<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HiAxySheytan &#187; chuck palahniuk</title>
	<atom:link href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hiaxysheytan.com</link>
	<description>Her boka maydanoz blog sitesi!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Aug 2010 11:52:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Başlıksız..</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1038/basliksiz/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1038/basliksiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 19:18:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Lorem Ipsum]]></category>
		<category><![CDATA[chuck palahniuk]]></category>
		<category><![CDATA[görünmez canavarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1038</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlara nasıl olduklarını sormamızın sebebi, kendi hakkımızda konuşmak istememizdir. / Chuck Palahniuk Görünmez Canavarlar&#8217;dan

	Etiketler: chuck palahniuk, görünmez canavarlar

	Bunu alan bunu da aldı:
	
	Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan (0)
	‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat! (0)
	Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK (0)
	Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk (0)
	Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk (0)


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlara nasıl olduklarını sormamızın sebebi, kendi hakkımızda konuşmak istememizdir. / <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a> <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/gorunmez-canavarlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with görünmez canavarlar">Görünmez Canavarlar</a>&#8217;dan</p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" title="chuck palahniuk" rel="tag">chuck palahniuk</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/gorunmez-canavarlar/" title="görünmez canavarlar" rel="tag">görünmez canavarlar</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/346/chuck-palahniuk-gorunmez-canavarlar-dan/" title="Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan (17 Eylül 2008)">Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/223/%e2%80%98dovus-kulubu%e2%80%99nu-sevenler-dikkat/" title="‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat! (10 Eylül 2008)">‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/940/tarihin-ortanca-cocuklarinin-sozcusu-palahniuk/" title="Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK (18 Kasım 2008)">Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/963/fight-clubtan-notlar-chuck-palahniuk/" title="Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/961/dovus-kulubunden-chuck-palahniuk/" title="Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1038/basliksiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/963/fight-clubtan-notlar-chuck-palahniuk/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/963/fight-clubtan-notlar-chuck-palahniuk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 12:40:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[chuck palahniuk]]></category>
		<category><![CDATA[Fight Club]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=963</guid>
		<description><![CDATA[
10/ bu yükseklikte etraf o kadar sessiz ki, insan kendini o uzay maymunlarından biri sanıyor. sana öğrettikleri küçük görevi yerine getiriyorsun.
bir kolu çek.
bir düğmeye bas.
neyi neden yaptığını bilmiyorsun, sonra da ölüp gidiyorsun.
12/ &#8230; yüz doksan katın her biri, tyler&#8217;ın asıl hedefi olan ulusal müzenin üstüne kapaklanıyor.
“bu bizim dünyamız artık,” diyor tyler. “o eski insanlar öldüler.”
12/ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://api.ning.com/files/t-KaJWO16TWTyU98Sa6zukgZ*8GFXRsURtvyvklYNd0_/FightClub1999.jpg" class="aligncenter" width="354" height="475" /></p>
<p>10/ bu yükseklikte etraf o kadar sessiz ki, insan kendini o uzay maymunlarından biri sanıyor. sana öğrettikleri küçük görevi yerine getiriyorsun.<br />
bir kolu çek.<br />
bir düğmeye bas.<br />
neyi neden yaptığını bilmiyorsun, sonra da ölüp gidiyorsun.</p>
<p>12/ &#8230; yüz doksan katın her biri, tyler&#8217;ın asıl hedefi olan ulusal müzenin üstüne kapaklanıyor.<br />
“bu bizim dünyamız artık,” diyor tyler. “o eski insanlar öldüler.”</p>
<p>12/ aramızda bir çeşit üçgen durumu var. ben tyler&#8217;ı istiyorum. tyler marla&#8217;yı istiyor. marla beni istiyor.<br />
ben marla&#8217;yı istemiyorum ve tyler da beni istemiyor; yani artık istemiyor. bu, sevgi&#8217;yle alakalı bir değer verme meselesi değil. bu mülkiyet&#8217;le alakalı bir sahip olma meselesi.<br />
marla olmasa, tyler&#8217;ın hayatta hiçbir şeyi olmayacak.<br />
ii.</p>
<p>15/ o sarmalayıcı karanlıkta, başka birinin kollarına hapsolmuşken, hayatta elde edebileceğimiz her şeyin sonunda çope gideceğini anladığınız zaman ağlamak çok kolaydır.<span id="more-963"></span></p>
<p>15/ sevdiğiniz herkesin size sırt çevireceğini ya da öleceğini fark ettiğiniz zaman ağlamak çok kolaydır.</p>
<p>17/ [beyin parazitliler grubunda] kafalarına doğrulrulmuş o görünmez silahla, herkes birbirine gülümsedi.<br />
18/ uykusuzluk böyledir işte. her şey çok uzaklardadır, bir kopyanın kopyası gibi. dünyayla arana öyle bir mesafe sokar ki, ne sen bir şeye dokunabilirsin ne de bir şey sana.</p>
<p>20/ işte bu özgürlüktü. bütün umutlarınızı kaybetmek özgürlüktü.</p>
<p>iii.</p>
<p>23-4/ mizacı gereği gibi tyler ancak gece işlerinde çalışabiliyordu. &#8230; bazı insanlar gece insanıdır. bazıları da gündüz insanıdır. ben ancak gündüzleri çalışabiliyordum.</p>
<p>26/ bazen evdeki yatağınızda, makinist odasında uyuyakaldığınızı ve bobin değiştirmeyi unuttuğunuzu sanarak karanlıkta dehşet içinde uyanırsınız.</p>
<p>26-9/ yolculuğun hoş tarafı; gittiğin her yerde hayat miniktir. otele gidersin, minik sabun, minik şampuan, tek kişilik tereyağı, minik gargara ve tek kullanımlık diş fırçası. &#8230; yanımda oturan tek kullanımlık insanlarla minyatür arkadaşlıklar kurarım.</p>
<p>31/ o bir dakika için çok uğraşmanız gerekiyordu, ama bir dakikalık kusursuzluk, harcadığınız çabaya değerdi. tek bir an. hayatta kusursuzluktan en çok bunu bekleyebilirdiniz.</p>
<p>iv.</p>
<p>33/ bugün binbir düşünce içinde kendini oradan oraya sürüklerken, yarın soğuk gübreye, solucanlar için açık büfeye dönüşebileceğinin kanıtı işte.</p>
<p>36/ eskiden hayat anlamsızmış, çünkü elinde hayatı karşılaştırabileceği bir şey yokmuş. ama şimdi ölüm varmış; ölüm, kayıp ve acı. gözyaşları, titremeler, dehşet ve pişmanlık. şimdi, hepimizi bekleyen sonu bildiği için, marla hayatının her anını hissedebiliyormuş.</p>
<p>v.</p>
<p>42/ mobilya satın alırsınız. kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. sonra aradığınız tabak takımı. sonra hayallerinizdeki yatak. perdeler. halılar.<br />
sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.</p>
<p>44/ kurtar beni, tyler, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar.</p>
<p>vi.</p>
<p>46/ kusmadan yaklaşık yarım litre kan yutabilirsiniz.</p>
<p>46/ birkaç yara izim olmadan ölmek istemiyorum.</p>
<p>47-8/ günün birinde yüzümde tek bir yara izim olmadan ölecektim ve arkamda harika bir apartman dairesiyle harika bir araba kalacaktı.</p>
<p>48/ tyler babasını hiç tanımamış.<br />
&#8230;<br />
beni sorarsanız, ben babamı altı sene kadar tanıdım, ama hiçbir şey hatırlamıyorum. benim babam her altı yılda yeni bir şehirde yeni bir aile kurar. buna aile demek ne derece doğru bilmiyorum; yeni bir şube açar demek belki daha uygun.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nde gördüğünüz şey, kadınlar tarafından yetiştirilmiş bir erkekler kuşağıdır.</p>
<p>50/ <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>ne ilk kez gelmiş birine bakın, kıçı beyaz bir somun gibidir. aynı adama burada altı ay kaldıktan sonra rastladığınızda, vücudu tahtadan oyulmuşa dönmüştür. her şeyin altından kalkabileceğine emindir bu adam.</p>
<p>51/ o sıralarda hayatım aşırı tamamlanmış görünüyordu. belki de kendimizi daha iyi bir şeye dönüştürmek için her şeyi kırıp dökmemiz gerekiyor.</p>
<p>51/ tyler&#8217;a neresine vuracağımı sordum, yüzüne mei, midesine mi?<br />
tyler dedi ki: “şaşırt beni.”</p>
<p>51/ sonra ikimiz orada dikildik; tyler boyunun bir tarafını ovuşturarak, ben bir elimi göğsüme bastırarak. ikimiz de daha önce hiç gitmediğimiz bir yere ulaştığımız biliyorduk. çizgi filmlerdeki o kediyle fare gibi ikimiz de hala hayattaydık ve hayatta kalmaya devam ederek bunu daha nereye kadar götürebileceğimizi merak ediyorduk.</p>
<p>52/ dövüş bittiğinde hiçbir şey çözülmemişti, ama hiçbir şeyin önemi yoktu.</p>
<p>vii.</p>
<p>57-8/ ikisi yaklaşık on kez seviştikten sonra, diyor tyler, marla hamile kalmak istediğini söylemiş. marla ona demiş ki, tyler, senden kürtaj olmak istiyorum.</p>
<p>59/ [8g'de kalan] marla polislerin arkasından bağırıyor ve diyo ki, 8g&#8217;de oturan kız eskiden çok tatlı ve iyi bir kızdı, ama o kız bir canavar, iğrenç bir canavar. mikroplu insan dışkısından başka bir şey değil, ne yapacağını bilmiyor ve yanlış şeye bağlanmaktan korktuğu için hiçbir şeye bağlanmıyor.<br />
“8g&#8217;deki kızın kendine inancı yok”, diye bağırıyor marla, “ve yaşlandıkça seçeneklerin azalmasından korkuyor.”</p>
<p>viii.</p>
<p>62/ işçi arılar<br />
uçup gidebilirler<br />
erkek arılar<br />
yuvayı terk ederler<br />
kraliçe ise<br />
kölesidir onların</p>
<p>65/ [marla:] bizim kuşağın camdan ayakkabısı ne biliyor musun? prezervatif. bir yabancıyla tanıştığında onu üstüne geçiriyorsun. bütün gece dans ediyor, sonra kaldırıp atıyorsun. prezervatifi demek istiyorum. yabancıyı değil.</p>
<p>ix. (çamaşır sodasıyla elin yandığı bölüm)</p>
<p>[tamamı]</p>
<p>x.</p>
<p>82/ o [kırık] parfümler, ellerindeki kesiklere doluşan bütün o balinalar, kadının etine batmaktadır.</p>
<p>xi.</p>
<p>86/ biz gece kulüplerine gitmiyoruz. müzik o kadar yüksekmiş ki insanın biyoritmini bozuyormuş, tyler öyle diyor. özellikle de baslar. son gittiğimizde tyler müziğin sesi yüzünden kabız olduğunu söyledi. bie nedeni bu, biri de kulüplerin konuşulamayacak kadar gürültülü olması. birkaç içkiden sonra herkes bütün dikkatlerin kendinde olduğunu sanıyor, ama kimseyle en küçük ilişki kuramıyor.<br />
ingiliz cinayet romanlarındaki cesetler gibi.</p>
<p>92/ [tyler soruyor:] “şu anda marilyn monroe yaşıyor olsaydı, sence ne yapıyor olurdu?”<br />
&#8230;<br />
[gene tyler yanıtlıyor:]“tabutunun kapağını tırmalıyor olurdu.”</p>
<p>xiii.</p>
<p>101/ marla bana doğada yaşlı hayvan görmediğimizi, çünkü hayvanların yaşlanır yaşlanmaz öldüğünü söylüyor. eğer hastalanır ya da çaptan düşerlerse, kendilerinden daha güçlü bir canlı onları öldürüyor. hayvanlar yaşlanmak için yaratılmamışlar.<br />
marla &#8230; bizim kültürümüzün ölümü uygunsuz bir şey haline getirdiğini söylüyor. yaşlı hayvanlar doğadışı bir istisna olmalı.<br />
hilkat garibeleri.</p>
<p>xiv.</p>
<p>106/ insanlar ölmekte olduğunuzu sanırlarsa, bütün dikkatlerini size veriyorlardı.<br />
bu gün sizi son kez görüyor olma ihtimalleri varsa, sizi gerçekten görüyorlardı. çek defterleriyle ve radyo şarkılarıyla ve dağılmış saçlarıyla ilgili her şey pencereden uçup gidiyordu.<br />
bütün dikkatleri sizde oluyordu.<br />
insanlar kendi konuşma sıralarını beklemek yerine sizi dinliyorlardı.</p>
<p>107/ marla&#8217;nın hayat felsefesi, bana söylediğine göre, ölmeye her an hazır oluşu. marla&#8217;nın hayatındaki trajedi ise ölmüyor oluşu.</p>
<p>108/ “kaçmayan cinsten iyi çorapların bile,” diyor marla, “ilmekleri dışarı fırlıyor.”<br />
hiçbir şey durağan değil. her şey eskiyip dağılıyor.</p>
<p>xvi.</p>
<p>119/ &#8230; tyler diyor ki, bir silahı ateşlemenin ne olduğunu geçen hafta herkese göstermiştim. silahın yaptığı tek şey, bir patlamayı belli bir doğrultuya yöneltmektir.</p>
<p>119/ ertesi hafta aynı gün, saldırı komitesi&#8217;ndeki herkes, yenik çıkacağı bir kavgaya tutuşmuş olacak. &#8230; sanıldığından daha zor bir şey bu. sokaktaki bir adam, dövüşmemek için ne mümkünse yapar.<br />
burada amaç, sokaktaki herhangi birini, hayatında hiç dövüşmemiş bir adamı kavgaya kışkırtıp onu kulübe kazandırmak. kazanma duygusunu hayatında ilk kez yaşamasını sağlamak. adama patlama fırsatı vermek. ağzınızı burnunuzu dağıtmasına izin vermek.<br />
“bizim görevimiz,” diyor tyler komiteye, “hala nasıl bir güce sahip olduklarını bu adamlara hatırlatmak.”</p>
<p>123/ patronum, işyerinde, yanağımdaki hiç kapanmayan delik için ne yaptığımı sormuştu. ona dedim ki, kahve içtiğim zaman iki parmağımla deliği kapatıyorum, kahve dışarı akmasın diye.</p>
<p>123-4/ dövüşmek insanı kesmez oluyordu ve belki artık dövüşü bırakıp daha büyük bir şeye yönelmem gerekiyordu.<br />
&#8230;<br />
gerçekte neyle dövüşmekte olduğumu sordu tyler.<br />
&#8230; hayatta hiçbir zaman sahip olamayacağım güzellikleri yıkıp yok etmek istiyordum.<br />
&#8230;<br />
bütün dünyanın dibe vurmasını istiyordum.<br />
&#8230;<br />
binlerce yıldır insanoğlu bu gezegendeki her şeyin içini boka çevirmişti ve şimdi tarih benden herkesin pisliğini temizlememi bekliyordu. boş konserve kutularını suyla çalkalamalı ve yassıltmalıydım. kullandığım her benzin damlasının hesabını vermeliydim.<br />
&#8230;<br />
kuşlarla geyikler gereksiz lükslerdir ve bütün balıklar su yüzüne vurmalıdır.<br />
louvre müzesi&#8217;ni yakmak istiyordum. elgin mermerleri&#8217;ni balyozla parçalamak, mona lisa&#8217;yla kıçımı silmek istiyordum. bu dünya benim dünyam artık.<br />
bu dünya benim dünyam, benim dünyam. o eski insanlar öldüler.</p>
<p>125/ dünyadan tarihi söküp atmak istiyorduk.<br />
&#8230;<br />
“geri dönüştürme, sürat limitleri, hepsi palavra,” dedi tyler. “ölüm döşeğinde sigarayı bırakmaya benziyor bunlar.”<br />
dünyayı kurtaracak bir şey varsa, o da kargaşa projesi [project mayhem] olacaktı. kültürel bir buzul çağı. vaktinden önce boşaltılmış bir karanlık çağı. vaktinden önce başlatılmış bir karanlık çağ. kargaşa projesi sayesinde insanlık, dünyanın kendini toparlamasına yetecek bir süre boyunca eylemsizliğe mahkum olacaktı.<br />
