<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HiAxySheytan &#187; Elias Canetti</title>
	<atom:link href="http://hiaxysheytan.com/tag/elias-canetti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hiaxysheytan.com</link>
	<description>Her boka maydanoz blog sitesi!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Aug 2010 11:52:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Elias Canetti: Sürü</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/120/elias-canetti-suru/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/120/elias-canetti-suru/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 20:45:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Elias Canetti]]></category>
		<category><![CDATA[Sürü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[Sözcüğün modern anlamıyla kitle kristalleri ve kitleler, hâlâ aynı olan daha eski bir birimden türemiştir. Bu birim sürü’dür.* On ya da yirmi kişilik küçük gruplar halinde dolaşan küçük hordalar** arasında sürü, komünal heyecanın ortak ifadesidir.
Sürünün karakteristik özelliği büyüyememesi olgusudur. Etrafı boşlukla çevrilidir ve kelimenin tam anlamıyla ona katılabilecek hiç kimse yoktur. En yakıcı dileği daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sözcüğün modern anlamıyla kitle kristalleri ve kitleler, hâlâ aynı olan daha eski bir birimden türemiştir. Bu birim sürü’dür.* On ya da yirmi kişilik küçük gruplar halinde dolaşan küçük hordalar** arasında sürü, komünal heyecanın ortak ifadesidir.</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">Sürü</a>nün karakteristik özelliği büyüyememesi olgusudur. Etrafı boşlukla çevrilidir ve kelimenin tam anlamıyla ona katılabilecek hiç kimse yoktur. En yakıcı dileği daha fazla sayıda olmak olan, heyecan içinde bir grup insandan oluşur. Avlanma ya da kavga olsun, birlikte yaptıkları her ne ise daha fazla sayıda insanla birlikte yapmaları çok daha iyi olur.<span id="more-120"></span></p>
<p>Bu kadar az kişiden oluşan bir grup için, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>ye dahil olan her bir insan ayrı, önemli ve vazgeçilmez bir katkı anlamını taşıyacaktır. Bu insanın <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>ye kattığı kuvvet, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>nün toplam kuvvetinin onda ya da yirmide biri kadar olabilir. Doldurduğu konum hepsi için kazançtır; bugün hemen hemen hiç birimiz için olmadığı bir biçimde, grup rezervi içinde hesaba katılır.</p>
<p>Bir birey zaman zaman grubun içinden çıkan ve “bir”lik duygusunu en kuvvetli biçimde ifade eden <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>nün içinde, kendini asla modern bir insanın günümüzdeki bir kitlede kendini kaybettiği kadar bütünüyle kaybetmez. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">Sürü</a>nün değişen düzeni içinde, dans ederken ve sefere çıkarken, birey kendini tekrar tekrar <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>nün kenarında bulacaktır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">Sürü</a>nün ortasında da olabilir; o zaman hemen sonra kenarında bulur kendini; ya da önce kenarında, sonra tam ortasında da.</p>
<p>Sürü ateşin etrafında bir çember oluşturduğu zaman, her insanın sağında ve solunda başkaları olacaktır ama arkasında hiç kimse olmaz; sırtı çıplaktır ve vahşi doğaya açıktır.</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">Sürü</a>nün içindeki yoğunluk daima bir yanılsamadır. İnsanlar birbirlerine sımsıkı yaslanabilirler ve geleneksel ritmik hareketlerle bir kalabalık taklidi yapabilirler, ama onlar kalabalık değildir; birkaç kişidirler ve sayı olarak yoksun oldukları şeyi yoğunlukla telâfi etmek zorundadırlar.</p>
<p>Kitlenin bildiğimiz dört temel niteliğinden ikisi, büyük bir şevkle olması istenip, rolü yapılmasına rağmen, sürü sözkonusu olduğunda en kurmaca olanlardır. Bu yüzden diğer iki nitelik gerçekte çok daha kuvvetli bir biçimde var olmalıdır. Büyüme ve yoğunluk yalnızca oynanır; eşitlik ve yön gerçekten mevcuttur. Sürü konusunda insana çarpıcı gelen şey, sapmaz yönüdür; eşitlik, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>deki herkesin aklını aynı amaca, belki öldürmek istedikleri bir hayvanın görüntüsüne takmış olduğu olgusunda ifadesini bulur.</p>
<p>Sürü birçok biçimde kısıtlanmıştır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">Sürü</a>de görece az insan bulunur ve bu insanlar birbirini iyi tanır. Bu insanlar her zaman birlikte yaşamışlardır, her gün görüşmüşlerdir ve pek çok ortak girişimde birbirlerini tam olarak değerlendirmeyi öğrenmişlerdir. Sürü kendisine yeni katılacakların olmasını bekleyemez; benzer koşullarda yaşayan insan sayısı çok azdır ve çok geniş bir alana dağılmıştır.</p>
<p>Ama yine de sonsuz bir büyüme kapasitesine sahip olan kitleye göre bir bakımdan üstünlüğü vardır. Bütünüyle, birbirini iyi tanıyan insanlardan oluştuğu için kötü koşullar nedeniyle dağılmış olsalar bile, her zaman yeniden sürü oluşturabilirler. Sürü devamlılığını kabul edebilir; <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>yü oluşturan insanlar hayatta oldukları sürece <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>nün varlığı garanti altındadır.</p>
<p>Sürü ritler ve törenler geliştirecektir ve bunlarda yer alanların yeniden ortaya çıkacağına güvenilebilir. Nereye ait olduklarını bilirler ve yoldan çıkma konusunda akılları çelinemez. Bu gibi akıl çelmeler gerçekten o kadar azdır ki bunlara taviz verme alışkanlığının gelişme şansı yoktur.</p>
<p>Ancak <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>ler büyüdüğünde, büyüme, ayrı ayrı çekirdeklerde ve katılanların karşılıklı mutabakatıyla gerçekleşir. İkinci bir gruptan oluşan sürü ilk <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>yle karşılaşabilir ve kavga etmezlerse eğer, geçici amaçlarla güçbirliği yapabilirler. Ancak iki ayrı çekirdek olma bilinci her zaman korunacaktır.</p>
