<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HiAxySheytan &#187; Anarşizm</title>
	<atom:link href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hiaxysheytan.com</link>
	<description>Her boka maydanoz blog sitesi!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Aug 2010 11:52:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Anarşizm ya da 21. yüzyılın devrimci hareketi</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/2074/anarsizm-ya-da-21-yuzyilin-devrimci-hareketi/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/2074/anarsizm-ya-da-21-yuzyilin-devrimci-hareketi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 12:25:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşizm ya da 21. yüzyılın devrimci hareketi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=2074</guid>
		<description><![CDATA[Gün geçtikçe daha da çok ortaya çıkıyor ki, devrimler çağı henüz sona ermedi. Ve yine aynı şekilde ortaya çıkıyor ki 21. yüzyıldaki küresel devrimci hareket, köklerinin izini Marksizm ya da dar tanımıyla sosyalizm geleneğinde değil, anarşizm geleneğinde buluyor.
 Anarşist fikir ve ilkeler, Doğu Avrupa&#8217;dan Arjantin&#8217;e, Seattle&#8217;dan Bombay&#8217;a dek her yerde yeni radikal hayal ve görüşler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Gün geçtikçe daha da çok ortaya çıkıyor ki, devrimler çağı henüz sona ermedi. Ve yine aynı şekilde ortaya çıkıyor ki 21. yüzyıldaki küresel devrimci hareket, köklerinin izini <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a> ya da dar tanımıyla sosyalizm geleneğinde değil, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> geleneğinde buluyor.<br />
</span></span> <span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Anarşist fikir ve ilkeler, Doğu Avrupa&#8217;dan Arjantin&#8217;e, Seattle&#8217;dan Bombay&#8217;a dek her yerde yeni radikal hayal ve görüşler üretiyor. Sıklıkla taraftarları kendilerini &#8220;anarşist&#8221; olarak adlandırmıyorlar. Bir sürü başka isim söz konusu: Otonomculuk, anti-otoriterlik, yataylık, Zapatismo, doğrudan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>&#8230; Yine de, herkes aynı temel ilkeleri her yerde görüyor: Adem-i merkeziyetçilik, gönüllü birliktelik, karşılıklı yardımlaşma, ağ modeli ve özellikle de, devrimcinin işinin devlet iktidarına ele geçirmek ve ardından birisinin görüşünü silah marifetiyle empoze etmek olduğu fikri şöyle dursun, amaçların araçları haklı kıldığına dair her türlü fikrin reddi. Bunların da ötesinde, bir eylem etiği-&#8221;eskinin kabuğunda&#8221; yeni toplumu yaratma fikri-olarak <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>, başlangıçtan beri, devlet iktidarını ele geçirmekten ziyade, sürekli genişleyen otonomi ve katılımcı idare alanları kazanarak, hâkimiyet mekanizmalarını teşhir etmek, gayrı meşru kılmak ve parçalamakla ilgili olan &#8220;hareketlerin hareketi&#8221;nin (ki, yazarlar da bunun bir parçasıdır) ana ilham kaynağı olmuş durumda.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">21. yüzyılın başlangıcında anarşist fikirlerin cazibe kazanmasının aşikâr nedenleri var: En aşikâr olanı, 20. yüzyılda kapitalizmi hükümet aygıtlarının kontrolünü ele geçirerek def etme çabalarının sonucunda ortaya çıkan başarısızlık ve felaketlerdir. Gittikçe artan sayıda devrimci, &#8220;devrim&#8221;in muazzam bir mahşerî an olarak, Kış Sarayı&#8217;nın bir tür küresel karşılığına hücum olarak gelmeyeceğini, (son zamanlarda çoğu şey gibi ivme kazanmış olsa da) insanlık tarihinin çoğunda sürecek, dramatik kavgalar kadar kaçış ve vazgeçme stratejileriyle dolu olan ve hiçbir zaman kesin bir sonuca bağlanmayacak-aslında çoğu anarşistin sezgisine göre, bağlanmaması gereken-uzun bir süreç olduğunu fark etti.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Biraz şaşırtıcı, ama çok önemli bir teselliyi de sunuyor: Hakiki özgürlüğün neye benzediğini kısacık bir anlığına görmeye başlamak için &#8220;devrim sonrası&#8221;nı beklemek zorunda değiliz. Çağdaş Amerikan anarşizminin en büyük propagandisti olan Suçetnik Kolektifi&#8217;nin söylediği gibi: &#8220;Özgürlük yalnızca devrim anında var olur. Ve o anlar sandığınız kadar nadir değildir&#8221;. Aslında bir anarşist için, yabancılaşmamış deneyimler ve gerçek <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> yaratmaya çabalamak etik bir buyruktur; bir kişi, ancak bugün bir örgütlenme formu yaratarak, özgür bir toplumun nasıl işleyeceği, bir gün herkesin nasıl yaşamayı başarabileceği konusunda en azından kaba bir tahmin yaparak, felakete yuvarlanmayacağımızı garanti edebilir. Tüm zevki davaya feda eden sert ve neşesiz devrimciler, sadece sert ve neşesiz toplumlar üretirler.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Bu değişimleri belgelemek zor olmuştur, çünkü şimdiye kadar anarşist fikirler akademinin hemen hiç dikkatini çekmemiştir. Hâlen binlerce akademik Marksist vardır, ama neredeyse hiç akademik anarşist bulunmamaktadır. Bu geri kalmışlığı yorumlamak biraz zor. Hiç kuşku yok ki bu, kısmen, Marksizmin akademiye belirgin bir sempatisinin bulunmasından kaynaklanmaktadır-anarşizmin açıkça eksik olduğu bir nokta: Ne de olsa <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a>, bir felsefe doktoru tarafından icat edilen tek büyük toplumsal hareketti. Anarşizmin tarihi hakkındaki çoğu anlatım, onun temel olarak Marksizme benzer olduğunu varsayar: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, 19. yüzyılın belirli düşünürlerinin (Proudhon, Bakunin, Kropotkin&#8230;) kafasından çıkmış bir düşünce olarak sunulur; ardından işçi sınıfı örgütlerini esinlemeyi sürdürmüş, siyasî mücadelelerle iç içe geçmiş, kollara ayrılmıştır&#8230;</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Standart anlatımlarda <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>, genellikle Marksizmin daha yoksul kuzeni olarak görünür-teorik olarak biraz düz taban, ama beyni belki de tutku ve samimiyetle telafi eden. Gerçekte, bu benzetme zorlamadır. Anarşizmin &#8220;kurucular&#8221;ı, kendilerini özellikle yeni bir şey icat etmiş gibi düşünmediler. Anarşizmin temel ilkelerini-karşılıklı yardımlaşma, gönüllü birliktelik, eşitlikçi karar verme-insanlık kadar eski olarak görüyorlardı. Aynı şey, devletin ve yapısal şiddet, eşitsizlik veya tahakkümün tüm biçimlerinin reddi için de geçerlidir (anarşizmin birebir anlamı &#8220;yönetici yokluğu&#8221;dur)-hatta tüm bu biçimlerin bir şekilde bağlantılı oldukları ve birbirlerini güçlendirdikleri varsayımı için de geçerlidir. Bunlar, yeni ve şaşırtıcı bir doktrin olarak değil, insanın düşünce tarihindeki çok eski ve herhangi bir genel ideoloji teorisiyle kuşatılamayacak bir eğilim olarak görüldü.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Bu, bir düzeyde bir tür inançtır: İktidarı zorunlu kılar gibi görünen sorumsuzluk biçimlerinin çoğunun, aslında iktidarın kendi sonuçları olduğu inancı. Pratikte sürekli bir sorun olsa da, insan hayatındaki her zorunlu ve hiyerarşik ilişkiyi teşhis etme ve bu ilişkilere kendilerini haklı çıkarmaları konusunda meydan okuma gayreti ve eğer haklı çıkaramazlarsa-hiçbir zaman çıkaramazlar-iktidarlarını sınırlama ve böylelikle insan özgürlüğü olanaklarını genişletme gayreti. Tam olarak bir Sufinin, Sufizmin tüm dinlerin ardındaki esas hakikat olduğunu söylemesi gibi, bir anarşist de anarşizmin tüm siyasî ideolojilerin ardındaki özgürlük tutkusu olduğunu iddia edebilir.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a> okullarının her zaman kurucuları vardır. Nasıl ki <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a> Marx&#8217;ın aklından kaynaklandıysa, aynı şekilde Leninistler, Maocular, Althusser&#8217;ciler bulunmaktadır&#8230; (Listenin nasıl devlet başkanlarından başlayıp neredeyse eksiksiz bir şekilde Fransız profesörlere doğru tasnif olduğuna dikkat edin-Fransız profesörler de sırasıyla kendi kollarını dölleyebilirler: Lacan&#8217;cılar, Foucault&#8217;cular&#8230;)</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Bunun tersine anarşizmin okulları, hemen her zaman bir çeşit örgütsel ilke ya da pratik biçiminden doğar:<br />
Anarko-sendikalistler ve Anarko-komünistler, İsyancılar ve Platformcular, Kooperativistler, Konseyciler, Bireyselciler vs. Anarşistler, yaptıkları ve bunu nasıl yapacakları konusundaki örgütlenmeleriyle birbirlerinden ayırt edilirler. Ve doğrusu bu, anarşistlerin, zamanlarının çoğunu üzerine düşünerek ve hakkında tartışarak geçirdikleri konu olagelmiştir. &#8220;Köylüler potansiyel olarak devrimci sınıf mıdır?&#8221; (anarşistler bunu köylülerin karar verecekleri bir şey olarak görür) ya da &#8220;Meta biçiminin doğası nedir?&#8221; gibi Marksistlerin zihnini kurcalayan geniş stratejik veya felsefî sorun türleriyle anarşistler asla fazla ilgilenmemişlerdir. Bundan ziyade, bir toplantıya gitmenin hakikaten demokratik yolunun ne olduğu, örgütlenmenin hangi noktada insanları güçlendirmeyi bırakıp bireysel özgürlüğü bastırdığı gibi konularda tartışmaya eğilimlidirler. &#8220;Liderlik&#8221; zorunlu olarak kötü bir şey midir? Ya da, iktidara karşı çıkmanın etiği konusunda: Doğrudan eylem nedir? Bir devlet başkanına suikast düzenleyen birisini kınamalı mı? Tuğla atmak ne zaman doğrudur?</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">O hâlde <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a>, devrimci strateji konusunda teorik ya da analitik bir söylem olma eğiliminde olmuştur. Anarşizmse, devrimci pratik konusunda etik söylem olma eğiliminde&#8230; Sonuç olarak, Marksizmin parlak eylem teorileri ürettiği yerlerde, eylemin kendisi üzerinde çalışan çoğunlukla anarşistler olmuştur (1).</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Şu anda, anarşizmin kuşakları arasında kopuşa benzer bir şey vardır: Siyasî formasyonu 60&#8242;lar ve 70&#8242;lerde gerçekleşenler-ve sıklıkla hâlâ geçen yüzyılın sekter alışkanlıklarını silkelememiş olanlar-ya da hâlen o koşulları baz alanlarla, diğerlerinin yanı sıra yerli, feminist, ekolojik ve kültürel-eleştirel fikirler tarafından şekillendirilmiş daha genç kuşak arasında. Bahsedilen ilk kuşak, temel olarak son derece açık ve görülür olan IWA (Uluslararası İşçi Birliği), NEFAC (Kuzey Doğu Anarko-Komünist Federasyonu) ya da IWW (Dünya Endüstriyel İşçileri) gibi Anarşist Federasyonlar aracılığıyla örgütlenir. Diğerleri, daha belirgin biçimde küresel toplumsal hareket ağları içinde çalışırlar-Avrupa ve diğer yerlerdeki anarşist kolektiflerle Yeni Zelanda&#8217;daki Maori eylemcilerinden Endonezya&#8217;daki balıkçılara ya da Kanadalı posta işçileri sendikasına kadar çeşitli grupları birleştiren Halkların Küresel Eylemi <em>(Peoples Global Action)</em> gibi ağlar (2). Gevşek bir şekilde &#8220;küçük-a anarşistleri&#8221; olarak söz edebileceğimiz bu kesim, şu anda açık arayla çoğunluğu oluşturmakta. Ama bunu söylemek bazen zor oluyor, zira büyük çoğunluğu anarşizme sempatisini yüksek sesle ilan etmiş durumda değil. Aslında, anti-sekterlik ve açık uçluluk gibi anarşist ilkeleri, kendilerini tam da bu yüzden &#8216;anarşist&#8217; olarak adlandırmayı reddedecek kadar ciddiye alan pek çok grup var (3).</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Ancak, anarşist ideolojinin tüm göstergelerinde bulunan üç temel, orada kesinlikle bulunuyor: Devlet karşıtlığı, anti-<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">kapitalizm</a> ve örnekleyici siyaset (örneğin, yaratmak istediğiniz dünyaya bilinçli bir şekilde benzeyen örgütlenme tarzları. Ya da anarşist bir İspanya devrimi tarihçisinin açıkça belirttiği gibi: &#8220;yalnızca fikirleri değil, geleceğin kendi gerçeklerini düşünme gayreti&#8221; [4]). Hepsi de yeni anlamıyla anarşist olarak adlandırılabilecek, yayın bozma kolektiflerinden Indymedia&#8217;ya kadar her şeyde bu unsur mevcut (5). Bazı ülkelerde bir arada var olan bu iki anarşist kuşağı arasında, çoğunlukla bir diğerinin yaptığını takip etme biçiminde-ama daha öteye gitmeyen-çok sınırlı bir kesişme var.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Bunun nedenlerinden biri, yeni kuşağın ideolojinin ince noktaları üzerine tartışmaktan ziyade yeni pratik biçimleri yaratmakla daha çok ilgili olması. Bunlar arasında en çok coşku vereni, yeni karar alma süreçlerinin gelişimi, en azından alternatif bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> kültürünün filiz vermesi. Binlerce eylemcinin büyük ölçekli eylemleri konsensüsle ve resmî bir liderlik yapısı olmadan koordine ettikleri, meşhur Kuzey Amerika sözcü konseyleri, bunların yalnızca en görkemlileri.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Aslen, bu biçimleri &#8220;yeni&#8221; olarak adlandırmak bile biraz aldatıcıdır. Yeni kuşak anarşistler için temel esinlerden biri, binlerce yıldır konsensüs sürecini kullanan konuşma toplulukları Tzeltal ya da Tojolobal&#8217;da temellenen Chiapas Zapatista otonom yerellikleridir-sadece şimdi, kadın ve gençlerin de eşit sese sahip olmalarını temin etmek amacıyla devrimciler tarafından benimsenmiştir. Kuzey Amerika&#8217;da &#8220;konsensüs süreci&#8221;, her şeyden çok, 60&#8242;lar Yeni Sol&#8217;unda tipik olan maço liderlik tarzına geniş çaplı ve güçlü bir tepkinin parçası olarak 70&#8242;lerdeki feminist hareketten meydana gelmiştir. Konsensüs fikrinin kendisi, yine, Altı Millet ve diğer Yerli Amerikan pratiklerden esinlendiklerini iddia eden Quaker&#8217;lardan ödünç alınmıştır.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Konsensüs sık sık yanlış anlaşılmaktadır. Konsensüsün boğucu bir uyumluluğa yol açacağını öne süren eleştirmenleri işitirsiniz, ama konsensüsü eylem hâlinde gözlemleyen ve en azından idmanlı ve deneyimli kolaylaştırıcıların rehberlik ettiği neredeyse hiç kimseden bunu işitemezsiniz (bu konulardaki geleneklerin güçsüz olduğu Avrupa&#8217;daki yakın zaman deneyimleri, biraz derme çatma yapılmıştır). Aslında işleyen varsayım, hiç kimsenin bir diğerini tamamen kendi bakış açısına doğru tam anlamıyla çeviremeyeceği, belki de çevirmemesi gerektiği şeklindedir. Bunun yerine, konsensüs sürecinin anlamı, bir grubun müşterek bir eylem yönü hakkında karar vermesine izin vermektir. Tekliflerin lehine veya aleyhine oy vermek yerine, teklifler tekrar tekrar çalışılır, engellenir ve yeniden kurulur, bir taviz ve sentez süreci mevcuttur, ta ki herkesin birlikte yaşayabileceği bir yerde buna son verilene dek. Son aşamaya, yani &#8220;kararlaştırılmış konsensüs&#8221;e gelindiğinde, mümkün olan iki itiraz düzlemi vardır: bir kişi &#8220;yol verebilir&#8221;, ki &#8220;bunu beğenmedim ve buna katılmayacağım, ama kimsenin bunu uygulamasını da engellemeyeceğim&#8221; demektir, veya &#8220;bloke edebilir&#8221;, ki bu da veto etkisine sahiptir. Bir kişi, ancak, grup olmanın temel ilkelerini ya da mantığını ihlâl ettiğini sezdiğinde teklifi bloke edebilir. ABD anayasasında mahkemelere verilen anayasal ilkeleri ihlâl eden yasama organı kararlarını hükümsüz kılma görevinin, burada birleşik grup iradesine gerçekten karşı koyabilecek cesarete sahip kişiye verildiğini söyleyenler olabilir (tabiî, yine de, ilkesiz bloklara meydan okuma yolları vardır).</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Birileri, bu çalışmaları garanti etmek için geliştirilmiş karmaşık ve şaşırtıcı şekilde sofistike yöntemler hakkında; çok büyük gruplar için gerekli olan değiştirilmiş konsensüs biçimleri hakkında; konsensüsün kendisinin bir kişinin zorunda kalmadıkça çok büyük grupların önüne teklif getirmek istemeyeceğini garanti ederek adem-i merkeziyetçilik ilkesini nasıl pekiştireceği hakkında; cinsiyet eşitliğini sağlama ve çatışmaları çözme araçları hakkında (ve saire ve saire) uzun uzadıya, bıktırana kadar konuşabilir. Aslolan nokta şu ki, bu, Avrupalı veya Kuzey Amerikalı eski kuşak anarşistlerin her zaman kullandıkları ya da, örneğin, Arjantin orta sınıf kentli mahalle meclislerinde hâlen kullanılan (yine de, dikkate değer bir şekilde, konsensüsle çalışma eğiliminde olan, daha radikal piqueteros-örgütlü işsizler-arasında kullanılmıyor) çoğunluk oyu sistemini aklımıza getiren türden çok farklı bir doğrudan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> biçimidir. Farklı hareketler arasında uluslararası alanda artan temas ve kökten bir şekilde farklı gelenekleriyle Afrika, Asya ve Okyanusya&#8217;dan yerel grup ve hareketlerin dahil olmalarıyla birlikte, &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>&#8221;nin ne anlama geldiğine dair yeni bir küresel yeniden kavramlaştırmanın başlangıcını görüyoruz; mevcut dünya iktidarları tarafından şu anda teşvik edilen neo-liberal parlamentarizmden mümkün olduğunca uzakta bir &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>&#8221; bu.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Aynı şekilde, varolan çoğu anarşist literatürü okuyarak bu sentez ruhunu takip etmek zor, zira enerjilerinin çoğunu ortaya çıkan pratik biçimleri yerine teori sorunlarına harcayanlar, muhtemelen, eski sekter ikiye bölünmüş mantığı sürdürecekler. Modern <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> sayısız çelişkiyle doludur. Küçük-a anarşistleri yavaş yavaş yerli müttefiklerinden öğrendikleri fikir ve pratikleri kendi örgütlenme tarzlarına veya alternatif cemaatlerine dahil ederlerken, yazılı literatürdeki esas iz, endüstriyel uygarlığın ve bazı durumlarda tarımın bile top yekûn ortadan kaldırılmasını isteyen, adı kavgacıya çıkmış/çok tartışmalı [a notoriously contentious] bir tayfa olan İlkelciler (Primitivist) kolunun ortaya çıkışı oldu (6). Bununla beraber, bu eski mantığın, konsensüs-temelli grupların pratiğine daha çok benzeyen bir şeylere geçit vermesi yalnızca bir zaman meselesidir.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Bu yeni sentez neye benzeyecek? Bazı ana hatlar hareketin içinde şimdiden ayırt edilebiliyor. Anti-otoriterlik odağını daima genişletmekte ısrar edecek-&#8221;tahakkümün bütünlüğü&#8221;nü kavramaya çalışarak, yani yalnızca devleti değil aynı zamanda cinsiyet ilişkilerini, yalnızca ekonomiyi değil aynı zamanda kültürel ilişkileri ve ekoloji, cinsellik ve aranabileceği her biçimde özgürlüğü vurgulamaya gayret ederek; ve bunların her birini yalnızca otorite ilişkilerinin yegâne prizması aracılığıyla değil, daha zengin ve daha çeşitli kavramlarla şekillenmiş olarak vurgulamaya çabalayarak sınıfsal indirgemecilikten uzak duracak.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Bu yaklaşım, maddî üretimin sonsuz bir şekilde genişlemesini istemez veya teknolojilerin nötr olduğunu düşünmez, ama kendi başına teknolojiyi de kötülemez. Bunun yerine, çeşitli teknoloji tiplerini iyi bilir ve uygun olanları kullanır. Kendi başına kurumları ya da kendi başına siyasî biçimleri kötülemediği gibi, eylemcilik ve yeni bir toplum için, diriltilmiş ilgi grupları ve sözcü yapılarıyla zaten birlikte olan aynı çizgiler boyunca, yeni toplantı tarzları, yeni karar alma tarzları, yeni koordine olma tarzlarını içeren yeni kurumlar ve yeni siyasî biçimler tasarlamaya çabalar. Kendi başına reformları kötülemediği gibi, bir yandan daha ileri kazanımlara ve er geç top yekûn dönüşüme doğru ilerlerken, bir yandan da insanların acil ihtiyaçlarına karşı dikkatli olan ve hayatlarını burada-ve-şimdi iyileştiren, reformist olmayan reformları belirlemek ve kazanmak için mücadele eder (7).</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Ve tabiî ki, teori pratiğe yetişmek zorundadır. Modern <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>, tamamen etkili olmak için, en azından şu üç düzeyi kapsamak zorunda olacaktır: Eylemciler, halk örgütlenmeleri ve araştırmacılar. Bugünkü sorun şu ki, geçmişteki, eski moda, öncü alışkanlıklar-radikal entelektüel dünyanın büyük kısmına hâlâ dadanmış duran Marksist sekter sersemlik-edinmek isteyen anarşist entelektüeller, rollerinin ne olması lâzım geldiği konusunda pek de emin değiller. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> öze dönüşlü hâle gelmeli. Ama nasıl? Yanıt bir seviyede açık gibi görünüyor. Kimse, ders vermemeli, dikte etmemeli ve hatta kendisini kesinlikle öğretmen olarak düşünmemeli, ama dinlemeli, araştırmalı ve keşfetmelidir. Radikal pratiğin yeni formlarının zaten altında yatan zımnî mantığı didiklemek ve aşikâr kılmak. Bilgi sağlayarak veya egemen elitin güya nesnel ve güvenilir söylemlerin arkasına dikkatle saklanmış çıkarlarını, aynı şeyin yeni bir versiyonunu empoze etmekten ziyade teşhir ederek kendini eylemcilerin hizmetine vermek. Fakat aynı zamanda çoğu kişi entelektüel mücadelenin yerini yeniden doğrulaması gerektiğinin farkında. Çoğu kişi, bugün anarşizmin temel zayıflıklarından birinin, diyelim ki Kropotkin veya Reclus&#8217;un veyahut da Herbert Read&#8217;in zamanına kıyasla, sembolik olanın ve öngörülü kişinin ihmal edilmesi ve teorinin etkisinin gözden kaçırılması olduğunu vurgulamaktadır. Etnografyadan ütopyacı hayallere-ideal olarak, mümkün olan en fazla sayıda ütopyacı hayale-nasıl hareket edilecek? ABD gibi ülkelerde anarşizme en fazla insan kazandıranların Starhawk veya Ursula K. LeGuin gibi feminist bilimkurgu yazarları olması hiç de tesadüf değildir (8).</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Bunun başlamasının yollarından biri şu ki, anarşistler diğer toplumsal hareketlerle ilgili deneyimlerini daha gelişmiş bir teori yapısıyla iyileştirmeye başladıkça, bu çevrelerden gelen fikirler anarşizme yakınlaşıyor ve doğrusu ondan esinleniyorlar. Örnek olarak, anarşist bir ekonomist görüşü kusursuz bir şekilde temsil eden ve anarşist ekonomik geleneğe yeni şeyler ekleyip onu doğrulayan katılımcı ekonomi fikrine bakalım. Katekon** teorisyenleri, ileri kapitalizmde iki değil üç temel sınıfın olduğunu savunuyorlar: sadece proletarya ve burjuvazi değil, rolü, işçi sınıfının emeğini yönetmek ve kontrol etmek olan &#8220;koordinatör sınıf&#8221;. Bu, kontrol sistemleri için merkezî önemi bulunan yönetim hiyerarşisi ile profesyonel danışmanları içeren bir sınıftır-avukatlar, önemli mühendisler, muhasebeciler vs. Bunlar, bilgi, yetenek ve bağlantılar üzerindeki göreli tekelleşmeleri nedeniyle sınıfsal konumlarını sürdürürler. Sonuç olarak, ekonomistler ve bu gelenek içindeki diğer çalışanlar, kol ve kafa emeği arasındaki ayrımları sistematik olarak giderecek ekonomi modelleri yaratmaya çalışırlar. Madem ki <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> devrimci yaratıcılığın merkezinde bulunmaktadır, bu modellerin taraftarları gittikçe artan bir şekilde, eğer sancağı taşımıyorlarsa, en azından fikirlerinin anarşist görüşlere ne derece uygun olduğunu vurguluyorlar (9).</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Benzer şeyler, anarşist siyasî görüşlerin gelişiminde de olmaya başlıyor. Şimdi bu, klasik anarşizmin, hiçbir zaman bir siyasî örgütlenme teorisi geliştirmemiş olan klasik Marksizmden zaten bir adım önde olduğu bir alan. Değişik <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> okulları, sık sık, her biri bir diğerinden önemli derecede farklı olsa da, oldukça spesifik toplumsal örgütlenme biçimlerini desteklemişlerdir. Bir bütün olarak <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>, hâlâ, liberallerin &#8216;olumsuz özgürlükler&#8217; veya &#8216;-den özgürlükler&#8217; demeyi sevdikleri şeyi ilerletmeye, müstakil olarak &#8216;-e özgürlükler&#8217; ['olumlu özgürlükler']i ilerletmekten daha meyillidir. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, genellikle, tam da bu durumunu kendi çoğulculuğunun, ideolojik hoşgörüsünün ya da yaratıcılığının bir kanıtı olarak kutlar. Ancak sonuçta, küçük ölçekli örgütlenme biçimleri geliştirmekten öteye gitmeye dair bir isteksizlik ve daha büyük ve karmaşık yapıların aynı ruhla sonradan kendiliğinden gelişeceğine dair bir inanç mevcuttur.</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">İstisnalar var. Pierre Joseph Proudhon, özgürlükçü bir toplumun nasıl işleyebileceğine dair bütünsel bir görüş bulmaya gayret etti (10). Proudhon&#8217;un çabası, genel olarak bir başarısızlık olarak addedilir, ama Kuzey Amerikalı Sosyal Ekolojistlerin &#8220;özgürlükçü belediyecilik&#8221; görüşü gibi daha gelişmiş görüşlerin yolunu işaret etmiştir. Bugün, örneğin, Katekon&#8217;cuların vurguladığı işçi kontrolü ilkeleriyle, Sosyal Ekolojistlerin vurguladığı doğrudan demokrasinin nasıl dengeleneceğine dair parlak bir gelişme vardır (11).</span></span><br />
<span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">Bununla birlikte, içi doldurulması gereken bir çok ayrıntı bulunmakta: Anarşistlerin çağdaş yasama kurulları, mahkemeler, polis ve çeşitli idarî dairelere olumlu kurumsal alternatifleri tam olarak nedir? Yasama, yürütme, yargı ve uygulamayı kapsayan, bunların her birinin üstesinden otoriter olmayan yollarla etkili bir şekilde nasıl gelineceğini gösteren siyasî bir görüş nasıl önerilecek-yalnızca uzun vadeli umut sağlamak için değil, günümüzün seçim, yasama, yürütme ve yargılama sistemine ve böylelikle birçok stratejik seçime acil yanıtlar vermek için? Açıkçası, bu konuda anarşistlerin hemfikir olacakları bir çizgi asla bulunmayacak, küçük-a anarşistleri arasındaki genel hissiyat, en azından birçok somut görüşe ihtiyacımız olacağı noktasında. Bununla birlikte, Chiapas ve Arjantin gibi yerlerde büyüyen öz-yönetsel cemaatlerdeki gerçek toplumsal deneyimler ve anarşist akademisyen/eylemcilerin, yeni kurulan Gezegen İçin Alternatifler Ağı (Planetary Alternatives Network) ile başarılı ekonomik ve siyasî biçim örnekleri keşfetmeye ve derlemeye başlamak için oluşturulan Kapitalizmden Sonra Hayat (Life After Capitalism) forumları gibi gayretleri arasında, çalışma başlıyor (12). Bu, açık bir şekilde, uzun vadeli bir süreç. O hâlde, anarşist yüzyıl daha yeni başladı.</span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: black;">Dipnotlar</span></span></strong></span><br />
<strong><span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;">(1)</span></span></strong><span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;"> (Özgün İngilizce metinde, sanırım bir hata sonucu, 1 numaralı dipnotun yeri ana metinde belirtilmemiş. Açıkçası bir inisiyatif alarak, uygun yere yerleştirdim-ç.n.) Bu, anarşistlerin teoriye karşı olmak zorunda oldukları anlamına gelmez. Anarşizmin, bugün anladığımız anlamda bir Yüksek Teori&#8217;ye ihtiyacı olmayabilir. Kesinlikle tek bir Anarşist Yüksek Teori&#8217;ye de ihtiyacı olmayacaktır. Bu, anarşizmin ruhuna tamamen aykırı bir şey olurdu. Bizce daha iyisi, anarşist karar alma süreçlerinin ruhunda bulunan şeydir: Teoriye uygulandığında, bu, yalnızca belirli müşterek sözler ve anlayışlarla birleşmiş olan yüksek teorik perspektiflerin çeşitliliği ihtiyacını kabul etmek anlamına gelecektir. Bu süreç, ötekilerin temel varsayımlarının yanlışlığını ispatlama ihtiyacında temellenmekten ziyade, bunların birbirlerini sağlamlaştıracakları özel projeler bulmaya çalışır. Sırf teorilerin bazı bakımlardan oranlanamaz olmaları bir arada var olamayacakları veya birbirlerini pekiştirmeyecekleri anlamına gelmediği için, bireylerin benzersiz ve oranlanamaz bir dünya görüşüne sahip olmaları, arkadaş ya da sevgili olamayacakları veya ortak projelerde çalışamayacakları anlamına gelmez. Hatta <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>, Yüksek Teori&#8217;den çok daha fazla aşağı teori olarak adlandırabileceğimiz şu şeye ihtiyaç duymaktadır: Bir dönüşüm projesinden çıkan hakiki ve acil sorunlarla boğuşmanın yolu.<br />
