<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HiAxySheytan &#187; feminizm</title>
	<atom:link href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hiaxysheytan.com</link>
	<description>Her boka maydanoz blog sitesi!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Aug 2010 11:52:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Genel Bir Anarka-Feminizm Kuramına Doğru</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1836/genel-bir-anarka-feminizm-kuramina-dogru/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1836/genel-bir-anarka-feminizm-kuramina-dogru/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 14:02:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[anarka feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[anarko feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bir Anarka-Feminizm Kuramına Doğru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1836</guid>
		<description><![CDATA[Howard J. Ehrlich
Toplumsal anarşizm ve feminizm kuramları arasındaki benzerlikler, bu iki kurama aşina olanların istisnasız dikkatini çekmiştir. Her iki kuram grubu da toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin köklerinin kurumsallaşmış iktidar [ing. power, erk, güç] düzenlemelerinde yattığı görüşündedir; her ikisi de bu düzenlemelerin değiştirilmesi gereksiniminin özgürleşmenin bir önkoşulu olduğuna vurgu yapar; ve her ikisi de kişisel özerkliğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Howard J. Ehrlich</div>
<p>Toplumsal <a href="http://www.khaos.info/anarsizm/">anarşizm</a> ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> kuramları arasındaki benzerlikler, bu iki kurama aşina olanların istisnasız dikkatini çekmiştir. Her iki kuram grubu da toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin köklerinin kurumsallaşmış iktidar [<em>ing. power</em>, erk, güç] düzenlemelerinde yattığı görüşündedir; her ikisi de bu düzenlemelerin değiştirilmesi gereksiniminin özgürleşmenin bir önkoşulu olduğuna vurgu yapar; ve her ikisi de kişisel özerkliğin [<em>ing. autonomy</em>, otonomi] ve özgürlüğün topluluk bağlamında gerçekleşmesi için uğraş verir.<br />
Elaine Leeder, L. Susan Brown, Peggy Kornegger, Carol Ehrlich, Neela Scheuning ve Jane Meyerding gibi yazarların makaleleri olağanüstü bir şekilde harmanlanır. Hepsi de <a href="http://www.khaos.info/">anarşist</a> feminist konumunu güçlendirmekle beraber, her biri bu konum ile diğer <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> çeşitleri arasındaki farklılıkları kendine özgü bir şekilde kavrar. Bizim başlamamız gereken [yer] işte burasıdır. Feminist kuramların temel ifadelerini ele almamız, ve insanların nasıl bazı ifadeleri onaylayıp diğerlerini ise onaylamadıklarını gözlemlemiz gerekiyor.<br />
Tüm feminist kuramlar toplumda içindeki kadınlar hakkında bir takım gözlemlerle işe başlar. Şu üç ifade bu gözlemlerin özünü oluşturur.</p>
<blockquote><p><em>1. Kadınlara ve erkeklere biçilen toplumsal roller esasen kültürel olarak belirlenmişlerdir.</em><br />
<em>2. Toplumun tüm kesimlerinde kadınlara karşı bir ayrımcılık söz konusudur &#8211;kişisel, toplumsal, iş hayatına ilişkin ve politik olarak.</em><br />
<em>3. Kadınlar fiziksel olarak nesneleştirilmiştirler ve, bunun sonucunda da sıradanlaşmış bir şekilde taciz ve saldırıya maruz kalmaktalardır.</em></p></blockquote>
<div>Bu gözlemler veriliyken, feministler şunu belirtmelilerdir:</div>
<blockquote><p><em>4. Kadınlar ve erkekler eşittir.</em></p></blockquote>
<div>Liberal feministler, varolan iktidar düzenlemelerini değiştirmek suretiyle [kadınların] eşitliğinin kabul edilmesini amaçlarlar. Onların amacı ayrımcılığı, yani kurumsallaşmış [cinsiyetlere karşı] farklı davranış biçimlerini ortadan kaldırmaktır. Toplumun temel yapılarını değiştirmek onların hedefi değildir. İlaveten, bir sınıf olarak kadınlar hakkında veya kadınların kültürü hakkında özel bir iddiaları yoktur. Onların hedefi iktidar kaynaklarına erişimde eşitlik elde etmektir.</div>
<p>Kadın hareketi kadınlar <em>arasında</em> varolan eşitsizlikler &#8211;özellikle toplumsal sınıf, etnik kimlik [<em>ing. ethnicity</em>] ve deri rengi&#8211; yüzünden bölünmüştür. Adeta daha büyükçe toplumlar için olan bu bölünmeler feminist hareket açısından &#8211;hem ideolojik olarak hem de hareketi organize etme açısından&#8211; çeşitli güçlükler yarattı. Bazı feministler için bunlar mesele olarak algılanmaz; ama bazı diğerleri için ise, bunlar iktidar mücadelesinin ikincil unsurları [<em>ing. suborinate</em>, ona tabi olan] olarak görülür. Yine bazıları &#8211;esasen radikal feministler&#8211; ise sınıf, etnik kimlik ve renk meselelerinin kadın hareketine dahil edilmesi süreci konusunda bölünüyorlar.<br />
Farklı radikal feministlerin (ve anarşistler de bunlardan birisidir) için, onların kuramlarını oluşturan bazı ek inanç ifadeleri bulunur. Radikal bakış açısının tümünde merkezi olan şey, &#8211;özellikle de bir kimsenin günlük yaşamındaki&#8211; araçlar ve amaçlar arasındaki tutarlılıktır.</p>
<blockquote><p><em>5. Kişisel olan politiktir.</em></p></blockquote>
<div>&#8220;Politika&#8221;, resmi hükümetle ilintlili olan dar olaylar kümesinin ötesine geçen bir şekilde tanımlanır. Politika, günlük hayatımızda yaptığımız her şeyi, bize yapılan her şeyi ve bu [olan] şeylere dair bizim yaptığımız her yorumu içerir.</div>
<p>Kültürün toplumsal cinsiyet [<em>ing. gender</em>] temelinde insanları [birbirinden] ayırd edilebilir kılması nedeniyle, kadınlar [<em>ing. females</em>] erkeklerinkinden farklı olan bir takım deneyimlere sahiplerdir. Hatta benzer deneyimlerin bile farklı anlamları olacaktır. Sonuçta ise kadınlar (ve erkekler) birbirinden ayırd edilebilen altkültürler [<em>ing. subculture</em>, toplum içinde davranışlarıyla farklı bir unsur meydana getiren grup] geliştirmiştirler. Bu kültürel farklılığın kabulü, feminist kuramın bir başka inanç ifadesinde dile getirilir.</p>
<blockquote><p><em>6. Her toplumda ayrı, teşhis edilebilir bir kadın altkültürü bulunur.</em></p></blockquote>
<div>Bu kültürün ayırd edici unsurları, ev işi ve geçimlilik temelinde yapılan çiftçilik gibi yaşamakla ilintili faaliyetler; çocuk yetiştirme, empati ve dayanışma gibi kişilerarası ilişkileri içeren faaliyetler etrafında yoğunlaşmış olan [unsur]lardır (Bazı feminist düşünce çeşitleri ruhaniliği [<em>ing. spirituality</em>] de buna dahil eder).</div>
<p>Radikal feministlerin çoğu kadınların kültürünün unsurlarının hakim olan erkek kültüründeki benzer [karşılık düşen unsurlara] tercih edilir olduğuna inanır. Bazı radikal feministler gayet anlaşılır bir şekilde bu noktada dururak, kadınların oluşturduğu bir toplulukta yaşamayı (ve eğer mümkünse çalışmayı) seçerler. Bazıları ise kadın kültürünün üstünlüğünü (ve sıklıkla da bunun sonucunda kadınların üstünlüğünü) iddia ederek, kadınlar tarafından kontrol edilen bir toplumun ataerkil toplumların baskıcı karakterini barındırmayacağını savunurlar.Bunlardan bazıları geçmişteki ve gelecekteki anaerkil toplumlarının kuramlarını geliştirmiştirler.<br />
Tüm politik kuramlar gibi, radikal feministler de değişimin nasıl ortaya çıkacağı konusunda bir takım ifadelere sahiptirler (Bunların çoğundan &#8220;<em>Building a Revolutionary Transfer Culture</em>&#8221; [Devrimci Bir Aktarım [<em>ing. transfer</em>] Kültürü İnşa Etmek] başlıklı yazımda bahsetmiştim, <em>Social Anarchism</em>, sayı 4, 1982). Feminist aktarım kültür için merkezi olan iki gereksinim var:</p>
<blockquote><p><em>7. Diğerleriyle birlikte kolektif bir şekilde çalışan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/birey/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Birey">birey</a>, değişimin yüzeyini oluşturur..</em><br />
<em>8. İşbirliği ve karşılıklı yardımlaşma ilkeleri üstüne inşa edilen alternatif kurumlar, bu değişimin örgütsel biçimleridir.</em></p></blockquote>
<div>Anlamlı bir toplumsal değişim tek başına çalışan bireylerden kaynaklanmaz. Değişim, karşılıklı yardımlaşma ve işbirliği düzleminde örgütlenen insanlar sayesinde ortaya çıkar. Buna uygun olarak, radikal feministler ve toplumsal anarşistler etkileyici sayıda örgütlenme ve ağ yapısı [<em>ing. network</em>9 oluşturmuşlardır; medya kolektifleri, klinikler, tiyatro grupları, alternatif okullar, kâr-amaçlı olmayan iş yerleri, topluluk merkezleri ve diğer pekçok şey. Peggy Kornegger'in "<em>Anarchism: The Feminist Connection</em>" [<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>: Feminist Bağlantı] başlıklı makalesinde belirttiği üzere &#8220;<em>bu gelişmeler genellikle sezgisel</em>&#8221; olsa da, radikal feministler tarafından kurulan örgütler sıklıkla anarşist ilkeler üzerinde gelişmiştir. Bunun aksine anarşist feministler için bu bağlantı gayet belirgindir. Her ne kadar belirgin bir şekilde veya doğrudan belirtilmese de, özgürlük radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> için önemli olan bir kavramdır. Önemli bir inanç ifadesi, bazı anarşistlerin &#8220;olumsuz&#8221; özgürlük anlayışı olarak adlandırdıklarına vurgu yapar. Bu, insanların bir amaç doğrultusunda nesneler veya araçlar olarak kullanılamayacakları bir tarzda toplumun örgütlenmesinin gerekliliğini vurgulayan bir ilkedir.</div>
<blockquote><p><em>9. Tüm insanlar akıllarına veya bedenlerine karşı uygulanan baskıdan ve şiddetten özgür olma hakkına sahiptir.</em></p></blockquote>
<div>Bunun radikal feminist kuramlarda açıkça belirtilmemesinin bir nedeni belki de bunun etkilerinin, [<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a>] kuramlarının çoğunun sınırlarının ötesine geçerek anarşist <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> [kuramına] doğru yönelmesidir. L. Susan Brown&#8217;un &#8220;<em>Beyond Feminism: Anarchism and Human Freedom</em>&#8221; [Feminizmin Ötesinde: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ve İnsan Özgürlüğü] adlı yazısında belirttiği üzere:</div>
<blockquote><p>&#8220;<em>Bir kimsenin feminist olması ve iktidara karşı çıkması olabileceği gibi; &#8230; bir feministin de feminist olma hakkından vazgeçmeden, iktidarın kullanımını sahiplenmesi ve hakimiyeti [ing. domination] savunması mümkündür ve tutarsız bir şey değildir.</em>&#8220;</p></blockquote>
<div>Baskıdan özgür olmak demek; bir kimsenin kurumsallaşmış iktidar, hakimiyet ve hiyerarşi biçimlerinin artık mevcut olmadığı bir toplumda yaşaması gerekiyor demektir. Anarşistler için, erk [<em>ing. power</em>, iktidar] ana meseledir.</div>
<blockquote><p><em>10. Bir kimse ne erke boyun eğmeli, ne de diğerleri üzerinde erk kullanmalıdır.</em></p></blockquote>
<div>Anarşistler ulus-devleti reddederler, ve kendilerini onun gayri meşrulaştırılması ve sonlandırılması için çabalıyor olarak nitelendirirler. İktidar düzenlemelerini yapılandırma yetkisi [otoritesi], polis ve askeri güçlerin harekete geçirme tekeli dahil olmak üzere; meşru otoriteyi tanımlama hakkına sahip çıkanlar devlet yöneticileridir. Radikal feministler ataerkilliği, yani zorla [zor kullanımıyla] ve erkeğe ait otoritenin kurumsallaştırılmış kabulü sayesinde [oluşturulmuş olan] erkeğin kadına hakimiyetini sona erdirmek için uğraşırlar. Anarşist feministler açısından, devlet ve ataerkillik ikiz sapkınlıklardır. Böylece devleti tahrip etmek demek kurumsallaşmış ataerkilliğin ana birimini tahrip etmek demektir; [ve] ataerkilliği tahrip etmek demek de bugünkü haliyle varolan devleti tahrip etmek demektir. Anarşist feministler radikal feministlerin çoğundan daha ileri giderler: devletin daima tanımsal olarak gayri meşru olduğu uyarısında bulunurlar. Bu nedenle feministler ne devletin seçim tuzağı dahilinde çalışırlar, ne de mevcut eril devletlerin yerine <em>dişil</em> devletleri getirmeye çalışırlar. Daha önce bahsettiğim üzere bazı radikal feministler, kadınlar tarafından kontrol edilen bir toplumun ataerkil bir toplumdaki baskıcı özellikleri barındırmayacağını öne sürerler; anarşist feministler ise devlet yapısının bizzat kendisinin eşitsizlikleri yarattığı cevabını verirler. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, tüm toplumsal eşitsizliklerin yeniden vücuda gelmesini engelleyebilecek yegane toplumsal örgütlenme tarzıdır.</div>
<p>Anarşist feministler, diğer radikallerin genellikle acı tecrübeler sonucunda öğrenmek zorunda kaldıkları şeyi bilmekteler: Hiyerarşi, otorite ve iktidardan kurtulunmak için tasarlanmış yeni örgütlenme biçimlerinin gelişmesi, yeni toplumsal yapıları gerektirmektedir. Ayrıca, örgütlerin düzgün ve etkin bir şekilde işlemesi ve yeni gayri resmi seçkinlerin ortaya çıkmaması için; bu yapılar dikkatli bir şekilde inşa edilmeli ve devamlı olarak beslenmelidir. Eğer ortada bir temel eylem ilkesi varsa, bu da günlük yaşantımızda sürekli olarak özgürlüğü yaşabilmemiz için, özgürlük alışkanlığını geliştirmemiz [beslememiz] gerektiğidir. Elaine Leeder &#8220;<em>Let Our Mother Show the Way</em>&#8221; [Bırakın Yolu Annelerimiz Göstersin] başlıklı makalesinde eril hakimiyeti altındaki anarşist düşüncenin sınırlarını, anarşist kadınların genişlettiğine dikkat çekiyordu. Şimdi olduğu gibi o zamanda da cinsiyetçi anarşistlerin var olduğuna hiç şüphe yok; ama Susan Brown&#8217;un belirttiği üzere, &#8220;<em>bu yanlızca kendi anarşizmleriyle çelişmeleri suretiyle olur</em>&#8220;.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">ÇEVİRİ: </span><span style="color: #000000;">Anarşist Bakış</span></strong><br />
<span><strong><span style="font-family: Arial,Helvetica;"><span style="font-family: Trebuchet MS;">Kaynak: &#8220;</span><span style="font-family: Trebuchet MS;">Toward a General Theory of Anarchafeminism</span><span style="font-family: Trebuchet MS;">&#8220;, Social Anarchism, sayı 19, 1994.</span> </span></strong></span><br />
<a href="http://www.khaos.info/anarsizm/11824-genel-bir-anarka-feminizm-kuramina-dogru/">www.khAos.info</a></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarka-feminizm/" title="anarka feminizm" rel="tag">anarka feminizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarko-feminizm/" title="anarko feminizm" rel="tag">anarko feminizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" title="feminizm" rel="tag">feminizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/genel-bir-anarka-feminizm-kuramina-dogru/" title="Genel Bir Anarka-Feminizm Kuramına Doğru" rel="tag">Genel Bir Anarka-Feminizm Kuramına Doğru</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1834/feminizm-ve-anarsizm/" title="Feminizm ve Anarşizm (25 Ekim 2009)">Feminizm ve Anarşizm</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1826/cicek-kani-anarsist-feminist-bildiri/" title="Çiçek Kanı: Anarşist-Feminist Bildiri (25 Ekim 2009)">Çiçek Kanı: Anarşist-Feminist Bildiri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1821/anarsizm-feminist-baglanti/" title="Anarşizm: Feminist Bağlantı (25 Ekim 2009)">Anarşizm: Feminist Bağlantı</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1832/anarsizm-feminizm-ve-birey/" title="Anarşizm, Feminizm ve Birey (25 Ekim 2009)">Anarşizm, Feminizm ve Birey</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1824/anarsist-devrim-ve-kadinlarin-kurtulusu/" title="Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu (25 Ekim 2009)">Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu</a> (1)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1836/genel-bir-anarka-feminizm-kuramina-dogru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Feminizm ve Anarşizm</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1834/feminizm-ve-anarsizm/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1834/feminizm-ve-anarsizm/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 13:51:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm ve anarşizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1834</guid>
		<description><![CDATA[Kathleen O&#8217;Kelly
1993
Bu konuşma WSM toplantıları sırasında yapılmıştır. Bu nedenle, sadece yazarın görüşünü ifade etmektedir ve tartışma başlatmak üzere bilinçli bir şekilde provakatif olabilir. Ve keza notlar biçiminde hazırlanmış, düzenlenmemiş olabilir. Yine de faydalı bulacağınızı umut ediyoruz.
Diğer konuşmalara bakmak isterseniz burada.
Kadınlara [karşı] muhafazakar bakış emeğin cinsel ayrımının &#8220;doğal&#8221; olduğunu kabul eder; kadının eş olarak, anne olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kathleen O&#8217;Kelly<br />
1993</div>
<p>Bu konuşma WSM toplantıları sırasında yapılmıştır. Bu nedenle, sadece yazarın görüşünü ifade etmektedir ve tartışma başlatmak üzere bilinçli bir şekilde provakatif olabilir. Ve keza notlar biçiminde hazırlanmış, düzenlenmemiş olabilir. Yine de faydalı bulacağınızı umut ediyoruz.<br />
<span>Diğer konuşmalara bakmak isterseniz burada.</span><br />
Kadınlara [karşı] muhafazakar bakış emeğin cinsel ayrımının &#8220;doğal&#8221; olduğunu kabul eder; kadının eş olarak, anne olarak ve ev-yapan olarak rollerinin biyolojik olarak belirlendiğini kabul eder. Onlar, &#8211;Freud&#8217;dan alıntılarsak&#8211; &#8220;Anatomi kaderdir&#8221; görüşüne inanırlar.<br />
Kadınların toplumdaki rolünün bu olduğu şeklindeki bakışı eleştirmek üzere geliştirilen farklı siyasi düşünce geleneklerini ele alacağım. Geniş terimlerle konuşacak olursak, [ortada] dört tane kuram vardır: Liberal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a>, Geleneksel Marksizm, Radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a> ve Sosyalist <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a>. Bu kuramları tarihsel gelişmeleri sırası ile sunacağım, ama tüm bu teoriler halen politikada da var olmaktadırlar.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">LİBERAL FEMİNİZM</span></strong><br />
Bu gelenek insanların eşit fırsata sahip olması gerektiği şeklindeki liberal felsefeden kaynaklanmaktadır.<br />
Liberal feministler kadınların eğitime, iş hayatına veya parlamentoya eş ölçüde erişimini engelleyen yasal düzenlemeleri değiştirmemiz gerektiğini iddia edeceklerdir. Ama, bu esasında mevcut sistemin içinde rekabet etmeyi hedeflemektedir; ve [günümüzde artık] geçersiz hale gelmiş [<em>ing. outdated</em>] yasaları kaldırırsak, kadınların erkeklerle eşit hale geleceğine inanmaktadırlar.<br />
Kadınların oy kullanma hakkını sahip olması için düzenlenen kampanya liberal feminizmin eylem halindeki örneğidir. Dail&#8217;de daha çok kadın olması için, daha çok kadın hakim ve daha çok kadın patron olması için düzenlenen kampanyalar bu geleneğin içinde kabul edilebilirler.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">GELENEKSEL MARKSİZM</span></strong><br />
Kadının toplumdaki konumunu eleştiren bir diğer kuram Marksizm&#8217;dir. Bu kuram, kadının ekonomik ezilmesini anlayamamaları nedeni ile liberalleri eleştirir.<br />
Sınıflı bir sistemde eşitliği kazanmaya çalışmanın imkansız olduğu öne sürülmüştür. Marksistler, kadınların ezilmesinin daha temel bir ezilme biçiminin &#8211;yani, toplumsal örgütlenmenin kapitalist sisteminin&#8211; belirtisi olduğunu iddia ederler.<br />
Bu nedenle kadınların kurtuluşu ancak sınıfsız bir toplumda başarılabilir.<br />
Yüksek kârlar [elde edebilmek] için işsiz potansiyel işçiler havuzunun ve düşük ücretlerin gerekli olması nedenleriyle, ayrımcılık kapitalist ekonomi tarafından tamamı ile ortadan kaldırılamaz.<br />
Onlar, kadınların işçi sınıfının bir parçası olması gerektiğini ve sınıf hakimiyetini yıkmak için erkeklerle beraber çalışmaları gerektiğini savunurlar.<br />
Geleneksel Marksizmin sorunu kadının ezilmesini özel alanda &#8211;örneğin ev işleri, çocuk yetiştirme ve eviçi şiddet [gibi]&#8211; ele almamasıdır.<br />
Rusya ve Küba gibi Marksist siyasetin uygulamaya geçirildiği ülkelerde kadınların işgücündeki rolleri değişti, ama ev içindeki rolleri değişmedi. Birçok kadın için ise, bunun anlamı iş ve eviçi görevler gibi iki katlı bir yükü üstlenmek zorunda kalmalarıydı.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">RADİKAL FEMİNİZM</span></strong><br />
1960&#8242;ların sonları ve 70&#8242;lerin başlarında gelişen Radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a>, Marksist gelenek içindeki toplumsal cinsiyet [<em>ing. gender</em>] analizinin yokluğuna [karşı] bir tepkiydi. Yine keza liberal feministlerin hukuk, oy kullanma ve istihdam alanlarında sağladıkları kazançların, kadınların ezilmesi konusunda pek az bir farklılık yarattığının farkına varılmasından da kaynaklanmıştı.<br />
Radikal feministler kadının ezilmesinin kaynağının, ekonomik sistem olmadığını, toplumsal cinsiyetin toplumsal olarak kurumsallaştırılması [<em>ing. social institution of gender</em>] olduğunu öne sürerler. Diğer bir deyişle, bunun sebebi kapitalizm değil, ataerkilliktir.<br />
Kadınların özellikle işçiler olarak ele alınmasından ziyade, kadınların ikincil toplumsal konumlarını [<em>ing. status</em>] tanımlayan tüm toplumsal ilişkilere bakmamız gerektiğini söylerler. &#8220;Kişisel olan politiktir&#8221; deyişini ilk ortaya atan ve ev içinde süregiden baskıya dikkatimizi ilk çekenler radikal feministler olmuşlardır.<br />
Tüm erkeklerin kadınların ezilmesine katıldığına ve bundan fayda sağladığına inanırlar, ve sınıflı toplumun yıkılması ile bu ezilmenin ortadan kalkacağına inanmazlar.<br />
Heteroseksüellliğin kültürel olarak oluşturulduğunu, ve ataerkilliği devam ettirmek için gerekli [olan] bir hakimiyet biçimi olduğunu kabul ederler. İktidar ilişkilerinden arınmış bir kadın [<em>ing. female</em>] cinselliğini tam anlamı ile geliştirmek için lezbiyenliği savunurlar.<br />
Siyasi olarak, bu görüş ayrılıkçı [<em>ing. seperationist</em>] bir konuma neden olur. Yani, kadınlar ezilmenin üstesinden gelmek için, erkeklerden ayrı olarak ve erkeklere karşı birlikte savaşmalıdırlar. Bu felsefe, Andrea Dworkin ve Catherine McKinnon gibi yazarlarda ve Greenham Common gibi kampanyalarda oldukça belirgindir.<br />
Tasavvur edebileceğiniz üzere, bu felsefe pekçok taraftan güçlü tepkileri tetiklemiştir, ama ben burada bu kuramın <a href="http://www.khaos.info/">Anarşist</a>ler üzerinde yarattığı sorunlara değineceğim.<br />
İlk olarak, ortada bir sınıf analizi yoktur. Radikal feministler tüm kadınların aynı ezilmeyi paylaştığını öne sürecektirler. Her ne kadar Margaret Thatcher veya Benazir Butto gibi kadın idareciler kadınları ezseler de, radikal feministler bunun onların &#8220;erkek değer sistemi&#8221; içine çekilmeleri ve kızkardeşlerini unutmaları yüzünden olduğunu savunacaklardır. Margaret Thatcher&#8217;in ezilen kadınlarla yönetici erkek sınıfa göre daha çok ortaklığının olduğunu, ama bunun farkında olmadığını! iddia edecektirler.<br />
İkinci olarak, onların kuramlarında toplumsal değişimi açıklayacak hiçbir dinamik yoktur. Tarihsel materyalizm sosyalistlerin toplumsal değişimi açıklamalarına olanak tanırken, radikal feministlerin buna benzer bir kuramı yoktur.<br />
Üçüncü olarak, kuram bizi kaçınılmaz olarak nihayetinde muhafazakar biyolojik belirlemecilik &#8211;yani, cinsler arasında içsel farklılıklar olduğu&#8211; kavramına geri götürür. Erkekler &#8220;doğal olarak&#8221; baskıcı, kadınlar ise &#8220;doğal olarak&#8221; erkeklerden daha iyi olarak görülürler. Bu, insanlığın gelişmesi olasılığı için pek az umut barındırmaktadır.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">SOSYALİST FEMİNİZM</span></strong><br />
Sosyalist <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a>, radikal feminizmin en iyi yanları ile kadınların ezilmesinin sınıfsal analizini birleştirerek bu sorunlarla ilgilenmeye girişmiştir.<br />
Bu kuram, kadınların kendi hayat koşullarını özgürce belirleyebilmeleri için, hem sınıflı toplumun hem de toplumsal cinsiyet kurumunun ortadan kaldırılması gerektiğini savunur.<br />
Ezilme, ataerkilliğin kapitalizm ile karşılıklı etkileşiminden kaynaklanır.<br />
[Sosyalist feministler] ev ile işyeri arasındaki ikiliği [<em>ing. dichotomy</em>] reddederler, ve sınıflı toplumun bir bütün olarak sömürüsünün devamlılığı için eviçi emeğin oynadığı rolü vurgularlar.<br />
İşçi sendikalarında veya sol kanat siyasi partilerde çalışan sosyalist feministler görebilirsiniz.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">Marksizm ve feminizmin bu evliliği yürüyor mu?</span></strong><br />
Sorun kapitalizmin ekonomik bir sisteme, ataerkilliğin ise kültürel bir sisteme atıfta bulunuyor olmasıdır. Sosyalistler, kültürel sistemin ve &#8211;cinsiyetçilik ve ırkçılık gibi&#8211; bunun dışavurumlarının kapitalizmin ekonomik sisteminden kaynaklandığına inanırlar. Ben kapitalizm ile ataerkilliğin yan yana işlediğini iddia etmenin zor olacağını düşünüyorum.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">Sonuç</span></strong><br />
Bu feminist kuramları anlamak birkaç nedenden dolayı önemlidir.<br />
İlk olarak, bu kadınların meseleleri bağlamında farklı grupların benimsedikleri taktikleri anlamamıza yardım edecektir. Örneğin, Kürtaj Referandumu sırasında ortalıkta her bakıştan gruplar vardı.<br />
Sekizinci Düzenlemenin Kaldırılması Kampanyası&#8217;nda [gözlenen] medya ve lobici politikacılar üzerine yapılan vurgu liberal bakıştan kaynaklanmaktaydı. Önergelerin geçirilmesi için işçi sendikaları içinde çalışanlar, genellikle geleneksel Marksist bakışa sahiptiler. Erkeklerden ayrı olarak örgütlenen Women&#8217;s Coalition [Kadınlar Koalisyonu] radikal bakıştandı. DAIC, sosyalist feminist bakışa en yakın olan gruptu.<br />
İkinci olarak, bu kuramları anlamak feministler tarafından ortaya atılan farklı argümanları anlamamıza yardımcı olur. Sosyalistlerle tartışırken sosyalizm içindeki farklılıkları anlamak nasıl gerekirse, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> içindeki farklılıkları bilmek de bütüncül bir tartışma yapabilmemize ve kendi politikamızın onlarınkinden gerçek farklılıklarını keşfetmemize yardımcı olur. Üçüncü olarak, feminist kuramı anlamak kadınların ezilmesi alanında kendi politikamızı geliştirmemizde bize yardımcı olacaktır. Radikal feministlerin kadınların eviçi çalışmasına dair analizi, cinsler arasındaki eşitlik üzerine yapılan tüm tartışmaya yapılmış önemli bir katkıdır. Anarşistlerin kişisel özgürlüğe olan inançları, ihmal edilmiş bu alanı kendi politikamız içine dahil etmemize olanak tanır. Anarşistler olarak, bizler kadınların evde, işyerinde ve Devlet tarafından ezilmesine karşı çıkıyoruz.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">ÇEVİRİ: </span><span style="color: #000000;">Anarşist Bakış</span></strong><br />
<span><strong><span style="color: #990000;">Kaynak:</span></strong> &#8220;<strong>Feminism and Anarchism</strong>&#8220;</span><br />
<a href="http://www.khaos.info/anarsizm/11823-feminizm-ve-anarsizm/">www.khAos.info</a></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" title="feminizm" rel="tag">feminizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm-ve-anarsizm/" title="feminizm ve anarşizm" rel="tag">feminizm ve anarşizm</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1836/genel-bir-anarka-feminizm-kuramina-dogru/" title="Genel Bir Anarka-Feminizm Kuramına Doğru (25 Ekim 2009)">Genel Bir Anarka-Feminizm Kuramına Doğru</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1826/cicek-kani-anarsist-feminist-bildiri/" title="Çiçek Kanı: Anarşist-Feminist Bildiri (25 Ekim 2009)">Çiçek Kanı: Anarşist-Feminist Bildiri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1821/anarsizm-feminist-baglanti/" title="Anarşizm: Feminist Bağlantı (25 Ekim 2009)">Anarşizm: Feminist Bağlantı</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1832/anarsizm-feminizm-ve-birey/" title="Anarşizm, Feminizm ve Birey (25 Ekim 2009)">Anarşizm, Feminizm ve Birey</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1824/anarsist-devrim-ve-kadinlarin-kurtulusu/" title="Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu (25 Ekim 2009)">Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu</a> (1)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1834/feminizm-ve-anarsizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anarşizm, Feminizm ve Birey</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1832/anarsizm-feminizm-ve-birey/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1832/anarsizm-feminizm-ve-birey/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 13:49:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşizm Feminizm ve Birey]]></category>
		<category><![CDATA[Birey]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1832</guid>
		<description><![CDATA[Colin Wright


&#8220;Ciddi bir anarşizm aynı zamanda feminist de olmalıdır, aksi takdirde söz konusu olan ataerkil bir yarı-anarşizm olur, ve bu gerçek anarşizm değildir&#8220;.