<p>Birleşik eylemin heyecanı içinde bu bilinç ayrılığı ortadan kalkabilir, ama bu uzun sürmez. Her halükârda, payelendirme ya da diğer törenler sırasında bu bilinç ayrılığı yine ön plana çıkacaktır. Sürü hissi her zaman, bireyin <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>den ayrı olarak kendisine yönelik duygularından daha kuvvetlidir. Ortaklaşa yaşamın belirli bir düzeyinde <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>nün ayrı çekirdekler halinde olması belirleyici ve sarsılmaz niteliktedir.</p>
<p>Burada bilerek, kabile, aşiret, klana ilişkin alışılmış kavramların hepsine, farklı türden bir birimle, sürü birimiyle karşı çıkıyorum. Bu iyi bilinen sosyolojik kavramlar, önemli olsalar da, statik bir şeyi temsil ederler. Bunun aksine, sürü bir eylem birimidir ve dışavurumları da somuttur.</p>
<p>Kitlelerin davranışlarının kökenini araştırmaya <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>den başlamalıyız. Sürü, kitlelerin en eski ve en kısıtlı biçimidir ve sürü modern anlamdaki kitle bilinmeden önce de varolagelmiştir. Sürü, onbinlerce yıl içinde, kolayca kavranabilecek çeşitli biçimlerde ortaya çıktı; öyle etkin bir gücü vardı ki bu <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>nün izleri her yerde, hatta bizim farklı olan dünyamızda bulunur, doğrudan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>den türemiş oluşumlar hâlâ mevcuttur.</p>
<p>Çok erken devirlerden itibaren <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>nün dört farklı biçimi, ya da işlevi olmuştur. Bunların hepsinde geçici bir şeyler vardır ve her biri kolayca diğerine dönüşebilir, ama öncelikle birbirlerinden hangi bakımlardan farklılık gösterdiklerini belirlemek önemlidir. En gerçek ve doğal sürü, sürü sözcüğünün türediği avcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>südür. Nerede hedefi tek bir insan tarafından ele geçirilemeyecek kadar kuvvetli ve tehlikeli bir hayvan olan bir sürü varsa, bu bir avcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>südür.</p>
<p>Bir de, ne zaman kitlesel bir av olanağı oluşsa, bunun olabildiğince azını elden kaçırmak için avcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>sü gereklidir. Katledilen hayvan çok büyükse, örneğin, balina ya da filse, bu hayvanın boyutları, bu hayvan aslında bir ya da iki kişi tarafından vurulmuş olsa bile, taşınıp bölünmesi için birlikte çalışan çok sayıda insanın gerektiğini gösterir.</p>
<p>Böylelikle avcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>sü, paylaştırma aşamasına girer. Paylaştırmanın ille de avlanmadan sonra yapılması gerekmez; ama bu iki aşama, ya da durum yakından bağlantılıdır ve birlikte incelenmelidir. Her ikisinin de nesnesi avdır. İster canlı ister ölü olsun, tek başına bu hayvan, bu hayvanın doğası ve davranışları, onu hedef kılarak oluşan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>nün davranışlarını belirler.</p>
<p>İkinci tür sürü, savaş <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>südür ve bunun avcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>süyle pek çok ortak yanı vardır; hatta avcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>süyle pek çok geçiş durumları açısından ilintilidir. Savaş <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>sü ikinci bir insan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>sünün varlığını gerektirir; savaş <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>sü karşıt sürü henüz oluşmamışsa bile, her zaman düşman olarak gördüklerine cephe alır. Daha erken dönemlerde savaş <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>sünün nesnesi sıklıkla tek bir canlı, intikam alınması gereken bir insandı. Kurbanını bilmesindaki kesinlik bakımından savaş <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>sü bilhassa avcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>süne yakınlaşır.</p>
<p>Üçüncü tür, yas <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>südür. Bu tür sürü, grubun her mensubu ölüm nedeniyle gruptan kopup ayrıldığında oluşur. Grup küçük olduğundan, kaybettiği kişinin yerinin doldurulamaz olduğunu hisseder ve bu olay vesilesiyle bir sürü olarak birleşir. Birincil meselesi, ölmekte olan insanı alıkoymak veya tamamen yok olmadan, ondaki yaşamın yiyip yutabileceği kadarını söküp almak olabilir; ya da kendisi öldükten sonra yaşayanlara düşman olmasın diye ölmekte olanın ruhunun teveccühünü kazanmak isteyebilir. Her halükârda, bu tür eylemin zorunlu olduğu duyumsanır; hiç bir yerde bundan bütünüyle vazgeçen hiç bir insan yoktur.</p>
<p>Dördüncü olarak, bütün çeşitliliğine karşın, ortak bir niteliği olan çeşitli fenomenleri özetleyebileceğim. Artış <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>leri, grubun kendisi, ya da ister bitkiler ister hayvanlar olsun, grubun ilintili olduğu canlıların sayısı daha fazla olsun diye oluşur. Kendilerini, belirli bir mitsel önemin atfedildiği danslarla açığa vururlar. Diğer <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>ler gibi, artış <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>leri de insanların bir arada yaşadığı her yerde bulunurlar; dile getirdikleri ise, her zaman grubun sayısından duydukları tatminsizliktir.</p>
<p>Modern kitlenin en temel niteliklerinden biri olan büyüme niyeti çok önceden, kendileri büyüme kapasitesine sahip olmayan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>lerde ortaya çıkar. Büyümeye zorlamak için yapılan ritler ve törenler vardır, bunların etkililiği konusunda kim ne derse desin, zaman içinde büyük kitlelerin oluşumu sonucunu verdikleri ortadadır.</p>
<p>Bu dört <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>nün ayrıntılı olarak incelenmesi, insanı şaşırtıcı sonuçlara götürmektedir. Dördü de birbirine değişme eğilimi taşımaktadır; <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>lerin bu dönüşümü kadar öğretici başka bir şey yoktur. Çok daha büyük (olan) kitledeki değişkenlik, bu küçük ve görünüşte çok daha katı oluşumlarda bile görülebilir. Bu küçük kitlenin geçirdiği başkalaşımlar çoğu zaman alışılmamış dini fenomenlere yol açar.</p>
<p>Avcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>lerinin, yas <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>lerine nasıl değiştiğini; bu işlemin etrafında özel mit ve kültlerin nasıl oluştuğunu göstereceğim. Bu gibi durumlarda yas tutanlar kendilerinin avcı olduklarının unutulmasını isterler. Uğruna feryat edip ağladıkları kurban, avın kanının dökülmesinden doğan suçluluk duygusundan arınmaya hizmet eder.</p>