<strong>(2)</strong> Halkların Küresel Eylemi (Peoples Global Action)&#8217;nin heyecan verici tarihi hakkında bilgi edinmek için şu kitabı öneririz: We are Everywhere: The Irresistible Rise of Global Anti-capitalism, ed. Notes from Nowhere, Londra, Verso 2003. Ayrıca bk. PGA web sitesi: <strong><span style="color: #000000;">www.agp.org </span></strong><br />
<strong>(3)</strong> David Graeber, &#8220;New Anarchists&#8221;, New Left Review 13, Ocak-Şubat 2002 ile karşılaştırınız.<br />
<strong>(4)</strong> Bk. Diego Abad de Santillan, After the Revolution, New York, Greenberg Publishers 1937.<br />
<strong>(5)</strong> Küresel indymedia projesi hakkında daha çok bilgi için: <strong><span style="color: #000000;">www.indymedia.org</span></strong><br />
<strong>(6)</strong> Jason McQuinn, &#8220;Why I am not a Primitivist&#8221;, Anarchy: a journal of desire armed, printemps/été 2001 ile karşılaştırınız. Le site anarchiste <strong><span style="color: #000000;">www.anarchymag.org</span></strong> ile karşılaştırınız. John Zerzan, Future Primitive &amp; Other Essays, Autonomedia, 1994 ile karşılaştırınız.<br />
<strong>(7)</strong> Andrej Grubacic, Towards an Another Anarchism ile karşılaştırınız, Sen, Jai, Anita Anand, Arturo Escobar and Peter Waterman, The World Social Forum: Against all Empires, New Delhi: Viveka 2004 içinde.<br />
<strong>(8)</strong> Starhawk, Webs of Power: Notes from Global Uprising, San Francisco, 2002 ile karşılaştırınız. Ayrıca bk. <strong><span style="color: #000000;">www.starhawk.org</span></strong><br />
<strong>(9)</strong> Albert, Michael, Participatory Economics, Verso, 2003. Ayrıca bk. <strong><span style="color: #000000;">www.parecon.org</span></strong><br />
<strong>(10)</strong> Avineri, Shlomo. The Social and Political Thought of Karl Marx, Londra, Cambridge University Press, 1968<br />
<strong>(11)</strong> Bk. The Murray Bookchin Reader, ed. Janet Biehl, London: Cassell 1997. Ayrıca Sosyal Ekoloji Enstitüsü&#8217;nün web sitesi: <strong><span style="color: #000000;">www.social-ecology.org</span></strong><br />
<strong>(12)</strong> Kapitalizmden Sonra Hayat (Life After Capitalism) forumları hakkında daha fazla bilgi için: <strong><span style="color: #000000;">www.zmag.org/lacsite.htm</span></strong></span></span></p>
<p><span style="color: black;"><span style="font-family: Arial;"><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-family: Arial;">David Graeber ve Andrej Grubacic</span></span></strong></span></span></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm-ya-da-21-yuzyilin-devrimci-hareketi/" title="Anarşizm ya da 21. yüzyılın devrimci hareketi" rel="tag">Anarşizm ya da 21. yüzyılın devrimci hareketi</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1714/zenginlik-kitle-iletisim-araclarini-nasil-etkiler/" title="Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler? (24 Ekim 2009)">Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1710/zenginligin-politika-uzerindeki-etkisi-nedir/" title="Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir? (24 Ekim 2009)">Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1631/yonetici-sinif-devlet-uzerindeki-denerimini-nasil-surdurur/" title="Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür? (24 Ekim 2009)">Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1786/yeni-anarsistler/" title="Yeni Anarşistler (24 Ekim 2009)">Yeni Anarşistler</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1855/yasamtarzi-anarsizminin-degerlendirilmesi/" title="Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi (27 Ekim 2009)">Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/2074/anarsizm-ya-da-21-yuzyilin-devrimci-hareketi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün Anarşizm</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/2061/bugun-anarsizm/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/2061/bugun-anarsizm/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 12:15:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Bugün Anarşizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=2061</guid>
		<description><![CDATA[Saint Etienne Üniversitesi sosyoloji profesörü ve Proudhon&#8217;dan Deleuze&#8217;e Felsefi Anarşizm Sözlüğü&#8217;nün (Cep Kitapçığı, 2001) ve &#8220;Anarşist Felsefenin Üç Denemesi: İslam, Tarih, Monadoliji&#8221;nin (Leo Sheer, 2004) yazarı Daniel Colson&#8217;la görüştük. Daniel Colson Lyonlu özgür kütüphane &#8220;Le Gryffe&#8221;in oluşturucularından biri.* 

Bugün dünyadaki anarşist alanların bir listesini çıkarabilir misin? Anarşist geleneğin kolektifler ya da entellektüel üretim bakış açısınca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Saint Etienne Üniversitesi sosyoloji profesörü ve Proudhon&#8217;dan Deleuze&#8217;e Felsefi <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> Sözlüğü&#8217;nün (Cep Kitapçığı, 2001) ve &#8220;Anarşist Felsefenin Üç Denemesi: İslam, Tarih, Monadoliji&#8221;nin (Leo Sheer, 2004) yazarı Daniel Colson&#8217;la görüştük. Daniel Colson Lyonlu özgür kütüphane &#8220;Le Gryffe&#8221;in oluşturucularından biri.* </strong><br />
<strong><br />
Bugün dünyadaki anarşist alanların bir listesini çıkarabilir misin? Anarşist geleneğin kolektifler ya da entellektüel üretim bakış açısınca canlı olduğu ülke ya da bölgeler neler?</strong></p>
<p>Bildiğim kadarıyla, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> çok sayıda ülkede canlı. Bir anarşist geleneğin olmadığı ya da çok az olduğu ülkelerde dahi anarşizmle karşılaşıyoruz, Türkiye&#8217;de, Mısır&#8217;da ya da mesela İran&#8217;da olduğu gibi, aynı zamanda bu geleneğin uzun on yıllar boyunca diktatörlükle kırıldığı ülkelerde de, güçlü bir dirilişe şahit olmak üzere olan Latin Amerika gibi. Ve elbette daha tutarlı bir şekilde geleneğin sürmüş olduğu yerlerde ya da majör olayların arasından birden bire yeniden ortaya çıktığı yerlerde karşılaşıyoruz. Bu durum daha çok Avrupalı ülkelerde geçerli. Biraz abartarak, diyebiliriz ki çağdaş anarşizmin en canlı olduğu yerlerin güçlü bir anarşist geleneğin var olduğu ülkeler oldukları şaşmaz bir durum değil. Gelenek kimi zaman ağırlıktır. Bu bakış açısınca, Kuzey Amerika anarşizmi, çerçevelere ve geçmişin temsillerine daha az bağlı olarak kuşkusuz en azından bir düşünceler alanı üstünde, dünyada anarşist dirilmenin en canlı kesimlerinden birini oluşturuyor, özellikle internet ve olası kıldığı karşılaşmalar sayesinde.</p>
<p><strong>Bugün olduğu kadar tarihsel olarak da, anarşizmin farklı akımları nelerdir? Mesela sendikalist anarşizmle daha çok &#8220;otonomi&#8221;ye kayan bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> arasında bir fark gözetmek doğru mu? Bu akımları hangi teorik ve pratik temeller ayrıştırıyor?</strong></p>
<p>Otonomi, yani canlıların mutlak fark ve bağımsızlığı, anarşist projenin gönlünde yer alır, her ne formda olursa olsun. Otonom hareket ve sendikalist <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> arasındaki ayrışma ve kimi zaman karşıtlık üç temel nedenle açıklanır: tarihi karşılaştırmada, neredeyse bir asırdır devam eden anarşist ve devrimci işçi hareketleri arasında genel olarak büyük çapta sendikal bir karakter vardır. Ama sadece bu değil, sendikacılık her hal ve durumda, bu ortak tecrübenin sonraki zamansız ve harici basit modelinin belirgin değişimi ile günümüzdeki anlamında kelime olarak çok da aynı şeyi ifade etmemektedir. Tarihsel pratiklerde, reformist işçi hareketlerinden ve marksist hegemonyaya (Rus devrimi sonrasında) kadar var olan güçlü düşünce ayrılığının sonu, açıkça özgürlükçü olan akımların gelişimine vardı. Ama marksist düşünce içinde, (Maximilien Rubel&#8217;in ileri sürdüğü gibi) kimi noktalardan anarşist olan bir Marx&#8217;ın içinde düşünmeye çabalayarak ve sosyalist, sosyal demokrat, reformist ya da bürokratik bir sendikalizm karşıtı ve anarko sendikalizm ya da devrimci sendikalizmle başka bir ortak noktası olmayan bir sendikalizm ilanıdır bu. Güncel bağlamda, &#8220;otonomi&#8221; ve &#8220;sendikalizm&#8221; arasındaki ayrılık, durumları ve bağlamları izleyerek, özgürlükçü projenin yalıtılmasını ve daha çok ya da daha az tarihsel, birbirini içeren ve diğer var olan ya da var olabilecek biçimlerin çokluğunu örten iki var oluş biçiminin karşı karşıya getirilmesini yasaklayan esnekliğini örtmemeli, Pouget&#8217;nin1 işçilerin doğrudan eylemi bağlamında bahsettiği gibi. Bu düşünme ve algılayış biçiminde aralık vermeksizin erk ve özgürlük, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> arasındaki değişkenler, özgürleştirici projedeki gibi verili bir form ya da durum meydana getirmezler. Dün olduğu gibi bugün de gezegen ölçüsünde, hayatımızın en küçük gerçeğinde mevcut artıksız ve istisnasız, en küçükten en engin kolektif hareketlere ayırt edilemez olan etkileşim.</p>
<p><strong>Anarşizmin temel düşünceleri nelerdir ve diğer özgürleştirme düşüncelerinden, özellikle marksizmden farkını ne koyar? Öte yandan, anarşizmi kuran tarihsel olayları ve bu olayların akımın gelişimindeki önemini belirtebilir misin? </strong></p>
<p>Eylem (ya da &#8220;pratik&#8221;) düşüncesi, doğrudan eylem, yakınlık grupları, otonomi, dernekler, federalizm, bunlar en bilinenleri. Ama özgürlükçü düşüncenin merkezi (eğer bundan bahsedebilirsek), şüphesiz Deleuze ve Guattari&#8217;nin tanımladığı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anarşi">anarşi</a> düşüncesidir; &#8220;<em><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anarşi">Anarşi</a>, bu garip birlik(telik) kendi kendine hep çokluk der.&#8221;</em> <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anarşi">Anarşi</a>, kimi zaman son derece güçlü bir felsefi düşünce ve kendisinden azı olmayan eylem düşüncesi, çokluğun, otonominin ve varlığın ve kabiliyetinin mutlak tekilliğinin onaylanmasıdır &#8211; otonomiden ve tekillikten itibaren- birleşmek ve her zaman daha engin varlıklar kurmak; bir &#8220;<em>otonomi demeti</em>&#8221; diyordu Proudhon, &#8220;<em>özgür güçlerin özgür birliği</em>&#8220;nden bahsediyordu Bakunin. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a> üzerine olan soruna denebilir ki anarşizmin onla görülecek hiç bir şeyi yoktur. İşçi hareketlerinin kıyısında kesişirler ama her şey onları ayırıyor: determinizme bakışları, tarihin anlamı, teorinin rolü, etiğin önemi, (<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> için) en az detay, en az olayın kendi özgül kararının taşıyıcısı olduğu bir gerçeklikten oluşan karakteri ve durumları takip ederek, var olan bütünü dönüştürmek. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a> anarşizmle kesişti, mesela Paris Komünü anında veya Rus devriminin başlangıcında, ona kendi bakış açısınca geçici olarak katılarak ya da daha çoğunlukla tam tamına Rusya&#8217;da, İspanya&#8217;da ve (daha az baskı aracıyla) devrimci işçi hareketlerinin var olduğu ülkelerin çoğunda onu çözmek için. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">marksizm</a> karşılaştılar ama sonuç olarak oldukça az, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">marksizm</a> proleteryanın daha az devrimci kesimlerine (sosyal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>) uzun zaman kapanarak, Rus devrimi aldatmacasının gölgesinde, İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın ertesinde, ihtilalci bakış açısını çoktan kaybetmiş hareketi gerçekleştiren araçların etkisiz hale getirilmesinden itibaren devrimci işçi hareketlerinin kalıntılarının üstünde, yeniden doğmadan önce çok kısa bir zaman serpildiler.</p>
<p>Söyleyeceğim şey senin ikinci sorunu cevaplandırıyor. Anarşizmin büyük anlarını genelde Birinci Enternasyonal&#8217;in kıyısındaki anlaşmazlıklarda hatırlıyoruz; Makhnovist hareket ya da İspanyol Devrimi. Bu, solcu militan, entelektüel ve tarihçilerin uzun zaman tarih ve geçmişi algılayışları optik bir yanılsamayla marksizmin önemiyle açıklandı. Biraz uzaktan baktığımızda daha iyi algılıyoruz ki marksizmin ve tarihsel determinizm karşısında, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> birkaç nadir, garip ve kimi açılardan raslantısal anla özdeşleşemez. İşçi anarşizmi reformizm ve işçi sınıfına entegre olma arzusu bakımından tarihsel olarak bir istisnadır, özellikle bu hareketlerin en çok sayıda ve en modern olduğu İngiltere, Almanya ya da ABD&#8217;de. Ama tam tamına görmek gerekir ki bu özgürlükçü istisna, kapitalizmi doğuşunda -neredeyse bir yüzyıl boyunca- sürekli ya da konjöktürel olarak tehdit etmiş olan devrimci işçi hareketleriyle özdeşleşiyor.</p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a> ve komünizmin büyük aldatmacası, bir yandan devrimci işçi hareketlerini temsil edenin onlar olduğuna inandırmaktır. Öte yandan işçi reformizmi ve konformizminin dahi devrimci olduğudur ki bu, doğası gereği, bazı çeşitlerinde ve azı için marksist partilerin kılavuzluğunda eksiksiz bir itaati yetkilendirir. Biraz uzaktan bakarak diyebiliriz ki (ama benim bunu göstermeye zamanım yok) bir yüzyıldan fazla süre, işçi ve popüler hareketlerle üretilen özgürleştirici umut, marksist şemalar ve temsillerle hiç bir işi olmayan anarşist projenin özgünlüğünün nöbet değiştirmesi özgürlükçü bir yana doğrudur.</p>
<p><strong>Alternatif küreselleşme hareketi anarşizmin bazı yönlerini kendi içine aldı. Senin &#8220;Sözlük&#8221;te gösterdiğin gibi, &#8220;yakınlık grupları&#8221; ya da &#8220;doğrudan eylem&#8221; anarşist geleneğin merkezindedir. Aynı zamanda, anarşistler, mesela kendi aralarında Küresel Sosyal Forumlarda yer almayı reddederek, alternatif küreselleşmenin bakışının sıklıkla tehlikelerini gösteriyorlar. Bu konuda hissettiklerin neler?</strong></p>
<p>Bir özgürleştirici hareket dirilir dirilmez, kendilerine anarşist desinler demesinler ya da özgürlükçü deneyimleri tanısınlar ya da tanımasınlar, kendiliğinden bir şekilde özgürlükçü bir var oluşu ve bunun formları bulunuyor. Üç gariplikle beraber bu, alternatif küreselleşme hareketleri için de geçerli: kendileri için düşündükleri özgürlükçü olma biçimleri ve pratikleri, sadece araçlar olarak değil, ama ifade biçimleri gibi, şimdiden itibaren mevcut düzene alternatif olmak. Öyle ki bu alternatif küreselleşme hareketleri (başka şeyler arasında) potansiyel olarak taşıyıcılar, bu hareketlerin &#8220;sonu&#8221;nun ve amaçlarının araçlarda içerilmiş olduğu bir ifadede görülüyor, gerisinde değil. Anarşizmi anlamak için temel bir ifadede son ve araçlar neredeyse aynıdır; kısacası kimi zaman teorik ve pratik olan bu düşüncenin bağlarını keşfetmeye başlıyor. Ama geniş teorik miras ve geçmiş özgürlükçü deneyimler, özellikle işçi formunda ve alternatif küreselleşme hareketlerinden çok farklı bir formda. Ama kesinlikle bu fark, özgünlüğü ve özgürlükçü mantığın komün karakterini yakalamasına olanak tanıyor, durumlar, bağlamlar ve harekete geçen güçler ne olursa olsun, alternatif küreselleşme hareketindeki özgürlükçü düşünce ve pratikler yeni teknik ve durumlara bağlılar, &#8220;iletişim&#8221; yok, araçlar yok, ama anında, baştan başa tüm gezegen ölçüsünde ilişkilenme olasılıkları (yani var oluş tarzları), olabildiğince çok yakınlık grubu çokluğunun seçimi ve bileşimi arasında yer alıyor. Çağdaş anarşizmin, çağının koşullarında Birinci Enternasyonal&#8217;in zorlukla denediğini yapmaya olanağı var. Bu noktada, alternatif küreselleşme hareketi, forumlar ve bu hareketin tepesindeki başka geleneksel yapılaştırma tecrübelerinin arasında temsil ve birçok muazzam enternasyonal araç modelleri üstüne olan özgürlükçü eleştirileri anlıyoruz. Özgürlükçü pratikler her zaman yatay bir işlemeyi amaçlıyorlar, bir &#8220;içkinlik planı&#8221;nın oluşturulması diyecektir Deleuze, yani aralık vermeksizin hareketi ve kolektif eylemleri bu yatay plan üzerine indirmeyi arzularlar. Pozitif <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anarşi">anarşi</a>, tarihçi François Godicheau&#8217;nun İspanyol Sivil Savaşı üzerine olan kitabında, CNT ve onun kolektif işlemesi konusunda, 1937&#8242;e kadar, CNT&#8217;nin anarşist olmayı bırakıp, cumhuriyetçi devletin dikey, temsilci ve baskıcı yapıları şeklinde bir aygıt olarak (&#8221;üst komite&#8221;ler) kaynaşmasından önce betimleniyor. İspanyol CNT, geniş zenginlikte ve geniş bir direniş hareketi arasında, en kuvvetli olduğu zaman her birinin kendi gücünü ve özelliklerini geliştirebildiği yakınlık grupları, otonomlar, akranlar çokluğundan geçen bir &#8220;kitle&#8221; hareketiydi, sivil savaşın zor koşullarında ve antifaşizmin ve cumhuriyetçi devletin bastırmasının karşısında göstereceği gibi.</p>
<p><strong>Marksist gelenekten duyduğumuzdan farklı bir anarşist devrim anlayışı var mı? Öyle görünüyor ki anarşistler, marksistlerin toplumsal ilişki anlayışındaki sınıf savaşının önemi konusunda uzlaşmıyorlar. Bu noktayı belirtebilir misin? </strong></p>
<p>Anarşist devrim, marksist anlayıştan, gerçekte tektanrıcılığın dinsel ve tanrıdan gelen şemasında karşılaştığımız determinist ve tarihsel vizyonundan radikal olarak farklılaşıyor. Marksist şemaya karşıt olarak, anarşist devrim geleceğe, bugün olmayan ve gelecekte olacak değişikliklere erkin fethinin teminatını veren, erke gelecekte ona bir gerçeklik verecek gibi bel bağlayan ütopik bir söz gibi bağlanmıyor. Özgürlükçü devrimin radikalliği, her zaman geçmişin ve geleceğin şimdide (var olan tek an), şeylerin günlük durumlarında ve özgürleştirici olanaklarda karışmasından yığılan kuvveti ve eskiliğini veriyor. Marksist devrim bir kalkış noktası, gelecek bir biçim değiştirmesi formuyla düşünülüyorsa, özgürlükçü devrim bir sonuç, daha önceden gerçekleşmiş bir değişimin sonucu gibi düşünülür, bir &#8220;<em>sonuç</em>&#8221; [birçok nedenin birleşmesiyle olan sonuç] diyordu Proudhon. Çünkü gerçekliği oluşturan ilişkilerin sonsuz çokluğunu kucaklıyor, anarşist devrimci düşünce her zaman derhal olan bir dönüşüme bağlı, her durumun, her anın gelecek devrimci dönüşümlerin tümünün taşıyıcısıdır.</p>
<p>Her mücadele, her fay, her uyumsuzluk, her olabileceği kadar küçük yerin adımı, devrimci düşünceyi tekrarlıyor ve deneyimliyor. Bu devrimci düşünceyi, işçi anarşistler nükteyle &#8220;<em>Büyük</em> <em>Gece</em>&#8221; olarak adlandırıyorlar çünkü mevcut kuvvetlerin bazen bir gece ve bir sabah , bir alacakaranlık ya da tan vakti, durmadan yeniden başlaması ya da anında dönüşüme uğraması söz konusu ki bu durumda o noksanlıkta o anda şeylerin göbeğinde olan başka bir dünyanın varlığının olasılığını tahmin edebiliyoruz.</p>
<p>Bu anlayışta, &#8220;sınıf mücadelesi&#8221; bir yön kurmuyor. Önemli ama sadece yaşamın tüm görüntüsünü kateden ve özellikle &#8220;devrimciler&#8221;in dinlenebileceği, ve &#8220;Tarih&#8221;, &#8220;Proletarya&#8221;, &#8220;Sosyalizm&#8221;, tanrısal aşkınlığın bu yeni figürleri adına sayısız alçaklıklarını ispat eden kaçınılmaz bir tarihsel zorunluluğa boyun eğmeyen özgürleşme için bir mücadele yönü.</p>
<p><strong>Çağdaş bir filozofta anarşizmin senin savunduğun formu ağır basan bir yer tutuyor, yani Gilles Deleuze&#8217;de. Birkaç kelimeyle onun politik düşüncelerini dile getirebilir misin, ve nelerle anarşizme bağlı olduğunu belirtebilir misin?</strong></p>
<p>Birkaç kelimeyle ifade etmek zor. Deleuze anarşizmden az bahseder fakat anarşinin en iyi tanımını veren odur; &#8220;<em>bu garip birlik(telik) kendi kendine hep çokluk der.</em>&#8220;, önemsiz hiç bir şeyin olmadığı bir tanım, bu durumda tam olarak Deleuze&#8217;ün temel kavramlarından birini, &#8220;<em>tekanlamlı varlık</em>&#8220;ı, ama aynı zamanda Nietzsche&#8217;nin &#8220;<em>güç istenci</em>&#8220;ni vermesiyle aynıdır. Deleuze için, tek anlamlı varlık, güç istenci ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anarşi">anarşi</a> homologtur, aynı gerçekliği söylemeyi amaçlarlar. Ve bu özgürlükçü proje için herşeyi değiştirir. Daha az ya da daha çok çılgın bir siyaset felsefesi (her hal ve durumda bu ismi hakeder) sosyolojik ve felsefi güçlü akımın başlıca anlatımı Deleuze sayesinde, Spinoza&#8217;dan Whitehead&#8217;e, Leibniz&#8217;den, Nietzsche&#8217;den, Gabriel Tarde&#8217;dan, Gilbert Simondon&#8217;dan geçerek anarşizmi doğurur. Hatta daha iyisi, anarşist hareket, kendi özgül deneyimleri ve yazarlarıyla (Proudhon, Bakunin, Dejacques, vd.) bu güçlü felsefi geleneğe anlam verir, onu yaşamımız için tüm sonuçlarını üretebilecek yeterliliğe ulaştırır. Bu bağlantı, ya da bu yankı, teorik <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>, pratik <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ve &#8220;postmodern&#8221; düşünce olarak adlandırmanın uygun olduğu düşünce arasında güncel olarak tarihsel anarşizmin kıyısında canlı bir tartışma nesnesidir. Farklı özgürlükçü hareketlerin geleceği ve dünyanın olmak üzere olduğu şey karşısında ne bekleyebileceğimiz için önemli tartışmalar. Bana gelince, farklı özgürlükçü işçi hareketlerinin her zaman trajik deneyimlerindeki gibi, anarşist metinlerde farklı araştırmalar arasında bu bağlantının açıklığını göstermeye çalıştım. Başkaları da çalışmaya koyuldular mesela Fransa&#8217;da, Kuzey Amerika&#8217;da, Türkiye&#8217;de ya da Brezilya&#8217;da, ve umuyorum ki birçok yayın (bazıları devam ediyor) belirgin bir bakış açısını pekiştirir ve bu umudu tüm taşıyanlar, çok yakında, gerçek bir muhalif alternatif dünyayı inşa eder ve neredeyse her yerde, bize dayatmaya çalışırlar.</p>
<p><strong>Ne tanrı, ne devlet en çok bilinen anarşist söylemlerden birisidir. Bugün politik çevrelerde dinlerin geri dönüşüne tanıklık ediyoruz. Filozof Michel Onfay’ın da düşündüğü gibi senin için de ateist bir mücadeleciliğin harekete geçmesi önemli mi? Sence dinsel inancın ateizmini ayıran kırılma noktası siyasi yönden yerinde mi?</strong></p>
<p>Ateizmi, tanrının reddelişini ve bunların üstünlüğünü yeniden kesinleştirmek gerek. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> için tanrı figürü ve özellikle de tek tanrıcıların tanrısı (papazları ve imamlarıyla) egemenliğin, sermayenin (ve Piyasanın tanrısallığı), devletin (kolluk kuvvetleri ve tanrının ikiz kardeşi), patriarkanın (bütün despot baba ve erkek kardeşleriyle birlikte), bilimin (insani beyin yıkayıcı uzmanlarıyla, tabi beyaz önlükleriyle), sosyalizmin ve komünizmin (partileri, siyasi merkezleri ve büyük dümencileriyle) bütün biçimlerinini ağır bir açmaz altında bırakır. Özgürlük tasarısının ortasındaki tanrı düşüncesiyle savaşmak, aynı zamanda onu açıklamaya ve doğrulamaya da karşıdır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> için belirsiz ve ihtiyatlı agnostisizme sığınmak yeterli değildir. Büyük ve anlaşılmaz bir mutsuzlukla net olarak açıklamanın tersine (Bakunin ile), tanrı varolduğu sürece sıkıntıdan kurtarma görevini üstlenmek zorunda kalmıştır.</p>
<p>Ateist mücadele özgürlük düşüncesinin tam ortasındadır, evet ama bir şartla: modernite ve aydınlanmayla içiçe rasyonalizmiyle ateist mücadele indirgenemez:<br />
Bilimde, gelişmede ve teknikteki inanç (aynı zamanda hepsi saçma ve yabancılaşmış) dini inançların yerini alıyor; laboratuvarlar, bilir kişiler ve uzmanlar tapınaklar ve papazlarla yer değiştiriyor ve bütün bunlar mantığa uygun olarak yapılıyor.</p>
<p>Tarihsel ve coğrafyasal olarak taşmakta olan ve anlam veren özgürlük düşüncesi, felsefi bir gelenekle kaydedildiği gibi aynı zamanda da bu tarihe şekil veren insanlık tarihinin ve farklı uygarlıkların bütününde de kaydedilmiştir. Özgürleştirme kavgası durmadı. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> Avrupa’nın çeşitli yerlerinde yüz elli yıl önce onu var etmek için ortaya çıktı. Yeniden başlamaktan ziyade anarşizmin ortaya çıkması milyonlarca yıllık insan varoluşuna tüm kıtalar ve bütün uygarlıklar hakkında yeni bir düşünüş kazandırdı. Anarşizmde her zaman yaşamımızın, tarihin kökleri ortaya çıkmalıdır. Çünkü anarşistlerin gözünde dinsel deneyimler insanlığın ve maddenin arasındadır, tanrı yoksa aşkınlık da yoktur. Walter Benjamin’in de gösterdiği gibi onlar: deneyimleri, görünümleri ve uygulamalarıyla özgürleştirici olarak bizim selametimiz, varolan özgürlüğümüz için ortaya çıkan baskının ve egemenliğin yanındaki taşıyıcılardır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> geçmişi tahrip etmez. Bir geçmiş asla sona ermez, hiç durmadan başka biçimlere bürünerek tekrar gelir. Deneyimlerin bütününü ve insan davranışlarını ele almak yerine (ki bu da deneyimleri ve durumları yaratan olayların ve kişilerin sonsuz çeşitliliği demektir), zaman ve mekandan bağımsız olan özgürleşme mücadelesinin bir parçası olan dilbilimsel, ulusal ve dinsel gelenekten geçerek geçmişi başka türlü tekrar eder ve onu tekrar düzenler.</p>
<p><em>Razmig Keucheyan &#8211; Solidarité No.102</em></p>
<p>* <a onclick="pageTracker._trackPageview ('/outgoing/http_lagryffe_net_');" rel="nofollow" href="http://lagryffe.net/" target="_blank">Librairie La Gryffe</a> [ç.n.]<br />
1 Emile Pouget (1860- 1931) Anarşist eğilimli devrimci fransız sendikalist. 1907&#8242;den itibaren, CGT [Confederation Generale du Travail; Genel Emek Konfederasyonu] tarafından yayınlanan &#8220;Halkın Sesi&#8221; gazetesinin sorumlusu.</p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/bugun-anarsizm/" title="Bugün Anarşizm" rel="tag">Bugün Anarşizm</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1714/zenginlik-kitle-iletisim-araclarini-nasil-etkiler/" title="Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler? (24 Ekim 2009)">Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1710/zenginligin-politika-uzerindeki-etkisi-nedir/" title="Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir? (24 Ekim 2009)">Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1631/yonetici-sinif-devlet-uzerindeki-denerimini-nasil-surdurur/" title="Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür? (24 Ekim 2009)">Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1786/yeni-anarsistler/" title="Yeni Anarşistler (24 Ekim 2009)">Yeni Anarşistler</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1855/yasamtarzi-anarsizminin-degerlendirilmesi/" title="Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi (27 Ekim 2009)">Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/2061/bugun-anarsizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anarşizm&#8217;de iki temel eğilim</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1982/anarsizmde-iki-temel-egilim/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1982/anarsizmde-iki-temel-egilim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 11:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[featured articles]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşizm'de iki temel eğilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1982</guid>
		<description><![CDATA[Anarşizm&#8217;in Alternatif Eğilimleri


Anarşizm&#8217;de devlet, kapitalizm ve tüm baskılara karşıtlık üzerinde uzlaşan ancak devrim, demokrasi, politik öneride bulunma ve sınıf mücadelesi üzerinde uzlaşmayan iki temel eğilim mevcut.

Anarşizm&#8217;in Alternatif Eğilimleri
Yazan: Wayne Price
Uri Gordon (2008). Anarchy Alive! 
Michael Schmidt &#38; Lucien van der Walt (2009). Black Flame. 
