başlar. onda barut kokuları duyulduğundan değil; terine bambaşka, çok daha tatlı kokular gelir, yeter ki insanın burun delikleri biraz duyar olsun. Ne ağır, ne de hafif topçu ateşi: Kitabın etkileri olumsuzdur ya, kullandığı araçlar hiç de öyle değildir; etki bu araçlardan bir sonuç olarak çıkar, topçu ateşi gibi değil. Gerçi insan bu kitaptan ayrılırken, o ana dek töre adı altında saygı gören, giderek tapınılan herşeye karşı bir çekinme, bir ürkme duyar ama, gene de koca kitapta bir tek olumsuz sözcüğe, bir tek saldırıya, kötülüğe rastlayamazsınız; güneşte yatar o, tostoparlak, mutlu, kayalar arasında güneşlenen bir deniz hayvanı gibi. O deniz hayvanı da benim ayrıca: Kitabın hemen her cümlesi, Cenova yakınındaki o birbiri içine girmiş kayalıklar arasında tasarlanmış, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ele geçirilmiştir</em>; orada denizle başbaşaydık, gizli birşeyler vardı aramızda. şimdi bile, bu kitap ne zaman elime geçse, hemen her cümlesi derinlerden benzersiz birşeyler çekip çıkaran bir olta ucu oluverir: Bütün derisi belli belirsiz titreyip ürperir anılarla. Hani ondaki de az sanat değildir, o uçarcasına, sessizce geçen şeyleri, tanrısal kertenkeleler dediğim o kaçıcı anları yakalamak&#8230; Gerçi zavallı kertenkeleleri hemencecik şişleyiveren o genç Yunan tanrısının (Hermes.) kan dökücülüğüyle değil, ama gene de sivri birşeyle, kalemin ucuyla&#8230; &#8220;Daha ışımamış nice tan kızıllıkları vardır&#8221; –bu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Hind</em> yazıtını (Rig veda II. 28. 9.) koydum kitabımın girişine. Yeniden bir günün, –ah ardarda günlerin, sayısız yeni günlerle dolu bir dünyanın– başlayacağı o yeni sabahı, o tatlı tan kızıllığını yazar nerede arıyor? <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Tüm değerlerin yenilenişinde</em>, tüm törel değerlerden kopmakta, o güne dek yasaklanmış, küçümsenmiş, kargınmış herşeye &#8220;evet&#8221; demekte, güvenmekte. Bu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">olumlayan</em> kitap, ışığını, sevgisini, sevecenliğini baştanbaşa o kötü şeyler üstüne döküyor; yüce bir hak ve <em style="mso-bidi-font-style: normal;">öncelik</em> veriyor. Töreye saldırmıyorum; artık onu yok biliyorum yalnızca&#8230; &#8220;Ya da&#8221; diye bitiyor kitap, –biricik kitap bu, &#8220;Ya da&#8221; ile biten&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">II</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ödevim, insanlığın en yüksek anlamda kendine döneceği, geriye bakacağı, ileriye bakacağı, rastlantının, rahiplerin boyunduruğundan kurtulup, niçin, neden sorularını ilk kez <em style="mso-bidi-font-style: normal;">toptan</em> ortaya koyacağı o ânı, o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük öğle</em>&#8216;yi hazırlamak olan ödevim, şu kanının zorunlu sonucudur: İnsanlık doğru yolu bulmamıştır kendi başına; yönetilişi hiç de tanrısal değildir; tersine, o yadsıyan, o bozucu içgüdüler, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence</em> içgüdüsü onu baştan çıkarmış, hem de en kutsal değerleri arasında hüküm sürmüştür. Törel değerlerin kaynağı sorusu bu yüzden benim için <em style="mso-bidi-font-style: normal;">en başta</em> gelen sorulardan biridir; insanlığın geleceği bunun yanıtına bağlıdır çünkü. Aslında herşeyin en iyi ellerde yürütüldüğüne, tek bir kitabın, Kutsal Kitap&#8217;ın bize insan yazgısını yöneten tanrısal bilgelik üstüne en son çözümleri getirdiğine, ötesini düşünmemek gerektiğine <em style="mso-bidi-font-style: normal;">inanmamızı</em> istemek, gerçekçi bir dile çevrildiğinde şuraya varır: Bunun tam tersinin –o acınacak durumun– doğru olduğu, yani bugüne dek insanlığın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">en kötü</em> ellerde kaldığı, en yeteneksizlerin, düzencilerin, öç güdücülerin, o &#8220;ermiş&#8221; dedikleri, dünyaya kara çalan, insanlığı lekeleyen kimselerin onu yönettikleri inancı su yüzüne çıksın istemiyorlar. Rahiplerin (o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kılık değiştirmiş </em>rahipler, yani feylosoflar da buraya giriyor) yalnız belli bir cemaat içinde değil, hepten dizginleri ele geçirdiklerinin, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence</em> töresiyle bitiş isteminin <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gerçek</em> töre sayıldığının en şaşmaz belirtisi, çıkar gözetmezliğe verilen yüzde yüz değer ve bencilliğe her yerde duyulan düşmanlıktır. Bu konuda benden başka türlü düşüneni <em style="mso-bidi-font-style: normal;">mikrop bulaşmışlardan</em> sayıyorum&#8230; Herkes benden başka türlü düşünüyor ne yazık ki&#8230; Bir fizyologun bu değer karşıtlığı üstüne hiç şüphesi yoktur. Örgenlik içinde en önemsiz bir parça, kendini korumayı, güç bütünlemesini, &#8220;bencilliğini&#8221; hiç şaşmadan yürütmekte az da olsa bir kusur işledi mi, örgenliğin bütünü yozlaşıverir. Fizyolog <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kesilip atılmasını</em> ister yozlaşan parçanın; onunla dayanışma diye birşey tanımaz; hele ona acımayı hiç mi hiç geçirmez aklından. Ama tam budur rahibin istediği, bütünün, insanlığın yozlaşmasıdır: Bu yüzdendir ki <em style="mso-bidi-font-style: normal;">saklayıp</em> korur yozlaşan parçayı, bunun karşılığı olarak da hükmeder ona&#8230; O yalancı kavramların, &#8220;ruh&#8221;, &#8220;tin&#8221; &#8220;özgür istem&#8221;, &#8220;tanrı&#8221; gibi, törede kullanılan kavramların anlamı, insanlığı fizyolojik olarak yıkmak değil de nedir?&#8230; Kendimizi korumayı, bedenin, yani <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaşamın</em> gücünü arttırmayı önemsemekten bizi alıkoyuyorlarsa, kansızlığı bir ülkü, bedeni küçümsemeyi &#8220;ruhun kurtuluşu&#8221; sayıyorlarsa, bunlar <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence</em>&#8216;a götüren yoldur değil de nedir? –Dengeyi yitiriş, doğal içgüdülere karşı direniş, kısacası &#8220;çıkar gözetmeyiş&#8221;, –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">töre</em> buydu şimdiye dek&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Tan Kızıllığı</em> ile ilk kez o bencil olmayan töreye savaş açtım.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ş</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">EN </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">B</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İLİM</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">La Gaya Scienza</span><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">I</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span class="HTMLMarkup"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;</span></span><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Olumlayan bir kitaptır &#8220;Tan Kızıllığı&#8221;, derinliğine derin, ama yumuşak ve aydınlık. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Gaya Scienza</em> da öyledir, hem de sapına dek: Hemen her cümlesinde derin düşünceyle kabına sığmazlık kardeşçe elele verirler. Yaşadığım en eşsiz ocak ayına –ki bu kitap baştanbaşa onun armağanıdır– minnetimi belirten bir şiir, bilimin <em style="mso-bidi-font-style: normal;">şenliği</em> hangi derinliklerden kopup geliyor, bunu yeterince açığa vurur:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span class="HTMLMarkup"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">&lt;/div&gt;&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;</span></span><span style="font-size: 12pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"></span></p>
<p class="Blockquote" style="margin: 5pt 18pt;"><span style="color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;">Ey sen ki elinde alevden mızrak,<br />
Paramparça ettin ruhumun buzlarını,<br />
Denize akıyor şimdi çağıldayarak,<br />
Bulmaya en yüce umutlarını:<br />
Hergün daha aydınlık, daha bir diri<br />
Ve özgür, o sevecen zorlayışla, bak–<br />
Övüyor sunduğun mucizeleri,<br />
Ey güzeller güzeli Ocak!</span></span></p>
<p class="Blockquote" style="margin: 5pt 18pt;"><span style="font-size: small;"><span class="HTMLMarkup"><span style="color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">&lt;/div&gt;&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;</span></span><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 18pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Dördüncü kitabın bitiminde, Zerdüşt&#8217;ün ilk sözlerinin o elmas güzellikleriyle ışıldadığını gören ya da üçüncü kitabın sonunda, bir yazgının <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tüm çağlar</em> için ilk kez dile geldiği o granitten yontulmuş cümleleri okuyan kimse, buradaki &#8220;en yüce umutlar&#8221; nedir, artık şüphe edebilir mi? Çoğunluğu Sicilya&#8217;da yazılan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Yasa Tanımaz Prens&#8217;in</em> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Türküleri</em>, doğrudan doğruya Provence ekinindeki (12. ve 13. yüzyıllarda, özellikle güney Fransa&#8217;da, kuzey İtalya&#8217;da ve Sicilya&#8217;da gelişen saray ekini.) &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">gaya scienza</em>&#8221; kavramını, o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">türkücü, şövalye</em> ve <em style="mso-bidi-font-style: normal;">özgür düşünür</em> bileşimini anımsatır; o erken doğmuş, eşsiz Provence uygarlığını, kendinden sonra gelen ne idüğü belirsiz uygarlıklardan ayırdeden de bu bileşimdir. Özellikle, &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Mistral&#8217;e</em>&#8221; başlığını taşıyan sonuncu türkü, töre&#8217;nin üzerinden sıçrayıp geçen o coşmuş dans havasını, sapına dek bir Provence işidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Z</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">ERDÜŞT </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">B</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">ÖYLE </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">D</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">EDİ</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">herkes için, kimse için bir kitap</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">I<span style="color: #ff0000;"><span class="HTMLMarkup">&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;</span><span class="HTMLMarkup"><span style="mso-hide: none;"></span></span></span></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Zerdüşt&#8217;ün öyküsünü anlatmama geldi sıra. Yapıtın ana düşünü olan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bengi-dönüş</em> düşüncesi, erişilebilecek o en yüksek olumlama ilkesi, 1881 yılı ağustosuna rastlar: Bir kağıt parçasına karalanmıştır, altında şu yazılıdır: &#8220;İnsan ve Zamanın 600 ayak ötesinde&#8221;. O gün Silvaplana gölü kıyısındaki ormanlarda yürüyordum; Surlei yakınlarında, piramid biçimi yükselen kocaman bir kayanın dibinde mola verdim. Bu düşünce orada geldi bana. –O tarihten birkaç ay gerilere gittiğimde, bir önbelirti olarak, beğenilerimin, özellikle musikide birdenbire ta derinden değişiverdiğini görüyorum. Zerdüşt&#8217;ü belki de baştanbaşa musikiden sayabiliriz, –şurası açık ki yepyeni bir kulak istiyordu onun için. Vicenza yakınlarındaki bir küçük dağ kaplıcasında, Recoaro&#8217;da geçirdiğimiz 1881 baharı, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">maestro</em>&#8216;m ve dostum Peter Gast– benim gibi &#8220;yeniden doğmuş&#8221;lardandı o da. –ve ben farkettik ki, musiki denilen Anka kuşu her zamankinden daha bir hafif, daha bir ışıldayan kanatlarla dolanıyordu üstümüzde. O günden bu yana, 1883 şubatında birdenbire inanılmaz koşullar altında yaptığım doğuma dek geçen süreyi –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">önsözde</em> birkaç cümlesini aktardığım son bölüm, tam Richard Wagner&#8217;in Venedik&#8217;te öldüğü kutsal saat bitirilmiştir– evet, o süreyi hesapladığımda, gebeliğimin 18 ay sürdüğü anlaşılır. Tıpatıp bu sayının çıkması, benim bir dişi fil olduğum düşüncesini getirir insanın aklına, –Buda&#8217;cıların aklına hiç değilse,– Yakında eşsiz birşey geleceğinin yüzlerce belirtisini taşıyan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Gaya Scienza</em> bu araya rastlar: Zerdüşt&#8217;ün başlangıcı bile vardır onda; dördüncü kitabın sondan önceki parçasında Zerdüşt&#8217;ün ana düşüncesi vardır. –Karışık koro ve orkestra için yazılmış &#8220;<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Yaşama Övgü</em>&#8221; de gene bu zaman rastlar; partisyonu iki yıl önce Leipzig&#8217;de E. W. Fritzsch yayınevinde çıkmıştır. O yıl, içinde olduğum durumun, o sonuna dek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">olumlayan</em> tutkuyla, tragik tutku dediğim şeyle dolup taştığım durumun hiç de yabana atılmaz bir belirtisidir bu. İlerde bir gün beni anmak için çalıp söyleyecekler onu. –Sözleri (üzerinde duruyorum, çünkü bir yanılgıdır alıp yürümüş bu konuda) benim değildir; o sıralar dost olduğum genç bir Rus kızının, Bayan Lou von Salomé&#8217;nin (Roman, öykü ve deneme yazarı.) şaşılacak esininden çıkmadır. Şiirin son bölümünden herhangi bir anlam çıkarabilen kimse, neden bu şiiri seçip beğendiğimi, neden ona hayran olduğumu anlayabilir: Büyüklük var o sözlerde. Yaşama karşı bir itiraz sayılmıyor acı: &#8220;Artık bana verecek mutluluğun kalmadı mı, ne çıkar! <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Acıların var daha</em>&#8220;. Burasında benim musikim de büyüktür belki (La -klarneti&#8217;nin sonuncu notası <em style="mso-bidi-font-style: normal;">do diyez</em> değil, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">do</em> olacak. Baskı yanlışı.) –Ertesi kışı Cenova yakınında, Chiavari ile Portofino arasına sokulan o sevimli, sessiz Rapollo koyunda geçirdim. Sağlık durumum hiç de parlak değildi; kış soğuktu, son derece yağmurluydu. Kaldığım küçük han denizin hemen üzerindeydi, öyle ki geceleri dalga çıkınca uyunmuyordu; istemediğim ne varsa hemen hepsi toplanmıştı orada. Gene de, sanki benim ilkemi, yani gerçekten bir diyeceği olan şeyin &#8220;her ne olursa olsun&#8221; ortaya çıkacağını kanıtlamak ister gibi, o kış, o güç koşullar içinde ortaya çıktı Zerdüşt&#8217;üm. –Öğleden önceleri Zoagli&#8217;ye giden güzelim yolda, çamlıklar içinden geçerek güneye doğru çıkıyordum; göz alabildiğine denizi görüyordum ayağımın altında. Öğleden sonraları, sağlık durumum elverdikçe, Santa Margherita koyunu ta Portofino&#8217;nun ötesine dek bir baştan bir başa dolanıyordum. Bu yerler, bu görünüşler, İmparator Üçüncü Friedrich&#8217;in oralara olan büyük sevgisi yüzünden daha bir değerliydi benim gözümde. 1886 güzünde yolum gene o kıyılara düştüğünde, bu küçük, unutulmuş mutluluk ülkesine onun da son gelişiydi. –Bu iki yol boyunca Zerdüşt&#8217;ün bütün birinci bölümü doğdu kafamda; en başta Zerdüşt&#8217;ün kendisi, kişiliği doğdu: Daha doğrusu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">çullandı üstüme&#8230;</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">II</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bu kişiliği anlamak için, insan onun çıktığı fizyolojik koşulları, yani benim <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük sağlık</em> dediğim şeyi iyice kavramış olmalıdır. Bu kavramı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Gaya Scienza</em>&#8216;da, beşinci kitabın son bölümünde yaptığımdan daha iyi, daha <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kişisel</em> bir biçimde açıklayamam. Orada şöyle deniyor: &#8220;Biz yeniler, adsızlar, kötü anlaşılanlar, biz henüz karanlık bir geleceğin erken doğmuş çocukları, yeni amaçlar için yeni yollar gerek bize, yeni bir sağlık gerek, şimdiye dek olanlardan daha güçlü, daha açıkgöz, daha dayanıklı, daha atak, daha keyifli bir sağlık. Her kim bugüne dek gelen değerlerin, dileklerin çevresini baştanbaşa dolaşıp görmek, bu ülküsel &#8220;Akdeniz&#8221;in kıyılarında yelken açmak için can atıyorsa, her kim ülkeler bulan, ele geçiren birinin, bir sanatçının, bir ermişin, bir yasa koyucusunun, bir bilgenin, bir bilginin, bir sofunun, eski çağda herşeyden el etek çekmiş tanrısal birinin neler duyduğunu içinde yaşayıp bilmek istiyorsa, ona en başta <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük sağlık</em> gereklidir.– bu da yetmez tek başına, insan onu her gün yeni baştan elde etmelidir, çünkü ondan her an geçilir, geçilmelidir de&#8230; Şimdi bizler, bunca zaman yollarda olanlar, biz bir ülkü arayan Argonaut&#8217;lar, (Argo adlı gemiyle Kolehis&#8217;e, altın yapağı ele geçirmeye giden Yunan yiğitleri: İason, Herakles, Orpheus vb&#8230;) belki gerektiğinden de çok gözüpek olanlar, gemileri batanlar, bunca şeye uğrayanlar, ama dediğimiz gibi, hoş görüldüğünden de çok sağlam olanlar, sağlamlığı bir tehlike olanlar, sağlamoğlu sağlamlar, –bize öyle geliyor ki, bunların bedeli olarak önümüzde insan ayağı değmemiş, bir ülke var, daha kimse aşmamış sınırlarını, ülkü&#8217;nün bilinen ülkelerinden, tüm köşe bucağından çok ötelerde, güzel, yabancı, çözülmemiş, korkunç ve tanrısal şeylerle dolu bir dünya ki, bilgiye, ele geçirmeye susuzluğumuzdan duramaz olduk artık –ah bundan böyle bizi hiçbir şey doyuramaz!&#8230; Bizler ki böyle bir geleceği sezmişiz, buluncumuz, kafamız böyle bir açlıkla kıvranıyor, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bugünkü insanla</em> yetinebilir miyiz hiç? Ne yapsak boşuna, elimizde değil: Onun en değerli amaçlarına, umutlarına bakarken gülmemek için zor tutuyoruz kendimizi, belki de artık hiç bakmıyoruz bile&#8230; Başka bir ülküdür önümüzde koşan, şaşırtıcı, sınayıcı, tehlikeli bir ülkü; kimseyi ayartmak istemiyoruz ona, çünkü kimseye bu hakkı kolay kolay tanımıyoruz: Şimdiye dek kutsal, iyi, dokunulmaz, tanrısal bilinen herşeyle bir çocuk gibi, yani bilmeksizin oyun oynayan, ağzına dek güç ve bereket dolu bir düşüncenin ülküsü; ulusların haklı olarak değer bildiği en yüce şeyleri olsa olsa bir tehlike, çökme, alçalma ya da en azından bir dinlenme, körlük, arada sırada kendini unutma sayan birinin ülküsü, ki çoğu zaman <em style="mso-bidi-font-style: normal;">insanlık dışı</em> gözükecektir, örneğin şimdiye dek yeryüzünde önemsenen herşeyin, gösterişli duruşların, sözlerin, seslerin, bakışların, töre&#8217;nin, büyük ödevlerin yanıbaşında durup da, elinde olmadan onları herşeyiyle alaya aldığında, –ama <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük önemseyiş</em> asıl onunla başlayacak, asıl soru imi onunla konacak, ruhun yazgısı değişecek, saatin yelkovanı ilerleyerek, tragedya <em style="mso-bidi-font-style: normal;">başlayacak&#8230;&#8221;</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">III</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">O güçlü çağlarda ozanların <em style="mso-bidi-font-style: normal;">esin</em> dedikleri şey nedir, ondokuzuncu yüzyıl sonunda bunu açıkça bilen var mı? Yoksa, ben anlatayım. –İçimizde azıcık boş inan olmaya görsün, insanüstü güçlerin cisimlenmesi, yalnızca onların sözcüsü, aracısı olduğunuza inanmaktan kendinizi alamazsınız. İnsanı en derinden sarsan, altüst eden birşeyin birdenbire anlatılmaz bir doğruluk ve incelikle <em style="mso-bidi-font-style: normal;">görülür</em>, duyulur olması anlamına gelen &#8220;vahiy&#8221; sözcüğü var ya, bu olaya tıpatıp uyar işte. İnsan aramaksızın duyar, kimden geldiğini sormaksızın alır; bir şimşek gibi çakar düşünce, zorunlulukla, en son biçimi içinde, –benim için seçme diye birşey yoktu hiç. Bir kendinden geçmedir, korkunç gerilimi zaman olur gözyaşlarıyla boşanır; yürürken elinizde olmadan bir hızlanır, bir yavaşlarsınız; hiç kendinizde değilsinizdir, ama tepeden tırnağa geçirdiğiniz o ince ürpertiler sağnağını apaçık duyarsınız; bir derin mutluluktur, en büyük acılar, en korkunç şey orada karşıt etki yapmaz, tersine gerekli duyulur, istenir, bu ışık bulluğunda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">zorunlu</em> bir renktir o da; biçimlerle dolu engin uzayları kaplayan bir ritim bağlantıları sezişi, –ki uzunluk, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">geniş dalgalı</em> bir ritim gereksinmesi neredeyse esin gücünün bir ölçüsüdür, onun baskısını, gerilimini bir anlamda gidermektir&#8230; Hiçbir şey elinizde değildir, gene de bir özgürlük duygusu, bir saltlık, bir güç, bir tanrısallık fırtınası içindeymiş gibi olup biter hepsi&#8230; İmgenin, benzetinin artık size bağlı olmayışı işin ilginç yanıdır, imge nedir, benzeti nedir, hiçbirini bilmez olursunuz. Herşey elinizin altındadır, en doğru, en yalın deyim. Zerdüşt&#8217;ün bir sözüyle söyleyelim, şeyler sanki kendilerinden gelirler, kendilerini sunarlar benzeti olarak (–&#8221;Herşey senin konuşmanı okşamaya geliyor burda, yüzüne gülüyor senin: Çünkü senin sırtına binip, her doğruya koşturuyorsun. Burada tüm varlığın sözleri, söz hazineleri sana açılıveriyor; burada tüm varlık söz olmak istiyor, senden konuşmayı öğrenmek istiyor tüm oluş–&#8221;). İşte esin konusunda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">benim</em> yaşadığım bu. &#8220;Benimki de böyleydi&#8221; diyebilecek birisi bulmak için, hiç şüphe yok, binlerce yıl gerilere gitmeli insan.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">IV</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Sonra, hasta düşüp birkaç hafta Cenova&#8217;da yattım. Arkasından bir yaşlı bahar geçirdim Roma&#8217;da; yaşamı olduğu gibi kabullenmiştim, –kolay iş değildi bu. İstemeden düştüğüm, Zerdüşt ozanı için yeryüzünün bu en yakışık almaz yeri canımdan bezdirmişti beni aslında. Kaçıp kurtulmak, Roma&#8217;nın karşıtına, Roma&#8217;ya düşmanlıktan kurulmuş olan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Aquila&#8217;</em>ya gitmek istedim; ben de günün birinde yakın akrabalarımdan birinin, tam gerektiği gibi bir tanrısız ve kilise düşmanının, Hohenstaufen&#8217;lerden o büyük imparator İkinci Friedrich&#8217;in (Sicilya kralı, 1220&#8242;den sonra da Kutsal Roma Cermen İmparatoru. Papa&#8217;lara karşı savaşmış, afaroz edilmişti.) anısına böyle bir yer kuracağım. Ama talihsizlik yakamı bırakmıyordu: Gene Roma&#8217;ya döndüm. Hıristiyanlık düşmanı bir semt aramaktan usanarak, sonunda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Piazza Barberini</em>&#8216;ye (Roma&#8217;da bir alan. Palazzo del Quirinale: İtalya kralının oturduğu saray.) fit oldum. Korkarım bir seferinde kötü kokulardan elimden geldiğince kurtulmak düşüncesiyle, bir feylesof için sessiz bir odaları olup olmadığını <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Palazzo del Quirinale</em>&#8216;de bile sordum. –Adı geçen <em style="mso-bidi-font-style: normal;">piazza</em>&#8216;ya bakan yüksek bir odada oturuyordum, Roma ayağımın altındaydı; aşağılardan çeşmelerin şırıltısı duyuluyordu. Bugüne dek yazılmış en yapayalnız türkü, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Gece Türküsü</em>, işte orada yazıldı; o sıralar bir karasevdalı ezgiyle bozmuştum, anlatılır şey değildi; bir de bağlaması vardı, hep şu sözlerle duyuyordum: &#8220;Ölümsüz olmaktan ölmüş&#8221;&#8230; Yazın, Zerdüşt düşüncesinin kafamda ilk olarak şimşek gibi çaktığı o kutsal yere (Sils Maria) dönünce, ikinci bölümü buldum. On gün yetti. Ne birinci bölüm, ne de üçüncü ve sonuncusu (Zerdüşt başlangıçta 3 bölüm olarak yayımlanmıştı. Dördüncü bölüm sonradan eklenmedir.), hiçbiri daha uzun sürmedi. Ertesi kış, yaşamımda ilk kez parıldayan sessiz, mutlu Nice göğü altında üçüncü bölümü buldum, –Ve işim bitti. Hepsi bir yıl bile sürmedi. Nice çevresinde yükseklerde bir sürü saklı köşe, yaşadığım unutulmaz anlarla kutsallaşmıştır benim gözümde. &#8220;Eski ve Yeni Levhalar üstüne&#8221; adını taşıyan can alıcı bölüm, istasyondan kayalar içine kurulmuş eşsiz Arap köyü Eza&#8217;ya çıkarken yazıldı, –yaratıcı güç ne denli bol akarsa, kas çevikliği de o denli artıyor bende. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Beden</em> coşmuştur: &#8220;Ruh&#8221;u karıştırmayalım işin içine&#8230; Çok zaman beni dans ederken görebilirdiniz; yorgunluk nedir bilmeden o dağ senin, bu dağ benim, yedi sekiz saat dolaşabiliyordum. İyi uyuyor, bol bol gülüyordum, –bundan daha dinç, daha sabırlı olamazdım.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">V</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bu onar günlük çalışmaları bir yana bırakırsak, Zerdüşt&#8217;ü yazdığım yıllar, özellikle ondan sonrası benzersiz bunalım yılları oldu. Pahalıya malolur ölümsüzlük: Karşılığı olarak birçok kez ölür daha yaşarken insan. –Büyük işin öç alması dediğim birşey vardır: Her büyük iş, yapıt olsun, edim olsun, bir kez tamamlandı mı, o an yapıcısına <em style="mso-bidi-font-style: normal;">karşı</em> oluverir. O zaten bu işi yaptığı için güçten düşmüştür–, artık yapıtına katlanamaz olur, onun yüzüne bakamaz. Geçmişinde böyle kimsenin istemeyi bile düşünemeyeceği birşey, insanlık yazgısının düğümlediği birşey bulmak ve bunun yükünü taşımak şimdi!&#8230; Ezer insanı bu&#8230; Büyük işin öç alması! –İnsanın çevresinde duyduğu o ürkünç sessizliğe gelince, o da ayrı şeydir. Yedi kattır yalnızlığın derisi; birşey işlemez içine. İnsanlara yaklaşırsın, dostlarını selamlarsın: Gene bir ıssızlık, gene bir tek bakış yok karşılık veren. Olsa olsa bir başkaldırma. Herbirinde başka türlü olmak üzere, bana yakın herkeste gördüm bu başkaldırmayı; sanırım, karşıdakini en çok yaralayan şey, aramızda bir ayrım olduğunu birdenbire sezdirmektir, –saygı duymadan yaşayamayan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">soylu</em> yaradılışlara pek az rastlanır. –Bir üçüncüsü de, küçük sokmalara karşı aşırı duyarlığıdır derinin, tüm küçük şeylere karşı bir çeşit çaresizliktir. Bunun nedeni de, bence her <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaratıcı</em> edimin, varımızı yoğumuzu, bütün benliğimizi koyduğumuz her edimin savunma güçlerinde gerektirdiği o korkunç tüketimdir. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Küçük</em> savunma yetenekleri ortadan kalkmıştır sanki: Güç bütünlemesi yapamazlar artık. –Çekinmeden şunu da söyleyeyim, insan daha kötü sindirim yapar, yerinden kımıldamak istemez, soğuğa karşı dayanıklılığı azalır, güvensiz olur, –çoğu zaman nedenler üzerinde bir yanılmadır güvensizlik, –Bir sefer, bu halimle, bir inek sürüsünün yaklaştığını, sürüyü daha görmeden, içimde yumuşak, insanca düşüncelerin doğmasından anlamıştım: Kanı sıcaktır onların&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">VI</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bu yapıtın yeri apayrıdır. Ozanları bir yana bırakalım: Belki de hiçbir şey böylesine bir güç bolluğu içinde yaratılmamıştır daha. &#8220;Dionysosca&#8221; kavramım en yüksek uygulanışını buldu burada; onunla ölçülünce, insanoğlunun yaptığı öbür işlerin hepsi zavallıca, olağan şeyler olarak görünür. Bir Goethe, bir Shakespeare bu korkunç tutku içinde, bu yüksekliklerde bir an bile soluk alamazlardı; Dante Zerdüşt&#8217;ün yanında yalnızca bir inanandır, doğruyu kendi <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaratan, dünyayı yöneten</em> bir kafa, bir yazgı değildir. Veda&#8217;ların ozanları rahiptirler, Zerdüşt&#8217;ün eline su bile dökemezler; doğruluğuna doğrudur ya, daha birşey değildir bunlar, hiçbiri bu yapıtın apayrı yerini, içinde yaşadığı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gökmavisi</em> yalnızlığı belirtemezler. Ta bengiliğe dek şunu söylemeye hakkı vardır Zerdüşt&#8217;ün: &#8220;Çemberler çiziyorum çevreme, kutsal sınırlar; gitgide azalıyor benimle çıkanlar daha yüksek dağlara, –sıradağlar kuruyorum gitgide daha kutsal dağlardan.&#8221; Tüm büyük kişilerin düşünce gücünü, iyiliğini bir araya getirseniz gene de Zerdüşt&#8217;ün bir tek konuşmasını çıkaramazsınız. Bir sonsuz merdivendir O&#8217;nun üzerinde inip çıktığı; herkesten daha ötesini görmüş, daha ötesini istemiş, daha ötesini <em style="mso-bidi-font-style: normal;">başarmıştır</em>. Gelmiş geçmiş bu en olumlu düşüncenin her sözü gene de bir karşı durmadır; tüm karşıtlıkları içinde toplamış, onlardan yepyeni, tek birşey yapmıştır. İnsan yaradılışının en yüksek ve en aşağı güçleri, en tatlı, en delice, en korkunç olan şey o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bir</em> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tek</em> çeşmeden ölümsüz bir güvenle akar. Yükseklik nedir, derinlik nedir, hiçbiri bilinmezdi Zerdüşt&#8217;ten önce; hele doğru hiç bilinmezdi. Doğrunun bu vahyinde bir tek yer yok ki, öncüleri bulunsun, en büyüklerden biri önceden sezmiş olsun. Ne bilgelik, ne ruhların derinliğine iniş, ne de konuşma sanatı diye birşey vardı Zerdüşt&#8217;ten önce: En tanıdık, en günlük olan şey burada hiç duyulmamış nesnelerden söz ediyor. Tutkusundan tir tir titriyor deyiş; uzdillilik burada musiki olmuş; yıldırımlar savruluyor daha önce bilinmeyen geleceklere. Dilin kendi özüne, imgeye bu dönüşü yanında, şimdiye dek bilinen en büyük, en güçlü simgecilik bir çocuk oyuncağı kalır. –Zerdüşt nasıl da herkese iniyor, nasıl da biliyor gönül almayı! Üstelik hasımlarına, papazlara nasıl okşarcasına dokunuyor, onlarla birlikte acı çekiyor!– İnsan burada her an aşılmaktadır, &#8220;üstinsan&#8221; kavramı en büyük gerçek olmuştur burada, –şimdiye dek insanda büyük bilinen ne varsa, hepsi de sonsuz uçurumlar boyu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">aşağıda</em> kalmıştır. Bu mutlu sessizlik, bu tüy gibi ayaklar, bir an eksik olmayan bu hayınlık, bu kabına sığmazlık, Zerdüşt&#8217;ün kişiliğini yapan başka ne varsa, hiçbiri büyüklüğün ayrılmaz parçası olarak düşünülmemiştir daha önce. Zerdüşt kendini işte bu yüzden, böyle geniş uzaylarda yaşayıp, en çelişik şeylere böylesine açık olduğu için, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">en yüksek varoluş biçimi</em> saymaktadır; kendisinin bunu nasıl tanımladığını duyunca, onu başka birşeye benzetmekten vazgeçer artık insan.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">–en uzun merdiveni olan ruh, en derine inebilen, en geniş, en büyük ruh, kendi içinde en çok dolanıp gezebilen, yolunu en çok şaşırabilen,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">o en zorunlu olan, seve seve atılan rastlantının içine, o varolan ruh, oluşu isteyen, varlıklı ruh, istemeyi ve açlığı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">isteyen</em>,–</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">kendi kendinden kaçan, en geniş çevrelerde yakalayan kendini,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">en bilge ruh, kulağına çılgınlığın en tatlı şeyler fısıldadığı,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">kendini en çok seven, içinde tüm şeylerin ileriye ve geriye aktığı, alçaldığı, kabardığı–</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ama bu Dionysos kavramının ta kendisi işte.</span></em><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> –Başka bir düşünüş yolu da oraya götürür bizi. Zerdüşt örneğindeki psikolojik sorun şudur: Şimdiye dek evet denen herşeye, duyulmamış ölçüde, sözle ve eylemle hayır diyen kimse, nasıl gene de yadsıyan bir düşüncenin tam tersi oluyor; yazgıların en ağırını, yıkımlı bir ödevi taşıyan düşünce, nasıl gene böyle hafif, böylesine az yersel oluyor –bir dansçıdır Zerdüşt–; gerçeği en katı yüreklilikle, en korkunç olarak gören, o &#8220;uçurum gibi derin&#8221; düşünceyi düşünen kimse, nasıl oluyor da varlığa, onun bengi dönüşüne karşı durmuyor, –tam tersine evrensel olumlayışın, &#8220;o sonsuz, sınırsız evet ve amin deyiş&#8221;in <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ta kendisidir</em>&#8230; &#8220;Ta uçurumların dibine dek taşıyorum bu kutsayan evet-deyişi&#8221;&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">İşte gene vardık Dionysos&#8217;a</em>.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">VII</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">–Kendi kendine kalınca hangi dili konuşur böyle bir tin? <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Dithyrambos</em> dilini. Bulucusu benim dithyrambos&#8217;un. Zerdüşt&#8217;ün <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gün doğadan önce</em> kendi kendisiyle nasıl konuştuğunu bir dinleyin: Bu zümrütten mutluluğu, bu tanrısal sevecenliği şakıyan dil yoktur benden önce. Böyle bir Dionysos&#8217;un en derin yası bile gene dithyrambos olur; önek olarak <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Gece Türküsü</em>&#8216;nü veriyorum, –ışık ve güç bolluğu yüzünden, güneş gibi yaratılmış olmak yüzünden sevmeyişin o ölümsüz yakınmasını.<br />
Gecedir: Yüksek sesle konuşuyor tüm fışkıran çeşmeler şimdi. Ve benim ruhum da bir çeşmedir fışkıran.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gecedir: Yeni yeni uyanıyor sevenlerin türküleri. Ve benim ruhum da bir sevenin türküsüdür.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Dinmeyen, dinme bilmez birşey var içimde, ses olmak istiyor. İçimde sevgiye susamışlık var, sevginin dilini konuşuyor kendisi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Işığım ben: Gece olaydım keşke! Ama budur işte benim yalnızlığım, çepeçevre ışıkla sarılmış olmam.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ah, karanlık olaydım, gece olaydım! Nasıl emerdim ışığın memelerinden!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Üstelik kutsardım bir de sizleri, ışıl ışıl yıldızcıklar, ateşböcekleri göğün! O ışıktan armağanlarınızla mutlu olurdum.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ama öz ışığımla yaşıyorum ben, gene ben içiyorum benden taşan alevleri.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bilmiyorum almadaki mutluluk nedir; çoğu zaman bana öyle geldi ki, çalmak daha da büyük mutluluktur almaktan.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Budur benim yoksulluğum, elim durup dinlemeden bağışlıyor; budur çekemediğim, bekleyen gözler görüyorum hep, özleyişin aydınlanmış gecelerini.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Vay, bağışlayanların mutsuzluğu, vay! Güneşimin kararması! Vay susamaya susamış olmak! Vay açlıktan kıvranmak doymuşluğun içinde!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gerçi benden alıyorlar: Ama elim ruhlarına dokunuyor mu daha? Bir uçurum vardır vermekle almak arasında, –ve en küçük uçurumdur en zor kapanan. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bir açlık büyüyor güzelliğimden: Aydınlattıklarıma acı vermek istiyorum, soymak istiyorum birşey bağışladıklarımı– hayınlığa böylesine susamışım ben. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Doluluğum böyle bir öç kuruyor, böyle bir kalleşlik sızıyor yalnızlığımdan.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bağışlaya bağışlaya öldü bağışlamanın mutluluğu; kendi bolluğundan bezdi erdemim!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Durmadan bağışlayan için tehlike, utanmayı unutmaktır; hep dağıtan kimsenin elleri, yüreği nasır bağlar dağıtmaktan.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gözüm yaşarmıyor artık yalvaranın utanması önünde; sertleşen elim artık duymuyor o dolu ellerin titreyişini.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gözümde o yaş damlası nereye gitti, yüreğimde o belirsiz ürperiş? Vay, yapayalnızlığı tüm bağışlayanların! Vay, tüm ışıldayanların suskusu!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Issız uzayda nice güneş dönüyor: Karanlık ne varsa, hepsine konuşuyorlar ışıklarıyla –yalnız bana susuyorlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Işıyanlara karşı budur düşmanlığı ışığın: Acımadan gider kendi yoluna.<br />
Işıyanlara karşı katı yürekli, güneşlere karşı soğuk– böyle döner her güneş.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bir kasırga gibi döner güneşler yörüngeleri üzerinde.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Amansız istemlerine uyup giderler: Budur soğukluğu onların.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yalnız sizler, ey karanlık, ey gecesel olanlar, siz ısınırsınız onların ışığında! Yalnız siz susuzluğunuzu dindirirsiniz, emersiniz ışığın memelerinden!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ah, dört bir yanım buz; donmuş şeylere değmekten yanıyor elim! Ah, içimde susuzluk var, sizin susuzluğunuz için yanıp tutuşuyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gecedir: Neden böyle ışığım ben! Geceye susamışlık! Yalnızlık!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gecedir: Bir pınar gibi kaynıyor içimden isteğim, –konuşmak istiyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gecedir: Yüksek sesle konuşuyor tüm fışkıran çeşmeler şimdi. Ve benim ruhum da bir çeşmedir fışkıran.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gecedir: Şimdi uyanıyor işte sevenlerin türküleri. Ve benim ruhum da bir sevenin türküsüdür.–</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">VIII</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Böyle birşey ne yazılmış, ne duyulmuş, ne de <em style="mso-bidi-font-style: normal;">çekilmiştir</em>: Bir tanrı, bir Dionysos çekebilir bu acıyı. Bu &#8220;ışık içinde güneş yalnızlığı&#8221; dithyrambos&#8217;una verilecek yanıt <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ariadne</em> (Minos&#8217;un kızı. Theseus Minotauros&#8217;u öldürmek üzere labirent&#8217;e onun ipliğiyle inmemiş. Sonra birlikte kaçmışlar; ama Theseus Ariadne&#8217;yi Naksos adasında yapayalnız bırakıp gitmiş. Neyse ki Dionysos gelmiş de, kızı kendine eş olarak almış&#8230;) olurdu&#8230; Ama Ariadne kimdir, benden başka bilen mi var!&#8230; Bu tür bilmecelerin çözümünü bulamadı hiç kimse; burada bir bilmece olduğunu gördüklerinden de şüpheliyim. –Zerdüşt bir seferinde, ödevini –ki benim de ödevimdir– öyle bir kesinlikle belirtmiştir ki, yanlış anlayamaz artık hiç kimse: Geçmiştekileri de temize çıkarmaya, kurtarmaya dek varan bir olumlayıştır bu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İnsanlar arasında, geleceğin kırık parçaları arasında gibi dolaşıyorum: O gördüğüm geleceğin.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Derdim günüm bu benim, kırık parça, bilmece, ürkünç rastlantı olan herşeyi toplamak, tek birşey yaratmak.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Nasıl katlanırdım insan olmaya, aynı zamanda ozan, bilici, rastlantının kurtarıcısı olmasaydı insan?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Tüm geçmişi kurtarmak</span></em><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">, &#8220;böyleydi&#8221; denilen herşeyi yeni baştan yaratmak &#8220;ben böyle isterdim&#8221; diye, –benim için bu olurdu ancak kurtuluş.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Zerdüşt başka bir yerde de, olabildiğince katı yüreklilikle, kendisi için &#8220;insan&#8221; ancak ne olabilir, bunu anlatıyor, –bir sevgi, hele acıma konusu değil hiç, –insandan o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük tiksinmeyi</em> de yenmiştir Zerdüşt: Onun gözünde insan biçimlenmemiş özdektir, yontucusunu bekleyen çirkin bir taştır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Artık hiç <em style="mso-bidi-font-style: normal;">istememek</em>, artık <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değer biçmemek</em>, artık hiç <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaratmamak</em>: Bu büyük yorgunluk benden ırak olsun hep!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bilip tanırken bile, istemimin doğurtmaktan, oluştan aldığı tadı duyuyorum yalnızca; benim bilgim bir çocuk gibi arıksa, onda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">doğurtma istemi</em> olduğu içindir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bu istem tanrıdan, tanrılardan uzağa alıp götürdü beni: Yaratacak ne kalırdı, tanrılar&#8230; varolsaydı?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ama beni hiç durmadan insana doğru çekti bu yanıp tutuşan yaratma isteğim; taşı böyle arar çekiç de.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bilseniz, nasıl bir yontu taşta benim için, o yontular yontusu! Ah, taşların en sertinde, en çirkininde mi uyumalıydı böyle!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Azgınca vuruyor şimdi çekicim, acımadan vuruyor onu tutsak eden taşa</span></em><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">. Yongalar savruluyor: Varsın savrulsun!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Onu tamamlayacağım; bir gölge geldi göründü çünkü bana, –tüm şeylerin en eşsizi, en tüy gibisi göründü bana bir kez!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Gölge olup geldi bana üstinsanın güzelliği: Bundan böyle bana ne&#8230; tanrılardan!.. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bu koşuklar dolayısıyla, sırası gelmişken, bir başka görüşü de belirtmek isterim: Çekicin sertliği, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yoketmenin kendisinden alınan tad</em>, Dionysosca bir ödev için gerekli başlıca koşullardandır. &#8220;Sert olun&#8221; buyruğu, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tüm yaratanların sert olduğunu</em> en büyük kesinlikle biliş, gerçek belirtisidir Dionysosca bir yaradılışın.–</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<h1 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 16pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İ</span><span style="font-size: 15pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yİ VE </span><span style="font-size: 16pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">K</span><span style="font-size: 15pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">ÖTÜNÜN </span><span style="font-size: 16pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ö</span><span style="font-size: 15pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">TESİNDE</span></h1>
<h1 style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 13pt; font-style: normal; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">gelecekteki bir felsefeye giriş</span></h1>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><span style="color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">I</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span class="HTMLMarkup"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;</span></span><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bundan sonraki yıllar bana düşecek ödev, artık olabildiğince kesin belirlenmişti. Ödevimin olumlayan bölümünü bitirmiştim; sıra sözle ve <em style="mso-bidi-font-style: normal;">eylemle</em> hayır diyen yarısına gelmişti: Şimdiye dek süregelen değerlerin yenilenmesine, büyük savaşa, son karar gününün eriştirilmesine. Bu arada ağırdan çevreme bakıyor, kendime yakın bulduklarımı, güçlerine dayanarak <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yok etme</em> işinde bana yardımcı olabilecekleri arıyordum. –O gün bu gün, bir oltadır yazılarımın her biri: Kim bilir belki de herkesten ustayımdır olta atmakta?&#8230; Hiçbir şey <em style="mso-bidi-font-style: normal;">vurmadıysa</em> benim değil suç. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Balık yoktu&#8230;.</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">II</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Çağcıllığın eleştirilmesidir</span></em><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> bu kitabın (1886) özü, çağcıl bilimlerin, çağcıl sanatların eleştirilmesidir; çağcıl siyasa bile girer bunun içine, –arada bunların tam karşıtı, olabildiğince az çağcıl bir örnek, soylu, olumlayıcı bir örnek de verilmektedir. Bu sonuncu yönden, kitap bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gentilhomme&#8217;lar</em> (Soylu kişi.) <em style="mso-bidi-font-style: normal;">okuludur</em> ve bu kavram hiç bu denli <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kökten</em>, özlü anlamda alınmamıştır. Ona yalnızca dayanmak için bile, insanda yürek olmalı, korku nedir öğrenmemiş olmalı insan&#8230; Çağımızın övündüğü nesi varsa, hepsi de bu örnekle bir çelişme olarak, nerdeyse görgü kıtlığı olarak duyulmaktadır, örneğin şu ünlü &#8220;nesnellik&#8221;, şu &#8220;herkesin acısını paylaşmak&#8221;, şu yabancı beğeniye kul köle olan, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">petits faits</em> (Küçük olgular.) önünde yerlere kapanan &#8220;tarihsel anlayış&#8221;, şu &#8220;bilimsellik&#8221;, –Bu kitabın Zerdüşt&#8217;ü <em style="mso-bidi-font-style: normal;">hemen</em> izlediği düşünülürse, nasıl bir perhiz düzeninden doğduğu belki anlaşılır. Korkunç bir zorlamayla <em style="mso-bidi-font-style: normal;">uzağa</em> bakmaya alışıp şımarmış göz –Çardan da uzak görüşlüdür Zerdüşt– burada en yakınları, çağı, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">çevremizdekini</em> görmeye zorlanmıştır. Kitabın tüm parçalarında, özellikle biçiminde, Zerdüşt&#8217;ü olanaklı kılan içgüdülerden <em style="mso-bidi-font-style: normal;">isteyerek</em> bir uzlaşma göze çarpar. Biçimde, niyette, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">susma</em> sanatında bir inceliş ön plana geçmiştir; psikolojibile bile sertlikle, katı yüreklilikle kullanılmıştır, –bir tek gönül alıcı söz yoktur koca kitapta.. Hepsi dinlemedir bunların: İnsan öyle Zerdüşt gibi avuç dolusu iyilik saçtıktan sonra, kim bilir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">nasıl</em> bir dinlenme zorunludur ona&#8230; Tanrıbilimci ağzıyla konuşursak –iyi dinleyin, her zaman tanrıbilimci gibi konuşmam, –günlük işini bitirince yılan kılığında Bilgi Ağacının altında yatan, tanrının kendisiydi. Tanrılığın yorgunluğunu böyle çıkardı&#8230; Pek güzel yapmıştı herşeyi. Tanrının yedi günde bir aylaklığıdır şeytan, başkası değil&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">T</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">ÖRE&#8217;NİN </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">S</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">OYKÜTÜĞÜ</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">bir tartışma yazısı</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">I<span style="color: #ff0000;"><span class="HTMLMarkup">&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;</span><span class="HTMLMarkup"><span style="mso-hide: none;"></span></span></span></span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bu soykütüğü üç incelemeden kurulmuştur; hepsi de şaşırtma sanatı, amacı ve anlatımı bakımından şimdiye dek yazılanlardın en ürküncüdür. Bilindiği gibi, Dionysos karanlıklar tanrısıdır hem de. Herbirinde yanıltmayı amaçlayan, soğuk, bilimsel, giderek alaycı, bile bile gösterişçi, bile bile oyalayan bir başlangıç. Gitgide tedirginlik artar; tek tük şimşekler; hiç hoşa gitmeyecek doğrular duyulur uzaklardan boğuk gürlemelerle, –sonunda bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tempo feroce</em>&#8216;ye (Yabanıl tempo.) varılır, korkunç bir gerilimle ileri atılır herşey. Herbirinin bitiminde, hepten ürkünç patlamalarla <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yeni</em> bir doğru belirir kalın bulutlar arasından. –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">İlk</em> incelemedeki doğru Hıristiyanlığın psikolojisidir: Hıristiyanlık hınç duygusundan, o ruhdan doğmuştur, sanıldığı gibi &#8220;Kutsal Ruh&#8221;dan değil, –bir karşı devinimdir aslında, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">soylu</em> değerlerin egemenliğine karşı büyük bir ayaklanmadır. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">İkinci</em> incelemede <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bulunç</em>&#8216;un psikolojisi var: Sanıldığı gibi &#8220;insanın içindeki tanrı sesi&#8221; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değil</em>, –dışa doğru boşalamayınca gerilere yönelen kan dökme iç güdüsü. Kan dökücülük ilk kez burada, ekinin en eski, en zorunlu temellerinden biri olarak aydınlığa çıkarılıyor. Şu sorunun yanıtını veriyor <em style="mso-bidi-font-style: normal;">üçüncü</em> inceleme: Çilecilik, rahiplik ülküsü, aslında <em style="mso-bidi-font-style: normal;">zararlı mı zararlı</em> bir ülkü, bir bitiş istemi, bir décadence ülküsü iken, nasıl olup da böylesine sınırsız bir güç kazanmıştır? Yanıt: Sanıldığı gibi, tanrı papazların arkasında olduğu için <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değil</em>, yalnızca <em style="mso-bidi-font-style: normal;">faute de mieux</em> (Daha iyisi olmadığı için, yokluktan.), –şimdiye dek biricik ülkü o olduğu için, yarışanı olmadığı için. &#8220;Çünkü hiçbir şey istememektense, hiçliği istemeyi yeğ tutar insan&#8221;&#8230; Herşeyden önce, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Zerdüşt&#8217;e gelinceye dek bir karşı ülkü</em> eksikti.– Beni anladınız. Bir psikologun tüm değerleri yenileme işi için başlıca üç hazırlığı. –Rahibin psikolojisi ilk olarak bu kitapta bulunur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">P</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">UTLARIN </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">B</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">ATIŞI</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">nasıl felsefe yapılır çekiçle</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">I</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span class="HTMLMarkup"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;</span></span><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yüzelli sayfa bile tutmaz bu yazı; sesi şen ve uğursuz tınlar, gülen bir cindir, –öyle kısa zamanda yazılmıştır ki, kaç günde olduğunu söylemeye utanırım. Öbür kitaplardan apayrıdır o: Daha özlüsü, daha bağımsızı, daha yıkıcısı, daha&#8230; hayını yazılmamıştır hiç. Gözlerimin önünde herşeyin nasıl başaşağı durduğunu şöyle kabataslak anlayabilmek için, bu kitabı okumaya girişmelidir. Başlığındaki <em style="mso-bidi-font-style: normal;">put</em> sözcüğü, şimdiye dek &#8220;doğru&#8221; dedikleri şeydir düpedüz. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Putların Batışı</em>, açıkçası: Eski doğruların sonu geldi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">II</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bir tek gerçek, bir tek ülkü yoktur ki, bu yazıda değinilmiş olmasın (–değinmek: Amma da saygılı, edebli bir söz!&#8230;) <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ölümsüz</em> putlar değil burada yalnız, en gençleri, dolayısıyla yanlışlıktan en çok beli bükülmüş olanları da. Örneğin &#8220;çağcıl düşünceler&#8221;. Ağaçlar arasında büyük bir yeldir esen; yemişler-doğrular-dökülmektedir her yanda. Pek bereketli bir güzün har vurup harman savurmasıdır bu: Doğrulara çarpıp sendeler insan; üstüne basıp ezer kimini de, –öylesine sebildirler&#8230; İnsanın eline aldıklarına gelince, artık aralarında şüpheli birşey yoktur, kesinlemedir hepsi. &#8220;Doğru&#8221;nun mihenk taşını ilk ben tutuyorum elimde, ben karar verebilirim ancak. Sanki içimde <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ikinci bir bilinç</em> büyüyüp gelişmiş; sanki &#8220;istem&#8221;, şimdiye dek üzerinde aşağıya yuvarlandığı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bayırı</em> aydınlatmak istercesine bir ışık yakmış içimde&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Bayır</em>, –doğruya giden yol koymuşlardı bunun adını&#8230; O &#8220;karanlık çaba&#8221; (Ein guter Mensch in seinem dunklem Drange –ist sich des reschten Weges wohl bewusst [İyi insan o karanlık çaba içinde –Bilir doğru yolun ne olduğunu]. –Goethe, 1. Faust, Gökyüzünde önoyun.) denen şeye artık paydos; doğru yolun en az farkında olan, o iyi insanın kendisiydi&#8230; Şaka bir yana, doğru yolu, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yokuş yukarı</em> giden yolu benden önce kimse bilmiyordu: Etkin üstüne umutlar, ödevler, oraya götürecek yollar ancak benimle başladı yeni baştan –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">ben onların muştucusuyum</em>&#8230; Bir yazgıyım işte bu yüzden de.–</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">III</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Söz konusu yapıtı bitirir bitirmez, bir gün bile geçirmeden hemen o dev ödevime, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değerleri yenileme</em> işine giriştim; hiçbir şeye benzemeyen yüce bir gurur içindeyim, her an ölümsüzlüğümü kesin olarak biliyor ve tunç levhalara bir yazgı şaşmazlığıyla birbiri ardınca imleri kazıyordum. 3 Eylül 1888&#8242;de önsöz yazıldı: Sabahleyin, onu yazdıktan sonra açık havaya çıktığımda, ober-Engadin&#8217;in bana gösterdiği en güzel gün vardı karşımda, –dupduru, alev alev renkler içinde, tüm karşıtlıkları, güneyle buz arasındaki tüm geçişleri bir araya getiren bir gün. –Ancak 20 eylülde ayrılabildim Sils-Maria&#8217;dan; seller alıkoymuştu beni, sonunda tek konuğu ben kalmıştım o eşsiz yerin, –minnetimin karşılığı olarak ölümsüz bir ad bağışlayacağım oraya. Olaylarla dolu bir yolculuktan sonra, üstelik gece geç vakit vardığım seller basmış Como&#8217;da bir de ölüm tehlikesi atlatarak, 21. günü öğleden sonra benim <em style="mso-bidi-font-style: normal;">denenmiş</em> yerime, bundan böyle kalacağım Torino&#8217;ya indim. İlkbaharda oturduğum aynı evi, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Via Carlo Alberto</em> 6, III&#8217;de, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Vittorio Emanuele</em>&#8216;nin (–1820/1878– İtalya kralı, İtalyan birliğinin kurucusu.) doğduğu o koca <em style="mso-bidi-font-style: normal;">palazzo Carignano</em>&#8216;nun karşısında, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">piazza Carlo Alberto</em>&#8216;ya ve daha uzaklarda tepeliklere bakan evi tuttum gene. Bir an bile duraklayıp oyalanmadan, hemen çalışmaya oturdu: Yapıtın dörtte biri kalmıştı daha tamamlanacak. 30 eylül günü büyük yengi; yedinci gün; bir tanrının gezinişi Po kıyısında. Aynı gün &#8220;Putların Batışı&#8221;na <em style="mso-bidi-font-style: normal;">önsözü</em> de yazdım; bu kitabın provalarının düzeltmek benim için dinlenme oldu eylül ayında. –Ben böyle bir güz yaşamadım hiç, yeryüzünde böyle birşey olabileceğini sanmazdım; sonsuza dek uzanan bir Claude Lorraine (–1600/1682– Fransız manzara ressamı.), her günü aynı ölçüsüz yetkinlikte.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">W</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">AGNER </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">O</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">LAYI</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">bir çalgıcı sorunu</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 13pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">I</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span class="HTMLMarkup"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">&lt;div align=&#8221;left&#8221;&gt;</span></span><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bu yazının hakkını verebilmek için, insan musikinin yazgısını kanayan bir yara gibi içinde duyup, o acıyı çekmelidir. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Neden</em> acı çekiyorum musikinin yazgısını duyduğumda? Musikinin dünyayı arıtıcı, olumlayıcı yanını yitirmiş olmasından, artık Dionysos&#8217;un flütü değil, bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence</em> musikisi olmasından&#8230; Ama insan musikinin davasını öz davası gibi, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendi</em> çektiği acırlarmış gibi duyunca da, biraz çokça hatır gönül gözeten, aşırı derecede yumuşak bir yazı bulur bunu. Böyle durumlarda keyfini bozmak, kendi kendisiyle de kızmadan alay etmek –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">ridendo dicere severum; verum dicere</em> (Ridendo dicere severum: Acı doğruyu gülerek söylemek; verum dicere: doğruyu söylemek.) her türlü sertliği haklı gösterse bile– insanlığın ta kendisidir. İstesem, eski bir topçu olarak, Wagner&#8217;e karşı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ağır</em> bataryalarımı da sürebilirdim; bundan şüpheniz olmasın. –Bu işte kesin sonucu alacak herşeyi kendime sakladım,– Wagner&#8217;i severdim. Hem benim ödevimin anlamına, tuttuğum yola uygun düşeni, daha seçkin, &#8220;bilinmeyen&#8221; birine saldırmaktır– musikinin o Cagliostro&#8217;suna (–1743/1795– İtalyan soylusu, ünlü serüvenci, dolandırıcı.) varıncaya dek, maskesini düşüreceğim daha nice &#8220;bilinmeyen&#8221;ler var–, daha da önemlisi, düşünce işlerinde gitgide uyuklaşan, içgüdüde yoksullaşan, gitgide <em style="mso-bidi-font-style: normal;">dürüstleşen</em> Alman ulusuna saldırmaktır: Karşıtlarla besleniyorlar artık, ne bulurlarsa yiyorlar, ister &#8220;inanç&#8221; olsun, ister &#8220;bilimsel düşünce&#8221;, ister &#8220;Hıristiyanca sevgi olsun, ister Yahudi düşmanlığı, ister güç istemi (devlet olma istemi), ister <em style="mso-bidi-font-style: normal;">évangile des humbles</em> (Küçük insanların İncil&#8217;i.), hepsini yutuyorlar mide fesadına uğramaksızın, hem de öyle bir iştahla ki, insanın kıskanası geliyor&#8230; Karşıtlar arasında bu ne yan tutmazlık, bu ne midesizlik, &#8220;çıkar gözetmezlik&#8221;! Alman <em style="mso-bidi-font-style: normal;">damağının</em> bu haktanırlığı, herşeye eşit haklar tanıması, herşeyden bir tad alması!.. Hiç şüphe yok, ülkücüdür Almanlar&#8230; Almanya&#8217;ya son gidişimde, Alman beğenisini Wagner&#8217;le Saeckingen borazancısına (–Doğrusu: Soekkingen borazancısı– Scheffel&#8217;in Almanya&#8217;da pek tanınmış bir şiiri.) eşit haklar tanımaya uğraşır buldum; Leipzig&#8217;de en gerçek, en Alman-sözcüğün eski anlamında Alman, yoksa o yalnızca yurttaşlardan değil– musikicilerden birinin, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">usta Heinrich Schütz</em>&#8216;ün onuruna bir Liszt derneği kurduklarını gözlerimle gördüm; o sinsi (Liszt ve List –hile, düzen– üzerine bir sözcük oyunu.) kilise musikisini geliştirip yaymaktı amaç&#8230; Hiç şüphe yok, ülkücüdür Almanlar&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">II</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Ama burada kabalaşmaktan ve Almanların yüzüne karşı bir kaç acı gerçeği söylemekten kimse alıkoyamaz beni: <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ben de söylemesem kim söyleyecek!</em> –Onların <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tarih konularındaki</em> sıkılmazlıklarından söz açacağım. Alman tarihçilerinde ekinin gidişini, değerlerini görmek için gerekli o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük bakış</em>&#8216;ın hepten yitip gitmesi, topunun birden siyasa (ya da kilise) soytarıları olması değil yalnız: O büyük bakışı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">aforoz edenler</em> de kendileridir. İnsanın yalnızca &#8220;Alman&#8221; olması, o &#8220;ırk&#8221;tan olması yeter, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tarih konusunda</em> değer diye, değersizlik diye ne varsa hepsi üstüne son sözü söyleyebilir, kesinlikle belirtir onları&#8230; &#8220;Alman&#8221; olmak bir kanıttır, &#8220;Almanya, Almanya, herşeyin üstünde&#8221; bir ilkedir, tarihteki &#8220;törel dünya düzeni&#8221;dir Cermenler: Roma imparatorluğu karşısında özgürlüğü ayakta tutanlar, on sekizinci yüzyıl karşısında töre&#8217;yi, &#8220;kesin buyruğu&#8221; yeniden diriltenler&#8230; Alman devletine özgü bir tarih yazıcılığı vardır; korkarım, Yahudi düşmanına özgü olanı vardır bir de, –ayrıca <em style="mso-bidi-font-style: normal;">saray</em> tarih yazıcılığı vardır ve Bay von Treitsschke&#8217;nin yüzü kızarmaz hiç&#8230; Geçenlerde ahmakça bir yargı, neyse ki bu arada rahmetlik olan Suab estetikçisi Vischer&#8217;in (–1807/1887– Alman ozanı, estetikçisi.) bir cümlesi tüm Alman gazetelerinde bir boy gözüktü, her Alman&#8217;ın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">evet demesi</em> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gereken</em> bir &#8220;doğru&#8221;ydu bu: &#8220;Uyanış çağı ile Yenileme (Reformation) çağı, ancak ikisi bir arada bir bütün yaparlar, –estetik yeniden doğuş <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ve</em> törel yeniden doğuş.&#8221; Böyle cümleleri duyunca sabrım taşıyor; Almanların yüzüne tüm kabahatlerini birer birer vurmak geliyor içimden, bir görev duyuyorum bunu giderek. Dört <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yüz yıldır ekine karşı işlenen tüm büyük cürümlerin sorumlusu onlardır!</em>&#8230; Nedeni de hiç değişmez, o iliklerine dek işlemiş gerçek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">korkusu</em> –ki doğrudan korkudur aynı zamanda–, o içgüdü edindikleri ikiyüzlülük, &#8220;ülkücülük&#8221;&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Büyük</em> çağların sonuncusu, Uyanış çağı Almanlar yüzünden anlamını yitirdi, o hasadı yapamadı Avrupa, hem de tam daha yüksek bir değerler düzeni, soylu, yaşamı olumlayan, geleceğin güvencesi olan değerler, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">karşı değerlerin</em> yuvalandıkları yerde, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">oralarda oturanların içgüdülerine işleyinceye dek üstün gelmişken!</em> Luther, o tanrının belası keşiş, kiliseyi ve –bin kez beteri– Hıristiyanlığı, tam yenildikleri anda ayağa kaldırdı&#8230; Hıristiyanlığı, yaşama isteminin din kılığına girmiş yadsınmasını!&#8230; Luther, bu akıl almaz keşiş, &#8220;akıl almazlığı&#8221; yüzünden kiliseye saldırdı ve –dolayısıyla– onu ayağa kaldırdı yeniden&#8230; Katolikler Luther adına şenlikler kutlasalar, oyunlar düzseler yeridir&#8230; Luther ve &#8220;törel yeniden doğuş&#8221;! Tüm psikolojinin canı cehenneme! Hiç şüphe yok, ülkücüdür Almanlar.– İnsanlık iki sefer korkunç bir yüreklilikle kendini aşarak özü sözü bir, anlamı belli, yüzde yüz bilimsel bir düşünce düzenine vardığında, Almanlar eski &#8220;ülkü&#8221;ye giden dolambaçlı yollar, doğruyla &#8220;ülkü&#8221; arasında bir uzlaşma bulmayı başardılar; bilimi yadsımalarını, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yalanlarını</em> bir kitabına uydurdular aslında. Leibniz ve Kant, –düşünce dürüstlüğü alanında Avrupa&#8217;ya en büyük iki köstek! En sonunda, iki <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence</em> yüzyılı arasındaki köprü üzerinde, yeryüzünü yönetmek amacıyla Avrupa&#8217;yı birleştirebilecek güçte, deha ve istem dolu bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">force</em> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">majeure</em> (Üstün güç.) belirdiğinde, Almanlar &#8220;özgürlük savaşları&#8221;yla Napoleon&#8217;un varoluşundaki mucizelik anlamdan yoksun bıraktılar Avrupa&#8217;yı; ne olmuşsa, bugün ne varsa onların suçudur hep; hastalıkların, saçmalıkların <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ekine en zararlı</em> olanı, ulusalcılık, Avrupa&#8217;yı hasta eden bu névrose nationale (Ulusal sinirce –nevroz–.), Avrupa&#8217;da artık sürüp gidecek bu küçük devletler, bu <em style="mso-bidi-font-style: normal;">küçük</em> siyasa: Anlamından, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sağduyusundan</em> yoksun bıraktılar Avrupa&#8217;yı– onu bir çıkmaza soktular. –Buradan çıkacak bir yol bilen var mı benden başka?&#8230; Ulusları yeniden birbirine <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bağlayacak</em> büyüklükte bir ödev?.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">III</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Hepsi bir yana, kuşkumu neden açığa vurmayayım? Almanlar benim durumumda da, bu dev yazgıdan bir fare doğurtmak için ellerinden geleni ardlarına koymayacaklar. Adlarını kötüye çıkardılar benim yüzümden şimdiye dek; ilerde de adam olacaklarından şüpheliyim. –Ah, burada <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kötü</em> bir falcı olmayı nasıl isterdim!&#8230; Benim doğal okuyucularım, dinleyicilerim daha şimdiden Ruslar, İskandinavlar ve Fransızlardır, –gitgide artacak mı onların sayısı? –Almanlar bilgi tarihine baştanbaşa şüpheli adlarla geçmişlerdir; &#8220;bilmeyerek olmuş&#8221; kalpazanlar çıkarmışlardır yalnız (bu deyim Kant&#8217;la Leibniz&#8217;e olduğu gibi, Fichte&#8217;ye, Schelling&#8217;e, Schopenhauer&#8217;e, Hegel&#8217;e, Schleiermacher&#8217;e [–1768/1834– Alman tanrıbilimcisi ve feylosofu. Schleiermacher Almanca'da "tül, peçe vb... yapan" anlamına gelmektedir. Nietzsche sözcüğün bu anlamıyla oynuyor.] de uygundur: perdeleyicidir hepsi de, başka birşey değil): Düşünce tarihindeki ilk <em style="mso-bidi-font-style: normal;">dürüst</em> düşünürün doğruyu dört bin yıllık kalpazanlıktan ötürü yargılayan düşünürün, kendileriyle yanyana Alman düşüncesine sokulması şerefini hiçbir zaman elde etmemeli onlar. &#8220;Alman düşüncesi&#8221; ağır havadır benim için: Psikoloji konusunda artık içgüdü olmuş pisliklerini her sözleriyle, her davranışlarıyla açığa vururlar; bunun yakınında zor soluk alırım. On yedinci yüzyılda Fransızların geçtiği o amansız öz sınavından geçmemişlerdir hiç, –bir Larochefoucauld, bir Descartes, en önde gelen Almanlardan yüz kez daha dürüsttürler, –Almanlardan bugüne dek bir tek psikolog çıkmamıştır. Ama psikoloji nerdeyse ölçüdür bir ırkın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">temizliği</em> ya da <em style="mso-bidi-font-style: normal;">pisliği</em> için&#8230; İnsan daha temiz bile değilken, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">derinliği</em> nasıl olur? Kadın gibidir Alman, bir türlü bulamazsın dibini, –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">yoktur da ondan</em>: Hepsi bu. Ama sığ bile olmaya yetmez bunların hepsi. –Almanya&#8217;da derin dedikleri şey, demin sözünü ettiğim o kendi kendine karşı içgüdü pisliğinden başka birşey değildir: Kendi kendilerini bir türlü oldukları gibi görmek istemezler. Yoksa &#8220;Alman&#8221; sözcüğünü bu psikolojik sapıtmaya uluslararası bir karşılık olarak önersem mi? –Örneğin bu anda Alman İmparatoru, Afrika&#8217;daki köleleri kurtarmayı kendine bir Hıristiyanlık ödevi&#8221; sayıyor: Biz, öbür Avrupalılar buna düpedüz &#8220;Almanlık&#8221; deriz aramızda&#8230; Derinliği olan bir tek kitap çıkmış mıdır Almanlardan? Bir kitapta derin olan nedir, onlarda bu kavram bile yoktur. Kant&#8217;ı derin sayan bilginlere rastladım; korkarım, Prusya sarayında Bay von Treitschke&#8217;yi derin sayıyorlar. Alman profesörleriyle şu da geldi başıma: Bir yeri gelip de, Stendhal&#8217;i derin psikolog olarak övdüğümde, bana hecelettiler adını.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">IV</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">–Neden sonuna dek gitmeyeyim? Baştan herşey açık olsun isterim. Göz koyduğum şeylerden biri de Almanların en üstün hor görücüsü olmaktır. Alman kişiliğine karşı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">güvensizliğimi</em> daha yirmi altı yaşımda dile getirdim (Üçüncü çağdışı yazı, 6. bölüm), –Almanlar çekilmez şeylerdir benim için. Tüm içgüdülerime aykırı gelen bir tür insan düşündüğümde, ortaya hep bir Alman çıkar. Bir insanın &#8220;ciğerini okurken&#8221;, en önce baktığım şey, onda uzaklık duygusu olup olmadığı, insanla insan arasında kat, değer, sıra ayrımı gözetip gözetmediği, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">seçip seçmediğidir</em>: Bununla gentilhomme&#8217;dur insanoğlu, başka türlü, ne ederse etsin, o geniş yürekli, yumuşak başlı ayaktakımı içindedir yeri. Ama ayaktakımıdır Almanlar, ah öylesine aşağılamış olur kişi: Aynı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">düzeye indirir</em> Alman&#8230; Birkaç sanatçıyla, en başta da Richard Wagner&#8217;le alışverişimi bir yana bırakırsam, tek iyi saat geçirmişimdir Almanlarla&#8230; Diyelim ki binyılların en derin düşünürü Almanlar içinden çıktı; Kapitol&#8217;ün kurtarıcıları (Kazlar. Galyalıların Kapitol&#8217;e yaptıkları bir gece saldırısında, kazların bağırması üzerine nöbetçiler uyanmış, saldırı da püskürtülmüştür.) cinsinden biri, kendi çirkin ruhunun da en az o denli önemi olduğunu sanıverdi&#8230; Bu ırka dayanamıyorum; kişi onların içinde hep kötü çevrededir, ayrımları sezecek parmak yoktur onlarda, –ne yazık bir ayrımın ben de! –ayaklarında incelik yoktur, yürümesini bile beceremezler&#8230; Zaten ayak ne gezer Almanlarda; bacakları vardır onların yalnız&#8230; Almanlar ne denli bayağı olduklarını hiç mi hiç bilmezler, ama bayalığın son perdesidir bu, –yalnızca birer Alman olmalarından bile utanmazlar&#8230; Her konuşmaya karışırlar, son söz kendilerindedir sanırlar; korkarım benim üstüme bile son sözü söylemişlerdir&#8230; Yaşamım baştanbaşa bu cümlelerin en kesin kanıtıdır. Orada bana karşı düşünceli, ince bir davranışın izini aramam boşunadır. Gördümse, Yahudilerden gördüm bunu, ama Almanlardan hiçbir zaman. Böyledir benim huyum, herkese karşı yumuşak davranırım, iyiliğini isterim herkesin, –ayrı gayrı gözetmemeye <em style="mso-bidi-font-style: normal;">hakkım</em> vardır benim–: Ama gözlerimin açık olmasına da engel değildir bu. Kimseyi ayrı tutmam, hele dostlarımı hiç mi hiç, –umarım onlara karşı insanca davranmama bir zararı dokunamamıştır bunun! Dört beş şey vardır, kendime hep onur sorunu yapmışımdır.– Gene de şurası doğru ki, yıllardan beri elime geçen hemen her mektubu bir sinizm olarak duydum: Benim iyiliğimi istemek, bana karşı herhangi bir düşmanlıktan çok daha sinikcedir&#8230; Dostlarımın teker teker yüzlerine söylerim, hiçbirisi benim herhangi bir yazımı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">okuyup inceleme</em> zahmetine katlanmamıştır: İçlerinde ne yazılı olduğunu bile bilmediklerini en küçük belirtiden çıkarırım hemen. Hele Zerdüşt&#8217;üme gelince, dostlarımdan hangisi onda hoş görülmeyen, ama neyse ki hepten zararsız bir kendini beğenmişlikten daha çoğunu buldu&#8230; Tam on yıl: Almanya&#8217;da hiç kimse benim adımı, o içine gömüldüğü anlamsız suskuya karşı savunmayı kendine dert edinmedi. Bu iş için yeterince yürekli olan, burnu koku alabilen, sözde dostlarıma karşı öfkeye kapılan, ilk kez bir yabancı, bir Danimarkalı oldu&#8230; Psikologluğunu böylelikle bir kez daha gösteren Dr. Georg Drandes&#8217;in (–1842/1927– Danimarkalı yazın tarihçisi, eleştirmeci.) geçen bahar Kopenhag&#8217;da verdiği gibisinden dersler, hangi Alman üniversitesinde olacak şeydir?– Ben kendi payıma hiç bunların acısını çekmedim; beni yaralamaz zorunlu olan, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">amor fati</em> benim yaradılışımın özüdür. Ama bu benim alayı, hem de evrensel alayı sevmediğimi göstermez. İşte bu yüzden, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değerleri yenileyişin</em> o yakıp yıkıcı, yeryüzünü sarsıntıya boğacak yıldırımdan iki yıl kadar önce, &#8220;Wagner Olayı&#8221;nı dünyaya uğurladım; Almanlar benim üstüme bir kez daha yanılıp, adlarını bengi, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ölümsüz</em> kılsınlar diye&#8217; Anca vakit var buna! –İstediğim oldu mu?– Hem de en alâ sı, bay Cermenler! Hayranlıklarımı sunarım sizlere&#8230;</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><br style="page-break-before: always; mso-special-character: line-break;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">N</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">EDEN </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">B</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İR </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Y</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">AZGIYIM </span><span style="font-size: 16pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">B</span><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">EN</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">I</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Başıma geleceği biliyorum. Bir gün korkunç birşeyin anısıyla birlikte söylenecek benim adım, –yeryüzünde eşi görülmemiş bir bunluğun, en derin bulunç çatışmasının , o güne dek inanılmış, istenmiş, kutsallaştırılmış ne varsa, hepsine <em style="mso-bidi-font-style: normal;">karşı </em>yöneltilecek bir son sözün anısıyla. İnsan değilim ben, dinamitim. Bütün bunlara karşın, din kurucularını adırır bir yanım yok, –dinler ayaktakımı işidir; dindar birine dokununca, ardından ellerimi yıkamam gerektir. “İnananlar” <em style="mso-bidi-font-style: normal;">istemiyorum</em>; kendi kendime inanmak için bile biraz çokça hayınım sanıyorum; yığınlara değil benim konuşmam&#8230; Günün birinde beni <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ermişler</em> katına koyacaklar diye ödüm kopuyor: Anlıyorsunuz ya, bu kitabı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">önceden</em> çıkarıyorum ki, ilerde benim adıma ahmaklıklar yapmasınlar. Ermiş olmak istemem, soytarı olayım daha iyi&#8230; Belki öyleyimdir de. Buna karşın, daha doğrusu, daha doğrusu karşın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değil </em>–ermişlerden daha iyi dolandırıcı gelmemiştir çünkü, –doğrular çıkıyor benim ağzımdan. Ama benim doğrularım <em style="mso-bidi-font-style: normal;">korkunçtur</em>: Bugüne dek yalana doğru dediler çünkü. –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Tüm değerlerin yenilenmesi</em>: İnsanlığın en yüce bir kendine geliş eylemine –ki bende cisim bulmuş, deha olmuştur– taktığım ad budur işte. Talihim böyle istiyor, ilk <em style="mso-bidi-font-style: normal;">namuslu</em> insan ben olmalıyım, binlerce yıllık yalan dolana karşı durmalıyım kendimi&#8230; Yalanın yalan olduğunu duyup&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">koklamakla, </em>doğruyu ilk <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bulan </em>ben oldum&#8230; Burun deliklerimdedir benim dehâm. Şimdiye dek hiç kimse benim durduğum gibi karşı durmamıştır ya, gene de yadsıyan bir kafanın tam tersiyim ben. Şimdiye dek eşi gelmemiş bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">muştucuyum</em>; şimdiye dek kavramı bile olmayan, öylesine yüksek ödevler biliyorum; ancak benimle birlikte umut bağlanıyor gene. Böylece, zorunlu olarak yıkım getirici bir adamım ben. Çünkü doğru binlerce yıllık yalanla kavgaya tutuşunca, kimsenin aklından bile geçirmediği depremler, sarsıntılar göreceğiz; dağ, koyak birbirine karışacak. Siyasa kavramı o gün bir düşünceler savaşı içinde hepten yitip gidecek; eski toplumun tüm siyasal kurumları havaya uçacak, –çünkü yalan üstüne kurulmuş topu da. Yeryüzünde ilk benimle başladı <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük siyasa.</em></span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;">II</span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>İnsan kılığına girmiş böyle bir yazgı nasıl mı dile getirilir? –Zerdüşt’ümde bulursunuz.</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Her kim iyi ve kötü’de yaratıcı olmak ister, en önce bir yokedici olmalı, değerleri parçalamalıdır.</span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>En yüksek kötülük böylece en yüksek iyiliğe girer: Bunun da adına yaratıcılık denir.</span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Gelmiş geçmiş insanların rahatça en korkuncuyum ben; hem de en çok iyilik edeni olmayacağım anlamına gelmez bu. Yoketme <em style="mso-bidi-font-style: normal;">gücümle </em>orantılı olarak varmışım <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yoketmenin</em> tadına, –her ikisinde de, yıkmayı olumlamadan ayrı tutmayan Dionysosca yaradılışıma uyuyorum. İlk <em style="mso-bidi-font-style: normal;">töresizciyim</em> ben: <em style="mso-bidi-font-style: normal;">En üstün yokediciyim </em>böylelikle de.–</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;">III</span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Tam da benim, ilk töresizcinin ağzında <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Zerdüşt</em> adı ne anlama geliyor, sormadılar bana; sormalıydılar: çünkü o İranlının tarihteki korkunç benzersizliğini yapan şey, benimkinin tam tersidir. İyi ile kötü arasındaki kavganın, dünyanın gidişini sağlayan asıl çark olduğunu Zerdüşt görmüştü ilk, –töre’nin gerçek güç, neden, amaç olarak metafizik alana aktarılması <em style="mso-bidi-font-style: normal;">onun </em>işidir. Ama zaten içinde saklıdır bu sorunun yanıtı. Zerdüşt bu en belalı yanılgıyı, töreyi <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaratmıştı</em>: Onu ilk <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tanıyan</em> da kendisi olmalı dolayısıyla. Burada her düşünürden daha çok ve uzun görgüsü olması değil yalnız –tarih baştanbaşa o “törel dünya düzeni” dedikleri ilkenin deneysel çürütülmesidir–, daha da önemlisi, tüm düşünürlerin en dürüstüdür Zerdüşt. Onun öğretisinde –ve yalnız orada, dürüstlük en yüksek erdemdir, yani gerçek önünde tabanları yağlayan “ülkücü” <em style="mso-bidi-font-style: normal;">korkaklığının </em>karşıtıdır; Zerdüşt öbür düşünürlerin topundan daha yüreklidir. Doğruyu söylemek ve <em style="mso-bidi-font-style: normal;">iyi ok atmak</em>, budur Pers erdemi. –Bilmem anlıyor musunuz?&#8230; Töre’nin, dürüst olduğu için, kendi kendini yenmesi, törecinin ise tam karşıtına –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">yani buna-</em> dönüşmesi&#8230; Budur benim ağzımda Zerdüşt adının anlamı.</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;">IV</span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Aslında iki yadsıma girer <em style="mso-bidi-font-style: normal;">töresizci</em> sözcüğünün içine. Bir yandan, şimdiye dek en yüksek sayılan bir insan türünü, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">iyileri, iyilik isteyenleri, iyilik yapanları </em>yadsıyorum; öte yandan, gerçek töre diye geçerli ve egemen olan bir töreyi, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence</em> töresini, daha somut deyimiyle <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Hıristiyan</em> töresini yadsıyorum. Bu ikinci yadsımayı daha önemlisi olarak saymakla yanılmış olmam; çünkü toptan düşünülünce, iyiliğe, iyilikseverliğe verilen aşırı değer, zaten <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence</em>’ın sonucu, bir güçsüzlük belirtisi, gelişip serpilen, olumlayan yaşamla bir uzlaşmazlık olarak görünüyor bana: Olumlamak için yadsımak ve <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yoketmek</em> gerektir. –İlk olarak iyi insanın psikolojisi üzerinde duracağım. Bir insan türüne değer biçmek için, onun sürüp gitmesi nelere maloluyor, bunu hesaplamalıdır, –varoluş koşullarını bilmelidir onun. İyilerin varoluş koşulu ile <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yalandır</em>: Başka bir deyimle, gerçeğin aslında ne türlü olduğunu her ne pahasına olursa olsun görmek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">istememektir</em>; oysa gerçek hep iyiliksever içgüdüleri gerektirecek, hele o beceriksiz, iyi ellerin ikide bir kendi işine karışmasına göz yumacak cinsten <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değildir</em>: Genel olarak her türlü <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tehlike durumunu</em> bir itiraz, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ortadan kaldırılması</em> gereken birşey saymak , <em style="mso-bidi-font-style: normal;">eşsiz bir bönlüktür</em>: Bir yıkım, korkunç bir aptallıktır, –insanın yoksullara acıdığı için kötü havayı ortadan kaldırmak istemesi gibi aptalca nerdeyse&#8230; Bütünün büyük tutumluluğu içinde, gerçeğin (tutkularda, isteklerde, güç isteminde) her türlü korkunçluğu, küçük mutluluğun her türlüsünden ölçülmez derecede daha zorunludur; bu sonuncusu içgüdü aldatmacasıyla gerektirildiğinden, ona herhangi bir yaşam hakkı tanımak için, üstelik hoş görür olmalı insan. Baştanbaşa tarih boyunca <em style="mso-bidi-font-style: normal;">iyimserliğin</em>, o homines optimi doğurtmasının ölçülere sığmayan ürkünç sonuçlarını kanıtlamak için büyük bir fırsat geçecek elime. İyimserin de kötümser kadar <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent,</em> belki daha bile zararlı olduğunu ilk kavrayan Zerdüşt şöyle diyor: <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Doğruyu söylemez hiç iyi insanlar. Yanlış kıyılar, yanlış güvenlikler öğretti iyiler size; iyilerin yalanları içinde doğdunuz, oralara sığındınız. Herşey ta köküne dek yalana boğuldu, eğretildi iyilerin eliyle. </em>Bereket versin, dünya yalnızca o koyun sürüsüne daracık bir mutluluk sağlayacak içgüdüler göz önüne alınarak kurulmamıştır; herkesin de “iyi insan”, sürüde koyun, mavi gözlü, iyiliksever, “ince duygulu”, –ya da Bay Herbert Spencer’in dilediği üzre, özgeci olmasını istemek, varlığın <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyük</em> yanını almak, insanlığı iğdiş etmek, saçmasapan bir oyun derekesine indirmek olurdu. –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ve bunu yapmaya da kalktılar!&#8230; </em>Buydu işte töre dedikleri&#8230; Zerdüşt iyilere bu anlamda kimi zaman “sonuncu insanlar”, kimi zaman da “sonun başlangıcı” der; herşeyden önce de, onları <em style="mso-bidi-font-style: normal;">en zararlı insan türü</em> sayar, çünkü hem <em style="mso-bidi-font-style: normal;">doğrunun, </em>hem de <em style="mso-bidi-font-style: normal;">geleceğin</em> sırtından sürdürürler yaşamalarını.</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>İyiler. –bir şey <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaratamaz</em> onlar, sonun başlangıcıdırlar hep– yeni levhalar üstüne <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yeni</em> değerler yazanı çarmıha gererler, geleceği kurban ederler <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendileri</em> için, tüm insan geleceğini çarmıha gererler! İyiler–onlar sonun başlangıcıydılar hep&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Bu dünyaya kara çalanların ne denli zararı dokunsa da, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">zararların en zararlısıdır iyilerin zararları.</em></span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;">V</span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Zerdüşt iyinin ilk psikologu, –dolayısıyla– kötünün de dostudur. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Décadence </em>türü insan en yüksek değer katına yükseltilmişse, bu yalnızca onun karşıt türünün, güçlü, yaşaması kesin insan türünün zararına olmuştur. Sürü hayvanı en arık erdemin ışığı içinde parıldıyorsa, o zaman ayrık insan değerce aşağılanmış, kötü sayrılmış olmalıdır. Yalancılık her ne pahasına olursa olsun, kendi görüş biçimini anlatmak için “doğru” sözcüğüne göz koymuşsa, asıl doğru kişiyi en kötü adlar altında bulabiliriz yeniden. Zerdüşt bu konuda hiç şüphe bırakmıyor: Söylediğine göre, insanoğlu onu ürküye salmışsa, iyileri, “en iyileri” tanıdığı içinmiş bu düpedüz; bu tiksinmeden doğmuş onun kanatları, “o uzak geleceklere süzülmesi için” –açıkça söylüyor, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">onun</em> insan örneği, göreli bir üstinsan örneği, tam da <em style="mso-bidi-font-style: normal;">iyilere</em> oranla insanüstüdür; iyiler ve doğrular onun üstinsan’ına <em style="mso-bidi-font-style: normal;">şeytan</em> derlerdi&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Siz, gözümün rastladığı en yüksek insanlar, budur benim sizden kuşkum ve içimden gülüşüm: Benim üstinsanıma korkarım siz&#8230; şeytan derdiniz!</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Ruhunuz büyüklüğe öylesine yabancı ki, üstinsan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">korkunç </em>gelirdi size iyiliği içinde&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Zerdüşt’ün ne yapmak istediğini kavramak için, başka yerden değil, buradan başlamalıdır işe: Onun tasarladığı türdün insan, gerçeği <em style="mso-bidi-font-style: normal;">olduğu gibi </em>tasarlar: Buna yetecek güçtedir, –ona yabancılaşmış, ondan kopmamıştır; onun <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ta kendisidir, </em>en korkunç, en sorunsal yanını da içinde taşır, –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">ve ancak böylelikle büyük olabilir insan&#8230;</em></span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;">VI</span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">–Ama <em style="mso-bidi-font-style: normal;">töresizci </em>sözcüğünü başka bir anlamda da kendime bir arma, bir onur simgesi yaptım; beni insanlığın geri kalanından seçip ayıran bu adımla övünüyorum. Şimdiye dek hiç kimse <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Hıristiyan</em> töresini kendinden <em style="mso-bidi-font-style: normal;">aşağı</em> duymamıştır: Bunun için bir yükseklik, bir uzak görüşlülük, hiç duyulmamış, baş döndürücü bir psikolojik derinlik gerekliydi. Hıristiyan töresi bugüne dek tüm düşünürlerin Kirke’siydi, –onun hizmetindeydi hepsi de.– Bu tür ülkünün, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">dünyada kara çalmanın</em> o ağulu soluğu sızan mağaralara benden önce var mı inen? Benden önce feylosofların arasında “yüksek dolandırıcı”, “ülkücü” değil de, onların tam tersi, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">psikolog</em> olan biri var mıydı hiç? Psikoloji diye bir şey yoktu benden önce. –Burada ilk olmak bir kargıştır belki de; ama kesin olarak bir yazgıdır. Çünkü küçümseyenlerin de ilki olur insan&#8230; İnsandan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">tiksinmedir </em>benim tehlikem&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: small;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">VII</span></em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></em></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Anladınız mı beni? –Geri kalan insanlıkla aramdaki sınırı çizen, bana ayrı bir yer veren şey, Hıristiyan töresini <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bulmuş</em> olmamdır. Bu yüzden, teker teker herkese meydan okuma anlamını taşıyan bir sözcük gerekiyordu bana. Bu konuda gözünü daha önce açmamış olmak, bence insanlığın en büyük yüz karası, en büyük kabahatidir; içgüdü olmuş bir kendini aldatma, hiçbir olayı, nedenselliği, gerçeği <em style="mso-bidi-font-style: normal;">görmemeyi</em> kafaya koymak, yanlığa karşı gözleri kör olmak, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">cürmün daniskasıdır; yaşama</em> karşı işlenmiş bir cürümdür&#8230; Bin yıllar, uluslar –en eskileri de, en yenileri de–, feylosoflar ve kocakarılar, –tarihin dört beş ânı dışında, ki ben altıncısıyım–, hepsi bu konuda birbirlerine pek yaraşırlar. Hıristiyan bugüne dek “törel yaratık”dı, benzersiz bir antikaydı, –ve “törel yaratık” <em style="mso-bidi-font-style: normal;">olarak </em>da, insanlığı en hor gören kimsenin bile aklından geçirmeyeceği kadar saçma, yalancı, boş gururlu, düşüncesiz ve <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kendine zararlıydı</em>. Hıristiyan töresi, yalan isteminin en hayınca biçimi, insanlığın gerçek Kirke’si: Onu doğru yoldan çıkaran. Bunu gördüğümde tüylerimi diken diken eden şey, yanılgının kendisi <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değil</em>, onun üstün gelmesiyle açığa çıkmış o düşünce alanındaki binlerce yıllık “iyi niyet”, kendini sıkıya sokma, yol yordam bilme, yüreklilik eksikliği <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değil, </em>–ama doğa eksikliği, o hepten gülünç olgu, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">doğaya aykırılığın</em> töre adıyla en yüksek saygıları görmesi, yasa, kesin buyruk olarak insanlığın tepesine asılmış olması!.. Bu ölçüde yanılmak, hem de kişi olarak, ulus olarak <em style="mso-bidi-font-style: normal;">değil</em>, insanlık olarak!.. Yaşamın en başta gelen içgüdülerini küçümsemeyi öğretmeleri; bedeni haklamak için bir “ruh” bir “tin” <em style="mso-bidi-font-style: normal;">uydurmaları</em>; yaşamın temel koşulunu, cinselliği ayıp bir şey olarak duymayı öğretmeleri; serpilip gelişmek için en derinden zorunlu olan şeyi, o <em style="mso-bidi-font-style: normal;">katı</em> bencilliği –sözcüğün kendisi bile kara çalıcı– kötülük ilkesi saymaları; tersine, çöküşün, içgüdü çelişmesinin örnek belirtilerinde, “çıkar gözetmezlik”te, denge yitiminde, “kişiliksizleşme”de, “yakınını sevmek”te (–yakınıma <em style="mso-bidi-font-style: normal;">düşkünlükte</em>) daha yüksek değerleri –ne daha yükseği! –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">gerçek</em> değerleri görmeleri!.. Ne! İnsanlığın kendi de décadence içinde mi? Hep öyle miydi? –Şurası kesin ki, ona yalnız décadence içinde mi? Hep öyle miydi? –Şurası kesin ki, ona yalnız décadence değerleri en en yüksek değerler olarak <em style="mso-bidi-font-style: normal;">öğretildi. </em>Bencil olmayan töre en üstün anlamda bir çöküş töresidir; “Sizler de çöküp gitmelisiniz”, –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">yalnız </em>buyruk olsa gene iyi!.. Şimdiye dek öğretilen biricik töre, bencil olmayan töre, bir bitme istemini açığa vurur, derinden derine <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yadsır</em> yaşamı. Burada bir tek açıp kapı kalıyor, o da katına yükselen Hıristiyan töresinde kendilerini <em style="mso-bidi-font-style: normal;">başa geçirecek </em>yolu sezen o asalak insan türünün, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">papazların</em> yozlaşmış olması&#8230; Gerçekten, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">benim</em> görüşüm de bu: İnsanlığın öğretmenleri, önderleri –ki topu da tanrıbilimciydi– <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em>’dılar hem de; tüm değerlerin yaşama düşman değerlere dönüştürülmesi işte <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bu yüzden</em>, töre işte <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bu yüzden&#8230;</em> <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Töre’nin tanımı</em>:<em style="mso-bidi-font-style: normal;"> </em>Töre, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadent</em>’ların özel tepkisi, –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">yaşamdan öç alma ard düşüncesiyle </em>ve bunu başararak–. <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Bu</em> tanıma önem veriyorum.</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;">VIII</span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">–Anladınız mı beni? Beş yıl önce Zerdüşt’ün ağzından söylemediğim bir tek söz yok demin söylediklerim içinde. –Hıristiyan töresinin <em style="mso-bidi-font-style: normal;">açığa çıkarılması</em> eşine rastlanmaz bir olaydır, gerçek bir yıkımdır. Kim bu konuyu aydınlatmışsa, bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">force majeure</em>, bir alınyazısıdır, insanlık tarihini ikiye böler: Ondan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">önce </em>yaşayanlar, ondan <em style="mso-bidi-font-style: normal;">sonra</em> yaşayanlar&#8230; Doğrunun yıldırımı, şimdiye dek en yüksekte olan şeyin üzerine düştü tam: Orda <em style="mso-bidi-font-style: normal;">neyin</em> yanıp kül olduğunu kavrayan kimse, elinde avucunda daha birşeyler kalmış mı, bir de ona bakmalı. Bugüne dek “doğru” dedikleri ne varsa, yalanın en zararlı, en kalleş, en sinsi biçimi olarak açığa çıkarılmıştır; o kutsal “sözde neden”, insanlığı “düzeltmek”, aslında yaşamın iliğini, kanını emecek bir hile olarak, töre bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">vampirlik</em> olarak ortaya çıkarılmıştır. Töre’nin ne olduğunu bulan, onunla birlikte, insanların inandığı, inanmış olduğunu bulan, onunla birlikte, insanların inandığı, inanmış olduğu tüm değerlerin değersizliğini de bulmuş demektir; insanlığın en çok saygı gören, giderek <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ermişler</em> katına yükseltilen örneklerinde, artık saygıya değer hiçbir yan bulmaz, en uğursuz cinsinden sakat doğmuşlar olarak görür onları: Uğursuzdular, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">büyüler</em> çünkü&#8230; “Tanrı” kavramı, yaşama bir karşıt kavram olarak uydurulmuş, yaşama zararlı, ağulu, kara çalıcı, onun can düşmanı ne varsa hepsi o kavramda bir ürkünç birlik olmuştur! “Öte yan”, “gerçek dünya” kavramları, bedeni hor görmek, onu hasta –ermiş– yapmak, yaşamda önemsemeye değer ne varsa, beslenme, konut, düşünce düzeni, hastalara bakma, temizlik, hava vb. hepsinin karşısına ürkünç bir umursamazlık koymak için uydurulmuş! Sağlık yerine “ruhun selâmeti”, yani tövbe çırpınmaları ve kurtuluş isterisi arasında gidip gelen bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">folie circulaire</em> “Günah” kavramı o kendinden ayrılmaz işkence aracıyla, “özgür istem” kavramıyla birlikte, içgüdüleri sapıttırmak, onlara karşı güvensizliği bizde ikinci bir yaradılış yapmak için uydurulmuş! “Çıkar gözetmezlik” ve “kendini yadsıma” kavramları yoluyla, o asıl <em style="mso-bidi-font-style: normal;">décadence </em>belirtisi, zararlı olana doğru <em style="mso-bidi-font-style: normal;">eğilim</em>, kendine yarayanı artık <em style="mso-bidi-font-style: normal;">bulamaz olmak</em> kendi kendini yıkmak, gerçek değerin ta kendisi, “ödev”, “ermişlik” insandaki “tanrısal yan” katına yükseltilmiş! Son olarak –en korkuncu da bu– iyi insan kavramıyla tüm zayıfların, hastaların, kusurluların, kendi kendinden acı çekenlerin, <em style="mso-bidi-font-style: normal;">yokolması</em> gereken ne varsa hepsinin yanı tutulmuş, –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">ayıklama</em> yasası çarmıha gerilmiş; gururlu, yetkin, olumlayan, geleceğe güvenen, geleceği doğrulayan insanın karşısına bir ülkü çıkarılmış, –ona <em style="mso-bidi-font-style: normal;">kötü</em> denmiş bundan böyle&#8230; <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Töre diye</em> inanmışlar bunlara da!</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;">Ecrasez I’nfâme!–</span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;">IX</span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></em></strong></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></em><span style="font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">–Anladınız mı beni? –<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Çarmıhtakine karşı Dionysos&#8230;</em></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/598/friedrich-nietzsche-ecco-homo/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Friedrich Nietzsche &#8211; Deccal</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/589/friedrich-nietzsche-deccal/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/589/friedrich-nietzsche-deccal/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 17:03:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[deccal]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=589</guid>
		<description><![CDATA[Hrıstiyanlığa Lânet
Türkçesi:
ORUÇ ARUOBA
Metin üzerine not
 
Burada sunulan çeviri, Nietzsche’nin yayına hazır kitap tasarısı olarak tamamlayıp, 30 Eylül 1888 tarihini ve Antichrist/Fluch auf da Christenthum başlığını attığı metnin, 1961’de (Podach) ve 1969’da (KGW), elyazmasına dayanılarak gerçekleştirilen güvenilir basımlardan yapılmış çevirisidir. Kitap, bu basımlardan önce, çeşitli nedenlerle çeşitli metinsel bozukluklar içerir biçimlerde yayınlandığından, önceki yayınlanışları burada hesaba katılmamıştır.
 
Metin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Hrıstiyanlığa Lânet</p>
<p style="text-align: center;">Türkçesi:<br />
ORUÇ ARUOBA</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: right;" align="right"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Metin üzerine not</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: right;" align="right"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Burada sunulan çeviri, Nietzsche’nin yayına hazır kitap tasarısı olarak tamamlayıp, 30 Eylül 1888 tarihini <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ve Antichrist/Fluch auf da Christenthum</em> başlığını attığı metnin, 1961’de (Podach) ve 1969’da (KGW), elyazmasına dayanılarak gerçekleştirilen güvenilir basımlardan yapılmış çevirisidir. Kitap, bu basımlardan önce, çeşitli nedenlerle çeşitli metinsel bozukluklar içerir biçimlerde yayınlandığından, önceki yayınlanışları burada hesaba katılmamıştır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Metin ve yayınlanmasının tarihiyle ilgili bazı noktalar ve kaynakların gönderileri, Çevirenin Notları’na konmuştur. Aynı şekilde, deyimlerle ilgili açıklamalar ile metinde yabancı dillerde bırakılan yerlerin anlamları, cildin sonundaki Notlar’a, bölüm sayısı belirtilerek, eklenmiştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">O R U Ç<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>A R U O B A, İstanbul, Şubat 1986</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<h4 style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em>İkinci baskıya not</em></span></h4>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">İkinci bası için metin yeniden dizilmiş, çeviri gözden geçirilmiş, ilk basıda bulunan –az sayıda– dizgi hatası düzeltilmiş, Notlar biraz genişletilerek bazı yeni açıklamalar eklenmiştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">O R U Ç<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>A R U O B A, İstanbul, Kasım 1987</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<h4 style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em>Üçünçü baskıya not</em></span></h4>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Üçüncü baskıda offset tekniğine geçilmiş, metin yeniden dizilmiş ve K G W metni ile (yeniden) karşılaştırılmış; önceki basılarda ortaya çıkmış önemli bazı atlamalar ve yanlışlar düzeltilmiştir. Bu karşılaştırma sırasında bana yardımcı olan dostum Kılınç Alkan’a teşekkür ederim.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bu baskı da, Notlar bölümüne bazı yeni açıklamalar eklenmiştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">O R U Ç<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>A R U O B A, İstanbul, Aralık 1995</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<h4 style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em>Dördüncü baskıya not</em></span></h4>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Dördüncü bası için metin yeniden dizilmiştir; Notlar’a az sayıda yeni açımlama eklenmiştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">O R U Ç<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>A R U O B A, İstanbul, Ağuston 2000</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"><br style="page-break-before: always; mso-special-character: line-break;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<h2 style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;" lang="EN-US">f r ı e d r ı c h<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>n ı e t z s c h e</span></h2>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoBlockText" style="margin: 0cm -4cm 0pt 1cm;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Friedrich Wilhelm Nietzsche, 15 Ekim 1844&#8242;de, Kuzey Doğu Almanya&#8217;nın, babasının papaz olduğu küçük bir kasabasında, Röcken&#8217;de doğdu. Beş yaşındayken babası ölünce, annesi, kızkardeşi, çeşitli teyze ve halalarıyla birlikte Naumburg&#8217;a giden küçük Fritz, orta öğretimini ünlü &#8216;klasik&#8217; okul Schulpforta&#8217;da tamamladı. Yüksek öğrenimi için önce teoloji okumaya başlayan Nietzsche, hocası olan ünlü bilgin Ritschl&#8217;ın etkisiyle, filolojiye, özellikle de Eski Yunan incelemelerine kaydı. Bonn ve Leipzig üniversitelerinde okuduktan sonra, henüz doktorasını bile vermemişken, 1869 yılında (yirmibeş yaşındayken) İsviçre&#8217;nin Basel Üniversitesinin Klasik Filoloji Kürsüsüne olağanüstü Profesör olarak çağrıldı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 1cm; text-indent: 18pt; line-height: 150%; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 1cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 150%; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bu sıralarda Schopenhauer&#8217;in felsefesi ve Wagner&#8217;in müziğine hayranlık besleyen gencin ilk yapıtı, <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Musikinin Ruhundan Tragedyanın Doğuşu</em></strong>, getirdiği yepyeni kültür anlayışı ve çağdaşlık yorumuyla, hem ilgi uyandırdı hem de üzerine şimşekler çekti. Bunu, özellikle ahlak konularında yoğunlaşan çeşitli kitapları izledi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 1cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 150%; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 1cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">1879&#8242;da, gönüllü olarak katıldığı 1870 Alman &#8211; Fransız savaşında geçirdiği hastalıkların iyice artmasıyla, üniversitedeki görevinden emekliye ayrılarak, sağlığını koruyabileceği bir yer arayışı içinde, kışları İtalya kıyılarında, yazları İsviçre dağlarında yaşayarak, kendini tamamiyle yazılarına verdi. 1883&#8242;de, bir yıl önce tanıştığı Rus asıllı kadın şair Lou Salome&#8217;nin de verdiği yücelme duygusuyla, <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Böyle Buyurdu Zerdüşt</em></strong> &#8216;ün ilk kitabını yazdı. Bunu 1885&#8242;e dek, ikinci, üçüncü ve dördüncü kitaplar ile, Zerdüşt &#8216;ün içeriğine &#8216;düzyazı&#8217; olarak yaklaşan <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">İyi ve Kötünün Ötesinde</em></strong> (1885) ve <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ahlakın Soykütüğü</em></strong> (1887) izledi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 1cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p><span id="more-589"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 1cm; text-indent: 18pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Zerdüşt sonrası döneminde, çeşitli zamanlarda çeşitli başlıklar tasarlayarak, bir Büyük Yapıt yazmaya girişen Nietzsche, son üretken yılı olan 1888&#8242;de, sırasıyla <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">Wagner Olayı, Putların Batışı, Deccal, Ecce Homo ve Dionysos Dityrambosları</em></strong> adlı kitaplarını yazdı. 1889 yılının ilk günlerinde, Torino&#8217;da, sokakta kırbaçlanan bir sütçü beygirinin boynuna sarılıp ağlamaya başlayan düşünür, öğrencilik yıllarında aldığı frengi mikrobu sonucu olduğu tahmin edilen çılgınlığa gömüldü. 1900 yılına dek tinsel karanlık içinde bitkisel denebilecek yaşamını sürdüren Nietzsche, kendisinden sonraki yüzyılda etkileri en yaygın olacak düşünce ürünlerini geride bırakarak 25 Ağustos&#8217;da &#8216;bengiliğe&#8217; göçtü&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"><br style="page-break-before: always; mso-special-character: line-break;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<h5 style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">ÖNSÖZ</span></h5>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bu kitap en azlarındır. Belki de onlardan hiçbiri yaşamıyor daha. Onlar, benim Zerdüşt&#8217;ümü anlayanlar olacaklar : kendimi, daha bugünden işitilecek kulaklar bulanlar ile nasıl karıştırabilirdim ki? Ancak öbürgündür benim olan. Kimileri öldükten sonra doğar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Kişinin beni anlamasının, hem de zorunlukla anlamasının koşulları, —bunları pek iyi bilirim. Benim yalnızca içtenliğime, tutkuma dayanabilmek için, düşünsel konularda katılık kertesinde dürüst olması gerekir kişinin. Dağlarda yaşamaya, alışkın olması gerekir— çağın siyasetinin ve halkların çıkarcılıklarının sefil gevezeliğini kendi altında görmeğe. Aldırmaz olmuş olması gerekir, hiç sormaması gerekir, doğruluk yararlı mıdır diye, bir kötü kader olup çıkar mı diye&#8230; Bugün kimsenin sorma yürekliliğini göstermediği sorulara sertliğin verdiği yatkınlık; yasaklanmış olana yüreklilik; labirente önceden-belirlenmişlik. Yedi yalnızlıkta edinilmiş bir deneyim. Yeni bir müzik için yeni kulaklar. En uzaklar için yeni gözler. Şimdiye dek sağır kalınmış doğrular için yeni bir vicdan. Ve yüce üslubun iktisat istemi: gücünü, heyecanlanmalarını derli-toplu tutmak&#8230; Kendi kendine saygı; kendi kendine sevgi; kendi kendisi karşısında koşulsuz bir özgürlük&#8230;</span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">İşte! Bunlardır benim okurlarım ancak, benim sahici okurlarım, benim önceden belirlenmiş okurlarım: geri kalan neye yarar ki —geri kalan, insanlıktır yalnızca.— Kişinin, gücüyle, ruhunun yüksekliğiyle, insanlığa tepeden bakması gerekir —hor görüşüyle&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; line-height: 150%; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; text-transform: uppercase; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">F r I e d r I c h<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>N I e t z s c h e</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"><br style="page-break-before: always; mso-special-character: line-break;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: right; mso-layout-grid-align: none;" align="right"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">1.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoBodyText2" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Kendimizi aldatmayalım. Hiperborlularız biz,— pekâlâ biliriz ne denli kopuk yaşadığımızı. «Ne karadan ne de denizden bulabilirsin Hiperborlulara giden yolu» : bunu daha Pindaros bilip söylemişti bizim için. Kuzeyin ötesinde, buzun, ölümün ötesinde —bizim yaşamımız, bizim mutluluğumuz&#8230; Mutluluğu keşfettik biz, yolu biliyoruz artık, binlerce yılın labirentinden çıkışı bulduk. Başka kim bulabilirdi ki bu çıkışı? —Modern insan mı? —«Ne ettiğimi bilmiyorum; ne ettiğim bilmeyen herşeyim ben» diye iç geçirir modern insan&#8230; Bu modernlikti bizi hasta eden, —tembel barışlar, korkak tavizler, modern Evet ve Hayır&#8217;ın bütün erdemli kirliliğiydi. Herşeyi «kavradığından» dolayı herşeyi «bağışlayan» bu hoşgörü, bu manda &#8211; yüreklilik, bizim için scirocco&#8217;dur. Çağdaş erdemler ile öteki güney yelleri arasında yaşamaktansa, buzlar içinde yaşamak yeğdir!&#8230; Yeterince yürekliydik, ne kendimizi ne de başkalarını esirgedik: ama, uzun süre, yürekliliğimizi nereye yönelteceğimizi bilemedik. Karamsarlaştık, durgunlaştık; bize yazgıcı dediler. Bizim yazgımız —doluluktu, gerilimdi, güçlerin birikimiydi. Şimşeğe, eyleme açtık, zayıfların mutluluğundan, «boyuneğiş»ten uzaktık&#8230; Göğümüzde sağanak vardı; doğa, bizim doğamız, bulutlanıyor, kararıyordu — çünkü hiç yolumuz yoktu. Mutluluğumuzun formülü : Bir Evet, bir Hayır, düz bir çizgi, bir hedef &#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">2.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">İyi nedir? —İnsanda güç duygusunu, güç istemini, gücün kendisini yükselten herşey.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Kötü nedir? —Zayıflıktan doğan herşey.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Mutluluk nedir? —Gücün büyüdüğü duygusu —bir engelin aşıldığı duygusu.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Doygunluk değil, daha çok güç; genel olarak barış değil, savaş; erdem değil, yetenek (Rönesans tarzı erdem, virtü, moralinsiz erdem).</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Zayıflar, nasibi kıtlar yıkılıp gitmelidir: bizim insan sevgimizin baş ilkesi. Ve onlara yıkılıp gitsinler diye de yardım edilmelidir.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Herhangi bir günahtan daha zararlı olan nedir? —Nasibi kıtlara, zayıflara duyulan acımadan doğan eylem — Hristiyanlık.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">3.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Burada ortaya koyduğum sorun, varlıklar sıralamasında insanlığın yerini ne almalıdır sorunu değildir (—insan bir sondur) : sorun, hangi tip insanın, daha yüksek değerlidir, yaşamaya daha değerdir, geleceği daha sağlamdır diye. yetiştirilmesi -gerektiği, istenmesi gerektiği sorunudur.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bu yüksek değerli tip bundan önce de sık sık ortaya çıkmıştır: ama bir mutlu raslantı olarak, istisna olarak; hiçbir zaman da istenerek değil. Tersine, daha çok korkulmuştur ondan, şimdiye dek korkunç olanın ta kendisi olmuştur neredeyse; —ve bu korkudan dolayı da onun karşıtı olan tip istenmiş, yetiştirilmiş, elde de edilmiştir: evcil hayvan olan, sürü hayvanı olan, hasta hayvan olan insan, —Hristiyan&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">4.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoBodyTextIndent2" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">İnsanlık, bugün inanıldığı gibi, daha iyiye ya da daha güçlüye ya da daha yükseğe doğru bir gelişme göstermemektedir, «ilerleme», modern bir düşüncedir yalnızca, yani, yanlış bir düşünce. Bugünün Avrupalısı, değerlilik bakımından, Rönesans Avrupalısının fersah fersah altında kalır; ileriye doğru gelişme, herhangi bir zorunlukla, yükselme, yücelme, güçlenme değildir hiç de.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bir başka anlamda, yeryüzünün en farklı yerlerinde, en farklı kültürlerde tek tek durumlarda bir başarıya ulaşma hep görülür, bu başarıya ulaşanlar da sahiden bir yüksek tip oluştururlar: insanlık toplamına göre bir çeşit üstinsan&#8230; Böylesi şanslı, büyük basarı örnekleri hep olanaklı olmuştur, hep de olacak belki. Hatta, bütün bir soy, bir kavim, bir halk, bazı durumlarda böylesi isabetler olarak ortaya çıkabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">5.