anarşiyi haklı çıkarıyorsun. ona anlam kazandırıyorsun.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nün memurlar ve kuryeler için yaptığını kargaşa projesi medeniyet için yapacaktı. dünyayı daha iyi bir yere çevirebilmek için medeniyeti altüst edecekti.</p>
<p>xvii.</p>
<p>134/ tyler&#8217;ın paper street&#8217;teki evi, içinde nefes alan onca insan yüzünden artık canlı ve ıslak bir şeye dönüşmüş. içeride o kadar çok insan hareket ediyor ki evin kendisi de hareket ediyor.</p>
<p>135/ eve geldiğimde birinci katı tamamen kaplayarak yerlere oturmuş olan uzay maymunlarını, bir kağıttan bir şeyler okumakta olan bir başka uzay maymununu dinlerken buluyorum: “güzel ve emsalsiz bir kar tanesi değilsin. herkes gibi sen de o çürüyen organik maddeden yapılmasın. hepimiz aynı pürenin parçasıyız.”<br />
uzay maymunu devam ediyor: “kültürümüz hepimizi aynı yaptı. artık kimse gerçek anlamda beyaz ya da siyah, zengin ya da yoksul değil. hepimiz aynı şeyi istiyoruz. teker teker, hiçbirimiz hiçbir şey değiliz.”</p>
<p>xviii.</p>
<p>138-9/ rüyamda bir telefon çalıyordu, ama gerçeklik mi rüyama sızdı yoksa rüyam mı gerçekliğe karışıyor, ayırt edemiyorum.<br />
&#8230;<br />
telefonu açıyorum. tyler çıkıyor.</p>
<p>140/ <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nün üstünden bir hafta geçtikten sonra bile, hız limitlerine uymakta hiç zorluk çekmezsiniz. iki gün boyunca, belki bokunuz kapkara çıkmaktadır, belki iç kanamalarınız vardır, ama dünyanın en sakin insanısınızdır. öbür arabalar etrafınızdan dolanırlar. arabalar arkadan kıçınıza dayanır. başka sürücüler size küfreder. hiç tanımazdığınız insanlar sizden nefret eder. kesinlikle kişisel bir yanı yoktur bunun. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nden sonra kendinizi o kadar gevşemiş hissedersiniz ki, hiçbir şey umrunuzda olmaz. radoyu bile açmazsınız. belki her nefes alışınızda, incecik bir çatlak boyunca kaburgalarınız göğsünüze batar. arkanızdaki arabalar selektör yaparlar. güneş batmaktadır, turuncu ve altın rengi ışımalarla.</p>
<p>142-3/ tamirci çocuk diyor ki: “eğer erkeksen, hrisiyansan ve amerika&#8217;da yaşıyorsan, tanrı modeli olarak babanı görürsün. eğer babanı hiç tanımamışsan, baban kaçıp gitmişse ya da eve hiç gelmiyorsa, tanrı hakkında ne düşünürsün?”<br />
bunlar hep tyler durden doktrinleri. ben uykudayken küçük kağıt parçalarına karalanan, sonra işyerinde yazmam ve çoğaltmam için bana verilen sözler. ben bunların hepsini okudum. hatta patronum bile muhtemelen okumuştur.<br />
“sonunda,” diyor tamirci çocuk, “bütün hayatını bir baba ve bir tanrı aramakla geçirirsin.”<br />
“unutmaman gereken şu ki,” diyor, “tanrı seni sevmiyor olabilir. bu da bir olasılıktır. belki de tanrı bizden nefret ediyordur. hayatta olabilecek en kötü şey değil bu.”<br />
tyler&#8217;ın bakış açısına göre, kötü şeyler yaparak tanrı&#8217;nın ilgisini çekmek, hiç ilgi görmemekten daha iyiydi. belki de tanrı&#8217;nın nefreti tanrı&#8217;nın kayıtsızlığından daha iyidir.<br />
ya tanrı&#8217;nın can düşmanı, ya da hiçbir şey olacak olsan, hangisini seçerdin?<br />
tyler durden&#8217;a göre biz tanrı&#8217;nın ortanca çocuklarıyız. tarihte özel bir yeri olmayan, özel ilgi görmeyen kimseleriz.<br />
tanrı&#8217;nın ilgisini çekemediğimiz sürece ne lanetlenme umudumuz olabilir, ne de kurtuluş umudumuz.<br />
hangisi daha kötü, cehennem mi, hiçlik mi?<br />
ancak yakalanır ve cezalandırılırsak kurtulabiliriz.<br />
“louvre&#8217;u yakacaksın,” diyor tamirci çocuk, “ve mona lisa&#8217;yla kıçını sileceksin. böylece en azından tanrı isimlerimizi bilecektir.”<br />
ne kadar derine yuvarlanırsan, o kadar yükseğe uçarsın. ne kadar uzağa kaçarsan, tanrı seni o kadar yanında ister.</p>
<p>144/ tamirci çocuğun söylediğine göre, bir başka yeni kural da, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nün bundan böyle hep ücretsiz olması. &#8230; “biz sizi istiyoruz, paranızı değil.”<br />
çocuk camdan dışarı doğru bağırıyor: “<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nde geçirdiğiniz zaman boyunca, banka hesabınız değilsiniz. işiniz değilsiniz. aileniz değilsiniz ve olduğunuzu düşündüğünüz kişi değilsiniz.”<br />
çocuk rüzgara karşı bağırıyor: “isminiz değilsiniz.”<br />
arka koltuktaki uzay maymunlarından biri ona katılıyor: “sorunlarınız değilsiniz.”<br />
tamirci bağırıyor: “sorunlarınız değilsiniz.”<br />
bir uzay maymunu bağırıyor: “yaşınız değilsiniz.”<br />
tamirci bağırıyor: “yaşınız değilsiniz.”</p>
<p>145/ o anda [ölüm anında] hiçbir şeyin önemi yok. &#8230; bagajın önemsiz. her şey önemsiz. ağzının kokması önemsiz.</p>
<p>xix.</p>
<p>150-1/ tamirci konuşmaya başlıyor ve ağzından tyler durden&#8217;ın sözleri dökülüyor.<br />
“etrafıma baktığımda,” diyor, yan camdaki yıldızların üstüne düşen siluetiyle, “bugüne kadar yaşamış en güçlü, en akıllı adamları benzin pompalarken ve garsonluk yaparken görüyorum.<br />
alnının eğimi, kaşları, burnunun kemeri, kirpikleri, gözlerinin kıvrımı, konuşmakta olan ağzının profilden görüntüsü, hepsi yıldızlarla kaplı kara zemine yansıyor.<br />
“bu adamları eğitim kamplarına alabilsek ve onlara gereken eğitimi verebilsek.<br />
“silahın yaptığı tek şey, bir patlamayı belli bir doğrultuya yöneltmektir.<br />
“güçlü kadın ve erkeklerin oluşturduğu bir sınıf var ve bunlar hayatlarını bir şeye feda etmek istiyorlar. reklamlar insanları gerek duymadıkları arabaların ve kıyafetlerin peşinden koşturuyor. kaç kuşaktır insanlar nefret ettikleri işlerde çalışıyorlar, neden? gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın alabilmek için.”<br />
“bizim kuşağımız büyük bir buhran görmedi, büyük bir buhran yaşamadı, ama bizim bir savaşımız var. büyük bir ruhani savaş bu. kültüre karşı büyük bir devrim hazırlıyoruz. büyük buhran bizim hayatlarımız. bir ruhani bir buhran geçiriyoruz.<br />
“onları köleleştirerek, bu insanlara özgürlüğün ne demek olduğunu göstermek zorundayız. onları korkutarak, cesaretin ne olduğunu göstermek zorundayız.<br />
“napolyon, bir kurdele parçası uğruna hayatlarını feda edecek insanlar yaratabilmekle övünürdü.<br />
“düşün: bir grev başlatıyoruz ve dünyadaki servet dağılımı yeniden düzenlenene dek hiç kimse çalışmıyor.”<br />
“rockefeller merkezi&#8217;nin etrafındaki yıkıntıların arasında, rutubetli kanyonların içinde koşturarak geyik avladığını düşün.”</p>
<p>xx.</p>
<p>156/ şimdi kalk git ve küçük hayatını yaşa, ama unutma ki gözüm üstünde, raymond hessel. ancak peynir satın alıp televizyon seyretmeye yetecek kadar para kazandıran boktan bir işte çalıştığını görmektense, seni öldürürüm daha iyi.</p>
<p>156/ raymond k. k. hessel, bu akşam yiyeceğin yemek sana hayatının en güzel yemeği gibi gelecek ve yarın hayatının en güzel günü olacak.</p>
<p>xxii.</p>
<p>165/ “bizim <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nden başka kaybedecek bir şeyimiz yok,” diyor tyler da.<br />
bize dünyanın bokundan ve pisliğinden başka bir şey bırakmadılar.</p>
<p>166/ “şunu unutma,” diyor tyler. “ezmeye çalıştığın bu insanlar, senin muhtaç olduğun herkestir. biz senin çamaşırını yıkayan, yemeğini pişiren ve önüne götüren insanlarız. senin yatağını biz yapıyoruz. uykudayken seni biz koruyoruz. ambulansları biz kullanıyoruz. telefonlarını biz bağlıyoruz. bizler aşçıyız, taksi şöförüyüz ve senin hakkında her şeyi biliyoruz. sigorta bildirimlerini, kredi kartı ödemelerini biz takip ediyoruz. hayatının her alanını biz denetliyoruz.”<br />
“biz tarihin ortanca çocuklarıyız. bizi her gün milyoner olacağımıza, film yıldızı, rock yıldızı olacağımıza inandırsn televizyon programlarıyla büyüdük, ama bunların hiçbirini olamaycağız. ve bu gerçek kafamıza ancak dank ediyor,” diyor tyler. “o yüzden biza karşı dikkatli ol.”</p>
<p>168/ ben senden önce buradaydım.<br />
“ya, tabii, tabii,” diyor tyler, “kim kimden sonraya kalacak, onu da göreceğiz.”</p>
<p>xxiii.</p>
<p>173/ yani, diyorum [marla'ya], ben uykuya dalıyorum ve tyler benim bedenimle ve darmadağın suratımla birtakım suçlar işlemeye koşuyor. ertesi sabah, bitap bir halde, kemiklerim sızlayarak uyanıyorum ve bütün gece hiç uyumadığımı adım gibi biliyorum.<br />
böyle sabahların akşamında daha erken yatardım.<br />
o akşam, tyler&#8217;ın hükümranlık süresi biraz daha uzardı.<br />
ben her gece daha erken yattıkça, tyler&#8217;ın hükümranlık süresi uzadıkça uzardı.<br />
&#8230;<br />
tyler&#8217;la ikimiz aynı bedeni paylaşıyoruz ve bugüne kadar ben bundan habersizdim. tyler ne zaman marla&#8217;yla sevişse, ben uykuda oluyordum. ben kendimi uykuda sanırken tyler yürüyor ve konuşuyordu.<br />
&#8230;<br />
böyle böyle, her gece biraz daha erken yatmaya ve her sabah biraz daha geç uyanmaya devam edersem, eninde sonunda tamamen ortadan kaybolacaktım.</p>
<p>xxiv.</p>
<p>177-8/ bir dakika önce robert paulson [(koca bob)], dünyadaki yaşamın etrafına doluştuğu, küçük, sıcak bir merkezdi. bir dakika sonra, bir nesne oldu. polislerin ateşinden sonra, ölümün inanılmaz mucizesi.</p>
<p>178/ kendi ismimize ancak ölümde kavuşabiliriz, çünkü ancak ölümde mücadelenin bir parçası olmaktan çıkarız. ölümde kahraman oluruz.</p>
<p>xxvi.</p>
<p>185/ [ampul bombası tarifi:] &#8230; ampulün üstüne bir delik açıp içini benzinle doldurursunuz. balmumu ya da silikonla deliği tıkar, sonra ampulü bir duya takar ve birinin içeri girip elektrik düğmesine basmasını beklersiniz.</p>
<p>186/ eğlenceli sayılabilecek bir patlayıcı da, pudra şekeriyle karıştırılmış permanganattır. buradaki ana fikir, çok hızlı yanacak bir maddeyi o yanmaya yeterli oksijen sağlayacak bir başka maddeyle birleştirmektir. bu karışım o kadar hızlı yanar ki buna patlama diyebilirsiniz.<br />
baryum peroksit ve çinko tozu.<br />
amonyum nitrat ve alüminyum tozu.<br />
anarşinin nouvelle cuisine uyarlaması.<br />
sülfür soslu baryum nitrat, mangal kömürü garnitürlü. bildiğiniz barut bundan ibarettir.<br />
bon appétit.</p>
<p>xxvii.</p>
<p>195/ tyler&#8217;la aramızdaki tek ortak nokta aynı parmak izlerine sahip olmamız, ama bunu kimse anlamıyor.</p>
<p>xxviii.</p>
<p>199/ tyler&#8217;ın neden ortaya çıktığını biliyorum. tyler marla&#8217;yı seviyordu. onunla karşılaştığım ilk geceden beri, tyler ya da benim bir parçam, marla&#8217;yla birlikte olmanın bir yolunu arıyordu.</p>
<p>xxix.</p>
<p>203-4/ tanrı&#8217;nın bakışıyla, ortada tek bir adam varmış gibi görünüyor. kendi ağzına silah sokmuş tek bir adam. ama silahı tutan kişi tyler ve hayat benim hayatım.</p>
<p>204/ “bekle,” diyor bir ses ve marla çatının öbür ucundan bize doğru geliyor.<br />
marla bana doğru geliyor. sadece bana, çünkü tyler yok olmuş. puf diye. tyler benim halüsinasyonum, marla&#8217;nın değil. tyler bir anda ortadan kayboluyor, sihir gibi. ve artık ben, kendi ağzına silah sokmuş tek bir adamım.<br />
“peşinden geldik,” diye bağırıyor marla. “gruptaki herkes burada. bunu yapmak zorunda değilsin. silahı bırak.”<br />
bütün bağırsak kanserleri, beyin parazitleri, melonama mağdurları, veremliler, marla&#8217;nın peşi sıra bana doğru geliyor. yürüyerek, aksayarak, tekerlekli iskemlelerini sürerek.<br />
“bekle,” diyorlar bana.<br />
sesleri soğuk rüzgârla savrulup bana ulaşıyor. “dur,” diyorlar.<br />
“sana yardım edebiliriz,” diyorlar.<br />
“bırak sana yardım edelim,” diyorlar.</p>
<p>xxx.</p>
<p>206/ tetiği çektiğimde, tabii ki öldüm ben.<br />
&#8230;<br />
gerçek hayattan daha iyiydi bu.<br />
ve hayattaki tek kusursuz anınız sonsuza kadar sürmeyecektir.</p>
<p>207/ ceviz çalışma masasının karşı tarafında oturup tanrı&#8217;yla bir görüşme yaptım. arkasındaki duvarda diplomaları asılıydı. tanrı bana dedi ki: “neden?”<br />
neden bu kadar acıya sebep oldun?<br />
her birinizin kutsal, eşsiz bir kar tanesi olduğunu anlayamadın mı? eşi bulunmaz eşsizlikte, eşsizin de eşsizi bir kar tanesi olduğunuz göremedin mi?<br />
hepinizin sevginin tezahürleri olduğunu anlamıyor musun?<br />
karşımda oturmuş, bir not defterine bir şeyler karalayan tanrı&#8217;ya baktım. ama tanrı bu meselede tamamen yanılmaktaydı.<br />
bizler eşsiz değiliz.<br />
süprüntü ya da pislik değiliz.<br />
biz sadece biziz.<br />
biz sadece biziz ve hyatta başımıza gelenlerin bir nedeni yok.<br />
tanrı diyor ki: “hayır, bu doğru değil.”<br />
peki. öyle olsun. tanrı&#8217;ya akıl öğretmek bana kalmadı ya.</p>
<p>Ayrıntı yayınları<br />
341. yeraltı edebiyatı dizisi<br />
Çeviren: elif özsayar </p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" title="chuck palahniuk" rel="tag">chuck palahniuk</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/fight-club/" title="Fight Club" rel="tag">Fight Club</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/961/dovus-kulubunden-chuck-palahniuk/" title="Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/223/%e2%80%98dovus-kulubu%e2%80%99nu-sevenler-dikkat/" title="‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat! (10 Eylül 2008)">‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/940/tarihin-ortanca-cocuklarinin-sozcusu-palahniuk/" title="Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK (18 Kasım 2008)">Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/346/chuck-palahniuk-gorunmez-canavarlar-dan/" title="Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan (17 Eylül 2008)">Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/339/chuck-palahniuk-tikanma/" title="Chuck Palahniuk &#8211; Tıkanma (17 Eylül 2008)">Chuck Palahniuk &#8211; Tıkanma</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/963/fight-clubtan-notlar-chuck-palahniuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/961/dovus-kulubunden-chuck-palahniuk/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/961/dovus-kulubunden-chuck-palahniuk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 12:38:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[chuck palahniuk]]></category>
		<category><![CDATA[dövüş kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[Fight Club]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=961</guid>
		<description><![CDATA[
Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe.
Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız.
Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.
Bizim kuşağımız büyük bir savaş görmedi, büyük bir buhran yaşamadı, ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.filmwad.com/fw_images/nutbags/fight_club.jpg" class="aligncenter" width="400" height="299" /></p>
<p>Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe.</p>
<p>Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız.</p>
<p>Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.</p>
<p>Bizim kuşağımız büyük bir savaş görmedi, büyük bir buhran yaşamadı, ama bizim de bir savaşımız var.</p>
<p>Büyük bir ruhani savaş bu. Kültüre karşı büyük bir devrim hazırlıyoruz.</p>
<p>Büyük bir buhran bizim hayatlarımız. Biz ruhani bir buhran geçiriyoruz.</p>
<p>Bize dünyanın bokundan ve pisliğinden başka bir şey bırakmadılar.Kuşlarla geyikler gereksiz lükslerdir ve bütün balıklar su yüzüne vurmalıdır.<br />
Louvre müzesi&#8217;ni yakmak istiyordum.<br />
Elgin mermerleri&#8217;ni balyozla parçalamak, Mona Lisa&#8217;yla kıçımı silmek istiyordum. Bu dünya benim dünyam artık.<br />
Bu dünya benim dünyam, benim dünyam. o eski insanlar öldüler.<br />
&#8220;Dünyadan tarihi söküp atmak istiyorduk.&#8221;<span id="more-961"></span></p>
<p>&#8220;Geri dönüştürme, sürat limitleri, hepsi palavra,” dedi Tyler. “Ölüm döşeğinde sigarayı bırakmaya benziyor bunlar.”<br />
Dünyayı kurtaracak bir şey varsa, o da kargaşa projesi olacaktı. Kültürel bir buzul çağı. Vaktinden önce boşaltılmış bir karanlık çağı. Vaktinden önce başlatılmış bir karanlık çağ. Kargaşa projesi sayesinde insanlık, dünyanın kendini toparlamasına yetecek bir süre boyunca eylemsizliğe mahkum olacaktı.<br />
-Anarşiyi haklı çıkarıyorsun. ona anlam kazandırıyorsun.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">Dövüş kulübü</a>nün memurlar ve kuryeler için yaptığını kargaşa projesi medeniyet için yapacaktı. dünyayı daha iyi bir yere çevirebilmek için medeniyeti altüst edecekti.</p>
<p>* * *</p>
<p>Ağzınızda bir silah varken ve silahın namlusu dişlerinizin arasındayken ancak sesli harflerle konuşabilirsiniz.</p>
<p>***</p>
<p>Hiçbir zaman tamamlanmış olmayayım, ne olur.<br />
Hiçbir zaman halimden memnun olmayayım.<br />
Hiçbir zaman kusursuz olmayayım.<br />
Kurtar beni, Tyler, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar.</p>
<p>***</p>
<p>Çünkü ancak kendimi mahvederek ruhumun gerçek gücünü keşfedebilirim.</p>
<p>***</p>
<p>Belki de kendimizi daha iyi bir şeye dönüştürmek için her şeyi kırıp dökmemiz gerekiyor.</p>
<p>***</p>
<p>Dövüş bittiğinde hiçbir şey çözülmemişti, ama hiçbir şeyin önemi yoktu.</p>
<p>***</p>
<p>Bu senin hayatın ve anbean sona eriyor.</p>
<p>***</p>
<p>Her akşam ölüyor ve her sabah doğuyordum.</p>
<p>***</p>
<p>Tyler bana bir garsonluk işi buluyor, sonra ağzıma bir silah sokmuş ve diyor ki,<br />
sonsuza kadar yaşamak istiyorsan, ilk adım olarak ölmek zorundasın.</p>
<p>***</p>
<p>Bu yükseklikte etraf o kadar sessiz ki, insan kendini o uzay maymunlarından biri sanıyor.<br />
Sana öğrettikleri küçük görevi yerine getiriyorsun.<br />
Bir kolu çek.<br />
Bir düğmeye bas.<br />
Neyi neden yaptığını bilmiyor, sonra da ölüp gidiyorsun.</p>
<p>***<br />
İnsan sevdiklerini öldürür diye bir söz vardır ya; aslında bakın, insanı öldüren de hep sevdiğidir.</p>
<p>***</p>
<p>O sarmalayıcı karanlıkta, başka birinin kolları arasına hapsolmuşken, hayatta elde edebileceğiniz her şeyin sonunda çöpe gideceğini anladığınız zaman ağlamak çok kolaydır.</p>
<p>***<br />
Sevdiğiniz herkesin size sırt çevireceğini ya da öleceğini fark ettiğiniz zaman ağlamak kolaydır.</p>
<p>***</p>
<p>Zaman aralığını yeterince uzun tutarsanız, herkesin hayatta kalma şansı sıfıra düşer.</p>
<p>***</p>
<p>Uykusuzluk böyledir işte. Her şey çok uzaklardadır, bir kopyanın kopyası gibi.<br />
Dünyayla arana öyle bir mesafe sokar ki, ne sen bir şeye dokunabilirsin, ne de bir şey sana.</p>
<p>***</p>
<p>Bütün umutlarınızı kaybetmek özgürlüktür.</p>
<p>***</p>
<p>Her kalkış ve inişte, uçak bir tarafa doğru fazlaca yattığında, kaza olsun diye dua ederdim.<br />
Hepimizin çaresizlik içinde öleceği, insan bedenlerinin uçağın gövdesinde sıkışıp kalacağı<br />
o anı düşünmek uykusuzluğuma ilaç gibi gelir, üstüme dayanılmaz bir uyku çökerdi.</p>
<p>***</p>
<p>Bazı insanlar gece insanıdır. Bazıları da gündüz insanıdır.</p>
<p>***<br />
Başka bir yerde, başka bir zamanda uyanabilseydim, başka bir insan olarak uyanabilir miydim?</p>
<p>***</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">Dövüş kulübü</a>nde geçen bir geceden sonra, gerçek dünyadaki her şeyin ses ayarı kısılmış gibi olur.</p>
<p>***</p>
<p>Bazen bir şey yapar ve belanızı bulursunuz. Bazen de yapmadığınız şeyler size belanızı<br />
buldurur.</p>
<p>***</p>
<p>İşyerinde, koridorda insanların yanından geçerken, herkesin küçük düşmanca YÜZ’üne karşı tamamen ZEN bir tavır takınıyorum.</p>
<p>***</p>
<p>Kendi cerahatli ve hastalıklı çürümemi kucaklıyorum.</p>
<p>***</p>
<p>Tyler diyor ki, ben henüz dibe vurmaya yaklaşmamışım bile. Ve eğer sonuna kadar düşmezsem, kurtarılmam olanaksızmış. İsa çarmıha gerilerek yapmış bunu. Sadece para, mülkiyet ve bilgiden vazgeçmen yeterli değil, diyor Tyler. Bu bir hafta sonu tatili değil. Kendini geliştirmeye sırt çevirmeli ve felakete doğru koşmalısın.</p>
<p>***</p>
<p>“Kovulmak” der Tyler, “herhangi birimizin başına gelebilecek en iyi şey olurdu.<br />
Böylece havanda su dövmekten kurtulur ve hayatlarımızla bir şey yapardık.”</p>
<p>***</p>
<p>&#8220;Tyler&#8217;ın paper street&#8217;teki evi, içinde nefes alan onca insan yüzünden artık canlı ve ıslak bir şeye dönüşmüş. içeride o kadar çok insan hareket ediyor ki evin kendisi de hareket ediyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Eve geldiğimde birinci katı tamamen kaplayarak yerlere oturmuş olan uzay maymunlarını, bir kağıttan bir şeyler okumakta olan bir başka uzay maymununu dinlerken buluyorum: “güzel ve emsalsiz bir kar tanesi değilsin. herkes gibi sen de o çürüyen organik maddeden yapılmasın. hepimiz aynı pürenin parçasıyız.”<br />
uzay maymunu devam ediyor: “kültürümüz hepimizi aynı yaptı. artık kimse gerçek anlamda beyaz ya da siyah, zengin ya da yoksul değil. hepimiz aynı şeyi istiyoruz. teker teker, hiçbirimiz hiçbir şey değiliz.”</p>
<p>Marla’nın hayat felsefesi, bana söylediğine göre, ölmeye her an hazır oluşu.<br />
Marla’nın hayatındaki trajedi ise ölmüyor oluşu.</p>
<p>***</p>
<p>Güzel ve emsalsiz bir kar tanesi değilsin. Herkes gibi sen de o çürüyen organik maddeden yapılmasın.</p>
<p>***</p>
<p>Kültürümüz hepimizi aynı yaptı. Artık kimse gerçek anlamda beyaz ya da siyah, zengin ya da yoksul değil. Hepimiz aynı şeyi istiyoruz. Teker teker, hiçbirimiz hiçbir şey değiliz.</p>
<p>***</p>
<p>Hangisi daha kötü, cehennem mi, hiçlik mi?</p>
<p>***</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">Dövüş kulübü</a>nde geçirdiğiniz zaman boyunca, banka hesabınız değilsiniz. İşiniz değilsiniz.<br />
Aileniz değilsiniz ve olduğunuzu düşündüğünüz kişi değilsiniz.</p>
<p>***</p>
<p>Güçlü kadın ve erkeklerin oluşturduğu bir sınıf var ve bunlar hayatlarını bir şeye feda etmek istiyorlar. Reklamlar insanları gerek duymadıkları arabaların ve kıyafetlerin peşinden koşturuyor. Kaç kuşaktır insanlar nefret ettikleri işlerde çalışıyorlar, neden?<br />
Gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın alabilmek için.</p>
<p>***</p>
<p>“Şunu unutma” diyor Tyler. “Ezmeye çalıştığın bu insanlar, senin muhtaç olduğun herkestir.<br />
Biz senin çamaşırını yıkayan, yemeğini pişiren ve önüne getiren insanlarız. Senin yatağını biz yapıyoruz. Uykudayken seni biz koruyoruz. Ambulanslarını biz kullanıyoruz. Telefonlarını biz bağlıyoruz. Bizler ahçıyız, taksi şoförüyüz ve senin hakkında her şeyi biliyoruz. Sigorta bildirimlerini, kredi kartı ödemelerini biz takip ediyoruz. Hayatının her alanını biz denetliyoruz.”</p>
<p>***</p>
<p>Biz tarihin ortanca çocuklarıyız. Bizi bir gün milyoner olacağımıza, film yıldızı, rock yıldızı olacağımıza inandıran televizyon programlarıyla büyüdük, ama bunların hiçbiri olamayacağız. Ve bu gerçek kafamıza ancak dank ediyor”.</p>
<p>***</p>
<p>Bizler eşşiz değiliz.<br />
Süprüntü ya da pislik de değiliz.<br />
Biz sadece biziz.<br />
Biz sadece biziz ve hayatta başımıza gelenlerin bir nedeni yok.</p>
<p>Dinleyin Sürüngenler;</p>
<p>Sizler özel değilsiniz,</p>
<p>Sizler güzel yada eşi benzeri olmayan kar tanesi de değilsiniz,</p>
<p>sizler işiniz değilsiniz,</p>
<p>sizler paranız kadar değilsiniz,</p>
<p>bindiğiniz araba değilsiniz,</p>
<p>kredi kartlarınızın limiti değilsiniz,</p>
<p>sizler iç çamaşırı değilsiniz,</p>
<p>Sizler herkes gibi çürüyen birer organik maddesiniz..!</p>
<p>Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden pislikleriyiz.</p>
<p>Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz &#8230;!</p>
<p>***</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a><br />
Ayrıntı Yayınları </p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" title="chuck palahniuk" rel="tag">chuck palahniuk</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" title="dövüş kulübü" rel="tag">dövüş kulübü</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/fight-club/" title="Fight Club" rel="tag">Fight Club</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/940/tarihin-ortanca-cocuklarinin-sozcusu-palahniuk/" title="Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK (18 Kasım 2008)">Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/963/fight-clubtan-notlar-chuck-palahniuk/" title="Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/223/%e2%80%98dovus-kulubu%e2%80%99nu-sevenler-dikkat/" title="‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat! (10 Eylül 2008)">‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/346/chuck-palahniuk-gorunmez-canavarlar-dan/" title="Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan (17 Eylül 2008)">Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/339/chuck-palahniuk-tikanma/" title="Chuck Palahniuk &#8211; Tıkanma (17 Eylül 2008)">Chuck Palahniuk &#8211; Tıkanma</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/961/dovus-kulubunden-chuck-palahniuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/940/tarihin-ortanca-cocuklarinin-sozcusu-palahniuk/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/940/tarihin-ortanca-cocuklarinin-sozcusu-palahniuk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 10:31:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[chuck palahniuk]]></category>
		<category><![CDATA[dövüş kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[palahniuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=940</guid>
		<description><![CDATA[Kimi kez ölümün gölgelerinden kaçmak değil, tam tersine o  gölgeleri, ölümün bağrında güçsüzlüğün sınırlarında, ölümün kendi  sonunda büyütmek gerekebilir.