<p>Bu daha eski ve daha kısıtlı kitle türü için “sürü” teriminin seçilmesi, insanlar arasındaki kökeninin, hayvanlar, birlikte avlanan hayvan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>leri olduğunu bize anımsatmayı hedeflemektedir. İnsanların iyi tanıdığı ve kullandığı köpeklerin çoğunun türetilmiş olduğu kurtlar insanı çok eski tarihlerde etkilemişti. Çeşitli halklar arasında mitsel hayvan olarak kabul edilmeleri, kurt-adam kavramı, kurt kılığına girmiş insanların diğer insanlara nasıl hücum edip parçaladığını anlatan öyküler, kurtlar tarafından büyütülmüş çocuk efsaneleri, bunların hepsi ve başka pek çok veri kurdun insana ne kadar yakın olduğunu kanıtlamaktadır.</p>
<p>Birlikte ava çıkmak için eğitilen av köpeği <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>sü, bu eski bağıntının yaşayan hatırasıdır. İnsanlar kurtlardan çok şey öğrenmiştir. Kurt taklidi yapılan danslar vardır. Elbette başka hayvanlar da avcı halklar arasında benzer becerilerin gelişimine katkıda bulunmuştur. “Sürü” kelimesini hayvanlar için olduğu kadar, insanlar için de kullanıyorum; çünkü bu sözcük, birleşik ve kıvrak hareketi ve görünürdeki hedefin somutluğunu çok iyi ifade ediyor. Sürü, avını, avının kanını ve ölümünü ister. Peşinde olduğu şeyi ele geçirmek için kıvrak, kurnaz ve dayanıklı olmalı ve hedefinden saptırılmasına izin vermemelidir.</p>
<p>Sürü hep bir ağızdan haykırışlarla kendi kendisini cesaretlendirir ve sürü elemanlarından her birinin sesinin toplamı olan bu gürültü yadsınamaz. Bu ses yükselip alçalabilir; ama süreklidir, tam saldırı anında da mevcuttur. Sonunda ele geçirilip öldürülen av bütün sürü tarafından birlikte yenir. Adet olarak her üyeye bir pay düşer; hayvanlar arasında bile paylaştırmanın ilk adımları görülebilir.</p>
<p>“Sürü” sözcüğünü sözünü ettiğim üç temel oluşum için de kullanıyorum. Bunlara hayvanlar dünyasından bir model bulunmasının zor olduğu doğrudur; ama söz konusu işlemlerin somutluğunu, doğrudanlığını ve şiddetini ifade edecek daha iyi bir sözcük bilmiyorum.</p>
<p>* * *</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/elias-canetti/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elias Canetti">Elias Canetti</a>, Kitle ve İktidar (sayfa 93,94,95,96,97) Ayrıntı Yayınları </p>
<p>* Sürü: Almanca hetzmassen İngilizce pack karşılığı kullanılmıştır.</p>
<p>** Horda: Türkçe “ordu” sözcüğünün de kökenini oluşturan “ur-mak” fiilinden türemiştir.</p>
<p>kaynak:derkenar.com</p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/elias-canetti/" title="Elias Canetti" rel="tag">Elias Canetti</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" title="Sürü" rel="tag">Sürü</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/116/korlesme%e2%80%99den-derleme-%e2%80%9ckadinlar-aptal-midir%e2%80%9d/" title="Körleşme’den Derleme “Kadınlar Aptal mıdır” ? (09 Eylül 2008)">Körleşme’den Derleme “Kadınlar Aptal mıdır” ?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/114/elias-canetti-mahkumun-kurban-edilisi/" title="Elias Canetti: MAHKUMUN KURBAN EDİLİŞİ (09 Eylül 2008)">Elias Canetti: MAHKUMUN KURBAN EDİLİŞİ</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/118/elias-canetti-kiskanclik/" title="Elias Canetti: Kıskançlık (09 Eylül 2008)">Elias Canetti: Kıskançlık</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/120/elias-canetti-suru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elias Canetti: Kıskançlık</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/118/elias-canetti-kiskanclik/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/118/elias-canetti-kiskanclik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 20:44:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Elias Canetti]]></category>
		<category><![CDATA[Kıskançlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada kıskanç bir erkeğin kıskançlığından kurtarılması kadar zor bir iş daha yoktur. Kıskançlığın ne olduğu üzerine enine boyuna düşünmeden, bu iş başarılamaz pek. 
Düşüncede ve solunan havada baş gösteren bir daralmadır kıskançlık, sanki küçük bir odada yaşanması gerekmektedir ve odadan kaçıp kurtulmanın yolu yoktur. 
Yer yer odada bir pencere açılır, kıskançlık konusu nesne şöyle bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada kıskanç bir erkeğin kıskançlığından kurtarılması kadar zor bir iş daha yoktur. Kıskançlığın ne olduğu üzerine enine boyuna düşünmeden, bu iş başarılamaz pek. </p>
<p>Düşüncede ve solunan havada baş gösteren bir daralmadır <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kiskanclik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kıskançlık">kıskançlık</a>, sanki küçük bir odada yaşanması gerekmektedir ve odadan kaçıp kurtulmanın yolu yoktur. </p>
<p>Yer yer odada bir pencere açılır, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kiskanclik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kıskançlık">kıskançlık</a> konusu nesne şöyle bir göz atar içeri, sonra yine kaybolur ve pencere kapanır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kiskanclik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kıskançlık">Kıskançlık</a> elini kolunu sallayarak dilediği gibi ortalarda gezip dolaşırken, kıskanç kişinin kendisi odaya hapsolmuştur ve bir yere kıpırdayamaz. Bir yere gidilemez olmuş, kıskançlıkta doğmuştur.<span id="more-118"></span> </p>
<p>Zamanında kıskançlıkla birlikte yürünecek yollar yürünmemiştir. Örneğin denetim altında tutulmayan pek çok yol vardır, onlara sapılmamıştır; özgürce davranılabilen yollardır hepsi, herkes istediğini yapabilir. Pek çok yolun tutsaklığına yakalanmış kişi, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kiskanclik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kıskançlık">kıskançlık</a> için biçilmiş kaftandır. Her tarafa nasıl yetişilebilir, her kapriste, her adımda nasıl varolunabilir, bunun için bir uydu, daha doğrusu bir köpek olmak gerekir: bunun en iyi üstesinden gelecek köpeklerdir, efendilerinin yürüdükleri yollarda hep kendileri de bulunsun diye bakarlar. Ama bir erkek bir kadına pek köpeklik yapamaz. Birazcık bu yola başvurmaya görsün, kendisi olmaktan çıkar, beri yandan birazcık köpeklik de hiç bir işine yaramaz.</p>