Birçok teorisyen tarafından modern anarşizm iki temel eğilimi olduğu ifade edildi.Yazar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>&#8217;in Alternatif Eğilimleri</p>
<p><img src="http://www.anarkismo.net/attachments/sep2009/300_0___20_0_0_0_0_0_pcbtco2.jpg" border="0" alt="" /></div>
<blockquote>
<div><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>&#8217;de devlet, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">kapitalizm</a> ve tüm baskılara karşıtlık üzerinde uzlaşan ancak devrim, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>, politik öneride bulunma ve sınıf mücadelesi üzerinde uzlaşmayan iki temel eğilim mevcut.</div>
</blockquote>
<p><strong><em><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>&#8217;in Alternatif Eğilimleri</em></strong><br />
<strong>Yazan: Wayne Price</strong></p>
<p><strong>Uri Gordon (2008). <em>Anarchy Alive!</em> </strong></p>
<div><strong>Michael Schmidt &amp; Lucien van der Walt (2009). <em>Black Flame.</em> </strong></div>
<div>Birçok teorisyen tarafından modern <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> iki temel eğilimi olduğu ifade edildi.Yazar tarafından çeşitli şekillerde kavramsallaştırıldıkları gibi. İki eğilimi resmetmek etmek için aşağıdaki iki kitabı kullanarak, anarşist hareketteki iki gözle görülür yaklaşımı nasıl gördüğümü ifade edeceğim. (Bu özel olarak Black Flame&#8217;in kritiği değil) Onların devrim, reformizm, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>, &#8220;politik öneride bulunmak&#8221; her ne anlama geliyorsa, işçi sınıfına dair yaklaşım konularında gösterdikleri farklılıkları açıklayacağım.</div>
<div>Uri Gordon (2008) tarafından <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> üzerine henüz yazılan kitabın başlarına doğru, İsrailli anarşist yazar anarşistler arasındaki &#8220;en göze çarpan bölünme&#8221; üzerine yazıyor. ABD&#8217;li David Greaber (2002) tarafından dogmatik, politik programlar geliştiren &#8220;sekter&#8221; ya da &#8220;kapital-a anarşist gruplar&#8221; şeklindeki azınlık eğilimi ile tarihsel dinamizmin gerçek konumu olan, programatik olamayan &#8220;küçük-a anarşistlerinin çoğunluk eğilimi&#8221; olarak çerçevelenmiş yol ile başlıyor. (Gordon 2008; syf:23-24; Graeber&#8217;in anarşimi üzerine görüşlerim için Price 2007&#8242;yi görebilirsiniz.) Graeber&#8217;in sekter, dogmatik, büyük-A anarşisti olarak referans verdiği tek grup Kuzeydoğu Anarşist Komünistler Federasyonu. (NEFAC) (Ben NEFAC&#8217;ın üyesiyim ancak resmi olarak onun adına konuşuyor değilim.)</div>
<div>Gordon&#8217;a göre , Graeber&#8217;in ayrımında &#8220;birşey&#8221; var ama daha &#8220;titiz&#8221; bir değerlendirme olmalı. Herşeyden önce &#8220;sermaye-A groupların azınlık eğilimi olması zor &#8230;binlerce üyeye [sahipler]. (syf. 24) Eğer anarko-sendikalist sendikaların Avrupa ve diğer yerlerdeki üyelerini dahil edersek kesinlikle doğru. &#8220;Sekterizm&#8221; ve &#8220;Doğmatizm&#8221; suçlamasının tersine Gordon çoğu platformistin Makhno&#8217;nun 1926&#8242;daki örgütsel platformuna kutsal yazıt olarak değil ama tartışmanın başlangıcı olarak baktığını not düşüyor. (Birisini &#8220;doğmatik&#8221; olarak eleştirmek genellikle o kişi ile farklı düşündüğünü ve kendi fikirlerini kabul etmeye ayak dirediğini söylemenin yolu.)<br />
Onun yerine Gordon iki eğilim arasındaki ayrışmayı &#8220;politik kültür&#8221; olarak değerlendiriyor. (Bu farklılıkları tartışmanın ideolojik olmayan bir yolu) Bir eğilimi (sermaye-A anarşistleri) &#8220;İkinci Dünya Savaşı öncesi kabul gören anarşist hareketin geleneksel politik kültürü&#8221; ile tanımlıyor. (syf. 25) Onların seçilmiş resmi yapıları olduğunu ve kararların genelllikle oylama ile alındığını söylüyor. İş yeri örgütlenmeleri, savaş karşıtı eylemler üzerinde duruyorlar ve fikirlerini yayınlıyorlar. Diğer (küçük-A) eğilimi anarşist gelenek ile fazla ilgilenmiyor, sadece gayri resmi grupları var, kararlarını konsensus ile alıyor ve yazara göre ekoloji, kimlik politikası, deneysel topluluklar ve doğu mistisizmine odaklanıyor.</div>
<div>&#8220;İki <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> arasındaki fark kuşak ile ilgili, bir &#8216;eski okul&#8217; ve bir &#8216;yeni okul&#8217;&#8221;. Eski Okul anarşistlerine karşı çıkmayı istemeden Gordun (Graeber gibi) planlı olarak Yeni Okul anarşizminin tarafında yer alıyor.(Her zaman &#8220;sekterlik karşıtı&#8221; değil, kitabın sonlarına doğru, İsrail/Filistin üzerine görüşlerimi (Bu başlık ile ilgili değil. Price 2009 syf 149-151 de cevaplandı)sert bir dille eleştiriyor.</div>
<div>Gordon&#8217;ın mevcut anarşizmdeki iki temeli kesin olarak ayırdığını düşünürken, bölünmeyi anlamanın &#8220;eskiye karşı yeni&#8221;nin kullanışlı bir yöntem olduğunu düşünmüyorum. Proudhon ve Striner&#8217;den başlama üzerine Yeni Okul olarak isimlendirilen görüşlerin bir çoğu anarşist tarih içerisinde bulunabilir. Gordon kendi görüşlerini resmetmek için özellikle Gustav Loandauer&#8217;in görüşlerini aktarıyor. Bu fikirlerin bir çoğu 60&#8242;lar ve 70&#8242;lerde anarşistler arasında Paul Goodman ve Colin Ward tarafından öne sürüldü. Yeni Okul&#8217;un görüşlerinin çok azı gerçekten yeni.</div>
<p><strong>Genel Anarşist Gelenek</strong></p>
<div>Bununla birlikte böyle bir ayrım geçerli. Güney Afrika&#8217;daki Zabalaza Anarşist Komünist Cephe&#8217;den Schmidt&amp; van der Walt tarafından yazılan &#8220;genel anarşist gelenek&#8221; (2009) Gordon&#8217;ın Eski Okul ve Graeber&#8217;in sermaye-A anarşizmi şeklinde isimlendirdiği şeydir. Bu, Kendisini anarşist-komünist ve anarşist-sendikalist olarak tarifleyen kişiler dahil Michael Bakunin den Peter Kropotkin den Emma Goldman dan Nestor Makhno&#8217;ya kadar anarşizmin geleneğidir. Tarihsel olarak kendisini anarşist olarak tanımlayan kişilerden çoğu bu gelenektendi.</div>
<div>Neredeyse, Black Flame (Kara Bayrak) ile benim aramdaki tek fikir ayrılığı genel anarşist gelenek dışındaki herhangi birisinin &#8220;anarşist&#8221; olmamakla beraber &#8220;özgürlükçü&#8221; olmasıdır. &#8220;Sınıf Mücadelesi&#8221; anarşizmi bazen devrimci ya da komünist <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> olarak anılan şey bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ÇEŞİDİ değildir; bizim görüşümüze göre sadece SADECE anarşizmdir. (Schmidt &amp; van der Walt 2009; syf 19) Proudhon hem sınıf mücadelesi hem devrim hem komünizm için kendisi kabul etmese de &#8220;anarşizmi Marx ile benzeri anlamda telaffuz etmiştir. Bu yaklaşım anlamsızdır. Anarşizmin ana akımı ile örtüşmeyen, kendisini anarşist olarak tanımlayan bir çok insan var oldu ve hala varlar. Bununla birlikte kendilerini &#8220;devrimciler&#8221; olarak lanse ederken devlet ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">kapitalizm</a> karşıtılar. Ana geleneğin bir parçası olmadıklarını belirtmeleri gerçekten kıymetli, ancak gerçekten &#8220;anarşist?&#8221; olup olmadıklarını vurgulamak daha doğru. Bu bizim sekter ya da dogmatist olarak gözükmemize neden oluyor. Biz onların görüşlerinin içeriği (politikalarının yanlış olduğu) üzerine vurgu yapmalıyız, etiketleri üzerine değil.</div>
<div>Belirtildiği üzere Gordon Yeni Okul olarak tarif ettiği akımın &#8220;anarşist hareketin geleneksel politik kültürü&#8221;nü takip etmediğini reddetmiyor. Çok önemsemiyor ve muhtemelen bir erdem olarak görüyor.</div>
<p><strong>İki Eğilim arasındaki Politik Farklılıklar: Devrim Üzerine</strong></p>
<div>Anarşizmin iki eğilimi arasındaki gerçek farklılılar üzerinde dururken, aralarındaki ciddi politik farklılıkları incelemek gerekir- ideolojik olmayan bir &#8220;kültür&#8221;ü değil gerçek politikaları.</div>
<div>Genel anarşist gelenek (sınıf mücadelesi anarşist-komünizm ya da Eski Okul anarşizmi ya da herne ise) her zaman devrimci olmuştur. Öyle ki üyeleri eğemen sınıfın (devletleri etrafında biçimlenecek) direniş olmadan ellerindeki iktidarı bırakmalarına ihtimal vermemektedir. Ezilenlerin ve sömürülenlerin kitlesel bir hareketle devleti yıkması ve kapitalist ekonomi mantığını ve diğer her türlü baskıyı dağıtması gerekir. Bunların yerine toplumsal öz-örgütlülüğün ve öz-yönetimin yeni biçimleri geçmelidir. Bu, bugünün reformlarını ve ilerlemelerini inkar etmek değil ama stratejik bir hedef sahibi olmaktır.</div>
<div>Gordon, böyle bir devrimci yaklaşımı reddetme konusunda tipik bir Yeni Okul anarşisti (ya da herneyse). Geleneksel anarşistler, diye yazıyor, devrimden sonra toplumu nasıl örgütleyeceklerini vurguluyor. &#8220;Bugün, açıkca, anarşist söylem nihai devrimci son beklentisinden uzaktır..&#8221; ya da devrim sonrası topluma dair görüşlere ilgi duymaya (Gordon 2008; syf 40) . Daha ötesinde &#8220;bugün anarşistler bugünkü işleyiş den ziyade gelecekteki bir olay olarak devrim üzerine düşünmezler &#8211; ifadeyi kullansalar da- (syf 41) Tüm toplumu değiştirmek yerine mümkün olsun ya da olmasın anarşistler geniş faaliyetleri içerebilecek &#8220;kültür olarak <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anarşi">anarşi</a>&#8221; yi ama aynı zamanda nonkonformizm ve bencil olmayan eşitlikçi halleri teşvik etmeli diye yazıyor .</div>
<div>Nonkonformizm ya da akşam partileri kötü değil, tam tersine, Ama bunlar kapitalist devleti toplumsal olarak alaşağı edecek stratejiler değil. Gordon bundan kaygı duymuyor. &#8220;Hiyerarşik olmayan yapıların gelişimi&#8230; bir çok anarşist için kendi başına bir sonuçtur&#8221; (syf. 35) Gordon hiç bir zaman yüksek sesle kendi eğiliminin devrimden vazgeçtiğini söylemiyor ya da yazmıyor ama ben bunu başka bir türlü okuyamıyorum.</div>
<div>Radikal görünmek için, Gordon ve diğer anarşistler devlete karşı mücadele vermeyi, devlete ve kapitalist sınıfı tehdit ederek haklar kazanmaya çalışmanın anti-anarşist olduğunda ısrar ediyor. &#8220;Talep polikaları&#8221; .. devlet iktidarının onayı ve kabulünü sağlayarak&#8230; anarşizmden oldukça uzak bir stratejidir.(syf.151) Bunun yerine anarşistler kendi aralarında farklı şekilde davranarak daha iyi bir dünya yaratmakla mükellefler.</div>
<div>Ancak anarşistler her zaman devletten savaş açılmasına karşı, mahkumların serbest bırakılması için ya da toplumsal hakları için taleplerde bulundular. Anarşist olmayanlar için devletin güvenilmez olduğu üzerine gösteri yapmak tek yol ancak haklar kazanmak için mücadele edilmeli. Bizim kapitalistlerden , sendika hakkı için ya da daha iyi iş koşulları için taleplerimiz var. Kapitalistlerden ya da Devletten herhangi bir şey talep etmeyi reddetmek kulağa çok radikal gelebilir (anarşistlerin kendilerini tanıdıkları ya da onayladıklarını umursuyorlarsa) ancak bu reformist bir yan çizme ve mücadeleden vazgeçmektir.</div>
<div>Gordon &#8220;öneri politikaları&#8221; üzerinde duruyor. Anarşizmin her iki okulu şimdi ve burada hiyerarşik olmayan kurumlar oluşturmanın öneminde uzlaşıyor. Ancak Gordon&#8217;a ve kendi eğilimine göre mesele nihai amaçlar için etkili olup olmadığı bir yana anarşistlerin kişiler arası dinamikleri ve gayri resmi ağlarıdır.</div>
<div>Genel anarşist geleneğe göre mesele demokratik, toplumsal direnişin karşı kültürünü inşaa etmektir. &#8220;Kira grevi ve topluluk örgütlenmesi&#8221;((Schmidht &amp; can der Walt (2009)&#8217;dan referansla &#8221; &#8220;karşı iktidar inşaa eden projelerin parçası olarak, kitlesel anarşistleri yoğun ve üst üste geçen toplumsal ağlar, kurumsal hayatlar inşaa ediyor. Buna mücadele toplulukları, mahalle komiteleri, işlerin gece okulları ve rağbet gören herşey&#8230;.dahil&#8221;(syf.181)</div>
<div>Gordon, bu kavrama inanmıyor çünkü doğrudan demokrasinin en radikal, katılımcı biçimi dahi olsa demokrasiye inanmıyor. Kendi eğilimindeki pek az anarşist demokrasiyi açıkça reddediyor. (Örneğin, Graeber [2002], kendisini konsensus ile tanımlıyor) &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> &#8230; demokrasinin en radikal formunu temsil etmez..&#8221; syf(70) . Bununla Gordon ilk bakışta konsensusu kastediyor gibi gözüküyor ancak sonunda kastettiğinin hareketi gizli bir elitin örgütlerken liderliği olduğunu açıklıyor. &#8220;Anarşistler gücün görünmeyen, gizli, derinden hesaplanamaz kullanımı sadece kaçınılmaz değil&#8230;aynı zamanda dünya görüşlerine uygun olduğu sürece savunulması gerektiği kabulüne bağlıdır.&#8221; (syf. 75) Bu, anarşizmin önemli bir kısmının terkettiği Proudhon ve Bakunin&#8217;in en kötü en antidemokratik yaklaşımları ile uyumludur.</div>
<div>Açıkca devrimci sınıf mücadelesi anarşistlerinin görüşü, &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> -tarlada, fabrikada, mahallede federal yapılar ve aşağıdan yukarıya konseyler ile koordine olmuş- demokrasinin tam anlamıyla gerçekleşmesinden daha azı değildir&#8221;(Schmidt &amp; van der Walt 2009; p. 70). Konsensus ya da oylamanın pratik mesele olduğunu ilke meselesi olmadığı yaklaşımına sahiptir.</div>
<p><strong>Politik Farklılıklar: Sınıf Üzerine</strong></p>
<div>Genel anarşist geleneğin politikalarının merkezi sınıf tabanlıdır: işçi sınıfı ve aynı zamanda köylüler arasında kök salar ve destekler. Buna aynı zamanda cinsel Kimlik, ırk, ususal mesele, cinsel yönelim, savaş ve ekoloji gibi sınıf temelli olmayan &#8211; sınıf ile örtüşen ve etkileşim içinde olan mücadeleler de dahil. Ancak işçi sınıfının en azından potansiyel olarak sistemin işleyişini durduracak ve farklı bir şekilde başlatacak kendine özgü bir gücü olduğu görülüyor.(1998 Meiksins Wood&#8217;da işçi sınıfı perspektifinin mükemmel bir savunması bulunabilir.) Bu nedenle sınıf mücadelesi anarşizminin genel anarşist geleneği Marx&#8217;ın özgürlükçü bir tefşiri ile örtüşür.</div>
<div>Gordon, ne bahsettiği anarşist eğilimde ne de diğer başlıklarda sınıf analizine hiçbir noktada değinmiyor. Tarif ettiği üzere, &#8220;hayvan özgürleşmesi&#8221; hareketi, diğer başlıklar arasında &#8220;işçilerin mücadelesi gibi belirgindir. Tali alanda endüstriyel sektör ve geleneksel sendikalizm ucuz ve kötü işlerle ve güvenilmez işçilerin öz-örgütlendiği sendikalarla yer değiştirmiştir.&#8221;(syf. 5) Bu cehalet kırıntısı neredeyse onun tüm dünyada milyonlarca işçiye önereceği anarşizmin uyarlamasının neredeyse tümünü oluşturuyor.</div>
<p><strong>Bookchin and Diğer Farklar</strong></p>
<div>Bazı okuyucular benim anarşizmin iki eğiliminine dair kavrayışımın nasıl Murray Bookchin tarafından &#8220;toplumsal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>&#8221; ve yaşamtarzı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>&#8221; olarak yapılan ayrım ile ilişkisini merak edebilir. Bookchin&#8217;in sert argümanlarını bir kenara koyarsak, bazı benzerlikler mevcut. Bookchin&#8217;in toplumsal anarşizmi de anarşist komünizmde ve radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> için temellenmiştir.Yaşamtarzı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> olarak isimlendirdiği eleştirilerin birçoğu Gordon&#8217;ın Yeni Okul anarşizmi olarak isimlendiği şeye uygundur.</div>
<div>Ancak bazı sorunlar var. Gordon&#8217;ın görüşlerini acımasızca &#8220;yaşamtarzıcılık&#8221; olarak özetlemek adaletsiz olacaktır.O, diğerleri gibi, sermayeye ve devlete karşı toplumsal hareketlerin bir parçası olmak gerektiğine inanıyor. Kitabına 2005&#8242;deki G5 karşıtı gösterilere katılımı ile başlıyor. Bookchin, diğer taraftan, reformist anarşistlerin görüşlerinin birçoğunu paylaştı. &#8220;Bookchin..-sınıf mücadelesinden arındırılmış ve örgütlü işçi sınıfına müttefik olmayan yeni bir &#8220;anarşist&#8221; strateji inşaa etmeye çalıştı&#8230;&#8221;(Schmidt &amp; van der Walt 2009; syf. 79). Stratejisi (&#8221;özgürlükçü belediyecelik&#8221;) seçimle belirlenmiş yerel hükümetlere dayanıyordu. Bu, &#8220;küçük-a anarşistleri&#8221;nden dahi daha reformisttir. Nihayet, Bookchin kendisini anarşist olarak tanımlamaktan vazgeçti.</div>
<div>Bu durumda, genel tarihsel anarşist hareket üzerine inşaa olan, metodları ve amaçları devrimci olan, tasarlanan sonucu ve kendisi radikal demokratik olan, işçi sınıfı içerisinde konumlanmış ancak baskıya karşı tüm mücadeleleri destekleyen, özgürlükçü sosyalist (komünist) bir toplumu hedefleyen devrimci anarşizmin tek bir eğilimi var.</div>
<div>Açıkca, Gordon benim (her nasılsa yeni bir toplum öngörse dahi) metodlarında ve stratejilerinde devrimci olmadığından bu yana &#8220;reformist <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>&#8221; olarak tanımladığım modern <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> içerisinde geniş bir eğilimi destekliyor. Geleneksel anarşizmin geniş bir kavrayışı üzerinde ilerlemiyor. Teoride dahi sıklıkla demokratik değil. Sınıf meselesini önemsemiyor ya da pratik te es geçiyor. Açıkca antikapitalist ve büyük ihtimalle sosyalist ya da komünist ancak o şekilde bir toplumun oluşması için gerekli olan devrim için bir strateji olmadan, bu pratikte çok da bir anlama gelmiyor.</div>
<div>İki eğilim arasında her eğilimin sınırı içinde değerlendirmediğim başka konular da var. Gordon, örneğin, anarşist-primitivizm ve anarşist-pasifizme yakın ancak hiçbirini tamamen doğru bulmuyor. Ve Schmidt &amp; van der Walt&#8217;ın belirttiği gibi, genel anarşist eğilim isyancı anarşistler ve kitle anarşistleri arasındaki ayrışmayı da (bölüm 3&#8242;ü inceleyebilirsiniz) tıpkı farklı görüşlerdeki anarşistlerin ayrı örgütlenmeleri gerektiği ya da gerekmediği üzerine (bölüm 8: platformizm üzerine) insanlar arasındaki tartışmada, sendikalara katılıp katılmamada (bölüm 6 ve 7), baskı altındaki ulusların kendi kaderlerini belirleyip belirlememesinde (bölüm 10) vs olduğu gibi içeriyor. Bu nedenle buna GENEL anarşist gelenek deniliyor! Ancak temel fikirler net.</div>
<div><strong>KAYNAKLAR</strong></div>
<div>Bookchin, Murray (1995). Toplumsal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ya da Yaşamtarzı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>: Uzlaşamaz bir Ayrılık. San Francisco: AK Yayın</div>
<div>Gordon, Uri (2008). <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anarşi">Anarşi</a> Hayatta! Teoriden Pratiğe anti- otoriter politikalar. Londra/Anne Arbor MI: Pluto Press.</div>
<div>Graeber, David (2002). “Yeni Anarşistler,” Yeni Sol Eleştiri 13. http:// newleftreview.org/A2368</div>
<div>Meiksins Wood, Ellen (1998). Sınıf&#8217;tan geri çekilme: Yeni bir &#8220;doğru&#8221; sosyalizm. London/NY: Verso.</div>
<div>Price, Wayne (2009). “Filistin Mücadelesi ve Anarşist İkilem; Gordon&#8217;ın <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anarşi">Anarşi</a> Hayatta! kitabına yorumlar&#8221; <a onclick="pageTracker._trackPageview ('/outgoing/http_www_anarkismo_net_article_12856');" rel="nofollow" href="http://www.anarkismo.net/article/12856" target="_blank">The Palestinian Struggle and the Anarchist Dilemma &#8211; Anarkismo</a></div>
<div>Price, Wayne (2007). “Reformist Bir Anarşizmin kırıntıları: David Graeber’in bir röportajı (2004) Anarşist antropolojinin kırıntıları.” <a onclick="pageTracker._trackPageview ('/outgoing/http_www_anarkismo_net_article_4979');" rel="nofollow" href="http://www.anarkismo.net/article/4979" target="_blank">Fragments of a Reformist Anarchism &#8211; Anarkismo</a></div>
<div>Schmidt, Michael, &amp; van der Walt, Lucien (2009). Black Flame (Kara Ateş): <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ve Sendikalizmin Devrimci Sınıf Politikaları. Basım. 1. Oakland CA: AK Press.</div>
<div>* <a onclick="pageTracker._trackPageview ('/outgoing/http_www_Anarkismo_net');" rel="nofollow" href="http://www.anarkismo.net/" target="_blank">Features &#8211; Anarkismo</a> için yazılmıştır.</div>
<div>Çeviri: Deniz Kurtul huzurisyanda @ gmail</div>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizmde-iki-temel-egilim/" title="Anarşizm&#039;de iki temel eğilim" rel="tag">Anarşizm&#039;de iki temel eğilim</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1714/zenginlik-kitle-iletisim-araclarini-nasil-etkiler/" title="Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler? (24 Ekim 2009)">Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1710/zenginligin-politika-uzerindeki-etkisi-nedir/" title="Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir? (24 Ekim 2009)">Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1631/yonetici-sinif-devlet-uzerindeki-denerimini-nasil-surdurur/" title="Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür? (24 Ekim 2009)">Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1786/yeni-anarsistler/" title="Yeni Anarşistler (24 Ekim 2009)">Yeni Anarşistler</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1855/yasamtarzi-anarsizminin-degerlendirilmesi/" title="Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi (27 Ekim 2009)">Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1982/anarsizmde-iki-temel-egilim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anarşist Ekonomi: Kriz İçindeki Dünya İçin Bir Alternatif / İspanya 1936-1939: Libert</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1955/anarsist-ekonomi-kriz-icindeki-dunya-icin-bir-alternatif-ispanya-1936-1939-libert/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1955/anarsist-ekonomi-kriz-icindeki-dunya-icin-bir-alternatif-ispanya-1936-1939-libert/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 10:16:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Abraham GUİLLEN]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşist Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşist Ekonomi: Kriz İçindeki Dünya İçin Bir Alternatif / İspanya 1936-1939: Libert]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1955</guid>
		<description><![CDATA[Abraham GUİLLEN (1975)
Giriş 
Tarımda, Endüstride ve Kamu Hizmetlerinde Kendinden Yönetim 
CNT&#8217;nin Devrimci Amaçları 
İstihdam Yapısı 
Aktif Katılım ve Üyelik 
Kolektif Bir Temelde Eşit Bölüşüm 
Hizmetlerde ve Endüstride Kendinden Yönetim 
Ek 1 
İşbirliği ve Kendinden Yönetim 
Ek 2: Kendinden Yönetimin On Noktası 
GİRİŞ
İspanya&#8217;nın dünya anarşist hareketi açısından özel bir tarihsel önemi vardır. 1936-9 İspanyol İç Savaşı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/abraham-guillen/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Abraham GUİLLEN">Abraham GUİLLEN</a> (1975)</div>
<p><span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #990000;">Giriş</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #990000;">Tarımda, Endüstride ve Kamu Hizmetlerinde Kendinden Yönetim</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><span style="color: #990000;">CNT&#8217;nin Devrimci Amaçları</span> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><span style="color: #990000;">İstihdam Yapısı</span> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><span style="color: #990000;">Aktif Katılım ve Üyelik</span> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><span style="color: #990000;">Kolektif Bir Temelde Eşit Bölüşüm</span> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #990000;">Hizmetlerde ve Endüstride Kendinden Yönetim</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #990000;">Ek 1</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><span style="color: #990000;">İşbirliği ve Kendinden Yönetim</span> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #990000;">Ek 2: Kendinden Yönetimin On Noktası</span></strong> </span></p>
<p><span style="color: #990000;">GİRİŞ</span><br />
<span>İspanya&#8217;nın dünya anarşist hareketi açısından özel bir tarihsel önemi vardır. 1936-9 İspanyol İç Savaşı ve Devrimi hakkındaki yayınların sayısı ve kapsamı giderek artıyor. Bu tamamen anlaşılabilir bir şeydir, çünkü tarihin bu dönemi bu yüzyılın en etkileyici olan, ve devrimler tarihindeki en hayati dönemini temsil eder. Anarşistlerin bu konu üzerinde kapsamlı bir şekilde yazmaları da eş derecede anlaşılabilir bir şeydir, çünkü anarşistler ve sendikalistlerin İspanya&#8217;sı ve 1936, anti-otoriter ve anti-devletçi ideolojinin etkisi ve yönlendirici ışığı altında tarihte gerçekleştirilen en tutarlı ve en geniş kapsamlı değişikliği temsil etmektedir. İspanya, büyük ölçüde, sendikalist sendikaların devrimci eylemleri sayesinde anarşist ideallerin uygulamaya koyulabileceği asli esin kaynağı ve kanıtı haline gelmişti. İşçilerin dayanışma, karşılıklı yardımlaşma ve özgürlüğe dayanan yeni bir yaşamı yaratmaya giriştikleri, devrimci bir toplumun iki, üç yılı[ndan oluşan] İspanyol devrimi, &#8220;toprak köylülere, fabrikalar işçilere&#8221; talebinde bulunan 1917 Rus devriminin anarşist-esinli sloganlarını, İtalya&#8217;da 1920&#8242;nin Fabrika Komiteleri hareketini veya 1921 Kronştad gibi öteki anarşist çabaları gölgede bırakmıştır.</span><br />
<span>Yine de, İspanya ve 1936, geniş yelpazede bir tartışmaya ve yayına yol açmış olmasına rağmen, sendikalist sendika Ulusal Emek Konfederasyonu&#8217;nun [<em>National Confederation of Labour</em>] (CNT) ilhamıyla hareket eden, şehir ve kırlardaki devrimci işçi sınıfı tarafından kurulan yüzlerce kolektifin içinde yer aldığı devrimin ekonomisi hakkında pek az şey yazılmıştır.</span><br />
<span>İspanya&#8217;daki anarşistler, eskinin küllerinden yükselmekte olan toplumun ekonomik yönetiminin gelecekteki örgütlenmesi hakkında canlı ve karmaşık tartışmalar yapıyorlardı. Nihayetinde, ve özellikle de 1900&#8242;dan itibaren İspanya&#8217;da sendikalist düşüncelerin [kazandığı] kuvvet nedeniyle, Bakunin&#8217;in ekonomik örgütlenmeye dair orijinal düşüncelerine büyük bir benzerlik gösteren özgür belediyecilik kavramı benimsendi ve anarşist konferanslarda onaylandı.</span><br />
<span>Anarşist ekonomist Abraham Guillen&#8217;in 1988&#8242;de <em>Economia Libertaria</em> (Fundacion de Estudios Libertarios, Bilbao) adıyla basılmış olan kitabının Üç ve Beşinci bölümlerinden yazılan bu broşürde, yazar, İspanya&#8217;nın yarısını faşist denetimine bırakan Haziran ayaklanmasının öncesinde bu fikirlerin benimsenmesini ve 1936 CNT Kongresinde onaylanmasını inceliyor. Bu fikirleri genel olarak inceleyerek ve 1936&#8242;da yaratılan bazı anarşist kolektiflere bakarak, üç yıl boyunca binlerce insanın yaşam tarzını meydana getiren bu deneyimlerin başarısını değerlendiriyor, ve günden güne gerçekleştirilen gelişmelerden sonuçlar çıkarıyor.</span><br />