Georges Bataille

Dövüş Kulübü (Fight Club) adı dünyada yaygın olarak 1999 yılında, David Fincher’ın yönettiği, başrollerini Edward Norton ve Brad Pitt’in paylaştığı, modern topluma ve onun tüketim kültürüne keskin eleştiriler getiren filmle duyuldu. Filmin ideolojik ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="content" style="text-align: center;"><em>Kimi kez ölümün gölgelerinden kaçmak değil, tam tersine o  gölgeleri, ölümün bağrında güçsüzlüğün sınırlarında, ölümün kendi  sonunda büyütmek gerekebilir.<br />
Georges Bataille</em></p>
<p><img alt="" src="http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi139/photo/fight_club_001.jpg" class="aligncenter" width="234" height="350" /></p>
<p>Dövüş Kulübü (<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/fight-club/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fight Club">Fight Club</a>) adı dünyada yaygın olarak 1999 yılında, David Fincher’ın yönettiği, başrollerini Edward Norton ve Brad Pitt’in paylaştığı, modern topluma ve onun tüketim kültürüne keskin eleştiriler getiren filmle duyuldu. Filmin ideolojik ve felsefi teması kimileri için başrol oyuncularının medyatik star imajının yada vurdulu kırdılı dövüş sahnelerinin gölgesinde kalırken, öte yandan, çoğu izleyici bunun bir edebiyat uyarlaması olduğundan habersizdi. Aslında Dövüş Kulübü’nü yaratan Portlandlı yazar <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>’tı ve öykü Hollywood dolayımıyla milyonlarca insana ulaşmadan üç yıl önce, 1996’da roman olarak yayımlanmıştı.<span id="more-940"></span> </p>
<p><strong><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a></strong><br />
Ukrayna kökenli Amerikan yazar <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a> otuzlu yaşlarına kadar herhangi bir edebi metin yazmaya kalkışmadı. Geç adım attığı edebiyat dünyasındaki ilk deneyimleri ise hiç de teşvik edici değildi. Sanıldığının aksine ilk romanı olan Invisible Monsters yayıncılar tarafından içeriği nedeniyle geri çevrildi. Ardından, büyük bir öfke duyarak, biraz da yayıncılara “canınız cehenneme” dercesine Dövüş Kulübü’nü yazdı. Fakat bu kez yayımlamayı kabul ettiler. </p>
<p>Gazetecilik öğrenimi gören <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>, üniversite yıllarından sonra on üç yıl boyunca Freightliner adlı şirkette önce montaj hattında ardından tamirci olarak çalıştı. İlk yazdığı metinler “taşıt modifikasyon prosedürleri” ve kamyonların onarımı üzerinedir. Ve aslında, Dövüş Kulübü’nün ortaya çıkmasında büyük etkisi bulunan bir olayı bu yıllarda yaşar: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> bazı arkadaşlarıyla birlikte tatildedir. Bitişikteki kamp yerinde insanlar müziğin sesini rahatsız edici derecede açmışlardır ve bu konuda başlayan tartışma kavgaya dönüşür. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> feci şekilde yaralanır, yüzü korkunç görünmektedir. Tatilden döndüğünde, işyerinde kimse görüntüsü hakkında bir yorum yapmaz ve onun iş yaşamı dışında neler yaptığı üzerine herhangi bir şey sormaya cüret edemez. Bunun üzerine, insan eğer yeterince kötü görünürse dilediğince hareket edebilir, çünkü hiçbir zaman hiç kimse onu bu konuda uyarmayacaktır diye düşünür ve o gün Dövüş Kulübü’nü yazmaya başlar. </p>
<p>Yazar röportajlarında romanın “arkadaşlarının ve kendisinin hayatı yorumlamaları”nı sunduğunu ve gerçekte de burada kurgulanan şeylerin benzerlerini yaşadıklarını vurgular. O, Portland Kakofoni Topluluğu’nun (Portland Cacophony Society) bir üyesidir ve topluluğun yaptığı çeşitli oyunlar, gösteriler, şakalar, eylemler Kargaşa Projesi’ni esinlemiştir. Ayrıca romanın anlatıcısının çektiği uykusuzluk probleminden kurtulmak üzere, doktorunun önerisiyle, daha gerçek acıların var olduğunu görmek için gittiği verem, kanser, beyin paraziti vd. hastalarının dayanışma grupları da <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>’ın kendi yaşamındaki deneyimlerinden kaynaklanır. Bir süreliğine gönüllü olarak bir bakımevinde hasta refakatçiliği yapmıştır. İnsanları her akşam dayanışma grupları için alır, toplantı boyunca kenarda bekler ve sona erdiğinde onları bakımevine geri götürür. Grup sağlıklı bir bireyin orada oturmasından rahatsız olduğunda ise kendisini (‘turist’) onların içinde bulmuştur. Böylece düşünmeye başlar: “ya birileri burada üçkâğıt çeviriyorsa? Ve tam da bu yaşananların orta yerinde samimiyet ve dürüstlüğün sunduğu bir çeşit katartik duygusal çıkış yolu için bulunuyorsa.” Bu fikirden yola çıkarak, gerçekte hiçbir hastalıkları olmayan Dövüş Kulübü’nün anlatıcısı ve Marla’nın acıyı ve ölümü tanımak, aynı zamanda, seküler huzura ve uykuya kavuşmak için dayanışma gruplarına katılmalarını kurgular. </p>
<p>Bunlar <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>’ın ifade ettiği, yaşantısının yapıtı üzerinde doğrudan, birebir etkilerine verebileceğimiz örnekler. Bir de daha incelikli yada dolayımlı esinlemeler-etkilenmeler var ki, asıl ilgincinin bunlar olduğunu düşünüyorum. Yarattığı edebi dilde şiddetin ayrıcalıklı bir yere sahip olduğu yazarın, kendi aile tarihindeki hazin şiddet öyküleri burada anılmaya değer. Büyükbabası büyükannesini öldürmüştür. Bu cinayetin ardından, elinde silah, evde geriye kalan kim varsa öldürmek için aramaya başlar. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>’ın henüz çocuk olan babası Fred korkuyla yatağın altına saklanır. Babasının ayaklarının önünden geçtiğini görür. Nick <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> (büyükbaba) kimseyi bulamayınca silahı kendi kafasına dayar ve intihar eder. Fakat şiddet mirası Fred’in peşini bırakmaz. </p>
<p>Chuck’ın annesinden boşandıktan uzun bir ara sonra, bir gazete ilanı aracılığıyla tanıştığı genç kadınla flört etmeye başlamıştır. Kadın ne yazık ki bir dizi duygusal problemi de beraberinde getirir. Başından bir evlilik geçmiş ve uğradığı cinsel saldırılar karşısında şikayette bulunarak kocasını hapse attırmıştır. Adam serbest kaldığında kadını öldüreceğine yemin eder. Nitekim onu Fred’le buluşması esnasında yakalar, ikisini de vurur. Sonra cesetleri kulübelerine taşır ve orayı tamamen kül olacak şekilde ateşe verir. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>’ın payına ise bu kanlı mirastan, şiddetle örülmüş ve ölümün estetize edildiği romanlar düşer.(1)  </p>
<p><img alt="" src="http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi139/photo/fight_club_002.jpg" class="aligncenter" width="350" height="239" /></p>
<p><strong>“Kusursuzluk ve Tamamlanmışlık” Kıskacında Yaşamak</strong><br />
Dövüş Kulübü’nün kitap boyunca adı anılmayan anlatıcısı bir otomobil şirketinde “ürün iptal koordinatörü” olarak çalışmaktadır. İşi nedeniyle Amerika’nın çeşitli kentlerine yolculuklar yapar, kazalarda paramparça olan arabaları inceler, raporlar yazar. Hayatı uçaklardaki tek kullanımlık yiyecekler, çatallar, kaşıklar; otel odalarındaki tek kullanımlık sabunlar ve tek kullanımlık yol arkadaşlıklarıyla geçer. Sahicilikten, derinlikten, süreklilikten yoksun ilişkiler içindedir. Kendisini “otuz yaşında bir oğlan çocuğu” gibi hisseder ve bir gökdelenin on beşinci katındaki, kentten izole edilmiş dairesinin, mobilyalarının, elektronik eşyalarının, halılarının, vd. tüketim nesnelerinin ona sunduğu “kusursuzluk ve tamamlanmışlık” duygusundan artık rahatsızdır. Eskiden tuvalete porno dergilerle giren tanıdıkları artık IKEA mobilya kataloğuyla girmektedir.<br />
Romanın anlatıcısı, babası onları altı yaşında terk edip yeni bir “şube açmak” (yeni bir aile kurmak) üzere başka bir kente gittikten sonra annesi tarafından büyütülmüştür. “<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">Dövüş kulübü</a>nde gördüğünüz şey, kadınlar tarafından yetiştirilmiş bir erkekler kuşağıdır.” Ne var ki “Eğer erkeksen Hıristiyansan ve Amerika’da yaşıyorsan, Tanrı modeli olarak babanı görürsün. Eğer babanı hiç tanımamışsan, baban kaçıp gitmişse yada eve hiç gelmiyorsa, Tanrı hakkında ne düşünürsün?” Bu durumdaki bir insan, sonuçta, bütün hayatını bir baba ve bir tanrı aramakla geçirecektir. Fakat şu unutulmamalıdır: “Tanrı seni sevmiyor olabilir. Bu da bir olasılıktır. Belki de Tanrı bizden nefret ediyordur. Hayatta olabilecek en kötü şey değil bu.”(2) </p>
<p>Üç haftalık bir uykusuzluk probleminin ardından doktoruna gittiğinde, doktor ona istediği ilaçları vermez, sorununun zamanla geçeceğini, eğer gerçek bir acının ne olduğunu görmek istiyorsa, ölümcül hastaların dayanışma ve terapi gruplarına gidebileceğini söyler. Bu öneriye uyar ve kendisini hastaymış gibi tanıtarak her akşam başka bir grubun toplantısına katılır. Gerçekten de işe yaramıştır; insanlar kendileri gibi ölümle yüz yüze olduğunu sandıkları için ona şefkat ve samimiyet göstererek sahiden dinlerler. Orada ölümü, soyut ve felsefi olan değil, somut ve gerçek ölümü görür. Hayatta elde edebileceği her şeyin sonunda çöpe gideceğini, sevdiği herkesin kendisine sırt çevireceğini yada öleceğini anladığında ağlamak kolaydır. Hayatta onu gururlandırmış ne varsa hepsi çöpe atılacaktır. Ve artık şunu bilmektedir: “Zaman aralığını yeterince uzun tutarsanız, herkesin hayatta kalma şansı sıfıra düşer.” Eski vücut geliştirme şampiyonu Bob’un hormonal rahatsızlığı yüzünden büyüyen, bir kadınınkini andıran iri göğüsleri arasına yüzünü gömüp ağlar ve o gece huzurlu bir uyku uyur. (3) Artık erbezi kanseri, melanom, lösemi, verem, kan parazitleri, beyin parazitleri vd. dayanışma gruplarının bir müdavimidir. </p>
<p><img alt="" src="http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi139/photo/fight_club_008.jpg" class="aligncenter" width="350" height="263" /></p>
<p>Kadınlar konusunda kuşkucu olan ve bir başka kadının aradığı cevap olduğundan hiç de emin olmayan kahramanın rahat uykuları, dayanışma gruplarında, onun gibi sağlıklı olan “turist” Marla’yla tanışana kadar sürüyor. Her akşam ayrı bir hastalığın grubunda Marla’yı görmeye başladığında, onun yalanının aynasında kendi yalanının yansımasıyla yüzleşir ve uykusuzluk problemi tekrar başlar. Marla’yla anlaşmayı dener ama başaramaz. Kendini mikroplu bir insan dışkısı olarak gören bu genç kadın ne yapacağını bilememekte ve yanlış şeye bağlanmaktan korktuğu için hiçbir şeye bağlanamamaktadır. Özgüvenini yitirmiştir, yaşlandıkça seçeneklerinin azalmasından korkar. Hayat felsefesi ölmeye her an hazır oluşudur. “Marla’nın hayatındaki trajedi ise ölmüyor oluşu.”(4) İçindeki ölüm arzusu nedeniyle bir cenaze işleri işletmesinde çalışmıştır; ama bu dayanışma grupları her şeyden daha gerçektir ve bırakmaya hiç niyeti yoktur. Marla ölümcül bir çevrenin orta yerinde sağlıklı tek varlık olabilme ayrıcalığını Dövüş Kulübü’nün adını bilmediğimiz anlatıcısının elinden alır. </p>
<p>Bu arada yolculuklarından biri sırasında, deniz kıyısında bir çıplaklar plajında part-time sinema makinisti Tyler Durden’la tanışmıştır. Daha doğrusu, kitabın ilerleyen bölümlerinde de görüleceği gibi Tyler Durden anlatıcının şizofrenik halüsinasyonudur. Aslında o uyuduktan, yada uyuduğunu sandıktan sonra Tyler onun bedenini devralıyordu. Eksikliğini hissettiği ne varsa, bunların hepsini şizoid öte yarısında bulacaktır. Bu eğilimini şöyle ifade eder: “Tyler Durden’ın her şeyine hayranım. Cesaretine, zekâsına. Soğukkanlılığına. Tyler komik, çekici, etkileyici ve başına buyruk biri. Erkekler ona gıpta ediyor ve ondan dünyayı değiştirmesini bekliyorlar. Tyler güçlü ve özgür. Oysa ben değilim.”(5)</p>
<p>Romanın şizofrenik bir bilinç kırılması yaşayan kahramanı, iş yolculuğu dönüşünde on beşinci kattaki dairesinin havaya uçtuğunu ve o çok değer verdiği eşyalarının parçalanarak caddeye savrulmuş olduğunu görür. Bunun üzerine Tyler Durden’ın Paper Street’teki evine taşınır. Bu Dövüş Kulübü’ne ve Kargaşa Projesi’ne uzanan yolun başlangıcıdır. Fakat Marla yine sahneye çıkar ve bu kez Tyler Durden’ı elinden alır. Aralarında bir tür üçgen durumu oluşur. Anlatıcı (öyküyü ağzından dinlediğimiz kişi) Tyler’ı isterken, Tyler Marla’yı, Marla da anlatıcıyı arzular. Fakat o Marla’yı istememektedir; Tyler da, olaylar ilerledikçe onu istemeye başlar.” Bu sevgi’yle alakalı bir değer verme meselesi değil. Bu mülkiyet’le alakalı bir sahip olma meselesi.”(6)</p>
<p>Kahraman nasıl ve neden gerçekleştiği müphem olan, ama için için Tyler Durden’ın eseri olduğunu hissettiği patlamayla özel hayatındaki tüketim kültürünün eklem yerlerinin, dayanak noktalarının kırılmasının ardından; toplumdan daha genel, topyekün bir kopuş için hızlı adımlarla ilerleyecektir. Tyler’ın kurduğu dövüş kulübü bu kopuş hareketinin organizasyonel formudur. </p>
<p><img alt="" src="http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi139/photo/fight_club_003.jpg" class="aligncenter" width="350" height="257" /> </p>
<p><strong>Dövüş Kulübü ve Kargaşa Projesi</strong><br />
Tyler Durden aranması gereken cevabın kendini geliştirmek değil, kendine zarar vermek olduğunu düşünür ve bu amaçla <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nü kurar. Ancak kendini mahvederek ruhunun gerçek gücünü keşfedebileceğine inandığından fiziksel güçle ve mülkiyetle olan tüm bağlarını koparır. Felaket, onun trajediye ve yok oluşa doğru dönüşüm çizgisinin doğal bir parçasıdır.(7)</p>