<p>Evet, mutsuz kişiler vardır, evde kalmaktan, kitap ve notlarının arasında vakit geçirmekten hoşlanırlar: sessiz bir varoluş ağını örüp içerisine bu kişiler için bir kadınla yaşamak asla uygun bir yol değildir. Çünkü kadını yanlarında uzaklaştırmasalar, sessizlik ellerinden gider; kadını yanlarından uzaklaştırayım deseler, çok geçmeden onun ne yaptığını bilmekten çıkarlar. </p>
<p>Kendi kendilerini kapalı yerlere hapseden erkekler, eşlerine karşı daha çok böyle davranmak zorundadır. Uzakta bir yere kapatılmış bir kadının yolu uzundur ve hep bir an gelir, canlanır yol. Hava ayartılarla doludur ve erkeksi sözcükler halinde şekillenir. </p>
<p>Bir yolun birlikte yürünmesine ilişkin olarak kadın tarafından yöneltilip erkek tarafından yerine getirilmeyen çağrı, ileride bir başkasıyla yürünecek bir yolu çıkarır kadının önüne; yeni yollardan ileride istediği kadar bıkıp usansa da, bir başka yaşamın başlangıcını oluşturur bu yollar ve söz konusu yaşamın önünde artık kimse duramaz. </p>
<p>Erkeğin kendisini hapsettiği yer, kendisinden korunmak istediği kadın için gizli kalmalıdır; çünkü oraya sokulacak kadın kendi gelgitlerini de yanında taşıyıp getirir ve ilgili yerin canına okunur böylece. Gel gelelim, söz konusu yere sokulmadı mı, o yeri kafasında hiç canlandıramaz, dolayısıyla kendine başka yerler arayıp bulur. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kiskanclik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kıskançlık">Kıskançlık</a> kurbanının modern çağlarda daha da zordur işi. </p>
<p>Örneğin telefon edebilir ve yanı başında bulunmayan eşinin bir falsosunu hiç kuşkuya yer kalmayacak şekilde saptayabilir; yanılıyor olabileceği umudunu bile besleyemez içinde. Mutsuzluğu her zaman açık seçik önündedir; ne bir çıkar yol vardır kendisi için, ne de bir avuntu.</p>
<p>Pek çok kadını sevmesi, sevgisini pek çok kadına dağıtması kıskanç erkeğin derdine çare olu mu? Hayır, çünkü sevgisi gerçekten bir sevgiyse her vakit büyük olacaktır. Ya “sevdiği” kadınları hiç umursamayacak, yani bunlar gerçekten yaşamayacaktır kendisi için, böyle bir durumda da onların ne yapıp ettiğine aldırmayacaktır. </p>
<p>Ya da sevecek, yani kadınları tastamam çekip alacaktır içine; o zaman da sayıları ne çok olursa olsun, bunlardan her biri tümüyle bir insandır ve her biri kendisini seven erkeği kendine göre ölümcül derecede üzüntüye sokabilir. </p>
<p>Sevgisini pek çok kadına dağıtması, ilgili duyguyu ciddiliğinden soyutlaması durumunda yarar sağlayabilir ancak. Bu duygu için de yaşamaya değmez. O zaman en iyisi yalnız kalmak, tek başına yaşamak ve asla kavranamayan bir Tanrı’ya tapmaktır. Pek çok kadın, pek çok <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kiskanclik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kıskançlık">kıskançlık</a> nedeninden başka bir şey değildir.</p>
<p>Ama belki bunun çaresi, bir başka biçimde sevmektir. Bir başkasının ölüm kalımı üzerinde yargıçlık taslamadan, bir başkasının her an bir tehlikeyle karşı karşıya bulunan yaşamı konusunda bir sorumluluk üstlenmeden, bir korku duymadan sevmek. </p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kiskanclik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kıskançlık">Kıskançlık</a>, sorumluluk duygusu hissedenlerin yüreklerinde hepsinden amansızdır; bu gibilerinin korkuları uyanıktır, tetikte bekler hep, genel olarak böyleleri kendilerini bir yere hapsedenlerdir, çünkü korku evden çıkmalarına izin vermez her zaman. </p>
<p>Ölüm denen şey olmasaydı, kıskançlığa dayanılabilirdi. Çünkü göz önünde olmayan kadının bir yerlerde olabileceği bilinirdi o zaman, kendisiyle belki yeniden karşılaşılabilirdi, belki gerisin geri döner, koşar gelirdi erkeğin yanına. Ama işin içine ölüm girince, başka türlü olabilir durum. </p>
<p>Sevilen kadın gözden kaybolur kaybolmaz, ölmüş olabilir; gerçekten ölmüşse, onu kim getirebilir geriye? Denetlenmesi olanaksız ölüm, acaba önlenemez miydi? Hangi sevgi ölümü akla getirmeyecek kadar kısadır? Hangi sevgi ölümü alt etmeye kalkışmayacak kadar güçsüzdür?</p>
<p>Ölümün olmayışı, kıskanç erkeğin kıskançlığından kurtarılabilmesi için bir çare görülebilirdi; ama ölümün olmayışı, boş bir hayalden başka bir şey değildir. Aranan çarenin bu sınırlı yaşam içinde ele geçirilmesi gerekiyor.</p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/elias-canetti/" title="Elias Canetti" rel="tag">Elias Canetti</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kiskanclik/" title="Kıskançlık" rel="tag">Kıskançlık</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/116/korlesme%e2%80%99den-derleme-%e2%80%9ckadinlar-aptal-midir%e2%80%9d/" title="Körleşme’den Derleme “Kadınlar Aptal mıdır” ? (09 Eylül 2008)">Körleşme’den Derleme “Kadınlar Aptal mıdır” ?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/120/elias-canetti-suru/" title="Elias Canetti: Sürü (09 Eylül 2008)">Elias Canetti: Sürü</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/114/elias-canetti-mahkumun-kurban-edilisi/" title="Elias Canetti: MAHKUMUN KURBAN EDİLİŞİ (09 Eylül 2008)">Elias Canetti: MAHKUMUN KURBAN EDİLİŞİ</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/118/elias-canetti-kiskanclik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Körleşme’den Derleme “Kadınlar Aptal mıdır” ?</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/116/korlesme%e2%80%99den-derleme-%e2%80%9ckadinlar-aptal-midir%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/116/korlesme%e2%80%99den-derleme-%e2%80%9ckadinlar-aptal-midir%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 20:43:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Elias Canetti]]></category>
		<category><![CDATA[Körleşme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=116</guid>
		<description><![CDATA[Buddha’nın , Konfüçyüs’ün , Homeros’un , Aziz Thomas’ın kadın düşmanlığı nereden gelmektedir ? 