 Norveç Anarşist Federasyonu

Sosyal anarşistler olarak, bizler zaman geçtikçe güçleniyor gözüken bir (deneyime dayanan) kuram gövdesinin mirasçılarıyız. Bizim açımızdan, baskıyı [ing. oppression] hiyerarşi ve tahakkümün [ing. domination, hakimiyet kurmanın] içinde belirleyen bir erk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Colin Wright</div>
<div>
<ul>
<li>&#8220;<em>Ciddi bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> aynı zamanda feminist de olmalıdır, aksi takdirde söz konusu olan ataerkil bir yarı-<a href="http://www.khaos.info/anarsizm/">anarşizm</a> olur, ve bu gerçek <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> değildir</em>&#8220;.<br />
<strong> Norveç <a href="http://www.khaos.info/">Anarşist</a> Federasyonu</strong></li>
</ul>
<p>Sosyal anarşistler olarak, bizler zaman geçtikçe güçleniyor gözüken bir (deneyime dayanan) kuram gövdesinin mirasçılarıyız. Bizim açımızdan, baskıyı [<em>ing. oppression</em>] hiyerarşi ve tahakkümün [<em>ing. domination</em>, hakimiyet kurmanın] içinde belirleyen bir erk [<em>ing. power</em>, iktidar, güç] ilişkileri çözümlemesi, bize pekçok güncel toplumsal harekete dair kavrayışlar kazandırıyor &#8211;bu hareketin içinde yer alanların pekçoğunun bile gözden kaçırdığı kavrayışlar. Toplumsal kuramın ana iskeletini oluşturan kemiklere sahip olsak da, bu kuramı ayrıntılarıyla anlatabilmek için yeni toplumsal hareketlerden öğrenmemiz gerekiyor. Bu yüzden, renkli [derileri beyaz olmayan] insanların Avrupa-merkezcilik ve diğer ırkçılık biçimleri hakkında; gay ve lezbiyen eylemcilerin heteroseksizm ve homofobi hakkında; hayvan hakları savunucularının türcülük [<em>ing. speciesism</em>] hakkında söyledikleri şeyleri ilgiyle dinliyor ve onlardan öğreniyoruz.<br />
Bu makalede &#8211;hem anarşist çözümlemenin açıkça buna ne katkıları olabileceğini, hem de aynı zamanda hareketimizin feminizmden neler öğrenebileceğini görmek amacıyla&#8211; özellikle feminist hareketi inceleyeceğiz. Feminizmde erkek katılımı konusunun biraz tartışmalı olması nedeniyle, benim bu konuya olan kişisel ilgimden bahseden bir kısım ile başlayacağım. Ve gelecekte hem anarşizmin hem de feminizmin yetişeceği toprak olarak [gördüğüm] ekolojiye dair bazı kurgularla [yazıyı] bitireceğim.<br />
Anarşist hareketin &#8211;hem tarihsel hem de güncel olanının&#8211; andro-merkezli veya eril merkezli olduğunu söylemek basit bir ifade olacaktır. Soyut ve genelleştirilmiş bir &#8220;eşitlik&#8221; [kavramına] kuramsal bağlılık pekçok şeyi söylenmeden bırakır &#8211;özellikle de bu &#8220;eşitlik&#8221; ev içi alana doğru uzanmadığında. Birçok anarşist çözümleme eleştirilerini meta ilişkilerine, sermaye ve devlete veya uygarlığa yönelterek; erkek hakimiyeti gerçekliğini göz ardı etmeye devam etmektedir. Bu eleştirilerin yararı ne olursa olsun, toplumsal cinsiyete [<em>ing. gender</em>] ya düşük bir öncelik verilir veyahut &#8220;doğru&#8221; düşünmenin yolunu bulduğumuzda [bu sorunun] doğal bir seyir izleyeceği varsayılır. Cinsiyetçiliğinin unutturulmasının [<em>ing. unlearn</em>, daha önce öğretilen bir şeyin tersini öğretme] ciddi bir çaba gerektireceğine nadiren değinilir.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a>&#8217;de Erkekler</span></span></strong></p>
<blockquote><p>&#8220;<em>Erkekler, erkek üstünlüğünün yasaklandığı kendi toplumsal cinsiyet konumlarıyla ilgili tecrübe benzeri bir şeyi yaratmak için mücadele etmelidir</em>&#8220;, <strong>Sandra Harding</strong> (s. 286).</p></blockquote>
<p>Bir erkek olarak, feminizme karşı olan ilgimi ekolojik solun siyasetini sindirene kadar erteledim. İnsan özgürlüğü için verilen bir mücadelenin, düşüncenin erkek-türevli alanları dahilinde &#8211;gerçi kadınların meselelerine karşı bir duyarlılıkla beraber&#8211; neredeyse tamamen başarılabileceğine inanıyordum. O zamana dek, kadınların özerklik hedeflerini ancak pasif bir şekilde destekledim. Kendi (beyaz) erkek ayrıcalığıma daha derinlemesine bakabilmem, (okumalarım sayesinde) &#8211;sadece sustimal eden, tecavüz eden, taciz eden ve ayrımcılık yapanlar değil&#8211; tüm erkeklerin cinsiyetçilikten faydalandığını kavradığım ana kadar gerçekleşmedi. Kendi aile yaşantımda, eğitimde, iş piyasasında; neredeyse her zaman dişi (ve beyaz olmayan) akranlarıma karşı avantajlıydım. Feminizme karşı olan ilgim arttı, ve feminist yazın ve romanları okuyarak geleceğe dair ütopik kurgularımın giderek artan bir şekilde kadınlara-yönelik ve kadın-merkezli olduğunu fark etmeye başladım. Anti-kapitalist ve devlet karşıtı yönelimlerim her zamanki gibi güçlü kalırken, değerlerimde [değer yargılarımda] özen göstermeye, beslemeye ve sıkı dostluk geliştirmeye daha fazla dikkat etme eğiliminin belirdiğini gördüm. Giderek feminist bir duyarlılık geliştirdim, ve daha önceleri benim için görünmez olan erkek ataerkil tavırları daha kolay fark etmeye başladım. En nihayetinde, feminist kadınların mücadelelerinin nasıl benim için de faydalı olduğunu artık anlıyordum. Emma Goldman kadınları &#8220;içsel&#8221; baskılarından ancak kadınların kendilerinin özgürleştirebileceğine dikkat çekerken, erkekler de ataerkilliğin &#8220;dışsallıklarını&#8221; söküp yerinden çıkarmaya yardım ederek önemli roller oynayabilirler. Bir kimsenin kendi cinsiyetçiliğini unutması ve sonra da diğer erkeklerin cinsiyetçiliğine meydan okuması sayesinde, yaşamın tüm alanlarında herkesin tam katılımını güçlendirecek bir iklimin yaratılmasına yardımcı olabiliriz. Erkeklerin katılımı konusunda feminist topluluk içinde çeşitli görüşler bulunsa da, pekçok kadın [erkeklerin sağladığı] desteği memnuniyetle karşılamaktadır. Sandra Harding en son kitabında beyaz kadınların ırkçılık karşıtı olmasına olanak tanımak üzere, erkelerin de feminist olabileceğinde ısrar eder. Ona göre, erkekler &#8220;<em>haince kimlikler</em>&#8220;i [yani, kendi cinsiyetlerinin faydasına olan erkek-egemen yargıları reddecek kimlikleri] kabul etmeli ve &#8220;<em>feminist bir görüş noktası</em>&#8221; geliştirmelidir (Harding, s. 288). Bununla beraber, (kendi katılımım da dahil olmak üzere) erkeklerin feminizme katılımı biraz dikkat ister. Harding, &#8220;<em>erkekler ellerini uzatabilecekleri her şeyi kendilerine mal etmeyi, idare etmeyi, yargılamayı ve yönetmeyi severler</em>&#8221; diye yazıyor (s. 280). Bu nedenle ancak feminizmi kendi erkek gündemimize dahil ederken varolan tehlikelerin farkında olursak, ancak kadınların seslerini dinlemeye istekliysek, o zaman feminist harekete katkıda bulunabiliriz. En nihayetinde, mesele kadınların güçlendirilmesi meselesidir. Ancak tüm bunları söyledikten sonra, erkekleri cinsiyetçi yapan engellerin pekçoğu karmaşık, kökleşmiş ve nispeten incelenmemiştir. Feminist mantığına, toplumsal cinsiyet eşitliğine, vb.&#8217;lerine bağlı olabiliriz; ancak hala tavırlarımızın nasıl tehditkar ve kibirli olabildiğini görmüyor olabiliriz. Kurumsal etkenlerden (aile, okul, medya, vb) bahsederken bile, toplumsal cinsiyetin sosyalleştirilmesinin gizli (ve o kadar gizli) olmayan etkileri aslında hala ortadır. Çocuk gelişmesi ve erilliklerle dişilliklerin oluşturulması hakkında halen nispeten çok az şey biliyoruz. Ama ataerkil tavırların tamamen yok edilmesi zaman alacaksa da, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> son tahlilde insan özgürlüğüyle ilgilidir. Saldırı veya tedirgin etme tehditlerine başvurmadan, özen göstermeye [<em>ing. caring</em>] ve işbirliğine güçlü bir itibar kazandıracak bir toplumdan hepimiz faydalanacağız.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a> ve Liberal/Radikal Ayrımı</span></span></strong></p>
<blockquote><p>&#8220;<em>([Kadınların] yanlızca ayrıcalıklı bir kısmı için değil, tüm) kadınlar için tam bir özgürlüğün başarılması öylesine engin ekonomik, toplumsal ve siyasi değişiklikler gerektirir ki; bu tarihsel gelişme gerçekleşmiş olsaydı, [o zaman] bugünkü statüko [verili toplumsal durum] yaşayamazdı ve yaşamazdı</em>&#8220;, <strong>Hester Eisenstein</strong> (s. xviii).</p></blockquote>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a>, en asgari düzeyde toplumsal cinsiyet eşitliğine, yani erkek egemenliğinin var olduğu ve bunun yanlış olduğuna dair bir sözdür. Kökleri, özerk ve özgür bir şekilde kendini belirleme liberal geleneğinde bulunur. Bu gelenek bugün de güçlüdür ve liberal feministler tarafından temsil edilmektedir. Bu feministler daha fazla fırsat eşitliğinin (eğitime ve işe daha fazla erişim imkanı, vb.) sağlanmasıyla günümüzdeki sisteminin düzenlerek, eşitliğin kazanılabileceğine inanırlar. Bununla beraber altmışlar ve yetmişler farklı çeşitleriyle &#8211;radikal, sosyalizt, lezbiyen, anarşist, vb.&#8211; yeni bir feminist radikalizmin ortaya çıkışına tanıklık etti. Feminist radikaller, feminist liberallerin aksine, erkekler tarafından ve erkekler için tasarlanan bütün bir sistemin &#8211;ataerkil liberalizmin&#8211; bozuk bir yapım olduğunu savunurlar. Bu nedenle, bu feministler açısından <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> devrimcilikten başka bir şey değildir. Ne yazık ki, medya sadece ana görüşe veya liberal feminizme erişim imkanı tanıdığı için, feminizmin devrimci potansiyeli belirsizleştirilmiş ve alçaltılmıştır. Bu arada, liberal feminizmin önemi tartışılmıştır, feminist topluluk içinde onun anlamı üstünde hiçbir görüş birliği sağlanamıştır. Sosyalist feminist Zillah Eisenstein, liberal feminizmdeki çelişkilerin &#8211;ataerkil liberal devletlerde kadınlar gerçekten de eşitler olabilirler mi?&#8211; en nihayetinde kendilerini ortaya sereceğine ve radikal bir şekilde yeni bir topluma doğru yolu açacağına inanmaktadır. Kendi ifadesi ile, &#8220;<em>(yapıda ve ideolojide ataerkil ve bireyci olan) liberalizm ile (cinsel eşitlikçi ve kolektivist olan) <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> arasındaki çelişki <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> hareketinin esasını liberalizmin ötesine taşır</em>&#8221; (Zillah Eisenstein, s. 3). Diğerleri ise [bu konuda] daha az emindir. bell hooks, &#8220;<em>bu radikalizmin yüzeye çıkacağı süreç belirsizdir &#8230; Liberal reformların kadınların hayatlarında yaptığı olumlu etki, bunların [reformların] hakimiyet sistemini ortadan kaldıracakları varsayımına yol açmamalıdır</em>&#8221; diye yazıyor (hooks, s. 19). hooks&#8217;a göre, &#8220;<em>eğer feminist hareket mevcut hakimiyeti sona erdirmek üzere ilerleyecekse, eğer bugünkü gerçekliğimizi dönüştüreceksek; feminist tesirler serbestçe kuram ve pratiğimizi şekillendirmelidir</em>&#8221; (hooks, s. 163). Aslında feminist radikalizmin kökleri, (en azından) liberal/radikal ayrımının ilk biçimlerinin gerçekleştiği ondokuzuncu yüzyıla kadar geri gider. Margaret Marsh yeni bir çalışmasında daha önceki anarşist feminist hareketlerin bir dökümünü yapıyor (Marsh). &#8220;Kişisel olan politiktir&#8221;e bağlılıklarıyla [bilinen] ikinci dalga radikal feministleri önceden müjdeleyen bu erken dönem anarşist feministler şunda ısrar ediyorlardı:</p>
<blockquote><p>&#8220;<em>kadınların aşağılanması [ing. subordination] geçmişteki cinsel ve ailesel ilişkilerden köklenmiştir. Evliliğe saldırarak, cinsel çeşitlilikte ısrar ederek, hem ekonomik hem de psikolojik bağımszıkta ısrarcı olarak ve bazen de anneliğe ait sorumlulukları reddederek; kişisel özerkliğin cinsel eşitliğin hayati bir bileşeni olduğunu, ve politik ve yasal hakların kendiliklerinden bu eşitliği doğuramayacaklarını savunuyorlardı</em>&#8221; (Marsh, s. 5).</p></blockquote>
<p>Bu sırada, (Elizabeth Cady Stanton tiplemesindeki) liberal feministler seçim sandıklarına erişim için bastırmak suretiyle erkeklerle eşitlik için uğraşıyorlardı. Ancak anarşist feministlerin ve erken dönem radikal feministlerin ortaya çıkması ile beraber, kadınlar kamusal/ev içi ikiliğine meydan okumaya başladılar. Sonunda, evrensel oy hakkı taraftarları kazandılar ve feminist bir mesele olarak özel [hayata ilişkin] alan unutuldu. Ve Emma Goldman ve Margaret Sanger doğum kontrolü için mücadeleye devam ederken, cinsellik Freud ve Reich&#8217;ın alanı haline geldi. Politik bir mesele olaraksa cinsellik [meselesi], dönemimizdeki Kate Millett ve Shulamith Firestone gibilerini beklemek zorunda kalacaktı. Anarşist feminist teori günümüze kadar &#8211;ve yanlızca erkek anarşistlerce olmamak üzere&#8211; göz ardı edildi. Sonuçta ise hem <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> hem de <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> bunun cezasını çektiler. Örneğin, öne çıkan sosyalist ya da radikal feministlerin pek azı ulus-devletin bizzat kendisine karşı bir eleştiri geliştirdi. Tahmin edilebileceği üzere çok geçmeden de &#8220;feminist bir Devlet&#8221;i destekleyen argümanlar ortaya çıktı (MacKinnon). Ve bu arada anarşist doğrudan eylem taktiği uzun zamandan beri feminist hareketin bir parçasıyken, açıkça anarşist feminist olan kadınlar sosyalist, radikal ve liberal feminist kadınlara göre sayıca çok az kalmıştır. Günümüzdeki liberal/radikal ayrımına dair bir ölçüde farklı olan bir bakış Angela Miles tarafından ifade edilmiştir. Geleneksel bölünmelerin ve yapıların &#8211;liberal, sosyalist, anarşist, siyahi, vb.&#8211; eril-yapılı, kutuplaştırıcı politikanın bir yansımasını olduğunun farkında olarak, [Miles] &#8220;bütünlükçü [<em>integrative</em>] <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a>&#8221; olarak adlandırdığı kadın merkezli bir yaklaşımın taraftarlığını yapar. Bu, &#8220;<em>dünya genelinde varolan hakimiyet sistemine</em>&#8221; karşı meydan okumak üzere &#8220;<em>devrimci/evrimci</em>&#8221; feministleri birleştirmeyi amaçlamaktadır (Miles, s. 14). &#8220;<em>İlgi ve çözümlemelerindeki büyük farklılıklara rağmen, embriyo halindeki yeni bir genel uygunluk ve evrensel önemlilik politikasını temsil eden bir feminizmi paylaşan çok sayıda feminist olduğu</em>&#8221; konusunda ısrarcıdır (Miles, s. 20). Bu feministler sıkça aynı markayı [politik görüşü] paylaşanlara göre birbirleriyle daha fazla şey paylaşırlar. Ancak bütünlükçü feminizmin feministleri birleştirmekte faydalı olması kadar, kendi çelişkilerini de ortaya çıkaracağının da kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Örneğin, &#8220;tüm&#8221; hakimiyet biçimlerine karşı çıkarken, [hakimiyet kurmakla] devlet arasındaki ilişkiyi aydınlatmakta başarısız kalmıştır. Burada benim amacım devleti dogmatik bir şekilde reddetmek (veya feministleri bölmek) değil, ama daha ziyade pratiğe olan etkilerini araştırmak. Tüm bütünlükçü anarşistler tabandan [<em>ing. grassroot</em>] bir topluluk mu kuracaklar, yoksa devletin içsel olarak tahakkümcü karakterini teslim etmeden devletçi kurumlara bir takım dilekçeler mi verecekler?</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ve Kamusal/Özel Ayrımı</span></span></strong></p>
<blockquote><p>&#8220;<em>Tamam, sevgili yoldaşlar; ben sizin yaşınıza geldiğimde, cinsiyet sorunu artık benim için önemli olmayacak. Ama bu şimdi [benim için] bir sorun, ve binlerce ve hatta milyonlarca genç insan için çok büyük bir etkendir</em>&#8220;, <strong>Emma Goldman</strong>, Peter Kropotkin ile tartışırken, (Goldman, s. 253).</p></blockquote>
<p>Ondokuzuncu yüzyılda kadınlar liberal/radikal ayrımıyla meşgullerken, liberterler de &#8220;kadın sorunu&#8221; üzerine tartışıyorlardı. İngiltere&#8217;de, erken dönem anarşist kuramcı William Godwin öncü feminist Mary Wollstonecraft ile işbirliği yapıyordu. Bu arada Fransa&#8217;da, ütopyacısı Charles Fourier &#8220;<em>toplumsal ilerleme ve tarihsel devir değişimleri kadınların özgürlüğe doğru ilerleyişiyle orantılıdır; ve toplumsal düşüş kadınların özgürlüğündeki azalma sonucunda gerçekleşir</em>&#8221; diye yazıyordu (Beecher, s. 1). Benzer şekilde, erken dönem sosyalisti Robert Owen kendi ütopist topluluklar fikrini detaylandırırken, &#8220;<em>Her iki cins de eşit eğitime, haklara, ayrıcalıklara ve kişisel özgürlüğe sahip olmalıdır</em>&#8221; diye yazabiliyordu (Harsin, s. 75). Ne yazık ki, Ütopyacıların faaliyet gösterdiği düşmanca ortam veriliyken, pratik bize iyi niyetin yeterli olmadığını gösterdi. Owenci topluluklar üzerine yaptığı çalışmasında Jill Harsin şu sonuca varmıştı: &#8220;<em>geleneksel ev içine hapsedilmişliğin [ing. domesticity, kadının ev içi konumunu kabullenmesi anlamında evcilleştirme] komünal topluma taşınan etkisi, eski dünyanın eşitsizliklerinin yenisine eklemlenmesine hizmet etti</em>&#8221; (Harsin, s. 82). Bu bölünme bugünkü toplumsal hareketlerin de başına bela olmaktadır. Pekçok erkek kadınların kamusal yaşamın eşit katılımcıları olması gerektiğini kabul ederken, bunun erkeğin de ev içi yaşamda eşit katılımını gerektirdiğinin farkında olmayabilir. Bu arada, (&#8221;anarşist&#8221; markasını ilk benimseyen) Pierre-Joseph Proudhon ataerkil aileyi temel toplumsal birim olarak kabul ederek, Ütopyacıların konumundan da geriye düşmüştür (Marsh). Ve Bakunin kadınların kamusal yaşama tam katılımını savunurken, bu açıdan Marks ve Engels&#8217;ten pek farklı değildir. 20&#8242;nci yüzyılda gerçeğe dönüşen devlet sosyalist ve anarko-sendikalist toplumlar, genellikle kadının işyükünün çifte katlanmasıyla sonuçlanan kamu/özel ikiliğiyle mücadele etmekte başarısız olmuşlardır. Martha Ackelsberg&#8217;in İspanyol Devrimi&#8217;ne ilişkin yaptığı çalışmasında yazdığı üzere: &#8220;<em>İspanyol anarşist hareketinin ana görüşü ne kadınların ezilmesinin özel olduğunu, ne de bunun üstesinden gelmek için ayrı bir mücadele yürütülmesinin haklılığını kabul etmeyi reddediyordu</em>&#8221; (Ackelsberg, s. 118). &#8211;Bireysel özgürlüğe olan vurgusuyla&#8211; klasik liberal politika üzerinde gelişen <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>, liberalizmden erkek taraflılığı miras aldı. Anarşizmin ve liberalizmin her ikisinin de yaratılmasında da kadınlar asgari nitelikte bir rol üstlenmekle kalmadılar; ama aynı zamanda da <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> liberalizmden bir dizi hiyerarşik ikiliği [<em>ing. duality</em>, düalite] &#8211;bazen sessizce, bazen de sesli bir şekilde&#8211; miras aldı. Böylece, örneğin kamusal/özel ve mantık/duygu karşıtlıkları, hem kapitalist yönelimiyle bireyci anarşizmin, hem de topluluk-temelli toplumsal anarşizmin bir parçası haline geldi. Bununla birlikte toplumsal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> içinde şekillenen <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/birey/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Birey">birey</a> kavramı, liberal olandan oldukça farklı olmaya devam etti. Toplumsal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> topluluk bağlarını korumayı ve kuvvetlendirmeyi amaçlarken, liberalizm ise yükselmekte olan kapitalizmin kuyruğuna takıldı. Topluluk üzerindeki toplumsal anarşist odaklanma karşılıklı yardımlaşmayı desteklemeyi amaçlayan; ortaya çıkan sosyalist sınıf bilinçliliği, dayanışma ve enternasyonalizm kavramlarıyla örtüşen bir [odaklanmadır]. Kendi çıkarları doğrultusunda birbirleriyle rekabet eden, bireysel atomlar şeklindeki liberal resim, sol-kanat anarşizmin tamamıyla bir karşı tezidir. Toplumsal anarşistler ve sosyalistler liberal politik bir sistemde işçi sınıfının asla devamlı olacak [<em>ing. substantive</em>, bağımsız] bir eşitlik kazanamayacağını fark ederlerken, feministler de kadınları kamusal hayatın dışına hapseden ataerkil bir sistemde kadınların asla toplumsal cinsiyet eşitliğini kazanamayacağını anladılar. &#8220;Özgür ve eşit bireyler&#8221; ile ev içi yaşamda köleleştirilen kadınlar arasındaki görünürdeki çelişkiyi betimlerken, Anne Phillips [şöyle] yazıyor: &#8220;<em>Ön kapıdan girmesi engellenen ataerkillik arka taraftan içeri sızıverir. Erken dönem liberaller, doğal yetkenin tüm biçimlerini reddetmek yerine, hükümet ve ailenin ayrı alanlar olduğunu söyleyerek kendilerini sınırlandırdılar</em>&#8221; (Phillips, s. 14). Böylece topluluğun karar-almasında erkek kontrolünü kurumsallaştıran kamusal/ev içi ikiliği, önce liberal sonra ise anarşist politikanın içine işlenmiş oldu.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a> ve Ekoloji: İkiliğin Ötesinde</span></span></strong></p>
<blockquote><p>&#8220;<em>(Geleceğin böylesi bir toplumunda) doğal arkadaşlık; binlerce yıllık suni girişimin üretimediği kendiliğinden olan, özgür, kişisel sevginin katılığıyla sertleşmiş olan bir örgütü yaratacaktır</em>&#8220;, <strong>Voltairine de Cleyre</strong>.</p></blockquote>
<p>Anarşizmin yetkenin liberal eleştirisini derinleştirdiğini; feminizmin ise bireyselin tanımını genişlettiğini gördük. Ancak anarşizmle <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> arasındaki ilişki bir çözüme kavuşturalamamış, ve hatta bazen de çelişkili olarak gözüküyor. Bu yüzden, L. Susan Brown [şöyle diyor]: &#8220;<em><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>, erkin eleştirisiyle feminizmin ötesine geçer ve onu içine alır</em>&#8221; (Brown, s. 209). Ama aynı zamanda English Zero Collective [açısından ise], &#8220;<em><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> anarşizmin ötesine geçer; çünkü <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> yetke, hiyerarşi ve liderliğin gerçekte erkek iktidarının yapıları olduklarını gösterir</em>&#8221; (Zero Collective, s. 7). <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ve feminizmin her ikisi de toplumun bütününe hitap eder, ancak hiç birisi bir diğeri üzerinde hegamonik bir hakimiyet iddiasında bulunamaz. Yetmişlerde tekrar yükselme gösteren ilgiye ve Carol Ehrlich, Peggy Kornegger ve diğerlerinin etkili yazılarına rağmen, anarşist feminist kuram bugün hala nispeten gelişmemiş bir haldedir. Hala, bu oldukça farklı iki politik felsefenin bir sentezi &#8211;her ne kadar olası ve istenir olsa da&#8211; tamamlanmayı beklemektedir. Bugün için, her biri diğerine içerik ve kavrayış katarak, diğerini ele almak için kullanışlı bir yapı sunmaktadır. Ancak <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ve feminizmi birleştirmek yerine, alternatif bir yaklaşım kendisini dayatmaktadır. Toplumsal anarşizmin ve radikal feminizmin her ikisi de, bireyin topluluğun karşısına konduğu bireyci kökenlerin ötesine geçmeye teşebbüs eden girişimler ortaya koymaktalar. Farklılaşmış bireylerin çeşitlilik-içinde-birlik halinde topluluğun birer parçası haline geldikleri, doğmakta olan ekoloji alanına gözlerimizi çevirerek bu ikiliğin üstesinden gelebiliriz (Bookchin). Yeni bir makalesinde, Thomas S. Martin <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ve ekolojinin [birlikte] örülmesinin gerçekleşmeye başladığını belirtiyordu (Martin). <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a> çözgü [dokumacılıkta argaçların --mekikle enine atılan ip-- geçirildiği uzunlamasına ipler], <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> argaç [dokuma tezgahlarında enine atılan ip] ve ekoloji ise ipliktir [lif]. Bu hareketleri birbirine yaklaştıran şey ise ona göre hakimiyetin analizidir. Hakimiyetin [tahakkümün] eleştirisinin <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> ve ekoloji arasındaki temel ilişki noktası olduğu şüphesiz olmakla beraber, hakimiyet insan davranışının sadece tek bir yanıdır. Ataerkil düşüncenin kadınların yaşamlarını ne ölçüde değersizleştirdiğini ortaya koyması feminizmin tibarına olan bir şeydir. Böylece sadece düşünce ile hissiyat, kamusal ile özel birbirinden tamamiyle ayrılmıyor, ama aynı zamanda türlerin muhafazası için asli olan davranışlar da hafif gösteriliyor. Sadece gençlerin değil; ama hastaların, yaşlıların ve sıkça da erkeklerin bakımı görevi kadının üstüne düşer. Karşılıklı yardımlaşmayı mümkün kılan özen gösterme ve empati, kadın kültürü içinde çocuklar olarak uzayan kalışımız sırasında dikkatli bir şekilde işlenir. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> gerçekte iktidar ve erk hakkında olan bir kuramdır, ve iktidar ve erk kendi çıkarları doğrultusunda faaliyet gösterme eğilimindedirler. Bir kuram olarak <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>, karşılıklı bağımlılığı veya kendinden fedakarlık etmeyi besleyen insan davranışlarını açıklamakta yetersiz kalır. Diğer yandan ise, karşılıklı bağımlılık ve özerklik arasındaki ilişkiye daha keskin bir odaklanma getiren kadın hareketi ise iktidarı incelemesinde tek bir [ortak] sesle konuşmaz. Ekoloji, belki de bize her birinin [kendine özgü] kavrayışlarını içine alacak daha geniş bir kavramsal yapı sunabilir. Ekolojik bir modelde (burada aslında <em>toplumsal</em> ekolojik olanından bahsediyorum), ne <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ne de <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> bir diğerinin yapısına uymaya zorlanmayacaktır. Bunun yerine, her biri bağımsız olarak, daha doğrusu karşılıklı bir bağımlılık içinde gelişebilecektir. Ekolojik düşünüş feminist felsefeci Lorraine Code&#8217;un son çalışmasının temelini oluşturmaktadır. Ekofeminizmin sorunlu kadın/doğa kimliğine ve gizli &#8220;temel&#8221; ebedi kadınlığına karşı eleştirel olmakla beraber, Code ekolojik bir modelin <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> için bir araç olarak değerini kabul eder:</p>
<ul>
<li>&#8220;<em>Topluluk-yönelimli, ekolojik olarak sorumlu bir toplum, katılım ve karşılıklı ilgiyi merkezi değerler yapacaktır; ve topluluk üyeleri arasındaki tartışmaları birer zıtlaşma olarak değil, birer sohbet olarak yeniden yapılandıracaktır. Amacı karşılıklı desteklemeyi ve baskıcı olmayan bir atmosferi geliştirmek olacaktır</em>&#8221; (Code, s. 278).</li>
</ul>
<p>Bunun da ötesinde ekoloji, feminizme &#8220;<em>farklı görünmelerinin [ing. manifestations, pratikte ifade edilmelerinin] yanından geçerek hakimiyet, sömürü ve baskı sistemleri ve biçimleri arasındaki karşılıklı bağlantıları belirgin hale getirecek sağduyulu görüş açılarını geliştirilmesi için alan açacak</em>&#8221; (Code, s. 271) araçları sağlayabilir. Ekolojik düşüncenin kendisi liberal geleneğe pekçok şey borçludur. 19&#8242;uncu yüzyıldaki coğrafyacı Peter Kropotkin&#8217;den modern günümüz toplumsal ekolojisti Murray Bookchin&#8217;e kadar, doğaya hakim olmayı amaçlamayan yüz-yüze demokrasi[-yi yaşatan] topluluklar; biyosferin [dünyanın kara, deniz ve tatlı sularında yaşam belirtilerine rastlanan kısımlar] bütünselliğine karşı varolan endüstriyel kapitalist tehdide karşı alternatifler ortaya koyarlar. Burada gözden kaçırılan şey belki de, bu ekolojik görüşlerin bir ilişkilendirilmiş [<em>ing. mediated</em>, arası bulunmuş], feminist olan kamusal/özel görüşmelere eklemlenebileceğidir. Belki de böylece, kadınlarla erkekler, feminizmle <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> arasında üretken bir diyaloğun başlaması için bir yol açabilirler. Yeni bir politik biçim ortaya çıkabilir: izole haldeki bireyler vurgusuna sahip liberal ataerkilliğin ötesine geçerek; eşitlikçi bireylerin, topluluğun ve Dünya&#8217;nın görece bir uyum için birarada gelişip büyüyeceği bir politik biçim. <strong><span style="color: #990000;"><span>Alıntı Yapılan Kaynaklar:</span></span></strong> <span>Martha A. Ackelsberg, &#8220;Mujeres Libres ve Anaşist Devrimde Kadının Rolü&#8221;, Rohrlich and Baruch içinde  (editörler), ss.116-127.</span><br />
<span>Norveç Anarşist Federasyonu, Martin&#8217;de alıntı, s.11.</span><br />
<span>Jonathan Beecher, Charles Fourier (California Üniversitesi, 1986).</span><br />
<span>Murray Bookchin, Toplumsal Ekolojinin Felsefesi (Black Rose Books, Montreal, 1990).</span><br />
<span>L. Susan Brown, &#8220;Feminizmin Ötesinde&#8221;, Our Generation, cilt 21, #1, Sonbahar 1989.</span><br />
<span>Voltairine de Cleyre, Paul Avrich&#8217;de alıntı, Amerikan Anarşisti (Princeton Üniversitesi, Princeton, 1978).</span><br />
<span>Lorraine Code, O[She] Ne Bilebilir Ki? (Cornell Üniversitesi, Ithaca, 1991).</span><br />
<span>Hester Eisenstein, Günümüz Feminist Düşüncesi (G. K. Hall &amp; Co., Boston, 1983)</span><br />
<span>Zillah R. Eisenstein, Liberal feminizmin Radikal Geleceği (Northeastern Üniversitesi, Boston, 1986).</span><br />
<span>Emma Goldman, Hayatımı Yaşarken, (New American Library, Meridian baskısı, New York, 1977).</span><br />
<span>Sandra Harding, Kimin Bilimi? Kimin Bilgisi? (Cornell Üniversitesi, Ithaca, 1991).</span><br />
<span>Jill Harsin, &#8220;Evişi ve Ütopya: Women and Owenci Sosyalist Topluluklar&#8221;, Rohrlich and Baruch içinde (editörler), ss.73-84.</span><br />
<span>bell hooks, Feminist Kuram: Kenardan Merkeze (South End Press, Boston, 1984).</span><br />
<span>Catherine A. MacKinnon, Feminist Bir Devlet Kuramına Doğru (Harvard Üniversitesi, Cambridge, 1989).</span><br />
<span>Margaret S. Marsh, Anarşist Kadınlar 1870-1920 (Temple Üniversitesi, Philadelphia, 1981).</span><br />
<span>Thomas S. Martin, &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a> &amp; Ekoloji Yakınlaşması&#8221;, Our Generation, cilt 23, #2, Yaz 1992, ss. 1-13.</span><br />
<span>Angela Miles and Geraldine Finn (ed.törler), <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a>: Baskıdan Politikaya (Black Rose, Montreal, 1989).</span><br />
<span>Anne Phillips (ed.), <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a> and Eşitlik (New York Üniversitesi, NewYork, 1987).</span><br />
<span>Ruby Rohrlich and Elaine Hoffman Baruch (editörler),Ütopya Arayışındaki Kadınlar (Schocken Books, New York, 1984).</span><br />
<span>Zero Collective, Zero (Anarşist/anarka feminist aylık dergi), #1, Haziran 1977, Londra.</span></div>
<p><strong><span style="color: #990000;">ÇEVİRİ: </span><span style="color: #000000;">Anarşist Bakış</span></strong><br />
<span><strong><span style="font-family: Arial,Helvetica;"><span style="font-family: Trebuchet MS;">Kaynak: &#8220;</span><span style="font-family: Trebuchet MS;">Anarchism, Feminism and the Individual</span><span style="font-family: Trebuchet MS;">&#8220;, Social Anarchism, sayı 19, 1994.</span> </span></strong></span><br />
<a href="http://www.khaos.info/anarsizm/11822-anarsizm-feminizm-ve-birey/">www.khAos.info</a></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm-feminizm-ve-birey/" title="Anarşizm Feminizm ve Birey" rel="tag">Anarşizm Feminizm ve Birey</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/birey/" title="Birey" rel="tag">Birey</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" title="feminizm" rel="tag">feminizm</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1836/genel-bir-anarka-feminizm-kuramina-dogru/" title="Genel Bir Anarka-Feminizm Kuramına Doğru (25 Ekim 2009)">Genel Bir Anarka-Feminizm Kuramına Doğru</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1834/feminizm-ve-anarsizm/" title="Feminizm ve Anarşizm (25 Ekim 2009)">Feminizm ve Anarşizm</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1826/cicek-kani-anarsist-feminist-bildiri/" title="Çiçek Kanı: Anarşist-Feminist Bildiri (25 Ekim 2009)">Çiçek Kanı: Anarşist-Feminist Bildiri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1821/anarsizm-feminist-baglanti/" title="Anarşizm: Feminist Bağlantı (25 Ekim 2009)">Anarşizm: Feminist Bağlantı</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1824/anarsist-devrim-ve-kadinlarin-kurtulusu/" title="Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu (25 Ekim 2009)">Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu</a> (1)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1832/anarsizm-feminizm-ve-birey/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çiçek Kanı: Anarşist-Feminist Bildiri</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1826/cicek-kani-anarsist-feminist-bildiri/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1826/cicek-kani-anarsist-feminist-bildiri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 13:43:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşist-Feminist Bildiri]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek kanı]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1826</guid>
		<description><![CDATA[Biz, anarşizmin, feminizmin mantıksal olarak tutarlı bir ifadesi olduğuna inanan bir bağımsız kadın kolektifiyiz.