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Hristiyanlığı cicileyip bicileyip, allayıp pullamamalı: Hristiyanlık bu yüksek tip insana karşı ölümüne bir savaş vermiştir, bu tipin bütün temel içgüdülerini yasaklamış, bastırmış, bu içgüdülerden, kötüyü, kötünün ta kendisini imbiklemiş, süzüp çıkarmıştır, —üzerine suç atılan tipik insan olarak güçlü insan, «lanetli insan». Hristiyanlık bütün zayıfların, düşkünlerin, nasibi kıtların yanını tutmuş, güçlü yaşamın ayakta duruş koşullarının çelişiğinden bir ideal çıkarmıştır; tinselliğin en üst değerlerinin günahkârlık, sapıklık, ayartılma olarak duyulmalarını öğreterek, tinsel bakımdan güçlü doğalıların bile akıllarını yozlaştırmıştır. En sefil örnek —Pascal&#8217;ın yozlaşması, aklının kalıtsal ilk günahça yozlaştırıldığma inanan Pascal&#8217;ın; oysa Hristiyanlığından başka birşey değildi aklını yozlaştıran!—</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">6.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Acı verici, tüyler ürpertici bir oyundu karşıma çıkan : insanın yozluğunun önündeki perdeyi çektim, açtım. Bu sözcük, benim ağzımda, en azından bir kuşkuya karşı korunmuştur: insan konusunda ahlaksal bir yakınma içerdiği kuşkusuna. Bu sözcük —yeniden altını çizmek istiyorum— m o r a l i n s i z bir anlamdadır : öylesine ki, bu yozluğu en güçlü bir biçimde, duyduğum yer, şimdiye dek en bilinçli olarak «erdem»e, «tanrısallığa» yönelinen yer olmuştur. Yozlaşmışlıktan anladığım, sanırım şimdiden sezinlendi, d</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">é<span style="color: black;">cadence anlamında: savım da, insanlığın bugün kendi en üst istenebilirliklerini biraraya topladığı değerlerin hepsinin, d</span>é<span style="color: black;">cadence değerleri olduğu.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bir canlıya, bir türe, bir bireye, içgüdülerini yitirmişse, kendisine zararlı olanı seçiyor, yeğliyorsa,, yozlaşmış derim. «Yüce duygular»ın, «insanlık idealleri»nin bir tarihi —olası ki bu tarihi anlatmak da bana düşecek— insanın neden böylesine yozlaştığmın açıklaması olurdu neredeyse.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Yaşamın kendisiydi benim için büyümenin, dayanıklığın, kuvvetlerin birikmesinin içgüdüsü, gücün içgüdüsü : güç isteminin eksik olduğu yerde, düşüş vardır. Savım, insanlığın bütün en üst değerlerinde bu istemin eksik olduğudur, —en kutsal adlara bürünerek egemenliği elinde, tutanların, düşüş-değerleri, nihilistik değerler olduğu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">7.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Hristiyanlığa, acımanın dini denir. —Acıma, yaşam duygusunun erkesini artıran gerilim verici duyguların karşıtı bir duygudur: çöküntü verici bir etkisi vardır. Kişi, acıma duyduğunda, gücünden yitirir. Acıma yoluyla, zaten acı çekmenin kendisinin yaşama getirdiği güç eksilmesi, yoğunlaşır, çeşitlenir. Acı, acıma yoluyla bulaşıcı hale gelir; bazı durumlarda, acımayla, neden birimleri ile çarpık bir orantı oluşturan bir toplam yaşam eksilmesine, yaşam erkesi eksilmesine ulaşılabilir (—Nasıralı&#8217;nın ölümünde, olduğu gibi), ilk bakış açısı bu; ama daha da önemli bir açı var. Acımanın, doğurageldiği tepkilere göre ölçüldüğünü düşünürsek, yaşam için taşıdığı tehlikeli nitelik daha da açık bir ışığa çıkar. Acıma, gelişmenin yasasını, seçi yasasını büyük çapta etkisiz kılar, çeler Batıp gitmek için olgunlaşmış olanları ayakta tutar, yaşamın bozuk kalıtımlılarının, sonu belirlenmişlerinin yararına kendini ayakta tutar, yaşar tuttuğu her tür nasibi kıtın bolluğuyla da, yaşamın kendisine karamsar, sorunsal bir görünüm verir. Acımaya bir erdem demeye kadar vardırılmıştır iş (—oysa her soylu ahlakta zayıflık olarak görülür—); daha da ileri gidilmiş, acıma, erdemin ta kendisi, bütün erdemlerin temeli ve kaynağı kılınmıştır, —tabiî, hep göz önünde tutulması gerekir ki, bu, nihilist bir felsefenin bakış açısından yapılmıştır, kalkanına yaşamın yadsınmasını kazımış bir felsefenin. Schopenhauer tam ortamındaydı bu noktada : yaşam, acıma yoluyla değillenir; değillenmeye değer kılınır —acıma, nihilizmin pratiğidir. Yeniden söyleyelim: bu çöküntü verici ve bulaşıcı içgüdü, yaşamın ayakta durmaya ve değer &#8211; yükselişine yönelik içgüdülerim çeler, siler, etkisiz kılar: böylelikle sefillerin koruyucusu olduğu kadar sefaletin çoğaltıcısı olarak da d</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">é<span style="color: black;">cadence&#8217;ın yükselişinin temel bir gerecidir, —acıma, hiçliğe inandırır!&#8230; «Hiçlik» denmez tabiî buna : «öte» denir, ya da «Tanrı», ya da «Hakiki Hayat» denir, ya da Nirvana, Kurtuluş, Kutsanmışlık&#8230; Dinsel &#8211; ahlaksal idiosynkrasi alanından edinilme bu masum retorik, burada hangi eğilimin derin sözcüklerin kılığına büründüğü kavranınca, hemen çok daha az masum görünmeye başlar: yaşam düşmanı eğilimdir bu. Schopenhauer yaşam düşmanıydı: bu yüzden erdem haline geldi acıma onun için&#8230; Bilindiği gibi, Aristoteles acımayı hastalıklı ve tehlikeli bir durum olarak gördü, arada sırada bir arındırıcıyla giderilmesi doğru olacak bir durum : trajediyi de bir arındırıcı olarak aldı. Sahiden, Schopenhauer&#8217;de (ve ne yazık St. Petersburg&#8217;dan Paris&#8217;e dek, Tolstoy&#8217;dan Wagner&#8217;e dek bütün yazınsal ve sanatsal d</span>é<span style="color: black;">cadence&#8217;ımızda) görülen bu böylesine hastalıklı ve. tehlikeli acıma birikimi için, yaşam içgüdülerinde bir tedavi yolu aramak gerekirdi: ki bu birikim patlasın, aksın. Sağlıksız çağdaşlığımız içinde Hristiyanca acımadan daha sağlıksız birşey yok. Burada hekim olmak, burada acımasız olmak, burada neşter kullanmak — bize aittir bu; bu bizim insan sevgimizdir, bu yüzden filozoflarız biz, biz Hiperborlular!— — —</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">8.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Kimi kendi karşıtımız olarak duyduğumuzu söylemek gerek —tanrıbilimciler ile kanına tanrıbilimcilik bulaşmış herşey —bütün felsefemiz&#8230; Kişinin de, bu yazgıyı yakından tanıması, dahası, kendisinde yaşamış olması, onun yüzünden neredeyse batıp gitmiş olması gerekir, burada artık şakaya yer olmadığını anlaması için (—şu bizim Bay Doğabilimci ve Fizyologlarımızın özgür-tinciliği, benim gözümde, şakadır, —bu konulardaki tutku yok onlarda, bu konulardan acı çekmiş olma yok—). Bu zehirlenme, düşünüldüğünden daha yaygındır: tanrıbilimciliğin burnubüyüklük içgüdüsünü, bugün kişinin kendisini «idealist» duyduğu heryerde buldum, —kişinin, yüksek bir kaynağa dayanarak, kendinde gerçekliğe tepeden, yabancı gözlerle bakma hakkını bulduğu heryerde&#8230; idealist, tıpkı rahip gibi, bütün büyük kavramları elinde tutar (—yalnızca elinde de değil!), onları iyi niyetli bir horgörüyle, «anlama yetisi»ne, «duyular»a, «onurlar»a, «mutlu yaşam »a, «bilim»e karşı kullanır; bunları, üzerinde saf kendi &#8211; içinliğindeki «Tin»in uçuştuğu, zararlı, sapıtıcı güçler olarak, kendi altında görür —sanki şimdiye dek alçakgönüllülük, saflık, boynu büküklük, tek sözcükle kutsallık, yaşama, çekinilecek şeylerin ve günahların topundan daha çok zarar vermemiş gibi&#8230; Saf tin, safi yalandır&#8230; Rahip, yaşamın bu meslekten yoksayıcısı, yalanlayıcısı, zehirleyicisi, yüksek bir insan türü sayıldığı sürece, doğru nedir sorusuna hiçbir yanıt bulunamaz. Hiçin ve olumsuzlamanın bu bilinçli avukatı, «Hakikat»in sözcüsü yerine konduğunda, doğru zaten tepesi üstüne çevrilmiştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">9.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Savaş açtığım bu tanrıbilimci içgüdüsüdür: heryerde buldum onun izlerini. Damarlarında tanrıbilimci kanı akanlar, bütün şeylere daha başından eğri, dürüst olmayan bir tavırla yaklaşırlar. Bu yaklaşım sonucu oluşan tutku, kendine inanç adını takar: kendi karşısında, sağalmaz sahtelik görünümünden acı çekmemek için, gözünü sımsıkı, hepten yummak. Herşeye yönelik bu çarpık optikten, bir ahlak, bir erdem, bir kutsallık çıkarırlar, yanlış görme, iyi vicdan haline getirilir —bu optik, «Tanrı», «Kurtuluş», «Ebediyet» adlarıyla sakrosankt kılındıktan sonra da, başka herhangi bir optik türünün artık değer taşımaması talep edilir. Tanrıbilimci içgüdüsünü başka heryerde de kazıp ortaya çıkardım : bu içgüdü, yeryüzünde, bulunan en yaygın sahtelik biçimi, sahteliğin sahici yeraltı biçimidir. Bir tanrıbilimcinin doğru diye duyduğu, yanlış olmak zorundadır: bu bir doğruluk ölçütü neredeyse. Tanrıbilimcinin en alttaki derin kendini ayakta tutma içgüdüsüdür, gerçekliğin herhangi bir bakımdan saygıdeğer bulunmasını, ya da hatta yalnızca dilegelmesini bile yasaklayan. Tanrıbilimciliğin etkilerinin yayıldığı heryerde, değer yargısı tepesi üstüne çevrilmiştir, «doğru» ve «yanlış» kavramları zorunlu olarak terstir: burada, yaşama en zararlı olana «doğru» denir; onu yükselten, yücelten, evetleyen, haklı ve üstün kılana da «yanlış»&#8230; Tanrıbilimciler hükümdarların (ya da halkların—) «vicdan»ları yoluyla güce el attıkları zaman da, temelde hep neyin olup-bittiğinden kuşkumuz olmaz: Son istemi, nihilistik istem, gücü istemektedir&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">10.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Felsefenin Tanrıbilimci kanıyla kirlendiğini söylediğimde, Almanlar tarafından hemen anlaşılır demek İstediğim. Protestan papaz, Alman felsefesinin büyükbabasıdır; protestanlığın kendisi de onun peccatum originale&#8217;si. Protestanlığın tanımı: Hristiyanlığın — ve aklın bir yanına inen inme&#8230; «Tubingen Darüşşafakası» sözünü söylemek yeter, Alman felsefesinin temelde ne olduğunu kavramak için — dolambaçlı bir tanrıbilim&#8230; Şvab&#8217;lar Almanya&#8217;nın en iyi yalancılarıdır, masumca yalan söylerler&#8230; Kant&#8217;ın ortaya çıkışının, dörtte üçü papazların, hocaların oğullarından oluşan Alman öğrenim dünyasında estirdiği şenlik havası nereden geliyor? Kant&#8217;la daha iyiye doğru bir gidişin başladığı yollu, bugün bile yankılanan Alman kanısı nereden? Alman öğrenimcilerinin tanrıbilimci içgüdüsü, bu noktada neyin yeniden olanaklı kılındığını sezinledi&#8230; Eski ideale varan bir gizli yol açılmıştı, «Hakiki Dünya» kavramı, ahlakın dünyanın özü olduğu kavramı (—yanlışlar içinde bu en berbat iki yanlış!), şimdi, sinsi-kurnaz bir skepsis sayesinde, yeniden, kanıtlanabilir kılınmış olmasa da, artık çürütülemez kılınmıştı&#8230; Akıl, aklın hakkı, ulaşamıyordu oraya&#8230; Gerçeklik «görünüştelik» haline sokulmuş; baştan aşağı yalandan bir dünya, varlıkların dünyası, gerçeklik haline sokulmuştu&#8230; Kant&#8217;ın başarısı, salt bir tanrıbilimci başarısıdır: Kant, Luther gibi, Leibniz gibi, kendi başına ayakta duramayan Alman dürüstlüğünün yeni bir payandasıydı — —</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">11.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Ahlakçı Kant&#8217;a da bir sözümüz var: Bir erdemin, kendi buluşumuz, kendi kişisel-özel gereksinmemiz ve gerekirliğimiz olması gerekir: başka her türlü anlamda, bir tehlikeden başka birşey değildir. Yaşamımızın belirlemediği birşey ona zarar verir: Kant&#8217;ın olmasını istediği gibi, salt «erdem» kavramı karşısındaki bir saygı duygusundan çıkan bir erdem, zararlıdır. «Erdem», «ödev», «kendi başına iyi», kişisel-özel-olmayan, genel-geçer nitelikte iyi —uydurmalardır bütün bunlar; içinde çöküşün, yaşamın son güçsüzleşmesinin, Königsberg Çinliliği&#8217;nin dilegeldiği uydurmalar. Ayakta durmanın ve büyümenin en derin yasaları, bunun tersini buyurur : herkesin kendi erdemini, kendi kesin buyruğunu bulmasını. Bir halk, kendi ödevini, genel olarak ödev kavramıyla karıştırınca, batar. Hiçbirşey, bu kişisel &#8211; özel &#8211; olmayan» ödev kadar, bu soyutlama moloh&#8217;u karşısında özveri kadar, derinden, içten yıkıcı değildir. —Kant&#8217;ın kesin buyruğunun yaşama zararlı duyulmaması!&#8230; Tanrıbilimci içgüdüsünden başka birşey değildi onu kanatları altına alan! —Yaşam içgüdüsüyle yapılan bir eylem, bu eylemin yapılmasıyla duyulan hazda, doğru, haklı, yerinde bir eylem olduğunun kanıtını bulur: o Hristiyan-dogmatik barsaklı nihilistin hazdan anladığı ise bir yergidir&#8230; İç zorunluk olmaksızın, derin bir kişisel &#8211; özel seçim olmaksızın, haz olmaksızın, «ödev»in otomatı olarak çalışmak, düşünmek, duymak kadar hızla yıkan başka ne olabilir? Bu, tam da décadence&#8217;in reçetesidir, hatta budalalığın reçetesi&#8230; Kant, budala oldu. —Hem de Goethe &#8216;nin çağdaşıydı bu! Bu yazgı örümceği, Alman filozofunun ta kendisi sayıldı, —daha hâlâ da sayılıyor!&#8230; Almanlar için düşündüklerimi söylemeğe edebim elvermiyor&#8230; Fransız Devrimi&#8217;ni, devletin organik olmayan biçiminden organik biçimine geçiş diye gören Kant değil miydi? insanın ahlaksal yapısından başka birşeyle açıklanamayacak bir olay, tek bir örnekle «insanlığın iyiye eğilimi»nin bütünüyle kanıtlanabileceği bir olay olup olmadığını kendi kendine sormamış mıydı? Kant&#8217;ın yanıtı: «Bu, Devrim&#8217;dir.» Herşeyi, herbir şeyi yanlış kavrama içgüdüsü, doğaya aykırılığın içgüdüleşmesi, Alman décadence&#8217;inin felsefe olup çıkması — işte Kant budur! —</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">12.</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bir &#8211; iki şüpheciyi, felsefe tarihinin dürüst tipini bir yana ayırıyorum: geri kalanların, düşünsel dürüstlüğün daha ilk gereklerinden bile haberleri yoktur. Topu, hanımcıklar gibi davranırlar, bütün bu büyük gayretkeşler ve hilkat garibeleri —«güzel duygular»ı kanıtlama sayarlar, «dolu yüreği» tanrılığın körüğü sayarlar, kanmayı da doğruluğun ölçütü. En sonunda da Kant, olanca «Alman» masumluğuyla, bu yozlaşma biçimini, bu düşünsel vicdan eksikliğini, «pratik akıl» kavramı altında bilimselleştirmeğe çalıştı: akla boşverilen durumlar için bir akıl icadetti, yani, ahlakın dilegeldiği, «&#8230;malısın»lı yüce talebin dilegeldiği zamanlar için. Neredeyse bütün halklarda, filozofun rahip tipinin gelişmiş bir biçiminden başka birşey olmadığını savlarsak, rahipten kalan bu miras, bu kendi kendine kalpazanlık, şaşırtıcı olmaktan çıkar. Kişinin kutsal ödevleri varsa, örneğin, insanları iyileştirmek, kurtarmak, felaha erdirmek gibi; kişi tanrılığı yüreğinde taşıyorsa, ötelerin buyruğuna ağız görevi görüyorsa, böyle bir görevlenmeyle her türlü anlaşılabilirlik değerlendirmesinin dışındadır zaten, —hatta azizlenmiştir bile bu görevlenmeyle, hatta daha yüksek bir derecelenmeye ait bir tiptir!&#8230; Bir rahibe bilimden ne ki! O böyle şeylerin çok üstündedir! —Ve şimdiye dek de egemen olmuştur rahip! «Doğru» -«doğru olmayan» kavramlarını o belirlemiştir &#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">13.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Küçümsemeyelim bunu: biz bile, biz özgür tinliler bile «değerlerin yeniden değerlendirilmesi »yiz, bütün eski «doğru» &#8211; «doğru olmayan» kavramlarına karşı cisim bulmuş bir savaş ilanıyız, zafer ilanıyız. En değerli bakışlar en geç bulunur; en değerli bakışlar ise yöntemlerdir. Şimdiki bilimselliğimizin bütün yöntemleri, bütün varsayımları binyıllar boyu en derin horgörüyle karşılandı: kişi onlar yüzünden «doğru-dürüst» insanların çevresinden dışarı atıldı, —«tanrı düşmanı» sayıldı, hakikat horgörücüsü, «ecinni çarpmış» sayıldı. Bilimsel kişilik, şandala&#8217;ydı&#8230; İnsanlığın bütün pathos&#8217;u karşıydı bize —neyin doğru olması gerektiği konusundaki kavramı, neyin doğruluğun hizmetinde olması gerektiği konusundaki kavramı: her «&#8230;malısın», şimdiye dek bize karşı yöneltilmişti&#8230; Bizim ereklerimiz, bizim etkinliklerimiz, bizim sessiz; dikkatli; kuşkulu tarzımız —hepsi tamamiyle düşkün, horgörülesi göründü insanlığa, —sonunda da, bir ölçüde haklı olarak sorulabilir, acaba aslında bir estetik beğeni değil miydi, insanlığı bunca zaman körlük içinde tutan: doğruluktan pitoresk bir etki beklediler; aynı şekilde de bilenden, bilginden, duyular üzerinde güçlü bir etkilemede bulunmasını Bizim alçakgönüllülüğümüzdü onların beğenisine en çok aykırı düşen&#8230; Ah, nasıl da ele verirler kendilerini, tanrının bu baba-hindileri. —</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">14.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Akıllandık artık. Her bakımdan daha alçakgönüllü olduk, insanı artık «tin»den, «Tanrısallık»tan türetmiyoruz. Onu, geri, hayvanların arasındaki yerine koyduk. En güçlü hayvandır o bizim için, çünkü en kurnazıdır: bunun bir sonucudur tinselliği. Öte yandan, burada da dilegelmek isteyen bir kendini-beğenmişlikten koruyoruz kendimizi: sanki insan, hayvanların gelişmesinin büyük art niyetiymiş gibi. Hiç de yaratının tacı değildir o; her varlık, onun yanında, eşit bir yetkinlik basamağında durur&#8230; Bunu savlamakla da çok şey savlamış oluyoruz . insan, göreceli olarak, en bozuk yapılı hayvan, en hastalıklı hayvandır, içgüdülerinden en tehlikeli biçimde uzaklaşmış olan hayvan —tabiî, bütün bunlarla, aynı zamanda hayvanların en ilginci —Hayvanlarla ilgili, ilk kez Descartes, saygıdeğer bir cesaretle, hayvanı makina olarak anlamayı göze almıştı: bizim bütün fizyolojimiz bu önermenin kanıtlanmasına yöneliktir. Hem mantık açısından da insanı bir yana ayırmıyoruz, Descartes&#8217;ın bile daha yaptığı gibi: bugün insanla ilgili kavranan ne varsa, onun makina olarak kavrandığı kadarıyla geçerlidir. Eskiden insana, daha yüksek bir derecelenmenin çeyizi diye «özgür istem» verildi: bugün biz ondan istemini bile, bundan artık bir yeti anlaşılmaması gerektiği anlamında, geri aldık. Eski «istem» sözcüğü yalnızca bir sonuç durumunu imgelemeğe yarar, kısmen çelişen, kısmen uyuşan bir sürü uyarıyı zorunlukla izleyen bir çeşit tekil tepkiyi: —istem «işle»miyor artık, «devindirmiyor artık&#8230; Eskiden, insanın bilincinde, «tin»de, onun yüksek kökeninin, tanrısallığın kanıtı görüldü; insanı yetkinleştirmek için, ona, kaplumbağa gibi, duyularını içine çekmek, yeryüzüyle alışverişini kesmek, ölümlü beden örtüsünü bir yana atmak salık verildi: böylece geriye onun asıl önemli olan yanı, «saf tin» kalacaktı. Bu noktada da aklımız başımıza geldi: bilinçlenme, «tin», bizim için, organizmanın göreceli bir yetkinsizliğidir, bir deneme, tadına bakma,yanılma, bir sürü sinir kuvvetinin gereksizce harcandığı bir çabalamadır, —birşeyin yalnızca bilinçlendirilmekle yetkin hale getirileceğini yadsıyoruz «Saf tin», safi aptallıktır: sinir sistemini ve duyuları; «ölümlü beden»i hesap dışı bırakmak; yanlış hesap yapmaktır —başka birşey değil!&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">15.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Ne ahlak, ne din, Hristiyanlık içindeki biçimleriyle, gerçekliğin herhangi bir noktasıyla ilintilidir. Bir sürü hayali neden («tanrı», «ruh», «ben», «tin», «özgür istem» —ya da «özgür olmayan istem»); bir sürü hayali etki («günah», «kurtuluş», «takdir», «ödek», «günahların bağışlanması»). Hayali varlıklar («tanrı», «tinler», «ruhlar») arasında bir alışveriş; hayali bir doğabilim (antroposentrik; doğal neden kavramının tam eksikliği); hayali bir psikoloji (bir sürü kendini yanlış anlama, bazı genel hoş ya da nahoş duyguların, örneğin nervus sympathicus durumlarının, dinsel &#8211; ahlaksal sapkınlıklarının simge diliyle yorumlanması, —«pişmanlık», «vicdan sızlaması», «şeytanın ayartısı», «tanrının yaklaşması»); hayali bir ereksellik («tanrının melekûtû», «kıyamet», «ebedi hayat»). —Bu saf uydurmalar dünyası ile düşler dünyası arasında da, birincisinin aleyhine, dağlar kadar fark vardır; düşler dünyası, gerçekliği tersinden de olsa yansıtır, oysa bu kurgular dünyası gerçekliği sahteleştirir, değersizleştirir, değiller. «Doğa» kavramı «tanrı»nın karşıt kavramı olarak ayarlanınca, «doğal» sözcüğü «günahkâr» anlamına gelmek zorundaydı, —bütün bu uydurmalar dünyası, köklerini, doğal olana (—gerçekliğe!—) karşı bir nefrette buluyordu, gerçek karşısında derin bir hoşnutsuzluğun dilegelişiydi&#8230; Bu da herşeyi açıklıyor. Gerçeklikten yalanlar yoluyla kaçıp kurtulmak için nedenleri olan kim? Gerçeklikten acı çeken. Ama gerçeklikten acı çekmek demek, kendisi bir bahtsız gerçeklik olmak demektir&#8230; Nahoş duyguların hoş duygulara ağır basmasıydı, bu uydurma ahlakın ve. dinin nedeni: bu ağır basma ise, d</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">é<span style="color: black;">cadence&#8217;in formülünü sağlar&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">16.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Aynı sonuca, Hristiyan tanrı kavramının bir eleştirisi de ulaştırır. —Kendine olan inancını sürdüren bir halk, kendi öz tanrısına da sahiptir. Onda, kendisini üstte, tutan koşulları, kendi erdemlerini yüceltir,—kendinden duyduğu hoşnutluğu, güçlülük duygusunu, bunlar için müteşekkir olabileceği bir varlığa yansıtır. Zengin olan, vermek, dağıtmak ister; gururlu bir halk, kurban vermek için bir tanrıya gereksinim duyar&#8230; Din, bu koşullar altında, bir şükran biçimidir. Kişi kendisi için müteşekkirdir: bunun için bir tanrıya gereksinim duyar. —Böyle bir tanrı, yarar da zarar da verebilmeli, dost da düşman da olabilmelidir, —kişi ona iyilikte de. kötülükte de tapınır Bir tanrıyı yalnızca iyinin tanrısı olma durumuna sokan doğaya aykırı iğdişlenmişlik, burada her türlü çekiciliğini yitirirdi. Kişinin iyi olan tanrı kadar kötü olanına da gereksinimi vardır :kişi kendi varoluşunu yalnızca hoşgörüye, insancıllığa borçlu değildir ki&#8230; öfkeyi, öcü, kıskançlığı, alayı, kurnazlığı, şiddeti tanımayan bir tanrı, neye yarardı ki? Daha zafer kazanmanın ve yıkımın gerektirdiği çabalamanın baştan çıkarıcı zorluğunu bile tanımayan bir tanrı? Kişi böyle bir tanrıyı anlamazdı bile : ona niye sahip olsundu ki?—Ama tabiî: bir halk batmaktayken; geleceğe olan inancının, özgürlük umudunun hepten yitmekte olduğunu duyarken; boyuneğmek, en yararlı şey olarak, boyuneğmişin erdemleri, ayakta durmasının koşulları olarak, bilincine yerleşmekteyken, <span style="font-variant: small-caps;">q </span>zaman tanrısının da değişmesi zorunludur. Şimdi bir ödlek haline gelir o da, ürkek, alçakgönüllü olur, «ruh barışı» salık verir, nefretten; uzaklaşma, hoşgörü, dostu da düşmanı da «sevme» çağrısında bulunur. Sürekli ahlaksallık dağıtmaya başlar, her özel erdemin inine girer sürüne sürüne, herkesin tanrısı haline gelir, kişiye özel hale gelir,kozmopolit olur&#8230; Eskiden bir halkı, bir halkın güçlülüğünü, bir halkın ruhunda saldırgan ve güce susamış ne varsa, onları temsil ediyordu : şimdi ise, iyi bir tanrıdan başka birşey değil&#8230; Gerçekten de, tanrıların başka seçenekleri yok: ya güç istemidirler —öyle oldukları sürece de halk tanrıları olurlar — ya da gücün güçsüzlüğüdürler —o zaman da, zorunlu olarak, iyi hale. gelirler&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">17.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Nerede güç istemi herhangi bir biçimde alçalıyorsa, her seferinde aynı zamanda fizyolojik bir gerileme, bir décadence vardır orada. Décadence&#8217;in tanrısı, en erkekçe erdemleri ve güdüleri budandığından, artık, zorunlukla, fizyolojik olarak gerilemişlerin, zayıfların tanrısı haline gelir. Onlar kendilerine zayıf demezler, «iyi» derler&#8230; Bir ipucu gerekmeden anlaşılıyor artık, tarihin hangi anında iyi bir tanrı ile kötü bir tanrı arasındaki ikilik uydurmasının olanaklı hale geldiği. Boyunduruk altına alınanlar, hangi içgüdüyle kendi tanrılannı «kendi başına iyi» durumuna indirmişlerse, aynı içgüdüyle, kendilerini boyunduruk altına alanların tanrılarının da iyi niteliklerini silip alırlar; efendilerinden, onların tanrısını şeytanlaştırarak öç alırlar. — iyi tanrı, bir o kadar da şeytan : ikisi de décadence&#8217;in yaratıkları. —Bugün hâlâ, Hristiyan tanrıbilimcilerin saflıklarına kanıp, tanrı kavramının «İsrael&#8217;in Tanrısı»ndan, halkın tanrısı olmaktan, Hristiyan tanrıya, bütün iyinin toplamı olmaya geçişinin bir ilerleme olduğu hükmüne nasıl olup da varılabiliyor? —Oysa Renan bile yapıyor bunu. Sanki Kenan&#8217;ın saflık konusunda tek bir iddiası olabilirmiş gibi! Oysa ki tam tersi bas bas bağırıyor. Tanrı kavramından, yücelen yaşamın varsayımları, bütün kuvvetli, yürekli, erkekçe, gururlu yanları giderilince, adım adım, yalnızca yorgunlar için bir dayanak, boğulanlar için bir can simidi olma durumuna düşünce, hepten fakir-fukara tanrısı, günahkârların tanrısı, hastaların tanrısı par excellence olunca, ve genel olarak tanrısal yüklem diye yalnızca «iyileştirici», «kurtarıcı» yüklemi sanki arta kalınca: neyin sözünü etmektedir ki böylesi bir değişim? tanrısal olanın böylesine bir indirgenmesi? —Tabiî: «Tanrının hükümranlığı» bu yolla genişlemiştir. Eskiden yalnızca kendi halkını, kendi «seçilmiş» halkını içerirdi. Sonra, halkının ta kendisi gibi, gurbete, gezginciliğe çıktı, o zamandan bu yana da hiçbir yerde durup dinelmedi: ta ki, sonunda heryerde yerleşik hale geldi, bu koca kozmopolit —ta ki, «büyük çoğunluğu» ve yeryüzünün yarısını kendi yanına çekti. Ama «büyük çoğunluğun» tanrısı, tanrıların bu demokratı, gene de gururlu bir put gibi tapınılan bir tanrı olamadı: hep Yahudi kaldı, inziva tanrısı olarak, bütün karanlık köşe -bucakların Tanrısı, bütün dünyanın bütün sağlıksız mahallelerinin tanrısı olarak kaldı&#8230; Onun yeryüzü hükümranlığı, tıpkı eskisi gibi, bir yeraltı hükümranlığı, bir düşkünler yurdu, bir souterrain hükümranlık, bir getto hükümranlığıdır&#8230; Ve kendisi de, öylesine soluk benizli, öylesine zayıf, öylesine, décadent&#8230; Soluk benizlilerin en soluk benizlileri bile, ona göre efendi olurlar, metafizikçi efendiler, kavram albino&#8217;ları. Bunlar onun çevresinde öylesine çok dolanırlar ki, sonunda o da, onların dolanmalarından hipnotize olarak, kendisi de dolanmaya başlar, örümcek olur, kendisi metaphyicus olur. Artık dünyayı kendi kendine, kendi içinden örmeğe başlar —sub specie Spinozae—, artık hep daha ince, hep daha uçuk biçimlere dönüştürür kendini, «ideal» olur, «saf tin» olur, «mutlak» olur, «kendi başına şey» olur&#8230; Bir tanrının düşüşü: tanrının «kendi başına şey» oluşu&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">18.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Hristiyan tanrı kavramı —hasta tanrısı olarak tanrı, örümcek olarak tanrı, tin olarak tanrı— yeryüzünde ulaşılmış en yoz tanrı kavramlarından biridir; belki de tanrı tipinin batış sürecindeki en düşük seviye işaretini temsil eder. Tanrının, yaşamın aydınlanması ve bengi Evet&#8217;i olmak yerine; yaşamı çelecek kadar yozlaşması! Tanrıda yaşamın, doğanın, yaşama isteminin düşman ilan edilmesi! Tanrının, «dünyevi»liğin her türlü yalanlanması için, her türlü «öte dünya»lık yalanı için, formül haline gelmesi! Tanrıda hiç&#8217;in tanrısallaştırılması, hiçlik isteminin tanrısallaştırılması!&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">19.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Kuzey Avrupa&#8217;nın güçlü ırklarının Hristiyan tanrıyı kendilerinden itip uzaklaştırmamış olmaları, onların dinsel yetenekleri için pek de onurlandırıcı değil; beğenileri konusunda ise, birşey söylemeyelim. Böylesine hastalıklı ve yaşlılıktan güçsüzleşmiş bir décadence yaratığının üstesinden gelebilmeleri gerekirdi. Ama, onun üstesinden gelememiş olmaları yüzünden de başlarına bela gelmiştir: onun hastalığını, yaşlılığını, çelişikliğini bütün içgüdülerine sokmuşlardır —o zamandan beri de artık hiçbir tanrı yaratamamışlardır! Neredeyse ikibin yıl, ve bir tek yeni Tanrı yok! Hep, boyuna, sanki haklı yerini bulmuş gibi, insandaki tanrı kuran gücün, creator spiritus&#8217;un bir ultimatum&#8217;u ve maximum&#8217;uymus gibi, Hristiyanlığın monotono-theist&#8217;liğinin bu zavallı tanrısı! Bu, sıfırdan, kavramdan, çelişmeden kurulmuş piç düşkünlük abidesi, içinde bütün décadence içgüdülerinin, ruhun bütün ödlekliklerinin ve bezginliklerinin kutsanmalarını buldukları çöp yığını!— —</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">20.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Hristiyanlığı yargılamakla, onunla akraba olan, hatta inananlarının sayısı daha fazla olan bir dine haksızlık etmek istemem : Budizme. ikisi de nihilist dinler olarak aynı sınıfa girerler —décadence dinleridir bunlar—, ama, en ilginç biçimde de biribirlerinden ayrılırlar. Şimdi karşılaştırılabilir olmalarını da, Hristiyanlığın eleştiricileri, Hint bilginlerine borçludurlar. —Budizm Hristiyanlıktan yüz kez daha gerçekçidir —bir nesnel ve serinkanlı soru sorma mirası taşır, yüzlerce yıl sürmüş bir felsefe geleneğinden sonra gelmiştir, bunun «tanrı» kavramı da, daha gelirken, giderilmiştir. Budizm, tarihin bize gösterdiği biricik sahici pozitivist dindir, bilgi kuramında bile (sert bir fenomenalizm—), artık, «günaha karşı savaş» demez, gerçekliğin hakkını vererek, «acıya karşı savaş» der. Onu Hristiyanlıktan derin bir biçimde ayıran da, ahlak kavramlarının kendini aldatıcılığını geride bırakmış olmasıdır, —Budizm, benim dilimle söylendikte, iyinin ve kötünün ötesinde durur. —Dayandığı ve göz önüne aldığı iki fizyolojik olgu vardır : İlkin, duyusallığın, incelmiş bir acı çekme yatkınlığı olarak dilegelen aşırı uyarılabilirliği, sonra, aşırı bir tinselleşme, kavramlara ve mantık işlemlerine dalmış uzun bir yaşam boyunca, kişilik güdüsünün «kişisel-olmayan»ın karşısında zarar görmesi. (—Bu iki durumu da, okurlarımdan en azından bazıları, benim gibi «nesnel» olanlar, kendi deneyimlerinden tanıyacaklardır.) Bu fizyolojik temel üzerinde bir depresyon oluşmuştur Buddha bu duruma hijyenik açıdan yaklaşır. Onun karşısına, açık havada yaşamayı, gezgin yaşamını; yiyeceklerde ölçülülüğü ve seçiciliği; bütün alkollü içkilerden kaçınmayı; aynı şekilde, safra yapan, kanı kızıştıran bütün tutkulardan kaçınmayı getirir; endişe olmayacak, ne kendi ne de başkaları için. Ya dinginlik veren ya da şenlendiren tasarımları geliştirir —başka türden tasarımlardan kurtulmak için de araçlar geliştirir, iyilikseverlik, iyilik yapmak, sağlığa yararlıdır. Dua etmek yasaktır, aynı şekilde, münzevilik de; hiçbir kesin buyruk yok, hiçbir zorlama yok, manastır topluluğunun kendi içinde bile (—isteyen çıkıp gidebilir—). Bütün bunlar, o aşırı uyarılabilirliği güçlendirmenin yollarıydı. Tam bu yüzden, başka türlü düşünenlere karşı savaşmayı öğütlemez; öğretisi, kin, çekemezlik, ressentiment duygularından başka hiçbirşeye karşı değildir (—«düşmanlığa çare düşmanlık değildir» : bütün Budizmin devindirici tekerlemesi&#8230;). Ve haklıydı: tam da bu tutkular, ana diyetik amaç bakımından tamamiyle sağlıksızdı. Karşısındaki bu son derece büyük bir «nesnellik»le (yani, bireysel çıkar duygularının zayıflamasında, ağırlık noktasının, «bencilliğin» yitirilmesinde) dilegelen tinsel bitkinlikle savaşmanın yolunu, en tinsel ilgi ve çıkarları bile, sıkı bir indirgemeyle kişiye geri getirmekte buldu. Buddha&#8217;nın öğretisinde bencillik ödev yerine geçer: «gerekli tek şey», «sen acıdan nasıl kurtulacaksın» ilkesi, bütün dinsel diyet&#8217;i düzenler ve sınırlandırır (—belki de burada o Atinalıyı anımsayabiliriz, saf «bilimselliğe» karşı aynı savaşı veren Sokrates&#8217;i; o da, kişisel bencilliği bilgi sorunları alanında bile. ahlak durumuna yükseltmişti.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">21.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Budizmin önkoşulları, çok ılıman bir iklim, törelerde büyük bir geniş yüreklilik ve hoşgörü, militarizm yok; ve hareketin ordusunu oluşturanlar da yüksek ve öğrenim görmüş toplum katmanları, istenen, neşelilik, dinginlik, en yüksek amaç olarak arzulardan arınmaktır, ve ulaşılır da bu amaca. Budizm yetkinliğe yalnızca ulaşmaya çabalayan bir din değildir: yetkinlik normal durumdur.—</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Hristiyanlıkta aşağılanmış ve ezilmişlerin içgüdüleri önplana çıkar: burada amaçlarının peşine, düşenler, en alt katmanlardır. Burada meşgale olarak, can sıkıntısına karşı ilaç olarak günah kasuistiği, özeleştiri, vicdan engizisyonu uygulanır; burada tutkular, adına sürekli «tanrı» denen bir güçlü karşısında uyanık tutulur (dua yoluyla); burada, en yüksek olan erişilmez sayılır; bağış, «lütuf» sayılır. Burada açıklık da yoktur; köşe-bucak, karanlık hücre, Hristiyan çadır; burada beden horgörülür; hijyen duyusallık diye reddedilir; Kilise kendisini temizliğe karşı bile korur (—Mağribiler İspanya&#8217;dan uzaklaştırıldıktan sonra alınan ilk Hristiyanca önlem, halka açık hamamların kapatılması oldu; bunlardan yalnızca Cordoba&#8217;da 270 tane vardı). Yine Hristiyanca olan birşey, hem kendine hem başkalarına yönelik bir belirli hunharlık duygusu; başka türlü düşünenlere karşı bir nefret; peşe düşüp kovuşturma isteğidir. Karamsar ve kışkırtıcı tasarımlar önplandadır; en çok arzulanan, en yüksek adlar verilen durumlar, epilepsoid&#8217;lerdir; diyet öyle ayarlanmıstır ki, hastalıklı görünümleri kolaylaştırır ve sinirleri aşırı ölçüde uyarır. Hristiyanca olan, yeryüzünün efendilerine, «soylular»a karşı ölümüne bir düşmanlıktır —ve aynı zamanda gizli bir rekabet (—«beden» onlara bırakılır, yalnızca «ruh» istenir&#8230;). Hristiyanca olan, tinden, tinin gururundan, yürekliliğinden, özgürlüğünden, libertinaj&#8217;ından nefrettir; Hristiyanca olan, duyulardan nefrettir, duyuların neşelerinden, genel olarak neşeden nefret&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">22.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Hristiyanlık ilk yetiştiği toprağı, en alt katmanları, antik dünyanın yeraltını terkettiğinde, barbar halklar arasında güç peşine düştüğünde, artık varsayması gereken, yorgun insan değil, içsel olarak yabanlaşmış ve içi içini yiyen insandı —kuvvetli ama çarpıklaşmış insan. Kendinden memnuniyetsizlik, kendinden acı çekme, burada Budistlerdeki gibi bir aşırı uyarılabilirlik ve acı çekebilirlik değildi, tersine, bir güçlü acı verme arzusu, iç gerilimi saldırgan eylemler ve tasarımlarla boşaltma arzusuydu. Hristiyanlık barbarca kavramlar ve değerler gereksiyordu, barbarlar üzerinde egemenliğini kurmak için : ilklerin kurbanı, akşam yemeğinde kan içme, tin ve kültürü horgörme; her biçimiyle, duyusal ve duyusal olmayan işkence; tapınmanın büyük görkemi. Budizm geç insanlar için bir dindir, iyilikli, yumuşak hale gelmiş, üst düzeyde tinselleşmiş, çok kolay acı duyabilen ırklar için (—Avrupa ona daha hiç hazır değil—) : Budizm, bu ırkların barışa ve neşeliliğe, tinsel olana bir perhiz koymağa, bedenin sertliklerini azaltmağa yönelmişlikleridir. Hristiyanlık ise yırtıcı hayvanlar üzerinde efendi olmak istiyordu; bulduğu yol da onları hasta yapmaktı, —zayıflaştırmak, Hristiyanca ehlileştirme, «uygarlaştırma» reçetesidir. Budizm uygarlığın sonunun ve yorgunlaşmasının dinidir, Hristiyanlığın önünde ise. uygarlık daha yoktur bile, —onu, belirli koşullarda kuracaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">23.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Budizm, bir daha söylersek, yüz kez daha soğukkanlı, , dürüst, nesneldir. Acısını, acı duyabilirliğini, kendi kendine, günah yorumu yoluyla saygıdeğer kılmak zorunda değildir artık. —düşündüğünü açıkça söyler: «acı çekiyorum». Barbarlar için ise acı kendi başına saygıdeğer birşey değildir: acı çektiğini kendi kendine kabul ettirebilmek için önce bir yorum gerekser (içgüdüsü, daha çok, acıyı yadsımaya, ona sessizce katlanmaya yöneliktir). Burada «şeytan» sözcüğü bir rahatlamadır : kişinin son derece güçlü ve. korkunç bir düşmanı vardır, —böyle bir düşmandan dolayı çektiği acıdan da utanması gerekmez.—</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Hristiyanlığın temelinde, Doğu&#8217;ya ait bazı incelikler vardır. Herşeyden önce bilir ki, birşeyin kendi başına doğru olup olmadığı, hiç farketmez; ama, buna doğrudur diye inanılması, son derece önemlidir. Doğruluk ve birşeyin doğru olduğu inancı: biribirinden tamamiyle ayrı duran iki ilgi dünyası, neredeyse karşıt dünyalar, —bunlara biribirinden temelden farklı yollarla ulaşır kişi. Bu konuda bilgili olmak —bu, Doğu&#8217;da bilgeliğin ta kendisidir: Brahmanlar bunu anlamışlardı, Platon bunu anlamıştı, esoterik bilgeliğin her öğrencisi anlamıştı bunu. Örneğin günahtan kurtulduğuna inanmak mutluluk veriyorsa, bunun için gerekli olan, insanın günahkar olması değil, kendini günahkar hissetmesidir Genel olarak da, herşeyden önce gerekli olan inanç olunca, o zaman akıl, bilgi, araştırma gözden düşürülmelidir: doğruluğa giden yol, yasak yol haline gelir.— Güçlü bir umut, yaşam için, ortaya çıkmış herhangi bir tek gerçek mutluluktan çok daha büyük bir uyarıcıdır. Acı çekenlerin bir umut yoluyla ayakta tutulmaları gerekir; öyle bir umut ki, hiçbir gerçeklikle çelinemesin, —herhangi bir doyum yoluyla da giderilemesin: bir öte-umut. (Tam da bu özelliği, mutsuz insanları aynı durumda tutması yüzünden, umut Greklerce kötülüklerin en kötüsü sayılırdı, sahici haince kötülük: kötülük kabının dibindeki tortuydu o.) —Sevginin olanaklı olması için, tanrının kişi olması gerekir; en alt içgüdülerin söz sahibi olması için, tanrının genç olması gerekir. Kadınların tutkunlukları için bir yakışıklı azizin, erkeklerinki için de bir Meryem&#8217;in önplana çıkarılması gerekiyordu. Şu varsayımla ki, Hristiyanlık, Afrodit ya da Adonis kültlerinin cultus kavramının zaten belirmiş olduğu bir toprak üzerinde efendi olmak istiyordu. Saffet, cinsel perhiz koşulu da, dinsel içgüdünün şiddetini ve içtenliğini artırıyordu —tapınmayı daha sıcak, daha kendinden geçirici, daha manevi kılıyordu. —Sevgi, insanın şeyleri en olmadıkları gibi gördüğü durumdur. Sanrı gücü en yüksek noktasındadır, aynı zamanda tatlılaştırıcı, ferahlatıcı güç de. Kişi sevgi içindeyken, başka zamanlarda dayanabileceğinden çok daha fazlasına dayanır, herşeye katlanır iş, sevgi duyurabilecek bir din icadetmekteydi: böylelikle kişi, yaşamın fenalıklarının ötesine geçebilirdi —artık görmezdi bile onları. —Üç Hristiyanlık erdemi üzerine, inanç, sevgi, umut üzerine söyleyeceklerim bu kadar: bunlara üç Hristiyanca kurnazlık adını veriyorum. —Budizm, bu biçimde kurnaz olamayacak kadar gecikmiş, pozitivistleşmişti. —</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">24.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Burada, yalnızca, Hristiyanlığın ortaya çıkışıyla ilgili soruna değiniyorum. Bunun çözümünün ilk önermesi şu : Hristiyanlık ancak üzerinde yetiştiği topraktan hareketle anlaşılabilir, —bir karşıt-hareket, Yahudi içgüdüsüne karşı birşey değildir; bu içgüdünün tutarlı sonucu, onun korku verici mantığı içindeki bir ileri çıkarımdır. Kurtarıcı&#8217;nın dilegetiriş biçimiyle: «Felah Yahudilerden gelir». —İkinci önerme, de şu: Galile&#8217;li psikolojik tipi burada hâlâ görülebilir, ama ancak tam yozlaşmış biçimiyle (ki bu aynı zamanda bütünselliğini yitirmesi ve yabancı özellikler yüklenmesi demektir—) kullanıldığı amaç için yararlı olabilirdi —insanlık kurtarıcısı bir tip oluşturmak amacı.—</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Yahudiler dünya tarihinin en ilginç halkıdır, çünkü, olmak ya da olmamak sorusu ile yüzyüze geldiklerinde, tam sinsice bir bilinçle, ne pahasına olursa olsun, olmayı seçmişlerdir.: paha da, bütün doğanın, bütün doğallığın, bütün gerçekliğin, bütün dış dünyanın olduğu kadar bütün iç dünyanın da, kökten bir biçimde sahteleştirilmesi olmuştur. O zamana dek bir halkın yaşayabilmesini, yaşama olanağı elde edebilmesini sağlamış bütün koşullara karşı engeller kurmuşlar, doğal koşullara karşıt bir kavrama biçimi yaratmışlardır, —sırasıyla, dini, tapınmayı, ahlakı, tarihi, psikolojiyi, onulmaz bir biçimde tersine, doğal değerlerinin çelişiklerine çevirmişlerdir. Aynı olguyla bir kez daha ve son derece büyütülmüş oranlarda, ama gene de yalnızca bir kopya olarak, karşılaşıyoruz: —Hristiyan Kilise&#8217;si, «azizlerin halkı »nın tersine, her türlü özgünlükten yoksundur. Yahudiler, bununla da, dünya tarihinin en alınyazıcı halkıdır: sonraki etkileriyle insanlığı öylesine sahteleştirmişlerdir ki, daha bugün bile bir Hristiyan, Yahudi-karşıtı duygular duyabilir, oysa kendisinin en son Yahudi çıkarımı olduğunu anlamaz.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Ahlakın Soykütüğü </span></em><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">adlı kitabımda, ilk kez, soylu bir ahlak ile bir ressentiment ahlakının karşıtlığı kavramını psikolojik olarak ortaya attım; bunlardan ikincisi, birincisine karşı getirilen bir Hayır&#8217;dan kaynaklanır: bu ise, tamı tamına, Yahudi &#8211; Hristiyan ahlakıdır. Yaşamın yükselen devinimine, yeryüzünde nasiplilik, güç, güzellik, kendini &#8211; evetleme serimleyen herşeye Hayır diyebilmek için, burada, ressentiment&#8217;in deha olup çıkmış içgüdüsü, başka bir dünya yaratmak zorundaydı; öyle bir dünya ki, bu dünya açısından, yaşamı evetleme, bize fena olarak, kendi başına suçlanması gerekenin ta kendisi olarak görünsün. Psikolojik olarak hesaplandığında, Yahudi halkı, en inatçı yaşama kuvvetine sahip halktır; öyle. ki, olanaksız koşullar altında kalınca, kendi isteğiyle, kendini korumanın en derin kurnazlığıyla, her türlü décadence içgüdülerinin yanını tutar, —onların egemenliği altında olduğundan dolayı değil; onlarda, «dünya»ya karşı kullanmakla başarılı olabileceği bir güç sezinlediğinden dolayı. Bütün décadent&#8217;lerin ayna görüntüsüdürler onlar: sanrı olmaya varasıya, décadent olmayı serimlemek zorundaydılar; oyunculuk dehasının non plus ultra derecesiyle, her türlü décadence hareketinin doruk noktasına. yerleşmeyi (—Paulus&#8217;un Hristiyanlığı olarak—); bu hareketten de, yaşamın herhangi bir evetleyici yanından daha güçlü birşey yaratmayı bildiler. Décadence, Yahudilik ve Hristiyanlıkta güce ulaşmaya çalışan insan türü, bu rahipçe tür için, yalnızca bir araçtır: bu insan türünün yaşamsal çıkan, insanlığı hasta kılmaktı ve «iyi» ile «kötü», «doğru» ile «yanlış» kavramlarını, yaşam için tehlikeli ve dünyayı karalayıcı bir anlamda tersine çevirmekte yatıyordu. —</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">25.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">İsrael&#8217;in tarihi, doğal değerlerin her türlü doğallıklarından çıkarılmasının tipik tarihi olarak, bulunmaz önemdedir: bu tarihin beş olgusunu ortaya koyuyorum. Başlangıçta, özellikle Krallık döneminde, İsrael de bütün şeylerle doğru, yani doğal ilişkiler içindeydi. Yahova&#8217;sı, onun güçlülük bilincinin, kendi başına neşenin, kendinden umutlu olmanın dilegelişiydi: ondan utku ve onma beklenir, onunla birlikte oldukça, doğanın halka gereksinimlerini sağlayacağına güvenilirdi —özellikle de yağmur. Yahova, İsrael&#8217;in tanrısıydı, dolayısıyla haklılığın Tanrısıydı: güçlü olan ve güçlü olmaktan dolayı da vicdanı rahat olan her halkın mantığı. Festival cultus&#8217;unda bir halkın kendini onaylamasının bu iki yanı dilegelir: yücelmesini sağlayan büyük kader için müteşekkirdir, yılın dönüşü ve hayvanları ile ürünlerinden aldığı bereket için müteşekkirdir. —Bu durum hüzün verici bir biçimde ortadan kalktıktan sonra da, uzun süre, bir ideal olarak kaldı: içeride karmaşa, dışarıda Asurlular vardı. Ama halk, en üst arzulanabilirlik olarak, şu Kral hayaline bağlı kaldı: iyi bir asker ve katı bir yargıç: özellikle şu tipik peygamber (yani halihazırın eleştiricisi ve hicivcisi), İşaya. —Ama bütün umutlar boşa çıktı. Yaşlı tanrı, bir zamanlar yapabildiklerinden hiçbirini yapamıyordu artık. Onu bir kenara bırakmak gerekiyordu. Ne oldu? Kavramı değiştirildi,—kavramı doğallıktan çıkarıldı: bunun pahasına, kalması sağlandı. —«Haklılığın» tanrısı Yahova,—artık İsrael ile birlikli, halkın kendi duyumunun dilegelişi, değil: artık yalnızca koşullar altında bir tanrı&#8230; Kavramı, rahip ajitatörler elinde bir alet haline geldi, her türlü mutluluğu yalnızca ödül, her türlü mutsuzluğu tanrıya itaatsizliğin ödeği, «günah» olarak yorumlayan ajitatörlerin: sözümona «ahlaki dünya düzeni»yle doğal «neden» ve «etki» kavramlarını tepesi üstüne çeviren bu en yalan yorum uydurması, ilkin ödül ile ödek yoluyla doğal nedensellik dünyanın dışına atılınca, şimdi, doğaya karşıt bir nedenselliğe gereksinim vardı: artık bütün öteki doğa-dışılıklar biribirini izledi. Talep eden bir tanrı —yardım eden, yol gösteren, temelde cesaretin ve kendine güvenin her mutlu esininin adı olan tanrı yerine&#8230; Ahlak, artık bir halkın yaşama ve büyüme koşullarının dilegelişi değil, en alt yaşam içgüdüsü değil; artık, soyutlaşmış, yaşama karşıt hale gelmiş, —düşgücünün temelden yozlaşması olarak, herşeyin «kem gözü» olarak ahlak. Nedir Yahudi ahlakı, nedir Hristiyan ahlakı? Rastlantının suçsuzluğunun katledilmesi, mutsuzluğun «günah» kavramıyla kirletilmesi; kendini iyi hissetmenin tehlike, «ayartı» olması; kendini fizyolojik olarak kötü hissetmenin vicdan kurdunca zehirlenmesi&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">26.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Tanrı kavramı sahteleştirilmişti; ahlak kavramı sahteleştirilmişti: —Yahudi rahipliği bununla da kalmadı, İsrael&#8217;in bütün tarihi gereksiz hale gelmişti: atın gitsin! —Bu rahipler, İncil&#8217;in büyük bir bölümünün tanıklık ettiği <span style="font-variant: small-caps;">q </span>harika kalpazanlığı meydana getirdiler: kendi halklarının geçmişini, her aktarımla, her tarihsel gerçekle benzersiz bir biçimde alay ederek, dinsel biçime çevirdiler, yani, bu tarihi, budalaca bir felah mekanizması haline getirdiler: Yahova&#8217;ya karşı suç —ödek; Yahova&#8217;ya bağlılık —ödül. Bu aşağılık tarih kalpazanlığını çok daha keskin bir biçimde duyabilirdik, Kilise&#8217;nin bin yıllık tarih yorumu bizi historicis konusundaki dürüstlük gerekleri için neredeyse duyarsız hale getirmemiş olsaydı. Kilise&#8217;yi de filozoflar izledi: «Ahlaki dünya düzeni» yalanı, yeni felsefenin gelişmeleri içinde bile boydan boya uzanır. Ne anlama gelir «ahlaki dünya düzeni»? İnsanın neyi yapması, neyi yapmaması gerektiği konusunda bütün zamanlar için tek bir defada ortaya konmuş bir tanrı iradesi olduğu; bir halkın, bir bireyin değerinin, tanrının iradesine ne kadar çok ya da az boyun-eğildiğiyle ölçüldüğü; bir halkın bir bireyin kaderinde, tanrının iradesinin egemen, yani boyuneğiş derecesine, göre, ödeklendirici ve ödüllendirici olacağı. Bu zavallı yalanın ardındaki gerçek ise şöyledir: bir asalak insan türü, yaşamın bütün sağlıklı yapıları pahasına serpilen bir tür, rahip, tanrının adını kötüye kullanmaktadır : şeylerin değerini rahibin belirlediği duruma, «tanrının egemenliği»; böyle, bir durumun elde edilmesini ya da korunmasını sağlayacak araçlara, «tanrının iradesi» adını takar; soğukkanlı bir kiniklikle halkları, çağları, bireyleri, rahiplerin üstün gücüne yaradıkları ya da karşı çıktıkları açısından ölçer-biçer. Onları iş başında görmeli : Yahudi rahiplerin elinde, İsrael&#8217;in tarihindeki büyük çağ, bir düşüş çağı haline gelir; sürgün, uzun mutsuzluk dönemi, değişir, büyük çağ yüzünden çekilen bengi bir ödek olur —rahibin henüz bir hiç olduğu o çağ yüzünden&#8230; İsrael tarihinin güçlü, son derece özgür nitelikli kişiliklerini, gereksinime göre, zavallı korkak ikiyüzlüler haline, ya da «tanrısızlar» haline sokmuşlar, her büyük olayın psikolojisini, budalaca «tanrıya itaat ya da itaatsizlik» formülüne indirgemişlerdir. —Bir adım daha: «Tanrının iradesi»nin, yani rahibin gücünün korunma koşullarının, tanınması gerekir, —bu amaç için de bir «vahiy» gereklidir. Çevirirsek : büyük bir yazınsal kalpazanlık gereklidir, bir «Kutsal Kitap» keşfedilecektir, —bütün ruhani törensellikle, uzun «günah» dönemi için pişmanlık günleri ve sefalet çığırtkanlığıyla da kamuya tanıtılacaktır bu<span style="font-variant: small-caps;"> </span>«kitap». «Tanrının iradesi» çoktan bellidir aslında: bütün bozukluk, insanların «Kutsal Kitab»a yabancılaşmış olmasındadır&#8230; Daha Musa&#8217;ya bile inmişti «Tanrının İradesi»&#8230; Ne olmuştu? Rahip, kesinlikle, en küçük kılları kırka yararak, kendisine verilecek en büyük ve. en küçük vergilere varasıya (—en leziz et parçasını da unutmadan, çünkü rahip beefsteak tıkınır), tek bir seferde formüle etmişti neyi elde etmek istediğini. «Tanrının İradesinin ne olduğu»nu&#8230; Artık bundan sonra, yaşam işleri öyle. düzenlenmiştir ki, rahip heryerde onsuz-edilemezdir; yaşamın her doğal olayında, doğumda, evlenmede, hastalıkta, ölümde (kurbanlardan, «ekmeğin bölünmesi»nden hiç söz etmiyoruz), bu kutsal asalak orada hâzır ve nazırdır, bütün bu işleri doğallıklarından çıkarmak: onun dilinde, «kutsamak» için&#8230; Çünkü kişi şunu kavramalı: her doğal töre, her doğal kurum (devlet, yargı düzeni, evlilik, hasta ve yoksulların bakımı), yaşam içgüdüsünden çıkan her gereksinim, kısacası, kendi içinde değeri olan herşey, rahibin asalaklığınca (ya da «ahlaki dünya düzeni»nce) temelden değersiz, değere karşıt kılınacaktır : sonradan bir kutsama gereklidir, —bir değer verici güç gerekir, doğayı bu açıdan değilleyen, bu yolla da ilkin bir değer yaratan bir güç&#8230; Rahip doğayı değersizleştirir, kut-dışı kılar: bunun pahasına sürdürür kendi varlığını. —Tanrıya, yani rahibe, «Yasa»ya itaatsizlik, artık «günah» adını alır; «tanrıyla barışmanın yolu», bilindiği gibi, rahibe boyuneğmenin daha da temelden sağlanmasının yoludur: ancak rahip «kurtara»bilir&#8230; Psikolojik olarak hesaplanınca, rahipler çevresinde örgütlenmiş her toplumda, «günahlar» olmadan edilemez: onlar, gücün sahici tutamaklarıdır; rahip, günahlar sayesinde yaşar, «günah işlenmesi» bir gerekliliktir onun için&#8230; Baş ilke: «Kim ki nedamet getirir, Tanrı onu affeder» —çevirirsek: kim ki rahibe boyuneğer,&#8230;—</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">27.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Böylesine sahte bir toprak üzerinde, her türlü doğanın,her doğal değerin, her gerçekliğin, egemen sınıfların en derindeki içgüdülerine karşı olduğu bir yerde büyüdü Hristiyanlık, ölümüne gerçeklik düşmanlığının o zamandan bu yana aşılmamış bir biçimi. «Kutsal Halk», elinde herşey için yalnızca rahip değerleri, yalnızca rahip sözleri kalmış halde, korku verici bir sonuç çıkarma tutarlılığıyla, yeryüzünde başkaca güç sahibi ne varsa, «kut-dışı» diye, «dünyevi» diye, «günah» diye kendisinden uzaklaştıran —bu halkın içgüdüsü son bir formül, kendini değilleme ölçüsünde mantıksal olan bir formül çıkardı ortaya: Hristiyanlık olarak, gerçekliğin en son biçimini de değilledi —«Kutsal Halk»ı, «Seçilmiş Halk»ı, Yahudi gerçekliğinin ta kendisini değilledi. Olay, birinci sınıf bir olay: Nasıralı İsa&#8217;nın adıyla vaftiz edilen küçük başkaldırma hareketi, bir kez daha Yahudi içgüdüsüydü, —başka biçimde söylersek, rahibi gerçeklik olarak çekemez hale gelen rahip içgüdüsü, bir Kilise&#8217;nin örgütlenmesinin belirlediğinden daha da soyutlanmış bir varoluş biçimini, daha da gerçek dışı bir dünya düşünü icadediyordu. Hristiyanlık «.Kilise&#8217;yi değilledi&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">İsa, başkaldırının başlatıcısı olarak anlaşılsa, ya da yanlış anlaşılsa da, başkaldırının neye yönelik olduğunu görmezlikten gelmiyorum: bu, Yahudi Kilise&#8217;sine bir başkaldırmadan başka birşey değildi; sözcüğü bugün kullandığımız anlamda Kilise&#8217;ye. «iyilere ve Haklılara» karşı, «İsrael&#8217;in Kutsal Kişileri»ne karşı, toplumun yukarıdan aşağıya tabakalaşmasına karşı bir başkaldırıydı bu —toplumun yozlaşmasına karşı değil, üst sınıflara, ayrıcalıklara, düzene, kurallara karşıydı, «yüksek insanlar»a inançsızlıktı, rahip ve Tanrıbilimci olan ne varsa, burilara karşı getirilen Hayır&#8217;dı. Oysa, bu yolla bir an için bile olsa soru konusu yapılan o tabakalaşma, «suyun» ortasındaki Yahudi halkının üzerinde varlığını sürdürdüğü direkli yapı, ayakta kalabilmesi için zorlukla elde edilmiş son olanak, siyasal varoluşunun en son kalıntısıydı: ona yönelen bir saldırı, en derindeki halk içgüdüsüne, yeryüzünün gördüğü en inatçı halkın yaşam istemine bir saldırıydı. Bu kutsal anarşist, halkın alt tabakalarını, atılmışları ve «günahkarlar»ı, Yahudilik içindeki şandala&#8217;ları, egemen düzene karşı çıkmaya —hem de Evangelium&#8217;a inanacak olursak, bugün bile kişiyi Sibirya&#8217;ya gönderecek bir dille— çağıran bu kişi, bir siyasal suçluydu, işte, saçmalık derecesinde siyaset dışı olan bir toplulukta ne denli siyasal suçlu olunabilirse. Bu, onu çarmıha götürdü : kanıtı da çarmıhtaki yazıda vardır. O, kendi suçu yüzünden öldü, —boyuna savlandığı gibi, başkalarının suçları için öldüğünü gösteren hiçbir neden yok—</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">28.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Böylesine bir karşıtlığın bilincinde olup olmadığı sorusu, bambaşka bir sorudur, —böyle bir karşıtlık olarak yalnızca duyumsanmış olup olamayacağı sorusundan. Ve burada, ilk kez, kurtarıcı psikolojisi sorununa değiniyorum. —itiraf edeyim, pek az kitabı Evangelium kadar zorlukla okuyorum. Bu zorluklar, Alman tininin bilgince merakını ortaya sererek unutulmaz zaferler kutladığı zorluklardan farklı. Benim de, her genç bilim adamı gibi, incelmiş bir filologun kurnaz yavaşlığıyla, eşi bulunmaz Strauss&#8217;un keyfini sonuna dek gıdım gıdım çıkardığım günler, artık uzakta. O zamanlar yirmi yaşındaydım: artık o iş için fazlaca ciddiyim. Bana ne ki, «aktarım»daki çelişmelerden? Kutsallık efsaneleri ne zamandan beri «aktarım» oldu? Kutsalların öyküleri, varolan en çifte-anlamlı yazındır: bunun üzerinde, başka türden belgeler olmadıkça, bilimsel yöntemler uygulamak, benim için daha başından boşunalığa mahkumdur —salt bilgin boşgezerliği&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">29</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Beni ilgilendiren, kurtarıcının psikolojik tipi. Bu ise, Evangelium&#8217;a rağmen Evangelium&#8217;un içinde bulunabilir, hernekadar çarpıtılmış ya da yabancı çizgilerle örtülmüş de olsa: nasıl ki Assisi&#8217;li Franciscus&#8217;un tipi de, efsanelerinde, efsanelere rağmen, içerilir. Ne yaptığı, ne dediği, aslında nasıl öldüğü konusundaki hakikat değil: tipinin hâlâ tasarımlanabilir olup olmadığı, «aktarılmış» olup olmadığı sorusu bu. Evangelium&#8217;dan, hem de bir ruhun tarihini okuyup çıkarma çabalarından bildiklerim, bana tiksindirici bir psikolojik düzeysizliğin kanıtı gibi geliyor. Renan Efendi, bu psychologicis palyaçosu, İsa tipini açıklamak için, olabilecek en uygunsuz iki kavramı işe sokar: Deha kavramını ve Kahraman («heros») kavramını. Oysa eğer herhangi birşey Evangelium-dışı ise, bu, kahraman kavramıdır. Tam da her türlü mücadelenin, savaşım içinde olma duygusunun karşıtıdır burada içgüdü haline gelen: direnme yeteneğinin eksikliği, burada ahlak olmuştur («kötüye direnme», Evangelium&#8217;un en derin sözü, belirli bir anlamda, anahtarı), barış içindeki, yumuşaklık içindeki, düşman olamama içindeki mutluluk. «Mutlu Haber» nedir? Hakiki yaşam, bengi yaşam, bulunmuştur —vaadedilmiş de değildir, buradadır zaten, sizin içinizdedir: sevgi içindeki yaşam, çekintisiz ve kısıntısız, mesafesiz sevgi içinde. Herkes Tanrının evladıdır —İsa hiç de yalnızca kendisi için birşey savlamamaktadır— Tanrının evladı olarak herkes herkesle eşittir&#8230; İsa&#8217;yı kahraman yapmak! —Ya peki «deha» sözcüğü nasıl bir yanlış anlama! Bizim bu kavramımız, bizim kültür kavramımız «deha», İsa&#8217;nın yaşadığı dünya içinde hiçbir anlam taşımazdı. Bir fizyologun sertliğiyle söylersek, burada bambaşka bir sözcük daha uygun düşer: budala sözcüğü. Dokunma duyusunun bir hastalıklı duyarlılık durumunu biliyoruz, kişiyi hertürlü temastan, katı bir nesneyi tutmaktan kaçındıran bir durum. Böyle bir psikolojik habitus&#8217;u en son mantığına götürürsek —her gerçekliğe karşı içgüdüsel nefret, «ele gelmeyen»in, «kavranamayan»ın içine kaçış, her biçimlenmeye, her zaman ve uzam kavramına, sağlam, töre, kurum, kilise olan herşeye karşıtlık, hiçbir gerçeklik türünün dokunamadığı bir dünyada rahat etmek, yalnızca «içsel» olan bir dünyada, «hakiki» bir dünya, «bengi» bir dünya&#8230; «Tanrının melekûtu sizin içinizdedir»&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">30.