<span>Guillen, sayıları yaklaşık 500&#8242;ü bulan İspanya&#8217;nın Kuzey Batısı&#8217;ndaki Aragon&#8217;daki kolektiflerin, daha önceki kapitalist yapılardan daha rasyonel, eşitlikçi ve demokratik bir şekilde örgütlenmiş olan yeni bir ekonomik ve toplumsal düzeni örgütleyebildiklerini ortaya koyuyor. Kolektifler, 19 Temmuz 1936 faşist ayaklanmasının başarısızlığının hemen ardından yaratılmıştı, ve başarıları Franco&#8217;nun milliyetçi kuvvetlerinin istila etmeyi başaramadıkları &#8220;özgür&#8221; İspanya&#8217;ya hızla yayılmıştı.</span><br />
<span>Bunların kuruluşları ve örgütlenmeleri, görünüşte her ne kadar kendiliğinden olsa da, büyük ölçüde İspanyol anarşistlerinin ideolojik ve pratik düzeylerde yıllarca süren hazırlıklarının bir ürünüydü. Bu, anarşist hareketteki azmin ve bu fikirlerin açıklığının bir takdiri olması kadar, ayaklanma zamanlarında sendikaların dışında yer alan işçiler tarafından, daha eşitlikçi bir toplum beklentisiyle sıklıkla benimsenen anarşist ülkülerin bir kere daha onaylanması olarak da kabul edilebilirler. Anarşist ideolojinin 1936 devriminin yönlendirici ışığı olması gerçeği, en yaygın ve en etkilisi değilse bile, şimdiye kadar görülen devrimlerin en etkili ve yaygın olanlardan birisinin yaratılmasını sağladı. Kazanımların çabukluğu ve etkilenilen değişim, yanlızca tartışma ve eyleme boğulacak olan, her şeyi kapsayan, her şeye egemen olan bir siyasi partinin olmadığı durumlarda, devrimci olan ve o kadar da devrimci olmayan işçilerin toplumun devrimci dönüşümünü gerçekleştirebileceğini bir kere daha ispatlamıştır. Devrimci toprak emekçileri ve endüstriyel proletarya, milliyetçi ayaklanmanın bastırılmasının ne anlama geldiğini biliyordu, ve tarlalar ile fabrikaları ele geçirmek için hiçbir emri beklemedi.</span><br />
<span>Bu faaliyet ve devrimci durumun bu [şekilde] kavranışı, zamanın devrim için olgunlaşmadığını iddia ederek, kolektifleri prestij ve kaynaklardan yoksun bırakmak için elinden geleni yapan İspanyol Komünist Partisi&#8217;nin rolüyle tamamen zıtlık gösteriyordu. Katı Marksistler işçilerin hazır olmadıklarından, ve ilk önce &#8220;sosyalizm&#8221;e doğru giden tüm mekanik basamaklardan geçilmesi gerektiğinden şikayet ediyorlardı. Bu kelimeler, işçiler, devrimci bir parti gereksinimini bertaraf ederek, kendi kaderlerini ellerine alırken söylenmekteydi.</span><br />
<span>Guillen, partinin ve devletin çıkarlarını temsil ettiğini iddia ettiği [kesimlerin çıkarlarının] önüne geçiren devlet sosyalizminin ve Marksizmin sınırlamalarını göstermektedir. Ancak bu broşür İspanyol devrimindeki sendikalistlerin faaliyetlerinin tamamen övücü bir muhasebesini sunmamaktadır. Guillen kendisini anarşist kolektiflerin olumlu yanını anlatmakla sınırlamaz. Bölümün sonuna doğru, siyasi iktidar sorunuyla, devrimci bir durumda içine düşülen problemlerin değerlendirilmesinde anarşistlerin yetersizliğinin sebep olduğu bazı hataları tartışır.</span><br />
<span>Sendikalistlerin devlet gücünün tahrip edilmesinin ve atomizasyonunun [parçalarına ayrılmasının] gerekliliğini daima anladıklarını kabul ederken, devletin ve onun siyasi bedeninin yerini alacak çok az alternatif yapı yaratımış olduğu için CNT&#8217;nin sorunu tam olarak anlayamamış olduğuna dikkat çeker. CNT&#8217;nin fiili olarak ekonomik ve toplumsal düzeylerde gücü elinde bulundurmakla beraber, siyasi iktidar sorununu ihmal etmesi, devlet aygıtını ele geçiren ve onu devrimci işçi sınıfı tarafından yaratılmış olan özgür kolektif yapıya karşı kullanan karşı-devrimci unsurlara açık kapı bırakması olgusundan bahseder.</span><br />
<span>Bu taktiksel kusuru tedavi etmek için, parçalarına bölünmüş bir &#8220;öz-iktidar&#8221;ın [<em>self-empower</em>] veya kuvvetlenme [<em>empowerment</em>] yapısının yaratılmasını tavsiye eder. &#8220;Auto-poder&#8221; terimi, çevirmenin Guillen&#8217;in orijinal teriminin arkasındaki düşünceleri en iyi yansıttığını düşündüğü şekilde, metin boyunca &#8220;toplumsal iktidar&#8221; [<em>power</em>, güç] olarak tercüme edilmiştir. Bu &#8220;iktidar&#8221; açıkça kilisenin, devletin veya partinin iktidarından farklıdır. Anarşistler ve sendikalistler iktidarın tahrip edilmesini arzularken, aynı zamanda güçsüz olmayı arzulamazlar; diğer bir deyişle, onlar iktidarın parçalarına bölünmesini, onun paylaşılmasını, böylece de hiç kimsenin bir başkası üzerinde hakimiyetinin olmamasını, ancak herkesin özgürlüğünü ve diğerlerinin özgürlüklerini koruyabilmesini isterler. Bu onların nihai amacıdır ve bu kısa broşür bu amaca adanmıştır.</span><br />
<span>Çevirmen bu broşürün üretilmesine dahil olan birçok kişiye teşekkür borçludur: metin üzerinde yorumda bulunan Doğrudan Eylem Hareketi&#8217;nin [<em>Direct Action Movement</em>, DAM] birçok üyesine, özellikle de Manchester ve Norwich DAM-IWA&#8217;sine. Bu broşürde, La Presa Yayınlarının, yeni oluşturulan Endüstriyel Eğitim Birliği&#8217;nin başarılı olması, ve Entenasyonal İşçi Birliği&#8217;nin [<em>International Workers' Association</em>, IWA] hedeflerinin gerçekleştirilmesi umudunu taşıyoruz.</span><br />
<span>Richard Cleminson &amp; Ron Marsden</span><br />
<span>Temmuz 1992</span><br />
<span><strong>Not:</strong> Bu metin 1988&#8242;de yazıldığı ve o zaman SSCB hala varolduğu için, SSCB&#8217;ye şimdiki zamanda yapılmış göndermeler bulunmaktadır. İngilizce çevirisi bunu aynen yansıtmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #990000;">TARIMDA, ENDÜSTRİDE VE KAMU HİZMETLERİNDE KENDİNDEN YÖNETİM</span><br />
<span>İspanyol anarşizmi ortaya çıkmasından itibaren, yalnızca ücret taleplerini, çalışma hakkını, koşullarda iyileştirmeleri değil, aynı zamanda Liberter Komünizmin gerçekleştirilmesini içeren bir ilk program benimsemişti. Anarşistler, 19 Temmuz 1936&#8242;ın öncesinde, tümü de büyük anarko-sendikalist yandaş [kitlesine] sahip olan, İspanya&#8217;daki Casas Viejas, Alto Llobregat ve Gijon gibi yerlerde anarşist Toplumsal Devrimi ilan etmişlerdi. Tüm bu köy ve kentlerde tapu kayıtları yakıldı, para ortadan kaldırıldı ve Liberter Komünizm bir gerçeklik haline getirildi.</span><br />
<span>İspanya&#8217;da, 1936-9 devrimi sırasında, meclislerin doğrudan demokrasiyi güvence altına aldığı, sahip oldukları kendinden yönetim komitelerince idare edilen liberter kolektifler, kendi üretim ve artıklarının kontrolüne sahiptiler. Her sektör için komiteler belirleniyor ve delegeler atanıyordu; bunlar tam bir özgürlük içinde devletten bağımsız hareket ediyorlardı. Hiç kimse liberter bir kolektifte kalmaya zorlanmıyordu. SSCB&#8217;de, Stalin rejimi altında, köylüler kolhozlarını terk edemez ve yeni serflermişçesine ona bağlıyken, [İspanya'da] her birey istediği zaman ayrılabiliyordu. Ancak İspanya&#8217;nın liberter kollektiflerinin en önemli yanı onların ütopist olmamaları, aksine oldukça gerçek olmalarıydı, çünkü hiçbir otoriter yapı olmaksızın üretim artışını ve altyapının geliştirilmesini başarmışlardı. Bu, çoğunda emek gücünün yüzde kırka varan bir kısmının, yani en genç kesiminin Cephe&#8217;ye &#8211;bilhassa Aragon&#8217;da&#8211; hareketlendirilmesine rağmen başarılmıştı.</span></p>
<p><span style="color: #990000;"><span>CNT&#8217;NİN DEVRİMCİ AMAÇLARI</span></span><br />
<span>Liberter kolektifler, fabrika komiteleri, kendinden yönetim, baskıcı ve sömürücü bir devlet olmaksızın toplumun kendinden örgütlenmesi kavramları, tüm bunlar CNT tarafından hesaplanmıştı. Bu konular, Mayıs 1936 Zaragosa Kongresi&#8217;ndeki acil programda ele alınmıştı.</span><br />
<span>İspanyol anarko-sendikalistleri açısından, sendika, sosyal demokrat veya Hristiyan demokrat sendikalar gibi kurumsallaşmış bir varlık değildi; toplumsal devrimi ortaya çıkaracak ve liberter komünizmi kuracak isyancı [<em>insurrectionary</em>, ayaklanmacı] bir araç olarak görülüyordu. 1936 Kongresine göre, devrimin zaferinin ardından yeni toplumun örgütlenmesi konusunda alınacak ilk tedbirler [şöyleydi]:</span></p>
<blockquote><p><span>&#8220;<em>Devrimin şiddetli aşaması sona erer ermez, özel mülkiyet, devlet, otorite ilkesi ve böylece de insanları sömürülenler ve sömürenler olarak, ezenler ve ezilenler olarak bölen sınıflar ortadan kaldırılacaktır.</em>&#8220;</span><br />
<span>&#8220;<em>Refah toplumsallaştırılır toplumsallaştırılmaz, özgür üretici örgütleri üretim ile tüketimin doğrudan yönetimini üstleneceklerdir.</em>&#8220;</span><br />
<span>&#8220;<em>Her yerellikte liberter komünler kurulur kurulmaz, yeni toplumsal mekanizma etkili olmaya başlayacaktır. Her sektördeki ve meslekteki üreticiler, sendikaları ve işyerleri ile birlikte, bunun örgütlenmesi gereken biçimi özgürce belirleyeceklerdir.</em>&#8220;</span> <span>&#8220;<em>Liberter komün kurulur kurulmaz, gıda, giyim, temel malzemeler, araçlar, vb. gibi burjuvaziye ait olan tüm herşey kamusallaştırılacaktır. Bu maddeler, bunları kolektifin faydasına doğrudan yönetebilecek olan Üreticilere devredilmelidir.</em>&#8220;</span></p></blockquote>
<p><span>Bu, Bakuninci ikili sosyalist federasyon idealine denk düşer. Bir parçası devletin yerini alacak kendinden yönetim gövdesi, diğeri ise endüstri veya hizmete göre örgütlenmiş kolektif olacaktır. Yukarıdan aşağıya doğru örgütlenen bu ikisinin federal birlikteliği, Toplumsal (veya Ulusal) Ekonomi Konseyi&#8217;ni oluşturacaktır. Bu, sınıf-temelli burjuvaziyi veya demokratik devleti yıkacaktır.</span></p>
<p><span>Zaragosa Kongresi, federalist liberter sosyalizmin örgütlenmesi üzerine şunları söylüyordu:</span></p>
<blockquote><p><span>&#8220;<em>Eğer İspanya toplumsal dönüşümün gerçekleşeceği yegane ülkeyse, ve eğer bu ekonominin en iyi olası gelişimi için avantajlı olarak değerlendirilirse, endüstriyel üreticilerin birlikleri ile tarımsal üreticilerin birlikleri ulusal olarak federe hale getirilecektir. Aynı şekilde, uygun olan yerlerde, liberter komünlerin gerekliliklerini karşılamak amacıyla, aynı ilkeler etrafında hizmetler de federe hale getirilecektir.</em>&#8220;</span><br />
<span>&#8220;<em>Bizler, en özgür insanın &#8211;bu olayda, en özgür komünün&#8211; diğerlerine en az ihtiyacı olan kişi olduğunu belirten biyolojik ilkeyle uyumlu olarak, yeni toplumun zaman içerisinde, özerklik için [gerekli olan] her komünün bütün tarımsal ve endüstriyel gereksinimlerini karşılayabileceğine inanıyoruz.</em>&#8220;</span> <span>&#8220;<em>Bizler, devrimimizin tamamen eşitlikçi bir temelde örgütlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Devrim tek başına karşılıklı yardımlaşma veya dayanışmayla kazanılamaz. Her insana gereksinimi olanı vermek zorundayız, tek sınır yeni yaratılan ekonominin dayattığı [sınır]dır.</em>&#8220;</span></p></blockquote>
<p><span>İspanyol liberter kolektifleri, burjuvazinin ve burjuva toplumunun göze batan eşitsizlikleri olmaksızın, kıtlıkta bile herkes arasında ekonomik eşitliği sağlayarak, bol olanı kolektivist toprak-işçileri arasında bedelsizce dağıttı; ancak kıt olanı da karneye [<em>rationing card</em>] bağladı.</span></p>
<p><span>Liberter bir toplumda ürün değişimi konusundaki ilkelere gelince, CNT değişim mekanizmasının nasıl işleyeceğini şöyle açıklıyordu:</span></p>
<blockquote><p><span>&#8220;<em>Halihazırda belirtmiş olduğumuz üzere, örgütümüz bireyin grup ve komün içerisindeki özgürlüğünü güvence altına alan bir örgüttür. Keza federasyonun da konfederasyon içerisindeki özgürlüğünü güvence altına alır.</em>&#8220;</span><br />
<span>&#8220;<em>Biz bireyden başlayarak kolektife doğru ilerliyoruz, böylece de bireyin dokunulamaz olan özgürlük hakkını güvence altına aldık.</em>&#8220;</span> <span>&#8220;<em>Bir komünün sakinleri, üretim, tüketim, eğitim, hijyen gibi onları etkileyen ve ahlaki/ekonomik gelişimi için gerekli olan herşeyle ilgili dahili sorunları tartışacaktır. Eğer bir sorun bir ilin veya bir eyaletin tamamını etkiliyorsa, çözümü federasyon sağlamalıdır; federasyonun düzenleyeceği toplantı ve meclislerde tüm komünler temsil edilmelidir. Delegeler, komünlerin daha önce benimsemiş olduğu kararları yansıtacaktır.</em>&#8220;</span></p></blockquote>
<p><span>Bu yolla, doğrudan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> geleneksel, dolaylı, parlamenter, burjuva veya bürokratik demokrasinin yerini alacaktır; ve siyasi alanda kendi toplumsal gücünü uygulayabilen ve ekonomik alanda kendinden yönetimi gerçekleştiren insanlar kaderlerini kendi ellerine alacaklardır. Böylece, bürokratik merkeziyetçiliğin ve devletin yönetici sınıflarının, ekonomik totaliterlik yoluyla insanların özgürlüğünü ve doğrudan katılımını boğdukları Marksist-Leninist Sovyetler Birliğinde gerçekleşmemiş olan birşey, yani federalizm ile sosyalizm birleştirilecektir. Orada, yüce diktatör haricinde hiç kimse özgür değildi; diğer herkes tamamen devletin kulu idi.</span></p>
<p><span>İşçi sınıfı, tarımı, endüstriyi ve hizmetleri kontrol edene değin asla kurtulmuş olmayacaktır. Eğer devlet herşeye sahip olur ve ücretli emeğin ürünlerini kontrol ederse, devletin işçilerden kar yaptığı yerde sömürücü bir sistem ortaya çıkar. Bu devletçe [sağlanan] merkeziyetçi üretim ilkesine karşı, İspanyol anarko-sendikalistleri Zaragosa Kongresinde şunu belirtiyorlardı:</span></p>
<blockquote><p><span>&#8220;<em>Komünler arasında ürünlerin değişimi için gerekli olan şeylerin belirlenmesi amacıyla Komün Konseyleri, komünlerin bölgesel federasyonları ve Konfederal Üretim-Tüketim Konseyi ile işbirliği içinde çalışacaktır.</em>&#8220;</span><br />
<span>&#8220;<em>Komünler ile Üretim ve İstatistik Konseyi arasında oluşturulan işbirliği sayesinde, sorun basitleştirilecek ve çözülecektir.</em>&#8220;</span><br />
<span>&#8220;<em>Bizzat komünün kendisinde, atölye ve fabrika konseyleri tarafından üyelere üretim kartları dağıtılacak, böylece tüm üyelerin ihtiyaçlarının karşılanması sağlanacaktır. Üretim kartı şu iki ilkeye göre düzenlenecektir: 1) devredilebilir olmayacaktır; 2) yapılan işin değerinin kart üzerine kaydedilen gün sayısıyla belirlendiğinin, ve geçerlilik süresinin oniki ayı geçmeyeceğinin benimsendiği bir prosedür uygulanacaktır.</em>&#8220;</span> <span>&#8220;<em>Komün Konseyi, aktif olmayan nüfusa üretim kartları sağlayacaktır.</em>&#8220;</span></p></blockquote>
<p><span>Böylece, bütünleştirilmiş bir üretimin kendinden yönetimi ve dağıtımı sistemi yaratılmıştı. Burada, malları ve hizmetleri devlet değil, işçiler kontrol etmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #990000;"><span>İSTİHDAM YAPISI</span></span><br />
<span>Toprak işçilerinin çalışması, liberter komünlerin oluşturulmasının öncesinde, temel bir yolla cinsiyet ve aileye göre bölünmüştü. Aileler üretimlerinin büyük bir kısmını kendileri tükettikleri için, azgelişmiş veya geçimlilik türü bir tarım sürmekteydi. Bireylerin küçük mülkleri toplumsal mülk haline getirildiğinde, çalışma çok daha rasyonel bir temelde bölüştürüldü. Sosyalist liberter devrim, İspanyol kırsalının eskimiş yapılarının değiştirilmesini sağlayan teknolojik, ekonomik ve toplumsal bir devrimdi. Aktif nüfusun % 52&#8217;sini barındıran ekonominin bu sektörüne mekanizasyon henüz girmemişti. İşin büyük bir kısmı katırlar ve basit aletlerle yürütüldüğü için, hektar başına işçi üretkenliği düşüktü; bir traktörün veya modern tarımsal uygulamaların görülmesi oldukça nadirdi.</span><br />
<span>Bireysel refah ortak mülk haline getirildiği için, sosyo-ekonomik ve yasal yapılarda bunun sonucunda gerçekleşen değişiklikler her aile içindeki ve kırsal toplumun tümündeki toplumsal işbölümünü değiştirdi. Liberter kolektifler, yürütmekte oldukları büyük devrimin doğasını tam olarak idrak edememişti; bu nedenle de liberter komünizmin yaratılmasının, koltuk entelektüeli sosyalistlerin veya bürokratik komünist liderlerlerin aşırı kuramsallaştırmalarının değil, bir eylem meselesi olduğunu dünyaya gösterememişti.</span><br />
<span>Örneğin, Jativa&#8217;da özel mülkün işçi sınıfı tarafından doğrudan yönetilen ve devlet idarecileri tarafından dayatılmayan toplumsal mülke dönüştürülmesi, 1936&#8242;da 17.000 sakine sahip kentin tüm üretim dalları ile sosyal ve kamusal hizmetlerini bütünleştirecek şekilde, işbölümünde devrimci bir değişiklik yarattı. Yaklaşık olarak 3.000 kadarı CNT üyesiydi. Bu, iyi eğitimli aktif bir azınlığın çoğunluğa devrimci ekonomik, toplumsal ve siyasi değişiklikler yapma konusunda esinlendirici olabileceğini göstermektedir.</span><br />
<span>Jatica liberter kolektifi 16 Ocak 1937&#8242;de kurulduğunda, toprak işçileri tarafından belirlenen ve kabul edilen kurallar entelektüellerin düşündüğü herhangi bir sosyalizmden daha sosyalistti. Örneğin, anlaşmanın 10. Maddesi çalışmayı ve farklı ürünleri şu birimlerde örgütlemekteydi:</span></p>
<blockquote><p><span>&#8220;<em>istatistik, gübreler, tohumlar ve yeni ürünler, buharlı dezenfeksiyon ve ürün hastalıkları, kooperatif ambarları, çiftlik hayvanları, kümes hayvanları ve arılar, alet ve makinalar, konserve yapımı ve reçeller, ücretler, otlak arazileri, ürün nakli ve satışı, üretimin örgütlenmesi ve dağıtımın teknik yönetimi ve emek örgütlenmesi.</em>&#8220;</span></p></blockquote>
<p><span>Tüm bunlar, işçilerin doğrudan katıldığı, işin başkalarına havale edilmeksizin her saat ve her gün kendilerince yapıldığı özel birimler ve komisyonlar aracılığıyla yürütülüyordu. Böylece pratik ve çok yönlü bir kendinden yönetim gerçekleştiriliyordu.</span></p>
<p><span>Jativa kolektifi, 11. Maddeye göre, bağımsız mecliste bir Başkan, Sekreter ve Veznedar seçiyordu. Ayrıca, her birim veya komisyon için bir sözcü seçiliyordu. Tüm bu görevler seçiliyorlardı, ve üyelerin isteği üzerine geri çağırılabilir nitelikteydi. Ayrıca, komisyon üyeleri bürokratlar haline gelmediler; komisyonların işleriyle meşgul oldukları zamanın dışında diğer üyelerin yaptığı işleri onlar da yapmak zorundaydılar.</span><br />
<span>Tarımsal ve çiftlik hayvanı üretimine göre olan işbölümünü yanısıra, katılımlarının bölgedeki emeğin örgütlenmesinin daha bütüncül olacağının düşünüldüğü pek çok zanaatkar da Jativa kolektifinin içerisinde yer alıyordu. Kendinden yönetim yalnızca fabrika düzeyinde değil, bütün bir kentte başarılmıştı, böyle bir şey SSCB&#8217;de veya Doğu&#8217;nun geri kalanında varolmadığı için eşi olmayan bir şeydi.</span><br />
<span>Jativa kolektifinin büyük bir özelliği ise, yerel burjuvazinin önemli bir üyesi olan zeytin yağı fabrikası sahibinin hiçbir zorlama olmaksızın, tamamen gönüllü bir şekilde, ailesiyle birlikte kolektifin üyesi olması ve tüm zenginliğini kolektife vermiş olmasıydı. Eski sistemde yine oldukça ayrıcalıklı olan oğullarından birisi de karısınınki ile birlikte tüm parasını vermişti. Son olarak, kolektifin burjuva kökenli olan Sekreteri de yine tüm parasını ve mülkünü kolektife vermişti. Bu, genel çıkarlarla uyumlu olan bir toplumsal ahlakı kucaklaması, ve doğrudan demokrasinin, kendinden yönetimin, özgürlüğün ve insan onurunun tam olarak yaşanabilmesini sağlaması nedenleriyle, liberter komünizmin ilerici bir sistem olduğunu göstermektedir.</span><br />
<span>Jativa kolektifi modeli, hükümetin devrimci olmaktan ziyade burjuva olduğu, ve anarşistlerin [hükümete] katılmayı reddettikleri Aragon, Valencia, Murcia, Castille ve hatta Bask Ülkesi genelinde az ya da çok yaygın bir şekilde bulunmaktaydı.</span><br />
<span>Asturya, Katalonya ve Bask Ülkesinin bazı kesimlerinde, endüstriyel alanlarda, işçilerin kendinden yönetimi UGT (sosyalist sendika) ve CNT Komitelerinin birliği biçiminde gerçekleşmişti.</span><br />
<span>Şimdi de örneklerle kolektifleştirmenin tam olarak nasıl gerçekleştirildiğini inceleyelim. 1936&#8242;da 2.600 insandan oluşan küçük bir kent olan Graus, 16 Ekim 1936&#8242;dan itibaren dikkate değer bir liberter sosyalizm deneyimine tanıklık etti. Burada, toplumsallaştırma yalnızca toprağı değil, aynı zamanda ticareti, ulaşımı, matbaacılığı, ayakkabı imalatını, fırınları, eczaneleri, çilingirleri ve demircileri, tekerlekçileri, doğramacı ve marangozları da etkilediği için, Jativa&#8217;dan daha bütüncüldü.</span><br />
<span>Graus kolektifi, tarımsal ve zanaatkar üretiminin ve keza hizmetler sektörünün % 90&#8242;ını kendinden yönetim altına almıştı. Kendinden Yönetim Komisyonu sekiz üyeye sahipti. Altı tanesi şu sektörlerden sorumluydu: kültür ve sağlık (tiyatrolar, okullar, spor dalları, ilaçlar ve doktorlar); çalışma ve muhasebe (personel, ücretler, kafeler, hanlar, hesaplar ve tedarikler); ticaret, kömür, gübreler, ambarlar; tarım (ürünler, sulama, çiftlikler, büyükbaş hayvanlar); endüstri (fabrikalar, atölyeler, elektrik, su, inşaat); ulaşım ve iletişim (kamyonlar, at arabaları, arabalar, posta, garajlar).</span><br />
<span>Burada, yerel hükümetin, daha doğrusu kendinden yönetimin eylemdeki muhtaşem bir örneğini görmekteyiz. Graus&#8217;da, insanlar tarımsal, endüstriyel ve zanaatkar endüstrisi üretimiyle, ve kolektifleştirilmiş hizmetlerle yaşamlarını sürdürüyorlardı. Graus, belli bir ölçüde, kendinden hükümetin asalak baskıcı devletin yerini aldığı, Bakunin&#8217;in anladığı türden bir komündü.</span><br />
<span>Emeğin tarımsal, endüstriyel ve hizmetler sektörleri arasındaki bu toplumsal dağılımı, şu şekilde kendinden yönetime denk düşmekteydi: her işyeri, meclisi aracılığıyla, Endüstri Sekreterliğine katılmak üzere bir temsilci atıyordu. Bu nedenle, her endüstrinin hesapları Kolektifin kayıtlarında yer almaktaydı. Şu sektörler bulunmaktaydı: içme suyu, petrol, bıçkı fabrikaları, çukulata üretimi, sosisler, alkollü içkiler, elektrik, demir dökümhaneleri, hanlar ve kafeler, matbaacılık, lamba imalatı, inşaat malzemeleri, dikiş makinaları, çorap imalatı, alçıtaşı çıkarımı, fırınlar, terziler, iskemle yapıcıları, dokumacılar, bisiklet atölyeleri, deri ürünleri, ve diğer sektörler.</span><br />
<span>Buradaki en önemli nokta, süreci betimlemekten ziyade (ki bu başka yerlerde ayrıntılı bir şekilde yapılmıştır), yapısı az ya da çok bütün bir anarşist Aragon&#8217;a uygulanmış olan Graus&#8217;daki liberter sosyalist deneyimin değerlendirmesini yapmaktır. İlk bakışta ütopik görülebilecek olan bu dikkate değer deneyimi değerlendirirken, objektif ekonomi anlamında, (kapitalizmde tümünün birbirinden ayrı olduğu) birincil, ikincil ve üçüncül sektörleri birleştiren [bu deneyimin] sosyalizme yönelik en gerçekçi girişimi temsil ettiğini görebiliriz. Bu sayede, her sektör diğerlerine karşılıklı bir şekilde bağımlı olduğu için, burada rasyonel bir emek uzmanlaşmasına sahip bütünleşmiş bir ekonomi yaratılmıştı. Malların, ürünlerin ve hizmetlerin gerçek çalışma-değer ilişkilerine göre değiştirildiği, kendinden yönetimli bir sistem kurulmuştu.</span><br />
<span>İlk defa, tam istihdam sağlayan bir ekonomi yaratılmıştı. Bu, teknokratik veya burjuva finansal hokkabazlıkları ile değil, somut bir kendinden yönetim ve üretim ile değişim araçlarının toplumsallaştırılması yoluyla başarılmıştı. Emek Graus kolektifinin tüm sektörlerinde özgürce dolaştığı için, istihdam liberter kolektivizm tarafından güvence altına alınmıştı.</span><br />
<span>Başka bir düzeydeyse, birincil ürünlerin (çiftlik hayvancılığı, balıkçılık, madencilik, tarım, ormanlar) üretiminin bu ürünlerin işlenmesi, nakliyesi ve dağıtımıyla bütünleştirilmiş olması, hem ulusal hem de uluslararası kapitalizme meydan okunabileceği anlamına geliyordu. Bunun sebebi, bankacılık, ticaret ve endüstriyel sektörlere bölünmüş olan kapitalizmin yapamayacağı şekilde üretimin giderek azalan maliyetlerle gerçekleştirilmesiydi. Ekonomik alanda, <em>azalan maliyetler ve artan tüketimle beraber, Graus kolektifinde tam istihdam mümkün olmuştu. Bu nedenle, liberter sosyalizm kapitalizmin döngüsel ekonomik krizlerinden, veya bürokratik sosyalizmdeki aşırı-üretim krizlerinden muzdarip değildi</em>. Bu, üretim ve hizmetler federayonları sayesinde tümü genel Ekonomik Konseyle bütünleşmiş olan çeşitli ekonomik sektörler arasında uyumlu bir gelişmenin mümkün olmasını sağlıyordu.</span><br />
<span>1936&#8242;da İspanya&#8217;nın aktif nüfusunun % 50&#8242;den fazlası tarımda istihdam ediliyordu. Eğer o dönemde tarımın yaygın bir mekanizasyonu gerçekleştirilmiş olsaydı, kırsal nüfus nasıl istihdam edilecekti? Eğer her tarım işçisi, kendi ailesi için ve gerekli mal ve hizmetlerle değiştirmek üzere az bir miktarda ulusal pazara [yönelik] gıda maddeleri üretmek yerine mekanizasyon sonucunda yüzlerce insan için üretim yaparsa, görünürde zor olan bu sorun aşağıdaki nedenlerden ötürü anarşist bir ekonomide çözülebilecektir:</span><br />
<span>- tarımsal üretimde daha az tarımsal işçi olacaktır, ancak daha fazla üretilecektir. Bu işsizlik yaratmayacaktır, çünkü bir sektöre dahil olamayanların tümü bir diğerine geçeceklerdir.</span><br />
<span>- tarımsal işlerde, endüstri ve hizmetlerde üretkenlik ne kadar yüksek olursa, o kadar daha az çalışma saati gerekecektir, böylece tam istihdam korunabilecektir.</span><br />
<span>Liberter sosyalizmde, iş herkes için bir hak ve görev olacağı için, daima herkes için birtakım işler olacaktır. Çalışarak doğayı iyileştirebilir ve özen gösterebiliriz; ve bazı kapitalistler bazılarına göre göreceli avantajlar elde ettikleri müddetçe nehirleri, denizleri, toprağı ve havayı kirletmekle ilgilenmeyen kapitalizmde olduğu gibi ona zarar vermeyebiliriz. Aslında, insanları kapitalistlerin zincirlerinden, batılı burjuvazinin ve doğulu bürokrasilerin sömürüsü ve tahakkümünden ancak liberter sosyalizm kurtarabilir.</span></p>
<p><span style="color: #990000;"><span>AKTİF KATILIM VE ÜYELİK</span></span><br />
<span>İspanya&#8217;nın Aragon ve Katalonya gibi liberter hareket taraftarlarının çoğunluk oluşturduğu yerlerinde, kullanılan ana yöntemler endüstri ve hizmetlerin kolektifleştirilmesiydi. Kapitalizmin yerini liberter sosyalizm almıştı.</span><br />
<span>Ancak, işçilerin, kapitalizmin yerini liberter sosyalizmin almasıyla, aşağıdan gerçekleştirdikleri herşeye yukarıdan devletçe karşı çıkılıyordu. Devlet, anarşistlerce oluşturulan kendinden yönetimli toplumlarda temel malların ithal edilmesini engellemek üzere, bankacılık ve kredi ile nakit akışı sistemlerini tecrit ederek liberter sosyalizmi bloke etmeye ve ona karşı çıkmaya çalıştı. Onların temel hatası, küçük burjuvazinin, Sovyetler Birliği yanlısı sosyalistlerin ve Stalinist komünistlerin iyice kuvvetlendikleri eski sömürücü ve baskıcı devletin yerine geçecek, devlet gücüne karşı çıkacak bir ulusal toplumsal güç yapısını yaratmamaları olmuştur. Liberter sosyalizm <em>ulusal ölçekteki</em> yeni bir ekonomik, toplumsal, siyasi, yargısal, kültürel ve iletişimsel bir sistem değildi. Bunun sonucunda, birçok liberter kolektif, Temmuz 1937&#8242;de komünist komutan Enrique Lister&#8217;in askerlerinin Aragon&#8217;a girmesiyle onlar tarafından yıkıldı.</span><br />