<p>Başlangıçta <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nde sadece romanın anlatıcısı ile Tyler Durden, daha doğrusu patolojik olarak parçalanmış tek bir karakter vardır. Ama zamanla kulüp genişler, yeni erkekler katılır ve başka dövüş kulüpleri kurulur. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">Dövüş kulübü</a>nde önemli olan, dövüşten galip yada mağlup ayrılmak değildir. Burada da spor salonlarındaki gibi homurtular ve inlemeler duyulur, fakat asıl mesele iyi görünmek değildir. İnsanların ağzında kiliselerde olduğu gibi histerik çığlıklar yükselir ve ertesi gün uyandıklarında kendilerini kurtulmuş hissederler. Kulüpte geçen bir geceden sonra, gerçek dünyadaki her şeyin ses ayarı sanki kısılmıştır. Hiçbir şey sizi kızdıramaz; kanun sizin dünyanızdır ve birileri çıkıp bu kanunu sorgulayacak, karşı gelecek olsa bile sükûnetinizi korursunuz. Anlatıcı bu aydınlanmadan sonraki, gündelik yaşantısı içinde büründüğü psikolojiyi şu cümlelerle ifade eder: “Ben, yumruk yemiş gözlerimle ve pantolonumdaki siyah, kocaman, kabuklaşmış lekelerle, işyerinde herkese MERHABA diyorum. MERHABA! Bakın bana. Merhaba! Bakın, ne kadar da ZEN’im. Bakın, bu KAN. Bu HİÇBİR ŞEY. Merhaba. Her şey hiçbir şeydir ve AYDINLANMIŞ olmak nasıl da muhteşem. Tıpkı benim gibi.”(8)</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">Dövüş kulübü</a>nün kuralları kurucusu tarafından koyulmuştur: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">Dövüş kulübü</a>nün ilk kuralı dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">Dövüş kulübü</a>nün ikinci kuralı da dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır.  Üçüncü kural, birisi dur derse yada hareketsiz kalırsa, o kişi numara yapıyor bile olsa, dövüş bitmiştir. Dördüncü kural, her dövüşte sadece iki kişi kapışır, aynı anda birden fazla dövüş olamaz. Beşinci kural, dövüşten önce gömlekler ve papuçlar çıkarılır. Altıncı kural, her dövüş sürmesi gerektiği kadar sürer. Yedinci kural, eğer bu gece <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>ndeki ilk gecenizse, dövüşmek zorundasınız.(9)</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">Dövüş kulübü</a>nde umutlarını yitirmiş ve felaketi arzulayan, farklı meslek ve statülerden insanlar, daha doğrusu sadece erkekler vardır: Muhasebeciler, devlet memurları, hizmetçiler, şoförler, sigortacılar, aşçılar, polisler, bekçiler, sekreterler, veznedarlar, bulaşıkçılar vd. Ne var ki, kulüpte tanıdığınız bir insana ertesi gün yaklaşıp, dün gece harika bir dövüş çıkardığından bahsettiğinizde size yanıt vermeyecektir. Çünkü, birinci (ve ikinci) kural dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır (fakat bu kural bir taraftan da çiğnenmekte ve birileri hakkında konuştuğu için üye sayısı artmaktadır). Tyler Durden kendisini ve arkadaşlarını şöyle tanımlar:<br />
“Biz tarihin ortanca çocuklarıyız. Bizi bir gün milyoner olacağımıza, film yıldızı, rock yıldızı olacağımıza inandıran televizyon programlarıyla büyüdük, ama bunların hiçbirini olamayacağız. Ve bu gerçek kafamıza ancak dank ediyor…” Tarihin bu ortanca çocuklarına “dünyanın bokundan ve pisliğinden” başka bir şey bırakılmamıştır ve onların <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nden başka kaybedecekleri bir şeyleri yoktur.(10)</p>
<p><img alt="" src="http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi139/photo/fight_club_005.jpg" class="aligncenter" width="350" height="241" /></p>
<p>Tyler, bağlı bulunduğu film makinistleri sendikasının yöneticisiyle tartışması esnasında, toplumun tüm ayrıcalıklı elitlerine seslenir gibidir. “Ben bir pisliğim,” der. “Senin ve bütün dünyanın gözünde ben pisliğin, iğrencin, ruh hastasının tekiyim. Nerede yaşadığım, ne hissettiğim, ne yiyip ne içtiğim, çocuklarımın karnını nasıl doyurduğum yada hastalandığımda doktor parasını nerden bulduğum senin umurunda bile değil. Ve evet, aptal, bıkkın ve güçsüzüm, ama gene de senin çözmen gereken bir sorunum.”(11) </p>
<p>Gerçekten de Tyler Durden ve onu izleyenler, çözülmesi güç problemlerle toplumsal rutinin akışını sekteleyen gündelik yaşam gerillalarıdır. Tyler Durden makinistlik günlerini, masum çocuk filmlerinin, melodramların vd. arasına porno filmlerden çıkarılmış kareleri serpiştirerek geçirir. Saniyenin atmışta biri hızla geçip giden ereksiyon halindeki bir penisi, yada dev bir vajinayı izleyicilerin fark etmesi imkânsızdır. Yine de sinemadan ayrılırken içlerine tuhaf bir huzursuzluk yayılır. Bir şeyler yolunda gitmemektedir. Ayrıca, pahalı restoranlarda, lüks davetlerde zengin ve seçkin konuklara servis yapan Tyler/anlatıcı ve diğer dövüş kulübü üyeleri “hizmet sektörü teröristleri”ne, “yemekli davet sabotajcıları”na dönüşürler. Konuklar onların işedikleri, spermlerini boşalttıkları, üzerine osurdukları yemekleri yerken hiçbir şeyin farkında değildir. Hatta bir sonraki aşama olarak yiyecek ve içeceklere hepatit mikrobu katmayı planlarlar, bunun için tıbbi atık çöplüklerini araştırırlar. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">Dövüş kulübü</a>nün bu eylemlerinin hedefi olan topluluğun üyeleri, hiçbir nedeni yokken yemekleri mutfağa geri göndererek garsonlara sürekli iş çıkaranlardır. “Tek dertleri, ödedikleri para karşılığında etraflarında koşturup durduğunuzu görmektir. Bu gibi yemeklerde, bu gibi yemekli davetlerde bahşişin önceden faturaya dahil edilmiş olduğunu bilir ve size pislik muamelesi yaparlar.”(12) Ama gerçekte hiçbir şey mutfağa geri gitmez, sadece birinin önünden alınıp ötekinin önüne koyulur. Ve garsonlara yaptıkları kötü muamelenin faturasını malum katkı maddelerini yiyerek ödemek durumunda kalırlar.<br />
Hizmet sektöründe çalışanların bu tür “direniş taktikleri” gerçek yaşamda da tanık olunan olgulardır. Hatta bunlardan etkileyici bir örneği <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a> Tasha Robinson’ın kendisiyle yaptığı röportajda anlatıyor. Robinson, yazara okurlarından bugüne kadar işittiği en tuhaf itirafın ne olduğunu sorar. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> güler ve aklına favorilerinden birinin geldiğini söyler. Londra’ya, okurlarıyla buluşmak üzere gittiğinde, toplantı öncesinde bir adam yanına gelmiş ve şöyle demiştir: “ünlülerin yemeklerine katılan şeyler hakkında yazdıklarınızı sevdim, çünkü ben bir beş yıldızlı restoranda çalışıyorum ve biz de ünlülerin yemeklerine hep böyle maddeler katarız.” Yazar pek fazla şaşırmaz, çünkü tüm arkadaşlarının bu tür hikâyeleri vardır. “Kim? Bana birini anlat,” diye sorar. Adam, “Anlatamam, bu bir beş yıldızlı restoran.” karşılığını verir. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>, kendisine bir kişiyi anlatana kadar okurunun kitabını imzalamayı reddeder. Ve o, bunun üzerine tam bir sükûnete bürünerek, “Margaret Thatcher spermlerimi yedi,” der. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> şoke olur. Adam yüzünde küçük bir gülümsemeyle devam eder: “En azından beş kere.”(13)</p>
<p>Tyler Durden, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nün bir adım sonrasında “kargaşa projesi”ni kurar. Anlatıcıya bu proje içinde yer yoktur. Bu tamamen şizofrenik halüsinasyonun ve onu izleyen “uzay maymunları”nın eseri olacak; yıkıcı eylemlerle modern kent yaşamının temellerini havaya uçurmayı, bir “örgütlü kaos” yaratmayı amaçlayan ve kendisini “anarşi bürokrasisi” gibi çelişik bir söylemle tanımlayan bir organizasyondur. Kargaşa projesiyle Tyler, tarihi yönlendirme gücüne sahip olduklarını katılan herkese öğretmek ister. Ona göre, “Bizler, her birimiz, dünyanın gidişatına yön verebiliriz.” Bugüne kadar yaşamış en güçlü, en akıllı adamlar benzin pompalamakta veya garsonluk yapmaktadır. Oysa, bu adamlar eğitim kamplarına alınsa ve onlara gereken eğitim verilse, birçok şey değişebilir. Güçlü kadın ve erkeklerden oluşan bir sınıfın üyeleri, Tyler Durden’a göre, hayatlarını bir şeye feda etmek istiyorlar. Reklamlar insanları gerek duymadıkları arabaların ve kıyafetlerin peşinden koşturup, onlara sahte mutluluklar sunarken; insanlar nefret ettikleri işlerde çalışmaya devam ediyorlar. Neden? Gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın alabilmek için. Bu kuşak büyük bir savaş görmemiş, büyük bir buhran yaşayamamıştır. Fakat onları kuşatan ruhanî bir buhran söz konusudur ve onların da bir savaşı vardır: büyük bir ruhani savaş. Kargaşa projesi bu kuşak adına kültüre karşı büyük bir devrim hazırlamaktadır. Kargaşa projesinin öngördüğü “devrim” insanları köleleştirerek, onlara özgürlüğün ne demek olduğunu göstermeyi ve insanları korkutarak, onlara cesaretin ne olduğunu göstermeyi de içeren bir stratejiye sahiptir. Proje Amerikan kültürüne karşıdır ve öncelikle onu ortadan kaldırmayı arzular. Tyler bunun nedenini hazırladığı ve üyeler tarafından kutsal kitap gibi sürekli okunan metinlerinde şöyle açıklar: “Kültürümüz hepimizi aynı yaptı. Artık kimse gerçek anlamda beyaz yada siyah, zengin yada yoksul değil. Hepimiz aynı şeyi istiyoruz. Teker teker, hiçbirimiz hiçbir şey değiliz.”(14)</p>
<p><img alt="" src="http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi139/photo/fight_club_007.jpg" class="aligncenter" width="350" height="234" /></p>
<p>Kargaşa projesi tahribat komitesi, saldırı komitesi, kundaklama komitesi, yanlış bilgilendirme komitesi gibi bölümlerden oluşur. Planların tamamından, Tyler Durden dışında hiç kimsenin haberi yoktur, ama her biri tek bir görevi kusursuzca yerine getirmek üzere eğitilecektir. Kargaşa projesinin ilk kuralı, kargaşa projesiyle ilgili soru sormamaktır. İkinci kural da soru sormamaktır. Üçüncü kural, mazeretlere izin yoktur. Dördüncü kural, yalan söylemek yasaktır. Projenin beşinci kuralı ise şudur: Tyler’a güvenmek zorundasınız. Kargaşa projesindeki herkes Tyler Durden’ın (yani halüsinasyonun) bir parçası ve Tyler da oradaki herkesin bir parçasıdır.(15)</p>
<p>Tyler Durden müritlerine, dünyayı kurtaracak bir şey varsa, bunun Kargaşa projesinin yaratacağı kültürel bir buzul çağı olduğunu anlatır. “Vaktinden önce başlatılmış bir karanlık çağ.” Bu sayede insanlık, dünyanın kendini toparlamasına yetecek bir süre boyunca eylemsizliğe mahkûm olacaktır. Kendi öngördüğü anarşiyi haklı çıkarıp ona anlam kazandırarak, kargaşa projesi, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dövüş kulübü">dövüş kulübü</a>nün memurlar ve kuryeler için yaptığını medeniyet için yapacak, dünyayı daha iyi bir yere çevirebilmek için medeniyeti altüst edecektir. </p>
<p>Tyler Rockefeller Merkezi’nin etrafındaki yıkıntıların arasında rutubetli kanyonların içinde koşturarak geyik avladığını, Seattle’daki gözlem kulesinin kırk beş derecelik bir açıyla yan yatmış iskeletinin yanı başında istiridye topladığını hayal eder. “Kültürel buzul çağı”nın insanları gökdelenlerin cephelerini dev totem maskeleriyle ve Polinezya yerlilerinin korkunç suratlı tanrılarıyla süslerler (moderniteye karşı primitif lanetin zaferi). Hayatta kalmayı başaranlar akşamları boşalmış hayvanat bahçelerine sığınarak, dışarıda gezinip parmaklıkların ardından onları seyreden vahşi hayvanlardan korunmak için kendilerini kafeslere kilitlerler. Anlatıcının şizoid ruhunun isyankâr öte yarısı (Tyler) “Bir düşün,” diyerek ona seslenir, “mağaza vitrinlerinin yanından geçerek geyiklerin izini sürüyorsun. Askılar dolusu şık elbise ve smokin oldukları yerde küflenip kokuşuyor. Ömrünün geri kalanı boyunca deri giysiler giyiyor ve Sears Kulesi’ni sarmalayan bilek kalınlığındaki sarmaşıklara tutunarak yukarı tırmanıyorsun. Fasulye filizine tırmanan masal çocuğu gibi o azgın nemli bitki örtüsü içinden kendine yol açarak tepeye çıkıyorsun. Ve hava o kadar temiz ki, aşağı baktığında, ağustos sıcağında yüzlerce kilometre uzanıp giden terk edilmiş sekiz şeritlik dev bir otoyolun boş emniyet şeridine geyik eti seren ve mısır öğüten minicik insanlar görürsün.” </p>
<p>Bu, her ne kadar bir vejeteryanın tüylerini ürpertecek görüntüler içerse de, kapitalist tüketim toplumları, içerdikleri tüm alışkanlıklar, değerler, nesneler, sosyallikler ve tüm sahte insani edimlerle birlikte ortadan kalktığında dünyanın neye benzeyeceğine dair eşsiz bir manzaradır. Böylesi bir manzaradan esinlenen kargaşa projesinin nihai hedefi dünyadan tarihi söküp atmak, medeniyeti derhal ve tamamen tasfiye etmektir.(16) </p>
<p><strong>Anarşizm mi, Mikro-faşizm mi?</strong><br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a> Dövüş Kulübü’nde, bugüne kadar kendini tarihin süprüntü ve kölelerinden biri olarak hisseden; ama artık kumsaldaki kum taneleri kadar, gökteki yıldızlar kadar büyük bir kalabalığın parçası olmakla yetinmeyenlerin öyküsünü anlatıyor.(17) Bize tüketim nesneleriyle örülmüş bir “kusursuzluk” ve tamamlanmışlığı sunan Amerikan tipi kapitalist toplum modelini reddederken, onun karşısına, medeniyetin tümden tasfiyesini öngören, primitivizmden esinlenen eylemli bir nihilizmi çıkarıyor. Tıpkı, Platon’dan Nietzsche’ye kadar, edebi-estetik formda, diyaloglarla felsefelerini ifade eden tüm düşünürler gibi kavramlarını somut olarak kişileştiriyor (kavramsal kişilikler). Tyler Durden, belki de, geç 20.yüzyıl postmodern politik direnişin en temsil edici kavramsal kişiliği veya ideal tipidir. Dövüş Kulübü’nü, nereden, hangi öznel pozisyondan baktığınıza göre yabancılaşmanın, şeyleşmenin, endüstriyelizmin ve tüm teknolojik ablukanın aşılmasına yönelik bir ütopya olarak da; şiddetle yoğurulmuş, cinsiyetçi ve otoriteryen bir “kara-ütopya” olarak da okuyabilirsiniz. </p>
<p><img alt="" src="http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi139/photo/fight_club_004.jpg" class="aligncenter" width="350" height="236" /></p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>’ın kurguladığı edebi-felsefi metne ve onun sinema uyarlamasına bugüne kadar yapılan en ciddi eleştirilerden biri Lancaster Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü’nden Bülent Diken ve Carsten Bagge Lausten’dan geldi. Onlar <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>’ın imgesel evrenini daha çok bir kara-ütopya olarak görme eğilimindeler. </p>
<p>Diken ve Lausten’a göre esasen sokak dövüşleri, kentsel anarşizm (urban anarchism) ve yıkım stratejileri hakkındaki Dövüş Kulübü “özgürlük ve kölelik” arasında, “toplumdan kaçış ve mikro-faşizm” arasında salınır. Eğer kargaşa projesi Tyler’ın emirlerini sadece tekrar eden uzay maymunlarıyla Nazi-tipi bir organizasyonsa, dövüş kulübü faşizmin moleküler yüzüdür. Öte yandan yazarlar, “Kaç kuşaktır insanlar nefret ettikleri işlerde çalışıyorlar, neden? Gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın almak için.” sözünü aktardıktan sonra, romandaki toplumsal eleştirinin iki yönde ilerlediğini saptarlar: İlki, şiddetin (estetik) yüceltiminin meta fetişizmine bir alternatif olarak sunulmasıdır; ikincisi, değişim sisteminin yıkımını, meta formunun cezbedici tuzağından kaçışı amaçlayan bir (sosyal) potlaç için yapılan çağrıdır. Bunlardan her ikisi de, aslında, kapitalizmin dışta bıraktığı yada ona dışsal olan bir alana yönelik arayışlardır. Aynı metinde, farklı bir bağlamda ise, dövüş kulübü modelinin Deleuzeyen bir “savaş makinası”, baskıcı (repressive) sosyal mekanizmanın dışına bir kaçış çizgisi boyunca yönelen köksapsal (rhizomatic) bir topluluk olduğunu belirtirler.(18)</p>