Aklı başında sınıfına dahil ettiğimiz Entelektüel kesimin kadınlardan duydukları bu nefretin,kaçışın gerçek nedenleri nelerdir ?
Buddha’nın dediği gibi cidden “aptal mahlukatlar mı” ? veya Aziz Thomas’ın söylediği gibi “hızla yayılıp büyüyen yabani otlar” mıdır ?
Tarih boyunca ezilip hakir görülen, “İnsan sınıfı”na dahil edilmeyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Buddha’nın , Konfüçyüs’ün , Homeros’un , Aziz Thomas’ın kadın düşmanlığı nereden gelmektedir ? </p>
<p>Aklı başında sınıfına dahil ettiğimiz Entelektüel kesimin kadınlardan duydukları bu nefretin,kaçışın gerçek nedenleri nelerdir ?</p>
<p>Buddha’nın dediği gibi cidden “aptal mahlukatlar mı” ? veya Aziz Thomas’ın söylediği gibi “hızla yayılıp büyüyen yabani otlar” mıdır ?</p>
<p>Tarih boyunca ezilip hakir görülen, “İnsan sınıfı”na dahil edilmeyen kadınlar hakkında, söylenenler, söylediklerini belgeleyenler…</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/elias-canetti/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elias Canetti">Elias Canetti</a> <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/korlesme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Körleşme">Körleşme</a> kitabında ayrıntıları ile değiniyor bu konuya.. Meraklısı içinde bir derleme yaptık..<span id="more-116"></span><br />
(Karakutu.com)</p>
<p>….</p>
<p>“Öyle sanıyorum ki, kadınların önemini abartıyorsun”, dedi, “Onları aşırı ciddiye alıyorsun ve insan yerine koyuyorsun. Ben ise kadınlara geçiçi bir kötülük gözüyle bakıyorum. Bu bakımdan bazı böcek türlerinin durumu bizden iyi. Bir ya da bir kaç ana, bütün bir kovanı, bütün bir türü dünyaya getiriyor. Öteki hayvanlar ise gelişmeden kalıyor. </p>
<p>Termitlerin alışkın olduklarından daha yoğun bir birlikte yaşama biçimi düşünülebilir mi? Böyle bir kovan, ne denli korkunç bir cinsel uyaranlar birikimi taşırdı-tabii hayvanlar, cinselliklerine sahip olsalardı! Ama cinsellikleri yok, buna ilişkin içgüdüleri de en alt düzeye indirgenmiş durumda. Ve onlar, bu denli az olandan bile korkuyorlar. İçinde binlerce ve binlerce hayvanın görünüşte anlamsız biçimde ölüp gittikleri oğul ya da <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/suru/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sürü">sürü</a>yü ben, kovanın içerdiği cinsellik birikiminden bir kurtuluş olarak görüyorum. Bu hayvanlar, çoğunluğu aşkın yol açacağı karışıklıklardan korumak için, kitlelerinin küçük bir bölümünü kurban ediyorlar. </p>
<p>Çünkü içinde aşka bir kez izin verilirse tüm kovan yıkılır gider. Bir termitler kolonisindeki sefahat aleminden daha etkileyici bir<br />
tasarım canlandıramıyorum kafamda. Böyle bir durumda hayvanlar, ne olduklarını unuturlar; dev bir anımsama eylemi, onları boyunduruğu altına almış ve bağnaz bir bütünün parçalarına dönüştürmüştür. Artık her biri kendi için var olmak ister; bu<br />
içlerinden yüzünde ya da bininde başlar, sonra çılgınlık, onların çılgınlığı, kitle çılgınlığı, giderek genişler. Nöbetçiler, geçitlerdeki yerlerinden ayrılırlar; bütün koloni, mutsuz bir aşkın yalazlarıyla kavrulur. Cinsiyetleri bulunmadığından çiftleşemezler. (s510) </p>
<p>(…) </p>
<p>- Aşk diye birşey yoktur. Olmayan birşeyin de yeri ne doldurulabilir ne de doldurulamaz. Aynı kesinlikle kadın diye birşey yoktur, diyebilmeyi isterdim. Termitler bizi ilgilendirmez. Orada kadınlar yüzünden acı çeken var mı? Onun için<br />
biz insanlarda kalalım. Dişi örümceklerin, zayıf yaratıklar olan erkek örümcekleri kötüye kullandıktan sonra kafalarını koparmaları, yalnızca dişi sivrisineklerin kan emmeleri burada konumuz dışında. Erkek arılar arasında kraliçe uğruna yapılan savaş,<br />
bir barbarlıktan başka birşey değildir. Erkek arılara gerek yoksa, neden yetiştiriliyorlar? Yararlıysalar, o zaman neden öldürülüyorlar? Ben, tüm hayvanların en acımasızı ve en çirkini olan örümceği, kadınlığın simgesi sayıyorum. Örümceğin ağı, güneşte zehirli ve mavi parıltılar saçar. (s511-512) </p>
<p>(…) </p>
<p>Gerçek büyük düşünürler, kadının değersiz bir yaratık olduğuna inanmışlardır. Konfüçyüs’ün konuşmalarını araştır bir kez; gerek günlük yaşamın konuları, gerekse günlük yaşamın sınırlarını aşan konular üzerine belki bin görüş ve yargı vardır; ama<br />
bak bakalım, kadınları uzaktan yakından ilgilendiren bir tek cümle bulabilir misin! Suskunluğun ustası, kadınlar üzerine susar ve konuyu böyle geçiştirir. Biçim kurallarının aynı zamanda içerik açısından da bir değer taşıdığına inanmasına karşın,<br />
ölen kadınların arkasından, matem tutulmasını bile uygunsuz ve rahatsız edici bulur. Konfüçyüs çok genç evlenmişti. Bunu da inandığından ve aşık olduğu için değil, ama törelerin gereğini yerine getirmek için yapmıştı. Karısı uzun süren bir evlilik<br />
yaşamından sonra öldü. Oğlu, ölünün başında yüksek sesle yakınmaya başladı. Ağladı, kendini yerden yere attı ve bu kadın, bir rastlantı sonucu annesi olduğu için, yerini hiçbirşeyin dolduramayacağını sandı. Bunun üzerine Konfüçyüs, üzüldüğü için, oğlunu<br />
sert sözlerle azarladı. İşte, erkek diye buna denir. (s512) </p>
<p>(…) </p>
<p>Buda’nın en sevdiği öğrencisi olan Ananda, bir defasında, Buda’ya şu soruyu sormuştu:<br />