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Gerçekliğe karşı içgüdüsel nefret : Aşırı bir acı ve uyarılma duyarlılığının, her dokunuşu çok derinden duyumsadığı için artık «dokunulmak» istemeyen bir duyarlığın sonucu.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Her türlü iticiliğin, her türlü düşmanlığın, duygularda her sınır ve mesafenin içgüdüsel yadsınması: Aşırı bir acı ve uyarılma duyarlılığının sonucu, her direnmeyi, direnmek zorunda kalmayı hemen dayanılmaz bir ızdırap (yani tehlikeli, kendini koruma içgüdüsünün önlem alınması için uyardığı birşey) olarak duyumsayan, mutluluğu (hazzı) yalnızca, artık hiç, artık hiçkimseye, ne fenaya ne de. kötüye direnmemekte bulan bir duyarlık, —tek, en son yaşam olanağı olarak, sevgi&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bunlar, kurtuluş öğretisinin üstünde, içinde yetiştiği iki fizyolojik gerçekliktir. Bunları, Hedonizm&#8217;in, tamamiyle hastalıklı bir temel üzerinde, alttan alta gelişmesi sayıyorum. Epikuros&#8217;culuk da, Grek canlılığı ve sinir gücünden aldığı önemli ölçüdeki payla da olsa, tekTanrı öncesi kurtuluş öğretisi olarak, bunların akrabasıdır. Epikuros, tipik bir décadent: onun bu yanını ilk tanıyan benim. —Acıdan korkmak, sonsuz derecede küçük acıdan bile —bu, bir sevgi dininden başka birşeyle sonuçlanamazdı&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">31.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Soruna getirdiğim yanıtı dilegetirdim bile. Bunun varsaydığı birşey, kurtarıcı tipinin bize iyice çarpıtılmış bir biçim içinde aktarıldığıdır. Bu çarpıtmanın ortaya çıkışı konusunda birçok olasılık var: böyle bir tip, birçok nedenden dolayı, saf, tam, katkısız kalamaz. Hem içinde gezdiği ortam iz bırakmış olmalı bu yabancı biçimlenme üzerinde, hem de, belki daha da fazla, tarih, ilk Hristiyan topluluğun yazgısı: bu yazgı, geriye doğru işlemesiyle, bu tipi ancak savaştan çıkabilecek, propaganda amacına göre anlaşılabilecek çizgilerle donatmıştır. Bize Evangelium&#8217;ların tanıttığı o acaip ve hasta dünya —bir Rus romanından çıkmış gibi, toplumun artıklarının, sinir bozukluklarının ve «çocukça» budalalığın buluşma yeri gibi görünen bu dünya— herhalde bu tipi kabalaştırmış olmalı: özellikle ilk tilmizler, tamamiyle. simgeler ve kavranamazlıklar içinde yüzen bu varlığı, ondan herhangi birşey anlayabilmek için, ilkin kendi ilkel anlama biçimlerine çevirmişlerdir, —onlar için bu tip ilkin daha tanıdık biçimlere çevrilip yeniden biçimlendirilmekle varolabilirdi ancak&#8230; Peygamber, Messias, geleceğin yargıcı, ahlâk hocası, mucizeler yaratıcısı, Vaftizci Yahya —hepsi, bu tipi yanlış anlamanın yolları&#8230; Sonunda da, her büyük, yani tarikat kurucu yüceltmenin kendine özgülüğünü de yabana atmayalım: böyle bir yüceltme, yücelttiği varlığın özgün ve çoğunlukla garip gelen yabancı çizgilerini, acaipliklerini, silip yok eder — onun kendisini göremez. Ne yazık ki décadent&#8217;lerin bu en ilgincinin yakınında bir Dostoyevski yaşamamış; yani, böylesine bir derinlik, hastalık ve çocukluk karışımının tam da en sürükleyicisinin çekiciliğini duyabilecek biri. Son bir bakış açısı: Bu tip, bir décadence tipi olarak, sahiden de kendine özgü bir çoğulluk ve çelişiklikten oluşmuş olabilir: böyle bir olanağın da tamamiyle dışarıda bırakılmaması gerekir. Gene de, herşey bu olanağa karşı: tam da aktarımın bu noktada garip bir biçimde aslına sadık ve nesnel olması gerekirdi: oysa bunun tam tersini varsaymak için nedenlerimiz var. Çünkü ilkin karşımıza,. Dağdaki, Denizdeki ve Çayırdaki Vaazları verenin serimlediği çelişme çıkıyor; görünüşü, pek de Hintli olmayan bir toprak üstünde duran bir Buddha gibi, ya da bir fanatik saldırgan, Tanrıbilimcilerin ve rahiplerin ölümüne düşmanı —Renan&#8217;ın gizli hoşnutsuzluğunun «le grand maître en ironie» diye yücelttiği görünüş. Benim, bu geniş ölçüdeki yürekliliğin (ve espri sahipliliğinin) ilkin Hristiyan propagandasının doruk noktasına vardığı dönemde Usta&#8217;nın tipine aktarıldığından şüphem yok : tarikatçıların, kendi apolojilerini kurmak için ustalarını nasıl geniş bir aldırmazlıkla kullandıkları yeterince biliniyor, ilk topluluk, tanrıbilimcilere karşı çıkarmak için, kendisi de yargılayan, tartışan, öfkeli ve kötü niyetli, kılıkırkyaran bir tanrıbilimciye gereksinim duyduğunda, «Tanrı»sını kendi gereksinimlerine göre yarattı: tıpkı, şimdi artık onlar olmadan edemeyeceği, «geri dönüş», «yargı günü», her türlü zamansal beklenti ve çağın gibi tümüyle Evangelium-dışı kavranılan hiç çekinmeden onun ağzına yakıştırdığı gibi.—</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">32.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Yeniden belirtiyorum ki, kurtarıcı tipine fanatik&#8217;in aktarılmasına karşıyım: Kenan&#8217;ın kullandığı imperieux sözcüğü bile, tek başına bu tipi yokediyor. «iyi haber», işte, artık hiçbir karşıtlığın bulunmamasıdır; gökyüzü krallığı çocuklara aittir; burada dilegelen inanç, savaşçı bir inanç değildir, —vardır bu inanç, hep, başından beri vardır, sanki tinselliğe doğru gerileyen çocukluktu bu. Gecikmiş ve .organizma içinde gelişmemiş bir buluğ durumunun, dejeneresans&#8217;ın bir sonucu olduğunu, en azından fizyologlar bilirler —Böyle bir inanç, öfkelenmez, kusur bulmaz, karşı çıkmaz: «kılıç» değildir getirdiği, —hiç farkında değildir bir süre sonra nasıl kesici olabileceğinin. Kendini ne mucizelerle, ne ödül ve vaadle, ne de hele «yazıyla» kanıtlamaz: kendisi zaten her an kendi mucizesi, kendi ödülü, kendi kanıtı, kendi «Tanrı Krallığı»dır. Bu inanç kendisini formüllerle dile de getirmez — yaşar o, formüllere karşı da korur kendini. Tabiî ki çevre, dil, belirli bir kavram çerçevesinin önceden gelişmiş olması gibi raslantılar belirleyicidir: ilk Hristiyanlığın elinde yalnızca Yahudi-Semitik kavramlar vardı (—Akşamyemeği&#8217;ndeki yeme içme de; Kilise tarafından, her Yahudice şey gibi öylesine kötüye kullanılan bu Akşamyemeği kavramı, bunlar arasındadır). Ama, bu kavramların içinde, bir imdili, bir semiotik, bir eğretileme vesilesinden öte birşey görmeğe çalışmamak. Bu gerçekçi-karşıtı için, hiçbir sözün sözcük anlamında alınmaması, konuşabilmenin tam da önkoşuludur. Hintliler arasında olsaydı Sankhyam&#8217;ın kavramlarını, Çinliler arasında da Lao-Tse&#8217;ninkileri kullanırdı —hiçbir fark da duymazdı. —İsa&#8217;ya, biraz ifade hoşgörüsüyle, bir «özgür tinli» denebilir —her türlü sağlam belirginliği hiçe çevirir : söz öldürür, her ne ki belirgindir, öldürür. Yalnızca kendi bildiği biçimiyle «yaşam» kavramı, deneyimi, her türlü söze, formüle, yasaya, inanca, dogmaya karşı direniyordu. Ancak en içten, en içinden konuşabiliyordu: en iç olanın sözleri, «yaşam» ya da «hakikat» ya da «ışık»tı, —bütün geri kalanlar, bütün gerçeklik, bütün doğa, hatta dilin kendisi, onun için ancak bir imge, bir benzetme değeri taşıyordu. —Bu noktada, Hristiyan, yani Kilise: önyargılarında yatan ayartmaya, ne denli güçlü de olsa, kapılarak, yanlış anlamaya düşmemek gerek: Böylesine bir par excellence simgeci her türlü dinin dışında durur; her türlü tapınma kavramının, her türlü tarihin, her türlü doğabiliminin, her türlü dünya deneyiminin, her türlü bilginin, her türlü siyasetin, her türlü psikolojinin, her türlü kitabın, her türlü sanatın dışında —onun, bu gibi şeyler üzerine: tek bildiği», böylesine şeylerin varolduğu konusunda bir saf budalalıktır. Kültür ona dedikodu yoluyla bile tanıdık değildir, ona karşı savaş vermesi gerekmez hiç de, —onu değillemez&#8230; Aynı şey devlet için de geçerli, bütün vatandaşlık düzeni ve toplum için de, çalışma için de, savaş için de; —hiçbir zaman «dünya»yı değillemek için bir nedeni olmadı, Kilise&#8217;nin «dünya» kavramını hiç sezinlemedi bile&#8230; Tam da değilleme onun için tamamiyle olanaksız birşeydi. —Aynı şekilde, diyalektik de yoktur burada, bir inancın, bir «hakikat»ın nedenler göstererek kanıtlanabileceği tasarımı yoktur (—onun kanıtları iç «ışıklar», içindeki haz duygulan ve kendini evetlemelerdir, hepsi «kuvvet kanıtları»—). Böyle bir öğreti zaten karşı çıkamaz; başka öğretilerin de varolduğunu, varolabileceğin!, hiç de kavramış değildir, karşıt bir yargılama biçimini hiç tasarlayamaz bile&#8230; Onunla karşılaşınca da, en içten acımayla bu «körlük» için üzüntü duyar, —çünkü o, «ışığı» görüyordur—, ama itiraz etmez&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">33.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Evangelium»un bütün psikolojisinde suç ve ödek kavramı yoktur: aynı şekilde ödül kavramı da. «Günah», Tanrı ile insan arasındaki her mesafelik ilişkisi, yokedilmiştir, — «iyi haber» de tam budur. Kutsanmışlık, vaadedilmiş değildir, koşullara bağlanmış değildir : o, biricik gerçekliktir— bütün geri kalan da, bu gerçeklik üzerine konuşmayı sağlayacak imgeler&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Böyle bir durumun sonuçları, yeni bir pratiğe yansır, sahici Evangelium pratiğine. Hristiyanı ayırdeden, bir «inanç» değildir: Hristiyan eylemde bulunur, onu ayırdeden, farklı bir eylemdir. Kendisine kötülük yapana, ne sözle ne. de yüreğinde, direnmemek eylemi. Yabancılar ve yerliler, Yahudiler ile Yahudi olmayanlar arasında fark gözetmemek («komşu», aslında inançdaşı, Yahudidir). Hiçkimseye öfkelenmemek, hiçkimseyi horgörmemek. Mahkemelerde ne görünmek ne de aranmak («yemin etmemek»). Hiçbir koşulda, karısının sadakatsizliği kanıtlandığında bile, karısından ayrılmamak.— Temelde hepsi tek bir ilke, hepsi tek bir içgüdünün sonuçları.—</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Kurtarıcının yaşamı bu pratikten başka birşey değildi, —ölümü de bundan başka birşey değil&#8230; Tanrı ile ilişkisinde hiçbir formüle, hiçbir törene gereksinimi yoktu —duaya bile Bütün Yahudice pişmanlık ve nedamet öğretisiyle hesabını kesmişti; tek bildiği, kişinin «Tanrısal», «kutsanmış», «Evangeİium&#8217;ca» duygular duymasını, kendisini sürekli «Tanrının evladı» olarak duymasını sağlayan yaşam pratiği idi. Tanrıya giden yollar, «pişmanlık» değildir, «affedilmek için dua» değildir: yalnızca Evangeİium&#8217;ca pratik Tanrıya götürür; bu, Tanrı&#8217; dır zaten —Evangelium aracılığıyla giderilen, «günah», «günahların affı», «inanç», inanç yoluyla kurtulmak» kavramlarının Yahudiliğiydi, —Yahudi Kilise öğretisi, «iyi haber»in içinde değillenir.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Kendini «gökyüzünde» hissetmek, «bengi» hissetmek için nasıl yaşanması gerektiği; hertürlü başka tutumla da kendini «gökyüzünde, hisset»memek konusundaki derin içgüdü : yalnızca budur «felah»ın psikolojik gerçekliği. —Bir yeni tutumdur bu; yeni bir inanç, değil&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">34.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bu büyük simgeciden herhangi birşey anlayabilmişsem, bu, onun yalnızca iç gerçekleri gerçekler, «hakikatler» olarak aldığıdır, —gerisini, her türlü doğal, zamansal, uzamsal, tarihsel şeyi, yalnızca imge olarak, benzetme vesilesi olarak anladığı. «İnsanoğlu» kavramı, tarihe ait bir somut kişi değildir, herhangi bir tek, tek seferlik birey değil, «bengi» bir olgusallıktır, zaman kavramından kurtulmuş bir psikolojik simgedir. Aynı şey, en üst anlamda, bu tipik simgecinin Tanrısı için de geçerlidir, «Tanrının melekûtu» için, «gökyüzü krallığı» için, «Tanrının evlatları» için de. Kilise&#8217;nin inancındaki çiğlikler kadar Hristiyanlık dışı şeyler yoktur: Kişi olarak Tanrı, gelecek olan bir «Tanrı krallığı», ötede duran bir «gökyüzü krallığı», teslis&#8217;in ikinci kişisi olarak «Tanrının oğlu». Bütün bunlar —deyimim bağışlansın— dam üstünde saksağandır— hem de ne dam! Evangelium damı; simge berbat etmede, dünya tarihi ölçüsünde bir kiniklik . Oysa, «baba» ve «oğul» imgeleriyle neyin işin içine sokulduğu apaçık— herkes için apaçık değil, bunu teslim ediyorum : «oğul» sözcüğüyle, bütün şeylerin toptan açıklaşması duygusuna (kutsanmışlık) katılma dilegelir, «baba» sözcüğüyle de bu duygunun kendisi, bengilik, tamamlanmışlık duygusu. —Kilise&#8217;nin bu simge düzeneğini ne. hale soktuğunu anımsatmaktan utanıyorum: Hristiyan «inanç»ının eşiğine, bir Amphitryon öyküsü koymadı mı? Ve bunun üstüne bir de «kirlenmemiş peydahlanma» konusunda bir dogma?&#8230; Oysa bunu yapmakla peydahlanmayı kirletti. — —</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Gökyüzü krallığı» bir yürek durumudur —«yeryüzünün üstünde» bulunan ya da «ölümden sonra» gelen birşey değil. Evangelium&#8217;da doğal ölüm kavramı diye birşey yoktur: ölüm bir köprü değildir, bir geçiş değildir; yoktur o, çünkü tamamiyle başka, yalnızca görünür, yalnızca imge yararı olan bir dünyaya aittir, «ölüm .saati» Hristiyan bir kavram değildir — «saat», zaman, fiziksel yaşam ve onun bunalımları, «iyi haber»in öğretmeni için hiç de varolan şeyler değildir&#8230; «Tanrının krallığı», kişinin bekleyeceği birşey değildir; onun dünü de yoktur öbürgünü de, «bin yılda» gelecek de değildir —o, bir yürek yaşantısıdır; heryerde vardır, hiçbiryerde yoktur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">35.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bu «iyi haberci» yaşadığı gibi öldü, öğrettiği gibi —«insanları kurtarmak» için değil, nasıl yaşanması gerektiğini göstermek için. Geriye, insanlığa bıraktığı, kendi pratiğidir: yargıçları karşısındaki tutumu, gardiyanları karşısındaki, davacıları karşısındaki ve her türlü karalama ve yuhalama karşısındaki — çarmıhtaki tutumu. Direnmez, hakkını korumaz, başına gelebilecek en son şeye karşı bile kendisini savunacak birşey yapmaz, tersine, meydan okur ona&#8230; Ve kendisine, kötülük yapanlarla birlikte, yakanr, acı çeker, yapanlara acır, onları sever&#8230; Çarmıhta gardiyanına söylediği, bütün Evangelium&#8217;u özetler. «Sahiden de kutsal bir insanmış bu, Tanrı&#8217;nın oğluymuş» der Gardiyan. «Bunu hissediyorsan— diye yanıtlar onu Kurtarıcı— sen cennettesin demektir, sen de Tanrı&#8217;nın bir evladısın demektir»&#8230; Hiç korumamak kendini, hiç öfkelenmemek, hiç sorumlu, tutmammak&#8230; Kötülüğe de: direnmemek, —onu sevmek&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">36.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">İlkin biz, biz özgürleşmiş tinliler sahip olduk, ondokuz yüzyılın yanlış anladığı birşeyi anlamanın koşullarına, —bu içgüdü ve tutku haline gelmiş dürüstlüğe, «kutsal yalan»a başka her türlü yalandan daha fazla savaş açan bu dürüstlüğe&#8230; Kişi, eskiden, bizim nazik ve özenli yansızlığımızdan, böylesi yabancı, böylesine ince şeylerin yordanabilmesi için gerekli tinsel yetişmeden, ölçülemeyecek denli uzaktı: kişi, hep, arlanmaz bir bencillikle, yalnızca kendi yararını buldu işin içinde; Evangelium&#8217;a getirilen karşıtlığın üstüne bir Kilise kuruldu&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Birisi, büyük dünya oyununun içinde, ironik bir Tanrısallığın parmağı bulunup bulunmadığı konusunda bir işaretin peşine düşseydi, adı Hristiyanlık olan şu kocaman soru işaretinde bulacağı ipuçları az olmazdı, insanlığın, Evangelium&#8217;un kaynağı, anlamı, hakkı açısından, onun karşıtı olan şey önünde dizlerinin üstüne düşmüş olması; «Kilise» kavramıyla, tam da «İyi Habercinin kendi altında, ardında duyduğu şeyi kutsal ilan etmiş olması —daha büyük bir dünya tarihi ironisi aramak boşuna— —</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">37.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Çağımız, tarihsel anlama yetisiyle gururlu: nasıl oldu da bir anlamsızlığa inanır oldu, o zaman, Hristiyanlığın başlangıcında, kaba bir mucize yaratıcısı ve kurtarıcı masalının durduğu konusunda, —ve bütün tinsel ve simgesel olanın ancak sonraki bir gelişme olduğu konusunda? Tam tersi: Hristiyanlığın tarihi —bu da, çarmıhtaki ölümden bu yana, demek— kaynaktan bir simgelemin adım adım kabalaşan bir biçimde yanlış anlaşılmasının tarihidir. Hristiyanlığın hep daha geniş, hep daha çiğ, içinde doğduğu koşullara hep daha uzak kitlelere her yayılışında, Hristiyanlığı vulgarize etmek, barbarize etmek hep daha gerekli olmuştur. —Imperium Romanum&#8217;un bütün yeraltı tapınışlarının öğretilerini ve törelerini, her türden hastalıklı aklın saçmalıklarını içine alıp yutmuştur. Hristiyanlığın yazgısı, ona inanmakla doyuma ulaşacak gereksinimler ne denli hastalıklı, ne denli aşağı ve bayağı ise, ona olan inancın da o denli hastalıklı, aşağı ve bayağı hale gelmek zorunda olmasında yatar. Sonunda da hastalıklı barbarlık kendisini Kilise olarak Örgütleyerek güce ulaştı. —Kilise, bu, ruhun her dürüstlüğüne, her yüceliğine, tinin her yetiştirilişine, her özgür yürekli, iyi yürekli insancalığa karşı ölümüne düşmanlığın biçimi. —Hristiyanca olan ile soylu olan değerler: ilkin biz, biz özgürleşmiş tinliler, bunu, varolan en büyük değer karşıtlığını, yeniden kurduk! — —</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">38.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Bu noktada bir iç çekişini bastırmayacağım, öyle günler olur ki, en karasevdadan daha kara bir duygu gelir, başıma dikilir — insan horgörüsü. Ve, neyi horgördüğüm, kimi horgördüğüm konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmamak için : bugünün insanıdır bu, benim, yazgım sonucu zamandaşı olmak zorunda kaldığım insan. Bugünün insanı —boğuyor beni onun pis kokulu nefesi&#8230; Geçmiş karşısında, bütün bilgi adamları gibi, büyük bir hoşgörü taşırım, yani geniş yürekli bir kendini dizginleme : binlerce yılın tımarhane dünyalarını gezerim de, hüzünlü bir dikkatle, bunlara «Hristiyanlık», «Hristiyan inancı», «Hristiyan Kilisesi» derim, —insanlığı bunların ruh hastalıklarından dolayı sorumlu tutmaktan kaçınırım. Oysa, yeni zamanlara, bizim zamanımıza adım atar atmaz, duygum tersyüz olur, dayanamaz, patlar. Bizim zamanımız bilgilidir&#8230; Eskiden yalnızca hastalık olan, bugün namussuzluktur, —bugün Hristiyan olmak, namussuzluktur. Ve iğrenmem de burada başlar. —Çevreme bakıyorum : bir zamanlar «hakikat» denen şeyin tek bir sözü bile kalmamış ortada, bir rahip «hakikat» sözcüğünü daha ağzına bile alınca, dayanamaz hale geliyorum. Dürüstlükle en ufak alışverişi olan kişi, bugün bilmek zorundadır ki, bir Tanrıbilimci, bir rahip, bir papa, söylediği her tümceyle, yalnızca yanılıyor değil, yalan söylüyordur, —artık elinde de değildir, «masumca», «cahilce» yalan söylemek. Rahip de herkes gibi bilir artık «Tanrı»nın olmadığını, «günahkar»ın, «kurtarıcı»nın olmadığını, —«özgür istem»in, «ahlaksal dünya düzeni»nin yalanlar olduğunu : —tinin içinde bulunduğu sıkıntı, derin kendini aşma gereksinimi, artık hiçkimsenin bunları bilmemesine izin vermiyor. Kilisenin bütün kavramlarının ne olduğu artık ortaya çıkmıştır, en berbat kalpazanlıklar oldukları, doğayı, doğal değerleri değersizleştirmek amacını taşıdıkları; rahibin kendisinin de ne olduğu ortada, en tehlikeli asalak türü, yaşamın sahici zehirli örümceği&#8230; Biliyoruz, vicdanımız biliyor bugün—, rahiplerin ve Kilise&#8217;nin bu korkunç buluşlarının değerinin ne olduğunu, neye yaradıklarını, nasıl, insanlığın iğrenç bir görünüm kazanabilmesine yol açan bu kendini aşağılama durumuna ulaşılmasını sağladıklarını— «öte dünya», «yargı günü», «ruhun ölümsüzlüğü» kavranılan, «ruh» kavramının kendisi: bunlar, rahibin egemen olmasına, egemen kalmasına yarayan işkence aletleridir, acımasızlık düzenekleridir&#8230; Herkes biliyor bunları: ve gene. de herşey eskisi gibi duruyor. Aslında son derece soğuk, kolay etkilenmeyen bir insan türü, ve sapına kadar eylem deccalleri olan devlet adamlarımız bile kendilerini Hristiyan diye niteleyip Akşamyemeği ayinlerine giderken, son dürüstlük duygusu, kendi kendine saygı duygusu, nereye gitti?&#8230; Genç bir Prens, kıtalarının başında, halkının kendini arama ve kendini yüceltme güdülerinin görkemli dilegelişi, —oysa, hiçbir utanç duymadan, kendini Hristiyan inancına bağlı ilan ediyor!&#8230; Kimdir Hıristiyanlığı değilleyen? ne demektir «dünya»? Asker olmak, yargıç olmak, vatansever olmak; kendini korumak; onuruna bağlı kalmak; kendi yararına olanı istemek; gururlu olmak&#8230; Bugünün her anının her pratiği, her içgüdüsü, eylem olan her değerlendirmesi, Hristiyanlığa karşıdır : modern -insan nasıl bir sahtelik garibesi olmalı ki, bütün bunlara karşın utanmıyor, kendine hâlâ Hristiyan demekten!— — </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">39.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Geri dönüyorum, Hristiyanlığın sahici tarihini anlatıyorum. —Daha «Hristiyanlık» sözcüğü bile bir yanlış anlamadır —aslında, tek bir Hristiyan vardı, o da çarmıhta öldü. «Evangelium» çarmıhta öldü. O andan başlayarak «Evangelium» adını alan herşey, daha o anda, onun yaşadığının karşıtıydı: «kötü haber»di, bir dysangelium&#8217;du. Hristiyanlığın işaretini bir «inanç» ta, diyelim, İsa tarafından kurtarılma inancında görmek saçmalık kertesinde yanlıştır: yalnızca Hristiyanca bir pratik, çarmıhta ölenin yaşadığı gibi yaşanmış bir yaşam, Hristiyancadır&#8230; Bugün de olanaklıdır böylesi bir yaşam, hatta bazı insanlar için zorunludur: sahici, kaynaktan Hristiyanlık bütün zamanlarda olanaklı olacaktır&#8230; Hiç de bir inanç değil, bir yapma, özellikle de, birçok şeyi yapmama, başka türden bir Varolma&#8230; Bilinç durumları, herhangi bir inanç, bir-şeyi doğru saymak, örneğin —her psikolog bilir bunu—, içgüdüler karşısında tamamiyle önemsizdir ve onların değeri açısından beşinci derecede kalır: tam olarak söylersek, tinsel nedensellik kavramı tümüyle yanlıştır. Hristiyan olmanın, Hristiyanlığın bir doğru-saymaya, salt bir bilinç görüngüselliğine indirgenmesi, Hristiyanlığı olumsuzlama anlamına gelir. Gerçekte, Hristiyan diye birisi yoktur. «Hristiyan», iki binyıldır Hristiyan adını taşıyan şey, psikolojik bir kendini yanlış anlamadan başka birşey değildir. Dikkatli bakılınca, «Hristiyan»ın içinde, bütün «inancı»na karşın, yalnızca içgüdüler egemendir —hem. de ne içgüdüler! —«inanç», her zaman, örneğin Luther&#8217;de, ardında içgüdülerin kendi oyunlarını oynadıkları bir örtü, bir perde, bir bahaneden başka birşey değildi—, bazı içgüdülerin egemenliği karşısında kurnaz bir körlük&#8230; «İnanç» —bunu daha önce de sahici Hristiyan kurnazlığı olarak nitelendirmiştim—, «inanç»la ilgili konuşulur yalnızca, eylemde ise içgüdüyle bulunulur&#8230; Hristiyanın tasanm dünyasında, gerçekliğe daha bir ucundan bile değen hiçbir-şey bulunmaz : buna karşılık, her türlü gerçekliğe karşı içgüdüsel nefretin, Hristiyanlığın kökündeki biricik güdücü öğe olduğunu görmüştük. Bundan nasıl bir sonuç çıkıyor? Burada in psychologicis olarak da yanılgının kökten, yani nelik belirleyici, yani töz olduğu sonucu. Buradan bir kavram kaldırıp yerine bir gerçeklik koyun</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—bütün Hristiyanlık hiçliğin içine yuvarlanır gider!</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Yüksekten bakınca, garip olguların bu en garibi, yanılgılarla belirlenmekle kalmayıp, yalnızca zararlı yalnızca yaşam ve yürek zehirleyici yanılgılar söz konusu olunca yaratıcı, hatta dahiyane hale gelen bu din, Tanrıların seyrine layık bir oyundur, —aynı zamanda filozoflar olan <span style="font-variant: small-caps;">q </span>Tanrıların, örneğin benim o ünlü karşılıklı konuşma sırasında Naksos&#8217;da karşılaştığım Tanrıların. İğrenme onları (—ve bizi!) bırakınca, Hristiyanın bu oyunu için müteşekkir olacaklar: yeryüzü denen şu fukara gökcismi, belki de sadece bu ilginç vaka sayesinde Tanrısal bir bakışı, Tanrısal bir ilgilenmeyi hakediyor&#8230; Çünkü Hristiyanı küçümsemeyelim: Hristiyan, masum olma kertesindeki sahteliğiyle, maymunun çok üstündedir, —Hristiyan açısından, iyi bilinen bir köken kuramı sadece bir nazik iltifat haline geliyor&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">40.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Evangelium&#8217;un yazgısı, ölümle karara bağlandı, —çarmıha gerildi&#8230; Ancak ölüm, bu beklenmeyen aşağılayıcı ölüm, ancak çarmıh, bu genelde yalnızca canaille için ayrılmış şey, —ancak bu tüyler ürpertici paradoks, havarileri sahici gizemin karşısına getirdi: «Kimdi bu? Neydi bu?» —Sarsılmış ve en derinden aşağılanmış duygu, kuşku, böylesi bir ölümün, davalarının çürütülmesi olabileceği, korkunç bir «niye tam da böyle?» soru işareti —bu konum kendini pek iyi.kavradı. Burada herşey zorunlu olmak zorundaydı, anlam, ussallık, en üst düzeyde ussallık taşımak zorundaydı: bir havarinin sevgisi rastlantı tanımaz. İlkin şimdi uçurumun iki yakası biribirinden ayrıldı: «Kim öldürdü onu? Kimdi onun doğal düşmanı?» —bu soru bir şimşek gibi çaktı: Yanıt: egemen Yahudilik, onun en üst katmanı. Bu andan sonra, kendilerini düzene karşı başkaldınyor hissetmeye başladılar, İsa&#8217;yı da, ardından,, düzene karşı başkaldırıyor diye anladılar. O zamana dek yoktu onun tasarımındaki bu savaşçı, bu Hayır diyen, Hayır yapan çizgi; dahası, bunun karşıtıydı o. Açık ki, küçük topluluk asıl önemli noktayı anlamamıştı, böyle bir yolla ölmenin taşıdığı örnek olma anlamını, her türlü iessentiment duygusu karşısındaki özgürlüğünü, üstünlüğünü: —onu ne. kadar az anladıklarının en iyi göstergesi! İsa, ölümüyle, aslında öğretisinin herkesin önündeki en güçlü sınavını, kanıtını vermekten başka birşey istememişti, isteyemezdi de&#8230;Oysa havarileri, bu ölümü bağışlamaktan çok uzaktılar, —buysa, en üst anlamda Evangelium&#8217;ca birşey olurdu; ya da, daha iyisi, yumuşak ve sevgi dolu bir yürekle, kendilerini de aynı ölüme sunmak&#8230;Tam da en Evangelium dışı duygu, intikam, yine baskın çıktı. İş, bu ölümle sona eremezdi: «karşılık», «yargılama» gerekliydi (—oysa, «karşılık», «ceza», «yargılama» gibi şeylerden daha Evangelium dışı ne olabilirdi!) Yaygın Messiah beklentisi yeniden önplana çıktı; tarihsel bir an belirlendi: «Tanrının krallığı» düşmanlarını yargılamak için gelecekti&#8230; Ama bununla herşey yanlış anlaşılmış oluyordu : bir son edim, ileride tutulacak bir söz olarak «Tanrının krallığı»! Oysa Evengelium tam da bu «krallığın» varoluşu, doyuma varışı, gerçekliğiydi zaten. Tam da böylesi bir ölüm bu «Tanrı krallığı»nın ta kendisiydi&#8230; Ancak şimdi, Usta&#8217;nın tipine, Farisiler ve Tanrıbilimcilere karşı bütün o horgörme ve kızgınlık taşındı —böylece, de kendisi bir Farisi ve Tanrıbilimci haline sokuldu! öte yandan da, bu bütün çivileri çıkmış ruhlar, ölçü tanımaz tapınmalarıyla, İsa&#8217;nın öğrettiği Tanrının evlâdı olma konusunda herkesin eşit hakka sahip olduğu yollu Evangelium düşüncesine dayanamadılar: intikamları, kendileri geri çekilerek, İsa&#8217;yı yükseltmek, kendilerinden ayırmak oldu: tıpkı, bir zamanlar Yahudilerin, düşmanlarından intikam almak için Tanrılarını kendilerinden ayırıp yüksekte bir yere koydukları gibi. Tek bir Tanrı ve Tanrının tek bir oğlu : İkisi de ressentiment&#8217;ın ürünleri&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">41.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Ve o andan başlayarak saçma bir sorun çıktı ortaya : «Nasıl olabildi de Tanrı buna izinverdi?» Buna, küçük topluluğun çarpılmış aklı bir o kadar korkunç saçmalıkta bir yanıt buldu: Tanrı günahların bağışlanması için oğlunu kurban vermişti. Nasıl da tek bir vuruşta sonu gelmişti Evangelium&#8217;un! Suça karşılık kurban düşüncesi, hem de en iğrenç, en barbarca biçimiyle : suçlunun günahları için, suçsuzun kurban edilmesi! Ne denli tüyler ürpertici bir putataparlık!</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—İsa, oysa, «suç» kavramının kendisini yok etmişti.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—tanrı ile insan arasındaki uçurumu yadsımış, tanrı ile insan arasındaki o birliği, kendi «iyi. haber»i olarak yaşamıştı&#8230; Kendi ayrıcalığı olarak değil! —Artık adım adım, kurtarıcı tipine eklemeler yapıldı: Yargılama ve geri-dönüş öğretisi, bir kurban ölümü olarak ölüm öğretisi,diriliş öğretisi, ki bununla, bütün bir «kutsanmışlık» yerine de ölümden sonraki bir durum koyarak!&#8230; Paulus, bu yorumu, bu pespaye yorumu, o her zamanki hahamvari arlanmazlığıyla, şöyle mantıklaştırdı: « Eğer İsa ölüyken dirilmezse, o zaman inancımız boşunadır». —Ve bir seferde, Evangelium, yerine getirilemeyecek vaadlerin en aşağılığı, arlanmaz bir kişisel ölümsüzlük öğretisi haline geldi&#8230; Paulus ayrıca bunun bir ödül olacağını öğretti!&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">42.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Çarmıhtaki ölümle neyin sona erdiği görülüyor: bir yeni, baştan başa kaynaktan Budistçe banş hareketi girişimi; yalnızca vaad olarak değil, sahiden yaşanan bir yeryüzü mutluluğu için bir girişim- Çünkü bu —daha önce de vurguladım—. iki décadence dini arasındaki temel farktır: Budizm vaadetmez hiç, yerine getirir, Hristiyanlık ise herşeyi vaadeder, yerine getirdiği ise. hiçtir. —«İyi haber»in hemen peşinden, olabilecek en kötüsü geldi: Paulus&#8217;un «haber»i. Paulus&#8217;ta, «iyi haberci»nin karşıt tipi cisim bulur; nefretin, nefret düşünün, nefretin acımasız mantığının dehası- Neleri kurban etmedi ki bu Dysangelist, nefrete! En başta da Kurtarıcı&#8217;nın kendisini: kendi çarmıhına gerdi onu. Evangelium&#8217;daki bütün yaşam, bütün örneklik, bütün öğreti, ölüm, anlam, hak— hiçbirşey yoktu ki bu kalpazan onu nefret yoluyla kavrayarak kendi amacı için kullanmasın. Gerçeklik yok, tarihsel hakikat yok!&#8230; Ve bir kez daha, Yahudinin rahip içgüdüsü, tarih üzerindeki aynı büyük suçu işliyor —Hristiyanlığın dününü, evvelsi gününü bir kalemde siliyor, ilk Hristiyanlığın bir tarihini kendisi uyduruyor&#8230; Dahası: İsrael tarihini de bir kez daha sahteleştiriyor, onun, kendi yaptıklarının başlangıç tarihi olarak görünmesini sağlıyor: bütün peygamberler onun «Kurtarıcı»sının sözünü -etmişlerdir&#8230; Kilise de, sonradan, insanlığın tarihini bile sahteleştirerek Hristiyanlığın tarih-öncesi dönemi haline sokmuştur&#8230; Kurtarıcı&#8217;nın tipi, öğretisi, pratiği, ölümü, ölümünün anlamı, ölümünden sonrası bile —hiçbirşey kalmadı el atılmadık, hiçbirşey kalmadı, gerçekliğe uzaktan yakından benzeyen. Paulus, çok yalın birşey yaptı; yalnızca, bu varoluşun bütün ağırlık noktasını, bu varoluşun ardına yerleştirdi —«dirilen» İsa yalanına. Kurtarıcı&#8217;nın yaşamı onun hiçbir işine yaramazdı, —çarmıhtaki ölüm gerekliydi onun için, ve birşey daha&#8230; Stoacı aydınlanmanın başkentinde, yetişmiş bir Paulus&#8217;u, gördüğü bir sanrı yoluyla Kurtarıcı&#8217;nın hâlâ yaşadığının kanıtını çıkarırken, içten sanmak, hatta, bu sanrıyı gördüğünü anlatmasına bile, inanmak, bir psikolog için sahici bir safdillik olurdu: Paulus amacı istiyordu, dolayısıyla aracı da istedi&#8230; Onun kendi inanmadığına, kendi öğretisini aralarına attığı budalalar, inanacaklardı — onun gereksinimi güçlülükt ü ; rahip, Paulus&#8217;un benliğinde yeniden güçlü olmayı istiyordu, —kitleleri tiranize etmesine, sürüler oluşturmasına yarayacak kavramlar, öğretiler, simgeler gereksiyordu yalnızca. —Sonradan Muhammed&#8217;in Hristiyanlıktan aldığı tek şey neydi? Paulus&#8217;un icadı; onun, rahip tiranlığı için, sürü oluşturmak için kullandığı araç, ölümsüzlük inancı — yani, «yargılama» öğretisi&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">43</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Yaşamın ağırlık noktası yaşamın içine değil, «öte »ye yerleştirilince — hiçliğe —, o zaman, yaşamın ağırlık noktası toptan kaldırılmış demektir. Bireysel ölümsüzlük konusundaki büyük yalan, içgüdülerdeki her ussallığı, her doğallığı yıkar, —içgüdülerde olumlu, yaşamı ilerletici, geleceği sağlamlaştırıcı ne varsa, artık güvensizlik uyandırır. Yaşamanın artık hiçbir anlamı yok, diye yaşamak, yaşamın anlamı olur artık&#8230; Neye yarar ki topluluk ruhu, neye yarar geçmişe ve atalara şükran, neye birlikte çalışmak, güvenmek, herhangi bir toplu refah arzulamak ve amaçlamak?&#8230; Hepsi «ayartı» bunların, hepsi «doğru yol»dan sapmalar — «Tek bir şey gerek»&#8230; Herkesin, ölümsüz ruh» olarak herkesle eşit düzeyde olması, bütün varlıkların toplamı içinde, herbir bireyin «felah» ının bir bengi önemlilik üzerinde hak iddia edebilmesi, ufacık böceklerin ve dörtteüç çatlakların, kendileri uğruna doğa yasalarının sürekli çiğnene ceğini hayal edebilmeleri, —her türden bencilliğin böylesine, sonsuzluğa, utanmazlığa dek yüceltilmesini, yeteri bir horgörüyle niteleyemiyor kişi.. Oysa Hristiyanlık, zaferini, bireysel kendinibeğenmişliğin bu acınası pohpohlanmasına borçludur, —tam da bununla bütün biçimsizleri, isyankâr eğilimlileri, nasibi kıtları, insanlığın bütün süprüntü ve artıklarını kendi yanma çekti. «Ruhun felahı» —çevirirsek: «dünya benim çevremde dönüyor»&#8230; «Herkese eşit hak» öğretisinin zehiri —Hristiyanlık bunu en temel biçimde yaymıştır; Hristiyanlık, insan ile insan arasındaki her türlü derin saygı ve mesafe duygusuna karşı, yani kültürün her türlü yükselme ve büyümesinin önkoşuluna karşı, kötü içgüdülerin en gizli köşebucağından çıkarak, ölümüne bir savaş vermiştir, —kitlelerin ressentiment&#8217;ını döve döve, baş silahını biçimlendirmiştir, bize karşı, yeryüzündeki her türlü soyluluğa, neşeliliğe, yüce yürekliliğe karşı, bizim yeryüzü mutluluğumuza karşı&#8230; Kabul edelim ki bu Petrus ve Paulus&#8217;un «ölümsüzlükleri, soylu insanlığa karşı o zamana dek girişilmiş en büyük, en alçakça saldırıydı. —Ve Hristiyanlıktan çıkarak, politikaya dek sızmış bu yazgıyı da küçümsemeyelim! Bugün hiçkimsenin cesareti yok, özel haklara sahip olmak için, egemenlik hakları için, kendisi ve kendi eşitleri karşısında derin saygı duyguları için—bir mesafe tutkusu için ortaya çıkmağa. Politikamız bu cesaret yoksunluğu yüzünden hasta haldedir!—Düşünüş biçimi aristokrasisi, ruhların eşitliği yalanı yoluyla, yeraltının en altına gömülmüştür; ve «çoğunluğun hakkı»na inanç, devrimler yapmış ve daha da yapacaksa, hiç kuşkumuz olmasın, Hristiyanlıktır, Hristiyanca değeryargılandır, her devrimi salt kan ve suçluluğa çeviren! Hristiyanlık, her türlü sürünenlerin, yüksekliği olanlara karşı başkaldırısıdır: «düşkünler »in Evangelium&#8217;u, düşkünleştirir&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">44.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Evangelium&#8217;lar, daha ilk topluluk içindeki dayanılmaz yozlaşmanın tanıkları olarak paha biçilmez değer taşırlar. Paulus&#8217;un sonradan bir haham mantıkçı kinikliğiyle ucuna götürdüğü süreç, gene de, Kurtarıcı&#8217;nın ölümüyle başlayan düşüş süreciydi yalnızca. —Bu Evangelium&#8217;ları okurken yeteri kadar dikkatli olamıyor kişi; her sözcüğün ardında zorluklar yatıyor. İtiraf ediyorum. Bana karşı şu söylenebilir : bunlar, tam da bu özellikleriyle, bir psikolog için birinci sınıf zevk kaynaklarıdır, —her türlü safdil yozlaşmanın karşıtı olarak, psikolojik yozlaşmanın par excellence incelmişlikleri, sanatlaşmaları. Evangelium&#8217;lar, benzersizdir. Genel olarak İncil, hiçbir karşılaştırma kaldırmaz. Karşınızda Yahudiler var: ilk bakış açısı bu, burada ipin ucunu hepten kaçırmamak için. Burada «kutsal» hale gelen dehalaşmış kendini çarpıtma, bu kitaplar ve insanlar arasında başka hiçbir yerde yaklaşık olarak bile ulaşılmamış, sanat olmuş sözcük ve davranış kalpazanlığı, herhangi bir bireysel yeteneğin, herhangi bir istisnai mizacın rastlantısı değildir. Burada ırk vardır. Kutsal bir biçimde yalan söyleme sanatı olarak Hristiyanlıkta, bütün Yahudilik, yüzlerce yıllık özenli, ciddi Yahudi uğraşısı ve becerisi, son ustalık düzeyine ulaşır. Hristiyan, yalanın bu ultima ratio&#8217;su, bir kere daha Yahudidir —hatta üç kere kendisi&#8230; Yalnızca, rahibin pratiğinde kanıtlanmış kavramları, simgeleri, tavırları uygulama konusunda temelden bir istem, başka her türlü pratiği, başka her tür değer ve yararlılık perspektifini içgüdüsel olarak reddetmek —bu yalnızca gelenek değildir, bu kalıtımdır: ancak kalıtım olmasıyla, doğa gibi bir etkilemede bulunabilirdi. Bütün insanlık, hem de en iyi çağların en iyi kafaları —(biri dışında, ama belki de o salt bir insan &#8211; dışıdır—) aldandılar. Evangelium, masumluk kitabı olarak okundu&#8230; : burada ne denli ustalıkla oyun oynandığının hiç de küçük bir nişanesi değil bu. —Tabiî ki, bunları, şöyle gelip geçerken bile olsa, görebilseydik, bütün bu harika böcekleri ve uydurma azizleri, işleri tabiî ki hemen biterdi, —ve tam da bu yüzden, ben, her okuduğum sözcükte bir tavır görmeden edemediğimden, onların işini bitiriyorum&#8230; Hiç dayanamadığını da, bunların bir biçimde gözlerini şöyle kocaman kocaman açmaları. —Bereket versin büyük çoğunluk için kitapla yalnızca edebiyattır — — Aldanmamak: «yargılamayın» derler, ama yollarında duran herşeyi cehenneme gönderirler. Tanrının yargılamasını sağlayarak, kendileri yargılarlar; tanrıyı yüceltmekle, kendilerini yüceltirler; tam da kendi elde edebilecekleri —dahası, ayakta kalmak için gereksedikleri— erdemleri teşvik etmek1e, kendilerine erdem uğruna güreşiyorlar, erdemin egemenliği için savaşıyorlar görünümünü verirler. «Biz iyi için yaşıyoruz, ölüyoruz, kendimizi kurban ediyoruz» («hakikat» için, «ışık» için, «tanrının melekutu» için) : Aslında yaptıkları, yapmadan edemeyecekleridir. Ödlekçe tarzlarıyla sinerken, köşeye çekilirken, gölgelerde gölgeler gibi yaşayıp giderken, bunu bir ödev haline sokarlar : ödev olarak görülünce, yaşamları alçakgönüllü gibi gözükür, alçakgönüllülük olarak da erdemliliklerinin bir kanıtı olur&#8230; Ah, bu alçakgönüllü, iffetli, iyi yürekli yalancılık! «Bizim tanıklığımızı erdemin keıdisi yapar»&#8230; Evangelium&#8217;lar, ahlak aracılığıyla ayartılma kitapları olarak okunmalıdır: ahlak, bu küçük adamlarca iyice bir cilalanır, —bunlar iyi bilirler ahlakla ilgili nasıl davranılması gerektiğini! İnsanlık, ahlakla, en iyi burnundan çekerek götüıülür! —Gerçek şu ki, burada en bilinçli seçilmişlik kendini beğenmişliği, alçakgönüllülük rolünü oynamaktadır: kendileri, «topluluk», «iyiler ve haklılar», toptan bir yana, «hakikat»ın yanına konur —ve geri kalan da, «dünya» da, öteki yana&#8230; Bu, yeryüzünde şimdiye dek ortaya çıkmış en alınyazıcı büyüklük vehmidir: küçük, çarpık böcekler ve yalancılar, başlarlar «tanrı», «hakikat», «ışık», tin», «sevgi», «bilgelik», «yaşam» kavramlarına sanki kendilerinin eşanlamlılarıymış gibi sahip çıkmağa; bu yolla da «dünya»yı kendi karşılarında sınırlandırmağa; küçük, en büyük olma şişkinliğindeki, her türden tımarhane için biçilmiş kaftan Yahudiler, değerleri kendi etraflarında tersine çevirdiler, sanki Hristiyan, geri kalan herşey için ilkin anlam, tuz-biber, ölçüymüş, hem de herşeyin en son yargılayıcısıymış gibi&#8230; Bütün bu alınyazıcı durumu olanaklı kılan, dünyada akraba, ırktan akraba bir büyüklük vehminin zaten bulunmasıdır, Yahudi büyüklük vehminin : Yahudiler ile Yahudi-Hristiyanlar arasındaki uçurum açılır açılmaz, berikilerin elindeki tek seçenek, Yahudi içgüdüsünün öğütlediği kendini koruma işlemlerinin aynılarını, Yahudilerin kendilerine karşı uygulamaktı, halbuki Yahudiler bunları o zamana dek yalnızca Yahudi olmayanlara karşı uygulamışlardı. Hristiyan, yalnızca, «daha özgür» itikatlı bir Yahudidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">45.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Bu küçük adamların kafalarına taktıklarından, Usta&#8217;larının ağzına soktuklarından bir-iki örnek veriyorum: hepsi de «güzel ruhlar» ın itiraf ları.— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><sup>1</sup></strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Neresi sizi kabul etmezse, ve sizi dinlemezlerse, oradan çıkarken ayaklarınızın altındaki tozu onlara şehadet olsun diye silkin. Derim size, doğrusu, yargı gününde Sodom Ve Gomorrha&#8217;nın durumu bu şehirden daha çekilir olacaktır.» (Mark. 6,11)<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><sup>2</sup></strong> —Ne kadar da Evangelium&#8217;ca !&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Bana iman eden bu küçüklerden birini kim sürçtürürse, boynuna büyük bir değirmen taşı takılıp denize atılması kendisi için daha iyidir.» (Mark. 9, 42) —<em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ne </em>kadar, da Evangelium&#8217;ca!&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Eğer gözün sürçmene sebep oluyorsa, onu çıkar; senin için bir gözün olarak Allah&#8217;ın melekûtuna girmek, iki gözün olarak cehenneme atılmaktan iyidir; orada onların kurdu ölmez, ve ateşi sönmez.» (Mark, 9, 47 [48])—Kastedilen de göz değil&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Doğrusu size derim: Burada duranlardan bazıları vardır ki, Allah&#8217;ın melekûtunun kudretle geldiğini görmeden, ölümü hiç tatmayacaklardır.» (Mark. 9, 1) — İyi yalan salladın, Aslan&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Bir kimse arkamdan gelmek isterse, kendisini inkâr etsin, ve haçını yüklenip ardımdan gelsin. Çünkü&#8230; (Bir psikologun dipnotu. Hristiyan ahlakı çünkü&#8217;leriyle çürütülebilir: onun «temelleri»ni çürütmek —Hristiyancası da bu.) Mark. 8, 34 [35]<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><sup>3</sup></strong>.—</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Hükmetmeyin ki, hükmolunmayasınız. [Çünkü ne hükümle hükmederseniz, onunla hükmolunacaksınız;] ölçtüğünüz ölçü ile de size ölçülecektir.» (Mark, 7, 1)—«Hakkaniyetli» bir hakimin ağzından geldiğine göre, ne de hak kavramı ya!&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Çünkü eğer sizi sevenleri severseniz, ne karşılığınız olur? Vergi mültezimleri<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><sup>4</sup></strong> de. öyle yapmıyorlar mı? Ve yalnız kardeşlerinizi selamlarsanız, fazla ne yapmış olursunuz? Mültezimler de öyle yapmıyorlar mı?» (Matta. 5, 46) —«Hristiyanca sevgi» ilkesi: sonunda karşılığında iyi bir de fiyat ister&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Fakat siz insanlara suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da sizin suçlannı bağışlamaz.» (Matta. 6, 15) —Bu adı geçen «Baba» da pek tavizkâr doğrusu&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Fakat önce onun melekûtunu ve salâhını arayın; ve bütün bu şeyler size artırılacaktır.» ([Matta. 6, 33]) Bütün bu şeyler: yani yiyecek, giyecek, yaşamın bütün gereksinimleri. Bir yanılgı olsa gerek burada, en hafifinden söylendikte&#8230; Hemen peşinden de tanrı terzi olarak belirir, en azından bazı durumlarda&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«O günde sevinin ve sevinçten sıçrayın; çünkü, işte, gökte karşılığınız büyüktür; çünkü, onların babaları da peygamberlere böyle ederlerdi.» ([Luka. 6, 23]). Utanmaz molozlar! Hemen peygamberlere benzetmeğe başlıyorlar kendilerini&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Bilmez misiniz ki Allahın mabedisiniz, ve Allanın Ruhu sizde durur? Eğer bir kimse Allahın mabedini bozarsa, Allah onu bozacaktır; çünkü Allahın mabedi mukaddestir; o mabet sizsiniz.» (Pavlus I Korint. 3, 16). —Böyle birşeyi yeterince horgörmek elinden gelmiyor kişinin&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Yahut mukaddeslerin dünyaya hükmedeceklerini bilmez misiniz? Ve eğer dünya sizin tarafınızdan hükmolunursa, en küçük şeyleri hükmetmeğe liyakatsiz misiniz?» (Pavlus I Korint. 6, 2). Ne yazık ki salt bir tımarhane kaçkınının sözleri değil bunlar&#8230; Bu korkunç düzenbaz şöyle sürdürüyor sözlerini: «Meleklere hükmedeceğinizi<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><sup>5</sup></strong> bilmez misiniz? bu hayata ait şeyler nerede kalır?»&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«[Hikmetçi nerede? Yazıcı nerede? Bu dünyanın bahsedicisi nerede?] dünyanın hikmetini Allah akılsızlığa döndürmedi mi? Zira madem ki dünya Allahın hikmetinde kendi hikmetile Allahı bilmedi, Allah iman edenleri vâzın akılsızlığı ile kurtarmağa razı oldu. [...Zira davetinize bakın ey kardeşler;] bedene göre hikmetliler, çok kuvvetliler, çok asilzadeler davet olunmamıştır; fakat Allah, hikmetlileri utandırmak için, dünyanın akılsız şeylerini seçti; ve Allah, kudretli şeyleri utandırmak için, dünyanın zayıf şeylerini seçti; ve Allah olan şeyleri iptal etmek için, olmıyan şeyleri, dünyanın âdi ve hor görünen şeylerini, seçti; şöyle ki, beşerden hiçbiri Allahın huzurunda övünmesin.». (Pavlus I Korint l, 20-29) —Bu parçayı, şandala ahlakının bu birinci sınıf tanıklığını anlamak için, benim <em style="mso-bidi-font-style: normal;">Ahlakın Soykütüğü </em>adlı kitabımın birinci denemesi okunmalıdır: orada ilk kez, soylu bir ahlak ile ressentiment&#8217;dan ve güçsüz bir kinden doğan şandala ahlakı arasındaki karşıtlık günışığına çıkarılmıştır. Paulus, kin havarilerinin en büyüğüdür&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">1…Nietzsche&#8217;nin Yeni Ahit alıntılarını,<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Kitabı Mukaddes Şirketi</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">çevirisinden veriyorum (istanbul, 1958). Nietzsche&#8217;nin arada atladığı tümce ve gönderileri köşeli ayraçlarla belirtiyorum. Metinle ilglili açımlamalar cildin sonundaki Çevirenin Notlarında sürdürülmektedir.</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">2…Şirket çevirisinde ikinci tümce atlanmış (s. 41, sû. 1).</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">3…«Çünkü»nün devamı şöyle : «&#8230;kim canını kurtarmak isterse, onu zayedecektir [yitirecektir]; ve kim benim ve incilin uğrunda canını zayederse, onu kurtaracaktır.»</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">4…«Mültezimler» için Şirket çevirisi şu açıklamayı veriyor : «Ecnebi hâkimler olan Romalılar için vergi toplayan Yahudiler»; ancak, ikinci «mültezimler» yerine «putperestler» diyor (Aim. Zöllner, İng. publicans).</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">5…Aslında, «hükmedeceğimizi».</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">46.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Buradan nasıl bir sonuç çıkıyor? Kişi Yeni Ahit&#8217;i okuyacaksa, eldiven giymesi iyi olur, sonucu. Bunca kirliliğin yakınında bulunmak, neredeyse zorunlu kılıyor bunu. «İlk Hristiyanlar»ın çevrelerinde bulunmayı seçmezdik pek, tıpkı Polonya&#8217;lı Yahudileri seçmeyeceğimiz gibi: bunlara karşı yalnızca tek bir itirazımızın bulunması gerektiğinden dolayı da değil&#8230; İkisi de iyi kokmuyor da, ondan. —Yeni Ahit&#8217;te canayakın olabilecek tek bir çizgi aradım; boşuna —bunda, özgür, iyilikli, açık yürekli, doğru-dürüst olabilecek hiçbirşey yok. insanlık burada daha ilk başlangıcına bile ulaşmamış, temizlik içgüdüsü eksik&#8230;Yeni Ahit&#8217;te yalnızca kötü içgüdüler vardır, bu kötü içgüdülerle ilgili bir cesaret bile yoktur. Herşey korkaklık, herşey görmezlikten gelme ve kendini aldatmadır burada. Yeni Ahit&#8217;i okuduktan sonra, başka her kitap temiz gelir kişiye : bir örnek vermek için söyleyeyim, Paulus&#8217;tan hemen sonra, o en yürekli, üstyürekli alaycı Petronius&#8217;u okudum, kendimden geçerek; onun için, Domenico Boccaccio&#8217;nun Parma Prensi&#8217;ne yazdığı mektupta Sezar Borjiya için söylediği söylenebilir: «etutto festo» —ölümsüzce sağlıklı, ölümsüzce neşeli ve nasibi bol&#8230;Bu küçük böcekler çünkü hesaplarını en önemli noktada yanlış yapıyorlar. Saldırıyorlar, oysa onların saldırdığı herşey; tam da bu yüzden, önemini belli ediyor. Bir «İlk Hristiyan», saldırdığı birisini kirletemezdi&#8230; Oysa tersi: «İlk Hristiyanlar»ın karşı çıktığı birisi olmak, bir şereftir. Kişi Yeni Ahit&#8217;i, içinde kötü gösterilenleri canayakın bulmadan okuyamıyor, —yüzsüz bir yelleyicinin «budalalık vaazı»yla boşuna horlamağa çalıştığı «bu dünyanın bilgeliğini hiç saymasak bile&#8230; Hatta Ferisiler ve Yazıcılar bile bu karşı çıkıştan paylarını alıyorlar: böylesine aşağılık bir nefrete konu olduklarına göre, herhalde birşeylere değerdiler. Gösterişlilik —bu, «İlk Hristiyanlar»ın yapabilecekleri bir itirazdı doğrusu! —Bu başkaları, önünde sonunda, ayrıcalıklılardı: bu yeterdi, sandala nefreti başkaca bir neden gereksemezdi. «İlk Hristiyan» —korkarım, benim bile belki görebileceğim «son Hristiyan» da— ayrıcalıklı olan herşeye içgüdüsel olarak başkaldırandır, —hep «eşit haklar» için yaşar, savaşır!&#8230; Dikkatli bakılınca, başka seçeneği de yoktur. Kişi kendisi için «tanrının seçilmişi» olmayı —ya da «tanrının tapınağ»ı olmayı, ya da «meleklerin hükmedicisi» olmayı— istemişse, o zaman başka her türlü seçkinlik ilkesi; örneğin nasiplilik açısından, tin zenginliği, erkeklik ve gurur açısından, yürek güzelliği ve özgürlüğü açısından, kısaca «dünya» açısından seçkin olmak, — kendi başına kötüdür&#8230;Çıkarılacak ders : bir «ilk Hristiyan»ın ağzından çıkan her söz, yalandır; bulunduğu her eylem içgüdüsel bir sahteliktir, —bütün değerleri, bütün erekleri zararlıdır, oysa, kimden nefret ediyorsa, neden nefret ediyorsa, o, değerlidir&#8230;Hristiyan, özellikle rahip Hristiyan, bir değerlilik ölçütüdür — Artık söylemem gerekir mi bilmem: bütün Yeni Ahit&#8217;te, saygı duyulması gereken tek bir kişi vardır. Pilatus, Romalı yönetici. Bir Yahudi pazarlığını ciddiye almak —buna yanaşmadı hiç. Bir Yahudi fazla, bir eksik —ne çıkardı bundan?&#8230;«Hakikat» sözcüğünün utanmazca kötüye kullanılışı karşısında Romalının soylu alayı, Yeni Ahit&#8217;e değeri olan tek sözünü kazandırmıştır, —bu, onun eleştirisi, hatta yokedilişidir: «Neymiş ki hakikat!»&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">47.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— Bizi ayırdeden, ne tarihte, ne doğada, ne de doğanın arkasında herhangi bir tanrı bulmamamız değildir, —tanrı diye saygı duyulanı, «tanrısal» birşey olarak değil, açması birşey, saçma birşey, zararlı birşey olarak duymamızdır, yalnızca işlenmiş bir hata olarak değil, yaşama işlenen bir suç olarak duymamız&#8230; Tanrıyı tanrı olarak yadsıyoruz. Bize birisi Hristiyanların bu Tanrısını kanıtlasaydı, ona daha da az inanırdık. —Formüle edersek: deus qualem Paulus creavit, dei negatio. —Hristiyanlık gibi bir dinin, hiçbir noktasında gerçekliğe dokunmayan, gerçeklik tek bir noktada bile söz hakkı elde edince de hemen düşüp kalan bir dinin, anlaşılacağı gibi, «dünya bilgeliği»nin, yani bilimin ölümüne düşmanı olması gerekir, —tinin yetiştirilmesini, tinin vicdan konusu olan işlerde yalın ve kesin olmasını, tinin soylu serinkanlılığı ve özgürlüğünü, zehirlenmiş, karalanmış, gözden düşmüş kılabilecek her aracı onaylıyacaktır. Bir buyruk olarak «inanç», bilime karşı bir vetodur, —in praxi olarak da; ne pahasına olursa olsun, ama yalan olsun&#8230; Paulus, yalanın —«inanç»ın gerekli olduğunu kavramıştı; Kilise de sonradan Paulus&#8217;u kavradı. —Paulus&#8217;un icadettiği şu «tanrı», «dünya bilgeliği»ni (dar anlamda, her türlü batıl inancın en büyük iki karşıtını, filoloji ve tıbbı) «rezil-rüsfa eden» tanrı, aslında Paulus&#8217;un bu konudaki kararlılığıydı: kendi istemine «tanrı» demek, thora, en eski Yahudicedir. Paulus «dünya bilgeliği»ni rezil-rüsfa etmek istemektedir : düşmanları, İskenderiye&#8217;de yetişmiş iyi filologlar ve hekimlerdir—; onlara savaş açar. Sahiden de, kişi filolog ve hekim olup da, aynı zamanda Deccal olmadan edemiyor. Çünkü, filolog olarak «kutsal kitaplar»ın ardına bakıyor, hekim olarak da tipik Hristiyanın fizyolojik çarpıklığının ardına&#8230; Hekim «iflah olmaz» diyor; filolog da, «düzenbazlık»&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">48.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—İncil&#8217;in başında duran ünlü öykü sahiden anlaşıldı mı acaba, —tanrının bilim karşısındaki cehennem korkusunun öyküsü?&#8230; Anlaşılmadı. Bu rahip kitabı par excellence, bilindiği gibi, rahibin büyük iç sıkıntısıyla başlar : onun için yalnızca tek bir büyük tehlike vardır, dolayısıyla «tanrı» için de tek bir büyük tehlike vardır.—</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Yaşlı Tanrı, tümüyle «tin», tümüyle yüce rahip, tümüyle yetkin, bahçesinde zevk-ü safa gezisindedir: ama, canı sıkılıyordur. Can sıkıntisıyle Tanrılar bile başedemez. Ne yapsın? İnsanı icadeder,—insan eğlendiricidir&#8230; Ama, gelin görün ki, bu kez de insanın canı sıkılmağa başlar. Tanrı bütün cennetlerin tek derdi konusunda son derece anlayışlıdır: hemen başka hayvanlar yaratır. Tanrının ilk hatası: İnsan için hayvanlar eğlendirici değildir,—onlar üzerinde egemenlik kurar, kendisi «hayvan» olmaya yanaşmaz. —O zaman da tanrı kadını yaratır. Ve sahiden de, işte, artık can sıkıntısının sonu gelmiştir,—ama başka şeylerin sonuyla birlikte! Kadın, tanrının ikinci hatasıdır. —«Kadın, özü bakımından, yılandır; Heva&#8217;dır»— bunu her rahip bilir; «dünyadaki bütün belalar kadından gelir» —bunu da bilir her rahip. «Demek ki, bilim de ondan gelir»&#8230; İlkin kadından öğrenir insan, Bilgi Ağacı&#8217;nın meyvesinin tadını. —Ne olmuştur? Yaşlı tanrıyı bir cehennem korkusu sarar. İnsanın kendisi onun en büyük hatası olmuştur; kendine bir rakip yaratmıştır; bilim, tanrısallaştırır, —insan bilimsel hale gelince, rahiplerin ve tanrıların sonu gelir! —Çıkarılacak ahlak dersi: Bilim, kendi başına yasak olandır, —tek yasak odur. Bilim, ilk günahtır; bütün günahların tohumudur, kaynaktaki kalıtsal günahtır. Yalnızca budur ahlak. — «Bilmeyeceksin»: —bütün gerisi bundan sonuç olarak çıkar. Tanrının cehennem korkusu, onun kurnazlığını: önlemedi. Bilime karşı kendisini nasıl savunmalı? Uzun süre, ana sorunu bu oldu. Yanıt: İnsanı kov gitsin cennetten! Mutluluk, aylaklık, düşünce üretir, —bütün düşünceler kötü düşüncelerdir&#8230;İnsan düşünmemelidir. —Ve «Kendi Başına Rahip», dertleri icadeder, her türlü sefaleti, yaşlılığı, güçlüğü, özellikle hastalığı icadeder, —hepsi bilime karşı savaşım araçları! Dertler, insanın düşünmesine izin vermez&#8230;Ve bütün bunlara rağmen! heyhat! bilgi yapıtı kule. olur yükselir, gökleri kuşatır, tanrıların sonunu haber vermeğe başlar, —ne yapmalı! —Yaşlı tanrı, savaşı icadeder, halkları birbirinden ayırır, insanların biribirlerini karşılıklı olarak yoketmelerini sağlar (—rahipler için savaş her zaman gerekli olmuştur&#8230;). Savaş, başka şeyler yanında, bilim barışını da bozan birşeydir! —Ama, inanılası değil! Bilgi, rahipten bağımsızlaşma, savaşa rağmen artmaktadır. —Ve son bir karar verir yaşlı tanrı: «İnsan bilimsel oldu çıktı, — başka çare yok, onu sulara boğup gidermek gerek!&#8230;»</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">49.