<p>Diken ve Lausten, kargaşa projesinin “Naziliği”ne bir örnek olarak, Tyler Durden’ın Paper Street Sabun Şirketi’nin tıbbi atık çöplüklerinden çaldıkları emilmiş insan yağlarıyla sabun yapmasını ve bunun Hitler’in liderliğindeki Nazilerin pratiğiyle arasındaki benzerliği gösterir. Yalnız, önemli bir farkı göz ardı ederek: Hitler Alman ırkının üstünlüğünü ve diğer ırkların aşağılığını savunuyor, faşist politikaları için tehdit olduklarını düşündüğü herkesi katlediyor (sosyalistler, yahudiler, çingeneler) ve onun insanlık dışı “sabun pratiği” gerçekleşen cinayetlerle beraber yaşanıyordu. Kargaşa projesi üyelerinin kullandığı yağlar ise, sahiplerinin gönüllü olarak vazgeçtiği türden. Proje üyesi tamirci çocuğun söylediği gibi, bu Amerika’nın ve dünyanın en zengin, en şişko kalçalarından emilmiş bir yağ. Hedef, “emilmiş yağla dolu o koca kırmızı torbaları Paper Street’e taşımak ve çamaşır sodası ve biberiye ile karıştırarak, gerisin geriye aynı insanlara, o yağı aldırmak için para ödemiş insanlara satmak. Kalıp başına yirmi dolardan, onu almaya gücü yetecek başka kimse yok.”(19) </p>
<p>Dövüş Klübü’nü, ben de, Diken ve Lausten gibi Guattari ve Deleuze’ün kullandığı anlamda savaş makinasal bir modele uygun olarak açıklamayı tercih ediyorum. Kapitalizm ve Şizofreni’de tanımlanan savaş makinası kavramı devletin “kapma aygıtı”na karşı kaygan yüzeyleri-sosyal mekânları ifade eder. Devletler (satrançta olduğu gibi) hiyerarşik yada pürtüklü yüzeyler şeklinde tezahür ederken göçebelerin hiyerarşiden (şeflerden değil) yoksun savaş makinası (go oyunu benzeri) iktidarın sınırlama, denetleme ve kapma stratejilerinden kaçışın olanaklarını sunar. “…Makinayı ele geçiren ve savaştan kendine iş ve nesne oluşturan aygıtlara karşı savaş makinaları oluşurlar: Egemenlik veya kapma aygıtlarının büyük kesişmelerine karşı savaş makinaları zincirlemelere önem verirler.”(20)</p>
<p>Dövüş kulüpleri ve kargaşa projesi bir yandan “yersizyurdsuzlaşma”, savaş makinası, kaçış çizgisi vd. Deleuzeyen kavramlarla açıklamak; öte yandan mikro-faşizm ya da Nazi-tipi diye nitelemek kendi içinde bir çelişki barındırıyor. Bu noktada Diken ve Lausten’dan ayrı düşünüyorum. Bilindiği gibi faşizmin (totaliterizmin değil) her türü, 1. Daima kapitalist ekonomik-sosyal ilişkilerle birlikte var olur. 2. Şefin otoritesinin ötesine daima hiyerarşiktir. 3. Milliyetçilikten ırkçılığa doğru uzanan ayrımcı politikalarla, insanlığın beli bir kısmının sahip olduğu kültürel yada ırksal özelliklerinden dolayı diğerlerinden daha üstün görür. Bunlar dünya tarihinde tanık olduğumuz faşist hareketlerin ve iktidarların ortak noktaları. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>’ın tasvir ettiği sistem karşıtı sosyalliklerin çok farklı olduğunu görüyoruz. Orada ırkçılık yada milliyetçilik yok (kulüplerde siyahlar ve beyazlar bir arada), Tyler Durden’ın “karizmatik” otoritesi dışında bir hiyerarşi bulunmuyor ve Diken’le Lausten’ın da kabul ettiği gibi kapitalizmin varlığına tamamen dışsal bir “sosyal potlaç” ütopyası öne sürülüyor. Bu durumda, nasıl olur da faşizmden söz edilebilir? Dövüş Kulübü’yle faşizmin tek ortak noktası belki de örgütlü olarak uygulanan ve “amaca” ulaşmak için yararlanılan şiddettir. Amaçlar ayrıdır, fakat, aracın kullanılış şekli de farklıdır. Faşist şiddet “öteki”ni hedef alırken, Tyler Durden’ın çağrıda bulunduğu mistifiye ve estetize edilmiş şiddet hem medeniyetin temellerini havaya uçurmayı arzular hem de kişinin bizatihi kendisine saldırmasını aydınlanmanın bir başlangıç adımı olarak öngörür. Bu mazoşistçe bir acı arayışı değildir. Aslında, kanımca bu bütünüyle metaforik bir anlama sahiptir ve özellikle bireyin kusursuz, tamamlanmış bir sistem mikro-kozmosu olarak kurduğu (yada daha doğrusu ideolojik iktidar aygıtlarının ona yüklediği) öznelliğini yıkarak işe başlaması gerektiğini vurgular. Ne var ki, bu örtük anlamı göz ardı edip, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>’ın kurguladığı viral toplulukların praksisini açık-görünen anlamıyla ele aldığımızda, bunlar hedefleri ve belirli eylemleriyle anarşizan, iç örgütlenmesiyle disipliner-otoriter, hakim mücadele tarzıyla Baudrillard’ın kullandığı anlamda teröristtir. Hedefin “anarşizan”lığı, tasavvur edilen ütopyada ve ona giden yolda devlete, sömürü mekanizmalarına ve ayrımcılığa yer verilmemesinden ileri gelir. Belki, sadece erkeklerden oluşan toplulukların söz konusu olması bir tür cinsiyet ayrımcılığı olarak algılanabilir. Bu bir yanılgıdır. Erkeklerin dünyasını, psikolojisini, kaygılarını anlatan bir edebiyat ve cinsiyet politikası –tıpkı feminizm gibi- diğer cinslerin var oluşunu, kendi politikalarını geliştirebilmelerini dışlamaz ve cinsiyetçilik anlamına gelmez. Kuralların çok katı olarak tanımlandığı ve Tyler Durden’ın mutlak hükümranlığının geçerli olduğu düşünülürse disiplinerlik-otoriterlik niteliği apaçıktır. Bu, yaban topluluklarda, çetelerde, gerilla gruplarında, sapkın mezheplerde görülen türden, hiyerarşiyi dışta bırakan “karizmatik” bir otorite. Duygusal yönü ağır basan, rasyonel bir yaklaşımla temellendirilemeyen bu otorite (tüm otoriteler gibi özgürlüğün önünde belirli bir handikap oluşturur) diktatörlüklerle veya bürokratik aygıtların liderleriyle kıyaslandığında naif bir konumlanmadır. Ayrım sadece şef ve müritleri arasındadır. Derecelendirilmiş bir tabakalaşmaya dayanan bir ayrımcılık görünmemektedir. Sisteme karşı kargaşa projesinin direniş taktikleri ise, Fransız düşünür Jean Baudrillard’ın “terör” konusundaki görüşlerini çağrıştırıyor. Baudrillard’a göre gerçeğin kendisi daima teröristtir ve sistemi başarısızlığa uğratacak tek şey terörizmdir. “Bir sistem egemenliğini ne ölçüde dayatıyorsa, insanların düşgücü de onun karşı karşıya kaldığı başarısızlıklardan o ölçüde etkilenmektedir. Sisteme karşı en ufak bir meydan okuma sanki zincirleme bir çöküş izlenimi bırakmaktadır. Bu duyarlığını yitirmiş ve nihilist politika sahnesinde, günümüzde, yalnızca bu başka bir şeyle karşılaştırılması olanaksız olan tersine çevirme olayı insanları harekete geçirebilmektedir. Düşgücünü harekete geçirebilen tek şey terörizmdir.” Hakim sistemlerde nihilist olmak, bu şiddet yüklü ve alaycı çizgiyi sistemin kaldırabileceği en uç noktaya kadar götürerek, sistemi, bu meydan okuma eylemine ölme eylemiyle yanıt vermeye zorlamak anlamına gelir.(21) Bu tam da kargaşa projesinin politikasıdır ve yine Baudrillard’ın tartıştığı anlamda, sistemin aynılaştırmak ve sterilize etmek temelinde deklere edilen kusursuzluğunun kıyısında patlak veren virüs olgusudur. “Ötekinin yokluğu, bu diğer kavranılamaz ötekiliği, virüsün bu mutlak ötekiliğini yaratır.”(22)</p>
<p>***</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>’ın asıl başarısı, bana göre, felsefi savlarını peş peşe sıralanan kavramlarla değil; imgesel bir boyutta, edebi bir formda karakterlerin, olayların, mekânların kurgusu içine sindirerek ifade etmesindedir. Az önce de belirttiğimiz gibi, o, kavramsal kişilikler yaratarak, onlar aracılığıyla düşüncelerini dillendiriyor. Risk olgusundan ve rutinin dışına atılacak en küçük bir adımdan dahi dehşete düşen, Batının “korku toplumları”nın savaşmadan mağlup düşmüş kayıp bireylerine, o çok korktukları felaketi anlatıyor. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>’a göre, tedirginliğimizi aşmalı ve kaosu daha çok arzulamalıyız. Esasen, felaket getirdiğini sandığımız şeylere muhtacız. Çünkü ancak bu şeyler aracılığıyla kefaretimizi ödeyebilir ve değişebiliriz. “Felakete hoş geldin desek, genellikle kendisinden kaçtığımız şeylere hoş geldin desek. Bu şeylerin içinde elde edilebilir bir kurtuluş var; başka hiçbir yerde elde edilmesi mümkün değildir.”(23) Bu söylem, mevcut iktidarlar için, en az Dövüş Kulübü boyunca verilen kimyasal formüller kadar “çözücü” ve tehlikelidir.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> yabancılaşmış tüketim toplumlarına karşı çıkarken bize mutlu gelecek tabloları sunarak zihinlerimizi uyuşturmaz. Okurken, gelecekten çok bugünün karanlığıyla yüz yüze kalırız. O bir umut taciri değildir. Umudu, oldukça amaçsız ve amorf bir duygu olarak görür. Çünkü umut hiçbir şeyin üstesinden gelemez, eylem ise gelebilir. Bu fikir bize bir şeyler yaratabilme imkanını sunar. “Herhangi bir şey için umut ederek oturmak fazla bir şey yapmamaktır.”(24) </p>
<p>Sonuç olarak, tüm bu tartıştığımız yönleriyle, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>’ın düşünceleri, kendilerini ve dünyayı değiştirmek isteyenlerin önüne, göz ardı edilemeyecek sorunsallar ve paradokslar koyuyor.</p>
<p>Notlar</p>
<p>1 Biyografik bilgiler için Bkz: http://www.<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">palahniuk</a>.net<br />
ve ayrıca “Interview With <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/fight-club/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fight Club">Fight Club</a> Author <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>”  http://www.dvdtalk.fightclub.html</p>
<p>2 <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>, Dövüş Kulübü, Çev: Elif Özsayar, Ayrıntı Yay., İstanbul, 2001, s.48, 142</p>
<p>3 a.g.y., s.15</p>
<p>4 a.g.y., s.59, 107</p>
<p>5 a.g.y., s.174</p>
<p>6 a.g.y., s.12</p>
<p>7 a.g.y., s.48, 109</p>
<p>8 a.g.y., s.47, 50, 62</p>
<p>9 a.g.y., s.46-48</p>
<p>10 a.g.y., s.165-166</p>
<p>11 a.g.y., s.114</p>
<p>12 a.g.y., s.78</p>
<p>13  “<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a> By Tasha Robinson”, The Onion A.V. Club, Volume 38, Issue 42, November 13, 2002 http://www.theonionavclub.com/avclub3842/avfeature-3842.html</p>
<p>14 Dövüş Kulübü, s.119, 122, 135, 150, 151</p>
<p>15 a.g.y., s.119, 122, 126, 131, 156</p>
<p>16 a.g.y., s.125-126</p>
<p>17 a.g.y., s.124, 143</p>
<p>18 Bülent Diken &#038; Carsten Bagge, Lausten, Enjoy your Fight! – “<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/fight-club/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fight Club">Fight Club</a>” as a symptom of the Network Society http://www.comp.lancs.ac.uk/sociology/soc.080bd.html</p>
<p>19 Dövüş Kulübü, s.151</p>
<p>20 Gilles Deleuze-Felix Guattari, Kapitalizm ve Şizofreni 1, Çev: Ali Akay, Bağlam Yay., İstanbul, 1990, s.162</p>
<p>21 Jean Baudrillard, Simülakrlar ve Simülasyon, Çev: Oğuz Adanır, Dokuz Eylül Yay., İzmir, 1998, s.66, 191, 192 </p>
<p>22 Jean Baudrillard, Kötülüğün Şeffaflığı, Çev: Işık Ergüden, Ayrıntı Yay., İstanbul, 1998, s.70, 71</p>
<p>23 http://www.dvdtalk.com/fightclub.html</p>
<p>24 http://www.powels.com/authors/<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">palahniuk</a>.html</p>
<p>Kaynak: http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi139/kubilay.akman_139.html</p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" title="chuck palahniuk" rel="tag">chuck palahniuk</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/dovus-kulubu/" title="dövüş kulübü" rel="tag">dövüş kulübü</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" title="palahniuk" rel="tag">palahniuk</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/961/dovus-kulubunden-chuck-palahniuk/" title="Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/223/%e2%80%98dovus-kulubu%e2%80%99nu-sevenler-dikkat/" title="‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat! (10 Eylül 2008)">‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/963/fight-clubtan-notlar-chuck-palahniuk/" title="Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/346/chuck-palahniuk-gorunmez-canavarlar-dan/" title="Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan (17 Eylül 2008)">Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/339/chuck-palahniuk-tikanma/" title="Chuck Palahniuk &#8211; Tıkanma (17 Eylül 2008)">Chuck Palahniuk &#8211; Tıkanma</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/940/tarihin-ortanca-cocuklarinin-sozcusu-palahniuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/346/chuck-palahniuk-gorunmez-canavarlar-dan/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/346/chuck-palahniuk-gorunmez-canavarlar-dan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2008 09:18:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[chuck palahniuk]]></category>
		<category><![CDATA[görünmez canavarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=346</guid>
		<description><![CDATA[Trafik kazası geçirmeden önceki son Noel&#8217;e; hediye paketle­rini açmak için ailemin evine gittiğim güne dönelim. Benim­kiler her yıl aynı, yapma ağacı çıkarırlar. Kırçıllı yeşil ve üzerinde­ki ışıklar çok uzun süre açık kaldığında, çıkan polyester-plastik ko­kunun insanda baş dönmesiyle karışık bir baş ağrısı yaptığı cinsten. Ağaç kırmızı ve simli camdan süsler ve insanların buz saçağı ola­rak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Trafik kazası geçirmeden önceki son Noel&#8217;e; hediye paketle­rini açmak için ailemin evine gittiğim güne dönelim. Benim­kiler her yıl aynı, yapma ağacı çıkarırlar. Kırçıllı yeşil ve üzerinde­ki ışıklar çok uzun süre açık kaldığında, çıkan polyester-plastik ko­kunun insanda baş dönmesiyle karışık bir baş ağrısı yaptığı cinsten. Ağaç kırmızı ve simli camdan süsler ve insanların buz saçağı ola­rak adlandırdığı, statik elektrik yüklü gümüş renkli, plastik tellerle pırıl pırıl ve büyülüymüş gibi görünüyor. Ağacın tepesinde yine ay­nı plastik oyuncak bebek yüzlü, kılıksız melek duruyor. Şömine ra­fının üzerindeyse, insanın tenine yapışan ve dokunur dokunmaz bu­laşıcı bir kaşıntı başlatan cam elyafından yapılma aynı melek saçı duruyor. Müzik setinde Perry Como&#8217;nun her zamanki Noel albümü çalıyor. O zamanlar hâlâ bir yüzüm vardı, o yüzden Noel ilahileri söylemekte o kadar zorlanmıyordum.<br />
Ağabeyim Shane hâlâ ölü olduğundan, fazla ilgi görmeyi um­muyorum, sadece sessiz bir Noel o kadar. O sıralarda erkek arkada­şım Manus polislikten kovulacak diye çıldırmış vaziyetteydi ve be­nim de ihtiyaç duyduğum şey, spotlardan uzak birkaç gündü. An­nem, babam ve ben aramızda konuşup bu yıl birbirimize büyük he­diyeler almamaya karar vermiştik. Ancak işte ufak tefek hediyeler, diyorlar benimkiler, Noel çoraplarının içini dolduracak türden.<br />
Perry Como &#8220;It&#8217;s Beginning to Look a Lot Like Christmas&#8221; şar­kısını söylüyor.<br />