“Yüce efendim, kadınların toplantılara katılamamaları, ticaret yapamamaları ve ekmeklerini kendi uğraşlarıyla kazanamamaları nedendir, söyler misiniz?” </p>
<p>- Kadınlar, hemen öfkelenirler, Ananda! kadınlar, kıskançtır, Ananda! kadınlar aptaldır Ananda! işte Ananda! kadınların toplantılara katılamamaları, ticaret yapamamaları ve ekmeklerini kendi uğraşlarıyla kazanamamaları bundandır. </p>
<p>Kadınlar, tarikata girmek için yalvarmışlardı. Buda’nın öğrencileri de onların yanını tutmuşlardı. Ama Buda, uzun süre onlara karşı koydu. On yıllar sonra, yufka yürekliliğinin ve acıma duygusunun tutsağı olarak kendi doğru düşüncelerine karşı<br />
çıktı; rahibeler için bir tarikat kurdu. </p>
<p>Rahibeler için kurmuş olduğu sekiz katı kuralın ilki şöyleydi: “Bir rahibe, tarikata girişinin üzerinden, isterse yüzyıl<br />
geçmiş olsun, henüz o gün tarikata girmiş bir rahiple bile karşılaşsa, onu saygıyla selamlamak, önünde ayağa kalkmak, ellerini kavuşturmak ve onu gerektiği gibi onurlandırmak zorundadır. Rahibe, bu kurala saygı göstermek, uymak, kutsal saymak ve yaşamı boyunca karşı gelmemek yükümü altındadır. </p>
<p>Bunun gibi, rahibelerden kesinlikle kutsal saymalarının istendiği yedinci kural da şöyledir: “Bir rahibe, hiçbir koşul altında, bir rahibi aşağılayıcı davranışlarda bulunamaz ve onu azarlayamaz. “</p>
<p>Sekizinci kural: “Bugünden başlamak üzere, rahibelere erkekler karşısında konuşma yolu kapanmıştır. Ama rahiplere, rahibeler karşısında konuşma yolu açıktır.” (s513) </p>
<p>(…) </p>
<p>Bir ağaç kadar sert,<br />
Nehirler gibi kıvrımlı,<br />
Bir kadın kadar kötü,<br />
Bunca kötü ve aptal. </p>
<p>Der, Hintlilerin en eski özdeyişlerinden biri. Dile getirilmek istenen konunun korkunçluğu karşısında, özdeyişlerin çoğu gibi bu da sertlikten kaçınan bir özdeyiş. Ama Hindistan halkının duyguları açısından iyi bir gösterge! (s514) </p>
<p>(…) </p>
<p>Ölüm, evliliğe son verir, ölümün yaptığını, ben yapmak hakkına sahip değil miyim? Nedir ki ölüm dedikleri. İşlevlerin durması, bir olumsuzluk, bir hiçlik. Böyle bir hiçliği mi beklemeliydin. Dirençli, yaşlanmış bir bedenin keyfini mi beklemeliydin.<br />
Çalışmasına, yaşamasına, kitaplarına, kast edildiği zaman, kim eli kolu bağlı bekler. O kadından nefret ediyorum. Şimdi de ediyorum. Ölmüş olmasına karşın nefret ediyorum. Nefret etmeye hakkım var. Bütün kadınların nefreti hakkettiklerini<br />
kanıtlayacağım sana. (s517) </p>
<p>(…) </p>
<p>Homeros, kadınlar hakkında bizden çok şey biliyordu. Biz görenlerin, o kör ozandan ders almamız gerek. </p>
<p>Afrodite’in ihanetini anımsa. Topalladığı için, Hephaistos’u beğenmez. Kiminle aldatır Hephaistos’u? Demirci Hephaistos’ta bulamadığı tüm güzellikleri taşıyan, ozan ve Hephaistos gibi bir sanatçı olan Apollon’la mı? Tüm yeraltının sahibi olan karanlık Hades’le mi? Denizlere fırtınaları yollayan, güçlü ve öfkeli Poseidon’la mı? Onun, denizlerinden doğma olduğu için, Poseidon’la<br />
mı aldatması uygun düşerdi, peki kiminle? Yoksa kadınlarınki de dahil olmak üzere, tüm hilelerden anlayan, kurnazlığı ve beceriksizliği karşısında, kendisinin, yani bir aşk tanrıçasının bile geri çekilmek zorunda olduğu Hermes’le mi? Hayır, Afrodit,<br />
kafasının boşluğunu bir sürü adale ile dolduran, kızıl saçlı bir budalayı, Yunanistan’daki paralı askerlerin tanrısı olan Ares’i yeğler. Akıl diye birşey yoktur Ares’te. Yalnız yumruklarına güvenir. Kabalığı sınırsızdır. Ama sınırlı bir kafanın somut örneğidir. (s519-520) </p>
<p>(…) </p>
<p>Karısı tarafından öldürülen, yeraltı dünyasında artık salt donuk, mavi bir gölge gibi var olan Agamemnon’un, Odyseus’a, söyledikleri, bence Homeros’un, bize bırakmış olduğu en değerli ve en özgün mirastır: </p>
<p>Sen de ders al bundan,<br />
Yumuşak olma karına,<br />
Güvenip ona açma tekmil düşüncelerini,<br />
Ara sıra açıl ona,<br />
Ara sıra fikrini sakla,<br />
Çok gizli yanaştır gemini, sevgili baba toprağına,<br />
Görünme kimseye sakın, güven olmaz, kadın milletine. </p>
<p>Acımasızlık, Yunan tanrıçalarının başlıca özelliklerinden biridir. Tanrılar ise daha bir insana yakındır. Hera’nın korkunç öfkesinin kurbanı olan, Herakles kadar, acımasızca işkence görmüş ve amansızca izlenmiş bir başka yaratık daha var mıdır şu yeryüzünde. (s522) </p>
<p>(…) </p>
<p>Kleopatra, kızkardeşini öldürtür -her kadın, her kadınla savaşır zaten, sonra Antonius’u aldatır -her kadın, her erkeği aldatır. Kleopatra, Antonius’u ve Roma’nın Asyadaki eyaletlerini kendi lüksü uğruna kullanır -her kadın, lükse duyduğu aşk<br />
uğruna yaşar ve ölür. Kleopatra, Antonius’a, daha ilk tehlike anında ihanet eder. Onu, kendini yakacağına inandırır. Bu arada Antonius, kendini öldürür. Kleopatra kendini yakmaz. Ama kendisine yakışan bir matem giysisini hemencecik buluvermiştir.<br />
Bu giysiyi, Oktavianus’u yakalamak için yem olarak kullanacaktır. Gel gelelim, Oktavianus, ona bakmayıp, gözlerini yere dikecek denli akıllıdır. Kleopatra’yı hiç görmemiş olduğunu bahse girerim. </p>
<p>Genç ve kurnaz Oktavianus’un üzerinde zırhı vardı. Yoksa Kleopatra, teniyle sonuç almayı dener ve öte yandan<br />