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Anlaşılıyorum herhalde, İncil&#8217;in başlangıcı, rahibin bütün psikolojisini içerir —Rahip tek bir büyük tehlike bilir: bu, bilimdir— nedenler ile etkilerin sağlıklı bir kavranması. Ama bilim, ancak mutlu koşullarda yetişir, —kişinin zamana; çarçur edebilecek kadar bol tine gereksinimi vardır, «bilmek» için&#8230; «öyleyse, insanı mutsuz kılmak gerek, —bu, rahibin bütün zamanlardaki mantığı olmuştur. —Hemen sezinleniyor, bu mantığa göre neyin en başta dünyaya sokulması gerektiği: —«günah»&#8230; Suç ve ödek kavramı, bütün «ahlaksal dünya düzeni», bilime karşı icadedilmiştir, —insanın rahipten kurtulmasına karşı&#8230; insan dışarıya değil, kendi içine bakmalıdır; zeki ve dikkatli bir biçimde öğrenen olarak, çevresindeki şeyleri görmemelidir, aslında hiç görmemelidir: acı çekmelidir&#8230; Ve öylesine acı çekmelidir ki, hep rahibi gereksesin. —Defedin hekimleri! Gerekli olan Mesihtir.—Suç ve ödek kavramı, «esirgeme», «kurtarma», «bağışlama» öğretisiyle birlikte —hiçbir psikolojik gerçekliği olmayan, boydan boya yalanlar —hepsi, insanın neden duyusunu yıkmak için icadedilmiştir —neden ve etki kavramına saldırıdır bunlar! —Ve yumruklu bir saldırı değil, bıçaklı, nefretinde ve sevgisinde dürüst bir saldırı değil! Tersine, en korkak, en kurnaz, en alçak içgüdülerin saldırısı! Bir rahip saldırısı! Bir asalak saldırısı! Uçuk benizli yeraltı kan emicilerinin vampirliği!&#8230; Bir eylemin doğal sonuçları «doğal» olmaktan çıkıp, batıl inancın hayalet kavramları yoluyla, «tanrı» yoluyla, «tinler», «ruhlar» yoluyla ortaya çıkarılmış diye, salt «ahlaksal» sonuçlar olarak, ödül, ödek, yol gösterme eğitme araçları olarak düşünülmeğe başlanınca, bilginin koşulları yıkılır, — insanlığa karşı en büyük suç işlenmiş olur. Günah, bir kez daha söyleyelim, bu, insanın kendini aşağılamasının par excellence biçimi, bilimi, kültürü, insanın her türlü yücelme ve soylulaşma durumlarını olanaksız kılmak için icadedilmiştir; rahip, günahı icadederek, egemen olur.—</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">50.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Burada, tam da «inananlar»ın kendilerine yarayabilecek bir «inanma», bir «inananlık» psikolojisi geliştirmekten dolayı kendimi bağışlıyorum. Bugün hâlâ, «inançlı» olmanın — ya da bir décadence&#8217;in, kırık bir yaşam isteminin simgesi olmanın— ne denli namussuzluk olduğunu bilmeyenler varsa, yarın öğrenecekler bunu. Benim sesim ağır işitenlere bile ulaşır. —öyle<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"> </strong>gözüküyor ki, yanlış işitmemişsem, Hristiyanlar arasında bir tür doğruluk ölçütü var; buna da «kuvvetlilik kanıtı» deniyor. «İnanç mutluluk verir, demek ki doğrudur.» —Burada yapılacak ilk itiraz, tam da mutlanmanın, kanıtlanan değil, vaadedilen birşey olduğu: «inanma» koşuluna bağlanmış mutluluk, —kişi mutlu olmalıdır — çünkü inanmaktadır&#8230;Ama, rahibin inanana vaadettiklerinin, hiçbir denetimin ulaşamayacağı «öte»de sahiden ortaya çıkacağını nasıl kamtlamalı? —Sözümona «kuvvetlilik kanıtı», öyleyse, inanma için vaadedilen etkinin ortaya çıkmazlık etmeyeceği üzerine, yine, bir inançtır. Formüle edersek: «İnanıyorum ki, inanç mutlu kılar; —demek ki, doğrudur.» —Ama bununla iş bitti bile. Bu «demek ki», bir doğruluk ölçütü olarak absurdum&#8217;un ta kendisi olurdu. —Ama, biraz esnek davranalım, varsayalım ki mutlu kılınma inanç yoluyla kanıtlanmış olsun — yalnızca arzulanmış, yalnızca bir rahibin biraz kuşkulu ağzıyla vaadedilmiş olmasın mutluluk —teknik adıyla haz, herhangi bir biçimde doğruluk kanıtı olabilir mi? Öylesine olamaz ki, «ne. doğrudur» sorusu üzerine haz duyumları da söz sahibi olunca, bu neredeyse karşıt bir kanıt oluşturur, en azından da «doğruluk» konusunda güçlü bir kuşku uyandırır. «Haz» kanıtı, ancak «haz» için bir kanıttır, —başka birşey değil; dünyanın neresinden çıkıyor ki, doğru yargılar yanlışlardan daha çok hoşnutluk yaratsınlar, ve bir önceden kurulmuş uyuma uyarak, yanlarında zorunlu olarak haz duyguları getirsinler? —Bütün kesin, derin yapılı tinlerin deneyimi bunun tersini söyler. Kişi, atacağı her doğruluk adımı için, kendisiyle savaşmak zorundadır; yüreğinin, yaşam sevgisi ve güveninin bağlı olduğu herşeyi buna feda etmek zorundadır. Bu da ruh büyüklüğü gerektirir: doğruluğa hizmet, en güç iştir. —öyleyse, tinsel konularda dürüst olmak ne demektir? Kişinin kendi yüreğine karşı sert olması, kişinin «güzel duygular»! horgörmesi, kişinin her Evet ve Hayır&#8217;ı bir vicdan işi yapması! — —— inanç mutluluk verir: demek ki, yalan söyler&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">51.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">İnancın belirli koşullarda mutluluk vereceği, bir sabit fikirden çıkan mutluluğun, mutluluktur diye çıktığı fikri doğru kılmayacağı, inancın gerçi dağları yerinden oynatamayacağı, ama önceleri dağ olmayan yerlere dağlar kondurabileceği : bir tımarhanede yapılacak kısa bir gezinti bu konulara yeterince açıklık getirir Tabiî ki bir rahip için değil: çünkü o, içgüdüsüyle, hastalığın hastalık, tımarhanenin de tımarhane olduğunu, yadsır. Hristiyanlığın hastalığa gereksinimi vardır, nasıl ki Grekliğin bir sağlık fazlalığına gereksinimi vardı, — hastalandırmak, Kilise&#8217;nin iyileştirme işlemlerinin bütün dizgesinin sahici artniyetidir. Ve Kilise&#8217;nin kendisi de —:bu, en son ülkü olarak, katolik tımarhane değil mi? —Bütün yeryüzü tek bir tımarhane? —Dindar insan, Kilise&#8217;nin istediği biçimiyle, tipik bir décadent&#8217;tir; bir halk üzerinde dinsel bir bunalımın ortaya çıktığı her zaman dilimi, hep, sinir hastalıklarının yaygınlaştığı dönemlerdir; dindar insanın «iç dünyası», aşırı heyecanlanmış ve bitkinleşmiş insanın «iç dünyasına karıştırılacak ölçüde benzer; Hristiyanlığın değerlerin en değerlileri diye insanlığın tepesine astığı durumlar, saralılığın biçimleridir. —Kilise yalnızca delileri yada büyük dolandırıcıları in majorem dei honorem aziz ilan etmiştir&#8230; Bir kez, Hristiyanlığın bütün nedamet getirme ve felaha erme training&#8217;ine (bu bugün en iyi biçimiyle İngiltere&#8217;de incelenebilir) yöntemli olarak yaratılmış bir folie circulaire denebileceğini belirtmiştim, tabiî ki, buna zaten hazır, yani temelden hastalıklı bir toprak üzerinde. Kimsenin elinde değildir, Hristiyan olmak: kişi, Hristiyanlığa «döne»mez, —bunun için önce yeterince hastalanması gerekir&#8230; Biz ötekiler, sağlık için ve horgörü için cesaret sahibi olanlar, biz acaba ne denli horgörmeliyiz bedeni yanlış anlamayı öğreten bir dini! ruhla ilgili batıl inancı elinden bırakmak istemeyen bir dini! yetersiz beslenmeyi bir «yararlılık» haline getiren! sağlıklılıkla, bir tür düşman, şeytan, ayartılmış gibi savaşan! kişinin kadavralaşmış bir bedende «yetkin bir ruh» taşıyabileceğine; bunun için de yeni bir «yetkinlik» kavramını, bir benzi uçuk, hastalıklı, budalaca gayretkeş varlık tarzını, sözümona «kutsanmışlığı» —kendisi de yoksullaştırılmış, sinir sistemi bozulmuş, iflah etmezcesine yozlaştırılmış bedenin yalnızca bir hastalık belirtisi dizisi olan kutsanmışlığı— edinmesi gerektiğine kendini inandırmış bir dini!&#8230; Hristiyan hareket, bir Avrupa hareketi olarak, her türden atıkların ve artıkların toplu hareketidir: (—bunlar, Hristiyanlık aracılığıyla güce ulaşmak istemektedirler). Bu hareket, bir ırkın batışını dilegetirmez; her yandan biraraya gelerek kendilerini arayan décadence biçimlerinin bir yığınsal oluşumudur. İnanıldığı gibi, Hristiyanlığı olanaklı kılan, eskilerin, soylu eskilerin yozlaşmaları değildir: bugün bile hâlâ böylesi bir kanıyı ayakta tutan öğrenim görmüş budalalığa da ne kadar karşı çıkılsa yeridir. Hastalıklı, yoz sandala kesimleri bütün Imperium içinde hristiyanlaşmaktayken, tam da karşıt tip, soyluluk, en güzel ve en olgun biçimiyle ortadaydı. Çoğunluk egemen oldu; Hristiyan içgüdülerinin demokratikçiliği zafer kazandı&#8230; Hristiyanlık «ulusal» değildi, ırk temelli değildi, —yaşamın her türden bozuk kalıtımlılarına hitap ediyordu, müttefikleri heryerdeydi. Hristiyanlık, temelden hastalıklı olanların rancune&#8217;unu, sağlıklılara karşı, sağlıklılığa karşı yönlendirmiştir. Nasipli, . gururlu, yürekli ne varsa, herşeyden önce de güzelliği, işitmek, görmek, ona acı veriyordu. Paulus&#8217;un paha biçilmez sözlerini yeniden anımsatıyorum. «Dünyanın zayıf şeylerini, dünyanın akılsız şeylerini, dünyanın âdi ve hor görünen şeylerini seçti tanrı» : buydu formül, inhoc signo zafere ulaştı décadence. — Çarmıhtaki Tanrı —bu simgenin korkunç düşünsel arkaplanı hâlâ anlaşılmıyor mu? —Ne ki acı çeker, ne ki çarmıha gerilir, o, tanrısaldır&#8230; Hepimiz çarmıha gerilmişiz, demek ki biz tanrısalız&#8230; Yalnızca biz tanrısalız&#8230; Hristiyanlık bir zaferdi, soylu bir anlayış, ona yenilip battı, —Hristiyanlık, bugüne dek insanlığın başından geçen en büyük talihsizliktir.— —</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">52.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Hristiyanlık her türden tinsel nasipliliğin de karşıtıdır, —ancak hasta akıl, Hristiyan aklı olarak onun işine yarayabilir, her türden ahmaklığın yanında yer alır, «tin»e, sağlıklı tinin superbia&#8217;sına lanet okur. Hastalık, Hristiyanlığın özünde bulunduğundan, tipik Hristiyanca durum, «inanç» da, bir hastalık biçimi olmak zorundadır. Şüphe bile bir günahtır&#8230;Rahibin psikolojik temizlikten tam yoksunluğu —bunu gözlerinin bakışı ele verir—. décadence&#8217;in bir sonuç görüntüsüdür, —histerik kadınlara, bir de, raşitik eğilimli çocuklara bakmak yeter, içgüdüsel sahteliğin, yalan söylemek için yalan söylemenin bir haz olmasının, düz bakamamanın ve düzgün adım atamamanın, nasıl décadence ifadeleri olduğunu anlamak için. «İnanç», doğru olanı bilmek istememek demektir. Pietist, iki cinsiyetli rahip de, sahtedir, çünkü hastadır: içgüdüsü, doğruluğun hiçbir noktada söz sahibi olmamasını talep eder. «Hastalandıran, iyidir; doluluktan, fazlalıktan, güçten gelen, fenadır» : böyle duyar inananlar. Yalan karşısında özgür olamama —buradan tanırım ben her önceden belirlenmiş tanrıbilimciyi —Tanrıbilimcinin bir başka göstergesi de, filolojik yetisizliğidir. Filolojiden burada, çok genel bir anlamda, iyi okuma sanatı anlaşılmalıdır, —olguları, yorumlarla sahteleştirmeyen bir anlama çabası içinde, dikkati, sabrı, inceliği yitirmeden, oldukları gibi görebilmek. Yorumda ephexis olarak filoloji: söz konusu olan, ister kitaplar, ister gazete haberleri, ister alınyazıları ya da havadurumu olguları olsun, —«ruhun sağalması»ndan hiç söz etmiş olmayalım&#8230; Bir tanrıbilimcinin» Berlin&#8217;de de olsa, Roma&#8217;da da, bir «kitap sözü »nü, ya da bir yaşantıyı yorumlaması, ya da örneğin ülkesinin hükümdarının bir zaferini Davud&#8217;un ilahilerinin yüce. aydınlığına yatırarak yorumlaması, her seferinde öylesine cüretkârcadır ki, bunun karşısında bir filologun saçını başını yolası gelir. Ya Şvabistanlı Pietistler ve başka sığırlar, kendi varlıklarının zavallı sıradanlığını ve ahır kokusunu, «tanrının eli»yle bir «kutsanmışlık», bir «takdir-i ilahi», bir «salâh tecrübesi» mucizesine dönüştürüverdiklerinde ne yapsın filolog! Dürüstlük bir yana, bunlarda en alçakgönüllü bir nebze, düşüncelilik olsaydı, bu yorumcular, tanrının el becerisini böylesine kötüye kullanmalarındaki çocuksu hilebazlığı görmek zorunda kalırlardı. Bundan da az bir nebze saygılılık sahibi olsaydık, nezlemizi iyileştiren, ya da tam fırtına patlayacakken, bizi zamanında bir arabaya yetiştiren tanrının, bize öylesine saçma bir tanrı olarak gelmesi gerekirdi ki, varolsaydı bile, kişinin onu defetmesi gerekirdi. Hademe olarak tanrı, posta memuru olarak tanrı, takvim düzenleyicisi olarak tanrı, —temelde, her türlü raslantının en budalaca türü için bir sözcük&#8230; «Tanrısal öngörü», bugün «eğitilmiş Almanya»da yaklaşık her üç insandan birinin hâlâ inandığı biçimiyle, tanrıya karşı, daha güçlüsü hiç düşünülemeyecek bir itiraz oluştururdu. Almanlara karşı bir itiraz oluşturduğu ise, kesin!&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">53.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Bir konuda şehit verilmiş olması, o konunun doğruluğu için birşey kanıtlamaktan öylesine uzaktır ki, herhangi bir şehidin herhangi bir zaman doğruluk ile herhangi bir alışverişi olduğunu yadsımak geliyor içimden. Bir şehidin doğru saydıklarını dünyanın kafasına vuruş biçimi bile öylesine düşük bir zihinsel dürüstlük düzeyi, «doğruluk» sorunu konusunda öylesine bir güdüklük dilegetirir ki, kişinin bir şehidin söylediğinin yanlış olduğunu kanıtlaması bile gerekmez. Doğruluk, birinin sahip olduğu ve bir başkasının da sahibi olmadığı birşey değildir : doğruluk konusunda olsa olsa köylüler ya da Luther türü köylü havarileri böyle düşünebilir. Şundan emin olunabilir ki, tinsel konulardaki vicdan düzeyi ne denli yüksekse, bu konulardaki alçakgönüllülük, gönüllülük, o denli büyük olacaktır. Beş şey bilmek, ve nazik bir biçimde, başka şeylerin bilgisini geri çevirmek. «Doğruluk», bu sözcüğün, her peygamberin, her mezhepçinin, her özgür tinlinin, her sosyalistin, her kilise adamının anladığı anlamıyla, küçük, en küçük bir doğrunun bulunması için bile gerekli tinsel yetişme ve kendini aşmanın daha başlangıcında olunmadığının tam bir kanıtıdır. —Şehit olarak ölmek, arada söyleyelim, tarih için büyük bir şanssızlık olmuştur: bu, baştan çıkarmıştır. Bütün ahmakların, bu arada kadınların ve halkın da çıkardığı sonuç; birisi onun uğruna öldü diye (ya da, hatta, ilk Hristiyanlıktaki gibi ölüme susamışlık-salgınları yarattı diye), bir konunun öneminin ortaya çıktığı sonucu, —bu sonuç, incelenmeye, inceleyici ve dikkatli tine, ölçülmez derecede ket vurmuştur. Şehitler, doğruluğa zarar vermişlerdir. Bugün bile, en sıradan tarikatçılığın saygın bir san elde etmesi için tek bir kaba kovuşturmaya uğraması yetiyor. —Ne yani? birisi onun için yaşamı terkediyor diye, birşeyin değerinde bir değişiklik mi meydana geliyor? —Saygın hale gelmiş bir yanılgı, bir ek ayartıcı etki kazanmış bir yanılgıdır : sanıyor musunuz ki, siz Tanrıbilimci Efendiler, yalanlarınız için şehitler yaratmanıza izin vereceğiz? —Bir konunun geçerliğini ortadan kaldırmanın yolu, onu saygıyla rafa kaldırmaktır, —tanrıbilimcileri ortadan kaldırmanın yolu da budur&#8230; Bütün kovuşturucuların dünya &#8211; tarihsel budalalıkları, tam da düşmanı oldukları konuya saygınlık görünümünü kendi elleriyle kazandırmalarıdır, —ona şehitliğin olağanüstü çekiciliğini hediye etmekle&#8230; Bugün bile, kadınlar, bir yanılgının önünde diz çöküyorlar, çünkü birisi onlara birisinin bunun için çarmıhta öldüğünü söylemiş. Ya peki çarmıh bir kanıtlama mıdır — — Bu konuda ise, tek biri var, bütün bu konularda asıl sözü söyleyen, binlerce yıldır söylenmesi gerekli sözleri söyleyen, — Zerdüşt.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Kanla işaretler yazarlar yürüdükleri yolda, ahmaklıkları da onlara öğretir ki, kişi kanla hakikati kanıtlar.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Oysa kan, en kötü tanığıdır hakikatin; kan, en saf öğretiyi bile zehirler, yürek çılgınlığına, yürek nefretine dönüştürür.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Ve birisi öğretisi için ateşin içinden geçse, —neyi kanıtlar ki bu? Çok daha önemlisi, kendi yangınından kendi öğretisinin çıkması.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">54.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Kişi aldanmaya kapılmamalı: büyük tinliler, kuşkucudurlar. Zerdüşt bir kuşkucudur. Güçlülük, tinin kuvvetinden ve üstkuvvetinden gelen özgürlük, kendini skepsis yoluyla kanıtlar. Kanılara varmış insanlar, değerlilik ve değersizlik konusunda söz konusu bile olmazlar Kanılar tutsaklıklardır. Şu, yeterince uzağı göremez; bu, kendi altını göremez : oysa değer ve değersizlik konusunda söz sahibi olmak için, kişinin beşyüz kanıyı kendi altında görmesi gerekir, — ardında görmesi gerekir&#8230; Bir tin, büyük şeyler istiyorsa; bunlara ulaşmanın yolunu da istiyorsa, zorunlu olarak kuşkucudur. Her türlü kanıdan bağımsızlık, güçlülüğe aittir, özgürce görebilmeye&#8230; Büyük tutku, bu tinin varlığının temeli ve gücü, kendi olduğundan daha aydınlık, daha despotça, onun bütün düşün gücünü eline alır; kut-dışı araçlar için bile yüreklendirir; belirli koşullarda kanılar edinmesine bile izin verir. Araç olarak kanılar: kişi birçok şeye bir kanı aracılığıyla ulaşır. Büyük tutku, kanıları kullanır, harcar; onlara boyun-eğmez, —bilir, kendisinin egemen olduğunu. —Ters taraftan : İnanma gereksinimi, herhangi bir koşulsuz Evet ya da Hayır gereksinimi, Carlyle&#8217;cılık, bir zayıflık gereksinimidir, inançlı insan, her türden «inanan», zorunlu olarak bağımlı insandır, — kendini amaç olarak koyamayan, genel olarak kendi kendinden hareketle amaç koyamayan biri, «Mümin», kendine ait değildir, o ancak araç olabilir, onun kullanılması gerekir, kendisini kullanacak birisini gerekser. Onun içgüdüsü, bir kendiliksizleşme ahlakına en büyük onuru tanır: herşey, onu bu ahlaka bağlar —kurnazlığı, deneyimi, kendini beğenmişliği. Her inancın kendisi, bir kendiliksizleşme, bir kendine yabancılaşma ifadesidir&#8230; Büyük çoğunluk için zorlanmanın; yüksek bir anlamda kölelik gibi bir kendi dışlarından onları bağlayan ve yerlerinde tutan düzenleyicinin ne denli gerekli olduğu; köleliğin de, isteme yetisi zayıf insanın, özellikle kadının serpilip başarılı olmasının ilk ve. son koşulu olduğu göz önüne getirilirse, o zaman, kanılar da, «inanç» da, anlaşılır. Kanılı insan, belkemiğini kanıda bulur. Birçok şeyi. görmemek, hiçbir konuda yansız olmamak, her konuda yandaşlık etmek, bütün değerler konusunda kesinkes ve zorunlu bir optik sahibi olmak —bunlar, böyle bir tür insanın genel olarak varolabilmesini belirleyen koşullardır. Oysa, bu koşullarda, bu tür insan, doğruluklu insanın—doğruluğun kendisinin karşıtı, düşmanıdır&#8230; inanan, neyin «doğru» olduğu neyin olmadığı sorusu için herhangi bir vicdan sahibi olmakta özgür değildir: bu noktada dürüst olsaydı, bu onun batışı olurdu Patolojik olarak belirlenmiş optiği, kanıya varmış kişiyi fanatik haline sokar —Savonarola, Luther, Rousseau, Robespierre, Saint &#8211; Simon— güçlü, özgürleşmiş tinin karşıt tipi. Ama, bu hasta tinlerin, bu kavramsal saralıların büyük gösterişlilikleri, büyük kitle üzerinde etkili olur,—fanatikler pitoresktirler, insanlık da nedenler işitmekten çok, gösteri seyretmekten hoşlanır&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">55.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Kanının, «inanma»nın psikolojisinde bir adım daha. Kanılar doğruluğun yalanlardan daha büyük düşmanları olmasın sakın, sorusunu göze alıp ortaya atışım, epeydir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">(İnsanca, Pek İnsanca, </em>s. [331]). Bu kez de karar verici soruyu soruyorum: yalan ile kanı arasında herhangi bir karşıtlık var mı? —Bütün dünya olduğuna inanıyor; ama bütün dünya daha nelere inanmıyor ki! —Herbir kanının, kendi tarihi, ilk biçimleri, denemeli yanılmalı kavranmaları vardır: önceleri uzun bir süre hiç de kanı değilken, sonradan, daha da uzun bir süre pek de kanı olmayan bir hale, en sonunda da kanı haline gelir. Acaba —kanının bu ilk kuluçkalık biçimleri arasında yalan da yok muydu? —Bu arada gerekli olan da yalnızca kişilerin değişmesiydi: Babada henüz yalan olan, oğulda kanı haline gelirdi. —Yalan dediğim de şudur: kişinin, gördüğü birşeyi görmemiş olmayı istemesi, gördüğü birşeyi öyle görmemiş olmayı istemesi: yalanın tanık önünde ya da tanıksız olması önemli değildir. En yaygın yalan, kişinin kendi kendine söylediği yalandır; başkalarına yalan söylemek, göreceli olarak ender bir durumdur. —imdi, bu görmüş olduğunu görmemiş olmayı istemek, onu öyle görmemiş olmayı istemek, herhangi bir anlamda yantutmanın neredeyse ilk koşuludur: yan tutan insan, zorunlukla yalancı hale gelir. Alman tarih yazımının bir kanısı, örneğin, Roma&#8217;nın bir despotluk yönetimi olduğu, Germenlerin de özgürlük havasını dünyaya getirenler olduğudur: bu kanıyla bir yalan arasında ne fark var? Kişi niye hâlâ şaşıyor ki, bütün yandaşlıkların, bu arada Alman tarihçilerin de, içgüdüyle, ahlakın büyük sözlerini ağızlarına almalarına, —ahlakın, bu tür yanlı insanın ona her an gereksinimi olduğundan dolayı varlığını sürdürdüğüne? — «Biz bu kanıdayız: bütün dünya önünde onu yükleniyoruz, onun için yaşıyor, onun için ölüyoruz,— kanıları olan herşeye saygı!» —Buna benzer şeyleri Antisemitlerin bile ağızlarından işittim. Tersine, Efendiler! Bir Antisemit, bir ilkeden çıkarak yalan söylüyor diye hiç de daha saygın hale gelmez&#8230; Rahipler bu konularda daha incedirler ve bir kanının kavramında ilkesel, çünkü amaç için gerekli bir yalancılığın bulunduğu itirazını gayet iyi anlayarak, bununla karşılaşınca, Yahudilerden bu yana, «tanrı», «tanrının iradesi», «tanrının vahiyi» kavramını ortaya sürme kurnazlığını göstermişlerdir. Kant bile, Kesin Buyruğu&#8217;yla, aynı yolu tuttu: bu noktada onun Akıl&#8217;ı Pratik hale geldi. —Öyle sorular vardır ki, bunların doğruluğu ve doğru olmaması konusunda karar vermek insanın elinde değildir; bütün yüksek sorular, bütün yüksek değer sorunları, insan aklının ötesindedir&#8230; Aklın sınırlarını kavramak — budur ilkin sahici felsefe&#8230; Tanrı insana niye vahiy indirdi? Tanrı gereksiz, boş bir iş yapabilir mi? insan kendiliğinden iyi ve kötünün ne olduğunu bilemez, tanrı bu yüzden ona kendi iradesini gösterdi&#8230; Çıkarılacak ders: rahip yalan söylemiyordur, —onun söz konusu ettiği şeyler üzerine «doğru» ya da «doğru değil» soruları, yalan söylemeye hiç mi hiç elvermez. Çünkü yalan söyleyebilmek için, burada neyin doğru olduğuna karar verebilmek gerekir. Oysa insan tam da bunu yapamaz; böylece, rahip tanrının sözcüsüdür sadece —Böylesine bir rahipçe akılyürütme hiç de yalnızca Yahudice ve Hristiyanca değildir; yalan söyleme hakkı ve «vahiy» kurnazlığı, rahip tipine ait bir özelliktir, décadence, rahipleri kadar putatapanların rahiplerine de (—putatapanlar, yaşama Evet diyenlerdir, onlar için «tanrı», bütün şeylerin büyük Evet&#8217;idir). —«Yasa», «tanrının iradesi», «kutsal kitap», «ilham» —hepsi yalnızca, rahibin güce ulaşmak için, gücünü ayakta tutmak için gereksediği koşulları niteleyen sözcükler,—bu kavramlar bütün rahip örgütlerinin, bütün rahipçe ya da felsefi &#8211; rahipçe iktidar kuruluşlarının temelinde yatar. «Kutsal yalan» —Konfiçyus&#8217;a, Manu Yasalar Kitabı&#8217;na, Muhammed&#8217;e, Hristiyan Kilisesine ortaktır — : Platon&#8217;da da eksik değildir. «Hakikat burada» : bu söylenince, orada bir rahip, yalan söylüyor demektir&#8230;<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">56.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Sonunda önemli olan, hangi amaç için yalan söylendiğidir. Hristiyanlıkta «kutsal» amaçların eksik olmasıdır, benim onun araçlarına itirazım. Yalnızca fena amaçlar: yaşamın zehirlenmesi, yalanlanması, yadsınması, bedenin horgörülmesi, insanın günah kavramı yoluyla değersizleştirilmesi ve kendi kendini kargışlar hale getirilmesi — dolayısıyla, araçları da fena. — Manu Yasalar Kitabı&#8217;nı tam tersi bir duyguyla okuyorum, karşılaştırılamaz ölçüde tinsel ve üstün bir yapıt, ki bunun adını İncil&#8217;inkiyle birlikte anmak bile tine karşı bir günah olurdu. Kişi hemen sezinliyor: bu kitabın ardında, içinde, gerçek bir felsefe var, yalnızca kötü kokulu bir hahamlık Ve batıl inanç Yahudiliği değil, —en şımarık psikolog bile dişine göre birşey buluyor içinde En önemlisi de, bu kitapla her türden İncil arasındaki temel fark: soylu katmanlar, filozoflar ve savaşçılardır burada, bu kitapla ellerini sürünün üstünde tutanlar; heryerde soylu değerler, bir tamamlanmışlık duygusu, yaşama bir Evet, zafer kutlayan bir kendisinden ve yaşamından hoşnutluk duygusu, — güneş parıldıyor bütün kitabın üstünde. —Hristiyanlığın konu edinerek kendi dibi bulunmaz bayağılığını saçtığı şeyler, örneğin çocuk yapma, kadın, evlilik, burada ciddiyetle, saygıyla, sevgi ve güvenle ele alınıyor. Aslında, nasıl oluyor da çocukların ve kadınların eline, içinde şu aşağılayıcı sözün bulunduğu kitabı verebiliyoruz: «fahişelik yüzünden herkesin kendi karısı ve herkesin kendi erkeği olsun : şehvet çekmektense görücüye çıkmak evlâdır»? Ve insanın doğuşu, immaculata conceptio kavramıyla Hristiyanlaştırıldıkça, yani kirletildikçe, kişi hâlâ Hristiyan olmayı sürdürebilir mi?&#8230; Manu Yasalar Kitabı&#8217;ndan başka, kadına onca incelikli ve iyilikli şeylerin söylendiği bir kitap bilmiyorum; bu yaşlı kırsakallılar ve kutsal kişiler, kadınlara karşı belki de aşılmamış nezakette bir davranış biçimine sahipler. Bir yerde, şöyle deniyor: «Kadın ağzı, kız göğsü, çocuk duası, kurban dumanı, bunlar herzamah temizdir.» Bir başka yer: «güneşin ışığından, ineğin gölgesinden, havadan, sudan, ateşten ve bir kızın nefesinden daha temiz şey yoktur.» Son bir yer —belki de. kutsal bir yalan, aynı zamanda—: «gövdenin, göbek üstündeki bütün delikleri temiz, bütün altındakiler de pistir. Yalnızca kızların bütün bedeni temizdir.»</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">57.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Kişi, Hristiyanca amacı bir kez Manu Yasalar Kitabı&#8217;nın amacıyla karşılaştırıp ölçünce, Hristiyan araçların in flagranti kut-dışılığını yakalayıveriyor, —bu kocaman amaç karşıtlığının üstüne güçlü bir ışık tutunca. Hristiyanlığı eleştirenlerin elinde değildir onu horgörülesi birşey haline sokmak. —Manu gibi bir Yasalar Kitabı, her iyi yasa kitabının izlediği yolla ortaya çıkar: uzun yüzyılların deneyimini, kurnazlığını ve deneysel ahlakını özetler; defteri kapatır, artık birşey yaratmaz. Bu tür bir hukuksal metinleşmenin ön koşulu, yavaş yavaş ve pahalı bir biçimde kazanılmış bir hakikate yetke yaratma araçlarının, bu hakikati kanıtlamak için gerekli araçlardan temelden farklı olduğunun sezgisidir. Bir yasa kitabı hiçbir zaman bir yasanın yararlarını, temellerini, ortaya çıkış tarihinin nedenselliğini anlatmaz : bunu yapsaydı, yasaya boyuneğilmesinin önkoşulu olan buyurucu tondan, «&#8230;malısın»dan taviz vermiş olurdu. Sorun da tam buradadır. —Bir halkın gelişmesinin belirli bir noktasında, o halkın en geniş bakışlı, yani geriyi ve ileriyi en iyi gören metni, yaşamda uyulması gereken —yani ancak ona uyularak yasana bilecek — deneyimi, olmuş-bitmiş, tamamlanmış ilan eder. Hedefi, deney çağlarının ve kötü deneyiminin sonuçlarını, olabildiğince zengin ve tam olarak ortaya koymaktır. Bu yüzden, artık herşeyden önce kaçınılması gereken, değerlerin daha da ileri denenmesi; akışkan, belirsiz durumlarının sürüp gitmesi, değerlerin in infmitum sınanması, seçilmesi, eleştirilmesidir. Buna karşı çifte bir duvar örülür: İlkin vahiy duvarı; yani bu yasaların akılsallığının, insandan kaynaklanmadığı, yavaş yavaş ve sınaya yanıla aranıp bulunmadığı, tersine, tanrısal bir kaynaktan, bütün, tamamlanmış, tarihsiz olarak, bir armağan olarak, bir mucize olarak, salt bildirilmiş olduğu iddiası&#8230; Sonra da, gelenek duvarı; yani, yasanın zaten en eski zamanlardan beri varolduğu, ondan şüphe etmenin, atalara saygısızlık etmek, suç işlemek olduğu iddiası. Yasanın yetkesi, kendisini şu savlarla temellendirir: Tanrı yasayı vermiş, atalar da onu yaşamışlardır. —Böyle bir işlemin yüksek akılsallığı, doğru olduğu tanınmış (yani çok sıkı bir elekten geçirilmiş upuzun bir deneyim yoluyla kanıtlanmış ) yaşam biçimi karşısında, bilinci, adım adım geriletmek hedefini güder: öyle ki, tam bir içgüdü otomatizmine —yaşam sanatındaki her türden ustalığın, her türden yetkin ligin bu önkoşuluna— ulaşılsın. Ortaya Manu türünden bir yasa kitabı koymak demek, halkı bundan böyle usta olmaya, yetkin olmaya yöneltmek demektir, —en yüksek yaşam sanatına özendirmek. Bunun için de yaşamın bilinçsiz hale getirilmesi gerekir: bu, her kutsal yalanın amacıdır. Kastlar düzeni, en üst, egemen yasa, yalnızca en üst düzeyde bir doğa düzeninin, doğa yasallığının kutsallaştırılmasıdır; bunun üzerinde de hiçbir tikel istemin, hiçbir «modern düşünce »nin sözü geçmez. Her sağlıklı toplumda, kendilerini karşılıklı belirleyerek, fizyolojik olarak ayrışmış yönelimleri olan üç tip belirginleşir; bunlardan her birinin kendi sağlıklılık koşulları, kendi çalışma alanı, kendi yetkinlik duygusu ve ustalık türü vardır. Manu değil, doğadır ağırlıklı olarak tinsel olanları, ağırlıklı olarak kas ve sinir konumları güçlü olanları ve ne birinde ne de ötekinde sivrilmeyen üçüncüleri, ortalamaları biribirlerinden ayıran, —sonuncular büyük çoğunluk, birinciler seçme azınlık. En üst.kast —bunlara en azlar adını veriyorum—, yetkinlerin kastı olarak en azların ayrıcalıklı haklarına sahiptir: mutluluğu, güzelliği ve iyiliği yeryüzünde temsil etmek, bu ayrıcalıklar arasındadır. Ancak en tinsel insanlara izin verilmiştir, güzelliğe sahip olmaları, güzel olmaları için: iyilik, yalnızca onlarda zayıflık değildir. Pulchrum est paucorum hominum: iyilik bir ayrıcalıktır. Buna karşılık, onlarda en az kabul edilecek şeyler, çirkin davranışlar ya da karamsar bir bakış, çirkinleştiren bir gözdür—, ya da şeylerin toptan görünümleri karşısında bir kızgınlık. Kızgınlık şandala&#8217;nın ayrıcalığıdır; aynı şekilde, karamsarlık da. «Dünya yetkindir —böyle konuşur tinsel olanların içgüdüsü, Evetleyici içgüdü —: yetkin olmayan ne varsa, bizim altımızdaki herşey, mesafe, mesafe tutkusu, hatta şandala&#8217;nın kendisi de bu yetkinliğin birer parçasıdır» En tinsel insanlar, en güçlüler olarak, mutluluklarını, ötekilerin kendi batışlarını bulabilecekleri yerlerde bulurlar: labirentte, kendine ve başkalarına sertlikte, denemede; onların hazzı, kendi kendilerini zora koşmakta yatar: askerlik, onlarda doğa olur, gereksinim olur, içgüdü olur. Zor görevi ayrıcalık sayarlar, yüklerle oynamayı, ötekileri dize getirmeyi, dinlenme&#8230;Bilgi —bir askerlik biçimi. —Onlar, en saygın insan türüdür : bu, onların en neşeli, en sevimli tür olmalarını dışarıda bırakmaz. Onlar egemendirler, istediklerinden dolayı değil, varolduklarından dolayı; onların elinde değildir, ikinciler olmak. — ikinciler: bunlar, hakkın bekçileri, düzenin ve güvenliğin koruyucularıdır, bunlar soylu savaşçılardır; herşeyden önce de Kral&#8217;dır bu; savaşçının, yargıcın ve yasayı ayakta tutanın en yüksek formülü. İkinciler, tinsellerin uygulayıcılarıdır, onlara en yakın olanlar, egemenlik işinin kaba yanlarını onlardan alıp üstlenenler, —onların izleyicileri, sağ elleri, en iyi öğrencileri. —Bütün bunlarda, bir kez daha söyleyelim, hiçbir istenmişlik, hiçbir «yapma» yoktur; başka tür1ü olanıdır, yapma olan, —o zaman da doğaya haksızlık yapılır&#8230;Kastlar düzeni, düzeyler düzeni, yalnızca yaşamın kendi en üst yasasını formüle eder; bu üç tipin ayırdedilmeleri toplumun ayakta tutulması için, daha yüksek ve en yüksek tiplerin olanaklı kılınması için zorunludur, —hak eşitsizliğidir, genel olarak hakların varolmasının ilk koşulu. —Bir hak, bir ayrıcalıktır. Kendi varlık türü içinde, her birinin kendi ayrıcalıkları vardır. Ortalamaların ayrıcalıklı haklarını küçümsemeyelim. Yükseklere doğru, yaşam gittikçe sertleşir, —soğuk artar, sorumluluk artar. Yüksek bir kültür, bir piramittir: ancak geniş bir taban üzerinde durabilir, ilk varsayması gereken, güçlü ve sağlıklı olarak bütünleşmiş bir ortalamalıktır. El işleri, ticaret, tarım, bilim, sanatların büyük bölümü, tek sözcükle meslek etkinliklerinin bütün hepsi, ancak bir ortalama yapabilme ve arzulama ile bağdaşır; böyle birşey, istisnalar arasında yersiz düşerdi, bunun için gerekli olan içgüdü, hem aristokratlığı hem de anarşistliği çelerdi. Kişinin bir kamu yararı olması, bir dişli, bir işlev olmasının, doğal bir belirlemesi vardır: toplum değil, en büyük çoğunluğun yetisine sahip olduğu mutluluk türüdür, onları zeki makinalar yapan. Ortalamalar için, ortalama olmak bir mutluluktur; tek bir şeyde ustalık, doğal bir içgüdünün uzmanlığı. Derin bir tin, ortalamalığı kendi başına bir itiraz konusu olarak görmeyi kendine layık saymazdı. Ortalamalık, istisnaların varolabilmesinin ilk zorunluğudur: yüksek bir kültürü belirleyen odur. istisnai insan, tam da ortalamalara yumuşak bir tavırla, oldukları gibi ve. kendisinin de eşitleriymiş gibi davranıyorsa, bu salt bir yürek nezaketi değildir, —onun ödevidir bu&#8230; Bugünün sürü sürücüleri arasında en nefret ettiğim hangisi? Sosyalist sürücüler, şandala havarileri, işçinin içgüdüsünü, hazzını, yetinme duyusunu, kendi küçük varlıklarıyla birlikte gömen, —onu kıskanç kılan, ona kin öğreten&#8230; Haksızlık hiçbir zaman hak eşitsizliğinde yatmaz, «eşit» hak iddiasında yatar&#8230; Kötü nedir? Zaten söylemiştim bunu: zayıflıktan, kıskançlıktan, kinden doğan herşey. —Anarşist ile Hristiyanın kökenleri, birdir&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">58.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Sahiden de, fark yaratan, hangi amaç için yalan söylendiği : bununla kişinin birşeyi koruduğu mu, yıktığı mı. Hristiyan ile. Anarşist arasında tam bir eşitlik kurulabilir: bunların amacı, içgüdüsü, ancak yıkmaya yönelir. Bunun kanıtını görmek için de tarihe bakmak yeter: iç bulandırıcı bir açıklıkla yatıyor bu kanıt tarihte Biraz önce bir dinsel yasama biçimini tanıdık; bunun amacı, yaşamın serpilmesinin en üst koşulu olarak, büyük bir toplum örgütlenmesini «bengileş»tirmekti, Hristiyanlık ise, tam da içinde yaşam serpiliyor diye, böyle bir örgütlenmenin sonunu getirmeyi kendine misyon edindi. Orada, uzun deney ve belirsizlik zamanlarının akılcı sonuçları, en uzaktaki yararlar için ortaya konacak, bunların ürünleri olabildiğince büyük, zengin, yetkin olarak hasadedilecekti: buradaysa, tersine, hasat akşamdan sabaha zehirlenecek&#8230; Aere perennius ayakta duran birşey, Imperium Romanum, o zamana dek zor koşullar altında ulaşılmış en yüce örgütlenme biçimi, onunla karşılaştırılınca daha önceki, ve daha sonraki herşeyin bölük-pörçüklük, beceriksizlik, dikkatsizlik olduğu biçim, —o kutsal anarşistler, «dünya»yı, yani Imperium Romanum&#8217;u yıkmayı kendilerine bir «iyi yürekli dinibütünlük gereği» edindiler, taş üstünde taş kalmayasıya, —hatta, Cermenler ve başka ayaktakımları onun üzerinde egemen olasıya&#8230; Hristiyan ve Anarşist : ikisi de décadent, ikisi de bozucu, zehirleyici, güdükleştirici, kan emici yoldan başka biçimde etkide bulunmak elinden gelmeyen, ikisi de, duran, büyüklükle ayakta duran, dayanıklığı olan, yaşama gelecek vaadeden herşeye karşı ölümüne nefretin içgüdüsü&#8230; Hristiyanlık Imperium Romanum&#8217;un vampiriydi, —Romalıların zamanı gelmiş olan büyük kültür için temel atma çabalarını akşamdan sabaha dağıtıp yok etti. —Hâlâ anlaşılmıyor mu bu? Tanıdığımız, ve Roma taşralarının tarihinin de bize gittikçe daha iyi tanıttığı Imperium Romanum, bu, yüce üslubun hayran olunası sanat yapıtı, bir başlangıçtı; yapısı, binyıllar boyunca kendisini kanıtlasın diye hesaplanmıştı, —bugüne dek hiçbir yapı böyle kurulmamıştır, böylesine sub specie aeterni tarzda yapı kurmak hayal bile edilmemiştir! —Bu örgütlenme, kötü imparatorlara bile, dayanabilecek kadar sağlamdı : böyle yapılarda bireylerin rastlantısallığı söz sahibi olamazdı, —bütün büyük mimarinin baş ilkesi. Ama, en yoz yozlaşma biçimine karşı yeterince sağlam değildi, Hristiyana karşı&#8230; Bu gizli solucan, gecede, siste ve anlam kaypaklığında yanaşarak herkese yapıştı, herkesin hakiki şeylere olan yönelimini, genel olarak gerçekliklerle ilgili içgüdülerini emdi yuttu, bu ödlek, kadınsı ve şeker tatlısı çete, adım adım, bu muazzam yapının «ruhları»nı ona yabancılaştırdı, —o değerli, o erkekçe soylu doğalıları. Roma&#8217;nın davasında kendi davalarını, kendi yönelimlerini, kendi övünçlerini duyanları. Böcek yapışkanlığı, manastır gizliliği, cehennem, suçsuzların kurban edilmesi, kan içme yoluyla unio mystica gibi karanlık kavramlar, herşeyden önce de yavaş yavaş karıştırılan kin ateşi, şandala kininin ateşi — bu egemen oldu Roma&#8217;ya. daha ilk varoluş öncesi biçimlerine karşı Epikuros&#8217;un savaş verdiği din türü. Kişi Lucretius&#8217;u okuyunca, Epikuros&#8217;un neyle savaştığını anlar; putataparlık değil, «Hristiyanlık»tı bu, yani, ruhların suç kavramıyla, ödek kavramıyla ve ölümsüzlük kavramıyla yozlaştırılması. — Yeraltı kültleriyle, bütün gizil Hristiyanlıkla savaştı, —ölümsüzlüğü yadsımak, o zamanlar gerçek bir kurtuluştu. —Ve Epikuros kazanmıştı. Roma İmparatorluğunda sözü edilmeye değer bütün tinler, Epikuros&#8217;çuydular: tam o sırada Paulus çıktı ortaya&#8230; Paulus, Roma&#8217;ya karşı, «dünya»ya karşı, etli canlı, deha olmuş şandala kini, Yahudi, bengi Yahudi par excellence&#8230; Sezinlediği, Yahudilikten kopmuş küçük Hristiyan tarikat hareketi aracılığıyla nasıl bir «dünya yangınımın tutuşturulabileceği, «çarmıhtaki tanrı» simgesiyle bütün altta olanları, bütün gizli gizli başkaldıranları, imparatorluktaki bütün anarşist kaynaşmaların mirasını biraraya getirerek nasıl muazzam bir güç toplanabileceğiydi. «Felah Yahudiden gelir.» —Hristiyanlık, her türlü yeraltı tapınmanın, örneğin Büyük Ana, Osiris, Mithras kültlerinin sunduğundan daha fazlasını sunmanın, —ve onları toplayarak birleştirmenin formülü: Paulus&#8217;un dehası, bu sezgide yatar. Bu konudaki içgüdüsü öylesine kendinden emindi ki, bu şandala dinlerinin çekici tasarımlarını, kendi uydurduğu «Mesih»in hakikatine karşı giriştiği acımasız saldırıyla onun ağzına, yalnız ağzına da değil, sokan —onu, bir Mithras rahibinin de anlayabileceği bir hale sokan Paulus&#8230; Şam&#8217;da yaşadığı an buydu: birden kavradı, «dünya»yı değersizleştirmek için ölümsüzlük inancını gereksediğini, «cehennem» kavramının Roma üzerinde egemen olabileceğini, —«öte» aracılığıyla yaşamın öldürülebileceğini&#8230; Nihilist ve Hrist: bunlar uyaklı, yalnızca uyaklı da değil&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">59.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Antik dünyanın bütün çabası, boşuna: söz bulamıyorum, böylesine korkunç birşey konusundaki duygumu dilegetirmek için —Hem de, bu çabanın yalnızca bir ön çalışma olduğunu, daha binlerce yıl granit bilinçliliğiyle yürütülmesi gereken bir çalışmanın ancak temellerinin atıldığını düşününce, antik dünyanın bütün anlamı, boşuna&#8230; Niye vardı ki Grekler? Niye Romalılar? <sup>;</sup>—Bir zihinsel yetişme temelli kültürün bütün önkoşulları, bütün bilimsel yöntemler gelişmişti, hazırdı; sanatların en zoru, iyi okuma sanatı hazırdı, belirlenmişti —kültür geleneğinin bu önkoşulu, bilimin birliğinin; doğa bilimi, matematik ve mekanikle birlikte, en iyi yoldaydı, »—olgu duyusunun, bütün duyuların en sonuncusu ve en değerlisinin, okulları vardı, yüzlerce yıllık geleneği vardı! Anlaşılıyor mu bu? işe girişmek için özde gerekli ne varsa, bulunmuştu: —yöntemler, bunu on kez söylemek gerek, özsel olandır, aynı zamanda da, en zor olan, hem de, alışkanlıkların ve tembelliklerin en uzun karşı çıktığı şeyler. Bugün bizim, anlatılamaz bir kendini zora koşmayla —çünkü hepimizin içinde, bir biçimde, hâlâ duruyor kötü, yani Hristiyan içgüdüler—, geri kazandıklarımız; gerçeklik karşısında özgür bir bakış, dikkatli bir el, en küçük şeylerde sabır ve dikkat, bilginin bütün dürüstlüğü —oradaydı, vardı, hazırdı! daha ikibin yıl önce! Ve, yanında, iyilikli, incelmiş davranış ve beğeniler! Beyin idmanı değil! «Alman» öğrenim görmüşlüğünün ayaktakımı tavırları değil! Akşamdan sabaha, bir anı yalnızca! —Grekler! Romalılar! içgüdünün, beğeninin soyluluğu, yöntemli araştırma, örgütlenme ve yönetme dehası, insan geleceğine duyulan inanç, duyulan istem, bütün şeylere büyük bir Evet, Imperium Romanum olarak görünür hale, bütün duyularca duyulur hale gelmişken, yüce üslup artık salt sanat değil, gerçeklik, hakikat, yaşam olmuşken&#8230; —Ve akşamdan sabaha da bir doğal afet tarafından yerle bir edilmiş değil! Cermenler ve başka koca pabuçluların ayakları altında ezilmiş de değil! Tersine, sinsi, gizli, görülmez, kansız vampirlerce rezil edilmiş! Yenilmiş değil, —yalnızca kanı emilmiş!&#8230; Saklı intikam hırsı, küçük kıskançlık, egemen olmuş! Zavallı ne varsa, kendinden acı çeken, kötü duyguların yiyip bitirdiği ne varsa, ruhların bütün getto dünyası, bir hamlede, en tepede! — — Kişinin herhangi bir Hristiyan ajitatörü, örneğin kutsal Augustinus&#8217;u okuması yeter, ne denli kirli heriflerin bu yolla tepeye çıktığını kavramak için, bunun kokusunu almak için. Kişi, Hristiyan hareketin önderlerinde herhangi bir anlayış eksikliği varsaymakla, kendisini bütünüyle yanıltır : —ah, bunlar pek kurnazdırlar, kutsallık kertesinde kurnaz, bu Kilise Babası Efendiler! Onların eksikliği, bambaşka birşey. Doğa onları biraz ihmal etmiş, —onlara, biraz da saygıdeğer, dürüst, temiz içgüdüler vermeyi unutmuş&#8230; Laf aramızda, bunlar daha erkek bile değildirler&#8230; Müslümanlık, Hristiyanlığı horgörüyorsa, bin kez haklıdır: Müslümanlık erkekleri varsayar&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">60.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Hristiyanlık bizi antik kültürün mirasından etti, daha sonra da, bir kez daha, Müslüman kültürün mirasından etti. İspanya&#8217;nın harika Mağribi kültür dünyası, bizim için, temelde, Roma ve Yunanistan&#8217;dan daha akraba, bizim duyum ve beğenimize daha yakın olan bu dünya, ayaklar altında ezildi (—bunların ne tür ayaklar olduğunu söylemeyeceğim—), niye? Çünkü soylu, erkekçe içgüdülerden kaynaklanıyordu, çünkü yaşama Evet diyordu; hem de Magrib yaşamının nadide ve rafine hoşluklarıyla!&#8230; Sonradan Haçlılar, önünde toza toprağa yatmaları onlara daha yaraşacak birşeyle savaştılar —bir kültürle, ki, daha bizim ondokuzuncu yüzyılımız bile onun karşısında pek fukara, pek «geç» kalsa gerek. —Tabiî, istedikleri, talandı : Doğu, zengindi&#8230; Yansız olalım en azından! Haçlı Seferleri —yüksek bir korsanlık, başka birşey değil! —Alman asilzadeliği, temelde Viking&#8217;ce olan bu asilzadelik, burada tam ortamını buldu: Kilise gayet iyi biliyordu Alman asilzadeliğinin ne işe yaradığını&#8230; Alman asilzadeleri, Kilise&#8217;nin «İsviçreli» bekçileri, Kilise&#8217;nin bütün kötü içgüdülerinin hizmetinde hep, —ama işin parası iyi&#8230;Kilise&#8217;nin yeryüzündeki bütün soyluluklara karşı ölümüne savaşını tam da Alman kılıçlarının, Alman kanı ve cesaretinin yardımıyla yürütmüş olması! Bu noktada bir sürü nahoş soru çıkıyor ortaya. Alman asilzadeliği yüksek kültürün tarihinde hemen hiçbir varlık göstermez: nedeni sezinleniyor&#8230; Hristiyanlık, alkol —yozlaşmanın iki büyük aracı&#8230; Kendi başına alındığında, Müslümanlık ile Hristiyanlık arasında bir seçim yapmak söz konusu bile değil, tıpkı bir Arap ile bir Yahudi arasındaki seçim gibi. Karar kendiliğinden verilir: burada seçmek, kimsenin elinde değildir. Kişi ya bir şandalsı&#8217;dır, ya da değildir&#8230; «Roma&#8217;yla bıçak bıçağa savaş! Müslümanlıkla barış, dostluk» : bu duyguyu duydu, öyle de yaptı, o büyük özgür tinli, Alman Kaiser&#8217;leri arasındaki o deha, İkinci Friedrich. Ne yani? bir Alman ilkin deha, ilkin özgür tinli mi olmak zorunda, dürüst duygular duyabilmek için? —Bir Alman&#8217;ın nasıl olup da Hristiyanc&#8217;a duygular duyabileceğini ise hiç kavrayamıyorum&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">61.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Burada, Almanlar için yüz kez daha nahoş olacak bir anımsatma yapmak zorunlu hale geliyor. Almanlar, Avrupa&#8217;yı, elde edebildiği en son büyük kültür mirasından ettiler — Rönesans&#8217;tan ettiler Avrupa&#8217;yı. Sonunda anlaşıldı mı, anlaşılmak isteniyor mu, Rönesans&#8217;ın ne olduğu? Hristiyan değerlerin tersine çevrilip yeniden değerlendirilmesi, bütün araçlarla, bütün içgüdülerle, bütün dehayla, karşıt değerleri, soylu değerleri zafere ulaştırmak için girişilmiş bir deneme&#8230; Bugüne dek yalnızca bu büyük savaş vardı, bugüne dek Rönesans&#8217;ın getirdiği sorudan daha karar verdirici bir soru olmadı, — benim sorum, onun sorusudur—: ve şimdiye dek hiçbir zaman olmadı, daha temelden, daha düz, daha kesin, bütün cephe boyunca ve merkeze yönelik bir saldırı! Kararverici yerde, Hristiyanlığın payitahtında saldırmak, burada soylu değerleri tahta çıkarmak, yani, orada oturanların içgüdülerinin, en temel gereksinimlerinin ve arzularının içine sokmak&#8230; Gözümün önünde tamamiyle dünya-dışı bir sihirli renk cümbüşünün olanağı duruyor: —bana öyle geliyor, incelmiş bir güzelliğin bütün ürpertileriyle pırıl pırıl: ışıyor bu olanak; bunu öylesine tanrısal, öylesine şeytansı-tanrısal bir sanat işliyor ki, kişi böylesine bir olanağı bulmak için binyılları boşuna arayıp tarıyor; bir oyun görüyorum, öylesine anlam yüklü, hem de öylesine harika bir paradoks taşıyor ki, Olympos&#8217;daki bütün tanrılardan bir ölümsüz kahkaha almaya layık — Papa Sezar Borjiya…Anlaşılıyor muyum?&#8230; İşte, bu olurdu asıl zafer, bugün yalnız benim özlediğim zafer— : bununla Hristiyanlık defedilebilirdi! Ne oldu? Bir Alman keşiş, Luther, Roma&#8217;ya geldi Bu keşiş, benliğinde bahtsız rahibin bütün intikama susamış içgüdüleriyle, Roma&#8217;da Rönesans&#8217;a karşı başkaldırdı&#8230; En derin şükranla, olup biten muazzam işi, Hristiyanlığın kendi payitahtında üstesinden gelinişini, anlamak yerine—, onun nefreti bu oyundan yalnızca kendine besin çıkarabileceğini anladı. Dindar bir insan yalnızca kendini düşünür. — Luther Papalığın yozlaşmasını gördü, oysa tam tersi elle tutulur hale gelmişti: eski yozluk, peccatum originale, Hristiyanlık değildi artık Papa&#8217;nın tahtında oturan! Yaşamdı! Yaşamın zaferiydi! Bütün yüksek, güzel, yürekli şeylerin büyük Evet&#8217;iydi&#8230; Ve Luther yeniden kurdu kiliseyi: ona saldırdı&#8230; Rönesans —anlamsız bir olay, büyük bir boşunalık! —Ah şu Almanlar, nelere mal oldular bize şimdiye dek! Boşunalık —buydu hep Almanların işi, —Reformasyon; Leibniz; Kant ve sözümona Alman Filozofisi; «Özgürlük» Savaşı; Reich —her seferinde, orada bulunan, hazır, geri getirilemeyecek birşeye karşılık, bir boşunalık&#8230; Bunlar benim düşmanımdır, bu Almanlar, ilan ediyorum bunu: onlarda her türlü kavram ve değer pisliğini, her türlü dürüst Evet ve Hayır karşısında ödlekliği görüyor ve horgörüyorum. Neredeyse bin yıldır el attıkları herşeyi yoksullaştırdılar ve bulandırdılar, Avrupa&#8217;yı hastalaştıran ne kadar bölük pürçüklük —dörtteüçlük!— varsa, onların vicdanlarına yazılıdır, —Hristiyanlığın varolan en pis türü, en onmaz, en başedilemez türü, Protestanlık da onların vicdanına yazılı&#8230; Hristiyanlık işi bitirilemez birşey haline gelirse, bunun suçlusu da Almanlar olacak&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">62.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Bununla sonuca varıyor, yargımı bildiriyorum. Mahkum ediyorum Hristiyanlığı; ona, şimdiye dek herhangi bir savcının ağzından çıkan en korkunç suçu yöneltiyorum. O benim için düşünülebilir yozlukların en yükseğidir, olanaklı en son yozluğun istemi olmuştur. Hristiyan Kilisesi yozluğunu bulaştırmadık hiçbir şey bırakmamıştır, her değeri bir değersizlik, her hakikati bir yalan, her dürüstlüğü bir ruh alçaklığı haline sokmuştur. Bir de tutup bana onun «insancıl» katkılarından söz açıyorlar! Herhangi bir zorluk, felaket durumunu ortadan kaldırmak, onun en derin çıkarına aykırıdır, —o, felaketlerle yaşar, kendini bengileştirmek için zorluklar yaratmıştır&#8230; Günah kurdu örneğin: bu felaketle katkıda bulundu Kilise insanlığa! —«Ruhların Tanrı önünde eşitliği», bu kalpazanlık, bütün aşağı duyumluların rancune&#8217;ları için bu perde, bu patlayıcı kavram, sonunda devrim, modern fikir ve bütün toplum düzeninin batış ilkesi haline gelen bu kavram— Hristiyan dinamitidir&#8230; Hristiyanlığın «insancıl» katkıları! Humanitas&#8217;dan bir çelişki, bir kendini aşağılama sanatı, ne pahasına olursa olsun yalan söyleme istemi, bütün iyi ve dürüst içgüdülere karşı bir isteksizlik, bir horgörü çıkarmak! Bunlar, bence Hristiyanlığın katkıları! —Kilise&#8217;nin biricik etkinliği olarak asalaklık; uçuk benizlilik, «kutsanmışlık» idealiyle, her kanı, her sevgiyi, her yaşam umudunu emip yutmak; her gerçekliği değilleme istemi olarak, öte dünya; şimdiye dek kurulmuş en yeraltı komplo&#8217;nun nişanesi olarak, haç — sağlıklılığa karşı, güzelliğe, nasipliliğe, yürekliliğe, tine, ruh iyiliğine karşı, yaşamın kendisine karşı&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Hristiyanlığı mahkum eden bu sonsuz iddianameyi bütün duvarlara yazacağım, duvarı olan heryere,— körleri de görür kılacak harflerim vardır benim&#8230; Hristiyanlık, diyorum, tek büyük lanet, tek büyük içsel yozluk, hiçbir aracın yeterince zehirli, gizli, yeraltı, küçük gelmediği tek büyük intikam içgüdüsüdür, —diyorum, tek silinmez utanç lekesi insanlığın&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Ve zamanlar da bu dies nefastus&#8217;a göre, bu kötü yazgının başlangıcına göre hesaplanıyor, — Hristiyanlığın ilk gününe göre! —Son gününe göre olsa, daha iyi olmaz mı? —Bugüne göre.?</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Değerlerin yeniden değerlendirilmesi!&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"><br style="page-break-before: always; mso-special-character: line-break;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<h6><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"><em>Hıristiyanlığa karşı yasa</em></span></h6>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"><br style="page-break-before: always; mso-special-character: line-break;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Felah gününde, Bir Yılı&#8217;nın ilk gününde verilmiştir</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">(—eski yanlış takvime göre, 30 Eylül 1888)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">G ü n a h a<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>k a r ş ı<span style="mso-spacerun: yes;">   </span>ö l ü m ü n e<span style="mso-spacerun: yes;">   </span>s a v a ş :</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">G ü n a h , H r i s t i y a n l ı k t ı r</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Madde Bir</span></em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">. — Doğaya her türden aykırılık, günahtır. En günahkar insan, rahiptir: o, doğaya aykırılığı öğretir. Rahibe gösterilecek olan, nedenler değildir, tımarhanedir.</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Madde İki</span></em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">. — Herhangi bir tanrıya tapınma ayinine katılmak, kamu ahlakına tecavüzdür. Protestanlara, Katoliklere davranıldığından daha katı; liberal Protestanlara da dinibütünlerinden daha katı davranılmalıdır. Hristiyan olmaktaki suçluluk derecesi, bilime yakınlık derecesine göre artar. Dolayısıyla, suçlunun suçlusu, filozoftur.</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Madde Üç</span></em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">. — Hristiyanlığın yılan yumurtalarını kuluçkaya yatırdığı lanetlenesi yerler, yerle bir edilmeli ve yeryüzünün rezaletli yerleri olarak geleceğin korkulu ibret vesileleri olsunlar diye korunmalıdır. Buralarda zehirli yılanlar yetiştirilmelidir</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Madde Dört</span></em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">. — Saffet vaazetmek, doğaya aykırı olmaya kamusal bir kışkırtmadır. Cinsel yaşamın her horlanması, «kirlilik» kavramıyla her kirletilmesi, yaşamın kutsal ruhuna karşı işlenmiş sahici günahtır.</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Madde Beş</span></em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">. — Bir rahiple birlikte aynı masada yemek yemek, çıkarttırır; bununla kişi kendini doğru-dürüst insanlar topluluğundan afaroz etmiş olur. Rahip, bizim şandala&#8217;mızdır, —onu kanun kaçağı ilan etmeli, açlığa mahkum etmeli, bir tür çöle sürmelidir.</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Madde Altı</span></em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">. — «Kutsal» tarih, layık olduğu adla, lanetli tarih adıyla anılmalı; «tanrı», «mesih», «kurtarıcı», «aziz», sözcükleri küfür olarak, canilere takılan adlar olarak kullanılmalıdır.</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 17.85pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Madde Yedi</span></em></strong><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">. — Gerisi kendiliğinden gelir.</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: right; mso-layout-grid-align: none;" align="right"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">D E C C A L</span></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"><br style="page-break-before: always; mso-special-character: line-break;" /></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: right; mso-layout-grid-align: none;" align="right"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">ÇEVİRENİN NOTLARI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Nietzsche, Antichrist&#8217;i dört hafta içinde, 3-30 Eylül 1888 günleri arasında yazdığını söyler. Yaratıcı güçlerinin doruğunda, olağanüstü bir verimlilik içinde bulunan yazar Nietzsche için, bu pek zor bir iş değildi; ancak, başka bir bakımdan, düşünür Nietzsche için, hayret uyandırıcı gene de : Bu metne gelene dek, uzunca bir süredir alıştığı yazma yöntemiyle, kısa ve sanki «daldan dala» metinlerle, planladığı Büyük Yapıt için malzeme biriktiren düşünür, birden bire, yaşamı boyunca yazdığı en uzun tek bağlantılı metnini üretir. (Bu metnin yapısına benzerlik gösteren —çok daha kısa— üç metin. Ahlakın Soykütüğü adlı kitabını oluşturan «Deneme»lerdir.)</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Nietzsche uzmanı Podach, bu olgudan hareketle, Nietzsche&#8217;nin eski Büyük Yapıt tasarısından vazgeçerek, «Büyük» felsefe yapıtı yerine, bu gibi kesin ve açık, küçük boyda polemikler yazmağa karar verdiği yorumunu temellendirir.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Düşünürün «karar»ları ne olursa olsun, ortada olan olgu, bu garip metnin varlığı, Nietzsche&#8217;nin o güne dek biriktirdiği düşün toplamını, tek bir odak üzerinde; öteden beri en büyük &#8216;dertler&#8217;inden biri olan Hristiyanlık üzerinde yoğunlaştırmasının sonucudur. Bu &#8216;tek solukluk&#8217; metin, düşünürün yaşamı boyunca geliştirdiği düşünüş ve bakış biçimlerinin, sanki, imbiklenmiş, &#8216;konsantre&#8217; edilmiş özetidir. Burada, Nietzsche&#8217;nin hangi «değer»leri nasıl «yeniden değerlendirdiği», apaçık, ortaya konmuştur&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">* * *</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Metin ancak 1895&#8242;de, Yapıtlar dizisinin 8. cildi olarak (ve birçok yeri &#8217;sansür&#8217; edilmiş biçimde) yayınlanır. Başlığı, Der </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: DE;" lang="DE">Antichrist. </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Versuch einer Kritik des </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: DE;" lang="DE">Chris</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">tentums (Deccal. Hristiyanlığı Eleştiri Denemesi)dir. Öte yandan, 1899&#8242;da, uzun yıllar oturtulacağı yere, «Güç İstemi» adlı Büyük Yapıt&#8217;ın ilk kitabı olma durumuna sokulur : Der Wille zur Macht. Versuch einer </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: DE;" lang="DE">Umwerthung </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">aller </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: DE;" lang="DE">Wertihe. Vorwort und erstes </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Buch : Der </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: DE;" lang="DE">Antichrist </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">(Güç İstemi. Bütün Değerleri Yeniden Değerlendirme Denemesi. Önsöz ve Birinci Kitap : Deccal) Bu başlıktan sonra, Deccal&#8217;in Önsöz&#8217;ü, bu «Büyük Yapıt»ın önsözüymüş gibi veriliyor, bundan sonra, ikinci bir başlık sayfasıyla, Birinci Kitap : Deccal. Hristiyanhğı Eleştiri Denemesi, denerek metne geçiliyor.