Bizler, her kadının kendi ezilmişliğinin yegane meşru sözcüsü olduğuna inanıyoruz. Her kadın, daha önceki siyasi bağlılığı ne olursa olsun, kendi ezilmişliğini fazlasıyla kendi içinden bilir, ve bu nedenle kurtuluşunun alacağı biçimi kendisi tanımlayabilmeli ve tanımlamalıdır.
Neden birçok kadın &#8216;hareketler&#8217;den bıkmış ve yorulmuş bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biz, <a href="http://www.khaos.info/anarsizm/">anarşizm</a>in, feminizmin mantıksal olarak tutarlı bir ifadesi olduğuna inanan bir bağımsız kadın kolektifiyiz.<br />
Bizler, her kadının kendi ezilmişliğinin yegane meşru sözcüsü olduğuna inanıyoruz. Her kadın, daha önceki siyasi bağlılığı ne olursa olsun, kendi ezilmişliğini fazlasıyla kendi içinden bilir, ve bu nedenle kurtuluşunun alacağı biçimi kendisi tanımlayabilmeli ve tanımlamalıdır.<br />
Neden birçok kadın &#8216;hareketler&#8217;den bıkmış ve yorulmuş bir halde? Bizim cevabımız, hatanın tek tek kadınlarda değil, hareketlerin doğasında yattığıdır. Politik hareketler, bildiğimiz üzere, politik eylemlerimizi kişisel düşlerimizden ayrı tutar &#8211;ya düşlerimizin gerçekleşmesinin imkansızlığına inanarak onları terk edene ya da düşlerimize sımsıkı sarıldığımız için hareketi bırakana değin. Samimi <a href="http://www.khaos.info/">anarşist</a>ler ve samimi feministler olarak, imkansızı düşlediğimizi, ve imkansızın tam olarak gerçekliğe dönüşmesinden daha azıyla asla yetinmeyeceğimizi söylemeye cesaret ediyoruz.<br />
Kadınların kurtuluşu hareketinde iki ana eylem biçimi olagelmiştir. Birisi, en iyisinden kişisel düzeyde baskı ile uğraşmanın en anlamlı biçimlerinden olan, ancak en kötüsünden bir terapi grubu seviyesinin ötesine asla geçmeyebilecek, küçük, yerel, [bireysel] istençle örgütlenen bilinç-yükseltme gruplarıdır.<br />
Diğer ana katılım tarzı ise, eylemlerini belirli politika çizgileri doğrultusuna odaklayan, kadınların ezilmesini somut, tek bir konuya odaklanan [<em>ing. single-issue</em>] programlara dönüştürmenin çok sancılı olduğu büyük, bürokratikleşmiş gruplardır. Bu tipteki gruplarda bulunan kadınlar genellikle bir süre için resmi sol politikaya katılmış, ancak diğer sol gruplar içindeki cinsiyetçiliğe tahammül edemişlerdir. Ancak solcu erkeklerin yukarıda bahsedilen tavırlarına tepki göstermelerinin ardından, resmi bir politik yönelime sahip pekçok kadın varoşlarda yaşayan kardeşlerinin &#8216;terapi grupları&#8217; olduğunu düşündükleri [katılım tarzının] geçerliliğini kabul edememişler; ancak erkek-hakimiyetindeki Marksist-Leninist, Troçkist, Maoist retorik alanı içinde kalmaya devam etmiş, ve tepki gösterdikleri erkek sol grupların kullandığı siyasal örgütlenme biçimlerini kullanmaya devam etmişlerdir. Politik yetkinleşmenin tek konulu programlar etrafında bir hareket &#8216;inşa etmek&#8217; anlamına gelmesi gerektiğini [söyleyen], böylece de &#8216;kitlelerin bilinçliliği bizim seviyimize ulaşana kadar sabırlı olmamız&#8217; gerektiğini ima eden kadın hareketinin bir kısmında, eski erkek solun seçkinciliği ve merkezileşmesi bu sayede yerleşmiş ve zaten zehirlenmiş oluyordu. Ezilen bir insana ezildiğini söylenmesi gerektiğini varsaymak ne de büyük bir alçakgönüllülük! Onun bilinçliliğinin ancak bir konudan diğer bir konuya doğru azar azar artarak gelişeceğini varsaymak ne büyük bir alçakgönüllülük!<br />
Geçen on yıl ve belki de daha fazla bir süre boyunca, soldaki kadınlar devamlı olarak kendi kurtuluşumuz için savaşmaktan kaçınmış, tüm kadınların ezilen bir grup oluşturduğu bariz olgusunu göz ardı etmişlerdir. Sayımız o kadar çok ve o kadar dağınığız ki, bizler hata yaparak kendimizi &#8216;erkeklerimizin&#8217;, babalarımızın veya kocalarımızın sınıfsal konumuna göre belirlenen sınıfların üyeleri olarak tanımladık. Böylece bizleri ezilen kadınlar olmanın ötesinde orta-sınıfa dahil olarak gören solcu kadınlar, bizim için öncelikli olan kendi mücadelemize katılmaktan alıkoymuşlardır. Bunun yerine, bizler kendimizi diğer ezilen insanların yanında savaşmaya adadık, yani bizim içinde bulunduğumuz kötü durumumuza kendimizi yabancılaştırdık. Pekçokları, yanlızca beyaz orta sınıf erkeklerin suçluluk tribinden kaynaklanan bu tavrın artık kadın hareketi içinde var olmadığını söyleyecektir; ancak bugün bile otonom kadın hareketleri içindeki kadınlar kendimizi örgütleme gereksinimine yoğunlaşmaksızın işçi sınıfındaki kadınları örgütlemek gerektiğinden bahsetmektedirler &#8211;sanki biz halihazırda o düzeyin ötesindeymişiz gibi. Bu (ilk önce ve öncelikle kendimizi özgürleştirmekte ısrar etmemiz), bizim bu [işçi sınıfından olan] ezilen kızkardeşlerimizi daha az sevdiğimiz anlamına gelmez; aksine tüm kurtuluş mücadelelerinde samimi olabilmemiz için en iyi yolun kendi ezilmişliğimizi kabul etmek ve doğrudan onunla uğraşmak olduğuna inanıyoruz.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;">Neden <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>?</span></span></strong><br />
Bizler Marksist-Leninist analiz ve stratejinin reddedilmesinin politik bir naiflik anlamına geldiğine inanmıyoruz. &#8216;Demokratik merkeziyetçi&#8217; bir grubun bile, bizim &#8216;öncü&#8217; temsilcimiz olarak nitelendirilmesini reddetmenin siyasi olarak naif olduğuna inanmıyoruz. Hareketler &#8216;inşa etmek&#8217;le ilgili olan grupların doğası söyledir: 1) &#8216;fazlasıyla aşırı&#8217; düşleri &#8216;gerçekçi&#8217; düşlere dönüştürmek, ve 2) en sonunda bizzat tiranlığın bir organı haline gelmektir. Teşekkürler, kalsın!<br />
Modern radikal tarih boyunca, Marksist-Leninist kuram ve pratiğe tamamen zıt giden &#8211;Bakunin&#8217;den Kropotkin&#8217;e, Sophie Perovskaya&#8217;ya, Emma Goldman&#8217;a, Errico Malatesta&#8217;ya, Murray Bookchin&#8217;e uzanan&#8211; ayrı bir radikal gelenek vardır ve bu <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>&#8217;dir. Bu radikallerin çoğuna yabancı olan bir gelenektir, çünkü çok daha örgütlü olan Devlet ve Marksist-Leninist örgütlenmeler tarafından devamlı surette çarpıtılmış ve yanlış gösterilmiştir.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, sorumsuzluk ve kaos ile eş anlamlı değildir. Aslında, solun zamanı geçmiş örgütsel ve politika-yapıcı pratiklerine anlamlı alternatifler sunmaktadır. Temel anarşist örgütlenme biçimi [bireysel] istençle örgütlenen ve devam ettirilen küçük bir gruptur; bu grup, üyelerinin ezilmesini ve onların kurtuluşlarının alacağı biçimleri tanımlama doğrultusunda çalışmalıdır.<br />
Kadınların örgütlenmesi, Yeni Sol&#8217;da ve Marksist solda, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">Devrim</a> için birlikler oluşturulması olarak görülür. Ancak biz mücadeleye katılan her kadının bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">Devrim</a> olduğunu iddia ediyoruz. DEVRİM BİZİZ!<br />
Toplumun bize dayatmayı hedeflediği davranışlardaki [içselleştirilen] kısıtlılığı ortadan kaldırmak için, içtepi ile hareket etmeyi öğrenmemiz gerekli. &#8216;Hareket&#8217;, bizlerin çoğu için bizden kopartılmış olan bir şeydi. Artık kendimizi bir hareketin üyeleri olarak değil, işbirliği içindeki bireysel devrimciler olarak düşünmemiz gerekiyor. Birbirini kişisel olarak tanıyan ve güvenen iki, üç, beş veya on bireysel devrimci, devrimci eylemler yürütebilir ve kendi politikamızı geliştirebiliriz. Lidersiz bir ilgi [<em>ing. affinity</em>] grubunun üyeleri olarak, her üye eşit seviyede iktidar düzeyine sahip olarak iktidarın hiyerarşik işlevini olumsuzlar. KAHROLSUN TÜM PATRONLAR! Böylece liderlerin bizim adımıza hareketin gideceği yönü belirlediği bir hareketin içinde kaybolup gitmeyeceğiz &#8211;biz kendi hareketimiziz, kendi hareketimizin yönünü biz belirleriz. Bizler, idare edilmeye, adımıza konuşulmasına ve nihayetinde de yatıştırılmaya izin vermeyi reddediyoruz.<br />
Bazılarının öne süreceği üzere, Kadın Hareketi&#8217;nin bölünmesinin tüm devrimci etkinliğimizin sona ermesi demek olacağına inanmıyoruz. Hayır! Kadının ruhu &#8216;bir hareket&#8217; tarafından yönlendirilecek ve manipüle edilemeyecek kadar geniştir. Kendi başlarına eyleyen ve kendi eylemlerine kendileri karar veren küçük gruplar, devrimci kadınların mantıksal bir ifadesidir. Bu, doğaldır ki çeşitli projeler ve konferanslar için birarada çalışan çeşitli grupların varlığı dışlamaz.<br />
Bu amaçlar doğrultusunda ve diğer kadınlarla bağlantımızı koparmamak için, Massachusetts, Cambridge Kadın Merkezi içinde otonom bir kolektif olarak örgütlendik. Kadın Merkezi bir federasyon olarak, yani politika-üreten bir grup olarak değil, ancak çeşitli kadın gruplarının biraraya gelmesi için bir merkez olarak faaliyet gösterir. Gerektiğini düşündüğümüz zaman buna benzer bildiriler yazmaya da devam edeceğiz. Herkesten ve her türden sesleri duymaktan gerçekten de memnun olacağız.<br />
TÜM İKTİDAR HAYAL GÜCÜNE!<br />
<strong>Red Rosia ve Black Maria of Black Rose Anarko-Feministler </strong><span>Dokümana İlişkin Bir Not:</span><br />
<span>Çiçek Kanı, 1971 yılında, Red Rosia ve Black Maria of Black Rose tarafından yazıldı. Şu adresten onlara ulaşılabilir;</span><br />
<span>The Women&#8217;s Centre, 46 Pleasant Street, Cambridge, Mass.</span><br />
<span>Bu makale ilk defa Chicago&#8217;da yayınlanan (bugün yayınlanmayan) <em>Siren &#8211; Anarko-Feminizmin Dergisi</em>&#8216;nde yayınlandı (Cilt 1, Sayı 1, 1971).</span><br />
<span>Daha sonra Social Revolutionary Anarchist Federation ve the Revolutionary Anarchist Print Fund&#8217;ın Seattle biriminin yayınladığı bir broşürün parçası olarak basıldı. (4736 University Way NE, Seattle, Wn 98105)</span><br />
<span style="color: #000000;"><span>Link: <a onclick="pageTracker._trackPageview ('/outgoing/http_www_cluefactory_org_uk_ace_rumours_manifest_html');" rel="nofollow" href="http://www.cluefactory.org.uk/ace/rumours/manifest.html" target="_blank">http://www.cluefactory.org.uk/ace/rumours/manifest.html</a></span></span> <strong><span style="font-family: Arial,Helvetica;"><span style="font-family: Trebuchet MS;"></span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Arial,Helvetica;"><span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="color: #ffffff;">Çeviri:</span> Anarşist Bakış </span><br />
<span><span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="color: #990000;">Kaynak:</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Trebuchet MS;"> &#8220;Blood of The Flower: An Anarchist-Feminist Statement&#8221;.</span> </span></span></span></strong><br />
<a href="http://www.khaos.info/anarsizm/11818-cicek-kani-anarsist-feminist-bildiri/">www.khAos.info</a></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsist-feminist-bildiri/" title="Anarşist-Feminist Bildiri" rel="tag">Anarşist-Feminist Bildiri</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/cicek-kani/" title="çiçek kanı" rel="tag">çiçek kanı</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" title="feminizm" rel="tag">feminizm</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1836/genel-bir-anarka-feminizm-kuramina-dogru/" title="Genel Bir Anarka-Feminizm Kuramına Doğru (25 Ekim 2009)">Genel Bir Anarka-Feminizm Kuramına Doğru</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1834/feminizm-ve-anarsizm/" title="Feminizm ve Anarşizm (25 Ekim 2009)">Feminizm ve Anarşizm</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1821/anarsizm-feminist-baglanti/" title="Anarşizm: Feminist Bağlantı (25 Ekim 2009)">Anarşizm: Feminist Bağlantı</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1832/anarsizm-feminizm-ve-birey/" title="Anarşizm, Feminizm ve Birey (25 Ekim 2009)">Anarşizm, Feminizm ve Birey</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1824/anarsist-devrim-ve-kadinlarin-kurtulusu/" title="Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu (25 Ekim 2009)">Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu</a> (1)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1826/cicek-kani-anarsist-feminist-bildiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1824/anarsist-devrim-ve-kadinlarin-kurtulusu/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1824/anarsist-devrim-ve-kadinlarin-kurtulusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 13:41:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[anarşi]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1824</guid>
		<description><![CDATA[Martha A. Ackelsberg
1991
1. Tahakküm ve İkincil Konuma Getirilme
2. Topluluk ve Eşitlik
3. Cinsellik ve Kadınların Ezilmesi
4. Devrimci Dönüşüm: Araç ve Amaçların Tutarlılığı
5. Doğrudan Eylem
6. Hazırlık
İspanyol İç Savaşıyla aynı anda süren kadın mücadelesinin tarihçesini tutan Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu, işçi sınıfı kadınlarının devrimdeki ve özgür toplumdaki yerlerini almaların sağlayacak kadınların özgüçlenmesinin temeli olarak, kadın topluluklarının ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Martha A. Ackelsberg<br />
1991</strong></div>
<div><strong><span style="font-size: xx-small;">1. </span></strong><strong><span style="font-size: xx-small;">Tahakküm ve İkincil Konuma Getirilme</span></strong><span style="font-size: xx-small;"><br />
<strong><span style="color: #000000;">2. Topluluk ve Eşitlik</span></strong><br />
<strong><span style="color: #000000;">3. Cinsellik ve Kadınların Ezilmesi</span></strong><br />
<strong><span style="color: #000000;">4. Devrimci Dönüşüm: Araç ve Amaçların Tutarlılığı</span></strong><br />
<strong><span style="color: #000000;">5. Doğrudan Eylem</span></strong><br />
<strong><span style="color: #000000;">6. Hazırlık</span></strong></span></p>
<p><a href="http://www.khaos.info/anarsizm/11354-ispanyol-devriminde-anarsizm/">İspanyol İç Savaşı</a>yla aynı anda süren kadın mücadelesinin tarihçesini tutan Anarşist <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">Devrim</a> ve Kadınların Kurtuluşu, işçi sınıfı kadınlarının devrimdeki ve özgür toplumdaki yerlerini almaların sağlayacak kadınların özgüçlenmesinin temeli olarak, kadın topluluklarının ve toplumsal cinsiyete özgü deneyimlerin önemi üstüne odaklanıyor.<br />
Madrid ve Barcelona&#8217;daki bir grup kadın tarafından 1936&#8242;da kurulan Mujeres Libres (Özgür Kadınlar) kadınların, &#8220;kadınlar, üreticiler ve cahiller olarak üç kat köleleştirilmesi&#8221;nden kurtulmalarına adanmış bir örgütlenmeydi.<br />
Bu broşür, yeni ve daha iyi bir dünya için mücadele eden her kişiye ısrarla tavsiye edilen, Martha Ackelsberg&#8217;un Free Women of Spain: Anarchism and the Struggle for the Emancipation of Women kitabının ilk bölümüdür.</div>
<p>&#8220;<em>Cumhuriyet geldiğinde pek çok insan mahkumları kurtarmak için hapishanelere hücum etti, ben de gittim. &#8216;Abajo la politica! (Kahrolsun siyaset!), Abajo la Guardia Civil! (Kahrolsun Sivil Muhafazlar!) &#8230; ve diğer bir sürü kahrolsunlar&#8217; diye bağıran birisi vardı. Ve ardından şöyle bağırdı, &#8216;Viva la anarquia!&#8217; (Yaşasın <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>!). Ve o zaman &#8216;İşte bir anarşist&#8217; diye düşündüm. İşte bu benim anarşistlerle ilk karşılaşmamdı &#8211;ve hiç de kötü bir insana benzemiyordu. Hoş bir yüzü vardı.&#8221;</em></p>
<div><strong>Soledad Estorach</strong></div>
<p>&#8220;<em>İnsanlar bize &#8216;çocuklar, nerede vaftiz edildiniz?&#8217; diye soruyorlardı ve biz de onlara &#8216;Biz vaftiz edilmedik&#8217; diyorduk. &#8216;Ne kadar kötü, zavallı kızlar! Bu kadar güzel çocuklar&#8217; &#8211;çünkü biz altı güzel (sağlık açısından) kız ve bir oğlan kardeştik&#8211; &#8216;Tanrısız büyütülmüşler, aynen köpekler gibi!&#8217; [diyorlardı]. Ve biz de onlara &#8220;Hayır, asıl siz köpekler gibisiniz, çünkü sizin bir efendiye ihtiyacınız var [diyorduk].</em>&#8221;</p>
<div><strong>Enriqueta Rovira</strong></div>
<div>
<strong><span style="color: #990000;">ANARŞİST DEVRİM VE KADINLARIN KURTULUŞU</span></strong></div>
<p>Tüm biçimleriyle tahakküm &#8211;ister hükümetler, isterse dini kurumlar veya ekonomik ilişkiler tarafından icra edilsin&#8211; anarşistlere göre, tüm toplumsal kötülüklerin kaynağıdır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> pek çok sosyalist gelenekle birlikte ekonomik tahakkümün radikal bir eleştirisini ve toplumun daha eşitlikçi bir temelde ekonomik açıdan yeniden yapılandırılması gerektiğinde ısrar etse de, devletin, hiyerarşinin ve genel olarak otorite ilişkilerinin bağımsız bir eleştirisini geliştirerek Marksist sosyalizmin ötesine geçer. Sosyalistler <em>tüm</em> tahakkümün köklerini ekonomik işbölümünde görürken, anarşistler iktidarın [erkin] kendi mantığının olduğu ve yanlızca ekonomik ilişkilere dikkat çekerek ortadan kaldırılamayacağı konusunda ısrar ederler.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, toplumdaki hiyerarşik ve yapılanmış [yerleşmiş] tahakküm ilişkilerini ve itaat etmeyi yıkmayı hedefler. Aynı zamanda her kişinin bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/birey/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Birey">birey</a> olarak değerlendirildiği; saygı gösterildiği, eşitliğe, karşılıklılığa ve karşılıklı etkileşime dayanan bir toplum yaratmayı amaçlar. Bu toplumsal görüş, araçların amaçlarla tutarlı olması gerektiğinde; insanların geleceğin toplumuna yöneltilemeyeceğinde, onu kendi başlarına yaratmaları gerektiğinde, böylece de kendi yetenek ve gizil güçlerinin [<em>ing. capacity</em>] farkına varacaklarında ısrar eden bir toplumsal değişim kuramı ile birleşir. Hem ideal toplum görüşü hem de bu topluma nasıl ulaşılacağı kuramı konusunda, anarşizmin günümüz feminizmine sunacağı çok şey vardır. Anarşistlerce yapılan tahakküm ilişkileri analizi, kadının toplum içindeki konumunu anlamak ve kadınların koşullarının diğer ezilen grupların koşullarıyla ilişkilendirmek için oldukça verimli bir model sunar. Araç ve amacın birliği ile ezilenlerin gücüne vurgu yapan bir toplumsal değişim kuramı, mevcut pek çok sosyal devrimci hareketin kuramlarıyla &#8211;ve mevcut pratiklerin çoğuyla&#8211; çarpıcı bir karşıtlık içindedir.<br />
Dahası, hem İspanya&#8217;daki hem de Avrupa ve ABD&#8217;deki başka yerlerde bazı ondokuzuncu yüzyıl anarşist yazar ve eylemcileri, kendilerini özellikle kendi toplumlarındaki kadınların ezilmesine adamışlar; insanlığın tamamen kurtuluşu için yanlızca kapitalizmin ve otoriter siyasi kurumların yıkılmasının yeterli olmadığını, dahası [bunun için] kadınların kültürel ve ekonomik bağımlılığının &#8211;evin hem içinde hem de dışında&#8211; yıkılmasını gerektirdiğinde ısrar etmişlerdir. Örneğin, 1872 gibi erken bir tarihte İspanya&#8217;da düzenlenen anarşist kongre, kadınların evde ve işyerinde erkeklerle tamamen eşit olması gerektiğini açıklamıştı.<br />
Ancak ne ondokuzuncu yüzyıl boyunca ve yirminci yüzyılın başında İspanya&#8217;da ve Avrupa&#8217;daki diğer yerlerde gelişen <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> kuramı, ne de Anarko-sendikalizmin İspanya&#8217;daki pratiği kelimenin tam anlamıyla eşitlikçi olabilmişti. Her ne kadar pek çok yazar kadınların kurtuluşunun anarşist proje açısından öneminin ve kadınların [anarşist] hareket için öneminin farkındaysa da, pek azı bunu en birincil [sorun] olarak görür. Tüm Avrupa çapındaki sosyalist hareket için olduğu gibi, birçok anarşist için de kadınların ikincil konuma getirilmesi [<em>ing. subordination</em>] meselesi, en iyisinden, işçilerin kurtuluşunun ardından gelen bir mesele, &#8220;<em><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> sabahında</em>&#8221; çözülecek bir problem olarak değerlendirir.<br />
Mujeres Libres&#8217;in kuruluşu, hem hareketin kadınlara verdiği sözü yerine getirmesini sağlamak için meydan okumak, hem de kadınların hareket içinde ve toplumun geniş [yapısı] içindeki konumlarını geliştirmek amacıyla kadınların kuvvetlendirilmesini sağlamak için, İspanyol anarko-sendikalist hareketi içinde yer alan kadınların çabasını temsil etmektedir. Kurucular, hareketin kadınları [harekete dahil etmekte] ve kadınları ilgilendiren meseleleri yeterince ele almakta başarısız olmasından hayal kırıklığına uğramışlardı; ama yine de hareketin kadınların gerçek kurtuluşunu başarmak için [geçerli] tek çerçeveyi [<em>ing. context</em>] oluşturduğu konusunda emindiler.<br />
Benim bu kitaptaki amacım yanlızca Mujeres Libres&#8217;in bakış açısının ne olduğunu belirginleştirmek ve bunun günümüz feministleri ve toplumsal değişim aktivistleri için uygunluğunu incelemektir. Ancak bunu yapmak için, öncelikle bunu &#8211;aynen Mujeres Libres&#8217;den kadınların yaptığı gibi&#8211; anarko-sendikalist kuram ve pratiğin içine yerli yerine koymamız gerekir. Bu kısımda, İspanyol anarko-sendikalist hareketinin kuramsal arka planını oluşturan İspanyol anarşist ve &#8220;komünalist-anarşist&#8221; gelenek içinde yer alan diğer yazarların çalışmalarını inceleyeceğim. Benim amacım, onların, kadınların ikincil konuma getirilmesi konusuna yaklaşımlarını, hiyerarşi ve tahakküm konusundaki eleştirilerini, ve kadınların ezilmesiyle ilgili endişelerini radikal toplumsal dönüşüm kuramıyla tam olarak bütünleştirmeleri sürecine ilişkin anlayışlarını aydınlatmaktır. Ancak aynı zamanda bu analizlerdeki belirgin boşlukları; &#8211;anarşist kuramın özünün tahakküm ilişkilerinin çok yönlü ve karmaşık olduğu hakkındaki bariz farkındalığına karşın&#8211; defalarca kadınların ikincil konuma getirilmesine erkek işçilerin özgürleştirilmesinden daha az öncelik verilmesini incelemek istiyorum. Mujeres Libres programının nasıl etkin bir şekilde o dönemin anarko-sendikalizminin zayıflığını vurguladığını; ve İspanyol anarko-sendikalist kuram ve pratiğinin hem eleştirisini hem de genişletilmesini teşkil ettiğini göstermenin temellerini, Mujeres Libres&#8217;in program ve eylemlerinin bu kavramsallaştırılması ortaya koyacaktır.<br />
Ben burada İspanyol anarko-sendikalist tahakküm ve ezilme analizleri, eşitlikçi toplum görüşü ve &#8211;özellikle de kadınların konumu bağlamında&#8211; güçlendirme süreci üstüne odaklanacağım. Bu meseleler üstüne kuramsal düzeyde yapılacak bir inceleme, Kısım 2&#8242;de ele alacağım Mujeres Libres&#8217;in anarko-sendikalist hareketi içindeki kökenlerinin tarihsel anazi için sahne arkası ve bir karşı duruş noktası olarak hizmet edebilir. Aslında, anarşistlere göre, bu bağlamda kuram ve pratik birbirinden oldukça güç ayırd edilebilir. Bu kısımda tartışacağımız kuramsal konumlar tarihsel mücadeleler bağlamında geliştirilmiştir, aynı zamanda da bu mücadelelerin gelişmesine yardım etmişlerdir. Ben burada bunları sadece analitik amaçlarla birbirinden ayırıyorum.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">TAHAKKÜM VE İKİNCİL KONUMA GETİRİLME [<em>ing. subordination</em>, alta sıralanma, boyun eğme]</span></strong><br />
Anarşist görüşler, siyasi, toplumsal ve ekonomik olarak eşitlikçidir. Anarşist toplum, politik ve toplumsal olarak hükümetsiz, kurumsallaşmış hiyerarşik ilişkilerin veya otorite kalıpların olmadığı bir toplumdur. Anarşistler, insanların kendilerini gereksinimler temelinde örgütleyip biraraya gelebileceklerini iddia ederler, yani bireyler veya küçük gruplar toplumsal bir faaliyeti başlatabilir; ve merkezi siyasal koordinasyon yanlızca zararlı değil aynı zamanda da gereksizdir. Bir durumu yönlendirme veya emretme hakkı veya otoritesi, görev ya da konumların bazı insanların ayrıcalıklı erişimine veya diğerlerinin sistematik olarak dışlanmasına yol açmamalıdır. Son olarak, anarşistler insanlarla olduğu kadar çevreyle de tahakküm içermeyen ilişkilere kendilerini adamışlardır. Anarşistler doğanın fethedilmesine değil, onunla (mümkün olduğu kadar) uyumlu bir şekilde yaşamanın yeni yollarını geliştirmeye odaklanmışlardır.<br />
Batı&#8217;daki belli başlı düşünürlerin neredeyse hemen hemen hepsi toplumsal düzenin liderliği, hiyerarşiyi, ve özellikle de siyasi otoriteyi gerektirdiğini varsaymıştır. Pek çoğu toplumsal yaşamın &#8211;özellikle karmaşık bir toplumda&#8211; ikktidar ve otorite yapıları olmaksızın var olamayacağını öne sürer. &#8220;<em>Toplum, insan davranışını düzenleyen normlar demektir</em>&#8220;, ve normlar ise onları uygulayacak güce [iktidara] sahip otoriteleri gerektirir. Biraz daha değişik bir biçimiyle, toplumsal sözleşme kuramcıları &#8211;ahlaki seçim için gerekli ön koşul olan&#8211; istikrarlı bir toplumsal düzen yaratmak için siyasi bir otoritenin gerekli olduğunu iddia etmişlerdir. Toplumsal hareket kuramcıları, ayrı ayrı bireylerin uyumlu bir birlik oluşturması ve onlara bir doğrultu kazandırılması için güçlü bir kişinin (veya kişilerin) gerekli olduğunu savunurlar. Örgütlenme, böylece bazı kişilerin emir vermesini; ve geriye kalanların ise &#8211;ister &#8220;iyi vatandaşlar&#8221;, isterse &#8220;iyi devrimciler olarak&#8221;&#8211; bunları kabullenmeye ve yerine getirmeye hazır olmalarını <em>gerektirir</em>.<br />
Anarşistler ise buna karşılık, resmi hiyerarşilerin yanlızca zararlı olmadıklarını aynı zamanda da gereksiz olduğunu; ve toplumsal hayatı daha eşitlikçi bir şekilde örgütlemenin yolları, alternatifleri olduğunu öne sürerler. En önemlisi, sosyalistlerle ve son zamanlarda da feministlerle beraber, anarşistler insan doğasının toplumsal bir yapı [toplumsal olarak yapılandırılmış] olduğunda ısrar ederler: insanların davranış tarzı, herhangi bir doğuştan gelen mizaçtan [<em>ing. inherent nature</em>] ziyade içinde yetiştirildikleri/yetiştirildiğimiz kurumların bir ürünüdür. Resmi hiyerarşik otorite biçimleri pekala mücadele etmek amacıyla tasarlandıkları koşulları yaratabilir: hükümetler düzensizliği korumak yerine, onu yaratan ana nedenlerden birisidir. Hiyerarşik kurumlar, katılanlar arasında yabancılaştırılmış ve sömürücü ilişkileri besler, insanları güçsüzleştirir ve onları giderek kendi gerçekliklerinden uzaklaştırır. Hiyerarşiler bazı insanları diğerlerine bağımlı kılar; bağımlı olanları bağımlılıkları için suçlar, ve ardından da daha fazla otorite uygulamayı gerekçelendirmek için [ezenlerin] bu bağımlılığı kullanmalarını sağlar.<br />