<span>Garcia Oliver&#8217;in dediği gibi eğer liberter sosyalizm &#8220;tam olarak yerine getirilmezse&#8221;, burjuva devletinin onun üzerinde, kapitalizmin üstyapısına ek olarak varolmasına müsade ederse, zafer asla kalıcı olmayacak, daima geçici olacaktır. Devlet, burjuva veya bürokratik karşı-devrimi geçerli kılmayı dilediğinde eski rejime her an geri dönülebilir. Mayıs 1937&#8242;de &#8220;devrim içinde devrim&#8221; patlak verdiğinde, Sovyetler Birliği yanlısı sosyalistlerin ve komünistlerin, burjuva cumhuriyetçilerinin ve Basklı demokratik Hristiyanların yaptığı şey de tam buydu.</span><br />
<span>Temmuz 1936&#8242;da Aragon&#8217;da kendinden yönetimi yaratmış olan liberter sosyalizm, devlet gücünün İspanya&#8217;nın geri kalanında kendisini yeniden kurmasına müsade ederek yolun yarısına kadar gidemezdi. Ayrıca, eğer Halk Anti-Faşist Cephesinde karşıtlıklar yaratmamak amacıyla bu kendinden yönetimi oluşturma hareketi derhal gerçekleştirilemese bile, Endülüs&#8217;de olduğu gibi CNT&#8217;nin büyük bir taraftar kitlesine sahip olduğu yerlerde temel bir isyancı gerilla kuvveti yaratarak adım adım gerçekleştirilebilirdi. Eğer, birisi Francocu kuvvetlerin önünde, diğeri ise Ulusalcı Bölgede Francocu kuvvetlerin arkasında olmak üzere iki gerilla cephesi yaratılmış olsaydı, savaş ve toplumsal devrim eşanlı olarak kazanılabilirdi. Liberter işçilerin, gerici devletin, liberal burjuvazinin ve reformist sosyalizm ve bürokratik komünizm ideolojilerinin yerini almak üzere kontrolü ele geçirmelerini ancak bu devrimci stratejik plan mümkün kılardı.</span><br />
<span>Her halukarda, her yere hakim olmayan İspanyol anarko-sendikalistleri, kitlesel desteğe sahip oldukları bölgeleri devrimcileştirdiler, ve patronlardan ve profesyonel siyasetçilerden kurtulmuş işçilerin toplumun devrimci dönüşümünü yürütebileceğini tüm dünyaya gösterdiler. Herşeyin değişir gibi gözüktüğü bir devrim; ancak burjuvazinin yerini komünist bürokrasinin ve burjuva devletinin yerini ise bürokratik komünist devletin almasıyla aslında herşeyin aynı kaldığı, komünist bürokratların veya reformist sosyalistlerin devrimi değil.</span><br />
<span>Kısıtlılıklarına rağmen, İspanyol anarko-sendikalistleri, devletin dayatmasıyla değil, işçilerin doğrudan yönetimi sayesinde üretim ve değişim araçlarının toplumsallaştırıldığı liberter kolektifler oluşturdular. Ekonomik artık da yine kendinden yönetiliyordu. Yine, ve bir kere daha SSCB&#8217;nin aksine, kolektiflerin işçileri, üretkenlik düşüşü ve inisiyatif eksikliği olmaksızın eş şekilde ödüllendirliyordu. Burjuvazi ve bürokrasi, büyük ücret farklılıkları olmazsa, üretimi artırmaya yönelik inisiyatifin ve ilginin kaybedileceğine inanıyordu. Kolektivistler arasındaki dayanışmanın kendinden yönetimin tatmin edici bir şekilde işlemesini sağladığı İspanyol liberter kolektiflerinde, bu fikrin yanlış olduğu gösterildi.</span><br />
<span>Bu sistemde, emeğin tüm ürünlerinden onları yaratanlar faydalanır. Ancak İspanyol kolektivistleri irrasyonel tüketiciler değillerdi. Ekonomik ve teknolojik gelişime eski rejimdekinden daha fazla sermaye yatırdılar; ve sermayenin işlevini basitçe yeniden dayatmadılar, işçi başına daha büyük bir üretkenlik elde ettiler. Bu, ilerlemeyi başarmanın, yani insanların bugün daha iyi yaşamalarının ve gelecekte bugünkünden daha iyi yaşabilmelerinin yegane yoluydu.</span></p>
<p><span style="color: #990000;"><span>KOLEKTİF BİR TEMELDE EŞİT BÖLÜŞÜM</span></span><br />
<span>Marksist-Leninizm, sosyalist ideolojisi ve neo-kapitalist ekonomisiyle, devletçi üretim araçlarıyla, üretimin <em>sosyalist bölüşümü</em>nü değil, onun millileştirilmesini vurgulamıştır. Bu nedenle, eğer sosyalizm üretim araçlarının &#8220;toplumsallaştırılması&#8221; veya millileştirilmesi ile sınırlıysa, artık ve eşitsiz kapitalizmi sürdürürse, bu yalnızca başka bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">kapitalizm</a> biçimi olacaktır. Ordu generalleri, akademisyenler, bürokratlar ve &#8220;Nomenklatura&#8221;nın az sayıdaki üyesi, tarımdaki veya endüstrideki niteliksiz bir işçiden çok daha fazla tükettikler için, Sovyet sosyalizmi gözden düşmüştür. Sonuç olarak, hiçbir eşitlikçi ekonomik etik olmaksızın, üretim noktalarında görünürde sosyalist bir düzen olsa dahi, toplumsal refahın sosyalist bölüşümü olamaz.</span><br />
<span>Bazıları eğer ekonomik eşitlik olursa, yani herkese aynı ücret verilirse, bunun daha fazla üretmeye yönelik kişisel ilgiyi azaltacağını iddia eder. Yine daha fazla ekonomik eşitlik oldukça, sermayenin toplumsal birikiminin de düşeceği ifade edilmiştir. Tüm bunlar Batı burjuvazisinin veya Doğu bürokrasisinin ekonomik ideolojisinin parçalarıdırlar. İnsanlar arasında daha fazla eşitlik oldukça, tek başına bu olgu bile ayrıcalıklı sınıflar tarafından tüketilmeyenin tasarruf edileceği ve biriktirileceği [anlamına gelir]. Bu, tüketimin eşit olduğu ve yatırımın tarımsal altyapıyı iyileştirdiği, ekilebilir alanı genişlettiği, kamusal hizmetler yarattığı, eğitimi iyileştirdiği ve ekonominin diğer sektörlerini geliştirdiği İspanyol liberter kolektiflerinde gösterilmişti.</span><br />
<span>Aragon&#8217;da, ütopyacı değil gerçek bir liberter sosyalizm biçimi gerçekleştirilmişti. Refahın bölüşümü modeli aynı değildi, ancak genelde kuponlar olarak ödenen aile ücretine dayanmaktaydı, ve alım gücü yeni ekonomiyle uyumluydu. Yerel para istikrarlı olmakla beraber, ülkenin her yerinde yasal [para] değildi, ve bu nedenle de liberter kolektifler yerel alanın dışına yaptıkları yolculuklarda ulusal parayı kullanıyorlardı. Bu, eğer başka bir yere yolculuk etmek veya başka bir yerde yaşamak isterse, kişinin ekonomik veya fiziki özgürlüğünü kısıtlamamak amacıyla yapılmıştı.</span><br />
<span>&#8220;Tedarik kartları&#8221;na gelince, Alcorisa kolektifi, pratikte kredi kartının eşdeğeri olan ve puanlama sistemine göre tüketici maddeleri [alımını] düzenleyen aile tüketim kartları oluşturmuştu. Eğer et 100 puan değerindeyse ve tüketici et istemiyorsa, bu durumda ona eş değerdeki başka bir ürün veriliyordu. Bu yolla değişim ve değer yasası liberter ekonomiye uyum sağladı. Tüketici, piyasadaki ürünler söz konusu olduğunda epey bir özgürlüğe sahipti. Ve eğer yerel ürünler tüketiciyi tatmin edemezse, kolektif konseyi veya ilgili birimi aracılığıyla, eşit değişim temelinde gerekli mal ve hizmetleri elde ediyordu. Böylece, Aragon Kolektifleri Bölgesel Federasyonu tarafından ekonomik bir federalizm sistemi uygulanıyordu.</span><br />
<span>Eğer İspanyol devrimi zafer kazanmış olsaydı, kolektiflerin liberter sosyalist modeli, toplumsal sermayenin birikiminde, üretken yatırımlarda, kaynakların rasyonel kullanımında ve bölgesel, ulusal ve uluslararası ticarette, yetmiş yıllık Marksist-Leninizmin ardından hala AB ve ABD&#8217;den devasa tahıl ithalatı olmaksızın nüfusunu beslemeyen Sovyet sisteminden çok daha üstün olduğunu gösterecekti.</span><br />
<span>Liberter kolektiflerin büyük bir toplumsal sermaye biriktirmiş olmaları olgusunun sebebi, olumlu ekonomik yönetim, ve ailelerin ihtiyaçlarını karşılayan ve üretimin, bölüşümün, değişimin ve tüketimin idaresi görevini yerel kolektife veya bölgesel federasyona bırakan kupon veya temin kartlarının kullanılmış olmasıdır. Eğer hiçkimse başkalarını sömürmek amacıyla sermaye biriktirmiyorsa, kolektifin tüm ekonomik artığı rasyonel ve eşit bir şekilde kötü yıllar için rezervler yaratılmasına yönlendirilecektir; veya yatırım için daha fazla sermaye yaratılması ve geliştirilmiş makinalarla daha iyi üretim teknikleri yaratılması için kullanılacaktır. Böylece üretim, çalışmak için harcanması gereken zaman miktarı azaldıkça artacaktır. Bu sayede tam istihdam sağlanacak ve el işi oldukça yüksek düzeydeki nitelikli, teknik, bilimsel bir işe dönüştürülecektir.</span><br />
<span>Ancak, bu yüksek düzeydeki ekonomik, kültürel, bilimsel ve teknik ilerlemeyi gerçekleştirmek için, liberter ruhun devam etmesi ve ortada rasyonel bir ekonomi etiği ve tutumlu bir tüketim olmalıdır. Burjuva &#8220;tüketim toplumu&#8221;nca üretilen israf gezegene zararlıdır ve eko-sistemi altüst etmektedir.</span><br />
<span>Üretim ve teknolojinin liberter bir ekonomi yaratacak kadar geliştiği açıktır, ancak Doğu ve Batının gerici devletlerince elimiz kolumuz bağlı durumdayız. Ancak, Batının profesyonel siyasi partileri ve Doğunun tek parti devletleri olmaksızın özgürlük ve eşitliği, fikirlerin çoğulculuğunu güvence altına alan liberter sosyalizm, insanlığın kendisini kendi ihtiyaçları doğrultusunda örgütlemesine izin verebilir. Liberter komünizm, insan koşullarına değil, zamanına uymayan (bir kimsenin bir başkası tarafından sömürüsüne, bir ulusun başka bir ulusa hakim olmasına, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">kapitalizm</a>, hegemonya ve emperyalizme dayanan) sosyo-ekonomik sisteme içkin savaş, tiranlık, açlık, ihmalkarlık ve diğer şeytanlıklardan bizi kurtarabilir.</span></p>
<p><span style="color: #990000;">HİZMETLERDE VE ENDÜSTRİDE KENDİNDEN YÖNETİM</span><br />
<span>Kent büyüdükçe, onu ekonomiye entegre etmekte zorlaşır. Kırsal kesimde olduğu üzere herkesin aynı birime ait olmaması gibi basit bir sebepten ötürü, ticaret ve para daha büyük bir role sahiptir. Kent, kapitalizmin gelişimiyle ilgili olan bir burjuva yaratımıdır; ticaret, para, maaşlar ve karların burjuva ekonomik faaliyetini desteklediği bir yerdir. Ancak, İspanyol anarşistleri Barcelona gibi büyük şehirlerdeki endüstri ve hizmet sektörlerinin çoğunu kendinden yönetimle idare edebildiler, ancak parayı ortadan kaldırmak ve yerine kuponlar veya karneler koymak Aragon&#8217;da olduğu kadar kolay olmadı.</span><br />
<span>Kentlerde veya birkaç bin kişinin yaşadığı yerlerde ve illerde, tarım, endüstri ve hizmetler, uzmanlaşmış birimlere sahip çok çeşitli bir ünite içerisinde bütünleştirilmişti &#8211;bunlar, seçilmiş ve geri çağırılabilir delegeler aracılığıyla, yerel ve il bazında kendinden hükümet örgütlenmelerinin parçalarını oluşturuyorlardı.</span><br />
<span>Örneğin, Villajoyosa kenti, eski devletin ve Roma belediyeciliğinin yerini alacak, kendinden hükümet yoluyla yeni tipte bir doğrudan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> ortaya çıkararak, il düzeyinde kendinden yönetimi başarmıştı. Villajoyosa kentinde, yalnızca toprağın kolektifleştirilmesiyle kalınmamış, liberter kolektif 400 kişinin çalıştığı tekstil fabrikasına ve 4.000 kişinin geçimini sağladığı balıkçılık endüstrisine de yayılmıştı.</span><br />
<span>Calonda&#8217;da, toprağın kolektifleştirilmesinin yanısıra, taş ustaları, doğramacılar, demirciler, kadın terziler, terziler, berberler ve diğerleri de kolektife dahil olmuştu. Doğal ve en önemli pazarları Calonda ve civarındaki alan olduğu için ve bunların tümü kolektifleştirilmiş olduğu için, yukarıdaki gruplar gönüllü olarak kolektifteki tarımsal işçilere katıldılar. Toplumsal iktidar biçimindeki kendinden hükümetin bu organı devrim tarafından yaratılmıştı, ve devleti yıkamayan işçi veya denizci Sovyetlerinden çok daha somuttu. Bu sonrakiler, liberter kolektiflerin pratiği olan doğrudan demokrasiyi ifa etmek yerine, bürokratik komünist partinin dolaylı demokrasisini kabul etmişlerdi.</span><br />
<span>Liberter kendinden hükümetin en büyük başarılarından birisi, endüstri ve hizmetlerin kolektifleştirilmiş olduğu, Alcoy gibi 45.000 sakine sahip bir kentin doğrudan kendinden yönetimiydi. Alcoy&#8217;un 1936&#8242;daki çalışan nüfusu, 17.000&#8242;i CNT üyesi olmak üzere 20.000 kişiydi. Onlar etkilenilen ekonomik, toplumsal ve siyasi değişimler içerisindeki aktif devrimcilerdiler; SSCB&#8217;de olduğu üzere, Marksistlerin hükümetin herşeyi ve herkesi eli altında tutmasını arzuladıkları gibi herşeyi hükümetin yapmasını beklemediler.</span><br />
<span>Alcoy&#8217;da, 19 Temmuz 1936 öncesinde Yerel Federasyon&#8217;da 16 CNT sendikası bulunuyordu. Kurumsallaşmış olmayan ancak aktif ve devrimci olan bu sendika gücü, reformist sendikaların yaptığı gibi yalnızca yüksek ücretler için mücadele etmekle değil, bunun aksine liberter komünizmin yaratılmasıyla da ilgilendi. Bu eşsiz bir sendika kuvvetiydi: Marksist sendikacılık, sendikacılığı &#8211;gerçekte sadece reformizmi destekleyen&#8211; devrim-lafazanı siyasetçilerin bir aracı olarak kullanan küçük burjuva sosyalist parti veya bürokratik komünist partideki bir dişli haline gelmişti.</span><br />
<span>Alcoy&#8217;daki sendikalar, CNT&#8217;nin ana kuvvet olduğu İspanya genelindeki her yerellikte olduğu gibi, hükümetin fabrikaları millileştirmesini beklemeksizin onları kendi başlarına toplumsallaştırdılar &#8211;devlet mülkü olarak değil, toplumsal mülk olarak. Bu toplumsallaştırmanın bir örneği olarak, Alcoy sendikaları zaman geçirmeksizin şu endüstrilerin kendinden yönetilmesine yöneldiler: matbaacılık; kağıt ve karton; mimarlar ve arazi denetçileri dahil inşaat; tiyatrolar ve sinemalar dahil eğlence; otobüsler, arabalar ve kamyonlar dahil ulaşım; kimya endüstrisi, sabunlar, laboratuvarlar, parfümler; deri, süet ve ayakkabılar; tüccar ve pazarlamacılar; endüstri teknisyenleri; ilk ve orta öğretim öğretmenleri; sanatçılar; yazarlar; elbise yapımı; Alcoy&#8217;da hayati öneme sahip tekstil sektörünün tamamı; ağaç işleri ve mobilya; serbest meslekler; ve tarım ile bahçecilik. Alcoy bu nedenle, profesyonel siyasetçiler, bürokratlar veya burjuvazinin olmadığı, doğrudan üreticilerince kendinden idare edilen, kendinden yönetime sahip bir kent modeliydi.</span><br />
<span>Üretim araçlarının ve hizmetlerin toplumsallaştırılması sayesinde, emeğin toplumsal uzmanlaşması yasası, önceki üretim sisteminin asla yapamadığı bir dengeyi başarmıştı; çünkü eğer bir sektörde veya bir firmada çok fazla işçi bulunuyorsa, bunlar başka bir sektöre aktarılacak ve tam istihdam korunabilecekti. Liberter sosyalizm, bu sayede, üretken işçiler ile devlet aygıtının içerisine sağlam bir şekilde yerleşmiş tekno-bürokratlar arasında büyük farklılıkların olduğu kapitalizmden veya idari sosyalizmden çok daha objektif ve bilimseldi.</span><br />
<span><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">Kapitalizm</a>, &#8211;üretim araçlarının özel ellerde tutulmasından kaynaklanan tüm çelişkileriyle&#8211; endüstri, tarım ve hizmetlerdeki liberter kolektivizmden çok daha geridedir. Liberter komünizm, çok fazla matematiksel ve teknik kuramsallaştırma olmaksızın, işsizliğe, dönemsel ekonomik krizlere, işçilerle kapitalistler arasındaki çatışmanın sonucu olan grevlere, zulme ve ihmale çözüm bulmuştu. Liberter komünizm eğitim sağlamış, böylece de göç etme ihtiyacını ortadan kaldırmıştı. Siyasi, ekonomik, toplumsal, teknik ve finansal alanlardaki işleri işçilerin kendileri yönettiler. İspanyol devriminin 33 ayı içerisinde CNT&#8217;nin en büyük başarı buydu. Bu, eski rejimi ve devleti savunan komünistler ve sosyalistlerce yapılan bir devrim değildi, kolektiflerin ve kendinden yönetimin kırsal kesimde ve şehirlerde devletin yerini aldığı, anarşistlerce yapılan bir devrimdi.</span><br />
<span>Alcoy ekonomisinin doğrudan kendinden yönetimi, kendinden hükümetin mükemmel bir örneği sunmuştu. Tekstil endüstrisinin üç branşı, ofis personeli ve ambar çalışanlarının yaptığı gibi, İşçi Komitesi için bir delege seçiyordu. Sendika komitesi tarafından bir Denetim Komitesi belirleniyordu. Yine, imalat, yönetim, alım ve satım ve sigorta mesleklerindeki beş teknisyenden oluşan bir Teknik Komisyon oluşturulmuştu. Ardından, kendinden hükümet birimi üç alt-birime bölünmüştü: genel imalat süreçleri, teknik örgütlenme ve makina bakımı, üretim denetimi ve istatistikler. Tüm bunlar, kendinden hükümetin federatif bir biçimi olarak, diğer küçük firmaları ve tarım sektörü dahil olmak üzere, çeşitli tekstil alanlarındaki 103 firmayı kapsayan 20.000&#8242;den fazla işçi için iş sağlıyorlardı. Bu, sermayeyi tekelleştiren ve çalışmayı köleliğe indirgeyen bencil kapitalizmin çelişkilerini gidermekteydi. Liberter sosyalizm, Alcoy&#8217;da ve İspanya&#8217;nın diğer kesimlerinde, işçileri ücretli kölelikten kurtardı ve onları kolektivistlere dönüştürdü, böylece de, Marksist-Leninizm&#8217;de devlet yöneticilerinin hizmetinde olmaya devam eden, komünist bürokrasi ve devlet kapitalistleri için kar üreten proletaryayı ortadan kaldırdı.</span><br />
<span>Ancak, Alcoy&#8217;daki harikulade kendinden yönetim deneyiminin bir kusuru vardı. Yukarıdaki finansal ve siyasi iktidar liberter toplumsal iktidar değildi; bu nedenden ötürü de sonunda, işçilerin üstünde yer alan devlet onları eski ücretli köleliğe döndürmeyi denedi. Bu nedenle, toplumsal bir devrim gelecekte yerel veya bölgesel bir düzeyde kalmamalı, ve ulusal düzeye ulaşmalıdır. İspanyol devrimi sırasında CNT&#8217;nin en büyük hatalarından birisi, aşağıdaki toprağı, hizmetleri ve firmaları kolektifleştirmesi, ancak yukarıdaki bankaları, kredi sistemlerini, dış ticareti, altın ve parayı liberter kolektivizmin düşmanlarının ellerinde bırakmasıydı. 1871 Paris Komününün hatası yinelendi: toplumsal devrim, zamanı gelince kolektifleri ezip geçecek olan yularıdaki bankalar, para, dış ticaret ve baskıcı devlet gibi karşı-devrimin birçok yönüne dokunmaksızın, sadece aşağıda yapılmamalıdır. Devlet, komünistlerin ellerinde gün geçtikçe kuvvetlenmektedir. Liberter toplumsal devrim bir ikilemden muzdariptir: ya hem aşağıda hem de yukarıda ivedilikle ve toptan yürütülecektir; veya devletin gücüne, onun burjuva ve bürokratik destekleyicilerine karşı yenilecektir.</span><br />
<span>Aşağıdan yukarıya doğru, liberter toplumsal iktidar sömürücü ve baskıcı devletin yerini almalı, onu tahrip etmelidir. Devletin toplum üzerindeki geleneksel iktidarını yıkmak için, işyerlerindeki kendinden yönetime ve milis öz-savunmasına dayanan alternatif bir liberter toplumsal iktidar yaratılmalıdır.</span><br />
<span>Eğer endüstri, tarım ve hizmetler kendinden yönetilir ve kendi özel branşlarında federe hale getirilirlerse, bir genel ekonomik konsey biçimlendirmek üzere birleşeceklerdir. Ekonomik konsey, federe hale gelmiş kendinden hükümet organları ve milis yapısı, amacı insanları değil işleri yönetmek olan bir çeşit federe kendinden hükümet yaratmak üzere toplumsal gücün üç ayağını oluşturacaktır.</span><br />
<span>İspanyol liberter hareketi aşağıdan liberter sosyalizmin altyapısını yaratma görevine epey önem vermiştir, ancak yukarıdaki toplumsal iktidarın anarşist üstyapısı ihmal edilmiştir. CNT&#8217;nin, devrimci sendikaları aracılığıyla, aşağıdaki kolektifler, demiryolları, telefonlar, gaz ve elektrikteki, vb. harika kendinden yönetim biçimleri yarattığı doğrudur, ancak onlar üstün bir yabancılaştırıcı güç olarak devletin yukarıdaki varlığını hafife aldılar ve bu varken liberter devrim tehlike içindeydi. Bu, komünist tümenlerin, Franco ile savaşmak amacıyla değil, liberter kolektifleri yıkmak için Aragon&#8217;a girdiği 1937&#8242;nin Mayıs günlerinde oldukça açıktı.</span><br />
<span>Özel veya devlet kapitalizminin herkes için çalışma hakkını; yaşam standartlarında ve üretkenlikte artışı; yöresel veya devresel krizlerden özgür bir ekonomiyi; çalışma saatlerinde azalmayı; emeğin ürünlerini israf etmeksizin rasyonel ve tutumlu bir tüketimi; ekonomik, ekolojik ve toplumsal dengeyi; ve bir haklar rejimini ve herkes için özgürlük sağlamayacğını açığa kavuşturmanın zamanıdır.</span><br />
<span>Liberter fikirlerin bürokratik veya burjuva ideolojilerine üstün olduğu gösterilmelidir. Herkes kendinin yöneticisi olmalıdır, ancak herkes kolektif üretim sürecine katılmalıdır. &#8220;İktidar&#8221;, tiran devlete veya bir sınıfa veya baskıcı, sömürücü seçkinlere değil, herkese ait olmalıdır. Kendinden yönetim tüm ekonomik faaliyetlerde yeni bir üretim yöntemi olarak oluşturulmalıdır; ve siyaset, herkesin sorumlu bir şekilde herşeye karar verdiği liberter ilkelere dayandırılmalıdır. Hitler veya Stalin gibi liderler yanılmaz kişiler değildir; herkes özgür olmalıdır. Özet olarak, liberter sosyalizm gerçek bir alternatif toplumsal iktidar sunmaktadır, çünkü o dışardan, burjuvazi veya bürokrasiden, özel veya devlet kapitalistlerinden değil, insanlardan kaynaklanmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #990000;">EK 1</span><br />
<span>Eşitliğin özgürlüğe karşıt olduğunu söylemek doğru değildir. Eşitlik olmadan özgürlük olamayacağı için, kendinden yönetimli bir toplum her ikisini birden yerine getirmelidir. Bazı insanlar emirler verir, diğerleri itaat eder, bazıları daha iyi, bazıları daha kötü yaşar. Özel ve devlet kapitalizminde gerçekleşen tüm bunlar, eğer tüm insanlar siyasi, ahlaki ve bilimsel eğitim açısından aynı fırsatlardan yararlanabilirlerse, ortadan kaldırılabilir &#8211;hemen ve mutlak olarak olmasa bile yakın bir gelecekte. Bu nedenle, kendinden yönetim, işçilerin patronlar ve devlet tarafından yabancılaştırılmasının üstesinden gelerek, sadece işçileri değil tüm insanları özgürleştirecektir.</span></p>
<p><span style="color: #990000;"><span>İŞBİRLİĞİ VE KENDİNDEN YÖNETİM</span></span><br />
<span>Liberter ekonomi, bütün devletin ulusal ve uluslararası tekellerine alternatif olarak, ekonomik alanda kendinden yönetimi ve işbirliğini öne çıkarır. Bir yandan büyük şehirsel sanayilerde dinamik bir kendinden yönetim; öte yandan ise farklı alanların ekonomilerini bütünleştirmek ve çeşitlendirmek amacıyla kırsal kesimde kolektif agro-endüstriyel kompleksler yaratılması tasarlamaktadır. Kırsal göçü azaltmak ve tam istihdamı sağlamak için doğal ve beşeri kaynaklar uyumlandırılmalıdır. Her iki durumda da, liberter ekonomi tam istihdamın güvence altına alındığı, toplumsal ve katılımcı olan bir ekonomiyi yaratma kapasitesine sahiptir. Bu, Keynes&#8217;in öne süreceği üzere parasal veya finansal mekanizmalarla değil, sermaye, teknoloji ve çalışmayı bütünüyle bütünleştirecek farklı tipteki firmalar &#8211;merkezinde toplumsal çıkarın bulunduğu türrden bir firma tarafından&#8211; tarafından sağlanacaktır.</span><br />
<span>Batı ve Doğu modellerine karşısında, liberter ekonomi, ekonomiyi şu yollarla insancıllaştıracak ve demokratikleştirecektir:</span><br />
<span>- tüm işçiler, kooperatif kendinden yönetimli firma içerisinde eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.</span><br />
<span>- tüm işçiler, bağımsız olan meclisler yoluyla, kendinden yönetim konseylerine seçilebilir ve geri çağırılabilir.</span><br />
<span>- tüm işçiler, yapılan işin nicelik ve niteliğine uygun olarak, kolektifleştirilmiş ve kendinden yönetilen işyerleri tarafından üretilen ekonomik artıktan faydalanır.</span><br />
<span>- kendinden yönetim veya kooperatif konseylerindeki tüm görevler, bürokratikleşmenin gelişmesini engellemek üzere yeniden seçimle kısa zaman içerisinde yenilenmelidir.</span><br />
<span>Özünde, liberter ekonominin neye benzemesi gerektiği böyle bir şeydir. Bunun, devlet ve özel <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">kapitalizm</a> rejimleri kadar ve hatta onlardan da fazla üretken kapasite yaratma yetisine sahip olduğu gösterilmiştir. Ekonomik olarak geriyken, toplumsal olarak ilerlemiş olmanın pek bir anlamı olmayacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #990000;">EK 2: KENDİNDEN YÖNETİMİN ON ÖZELLİĞİ</span><br />
<span><strong>1. Kendinden yönetim:</strong> Gücü başkalarına devretme.</span><br />
<span><strong>2. Uyum:</strong> Bütünü ve parçaları federalist sosyalizmde bütünleştir.</span><br />
<span><strong>3. Federasyon:</strong> Sosyalizm kaotik olmayacaktır, bölgesel ve ulusal düzeyde bütün ile parçalar arasındaki birlik sayesinde ahenkli olacaktır.</span><br />
<span><strong>4. Doğrudan Eylem:</strong> İnsanların doğrudan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> yoluyla aktif özneler olacağı anti-kapitalist ve anti-bürokratik [bir kendinden yönetim].</span><br />
<span><strong>5. Koordineli bir öz-savunma:</strong> Özgürlük ve kendinden yönetimli sosyalizm, totaliter bürokrasi ve emperyalist burjuvaziye karşı savunulmalıdır.</span><br />
<span><strong>6. Kırsal kesimde işbirliği ve şehirde kendinden yönetim:</strong> Tarım, agro-endüstriyel kompleks modelini [uygulayacak] kendinden yönetimli şirkete dayanabilir. Şehirde, endüstriler ve hizmetler kendinden yönetimli olmalıdır; yönetsel konseyler, hiçbir yönetici sınıf ve aracılar olmaksızın, doğrudan üreticiler tarafından oluşturulmalıdır.</span><br />
<span><strong>7. Üretim:</strong> Birlik haline gelmiş [sendikalaşmış] çalışma, burjuvazi veya bürokrasi olmaksızın özgürce birleşmiş bir çalışmaya dönüştürülmelidir.</span><br />
<span><strong>8. Tüm iktidar meclise:</strong> Hiç kimse insanlar adına karar verememeli, veya profesyonel siyasetçiler aracılığıyla [insanların] işlevlerini gasp edememelidir. Güçlerin devredilmesi kalıcı olmamalı, ancak meclis tarafından seçilen ve geri çağırılabilir olan delegelere verilmelidir.</span><br />
<span><strong>9. Siyasetin devredilmesine hayır:</strong> Hiçbir parti, öncü, seçkin, direktör, yönetici olmamalıdır. Sovyet bürokrasisi, kitleleri pasif kişilere ve iktidar seçkinlerinin uysal bir aracına dönüştürerek, kitlelerin kendilendiliğini öldürmüş, onların yaratıcı kapasitesini ve devrimci faaliyetini yok etmiştir.</span><br />