Antonius, son nefesini verirken, bedenini Oktavianus’un bedenine yapıştırırdı. Ama Oktavianus denen o muhteşem insan, tenini zırhıyla, gözlerini de bakışlarını yere dikerek korur. Kleopatra’nın onu yalnızca burnundan yararlanarak ele geçirmesi ise<br />
olanaksızdı. Oktavianus, burnuna güveniyordu. Büyük bir olasılıkla koku alma duyusu iyi gelişmemişti. Erkek, evet erkek diye ona derler. Ona nasıl hayranım bir bilsen. Kleopatra’ya Sezar bile yenildi de o yenilmedi. (s527-528) </p>
<p>(…) </p>
<p>Akino’lu Aziz Thomas “Kadın hızla büyüyüp, yayılan yabani otlar gibidir. Eksik gelişmiş bir insandır.” demişti. Bedeni ise, değersiz olduğu ve doğa bu nedenle fazla ilgilenmediği için, erken gelişir. Ya ilk modern komünest olarak değerlendirilebilecek Thomas Morus. Ütopya’da yaşayanlara ilişkin, evlilik yasalarına nerede yer vermişti? Köleliğe ve suçlara ayırdığı bölümde! (s.528-529) </p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/elias-canetti/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Elias Canetti">Elias Canetti</a> / <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/korlesme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Körleşme">Körleşme</a></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/elias-canetti/" title="Elias Canetti" rel="tag">Elias Canetti</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/korlesme/" title="Körleşme" rel="tag">Körleşme</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/120/elias-canetti-suru/" title="Elias Canetti: Sürü (09 Eylül 2008)">Elias Canetti: Sürü</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/114/elias-canetti-mahkumun-kurban-edilisi/" title="Elias Canetti: MAHKUMUN KURBAN EDİLİŞİ (09 Eylül 2008)">Elias Canetti: MAHKUMUN KURBAN EDİLİŞİ</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/118/elias-canetti-kiskanclik/" title="Elias Canetti: Kıskançlık (09 Eylül 2008)">Elias Canetti: Kıskançlık</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/116/korlesme%e2%80%99den-derleme-%e2%80%9ckadinlar-aptal-midir%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elias Canetti: MAHKUMUN KURBAN EDİLİŞİ</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/114/elias-canetti-mahkumun-kurban-edilisi/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/114/elias-canetti-mahkumun-kurban-edilisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 20:41:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Elias Canetti]]></category>
		<category><![CDATA[MAHKUMUN KURBAN EDİLİŞİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=114</guid>
		<description><![CDATA[O gece, bir tapınağın terasında , elindeki tahta sopalarla kendini sağ ve solunda duran, ayağa kalkmış iki jaguarın vahşi saldırılarına karşı savunan bir adam gördü. İki hayvan da rengarenk garip bayraklara sarınmıştı. Dişlerini gıcırdatıyor, gözlerini öyle bir açıyorlardı ki, insanın kanı donuyordu. Gökyüzü siyahtı, bütün yıldızlarını cebine saklamıştı. 
Mahkumun gözlerinden cam gibi gözyaşları aktı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>O gece, bir tapınağın terasında , elindeki tahta sopalarla kendini sağ ve solunda duran, ayağa kalkmış iki jaguarın vahşi saldırılarına karşı savunan bir adam gördü. İki hayvan da rengarenk garip bayraklara sarınmıştı. Dişlerini gıcırdatıyor, gözlerini öyle bir açıyorlardı ki, insanın kanı donuyordu. Gökyüzü siyahtı, bütün yıldızlarını cebine saklamıştı. </p>
<p>Mahkumun gözlerinden cam gibi gözyaşları aktı ve yere binlerce ufak parça halinde düştü. Ama daha başka bir şey olmadığından vahşi dövüş sıkıcılaştı ve tüm izleyenlerin esnemesine yol açtı. </p>
<p>Daha sonra tesadüfen gözleri jaguarların ayaklarına kaydı. Jaguarların insan ayakları vardı. İşte, diye düşündü izleyici, bunlar antik Meksika’nın kurban kahinleriydi ve kutsal bir komedi sergiliyorlardı. Kurban, en sonunda ölmesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Kahinler ise jaguar kılığına girmişti ama bir bakışta onları görüştüm ben. <span id="more-114"></span></p>
<p>Sağdaki jaguar ağır bir takoz alıp kurbanın kalbine sapladı. Bir köşesi göğüs kemiğine girdi. Kien , şaşkına uğramış şekilde gözlerini kapadı. Kanın göğe kadar fışkırdığını düşündü ve bu ortaçağ vahşetini şiddetle kınadı. Kanın durduğunu düşündüğü zamana kadar bekledi ve gözlerini açtı. Ah ne korkunçtu! Kurbanın yaralı göğsündeki yarıktan bir kitap ortaya çıktı , bir tane daha, bir üçüncüsü, bir sürü… Kitapların sonu gelmiyor, hepsi yere düşüyor ve yapışkan alevlere kapılıyorlardı. Kan, tahtaları ateşe vermişti, kitaplar yanıyordu. “Göğsünü kapa!” diye bağırdı Kien mahkuma. El kol işaretleri yapıyor “Böyle yapmalısın, haydi, çabuk!” diyordu. Mahkum anladı, mükemmel bir silkinmeyle kendini bağlarından kurtardı ve her iki elini de kalbinin üstüne koydu, Kien yeniden nefes aldı. </p>
<p>Ardından, kurban aniden göğsünü açtı. Kitaplar yeniden oluk oluk akmaya başladı. Yüzlerceydi, sayılamayacak kadar çoktu ; alevler kağıtlara doğru her şeyi yutarak ilerledi. Hepsi yardım için çığırıyordu, korkunç yakarışlar dört bir yanı sarmıştı. Kien ellerini, alevler halinde cennete yükselen kitaplara doğru uzattı. Sunak düşündüğünden çok daha uzaktaydı. Bir kaç adım attıysa da bir türlü yaklaşamadı. Onları canlı kurtarmak istiyorsa koşmalıydı. </p>