Pek çok İspanyol anarşisti, toplumda kadınların mevcut ikincil konumunu, toplumsal kurumların bağımlı kişiler yaratma konusundaki gücünün bir örneği olarak gösterir. Kadınların doğası ve kadınların geleceğin toplumu içindeki uygun rolü hakkında İspanyol anarşistleri arasında pek çok [farklı] görüş olsa da, pek çok anarşist İspanyol toplumunda kadınların dezavantajlı durumda olduğunu ve erkeklerle kadınlar arasındaki mevcut eşitsizlikliklerin büyük ölçüde toplumsal koşullanmaların ve erkek iktidarının sonucu olduğunu kabul ediyor gözükmektedir. 1903 gibi erken bir tarihte örneğin, José Prat, &#8220;<em>kadınların &#8216;geri kalmışlığı&#8217;, ona geçmişte ve hala bugün nasıl davranıldığına bağlıdır. &#8216;Tabiat&#8217;ın bununla hiçbir ilişkisi yoktur. &#8230; Eğer kadın geri kalmışsa, bunun sebebi erkeğin hep onu aşağılık görmesi, kendisi için yavaş yavaş kazanmakta olduğu haklardan onu mahrum bırakmasıdır.</em>&#8221; diyordu. Gregorio Maranon ve Mariano Gallardo, kadınlarla erkekler arasında önemli cinsel farklılıklar olduğunu kabul etmekle beraber, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin, kadınlara fırsat vermenin reddedilmesinin sonucunda olduğunu söylüyorlardı: &#8220;<em>Kadınların varsayılan aşağılıklığı tamamen yapaydır, erkekleri ve kadınları ayrı ve farklı şekilde eğiten, kadını köleleştiren ve onun yoldaşını ise vahşi bir tiran yapan uygarlığın kaçınılmaz sonucudur.</em>&#8221;<br />
İspanyol anarşistleri, aynen günümüz feministleri gibi, nasıl bir kurumsal biçimde olursa olsun &#8211;ister ekonomik, isterse politik, dini veya cinsel olsun&#8211; iktidarın uygulanmasının, hem iktidara sahip olanı hem de üstünde [iktidar] uygulananı yabanileştirdiğini iddia etmiştirler. Bir yandan, iktidara sahip olanlar onu sürdürmek için durmaksızın artan bir arzuya eğilimlidirler. Hükümetler, örneğin, &#8220;ortak çıkarı&#8221; veya &#8220;genel iradeyi&#8221; temsil ettiklerini öne sürebilirler. Ancak bu iddia yanlıştır; bir azınlığın çoğunluk üzerindeki ekonomik ve politik iktidarını koruması ve devam ettirmesi [konusunda] devletin rolünü gizler.<br />
Diğer yandan, bazılarının iktidarı kullanması diğerlerini güçsüzleştirir [<em>ing. disempower</em>, iktidarsızlaştırır]. Görece üstün konumda olanlar, kendilerine boyun eğenlerin kişiliklerini bizzat tanımlama eğilimindedirler. Fiziksel sindirme, ekonomik hakimiyet ve bağımlılık ve psikolojik kısıtlamalarla; toplumsal kurum ve pratikler herkesin dünyayı ve dünyadaki kendi konumunu algılamasını etkiler. Anarşistler, daima üstüne eylenilene [yani daima bir eylemin nesnesi] olma ve asla eylemesine izin verilmeme konumunda olmanın, bağımlılığa ve geri çekilmeye mahkum olduğunu öne sürerler. Devamlı olarak bir şeyler yapması emredilen ve kendileri adına düşünmekten alıkonanlar, sonunda kendi kapasitelerinden şüphe duyarlar. Günümüz feministleri ile beraber, anarşistler başkaları tarafından belirlenenlerin, kendilerini tanımlamakta ve adlandırmakta çok büyük güçlük çekecekleri konusunda ısrar ederler. Toplumsal normlara, standartlara ve beklentilere karşı çıkma anlamında kendi başlarına hareket etmek konusunda bu güçlüğün çok daha fazla olacağı da bir başka ısrar konusudur.<br />
Bu nedenle belirli insanların &#8220;davet edildiklerini&#8221; gördükleri <em>kalıcı</em> otorite yapılarına anarşistler karşı çıkarlar; toplumdaki otorite ilişkilerinin daha akışkan hale gelmesi gerektiğini belirtirler: &#8220;<em>İnsanlar özgürdür. Özgürce çalışırlar, özgürce değişirler, ve özgürce sözleşme yaparlar.</em>&#8221;</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">TOPLULUK VE EŞİTLİK</span></strong><br />
Pek çok kuramcı, elbette ki, hiyerarşik yapıların, tahakkümün ve tabi kılmanın (politik, ekonomik veya cinsel alanda olsun) olumsuz etkilerine rağmen, toplumsal yaşam için gerekli olduğunu öne sürmüştür. Cevap olarak, anarşistler geniş anlamıyla özgürlük ve eşitliği içinde barındıracak bir toplumsal örgütlenmenin alternatif yollarını betimlemişlerdir. Bu görüşler bireyi sağlam bir şekilde topluluk bağlamı içine yerleştirir; ve toplumun kendisini zaman içinde devamlı kılmasını sağlayacak ekonomik ilişkilere, koordinasyon mekanizmalarına, cinselliğe ve erkek-kadın ilişkilerine ve var olan eğitim ve toplumsallaştırma sistemlerine dikkati çekerler.<br />
Anarşistler, örgütlenmenin temeli olarak  eşitsizlik yerine, karşılıkçılığı [<em>ing. mutualism</em>], karşılıklılığı [<em>ing. reciprocity</em>] ve federalizmi önerirler. Hiyerarşi ve tahakkümün yerine, herkesin kendi potansiyelini tam olarak gerçekleştirmesini sağlayacak, böylece de toplumsal, politik ve cinsel eşitsizlik gereksinimini engelleyecek kuvvetlenmeyi [<em>ing. empowerment</em>] önerirler. Anarşist <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> kuramının Mujeres Libres açısından belirli bir öneme sahip yönlerini, ve otoriter olmayan toplumsal bir değişim kuram ve pratiğinin gelişimine Mujeres Libres&#8217;in yaptığı katkıları &#8211;özgürlüğün toplumsal doğası, [siyasal ve toplumsal açıdan] eşitlikçi bir toplum görüşü, ve bilinç değişimi ve güçlendirme süreci&#8211; en belirgin şekilde gösteren yönleri aydınlatacağım.<br />
Özgürlük, veya bireysel hürriyet, İspanyol anarşist geleneğinin en temel önermesidir. &#8220;Bireysel bağımsızlık&#8221; pek çok anarşist yazının ana öğretisi [ilkesi]dir; bir kimsenin bireysel potansiyelinin özgür gelişimi, tüm insanoğullarının doğuştan sahip olduğu temel &#8220;haklar&#8221;dan birisidir. Ancak İspanyol anarşistleri, <em>komünalist</em>-anarşist geleneğe sağlam bir şekilde kök salmışlardır. Onlara göre, özgürlük temel olarak toplumsal bir üründür: bireysellik ve yaratıcılığın tam ifadesi ancak <em>topluluk içinde ve [onun] sayesinde</em> gerçekleştirilebilir. Pilar Grangel&#8217;in (Mujeres Libres&#8217;te de aktif olan bir öğretmen), bireysellik ve topluluk arasındaki ilişkiyi betimlerken yazdığı gibi, &#8220;<em>Ben ve benim doğrum; ben ve benim inancım &#8230; Ve ben senin için, ancak kendim olmaktan asla vazgeçmeyerek, ki böylece sen de her zaman kendin olabilesin. Senin varlığın olmadan ben var olmadığım için, ama benim varlığım seninki için vazgeçilmez olduğu için.</em>&#8221; Onlar, hayatta kalmak için toplumsal yaşamın karşıtlar arasındaki saldırgan [bir] çatışmayla değil, &#8220;karşılıklı yardımlaşma&#8221;yla düzenlendiği şeklindeki Kropotkin&#8217;in iddiasına sık sık göndermeler yaptılar: &#8220;<em>Birlik olmaksızın, yaşam olamaz.</em>&#8221; Yalnızca ekonomik sınıf hiyerarşilerinden, politik ve cinsel ayrıcalıklardan arınmış, tam eşitlikçi bir toplumda, herkes mümkün olan azami gelişimini gerçekleştirmekte özgür olacaktır ve bireysel inisiyatif serpilebilecektir.<br />
Bireyselliğe ve bireysel inisiyatife, bunu besleyen komünal bağlama odaklanma, İspanyol anarşistlerine erkek-kadın farklılıklarını ele alacak potansiyel bir bağlam sağlamıştır. Bu görüş açısı [perspektif] insanların çeşitliliği, insanların toplumsal bütüne katkı yapabilecekleri yolların değişikliğini, ve farklı grupların dahil edilmesinin topluma yapacakları katkılar hakkında genel bir farkındalık &#8211;en azından kuramsal düzlemde&#8211; yaratttı. Ancak bu bakışın, gerek kuramda gerekse pratikte, cinsel farklılıklar bağlamında kullanılması çok daha fazla kısıtlı olmuştu. Günümüz feminist ve azınlık [hakları savunucularının] bizi oldukça bilinçlendirdiği üzere, homojen olmayan topluluklarda saygı ve eşitliğin nasıl sağlanacağı her zaman belirgin değildir. Birçok eşitlikçi olduğu varsayılan toplumsal biçim, erkekler ve kadınlar arasındaki farklılıkları göz ardı etmiş, veya örneğin bunların politikayla ilişkili olmadığını varsayarak, kadınların ikincil konuma getirilmesini etkili bir şekilde yeniden üretmişlerdir.<br />
Onların toplumsal örgütlenmenin ana bileşenlerine dair anlayışını incelersek, İspanyol anarşist görüşün sınırları belirginleşir. Çoğu İspanyol anarşisti, toplumsal örgütlenmenin ana ilkesinin politik olmaktan ziyade ekonomik olduğunda ısrar ederek, ekonomik ilişkileri görüşlerinin merkezine yerleştirdiler. Hem insanların aldığı ödentiler hem de işin yapısı bağlamında, ekonomik ilişkiler mümkün olduğunca hiyerarşik olmamalıdır. Ücret eşitliğinin tam olarak nasıl sağlanacağı hakkında, kolektivizm (herkese katkısına göre) ve komünizm (herkese ihtiyacına göre) arasında gidip gelerek, kendi aralarında farklılaşırlar. Ancak hepsi de adil bir toplumun işlemesi için ücretlerin göreceli eşitliğinin asli olduğunda hemfikirdir. Bunun sebebi, hem ekonomik eşitsizliklerin kolayca toplumsal ve politik iktidara dönüşmesi; hem de daha temelde, beşeri emeğin çoğunun işbirliği içermesi ve bireyin kolektif bir işe katkısına değer biçmenin neredeyse imkansız olmasıdır.<br />
Ancak, ekonomik eşitliğin karşılıklı yardım ve dayanışmaya dayanan bir toplumun çatısı olması gerektiğini söylemek, o toplumun genel yapısı ve örgütlenmesinin neye benzeyebileceğini tanımlamakta yetersizdir. Komünalist anarşistler açısından toplum en iyi şekilde, bireysel özerkliği takdir ederken hala özgürlük ve adalet için hayati olan genel koordinasyonu temin edebilecek bir dizi gönüllü birlik olarak anlaşılabilir. Toplumsal düzen, resmi politik yapılardan ziyade yerel olarak oluşmuş, merkezsizleşmiş birimlerin işbirliği sayesinde gerçekleştirilebilir. Daha yüksek bir otoritenin müdahelesi olmaksızın insanlara hizmet sağlamakta etkin bir şekilde işlev görecek gönüllü anlaşmalarla kurulan ağ modellerinin örnekleri olarak, demiryollarına, uluslararası posta hizmetlerine ve diğer iletişim biçimlerine dikkat çektiler.<br />
Ancak ekonomik yapılara bu merkezi odaklanma, özellikle de katı bir cinsiyete dayalı işbölümüyle biçimlendirilmiş [characterised] bir toplumda, kadınlar için ciddi sorunlar doğurdu. Kadınlar işe nasıl dahil edileceklerdi? Yeni toplum, cinsiyete dayalı işbölümüne meydan okuyacak ve onun üstesinden mi gelecekti? Veya bu işbölümünü olduğu gibi bırakacak ve kadınlar için bir çeşit &#8220;farklı ancak eşit&#8221; statü gerçekleştirmeye mi uğraşacaktı? Toplumsal örgütlenmenin kökü olarak ekonomik yapıların vurgulanması, tahakküm ve ikincil konuma getirilmenin pek çok yönü olduğu ve ekonomik meselelerin ele alınması gereken yegane mesele olmadığı şeklindeki anarşist ısrarı yalanladı. Aslında, bölüm 2&#8242;de (*) göreceğimiz üzere, yeni bir toplumun merkezi kurum ve yapıları hakkındaki tartışmalar, her ne kadar bu kararların kadınların konumu veya katılımına illişkin sonuçlarına nadiren odaklanılmış olsa da, İç Savaş öncesinde oldukça bölücü olmuştu.<br />
Bunun yerine tartışmaların çoğu yeni toplumun temelini oluşturacak örgütlenmelerin ne biçim şeyler olacağı üstüne odaklanmıştır. Anarko-sendikalistler olarak tanınacak olanlar (ki bunlar 1910&#8242;dan itibaren CNT içinde çoğunluğun konumunu temsil etmeye başladılar) tabanında sendikaların [<em>ing. union</em>, birlik] olduğu bir toplum tasavvur ettiler. Sendikalar, her sendikanın (veya sendikalar grubunun) bir delege göndereceği federasyonlar yoluyla hem yerel hem de endüstriyel olarak koordine edileceklerdi. Ancak, bu görüş, (çocuklar, işsizler, yaşlılar, özürlüler ve çalışmayan anneler dahil olmak üzere) işçi olmayanların toplumsal karar almaya katılımı için çok az fırsat yaratıyordu.<br />
Anarko-sendikalistlerden ziyade &#8220;anarşistler&#8221; olarak adlandırılan diğerleri ise, sendikaların, liberter bir komünist toplumun koordine edilmesi için çok dar bir tabanı temsil ettiğinde ısrar ettiler. Örneğin Soledad Gustavo, Federico Urales ve Federica Montseny sendikaların kapitalizmin ürünleri olduklarını ve dönüştürülmüş bir ekonomide örgütlenme ve koordinasyonun temelleri olacaklarını varsaymanın anlamlı olmadığını öne sürdüler: &#8220;<em>Patronlar olduğu için işçiler vardır. İşçicilik kapitalizmle, ve sendikalizm de ücretlerle birlikte ortadan kaybolacaktır.</em>&#8221; Gustavo ve Federica Montseny&#8217;nin her ikisi de İspanya&#8217;da uzun bir geçmişe sahip olan başka bir geleneğe, <em>municipio libre</em>&#8216;ye (özgür komüne) dikkat çektiler: &#8220;<em>geçici anlamda dahi sendikalist çözümün uygun olmadığı, özellikle de tarımsal köylerde, toprağın ve tüm üretim araçlarının toplumsallaştırılması, üreticilerin ellerine verilmesi temelinde bütün İspanya&#8217;da özgür komünleri ilan ettiğimiz andan itibaren devrimin peşine düşme hakkımı saklı tutuyorum.</em>&#8221; İlginçtir ki, daha topluluk-odaklı örgütsel bir tabandan bahseden bu iki kadın aynı zamanda kadınların kurtuluşunu destekleyenlerden en bilinen ikisidir &#8212; her ne kadar, bildiğim kadarıyla ikisi de kadınların kurtuluşuna dair kaygılarını, örgütsel olarak işyeri yerine topluluk üstüne odaklamayla açıkça ilişkilendirmemiş olsalar da. Bölüm 2&#8242;de göreceğimiz üzere, topluluk-temelli örgütlenme stratejileri, kadınları ilgilendiren meseleleri ele almakta ve kadınların katılımını harekete geçirmekte, işyeri-temelli olanlardan genellikle çok daha başarılıydı.<br />
Giderek, kuramcıların ve CNT eylemcilerinin çoğu, her ne kadar birleşmenin koşulları hala sendikal çözümü kayırıyor olsa da, <em>municipio libre</em>&#8216;yi sendika ile birleştirmeye giriştiler. Örneğin Isaac Puente, şehirlerdeki <em>municipio libre</em>&#8216;nin esasında sendikaların yerel bir federasyonu olacağını söylüyordu. Kırsal alanlarda, kasaba, sınırları dahilindeki her şeyi ortak mülkiyet olarak elinde tutacaktır; komünal karar-alıcı organ &#8220;çalışan herkes&#8221;ten meydana gelecektir. Bu zorunluluktan yegane muaf olacaklar gençler, hastalar ve yaşlılar olacaktır. Bu çözüm, tabii ki toplumsal ve siyasi hakları <em>ekonomik</em> üretkenlik temeline bağlayacaktır &#8211;&#8221;özgür komün&#8221;de bile.<br />
Bir sonraki bölümde göreceğimiz üzere, örgütsel yapı ve görüş hakkındaki meselelere ilişkin herhangi bir çözüm [önerge] söz konusu olduğunda, bu [çözüm] basındaki kuramsal tartışmalardan ziyade anarko-sendikalist hareketin pratiği içinde gerçekleşecekti. İspanyol hareketinin, eylem ve örgütlenmelerin katı bir şekilde sendika temelli olması açısından ondokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başı Avrupa işçi-sınıfı hareketlerinin çoğundan farklı olduğuna dikkat edilmesi önemlidir. [?] İspanyol ve öteki hareketler arasındaki farklılıklar &#8220;kadının yeri&#8221;ne dair tartışmalar bağlamında özellikle önem arz eder.<br />
Önemlidir ki, ne Montseny&#8217;nin ne de Puente&#8217;nin özgür komünler hakkındaki tartışmasında kadınlardan &#8211;ve işsiz erkeklerden&#8211; bahsedilir. İkinciler hakkında, tam olarak düzenli bir toplumda, &#8211;çalışmayı reddedenler dışında&#8211; işsizlik olmayacağı varsayımı yapıldığını söyleyebiliriz; ortak işe katılmayı reddetmek siyasi haklardan yoksun kılınmayı meşrulaştırır. Ancak, kadınların konumu çok daha az belirgindir, çünkü yazarlar hem erkeklerin hem de kadınların çalışıp çalışmayacağından (çocuk bakımı ve çocuk yetiştirme [konularından] hiç bahsetmezler); kadınların eviçi işlerinin çalışma sayılıp sayılmayacağından (ama, o zaman kadınların evlerinde hakkıyla çalıştıklarını belgeleyecek bir sendika olacak mıdır?); veya küçük çocukları olan kadınların tam bir yurttaş olarak görmeyi bekleyip beklemediklerinden bahsetmezler. Puente tüm kadınların işçi olacağını varsayıyor gözükürken, Mella kadınlardan işçiler yerine eşler ve kız evlatlar olarak bahseder: &#8220;<em>İşçiler: sizin sorumluluğunuz kendinizi mücadeleye vermenizdir. Eşleriniz de sizinle beraber olacaktır, çünkü onlar da sizin kadar burjuvazinin barbarlığının kölesidirler.</em>&#8221; Maranòn anneliğin çalışmaya uygun olmadığını öne sürer ( annelik hakkıyla yapılacaksa tam zamanlı bir iş olacağı veya en azından öyle olması gerektiği için). Bununla beraber, özel, ve hatta anormal bir sınıf olarak gördüğü anne olmayan kadınlar için çalışmanın önemli olduğunu söyler.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">CİNSELLİK VE KADINLARIN EZİLMESİ</span></strong><br />
Aslında, anarşist yazarlar arasında bu meseleler üzerinde bir görüş birliğinin olmaması, yanlızca kadınların işçi sınıfı örgütlenmelerindeki yeri hakkında değil, aynı zamanda kadınların ezilmesi ve bunun üstesinden gelmek için nelerin gerekli olduğu konusunda da ayrışma olduğunun kanıtıdır. Mary Nash, ondokuzuncu yüzyıl boyunca ve yirminci yüzyılın başlarında İspanyol anarşistleri arasında, erkek-kadın ilişkilerinin doğası hakkında iki farklı düşünce akımının gelişmiş olduğunu belirtiyor. Birisi, Proudhon&#8217;un yazılarına dayanarak (ve İspanya&#8217;da Ricardo Mella tarafından örneği ortaya konulan), kadınları esasen evdeki rolleriyle topluma katkı yapan yeniden üreticiler olarak görür. Bu görüşe göre, kadınların kurtuluşu için gereken şey kadınların evdeki çalışmalarının yeniden değerli hale getirilmesidir [değerinin bilinmesi]; onun ev dışındaki çalışması erkeğinkine göre daima ikincil olmalıdır. Kuramsal köklerini Bakunin&#8217;in yazılarında bulan (Marksist perspektife benzer olan) ikinci akım ise (en azından üretkenlikçi yönleriyle Isaac Puente&#8217;nin çalışmalarında örneklenen), erkeklerle eşit hale getirmenin kötü olduğunda, ve kadınların kurtuluşu için esas olanın onların erkeklerle eşit koşullarda ücretli emek gücüne tam olarak dahil olmaları olduğunda ısrar ediyordu. Bu görüşe göre, eğer kadınlar ezilmelerini sona erdirmek istiyorlarsa, iş gücüne işçiler olarak katılmalı ve tüm işçilerin konumunu iyileştirmek için sendikalarda mücadele etmeliydiler. CNT&#8217;nin resmi görüşü bu ikinciyi izliyordu &#8211;ancak, işyerinde kadınların eşitliğine <em>kuramsal</em> bağlılığın CNT üyelerinin çoğunluğunun bu bağlılığa uygun şekilde hareket edeceğini garanti etmediğine dikkat edilmelidir. Bölüm 2&#8242;de göreceğimiz üzere, hareketin bu bağlamdaki pratiği ifade edilen inançlarını nadiren doğrulamıştır.<br />
Bununla beraber, liberter hareket içinde kadınları sendikalarda örgütlemenin &#8211;ki bunu yapmak mümkün olsa dahi&#8211; kendi başına yeterli olmayacağına inananlar da vardı. Onlara göre, kadınların ezilmesinin kaynakları işyerindeki sömürüden daha geniş ve daha derindi. Kadınların ezilmesinin ekonomik olduğu kadar kültürel olduğunu, kadınların ve onların faaliyetlerinin aşağılanmasının aile ve kilise gibi kurumlar aracılığıyla geliştirildiğini öne sürüyorlardı. Bu nedenle, &#8220;Javierre&#8221;, devrimci değişimin erkek-kadın ilişkilerini değiştirmesi sürecine dair anlayışını ortaya koyan bir makalede, hamile kadınları terk eden &#8220;yeni Sovyet erkekleri&#8221;nin sayısı hakkındaki bir <em>Pravda</em> haberi üstüne [şöyle] yorum yapıyordu: &#8220;<em>Siyaset tek başına erkeği ahlaki olarak ortak bir yaşama hazırlayamaz &#8230; Marksist vaftiz, (Bu erkekler[e]) erkek olmayı Hristiyan vaftiz[inden] daha fazla öğre[t]memiştir.</em>&#8221; Dahası, en azından bazı İspanyol anarşistleri kadının ezilmesini, kadının yeniden üretme rolüne ve cinsel ahlaktaki çifte standarta bağlamışlardı. Eğer kadınlar devrimci bir toplumda tam eşit ortaklar olacaklarsa, bunların da &#8211;yeni bir cinsel ahlakın kabullenilmesi ve doğum kontrolünün yaygın olarak kullanımı sayesinde&#8211; değiştirilmesi gerekecektir.<br />
Bu geniş anlayış bile belirsizliklerden muaf değildi. Kyralina (Mujeres Libres&#8217;in aktif bir destekçisi olacak olan gazeteci Lola Iturbe) daha geniş bir kültürel fenomeni hesaba katacak bir analiz ve pratiğin gerekliliğinde ısrar ediyordu. Ancak &#8220;Anarşist Komünizm Kadınları Özgürleştirecektir&#8221; [başlıklı] makalesi, yirminci yüzyıl anarşist kültürel eleştirilerde yaygın olan bir inancı, özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasının özgür aşka ve kadınların kurtuluşuna yol açağı inancını ortaya koyuyordu: &#8220;<em>Ancak liberter komünizmin saltanatı kadınların kurtuluşuna insani bir çözüm getirebilir. Özel mükiyetin tahrip edilmesiyle, bu ikiyüzlü ahlak bir kenara atılacaktır, ve bizler özgür olacağız &#8230; Zevklerimizin tam özgürlüğüyle,tutkulu ve cinsel bir yaşamın çeşitli biçimlerine saygılı olan aşkı yaşayacağız.</em>&#8221;<br />
Pek çok anarşist yazar ve eylemci açısından, cinsel yaşam ile aile yaşamının yeniden örgütlenmesi ve kadınların rolünün yeniden inşa edilmesi, devrimci bakışın asli unsurlarıydı. Aile ve cinselliğin &#8220;özel&#8221; [kişisel] ilişkilerine gösterilen bu ilgide, İspanyol anarşistleri ondokuzuncu yüzyılın ütopik sosyalistleri ve günümüz feministleri ile pekçok şeyi paylaşıyorlardı. Ancak anti-otoriter analizi, cinselliğe ve aile ilişkilerine uygulamanın birden fazla yolu vardı. Yeni anarşist toplumda ailelerin ve aile ilişkilerinin yapısı ve doğası nasıl olacaktı? Ve kadının toplumsal katılımı, onun ailevi ve yeniden üretici rolleriyle nasıl ilişkilendirilecekti? Proudhon ve takipçilerinin savunduğu gibi, ailede kocanın/babanın sorgulanamaz otoritesi korunacak mıydı, yoksa o da yıkılacak ve bunun yerini gönüllü eşitlikçi ilişkiler mi alacaktı? Bazı İspanyol anarşistleri açıkça Proudhon&#8217;a katılıyorlardı; diğerleri ise çileciliği savunuyor, alkol ve tütün kullanımına karşı çıkıyor, ve tek eşliliği veya cinsel saflığı [bekareti] tavsiye ediyorlardı. Yirminci yüzyılın başlarında bu meseleye değinen yazarların çoğu ise toplumsal cinsiyetler [<em>ing. gender</em>] arasında eşitliği ve özgür aşkı savunuyordu. Bu son grup, gerçek özgürlüğün, cinsel olanlar da dahil olmak üzere, insanın tüm yetilerinin tam ifade edilmesi ve geliştirilmesi anlamına geldiğinde ısrar ediyordu. Onlara göre, bekaret, tek eşlilik ve sadakat toplumsal ideallerini devam ettirmek Hristiyan baskının mirasını yansıtmaktaydı, ve ideal anarşist toplumda bunların yerini özgür aşk ve eşitlikçi aile yapıları alacaktı.<br />
Bu sonraki konum, 1920&#8242;lerde ve 1930&#8242;larda &#8211;özellikle de Sigmund Freud, Havelockk Ellis ve tanınmaya başlayan diğer seksologların çalışmalarıyla&#8211; güç kazandı. 1930&#8242;larda, &#8211;<em>La Revista Blanca</em> ve <em>Estudios</em> gibi kültürel eleştiri dergilerinde yazan&#8211; İspanyol anarşistleri, cinselliğin ve cinsel özgürleşmenin insan gelişimi, ve nihayetinde de toplumsal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> için önemini geniş bir biçimde resmetmek amacıyla Freudçu psikoloji ile neo-Malthusçu retoriği ve özgür aşk doktrinlerini birleştiriyorlardı.<br />
1930&#8242;larda <em>Estudios</em>&#8216;a katkı yapanların alayı cinselliğin olumlu değerine, ve erkek ve kadınlar için çifte standartlı cinsel ahlaka karşı çıkılmasına dayanan, yeni bir cinsel etikten bahsediyordu. Bu yazarlar [cinsel] saflık ve cinsel dürtülerin bastırılmasını savunan anarşistlerle tefe koyuyorlardı. Onlar, bunun aksine, zorla sakınmanın yanlızca (fahişelik ve kadınların ezilmesine neden olan) klasik çifte standarda değil, ama aynı zamanda bodurlaşmış yaşamlara, ve daha da kötüsü suça yol açacağında ısrar ediyorlardı. Freud&#8217;u takip ederek, cinselliğin temel yaşam gücü olduğunu, tinsel ve toplumsal sağlığın önemli bir parçası olduğunu savunuyorlardı. Cinsel hisleri bastırmak ve onları fahişeliğe yöneltmek yerine, yazarlar insanların cinsellik hakkında daha fazla şey öğrenmesi &#8211;ve doğum kontrolü uygulaması&#8211; gerekktiği sonucuna varıyorlardı.<br />
Psikoseksüel sağlık konuklarında anarşist yazarların &#8220;piri&#8221; olan Dr. Felix Marti-Ibànez, cinselliğin insan yaşamındaki yerine dair yeni bir perspektifin ana hatlarını ortaya koydu. İlk olarak, insan büyümesi ve gelişiminin ve başarılı evliliklerin bir parçası olarak, &#8211;hem erkekler hem de kadınlar için&#8211; jenital cinselliğin öneminde ısrar etti. Onun makaleleri kilisenin evliliğin türlerin yaşamını sürdürmek için var olduğu görüşünü reddediyordu, ve bunun yerine evliliğin, iki kişi tarafından gönüllü olarak seçilmiş olan bir yaşam şekli olduğunda ısrar ediyordu. İster evlilik bağlamında isterse evlilik dışı bağlamda, seks yanlızca döllenmek için değil, hayat vermek [<em>ing. recreation</em>, eğlendirmek, dinlendirmek] içindir. Başarılı cinsel ilişkiler (evlilikte veya evlilik-dışı) her iki tarafın da cinselliğe değer vermesini ve saygı göstermesini; ve cinsel birleşme ve tatminin yanlızca çocuk üretmenin bir aracı değil, kendi içinde bir amaç olabileceğinin bilinmesini gerektirir. Sonuçta, başarılı bir evlilik doğum kontrolünün bilinmesini ve kullanımını içerecektir. Onun makaleleri hem cinselliğin insan yaşamındaki yerine dair bu yeni görüşü şekillendirmek, hem de proletaryayı mevcut doğum kontrol [araçlarından] haberdar etmek amaçlarını güder.<br />
Marti-Ibànez yeni bir cinsellik anlayışının gerektiğini de öne sürüyordu. Uzunca zamandan beri, cinselliğin jenitallikle [cinsel birleşme] karıştırıldığını söylüyordu. Önemli insan gereksinimlerini engellediğini belirterek, [cinsel] saflığın dayatılması pratiğini eleştirdi. Aynı zamanda, cinsel enerjinin farklı yönlere kanalize edilebileceği, ve jenital temas yoluyla ifade edilmesinin bir zorunluluk olmadığı [konusunda] ısrar etti: &#8220;<em><span style="text-decoration: underline;">Jenital</span>-erotik dürtülerin cinsel bir faaliyet olduğunun, ancak [bunun] <span style="text-decoration: underline;">cinselliğin</span> yanlızca küçük bir parçası olduğunun, ve cinselliğin birçok başka yönünün (iş, idealler, toplumsal ve artistik yaratım vb.) de olduğunun farkına varalım &#8230; Cinsellik kendisini erotik bir şekilde veya çeşitli biçimlerdeki çalışma sayesinde ifade edebilir.</em>&#8221; [altı çizili yerler orijinalinde vurgulu] Bununla beraber, cinsel enerjiyi tekrar yönlendirme çabaları başarılı olmazsa, genç kadın ve erkeklerin &#8211;seksin aşkla ilintili olması gerektiiğini düşünmedikleri, veya bunun kadının kendi hislerinden veyahut kendine saygı hissinden vazgeçmesini gerektirmediği müddetçe&#8211; cinsel deneyimde bulunmaktan sakınmaması gerektiğini belirtir!<br />