<span><strong>10. Refahın rasyonelleştirilmesi değil, toplumsallaştırma:</strong> Şu aşağıdakiler en önemli rolleri üstlenmelidir: sendikalar, kooperatifler, yerel kendinden yönetimli dernekler, halk örgütlenmeleri, her türden birlikler, yerel, bölgesel, il, ulusal, kıtasal ve dünya federal kendinden hükümeti&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #990000;">Çeviri:</span> Anarşist Bakış<br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span><span style="font-family: Trebuchet MS;"><strong><span style="color: #990000;">Kaynak:</span></strong> &#8220;</span><span style="font-family: Trebuchet MS;">Anarchist Economics: An Alternative for a World in Crisis</span><span style="font-family: Trebuchet MS;">&#8220;, Abraham Guillen.</span> </span></span></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/abraham-guillen/" title="Abraham GUİLLEN" rel="tag">Abraham GUİLLEN</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsist-ekonomi/" title="Anarşist Ekonomi" rel="tag">Anarşist Ekonomi</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsist-ekonomi-kriz-icindeki-dunya-icin-bir-alternatif-ispanya-1936-1939-libert/" title="Anarşist Ekonomi: Kriz İçindeki Dünya İçin Bir Alternatif / İspanya 1936-1939: Libert" rel="tag">Anarşist Ekonomi: Kriz İçindeki Dünya İçin Bir Alternatif / İspanya 1936-1939: Libert</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1714/zenginlik-kitle-iletisim-araclarini-nasil-etkiler/" title="Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler? (24 Ekim 2009)">Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1710/zenginligin-politika-uzerindeki-etkisi-nedir/" title="Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir? (24 Ekim 2009)">Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1631/yonetici-sinif-devlet-uzerindeki-denerimini-nasil-surdurur/" title="Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür? (24 Ekim 2009)">Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1786/yeni-anarsistler/" title="Yeni Anarşistler (24 Ekim 2009)">Yeni Anarşistler</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1855/yasamtarzi-anarsizminin-degerlendirilmesi/" title="Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi (27 Ekim 2009)">Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1955/anarsist-ekonomi-kriz-icindeki-dunya-icin-bir-alternatif-ispanya-1936-1939-libert/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapitalizme Karşı Anarşizm</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1953/kapitalizme-karsi-anarsizm/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1953/kapitalizme-karsi-anarsizm/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 10:15:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalizme Karşı Anarşizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1953</guid>
		<description><![CDATA[Tarihsel olarak Anarşist Hareket ağırlıklı olarak sosyalistlerden oluşmaktadır. Örneğin, bugün üyesi 10.000&#8242;in üzerinde olan anarşist organizasyonlar bulunmaktadır, yine benzer şekilde İspanya ve İsveç&#8217;te anarşist sendikalar mevcuttur. Buna karşın Amerika&#8217;da anarşist hareket&#8217;in aşırı şiddet barındıran niteliği, I. Dünya Savaşı&#8217;nı takip eden dönemde kitlesel bir Anarşist Hareket oluşmasını engellemiştir. Ama aynı zamanda bu eksiklik, kapitalist-eğilimli olan ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihsel olarak Anarşist Hareket ağırlıklı olarak sosyalistlerden oluşmaktadır. Örneğin, bugün üyesi 10.000&#8242;in üzerinde olan anarşist organizasyonlar bulunmaktadır, yine benzer şekilde İspanya ve İsveç&#8217;te anarşist sendikalar mevcuttur. Buna karşın Amerika&#8217;da anarşist hareket&#8217;in aşırı şiddet barındıran niteliği, I. Dünya Savaşı&#8217;nı takip eden dönemde kitlesel bir Anarşist Hareket oluşmasını engellemiştir. Ama aynı zamanda bu eksiklik, kapitalist-eğilimli olan ve kendilerini &#8220;<span style="text-decoration: underline;">Liberterler</span>&#8221; <em>(ing. Libertarians)</em>, ve hatta &#8220;<span style="text-decoration: underline;">Anarşist Kapitalistler</span>&#8221; gibi isimlerle tanıtan organizasyonların doğmasına neden olmuştur. Dikkat edilirse, &#8220;Liberterler&#8221; kavramı Fransız anarşistler tarafından, Fransız hükümeti &#8220;Anarşist&#8221; kelimesini yasa dışı ilan edildiği zaman kullanılmaya başlayan bir kavramdır. Benzer şekilde &#8220;Anarşist Hareket&#8221; tarihsel olarak, her zaman <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">kapitalizm</a>&#8217;e cepheden karşı olan bir harekettir. Bu nedenledir ki, anarşist kelimesinin ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ile özdeşleşmiş kavramların bu gibi kapitalist-eğilimli organizasyonlarca kullanılması kabullenilemeyecek bir tavırdır, ve her şeyin ötesinde anarşistlere yapılan bir hakarettir.</p>
<p><span style="color: #000000;"> <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> politik bir hareket olarak <span style="text-decoration: underline;">I. Enternasyonal</span>&#8216;in (ya da Uluslararası İşçiler Örgütü) içinden çıkmıştır. Bu oluşumdan hemen önce Fransız teorisyen<span style="text-decoration: underline;">Proudhon</span> yazdığı kitabın başlığı olan &#8220;Mülkiyet Nedir ?&#8221; sorusuna verdiği &#8220;Mülkiyet Hırsızlıktır&#8221; cevabı ile Anarşist fikirlerin bir genel çerçevesini çizmişti. Bu eser, kapitalist sömürü mekanizmalarının nasıl işlediği konusunda devrimci sosyalist teorinin ana hatlarını ortaya koymaktadır. Bu fikir daha sonra<span style="text-decoration: underline;">Marx</span> tarafından geliştirilerek Emek-Değer teorisi olarak kavramsallaştırılmıştır.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Ana teori basit bir anlatımla şöyle açıklanabilir; kapitalist sistemde yaşayabilmek için para kazanmak amacı ile çalışmak bir zaruriyettir. Ama, otomasyon ve makinelerin yüksek fiyatı ve de toprak sahipliliğinin az sayıdaki ayrıcalıklı bir zümrenin elinde olması nedeni ile, sıradan bir emekçinin işinde kullandığı araçlara sahip olması mümkün değildir. Bu nedenle, emekçilerin büyük bir kısmı fabrikalara, dükkanlara, çiftliklere, madenlere sahip olan kimseler için çalışmak zorundadırlar. Bu tip mülkiyet, &#8220;<span style="text-decoration: underline;">üretim araçları</span>&#8221; diye adlandırılan şeylerin mülkiyetidir. Giysilerimiz, kitaplarımız, mobilyalarımız, ya da teybimiz gibi kişisel olarak sahip olduğumuz ya da genel bir ifade ile <span style="text-decoration: underline;">tüketim malları</span> bu sınıflandırma içine dahil edilemezler.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Bu tip mülkiyettir ki, sonucunda hırsızlık ortaya çıkmaktadır. Bir örnekle basitleştirecek olursak, bir işçi bir haftada çalışarak 600 milyon TL değerinde mal üretmiş olsun; ve de bu mal satıldığında sermayedara (kapitaliste) doğrudan 400 milyon TL&#8217;lik kâr bırakıyor olsun. Eğer, üretim araçlarının sahibi olan sermayedar işçiye haftalık olarak 200 milyon TL ödemekteyse, aradaki 200 milyon TL&#8217;na kendisi için el koymaktadır, diğer bir ifade ile çalmaktadır. Bu bahsettiğimiz anlamda mülkiyet sermayenin kaynağıdır.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Bu kapitalist sömürü mekanizmasının açıklanması için iyi bir örnektir. Tabii ki, hayatta nadir olarak basit modeller herşeyi açıkça gösterebilir; sermayedarın kendisinin de üretken bir aktiviye içinde olduğu, bireysel işçilerin de bir şekilde belli bir birikime sahip olarak kendilerinin de sermayedar olabilecekleri gibi etkenler modelle çelişki yaratmaz, aynı sömürü düzeni yüzeyin altında derinden derine işleyen bir mekanizma olarak kalır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, sömürünün her türlü formuna karşı dururken, doğal olarak kendisi bir sömürü mekanizması demek olan Kapitalizme cepheden karşı çıkar.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Bunun yanısıra anarşistler, pek çok diğer sömürü türünün de aslında kapitalizmden kaynaklandığını ya da kapitalizmce şekillendirildiğini söylerler. Bu bağlamda, &#8220;<span style="text-decoration: underline;">Irkçılık</span>&#8221; temel olarak, ilk kapitalistlerin köleciliği gerekçelendirmek için kullandıkları bir argümandır, ve Avrupa tarafından dünyanın geri kalan kısmının sömürüldüğü bir döneme denk düşmektedir. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">Kapitalizm</a> tarafından bugüne kadar canlı tutulan bu kavram, işçileri sınıfsal karakteristiklerinin ötesinde bölmek ve emperyalizmi gerekçelendirmek için kullanılmaktadır. Tekrar etmek pahasına da olsa, temel modelimize göre hayat çok daha karmaşık bir yapıdadır; ama, temel model her ne kadar herşeyi tam olarak açıklamıyorsa da açık bir başlangıç noktasıdır.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Eğer sözlükleri açıp bakacak olursanız, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> kelimesi devlet (hükümet) karşıtı olarak tanımlanır. Bu saptama doğrudur, ama siyasi hareketler sözlüklerden hayat bulmaz, tarihsel oluşum içinde şekillenirler. Devlet-karşıtı olmanın, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">Kapitalizm</a>-karşıtı olmayı önsel olarak nasıl koşullandırdığı konusuna gelecek olursak; devlet temel olarak sınıflı toplumların bir kurumudur. Kapitalizmle beraber, devlet küçük bir oluşumdan devasa bir yapıya dönüşmüştür. Bu boyuttaki büyüme, bir yerde yönetilen sınıfların büyümesine paralel olarak oluşan bir büyümedir. Bu büyümedir ki, asıl olarak kapitalizmin kendi çöküşünün temellerini hazırlamaktadır.</span><br />
<span style="color: #000000;"> İngiltere&#8217;de, 1984&#8242;de yaşanan madenciler grevinde devlet, ülkenin en yaygın ve en militan olan sendikasını etkisiz kılabilmek için milyonlarca sterlin harcadı. Bir yıl boyunca 10.000&#8242;e yakın polis grevcilere karşı hazır durumda tutuldu. Hükümet tarafından, Madencilerin Ulusal Sendikası&#8217;nın fonlarına el koyabilmek amacı ile sayısız dava açıldı. Sonuçta madenciler kaybetti, ama bu devasa boyutlarda ki devlet organizasyonu olmasaydı sonuç bambaşka olabilirdi. Benzer şekilde ne zamanki işçiler bir fabrika&#8217;da eylem yapsa, devlet orada hazırdır, ve grevi (eylemi) kırar, yargılar, ele başlarını tutuklar. Devlet olmadan açıktır ki patronların işi gayet zor olacaktır. Diğer yandan devlet kapitalistler arasındaki çelişkilerde, sürtüşmelerde aracı görevini üstlenir. Ulusal devlet sınırları içinde iş hayatına ilişkin düzenlemeleri yapar, ithalat sınırlamaları ve ihracat teşvikleri ile yerli sermayedarların çıkarlarını garanti altına alır; altyapı, yollar ve işgücü talebini karşılayacak eğitim gibi temel faaliyetleri üstüne alır. Nihayetinde, bir devlet başka bir devlete aynı nedenlerden dolayı savaş dahi açabilir. Özetlemek gerekirse, devlet bireysel kapitalistlerin ortak çıkarlarını korumak için bir araya gelerek oluşturdukları bir organizasyondur. Tabii ki, en temel ortak gaye, Emekçi Sınıfların baskı altında tutulmasıdır.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Anarşistler başından beri sosyalistlerdir. I. Enternasyonal, anarşistlerin, marksistlerin oluşturduğu bir sosyalist kurumdu. Aynı zamanlarda, Amerikan anarşistleri sendikalarda da yapılanmışlardı. Unutulmamalıdır ki, 1880&#8242;lerde Haymarket şehitleri çalışma gününün sekiz saate indirilmesi için mücadele etmekteydiler. Başından beri <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> emekçi sınıfın devrimci mücadelesidir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> En büyük Anarşist eylem 1936 <span style="text-decoration: underline;">İspanyol Devrimi</span>&#8216;dir. Anarşist sendika CNT, 1-2 milyon kayıtlı üyesi ile devrimde aktif olarak önemli rol oynadı. Sanayi tesisleri ve tarımsal alanlar kollektifler altında toplandı, pek çok İspanyol cumhuriyetinde yaşam anarşist yöntemlerle sürdürüldü. Kendini liberter olarak adlandıran pek çok kapitalist-eğilimli grup, sosyalizmin insanları silah zoru ile devlet için çalıştırılması ile eş anlamlı olduğunu söylerler. Oysa, İspanyol deneyiminde de açıkça görüldüğü gibi, işçiler devlet için değil kollektifler aracılığı ile kendileri için çalıştılar. Kendi aralarından seçtikleri delegeler aracılığı ile fabrikaların/tarlaların nasıl işletileceğine karar verdiler (emekçilerin kendi yönetimi). Doğal olarak bu oluşumu herkes aynı derecede kabullenmedi; özellikle katılmak istemeyen küçük köylülere, kendi topraklarını kendi başlarına ve tamamını kullanarak ekme koşulu ile üretim yapma ve kollektiflerle ticaret yapabilme imkanı tanındı. Kullanılmayan toprak ise yine kollektifleştirildi. Uygulama gösterdi ki, bu insanların büyük bir kısmı da ilk aylarda kollektiflere katıldılar. Kapitalistler iktidara tekrar geldiklerinde, sadece kollektifler sistemini değil, onu yaratanları da ortadan kaldırmayı hedeflediler. Yarım milyon anarşist öldürülürken, pek çoğuda İspanya ve Fransa&#8217;da tutuklandılar.</span><br />
<strong><span style="color: #990000;">ÇEVİRİ: </span><span style="color: #000000;">Anarşist Bakış</span></strong><br />
<strong><span style="color: #990000;">Kaynak: </span></strong><span style="color: #000099;">&#8220;</span><strong>Anarchism and Capitalism</strong>&#8220;<!-- google_ad_section_end --> <!-- / message --> <!-- sig --></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" title="kapitalizm" rel="tag">kapitalizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizme-karsi-anarsizm/" title="Kapitalizme Karşı Anarşizm" rel="tag">Kapitalizme Karşı Anarşizm</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1738/kapitalizmde-siyasal-iktidar-neden-yogunlasir/" title="Kapitalizmde siyasal iktidar neden yoğunlaşır? (24 Ekim 2009)">Kapitalizmde siyasal iktidar neden yoğunlaşır?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1666/kapitalizmde-fiyatlari-ne-belirler/" title="Kapitalizmde fiyatları ne belirler? (24 Ekim 2009)">Kapitalizmde fiyatları ne belirler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1684/kapitalizm-ve-issizlik/" title="Kapitalizm ve İşsizlik (24 Ekim 2009)">Kapitalizm ve İşsizlik</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1652/kapitalizm-ozgurluge-mi-dayanir/" title="Kapitalizm özgürlüğe mi dayanır? (24 Ekim 2009)">Kapitalizm özgürlüğe mi dayanır?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1716/kapitalizm-ile-ekolojik-kriz-arasindaki-iliski/" title="Kapitalizm ile ekolojik kriz arasındaki ilişki (24 Ekim 2009)">Kapitalizm ile ekolojik kriz arasındaki ilişki</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1953/kapitalizme-karsi-anarsizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şiddetsiz Bir Topluma Doğru: Anarşizm, Toplumsal Değişim ve Food Not Bombs Üzerine</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1941/siddetsiz-bir-topluma-dogru-anarsizm-toplumsal-degisim-ve-food-not-bombs-uzerine/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1941/siddetsiz-bir-topluma-dogru-anarsizm-toplumsal-degisim-ve-food-not-bombs-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 09:58:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Food Not Bombs ÜzerineŞiddetsiz Bir Topluma Doğru: Anarşizm Toplumsal Değişim ve Food Not Bombs Üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddetsiz Bir Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Değişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1941</guid>
		<description><![CDATA[CHRIS CRASS
Tartışılması Bu Kadar Önemli Olan Kahrolası Şey Nedir? 
Anarşizm İçin: 
Anarşizm ve Konsensus: 
Anarşizm ve Vejetaryanlık: 
Anarşizm ve Şiddetsizlik 
Ancak Anarşizm Popüler Değil, ve Yanlış Anlaşılıyor; 
Bu yazının ortaya çıkışı ve amacı:
Bu yazı, San Fransisko&#8217;daki Bomba Değil Yiyecek&#8217;de [Food Not Bombs, FNB] politikamız ve politikamızı yazında nasıl temsil ettiğimiz hakkında yapılan tartışmanın sonucunda, ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong><span style="color: #000000;">CHRIS CRASS</span></strong></div>
<p><span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;">Tartışılması Bu Kadar Önemli Olan Kahrolası Şey Nedir?</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> İçin:</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ve Konsensus:</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ve Vejetaryanlık:</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ve Şiddetsizlik</span></strong> </span><br />
<span style="font-size: x-small;"><strong><span style="font-size: xx-small;"><span style="color: #000000;">Ancak <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> Popüler Değil, ve Yanlış Anlaşılıyor;</span></span></strong> </span></p>
<p>Bu yazının ortaya çıkışı ve amacı:<br />
Bu yazı, San Fransisko&#8217;daki Bomba Değil Yiyecek&#8217;de [<em>Food Not Bombs, FNB</em>] politikamız ve politikamızı yazında nasıl temsil ettiğimiz hakkında yapılan tartışmanın sonucunda, ilk olarak 29.11.1995 tarihinde yazıldı. 09.11.1995 tarihli toplantımızda, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ve FNB hakkında derinlemesine ve düşünce kışkırtıcı bir tartışma yapmıştık. Toplantıdakilerin çoğu FNB&#8217;nin, yapısı ve hedefleri itibariyle, yönelim olarak her zaman anarşist olduğuna güçlü bir şekilde inanıyordu. Ancak, anarşist politika ve FNB&#8217;nin ilkeleri hakkında kaygılarını belirten çok sayıda insan da vardı.<br />
Bu durum yazısı [<em>position paper</em>, belli bir konu üzerinde bir grubun görüşlerini/tezini açıklayan yazı], esasında, bu kaygılara hitap eden ve grup içerisinde anarşist politikayı amaçlayan, gruba sunulmuş bir öneriydi. Toplantılarda ve birçok tartışmada dağıtılan önerinin &#8211;hem resmi, hem de gayriresmi&#8211;, grup tarafından konsensusla kabul edilmesi yaklaşık bir yılı buldu. Anarşizmin FNB politikasının resmi bir öğesi haline gelmesinin hemen ardından, grubun daha geniş politikasını açıkça ifade eden ve günlük eylemlerimizi radikal politika bağlamına oturtan bir görüş raporu [<em>vision statement</em>] biraraya getirildi. Bu yazının sonunda yer alan görüş raporunda, bizim cinsiyetçilik karşıtı mücadele kararlığımızdan, ekolojik olarak sürdürülebilir bir topluma doğru yönelen eylemler olarak topluluk bahçeciliği ve organik gübrelemeye [<em>composting</em>] kadar her şey içeriliyordu.<br />
Bu yazı, San Francisko FNB içindeki bir öneri olmaktan çıkarak, daha geniş FNB topluluğu ve aktivist hareketi için FNB politikalarına ilişkin bir durum yazısı haline geldi. Bu yazının, eşzamanlı olarak bir yandan esaslı bir toplumsal değişiklik için çalışan, öte yandan ise küresel şirketler hakimiyetine ve dünyadaki yoksulluğa karşı çıkmak için çalışan, uluslarüstü bir hareket olarak FNB&#8217;nin politik geleceği hakkında tartışma açacağı umut edilmektedir. Yine bu yazının, daha geniş sosyal adalet hareketleri içinde yer alan başkalarının, FNB&#8217;nin eylemlerini ve politikalarını anlamasına yardım edeceği umulmaktadır. Bizim hizmetlerimizi anlamlı kılan, günlük çabalarımıza enerji ve canlılık kazandıran şey FNB&#8217;nin radikal politikasıdır &#8211;zaman zaman ne kadar önemsiz gözükürse gözüksünler. Kendi günlük aktivizmimizin sosyal ve ekonomik adalet için çalışan daha geniş bir hareketle bağlantılı olduğunu gördüğümüz zaman, bu bizim sebzeleri kesip durmamız, veya yapış yapış gübreyle uğraşmamız, veya sabah fazlasıyla erken kalkarak sıradaki insanlar için kahve ve ekmek hazırlamamız için gerekli olan ilham ve motivasyonu edinmemize yardım eder. Radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/toplumsal-degisim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Toplumsal Değişim">toplumsal değişim</a> günden güne gerçekleşir; ve kendinizden çok daha geniş olan bir şeyin bir parçası olduğunuzu bilmek bile o günün sonunu getirmenize yetebilir.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">TARTIŞILMASI BU KADAR ÖNEMLİ OLAN KAHROLASI ŞEY NEDİR?</span></strong><br />
Bir grup ya da hareketin neyi desteklediği ve daha iyi bir dünyanın neye benzeyeceği görüşü hakkında açık bir anlayışa sahip olması hayatidir. FNB üç tane açıkça tanımlanmış ilkeye sahipken, bunlara gerçek anlamını kazandıran şey, bizim bu ilkeleri içine yerleştirdiğimiz daha geniş politik bağlamdır.<br />
Bizler konsensusa [<em>consensus</em>, görüş birliği, oybirliği], şiddetsizliğe ve vejeteryanlığa inanıyoruz. Kendi başlarına bu kavramlar biraz muğlaktırlar ve geniş yorumlara açıktırlar. İlkelerimizin esnek ve kapsayıcı olması iyi bir şeyken, fikirlerimizin asimile edilmesini engellemek de keza önemlidir. Bu fikirlere gerçek anlam ve değerini kazandıran şey, FNB&#8217;nin bu ilkeleri eyleme dökme ve bizlerin bunları tanımlama şeklimizdir. Bizler, bu fikirleri, merkezsizleşme, kolektif ve kişisel güçlenme, feminizm ve hiyerarşik olmayan örgütlenme stratejileri ile birleştiriyoruz. Genellikle parasız gıda dağıtımı anlamına gelen hayırseverlik [<em>charity</em>] kavramını reddediyoruz. Bizler, hayırseverliğin açlık ve yoksulluğun nedenlere işaret etmekte başarısız olduğuna, ve eşitsizliği yaratan kurumsal yapılara meydan okumaksızın krize [karşı] yara bandı yapıştırmak girişimlerine denk düştüğüne inanıyoruz. Ataerkillik, beyaz üstünlüğü ve &#8211;toplumdaki, örgütlerimizdeki ve kendii bilinçlerimizde&#8211; diğer tahakküm biçimlerinin karşısına çıkmaya ve onların iktidar yapılarını parçalamaya çalışıyoruz. Bunlar, kendi yazınımızı oluşturmak için yaptığımız toplantılarda ifade ettiğimiz; kendi gruplarımızı örgütleme, ve diğer grup ve mücadelelerle oluşturmaya çalıştığımız dayanışma şekline dahil ettiğimiz fikir ve inançlardır.<br />
Bu, belirsizliğin yerine daha iyi bir dünyaya &#8211;şu anda inşa etmeye çalıştığımız bir dünya&#8211; ilişkin bir görüşü geçiren, sıklıkla sözü edilmeyen politikamızdır. İşte bu nedenle bu tartışma önemlidir.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">ANARŞİZM İÇİN:</span></strong><br />
San Fransisko&#8217;daki ve Birleşik Devletler genelindeki diğer FNB gruplarında, FNB ve anarşizme ilişkin ortaya atılan, benim de bildiğim değişik kaygılar vardır. Anarşizme yönelik argüman yalnızca ortaya atılan endişelere değinmekle kalmaz, aynı zamanda <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ile FNB arasındaki içsel bağlantıları da segilemeye de çalışır.<br />
Anarşizme yönelik ilk endişe, genellikle anarşizmin kaos ve şiddetten başka bir şey olmadığı şeklindeki popüler yanlış kanılar etrafında şekillenir. <em>People&#8217;s History of the United States</em>&#8216;in yazarı ve FNB&#8217;nin uzun süredir destekçisi olan profesör Howard Zinn, <em>Declarations of Independence</em> adlı kitabında anarşizmi şöyle tanımlıyor: &#8220;Anarşistlerin genellikle tanımlandığı şekildeki &#8211;düzensizlik, örgütsüzlük, kaos, karmaşa ve herkesin kafasına estiği gibi davranması&#8211; bir anarşiye inanmadıklarını keşfettim. Aksine, onlar iyi bir toplum yaratmak için, insanların işte ve oyunda işbirliği içinde olması gerektiğine, toplumun binlerce değişik şekilde örgütlenmesi gerektiğine inanırlar. Ancak anarşistler herhangi bir örgütün hiyerarşiden ve yukarıdan emir almaktan kaçınması gerektiğinde ısrar ederler; sürekli bir tartışma ve argüman sunma yoluyla demokratik, tarafların rızası alınarak kararların alınmalıdır.&#8221;<br />
Şöyle devam ediyor, &#8220;<em>Beni anarşizme çeken şey, onun her tür kabadayılık taslayan otoriteyi reddetmesiydi &#8211;devletin, kilisenin veya işverenin otoritesi. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, eğer yoksulluk ve refah aşırılıkları olmayan eşitlikçi bir toplum yaratabilirsek, ve tüm ulusal sınırlar boyunca ellerimizi birbirimize kenetleyebilirsek; varolmalarını sağlayan nedenler ortadan kalkacağı için polis kuvvetlerine, ordulara veya savaşlara ihtiyacımız kalmayacağına inanır.</em>&#8221; Howard Zinn <em>Food Not Bombs</em> kitabının önsözünü yazmıştı, ve San Fransisko&#8217;daki ve daha yakın bir tarihte Worcester&#8217;daki (Massachusetts) FNB gruplarına yönelik gerçekleşen polis saldırıları ve belediye tacizlerine karşı açıkça sesini yükseltmişti. <em>Worcester Phoenix</em>&#8216;de, Worcester FNB&#8217;ye yönelik belediye tacizinden bahseden yeni bir gazete yazısında, Howard Zinn&#8217;den alıntı yapılmıştı.<br />
Howard Zinn&#8217;in açıklaması şöyleydi: &#8220;<em>Food Not Bombs, insanlara yaşamlarındaki temel ihtiyaçları sunmakta başarısız olan bir sistemi protesto ediyor</em>&#8221; diyordu Zinn; daha önceki hareketlerin başarısız kaldığını, çünkü &#8220;<em>ülkedeki ekonomik bölüşüm koşullarıyla</em>&#8221; başa çıkamadıklarını da ekliyordu.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, ırkçılığın, cinsiyetçiliğin, homofobinin, kapitalizmin şiddetinin ve zorunun günlük yaşantılarımızdan defedildiği bir toplumu amaçlayan bir harekettir. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, savaşların ve ekonomik yoksulluğun olmadığı bir dünyaya olan inançtır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, karşılıklı yardımlaşmayı, politik ve ekonomik kararların radikal demokratik denetimini ve ekolojik sürdürülebilirliği geliştirecek dayanışmacı, eşitlikçi insan ilişkilerinin ve toplumsal yapıların inşa edilmesi için çalışan bir felsefe ve harekettir. Peki öyleyse bu nasıl doğrudan doğruya FNB&#8217;ya uygulanır?</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">ANARŞİZM VE KONSENSUS:</span></strong><br />
Konsensus, anarşist ilkelere dayanan bir karar alma biçimidir. Konsensus, grup tarafından alınan kararların şekillendirilmesine ve uygulanmasına katılabilmeleri için insanların güçlendirilmelerini amaçlayan bir karar alma sürecidir. Konsensus, gücü merkezsizleştiren, kolektif katılım ve sorumluluğu cesaretlendiren, hiyerarşik olmayan, anti-otoriter, dayanışmacı bir grup yapısının yaratılmasını amaçlar. Hiyerarşik olmayan örgütlenmeler yaratma mücadelesinin bir parçası, çoğu insanı güçsüz ve sessiz kılarken, bazı insanları ayrıcalıklı kılan ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, homofobiye ve diğer baskı ve tahakküm biçimlerine karşı çıkmak ve onları yok etmektir. İnsanları güçlendirecek ve eşitlik yaratacak örgütlenmeler &#8211;ve nihayetinde de topluluklar ve topllumlar&#8211; yaratmayı amaçladığımız için, hiyerarşiye karşı çalışmalıyız. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ve konsensus, sıcak vegan bir çorba ve o eski küçük bagel ekmeğimiz gibi birlikte giderler.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">ANARŞİZM VE VEJETARYANLIK:</span></strong><br />
Food Not Bombs grupları, et ve süt ürünleri endüstrisine karşı politik bir eylem olarak, ve ekolojik sürdürülebilirliği, tüm dünya genelinde gıda ve kaynakların eşit bölüşümünü, insan sağlığını ve hayvanların kurtuluşunu desteklemek amacıyla, tamamen vejetaryan ve vegan gıdalar sunar [vejetaryan: et yemeyen; vegan: etin yanısıra süt ürünlerini de yemeyen]. FNB gruplarının bu konudaki kesin kararlığı, hayvan kurtuluşu hareketleri yanısıra Earth First, Save Ward Walley Coalition, Save Headwaters Forest Coalition gibi diğer birçok çevresel grupla uzun süreli koalisyonlar geliştirmesine yol açmıştır. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, kapitalist yayılmanın özelliği olan dünyanın sömürülmesine ve dünyaya hakim olunmasına meydan okur. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> yalnızca insanların diğer insanla olan ilişkilerini değil, aynı zamanda insanların yerküre ve çevre ile olan ilişkilerini de değiştirmeye çalışır.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">ANARŞİZM VE ŞİDDETSİZLİK</span></strong><br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ile şiddetsizliğin uyuşup uyuşmadığı konusunda endişeler ortaya getirildi. Biz, anarşizmle şiddetsizliğin birbirinden ayrılamayacağını öne sürüyoruz.<br />