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bundan sonraki basımlarda da, kâh öyle kâh böyle, bu «başlıklar» sürüp gider (1906 : Bütün Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi (Fragman [olarak kalmış]) Önsöz ve Birinci Kitap : Deccal); Hristiyan ve Alman kulaklara nahoş gelecek bazı tümcelerin &#8217;sansür&#8217;ü de&#8230;1889 başında çılgınlığın karanlığına gömülen Nietzsche&#8217;nin, 1900&#8242;e dek, bütün bu çarpıtmalar yapılmaktayken henüz &#8216;yaşamda&#8217; olması, işin trajik yanı, herhalde&#8230; Ve kitabına, sonunda (Bütün Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi ibaresini silerek) verdiği Hristiyanlığa Lanet alt başlığının konması için, 1961 yılını, yetmişüç yıl sonrasını beklemek zorunda kalınması&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">* * *</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Buradaki çeviride, Erich F. Podach&#8217;ın, elyazmasına geri giderek yaptığı yayın (Friedrich Nietzsches Werke des Zusammenbruchs, Wolfgang Rothe Verlag, Heidelberg, 1961, SS. 81-159) temel alınmış, çeviri metin daha sonra Eleştirel Toplu Basım ( K G W ) içindeki metinle karşılaştırılmıştır (Nietzsche Werke / Kritische Gesamtausgabe, Herausge. v. Giorgio Colli und Mazzino Montinari, Sechste Abteilung, Dritter Band, Walter de Gruyter &amp; Co, Berlin 1969, SS. 165-252). Bu iki basım arasındaki farklarda, genellikle K G W basımındaki metne uyulmuştur.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">* * *</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Çeviride gözönünde tutulan ilkeler açısından, Nietzsche&#8217;nin yazarlığı üzerine bir- iki noktaya değinmekte yarar var : —</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Alman dilinin bilinçli bir ustası olmaktan öte, Nietzsche, filolog olarak bildiği klasik diller yanında, hemen bütün Avrupa dillerini bilir ve bunlardan alınma deyimleme biçimlerini yazılarında bol bol kullanırdı. Bu tutum, zamanında gelişmekte olan milliyetçi, «saf Almancacı» akımlara karşı bir tavır olduğu kadar (bir yerde, belki Almancadan çok Almanlara çatmak için, Zerdüşt&#8217;ü Fransızca yazmamış olmasından pişman olduğunu söyler&#8230;); bu tavıra bağlı, «iyi Avrupalı» olma ilkesi doğrultusunda, Avrupa kültürünü &#8216;uluslara&#8217; ayırmadan, bir bütün olarak benimseme tavrını içerir. Örneğin, buradaki metinde Hristiyanlığa uyguladığı «ahláklar» çözümlemesinin en önemli iki kavramını (Almanca sözcükler bulunabileceği halde) Fransızca sözcüklerle karşılar : ressentiment ve décadence. Aynı şekilde, metinleri Grekçe, Latince, İtalyanca, v.b. deyimlerle doludur —bir düşünceyi, bir kavramı, hangi dilde oturtabiliyorsa, o dilde yazmaktan çekinmez.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Biz de bu tutumu çevirimize yansıttık; Türkçe okuyan için birçok ek sorun yaratacağını bile bile (ancak, metni Almancadan okuyanın da en azından buna yakın bir zorluk çektiğini düşünerek), Nietzsche&#8217;nin &#8216;yabancı dilde&#8217;ki deyimlemelerini genellikle koruduk, bunları notlarla açıklamakla yetindik. —Nietzsche&#8217;nin kendi metnini &#8216;işgal&#8217; etmemek için de, bu açıklamaları metnin sayfa altlarına değil, cildin sonuna koyduk.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Korumağa çalıştığımız başka birşey, Nietzsche&#8217;nin tümce yapıları ile, büyük çapta kendine özgü olan işaretleme düzeneği oldu. İkincisi konusunda şu kadarını söyleyelim : bu düzenek Türkçe&#8217;de ne denli &#8216;garip&#8217; düşüyorsa, Almancada bir o kadar, hatta (çoktan kesin işaretleme kurallarına bağlanmış bir dil olarak) daha da garip bir etki yaratır : Bu, Almanca ya da Türkçe değil, &#8216;Nietzsche&#8217;ce&#8217; olarak, okurun «okumayı» öğrenmesi gereken bir düzenektir. Yazarın tümce yapıları da bunun bir parçası : —</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Belirli bir düşüncenin, yalnızca &#8216;düşünülmüş içeriği&#8217;ni değil, aynı zamanda düşünülüş «tempo»sunu da yansıtan bu yapıları aktarmak, yer yer, Türkçe tümce kuruluşu biçimlerini zorladı; ancak Türkçe&#8217;nin sağladığı (ana tümceyi &#8217;sağlama aldık&#8217;tan sonra), yan tümceleri uzatma olanağı, bu konuda bize yardımcı oldu. Bu sayede, tek deyimlemelerin karşılıklarından öte, çevirideki tümce yapılan, aslındakileri büyük ölçüde yansıtabildi ve sözcüklerin, tamlamaların, Almanca tümcedeki &#8216;geçiş&#8217; sıralarını; düşüncenin, sanki, oluşma evrelerini, izleyebildi.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bir de, Nietzsche&#8217;nin, metinde, yine bilinçli olarak, bilindiğini ya da bilinmesi gerektiğini varsaydığı bazı konuları belirtelim :—</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">İlk varsayılan, tabiî ki, Hristiyanlığın kendi metni, İncil. Metin boyunca Nietzsche&#8217;nin tırnak içinde kullandığı İncil kavramları, çoğunlukla Luther çevirisinden, ancak yer yer de (özellikle Yeni Ahit&#8217; in) aslından alınmadır. Bunlara, elden geldiğince yerleşik sayılabilecek Türkçe karşılıkları (genellikle Kitabı Mukaddes Şirketi çevirisine başvurarak) verdik; ancak anlamın gerektirdiği durumlarda, yerleşik karşılık yoksa ya da yetersiz kalıyorsa, farklı karşılıklar da aradık. (Örneğin, metinde yer yer Tanrının «krallığı», «hükümranlığı», «ülkesi», «melekûtu» dediğimiz, aynı sözcük, «Reich» dır : «Uzanmak, yayılmak, -e kadar varmak» anlamındaki fiilden türeyen isim, genel olarak bir egemenlik alanını imler, «vatan»dan «imparatorluğa» kadar uzanan karşılıklar alabilir.)</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Varsayılan başka bir bilgi konusu, Nietzsche&#8217;nin buradaki metinden önceki yazılarında geliştirdiği görüşler, özellikle de «ahlak» çözümlemesidir. Bunun temel metni (Deccal metninde de bir-iki kez gönderide bulunulan) Ahlakın Soykütüğü (Genealogie der Moral) adlı kitaptır. Bu metnin Türkçe&#8217;de bulunmayışının eksikliğini, tek noktalardaki açıklamalarla kapatmağa çalıştık.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Buna bağlı olarak da, (çevirmenlik haddimizi aşarak), okura bir okuma yöntemi önerelim (—okur, buraya, bütün cildi okuduktan sonra gelmişse, önereceğimiz yöntemin ilk aşamasını zaten gerçekleştirmiş demektir) :— Metni, önce, arkadaki notlara hiç bakmadan, sabırla anlamaya çalışarak; ama, anlamadıklarını da &#8216;es geçerek&#8217;, baştan sona bir kez, hızlıca, fazla ara vermeden, okumak —sonra, ikinci kez, her bölümü teker teker, arkadaki açıklamalara da arada bakarak, yeniden okumak&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bu yöntemi, bir yazma ustası olduğu kadar bir okuma ustası da olan filolog Nietzsche&#8217;nin, bir yerde «geviş getirme» imgesini kullanarak onayladığını, bir de, şunu, belirtelim : Böyle bir okuma sonucu hâlâ karanlık kalan noktalar varsa, bunlar, ne yazarın, ne Almanca&#8217;nın, ne Türkçe&#8217;nin, ne de okurun kusur hanesine yazılmalıdır —yalnızca, çevirmenin beceriksizliği sonucudur&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Aşağıda, bu «okuma»yı kolaylaştırıcı olacağını umarak, bazı açımlamalar veriyoruz.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">* * *</span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Burada verilen, Nietzsche&#8217;nin görüşlerinin birözeti değil; bunlardan hareketle, metin boyunca yinelenen bazı kavranılan kullanma biçimine örnek olmak üzere, bunların anlamlarına açıklık getirebilecek bir tümceler dizisidir :—</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">İnsan kümelerinin yaşamlarında, hem kendi üyeleri üzerinde hem de başka kümeler karşısında, güçlü olmalarının («güç istemleri »nin) araçları olan «ahlak»lar, genel çizgilerinde iki karşıt türdendir. Birinciler, «soylu», «nasipli», kendi doğalarından «güçlü», «sağlıklı», «dolu», «zengin tinli» insan «tipi»nin yaşama bakış «perspektifi»nden kaynaklanır. Bu «insan tipi», yaşamı Evet&#8217;ler, çünkü kendinden memnundur; kendine «iyi» der. Öteki tip insan karşısında ise, «hörgörü» duyar : ona «kötü» der.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Öteki insan «tipi», «zayıf», «nasibi kıt», «köle ruhlu», «tinsel» olarak «güçsüz» olduğundan, kendinden kaynaklanan ahlak yargılarına da kolay kolay ulaşamaz; yaşam ve insanlar karşısında daha çok «reaktif», bağımlı bir tutum izler. İlkin, yaşamdan «hoşnutsuzluğu »nu dışarı vurarak, «güçlü» ve «nasipli» insan karşısında bir tepki olarak ona «fena» der : ancak bundan sonradır ki kendisine «iyi» diyebilir. Böylece «ressentiment »ını serimler : yani, dolaylanmış, yansıtılmış bir duygu içeriği olarak «çekemezlik», «hınçlılık» tutumunu.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Ancak bu &#8216;geriye doğru işleyen&#8217; duygu içeriği, biriken bir kaynak oluşturur; «sağlıklı» olarak açığa vurulamadığından, insanı «zehirler», sonunda «çöküntü»ye, «décadence»a getirir. Ya da, bir çıkış yolu bulabildiği durumlarda, bu «zayıf güç istemi», «haset», «hınç», «kin» gibi biçimlerde açığa çıkar; ancak bu, «güçlü» insanın açıktan açığa «saldıran» «öfke»si değildir; «güçsüz» insanın içten pazarlıklı «kurnaz1ığı»yla, dolambaçlı «intikam» yolları arar.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Bir de, yaşam karşısında, «güçsüz» kalma, son noktasına, «nihil»e, «hiç»e ulaşırsa, yaşama tam bir Hayır haline, «hiçliği isteme» haline gelebilir. «Nihilizm», insanın kendinden duyduğu hoşnutsuzluğu «dünya»ya ve genel olarak «yaşam»a yaygınlaştırması, giderek, kendisiyle birlikte «dünyanın da batması »nı «isteye» bilir. Bu da, örneğin, Nietzsche&#8217;nin Hristiyanlık yorumundaki gibi bir «köle ayaklanması» biçiminde ortaya çıkabilir.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">* * *</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Aşağıdaki notlar, sayfa sayılarına değil, Nietzsche&#8217;nin metne kendi koyduğu bölüm sayılarına göre düzenlenmiştir. DECCAL : Yeni Ahit&#8217;teki «Antihristos» sözcüğü, İsa&#8217;nın (Jesus&#8217;un), &#8216;beklenen&#8217; «Mesih» («Hristos») olduğunu yadsıyan, anlamına gelir. (Bkz. l Yuhanna 2, 18-22; 4, 3; 2 Yuhanna 7) Almanca biçimi, hem İsa&#8217;nın kendisine, hem de &#8216;Hristiyan olan&#8217;a «karşı» olmayı belirtir. Bizim verdiğimiz «Deccal» karşılığı, biraz Müslüman bir &#8216;ton&#8217; içerse de, genel olarak «kıyamete yakın zamanda ortaya çıkacak fenalık timsali kişi» anlamına (Nietzsche&#8217;nin bazı yerlerde Zerdüşt tipine de yakıştırdığı anlamda) yakın düşüyor.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"><br style="page-break-before: always;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">NOTLAR</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Önsöz</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">en azlar</strong> : </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: DE;" lang="DE">(Wenigsten) </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Nietzsche&#8217;nin kendine özgü deyimlerinden (bkz. Bl. 57), «çoğunluk- azınlık» ikiliğinin de ötesinde,«azınlıktan da «az» olan kişileri niteliyor.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">öldükten sonra</strong> : (posthum), yazarların ölümlerinden sonra yayımlanan yapıtları için kullanılır. (&#8217;Kaderin cilvesi&#8217;, Deccal de bir opus posthumum olmuştur&#8230;)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">1.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Hiperborlular </strong>: «Kuzey Rüzgarının (Boreas&#8217;in; Poyraz&#8217;ın) Ötesinde Oturanlar» anlamında, Grek mitologyasında, dayanıklılığı ile tanınmış bir hayali halk. Apollon kışları onların yanında geçirirmiş. Grek ozanı Pindaros, Phytia Odeleri&#8217;nde bu halktan söz eder.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">scirocco </strong>: Akdeniz&#8217;de, güneyden, Afrika çölleri üzerinden esen sıcak ve bunaltıcı rüzgar. Nietzsche, «güney yelleri»yle, Hiperborluların «kuzey rüzgarı»na, «poyraz»a karşıtlık kuruyor.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">manda yüreklilik</strong> : (Fra.) largeur (des Herzens) : aşırı hoşgörü, tepkisizlik anlamında.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">taviz</strong>: Compromiss</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">hoşgörü </strong>: Toleranz</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">yazgıcı /yazgı</strong> : Fatalist / Fatum</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">2.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—• <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">moralinsiz </strong>: Nietzsche, «ahlak» (moral)dan, «kafein», «kokain» gibi bir uyuşturucu («moralin») türetiyor; «kafeinsiz» koşutu, <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">moralinfrei </strong>sözcüğünü kuruyor, (bkz. Bl. 6)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">v i r t ü</strong> : Eski İtalyanca «erdem», Latince «vir/virilis/virtus» kökünden geliyor: «erkeklik/dayanıklılık/cinsel iktidar/yetenek/güçlülük» gibi anlamlarda.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">4.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">başarı </strong>: (Gelingen), «uygun düşmek/istenene ulaşmak» anlamında.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">isabet </strong>: (Treffer), atış isabeti anlamında.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">5.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Pascal </strong>: Parlak bakışları olan bir matematikçi, aynı zamanda da katı bir dindardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">6.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Nihilizm </strong>: Nietzsche&#8217;nin en önemli kavramlarından : İnsanın, her zaman bir «istem» konusu olan &#8216;değer ve amaçlar&#8217;dan yoksun kalınca, «hiçliği ister» duruma düşmesini niteleyen, hem &#8216;psikolojik&#8217; hem de &#8216;felsefi&#8217; içerikli terim.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">7.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">acıma </strong>: (Mitleid), «birlikte acı çekme/acısına katılma» anlamında.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">gerilim verici/çöküntü verici</strong> : (tonik/depressiv) Sinir fizyolojisinden alınma terimler : sinir devingenliğini çoğaltıcı/azaltıcı anlamında.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">erke </strong>: enerji.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Nasıralı </strong>: İsa&#8217;ya, &#8216;memleketi&#8217; olan Nasıra kentinden dolayı verilen ad.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">seçi </strong>: (İng.) selection. Darwin&#8217;in, doğada güçsüzlerin &#8216;ayıklanma&#8217;sını ve güçlülerin yaşamlarını sürdürmek üzere &#8217;seçilme&#8217;lerini açıklamak için kullandığı terim. (Nietzsche Darwin&#8217;i bilir ve ona önem verirdi; &#8216;Darwinist&#8217;lere ise ateş püskürürdü.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">öte</strong>: (Jenseits), tek başına, isim olarak (tırnak içinde), «öte -dünya» anlamında.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Nirvana </strong>: Sanskritçede «sönmek, yitmek» anlamına gelen sözcük, Budizm&#8217;de kişinin dinsel pıatiğin doruk noktasında ulaştığı tam huzur, dinginlik durumunu niteler.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">idiosynkrasie </strong>: (Yun.) Belirli türden (o kişiye özel) allerji, aşırı uyarılabilirlik durumları; buna bağlı olarak bireysel, anlamı &#8216;kapalı tutan&#8217; konuşma biçimi.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">retorik </strong>: (Yun.) Konuşma, «hitap etme» biçimi, sanatı. (Bu bölümde yoğun olarak, ilerikilerde de sık sık görülen fizyoloji/tıp kaynaklı terim ve açıklamalar, Nietzsche&#8217;nin «beden»i anlamak için çağının fizyoloji, biyoloji, tıp &#8216;literatür&#8217;ünde yaptığı okumaları yansıtır —bir aralar herşeyi bırakıp tıp eğitimi görmeye girişmeyi ciddi ciddi düşünmüştür.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">8.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">tanrıbilimci </strong>: (Theologe) Yalnızca «dinbilimci» değil, bir «itikat»a bağlı olarak «bilim» yapan «ilahiyatçı»&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">özgür tinli</strong> : (freier Geist) </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: DE;" lang="DE">XIX. </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Yüzyılda yaygınlaşan, «tanrı-tanımaz, modern düşünceli» kişilerin nitelemesi. Nietzsche bu deyimi bazen kendisi için de kullanır, ama (burada olduğu gibi) bazen de (başkalarında) eleştirir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">9.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">optik </strong>: Çeşitli, ayrı konulara aynı «gözden», aynı bakış açısından bakan görüş biçimi anlamında.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">sakrosankt</strong> : Dokunulamaz düzeyde kutsal.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">10.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Protestan papaz Alman felsefesinin büyükbabası</strong> : Bununla Alman felsefesindeki yoğun mistik/dinsel özellikleri vurgulayan Nietzsche&#8217;nin, kendi babası da, büyükbabası da, «Protestan Papazlar»dı&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">peccatum originale</strong> : (Lat.) «Başlangıçtaki/kaynaktaki günah» —Adem ile Havva&#8217;nın bilgi ağacının meyvesini yemeleri.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Tubingen Darüşşafakası</strong> : (Tubingen Stift) «Tubingen Vakfı» —yoğun dinsel bir Protestan eğitim veren ünlü okul, aynı zamanda bir yardım kurumu niteliğiyle, daha çok yoksul öğrenciler alırdı, (bkz. aşağıdaki not).</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Şvablar </strong>: Tubingen kenti, özellikle «Stift»iyle, Şvabistan&#8217;ın (Schwaben, şimdiki Baden- Wurtemberg&#8217;in güney bölümleri) öğrenim merkeziydi. Birçok Alman filozofu Şvabdı ve Tübingen&#8217;de okudu (örneğin, Hegel ve Schelling)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">skepsis </strong>: (Yun.) şüphe. Bir felsefe akımı olarak Şüphecilik (Skeptisizm)&#8217;in temelindeki bakış açısı : birşeyi bilmenin («sahici» bilginin) olanaksız olduğunu; insanların «bilgi» sandıklarının aslında «yanılgı»lar olduğu görüşü. (Nietzsche bu görüşe değer verirdi, bkz. Bl. 12). Bkz. aşağıdaki not.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Kant </strong>: Nietzsche burada Kant&#8217;ın bilgi görüşünü, aşağıda (Bl. 11&#8242;de) de ahlak görüşünü eleştiriyor. Kant&#8217;a göre, «gerçek» nesneler, «kendi içinde şey» olarak, bilgiden bağımsız «duran» biçimleriyle değil, ancak «görünüş» («fenomen») olan, bilen özneye &#8216;görünen&#8217; biçimleriyle bilgiye konu olabilirler; oysa insanlar «doğal bir yanılgıyla bu görünüşleri «gerçek» sayarlar. Nietzsche «skepsis» ile bunu kastediyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">11.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Kant&#8217;ın ahlak görüşü</strong>ne göre de, ahlaklı bir eylem, «kesin buyruğa» (kategorik imperatif) boyuneğen ve «ödev» karşısında duyulan bir «saygı»dan kaynaklanır. Böyle bir eylemin ölçüsü, temelindeki ilkenin, her bir insan için geçerli bir «yasa» olup, olamamasıdır : yani, ilke «genel geçerliğe» yükseltilince; her bir insanın bu ilkeye göre eylemde bulunduğu düşünülünce, ilkenin eylem belirleyici niteliğini koruyup korumadığıdır.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Moloh </strong>: İnsanlardan kendilerini kurban etmelerini isteyen eski Semit tanrısı.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Kant /Devrim</strong> : Kastedilen, 1789 Fransız Devrimi&#8217;dir. Kant, Yetilerin Çatışması (Streit der Fakültaeten, 1798) adlı kitabının II. Bölümü&#8217;nde, insanlığın «sürekli olarak daha iyiye gidip gitmediği »ni tartışırken, «insan cinsinin ahlaki ilerleme eğilimini kanıtlayan bir çağdaş olay üzerine» adlı 6 Kesimi&#8217;nde, «Devrim»in böyle bir olay olduğunu ve bunun da «insan cinsinde bulunan bir ahlaksal temelden başka bir nedeninin olamayacağı»nı söyler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Königsberg Çinliliği</strong> : Königsberg (bugün Kaliningrad), Kant&#8217;ın bütün yaşamını geçirdiği Prusya kenti : Nietzsche, «Çinli» saydığı «kendini aşağılama» tutumunu, Çin atasözü «yüreğini küçült»le birlikte, kısa boyluluğuyla ünlü olan Kant&#8217;a yakıştırırdı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">13.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">«ecinni çarpmış»</strong> : Dostoyevski&#8217;nin ünlü romanına gönderi olabilir.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">şandala </strong>: (Sanskritçe) Hint toplumunun «insan artıkları», genellikle dilenerek geçinen, «miskin» insanlar. Sözcüğün, «bir içimlik esrar» anlamına, «şandu»dan gelmesi olası.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">pathos </strong>: (Yun.) Yoğun duygu, tutku.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">pitoresk </strong>: &#8216;Resim&#8217; gibi &#8216;hoş&#8217;.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">15.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">antroposentrik </strong>: insanı merkeze alan/ölçü kılan.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">nervus sympaticus</strong>: Bedenin sinirsel işlevlerini yükseltmeğe yönelik sinir sistemi.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">ereksellik </strong>: teleoloji.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">16.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">kozmopolit </strong>:. «dünya vatandaşı»; burada, hıçr toplumdan bir takım özellikler alarak birarayâ getiren, anlamında.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">17.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">İsrael</strong>&#8216;in , bugünkü İsrail ile ilgisi yok tabiî ki : Yahudilerin, en eski mitologyalarındaki («vaadedilmiş») ülkeleri.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Renan, Ernst (1832-1892)</strong> : Fransız dinbilimcisi ve oryantalisti. Dinsel yorumlarında Nietzsche&#8217;nin kendi «tam karşıtı» saydığı yazar.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">par excellence</strong>: (Lat.) «Daha üstünü olmayan.»</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">souterrain </strong>: (Fra.) Kanundışı işlerin yapıldığı «yeraltı».</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">getto </strong>: Büyük şehirlerde, özellikle yoksul Yahudilerin yaşadığı sefalet mahallesi.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">albino </strong>: İnsanlar arasında da görülen, «renksiz» (pigmenti olmayan) saç ve dertleriyle belli olan. bozuk kalıtımlı fertler. Bunların genellikle gözleri de bozuktur.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">metaphysicus </strong>: (Lat.) Metafizikçi; filozof.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">sub specie Spinozae</strong> : Spinoza&#8217;nın, sub specie aeterni (bengi olanın gözüyle) deyimiyle kelime oyunu : «Spinoza&#8217;nın gözüyle»&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">19.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— </span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: EN-US;" lang="EN-US">creator </span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">spiritus</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> : (Lat.) yaratıcılık ruhu.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">ultimatum </strong>: (Lat.) En yüksek.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">monotono-theist&#8217;lik</strong> : Nietzsche «mono-theist&#8217;lik» (tek-Tanrıcılık) ve monoton (tek-düze, sıkıcı) ile kelime oyunu yapıyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">20.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Hint bilginleri</strong>: Hindistanlı bilginler değil, Alman Hindoloji bilginleri kastediliyor. (Bunlardan en ünlülerinden biri, Nietzsche&#8217;nin yakın dostu Paul Deussen&#8217;di). </span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">fenomenalizm </strong>: Bilginin «görünen»le sınırlandırılması gerektiğini söyleyen felsefe görüşü. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">iyinin ve kötünün ötesinde</strong> : Nietzsche&#8217;nin Zerdüşt&#8217;ten hemen sonra yazdığı kitabın adı (Jenseits von Gut und Böse, 1885); aynı zamanda, yaygın ahlak yargılarından bağımsız olmanın «formülü». </span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">hijyeni </strong>: özellikle temizliğe yönelik sağlık önlemleri bütünü. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">diyetetik </strong>: Sağlık amacıyla yeme-içmenin, «perhiz»in düzenlenmesi. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">depresyon </strong>: Burada daha çok «alçak basınç» koşutluğunda, «bunaltıcı hava» gibi bir anlamda kullanılıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">21.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">kasuistik </strong>: Özellikle dinbilim ve hukukta, genel bir ilkeyi tek tek örneklerle temellendirme işlemi; genellikle &#8216;demagoji&#8217; ve &#8216;kılıkırkyarma&#8217; anlamında. Nietzsche «günah çıkarma» işlemi sırasında «günahlarını tek tek anlatılışını kastediyor. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">duyusallık </strong>: (Sinnlickheit) &#8216;Duyusal&#8217; / bedensel olanla, «zevk-ü safâ»ya varasıya uğraşma anlamında. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Cordoba </strong>: İspanya&#8217;da eski Arap kenti (Kurtuba). </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">epilepsoid </strong>: Sara hastalığıyla ilgili.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">libertinaj </strong>: Bedensel, özellikle de cinsel &#8217;serbestleşmişlik&#8217;.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">23.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Brahman </strong>: Budist rahip.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">esoterik </strong>: «İçe kapalı», yarı-dinsel,eğitim amaçlı toplulukların sıfatı.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Afrodit/Adonis</strong> : Yunan-öncesi ve erken-Grek toprak ve doğa kaynaklı ilkel din biçimleri.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">cultus </strong>: Toprağa ve doğaya bağlı tapınma biçimi; kavim düzeyinde din.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">saffet, cinsel perhiz</strong> : (Keuschheit) Cinsel güdüleri bastırma kertesinde, her türlü cinsellikten uzak durmak anlamında. (Katolik papaz olmanın koşullarından biridir.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">24.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Galile&#8217;li </strong>: İsa&#8217;ya geldiği bölgeye atfen verilen ad.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">non </strong></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: FR;" lang="FR">plus ultra</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: FR;" lang="FR"> : (Lat.) </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Daha üstünü olmayan.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">25.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Yahova </strong>: Museviliğin tanrısı.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">İşaya </strong>: (Jesaia, Isaiah) Eski Ahit peygamberlerinden biri. (Nietzsche, belki, İşaya&#8217;nın metninin birinci tekil şahıstan olmasını göz önünde bulunduruyor.)</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">ajitatör </strong>: İsyana teşvik eden siyasal kışkırtıcı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">26.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">historicis </strong>: Tarihsel konular, tarihsel olanı kavrama özelliği.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">kiniklik </strong>: Eski Yunan&#8217;ın son dönemlerinde çıkan ve dünyanın temelde bozuk, &#8216;kötü&#8217; olduğunu söyleyen felsefe akımı; «kem gözlülük».</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">beefsteak </strong>: (ing.) Biftek.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">27.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Sibirya&#8217;ya gönderecek dil</strong> : Sibirya, Nietzsche&#8217;nin zamanında da (Çarlık Rusyası&#8217;nın) «siyasal suçluları»nın sürüldüğü yerdi. Burada kastedilen, Yeni Ahit&#8217; teki yer yer açıkça &#8216;isyankar&#8217; deyimleme biçimleri.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">çarmıhtaki yazı </strong>: Çarmıha gerilen İsa&#8217;nın üstüne «Yahudilerin Kralı» yazılı bir alaylı &#8217;suç bildirisi&#8217; asılmıştı. Nietzsche&#8217;nin kastettiği, İsa&#8217;nın bir &#8217;siyasal suçlu&#8217; sayıldığı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">28.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Strauss, David (1808-1874)</strong> : Alman filolog ve bilgini, 27 yaşındayken yazdığı &#8216;aydınlanmış&#8217; bir İsa kitabının, sonradan, 64 yaşındayken «Alman halkı için yeniden gözden geçirilmiş» bir biçimini yayınlayınca, Nietzsche&#8217;nin Zamana Aykırı Bakışlar adlı kitaplar dizisinin ilkinde, yerden yere çalmasına yol açar. (David Strauss, der Bekenner und der Schriftsteller, 1873).</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Evangelium </strong>: (Yun.) «İyi haber»; hem İsa&#8217;nın insanlara getirdiği &#8216;tanrı bildirisi&#8217;, hem de, (çoğul haliyle) YeniAhit&#8217;in çeşitli &#8216;mürit&#8217;lerce yazılmış metinleri.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">aktarım </strong>: (Überlieferung) Tarihsel bir dönemden bugüne ulaşmış bilgi ve belgeler toplamı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">29.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Assisi&#8217;li Franciscus</strong> : İtalyan Azizi.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">psychologicis </strong>: Ruhsal durumları kavrama yetisi, psikolojik konular.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">budala </strong>: (Idiot) Nietzsche, özellikle Dostoyevski&#8217;yi. tanıdıktan sonra, bu kavramla ve akraba kavramlarla (deli, çılgın) yakından ilgilenir.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">habitus </strong>: (Lat.) Yaşam çevresi, alışkanlıkların temeli, giderek &#8216;mizaç&#8217;, görünüm, kıyafet, v.b. (Burada daha çok &#8216;ruh hali&#8217; gibi bir anlamda kullanılıyor.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">30.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Hedonizm </strong>: Kazlara önem veren, «mutluluğu» duyusal olanda arayan düşünce akımı : Mutluluğu acılardan ve nahoşluklardan uzak durmada gören Epikuros ile ilgisi kurulmuştur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">31.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Messias </strong>: (İbranice-Yun.), «Mesih», (Arapça) «yağla meshedilmiş», (Arapçadan Batı dillerine «masaj» olarak da geçen kökten gelen sözcük.) İsa&#8217;nın «kutsanmış iyileştirici» yanını vurgulayan adı.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Vaftizci Yahya</strong> : (Yohanna) İsa Mesih&#8217;in geleceğini haber veren ve onu vaftiz eden (yarı) peygamber.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">le </strong></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: FR;" lang="FR">grand </span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">mâitre en<em style="mso-bidi-font-style: normal;"> </em>ironie </span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">: (Fra.) Ironi&#8217;nin büyük ustası.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">apoloji </strong>: Kendini haklı çıkararak savunma.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">32.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">imperieux </strong>: (Fra.) buyuran, egemen olan.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">semiotik </strong>: Gizli anlamlı, imalı simgelerle anlam bütünleri kurma ve bunları anlama &#8217;sanatı&#8217;.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Sankhyam </strong>: Sanskritçe «sınama»; Budizm&#8217;de «sınavdan geçme», ve bunun gizemli dili.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Lao Tse </strong>: Eski Çin&#8217;in, «özdeyişlerle» konuşan peygamber-tanrısı.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">diyalektik </strong>: Platon&#8217;daki anlayışla, bir konuda, karşılıklı soru-yanıt yoluyla, bir kişiyi kendi mantıksal kabullerinden hareket ederek ikna etme yöntemi.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">kuvvet kanıtı</strong> için bkz. Bl. 50.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">34.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">dam üstünde saksağan</strong> : Türkçe&#8217;ye biraz. fazla (!) çevirdiğim deyim, aslında «göz üstünde yumruk» : birşeyi göstermek isterken kişinin gözüne yumruk atmak, gibi bir anlam olsa gerek&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Amphitryon </strong>: Eski Yunan mitologyasında, Amphitryon&#8217;un karısı Alkmene&#8217;ye Zeüs «görünür» ve bu beraberlikten Herkül doğar. Nietzsche Hristiyan tanrısının Meryem&#8217;e «görünme»siyle koşutluk kuruyor, (bkz. aşağıdaki not).</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">teslis </strong>: (Trinitaet; trinitas) Hristiyanlığın, «Baba», «Oğul» ve «Kutsal Ruh»tan oluşan «üçlü-birliği»; «Tanrı», «İsa» ve «Ruhülkudüs»ün hem ayrı üç şey, hem de aynı tek şey olduğunu bildiren öğreti.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">kirlenmemiş peydahlanma</strong> : unbefleckter Empf aengniss (conceptio immaculata, bkz. Bl. 56) Meryem&#8217;in bakire, &#8216;kirlenmemiş&#8217; olarak İsa&#8217;ya hamile kalması.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">37.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Imperium Romanum </strong>: Roma İmparatorluğu; «yayıldığı, egemenlik kurduğu alan» anlamında.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">38.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— </span></em><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">genç bir prens</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> : O sıralarda yeni Kaiser («İmparator») olan genç II. Wilhelm.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">39.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">yaratıcı (erfinderisch)</strong> : Sanattaki anlamında değil, örneğin «teknik buluş» anlamında.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Naksos </strong>: Şarap tanrısı Dionysos&#8217;un yoğun olarak tapınıldığı yerlerden, ve mitologyada, Dionysos ile Ariadne&#8217;nin karşılaştıkları ada. Nietzsche, muhtemelen, ilk kitabı olan Musikinin Ruhundan Tragedyanın Doğuşu&#8217;na ve orada ele aldığı iki tanrıya, Apollon ile Dionysos&#8217;a gönderide bulunuyor.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">görüngüsellik </strong>: (Phaenomenalitaet) Yalnızca «görünen» kadarıyla yetinmek, anlamında.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">40.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Farisi </strong>: (Pharisaeer) Eski İbrani inançlarından oluşan katı tarikatın üyesi; İsa&#8217;nın en çok karşı çıktığı, geçerlikteki dinin rahipleri.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— </span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: FR;" lang="FR">canaille </span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">: (Fra.) ayaktakımı, adi suçlu. (Çarmıh Roma&#8217;da en aşağı idam biçimiydi.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">42.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Dysangelist </strong>: Kötü haberci; </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: DE;" lang="DE">Nietzsche «Evangelist» </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">(«iyi haberci») nin karşıtını kuruyor.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">tiranize etmek/tiran1ık</strong> : Dehşete, korkuya salmak/bu yolla kurulmuş tek kişi yönetimi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">44.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">ultime </strong></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: FR;" lang="FR">ratio</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: FR;" lang="FR"> </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">: (Lat.) En son neden/amaç/ölçü.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">biri dışında</strong> : Nietzsche kendini kastediyor&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">45.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">hükmetmek </strong>: Markus alıntısında «yargılamak», Pavlus alıntısında ise «egemenlik kurmak» anlamında.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">molozlar </strong>: (Gesindel) Sürü üyesi anlamında, bkz. Bl. 57&#8242;ye not.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">46.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Polonya&#8217;lı Yahudiler</strong> : yoksulluklarından dolayı, «kirlilik»leriyle &#8216;ünlü&#8217;ydüler.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">e tutto festo</strong> : (İta.) Herşey(iyle) sağlam/sımsıkı.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Pilatus </strong>: yargılanmak üzere karşısına getirilen İsa&#8217;ya, kendisini «Yahudilerin Kralı» sayıp saymadığını sorunca, İsa, şu yanıtı verir (Yuhanna, 18, 37-38) : «Kıral olduğumu sen söylüyorsun [yahut, bunu diyorsun çünkü kıralım]. Ben bunun için doğmuşum, ve bunun için dünyaya geldim ki, hakikate şehadet edeyim. Hakikatten olan herkes benim sesimi işitir.» Bunun üzerine «Pilatus ona : Hakikat nedir? dedi. / Bunu dedikten sonra, tekrar Yahudilere çıktı, ve onlara dedi : Ben onda hiç bir suç bulmuyorum.» «Yahudi Pazarlığı »yla da, «Fısıh» bayramı nedeniyle bir suçlu bağışlamak için İsa&#8217;yı öneren Pilatus&#8217;dan, Yahudilerin soyguncu Barabas&#8217;ı bağışlamasını istemeleri, İsa&#8217;yı ise çarmıha germesini istemeleri; Pilatus&#8217;un da buna uyması kastediliyor.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Petronius </strong>: Neron&#8217;un sarayında «Arbiter» (yargıç) olan (Titus? Gaius?) «zarif Petronius»&#8217;un günümüze kalmış, roman biçimindeki yapıtı üç uçan gencin maceralarını renkli bir dille anlatır. Petronius, siyasal entrikalar içinde kalıp yargılanınca bilek damarlarını kesip intihar etmiştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">47.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">deus qualem Paulus creavit, dei negatio</strong> : (Lat.) Değil mi ki tanrı Paulus&#8217;u yarattı, yadsıyorum tanrıyı.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">in praxi</strong> : (Lat.) Pratikte.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">thora </strong>: Eski İbranice sözcük, «öğreti» anlamına gelir, Musa&#8217;nın yasalarını niteler. Nietzsche, Yunanca «tanrı» (teos) sözcüğünün kökü ile ilgi kuruyor.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">İskenderiye </strong>: Eski Yunan sonrası ve Hristiyanlık öncesinin en gelişmiş kültür ve bilim merkeziydi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">48.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— Bu bölümdeki matrak geçişiyle, Nietzsche Eski Ahit&#8217;in <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Çıkış</strong> (Genesis) öykülerini izliyor: Havva&#8217;nın Yılan&#8217;a kanarak Adem&#8217;e Bilgi Ağacı&#8217;nın meyvesinden yedirmesi; Tanrı&#8217;nın onları cennetten kovuşu; göklere dek vararak Tanrı&#8217;ya ulaşacak Babil Kulesi&#8217;nin inşası ve Tanrı&#8217;nın insanlara ödek olarak farklı diller vermesi, onları «halk»lara ayırması; insanların kötü yola sapmaları üzerine Tanrı&#8217;nın (yalnızca Nuh&#8217;un gemisinin kurtulduğu) Tufan&#8217;ı yaratması&#8230;</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Heva </strong>: Nietzsche İbranice «yılan» anlamına gelen sözcük ile, Adem&#8217;in &#8216;eşi’ Havva arasında ilişki kuruyor (Havva (Eva) için genellikle verilen kök, «efa», «ewa»dır.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">50.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">önceden kurulmuş uyum</strong> : (Praestablierte Har monie) Leibniz&#8217;den kaynaklanan ve «dünya olayları» ile «tanrı iradesi» arasında ilişki kuran kavramı, Nietzsche burada, nedensel olarak bağlı olmayan, ama ortaya çıkışlarında koşutluk gösteren iki olay dizisi, anlamında kullanıyor.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">kuvvet/lilik kanıtı</strong> : (Beweis der Kraft) Birşeyin, insanları harekete geçirme &#8216;kuvvet&#8217;ine sahip olduğuna göre doğru olması gerektiğini söyleyerek bunu kanıtlama.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— absurdum: (Lat.) saçma, abes, akıldışı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">51.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">in majorem dei honorem</strong> : (Lat.) Ulu tanrının şerefi adına : Papazların kutsama sırasında söyledikleri söz.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">training </strong>: (ing.) İdman, antrenman, alıştırma.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">folie circulaire</strong> : (Fra.) Kısır döngülü düşünce içeren delilik.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">rancune </strong>: (Fra.) Küçük hınç, kin.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: EN-US;" lang="EN-US">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">in hoc signo</strong>: </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">(Lat.) Bu işaretle/simgeyle.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">52.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">histerik/raşitik </strong>: Nietzsche, kadınlarda görülen aşırı uyarılmışlık durumları ile, çocuklarda görülen, kemik gelişmesi hastalığı yüzünden ortaya çıkan devinim bozukluklarını kastediyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">superbia </strong>: (Lat.) Üstünlük gururu.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Pietist </strong>: «Safiyane» dinsellik öğütleyen Protestan mezhebi üyesi.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">ephexis </strong>: (Yun.) Sıra gözetmek, yöntemlilik.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Zerdüşt gönderisi</strong> : «Rahipler üzerine» adlı bölümden (11. Kısım, 4. Bölüm).</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">54.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">kuşkucu </strong>: Yukarıda (Bl. 12) «şüpheci» dediğimiz «Spektiker»e. burada, &#8216;teknik/felsefi&#8217; anlamından çok, yaygın anlamında kullanıldığından, bu karşılığı veriyoruz.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Carlyle, Thomas (1795-1881)</strong> : İskoç düşünür. Bazen Nietzsche&#8217;ci de sayılan yazar, «kahraman» ve «üstün insan» düşüncelerini Nietzsche&#8217;nin onaylamadığı bir romantiklikle yorumlamıştır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">55.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Antisemit </strong>: Yahudi düşmanı Alman. Doruk noktasını Nazizmde bulacak olan ırk düşüncesine dayalı Alman Milliyetçiliği ile Yahudi aleyhtarlığı, bu sıralarda (özellikle Wagner&#8217;in çevresinde) &#8217;serpilmeğe&#8217; başlamıştı. Nietzsche bunlara başından beri şiddetle karşı çıkmıştır.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Kant </strong>: Nietzsche&#8217;nin burada eleştirdiği, Kant&#8217;ın etik görüşündeki; ahlak sorunlarının «teorik» aklın konusu olamayacağı, ancak «pratik» akıl için «gerçeklik»leri olduğu düşüncesidir. Ancak Nietzsche, Kant&#8217;a (dolaylı da olsa) «vahiy» düşüncesini yakıştırırken haksızlık ediyor : Kant&#8217;a göre gerçi ahlak sorunları «bilgi» konusu edinilemez, ama yaparak, eylem yoluyla («pratik akıl»la) gerçeklenir. (Nietzsche&#8217;nin Kant eleştirileri genellikle düşünürün kendi yapıtlarına değil, o sıralarda «Kant» adı altında «ortada gezinen» anlayışlara yöneliktir —ya da, ancak bunlara yönelmiş olmakla haklı hale gelir.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Manu </strong>: Ahlak öğütleri içeren Eski Hint (Budist) Yasalar Kitabının adı. «insan» demek olan sözcük, bu kitapta «insanın ilk atası» gibi bir anlamda yer alır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">57.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">in flagranti</strong> : (Lat.) Suçüstü (yakalanma).</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">in infinitum</strong> : (Lat.) sonsuza dek : Bitmeyen, sonu gelmeyen &#8216;dizi&#8217;lerin sıfatı.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">ayrıcalık(lı hak)</strong> : olarak çevirdiğim (Vorrecht). sözcük kuruluşuyla «ön(celikli)hak» hem başkaları bakımından öncelik taşıyan bir hak, hem de «geçiş üstünlüğü» gibi bir anlamda, bir üstünlük hakkı.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Bir hak, bir ayrıcalıktır,</strong> : çevirisi, anlamı veriyor ama sözcüklerin hakkını (!) vermiyor : Ein Recht ist e in Vorrecht.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">askerlik </strong>: «Dünya»dan &#8216;el-etek çekme&#8217;, &#8216;münzevilik&#8217;. Burada, &#8216;kendini zora koşma&#8217; anlamı vurgulanıyor.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">düzeyler düzeni</strong> : (Rangordnung) Nietzsche&#8217;nin temel kavramlarından, değerlilik açısından bir alttakiler-üsttekiler düzenlemesi («hiyerarşi»). Nietzsche&#8217;ye göre her değerler dizgesi böyle bir düzenlemedir.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">pulchrum est paucorum homineum</strong> : (Lat.) Güzellik pek az insan [a vergi] dir; ya da, (pauca/orum okuyarak), güzellik insanın pek az söz [e gereksinim duyduğu bir şey] dir. («Pek az» anlamına gelen «paucus», Nietzsche&#8217;nin «en azlar»ını çağrıştırıyor : Bkz. önsöz, ve bu bölüm.)</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">sürü/sürücüleri</strong> : (Gesindel) Nietzsche&#8217;nin ağzında en ağır &#8216;küfür&#8217; : hem «uşak», hem «sürü», hem «ayaktakımı» gibi anlamlara gelir. (Yukarıda Bl. 45&#8242;de «moloz» dedik&#8230;)</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">sosyalist/anarşist </strong>: Bunlar yazılırken, 1905&#8242;de doruğuna varacak toplumsal -eylemli &#8216;anarşistlik&#8217; dönemine daha epey var; «Sosyal Demokrat» hareket de henüz başlangıçlarında. Nietzsche&#8217;nin zamanında, hoşnutsuzlukla etrafa bombalar fırlatan, devlet adamı öldüren «anarşist»ler vardı; «sosyalizm» de (1848&#8242;den sonra) en &#8216;hırçın&#8217; dönemini yaşıyordu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">58.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">aere perrennius</strong> : (Lat.) Zamana göğüs geren; çağlar boyu kalan.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— </span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-ansi-language: EN-US;" lang="EN-US">sub specie </span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">aeterni</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">: Bkz. yukarıda Bl. 17&#8242;ye not.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">unio mystica</strong> : (Lat.) (Tanrı ile) gizemli birliğe varmak.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">bengi Yahudi</strong> : Bir yandan «İbrahim Oğullarının &#8216;dünya durdukça&#8217; varolacakları düşüncesine, bir yandan da tarih boyunca varolmaya &#8216;mahkum edilmiş&#8217; olmaları düşüncesine gönderide bulunuyor.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">BüyükAna/Osiris/Mithras</strong> : Asya kökenli ve gizli tapınma törenleri içeren (Grek öncesi) ilkel dinler.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Paulus&#8217;un Şam&#8217;da yaşadığı</strong> : Paulus çeşitli zamanlarda İsa Mesih&#8217;in ya da Ruhülkudüs&#8217;ün kendisine görünerek yol gösterdiğini anlatır.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Hrist </strong>: (Christ) «uyaklılığı» vermek için böyle yazıyoruz. Almancada Christ İsa&#8217;yı («Christus», «Jesus») olduğu kadar, herhangi bir «Hrist/iyan»ı niteler. («Uyaklılığı» sağlayan «ist», tabiî ki, «Hristos»dan gelen «Hrist» ve «Nihil/ist»te bambaşka anlamlarda&#8230;)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">60.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">İsviçreli bekçi</strong> : Yoksul İsviçreli &#8216;şövalye&#8217;ler, çeşitli sarayların, bu arada da Kilise büyüklerinin, &#8216;kapıkulluğu&#8217;nu, paralı askerliğini yaparlardı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">61.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Sezar Borjiya</strong> : Cesare Borgia (1475 ya da 76 -1507), İspanya kökenli İtalyan soylu ailesinin üyesi; Papa VI. Alexander&#8217;in gayrimeşru oğlu. Rönesans&#8217;ın kültürlü ve maceraperest, &#8216;parlak&#8217; kişiliklerinden; aynı zamanda çeşitli siyasal &#8216;kudretlilik&#8217; girişimleriyle tanınır —Papa olmasına da &#8216;kıt kalmıştı&#8217;&#8230; Nietzsche&#8217;nin «Üstinsan» için verdiği ender tarihsel örneklerdendir.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">paccatum originale</strong>: Bkz. Bl. 10&#8242;a not.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">«Özgürlük» savaşı </strong>: Alman birliğinin kurulması,</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Reich </strong>: «İkinci» Alman «İmparatorluğu».</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">62.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">humanitas </strong>:. (Lat.) İnsanlık; &#8216;hümanizm&#8217;in temelindeki anlamda.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">— <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">komplo </strong>: (Verschworung) Almanca sözcüğü Frenkçesiyle çeviriyorum (!) : «gizlice biraraya gelerek ortak bir düşmana karşı ortaklaşa eyleme geçmek için yemin etmek» anlamında «komplo kurmak»&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black;"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-family: Times New Roman;">—<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">      </span></span></span></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">dies nefastus</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> : (Lat.) Lanetli gün.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"><br style="page-break-before: always; mso-special-character: line-break;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">«Yasa»</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: center; mso-layout-grid-align: none;" align="center"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Filolojik verilere göre, Nietzsche bu parçayla ne yapacağına (yayımlayıp yayımlamayacağına, ve hangi kitabının sonunda yayımlayacağına) bir türlü karar verememiş. Bunun yazılı olduğu sayfa uzun süre Ecce Homo elyazmasının sonunda yer almış, Nietzsche&#8217;nin yapıtlarının birçok basımında ise (kızkardeşi Elizabeth&#8217;in &#8217;sansür&#8217;üne uğrayarak) yer almamış.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Öte yandan, Podach, «Yasa»dan sonra, «Çekiç Konuşuyor » başlığı altında ve Zerdüşt 3, 90 gönderisiyle, Zerdüşt&#8217;ün III. Kitabından, «Eski ve Yeni Levhalar Üzerine» Bölümünün 30. Kesimi&#8217;ni veriyor. K G W ise, Antichrist metnini «Yasa» ile bitiriyor; buna karşılık, aynı başlık ve aynı gönderiyle aynı Zerdüşt Bölümü&#8217;nün bu kez 29. Kesimi&#8217;ni, Nietzsche&#8217;nin bir önceki kitabı Götzen- Daemmerung (Putların Batışı)&#8217;un sonuna koyuyor. «3, 90» gönderisinden, Zerdüşt III.&#8217;ün ilk basımının sayfa gönderisini anlarsak, iki basım arasındaki bu uygunsuzluk, elimizdeki verilerle bir «muamma» olarak kalıyor. KGW, Götzen-Daemmerung&#8217;u, basıma temel olan yazması Nietzsche&#8217;nin elinden geçmiş olan 1889 basımından verdiğine göre, burada herhalde bir yanılma olmasa gerek; ancak Podach da, «Çekiç Konuşuyor» başlıklı parçayı, elyazmasının sayfa numarasını belirterek veriyor. Bu bakımdan, «günahı onların boynuna» diyerek, bu parçanın çevirisini, yukarıda ana metne (K G W &#8216;ye uyarak) almadık, ama, çevirisini (Podach&#8217;a uyarak) aşağıda sunuyoruz :—</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Ey istemim benim, sen her zorluğun mucizesi zorunluğum benim! Koru beni bütün küçük yengilerden!</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Sen yazısı ruhumun, yazgı dediğim! Sen içimdeki! Üstümdeki! Koru ve esirge beni bir büyük yazgı için!</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Ve son büyüklüğümü, istemim, esirge en sonuncun için, — ki amansız olasın yengin içinde, Ah; kimler yenilmedi ki kendi yengilerine!</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Ah, kimlerin gözü kararmadı ki o esrik alacakaranlıkta! Ah, kimlerin ayağı kaymadı ki ve unutmadı ki yengisinde —ayakta durmayı! —</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—Ki ben bir kez dolu ve olgun olayım büyük öğlede: dolu ve olgun, tıpkı eriyik maden gibi, şimşek yüklü bulut gibi, şişmiş meme gibi:</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—dolu ve olgun kendimle ve en gizli istemim için, okunu özleyen bir yay, yıldızını özleyen bir ok :</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">—bir yıldız, dolu ve olgun öğlesinde, eriyik, delik deşik kutsanmış yokedici güneşoklarıyla: —kendisi bir güneş ve amansız bir güneşsistemi, yengisinde yoketmeye hazır!</span><span style="font-size: 10pt; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm -4cm 0pt 0cm; text-indent: 18pt; line-height: 15pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;;">Ey istem, her zorluğun dönüm noktası, sen benim zorunluğum! Esirge beni bir büyük yengi için! — —</span></p>
<p style="text-align: left;"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/589/friedrich-nietzsche-deccal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>90 Dakikada NIETZSCHE</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/587/90-dakikada-nietzsche/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/587/90-dakikada-nietzsche/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 16:50:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[nietzsche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=587</guid>
		<description><![CDATA[
GİRİŞ

 
 
            Felsefe yüzyıllar boyunca skolastiğin yorganı altında kıvrılarak uyudu. Skolastik tartışmaların horlamaları ve karşı horlamalarından başka hiçbir şey duyulmuyordu. 