Cinselliğe karşı yeni ve daha özgür bir tavır çağrılarına karşın, esasen bütün bu yazarlar &#8220;normal cinselliği&#8221; heteroseksüellikle özdeşleştirdiler. Bu özdeşleştirme açık olmaktan ziyade kapalı bir şekildeydi &#8211;cinsellik tartışmaları karşı cinslerden insanlar arasındaki &#8220;normal&#8221; ve &#8220;doğal&#8221; bir çekimi varsayıyor ve ifade ediyordu. &#8220;Ögenya [<em>ing. eugenics</em>, soyaçekim yoluyla insan ırkının geliştirilmesiyle ilgilenen bilim dalı] ve Cinsel Ahlak&#8221; serilerinde, Marti-Ibànez açıkça homoseksüellik sorununa değinmişti. Bu makalede esasen homoseksüelliğe karşı yaklaşımın tarihçesine odaklanıyor, &#8220;cinsel tersine dönme&#8221; [<em>ing. inversion</em>] (&#8221;doğuştan homoseksüellik&#8221;) ve (gönüllü olarak, kibir veya merak yüzünden, veya çıkarcı amaçlar doğrultusunda uygulanan) &#8220;cinsel sapkınlık&#8221; [<em>ing. perversion</em>] arasında ayrım yapmaya girişiyordu. Bu iki türü birbirinden ayırma çabasına rağmen, makale hangi sebebin asli olduğunu belirlemenin genellikle güç olduğunu belirtiyordu. Nihayetinde, homoseksüellikte ahlaksız hiçbir şey olmadığını, ve bu nedenle homoseksüel davranışların (çalmadan duramayan bir kleptomanı cezalandırmasını ne kadar uygun olacaksa!) cezalandırılmaması gerektiğini belirtiyordu. Ancak, aynı zamanda homoseksüelliğin bir sapkınlık olduğunu ve homoseksüellerin &#8220;cinsel tersine dönmenin kurbanları&#8221; olduğunu inancını açıkça belirtiyordu.<br />
Pekçok yazar, kadın cinselliğine yönelik yeni tavırların potansiyel olarak özgürleştirici etkisinin farkına varmıştı. [Cinsel] saflığa yönelik geleneksel yaklaşımın (ki daima kadını erkeğe nispeten daha fazla kısıtlıyordu &#8211;aslında anarşist çevrelerde bile) terk edilmesi, kadınları kendi cinselliklerini keşfetmek ve ifade etmek için özgürleştirecekti. Daha özelde, &#8211;hem kadın hem de erkek&#8211; pekçok yazar kadının yeniden üretim faaliyetinin onun ikincil konuma getirilmesinde anahtar olduğu görüşüne sahipti. Evli kadınlar (o zamanlar nadiren sorgulanan evlilik ilişkilerinin bir yönü olan) kocalarının cinsel arzularına tabi oldukları ve doğurganlığı düzenlemenin hiçbir yolu olmadığı müddetçe, kadınlar geniş ailenin yönetimi ile ard arda [gelen] çocuk doğumlarının duygusal, fiziksel ve tinsel lağımına maruz kalacaklardı. [Bu] yetersizlik en dramatik olarak işçi sınıfından kadınlar üstüne kalıyordu. Doğurganlığın kontrolü, bu nedenle, kadınlar için özellikle özgürleştirici olabilirdi. Kadınlar ve cinsellik konularında <em>Estudios</em>&#8216;a düzenli katkı sağlayanlardan Maria Lacerda de Moura, işçi sınıfı içinde doğum kontrolü bilgilerinin yayılmasına karşı çıkan anarşist erkekleri eleştiriyordu: &#8220;<em>Onlara göre, bir kadın sadece burjuva askerlerini, veya daha doğrusu toplumsal devrimin kızıl askerlerini üretmeye hedeflenmiş, doğurgan ve tükenmez bir rahimdir.</em>&#8221; O, tam tersine, doğum kontrolünün kadınların özgürleşmesi mücadelesinin asli silahı haline gelebileceğinde ısrar ediyordu.<br />
Birleşik Devletlerdeki ve Avrupa&#8217;da çeşitli bağlamlarda [çalışan] doğum kontrolü taraftarları ve feministler gibi, Lacerda, Maranòn ve diğer İspanyol anarşistleri, hem işçi sınıfı ailelerinin hem de bireyler olarak işçi sınıfından kadınların ailenin düzgün bir şekilde bakabileceğinden daha fazla çocuk üertmekten zarar gördüklerini; ve kadınların kurtuluşunun aynı zamanda anne olup olmama, ne zaman ve ne sıklıkta anne olunacağının seçilmesini de içermesi gerektiğini öne sürüyorlardı. Ancak, onlar doğum kontrolünün bireyler olarak kadınlar için faydalarını da vurguladılar: bu hem evli hem de bekar kadınları hamilelik korkusundan kurtarabilir, ve böylece cinsel ilişkilerden daha bütünsel bir zevk almalarına olanak tanır.<br />
Bazı analistler, bu argümanları daha da ileriye götürerek doğum kontrolünü ve sınıf analizini Malthusçuluğa eklemleyip, anarşist bir neo-Malthusçuluk şekillendirdiler. Dr. Juan Lazarte, hamilelik ve doğumun anlam ve sonuçlarının toplumsal sınıflar arasında değiştiğini savunmuştu. Sık hamileliklerin kadının sağlığı açısından, keza &#8211;meteliksiz kalmış&#8211; bir ailenin sağlığı ve istikrarı açısından felaket olabilirdi. Ve aile daha çok çocuğa sahip oldukça, bebek ölüm oranları da yükseliyordu. Kısacası, Malthus&#8217;un öne sürdüğü gibi, sınırlandırılmamış yeniden üretimden en çok yaralananlar yoksullar oluyordu. Ancak doğum kontrolü imkanıyla, işçi insanlar (Malthus yoksulların bunu yapabileceklerine inanmıyordu) bu &#8220;kısıt&#8221;ın yerine &#8211;bilinçli işçi sınıfının özgürlüğüne yönelik stratejisinin bir bileşeni olarak kullanabileceği&#8211; doğum kontrolünü koyabilirler. Daha küçük ailelerle, işçilerin ücretleri daha yüksek sağlık ve kuvvet seviyelerine erişebilir. Doğumların sınırlanması keza daha küçük bir işgücüne, işsizliğin azalmasına, işçilerin daha güçlü olmasına, ve hatta savaşların sona ermesine yol açabilir.<br />
Son olarak, cinselliğin ifade edilmesinde döllenmeyle zevkin ayrılmasını mümkün kılmasının yanısıra, cinselliğe yönelik bu yeni yaklaşımların anarşistlerin aşk ve evlilik anlayışlarına da önemli etkileri vardır. Pekçok anarşist kalıcı tekeşli evliliğin, kadın açısından örtük bir kendinden vazgeçmeyi gerektiren bir despotluk biçimi oluşturduğunu; ve özgür aşkın (ki bununla hem erkeklerin hem de kadınların, kilise veya devletin çıkarına olmaksızın cinsel ilişkiyi seçme ve artık karşılıklı olarak tatminkar olmadığında sona erdirme hakkından bahsetmektedirler) hem erkeklerin hem de kadınların doğal eğilimlerini yegane ortaya koyma [yolu olduğunu] iddia etmiştir. Bazı yazarlar, ideal bir toplumda dahi erkekler ve kadınlar arasında cinsellik bağlamında var olan farklılıkların devam edeceğini veya yenilerinin ortaya çıkacağını varsaymışlardır; diğerleri ise var olan farklılıkların büyük ölçüde toplumsal koşullanmaların ürünü olduğunda ısrar etmişlerdir. Ancak hepsi de, bu farklılıkların kaynağı ne olursa olsun, kadınların tam eşitliğine uyan bir toplumda, hem erkeklerin hem de kadınların cinselliklerini daha bütüncül ve daha tatminkar yaşayacaklarını varsaymışlardır.<br />
Hem [cinsel] saflığın hem de tekeşliliğin eleştirilmesi 1920 ve 1930&#8242;larda oldukça yaygındı, ve bunun yerine ya özgür aşkı veya &#8220;çoklu aşk&#8221;ı savunan sayısız makale yayınlanıyordu. Özgür aşkı savunmanın ötesinde, pekçok anarşist yazar tekeşliliğin sahip olma arzusunun bir ürünü olduğunda, kökenlerinin özel mülkiyet ve kadının ikincil konuma getirilmesinde bulunduğunda, ve geleceğin anarşist toplumunda ortadan kalkacağında ısrar ediyordu. Mujeres Libres&#8217;in kurucularında birisi olacak olan Amporo Poch v Gascòn, 1934&#8242;de <em>Estudios</em>&#8216;da geleneksel tekeşlilik kavramının kadını, &#8220;<em>ister hala seviyor isterse sevmiyor olsun, &#8211;kilisenin veya yargıcın [erkeğe] sunduğu&#8211; erkeğin kalıcı malı</em>&#8221; yapıyordu. Ancak, o eğer doğru anlaşılırsa,  tekeşlilik &#8220;<em> &#8216;ebediyen&#8217; demek değildir, ancak aşıkların arzu ve duyguları devam ettiği müddetçe</em>&#8221; demektir diyordu. Dahası, eğer erkekler gibi kadınlar da böylesi bir tutuma sahip olurlarsa, &#8220;<em>tümü daha özgür ve daha tatmin olmuş olurlar.</em>&#8221;<br />
Maria Lacerda de Moura, kabullenilmiş tekeşli aşk ve evlilik kavramlarından daha da uzaklaşmıştır. &#8220;<em>Aşk</em>&#8220;, diyordu, &#8220;<em>daima tekeşlilikle açık bir mücadele içinde olmuştur.</em>&#8221; Erkeklerin ve kadınların eşit olarak saygı gördüğü gerçekten eşitlikçi bir toplumda, tekeşliliğin yerini, herkesin (özellikle de cinsel özerklikleri tamamen yasaklanan kadınların) tam olarak gelişmesine, [kendisini] ifade etmesine, cinsel ihtiyaçlarını karşılamasına izin verecek tek cinsel ifade biçimi olan çoklu aşk alacaktır. Kadın ve erkeklerin aynı anda birden çok aşığının olmasını mümkün kılarak, çoklu aşkın kıskançlıkla ilgili birçok sorunu ortadan kaldıracağında, kadınların gerçekten de özgürce eşini (veya eşlerini) seçmesine imkan tanıyacağında, ve fahişelik ile kadınların cinsel sömürüsünü sona erdireceğinde ısrar ediyordu (çünkü evli olmayan, cinsel olarak aktif olan kadınlar artık damgalanmayacak ve kolayca yaralanır olmayacaktır).<br />
Bununla beraber, çoğu yazar onun kadar ümitli değildi. En azından, özgür veya çoklu aşk doktrinlerinin pratikte uygulanmasının teoriden çok daha karmaşık olacağını fark ediyorlardı. Çoğu yazar, özellikle de kadınlar, kadınların eşitliği söz konusu olduğunda, vaaz ettiklerini fiilen pratiğe döken pek az anarşist olduğuna işaret ediyorlardı. Soledad Gustavo örneğin, &#8220;<em>bir erkeğin kadınların kurtuluşu fikrinden hoşlanabileceğini, ancak kadının bunu gerçekte uygulamasının düşkünü olmayacağına &#8230;. Nihayetinde, başkalarının kadınlarını arzulayabilir, ancak kendisininkini [kendi kadınını] kilit altında tutacaktır.</em>&#8221; değiniyordu.<br />
Federica Montseny, <em>La Victoria</em> [adlı] romanının cinsel olarak özgürleşmiş kadın kahramanı Clara&#8217;ya yöneltilen eleştirilere cevap olarak, güçlü bir erkek tarafından korunan zayıf, tapılası bir kadın kavramının &#8211;her ne kadar bazı erkek anarşistlere cazip gelse de&#8211; hiç de liberter bir görüş olmadığını söyler. Serbest ve karşılıklı özgürlüğe göre yaşamaya hazır, veya hatta [bunları] kavramış olan [özümsemiş, anlamış] çok az kadın olabilir. Ancak &#8220;<em>[böyle yaşamaya istekli ve hazır olan] kadını kabullenmeye hazır çok daha az erkek vardır.</em>&#8221;<br />
Montseny&#8217;nin görüşüne göre, &#8211;geleneksel tutum ve inançlar tarafından köleleştirilmiş&#8211; İspanyol kadınlarının pek azının kurtuluş için ahlaki olarak hazır olduğu, , cinsel ve ekonomik eşitliğe karşı erkeklerin direncinden çok daha ciddi bir sorundur. Emma Goldman, kadınların kendi değerlerini bilmeleri, kendilerine saygı göstermeleri, ve erkek aşıklarının tinsel ve ekonomik köleleri olmayı reddetmeleri için, içsel bir kurtuluşa ihtiyaç duyduklarını söylemişti. Ancak Montseny Goldman&#8217;ın bu kurtuluşun nasıl sağlanacağı konusunda gerçek bir kılavuz ortaya koymadığından yakınır.<br />
Ekonomik alanda olduğu gibi, ailevi veya cinsel ilişkiler durumunda da, ideal olan farklılıklar [temelinde] eşitlikti. Gerek kadınlar gerekse erkekler, bugün &#8220;kararlaştırılmış [<em>ing. committed</em>] cinsel ilişkiler&#8221; dediğimiz şeyin içinde ve dışında, cinselliklerini geliştirmek ve ifade etmekte serbest olmalıdırlar. Her ikisi de, toplumsal kınama veya dışlamaya düşmeksizin cinsel ilişkilere girmekte &#8211;veya çıkmakta&#8211; serbest olmalıdırlar. Aileler de eşitlikçi kurumlar olmalıdırlar &#8211;babanın sorgulanamayan otoritesinin yerini karşılıklı ilişki ve karşılıklı saygı almalıdır.<br />
Bunlar anarşist toplumsal görüşün temel bileşenleriydi: ekonomik ve politik alanlarda olduğu kadar cinsel alanda da tüm insanlara eşit derecede ve karşılıklı olarak saygı gösterilen bir toplum; ne tahakküm ne de boyun eğme ilişkilerinin olduğu, kararların herkes tarafından alınmasının ve herkesçe kabul edilebilir olmasının gerektiği, insanların topluluğun süregiden yaşamına olan katkıları çevresinde örgütlenen bir toplum. Ancak bu topluma nasıl ulaşılacaktı? &#8220;Yeni anarşist erkek ve kadın&#8221; nasıl yaratılacaktı?</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM: ARAÇ VE AMAÇLARIN TUTARLILIĞI</span></strong><br />
Tahakküm ve boyun eğme ilişkilerinin toplumsal [olarak] inşa edildiğinin farkında olmak, elbette ki, onları değiştirmek demek değildir. İspanyol anarşistlerinin genelde ikincil konuma getilmenin, ve özelde ise kadının ikincil konuma getirilmesinin üstesinden gelme girişimlerini incelediğimiz zaman, devrimci değişime ilişkin anarşist perspektifin karmaşıklıkları belirginleşir. Kendi çıkarını güden &#8211;ve anarşistler, kapitalist toplumlarda yaşayan insanların, toplumsal ve ekonomik düzenlemelerin kuvvetlendirdiği kendi çıkarını gütmekten hiç de bağışık olmadığını çabucak fark etmişlerdi&#8211;, güçsüzleştirilmiş insanlar nasıl olacak da hem kendi kapasitelerinin farkına varacak ve hem de dikkatlerini diğerlerinin gereksinimlerine yönledireceklerdi? İnsanlar, kendi değerlerinin farkına varmalarını ve geniş toplumun da [bunun] farkına varmasını talep etmelerini sağlayacak içsel kurtululu nasıl gerçekleştireceklerdi? Eşitlikçi bir toplumda yaşamak için uygun olan adalet duygusunu nasıl geliştireceklerdi? Ve böyle bir toplum, değerlerine devamlı bağlı kalmayı nasıl ortaya çıkaracaktı? Daha özelde, eğer kadınların ikincil konuma getirilmesi toplumsal kurumların bir ürünüyse ve toplumsal kurumlar [kendilerini] yıkmaya teşebbüs edenlerini güçsüzleştiriyorsa, bu kurumlar nasıl değiştirilecek?<br />
Komünalist-anarşist geleneğin tanımlayıcı niteliklerinden birisi araçlar ile amaçlar arasındaki tutarlılığa yaptığı vurgudur. Devrimci mücadelenin amacı eğer hiyerarşik olmayan eşitlikçi bir toplumsa, o zaman [bu toplum] hiyerarşik olmayan bir hareketin eylemleriyle yaratılmalıdır. Aksi takdirde, katılımcılar bağımsız olarak faaliyet göstermek için asla güçlenemeyecek, ve harekete önderlik edenler <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a>-sonrası toplumu yönlendireceklerdir. İç savaş deneyiminin katılımcılarından birisinin sözleriyle, &#8220;<em>a la libertad sòlo se llega por caminos libertarios</em>&#8221; (özgürlük ancak özgürlükçü araçlarla kazanılabilir]. Kropotkin&#8217;in parlamentarist sosyalistlerin ikilemi hakkında yazdığı üzere, &#8220;<em>Sizler Devlet&#8217;i fethedeceğinizi düşündünüz, ancak en sonunda Devlet sizi fethedecek.</em>&#8221;<br />
Ancak var olan pratikler insanları güçsüzleştirirken, [insanlar] nasıl güçlendirilecekler? Anarşistlerin eşitlikçi, hiyerarşik olmayan devrimci bir sürece bağlılığı, insanların [bu sürece] katılmak için kendi yetilerinin farkına varmalarını gerektirir gibi gözüküyor. Başarılı bir anarşist <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> açıkçası, devrimci hareketinin kendisinin en karmaşık olan amacının önceden başarılmasına dayanır: herkesin güçlenmesi [<em>ing. popular empowerment</em>].<br />
Bu paradoksun çözümü, anarşistlerin devrimci süreç anlayışında bulunabilir. Bizzat kendileri eşitlikçi, güçlendirici ve bu nedenle de dönüştürücü olan faaliyet ve pratiklere katılarak insanların kendilerini devrime (ve komüniter bir toplumda yaşamaya) hazırlamaları beklenir. Toplumsal değişim süreci içinde hiçbir hiyerarşik yapı kurulamaz. Yeni bir toplum yaratmanın yolu yeni bir gerçeklik <em>yaratmaktır</em>.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">DOĞRUDAN EYLEM</span></strong><br />
Güçlendirmeye ve bilinç-değişimi sürecine ilişkin İspanyol anarşist perspektifini en iyi şekilde, onların ademi merkeziyetçiliğe ve &#8220;doğrudan eylem&#8221;e olan bağlılıklarıyla anlayabiliriz. Ademi merkeziyetçilik, devrimin, insanların günlük yaşamlarının somut gerçekliklerinden kaynaklanan, temelde yerel bir fenomen olması gerektiğine işaret eder. Devrimci bir hareket, insanların kendi ikincil konuma getirilmelerinin üstesinden gelmek üzere [insanların] mücadelelerinden gelişir; ve onların durumunun özelliklerine hitap etmelidir. Böylece, göreceğimiz gibi, İspanyol anarşistlerinin yarattığı önemli yeni kurumlardan biri, savaş öncesi dönemde bir okul, tazeleyici [<em>ing. recrational</em>, tiyatro, konser vb. gibi dinlendirici etkinliklere gitmek] bir grup ve işçi sınıfından genç insanların toplanma yeri olarak hizmet eden <em>ateneo libertario</em> (dükkan önü [<em>ing. storefront</em>] kültürel merkez) idi. Enriqueta Rovira&#8217;nın, böyle bir grubu betimlerken açıkladığı üzere,</p>
<blockquote><p>&#8220;<em>Genç delikanlılar ve kızlarla birlikte Sol y Vida (Güneş ve Yaşam) adlı bir gruba dahildik&#8230; Tiyatro oyunları, dağlara, denize geziler düzenledik, jimnastik yaptık&#8230; Hem kültürel hem de tazeleyici bir gruptu&#8230; Daima bir şeyler üstüne bir nebze [de olsa] (eğitsel) konuşmalar olurdu. Ve bu sayede, fikirler teşvik edilir, erkek ve kadın yoldaşlar olma hissi yaratılırdı. İnsanlar sendika toplantılarına ve benzerlerine gidiyordu, bu doğru, ancak grubumuz içindeki ilişkiler çok daha candandı, açıklamalar daha kapsamlıydı. Bizim çok köklü bir şekilde, ideolojik olarak biçimlendiğimiz yer işte burasıydı.</em>&#8220;</p></blockquote>
<div>Doğrudan eylem, tek tek her eylemin ve bütünün amacının insanların kendi güç ve kapasiteleriyle irtibata geçmesini, kendilerini ve yaşamlarını belirleyen erki geri almalarını sağlayacak yolları sunması demektir. Bu, demokratik bir sistemde bile olan daha beylik politik faaliyetten ayırt edilmelidir. Anarşistler, politikacılara basınç uygulamak için çıkar grupları oluşturarak değişimi gerçekleştirmeye teşebbüs etmenin yerine, deneyimimizin, anlayışımızın ve eylemlerimizin değişime kılavuzluk edebileceği ve [değişimi] gerçekleştirebileceği örgütlenmelerde biraraya gelerek, kendimiz adına düşünmeyi ve eylemeyi öğrenmemiz gerektiğinde ısrar ederler. Bilgi deneyimden önce gelmez, onu takip eder: &#8220;<em>Çalışmaya karar vererek işe başladık, ve çalışarak öğrendik&#8230; Liberter bir toplumda nasıl yaşayacağımızı, onun içinde yaşayarak öğreneceğiz.</em>&#8221; İnsanlar özgür olmanın nasıl bir şey olduğunu ancak özgürlüğü uygulayarak öğrenebilirler: &#8220;<em>Gelecek için hazır-kalıp [ready-made] insanlarla kendimizi bulacak değiliz&#8230; Yetilerinin sürekli işletilmesi olmaksızın, özgür insanlar olmayacaktır&#8230; Dışsal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> ve içsel <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> birbirini gerektirir, ve başarılı olmak için eş zamanlı olmaları gerekir.</em>&#8220;</div>
<p>Günlük gereksinim ve deneyimlerden kaynaklanan doğrudan eylem faaliyetleri, insanların yaşamlarının denetimini ele geçirebilecekleri yolları temsil eder. Feministlerin öğrendiği üzere, &#8211;ister bilinç-yükseltme grupları isterse topluluk örgütlenmelerinde olsun&#8211; insanlar kendi durumlarını değiştirmek için faaliyet gösterirken, bu gibi faaliyetlere katılım hem içsel hem de dışsal etkilere sahip olacaktır. Bu tür bir meşguliyet insanları güçlendirir ve yeniden birlikte hareket etmelerini destekler. Soledad harekete aktif katılımın kendi yaşamı ve arkadaşlarının yaşamları üstündeki etkilerini [şöyle] betimliyordu: &#8220;<em>Genç bir miltanın yaşamı inanılmaz bir yaşamdı. Mücadeleye, bilgiye, toplumu yeniden şekillendirmeye adanmış bir yaşam. Bir tür çoşkunluk ile karakterize ediliyordu&#8230; Bu çok güzel bir gençlik, bir yoldaşlıktı&#8230; Nerede olursa olsun, grevlere ve eylemlere katılıyordum daima. Çok az bir şeyle yaşıyorduk&#8230; Erkekler ve genç delikanlılılar bizden biraz daha fazla kazanıyorlardı &#8211;ancak aslında buna gücenmiyorduk&#8230; Bazen, yanlızca havayla besleniyormuşuz gibi geliyordu.</em>&#8221; Güçlenme hissi Enriqueta&#8217;nın anılarında da belirgindir: &#8220;<em>O yoldaşların sevgisi ve o görüş öylesine kuvvetliydi ki, Bakire Mary &#8216;nin [İsa'nın annesi] kendisi ile bile savaşabilirdik!</em>&#8221;<br />
Dahası, doğrudan eylem yanlızca ona katılanları güçlendirmekle kalmıyor, anarşistlerin &#8220;eylemle propaganda&#8221; [<em>ing. propaganda by deed</em>] dedikleri şey sayesinde diğerlerini de etkiliyordu. Sıklıkla, bu terim bomba atma, suikast girişimleri ve benzeri şeyler anlamına geliyordu. Ancak, segilediği olumlu örnekle taraftarları cezbeden bir tür örnek eylemliliğe gönderme yapan başka bir anlamı da vardı. Eylemli propagandanın bu güncel örnekleri gıda veya gündüz bakımı [çocuk ve yaşlılar için gündüz sağlanan bakım hizmetleri] kooperatifleri, kolektif olarak işletilen işler, eşit ter dökülen [<em>ing. sweat equity</em>]eviçi emeği programları, kadınların sağlık [konusunda] özyardım kolektifleri, kentsel işgal evleri, veya kadınların barış kamplarını içerir. Bu faaliyetler katılanları güçlendirirken, diğerlerine de hiyerarşik olmayan örgütlenme biçimlerinin var olduğunu ve olabildiğini &#8211;ve etkili bir şekilde işleyebileceklerini&#8211; gösterir.<br />
Açıktır ki, bu eylemlerin arzulanan güçlendirici etkilerinin olması isteniyorsa, tepeden tasarlanmak ve yönlendirilmek yerine, büyük ölçüde kendiliğinden ortaya çıkmış olmaları gereklidir. Bu nedenle, anarşistler &#8220;kendiliğinden örgütlenme&#8221; stratejisine, yerel grupların zorlayıcı olmayan federasyonlarına bağlıdırlar. Amaç, yerel grup (sendikalar, semt birlikleri, tüketici kooperatifleri ve benzerleri) temsilcilerini biraraya getiren, &#8220;federatif ağ&#8221; diyebileceğimiz araçla, zorlama olmaksızın düzeni sağlamaktır. Hayati nokta, ne bireysel grupların ne de daha büyük koordinasyonu [sağlayan] organının diğerleri adına konuşma veya eyleme hakkının olmamasıdır. İdeal olarak, bunlar yönlendirici örgütlenmeler olmaktan ziyade tartışmaların [yapıldığı] forumlar olmalıdırlar. Kendiliğinden örgütlenme, pratikte, tahakküm yaşayanların hala rasyonel düşünme ve eyleme yetisine sahip olduğunu, ihtiyaçlarının neler olduğunu bilebileceklerini ve bunları karşılayacak yolları geliştirebileceklerini ortaya koyacaktır.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">HAZIRLIK</span></strong><br />
En sonuncusu, ve en önemlisi, doğrudan eylem ancak &#8220;hazırlık&#8221; bağlamında gerçekleşebilir. Federica Montseny&#8217;nin sözleriyle, &#8220;<em>Una revoluciòn no se improvisa</em>&#8221; (<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> doğaçlama gerçekleştirilmez). Her ne kadar herkes toplumsal ilişkilere katılımı temelinde bir eşitlik ve adalet hissine sahip olsa da, neredeyse içgüdesel [olan] bu his devrimci eyleme yol açmakta yetersizdir. Hazırlık, hem insanlara [içinde bulundukları] kötü durumlarının komünal doğasını ve bağlamını göstermek, hem de kolektif eylemliliklerinin olabilirliğinin farkına varmalarını sağlamak için gereklidir. Böylesi bir hazırlık olmaksızın, &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a>&#8221; sadece otoritenin yeni biçimlerde tekrar kurumsallaşmasına yol açacaktır. Aslında, Rus Devrimini takip eden yıllarda yazan pek çok anarşist, yeterli hazırlık olmadığında hiyerarşinin nasıl kolayca yeniden dayatıldığının olumsuz bir örneği olarak SSCB&#8217;ne dikkat çekti.<br />
Ancak ne kadar çelişkili gözükse de, insanlar kendi adlarına kendiliğinden harekete geçmeye hazırlanmalıdır. Marksla birlikte, anarşistler de bilinç-yükseltme dediğimiz şey için en iyi tekniğin, en iyi hazırlığın eylem olduğuna inanırlar. &#8220;<em>Kapitalizm ölümcül bir şekilde yaralanmıştır, ancak can çekişmesi, biz onu başarılı bir şekilde başka bir şeyle değiştirene değin sürecektir. Ve bunu, kulağa hoş gelen laflarla değil, yapıcı ve örgütleyici kapasitemizi sergileyerek başaracağız.</em>&#8221; İnsanlar, yaşamlarının somut gerçekliklerini [algılayışları] üstüne yansıtarak &#8211;sıklıkla kendilerinin ve başkalarınıın faaliyetleri ile kıvılcımlanan bir yansıma&#8211; eleştirel, devrimci bir bilinç geliştireceklerdir.<br />
Kadınların özel gereksinim ve durumlarına, ve Mujeres Libres&#8217;in faaliyetlerine dikkat edilmesi, bilinç- değişimi sürecinin çok yönlü doğasının açıklanmasına ve bugünkü pek çok tartışmayla [olan] ilgisinin anlaşılmasına yardım edebilir. Yukarıda, İspanyol anarşistlerinin, hazırlığın önemli bir bağlamının, işçi-sınıfı örgütlenmelerine, özellikle de sendikalara katılım olduğuna değindiklerinden bahsettim. Ancak, Bakunin&#8217;i izleyerek ve Marks&#8217;dan koparak, kentli sanayi işçilerinin devrimci bilince erişme yetisine sahip yegane insanlar olmadığını da vurguladılar. Sanayi işçilerinin yanısıra kırdaki köylüler ve kentli küçük burjuvazinin üyeleri de kendi ezilmişliklerinin bilincini geliştirebilir ve devrimci harekete katılabilirler. Birçok kadın, özelde hareketin erkek kentli sanayi proletaryasına vurgu yapmasını eleştirdi. Örneğin hem İspanyol devriminin hem de Mujeres Libres&#8217;in oldukça aktif bir destekleyicisi olan Emma Goldman, daha önceden &#8220;<em>anarşistler bugünkü asıl şeytanın ekonomik olduğunda görüş birliği içindedir&#8221;</em> demişti, ancak, &#8220;<em>onlar [anarşistler] bu şeytana karşı çözümün, ancak yaşamın <span style="text-decoration: underline;">her evresinin</span> &#8211;kolektif olduğu kadar bireysel; dışsal olduğu kadar içsel evrelerinin&#8211; göz önüne alınmasıyla ortaya çıkabileceğini savunuyorlardı.</em>&#8221; diye altını çiziyordu. [Altı çizili kısım orijinal metinde vurgulu] İş yerinin tahakküm ilişkilerinin ne yegane bağlamı, ne de bilinç-değişimi ve güçlenmenin gerçekleşeceği yegane potansiyel olmadığı çok açıktır ki kadınlar için, ancak erkekler için de gayet doğrudur. Tam olarak şekillenmiş [parçaları bütünleşmiş] bir hareket, hükümet, dini kurumlar ve &#8211;belki de en çarpıcı şekilde kadınlar için&#8211; cinsellik ve aile yaşamı da dahil olmak üzere, tüm hiyerarşik kurumları dönüştürmelidir.</p>
<p>Hazırlık, bu nedenle ekonomik bağlamın yanısıra toplumsal bağlamların çeşitliliği içinde gerçekleşebilir ve gerçekleşmelidir. Hem Enriqueta hem de Azucena, anarşist perspektifleri &#8220;annemizin sütüyle&#8221; az ya da çok bilinçsiz bir şekilde beslenmekten bahsederler:</p>
<blockquote><p>&#8220;<em>Annem &#8230; neredeyse dindar bir kişinin çocuklarına dini öğretmesi gibi, eylemleriyle olsun, kendisini ifade ediş biçimiyle olsun, veyahut onu umut ettiklerini, onu arzuladıklarını daima söylemek suretiyle olsun, bize anarşizmi öğretti &#8211;ancak dindar bir kişinin yapacağının aksine bize bunu dayatmaya çalışmaksızın &#8230; Neredeyse bunları bize <span style="text-decoration: underline;">öğretmemiş</span>, biz bunları <span style="text-decoration: underline;">yaşamış</span>, bunlarla doğmuştuk. Sizin dikiş dikmeyi veya yemek dikmeyi öğrenmeniz gibi öğrenmiştik bunları.</em>&#8220;</p></blockquote>
<div>Yaşamının daha sonraki kısmında hareketin parçası olanlar için, öğrenme süreci açıkça farklıydı. Örneğin Pepita Carpena, davaya [amaca] genç taraftarlar çekmek umuduyla gençlerin sosyal toplantılarını sıkça katılan sendika örgütleyicileri tarafından bu düşüncelere çekilmişti. Barcelona&#8217;da hem CNT hem de Mujeres Libres içinde oldukça faal olan Soledad Estorach, &#8220;anarşist komünizm&#8221; hakkındaki ilk bilgilerinin büyük bir kısmını gazete ve dergileri okuyarak edinmişti.</div>