Annemin ikimiz için, yani Shane&#8217;le benim için kırmızı keçeden ördüğü çoraplar şömineye asılmış, üzerlerinde yukandan aşağıya doğru süslü harflerle beyaz keçeden isimlerimiz yazıyor. Her ikisi de içindeki hediyelerden dolayı şişkin duruyor. Noel sabahındayız ve ağacın etrafında oturuyoruz, babam düğümlenen kurdeleleri kesmek için çakısıyla bekliyor. Annemin elinde kahverengi kese kâğıdından alışveriş poşeti var ve &#8220;İş çığırından çıkmadan önce söyleyeyim; hediye paketlerini bunun içine atıyorsunuz, etrafa de­ğil,&#8221; diyor.<br />
Annemle babam sallanan sandalyelerine oturuyorlar. Ben de ço­raplarla birlikte şöminenin önünde yerde oturuyorum. Bu görüntü hiç değişmiyor. Onlar kahveleriyle bana doğru eğilmiş, tepkimi iz­liyorlar. Ben yere bağdaş kurmuş vaziyetteyim. Bornoz ve pijama­larımız hâlâ üzerimizde.<br />
Perry Como &#8220;Fil Be Home for Christmas&#8221;ı söylüyor.<br />
Çorabımın içinden ilk olarak içi doldurulmuş küçük bir koala çıkıyor, yaylı elleri ve ayaklarıyla kaleminizi kavrayabilen türden. Benimkiler benim böyle biri olduğumu sanıyorlar. Annem üzerin­de minyatür şekerlemelerin yüzdüğü bir fincan sıcak çikolata geti­riyor. &#8220;Teşekkürler,&#8221; diyorum. Küçük koalanın altındaki kutuyu çı­karıyorum.<br />
Benimkiler dikkat kesilip kahvelerinin üzerine eğiliyorlar ve beni izliyorlar.<br />
Perry Como &#8220;Oh, Come, Ali Ye Faithfur&#8217;u söylüyor.<br />
Küçük kutunun içinde prezervatifler var.<br />
Parıldayan, büyülü Noel ağacımızın yanında oturan babam, &#8220;Her yıl kaç tane partnerin oluyor, bilmiyoruz ama güvende olma­nı istiyoruz,&#8221; diyor.<br />
Prezervatifleri bornozumun cebine tıkıştırıp eriyen minyatür şe­kerlemelere bakıyorum. &#8220;Teşekkürler,&#8221; diyorum.<br />
Annem &#8220;Bunlar lateks,&#8221; diyor. &#8220;Sadece su bazlı seks kremi kul­lanman gerekiyor. Tabii eğer bu yaşta kreme ihtiyacın varsa. Petrol bazlı jel veya yağ ya da her türlü losyondan uzak durmalısın,&#8221; di­yor. &#8220;Koyun bağırsağından yapılanlardan almadık çünkü onlann üzerinde çok küçük gözenekler var ve HlV&#8217;ın bulaşmasına setap olabiliyorlar.&#8221;<br />
Çorabımın içinden bir küçük kutu daha çıkıyor. Bunun içinde de prezervatif var. Kutunun üzerinde ten rengi yazıyor. Bu gereğinden fazla görünüyor. Ondan sonraki kutunun üzerindeyse kokusuz ve tatsız etiketi var.<br />
Tatsızın ne olduğunu bana sorun siz.<br />
Babam &#8220;Bir anket&#8221; diyor, &#8220;HrV bulaşma oranının yüksek oldu­ğu şehirlerde yaşayan heteroseksüellerle yapılan bir telefon anketi çalışması, insanların kendi prezervatiflerini satın alırken rahatsız olduklarını ortaya koymuş.&#8221;<br />
Ne yani, Noel Baha&#8217;dan almak daha mı iyiymiş? &#8220;Anladım,&#8221; di­yorum.<br />
&#8220;Sadece AİDS olsa iyi,&#8221; diyor annem. &#8220;Bel soğukluğu var. Frengi var. Papilloma virüsü var. Yani genital siğiller,&#8221; diyor. &#8220;Pe­nis kalkar kalkmaz, prezervatifi takman gerektiğini biliyorsun, de­ğil mi?&#8221;<br />
Annem &#8220;Pratik yapman gerekebilir diye şu sera muzlarına dün­yanın parasını ödedim,&#8221; diyor.<br />
Bu bir tuzak. Ah, evet, ben kuru ereksiyonlara prezervatif geçir­mekte ustayım desem, babam kaltaklık dersi vermeye kalkışacak. Hayır desem, bu sefer de bütün Noel&#8217;i beni muzdan korumak için pratik yaparak geçirmek zorunda kalacağız.<br />
Babam &#8220;Daha başka tonlarca hastalık var,&#8221; diyor. &#8220;Semptomlarından biri genital bölgede ortaya çıkan ağrılı kabarcıklar olan her-pes simplex II virüsü var,&#8221; diyor ve anneme bakıyor.<br />
&#8220;Bedensel ağrılar,&#8221; diyor annem.<br />
&#8220;Evet, vücudun ağrır,&#8221; diyor babam. &#8220;Ve ateş. Akıntı. İşerken sı­zı,&#8221; diyor ve anneme bakıyor.<br />
Perry Como &#8220;Santa Claus Is Corning to Town&#8221;u söylüyor.<br />
Bu prezervatif kutusunun altından bir kutu prezervatif daha çı­kıyor. Tanrım, üç kutu bana menopoz olana dek yeter.<br />
Noelimi mahvettiği için kardeşimi öldürebileyim diye onun şu an hayatta olmasını ne kadar çok istediğime dönelim. Perry Como &#8220;Up on the Housetop&#8221;ı söylüyor.<br />
Annem &#8220;Hepatit B var,&#8221; diyor. Babama &#8220;Diğerleri neydi?&#8221; diye soruyor.<br />
&#8220;Chlamydia var,&#8221; diyor babam. &#8220;Ve lymphogranuloma.&#8221;<br />
&#8220;Evet,&#8221; diyor annem, &#8220;ve mucal purulent cervitis ve idrar yolu iltihabı.&#8221;<br />
Babam anneme bakarak, &#8220;Ama o genellikle lateks prezervatif veya spermlere karşı alerjiyle ortaya çıkıyor,&#8221; diyor.<br />
Annem kahvesinden bir yudum alıyor. Önce fincanı saran elle­rine, sonra da oturduğum yerde bana bakıyor. &#8220;Babanın söylemeye çalıştığı şey şu,&#8221; diyor, &#8220;kardeşinle ilgili bazı hatalar yaptığımızın farkına vardık. Ama seni korumaya çalışıyoruz,&#8221; diyor.<br />
Çorabımdan dördüncü prezervatif kutusu çıkıyor. Perry Como &#8220;it Came Upon a Midnight Clear&#8221;ı söylüyor. Kutunun üzerinde uzun süreli anal ilişkide bile güvenli ve güçlüdür etiketi var.<br />
Babam anneme &#8220;Granuloma inguinale ve dölyolu iltihabı var,&#8221; diyor. Parmaklarını açarak sayıyor, sonra tekrar sayıyor ve &#8220;Mol-luscum contagiosum var,&#8221; diyor.<br />
Prezervatiflerin bazıları beyaz. Bazıları rengarenk. Bazıları diş­li ekmek bıçağı gibi tırtıklı sanırım. Bazıları ekstra büyük. Bazıları gece parlayan cinsten. Bu durum tuhaf bir şekilde gurur verici as­lında. Benimkiler benim acayip popüler olduğumu sanıyorlar gali­ba.<br />
Perry Como &#8220;Oh Come, Oh Come Emmanuel&#8221;i söylüyor.<br />
&#8220;Seni korkutmak istemiyoruz,&#8221; diyor annem, &#8220;ama gençsin. Geceleri öylece evde oturmanı isteyemeyiz senden.&#8221;<br />
&#8220;Ve eğer uyku problemin olursa,&#8221; diyor babam, &#8220;bunun sebebi bağırsak kurdu olabilir.&#8221;<br />
Annem &#8220;Bari senin sonun ağabeyininki gibi olmasın istiyoruz,&#8221; diyor.<br />
Ağabeyim öldü ama hâlâ ona bir çorap dolusu hediye alınıyor; üstelik bunların prezervatif olmadığına bahse girerim. O öldü, ama şu anda midesine kramplar girene dek güldüğüne emin olabilirsi­niz.<br />
&#8220;Dişi bağırsak kurtlan,&#8221; diyor babam, &#8220;geceleri yumurtlamak için kolondan aşağıya, perianal bölgeye inerler. Bağırsak kurdu ol­duğundan şüphelenirsen, rektuma şeffaf bant yapıştır, sonra da bir büyüteçle banda bak. Kurtların altı milim uzunluğunda olması ge­rekiyor.&#8221;<br />
Annem &#8220;Bob, sus,&#8221; diyor.<br />
Babam bana doğru eğilip &#8220;Bu ülkedeki erkeklerin yüzde onun­dan bu tür kurtlar kapabilirsin,&#8221; diyor. &#8220;Bunu her zaman hatırla.&#8221;<br />
Çorabımdan çıkan hediyelerin hemen hepsi prezervatif; kutula­rın içinden, yaldızlı kâğıtlardan, kolayca yırtılabilsin diye delikli, uzun şeritli poşetlerden prezervatif çıkıyor. Diğer hediyelerim ise bir adet tecavüz düdüğü ve bir adet göz yaşartıcı cep spreyi. En kö­tü duruma bile hazırlıklıymışım gibi görünüyor ama yine de gerisi var mı diye sormaya korkuyorum. Her gece evde oturmam ve be­kâr kalmam için bir vibratör olabilir. Vajinanın dille uyarılmasına karşı dişleri salyadan koruyan plastik kâğıt olabilir. Streç film. Las­tik eldiven.<br />
Perry Como &#8220;Nuttin&#8217; for Christmas&#8221;ı söylüyor.<br />
Shane&#8217;in hediye dolu çorabına bakarak, &#8220;Shane&#8217;e hediye mi al­dınız?&#8221; diye soruyorum.<br />
Eğer prezervatif almışlarsa, biraz geç kaldılar.<br />
Annemle babam birbirlerine bakıyorlar. Babam anneme &#8220;Sen söyle,&#8221; diyor.<br />
&#8220;Bu hediyeyi ağabeyine sen aldın,&#8221; diyor annem. &#8220;Haydi, git de bak.&#8221;<br />
Kafası çorba gibi karışmış olan bana dönelim.<br />
Bana açıklık ver. Bana sebep göster. Bana cevap ver.<br />
Flaş.<br />
Şömine rafına uzanıp Shane&#8217;in çorabını alıyorum. İçi buruştu­rulmuş kâğıt mendille dolu.<br />
&#8220;Karıştırmaya devam et,&#8221; diyor babam.<br />
Mendillerin arasından kapalı bir zarf çıkıyor.<br />
&#8220;Zarfı aç,&#8221; diyor annem.<br />
Zarfın içinden daktilo edilmiş bir mektup çıkıyor, mektubun en üstünde &#8220;Teşekkür Ederiz&#8221; yazıyor.<br />
&#8220;Bu, gerçekten iki çocuğumuza da verdiğimiz bir hediyedir,&#8221; diyor babam.<br />
Okuduğum şeye inanamıyorum.<br />
&#8220;Sana büyük bir hediye almaktansa,&#8221; diyor annem, &#8220;senin adı­na Dünya AİDS Araştırma Vakfı&#8217;na bir bağış yaptık.&#8221;<br />
Çorabın içinden ikinci zarfı çıkarıyorum.<br />
&#8220;Bu da,&#8221; diyor babam, &#8220;Shane&#8217;in sana armağanı.&#8221;<br />
Bu kadarı gerçekten çok fazla.<br />
Perry Como &#8220;I Saw Mommy Kissing Santa Claus&#8221;u söylüyor.<br />
&#8220;Benim şu hilekâr, ölü ağabeyim ne kadar da düşünceliymiş,&#8221; diyorum. &#8220;Bunu yapmamalıydı. Gerçekten, ama gerçekten bu ka­dar zahmet etmesine hiç gerek yoktu. Belki de reddetmekten veya savaşmaktan vazgeçmeli ve ölü olduğunu kabullenmeli. Belki de tekrar doğmalı,&#8221; diyorum. &#8220;Hâlâ hayattaymış gibi davranması, pek de sağlıklı değil.&#8221;<br />
İçimden atıp tutuyorum. Bu yıl aslında tek istediğim yeni bir Prada çantaydı. Saç spreyinin Shane&#8217;in suratında patlaması benim suçum değildi. Sprey bom diye patladı ve o alnı morarmış şekilde sendeleyerek eve geldi. Hastaneye giden uzun yolda tek gözü şişip kapanan, yüzünün geri kalanı da şiştikçe şişen ve teninin altındaki bütün damarları kanayan S hane tek kelime bile etmedi.<br />
Hastanedeki sosyal hizmet görevlilerinin Shane&#8217;in yüzüne bir kez baktıktan sonra babamın üzerine gitmeleri de benim suçum de­ğildi. Çocuk suiistimalinden şüpheli. İhmal veya dikkatsizlik sonu­cu başkasının yaralanmasına sebebiyet verme suçu. Aileye müda­hale. Bunların hiçbiri benim hatam değildi. Polis zabıtları tutuldu.<br />
Bir sosyal asistan gelerek komşularımızla, okul arkadaşlarımızla ve öğretmenlerimizle görüştü, ta ki tanıdığımız herkes bana &#8220;zavallı cesur çocuk&#8221; diyene dek.<br />
Bir Noel sabahı, ancak bir penisle işe yarayabilecek bu hediye­lerle otururken, bir Allah&#8217;ın kulu olanların yansını bile bilmiyor.<br />
Polis soruşturması bittikten ve hiçbir şey ispatlanamadıktan sonra bile ailem hâlâ darmadağındı. Ve herkes hâlâ o saç spreyini benim attığımı sanıyor. Bunu başlattığım için de her şeyden ben so­rumluydum. Patlamadan. Polisten. Shane&#8217;in kaçmasından. Ölü­münden.<br />
Ama benim suçum değildi.<br />
&#8220;Gerçekten,&#8221; diyorum, &#8220;eğer Shane bana gerçekten hediye al­mak isteseydi, dirilir, bana borçlu olduğu yeni gardırobu alırdı. O zaman güzel bir Noel geçirmiş olurdum. O zaman gerçekten teşek­kür ederdim.&#8221;<br />
Sessizlik.<br />
İkinci zarfı çıkarırken annem &#8220;Seni resmi olarak &#8216;dış dünyaya açıyoruz&#8217;,&#8221; diyor.<br />
Babam &#8220;Ağabeyinin adına,&#8221; diyor, &#8220;seni L.E.V.E.A.V.A. üyesi yaptık.&#8221;<br />
&#8220;Leveava mı?&#8221; diye soruyorum.<br />
&#8220;Lezbiyen ve Eşcinsellerin Aileleri ve Arkadaşları, &#8221; diyor annem.<br />
Perry Como &#8220;There&#8217;s No Place Like Home for the Holidays&#8221;i söylüyor.<br />
Sessizlik.<br />
Annem sandalyesinden kalkıyor ve &#8220;Ben bir koşu şu muzları getireyim,&#8221; diyor. &#8220;İşi sağlama almak adına, hediyelerinden bazıla­rını denediğini görmek için baban da, ben de sabırsızlanıyoruz.&#8221;</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/gorunmez-canavarlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with görünmez canavarlar">Görünmez Canavarlar</a><br />
Ayrıntı Yayınları<br />
12.Bölüm Sf.89-90-91-92-93-94-95</p>
<p>Not: Muhalif yazarımız <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>&#8217;un diğer kitapları gibi yine kurgu harikası, yine sarsıcı ve yine dumura uğratıcı romanlarındandır <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/gorunmez-canavarlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with görünmez canavarlar">Görünmez Canavarlar</a>. Diğer romanlarını olduğu gibi bunu da kesinlikle tavsiye etmiyoruz.</p>
<p><a href="http://www.anarsist.org/edebi-mevzular/9784-chuck-palahniuk-gorunmez-canavarlar-dan/">http://www.anarsist.org/edebi-mevzular/9784-chuck-palahniuk-gorunmez-canavarlar-dan/</a></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" title="chuck palahniuk" rel="tag">chuck palahniuk</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/gorunmez-canavarlar/" title="görünmez canavarlar" rel="tag">görünmez canavarlar</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1038/basliksiz/" title="Başlıksız.. (04 Nisan 2009)">Başlıksız..</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/223/%e2%80%98dovus-kulubu%e2%80%99nu-sevenler-dikkat/" title="‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat! (10 Eylül 2008)">‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/940/tarihin-ortanca-cocuklarinin-sozcusu-palahniuk/" title="Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK (18 Kasım 2008)">Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/963/fight-clubtan-notlar-chuck-palahniuk/" title="Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/961/dovus-kulubunden-chuck-palahniuk/" title="Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/346/chuck-palahniuk-gorunmez-canavarlar-dan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Chuck Palahniuk &#8211; Tıkanma</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/339/chuck-palahniuk-tikanma/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/339/chuck-palahniuk-tikanma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2008 09:11:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[chuck palahniuk]]></category>
		<category><![CDATA[tıkanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[Chuck Palahniuk&#8217;un bir dönem Türkiye&#8217;de halkın ar ve hayâ duygularını rencide ettiği gerekçesi ile yasaklanarak toplatılan, orijinal ismi “Choke” olan sert romanı. Annesinin tedavi masraflarını karşılamak için restoranlarda boğulma numarası yaparak insanlara kendisini kurtarmış izlenimi vererek kahramanlar yaratan ve onları sömüren bir anti kahramanın, Victor Mancini’nin hikâyesidir bu. Diğer romanları gibi yine tüketim toplumunu, ahmakça [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>&#8217;un bir dönem Türkiye&#8217;de halkın ar ve hayâ duygularını rencide ettiği gerekçesi ile yasaklanarak toplatılan, orijinal ismi “Choke” olan sert romanı. Annesinin tedavi masraflarını karşılamak için restoranlarda boğulma numarası yaparak insanlara kendisini kurtarmış izlenimi vererek kahramanlar yaratan ve onları sömüren bir anti kahramanın, Victor Mancini’nin hikâyesidir bu. Diğer romanları gibi yine tüketim toplumunu, ahmakça alışkanlıkları, güce olan merakı ve değersiz olana yüklenen değerleri hedef alıyor.</p>