<p>Koştu ve düştü, ah nefesi sıkışıyordu … fiziksel sağlığını ihmal etmişti, o sırada kendini öfkeden paramparça edebilirdi. Ne kadar da işe yaramaz bir yaratıktı! İhtiyaç duyulduğu anda hiç bir işe yaramıyordu. Of sefiller! Kurban edilen insanları duymuştu ama kitaplar, ah o kitaplar! Şimdi en sonunda sunağa ulaşmıştı. Ateş, saçlarını ve kirpiklerini yakacaktı neredeyse. Yanan odun yığını devasaydı . Halbuki uzaktan küçük olduğunu düşünmüştü. Ateşin tam ortasında olmalıydılar. Haydi o zaman içine gir, korkak, sefil günahkar!</p>
<p>Ama neden kendini suçluyordu ki? Tam ortasındaydı. Sen neredesin? Sen neredesin? Alevler gözlerini kamaştırdı. Ama bu her neyse, nereye uzansa, çığlıklar atan insanlardan başka hiç bir şeye ulaşamıyordu. Bütün güçleriyle kendisine tutunmuşlardı. Üstünden atmaya çalışsa da, hepsi yeniden yapışıyordu. Aşağıdan yaklaşıyorlar, dizlerine tırmanıyorlar, üstünden başına alev yağmurları yağıyordu. Yukarı bakmadığı halde onları açıkça görebiliyordu. Kulaklarına, saçlarına, omuzlarına tutundular. Vücutlarıyla onu tutsak ettiler. O anda kıyamet koptu. “Bırakın beni!” diye bağırdı , “Sizi tanımıyorum. Benden ne istiyorsunuz? Kitapları nasıl kurtaracağım?”</p>
<p>Ama içlerinden biri kendini ağzının ortasına attı ve sıkıca kapanmış dudaklarına asıldı. Yeniden konuşmak istedi, ama ağzını açamıyordu. İçinden onlara yalvardı: “Onları kurtaramıyorum!Onları kurtaramıyorum! Ağlamak istedi ama göz yaşları neredeydi? Gözleri o kadar sıkıca kapanmıştı ki …insanlar gözlerine de bastırıyorlardı. Onlardan kurtulmaya çalıştı , bacağını yukarı kaldırdı ..ama boşunaydı, yeniden geri çektiler …yanan insanlar kurşun gibi ağırlıklarıyla geri çekiyordu onu. </p>
<p>Onlardan , bu aç gözlü yaratıklardan iğrendi. Sahip oldukları hayatlardan tatmin olamazlar mıydı? Onlardan tiksindi. Onlara acı vermek, sitem etmek onları üzmek istediyse de, hiç bir şey yapamadı, hiç bir şey…Orada olma nedenini bir anlığına bile unutmadı. Gözlerini sıkıca kapatıyor olabilirlerdi ama ruhunda çok güçlü bir şekilde görebiliyordu. Bir kitabın her yöne doğru bütün gökyüzünü, dünyayı, ufuklara kadar her yeri kaplayana kadar giderek büyüdüğünü gördü. Kenarlarında, kırmızımsı bir parlaklık, yavaşça, hızlıca silip tüketti onu. Gurulu, sessiz, şikayet etmeyen bir şekilde bir şehidin ölümüne katlandı. İnsanlar çığlık atıp bağırdı, kitaplar tek bir söz söylemeden yandı. Şehitler bağırmazdı, azizler çığlık atmazdı. </p>
<p>Ardından bir ses konuştu.Seste bütün bilgi vardı zira bu ses Tanrı’nın sesiydi: “Burada hiç kitap yok. Her şey boş.”Ve bir anda, Kien sesin doğruyu söylediğini gördü. Hafif bir şekilde, yanan kalabalığı attı ve alevlerin arasından çıktı. Kurtulmuştu. Onlara acı vermiş miydi? Korkunç bir şekilde diye kendi kendini cevapladı, ama insanların düşündüğü kadar da değildi. Sesi duyduğu için olağanüstü bir mutluluk duymuştu. Kendini sunakta dans ederken gördü. Kısa bir süre sonra döndü . Boş alevlere doğru gülmek istedi. </p>
<p>Sonra hareket etmeden durdu. Roma’yı düşünmeye daldı. Mücadele eden vücutları gördü, hava ağırdı ve yanık et kokuyordu. İnsanlar ne kadar da aptaldı! Öfkesini unuttu. Tek bir adımla kendilerini kurtarabilirlerdi. </p>
<p>Aniden, nasıl olduğunu anlayamadı ama bütün insanlar kitaplara dönüştü. Büyük bir çığlık attı ve ateşin yönüne doğru koşmaya başladı. Koştu, nefes nefese kaldı kendini küçümsedi, alevlerin arasına daldı ve bir kez daha o yalvaran insan vücutlarının arasında buldu kendini. Bir kez daha korku yakaladı onu ve tekrar Tanrı’nın sesi onu özgür kıldı , tekrar kurtuldu ve tekrar aynı yerden aynı sahneyi izledi. Dört kez kandı buna. Olayların meydana geliş hızı her seferinde arttı. </p>
<p>Ter içinde kaldığını biliyordu. Gizli gizli, iki heyecan arasında nefes alabildiği zamanı iple çekmeye başladı. Dördüncü arada, Son Yargı tarafından yakalanmıştı. Evler kadar, dağlar kadar yüksek, gökler kadar büyük Dev vagonlar, ikişer, onar, yirmişer, her yönden yok olan sunağa doğru yaklaşıyordu. Sert ve yıkıcı ses onunlar alay etti: “Şimdi kitaplar geliyor!”<br />
Kien çığlık attı ve uyandı…</p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/elias-canetti/" title="Elias Canetti" rel="tag">Elias Canetti</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/mahkumun-kurban-edilisi/" title="MAHKUMUN KURBAN EDİLİŞİ" rel="tag">MAHKUMUN KURBAN EDİLİŞİ</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/116/korlesme%e2%80%99den-derleme-%e2%80%9ckadinlar-aptal-midir%e2%80%9d/" title="Körleşme’den Derleme “Kadınlar Aptal mıdır” ? (09 Eylül 2008)">Körleşme’den Derleme “Kadınlar Aptal mıdır” ?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/120/elias-canetti-suru/" title="Elias Canetti: Sürü (09 Eylül 2008)">Elias Canetti: Sürü</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/118/elias-canetti-kiskanclik/" title="Elias Canetti: Kıskançlık (09 Eylül 2008)">Elias Canetti: Kıskançlık</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/114/elias-canetti-mahkumun-kurban-edilisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