            Felsefeyi ortaçağ uykusundan uyandıran şey, 17. Yüzyılda sahneye çıkan ve şu sözleri ilân eden Descartes oldu: “Cogito, ergo sum.” (Düşünüyorum, öyleyse varım). Aydınlanmış bir çağ başlamış oldu: Bilgi akla dayandırıldı. Bu büyük Fransız sadece uyuyan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="border-right: medium none; padding-right: 0cm; border-top: medium none; padding-left: 0cm; padding-bottom: 1pt; border-left: medium none; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1.5pt solid;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">GİRİŞ</span></span></p>
</div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Felsefe yüzyıllar boyunca skolastiğin yorganı altında kıvrılarak uyudu. Skolastik tartışmaların horlamaları ve karşı horlamalarından başka hiçbir şey duyulmuyordu. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Felsefeyi ortaçağ uykusundan uyandıran şey, 17. Yüzyılda sahneye çıkan ve şu sözleri ilân eden Descartes oldu: “Cogito, ergo sum.” (Düşünüyorum, öyleyse varım). Aydınlanmış bir çağ başlamış oldu: Bilgi akla dayandırıldı. Bu büyük Fransız sadece uyuyan bilginleri değil, aynı zamanda Britanyalıları da uyandırmıştı. Onlar da Descartes’in rasyonel varsayımlarına gecikmeden tepki ererek, bilgi birikimimizin akla değil, deneyime dayandığını iddia ettiler. İngiliz Empiristler bu hiddetli çıkışlarıyla aklın en küçük kırıntısını dahi yok ederek felsefeyi gitgide daha küçük duyumsamalara ayırdılar. Felsefe tekrar sonsuz bir uykuya dalma tehdidi ile karşı karşıya kaldı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nihayet 18. Yüzyılın ortalarında Kant “dogmatik uygusundan” uyanarak ortaçağ felsefesinden çok daha kapsamlı bir felsefe sistemi geliştirdi.<span id="more-587"></span> Bu durum, filozofların bu yeni şansı keyifli hayaller için kullanmak istedikleri izlenimini doğurdu. Hegel, bu filozofların arasında en gayretlisi oldu ve genel huzur ihtiyacına yanıt verecek, dev yatağı bulutlardan oluşan muhteşem bir yatak odası inşa etti. Kendisine başka bir yol seçen tek kişi, tüm evi doğu felsefesinin taze esintileriyle havalandıran Schopenhauer’di. İşte bu esintiler genç Nietzsche’yi uyandırdı. Çevik bir hareketle o buz gibi rüzgâra atıldı ve herkesi uzun bir süre için uyanık tutan keskin felsefesini ilân etti.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<div style="border-right: medium none; padding-right: 0cm; border-top: medium none; padding-left: 0cm; padding-bottom: 1pt; border-left: medium none; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1.5pt solid;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">FRIEDRICH NIETZSCHE YAŞAMI VE ÖĞRETİSİ</span></span></p>
</div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche’yle beraber felsefe tehlikeli bir boyut kazanıyor. Gerçi daha önce de tehlikeli olmuştu, ama başka nedenlerden dolayı. Nietzsche’den önceki yüzyıllarda felsefe, filozoflar için tehlikeliydi, oysa Nietzsche’yle beraber herkes için tehlikeli olmaya başladı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Kendisini sonunda zihinsel bir bulanıklığın içine düştü. Geç dönem yazılarındaki söylemleri bunun habercisiydi zaten. Ne var ki tehlikeli fikirleri hastalığının başlangıcından çok önce ortaya çıktı. Nietzsche’nin fikirleri zihinsel bozukluklarıyla bağıntılı değil. Onlar, 20. Yüzyılın ilk yarısında Avrupa için korkunç sonuçlar doğuran ve iflah olmaz belirtileri günümüzde Balkanlarda ve Doğu Avrupa’da yeniden görülen kolektif bir cinnetin öncüleri oldu.<span style="text-decoration: underline;"></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Aslında Nietzsche’nin felsefesi, felsefe olarak adlandırılması pek de haketmiyor. – ister üstinsandan, ister sonsuz geri dönüşten (yaşamımızı mutlak sonsuza dek tekrar ve tekrar yaşayacağımıza dair düşünce) veya (anlamını Goethe, Napolyon veya kendisi gibi “büyük adamları” yaratmakta bulan) uygarlığın salt anlamından söz etsin. Her şeyi “Güç İstemi” ile açıklamak ya çok basittir ya da anlamsız. Freud’un psikoanalitik açıdan mesafeli ve hatta Schopenhauer’in dipsiz kötümserlikleri bile bizleri daha fazla ikna etmektedir. Bir değeri olan her komplo kuramında olduğu gibi, Nietzsche’nin “Güç İstemi”ne dair doktrini de paranoyak eğilimler taşıyor. Kendi felsefesinin aksine, Nietzsche felsefe yapmaya başlayınca iş ilginçleşmeye başlıyor. O zaman Nietzsche ustalık, ikna yeteneği ve keskin zekâ bakımından kendisinden önceki ve sonraki tüm filozoflarla yarışabilir. Eserlerini okuduğunuzda, bizlerde felsefenin gerçekten de önemli bir şey olduğu izlenimi uyanıyor. Tehlikeli olmasının nedenlerinden biri de bu işte. “Güç İstemi”ni salt analitik bir araç olarak kullandığı sürece, bununla, kendisinde varlığını ancak az sayıda kişinin tahmin ettiği insani motivasyon öğelerinin izini bulabilmekteydi. Bu motiflerden doğan değerlerin maskelerini düşürdü, onların tarihsel gelişimlerini araştırdı ve bu sayede uygarlığımızın ve kültürümüzün temel taşlarını aydınlattı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche, kendisi yazmışçasına yaygınlaştırılan saçmalıklardan az da olsa sorumlu olmasına rağmen, bunların, gerçekte yazdığı şeylerin saptırılmış halleri olduğunu ne kadar tekrarlasak azdır. Gerçekte Nietzsche, faşizmin kendi zamanındaki öncülerini hor görürdü; antisemitizm ise onu tiksindirirdi. Ari Alman ırkından oluşan bir ulusun mümkün olabileceğine ve hatta bu ulusun efendi ırk olmak için seçilmişlerden olduğu düşüncesini Nietzsche çok komik bulurdu herhalde. Eğer otuzlu yıllarda henüz hayatta (ve akıl sağlığı yerinde) olsaydı -ki bu durumda sekseninde olurdu- kendisini onun halefleri olarak gören bazı diğer Alman filozofların tersine, o dönemdeki trajikomik olaylar karşısında eminiz ki sessiz kalmazdı. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Friedrich Wilhelm Nietzsche 15 Ekim 1844’te Sachsen’in Prusya hakimiyeti altında bulunan bölümündeki Lützen’e bağlı Röcken’de doğdu. Ailesi dindar ve lüteriyen bir küçük esnaf ailesiydi. Soyunda başka bir çok meslekten de olmak üzere şapkacılar ve mezbahacılar da vardı. Ancak büyük babası ve babası devlete sadık ve pietist<sup>1</sup> rahipler olmuşlardı. Nietzsche’nin babası, Prusya kralı IV. Friedrich Wilhelm’in sadık bir hizmetkârıydı. Bu nedenle, ilk oğlu kralın yaş gününde dünyaya gözlerini açtığında, başka bir isimle vaftiz edilme şansı hemen hemen hiç yoktu.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Bahsi geçen bu üç adamın hepsinin da aklını yitirmiş olması tamamen anlamsız bir rastlantıdan başka bir şey değildir. İlk önce babası Friedrich Ludwig öldü. –yıl 1849. Otopsi sonucunda “beyin yumuşaması” teşhis edildi. Sözüm ona beyninin bir çeyreği “yumuşamış” idi. Tıpta bu tür teşhisler artık geçerli olmamakla beraber, Nietzsche’nin saygıdeğer biyografları, Nietzsche’nin deliliğini babasından almadığından eminler. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche’nin çocukluğu Naumburg’ta, “iffetli kadınlarla” dolu bir evde geçti. Bunlar annesi, kız kardeşi, anneannesi ve evde kalmış biraz deli iki teyzesiydi. Belli ki kadınlarla çok erken yaşta yaşadığı bu deneyimler Nietzsche&#8217;’in hayatında izler bıraktı, çünkü biyografisi teyzelerinin yaşantısını yansıtan karakteristik izler tekrarladı durdu. 13 yaşındayken o dönemim her üst düzey yatılı okuluyla yarışabilecek denli iyi ve tanınmış bir eyalet okulu olan Pforta’ya başlar. Öğrenciler bu okulda salt yaramazlıklar yapmanın dışında gerçekten de bir şeyler öğreniyordu. Büyük oranda dindar ve şımartılmış terbiyesinin bir ürünü olan Nietzsche okulda “küçük Protestan papazı” diye çağrılıyordu ve kendisi derslerinin en başarılı öğrencisiydi. Gelişmekte olan dahiliği günün birinde kendi aklını kullanmasına yol açtı. On sekiz yaşına geldiğinde inancından<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>şüphe etmeye başlar. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche’nin keskin zekâsı, içinde yaşadığı dünyanın çelişkilerini görmezlikten gelmesine engeldi. Muhtemelen, başkalarıyla fikirlerini paylaşmıyordu; bu durum, daha sonraları da kesinlik kazanacağı gibi, kendisi için tipik bir davranıştı. Nietzsche kendi yolundan gitti ve yaşayan (veya ölü) hemen hemen hiçbir tinin kendisini etkilemesine izin vermedi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche on dokuz yaşına geldiğinde, papaz olabilmek için Bonn Üniversitesinde ilâhiyat ve klasik filoloji öğrenimine başlar. Zaten hayat akışı çok önceden “iffetli kadınlar” tarafından plânlanmıştı. Ancak Nietzsche daha şimdiden huzursuzdu: Bilinçsiz bir isyan dürtüsü kişiliğine etki etmeye ve onu değiştirmeye başlar. Bonn’a geldikten kısa bir süre sonra o münzevi okul delikanlısı neşeli ve taşkın ruhlu bir üniversite öğrencisinin en iyi örneklerinden birine dönüşür. Herkesin giremediği özel öğrenci birliklerine girer, arkadaşlarıyla içki içmeye başlar ve öğrenciler arasında yapılan eskrim düellolarına katılır. Kaçınılmaz olarak bir düelloda yara alır ve ritüel gereği düelloya hemen son verilir. Burnunun üstündeki küçük dikiş izi o günlerden kalmadır. Ne yazık ki bu yara izi daha sonraları gözlüğünün altında gizlendi. Ama bu sadece küçük bir ara piyesti.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche aynı dönemde şu sonuca vardı: “Tanrı öldü.” Tatilde eve döndüğünde dini ayinleri katılmayı reddederek, bundan böyle asla bir kiliseye adımını atmayacağını açıklar. Bir sonraki yıl üniversitesini değiştirerek Leipzig’e yerleşir ve ilâhiyat eğitimine son vererek klasik filoloji üzerinde yoğunlaşır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche Leipzig’e Ekim 1865’de varır. O ay yirmi bir yaşına basar ve hayatı üzerine daha sonra etki edecek iki olay yaşar. Önce, ziyaret ettiği bir genelevde, daha sonraları zihinsel bulanıklığına neden olacak frengi mikrobunu kapar. Görünüşe göre &#8211; böyle şeyleri hissetmek mümkünse eğer – Nietzsche birkaç genelev ziyaretinden sonra kendisine frenginin bulaştığını fark etti. Göründüğü hekim kendisinden gerçeği gizler. (O dönemlerde bu adettendi, çünkü bu hastalık henüz tedavi edilebilir değildi – aynı ikiyüzlülükle günümüzde kanser hastalığına kılıflar uydurulmaktadır.) Bu olayın sonucunda Nietzsche’nin kadınlarla olan cinsel ilişkilerine bir son verdiği sanılmaktadır. Ancak felsefi yazılarında kadınlarla ilgili birçok yüz kızartıcı ve de faydalı kayıtta yer alır. “Kadınlara mı gidiyorsun ? Öyleyse kırbacını unutma.” (Belki de Leipzig’te çok özel türden bir genelevi ziyaret ediyor ve erkeklerin de oraya giderken yanlarına kırbaç almalarının adil olacağını düşünüyordu.) </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Hayatını değiştiren ikinci olay, bir sahaf dükkânına dalışıydı. Nietzsche burada Schopenhauer’in “İstem ve Tasarım olarak Dünya” adlı eserine rastlar. Schopenhauer’in kıssadan hisse çıkaran üslûbu ve bulaşıcı karamsarlığı onu çok derinden etkiler: “Burada her satır vazgeçiş, yadsıma ve kabulleniş çığlığıydı; burada, dünyayı, yani yaşamı ve insan doğasını ürkünç bir muhteşemlikle gördüğüm bir aynaya baktım&#8230; Burada hastalık ve şifayı, sürgünü ve sığınağı, cehennemi ve cenneti gördüm.”</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Şaşılası derecede kâhince olan bu duyumsamalar Nietzsche’yi Schopenhauer felsefesinin bir hayranı yaptı. Nietzsche’nin inanabileceği hiçbir şeyi kalmamıştı. Schopenhauer’in karamsarlığına (pesimizmine) ihtiyaç duyuyordu ve kendi doğasına tamamen uymasa da, onun dürüstlüğünü ve gücünü keşfetmişti. Pozitif düşünceleri bundan karamsarlığı ancak güçlü olduklarında yenebilirlerdi. İleriye doğru giden yol Schopenhauer’den geçiyordu. Ancak Nietzsche’nin düşüncelerinde en belirleyici olan şey, Schopenhauer’in istemin temel rolü ile ilgili tasarımıydı. Bundan yola çıkan Nietzsche, sonunda Güç İstemini geliştirdi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>1867^de Nietzsche bir yıllığına Prusya ordusuna çağrılır. Belli ki askeri yetkililer onun aşırı büyük boyutlu askeri bıyığından etkilendi, çünkü Nietzsche kendisini süvari topçu alayında bulur. Bu bir hataydı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche’nin kararlılığı büyüktü, ancak yapı itibariyle acıma duygusu uyandırabilecek denli yumuşak huyluydu. Ağır bir kaza geçirdikten sonra Prusyalıların geleneklerine uygun bir tavır sergileyerek, hiçbir şey olmamışçasına atını sürmeye devam eder. Ama asker Nietzsche kışlaya geri döndüğünde bir aylığına hastaneye yatırılır. Daha sonra gayet ve iyi niyetini ödüllendirmek için çavuş türbesine terfi ettirilerek evine gönderilir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Bu arada tekrar Leipzig’te üniversiteye devam eden Nietzsche, son kırk yılda yetiştirdiği en iyi öğrencisinin Nietzsche olduğunu düşünen profesörünün takdirini kazanır. Ne var ki her geçen gün filolojiden ve hayatın gerçek ve acil cevap bekleyen sorunlarına karşı sergiledikleri kayıtsızlıktan dolayı filologlardan soğumaya başlar. Nietzsche’ye göre filoloji, “bir budala veya salak tarafından döllendirilen felsefe tanrıçasının bir hilkat garibesi” idi. Ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Kararsızlık ve çaresizlik içersinde bunalarak, kimya öğrenimi almayı ve “ilâhi kankan” dansını ve “sarı yavşan otu zehrini” denemek için bir yıllığına<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Paris’e yerleşmeyi bile düşünür. Tam bu arada, gizlilik içersinde Leipzig’te bulunan besteci Richard Wagner ile tanışma şansını elde eder. (Wagner yirmi yıl önce devrimci tahrikleri yüzünden sürgün edilmiş ve aşırı uçlarda seyreden siyasi görüşleri solda sağa kaymış olsa da, yetkililer sürgün kararını iptal etmişti.) Wagner, Nietzsche’nin babasıyla aynı yaştaydı ve bizlere aktarılan kaynaklara göre ona şaşılası derecede benziyor olmalıydı. Nietzsche, bilinçsizce de olsa çaresizlikle bir baba figürü arıyordu. Şimdiye dek hiçbir meşhur sanatçıyı şahsen tanımamıştı. Aynı zamanda, tasarımları kendi tasarımlarına bu denli uyan hiç kimseyi de tanımamıştı daha önce. Wagner’le paylaştığı kısa bir süre içersinde Nietzsche onun Schonpenhauer’e olan derin sevgisini keşfeder. Wagner parlak bir filozof olan bu genç adamın kendisine duyduğu hayranlıktan etkilenir ve ortaya tüm hünerlerini döker. Bunun yarattığı etki zaman geçmeksizin tepkisini aldı ve Nietzsche’nin duyduğu hayranlık gittikçe derinleşti. Nietzsche en az operaları kadar ilginç ve sıra dışı olan bu büyük besteciden çok etkilendi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche iki ay sonra İsviçre’deki Basel Üniversitesinden klasik filoloji kürsüsünde profesör olmak üzere davet aldı. Henüz yirmi dört yaşındaydı ve doktorası bile yoktu. Filolojiye karşı geliştirdiği olumsuz düşüncelerine rağmen bu öneri kendisi için geri çevrilebilecek cinsten değildi. Nisan 1869’da Nietzsche Basel’de ki görevine başladı ve filoloji dersleri yanında felsefe dersleri de verdi. Yapmak istediği şey, her iki disiplini, yani estetiği ve klasik çağ öğrenimini birbirleriyle bağıntılı hale getirmek ve bundan hareketle, uygarlımızın zayıf noktalarını irdeleyebileceği bir alet geliştirmekti – daha mütevazı bir şey değil.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Kısa bir süre içerisinde üniversitenin<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>yeni yıldızı oldu. Rönesans’ı tarihsel bir dönem olarak niteleyen ilk kişi olan büyük kültür tarihçisi Jacob Burchardt ile tanıştı. O, Basel’de ki<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>profesörler arasında Nietzsche ile aynı tinsel seviyeye sahip olan tek kişiydi. Burchardt büyük bir olasılıkla, Nietzsche’nin hayatı boyunca saygı duyduğu tek kişiydi aynı zamanda. Eğer o dönemde, soğuk bir patrisyen olmasaydı, Nietzsche’nin hayatında pekala bir istikrar faktörü olabilirdi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Ama zaten baba rolü etkisi, Nietzsche’yi istikrara kavuşturmanın ötesinde her şeyi yapan başka bir adam tarafından üstlenilmişti. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Basel kenti, Wagner’in, Liszts’in kız kardeşi, Cosima ile birlikte yaşadığı, Lutzern’e bağlı Tribschen’e sadece yüz kilometrelik<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>bir uzaklıktadır. (Cosima o sıralarda henüz, Wagner ve Liszts’in ortak arkadaşı olan von Bülow adında bir orkestra şefi ile evliydi.) Kısa bir süre sonra Nietzsche düzenli olarak her hafta sonunu Vierwaldstätter gölünün kıyısındaki lüks villada geçirmeye başladı. Ne var ki Wagner’in hayatı sadece müzikal, duygusal ve politik açılardan bir operaya benzemekle kalmıyordu. Wagner hayatının, tüm fantezilerini sonuna kadar yaşamak üzere kendisine sunulduğunu düşünüyordu. Tribschen’deki yaşamı bir operanın sahneye konuluşuydu adeta ve başrolü kimin oynayacağı konusunda kimsenin bir kuşkusu yoktu. “Flaman tarzındaki” giysileriyle (“Uçan Hollandalı” ve Ruben’in maskeli bir baloya giderken giydiği kostümlerden harmanlanmış bir kıyafetti) Wagner paçaları dizlerinde biten siyah saten bir pantolonu, geniş şapkası ve rüküş bir şekilde bağlanmış ipek şalı ile tepelerini rokoko meleklerin süslediği pembe saten kaplı duvarlar boyunca yürüyerek, büstler, her zaman aynı motifli büyük boy yağlıboya tablolar ve kendi operalarının temsillerinden kalan gümüş kaseler arasında şiirlerini okurdu. Havada dolanan tütsülere sadece maestronun müziğinin eşlik etmesine izin veriyordu. Cosima ise hayat arkadaşının teatral uğraşlarında ancak hizmetçi kız rolünü oynayabiliyor ve bahçede gezinen ev hayvanlarının, ki bunlar parfümlenmiş kuzular, fiyonklarla süslenmiş kurt köpekler ve süs tavukları idi, çalınmamasına dikkat ediyordu. Nietzsche’nin nasıl olup ta bunların etkisi altında kalabildiğini anlamakta zorlanıyoruz. (Wagner’in bu özel zevkleri sürekli beş parasız kalmasına ve bir takım zenginler tarafından yardım almasına neden oluyordu. Bu zenginlerden biri de, devletin kasasından Wagner’e büyük meblağlar aktaran Bavyera Kralı II. Ludwig’ti.) Wagner’in ikna yeteneğine denli büyük ve cazibesinin de ne denli karşı konulmaz olmuş olabileceği ancak onun müziğine kulak verildiğinde anlaşılabiliyor. Belli ki bestecinin kendisi de en az besteleri kadar büyüleyiciydi. Toy Nietzsche çok kısa bir süre içersinde bu baş döndürücü atmosferin ve boğucu salonların içersinde sürükleyici motifler gibi gezinen bilinçsiz fantezilerin etkisine girdi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Temmuz 1870’de Almanya ve Fransa arasında savaş patlak verdi. Prusya için bu, Napolyon’un kazandığı zaferlerin intikamını almak, Fransa’yı mağlup etmek ve Almanya’nın Avrupa’daki egemenliğini sağlamlaştırmak için bulunmaz bir fırsattı. Nietzsche vatanperverlik coşkusuyla gönüllü hasta bakıcısı olmak için başvurur. Cephe yolunda karşısına Frankfurt’ta tam teçhizatlı bir süvari birliği çıkar. İşte o anda gözlerindeki perde kalkıverir ve Nietzsche ilk kez, en güçlü ve yüksek yaşama isteminin hayatta kalmak için mücadele etmekte değil, tersine güç, savaş ve egemenlik isteminde yattığı duygusuna kapılır. İşte bu, Nietzsche’nin Güç İstemi Kuramı’nın doğuşudur ve ileride kendisini bu düşünceden bir hayli uzaklaştıracak ve bu düşünceden bir hayli uzaklaştıracak ve bu istemi kişisel öğelerden çok toplumsal öğelerinde görecek olsa da, bu düşüncenin militarist kaynağını hiçbir zaman tam anlamıyla inkar edemedi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Bismarc ve Moltke Fransızları hezimete uğratırken, Nietzsche savaştaki her şeyin şanslı şöhretli olmadığını anlar. Wörth’deki savaş alanı “sayısız üzünç verici kalıntılarla doluydu” ve çürümekte olan cesetlerin ağır kokusuyla kaplıydı. Daha sonraları Nietzsche altı yaralı askerle beraber bir sıhhiye trenine bindirilir (vagonların bazıları büyükbaş hayvan taşıyan vagonlardan oluşuyordu) ve iki gün sürecek bir yolculuğa gönderilir. Kolları bacakları kurşun yaralarıyla bezeli ve etleri çürümeye başlayan askerler arasında kalan Nietzsche onlara elinden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışır. Ancak tren Karlsruhe’ye vardığında kendisi de hasta bir adam olmuştu. Dizanteri ve difteri teşhisleriyle hastaneye sevk edildi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Başından geçen bu sarsıcı olaylara rağmen Nietzsche iki ay sonra Basel’deki görevine ve derslerine döner. Filoloji ve felsefe dersleriyle kendisini yoran bir yükün altına tekrar giren Nietzsche, bunun yanında bir de “Tragedya’nın Doğuşu”nu yazmaya başlar. Yunan kültürünün bu parlak ve alabildiğine özgün analizinde berrak, Apolloncu (ölçülü ve düzenli), klâsik kanaatkârlığın karşısına karanlık, içgüdüsel ve Diyonisoscu (coşkulu tutku) güçleri diker. Nietzsche’ye göre Yunan Tragedyası bu iki unsurun kaynaşmasından ortaya çıkmış ve sonunda Sokrates’in sığ rasyonalizmi tarafından yok edilmiştir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>İlk kez birisini Yunan kültürünün karanlık yanlarına üstüne basa basa değiniyordu. Öte yandan, Nietzsche’nin, bu karanlık yanların temel bir öneme sahip oldukları şeklindeki iddiası daha da tartışmalıydı. Diyonisoscu boyutu daha sonraları Nietzsche Felsefesi’nin esasını oluşturacaktı. Nietzsche bundan böyle Schopenhauer’in “istemin Budist’çe yadsınması” fikrine bağlı kalamazdı. Uygarlığın zayıflamasına neden olduğunu düşündüğü Hıristiyanlığ’a<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>karşı diyonisostik olanı öne sürdü. Hıristiyan hayırperverliğine, duyguların ve arzuların bastırılmasına karşı saldırıya geçti ve yerine, duygularımızın oluşumuna daha uygun düştüğüne inandığı daha güçlü bir ahlakı savundu. Nietzsche’ye göre tanrı ölmüş ve Hıristiyanlık süreci sona ermişti. Yirminci yüzyılın en kötü dönemleri Nietzsche’yi doğruladı, en iyi dönemleriyse, olumlu “Hıristiyan” inançlarının çoğunlukla tanrı inancına bağlı olmadığını göstererek onu tekrar yalanladı. Bugün o ilk-içgüdüye daha fazla sahip olup olmadığımız sorusu ise tartışmalıdır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Sanatçı olarak Wagner en üst basamakta durmaya hak kazanıyordu belki, ama bu türden yüksek felsefi seviyeler onu aşıyordu. Zamanla Nietzsche Wagner’in entelektüel maskesini çözmüştü. Wagner, olağanüstü büyüklüğe ve sezgi gücüne sahip değişken bir egoydu,ama Schopenhauer’e olan sevgi ve hayranlığı bile gelip geçici ve sanatsal hayal gücüne malzeme oluşturan bir şeydi. O zamana dek Nietzsche, Wagner’in hayatındaki bazı çirkinliklerini; örneğin antisemitizmini, ölçüyü kaçıran kibrini ve onun diğer insanlardaki yeteneği ve ihtiyaçları takdir ve kabul eme yoksunluğa görmezlikten gelmeye hazırdı. Ama her şeyin bir sınırı vardı. Wagner, Bavyera kralı II. Ludwig’in salt Wagner’in kendi operalarını sahneye koyacağı bir tiyatro yaptırdığı Bayreuth kentine taşınmıştı. (Bu proje Bavyera devletinin iflasını ve Ludwig’in tahttan düşürülüş sürecini hızlandırdı.) 1876’da Nietzsche “Niebelungen Halkası”nın prömiyerine katılmak üzere Bayreuth’e gelir, ancak, muhtemelen psikosomatik nedenlerle hastalanır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Wagner’in megalomanlığı ve doruğa tırmandırdığı çöküşü Nietzsche için artık dayanılmaz bir seviyeye ulaşmıştı. Kendisini Wagner’den kurtarmalıydı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>İki yıl sonra Nietzsche “insanca, Pek İnsanca” adı altında özdeyişlerini yayınladı. Bu özdeyişler Wagner’le arasındaki kopuşu kesinleştirmişti. Nietzsche’nin Fransız sanatını övüşü, psikolojik irdelemelerdeki keskin zekâsı, romantik hırsın maskesini düşürüşü ve olayların ardındaki gerçekleri kavrama konusundaki eşsiz yeteneği Wagner’i aşıyordu. Nietzsche eserinde geleceğin “güzel yeni dünyasını” hazırlıyordu: Bu dünyada transandantal bir tanrı veya şeytan, mutlak değerler veya tanrısal cezalar yoktu artık. Nietzsche Hıristiyanlığ’ın bilinçsiz motiflerine, güç istemini hadım etmeyi amaçladığını düşündüğü “köle ahlakına” karşı saldırıya geçti. Bu arada Wagner Schopenhauer’e olan bağlılığın sonu ve Hıristiyan cemiyetine dönüşü anlamına anlamına gelen son eseri olan “Parsifal” üzerinde çalışıyordu. Yolları ebediyen ayrılmıştı. Yaygın bir söylentiye göre Nietzsche hayatı boyunca sadece tek bir insanı bütünüyle tanımış ve tanıdığı bu adam onu, çağının en büyük psikologu olmasını sağlayan, yeterli derecede malzeme ile beslemiştir. İşte bu adam Wagner’di.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>1879’da Nietzsche sağlık nedenleriyle Basel’deki görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Zaten birkaç yıldır hastalık hastasıydı, ama şimdi gerçekten de hasta bir adam olmuştu. Üniversite kendisine küçük bir maaş bağladı ve doktor ona daha yumuşak iklimli yerlerde yaşamayı tavsiye etti.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Takip eden yıllarda Nietzsche İtalya’yı, Fransa’nın güneyini ve İsviçre’yi gezdi. Hastalığını dindirecek bir iklim aradı durdu. Neydi şikayetleri ? Öyle görünüyor ki, bir insanın geçirebileceği tüm hastalıklardan şikayetçiydi. Gözleri yarı kör denebilecek oranda kötü görüyordu. (Doktoru ona bundan böyle kitap okumamasını tavsiye etti, ama aynı şekilde bundan böyle nefes almamasını da isteyebilirdi ondan.) Şiddetli ve felç edici bir baş ağrıları çekiyordu. Bu ağrılar onu zaman zaman günlerce yatağa bağlıyordu. Çoğu zaman da sayısız küçük şikayetlerden muzdaripti. İksirlerden, ilaçlardan, haplardan, kolonyalardan ve özütlerden oluşan koleksiyonu, hastalık hastası diğer felsefecilere kıyasla eşsizdi. Buna rağmen Üstinsan tasarımını geliştiren kişi o oldu. Bu dengeleyici öğe bizlere Üstinsan fikrinin Nietzsche’nin diğer ve daha kabul edilebilir düşünceleri arasındaki önemli yerini unutturmamalıdır. Bu öğe belki de, bu bilgesizlik incisini ortaya çıkaran kabuğun içindeki bir kum tanesiydi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Üstinsan, uzun ve “dithyrambosca<sup>2</sup>” bir şiir olan “Böyle Buyurdu Zerdüşt”te ortaya çıkar. Bu şiir neredeyse dayanılmaz bir süslülük ve ciddiyet içindedir ve bu mutlak ciddiyet yazarının tüm “ironik olma” çabalarına ve kuşun “hafifliğine” rağmen kitabı cazip tutuyor. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Tıpkı Dostoyevski veya Hesse gibi “Zerdüşt”ü de ancak yirmi yaşın altındaysanız okuyabilirsiz. Buna rağmen bu eserin anlattıkları “hayatı değiştiriyor”. Üstelik her zaman kötü yönde de değil. Eserdeki aptallıklar hemen göze çarpıyor, ama geriye kalan kısımlar okuyucuyu mevcut tasarımlar hakkında derin düşüncelere teşvik ediyor. İçindeki felsefenin ise dikkate değer bir konumu yok.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Yumuşak bir kış iklimine sahip olan kaplıca ve ılıcalara yaptığı sürekli seyahatleri sırasında Nietzsche, arkadaşı Paul Ree aracılığıyla yirmi bir yaşındaki Rus kızı Lou Salomé ile tanışır. Ree ve Nietzsche onunla (beraberce, bazen de onunla tek başına) yürüyüşlere çıkar ve kafasına felsefi inançlarıyla doldurmaya çalışırlardı. (Nietzsche “Zerdüşt”ü hiçbir zaman sahip olmayacağını söylediği oğlu olarak tanıtır. – bu genç Zerdüşt açısından talihli bir karardı, üstelik sadece böyle bir isimle okulda alay konusu olma ihtimali yüksek olduğu için değil.) Lou, Ree ve Nietzsche bir zaman sonra, günümüzde düşünülmesi pek mümkün olmayan üçlü bir ilişki içine girerler. Günümüzde düşünülmesi zor, çünkü cinsel açıdan<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>bu denli saf olabilecek kimseler kalmadı. Önceleri üçü de kendilerini felsefeye adamak ve bir <em style="mso-bidi-font-style: normal;">ménage á trois </em>işletmek isterler. Ardından Ree ve Nietzsche (birbirlerinden habersiz) Lou’ya aşık olduklarını fark eder ve evlenme teklifinde bulunmaya karar verirler. Ne yazık ki Nietzsche gülünesi bir hatada bulunarak, Ree’ye onun adına Lou ile konuşması ricasında bulunur. (Yine de bu durum Nietzsche’nin, çağının en büyük<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>psikologu olarak anılma hakkı ile tezat oluşturmuyor. Bunu, bir psikologun aşk hayatını yakından takip etmiş olan herkes teyit edebilir.)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Luzern’de bir fotoğraf atölyesinde çekilen bir resim, bu üç insandan hangisinin mevcut durumuna hakim olduğunu gösteren en açık kanıttır: İki duygusal olarak bâkir adam (38 ve 33 yaşlarında) bir at arabasına bağlıdırlar; arabanın içindeyse yirmi bir yaşında olan gerçek bakire oturur ve kırbacını sallar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Sonunda üçü de bu trajikomik aşk ilişkisinin artık ayakta tutulamayacağını anlarlar ve ayrılırlar. Nietzsche öylesine deliye döner ki, şu satırları kaleme alır: “Bu akşam delirinceye dek morfin çekeceğim.”</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Ancak ardından Lou’nun düşer çocuğu “Zerdüşt”ün annesi veya kız kardeşi olmaya laik bir insan olmadığına karar verir. (Lou Andreas Salomé zamanının en dikkate değer kadınlarından biri oldu. En sevdiği kocası olan bir Alman profesörünün soyadını aldıktan sonra iki önemli adam daha üzerinde etki bıraktı: Şair Rainer Maria Rilke ile ilişkisi ve yaşlanmakta olan Sigmund Freud ile sıkı bir dostluğu vardı.)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Nietzsche kışlarını çoğunlukla Nis, Turin, Roma veya Menton’da ve yazlarını da “dünyanın </span><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">1500 metre</span><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> üstünde ve dahası, diğer tüm insanların yükseğinde”, İsviçre’nin Engadin yöresinde, bir köy olan Sils Maria’da geçiyordu. Günümüzde Sils Maria güzel küçük bir ılıca merkezidir (St. Moritz’den sadece </span><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">10 kilometre</span><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> uzakta.) Ancak Nietzsche’nin oturduğu ve genelde ecza dolabını kurduğu odayı gezmek hâlâ mümkün. Burada dağlar hemen gölün ardından dük yamaçlarla İtalya ile sınırı oluşturan Berina dağının 4000 metredeki karlı zirvelerine yükselir. Evin arkasından sessiz ve sakin patikalardan yamaçlara tırmanılabilir. Nietzsche felsefe yaparken bu patikaları kullanır ve ara sıra da, düşüncelerini küçük not defterine kaydetmek için ıssız bir kayanın yanından köpürerek akıp giden derenin kenarında dururdu. Eserlerinin üslûbunda bu yörenin atmosferinden, yani heybetli manzaralarından, sessiz zirvelerinden ve yalnızlık duygusundan bir parça görmek mümkündür. Nietzsche’nin, düşüncelerinin büyük bir bölümünü geliştirdiği bu yöreler gezilip görülürse, onun bazı hataları ve erdemleri daha kolay açıklanabilir olur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Nietzsche genelde çok yalnız yaşar, ucuz odalar kiralar, ara vermeden çalışır, ucuz lokantalarda yemek yer ve o dayanılmaz baş ağrılarını ve diğer şikayetlerini elinden geldiği kadar dindirmeye çalışırdı. Yer yıl şaşılacak derecede kaliteli bir kitap yazıyordu. “Sabah Alacası”, “Şen Bilim” ve “İyinin ve Kötünün Ötesinde” gibi eserler, Batı uygarlığı ve onun değerleri, psikolojisi ve tutkuları ile hesaplaştığı harikulade eleştirel kitaplardır. Üslûbu berrak ve anlaşılır, delilikleri ise makul sınırlar dahilindedir. Buna sistematik felsefe yapmak denebilir. Hume, Nietzsche’den yaklaşık yüz yıl önce arı felsefi yıkım çalışmalarını sonuçlandırdıysa da, Nietzsche’den önce hiç kimse onun kadar iyi bir yıkım çalışmasında bulunmadı. (Ne var ki böyle bir çalışma tekrar gerekli olmuştu, çünkü idealist Alman sistemlerinde metafizik ölülerin arasından tekrar dirilmişti.)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Nietzsche’nin felsefe yapma sanatı konusundaki üstün yeteneğinden bazı başka örneklere bir göz atalım. Nietzsche hakikate ve hakikatin anlamına dair tasarımlarımızı (gerçek anlamda “hakiki” bir argüman kullanarak) dağıtıyor. Bu çaba sonucunda ortaya, özellikle de bizlerin bilim adına kendimize ve gezegenimize yaptığımız ve yapmaya devam ettiğimiz şeylere bakacak olursak, oldukça çağdaş olan bazı ilginç bilgiler çıkıyor. Düşüncelerinin içerikleri günümüzde, o dönemde olduğundan daha az yok edici değiller.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Seksenli yıllarda Nietzsche çalışmalarını büyük bir yalnızlık içersinde tanınmayan ve okunmayan bir yazar olarak sürdürür. Aşırı yalnızlığı ve kabul görmüyor oluşu kendisi için gitgide daha dayanılmaz bir hâl aldığı için, kendisinden beklentileri arttırdı. 1888’de Danimarkalı Musevi eğitimci Georg Brandes, Kopenhagen Üniversitesinde Nietzsche’nin felsefesi ile ilgili ilk derslerini vermeye başlar. Ne yazık ki, bu biraz gecikmiş bir girişimdi. Gerçi o yıllarda Nietzsche dört kitap yazdı, ama ilk kopukluk belirtileri de ortaya çıktı. Büyük bir düşünürdü ve bunun farkındaydı: Dünyanın da bunu bilmemesi imkânsızdı. “Ecco Homo” adlı eserinde “Böyle Buyurdu Zerdüşt” hakkında şöyle yazar: “Buna benzer bir şekilde hiçbir zaman yazılmadı,<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>hissedilmedi ve acı çekilmedi&#8230;” – Eleştiriyi ve inanılırlığı aşan bir ifade. Bu yetmiyormuş gibi, bunu bir de şu başlıklarla yazılan bölümler izler: “Neden bu kadar bilge olduğum”, “Neden bu kadar iyi kitaplar yazdığım” ve “Neden bir yazgı olduğum”. Bu bölümlerde alkolü eleştirir, yağı alınmış kakaoyu över ve kendisinin geliştirdiği dışkılama yöntemlerini tavsiye eder. “Zerdüşt”ün tumturaklı ve sisli havası tekrar su yüzüne çıkar, üstelik bu defa çok büyük boyutlarda: Cinnet olarak.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Ocak 1889’da sonu hızla yaklaştı ve onu yakaladı. Nietzsche Turin’de bir cadde üzerinde yürürken birden fenalaşarak yığılır. Düşerken feryatlarla, az önce kırbaç yemiş bir fayton atının boynuna sarılır. Nietzsche oteline götürülür. Oradan Cosima Wagner’e (“Seni seviyorum Ariadne”), İtalya Kralına (“Sevgili Umberto’m&#8230; tüm antisemitistleri vurdurtacağım”.) ve Jacob Burckhard’a (ki burada “Diyonisos” diye imza atar) kartpostallar gönderir. Burckhardt olup bitenleri anlar ve Nietzsche’nin bir arkadaşına haber verir. O da gidip onu Turin’den alır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche bunama geçiriyordu ve bir daha sağlığına kavuşamayacaktı. Durumu günümüzde dahi iyileştirilemez olurdu: Aşırı çalışma, yalnızlık ve çektiği acılardı bundan sorumlu olan, ama en çok da ona bulaşan frengi. Bu hastalık, “beyin felcine” neden olan üçüncü evresine ulaşmıştı. Bir sanatoryumda kısa süre yattıktan sonra annesinin refakatına verilir. Nietzsche artık kendi halinde uysal biriydi ve zamanının çoğunu kasılıp kalır bir durumda geçiriyordu. Düşüncelerinin berraklaştığı bazı anlarda geçmiş hayatıyla ilgili şeyler hatırlıyor gibiydi. Bir gün birisi ona bir kitap uzattığında şöyle dedi: “Ben de iyi kitaplar yazmadım mı ?”</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Annesi 1897’de öldüğünde bakımını kız kardeşi Elisabeth Förster-Nietzsche üstlendi. Nietzsche’nin emanet edilmesi gereken son insan oydu. Kız kardeşi, tanınmış bir Yahudi düşmanı ve başarısız bir öğretmen olan Bernhard Förster ile evliydi. Nietzsche onu insan olarak ve düşünceleri nedeniyle küçümsüyordu. Förster, Nueva Germania olarak adlandırdığı “ari” bir koloni kurmak üzere Sachsen’de bazı köylü ailelerini kandırıp Paraguay’a götürmüş, sonunda köylüleri dolandırıp intihar etmişti. (Nueva Germania’dan geri kalanları günümüzde de Paraguay’a gidip görmek mümkün. “Efendi-Irk” ise bugün oradaki yerliler gibi yaşıyor ve sadece sarı saçlarından ayırt edilebiliyor.) Elisabeth Almanya’ya dönüp ağabeyinin bakımını üstlendiğinde, onu önemli bir şahsiyet yapmaya karar verdi. Nietzsche’yi alarak, bir Nietzsche Arşivi kurmak niyetiyle, Schiller ve Goethe’nin yaşadığı kent olarak belirli bir üne sahip olan Weimar’a taşınır. Ardından onun yayınlanmamış yazıları üzerinde oynar ve onlara Yahudi düşmanlığı yansıtan ve kendisini öven unsurlar katan eklemeler yapar. (Üzerine eklentiler yapılan bu yazılar “Güç İstemi” adıyla yayınlanır. Ancak Nietzsche uzmanı Walter Kaufmann daha sonraları Elisabeth Förster-Nietzsche’nin yaptığı o saçma eklentileri ayırt etmeyi başarır ve bizlere Nietzsche’nin be en ilginç ve anlamlı kitabını gerçek tarafıyla sunar.)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche, doğasını çok doğru kehanetlerle tanımladığı yirminci yüzyılın başına kadar hayatta kaldı. O kocaman bıyıklı, üzünç verici, bezgin ifadeli ve kim olduğunu artık bilmeyen adam, 25 Ağustos 1900’de öldü. O sıralarda eserleri, tüm hayatı boyunca beklediği yankıyı buldu. Ünü çok hızlı bir şekilde yayıldı. Üzerinde etki bıraktığı ve yirminci yüzyılın önemli şahsiyetleri olan insanlar arasında Freud, Rilke, Yeats, Strindberg, O’Neil, Shaw, Mann ve Conrad da bulunuyor. Naziler onu resmi filozofları olarak ilân etmeye çalıştıklarında ve Hitler, Weimar’daki Nietzsche Arşivinin önünde Elisabeth Förster- Nietzsche’nin elini öptüğünde, çıldırmanın ve cinnetin krallığına ayak atanlar bu kez Nietzsche’nin felsefesi değil, Nazilerdi. Nietzsche açıkça şöyle dedi: “Elbette henüz, ‘Alman Varlığı’ coşkunluğuna<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ulaşmadım. Bu ‘üstün’ ırkı saf tutma isteğine ise daha da uzağım. Tam tersine, tam tersine-.” Nietzsche, günün birinde ünlü bir adam olacağından daima emindi, ama dünyanın, ama dünyanın kendisini nasıl biri olarak değerlendireceğini tam olarak kestiremiyordu (ve bunda da haklıydı.) “Günü birinde beni aziz ilân etmelerinden çok korkuyorum&#8230; Ben aziz biri olmak istemiyorum, öyle olmaktansa, soytarı olmayı yeğlerim&#8230;”</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<div style="border-right: medium none; padding-right: 0cm; border-top: medium none; padding-left: 0cm; padding-bottom: 1pt; border-left: medium none; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1.5pt solid;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">NIETZSCHE FELSEFESİNİN ANA ÇİZGİLERİ</span></span></p>
</div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche, felsefesini sistematik şekilde değil, ağırlıklı olarak aforizmalar şeklinde kaleme aldı. Düşüncelerinin çok değişik alanlara yönelmesine rağmen tutumu daima çizgisini korur. Sonuç olarak kendisiyle çeliştiği izlenimi doğar veya birbirinden farklı yorumlara neden olur. Felsefesi sadece bir takım derin irdelemelerden oluşsa da, eserlerinde bazı kelimeleri ve kavramları sıkça tekrar eder. İşte bu kelimeler ve kavramlar onun sisteminin yapı taşları olarak değerlendirilebilir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<div style="border-right: medium none; padding-right: 0cm; border-top: medium none; padding-left: 0cm; padding-bottom: 1pt; border-left: medium none; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1.5pt solid;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">GÜÇ İSTEMİ</span></span></p>
</div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<div style="border-right: medium none; padding-right: 0cm; border-top: medium none; padding-left: 0cm; padding-bottom: 1pt; border-left: medium none; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1.5pt solid;">
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Güç İstemi, Nietzsche’nin felsefesindeki en önemli düşüncedir. Bu düşünceyi iki kaynaktan geliştirir: Schopenhauer’in ve Eski Yunanlıların düşün hayatlarından. Schopenhauer, dünyanın çok güçlü ve kör olan tek bir istem tarafından yönetildiği şeklindeki eski doğu inancını devralmıştı. Nietzsche, bu fikrin içindeki potansiyeli görür ve onu insan ilişkilerine uyarlar. Nietzsche, anlattığına göre, Yunan Kültürü’nü araştırırken, Yunanlıları harekete geçirenin herhangi bir yararlı şey veya doğrudan bir avantajın değil, güç ve iktidar elde etmeye yönelik bir çaba olduğunu farkeder.</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche bundan, tüm insanlığın güç ve iktidar istemi tarafından yönlendirildiği sonucunu çıkarır. Ona göre, tüm eylemlerimizin temel dürtüsü işte bu enerji kaynağından beslenir. Güç istemi çoğunlukla başka birtakım şekillerde, yani şekil değiştirerek, ortaya çıkıyor, ancak daima mevcuttu. Hıristiyanlık, öngördüğü tevazu, sevgi ve merhamet ile, görünüşe göre daima tersini iddia etmekteydi. Gerçekte bu, hastalıklı bir sapkınlıktan başka bir şey değildi. Hıristiyanlık, Romalılar’ın köle zihniyetinden doğmuş ve bu köle zihniyetini hiçbir zaman üstünden atamamıştı. Hıristiyanlığ’ın güç ve iktidar istemi, sırları daha kolay anlaşılabilir güçlü kişilerin değil, köle olanların istemiydi.</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche, insanların geliştirdiği kalıpları analiz etmeye soyunduğunda, onun güç istemi çok yararlı bir araç olarak ortaya çıkar. Eskiden soylu ve saygıdeğer bir fedakarlıktan kaynaklandığı sanılan eylemler, Nietzsche tarafından hasta ve yozlaşmış eylemler olarak deşifre ediliyordu.</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Ne var ki Nietzsche’nin felsefe yapma eylemi, iki itiraza yanıt vermemektedir. Eğer tek ölçek güç istemiyse, nasıl oluyor da, o istemin doğrultularına uymak istemeyen eylemler, kötüden başka bir şey olabiliyorlar ? Ve, azizlerin güç istemlerini başkaları üzerinde değil de, kendileri üzerinde uyguladıkları savı, bu düşünceyi öyle çok yönlü uygulayabilme imkânı veriyor ki, sonunda bu düşünce bizlere hemen hemen hiçbir şeyi açıklayamamaktadır. İkincisi, Nietzsche’nin güç istemi çok döngüsel bir düşünce: Evreni anlama çabamız eğer güç isteminden esinleniyorsa, o zaman Nietzsche’nin güç istemine dair tasarımı şüphesiz evreni anlama çabasından kaynaklanıyor.</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Ama bırakalım, bu derin ve aynı zamanda tehlikeli fikirle ilgili son sözü Nietzsche’nin kendisi söylesin: “Güç ve iktidar hırsı değişikliğe uğradı, ama o aynı yanardağ hâlâ yanıp duruyor; sabırsızlık ve sınırsız sevgi kurban istiyor; ve önceleri “tanrı aşkına” yapılan şeyler, şimdilerde para uğruna yapılıyor, ki, bu da en yüksek güç ve iktidar duygusu ve iyi hissetmeyi sağlıyor.” (Sabah Alacası, 204</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">BENGİ DÖNÜŞ</span></span></p>
</div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<div style="border-right: medium none; padding-right: 0cm; border-top: medium none; padding-left: 0cm; padding-bottom: 1pt; border-left: medium none; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1.5pt solid;">
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche’ye göre, bizler şu anki varoluşumuz daima tekrar edecekmiş, ve bizler, yaşadığımız her anı sonsuza dek tekrar ve tekrar yaşamak zorunda olacakmışız gibi davranmalıyız.</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Aslında burada söz konusu olan şey, metafiziksel-ahlaksal bir fabldır. Ama Nietzsche ona, kendisi buna inanıyormuş gibi, çok yüksek bir değer biçmemiz gerektiği konusunda ısrar ediyordu. Onu “bir insanın yüceliğinin formülü” olarak tasvir ediyordu. </span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche, an’ın önemini aşırı derecede romantik bir üslûpla vurgulayışının, hayatı doyasıya<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>yaşamaya dair bir uyarı olarak anlaşılmasını ister. Gelip geçici şiirsel bir fikir gözüyle bakılırsa bu düşünce belirli bir potansiyele sahip. Ama felsefi ve ahlaki açıdan yapılacak bir incelemede bu düşüncenin tutunabilirlik pek bir yanı yok.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>“Hayatı yoğunluğuna yaşa” şeklindeki klişe, tartışılabilir bir fikri içerse de, hiç değilse belirli bir kütleye sahiptir. Ama sonsuz geri dönüş ile ilgili düşüncenin, biraz derine inerek irdelendiğinde tamamen önemsiz olduğu ortaya çıkar. Tekrar eden yaşamlarımızdan her birini hatırlıyor muyuz ? Eğer bu mümkünse, kesinlikle, kesinlikle bizim için bazı şeyler değişirdi. Ama değilse, daha önceki varoluşlarımızın bizler için hiçbir değeri yok. Şiirsel bir görüntü, çok büyüleyici olsa dahi, eğer, Nietzsche tarafından tasarlandığı gibi, bir prensip olarak kullanılacaksa, daha fazla içeriğe sahip olmalıdır.</span></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">BENGİ DÖNÜŞ</span></span></p>
</div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<div style="border-right: medium none; padding-right: 0cm; border-top: medium none; padding-left: 0cm; padding-bottom: 1pt; border-left: medium none; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1.5pt solid;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche’nin üstinsanı ile Amerikan karikatür dünyasında, peleriniyle gökyüzünde uçan Süpermen arasında kesinlikle hiçbir ilişki yoktur. Eğer üstinsan Nietzsche, isim babası olduğu bu karikatür kahramanının sahip olduğu bu karikatür kahramanının sahip olduğu mizahın en azından birazına sahip olsaydı, bu kendisi için iyi olabilirdi. Clark Kent hiç değilse, dünyadaki kötüleri ve iyileri etkisine sokmaya çalıştığı saf bir ahlakın adına çalışıyor. Nietzsche’nin üstinsanı bu tür zahmetlerde bulunmuyor bile. Onun üstinsanı için tek bir ahlaki prensip vardır: güç istemi. Ancak, Nietzsche’nin Süpermen’i, içinde en az o karikatür dünyasındaki kadar çok basit tiplerin bulunduğu bir dünyanın içinden doğuyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Üstinsan prototipi Nietzsche’nin dayanılmaz derecede sıkıcı, ama tehlikeli ve psikosomatik semptomları olan Zerdüşt’tür. İtiraf edilmeli ki, Zerdüşt ile ilgili hikâye mecazidir ve davranış kalıplarına işaret eder. Ama İsa peygamber de benzetmeler yaparak konuşurdu ve onun dağda verdiği vaazlarda da çocuksu bir yalınlık vardır. Onların derin anlamlarını idrak etmemiz ise, onlar üzerinde düşünmemize bağlıdır. Ne var ki Zerdüşt benzetmesi çocuksu bir basitliktedir, üstüne defalarca kafa patlatsanız da. Her şeye rağmen yine de önemli bir mesaj içerir. Nietzsche’nin vaazını yaptığı şey, Hıristiyanlık değerlerinin çöküşünden başka bir şey değildir: Ona göre her insan, tanrısız dünyasında, bulunduğu her eylemin tüm sorumluluğunu üstlenmelidir. Prangalara vurulmamış bir özgürlükte kendi değerlerini bulmalıdır. İster tanrısal, ister başka doğa güçleri tarafından olsun, bulunduğu eylemler için hiçbir ceza söz konusu değildir. Nietzsche bunda, 20. Yüzyıl insanının varoluşçu durumunu<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>görüyordu. Ne yazık ki, bu tür koşullar altında nasıl davranılması gerektiği konusunda da görüşler belirmiştir. Nietzsche’ye göre, Zerdüşt’ün izlediği yol şeklinde gösterilen kuralları kendisine yön belleyecek insanlar üstinsan olacaklardı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Böyle Buyurdu Zerdüşt’te Nietzsche kitaptaki kahramanı aracılığıyla şöyle der: “Maynun, insan için nedir ? Bir kahkaha veya acı veren bir utanç. Ve işte üstinsan için insan da böyledir: bir kahkaha veya acı veren bir utanç.” (Zerdüşt’ün önsözü 3) Başka bir yerinde şöyle buyurur: “İnsanlığın hedefi onun sonu değil, olsa olsa insanlığın en iyi örnekleri olabilir.” (Tarihin Yararı ve Zararı Üstüne, 9)</span></span></p>