Birincisi, devletin tarihsel rolüne bir bakalım. Love and Rage Revolutionary Anarchist Federation&#8217;dan Christopher Day şöyle yazıyor: &#8220;<em>Devlet &#8211;ki bununla polis, ordu, hapishaneler, mahkemeler, çeşitli hükümet bürokrasileri, yasama ve yürütme organlarını kastediyoruz&#8211; otoriter yönetimin dayatıcısı ve düzenleyicisidir. Devlet, örgütlü yasal şiddetin tekelini elinde bulundurur.</em>&#8221; Day şöyle devam ediyor, &#8220;<em>Devlet her zaman bir savaş aracı olmuştur. Devletin egemenliği altında olan bir toplumda, savaşsız bir toplumu düşünmek imkansızdır.</em>&#8221;<br />
Food Not Bombs&#8217;un kitabı <em>Feeding the Hungry and Building Community</em>&#8216;de, bu şöyle açıklanıyordu: &#8220;<em>Food Not Bombs ismi bizim en temel ilkemizi yansıtır; toplum ölümü değil yaşamı desteklemelidir. Bizim toplumuz şiddet ve tahakkümü görmezlikten geliyor, ve hatta onları destekliyor. Otorite ve güç, tehdit ile şiddet kullanımından kaynaklanır.</em>&#8221;<br />
Devlet ve buna paralel olarak <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">kapitalizm</a>, beyaz üstünlüğü ve ataerkillik gücü, insanlığın çoğunluğuna güç vermeyi sistematik bir şekilde reddeden bir azınlığın elinde yoğunlaştırır. Bir kimsenin kendi yaşamı üzerinde gücü olmasının reddedilmesi, günlük yaşama nüfuz eden şiddete katkıda bulunur. Bu eşitsizlik sisteminin bir sonucu olarak, şiddet hergün yüzlerce farklı şekilde gerçekleşir. Kiralar, kimyasal dolu gıdalar, işçilere yaptığı zararları gizleyen fiyat etiketleri, vergiler, birilerini zengin etmek için yapılan işler, kötü beslenme, evsizlere yönelik polis baskınları, beyaz renkten olmayan kadınların zorla kısırlaştırılması, yoksul insanların sosyal dışlanması, vb. liste uzayıp gider.<br />
Peki <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ile şiddetsizlik arasındaki bağlantı nedir? Anarşist direnişin ve hareketin uzun tarihçesini yeniden ortaya çıkarmamız gerekiyor; <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ile şiddetsiz bir dünya için mücadelenin uzun bir tarihçesi olduğu gerçeğini fark edeceğiz.<br />
1932&#8242;de yazdığı <em>Native(born) American Anarchism</em> adlı kitabında Eunice Schuster, Henry David Thoreau&#8217;nun sivil itaatsizliğin gelişimi üstündeki derin etkisini tartışır; onu şöyle nitelendirir, &#8220;<em>sadece düşüncede değil eylemde de bir anarşist.</em>&#8221; Thoreau&#8217;nun ABD&#8217;nin Meksika ile yaptığı savaş sırasındaki sivil itaatsizlik eylemi, şiddetsizlik kuram ve pratiğini kalıcı bir şekilde etkilemiştir.<br />
Thoreau Loe Tolstoy&#8217;un da dikkatini çekmiş, ve kendi şiddetsizlik fikirlerini geliştirmesine [neden olmuştur]. Robert L. Holmes, <em>Non-Violence In Theory and Practice</em> adlı kitabında şöyle yazıyor, &#8220;Tolstoy, Hristiyanlığa ilişkin bu anlayışı, mantıksal sonucu olarak gördüğü [noktaya] kadar götürdü: yalnızca savaşın örgütlü şiddetini değil, savaşları mümkün kılan hükümetin kendi kurumsallaşmış şiddetini de reddetmek.&#8221;<br />
Leo Tolstoy&#8217;un <em>Government is Violence: essays on Anarchism and Pacifism</em> adlı kitabının giriş kısmında, şöyle yazılıdır, &#8220;<em>Tolstoy&#8217;un anarşiye ulaşmak için önerdiği araçlar, bugün sivil itaatsizlik ve şiddetsiz doğrudan eylem olarak aşina hale gelinmiş [araçlardır]. Tolstoy, otorite karşısında boyun eğmeyen bir ahlaki direnişi savunur.</em>&#8221;<br />
Gandhi otobiyografisinde Tolstoy hakkında şöyle yazar, &#8220;<em>Ciddi bir şüphecilik ve güvensizlik krizi içindeyken Tolstoy&#8217;un The Kingdom of God is Within You kitabıyla karşılaşmam, ve onun etkisi altında kalmam bundan kırk yıl önceydi. O zamanlar şiddete inanan birisiydim. Onu okumam benim şüpheciliğimi tedavi etti ve beni ahimsa&#8217;nın (şiddetsizliğin) kararlı bir savunucusu haline getirdi&#8230; O, çağımızın ortaya çıkardığı en büyük şiddetsizlik önderidir</em>&#8220;.<br />
Anarşist düşünceler Gandhi&#8217;nin geleceğin toplumuna ilişkin fikirlerini de etkilemiştir. <em>Gandhi Today</em> adlı kitabında Mark Shepard şöyle açıklıyor, &#8220;<em>Gandhi, Hindistan&#8217;ın ancak halkının beşte dördünün yaşadığı &#8211;ki bu rakam bugün için de geçerlidir&#8211; köyleri yeniden canlandırarak güçlü ve sağlıklı olabileceğinde ısrar ediyordu. O, her biri politik olarak özerk ve ekonomik açıdan kendine yeterli olan güçlü köylerden meydana gelen bir toplum tasavvur ediyordu. Gandi aslında belki de bu yüzyılın en büyük merkezsizcilik &#8211;ekonomik ve politik gücü yerel düzeye dayandıran&#8211; taraftarıdır.</em>&#8221;<br />
Gandhi&#8217;nin bir suikast sonucunda öldülmesinin ardından, &#8220;Gandhi&#8217;nin ruhani varisi&#8221; olarak bilinen Vinoba Bhave yoksulların toprakları ele geçirmesini amaçlayan pek çok kampanyaya öncülük etmiştir. 1951&#8242;de, Bhave ve Sarva Seva Sangh (Herkesin Hizmetindeki Toplum) Bhoodon (toprak bağışı) hareketini başlattılar. Birçokları Bhave&#8217;nin Hindu geleneğine göre bir aziz olduğuna inandı; ve bu nedenle de toprak sahiplerinden arazi parçaları talep etmek için tüm ülke boyunca yürümeye başladığında, daha sonra yoksullara verilecek olan birçok bağış topladı. Shepard&#8217;a göre, 1333 milyon akrelik [<em>acre</em>, 0,404 dönüm büyüklüğünde arazi ölçüsü] bir arazi yoksulların eline geçti (ki bu Hindistan hükümetinin toprak reformuyla becerebildiğinden çok daha fazlaydı). Bhave, &#8220;şiddetsiz bir devrim&#8221; yaratmayı hedefleyen çok sayıda proje ve kampanyayla ilgilendi. Bhave bir anarşistti.<br />
Birleşik Devletler, köklü bir şiddetsiz <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> tarihine sahiptir. Bu ilk gruplardan birisi de hükümetin, ölüm cezasının, savaşın ve eşitsizliğin Hristiyanlık öğretisi ile tutarsız olduğunu savunan New England Non-Resistance Society idi. William Lloyd Garrison&#8217;un da üyesi olduğu Topluluk, Birleşik Devletler&#8217;de köleliği sona erdirmeyi amaçlayan kaldırılma [<em>abolitionist</em>] hareketinde yoğun bir şekilde çalıştı.<br />
Birleşik Devletler I. Dünya Savaşına girdiğinde, anarşistler savaş karşıtı hareketin ön saflarında yer aldılar. 1916&#8242;da, Emma Goldman, Alexander Berkman ve diğerleri No Conscription League&#8217;yi [Zorunlu Askerliğe Hayır Birliği] kurdular. Yürüyüşler, protestolar ve gösteriler düzenlediler. Yayınladıkları manifestoda şöyle deniliyordu, &#8220;<em>Zorunlu Askerliğe Hayır Birliği, vicdani redçilerin [conscientious objector] kendi vicdani seçimlerini yapma özgürlüğünü beyan etmelerini, ve arkadaşları olan insanların öldürülmesine katılmayı reddederek insan boğazlanmasına karşı itirazlarını etkili kılmalarını cesaretlendirmek amacıyla kurulmuştur</em>&#8220;. Berkman ve Goldman, Kura ile Askere Alma Yasasını [Selective Draft Act] ihlal ettikleri gerekçesiyle tutuklandılar. 1918&#8242;de kabul edilmesiyle beraber savaş karşıtı yazını yasadışı hale getiren Casusluk Yasası&#8217;na [Espionage Act] dayanarak yapılan ilk davalardan birisi &#8211;Mollie Steimer de aralarındaydı&#8211; beş anarşistin davasıydı. Grup, geceleri posta kutularına attıkları bir gazeteyi dağıtmış, ve askere alınma karşıtı broşürler yazmıştı. Davalılardan birisi olan Jacob Schwartz mahkemeye asla getirilmedi. Sorgumalar sırasında polis tarafından öyle kötü dövülmüştü ki, hastaneye kaldırılmak zorunda kalmış ve orada da ölmüştü. Dört kişilik grubun hepsi suçlu bulundu, ve ardından da savaş-karşıtı faaliyetleri nedeniyle 1921&#8242;de Rusya&#8217;ya gönderilmek üzere sınırdışı edildiler.<br />
Savaşı protesto eden başkaları da vardı, bunlardan birisi de Dorothy Day idi. Day, Peter Maurin ile birlikte, Katolik İşçi [Catholic Worker, CW] hareketini kurdu. Nancy Roberts, Amerikan Radikalleri antolojisinde CW hakkında şöyle yazıyor, &#8220;<em>Hristiyan değerlere dayanan radikal toplumsal faaliyetler için üç maddelik bir planı vardı. Maurin, &#8216;düşüncenin açıklık kazanması&#8217; için yuvarlak masa toplantıları, forumlar ve dersler sunan bir duruşu, komüniter ve anarşist bir hareketi; her kentsel mıntıkada [kilise cemaatının yaşadığı belli bir alanda] yoksul ve evsizleri besleyecek ve barındıracak misafirperlik evlerini; &#8216;mal canlısı&#8217; endüstri toplumunu, &#8211;işçilerin ve bilginlerin topluluk içinde yaşayıp öğrenecekleri&#8211; idare edilebilir, organik birimlere bölecek tarım komünlerini tasavvur ediyordu.</em>&#8221;<br />
Sonuçta, çoğu ABD&#8217;de olmak üzere, dünyanın dört bir yanında 200 civarında &#8211;tam kaç tane olduğu hakkında hiç kimse emin değildir&#8211; misafirperverlik evi kuruldu. Misafirperverlik evlerinin ardındaki fikir Walter Brueggman tarafından şöyle açıklanmıştı: &#8220;<em>Merhamet, (yoksulluk ve açlığın) acısının ciddiye alınması gerektiğini, acının normal veya doğal olarak değil, ancak insanlığın anormal ve kabul edilemez bir koşulu olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade ettiği için, radikal bir eleştiri biçimi meydana getirir.</em>&#8221; Bu nedenle misafirperverlik, kar marjları ve bireycilik etrafında yapılanan bir toplumda yalnızca direnci geliştirmekle karşılamadı, aynı zamanda buna karşı bir alternatif de getirdi. Day, 1933 Mayıs&#8217;ının 1&#8242;inde, tanesi 1 peniden satılan (ve hala 1 peniden satılmaktadır) <em>Catholic Worker</em> gazetesinin yayına başlamasına yardım etti. Gazete, barışı daima sosyal adaletle ilişkilendiriyordu; Katolik İşçi aktivistleri ve militarizmi sona erdirmeyi amaçlayan diğer radikallerinin yaptığı birçok şiddetsiz sivil itaatsizlik eylemleri haberleriyle doluydu. James Farrell, <em>The Spirit of the Sixties: The Making of Postwar Radicalism</em> adlı kitabında şöyle yazıyordu; &#8220;<em>Catholic Worker (gazetesinde) pasifizm, kişisellik ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> önkapak haberlerinde oluyordu; ve gazete bilinçli bir şekilde fikirleri aracılığıyla onun devrimini destekliyordu.</em>&#8221; Farrell birkaç yıl içinde gazetenin dağıtımının 100.000&#8242;e ulaştığını, ve 1938&#8242;e gelindiğinde baskının 190.000 olduğunu yazıyor. II. Dünya Savaşı sırasında, Day ve <em>Catholic Worker</em> gazetesi pasifist duruşu nedeniyle suçlandı, bazı aktivistleri gazete dağıtırken dövüldü.<br />
Day, elli yıl boyunca yaşamını barış, sosyal adalet ve şiddetsiz devrime adadı. ABD Katolik piskoposları, 1983&#8242;deki dini mektuplarında, pasifizmin Katolikler için kabul edilebilir ahlaki ve politik bir seçenek olduğunu yazarlarken, savaş ve barış hakkındaki öğretilerinde tarihsel bir değişiklik yapıyorlardı. Day, Martin Luther King ile birlikte, &#8220;Birleşik Devletler&#8217;de kilise yaşamı üstünde derin etki yapan&#8221; bir kişi olarak sivrilmişti.<br />
Bir zamanlar <em>Catholic Worker</em>&#8216;ın editörü tarafından hararetle &#8220;Baş Anarşist&#8221; olarak adlandırılan Dorothy Day, &#8220;Amerikan Katolikliğinin First Lady&#8217;si&#8221; olarak adlandırıldı; ve bazıları onun azize ilan edilmesi için Vatikan&#8217;a başvuruda bulundu. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, Day&#8217;in sözleriyle, &#8220;<em> &#8216;uzaktaki ve merkezileşmiş bir devlete&#8217; boyun eğme veya bağımlı olmanın çok çok azalmasıyla birlikte, bir kişinin bir diğerine, ve bireyin topluluğa karşı sorumluluğunun artmasıdır</em>&#8220;.<br />
Birleşik Devletler&#8217;in yakın tarihi üstünde fazlaca etkisi olan hareketlerden birisi de Sivil Haklar [Civil Rights] hareketidir. Bu hareketin içindeki önemli gruplardan birisi Öğrenci Şiddetsizliği Koordine Etme Komitesi [Studen Non-Violent Coordinating Committee, SNCC] idi. Grup, 1960&#8242;da Jim Crow Yasaları&#8217;nın [getirdiği] ırk ayrımcılığı sistemini protesto etmek için tüm Güneyi silip süpüren oturma eylemi hareketinden doğdu. SNCC, Freedom Riders&#8217;ta, 1964 Freedom Summer kampanyasında, Demokrat Parti&#8217;nin ırkçılığına meydan okuyan Mississippi Özgürlük Demokrat Partisi&#8217;nin kurulmasında önemli bir rol üstlendi; ve ardında <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/toplumsal-degisim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Toplumsal Değişim">toplumsal değişim</a> için çalışan herkes üzerinde çok önemli etkisi olan bir radikal aktivizm ve örgütlenme geleneği bıraktı. Onların topluluk örgütlenmesi tarzının, güçlenme üzerine vurgularının ve şiddetsiz doğrudan eylem taktiklerinin FNB gruplarına vereceği çok şey vardır.<br />
Ella Baker, SNCC&#8217;nin biraraya gelmesine ve ayakları üzerinde durmasına yardım eden bir kişiydi. Ella Baker uzun yıllardır NAACP içinde örgütleyici olarak çalışmıştı; ve Martin Luther King&#8217;in başkanı olduğu Güneyli Hristiyan Liderler Konferansı fikrinin ortaya atılmasına ve örgütlenmesine yardımcı olmuştu. Ella Baker, doğrudan eylemliliğin ve katılımcı demokrasinin gerekli olduğuna inanıyordu. Başarılı grupların, bir lider etrafında oluşan gruplardan değil, liderliğin grubun içinden çıktığı gruplardan gelişmesi gerektiğine inanıyordu: güçlü insanların güçlü liderlere ihtiyacı yoktur. Carol Mueller, <em>Women in the Civil Rights Movement: Trailblazers and Torchbearers</em> adlı kitabında, Ella Baker&#8217;a ve katılımcı demokrasinin gelişimine bir bölüm ayırır. Mueller, Baker&#8217;ın katılımcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> hakkındaki görüşlerini şöyle tanımlıyor: &#8220;<em>1. toplumdaki insanların, yaşamlarını kontrol eden kararlarda tabandan [grassroot] katılımlarının sağlanması; 2. hiyerarşinin, ve buna ilişkin liderliğin temeli olarak uzmanlık ve profesyonelliğe yapılan vurgunun asgari kılınması; 3. korku, yabancılaşma ve entelektüel ilgisizliğe yanıt olarak doğrudan eylem çağrısı.</em>&#8221; SNCC&#8217;deki katılımcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> deneyimi, geniş bir alandaki toplumsal hareketleri etkilemiştir. Mueller şöyle yazıyor, &#8220;<em>katılımcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> ve konsensusla karar-alma, Mississippi ve Georgia&#8217;daki SNCC&#8217;nin erken seçmen kaydı projelerinden tutun, SDS&#8217;nin (Student for a Democratic Society [Demokratik Toplum Taraftarı Öğrenciler]) Kuzey şehirlerinin gecekondu bölgelerinde 1960&#8242;larda yürüttüğü ERAP projelerine, 1960&#8242;ların sonlarında ve 1970&#8242;lerin başlarındaki kadınların kurtuluşu [hareketinin] bilinç yükseltme gruplarına, 1970&#8242;lerin sonları ve 1980&#8242;lerin başlarındaki nükleer karşıtı ve barış hareketiyle alakalı olan ilgi gruplarına kadar geniş bir alan</em>&#8220;.<br />
Eski SNCC üyesi Julian Bond, <em>Memories of the Southern Civil Rights Movement</em> adlı kitabında, geriye bakarak şöyle yazıyor, &#8220;<em>SNCC&#8217;deki genç insanlar, hem ayrımcılık sistemine hem de eski örgütlenmeler tarafından kullanılan yavaş-ama-kesin yasal taktiklerine karşı sövüp sayan örgütlü anarşistlerdi&#8230; (onlar) düşüncesiz düzene ve despot otoriteye karşı çıkan (asilerdi).</em>&#8221;<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ile tam olarak şiddetsiz bir dünya yalnızca birbirleriyle uyuşmakla kalmaz, aynı zamanda birbirlerinden ayrılmazdır. Bu bölüm ancak bir avuç kadar insanı, grubu ve hareketi tartışırken, tarihteki örneklerin sonu gelmez; ve bunlar yeniden ele alınmalı, bugün daha iyi bir dünya için [sürdürülen] mücadelede bize kavrayış ve esin sağlamalıdır. Anarşizmin tarihindeki şiddet içeren hareketleri gözardı etmediğimi belirtmek istiyorum, ancak bunlar devrimci şiddetsiz doğrudan eylemin gölgesinde kalırlar; ve dahası, bu şiddet eylemleri zaman ve durum bağlamı içinde ele alınmalıdırlar, ancak bu sayede insan sefaletinden kar eden sistemin kurumsal şiddeti karşısında onları anlayabiliriz. İnsanların kendi yaşamları üzerinde güçlerinin olması reddedildiği müddetçe, barışı asla göremeyeceğiz.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;">ANCAK ANARŞİZM POPÜLER DEĞİL, VE YANLIŞ ANLAŞILIYOR;</span></strong><br />
Popüler olmamasına ve çok sıkça yanlış anlaşılmasına rağmen, politikamız hakkında sessiz kalmak iktidar yapısını kuvvetlendirmekten başka bir işe yaramayacaktır. İnsanlar köleliğe karşı çıktıklarında; insanlar kadınlar ve beyaz olmayan insanlar için eşitlik talep ettiklerinde; insanlar savaşa karşı çıktıklarında; insanlar daha iyi çalışma koşulları ve ücretler için mücadele ettiğinde; insanlar insanoğulları olarak hakları için ayağa kalktıklarında; engellenmiş, suçlanmış, alaya alınmış, saldırılmış, iftiraya uğramış, hapse atılmış, ve hatta (Mumia Abu-Jamal&#8217;a bugün yapmaya çalıştıkları gibi) katledilmiştir.<br />
Başkalarının kabul edilebirliğin standartlarını saptamalarına izin verdiğimiz zaman, (kabul edilebilir olanın kim olduğunu tanımlayan) iktidar ve ayrıcalığa karşı çıkmak imkansız hale gelir. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, ana medya, şirketler, ve devlet hergün bize kendi kabul edilebilirlik standartlarını, insanlığın çoğunluğunun acı çekmesine ve sefaletine neden olan standartları bombalamaktadır. Bu standartlar bağlamındaki bir popülerlik bizim amaçlamamız gereken bir şey değildir. Bu fikir ve politikalar deli gömleğini yırtıp atmalıyız. &#8211;Bu baskı sistemine karşı çıkarak, ve görmeyi arzuladığımız dünyayı ümit ederek&#8211; kendimizi tanımlamalı ve ifade etmeliyiz.<br />
Lorenzo Ervin, <em>Anarchism and the Black Revolution</em> adlı kitabında şöyle yazıyor, &#8220;<em>Pratik bir mesele olarak, Anarşist-Komünistler, eski Kapitalist sistemi ezmek için mücadeleye devam ederken yeni toplumu bugün kurmaya başlamamız gerektiğine inanırlar. Ne hükümetle ne de ticari şirketleri ilişkili olmayan, ve kar amaçlı olmayıp toplumsal gereksinimler için çalışan, otoriter olmayan karşılıklı yardımlaşma örgütleri (beslenme, giyinme, barınma, topluluk projeleri için kaynak toplama ve diğerleri için), mahalle meclisleri ve kooperatifleri kurmak isterler. Bu gibi örgütler, eğer bugün kurulurlarsa, üyelerine kendinden yönetim ve kendine yeterlilik konularında pratik deneyim kazandıracak, ve insanların refah kurumlarına ve işverenlere bağımlılığını azaltacaktır. Kısacası, komünal toplum için altyapıyı şimdiden kurmaya başlamalıyız; ki böylece insanlar yalnızca birilerinin zihnindeki fikirleri değil, ne için savaştıklarını da görebilsinler. İşte özgürlüğe giden yol budur.</em>&#8221;<br />
İşbirliği, karşılıklı yardımlaşma, dayanışma, eşitlikçilik ve şiddetsiz bir toplum fikirlerini popüler hale getirebiliriz, ama bunu ancak yaptığımız eylemlerle ve ileri sürdüğümüz politikalarla yapabiliriz. Kazanabiliriz.<br />
Chris Crass, Whittier Food Not Bombs&#8217;un başladığı 1993&#8242;ün başlarından beri Food Not Bombs&#8217;un örgütleyicisi olmuştur; ve 1994&#8242;ten beridir de San Fransisko Food Not Bombs ile birlikte çalışmaktadır.<br />
<em>Güncellenme Tarihi: 17 Ekim 1999 </em><br />
<strong><span style="color: #990000;">Çeviri:</span> Anarşist Bakış</strong></p>
<p><span style="font-family: Garamond;"><span style="font-family: Trebuchet MS;"><strong><span style="color: #990000;">Kaynak:</span></strong><span style="color: #000000;"> &#8220;</span><strong><span style="color: #000099;">Towards a non-violent society: a position paper on anarchism, social change and Food Not Bombs</span></strong></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Trebuchet MS;">&#8220;, Chris Crass.</span> </span></span></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/food-not-bombs-uzerinesiddetsiz-bir-topluma-dogru-anarsizm-toplumsal-degisim-ve-food-not-bombs-uzerine/" title="Food Not Bombs ÜzerineŞiddetsiz Bir Topluma Doğru: Anarşizm Toplumsal Değişim ve Food Not Bombs Üzerine" rel="tag">Food Not Bombs ÜzerineŞiddetsiz Bir Topluma Doğru: Anarşizm Toplumsal Değişim ve Food Not Bombs Üzerine</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/siddetsiz-bir-toplum/" title="Şiddetsiz Bir Toplum" rel="tag">Şiddetsiz Bir Toplum</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/toplumsal-degisim/" title="Toplumsal Değişim" rel="tag">Toplumsal Değişim</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1714/zenginlik-kitle-iletisim-araclarini-nasil-etkiler/" title="Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler? (24 Ekim 2009)">Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1710/zenginligin-politika-uzerindeki-etkisi-nedir/" title="Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir? (24 Ekim 2009)">Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1631/yonetici-sinif-devlet-uzerindeki-denerimini-nasil-surdurur/" title="Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür? (24 Ekim 2009)">Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1786/yeni-anarsistler/" title="Yeni Anarşistler (24 Ekim 2009)">Yeni Anarşistler</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1855/yasamtarzi-anarsizminin-degerlendirilmesi/" title="Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi (27 Ekim 2009)">Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1941/siddetsiz-bir-topluma-dogru-anarsizm-toplumsal-degisim-ve-food-not-bombs-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anarşizm ve Milli Kurtuluş</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1939/anarsizm-ve-milli-kurtulus/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1939/anarsizm-ve-milli-kurtulus/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 09:56:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşizm ve Milli Kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[DAVID FISHER]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Kurtuluş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1939</guid>
		<description><![CDATA[DAVID FISHER
(1995)

Siyasi bir birimin hakkı yenice bir fikirdir. Ulus-devletin bir hükümdarlık veya bir imparatorluğun mülkünden ziyade insanların temsilcisi olmasıyla ortaya çıkmıştır. Kendi kaderini tayin hakkı [self-determination, özbelirlenim], siyasi bir birimin hakkını, o birim içerisindeki insanların haklarıyla birbirine karıştırır. Bunlar aynı değildir. Birleşik Devletler&#8217;deki İç Savaşa yönelik yaklaşımlar bu farklılıklara işaret etmektedir. Genelde kuzeyliler köleliği savaşın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/david-fisher/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with DAVID FISHER">DAVID FISHER</a><br />
(1995)<br />
</span></div>
<p><span>Siyasi bir birimin hakkı yenice bir fikirdir. Ulus-devletin bir hükümdarlık veya bir imparatorluğun mülkünden ziyade insanların temsilcisi olmasıyla ortaya çıkmıştır. Kendi kaderini tayin hakkı [<em>self-determination</em>, özbelirlenim], siyasi bir birimin hakkını, o birim içerisindeki insanların haklarıyla birbirine karıştırır. Bunlar aynı değildir. Birleşik Devletler&#8217;deki İç Savaşa yönelik yaklaşımlar bu farklılıklara işaret etmektedir. Genelde kuzeyliler köleliği savaşın ana sebebi olarak görürler, güneyliler ise sebep olarak devletlerin [eyaletlerin] haklarını görürler. Söz konusu olan temel devlet hakkı, bazı insanoğullarını devletin siyasi sınırları dahilinde köle olarak tutma [hakkı] idi. Böylece, güneyliler köleliği siyasi bir birimin hakkına dönüştürmüştü. Birleşik Devletler&#8217;deki İç Savaş, o zamanlar bu kelime genelde kullanılmıyorsa da, bir kendi kaderini tayin hakkı savaşıydı. Diğer pek çok kendi kaderini tayin hakkı olaylında olduğu gibi, ilgili insanların arzuları dikkate alınmadı. </span></p>
<p><span>Birleşik Devletler İç Savaşı kendi kaderini ayin hakkı tartışmasında önemlidir. Birincisi, güneyin başarısız olan bağımsızlık girişimi, ondokuzuncu yüzyılda Avrupa&#8217;daki milliyetçi hareketlere benzer. İkincisi, &#8220;kendi kaderini tayin hakkı&#8221;nı uluslararası pratiğe sokan Woodrow Wilson Birleşik Devletler&#8217;in güneyinde büyümüştür, ve onsekizinci yüzyılın devrimci herkes için hürriyet ve adalet fikirlerine karşı olan güneyli ırkçı tavra sahiptir. </span></p>
<p><span>Birleşik Devletler&#8217;in kurucuları etnisiteyi önemsiz görmüştü. </span></p>
<p><span>Hatta yeni ulusun resmi dili üzerinde tartışmışlardır. Bazıları İngiltere&#8217;den bağımsızlığın sembolü olarak Almanca için oy kullanmıştı, ancak İngilizce kazanmıştı. Ne yazıktır ki, insanların (o zaman bu tüm insanlar değil, erkekler anlamına gelmekteydi) evrensel özgürlüğüne karşı tepkiler, hem Amerikan hem de Fransız devrimlerinin ardından başlamıştır. Birleşik Devletler&#8217;de, 4 Temmuz 1776 tarihli Bağımsızlık Beyannamesi şöyle der: </span></p>
<blockquote><p><span>&#8220;<em>Tüm insanların eşit yaratıldığını, tümünün Yaratıcıları tarafından ellerinden alınamaz Haklarla donatıldıklarını aşikar olan gerçekler olarak değerlendiriyoruz.</em>&#8220;</span></p></blockquote>
<p><span>Ancak, Anayasa daha sonra köleliği benimsedi ve onayladı.</span><br />
<span>Fransa&#8217;da, geriye dönüş çok daha dramatikti. 1789&#8242;daki İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi şunu kabul ediyordu: &#8220;<em>İnsanlar özgür ve eşit haklarla doğar ve yaşarlar.</em>&#8221; Fransa&#8217;nın, özellikle Batı Hint Adalarındaki sömürgelerinde, köleleri vardı. Devrimci Fransa tüm köleleri özgürleştirdi. Napolyon&#8217;un devrim retoriğini kendisini imparator yapmak üzere kullanmasının ardından, kölelik yeniden tesis edildi. </span></p>