<p>Anarşistler &#8211;dar anlamıyla&#8211; eğitim pratikleriyle, toplumsal onama veya kınamanın toplumsal denetim mekanizmalarının devamını sağladığı süregiden kurumlara olan katılım arasındaki karşılıklı bağımlılığın uzun süredir farkındaydılar. Proudhon&#8217;un &#8220;yaklaşmakta olan [<em>ing. imminent</em>] adalet&#8221; &#8211;adalet algısını diğer insanlarla olan ilişkilerimiz sayesinde geliştirdiğimiz iddiası&#8211; tasarımı bazı İspanyol anarşist yazarlar tarafından doğrudan benimsenmişti. Mella, toplumun yegane uygun düzenleyicisinin, insanların, kendi değerlerini ve diğerlerinin eşit değerlerini fark eden ve geçerli kılan kurumlara katılımları sayesinde öğrendikleri adalet duygusu olduğunu söylüyordu. Böylesi bir katılım sonucu gelişecek olan kolektif duygu, insanlara kilise veya devlet tarafından dayatılan herhangi bir [adalet hissinden] çok daha güçlü ve kalıcı bir adalet hissine dönüşecektir. &#8220;<em>Adaleti uygulamak</em>&#8221; diye vurguluyordu Proudhon, &#8220;<em>toplumsal içgüdüye itaat etmek demektir</em>&#8220;. Başkalarıyla etkileşimimizi şekillendiren kalıplar, kendimizin ve diğerlerinin kim olduğunu ve adaletin ne olduğunu öğrenmemizi ve tecrübe etmemizi sağlar. En iyi ve en etkili eğitsel sistem bu nedenle toplumun kendisidir.<br />
Adalet hissinin gelişmesindeki bir başka etkin faktör, Mella&#8217;nın &#8220;ahlaki zorlama&#8221; (coacciòn moral) dediği kamuoyu görüşüdür. Ahlaki hissimiz, başlangıçta bizim dışımızdan gelebilse de, en nihayetinde adalet hissi olarak kavranan ve kendi kendimizi düzenlememizin temeli haline gelen &#8220;karşılıklı etkilerin değişimi&#8221;nden gelişir. İyi biçimlenmiş bir eşitlikçi toplum, kendi haline bırakılırsa tam bir adalet duygusuna sahip insanlar ortaya çıkaracaktır; böylesi bir histen yoksun gözüken herhangi birisi diğerlerinin görüşleriyle kontrol altında tutulacaktır. Zamanla, bu görüşlerin eğitici bir etkisi olacaktır; kamuoyu görüşü vicdan olarak içselleştirilecektir.<br />
Anarşistlerin hedefi bu nedenle, diğerlerini ve kendisini gözetme sorumluluğuna el koyarak böyle bir ahlaki hissin oluşmasını engelleyen kurumların &#8211;örneğin, kilise, yargıçlar ve mahkemeler&#8211; ortadan kaldırılması olacaktır. Böylesi otoriteler bir kere ortadan kaldırılınca, karşılıklı ilişki [<em>ing. reciprocity</em>] davranışın normu haline gelecektir; basitçe topluluk içinde yaşamak &#8211;açık eğitsel sistem bağlamında onun faaliyetlerine, komünal sahipliğe ve mülkiyetin yok edilmesine katılmak&#8211;, böylece topluluğu sürdürmek için gerekli olan bireyin adalet hissinin gelişimini canlandırmak ve korumak için yeterli olacaktır.<br />
Bu duruşun karmaşıklığı, özellikle kadınların ikincil konuma getirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik çabalara baktığımızda oldukça açık bir şekilde ortaya çıkar. Hem sendika temelli bir stratejiyi önemle vurgulayanlar, hem de kadınların ikincil konuma getirilmesinin daha geniş kültürel bileşenleri üstünde ısrar edenler, kadınların kültürel ve ekonomik olarak aşağılandığını ve güçsüzleştirildiğini kabul etmektedir. Her ikisi de araç ve amaçların sıkı sıkıya bağlı olduğu perspektifini kabul eder. Ancak bu ilke ve perspektifler pratikte nasıl gerçekleştirilecektir? Yirminci yüzyılın başı İspanya&#8217;sının erkeklere bağımlı olduğunu düşünen (ve başkalarınca da böyle görülen) kadınları, kendi kapasitelerini ve yeterlilik hissini geliştirecek şekilde davranmaya nasıl başlayacaklardı?<br />
Bu sorular, tabii ki devrimcilik iddiasındaki bir hareket için hayati olacaktır, çünkü bir kimsenin kendi kapasite ve güçlerinin farkına varması tam da ezenlerin ezilenlere vermeyi reddettikleri bir şeydir. Ancak perspektifin önemi konusundaki ittifak bile onun uygulamadaki etkileri üstünde oybirliği sağlanmasını garanti etmez. Aslında, İspanyol toplumu içindeki işçi sınıfından kadınların ikincil konuma getirilmesine değinmenin ve meydan okumanın en iyi nasıl olacağı sorusu, anarko-sendikalist hareket içinde asla tam olarak çözülmemiştir. Mujeres Libres, tam da bu güçlenmenin nasıl başarılacağı konusunda hareketin aktivistleri arasındaki görüş ayrılıklarından ortaya çıkmıştır.<br />
Meseleler 1981&#8242;de yaptığım röportajlar sırasında dramatik bir şekilde gelişti. Bir eski aktivistler grubu toplantı yapıyor ve CNT ile FIJL&#8217;lı yılları anıyordu. FIJL ve ateneos&#8217;ların yirmiler ve otuzlarda genç insanların zihinlerini yeni fikirlere açılmasındaki rollerinin bir süre tartışılmasının ardından, tartışma kadınların kurtuluşuna yöneldi. İki farklı ancak güçlü bir şekilde savunulan konum öne çıktı. Birisi, kendisini kadınların kurtuluşunun güçlü bir destekçisi olarak tanımlayan bir erkek tarafından dile getirildi; anarşist erkeklerin bile [kadın] yoldaşlarının kendilerine tabi olmasını verili kabul etme eğiliminde oldukları hakkındaki düşüncesini rahatlıkla ifade etti. Tam da kadınların kültürel tabi kılınması [alta sıralanması] nedeniyle, anarşistlerin bu kalıpların değiştirilmesinde öncülük etme sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini belirtti. Kadınların ücretli işlere girmesi yeterli değildir: &#8220;<em>Eşleri hem çalışan ve hem de hala bütün evişlerini yapan pek çok kadın vardır.</em>&#8221; Bunca yıllık toplumsallaşmanın ardından, kadınların tümü geleneksel rolleri hala üstlenmeye hazırdırlar. Kendi kapasitelerinin farkında olan erkeklerin inisiyatifi üstlenmesi, ve [kadın] yoldaşlarını daha fazla özyönelim ve özerklik için cesaretlendirmesi gerekir demektedir.<br />
Diğer duruş ise, Otuzlarda Juventudes&#8217;ın aktivisti olan ve yaşamı bu katılım sayesinde kökten değişmiş olan bir kadın tarafından şekillendirilmişti. O da aynı şekilde kadınların kurtuluşuna kendisini adamıştı. Ancak o, [erkek] yoldaşının inisiyatifi erkeklerin üstlenilmesi gerektiği şeklindeki ısrarına şiddetli bir şekilde karşı çıkıyordu. [Bir önceki duruşu savunan erkek anarşistin] günümüz feministlerinin &#8220;evişi politikası&#8221; dediği şeyin üzerine odaklanmasının yanlış [odaklanma] olduğunu belirtti. Ana sorunun tabakları kimin yıkadığı veya evi kimin temizlediği olmadığını, ancak bir kadının istediği yere gidebilmesi ve istediği şeyi söyleyebilmesi olduğunda ısrar etti. Kadınların ikincil konuma getirilmesinin kökü yok saymadır. Onun sözleriyle, &#8220;<em>toda mujer que se cultura un poco desarrolla armas</em>&#8221; (belli bir kültür edinen (kendini eğiten) her kadın silahlarını geliştirir). &#8220;<em>Benim için önemli olan bir kadının ağzını açabilmesidir. Bu tabakların temizlenmesi meselesi değildir.</em>&#8221; Onun sunucusu [<em>ing. interlocutor</em>, oturuma/panele katılanlara sorular soran kişi], kadının bütün evişlerinden ve aileden sorumlu olmasının onun komünal faaliyetlere katılımı engelleyeceğinde ısrar ederken, bu kadın &#8220;<em>toplantılara gitmek mesele değil. Toplantılara gitmek bir çeşit spor. Önemli olan çalışmak ve okumak</em>&#8221; [diye] ısrar ediyordu.<br />
Aralarındaki temel meselenin işin, okumanın veya evişlerinin önceliği olmadığı kısa zamanda belirginleşti. [Mesele] inisiyatifti. [Erkek sunucu], kadınların üstlenmesi gereken kültürel ikincil konuma getirilmenin ağırlığı veriliyken, inisiyatifin erkeklerden gelmesi gerektiğinde ısrar ederken; [kadın konuşmacı], &#8220;<em>bir erkek yoldaşın bir kadına &#8216;kendini kurtar [özgürleştir], ve ben sana yardım edeceğim&#8217; dememesi gerektiğinde [ısrar ediyordu.] Bir kadın kendisini kurtarmalıdır. Erkeklerin yardım etmesi tamam, ancak <span style="text-decoration: underline;">inisiyatif</span> kadının olmalıdır. Bu, kadının meselesi olmalıdır.</em>&#8221;<br />
Tartışmanın oldukça güncel gözükmesi hiç de şaşırtıcı olmamalı. [Tartışma] günümüz feminist hareketiyle büyümemekle beraber, ondan açıkça etkilenen insanlar arasında gerçekleşiyordu. Yine de, ortaya attıkları meseleler ve bunları tartışırken [izledikleri] belirli yollar, bu yüzyılın başlarının yazılı tartışmalarını yankılandırıyordu. 1903&#8242;de, Jòse Prat kadınları kendi kurtuluşlarının sorumluluğunu üstlenmeye çağırıyordu. Birkaç yıl sonra, Federica Montseny kadınların cinsel çifte standardı yıkmak için çalışmasının yollarından birisinin kendilerini ciddiye almak, kendilerine tecavüz eden [<em>ing. seduce</em>, baştan çıkaran] ve terk eden erkekleri utanç içinde gizlemektense, ayağa kalkıp [onları] cezalandırmak olduğunda ısrar ediyordu. Ve Soledad Gustavo, Emma Goldman&#8217;ın içsel özgürleşme hakkındaki iddialarını yansıtır bir şekilde, yeni bir cinsel eşitlik düzeni olacaksa, kadınların &#8220;<em>düşündüklerini, fikirleri anlamak, ilkeleri kavramak, amaçlar için mücadele etmek yetisine sahip olduklarını, eylemleriyle ortaya koymaları</em>&#8221; gerektiğinde ısrar ediyordu.<br />
Hepsinin değindiği sorun, tam da güçlenme ve ikincil konuma getirilmenin üstünden gelinmesi sorunudur: hem kültürel koşullanmanın etkisine hem de her kişinin potansiyel özerkliğinin farkında olmasına çalışmakla tutarlı olacak şekilde, bunları en iyi nasıl becerebiliriz. Yine de, kadınların ikincil konuma getirilmesinin <em>önemi</em> ve bunun anarşist proje içindeki yeri sorunu &#8211;ister İspanyol anarşistlerinin kuramsal yazılarında olsun, isterse daha sonra göreceğimiz üzere hareketin eylemlerinde olsun&#8211; çözülmekten çok uzaktaydı. Hareket içindeki tartışmalar 1930&#8242;lar boyunca sürdü ve en nihayetinde Mujeres Libres&#8217;in kurulmasına yol açtı.</p>
<p><strong>Çeviri: Mor Yağmur / Anarşist Bakış<br />
</strong></p>
<div><strong><span style="color: #990000;">Kaynak:</span> &#8220;<span style="color: #3333ff;">Anarchist Revolution and the Liberation of Women: Mujeres Libres</span>&#8220;.<br />
</strong><span style="color: #000000;">&#8220;Martha Ackelsberg&#8217;in Web Sitesi&#8221;</span><br />
<span style="color: #000000;">&#8220;Martha Ackelsberg ile Söyleşi&#8221;, Perspectives on </span>Anarchist Theory, Vol. 1 &#8211; No. 1, Bahar 1997.<br />
<span style="font-family: Arial,Helvetica;"><span style="font-family: Trebuchet MS;">&#8220;</span><span style="font-family: Trebuchet MS;">Martha Ackelsberg&#8217;in Biyografisi</span><span style="font-family: Trebuchet MS;">&#8220;, Rebecca DeWitt.</span> </span></div>
<p><a href="http://www.khaos.info/anarsizm/11817-anarsist-devrim-ve-kadinlarin-kurtulusu/">www.khAos.info</a></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsi/" title="anarşi" rel="tag">anarşi</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsist-devrim-ve-kadinlarin-kurtulusu/" title="Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu" rel="tag">Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" title="devrim" rel="tag">devrim</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" title="feminizm" rel="tag">feminizm</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1821/anarsizm-feminist-baglanti/" title="Anarşizm: Feminist Bağlantı (25 Ekim 2009)">Anarşizm: Feminist Bağlantı</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1714/zenginlik-kitle-iletisim-araclarini-nasil-etkiler/" title="Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler? (24 Ekim 2009)">Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1710/zenginligin-politika-uzerindeki-etkisi-nedir/" title="Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir? (24 Ekim 2009)">Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1631/yonetici-sinif-devlet-uzerindeki-denerimini-nasil-surdurur/" title="Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür? (24 Ekim 2009)">Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1786/yeni-anarsistler/" title="Yeni Anarşistler (24 Ekim 2009)">Yeni Anarşistler</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1824/anarsist-devrim-ve-kadinlarin-kurtulusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anarşizm: Feminist Bağlantı</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1821/anarsizm-feminist-baglanti/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1821/anarsizm-feminist-baglanti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 13:36:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[anarşi]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşizm: Feminist Bağlantı]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1821</guid>
		<description><![CDATA[Peggy KORNEGGER 
1976
Anarşizm Gerçekte Ne Anlama Gelir? 
Kuramın Ötesinde &#8212; İspanya 1936-39, Fransa 1968 
Anarşizm ve Kadın Hareketi 
Buradan Nereye Gideceğiz? Ütopyayı Gerçek Yapmak 
Geleceğin Dönüştürülmesi 
Dipnotlar
Onbir yıl önce İllinois&#8217;in küçük bir kasaba lisesinde [okurken], &#8220;anarşizm&#8221; kelimesini hiç duymamıştım &#8211;hiçbir şekilde. En yakın bildiğim şey anarşinin &#8220;kaos&#8221; anlamına geldiğiydi. Sosyalizm ve komünizme gelince, tarih derslerim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Peggy KORNEGGER </strong><br />
<strong>1976</strong></div>
<p><span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://http://www.khaos.info/anarsizm/">Anarşizm</a> Gerçekte Ne Anlama Gelir?</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;">Kuramın Ötesinde &#8212; İspanya 1936-39, Fransa 1968</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://www.khaos.info/">Anarşizm</a> ve Kadın Hareketi</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;">Buradan Nereye Gideceğiz? Ütopyayı Gerçek Yapmak</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;">Geleceğin Dönüştürülmesi</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><span style="color: #000000;">Dipnotlar</span></span></p>
<p>Onbir yıl önce İllinois&#8217;in küçük bir kasaba lisesinde [okurken], &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>&#8221; kelimesini hiç duymamıştım &#8211;hiçbir şekilde. En yakın bildiğim şey anarşinin &#8220;kaos&#8221; anlamına geldiğiydi. Sosyalizm ve komünizme gelince, tarih derslerim bir şekilde onlarla faşizm &#8211;akla Hitler&#8217;i, toplama kamplarını, ve bizimki gibi özgür bir ülkede asla olmayan her türden korkunç şeyi getiren bir kelime&#8211; arasında hiçbir fark olmadığı mesajını aktarmıştı. Bana Amerikan politikasının sıkıcı laf salatalarını ustalıkla yutmak öğretilmişti: ılımlılık, uzlaşma, çitin üstünde oturmak [<em>ing. fence-straddling</em>, iki taraf arasında konum belirlemeyerek orta noktada durmak anlamında], harika çocuk olarak Chuck Percy. Dersimi iyi öğrendim: tüm &#8220;eğitim&#8221;imi biçimlendiren taraflılığının ve çarpıklığın farkına varmam <em>yıllarımı</em> aldı. <em>Erkek</em>türünün [<em>ing. mankind</em>, kelime olarak insanlık anlamına gelmekte, ancak burada dile hakim olan ataerkilliği vurgulamak için böyle kullanılmaktadır] &#8220;erkeğin-öyküsü&#8221; [<em>ing. history</em>, yine burada da kelime anlamı tarih olan <em>history</em>'i kelimenin eril yapısının vurgulamak üzere "<em>his-story</em>" diye kullanılmıştır] sadece şu anlama geliyordu; bir kadın olarak verili [<em>ing. vicarious</em>, vekaleten, başkasının yaşantısına katıldığını hayal ederek] bir varoluşa mahkumdum. Bir anarşist olarak bir varlığa sahip değildim. Geçmişin bütünü (ve böylece geleceğin imkanları) benden çalınmıştı. Birbirleriyle bağlantısız olan politik dürtü ve eğilimlerinin ortak bir çerçeveyi paylaştığını ancak yakın dönemde keşfettim &#8211;yani, anarşist veya liberter düşünce geleneği. Renk körü grili yılların ardından birdenbire kırmızıyı görmüş gibiydim.<br />
Emma Goldman benim ilk <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> tanımımın malzemesini sundu:</p>
<blockquote><p>&#8220;<em><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, öyleyse, insan aklının dinin tahakkümünden; insan bedeninin mülkiyetin tahakkümünden; hükümetin prangalarından ve sınırlılığından özgürleşmesini amaçlar. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, gerçek toplumsal zenginliği üretmek amacıyla özgür bireylerin biraraya gelmesine dayanan bir toplumsal düzeni; bireysel arzu, zevk ve eğilimlere göre, her insanın yeryüzüne özgür erişimini ve yaşamın tüm gerekliliklerinden tam [olarak] zevk almasını garanti eden bir düzeni amaçlar.</em>&#8220;(<strong>01</strong>)</p></blockquote>
<p>Çok geçmeden, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ile radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> arasında zihinsel bağlantılar kurmaya başladım. Anarka-<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> hakkındaki heyecanımı başkalarına aktarmanın bir yolu olarak, bu alana dair algıladıklarımın bir kısmını yazıya dökmek benim için çok önemli oldu. Aramızda yanlış anlama ve kıymıklanmayı [<em>ing. splinterism</em>, bir hareketin içinden koparak daha küçük başka hareketlerin ortaya çıkması] arttıran engellerin bazılarını yıkmak için birbirimizle görüşlerimizi paylaşmamız hayati gözüküyor. Kendimi anarka-feminist olarak adlandırmama rağmen, bu tanımlama sosyalizmi, komünizmi, kültürel feminizmi, lezbiyen ayrılmacılığı [<em>ing. seperatism</em>, bağımsızlığını savunan], veya diğer bir düzine politik markayı kolayca içerebilir. Su Negrin&#8217;in yazdığı gibi: &#8220;<em>Hiçbir politik şemsiye benim bütün ihtiyaçlarımı kapsayamaz.</em>&#8220;(<strong>02</strong>) Düşündüğümüzden daha çok ortaklığımız olabilir. Burada kendi tepkilerim ve algılarım üzerine yazıyor olsam da, yaşamımın ya da düşüncelerimin diğer kadınlarınkinden ayrı olduğunu sanmıyorum. Aslında, Kadın Hareketi konusundaki en güçlü inançlarımdan birisi de inanılmaz bir görüş ortaklığı paylaşıyor <em>olduğumuz</em>dur. Benim bu görüşe katılımım belirleyici ifadeler veya katı cevaplar sunmak için değil, daha ziyade bunun etrafında bize canlılık kazandıracağını, ve sürekli olan bireysel ve kolektif büyüme ve evrim/<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> sürecine katkı yapacağını umut ettiğim olanakları ve değişebilir bağlantıları sunmaktır.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">ANARŞİZM GERÇEKTE NE ANLAMA GELİR?</span></strong><br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> uzunca süreden beri o kadar yerilmiş ve yanlış yorumlanmıştır ki, belki de onun ne olduğunu ve ne olmadığının açıklamasıyla başlamak en önemli şey olabilir. Muhtamelen en yaygın anarşist klişesi, siyah pelerinin altında ateş almış bir bombayı saklayan kötü niyetli bakışlara sahip, yolundaki her şeyi yok etmeye ve herkesi öldürmeye hazır bir adam [görüntüsüdür]. Bu görüntü politik [görüşleri] ne olursa olsun insanların çoğunda korku ve uzak durma yaratır; sonuçta, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> iğrenç, şiddet yanlısı ve aşırı olarak reddedilir. Diğer yanlış düşünce ise anarşistin faydasız, Ütopyacı soyutlamalarla uğraşan ve somut gerçeklikten kopuk, pratik olmayan bir idealist olduğudur. Sonuç yine anarşizmin, bu sefer &#8220;imkansız bir düş&#8221; olarak, bir kere daha bir kenara atılmasıdır.<br />
Bu görüntülerin ikisi de doğru değildir (hem anarşist suikastçiler <em>ve</em> hem de idealistler olsa da &#8211;sağ veya sol pek çok politik harekette olduğu gibi). Neyin doğru <em>olduğu</em> tabii ki bir kimsenin referans aldığı çerçeveye dayanır. Aynen farklı sosyalist türlerinin olması gibi, farklı anarşist türleri de vardır. Benim burada hakkında konuşacağım, özünde liberter (yani otoriter olmayan) sosyalizmle aynı olarak değerlendirdiğim komünist anarşizmdir. Etiketler [nitelendirici adlandırmalar] feci şekilde kafa karıştırıcı olabilir, bu nedenle terimi açıklığa kavuşturmak umuduyla, anarşizmi üç temel ilkeyi kullanarak tanımlayacağım (bunlardan her birisinin radikal feminist toplumsal analizle ilgili olduğuna inanıyorum &#8211;bu konuda daha fazlası ileride):<br />
(1) <em>Otoritenin, hiyerarşinin, hükümetin yıkılmasına olan inanç.</em> Anarşistler &#8211;insanın insan üzerinde, devletin topluluk üzerinde [kurduğu]&#8211; <em>iktidar</em>ın (ele geçirilmesi yerine) <em>dağıtılmasını</em> isterler. Pek çok sosyalist, bir işçi sınıfı hükümeti ve [bunun] akabinde &#8220;devletin sönümlenmesini&#8221; isterken, anarşistler araçların amaçları yarattığına, yani güçlü bir Devlet&#8217;in kendini daimi kıldığına inanırlar. Anarşizmi başarmanın yegane yolu (anarşist kurama göre) kooperatif, anti-otoriter biçimlerin [usullerin] yaratılması sayesinde olur. Süreci devrimin hedeflerinden ayırmak, baskıcı yapı ve tarzın daimi kılınmasını sağlar.<br />
(2) <em>Hem bireyselliğe hem de kolektifliğe olan inanç</em>. Bireysellik komünist düşünceyle uyumsuz değildir. Ancak rekabeti ve başkalarının gereksinimlerine saygısızlığı körükleyen &#8220;arızalı bireycilik&#8221;le, başkalarının özgürlüğüne tecavüz etmeksizin özgürlük demek olan gerçek bireysellik arasında bir ayrım yapılmalıdır. Bu özellikle, toplumsal ve politik örgütlenme anlamında &#8211;karar almanın &#8220;temsilciler&#8221; veya &#8220;liderler&#8221;in eline değil, grup, topluluk, veya fabrikadaki tüm herkese verilmesini sağlayan yapıların yaratılması yoluyla&#8211; bireysel inisiyatif ile kolektif eylemin dengelenmesi demektir. Küçük grup veya toplulukların hiyerarşik olmayan ağı (yani bir piramitsel yapı değil, iç içe geçen halkalar) kanalıyla koordinasyonu ve eylemesi demektir. (Bir sonraki bölümde İspanyol anarşist kollektiflerinin tanımlamalarına bakınız) Nihayet, bu, başarılı bir devrimin, manipüle edilmemiş, özerk <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/birey/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Birey">birey</a> ve grupların &#8220;<em>toplumun ve kendi yaşamlarının doğrudan, aracısız denetimini</em>&#8220;(<strong>03</strong>) ele geçirmek üzere birlikte çalışmasını içinde barındırdığı anlamına gelir.<br />
(3) <em>Hem kendilindenliğe hem de örgütlenmeye inanma</em>. Anarşistler uzunca bir süre kaosu savunmakla suçlandılar. Pekçok insan aslında anarşizmin düzensizlik, karmaşa, şiddetin eşanlamlısı olduğuna inanır. Bu anarşizmin amaçladığı şeyin tamamen yanlış temsil edilmesidir. Anarşistler örgütlenmenin gerekliliğini inkar etmezler; sadece bunun yukarıdan değil aşağıdan, dışarıdan değil içeriden gelmesi gerektiğini iddia ederler. Manipülasyon ve pasifliği besleyen dışardan dayatılmış yapı ve katı kurallar, bir sosyalist &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a>&#8221;in alabileceği en tehlikeli biçimdir. Hiç kimse geleceğin tam şeklini dayatamaz. Belirli bir durum bağlamında kendiliğinden eyleme, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/birey/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Birey">birey</a> ve grupların değişen ihtiyaçlarına yanıt verecek bir toplum yaratacaksak gereklidir. Anarşistler (bireysel inisiyatifin kaybedilmediği) akışkan biçimlere inanırlar: büyük ölçekli kolektif işbirliği ve koordinasyon ile birlikte küçük ölçekli katılımcı demokrasi.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> kulağa hoş geliyor, ancak nasıl çalışacak? Bu tür bir Ütopyacı romantizmin gerçek dünyayla hiçbir ilişkisi olamaz&#8230; değil mi? Yanlış. Anarşistler aslında (hiçbirisinin iyi bilinmediği) birkaç olayda (geçici de olsa) başarılı olmuşlardır. Özellikle İspanya ve Fransa anarşist etkinliğin köklü bir tarihine sahiptir, ve kuramsal anarşizmin en heyecan verici somutlaşmalarını gördüğüm iki ülke bunlardı.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">KURAMIN ÖTESİNDE &#8212; İSPANYA 1936-39, FRANSA 1968</span></strong></p>
<blockquote><p>&#8220;<em><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">Devrim</a> insanlarla, popüler yaratımla ilgili bir şeydir; karşı-<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> Devlet&#8217;le ilişkili bir şeydir. Bu hep böyle olmuştur, ve ister Rusya&#8217;da, isterse İspanya veya Çin&#8217;de olsun, böyle olmak zorundadır.</em>&#8220;(<strong>04</strong>)<br />
İberya Anarşist Federasyonu (FAI), <span style="text-decoration: underline;">Tierra y Libertad</span> [Toprak ve Özgürlük], 3 Temmuz, 1936</p></blockquote>
<p>Söylendiği şekliyle İspanya İç Savaşı&#8217;nın yaygın olarak Franco&#8217;nun faşist kuvvetleri ile liberal demokrasiye bağlı olanlar arasında basit bir çarpışma olduğuna inanılır. Küçümsenen veya gözardı edilen şey, İspanya&#8217;da olanın bir iç savaştan daha fazlası olmasıdır. Ülkenin çoğu yerinde somut bir biçim alan, anarşist ilkelere bağlı olan geniş tabanlı bir toplumsal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> filizleniyordu. Burada, bu liberter hareketin yavaş yavaş zayıflamasını ve nihai yıkımını [tartışmak], bunun parçası olan kadın ve erkeklerin fiilen başardıklarını tartışmanın yanında daha az önemlidir. Onlar, büyük eşitsizliklere rağmen, anarşizmi işler hale getirdiler.</p>
<p>İspanyol Devrimi sırasındaki anarşist kolektifleştirme ve işçilerin öz-yönetiminin gerçekleştirilmesi, örgütlenme-artı-kendiliğindenliğin klasik bir örneğini sunar. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, Hem kırsal hem de kentsel İspanya&#8217;da, yıllardan beridir popüler bilincin bir parçası haline gelmişti. Kırsal kesimde, insanlar uzun bir komünalist geleneğe sahiptiler; pek çok köy hala ortak mülkiyeti paylaşıyor veya hiç toprağı olmayanlara arazi veriyordu. Onyıllardır [süregelen] kırsal kolektivizm ve işbirliği, İspanya&#8217;ya (Bakunin&#8217;in arkadaşı, devrimci bir İtalyan olan Fanelli yoluyla) 1870&#8242;lerde gelen kuramsal anarşizmin temelini hazırladı, ve nihayetinde anarşist ilkelerin endüstriyel sendikacılığa uygulanması [demek olan] anarko-sendikalizmin yükselişine yol açtı. 1910&#8242;da kurulan <em>Confederacion National del Trebajo</em> [Ulusal Emek Konfederasyonu], işçilerin öz-yönetimi ve kolektifleştirme için eğitim ve hazırlık sağlayan anarko-sendikalist bir sendikaydı (militan <em>Federacion Anarquista İberia</em> (İberya Anarşist Federasyonu) ile yakın ilişki içinde[ydi]). İspanya&#8217;nın her yerine ulaşan onbinlerce kitap, gazete ve broşür, genel anarşist düşünce hakkında çok daha fazla bilgilenilmesine katkıda bulundu.(<strong>05</strong>) Anarko-sendikalist sabotaj, boykot ve genel grev taktikleri; üretim ve ekonomideki eğitim ile birleşen hiyerarşik olmayan anarşist işbirliği ve bireysel inisiyatif ilkeleri, işçilere hem kuramsal hem de pratik bir <em>zemin</em> [arka plan] sağladı. Bu, Temmuz 1936&#8242;dan sonra hem fabrikaların hem de toprağın başarılı bir şekilde <em>kendiliğinden</em> ele geçirilmesine yol açtı.<br />