<p>Arka kapaktan:<br />
&#8220;Eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin. Kendinizi kurtarın. Televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. Burada anlattığım şeyler önce sizi kızdıracak. Sonra her şey daha da kötü olacak,&#8221; uyarısı ile başlayan bir roman elinizdeki&#8230;<br />
Bütün dünyada büyük ilgi gören Dövüş Kulübü&#8217;nün yazarından, annelerle oğulları arasındaki sevgi ve didişmeye, seksin bağımlılık yaratma gücüne, yaşlanmanın dehşetine ve Amerikan rüyasının arka sokaklarına dair bir kitap <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/tikanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tıkanma">Tıkanma</a>&#8230;</p>
<p>Tıp Fakültesi&#8217;nden atılan Victor Mancini para kazanmak için şöyle bir yol tutturmuştur: Lokantalarda boğazına takılan yiyecekle boğulma numarası yapmaktai kurtaran kişinin kendisinden sorumlu olmasını sağlamaktadır. Böylece, kurtaran kahramanlaşmakta, sıkıcı hayatının bir anlamı, arkadaşlarına gurur duyarak anlatacağı bir hikâyesi olmakta, hayatını kurtardığı kişiden daha sonra da kendini sorumlu hissederek, ona sık sık yardım etmektedir. Bir tür &#8220;sürekli kahramanlık&#8221; hali&#8230; Kendisini annesinin çocuğu gibi değil de rehinesi gibi hissederek büyüyen, anne ve babaların &#8220;kitlelerin yeni afyonu olduğunu&#8221; düşünen, Tanrı&#8217;nın olmadığı bir dünyada, kutsal ve tecavüz edilmez olan annelerin yeni tanrı olduğunu iddia eden Mancini, bütün bunların devrimci eğilimler taşıyan annesinin tedavi masraflarını karşılamak için yapmaktadır. Boğulma numaralarından fırsat buldukça iflah olmaz bir seks bağımlısı olarak ilacını arar: Mastürbasyon yapmadığı her gün için eve bir kaya getiren arkadaşıyla birlikte, hayatın sillesini yiyerek dağılmış insanlarla birlikte olur&#8230;</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>, Gösteri Toplumu&#8217;nun en veciz yazarlarından biridir. Çarpıcı, gerçekdışı, tutarsız ve anlamsız. Aynı zamanda müthiş bir hayalgücü ve yergi kapasitesi eşliğinde ev, araba, televizyon ve kazanmaya indirgenmiş hayatların içyüzüne bakar; bilinçaltlarındaki genelevleri ziyaret eder&#8230;</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>&#8217;un yeni romanı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/tikanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tıkanma">Tıkanma</a> seks, sümük, göt, hastalık, bağımlılık, algı ve ölümle dolu. Deforme olmuş tavuklardan söz etmeye bile gerek yok. Bunlardan tiksinen biriyseniz, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/tikanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tıkanma">Tıkanma</a> size göre bir roman değil. Aslında <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> size göre değil. Gidip kendinize daha sığ ve yergiden yoksun bir yazar bulabilirsiniz.<br />
- Bob Batchelor</p>
<p><a href="http://www.anarsist.org/edebi-mevzular/10255-chuck-palahniuk-tikanma/">http://www.anarsist.org/edebi-mevzular/10255-chuck-palahniuk-tikanma/</a></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" title="chuck palahniuk" rel="tag">chuck palahniuk</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/tikanma/" title="tıkanma" rel="tag">tıkanma</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/223/%e2%80%98dovus-kulubu%e2%80%99nu-sevenler-dikkat/" title="‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat! (10 Eylül 2008)">‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/940/tarihin-ortanca-cocuklarinin-sozcusu-palahniuk/" title="Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK (18 Kasım 2008)">Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/963/fight-clubtan-notlar-chuck-palahniuk/" title="Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/961/dovus-kulubunden-chuck-palahniuk/" title="Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/346/chuck-palahniuk-gorunmez-canavarlar-dan/" title="Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan (17 Eylül 2008)">Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/339/chuck-palahniuk-tikanma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Dövüş Kulübü’nü sevenler, dikkat!</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/223/%e2%80%98dovus-kulubu%e2%80%99nu-sevenler-dikkat/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/223/%e2%80%98dovus-kulubu%e2%80%99nu-sevenler-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2008 06:42:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[chuck palahniuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=223</guid>
		<description><![CDATA[ 

Kitaplarını okuyan psikopat sanır ama…


‘Dövüş Kulübü’, ‘Tıkanma’ gibi sert romanların yazarı Chuck Palahniuk, aslında partilerde bir köşeye çekiliveren sıkılgan bir insan olduğunu söylüyor. Yine de edebiyat etkinliklerinde çeşitli çılgınlıklar yapıp odakta kalmayı seviyor

LOCARNO &#8211; İsviçre’de bunaltıcı bir Locarno sabahı. Ünlü ‘Dövüş Kulübü’nün ünlü yazarı Chuck Palahniuk bir gün önce yaptığı korkunç uçuşu anlatıyor neşeyle. “Hidrolikler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<div class="snap_preview">
<p><span class="black_font20 bosluk cl">Kitaplarını okuyan psikopat sanır ama…<br />
</span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2008/08/17/fft5_mf41375.Jpeg" alt="Kitaplarını okuyan psikopat sanır ama..." /></p>
<p class="b yGeo">‘Dövüş Kulübü’, ‘<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/tikanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tıkanma">Tıkanma</a>’ gibi sert romanların yazarı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>, aslında partilerde bir köşeye çekiliveren sıkılgan bir insan olduğunu söylüyor. Yine de edebiyat etkinliklerinde çeşitli çılgınlıklar yapıp odakta kalmayı seviyor</p>
<p><span style="line-height: 1.5em;"><br />
LOCARNO &#8211; İsviçre’de bunaltıcı bir Locarno sabahı. Ünlü ‘Dövüş Kulübü’nün ünlü yazarı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a> bir gün önce yaptığı korkunç uçuşu anlatıyor neşeyle. “Hidrolikler bozuldu. Tam inişe geçiyorduk ki bir anda alarmlar çalmaya başladı. Zürih’e geri uçup oraya iniş yapmak zorunda kaldık. İniş çok zor oldu. Ondan sonrası da zaten tam bir kaostu.”<br />
Amerika’nın en ünlü ve en tartışmalı yazarlarından biri değilken <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> Freightliner’da dizel tamircisiymiş. İsviçre’nin küçük yolcu uçaklarının hidroliklerinden bahsederken neden bahsettiğini bildiği hissini veriyor.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> ile tanışınca insanın onun hakkındaki fikri değişiveriyor. Eğer onu sadece romanlarından ve ‘Dövüş Kulübü’, Choke’ ve ‘Snuff’ gibi yabancılaşma ve sapkınlık yüklü hikâyelerinden tanıyorsanız sinirli kavgacı kötü niyetli şeytanlık ve öfkeyle dolu bir insanla karşılaşmayı beklersiniz. Gerçek ise bundan çok farklı: düzgün bir gömlek giymiş olağanüstü derecede kibar bir adam <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with chuck palahniuk">Chuck Palahniuk</a>.</span><span id="more-223"></span></p>
<p><strong>‘Aslında aşkı yazıyorum’</strong><br />
“Bütün kitaplarım aslında aşk hikâyeleri özellikle de aşk üçgenleri anlatıyor” diye açıklıyor Locarno Festivali’nde Clark Gregg’in filmleştirdiği ‘<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/tikanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tıkanma">Tıkanma</a>’nın dünya prömiyeri için İsviçre’de bulunan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>. Filmde üçgenin köşelerini ne idüğü belirsiz bir işte çalışan seks bağımlısı ana karakter Victor (Sam Rockwell) onun üstüne çok düşen annesi (Anjelica Huston) ve genç bir doktor (Kelly Macdonald) oluşturuyor.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> ‘<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/tikanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tıkanma">Tıkanma</a>’ için istediği kadar aşk romanı desin, kitap dehşet verici bir ortamda yazılmış. 1999 yılında tam kitabı yazmaya başlamadan önce babası öldürülmüş. Öldürülen babasının işleriyle ilgilenmenin ‘muazzam stres’inden bahsediyor. “Gecenin bir yarısı arabamla babamın evinden kendi evime dönüyordum. Dağlardayken sürekli gezmek zorunda olan birinin muhtemelen bir pazarlamacının hikâyesini yaratmaya başladım. Hayatından bunaldığında arabasını yolun kenarına çekip farların ışığında birkaç adım yürüyüp sanki bir araba kazasının, kalp krizinin ya da bir cinayetin kurbanıymış gibi yere yatıyor…”<br />
Fikir pazarlamacının bir polis tarafından kurtarılmasıydı. Polis nazikçe nabzını kontrol edip ona sarılıp her şeyin yoluna gireceğini söyleyecekti. O gece arabayı kullanırken <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> o ruh halinde bu sahneyi gerçekleştirmeyi ciddi ciddi düşünmüş. Neticede yapmamış ama bilinç akışı ona Victor fikrini vermiş. ‘<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/tikanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tıkanma">Tıkanma</a>’un antikahramanı Victor restoranlarda insanlar onu kurtarsın diye boğulma numarası yapıyor. “İnsanların kollarında böyle muazzam bir duygusal boşalma yaşayabiliyordu. İnsanlar da onu avutup her şeyin yoluna gireceğini söylüyorlardı. ‘<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/tikanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tıkanma">Tıkanma</a>’un hikâyesi buradan doğdu. Benim dibe vurmuşluğumdan.”<br />
‘<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/tikanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tıkanma">Tıkanma</a>’ için araştırma yaparken Palahnuik seks bağımlılarının tedavi gördüğü kliniklerde zaman geçirmiş. Phil adında bir hastayı özellikle hatırlıyor. Phil bir müteahhitmiş. İriyarı, mutlu bir evliliği olan, birkaç çocuklu bir adam. Ancak gizli gizli kadın elbiseleri giyip rastgele yabancılarla seks de yapıyor. “Bu adamı yolda görsem hakkında düşüneceklerimle tanıdıktan sonra hakkında öğrendiklerim arasındaki fark şok ediciydi. Bu durum insanlara başka bir açıdan bakmama sebep oldu ve görünüşte en sıkıcı insanın bile inanılmaz bir gizli hayatı olabileceğini farkettim,” diye anlatıyor <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>.<br />
Utangaç olduğunu ve partilerde kenarlarda köşelerde saklandığını itiraf edyor. “İnsanlarla ne konuşulur hiçbir fikrim yok. İnsanların yanında nasıl olmam gerekir hiçbir fikrim yok.” Bu yüzden gazetecilik okumuş. Çünkü bu meslek ona insanlarla konuşmak ve onlara soru sormak için bir ehliyet vermiş. Kurgu romanlar yazmak da ona benzer bir özgürlük veriyor. Ama utangaçlığına rağmen yazarların davet edildiği ya da yazarlığıyla var olduğu ortamlarda şov yapmayı da ihmal etmiyor. “Yazarların katıldığı birçok etkinlik çok sıkıcı ve gösterişçi oluyor. O çocukların sıkılmalarını gerçekten istemiyorum. Etkinlikleri çılgınlaştırmak için sarf ettiğim efora değiyor, çünkü o zaman bir başka etkinliğe katılma ihtimalleri daha yüksek oluyor.”</p>
<p><strong>Tek sırrı cinsel tercihi </strong><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a>’e çelişkili bir figür demek hafif kalır. Bu ağzı sıkı adam göz önünde olmaktan açık bir zevk duyuyor. Özel hayatı hakkında çok şey biliyoruz. Ailesinin sıkıntılı geçmişi babasının öldürülmesi ve büyükbabasının büyükannesini öldürdüğü gibi. Gay olup olmadığı konusunda da birçok yazı yayımlandı ve birçok blog’da bu konuda sorular soruldu. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/palahniuk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with palahniuk">Palahniuk</a> bu konuda konuşmayı reddediyor: “Hayatımdaki ölmüş insanlar kapsamında özel hayatımı konuşmak kolay. O insanların şu anda bundan rahatsızlık duyacaklarını hissetmiyorum. Ama şu anda hayatımda olan insanlar, arkadaşlarım ve ailem konusunda çok korumacıyım. Çizgiyi orada çekiyorum.” Cinsel tercihini konuşmakta son derece rahat olduğunu söylüyor ama arkadaşları ona bunu yapmamasını söylemiş ve ailesi de cinselliğinden bahsettiği zaman rahatsız olduklarını söylemiş.<br />
Onun yerine yazıyı konuşmayı tercih edeceği çok açık. Sürekli baştan okuduğu F Scott Fitzgerald’ın ‘Muhteşem Gatsby’sinden açın konuyu örneğin. Hemen heyecanlanıyor. “Çocukken ne yapman gerektiği söylendiyse hepsini yapıyorsun ama sonra bir sonraki hareketinin ne olacağını bilemediğini fark ediyorsun. O güzel şeyleri yapmaya devam ediyor ama eğer bir şeyleri farklı yapmazsan hayatın boyunca o hayal kırıklığına uğramış çocuk olarak kalacağını da fark ediyorsun.” Bir başka deyişle eğer ‘Dövüş Kulübü’ ve ‘<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/tikanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tıkanma">Tıkanma</a>’nın nereden geldiğini bilmek istiyorsanız Jay Gatsby’ye bakın. (The Independent)</p>
<p> </p></div>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/chuck-palahniuk/" title="chuck palahniuk" rel="tag">chuck palahniuk</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/940/tarihin-ortanca-cocuklarinin-sozcusu-palahniuk/" title="Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK (18 Kasım 2008)">Tarihin ortanca çocuklarının sözcüsü: PALAHNIUK</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/963/fight-clubtan-notlar-chuck-palahniuk/" title="Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Fight Club&#8217;tan Notlar &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/961/dovus-kulubunden-chuck-palahniuk/" title="Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk (25 Kasım 2008)">Dövüş Kulübü&#8217;nden &#8211; Chuck Palahniuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/346/chuck-palahniuk-gorunmez-canavarlar-dan/" title="Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan (17 Eylül 2008)">Chuck Palahniuk: Görünmez Canavarlar &#8216;dan</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/339/chuck-palahniuk-tikanma/" title="Chuck Palahniuk &#8211; Tıkanma (17 Eylül 2008)">Chuck Palahniuk &#8211; Tıkanma</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/223/%e2%80%98dovus-kulubu%e2%80%99nu-sevenler-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