<p class="MsoBodyText2" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche bu bağlamda akılsızca davranarak üstinsanını “soyluluk” ve “kan” gibi gevşek düşüncelerle birleştirir. Ama o, bunu ırkçı bir şekilde anlamamaktadır. “Güç İstemi”nde şöyle yazar. “Sadece doğuştan ve soydan asillik vardır. (Ben burada “von” ünvanından ve Gotha takviminden (ç.n. Doğu Almanya’da bir kent) bahsetmiyorum: Eşek olanlar için belirtme ihtiyacı<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>duydum da)” Başka bir yerinde de şöyle der: “Platon, Pascal, Spinoza ve Goethe ‘den bahsettiğimde, onların kanının benimkinde gezdiğini biliyorum.” Nietzsche’nin gözünde bir Yunanlı, bir Fransız, bir Portekiz Musevîsi<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ve bir Alman, üstinsan ile aynı derecede kan bağına sahip. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Buna rağmen ırkçı lobi Nietzsche’nin üstinsanını aldı be kendisinde yorumladı. Önce antisemitistler, sonra da faşistler işlerine gelen bölümlere atıfta bulundu. Düşüncelerinin gevşek bağı, ki Nietzsche’nin felsefi eylemi için bu tipik bir özellik, onun felaketi oldu. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Nietzsche’nin felsefesi gözden düştü, çünkü yirminci yüzyılın ilk yarısında grotesk bir şekilde kötüye kullanıldı. Bugün üstinsan hakkında, Nietzsche’nin onu anladığı şekilde konuşmak neredeyse imkânsız hale geldi. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">            </span>Yazılarının poetik-fragmatik özelliği kasıtlı çarpıtmalar için ne yazık ki fazlaca bir hareket alanı tanımaktadır. Çok şükür ki Nietzsche bize üstinsanı gülünesi bir konuma çekebilmenin fırsatını da tanıdı – ki bu da günümüze en uygun düşen tepkidir belki de.</span></span></p>
</div>
<div style="border-right: medium none; padding-right: 0cm; border-top: medium none; padding-left: 0cm; padding-bottom: 1pt; border-left: medium none; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1pt solid; mso-border-bottom-alt: solid windowtext .75pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext .75pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
</div>
<div style="border-right: medium none; padding-right: 0cm; border-top: medium none; padding-left: 0cm; padding-bottom: 1pt; border-left: medium none; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1.5pt solid;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: 11pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Son </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: x-small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: x-small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: x-small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: x-small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: x-small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: x-small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-border-bottom-alt: solid windowtext 1.5pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 1.0pt 0cm; padding: 0cm;"><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">                </span><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
</div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 18.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-size: x-small;">1-</span><span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">       </span></span><span style="font-size: x-small;">Pietizm: 17. ve 18 yy.da Protestanlar arasında, aklı ön plana çıkaranlara ve Ortodoks kilisesine karşı yürekten dindarlığı ve aktif insan sevgisini savunan inanç akımı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 18pt; text-indent: -18pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 18.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-list: Ignore;"><span style="font-size: x-small;">2-</span><span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">       </span></span><span style="font-size: x-small;">Dithyramboslar: Tanrı Diyonisos’a adanan methiyeler.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;"><span style="font-size: x-small; font-family: Times New Roman;">                </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="mso-tab-count: 1;"><span style="font-size: 14pt; font-family: &quot;Times New Roman&quot;; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"><strong>Paul Strathern</strong></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/587/90-dakikada-nietzsche/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Friedrich Nietzsche: WAGNER OLAYI</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/150/friedrich-nietzsche-wagner-olayi/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/150/friedrich-nietzsche-wagner-olayi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 21:19:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[WAGNER OLAYI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[-Bir çalgıcı sorunu-
I
Bu yazının hakkını verebilmek için, insan musikinin yazgısını kanayan bir yara gibi içinde duyup, o acıyı çekmelidir. Neden acı çekiyorum musikinin yazgısını duyduğumda? Musikinin dünyayı arıtıcı, olumlayıcı yanını yitirmiş olmasından, artık Dionysos’un flütü değil, bir décadence musikisi olmasından… Ama insan musikinin davasını öz davası gibi, kendi çektiği acırlarmış gibi duyunca da, biraz çokça [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>-Bir çalgıcı sorunu-</p>
<p>I<br />
Bu yazının hakkını verebilmek için, insan musikinin yazgısını kanayan bir yara gibi içinde duyup, o acıyı çekmelidir. Neden acı çekiyorum musikinin yazgısını duyduğumda? Musikinin dünyayı arıtıcı, olumlayıcı yanını yitirmiş olmasından, artık Dionysos’un flütü değil, bir décadence musikisi olmasından… Ama insan musikinin davasını öz davası gibi, kendi çektiği acırlarmış gibi duyunca da, biraz çokça hatır gönül gözeten, aşırı derecede yumuşak bir yazı bulur bunu. Böyle durumlarda keyfini bozmak, kendi kendisiyle de kızmadan alay etmek –ridendo dicere severum; verum dicere (Ridendo dicere severum: Acı doğruyu gülerek söylemek; verum dicere: doğruyu söylemek.) her türlü sertliği haklı gösterse bile– insanlığın ta kendisidir. İstesem, eski bir topçu olarak, Wagner’e karşı ağır bataryalarımı da sürebilirdim; bundan şüpheniz olmasın. –Bu işte kesin sonucu alacak herşeyi kendime sakladım,– Wagner’i severdim. <span id="more-150"></span></p>
<p>Hem benim ödevimin anlamına, tuttuğum yola uygun düşeni, daha seçkin, “bilinmeyen” birine saldırmaktır– musikinin o Cagliostro’suna (–1743/1795– İtalyan soylusu, ünlü serüvenci, dolandırıcı.) varıncaya dek, maskesini düşüreceğim daha nice “bilinmeyen”ler var–, daha da önemlisi, düşünce işlerinde gitgide uyuklaşan, içgüdüde yoksullaşan, gitgide dürüstleşen Alman ulusuna saldırmaktır: Karşıtlarla besleniyorlar artık, ne bulurlarsa yiyorlar, ister “inanç” olsun, ister “bilimsel düşünce”, ister “Hıristiyanca sevgi olsun, ister Yahudi düşmanlığı, ister güç istemi (devlet olma istemi), ister évangile des humbles (Küçük insanların İncil’i.), hepsini yutuyorlar mide fesadına uğramaksızın, hem de öyle bir iştahla ki, insanın kıskanası geliyor… Karşıtlar arasında bu ne yan tutmazlık, bu ne midesizlik, “çıkar gözetmezlik”! Alman damağının bu haktanırlığı, herşeye eşit haklar tanıması, herşeyden bir tad alması!.. Hiç şüphe yok, ülkücüdür Almanlar… Almanya’ya son gidişimde, Alman beğenisini Wagner’le Saeckingen borazancısına (Doğrusu: Soekkingen borazancısı– Scheffel’in Almanya’da pek tanınmış bir şiiri.) eşit haklar tanımaya uğraşır buldum; Leipzig’de en gerçek, en Alman-sözcüğün eski anlamında Alman, yoksa o yalnızca yurttaşlardan değil– musikicilerden birinin, usta Heinrich Schütz’ün onuruna bir Liszt derneği kurduklarını gözlerimle gördüm; o sinsi (Liszt ve List –hile, düzen– üzerine bir sözcük oyunu.) kilise musikisini geliştirip yaymaktı amaç… Hiç şüphe yok, ülkücüdür Almanlar…</p>
<p>II<br />
Ama burada kabalaşmaktan ve Almanların yüzüne karşı bir kaç acı gerçeği söylemekten kimse alıkoyamaz beni: Ben de söylemesem kim söyleyecek! –Onların tarih konularındaki sıkılmazlıklarından söz açacağım. Alman tarihçilerinde ekinin gidişini, değerlerini görmek için gerekli o büyük bakış’ın hepten yitip gitmesi, topunun birden siyasa (ya da kilise) soytarıları olması değil yalnız: O büyük bakışı aforoz edenler de kendileridir. İnsanın yalnızca “Alman” olması, o “ırk”tan olması yeter, tarih konusunda değer diye, değersizlik diye ne varsa hepsi üstüne son sözü söyleyebilir, kesinlikle belirtir onları… “Alman” olmak bir kanıttır, “Almanya, Almanya, herşeyin üstünde” bir ilkedir, tarihteki “törel dünya düzeni”dir Cermenler: Roma imparatorluğu karşısında özgürlüğü ayakta tutanlar, on sekizinci yüzyıl karşısında töre’yi, “kesin buyruğu” yeniden diriltenler… Alman devletine özgü bir tarih yazıcılığı vardır; korkarım, Yahudi düşmanına özgü olanı vardır bir de, –ayrıca saray tarih yazıcılığı vardır ve Bay von Treitsschke’nin yüzü kızarmaz hiç… </p>
<p>Geçenlerde ahmakça bir yargı, neyse ki bu arada rahmetlik olan Suab estetikçisi Vischer’in (–1807/1887– Alman ozanı, estetikçisi.) bir cümlesi tüm Alman gazetelerinde bir boy gözüktü, her Alman’ın evet demesi gereken bir “doğru”ydu bu: “Uyanış çağı ile Yenileme (Reformation) çağı, ancak ikisi bir arada bir bütün yaparlar, –estetik yeniden doğuş ve törel yeniden doğuş.” Böyle cümleleri duyunca sabrım taşıyor; Almanların yüzüne tüm kabahatlerini birer birer vurmak geliyor içimden, bir görev duyuyorum bunu giderek. Dört yüz yıldır ekine karşı işlenen tüm büyük cürümlerin sorumlusu onlardır!… Nedeni de hiç değişmez, o iliklerine dek işlemiş gerçek korkusu –ki doğrudan korkudur aynı zamanda–, o içgüdü edindikleri ikiyüzlülük, “ülkücülük”… Büyük çağların sonuncusu, Uyanış çağı Almanlar yüzünden anlamını yitirdi, o hasadı yapamadı Avrupa, hem de tam daha yüksek bir değerler düzeni, soylu, yaşamı olumlayan, geleceğin güvencesi olan değerler, karşı değerlerin yuvalandıkları yerde, oralarda oturanların içgüdülerine işleyinceye dek üstün gelmişken! Luther, o tanrının belası keşiş, kiliseyi ve –bin kez beteri– Hıristiyanlığı, tam yenildikleri anda ayağa kaldırdı… Hıristiyanlığı, yaşama isteminin din kılığına girmiş yadsınmasını!… Luther, bu akıl almaz keşiş, “akıl almazlığı” yüzünden kiliseye saldırdı ve –dolayısıyla– onu ayağa kaldırdı yeniden… Katolikler Luther adına şenlikler kutlasalar, oyunlar düzseler yeridir… Luther ve “törel yeniden doğuş”! </p>
<p>Tüm psikolojinin canı cehenneme! Hiç şüphe yok, ülkücüdür Almanlar.– İnsanlık iki sefer korkunç bir yüreklilikle kendini aşarak özü sözü bir, anlamı belli, yüzde yüz bilimsel bir düşünce düzenine vardığında, Almanlar eski “ülkü”ye giden dolambaçlı yollar, doğruyla “ülkü” arasında bir uzlaşma bulmayı başardılar; bilimi yadsımalarını, yalanlarını bir kitabına uydurdular aslında. Leibniz ve Kant, –düşünce dürüstlüğü alanında Avrupa’ya en büyük iki köstek! En sonunda, iki décadence yüzyılı arasındaki köprü üzerinde, yeryüzünü yönetmek amacıyla Avrupa’yı birleştirebilecek güçte, deha ve istem dolu bir force majeure (Üstün güç.) belirdiğinde, Almanlar “özgürlük savaşları”yla Napoleon’un varoluşundaki mucizelik anlamdan yoksun bıraktılar Avrupa’yı; ne olmuşsa, bugün ne varsa onların suçudur hep; hastalıkların, saçmalıkların ekine en zararlı olanı, ulusalcılık, Avrupa’yı hasta eden bu névrose nationale (Ulusal sinirce –nevroz–.), Avrupa’da artık sürüp gidecek bu küçük devletler, bu küçük siyasa: Anlamından, sağduyusundan yoksun bıraktılar Avrupa’yı– onu bir çıkmaza soktular. –Buradan çıkacak bir yol bilen var mı benden başka?… Ulusları yeniden birbirine bağlayacak büyüklükte bir ödev?.</p>
<p>III<br />
Hepsi bir yana, kuşkumu neden açığa vurmayayım? Almanlar benim durumumda da, bu dev yazgıdan bir fare doğurtmak için ellerinden geleni ardlarına koymayacaklar. Adlarını kötüye çıkardılar benim yüzümden şimdiye dek; ilerde de adam olacaklarından şüpheliyim. –Ah, burada kötü bir falcı olmayı nasıl isterdim!… Benim doğal okuyucularım, dinleyicilerim daha şimdiden Ruslar, İskandinavlar ve Fransızlardır, –gitgide artacak mı onların sayısı? –Almanlar bilgi tarihine baştanbaşa şüpheli adlarla geçmişlerdir; “bilmeyerek olmuş” kalpazanlar çıkarmışlardır yalnız (bu deyim Kant’la Leibniz’e olduğu gibi, Fichte’ye, Schelling’e, Schopenhauer’e, Hegel’e, Schleiermacher’e [–1768/1834– Alman tanrıbilimcisi ve feylosofu. Schleiermacher Almanca'da "tül, peçe vb... yapan" anlamına gelmektedir. Nietzsche sözcüğün bu anlamıyla oynuyor.] de uygundur: perdeleyicidir hepsi de, başka birşey değil): Düşünce tarihindeki ilk dürüst düşünürün doğruyu dört bin yıllık kalpazanlıktan ötürü yargılayan düşünürün, kendileriyle yanyana Alman düşüncesine sokulması şerefini hiçbir zaman elde etmemeli onlar. “Alman düşüncesi” ağır havadır benim için: Psikoloji konusunda artık içgüdü olmuş pisliklerini her sözleriyle, her davranışlarıyla açığa vururlar; bunun yakınında zor soluk alırım. </p>
<p>On yedinci yüzyılda Fransızların geçtiği o amansız öz sınavından geçmemişlerdir hiç, –bir Larochefoucauld, bir Descartes, en önde gelen Almanlardan yüz kez daha dürüsttürler, –Almanlardan bugüne dek bir tek psikolog çıkmamıştır. Ama psikoloji nerdeyse ölçüdür bir ırkın temizliği ya da pisliği için… İnsan daha temiz bile değilken, derinliği nasıl olur? Kadın gibidir Alman, bir türlü bulamazsın dibini, –yoktur da ondan: Hepsi bu. Ama sığ bile olmaya yetmez bunların hepsi. –Almanya’da derin dedikleri şey, demin sözünü ettiğim o kendi kendine karşı içgüdü pisliğinden başka birşey değildir: Kendi kendilerini bir türlü oldukları gibi görmek istemezler. Yoksa “Alman” sözcüğünü bu psikolojik sapıtmaya uluslararası bir karşılık olarak önersem mi? –Örneğin bu anda Alman İmparatoru, Afrika’daki köleleri kurtarmayı kendine bir Hıristiyanlık ödevi” sayıyor: Biz, öbür Avrupalılar buna düpedüz “Almanlık” deriz aramızda… Derinliği olan bir tek kitap çıkmış mıdır Almanlardan? Bir kitapta derin olan nedir, onlarda bu kavram bile yoktur. Kant’ı derin sayan bilginlere rastladım; korkarım, Prusya sarayında Bay von Treitschke’yi derin sayıyorlar. Alman profesörleriyle şu da geldi başıma: Bir yeri gelip de, Stendhal’i derin psikolog olarak övdüğümde, bana hecelettiler adını.</p>
<p>IV<br />
–Neden sonuna dek gitmeyeyim? Baştan herşey açık olsun isterim. Göz koyduğum şeylerden biri de Almanların en üstün hor görücüsü olmaktır. Alman kişiliğine karşı güvensizliğimi daha yirmi altı yaşımda dile getirdim. –Almanlar çekilmez şeylerdir benim için. Tüm içgüdülerime aykırı gelen bir tür insan düşündüğümde, ortaya hep bir Alman çıkar. Bir insanın “ciğerini okurken”, en önce baktığım şey, onda uzaklık duygusu olup olmadığı, insanla insan arasında kat, değer, sıra ayrımı gözetip gözetmediği, seçip seçmediğidir: Bununla gentilhomme’dur insanoğlu, başka türlü, ne ederse etsin, o geniş yürekli, yumuşak başlı ayaktakımı içindedir yeri. Ama ayaktakımıdır Almanlar, ah öylesine aşağılamış olur kişi: Aynı düzeye indirir Alman… Birkaç sanatçıyla, en başta da Richard Wagner’le alışverişimi bir yana bırakırsam, tek iyi saat geçirmişimdir Almanlarla… Diyelim ki binyılların en derin düşünürü Almanlar içinden çıktı; Kapitol’ün kurtarıcıları (Kazlar. Galyalıların Kapitol’e yaptıkları bir gece saldırısında, kazların bağırması üzerine nöbetçiler uyanmış, saldırı da püskürtülmüştür.) cinsinden biri, kendi çirkin ruhunun da en az o denli önemi olduğunu sanıverdi… </p>
<p>Bu ırka dayanamıyorum; kişi onların içinde hep kötü çevrededir, ayrımları sezecek parmak yoktur onlarda, –ne yazık bir ayrımın ben de! –ayaklarında incelik yoktur, yürümesini bile beceremezler… Zaten ayak ne gezer Almanlarda; bacakları vardır onların yalnız… Almanlar ne denli bayağı olduklarını hiç mi hiç bilmezler, ama bayalığın son perdesidir bu, –yalnızca birer Alman olmalarından bile utanmazlar… Her konuşmaya karışırlar, son söz kendilerindedir sanırlar; korkarım benim üstüme bile son sözü söylemişlerdir… Yaşamım baştanbaşa bu cümlelerin en kesin kanıtıdır. Orada bana karşı düşünceli, ince bir davranışın izini aramam boşunadır. Gördümse, Yahudilerden gördüm bunu, ama Almanlardan hiçbir zaman. Böyledir benim huyum, herkese karşı yumuşak davranırım, iyiliğini isterim herkesin, –ayrı gayrı gözetmemeye hakkım vardır benim–: Ama gözlerimin açık olmasına da engel değildir bu. Kimseyi ayrı tutmam, hele dostlarımı hiç mi hiç, –umarım onlara karşı insanca davranmama bir zararı dokunamamıştır bunun! Dört beş şey vardır, kendime hep onur sorunu yapmışımdır.– Gene de şurası doğru ki, yıllardan beri elime geçen hemen her mektubu bir sinizm olarak duydum: Benim iyiliğimi istemek, bana karşı herhangi bir düşmanlıktan çok daha sinikcedir… </p>
<p>Dostlarımın teker teker yüzlerine söylerim, hiçbirisi benim herhangi bir yazımı okuyup inceleme zahmetine katlanmamıştır: İçlerinde ne yazılı olduğunu bile bilmediklerini en küçük belirtiden çıkarırım hemen. Hele Zerdüşt’üme gelince, dostlarımdan hangisi onda hoş görülmeyen, ama neyse ki hepten zararsız bir kendini beğenmişlikten daha çoğunu buldu… Tam on yıl: Almanya’da hiç kimse benim adımı, o içine gömüldüğü anlamsız suskuya karşı savunmayı kendine dert edinmedi. Bu iş için yeterince yürekli olan, burnu koku alabilen, sözde dostlarıma karşı öfkeye kapılan, ilk kez bir yabancı, bir Danimarkalı oldu… Psikologluğunu böylelikle bir kez daha gösteren Dr. Georg Drandes’in (–1842/1927– Danimarkalı yazın tarihçisi, eleştirmeci.) geçen bahar Kopenhag’da verdiği gibisinden dersler, hangi Alman üniversitesinde olacak şeydir?– Ben kendi payıma hiç bunların acısını çekmedim; beni yaralamaz zorunlu olan, amor fati benim yaradılışımın özüdür. Ama bu benim alayı, hem de evrensel alayı sevmediğimi göstermez. İşte bu yüzden, değerleri yenileyişin o yakıp yıkıcı, yeryüzünü sarsıntıya boğacak yıldırımdan iki yıl kadar önce, “Wagner Olayı”nı dünyaya uğurladım; Almanlar benim üstüme bir kez daha yanılıp, adlarını bengi, ölümsüz kılsınlar diye’ Anca vakit var buna! –İstediğim oldu mu?– Hem de en alâ sı, bay Cermenler! Hayranlıklarımı sunarım sizlere…</p>
<p>karakutu.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/150/friedrich-nietzsche-wagner-olayi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Friedrich Nietzsche: NEDEN BİR YAZGIYIM BEN?</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/148/friedrich-nietzsche-neden-bir-yazgiyim-ben/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/148/friedrich-nietzsche-neden-bir-yazgiyim-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 21:16:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN BİR YAZGIYIM BEN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[I
Başıma geleceği biliyorum. Bir gün korkunç birşeyin anısıyla birlikte söylenecek benim adım, –yeryüzünde eşi görülmemiş bir bunluğun, en derin bulunç çatışmasının , o güne dek inanılmış, istenmiş, kutsallaştırılmış ne varsa, hepsine karşı yöneltilecek bir son sözün anısıyla. İnsan değilim ben, dinamitim. Bütün bunlara karşın, din kurucularını andırır bir yanım yok, –dinler ayaktakımı işidir; dindar birine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I<br />
Başıma geleceği biliyorum. Bir gün korkunç birşeyin anısıyla birlikte söylenecek benim adım, –yeryüzünde eşi görülmemiş bir bunluğun, en derin bulunç çatışmasının , o güne dek inanılmış, istenmiş, kutsallaştırılmış ne varsa, hepsine karşı yöneltilecek bir son sözün anısıyla. İnsan değilim ben, dinamitim. Bütün bunlara karşın, din kurucularını andırır bir yanım yok, –dinler ayaktakımı işidir; dindar birine dokununca, ardından ellerimi yıkamam gerektir. “İnananlar” istemiyorum; kendi kendime inanmak için bile biraz çokça hayınım sanıyorum; yığınlara değil benim konuşmam… Günün birinde beni ermişler katına koyacaklar diye ödüm kopuyor: Anlıyorsunuz ya, bu kitabı önceden çıkarıyorum ki, ilerde benim adıma ahmaklıklar yapmasınlar. Ermiş olmak istemem, soytarı olayım daha iyi… <span id="more-148"></span></p>
<p>Belki öyleyimdir de. Buna karşın, daha doğrusu, daha doğrusu karşın değil –ermişlerden daha iyi dolandırıcı gelmemiştir çünkü, –doğrular çıkıyor benim ağzımdan. Ama benim doğrularım korkunçtur: Bugüne dek yalana doğru dediler çünkü. –Tüm değerlerin yenilenmesi: İnsanlığın en yüce bir kendine geliş eylemine –ki bende cisim bulmuş, deha olmuştur– taktığım ad budur işte. Talihim böyle istiyor, ilk namuslu insan ben olmalıyım, binlerce yıllık yalan dolana karşı durmalıyım kendimi… Yalanın yalan olduğunu duyup… koklamakla, doğruyu ilk bulan ben oldum… Burun deliklerimdedir benim dehâm. Şimdiye dek hiç kimse benim durduğum gibi karşı durmamıştır ya, gene de yadsıyan bir kafanın tam tersiyim ben. Şimdiye dek eşi gelmemiş bir muştucuyum; şimdiye dek kavramı bile olmayan, öylesine yüksek ödevler biliyorum; ancak benimle birlikte umut bağlanıyor gene. Böylece, zorunlu olarak yıkım getirici bir adamım ben. Çünkü doğru binlerce yıllık yalanla kavgaya tutuşunca, kimsenin aklından bile geçirmediği depremler, sarsıntılar göreceğiz; dağ, koyak birbirine karışacak. Siyasa kavramı o gün bir düşünceler savaşı içinde hepten yitip gidecek; eski toplumun tüm siyasal kurumları havaya uçacak, –çünkü yalan üstüne kurulmuş topu da. Yeryüzünde ilk benimle başladı büyük siyasa.</p>
<p>II<br />
İnsan kılığına girmiş böyle bir yazgı nasıl mı dile getirilir? –Zerdüşt’ümde bulursunuz.<br />
Her kim iyi ve kötü’de yaratıcı olmak ister, en önce bir yokedici olmalı, değerleri parçalamalıdır.<br />
En yüksek kötülük böylece en yüksek iyiliğe girer: Bunun da adına yaratıcılık denir.</p>
<p>Gelmiş geçmiş insanların rahatça en korkuncuyum ben; hem de en çok iyilik edeni olmayacağım anlamına gelmez bu. Yoketme gücümle orantılı olarak varmışım yoketmenin tadına, –her ikisinde de, yıkmayı olumlamadan ayrı tutmayan Dionysosca yaradılışıma uyuyorum. İlk töresizciyim ben: En üstün yokediciyim böylelikle de.–</p>
<p>III<br />
Tam da benim, ilk töresizcinin ağzında Zerdüşt adı ne anlama geliyor, sormadılar bana; sormalıydılar: çünkü o İranlının tarihteki korkunç benzersizliğini yapan şey, benimkinin tam tersidir. İyi ile kötü arasındaki kavganın, dünyanın gidişini sağlayan asıl çark olduğunu Zerdüşt görmüştü ilk, –töre’nin gerçek güç, neden, amaç olarak metafizik alana aktarılması onun işidir. Ama zaten içinde saklıdır bu sorunun yanıtı. Zerdüşt bu en belalı yanılgıyı, töreyi yaratmıştı: Onu ilk tanıyan da kendisi olmalı dolayısıyla. Burada her düşünürden daha çok ve uzun görgüsü olması değil yalnız –tarih baştanbaşa o “törel dünya düzeni” dedikleri ilkenin deneysel çürütülmesidir–, daha da önemlisi, tüm düşünürlerin en dürüstüdür Zerdüşt. Onun öğretisinde –ve yalnız orada, dürüstlük en yüksek erdemdir, yani gerçek önünde tabanları yağlayan “ülkücü” korkaklığının karşıtıdır; Zerdüşt öbür düşünürlerin topundan daha yüreklidir. Doğruyu söylemek ve iyi ok atmak, budur Pers erdemi. –Bilmem anlıyor musunuz?… Töre’nin, dürüst olduğu için, kendi kendini yenmesi, törecinin ise tam karşıtına –yani buna- dönüşmesi… Budur benim ağzımda Zerdüşt adının anlamı.</p>
<p>IV<br />
Aslında iki yadsıma girer töresizci sözcüğünün içine. Bir yandan, şimdiye dek en yüksek sayılan bir insan türünü, iyileri, iyilik isteyenleri, iyilik yapanları yadsıyorum; öte yandan, gerçek töre diye geçerli ve egemen olan bir töreyi, décadence töresini, daha somut deyimiyle Hıristiyan töresini yadsıyorum. Bu ikinci yadsımayı daha önemlisi olarak saymakla yanılmış olmam; çünkü toptan düşünülünce, iyiliğe, iyilikseverliğe verilen aşırı değer, zaten décadence’ın sonucu, bir güçsüzlük belirtisi, gelişip serpilen, olumlayan yaşamla bir uzlaşmazlık olarak görünüyor bana: Olumlamak için yadsımak ve yoketmek gerektir. –İlk olarak iyi insanın psikolojisi üzerinde duracağım. Bir insan türüne değer biçmek için, onun sürüp gitmesi nelere maloluyor, bunu hesaplamalıdır, –varoluş koşullarını bilmelidir onun. İyilerin varoluş koşulu ile yalandır: Başka bir deyimle, gerçeğin aslında ne türlü olduğunu her ne pahasına olursa olsun görmek istememektir; oysa gerçek hep iyiliksever içgüdüleri gerektirecek, hele o beceriksiz, iyi ellerin ikide bir kendi işine karışmasına göz yumacak cinsten değildir: Genel olarak her türlü tehlike durumunu bir itiraz, ortadan kaldırılması gereken birşey saymak , eşsiz bir bönlüktür: Bir yıkım, korkunç bir aptallıktır, –insanın yoksullara acıdığı için kötü havayı ortadan kaldırmak istemesi gibi aptalca nerdeyse… </p>
<p>Bütünün büyük tutumluluğu içinde, gerçeğin (tutkularda, isteklerde, güç isteminde) her türlü korkunçluğu, küçük mutluluğun her türlüsünden ölçülmez derecede daha zorunludur; bu sonuncusu içgüdü aldatmacasıyla gerektirildiğinden, ona herhangi bir yaşam hakkı tanımak için, üstelik hoş görür olmalı insan. Baştanbaşa tarih boyunca iyimserliğin, o homines optimi doğurtmasının ölçülere sığmayan ürkünç sonuçlarını kanıtlamak için büyük bir fırsat geçecek elime. İyimserin de kötümser kadar décadent, belki daha bile zararlı olduğunu ilk kavrayan Zerdüşt şöyle diyor: Doğruyu söylemez hiç iyi insanlar. Yanlış kıyılar, yanlış güvenlikler öğretti iyiler size; iyilerin yalanları içinde doğdunuz, oralara sığındınız. Herşey ta köküne dek yalana boğuldu, eğretildi iyilerin eliyle. Bereket versin, dünya yalnızca o koyun sürüsüne daracık bir mutluluk sağlayacak içgüdüler göz önüne alınarak kurulmamıştır; herkesin de “iyi insan”, sürüde koyun, mavi gözlü, iyiliksever, “ince duygulu”, –ya da Bay Herbert Spencer’in dilediği üzre, özgeci olmasını istemek, varlığın büyük yanını almak, insanlığı iğdiş etmek, saçmasapan bir oyun derekesine indirmek olurdu. –Ve bunu yapmaya da kalktılar!… Buydu işte töre dedikleri… Zerdüşt iyilere bu anlamda kimi zaman “sonuncu insanlar”, kimi zaman da “sonun başlangıcı” der; herşeyden önce de, onları en zararlı insan türü sayar, çünkü hem doğrunun, hem de geleceğin sırtından sürdürürler yaşamalarını.</p>
<p>İyiler. –bir şey yaratamaz onlar, sonun başlangıcıdırlar hep– yeni levhalar üstüne yeni değerler yazanı çarmıha gererler, geleceği kurban ederler kendileri için, tüm insan geleceğini çarmıha gererler! İyiler–onlar sonun başlangıcıydılar hep…<br />
Bu dünyaya kara çalanların ne denli zararı dokunsa da, zararların en zararlısıdır iyilerin zararları.</p>
<p>V<br />
Zerdüşt iyinin ilk psikologu, –dolayısıyla– kötünün de dostudur. Décadence türü insan en yüksek değer katına yükseltilmişse, bu yalnızca onun karşıt türünün, güçlü, yaşaması kesin insan türünün zararına olmuştur. Sürü hayvanı en arık erdemin ışığı içinde parıldıyorsa, o zaman ayrık insan değerce aşağılanmış, kötü sayrılmış olmalıdır. Yalancılık her ne pahasına olursa olsun, kendi görüş biçimini anlatmak için “doğru” sözcüğüne göz koymuşsa, asıl doğru kişiyi en kötü adlar altında bulabiliriz yeniden. Zerdüşt bu konuda hiç şüphe bırakmıyor: Söylediğine göre, insanoğlu onu ürküye salmışsa, iyileri, “en iyileri” tanıdığı içinmiş bu düpedüz; bu tiksinmeden doğmuş onun kanatları, “o uzak geleceklere süzülmesi için” –açıkça söylüyor, onun insan örneği, göreli bir üstinsan örneği, tam da iyilere oranla insanüstüdür; iyiler ve doğrular onun üstinsan’ına şeytan derlerdi…</p>
<p>Siz, gözümün rastladığı en yüksek insanlar, budur benim sizden kuşkum ve içimden gülüşüm: Benim üstinsanıma korkarım siz… şeytan derdiniz!<br />
Ruhunuz büyüklüğe öylesine yabancı ki, üstinsan korkunç gelirdi size iyiliği içinde…</p>
<p>Zerdüşt’ün ne yapmak istediğini kavramak için, başka yerden değil, buradan başlamalıdır işe: Onun tasarladığı türdün insan, gerçeği olduğu gibi tasarlar: Buna yetecek güçtedir, –ona yabancılaşmış, ondan kopmamıştır; onun ta kendisidir, en korkunç, en sorunsal yanını da içinde taşır, –ve ancak böylelikle büyük olabilir insan…</p>
<p>VI<br />
–Ama töresizci sözcüğünü başka bir anlamda da kendime bir arma, bir onur simgesi yaptım; beni insanlığın geri kalanından seçip ayıran bu adımla övünüyorum. Şimdiye dek hiç kimse Hıristiyan töresini kendinden aşağı duymamıştır: Bunun için bir yükseklik, bir uzak görüşlülük, hiç duyulmamış, baş döndürücü bir psikolojik derinlik gerekliydi. Hıristiyan töresi bugüne dek tüm düşünürlerin Kirke’siydi, –onun hizmetindeydi hepsi de.– Bu tür ülkünün, dünyada kara çalmanın o ağulu soluğu sızan mağaralara benden önce var mı inen? Benden önce feylosofların arasında “yüksek dolandırıcı”, “ülkücü” değil de, onların tam tersi, psikolog olan biri var mıydı hiç? Psikoloji diye bir şey yoktu benden önce. –Burada ilk olmak bir kargıştır belki de; ama kesin olarak bir yazgıdır. Çünkü küçümseyenlerin de ilki olur insan… İnsandan tiksinmedir benim tehlikem…</p>
<p>VII<br />
Anladınız mı beni? –Geri kalan insanlıkla aramdaki sınırı çizen, bana ayrı bir yer veren şey, Hıristiyan töresini bulmuş olmamdır. Bu yüzden, teker teker herkese meydan okuma anlamını taşıyan bir sözcük gerekiyordu bana. Bu konuda gözünü daha önce açmamış olmak, bence insanlığın en büyük yüz karası, en büyük kabahatidir; içgüdü olmuş bir kendini aldatma, hiçbir olayı, nedenselliği, gerçeği görmemeyi kafaya koymak, yanlığa karşı gözleri kör olmak, cürmün daniskasıdır; yaşama karşı işlenmiş bir cürümdür… Bin yıllar, uluslar –en eskileri de, en yenileri de–, feylosoflar ve kocakarılar, –tarihin dört beş ânı dışında, ki ben altıncısıyım–, hepsi bu konuda birbirlerine pek yaraşırlar. Hıristiyan bugüne dek “törel yaratık”dı, benzersiz bir antikaydı, –ve “törel yaratık” olarak da, insanlığı en hor gören kimsenin bile aklından geçirmeyeceği kadar saçma, yalancı, boş gururlu, düşüncesiz ve kendine zararlıydı. Hıristiyan töresi, yalan isteminin en hayınca biçimi, insanlığın gerçek Kirke’si: Onu doğru yoldan çıkaran. Bunu gördüğümde tüylerimi diken diken eden şey, yanılgının kendisi değil, onun üstün gelmesiyle açığa çıkmış o düşünce alanındaki binlerce yıllık “iyi niyet”, kendini sıkıya sokma, yol yordam bilme, yüreklilik eksikliği değil, –ama doğa eksikliği, o hepten gülünç olgu, doğaya aykırılığın töre adıyla en yüksek saygıları görmesi, yasa, kesin buyruk olarak insanlığın tepesine asılmış olması!.. Bu ölçüde yanılmak, hem de kişi olarak, ulus olarak değil, insanlık olarak!.. </p>
<p>Yaşamın en başta gelen içgüdülerini küçümsemeyi öğretmeleri; bedeni haklamak için bir “ruh” bir “tin” uydurmaları; yaşamın temel koşulunu, cinselliği ayıp bir şey olarak duymayı öğretmeleri; serpilip gelişmek için en derinden zorunlu olan şeyi, o katı bencilliği –sözcüğün kendisi bile kara çalıcı– kötülük ilkesi saymaları; tersine, çöküşün, içgüdü çelişmesinin örnek belirtilerinde, “çıkar gözetmezlik”te, denge yitiminde, “kişiliksizleşme”de, “yakınını sevmek”te (–yakınıma düşkünlükte) daha yüksek değerleri –ne daha yükseği! –gerçek değerleri görmeleri!.. Ne! İnsanlığın kendi de décadence içinde mi? Hep öyle miydi? –Şurası kesin ki, ona yalnız décadence içinde mi? Hep öyle miydi? –Şurası kesin ki, ona yalnız décadence değerleri en en yüksek değerler olarak öğretildi. Bencil olmayan töre en üstün anlamda bir çöküş töresidir; “Sizler de çöküp gitmelisiniz”, –yalnız buyruk olsa gene iyi!.. Şimdiye dek öğretilen biricik töre, bencil olmayan töre, bir bitme istemini açığa vurur, derinden derine yadsır yaşamı. Burada bir tek açıp kapı kalıyor, o da katına yükselen Hıristiyan töresinde kendilerini başa geçirecek yolu sezen o asalak insan türünün, papazların yozlaşmış olması… Gerçekten, benim görüşüm de bu: İnsanlığın öğretmenleri, önderleri –ki topu da tanrıbilimciydi– décadent’dılar hem de; tüm değerlerin yaşama düşman değerlere dönüştürülmesi işte bu yüzden, töre işte bu yüzden… Töre’nin tanımı: Töre, décadent’ların özel tepkisi, –yaşamdan öç alma ard düşüncesiyle ve bunu başararak–. Bu tanıma önem veriyorum.</p>
<p>VIII<br />
–Anladınız mı beni? Beş yıl önce Zerdüşt’ün ağzından söylemediğim bir tek söz yok demin söylediklerim içinde. –Hıristiyan töresinin açığa çıkarılması eşine rastlanmaz bir olaydır, gerçek bir yıkımdır. Kim bu konuyu aydınlatmışsa, bir force majeure, bir alınyazısıdır, insanlık tarihini ikiye böler: Ondan önce yaşayanlar, ondan sonra yaşayanlar… Doğrunun yıldırımı, şimdiye dek en yüksekte olan şeyin üzerine düştü tam: Orda neyin yanıp kül olduğunu kavrayan kimse, elinde avucunda daha birşeyler kalmış mı, bir de ona bakmalı. Bugüne dek “doğru” dedikleri ne varsa, yalanın en zararlı, en kalleş, en sinsi biçimi olarak açığa çıkarılmıştır; o kutsal “sözde neden”, insanlığı “düzeltmek”, aslında yaşamın iliğini, kanını emecek bir hile olarak, töre bir vampirlik olarak ortaya çıkarılmıştır. Töre’nin ne olduğunu bulan, onunla birlikte, insanların inandığı, inanmış olduğunu bulan, onunla birlikte, insanların inandığı, inanmış olduğu tüm değerlerin değersizliğini de bulmuş demektir; insanlığın en çok saygı gören, giderek ermişler katına yükseltilen örneklerinde, artık saygıya değer hiçbir yan bulmaz, en uğursuz cinsinden sakat doğmuşlar olarak görür onları: Uğursuzdular, büyüler çünkü… “Tanrı” kavramı, yaşama bir karşıt kavram olarak uydurulmuş, yaşama zararlı, ağulu, kara çalıcı, onun can düşmanı ne varsa hepsi o kavramda bir ürkünç birlik olmuştur! “Öte yan”, “gerçek dünya” kavramları, bedeni hor görmek, onu hasta –ermiş– yapmak, yaşamda önemsemeye değer ne varsa, beslenme, konut, düşünce düzeni, hastalara bakma, temizlik, hava vb. hepsinin karşısına ürkünç bir umursamazlık koymak için uydurulmuş! Sağlık yerine “ruhun selâmeti”, yani tövbe çırpınmaları ve kurtuluş isterisi arasında gidip gelen bir folie circulaire “Günah” kavramı o kendinden ayrılmaz işkence aracıyla, “özgür istem” kavramıyla birlikte, içgüdüleri sapıttırmak, onlara karşı güvensizliği bizde ikinci bir yaradılış yapmak için uydurulmuş! “Çıkar gözetmezlik” ve “kendini yadsıma” kavramları yoluyla, o asıl décadence belirtisi, zararlı olana doğru eğilim, kendine yarayanı artık bulamaz olmak kendi kendini yıkmak, gerçek değerin ta kendisi, “ödev”, “ermişlik” insandaki “tanrısal yan” katına yükseltilmiş! Son olarak –en korkuncu da bu– iyi insan kavramıyla tüm zayıfların, hastaların, kusurluların, kendi kendinden acı çekenlerin, yokolması gereken ne varsa hepsinin yanı tutulmuş, –ayıklama yasası çarmıha gerilmiş; gururlu, yetkin, olumlayan, geleceğe güvenen, geleceği doğrulayan insanın karşısına bir ülkü çıkarılmış, –ona kötü denmiş bundan böyle… Töre diye inanmışlar bunlara da!<br />
Ecrasez I’nfâme!–</p>
<p>IX<br />
–Anladınız mı beni? –Çarmıhtakine karşı Dionysos…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/148/friedrich-nietzsche-neden-bir-yazgiyim-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Friedrich Nietzsche: Ecco Homo / Önsöz</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/146/friedrich-nietzsche-ecco-homo-onsoz/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/146/friedrich-nietzsche-ecco-homo-onsoz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 21:15:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Ecco Homo]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=146</guid>
		<description><![CDATA[I
Bu yakında insanlığın karşısına, şimdiye dek ona yöneltilmiş en çetin istekle çıkacağımı göz önüne alarak, önce kim olduğumu söylemeyi gerekli buluyorum. Aslında bilinmeliydi bu: “Kimliğimi saklamış” değilim çünkü. Ama ödevimin büyüklüğü ile çağdaşlarımın küçüklüğü arasındaki oransızlık şuradan belli ki, beni işitmediler, görmediler bile. Ben kendime açtığım krediyle yaşıyorum; belki yaşadığım da bir önyargı yalnızca?… Yaşamadığıma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I<br />
Bu yakında insanlığın karşısına, şimdiye dek ona yöneltilmiş en çetin istekle çıkacağımı göz önüne alarak, önce kim olduğumu söylemeyi gerekli buluyorum. Aslında bilinmeliydi bu: “Kimliğimi saklamış” değilim çünkü. Ama ödevimin büyüklüğü ile çağdaşlarımın küçüklüğü arasındaki oransızlık şuradan belli ki, beni işitmediler, görmediler bile. Ben kendime açtığım krediyle yaşıyorum; belki yaşadığım da bir önyargı yalnızca?… Yaşamadığıma kendimi inandırmam için, yazları Ober-Engadin’e gelen “aydınlar”dan bir tekiyle konuşmam yeter. Bu koşullar altında, alışkanlıklarımı, içgüdülerimin gururunu aslında ayaklandıran bir ödev düşüyor bana, şunu söylemek düşüyor: Dinleyin! Ben falancayım. Başkasıyla karıştırmayın beni herşeyden önce!<span id="more-146"></span></p>
<p>II<br />
Örneğin, hiç de umacı değilim ben, bir töre canavarı değilim. Üstelik şimdiye dek erdemli diye saygı gören insan türüne tam karşıt bir yaradılıştayım. Söz aramızda, bana öyle geliyor ki, gururumu asıl okşayan da bu. Feylosof Dionysos’un çömeziyim ben; ermiş olmaktansa, satir olmayı yeğ tutarım. Neyse, bu yazıyı okuyun yeter. Belki de o karşıtlığı güleç, insancıl bir biçim de ortaya koymaktan başka amacı yoktur bu yazının, belki bunu dile getirebilmişimdir. İnsanlığı “düzeltmek”, herhalde benim vadedeceğim en sonuncu iş olurdu. Yeni putlar dikmiyorum ben; önce eskiler öğrensin, balçıktan ayakları olmak ne demekmiş. Utları (ki benim için “ülküler” demektir.) devirmek –zanaatım asıl bu benim. İnsanlar ülküsel bir dünya uydurdukları ölçüde gerçeğin değerini, anlamını, doğruluğunu harcadılar. “Gerçek dünya” ile “görünüşte dünya”, –açıkçası: Uydurma dünya ile gerçek…Ülkü denen yalan şimdiye dek gerçeğe bir ilenmeydi; bu yolla insanlık en derin içgüdülerine dek aldatıldı, yalana boğuldu; yükselişinin, geleceğinin, gelecek üstüne yüce hakkının güvenceleri saydığı ters değerlere taptı giderek.</p>
<p>III<br />
Yazılarımın havasını soluyabilen, bunun bir yüksek yer havası, sert bir hava olduğunu bilir. O hava için yaratılmış olmalı insan, yoksa oldukça büyüktür üşütme tehlikesi. Bu yakındır, yalnızlık yaman, –ama herşey nasıl durgun, ışık içinde! Nasıl özgür solur insan! Ne çok şeyi aşağılarda bırakmıştır! Felsefe, bugüne dek anladığım, yaşadığım gibisi, yüksek dağda, buz içinde gönüllü yaşamaktır, –varlıkta yabancı, sorunsal olanı, şimdiye dek töre’nin yargıladığı herşeyi arayıştır. Yasaklar içinde böylesine uzun bir gezginlikten edindiğim görgümle, bugüne dek yapılan töreleştirmenin, ülküleştirmenin nedenlerini, istediğinden başka türlü görmeyi öğrendim. Feylosofların gizli öyküsü, taktıkları büyük adların psikolojisi aydınlığa çıktı benim için. Bir kafa ne denli doğruya dayanabilir, ne denli doğruyu göze alabilir? Benim için gitgide asıl değer ölçüsü bu oldu. Yanılgı (ülküye inanç) körlük değildir, yanılgı korkaklıktır… Bilgide her kazanç, ileriye atılan her adım yüreklilikten gelir, kendi kendine karşı sertlikten, dürüstlükten gelir… Ülküleri çürütmüyorum ben, onların önünde eldiven giyiyorum yalnız… Nitimur in vetitum. Felsefem bu parolayla üstün gelecek birgün; çünkü şimdiye dek, kural olarak, yalnız doğruları yasakladılar.</p>
<p>IV<br />
Yazılarım içinde Zerdüşt’ün ayrı bir yeri vardır. Onunla, insanlığa şimdiye dek verilen en büyük armağanı sundum. Bin yılları aşan sesiyle Zerdüşt yazılmış en yüce kitap, gerçekten yüksekler kitabı olduğu gibi –insan denen olguyu uçurumlar boyu aşağısında bırakmıştır– hem de kitapların en derini, doğrunun en derin hazinesinden doğmuş olanıdır; bir tükenmez kuyudur, içine daldırılan kova ancak altın dolu, iyilik dolu olarak çıkar. Burada konuşan ne bir yalvaçtır, ne de din kurucusu denen o güç istemi ve hastalık kırmasıdır. Onun bilgeliğini anlarken acınacak bir yanılmaya düşmemek için, herşeyden önce bu sesi, ağzından çıkan bu durgun, mutlu sesi duymak gerekir! “Fısıldanan sözlerdir fırtınayı getiren; güvercin ayaklarıyla gelen düşünceler yönetir dünyayı– ”</p>
<p>İncirler dökülüyor ağaçlarından, olgun, tatlı incirler… Düşerken soyuluyor kızıl kabukları. Olgun inciler için bir kuzey yeliyim ben.</p>
<p>Bu öğretiler de incirler örneği düşüyor önünüze, dostlarım: Haydi ballarını emin, yiyin tatlı etlerini! İşte güz çevremizde, duru gök ve öğle sonu– Bağnaz biri değil burada konuşan; vaaz verilmiyor, inanç istenmiyor burada. Sonsuz bir ışık bolluğundan, mutluluk derinliğinden düşüyor sözcükler damla damla, –bir nazlı yavaşlıktır bu konuşmaların tempo’su. Bu gibi şeyler ancak en seçkinlerin kulağına ulaşır; burada dinleyici olabilmek eşsiz bir ayrıcalıktır; her babayiğidin harcı değildir Zerdüşt’ü duyabilmek… Zerdüşt bu yönleriyle bir baştan çıkarıcı olmuyor mu? Öyleyse dinleyin, kendisi ilk kez yalnızlığına geri dönerken ne diyor… Onun yerinde başka bir “bilge”nin, bir “ermiş”in, bir “mesih”in, başka bir décadent’ın söyleyeceklerine hiç benzemeyen sözler… Yalnız konuşması değil başka türlü olan, kendisi de başka türlü…</p>
<p>Tek başıma gidiyorum şimdi, ey çömezlerim! Sizler de gidin artık, tek başınıza gidin! Böyle istiyorum.</p>
<p>Benden uzaklaşın, Zerdüşt’ten koruyun kendinizi! Daha da iyisi: Utanın ondan! Belki sizi aldatmıştır. </p>
<p>Kendini bilgiye adayan için yalnızca düşmanını sevmek yetmez; dostuna da kin duyabilmelidir.</p>
<p>Hep öğrenci kalan insan, öğretmenine borcunu kötü ödüyor demektir. Neden benim çelengimi yolmak istemiyorsunuz?</p>
<p>Sayıyorsunuz beni: Ama saygınız devriliverirse günün birinde? Bir yontunun altında kalmaktan sakının!</p>
<p>Zerdüşt’e inandığınızı mı söylüyorsunuz? Ama ne önemi var Zerdüşt’ün! Bana inananlarsınız, ne önemi var ama tüm inananların!</p>
<p>Daha kendi kendinizi aramamışken beni buldunuz. Böyledir tüm inananlar; inancın değeri azdır bu yüzden.</p>
<p>Şimdi size beni yitirmenizi, kendinizi bulmanızı buyuruyorum; hepiniz beni yadsıdığınız gün, ancak o gün geri döneceğim sizlere…</p>
<p>(Çeviren: Can Alkor)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/146/friedrich-nietzsche-ecco-homo-onsoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Friedrich Nietzsche: AFORİZMALARINDAN SEÇMELER</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/145/friedrich-nietzsche-aforizmalarindan-secmeler/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/145/friedrich-nietzsche-aforizmalarindan-secmeler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 21:14:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[AFORİZMALARINDAN SEÇMELER]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/145/friedrich-nietzsche-aforizmalarindan-secmeler/</guid>
		<description><![CDATA[İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.
*
Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert eleştiririz. Oysa, bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır.
*
Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh…
*
Tüm idealistler, hizmet ettikleri davaların her şeyden önce dünyanın tüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.</p>
<p>*</p>
<p>Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert eleştiririz. Oysa, bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır.</p>
<p>*</p>
<p>Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh…</p>
<p>*</p>
<p>Tüm idealistler, hizmet ettikleri davaların her şeyden önce dünyanın tüm öteki davalarından üstün olduğunu düşünürler. Kendi davalarının biraz olsun başarılı olması için, bu davanın tüm öteki insan girişimlerine gerekli olan aynı pis kokulu gübreye açıkca ihtiyacı olduğuna inanmak da istemezler.<span id="more-145"></span></p>
<p>*</p>
<p>Bir kez yürünmüş bir yola düşenlerin sayısı çoktur, hedefe ulaşan az .. </p>
<p>*</p>
<p>Küçücük bağışlarla büyük mutluluklar kazanmak büyüklüğün bir ayrıcalığıdır.</p>
<p>*</p>
<p>İnsan, diğer insanlardan hiçbir şey istememeye, onlara hep vermeye alıştığı zaman, elinde olmadan soylu davranır.</p>
<p>*</p>
<p>Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan …</p>
<p>*<br />
Bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, aslında doğrusu, bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmaktır.</p>
<p>*</p>
<p>Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür.</p>
<p>*</p>
<p>Hakikatin temsilcisinin en az olduğu zaman, onu dile getirmenin tehlikeli olduğu zaman değil, can sıkıcı olduğu zamandır.</p>
<p>*</p>
<p>Doğa bize aldırmadığından, doğanın ortasında kendimizi öyle rahat hissederiz ki …</p>
<p>*</p>
<p>Uygarlaşmış dünya ilişkilerinde herkes, hiç değilse bir konuda kendini başkalarından üstün hisseder. Genel iyiyüreklilik buna dayanır. Çünkü, durum elverirse herkes yardım edebilir, o halde bir utanç duymaksızın bir yardımı da kabul edebilir.</p>
<p>*</p>
<p>Yapacak çok şeyi olan insan inançlarını ve genel düşüncelerini hemen hemen hiç değiştirmeksizin korur. Aynı şekilde, bir ülkünün hizmetinde olan her insan ülkünün kendisine artık hiç kulak asmaz; onun buna zamanı yoktur. Demem şu ki, ülküsünün hala tartışılabilir olmasından yana olmak çıkarına aykırıdır.</p>
<p>*</p>
<p>İnsan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar nesnel görünsün, boşuna ! Sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir.</p>
<p>*</p>
<p>İnsanların tarih boyunca farkına vardıkları aşılmaz zorunluluk, bu zorunluluğun ne aşılmaz ne de zorunlu olduğudur.</p>
<p>*</p>
<p>Bugün artık kimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor; çok fazla panzehir var.</p>
<p>*</p>
<p>Uygarlık tarafından yokedilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz.</p>
<p>*</p>
<p>Sevilmiş olma isteği kendini beğenmişliklerin en büyüğüdür.</p>
<p>*</p>
<p>İnsanları şiddetle kendi üzerine çeken, bir oyunu her zaman kendi lehine çevirmiştir.</p>
<p>*</p>
<p>Çok düşünen ve uygulamalı düşünen, kendi maceralarını kolayca unutur, ama başından geçenlerin çağrıştırdığı düşünceleri hiç unutmaz.</p>
<p>*</p>
<p>Biri kendi düşüncesine bağlı kalır; çünkü ona kendi kendine ulaşmış olduğunu sanır. Öteki ise, onu zahmetle öğrendiği ve onu anlamış olmakla övündüğü için bağlıdır düşüncesine. Sonuç olarak, her ikisi de kendini beğenmişlik …</p>
<p>*</p>
<p>İçine doldurulacak çok şey olduğu zaman, günün yüzlerce cebi vardır.</p>
<p>*</p>
<p>Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır.</p>
<p>*</p>
<p>Açıklanmamış karanlık bir konu apaçık bir konudan daha önemli sanılır.</p>
<p>*</p>
<p>Sadece karşıtları cansıkıcı olmayı sürdürdükleri için, arada bir, bir davaya bağlı kalırız.</p>
<p>*</p>
<p>Bir insan kendini hep çok büyük işlere adadığında, onun başka bir yeteneğinin olmadığı pek görülmez.</p>
<p>*</p>
<p>Açıkça büyük amaçlar tasarlayan ve daha sonra bu amaçlar için oldukça yetersiz olduğunu gizlice kavrayıveren kimse, çoğu zaman bu amaçlardan vazgeçecek kadar da güçlü de değildir. İşte o zaman ikiyüzlülük kaçınılmazdır.</p>
<p>*</p>
<p>Gür ırmaklar kendileriyle birlikte bir çok çakıl ve çalı çırpıyı da sürükler; güçlü ruhlar da bir çok aptal ve mankafayı.</p>
<p>*</p>
<p>Bir insanın gerçekten ele almış olduğu düşünce özgürlüğü ile, onun tutkuları ve hatta arzuları da gizli gizli kendi üstünlüklerini göstereceklerini sanırlar.</p>
<p>*</p>
<p>Bir insan yoğun ve kılı kırk yararak düşündüğü zaman, sadece yüzü değil gövdesi de çekinceli bir havaya bürünür.</p>
<p>*</p>
<p>Ruh arayanda, hiç ruh yoktur.</p>
<p>*</p>
<p>İnsan yığınlarının davranış biçimlerini önceden kestirmek için, onların güç bir durumdan kendilerini kurtarmak için hiçbir zaman çok önemli bir çaba göstermediklerini kabul etmek gerekir.</p>
<p>*</p>
<p>İnsan kahkahalarla güldüğü zaman, kabalığı ile tüm hayvanları geride bırakır.</p>
<p>*</p>
<p>Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır, ta ki yere dökülüp ezilinceye kadar.</p>
<p>Aşk ve nefret kör değillerdir; ama kendileriyle birlikte taşıdıkları ateş yüzünden kör olmuşlardır.</p>
<p>*</p>
<p>İnsan hatasını bir başkasına itiraf ettiğinde unutur onu; ama çoğu kez öteki kişi bunu unutmaz.</p>
<p>*</p>
<p>Alev, başka şeyleri aydınlattığı kadar aydınlatmaz kendini. Bilge de böyledir.</p>
<p>*</p>
<p>Bir konu hakkında hazırlıksız sorguya çekildiğimizde, aklımıza gelen ilk düşünce çoğu zaman bizim kendi düşüncemiz değildir; ama bizim sınıfımıza, konumumuza ve soyumuza ait olan sıradan bir düşüncedir sadece. Öz düşünceler pek ender olarak su yüzüne çıkarlar.</p>
<p>*</p>
<p>Bizzat kendimizde olan bir değeri övdüğü, okşadığı zaman mucizeyi de, usdışını da kabul ederiz.<br />
Yarı-bilim tam bilimden daha üstündür. O, sorunları olduklarından daha kolay görür ve bununla görüşünü daha anlaşılır, daha inandırıcı kılar.</p>
<p>*</p>
<p>Çok düşünen partici olmaya uygun değildir; o, parti arasında düşüncesini çok çabuk sızdırır.</p>
<p>*</p>
<p>Kötü belleğin iyi tarafı, aynı şeylerden bir çok kez, ilk kez gibi yararlanmaktır.</p>
<p>*</p>
<p>Bir kurbanın yoldaşı o kurbandan daha çok acı çeker. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/145/friedrich-nietzsche-aforizmalarindan-secmeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