İspanyol sağı Halk Cephesi&#8217;nin seçim zaferine 19 Temmuz 1936&#8242;da askeri darbeyle cevap verince, halk öfkeyle buna karşı çıktı, darbe 24 saat içinde durduruldu. Bu noktada seçim sandığı başarısı ikincil hale geldi; toplumsal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> başlamıştı. Sanayi işçileri ya greve ya da fabrikaları fiilen kendileri için işletmeye başlarken, tarım işçileri de toprak sahiplerini önemsemeyerek toprakları kendi adlarına ekmeye başladılar. Kısa bir zaman içinde, İspanya&#8217;daki toprakların % 60&#8242;ından fazlası kolektif olarak işletilmeye başlanmıştı &#8211;toprak sahipleri, patronlar veya rekabetçi teşvikler olmaksızın. Sanayinin kolektifleştirilmesi esasen anarko-sendikalist etkinin en güçlü olduğu Katalonya bölgesinde gerçekleşti. İspanya sanayisinin % 75&#8242;i Katalonya&#8217;da bulunduğu için, bu hiç de küçük bir başarı değildi.(<strong>06</strong>) Böylece, 75 yıllık hazırlık ve mücadelenin ardından, liberter ilkelere bağlı bireylerin kendiliğinden kolektif eylemleri sayesinde kolektifleştirme başarılmıştı.<br />
Ancak kolektifleştirme gerçekte ne anlama geliyordu, ve nasıl işliyordu? Genelde, anarşist kolektifler iki düzeyde çalıştılar: (1) küçük ölçekli katılımcı demokrasi ve (2) kontrolün tabanda olduğu büyük ölçekli koordinasyon. Her düzeyde, ana kaygı merkezsizleşme ve bireysel inisiyatifti. Fabrika ve köylerde, yönetsel [<em>ing. administrative</em>] ve koordine edici organlar olarak işleyen konseyler için temsilciler seçiliyordu. Kararlar daima tüm işçilerin katıldığı daha genel üye toplantılarından geliyordu. Temsiliyetin tehlikelerinden sakınmak için temsilcilerin kendileri işçiydi; ve her zaman anında, ve keza dönemsel olarak, yerlerine başkaları seçilebiliyordu. Bu konsey veya komiteler kendinden yönetimin temel birimleriydiler. Daha ileri bir koordinasyon ile buradan, bütün bir endüstri veya coğrafi alan üstündeki işçileri veya işleri birbirlerine bağıntılayan gevşek federasyonlara genişletilebiliyorlardı. Bu sayede, malların dağıtımı ve bölüşümü; ve keza sulama, ulaşım, iletişim gibi daha geniş [ölçekli] programların yürütülmesi gerçekleştirilebiliyordu. Yine vurgu sürecin aşağıdan-yukarıya işlemesineydi. Bireysellikle kolektivizm arasındaki bu ince denge en başarılı şekilde 900 kolektifi kapsayan Levant Köylü Federasyonu, ve yaklaşık 500 kolektiften oluşan Aragon Kolektifler Federasyonu tarafından gerçekleştirildi.<br />
Kendinden yönetimin muhtemelen en önemli yönü ücretlerin eşitlenmesiydi. Bu birçok biçimde gerçekleşti, ancak sıklıkla &#8220;aile ücreti&#8221; sistemi kullanıldı; ücretler erkek/kadın [işçinin] ve ona bağımlı olanların gereksinimlerine göre para veya kupon olarak her işçiye ödeniyordu. Mallar &#8220;para&#8221;yla alınırken, fazla olanlarsa ücretsiz dağıtılıyordu.<br />
Ücret eşitlemesinden kaynaklanan faydalar büyüktü. Birkaç kişinin elinde toplanan büyük karlar ortadan kaldırılınca, fazla para sanayinin modernize edilmesi (yani ekipman satın alınması, daha iyi çalışma koşulları) ve toprağın geliştirilmesi (sulama, barajlar, traktörlerin satın alınması, vb.) için kullanılıyordu. Sadece daha etkili koşullarla daha iyi ürünler elde edilmekle kalınmadı, aynı zamanda tüketici fiyatları da düştü. Bu çeşitli sanayi dalları için geçerliydi: tekstil, metal ve silah sanayi, gaz, su, elektrik, fırıncılık, balıkçılık, yerel ulaşım, demiryolları, telefon hizmetleri, optik ürünler, sağlık hizmetleri, vb. İşçilerin kendileri kısalan çalışma haftasından, daha iyi çalışma koşullarından, ücretsiz sağlık hizmetlerinden, işsizlik ödentisinden ve işlerinden duydukları yeni onurdan faydalandılar. Yaratıcılık, kendinden yönetim ve karşılıklı yardımlaşma ruhuyla serpildi; işçiler emek sömürüsü koşullarındakine göre daha iyi olan ürünler üretmekle ilgilendiler. Sosyalizmin işlediğini, rekabet ve açgözlülük motiflerinin gereksiz olduğunu göstermek istediler. Birkaç ay içinde, İspanya&#8217;nın birçok yerinde % 50-100 iyileşme gözlendi.<br />
İspanyol anarşistlerinin başarıları yüksek yaşam standardı ve ekonomik eşitliğin ötesine geçti; temel insan ideallerinin gerçekleştirilmesini de içerdi: özgürlük, bireysel yaratıcılık ve kolektif işbirliği. İspanyol anarşist kolektifleri başarısız olmadılar; dışardan çökertildiler. (Sağda ve solda) güçlü bir Devlet&#8217;e inananlar, onların &#8211;İspanya&#8217;dan ve tarihten&#8211; silinmesi için çalıştılar. Yaklaşık sekiz milyon İspanyol insanının başarılı anarşizmi ancak yeni yeni açığa çıkarılıyor.</p>
<blockquote><p>&#8220;<em>C&#8217;est pour toi que tu fais la revolution</em>&#8220;(<strong>07</strong>)<br />
(Devrimi kendiniz için yaparsınız)<br />
Daniel ve Gabriel Cohn-Bendit</p></blockquote>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> Fransız tarihinde önemli bir rol oynadı; ancak geçmişe gömülmektense, güncel Mayıs-Haziran 1968 olayına odaklanmak istiyorum. Mayıs-Haziran olayları özel bir öneme sahip, çünkü genel grevin, ve fabrikalara işçilerin üniversitelere ise öğrencilerin el koymasının, modern, kapitalist, tüketim-odaklı bir ülkede olabileceğini ispatladılar. Ek olarak, Fransa&#8217;da işçiler ve öğrenciler tarafından öne çıkarılan meseleler (örn. öz-belirlenim, yaşam kalitesi) sınıf çizgilerinin üstünden geçmiş ve kıtlık-ötesi bir toplumda(<strong>08</strong>) devrimci değişimin olabilirliği için büyük etkilere sahip olmuştur.</p>
<p>22 Mart 1968&#8242;de, aralarında Daniel Cohn-Bendit&#8217;in de olduğu Nanterre Üniversitesi öğrencileri, hem Vietnam savaşının hem de öğrenci olarak baskı altında tutulmalarının sona erdirilmesi talepleriyle okullarındaki yönetim binalarını işgal ettiler. (Taleplerinin içeriği Kolombiya&#8217;dan Berlin&#8217;e kadar <em>in loco parentis</em> protestolar yapan öğrencilerinkine benzerdi.) Üniversite kapatıldı, ve gösteriler Sorbonne&#8217;a yayıldı. SNESUP (orta-lise ve üniversite hocaları sendikası) grev çağrısı yaptı, ve öğrenci sendikası (UNEF) 6 Mayıs&#8217;da bir gösteri örgütledi. O gün, polis ve öğrenciler Latin Mahallesi&#8217;nde çarpıştılar; göstericiler sokaklarda barikatlar kurdular, ve birçoğu isyan polisi tarafında vahşice dövüldü. 7&#8217;sinde, Enternasyonal&#8217;i söyleyerek Etoile&#8217;ye doğru yürüyen protestocuların sayısı 20 ile 50 bin kişi arasındaydı. Sonraki birkaç gün içinde, göstericilerle polisler arasında Latin Mahallesi&#8217;nde yaşanan hafif çatışmalar giderek şiddetlendi, ve kamuoyu genel olarak polis baskısına karşı öfkeliydi. İşçi sendikaları, öğretmen ve öğrenci birlikleri arasında görüşmeler başladı, ve UNEF ile FEN (öğretmenler sendikası) süresiz grev ve gösteri çağrısında bulundular. 13 Mayıs&#8217;ta, yaklaşık altıyüz bin insan (öğrenciler, öğretmenler, ve işçiler) Paris boyunca protesto yürüyüşüne katıldı.<br />
Aynı gün (Fransa&#8217;da en güçlü anarko-sendikalist eğilimin olduğu şehir(<strong>09</strong>)) Nantes&#8217;deki Sud-Aviation fabrikası işçileri greve çıktı. İşte on milyonlarca işçiyi &#8211;&#8221;<em>profesyonelleri ve emekçileri, entelektüelleri ve futbolcuları</em>&#8220;(<strong>10</strong>)&#8211; kapsayan, tarihteki en büyük genel grevi ateşleyen bu eylemdi. Bankalar, posta ofisleri, petrol istasyonları ve mağazalar kapandı; metro ve otobüsler seferlerini durdurdu; ve çöpçüler de greve katıldığı için çöpler ortalığa yığıldı. Sorbonne öğrenciler ve hocalar tarafından işgal edildi; gelmek ve tartışmalara katılmak isteyen herkes oradaydı. Fransız kapitalist toplumunun temellerini sorgulayan politik tartışmalar günlerce devam etti. Tüm Paris&#8217;in her yerinde afişler ve graffitiler belirdi: <em>Yasaklamak yasaktır. Ölü vakitlerin olmadığı bir yaşam. Tüm iktidar hayal gücüne. Daha çok tükettikçe, daha az yaşıyorsunuz.</em> Mayıs-Haziran, hem &#8220;<em>kurulu düzene bir saldırı</em>&#8221; hem de bir &#8220;<em>sokak festivali</em>&#8220;(<strong>11</strong>) haline geldi. Orta sınıfla işçi sınıfı arasındaki eski çizgiler sıklıkla anlamsız hale geldi, çünkü genç işçiler ve öğrenciler kendilerini benzer şeyleri talepler yaparken buluyorlardı: baskıcı otoriter sistemden (üniversite ve fabrika) kurtuluş ve kendi yaşamları hakkında karar alma hakkı.<br />
Fransız halkı tümel bir devrimin eşiğinde duruyordu. Genel grev ülkeyi felce uğratmıştı. Öğrenciler üniversiteleri, işçiler ise fabrikaları işgal etmişti. İşçiler için yapılması gereken şey fabrikaları fiilen <em>işletmek</em>, doğrudan aracısız eylemde bulunmak ve kendinden yönetimden daha azına razı olmamaktı. Ne yazıkki, bu gerçekleşmedi. Otoriter politika ve bürokratik yöntemlerin ölmesi zordur, ve büyük Fransız işçi sendikalarının çoğunluğu her ikisiyle de tıka basa yüklenmişti. İspanya&#8217;da olduğu gibi, Komünist Parti insanların sokaklardaki doğrudan, kendiliğinden eylemlerine karşı çalıştı: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> yukarıdan dikte edilmeliydi. (Komünist işçilerin sendikası) CGT&#8217;nin liderleri öğrencilerle işçiler arasındaki iletişimi engellemeye çalıştılar, birleşik bir sol kısa zamanda olanaksızlaştı. De Gaulle ve polis, kuvvetlerini harekete geçirdikçe ve daha büyük şiddet patlak verdikçe, pek çok grevci kısıtlı talepleri (daha iyi ücret, kısa çalışma saatleri, vb.) kabul ettiler ve işlerine döndüler. Öğrenciler polisle giderek kanlılaşan çatışmalarını sürdürdüler, ancak o an çabuk geçti. Haziran sonuna gelindiğinde, Fransa aynı eski Gaulle&#8217;cü rejim altında &#8220;normal&#8221;e dönmüştü.<br />
1968&#8242;de Fransa&#8217;da olanlar esaslı bir şekilde 1936&#8242;nın İspanyol devrimiyle bağlantılıydı; her iki durumda da anarşist ilkeler yalnızca tartışılmadı aynı zamanda uygulamaya geçirildi. Fransız işçilerinin işleyen bir kendinden yönetimi asla başaramamasının sebebi belki de 1968 öncesi Fransa&#8217;sında anarko-sendikalizmin, 1936 öncesi İspanya&#8217;sındaki kadar yaygın olmamasıydı. Tabii ki bu bir aşırı basitleştirmedir; &#8220;başarısız olan&#8221; <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> sonsuz nedenlere bağlanabilir. Burada önemli olan, bir kere daha, hiç olmamış olanın vuku bulmasıdır. 1968 Mayıs-Haziranı, gelişmiş bir kapitalist ülkede devrimin olanaksız olduğu genel inancını çürütür. Pasiflik, akılsız tüketicilik ve/veya yabancılaşmış emekle terbiye edilmiş orta ve işçi sınıflarının çocukları kapitalizmden daha fazlasını reddediyorlardı. Otoritenin kendisini sorguluyor, özgür ve <em>anlamlı</em> bir varolma hakkı talep ediyorlardı. Modern sanayi toplumunda devrimin nedenleri artık yanlızca açlık ve maddi kıtlıkla sınırlı değildi; insanın tahakkümün tüm biçimlerinden kurtulmasını, özünde bizzat &#8220;<em>günlük yaşamın niteliğinde</em>&#8220;(<strong>12</strong>) radikal bir değişikliği arzuluyorlardı. Liberter bir toplumun gerekliliğini varsayıyorlardı. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> artık bir anakronizm [<em>ing. anachronism</em>, bir şeyi gerçek tarihinden farklı gösterme, tarih dışı kalmış] değildi.</p>
<blockquote><p>&#8220;<em>Anarşistlerin gelecekteki bir hayaller dünyasında yaşadığı ve bugün yaşananları görmediği sıkça söylenir. Biz onları fazlasıyla iyi görüyoruz, ve bu nedenle de bize rahat vermeyen önyargılar ormanına elimizde pala taşıyarak giriyoruz.</em>&#8220;(<strong>13</strong>)</p></blockquote>
<p>Fransa&#8217;da devrimin terk edilmesinin iki sebebi vardı: (1) anarşizmin kuram ve pratiğindeki yetersiz hazırlık ve (2) potansiyel olarak sempatik sol-kanat grupların otoriterliği ve bürokrasisi ile birleşen Devlet&#8217;in devasa gücü. İspanya&#8217;da <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a>, geniş hazırlığı nedeniyle çok daha yaygındı ve direngendi. Ancak yine de sonunda faşist Devlet ve otoriter solcular tarafından ezildi. Bu faktörlerin Birleşik Devletlerin bugünkü durumuyla olan ilgisini düşünmek önemlidir. Silahlı kuvvetleri, polisi ve nükleer silahlarıyla bütün bir insan ırkını bir anda yok edebilecek olan güçlü bir Devlet ile karşı karşıya değiliz sadece; aile, okul, kilise ve TV ekranıyla beslenen, ev yapımı bir pasiflik türü sayesinde hergün devamlılığı sağlama alınan, yaygın bir otorite ve hiyerarşik biçimler önünde saygıyla eğilirken buluyoruz kendimizi. Ek olarak, sadece küçük, dağınık anarşist etkinliğin olduğu çok büyük bir ülke burası. Sadece hazırlıksız değiliz, aynı zamanda Fransa ve İspanya&#8217;daki [Devletlerin] birleşik gücünden daha güçlü bir Devlet tarafından cüceleştiriliyoruz. Bu büyük farklılıklara karşın ayakta olduğumuzu söylemek hafife almak olur.</p>
<p>Ancak Düşman&#8217;ı merhametsiz, fethedilemez bir dev olarak tanımlamak bizi nereye götürür? Kadercilik ve yararsızlıkla kendimizin felç edilmesine izin vermezsek, bu bizi insanlığın kurtuluşu için mücadelenin içinden bakılacağı çerçeve olarak anarka-<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> üzerine yoğunlaşacak şekilde devrimi yeniden tanımlamaya zorlayabilir. Devrimin yeni kavramsallaştırmasının anahtarını elinde tutan kadınlardır; devrimin artık iktidarın ele geçirilmesi veya bir grubun &#8211;her <em>ne</em> koşulda, <em>ne</em> kadar süreyle olursa olsun&#8211; diğer başka bir gruba hakimiyet kurması demek olmadığını kavrayan kadınlar. Yıkılması gereken bizzat tahakkümün kendisidir. Gezegenin yaşamı bizzat buna bağlıdır. İnsan ırklarının sistematik bir şekilde yok edilmesine artık izin verilmemesi gibi, erkeklerin kendi çıkarları doğrultusunda çevreyi ahlaksızca [şehvetle] manipüle etmelerine artık izin verilemez. Hiyerarşinin ve otoriter düşünce yapısının varlığı, insanlığın ve gezegenin varoluşunu tehdit etmektedir. Küresel kurtuluş ve liberter politikalar yalnızca ütopyacı boş hayaller değillerdir, <em>gereklilik</em> haline gelmişlerdir. &#8220;<em>Hayatta kalmak için yaşamın koşullarını ele geçirme</em>&#8220;liyiz.(<strong>14</strong>)<br />
Mücadelemizin gerekli devrimci çerçevesi olarak anarka-feminizme odaklanmak, önümüzdeki görevin uçsuz bucaksızlığını reddetmek değildir. Ezilmemizin ve Düşman&#8217;ın çok büyük gücünün kökündeki nedenleri &#8220;<em>çok iyi</em>&#8221; görüyoruz. Ancak tamamlanmamış veya terk edilmiş devrimlerin ölümcül tarihi döngüsünü kırmanın yolunun, bizim için &#8211;&#8221;Ütopyayı Gerçek Yapmak&#8221; kısmında betimlenecek olan &#8220;<em>içini oymak</em>&#8221; [<em>ing. hollowing out</em>](<strong>15</strong>) süreci türünden bir şeye işaret eden&#8211; yeni tanımlamalar ve taktikler gerektirdiğini de görüyoruz. Kadınlar olarak, bizler bu sürece katılım için özellikle uygunuz. Asırlardır yeraltında kalarak gizli, kurnaz, marifetli, sessiz, direngen, fazlasıyla duyarlı ve tüm iletişim yeteneklerinde uzman hale gelmeyi öğrendik.<br />
Kendi hayatta kalma [mücadelemiz] için, &#8220;hükmeden&#8221; [<em>ing. masterful</em>, usta] gözlere gözükmeyen <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> ağlarını örmeyi öğrendik.</p>
<blockquote><p>&#8220;<em>Biz botların neye benzediğini biliriz</em><br />
<em>Altından bakıldığında,</em><br />
<em>biz botların felsefesini biliriz&#8230;</em><br />
<em>Yakında yabani otlar gibi işgal edeceğiz,</em><br />
<em>her yeri ancak yavaşça;</em><br />
<em>tutsak bitkiler bizimle beraber</em><br />
<em>isyan edecekler, çitler devrilecek,</em><br />
<em>sarsılıp yıkılacak tuğladan duvarlar,</em> <em>artık çizmeler olmayacak,</em><br />
<em>Bu arada pislikle besleniyor</em><br />
<em>ve uyuyoruz; ayaklarınızın</em><br />
<em>altında bekliyoruz.</em><br />
<em>Saldır dediğimizde</em><br />
<em>hiçbir şey işitmeyeceksiniz</em><br />
<em>ilk önce.</em>&#8220;(<strong>16</strong>)</p></blockquote>
<p>Bu ülkede anarşist hazırlık yok değil. Bu, biçimleri tarihsel zorunluluğu ve bizzat tarihin sürecini paramparça edecek devrime kendilerini (sıklıkla bilmeksizin) hazırlayan kadınların akıl ve eylemlerinde vardır.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">ANARŞİZM VE KADIN HAREKETİ</span></strong></p>
<blockquote><p>&#8220;<em>Kızkardeşliğin gelişmesi, hiyararşi ve tahakkümün temel toplumsal ve zihinsel modeline karşı yöneltildiği için emsalsiz bir tehdittir&#8230;</em>&#8220;(<strong>17</strong>)<br />
Mary Daly &#8220;<em>Tüm ülke çapında, bağımsız kadın grupları, eril solun yapısı, liderleri ve her işi yapan memurları [ing. factotum] olmaksızın faaliyete geçtiler, onyıllardır yerel anarşistlerin yaptığına benzer şekilde &#8211;bağımsız ve eşanlı olarak&#8211; örgütlenmeler yarattılar. İkisi de tesadüfi değil.</em>&#8220;(<strong>18</strong>)<br />
Cathy Levine</p></blockquote>
<p>İspanya ve Fransa&#8217;daki kadınların rolünden bahsetmedim, çünkü bu tek bir kelimeyle özetlenebilir: değişmedi. Anarşist erkekler, kadınları ikincil konuma getirmekte her yerdeki erkeklerden ancak birazcık iyiydiler.(<strong>19</strong>) Bu nedenle feminist anarşist bir devrime mutlak gereksinim vardır. Aksi takdirde anarşizmin üstünde yükseldiği ilkeler tam bir ikiyüzlülük haline gelir.</p>
<p>Bugünkü kadın hareketinin ve toplumun radikal feminist analizinin liberter düşünceye katkısı çoktur. Aslında benim kanaatim, feministlerin hem kuramda hem de pratikte yıllardır bilinçsiz anarşistler olduğudur. Artık şimdi <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ile <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> arasındaki bağlantıların <em>bilinçli</em> olarak farkına varmalıyız, düşüncelerimiz ve eylemlerimiz için bu çerçeveyi kullanmalıyız. Nereye gitmek istediğimizi ve oraya nasıl ulaşacağımızı açıkça görebilmeliyiz. Daha etkili olabilmek için, olası olduğunu hissettiğimiz geleceği kurmak için, istediğimizin değişim değil toptan <em>dönüşüm</em> olduğunun farkına varmalıyız.<br />
Radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> neredeyse saf anarşizmdir. Ana kuram, tüm otoriter sistemlerin temeli olarak çekirdek aileyi varsayar. Çocuğun babadan öğretmene, Tanrı&#8217;ya kadar öğrendiği ders, Otoritenin büyük anonim sesine İTAAT ETMEKtir. Çocukluktan yetişkinliğe terfi etmek, sorgulamaktan ve hatta açıkça düşünmekten bile aciz olan tam bir robot olmak demektir. Söylenen her şeye inanarak ve çevremizdeki yaşamın tahrip olmasını duyarsızca kabullenerek, orta-[sınıfın] Amerika[sı]&#8216;na geçeriz.<br />
Feministlerin uğraştığı şey kafa-sikici süreçtir &#8211;yanlızca nesne/özne ilişkilerine izin veren, dış dünyaya karşı eril tahakkümcü tavır. Geleneksel eril politika insanları nesne konumuna indirger, ve ardından da soyut &#8220;hedefler&#8221; için onlara hakim olur ve onları manipüle eder. Kadınlar ise diğer yandan, tüm alanlarda &#8220;Öteki&#8221;nin bilincini geliştirmeye çalışırlar. Özne-özne ilişkilerini yallızca arzulanır değil aynı zamanda gerekli görüyoruz. (pek çoğumuz sadece bu sebeple yanlızca kadınlarla çalışmayı ve aşk yapmayı seçmiştir &#8211;bu tür ilişkiler çok daha fazla olasıdır.) Bizim dışımızdaki varlıkları nesneleştirmek ve manipüle etmek için değil; onları tanımlamak, empatimizi ve diğer yaşayan şeyleri anlama yetimizi geliştirmek için birlikte çalışıyoruz. Bu noktada, tüm yaşama saygı göstermek, bizzat bizim yaşamımızı sürdürmemiz için bir önkoşuldur.<br />
Radikal feminist kuram yine &#8211;akılcılığın duyarlılığa, aklın sezgiye hükmettiği, ve devamlı bölünme ve kutuplaşmaların (aktif/pasif, çocuk/yetişkin, aklı başında/deli, çalışmak/oynamak, kendiliğindenlik/örgütlenme) bizi, bir <em>Bütün</em> olarak akıl-beden deneyiminden ve insan deneyiminin <em>Sürekliliği</em>&#8216;nden yabancılaştıran&#8211; eril hiyerarşik düşünce kalıplarını eleştirir. Kadınlar, bir bütün olarak evrenle uyumlu, bireysel yaralarımızın ve hiziplerimizin kolektif tedavisine adanmış bütüncül insanlar olarak yaşamamız için bu bölünmelerden kurtulmaya çalışırlar.<br />
Kadın Hareketi içindeki fiili pratikte, hiyerarşi ve tahakkümü yıkmakta feministler hem başarılı hem de başarısız olmuşlardır. Kadınların sıklıkla &#8220;sezgisel&#8221; anarşistler olarak konuştuklarını ve eylediklerini düşünüyorum; yani, tüm ataerkil düşünce ve örgütlenmelerin tamamen reddedilmesine <em>yaklaşıyoruz</em>, veya bunun <em>eşiğine varıyoruz</em>. Ancak bu yaklaşma ataerkilliğin &#8211;zihinlerimizde ya da birbirimizle olan ilişkilerimizde&#8211; aldığı güçlü ve sinsi biçimlerle bloke ediliyor. Otoriter bir toplumda yaşamak ve onun tarafından koşullandırılmak, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> ile <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> arasındaki bu çok önemli bağlantıyı kurmamızı sıkça engeller. Ataerkillikle savaştığımızı söylediğimizde, bunun <em>tüm</em> hiyerarşilerle, <em>tüm</em> liderliklerle, <em>tüm</em> hükümetlerle ve bizzat otorite düşüncesinin kendisiyle savaşmak demek olduğu her zaman hepimiz için açık değildir. Kolektif çalışma ve küçük lidersiz gruplar yönündeki dürtülerimiz anarşizandır, ancak çoğu durumda onları bu şekilde <em>adlandırmadık</em>. Ve bu önemlidir, çünkü feminizmin <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> olarak anlaşılması kadınlar için, reformizmden ve boşluk-doldurucu eylemlerden otoriter politikanın temel doğasıyla devrimci bir şekilde yüzleşmeye doğru bir sıçrama tahtası [işlevi görebilir].<br />
Eğer &#8220;ataerkilliği alaşağı&#8221; etmek istiyorsak, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> hakkında konuşmamız, tam olarak ne anlama geldiğini bilmemiz, ve kendimizi ve günlük yaşantılarımızın yapısını dönüştürmek için bu çerçeveyi kullanmamız gereklidir. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a> dişi toplu iktidar veya bir kadın Başkan demek değildir; <em>hiçbir</em> toplu iktidar ve <em>hiçbir</em> Başkan olmaması demektir. Eşit Haklar Bildirgesi toplumu dönüştürmeyecektir; kadınlara sadece hiyerarşik ekonomi içine dahil olma &#8220;hakkı&#8221; verecektir. Cinsiyetçiliğe meydan okumak, &#8211;ekonomik, politik, ve kişisel&#8211; tüm hiyerarşilere meydan okumak demektir. Ve bu anarka-feminist bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> demektir.<br />
Özellikle, feministler ne zaman anarşizanlardı, ve ne zaman birdenbire durduk? 60&#8242;ların sonlarında ikinci dalga <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a> tüm ülke geneline yayıldığında, kadın gruplarının aldığı biçimler sıklıkla [üstünde] konuşulmamış bir liberter bilinci yansıtmaktaydı. Rekabetçi güç oyunlarına, kişisel olmayan hiyerarşiye, ve erkek politikasının kitle örgütlenme taktiklerine isyan ederken, kadınlar günlük yaşantılarımızla ilgilenen küçük, lidersiz bilinç-yükseltme [B-Y] gruplarına dağıldılar. Yüz-yüze, bugüne kadar değer verilmemiş algı ve deneyimlerimizi paylaşarak ezilmemizin kökündeki sebebe ulaşmayı denedik. Birbirimizden politikanın &#8220;orada bir yerlerde&#8221; değil, akıllarımızda ve bedenlerimizde ve bireyler arasında olduğunu öğrendik. Kişisel ilişkiler, politik bir sınıf olarak bizi ezebiliyordu ve eziyordu. Sefaletimiz ve kendimizden nefret etmemiz &#8211;evde, sokakta, işte, ve politik örgüttlenmedeki&#8211; erkek hakimiyetinin doğrudan bir sonucuydu.<br />
Böylece, ABD&#8217;nin bağlantısız birçok yerinde B-Y grupları kendiliğinden, ataerkil biçimlere doğrudan bir (re)aksiyon olarak gelişti. Temel örgütlenme birimi olarak küçük gruba, kişisel ve politik olana, anti-otorterliğe, ve kendiliğinden doğrudan eyleme yapılan vurgular esasen anarşizandı. Ancak, İspanyol devrimci eylemlerini tutuşturan yıllar ve yıllar boyunca süren hazırlık neredeydi? Kadın gruplarının yapısı, İspanya, Fransa ve diğer ülkelerdeki anarko-sendikalist sendikalar içindeki anarşist ilgi gruplarınınkini [<em>ing. affinity</em>] oldukça andırmaktadır. Ancak, biz kendimizi anarşist olarak adlandırmadık ve anarşist ilkeler etrafında bilinçli olarak örgütlenmedik. O zamanlar, bir yeraltı iletişim ve fikir-ve-yetenek paylaşımı ağı bile geliştirmedik. Kadın hareketi körü körüne cevapları araştıran bir avuç kadar gruptan daha fazlası değilken, belirlenmemiş bir ideal olarak akıllarımızda <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> vardı.<br />
Bunun, düzenli bir şekilde yapılandırılır ve somutlaştırılırsa, biz kadınları, toptan devrimi başarmaya doğru daha önceki herhangi bir gruptan çok daha ileri götürebilecek derinlemesine bir anarşist bilincin taşıyıcıları olma biçimindeki biricik konuma koyduğuna inanıyorum. Kadınların sezgisel anarşizmi, keskinleştirilir ve belirginleştirilirse, insanlığın kurtuluşu mücadelesinde inanılmaz bir ileri (ya da öteye) adım olacaktır. Radikal feminist kuram Nihai <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">Devrim</a> olarak feminizmi selamlar. Bu, ancak ve ancak anarşist kökenlerimizi fark eder ve onlara sahip çıkarsak doğrudur. Anarşizmle feminist bağlantıyı görmekte başarısız olduğumuz noktada, devrimden önce dururuz ve &#8220;siz erkeklerin politik kızışkanlığı&#8221;na tıkılıp kalırız. Karanlıkta el yordamıyla ilerlemeyi bırakmanın, en sonunda nerede olmak istediğimiz bağlamında ne yapmış ve ne yapmakta olduğumuzu görmenin zamanı.<br />
B -Y grupları iyi bir başlangıçtı, ancak sıklıkla kişisel sorunları konuşmaya öyle battılar ki, doğrudan eylem ve politik yüzleşmeye atlama yapmakta başarısız oldular. Belirli bir mesele veya proje etrafında örgütlenen gruplar zaman zaman &#8220;yapısızlığın tiranlığının&#8221; &#8220;tiranlığın tiranlığı&#8221; kadar tahripkar olabileceğini gördüler.(<strong>20</strong>) Örgütlenmeyi kendiliğindenlikle harmanlamadaki başarısızlık sıkça daha fazla yetenek veya kişisel karizması olanların liderler olarak ortaya çıkmasına neden oldu. Kendilerini ateşli kavgalar, suçluluk duygusu, ve iktidar mücadelelerinin peşinde koşarken bulanlar gücenme ve hayal kırıklığı hissettiler. Bu, çok sıkça ya toptan etkisizleşmeyle veya (kelimenin eski eril yukarı/aşağı anlamında) &#8220;ihtiyacımız olan daha fazla yapı&#8221; [şeklindeki] kuvvetli bir gerilemeyle sonuçlandı.<br />
Bir kez daha, eksik olanın kelimelere dökülmüş anarşist bir analiz olduğunu düşünüyorum. Örgütlenmenin kendilindenliği boğması veya hiyerarşik kalıplar takip etmesi gerekmez. En başarılı olan kadın hareketleri, çeşitli akışkan yapılarla işleyenlerdi: görev ve başkanlığın rotasyona tabi olması, tüm yeteneklerin paylaşılması, bilgi ve kaynaklara eşit erişim, tekelleştirilmemiş karar alma, ve grup dinamiklerinin tartışılması için zaman yaratılması. Bu en son yapısal unsur önemlidir, çünkü grup üyelerinin payına, bu &#8220;[grubun içine] sızan iktidar politikaları&#8221;nın devamlı takip edilmesi çabasını kapsar. Eğer kadınlar sözlü olarak kendilerini kolektif çalışmaya adıyorlarsa, bu (&#8221;takipçiler&#8221;i ortadan kaldırmak için) pasifliğin aksinin öğrenilmesini ve (&#8221;liderler&#8221;den sakınmak için) özel yetilerle bilginin paylaşılmasını gerektirir. Bu, başkalarının kelimeleri veya yaşamlarından esin alamayacağımız anlamına gelmez; güçlü bireylerin güçlü eylemleri bulaşıcı ve bu nedenle de önemli olabilir. Ancak eski davranış kalıplarına doğru kaymamak için dikkatli olmalıyız.<br />
Olumlu yanında, kadın hareketinin son birkaç yılda ortaya çıkan yapısı, durmaksızın yeraltı iletişim ağı ve belirli meseleler etrafında kolektif eylemler işleyen anarşizan küçük proje-odaklı gruplar kalıbını takip etmektedir. Liderden/&#8221;yıldız&#8221;dan sakınmaktaki ve küçük eylem projelerinin (Tecavüz Krizi Merkezleri, Kadın Sağlık Kolektifleri) tüm ülkeye yayılmasındaki kısmi başarı, kadın hareketinin tek bir kişiye veya gruba indirgenmesini oldukça zorlaştırmıştır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a> tek vuruş darbesiyle yok edilemeyecek çok başlı bir devdir. Hiyerarşik zihniyetle kavranamayan şekillerde yayılır ve büyürüz.<br />
Ancak bu Düşman&#8217;ın sınırsız gücünü küçük görmek değildir. Bu iktidarın alabileceği en güvenilmez biçim, kısa görüşlü, anarşizan olmayan feminist düşünceyi yüzeysel &#8220;toplumsal değişim&#8221; halinde besleyip ona adapte olmaktır. Cinsiyetçiliği işlerin gidişatına kadınların katılımıyla kökünden sökülüp atılabilecek bir şeytan olarak düşünmek, tahakküm ve ezilmenin devamlılığını sağlayacaktır. &#8220;Feminist&#8221; kapitalizm terimsel olarak çelişkilidir. Kadın kredi birlikleri, restorantlar, kitap evleri, vb. kurduğumuz zaman, bunu kendi hayatta kalmamız için, süreçleri rekabete, kar-yapmaya ve tüm ekonomik baskı biçimlerine meydan okuyacak ve onlarla çelişecek bir karşı-sistem yaratma amacı için böyle yaptığımız konusunda açık olmalıyız. &#8220;<em>Sınırlarda yaşamaya</em>&#8220;(<strong>21</strong>), anti-kapitalist, tüketime dayanmayan değerlere adanmış olmalıyız. Bizim istediğimiz &#8220;<em>iktidarı bir küme oğlandan başka bir oğlan kümesine devreden</em>&#8220;(<strong>22</strong>) bir kaynaşma veya askeri darbe değil. Bizim istediğimiz toptan bir devrimden daha azı değil; biçimleri eşitlik, tahakküm, bireysel değişime saygısızlıkla lekelenmemiş bir gelecek icat edecek bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> &#8211;kısacası feminist-anarşist <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a>. Kadınların ilk başından beri insanlığın kurtuluşu doğrultusunda nasıl hareket edeceğini bildiklerine inanıyorum; yallızca süren erkek politika biçimlerinden kurtulmamız ve kendi anarşizan kadın analizimize odaklanmamız gerekiyor.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">BURADAN NEREYE GİDECEĞİZ? ÜTOPYAYI GERÇEK YAPMAK</span></strong></p>
<blockquote><p>&#8220;<em>Ah, görüşünüz romantik bir saçmalık, aşırı duygusal bir sofuluk, gevşek bir idealizm.&#8221; &#8220;Şiirle uğraşıyorsunuz, çünkü somut ayrıntılar sunamazsınız.&#8221; Kafamın (kafanızın?) arkasındaki küçük ses böyle diyor. Ancak kafamın önü, yanı başımda olsaydın konuşabileceğimizi biliyor. Ve konuşmamızda şunun bunun (somut, ayrıntılı) tanımlanmasına, şu veya bunun nasıl çözüleceğine ulaşacağız. Benim görüşümün gerçekten yoksun olduğu şey somut, ayrıntılı insan bedenleridir. Böylece bu artık bulanık bir görüntü değil, etten kemikten bir gerçeklik olacaktır.</em>&#8220;(<strong>23</strong>)<br />
Su Negrin</p></blockquote>
<blockquote><p>&#8220;<em>Bugün cesareti kırılmış ve izole olmuş olmak yerine, tartışan, planlayan, yaratan ve sorun çıkaran küçük gruplarımızda olmalıyız&#8230; daima feminist eylemlilik içinde olmalı ve onu yaratmalıyız, çünkü biz hepimiz onunla gelişiriz; (onun) yokluğunda, kadınlar sakinleştirici alır, çıldırır ve intihar ederler.</em>&#8220;(<strong>24</strong>)<br />
Cathy Levin</p></blockquote>
<p>60&#8242;larda oturma eylemlerinin, yürüyüşlerin, öğrenci boykotlarının, gösterilerin ve DEVRİM HEMEN ŞİMDİ&#8217;nin heyecanını yaşayanlarımız, 70&#8242;lerde olanlar hakkında hayal kırıklığı duyabilir ve bunu tam bir şüpheyle karşılayabilirler. Vazgeçmek veya (&#8221;açık&#8221; evliliğe? zamane kapitalizmine? Guru Maharaji&#8217;ye?) katılmak, mücadeledeki onyılların olasılıklarıyla ve hatta nihai bir başarısızlıkla yüzleşmekten daha kolay gözüküyor. Bu noktada, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> sürecini görecek bir çerçeveden yoksunuz. Bu olmaksızın uyuşmuş, izole olmuş bir mücadeleye veya bireysel çözüme mahkum oluruz. Anarka-feminizmin sağlayacağı çerçeve, veya birleşme noktası türü bir şey, Ütopyacı hedeflere ulaşmak üzere herhangi devamlı bir çaba için önkoşul olarak gözüküyor. İspanya ve Fransa&#8217;ya bakarak, gerçek devrimin &#8220;<em>ne rastlantısal bir oluşum ne de yukarıdan kurgulanmış bir askeri darbe olmadığı</em>&#8220;nı(<strong>25</strong>) görebiliriz. Yıllarca sürecek bir hazırlık gerektirir: düşünce ve bilgileri paylaşmak; bilinç ve davranışlarda değişiklikler; kapitalizme, hiyerarşik yapılara karşı politik ve ekonomik alternatiflerin yaratılması. Özerk bireylerin kolektif politik yüzleşme yoluyla kendiliğinden doğrudan eylemesini gerektirir. Kişisel yaşamınızı ve &#8220;aklınızı özgürleştirmek&#8221; önemlidir, ancak yeterli değildir. Kurtuluş adacıklar halindeki bir deneyim değildir; diğer insanlarla birlikte gerçekleşir. Bireysel olarak &#8220;kurtulmuş kadın&#8221; yoktur.<br />
Yani, konuştuklarım <em>uzun vadeli bir süreç</em>, pasifliği öğrenmekten kurtulduğumuz ve kendi yaşamlarımızın denetimini ele geçirmeyi öğrendiğimiz bir eylemler dizisidir. Şeylerin oluş şekline karşı zihinsel ve fiziksel (somut) alternatifler oluşturulmasıyla mevcut sistemin &#8220;içini boşaltmak&#8221;tan bahsediyorum. ABD hükümetini alaşağı eden küçük bir silahlı gerilla grubunun romantik görüntüsünün (tamamen erkek politikası olduğu için) modası geçmiştir ve esasen devrimin bu kavramsallaştırmasıyla ilgisi yoktur. Bunu denemiş olsaydık, ezilmiş olurduk. Üstelik, afişte söylendiği gibi, &#8220;<em>Bizim istediğimiz hükümeti devirmek değil, onun karmaşa içinde kaybolacağı bir durumu [yaratmak]</em>&#8220;. Bu İspanya&#8217;da (geçici olarak) olmuştu ve Fransa&#8217;da neredeyse oluyordu. Silahlı direnişin bir noktada gerekli olup olmayacağı tartışmaya açık bir nokta. Anarşist &#8220;araçlar amaçları belirler&#8221; ilkesi pasifizmi ima ediyor gözükmekte, ancak Devlet&#8217;in gücü o kadar büyük ki şiddetsizlik hakkında kesin olmak zor. (Silahlı direniş İspanyol Devrimi&#8217;nde hayatiydi, ve Fransa 1968&#8242;de de önemli gözüküyordu). Ancak pasifizm meselesi başka bir tartışmayı içermekte; ve benim burada ilgilendiğim şey toplumu dönüştürmek üzere gereken hazırlığı &#8211;anarka-feminist çerçeveyi, uzun erimli devrimci sabrı, ve sığınaklarına çekilmiş ataerkil tavırlarla sürekli bir çatışmayı içeren bir hazırlığı&#8211; vurgulamak.<br />
Hazırlığın fiili taktikleri uzun süreden beri dahil olduğumuz şeylerdir. Devam etmek ve onları daha da geliştirmek zorundayız. Bunların üç düzeyde işlediklerini görüyorum: (1) &#8220;eğitsel&#8221; (düşünceleri, deneyimleri paylaşmak), (2) ekonomik/politik, ve (3) kişisel/politik.<br />
&#8220;Eğitim&#8221;in aslında sözde alçakgönüllü bir tonu var, ancak &#8220;sözü kitlelere ulaştırmak&#8221; veya suçluluk duygusuyla yüklü bireyleri varoluşun emredici yollarına çağırmayı kastetmiyorum. Yaşamlarımızı birbirimizle paylaşmak üzere &#8211;(feminist yayın ağımızda) yazmak, çalışma grupları, ve kadın radyosu ve TV programlarından gösterilere, yürüyüşlere ve sokak tiyatrolarına kadar&#8211; geliştirdiğimiz pek çok yöntem hakkında konuşuyorum. Kitle medyası devrimci iletişim ve etki için özellikle önemli bir alan olarak gözüküyor &#8211;radyo ve TV tarafından yaşamlarımızın nasıl <em>yanlış</em>-biçimlendirildiğini bir düşünün(<strong>26</strong>). Tek başına bakılınca bu şeyler faydasız görülebilir, ancak politik hareketlere aktif katılımın yanısıra yazarak, okuyarak, ve birbirlerini dinleyerek insanlar <em>değişirler</em>. Birlikte sokaklara çıkmak pasifliği sarsar; ve kendimizi sürdürmemize <em>ve</em> dönüştürmemize yardım edebilecek komünal çaba ruhunu ve yaşam enerjisini sağlar. Tipik bir amerikan kızından bir anarka-feministe dönüşümüm on yılı bulan bir okuma, tartışma ve &#8211;Ortabatıdan Batı ve Doğu Kıyısı&#8217;na kadar&#8211; çok çeşitli insanla ve poltikayla uğraşmamla gerçekleşti. Benim deneyimlerim belli açılardan kendine özgü olabilir, ancak bunların sıradışı olduğunu düşünmüyorum. Bu ülkenin birçok, birçok yerinde insanlar kabullenme ve pasifliğe koşullanma yolllarını yavaş yavaş sorgulamaya başlıyorlar. Tanrı ve Hükümet bir zamanlarki gibi en yüksek otoriteler değiller. Bu, Kilise ve Devlet&#8217;in gücünü asgari kılmak değildir, düşünce ve davranışlardaki önemsiz gibi gözüken değişikliklerin kolektif eylemle sertleştirildiklerinde ataerkilliğe karşı gerçek bir meydan okuma oluşturduklarını vurgulamaktır.<br />
Ekonomik/politik taktikler doğrudan eylemin ve &#8220;amaçlı yasadışılığın&#8221; (Daniel Guerin&#8217;in ifadesi) alanına girer. Anarko-sendikalizm üç temel doğrudan eylem tarzını belirtir: sabotaj, grev, ve boykot. Sabotaj &#8220;<em>her türlü olası yöntemle üretimin düzenli sürecini engellemek</em>&#8220;(<strong>27</strong>) demektir. Sabotaj, giderek daha sıklıkla, değişen toplumsal değerlerden bilinçsizce etkilenen insanlar tarafından uygulanmaktadır. Örneğin, sistematik işten kaytarma [<em>ing. absenteeism</em>, görevi başında bulunmama] hem mavi hem de beyaz yakalı işçiler tarafından icra edilmektedir. İşverenlere karşı koymak &#8220;yavaşlatma&#8221; gibi ustaca veya &#8220;defol git&#8221; gibi kabaca şekillerde yapılabilir. Mümkün olduğunca yavaş bir şekilde mümkün olduğunca az iş yapmak, fiili iş sürecini karıştırdığı için yaygın bir çalışan uygulamasıdır (genellikle grev sırasında bir sendika taktiği olarak). Sekreterlerin mutat yanlış [belge] doldurmaları veya &#8220;önemli kağıtları&#8221; kaybetmeleri, veya İtalya&#8217;daki 1967 demiryolu grevi sırasında [trenlerin üzerindeki] yön levhalarının sürekli değişip durması.<br />
Sabotaj taktikleri grevlerin çok daha etkili olmasını sağlar. Grev bizzat işçilerin en önemli silahıdır. Herhangi bir grev, eğer diğer endüstrilere yayılır ve genel bir grev haline gelirse, sistemi felç etme potansiyeline sahiptir. Toplumsal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> bu durumda sadece bir adım ötededir. Tabii ki, genel grevin nihai hedefi işçilerin kendinden yönetimi (ve keza bunu nasıl başaracağı ve nasıl sürdüreceğine dair belirgin anlayışı) olmalıdır; aksi takdirde (1968 Fransa&#8217;sında olduğu gibi) <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> ölü doğacaktır.<br />
Boykot da yine kuvvetli bir grev veya sendika stratejisi olabilir (örn. Farah pantalonlarının ve sendika ürünü olmayan üzüm, salatalık ve şarapların boykot edilmesi). Ek olarak, ekonomik ve toplumsal değişiklikleri zorlamak için de kullanılabilir. Oy kullanmayı, savaş vergilerini ödemeyi veya kapitalist rekabeti ve aşırı-tüketimi reddetmek, tüm bunlar alternatif, kar-amaçlı olmayan yapılarla (gıda kooperatfileri, sağlık ve hukuk kolektifleri, yeniden dönüştürülmüş giysiler ve kitap dükkanları, özgür okullar vb.) birleştiğinde önemli eylemlerdir. Tüketimcilik kapitalizmin ana mevzilerinden birisidir. Almayı (özellikle de modası geçmiş ürünleri ve saldırganca reklamı yapılanları) boykot etmek &#8220;günlük yaşamın niteliğini&#8221; değiştirme gücüne sahip bir taktiktir. Oy kullanmayı reddetmek, güç ve paranın politik elitleri seçtiği sahte demokrasiye karşı bilinçli bir ifadeden ziyade sıklıkla umutsuzluk ve edilgenlik yüzünden yapılmaktadır. Oy kullanmama, eğer eş zamanlı olarak alternatif anarşist ilgi grupları [<em>ing. affinity group</em>] ağı içinde samimi demokratik biçimler yaratılmasına katılabilirsek, sessiz bir rıza göstermeden başka bir anlama gelebilir.<br />
Bu bizi üçüncü alana getirir &#8211;esaslı bir şekilde diğer ikisine bağlı olan kişisel/politik. Anarşist ilgi grubu uzun zamandan beri devrimci örgütsel bir yapı olagelmiştir. Anarko-sendikalist sendikalarda, işçilerin kendinden yönetiminin eğitim yeri olarak işlev görmüştür. Bunlar, belirli kısa dönemli bir hedef doğrultusunda bireylerin geçici gruplaşması (profesyonelciliğe ve kariyer elitizmine alternatif olarak) olabilirler, veya bireylerin bire bir ilişkilerinde kendilerini tahakküm veya mülkiyetçilikten nasıl kurtaracaklarını öğrendikleri yaşam kolektifleri olabilirler. Potansiyel olarak, anarşist ilgi grupları liberter, hiyerarşik olmayan yeni bir toplum kurabileceğimiz temeli oluştururlar. Yaşama ve çalışma tarzımız, düşünme ve anlama tarzımızı değiştirir (ve bunun tam tersi de geçerlidir), ve bilinçteki değişiklikler eylem ve davranışlardaki değişiklikler haline geldiğinde, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> başlamıştır.<br />
Ütopyayı gerçek kılmak pek çok düzeyde mücadeleyi içerir. Sürekli olarak geliştirilecek ve değiştirilecek belirli taktiklerin yanısıra, politik sebatkarlığa ihtiyacımız vardır: bugünün ötesinde keyifli, devrimci geleceği görme kuvveti ve yetisi. Buradan oraya ulaşmak inançta bir sıçramadan daha fazlasını gerektirir. Bu, her birimizden olasılığa ve doğrudan eyleme gün be gün, uzun erimli bir kararlılık [göstermemizi] talep eder.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">GELECEĞİN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ</span></strong></p>
<blockquote><p>&#8220;<em>Kadın kültürünün yaratılması, arkadaşlarımızla olan konuşmalarımızdan, çocuk bakım merkezleri için vitrinleri ele geçirmeye, hemcinsi ile sevişmeye kadar herşeyi devamlı olarak yeniden ortaya seren bir GÖRÜŞE katılımı nedeniyle, hayal edebileceğimiz kadar yayılmacı bir süreçtir. Bu, değiştirici olması dışında ifşa edici, tanımlanamaz bir süreçtir. Kadın kültürü, kendimizle, birbirimizle ve kızkardeşimiz yerküre ile uyumlu bir imgelem [ing. vision] doğrultusunda hepimiz için cin kovucu, isimlendirici, yaratıcıdır. Son on yılda, ataerkilliğin tarihinde olmadığı kadar onun iktidarını devirmek için hızlanmış ve buna yaklaşmış olmamız &#8230; neşeli bir umudun sebebidir &#8211;yabani, bulaşıcı, zapt edilemez, çılgın bir UMUT!&#8230; Umut; yaşamın ölüm, ümitsizlik ve anlamsızlık karşısındaki zaferi artık baktığım her yerde &#8211;KADINİMGELEMİne inanan tılsımlı kadınlar gibi&#8230;</em>&#8220;(<strong>28</strong>)<br />
Laurel</p></blockquote>
<p>Eğer yarın <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> olmazsa hepimizin felaketvari (en azından katatonik [<em>ing. catatonic</em>, dış dünyayla iletişim kesildiği şizofrenik durum]) bir kadere mahkum olacağımızı düşünürdüm. Artık <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">devrim</a> öncesi-ve-sonrası bir şeye inanmıyorum, ve bu terimlerle düşünürek kendimizi başarısızlığa ve ümitsizliğe yönlendirdiğimizi düşünüyorum. Mücadeleyi sürdürmek için gereksinimimiz olan, kesinlikle ihtiyaç duyduğumuz tek şeyin (günlük yaşamlarımızdaki baskıya rağmen) UMUT <em>olduğuna</em>, yani <em>herkes</em> için hem yaşanabilir hem de kendini gerçekleştiren, tepeden tırnağa içsel ve dışsal bir dünya yaratmakta bizleri devamlı ileriye doğru çekiştirecek kadar güzel ve güçlü bir gelecek imgelemi olduğuna inanıyorum(<strong>*</strong>). Umudun olduğuna inanıyorum &#8211;yani Laurel&#8217;in &#8220;kadınimgelemi&#8221;nde, Mary Daly&#8217;nin &#8220;varoluşsal cesaret&#8221;inde(<strong>29</strong>), ve anarka-feminizmde. Bizim farklı seslerimiz aynı düşü tasvir ediyor, ve &#8220;&#8221;<em>ağızlarımızı tıkayan taşı ancak bir düş parçalayabilir.</em>&#8220;(<strong>30</strong>) Konuştukça değişiriz, ve değiştikçe eşanlı olarak kendimizi ve geleceği dönüştürürüz.<br />
<em>Toplumumuzda</em> bireysel veya başka bir türlü bir çözüm olmadığı doğrudur.(<strong>31</strong>) Bunu eğer kötümserleştirici bilgiyle değil de &#8211;bilincimizde ve yaşamlarımızda&#8211; yaşadığımız radikal metamorfozların [başkalaşmalar] farkındalığıyla dengelersek, ancak belki o zaman gerçekleşebilir DÜŞÜMÜZÜ yaratmaya devam etmek için cesaretimiz olabilir. Günlük baskıya maruz kalmak ve hala umutlu olmaya devam etmek açıkçası kolay değildir. Ancak <em>bu bizim tek şansımız</em>. Eğer umudu (bağlantıları görme yetisini, bugündeki geleceği düşlemeyi) terk edersek, o zaman zaten kaybetmişizdir. Umut bir kadının en kuvvetli devrimci aracıdır; yaşamlarımızı, işimizi ve sevgimizi her paylaştığımızda birbirimize verdiğimiz şeydir. Bu, bizi kendimizden nefret etmekten, kendimizi suçlamaktan ve bizleri ayrı hücrelerde mahkum eden kadercilikten ileriye doğru götüren şeydir. Eğer şimdi karamsarlık ve ümitsizliğe teslim olursak, otoriter politikanın ve ataerkil tahakkümün kaçınılmazlığını kabul etmiş oluruz. (&#8221;<em>Ümitsizlik en feci hainliktir, en bayat baştan çıkarmadır: en sonunda düşmanın galip geleceğine inanmaktır.</em>&#8220;(<strong>32</strong>), Marge Piercy). Acı ve öfkemizin umutsuzluk veya dar görüşlü kısmi-&#8221;çözümler&#8221;e dönüşmesine müsade etmemeliyiz. Yapabileceğimiz hiçbir şey yeterli olmayacaktır, ancak öte yandan, akıllarımızda, yaşamlarımızda, bir başkasının yaşamında yaptığımız o &#8220;küçük değişiklikler&#8221; tamamen boş ve etkisiz değildir. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/devrim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with devrim">Devrim</a> yapmak uzun zaman alır: bir kimsenin şu anda hem hazırlığını yaptığı hem de içinde yaşadığı bir şeydir. Geleceğin dönüştürülmesi anlık bir şey değildir; ne olduğundan ne olabileceğine uzanan, düşünce ile eylemin, bireysellik ile kolektifliğin, kendiliğindenlik ile örgütlenmenin <em>topyekun</em> bir sürekliliği olabilir.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> bu dönüşüm için çerçeveyi sağlar. Bu, biz yaşadıkça &#8220;gerçek&#8221; olacak bir imgelem, bir düş, bir olasılıktır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">Feminizm</a> anarşizmi gelecekle ilintilendiren bağlantıdır. En sonunda bu bağlantıyı açıkça gördüğümüzde, bu imgelemi kavradığımızda, bu UMUDA tecavüz edilmesini reddettiğimizde, hiçliğin sınırından [dönerek] bugün ancak hayal edilebilir olana adımımızı atacağız. Kadınimgelemi, yani anarka-<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with feminizm">feminizm</a>, yüzyıllardır bedenlerimizin içinde taşındı. &#8220;<em>Bu imgelemi doğurmak, her birimizin içinde süren bir mücadele olacaktır</em>&#8220;(<strong>33</strong>), ancak <em>bunu yapmamız gerekiyor</em>. &#8220;<em>Öfkemizi filler gibi savaşa sürmeliyiz</em>&#8220;.<br />
&#8220;<em>Karabasan parıltılarıyla tedirgin olan uyurgezerleriz,</em><br />
<em>Kilitli koğuşlarda bakışımızı küçük odalara kapatıyoruz, vazgeçerek&#8230;</em><br />
<em>Yalnızca aynayı kırıp [düşlediğimiz] imgemize tırmandığımızda,</em><br />
<em>Yalnızca birlikte akan ve şarkı söyleyen bir rüzgar olduğumuzda,</em><br />
<em>Yalnızca kemiklerimizden fışkıran düşün içinde</em><br />
<em>gerçeğe dönüşürüz en sonunda</em><br />
<em>ve uyanırız.</em>&#8220;(<strong>34</strong>)</p>
<p>(<strong><span style="color: #000099;">*</span></strong>) Ve kendini gerçekleştirmek diyerek, sadece yaşamsal gereksinimleri (yeterli gıda, giyim, barınma vb.) değil, ancak aynı zamanda psikolojik gereksinimleri (örn. belirli, somut olası alternatifler arasında tam bir seçim yapma özgürlüğünü besleyecek olan baskıcı olmayan bir çevreyi) de kastediyorum.<br />
<strong><span style="color: #990000;">DİPNOTLAR</span></strong><br />
<strong>(01)</strong> Emma Goldman, &#8220;<em><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>: Gerçekte Neyi Amaçlar</em>&#8220;, <strong>Kızıl Emma Konuşuyor</strong> (Vintage Books, 1972), s. 59.<br />
<strong>(02)</strong> Su Negrin, <strong>Baştan Başla</strong> (Times Change Press, 1972), s. 128.<br />
<strong>(03)</strong> Murray Bookchin, <strong>Kendiliğindenlik ve Örgütlenme, </strong><span style="text-decoration: underline;">Liberation</span>, Mart, 1972, s. 6.<br />
<strong>(04)</strong> Paul Berman, <strong>Anarşistlerden Alıntılar</strong> (Praeger Publishers, 1972), s. 68.<br />
<strong>(05)</strong> Sam Doigoff, <strong>Anarşist Kollektifler</strong> (Free Life Editions, 1974), s. 27.<br />
<strong>(06)</strong> age, s. 6, 7, 85.<br />
<strong>(07)</strong> Daniel and Gabriel Cohn-Bendit, <strong>Eskimiş Komünizm &#8211; Sol Kanat Alternatif</strong> (McGraw-Hill, 1968), s. 256.<br />
<strong>(08)</strong> Hem Mayıs-Haziran olaylarının anlayışlı bir analizi ve teknolojik bir toplumda devrimci potansiyelin tartışması için Murray Bookchin&#8217;in <strong>Kıtlık-Ötesi <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a></strong>&#8216;ine (Ramparts Press, 1974) bakınız.<br />
<strong>(09)</strong> age, s. 262.<br />
<strong>(10)</strong> age, s. 250.<br />
<strong>(11)</strong> Bookchin, <strong>Kendiliğindenlik ve Örgütlenme</strong>, s. 11-12.<br />
<strong>(12)</strong> Bookchin, <strong>Kıtlık-Ötesi <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a></strong>, s. 249.<br />
<strong>(13)</strong> Berman, s. 146.<br />
<strong>(14)</strong> Bookchin, <strong>Kıtlık-Ötesi <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a></strong>, s. 40.<br />
<strong>(15)</strong> Bookchin, <strong>Kendiliğindenlik ve Örgütlenme</strong>, s. 10.<br />
<strong>(16)</strong> Margaret Atwood, &#8220;<em>Solucanların Şarkısı</em>&#8220;, <strong>Mutlusunuz</strong> (Harper &amp; Row, 1974), s. 35.<br />
<strong>(17)</strong> Mary Daly, <strong>Baba Tanrının Ötesinde</strong> (Beacon Press, 1973), s. 133.<br />
<strong>(18)</strong> Cathy Levine, &#8220;<em>Tiranlığın Tiranlığı</em>&#8220;, <span style="text-decoration: underline;">Black Rose</span> 1, s. 56.<br />
<strong>(19)</strong> UCLA tarih bölümünden Temma Kaplan İspanyol Devrimi&#8217;ndeki kadın gruplarının (özellikle de &#8220;Mujeres Libres&#8221;) üstüne ayrıntılı çalışmalar yapmıştır. Keza bakınız, Liz Willis, <strong>İspanyol Devrimi&#8217;nde Kadınlar</strong>, Solidarity Pamphlet No. 48.<br />
<strong>(20)</strong> Bakınız Joreen&#8217;in &#8220;<em>Yapısızlığın Tiranlığı</em>&#8220;, <span style="text-decoration: underline;">Second Wave</span>, Cilt. 2, No. 1, ve Cathy Levine&#8217;ın &#8220;<em>Tiranlığın Tiranlığı</em>&#8220;, <span style="text-decoration: underline;">Black Rose</span> 1.<br />
<strong>(21)</strong> Daly, s.55.<br />
<strong>(22)</strong> Robin Morgan, Boston College konuşması, Boston, Mass., Kasım 1973.<br />
<strong>(23)</strong> Negrin, s.171.<br />
<strong>(24)</strong> Levine, s.50.<br />
<strong>(25)</strong> Doigoff, s. 19.<br />
<strong>(26)</strong> Cohn-Bendits Paris 1968&#8242;in en büyük hatalarından birisinin medyanın &#8211;özellikle de radyo ve TV&#8217;nin&#8211; denetimini tam olarak ele geçirilememesi olduğunu belirtir.<br />
<strong>(27)</strong> Goldman, &#8220;<em>Sendikalizm: Kuram ve Pratik</em>&#8220;, <strong>Kızıl Emma Konuşuyor</strong>, s.71.<br />
<strong>(28)</strong> Laurel, &#8220;<em>Kadın Görüşüne Doğru</em>&#8220;, <span style="text-decoration: underline;">Amazon Quarterly</span>, Cilt 1, Sayı 2, s. 40.<br />
<strong>(29)</strong> Daly, s. 23.<br />
<strong>(30)</strong> Marge Piercy, &#8220;<em>Düşün Provoke Edilmesi</em>&#8220;.<br />
<strong>(31)</strong> Fran Taylor, &#8220;<em>Romans, Bireysel Çözüm, ve İlgili Talihsizlikler Hakkında Karamsar Bir Söylev</em>&#8220;, <span style="text-decoration: underline;">Second Wave</span>, Cilt 3,Sayı 4.<br />
<strong>(32)</strong> Marge Piercy, &#8220;<em>Kuleyi Devirmek</em>&#8220;, <strong>Faydalı Olmak</strong> (Doubleday, 1973), s. 88.<br />
<strong>(33)</strong> Laurel, s. 40.<br />
<strong>(34)</strong> Piercy, &#8220;<em>Düşün Provoke Edilmesi</em>&#8220;.<br />
<span style="font-family: Garamond;"><strong><span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="color: #990000;">Çeviri: </span><span style="color: #993366;">Mor Yağmur</span> <span style="color: #ffffff;">&amp;</span><span style="color: #990000;">Anarşist</span> Bakış </span></strong><br />
<strong><span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="color: #990000;">Kaynak:</span></span></strong><span style="font-family: Trebuchet MS;"> &#8220;<strong>Anarchism: The Feminist Connection</strong>&#8220;, Peggy Kornegger.</span> </span><br />
<a href="http://www.khaos.info/anarsizm/11816-anarsizm-feminist-baglanti/">www.khAos.info</a></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsi/" title="anarşi" rel="tag">anarşi</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm-feminist-baglanti/" title="Anarşizm: Feminist Bağlantı" rel="tag">Anarşizm: Feminist Bağlantı</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/feminizm/" title="feminizm" rel="tag">feminizm</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1824/anarsist-devrim-ve-kadinlarin-kurtulusu/" title="Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu (25 Ekim 2009)">Anarşist Devrim ve Kadınların Kurtuluşu</a> (1)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1714/zenginlik-kitle-iletisim-araclarini-nasil-etkiler/" title="Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler? (24 Ekim 2009)">Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1710/zenginligin-politika-uzerindeki-etkisi-nedir/" title="Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir? (24 Ekim 2009)">Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1631/yonetici-sinif-devlet-uzerindeki-denerimini-nasil-surdurur/" title="Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür? (24 Ekim 2009)">Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1786/yeni-anarsistler/" title="Yeni Anarşistler (24 Ekim 2009)">Yeni Anarşistler</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1821/anarsizm-feminist-baglanti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