<p><span>Aynı etnisiteyi paylaşan insanların birleşmeleri gerektiği düşüncesi ondokuzuncu yüzyıl ulus inşasına egemen oldu. Bir İtalyan milliyetçisi ve demokratı olan Mazzini, ulusal bölünmelere ve özgür kurumlara dayanan devletlerin birbirleriyle savaşa girmeyeceğini, aksine daha ileri bir birlik doğrultusunda büyüyeceklerini düşünüyordu. Özgür kurumların kırılgan ve iyimserliğinin geçersiz olduğu ispatlandı. Bu temelde kurulan devletlerin bazılarında, etnik bir ulusun yurttaşlarının, demokrasinin gerekmeyeceği ve hatta bölücü olabileceği şekilde, bütünleşmesi gerektiği düşünülüyordu. Bu tavrın aşırı örnekleri sloganlarda ifade edildi: &#8220;<em>Ein Volk, Ein Reich, Ein Führer</em>&#8220;, &#8220;<em>Credere, Obbedire, Combattere.</em>&#8221; Almanya ve İtalya, sırasıyla &#8220;<em>Tek Halk, Tek Ülke, Tek Lider</em>&#8221; ve &#8220;<em>İnan, İtaat Et, Savaş</em>&#8220;la II. Dünya Savaşına girdiler. Kendi kaderini tayin hakkı ondokuzuncu yüzyıl ulus inşası geleneğinde yer almaktadır. Avrupa&#8217;daki 1848 milliyetçi devrimleri sırasında Birleşik Devletler&#8217;deki siyasi gruplaşmalar, kendi kaderini tayin hakkı ile şiddet arasındaki bağlantının farkına vardılar. Pasifist Elihu Burritt, &#8220;<em>&#8216;Haziran günlerinin dokunaklı manzarası</em><em>&#8216; sırasında açıkça şiddete başvurulmasını kınamakta tereddüt</em>&#8221; etmedi. Şiddeti destekleyenler de bağlantıyı fark etmişlerdi. &#8220;<em>&#8230;Amerika&#8217;da, kendi kaderini tayin hakkı fikrinin liderliğini, şovenist ve materyalist olan bir grup, Demokrat Parti içerisindeki siyasi bir grup olan &#8216;Genç Amerikalılar&#8217; üstlenmekteydi.</em>&#8221; Yirminci yüzyıl Avrupası kabile kültürünü [<em>tribalism</em>] ortadan kaldırmadı, kendi kaderini tayin hakkı ondokuzuncu yüzyıl Avrupasının kabile kültürünü gelişmekte olan uluslara yaydı. </span></p>
<p><span>Çeşitli orta ve doğu Avrupa etnik grupları, paylaşılan bir kültüre, dile, dine, ırka veya toprağa olan bağlarına dayanan bir ulusal kimlik hissi geliştirdikçe, aralarında başka bir kimliğe sahip olanlara karşı duydukları şüphe giderek büyüdü. Önde gelen bir azınlık grubu Yahudilerdi. Fransız devrimin ardından yurttaşlık haklarının Yahudilere de tanınması, onların o zamana kadar giremedikleri alanlarda rekabetçi olmalarını sağlamıştı. Hem yeni milliyetçiler hem de eski rejimler anti-semitizmi teşvik ettiler. Viyana&#8217;nın Sosyalist Belediye Başkanı Karl Lueger, Lueger&#8217;in siyasi yeteneklerine hayran olan ve onun anti-semitizmini izleyen Adolf Hitler&#8217;i derinden etkiledi. Emperyal Rusya&#8217;daki gibi gerici hükümetler, kendilerine yönelik protestoları saptırmak için anti-semitizmi kullandılar. Katolik, Ortodoks ve Lüteriyen kiliselerin yüzyıllardır besledikleri anti-semitizm Yahudileri kolay bir hedef haline getirdi. </span></p>
<p><span>Buna tepki olarak Yahudiler Siyonizm olarak adlandırılan bir milliyetçi hareket geliştirdiler. Siyonizm, ondokuzuncu yüzyıl Avrupa milliyetçiliklerinin en sonuncusudur. Avrupa&#8217;da Yahudilerin anayurt kurabilecekleri hiçbir toprak olmadığı için, dışarıya, esasen tarihsel ve dini bağları olması sebebiyle Filistin&#8217;e yönelmek zorunda kaldılar. İlk Siyonistler çoğunlukla laiktiler, ve Sion&#8217;a geri dönüşün yalnızca ilahi bir müdehaleyle olacağına inanan dini liderler bunlara karşı çıkıyordu. Siyasi faaliyet ilahi önceliğe galip gelecekti. İsrail devletinin kurulmasından bu yana, birçok dindar Yahudi hala İsrail devletine karşı çıkarken, dindar Yahudilerin çoğunluğu Siyonist haline gelmiştir. Siyonizm, diğer etnik milliyetçiliklerin kusuruna sahiptir. Anayurtta aynı etnik paradigmayı paylaşmayanlar ikinci sınıf yurttaşlar haline geldiler. Ancak, ulusal kurtuluş hareketleri ile kendi kaderini tayin hakkını desteklemek ve Siyonizme karşı çıkmak, ulusal kurtuluşun ve kendi kaderini tayin hakkının yalnızca centilmenler için olduğu anlamına gelir. </span></p>
<p><span>Bazı sosyalistler etnisite kavramını tamamen reddettiler. Onlar, etnisitenin düşey katmanlaşmasının yerine, sınıfın yatay katmanlaşmasını savundular. &#8220;<em>İşçilerin ülkeleri yoktur.</em>&#8221; İşçi sınıfı, muhtamelen, nüfusun diğer kesimleri kadar I. Dünya Savaşını destekledi. Sosyalist partilerin pek az temsilcisi 1914&#8242;de savaşa yönelişe karşı çıktı. 1917&#8242;de ilk &#8220;işçi devleti&#8221;nin kurulmasıyla beraber, sınıfın etnisiteye galip geldiği varsayıldı. Ancak, sınıf düşmanına zulmedilmesi, ırksal veya milli düşmana zulmedilmesiyle aynı dinamiklere sahipti. Sovyetlerin zorla kolektifleştirmesi ve tohumluk buğdaya el koyması sonucundaki kıtlıkta birçokları öldü. Birçok köylü kulak olarak tanımlandı ve zorlu [yaşam] koşulları neticesinde öldüler. Marksistlerin Çin&#8217;de kontrolü ele geçirmesinden sonra, resmi görevliler, &#8220;sınıf düşmanı&#8221; olan toprak sahipleri kotalarını doldurmakla yükümlü tutulmuştu. Görevlinin hoşlanmadığı veya yeni hükümeti eleştiren herhangi birisi, sınıf düşmanı ilan edilebilirdi. İnsanları kabile veya sınıfa göre bölmek, bizi insan yapan şöylerin çoğunu gözardı etmektir. Yine de, insanları kabilelere göre ayırmak Woodrow Wilson&#8217;un kendi kaderini tayin hakkının temelidir. </span></p>
<p><span>Wilson 1856&#8242;da Staunton, Virginia&#8217;da doğdu, ve Princeton Üniversitesi&#8217;ndeki eğitimi haricinde 1883&#8242;e kadar Güney&#8217;den dışarı çıkmadı. Yani İç Savaş ve Yeniden İnşa dönemleri boyunca Güney&#8217;de yaşadı. İç Savaşın ardından siyah insanlar kölelikten kurtuldular ve tam yurttaşlık hakkına sahip oldular. Bazı eski kölelere, eski efendilerinin arazilerinden bir kısmı dağıtıldı. Ulusun tarihinde ilk defa, siyah Senatörler ve Milletvekilleri Kongre ile devlet yasamasında yer aldı. 1875&#8242;de, Kongre, kamu görevlerinde ve jüri görevinde siyahlara eşit haklar sağlayan Yurttaşlık Hakları Kanunu kabul etti. </span></p>
<p><span>Yeniden İnşa, yaklaşık olarak İç Savaş&#8217;ın sona ermesi ile son federal birliklerin 1877&#8242;de Güney&#8217;den çekilmesi arasında gerçekleşti. Toprak sahipleri, toprak dağıtılan az sayıdaki köleden topraklarını geri aldılar. Yasamadan tutun da Ku Klax Klan gibi terörist gruplara kadar çeşitli yollarla siyahların oy kullanması engellendi. 1883&#8242;de Anayasa Mahkemesi Yurttaşlık Hakları Kanununu iptal etti. 1890&#8242;larda, eyalet yasalarıyla Güney&#8217;de beyazlar ve siyahlar için ayrı hizmetler oluşturuldu. Siyahların çoğu topraksız olduğu için, beyaz nüfusla karşılaştırıldıklarında çok az bir ekonomik temelleri bulunmaktaydı. 1960&#8242;lardaki protestolara kadar siyahlar kayıplarını telafi edemedi. Wilson <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> şampiyonu olarak bilinmekle beraber, aynı zamanda bir emperyalist ve ırkçı idi; muhalefeti, II. Dünya Savaşından sonra McCarthyciliğin Birleşik Devletler&#8217;de yaptığından daha fazla boğmuştur. </span></p>
<p><span>Eugene Debs bir Demokratik Sosyalist idi. Onun <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> görüşü Wilson&#8217;unkinden farklıydı. Amerikan Demiryolu Sendikasının lideriydi, ve 1894&#8242;deki Pullman grevini ezmek üzere demiryolu sahipleri tarafından kiralanan adamlarının yanısıra hükümetin askeri birliklerini kullanmasına tepki olarak sosyalist olmuştu. Debs, Birleşik Devletler&#8217;in Büyük Savaşa katılmasına muhalefet etmesi nedeniyle 1918&#8242;de on yıl hapse çarptırıldı. Sıradan bir hapishane sakini olarak Debb bir hapishane reformu tasarladı; &#8220;<em>Herhangi bir dürüst hapishane müdürü, hapishane nüfusunun % 75&#8242;inin sakin, güvenilir insanlardan oluştuğunu kabul edecektir; bu temel üzerinde, hapishanelerin kendi kaderini tayin hakkı üstyapısının oluşturulmasını öneriyorum.</em>&#8221; </span></p>
<p><span>Debs, kendi kaderini tayin hakkını demokratik olarak, ve muhtamelen de çoğu insanın sahip olduğu bir görüş olarak değerlendiriyordu. Debs&#8217;in demokrasisi kadınların ve siyahların içerilmesini talep ediyor, ve seçkinler yönetimini ise bilhassa dışlıyordu. Wilson&#8217;un kendi kaderini tayin hakkı ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> tanımları, Debs&#8217;inkilerle aynı değildi, ancak kendi kaderini tayin hakkının pratik uygulamasını belirleyen Wilson&#8217;un tanımlaması oldu. Wilson&#8217;un <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> modeli, seçkinlerin insanlar için en iyi olduğunu düşündüklerini yaptıkları bir yönetimdi. Debs, Wilson&#8217;un demokrasisinde gizli olan emperyalizmi ve ırkçılığı eleştirdi. </span></p>
<p><span>Tüm Güneyliler ırkçı değildi. İç Savaş öncesinde, Güney&#8217;de Kuzey&#8217;dekinden çok daha fazla beyaz Köleliğin Kaldırılması Taraftarı [<em>Abolitionist</em>] bulunmaktaydı, ancak koşullar duygularını Kuzeyli Köleliğin Kaldırılması Taraftarlarına göre daha açık ifade etmelerini zorlaştırmıştı. Ancak, Woodrow Wilson bir ırkçıydı. Önceki Cumhuriyetçi yönetimler Birleşik Devletler Devlet Memuriyetliklerinde siyahlara eşit fırsat verilmesini savunmuşlardı. Eğitim almayı başarabilen siyahların Devlet Memuriyetinde ilerlesinin önünde hiçbir kısıt bulunmuyordu. Wilson, başkan olarak, siyahların katiplikten daha ileri gitmesine izin vermedi; Güney&#8217;deki eyalet hükümetlerinin siyahların yükselmelerini engellemek amacıyla yaptıkları fiilleri federal düzeyde tekrar etti. Wilson&#8217;un seçilmesiyle, Yeniden İnşa federal düzeyde bile sona ermişti. </span></p>
<p><span>O zamanlar, diğer İngilizce konuşan ülkelerde, Almanya ve Fransa&#8217;da olduğu gibi, Birleşik Devletler&#8217;deki eğitimli kesimin görüşü, milletlerin kuzeybatılı Avrupalıların en tepede yer aldığı bir hiyerarşi içerisinde sıralanmasından yanaydı. Stephan Jay Gould&#8217;un <em>Mismeasure of Man</em>&#8216;i, o dönemin ırkçı biliminin bir muhasebesidir. George Mosse&#8217;nin <em>Crisis of Ideology in Germany</em>&#8217;si, Alman akademisyenleri arasındaki ırkçı tavırları anlatır. Mosse, Nazilerin sadece Alman akademik düşüncesi içerisinde hakim olan fikirleri alarak, bunu Alman kitlelerine yaydıklarına dikkat çeker. 1921&#8242;de Birleşik Devletler Kongresi, herhangi bir Avrupa ülkesinden gelen göçmen sayısını, her yıl için, o milletten olanların Birleşik Devletler&#8217;in 1910&#8242;daki nüfusu içerisindeki sayısının yüzde üçüyle sınırlayarak, göçü kısıtladı. Bu güney ve doğu Avrupa&#8217;dan olan göçün kesilmesine neden oldu. 1924&#8242;de, Kongre, o milletten olanların Birleşik Devletler&#8217;in 1890&#8242;daki nüfusu içerisindeki sayısının yüzde ikisiyle sınırlayarak göçü daha da kısıtladı. 1882 Kanunu Çinlileri yurttaşlığa kabul etmiyordu, ve bu kanun tüm Asyalıları içerecek şekilde genişletildi. </span></p>
<p><span>Wilson, 2 Nisan 1917&#8242;de Almanya&#8217;ya karşı Savaş İlanı talebinde bulunduğunda şöyle diyordu: &#8220;<em>Dünya, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> için güvenli bir yer olmalıdır.</em>&#8221; Wilson &#8220;<em>zafersiz bir barıştan</em>&#8221; ve intikamın olmadığı bir zaferden bahsediyordu. 11 Şubat 1918&#8242;de, &#8216;kendi kaderini tayin hakkı&#8217; konuşmasında Wilson şunları söylüyordu: &#8220;<em>Milli arzulara saygı gösterilmelidir; insanlara artık ancak kendi rızaları alınarak hakim olunabilir ve ancak böyle yönetilebilirler. &#8216;Kendi kaderini tayin hakkı&#8217; basit bir ibare değildir; zorunlu bir eylem ilkesidir&#8230;</em>&#8221; </span></p>
<p><span>ABD&#8217;nin orta ve lise eğitimi veren okullarında, Woodrow Wilson&#8217;un, barış anlaşması görüşmeleri için Avrupa&#8217;ya gittiğinde düzenbaz Avrupalı güç siyasetçileri tarafından kurnazlıkla alt edilen, idealist bir demokrat olduğu düşüncesi öğretildi. Compton Ansiklopedisi bu görüşü ifade eder: &#8220;<em>Yorucu bir haftanın ardından barış görüşmeleri bir hafta boyunca sürdü. İngiltere&#8217;den David Lloyd, İtalya&#8217;dan Vittorio Orlando, Fransa&#8217;dan Georges Clemenceau, tüm bunlar deneyimli ve açıkgöz diplomatlardı, ve her birisi de kendi yolunu izlemeye kararlıydı. Sonu gelmeyen tartışmalar ve resmi ziyafetler ve resepsiyonlar Wilson&#8217;un sinirlerini germişti.</em>&#8221; </span></p>
<p><span>Ancak barış anlaşmalarının sonuçları tamamen Wilson&#8217;un istediği şeylerdi. Üç büyük mağlup güce farklı farklı davranıldı. Bu farklı davranış, o zamanın İngilizce konuşan ülkeleri, Almanya ve Fransa&#8217;daki eğitimli kesimlerin benimsedikleri milletler hiyerarşisini yansıtıyordu. Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu&#8217;na göre çok az toprak kaybetti. Avrupa&#8217;nın dışındaki sömürge toprakları söz konusu olduğunda, hiçbir türden kendi kaderini tayin hakkı düşüncesi yoktu. Bunlar, Milletler Cemiyeti&#8217;nin vekaleti altında, kaybeden sömürgeci güçlerden kazanan sömürgeci güçlere devredildiler. Kendi kaderini tayin hakkının tek uygulaması, etnik temelli birkaç devlete bölünen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu idi. </span></p>
<p><span>Filistin&#8217;i bir Yahudi Anayurdu ilan eden ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu&#8217;nu parçalayan Balfour Bildirisi muhtamelen aynı güdüye sahipti. Zulme uğrayan Yahudilerin İngiltere&#8217;den sığınma istemeleri olasılığı muhtamelen bazı İngilizleri dehşete düşürmüştü. Arka bahçem yerine, iyisi mi Filistin olsun. Belki Wilson da hemen hemen aynı güdüye sahipti. Muhtamelen Birleşik Devletler&#8217;de daha fazla Slav, Macar veya Yahudi görmeye can atmıyordu. Muhtamelen Wilson şöyle düşünüyordu: &#8220;<em>Tüm radikalleri sınır dışı etmedik mi? Onlar, Amerikanın meşru çıkarları doğrultusunda kullanılan Amerikan gücünü eleştirmiyorlar mıydı? Ekonomik sistemi sorgulamıyorlar mıydı? Bizim yaşa tarzımızı tehdit edip, dayanışmamızı bozmuyorlar mıydı? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu&#8217;nun melezleri açısından, kendi kaderini tayin hakkı onların daha ziyade orada kalmak isteyecekleri anlamına gelmiyor mu? Biz de arada sırada ortaya çıkan Debs&#8217;lerle başa çıkabiliriz.</em>&#8221; Belki de, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu&#8217;nun milliyetçiliklerini Kaybedilmiş Konfederasyon Davası ile iş tutuyordu. Belki de bunu aşağı halkların üstün halklardan ayrılması şeklinde değerlendiriyordu. Onun idealizmi muhtamelen önyargılarıyla örtüşüyordu. </span></p>
<p><span><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a> hizmeti sunulmadı. Çekoslovakya hariç olmak üzere, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu topraklarından doğan uluslar, artı Balkan devletlerinin tümü, iki Dünya Savaşı arasında belli derecelerde Faşistti. </span></p>
<p><span>II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından, Birleşmiş Milletler kendi kaderini tayin hakkını yeniden gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Ekonomik, Toplumsal ve Kültürel Haklara Dair Uluslararası Sözleşme&#8217;nin 1. Maddesinin I. Kısmının ilk cümlesi şöyleydi: &#8220;<em>Tüm halkların kendi kaderini tayin hakkı vardır.</em>&#8221; Kendi kaderini tayin hakkı Birleşmiş Milletler&#8217;in herhangi bir dokümanında açıkça tanımlanmadığına göre, kendi kaderini tayin hakkının uygulandığı şekliyle tanımlanması gerekir. Açıkçası, muhtamelen üye devletler arasındaki olası bir çatışmadan kaçınmak için açıkça tanımlanmamıştı. Kendi kaderini tayin hakkının şiddet potansiyelini arttırdığı söylenebilir; bu, bir ulus-devletin üzerine inşa edilebileceği en kötü temeldir, ve Birleşmiş Milletler tarafından belirtilen diğer haklarla çelişmektedir. </span></p>
<p><span>Kendi kaderini tayin hakkı, yönetenlerin yönetilen insanlar arasından çıkmasını güvence altına alır. İnsan özgürlüğünü güvence altına almaz, bireysel hakları güvence altına almaz, ve insan saygınlığını güvence altına almaz. Yeni siyasi formülasyonun bir tiranlık haline gelmesi durumunda, tiranın dışardan birisi olmayacağını da güvence altına almaz. İdi Amin yönetimi altında, Uganda tam bir kendi kaderini tayin hakkına sahipti. </span></p>
<p><span>İnsanoğulları genelde, toplum tarafından diğer insanoğullarını incitmemek üzere şartlandırılmıştır. Şartlandırma ile oluşturulan engeller, diğer insanların aşağı türden insanoğulları {untermensch} oldukları düşünülmeye başlanınca zayıflar. Pan-Slavizm Slavları diğer insanların üstüne koyar; Treitschke Alman ahlakı ve halkı {volk} üstüne, eski Batı Afrika&#8217;daki Fransız kolonilerindeki siyah entelektüeller zencilik üstüne yazmışlardı. Genel olarak, önerilen kendi kaderini tayin hakları, insanları kendi etnisitelerinden olmayan diğer gruplardan ayıran bir etnik birlik temeli üzerindedir. Bir milleti diğer millettin üstüne yerleştiren Milliyetçilik, etnisite ile biraraya gelerek etnik üstünlük kavramlarını öne çıkarır ve şiddeti cesaretlendirir. </span></p>
<p><span>Etnik çatışmalara yönelik bu &#8220;çözüm&#8221;ün sonuçları sorunludur. Kendi kaderini tayin hakkının şiddet potansiyelini artırmasının bir başka yolu da, nedenlere ilişkin hiçbir şey yapmaksızın çatışmanın çözümünün ertelenmesidir. Ortada bir çatışma olmadıkça kendi kaderini tayin hakkı için herhangi bir yönelim de olmayacaktır. Evlilikle ilgili zorluklar karşısında, boşanma genellikle en son çare olarak görülür; ancak boşanmış bireyler fiziksel olarak kendilerini eski eşlerinden ayırabilirler. Kendi kaderini tayin hakkı yoluyla büyük devletlerin küçük devletlere ayrışması, birbirlerine karşıt insanları siyasi olarak ayrı ancak fiziksel olarak bitişik bırakarak savaş ortamı yaratabilir. Yugoslavya bunun bir örneğidir. Bir diğeri ise Hindistan&#8217;ın Hindistan ve Pakistan olarak bölünmesidir. Pakistan bir İslam devletidir. Bu nedenle, Pakistan, Müslüman çoğunluğa sahip olan Keşmir&#8217;i içine almalıdır. Hindistan çokkültürlü bir devlettir. Bu nedenle, Müslüman çoğunluğun tam yurttaşlık haklarına sahip olduğunu Keşmir&#8217;i elinde tutmalıdır; eğer Keşmir Pakistan&#8217;ın bir parçası olursa, Keşmirli Hindular ya İslami yasa altında yaşamak zorunda kalacaklardır, veyahut göçe zorlanacaklardır. Keşmir&#8217;in kendi kaderini tayin hakkı bu çatışmayı kızıştırmıştır. Hindistan ve Pakistan Keşmir için savaşa tutuşmuşlardır. </span></p>
<p><span>Yugoslav çatışması, 1991&#8242;de Yugoslavya&#8217;dan gelen haberlerden takip edilebilir. Sınırların çizilmesinin güçlüğü, Yugoslavya&#8217;daki Hırvatistan&#8217;ın Sırp bölgesindeki bir Hırvat köyü örneğinden izlenebilir. Bir haberde, Hırvatistan&#8217;ın içerisindeki bir Sırp bölgesi olan Krajina&#8217;daki 1500 kişilik bir Hırvat köyü olan Kijevo&#8217;da yaşayan bir Hırvat kadını, Elizabeta Erzegovac&#8217;ın hikayesinden bahsediliyordu. Kulak ağrısı ve yüksek ateş nedeniyle hasta olan çocuğunu tedavi için kliniğe götürmek istiyordu. Yoldaki barikatta Sırplar tarafından geri gönderilmişti. Sırplar, Hırvatistan&#8217;dan ayrılacaklarını umarak referendumda oy kullanmışlardı. Kijevo haftalar boyunca ablukaya alınmış, iki hafta boyunca ne elektrik ne de su verilmişti. Ayrı yaşamayı arzuluyorlardı, ancak birlikte yaşamaya mahkumdular. </span></p>
<p><span>Geçmiş yüzelli yıl boyunca, bu zamanın büyük bir kısmında demokratik kalabilen birkaç tane Avrupa ülkesi vardı: Birleşik Krallık, İsviçre ve Hollanda. Birleşik Krallığın dış hatları onu çevreleyen okyanus tarafından belirlenmiştir, ve tamamen farklı etnik unsurlar bu dış hatlar içerisinde bir ulus oluşturmuşlardır. İsviçre, 1847&#8242;deki Sonderbond savaşından bu yana barışçı demokratik bir devlettir. İsviçrelilerin çoğu iki dinden, üç etnik gruptan ve dört dilden olan insanlardır. Hollandalılar ise esasen kuzeydeki Protestanlardan ve güneydeki Katoliklerden oluşurlar, ve Felemenkçeyi bir azınlık konuşmaktadır. Arka planın bu çeşitliliğinden ulus-devletler yaratma çabası, görüşlerdeki farklılıklara saygı gösterilmesini teşvik etmiş, ve demokrasiyi geliştirmiştir. Coğrafya, paylaşılan ekonomik çıkarlar veya sırf rastlantılar, kendi kaderini tayin hakkının temeli olan etnik veya dile dayalı birliklerden çok daha adil sistemler üretebilir gibi gözüküyor. </span></p>
<p><span>Kendi kaderini tayin hakkı ile ilgili diğer bir sorun, insanların genellikle tek bir etnik birliğe sahip olmamalarıdır. Araplar yalnızca Arap değildirler, Hristiyan veya Müslüman olabilirler. Eğer Hristiyan iseler, Maruni veya Ortodoks olabilirler. Eğer Müslüman iseler, Sünni veya Şii olabilirler. Eğer Şii iseler, Iraklı veya İranlı olabilirler. Eğer Arap toplumu bağlamında etnik bir birliği düşünüyorsak, o halde hangi grupların hangi etnik birliğinden bahsedildiği sorulmalıdır. Yahudiler yalnızca Yahudi değildirler, dindar veya laik olabilirler. Dindar iseler, Ortodoks, Muhafazakar veya Reforme Edilmiş olabilirler. Eğer Ortodoks iseler, İspanyol Yahudisi veya Slav Yahudisi olabilirler. Eğer Slav Yahudisi iseler, Chasidim veya Mitnagim olabilerler, vesaire. Hangi etnik sınıflandırma düşünülmektedir? </span></p>
<p><span>İnsanlar bazen farklı etnisitelerden olan insanlara aşık olabilir ve Nazilerin mischilings dediklerine neden olabilirler. Tabii ki, bunlar etnik ariliği korumak için ortadan kaldırılabilirler. İnsanlar arasına siyasi sınırlar çizilemez, ancak ayrılmayı istemeyen insanları birbirlerinden ayırarak trajediler yaratılabilir. Güney Afrika Parlamentosu, 17 Haziran 1991&#8242;de, Güney Afrikalıları ırk temelinde bölen Nüfus Kayıt Kanununu iptal etti. 1959&#8242;da Güney Afrikalı taksi şöförlerine yalnızca kendi ırklarından olanları taşıma emri verilmişti. Beyaz olmayan bir taksi şöförü, her ikisi de beyaz olarak sınıflandırılan karısını ve annesini taşımasının engellendiğini söylüyordu. Güney Afrika&#8217;da Irk Sınıflandırma Heyeti kuruldu. En çabuk denetime imkan veren tırnak çevresindeki etler inceleniyordu. Bir kişi göz kapağı testine güveniyordu. Eğer alt göz kapağı pürüzsüz ve birörnekse, o kişi Beyazdı. Mandela, eski muhalifleriyle birleşerek tek bir ülke yarattı ve yukarıdaki saçmalığa bir son verdi. </span></p>
<p><span>İsrail devleti, Yahudi insanlar için kendi kaderini tayin hakkı, ve yüreklerindeki ikibin yıllık Sion&#8217;a geri dönme arzusunun sonuçlanması demektir. Filistinlilere ne hissettiklerini sorun. Tarihi anayurt, özgür bir halk ve eziyet gören Yahudilerin mültecisi için bir mekan olmuştu. Etiyopyalı Falashalar en son mültecilerdir.<br />
</span></p>
<p><span><span style="color: #990000;">Çeviri:</span> Anarşist Bakış</span><span></span></p>
<p><span><span style="color: #990000;">Kaynak:</span> &#8220;Anarchism and National Liberation&#8221;, Visions of Freedom. </span></p>
<p><!-- google_ad_section_end --> <!-- / message --> <!-- sig --></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm-ve-milli-kurtulus/" title="Anarşizm ve Milli Kurtuluş" rel="tag">Anarşizm ve Milli Kurtuluş</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/david-fisher/" title="DAVID FISHER" rel="tag">DAVID FISHER</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/milli-kurtulus/" title="Milli Kurtuluş" rel="tag">Milli Kurtuluş</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1714/zenginlik-kitle-iletisim-araclarini-nasil-etkiler/" title="Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler? (24 Ekim 2009)">Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1710/zenginligin-politika-uzerindeki-etkisi-nedir/" title="Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir? (24 Ekim 2009)">Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1631/yonetici-sinif-devlet-uzerindeki-denerimini-nasil-surdurur/" title="Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür? (24 Ekim 2009)">Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1786/yeni-anarsistler/" title="Yeni Anarşistler (24 Ekim 2009)">Yeni Anarşistler</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1855/yasamtarzi-anarsizminin-degerlendirilmesi/" title="Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi (27 Ekim 2009)">Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1939/anarsizm-ve-milli-kurtulus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşırı demokrasi olarak Anarşi</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1933/asiri-demokrasi-olarak-anarsi/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1933/asiri-demokrasi-olarak-anarsi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 09:48:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[anarşi]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı demokrasi olarak Anarşi]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1933</guid>
		<description><![CDATA[Demokratik Anarşizm Karşıtlığı 
Demokrasi Karşıtı Anarşist 
Demokrasi İçin Anarşizmin Önemi 
Anarşizm İçin Demokrasinin Önemi 
Kaynakça
Marksizm ve genelde devlet sosyalizmi giderek gözden düştükçe, solcular için başka bir geleneğe, demokratik devrime yönelme eğilimi de beliriyor. Demokrasi, kapitalist toplumun otoriterliklerine karşı muhalefetin oluştuğu bir zemin olarak görülebilir (Morrison, 1995; Mouffe, 1992; Trend, 1996; Wood, 1995). Etkili bir çalışma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;">Demokratik <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> Karşıtlığı</span> </strong></span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a> Karşıtı Anarşist</span> </strong></span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a> İçin Anarşizmin Önemi</span> </strong></span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> İçin Demokrasinin Önemi</span> </strong></span><br />
<span style="font-size: xx-small;"><span style="color: #000000;"><strong>Kaynakça</strong></span></span></p>
<p><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a> ve genelde devlet sosyalizmi giderek gözden düştükçe, solcular için başka bir geleneğe, demokratik devrime yönelme eğilimi de beliriyor. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a>, kapitalist toplumun otoriterliklerine karşı muhalefetin oluştuğu bir zemin olarak görülebilir (Morrison, 1995; Mouffe, 1992; Trend, 1996; Wood, 1995). Etkili bir çalışma şu sonuca varıyor, &#8220;<em>Sol&#8217;un görevi liberal demokratik ideolojiyi reddetmek değildir, aksine onu radikal ve çoğul bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> yönünde derinleştirmek ve genişletmektir &#8230; [S]osyalizm radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> projesinin parçalarından birisidir; tersi geçerli değildir</em>&#8221; (Laclau ve Mouffe, 1985, s. 176, 178).<br />
Bugün demokrasinin birbirine aykırı iki anlamı vardır: mevcut devletin haklı çıkarılması ve ile bunun karşısında devrimci halk kurtuluş geleneği. [<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a>], Batı&#8217;da ve diğer yerlerdeki mevcut &#8220;demokratik&#8221; devletlerin ideolojik olarak desteklenmesidir &#8211;tam da demokratik ülkülerin çok çekici olması yüzünden. Belli periyodlarla yapılan seçimler ve (görece) ifade ve örgütlenme özgürlüğü, azınlığın çoğunluğu yönettiği bir toplumun maruz gösterilmesi için kullanılır. Kapitalist <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>, birbirleriyle rekabet eden yönetici gruplar arasındaki anlaşmazlıkların (fazla) kan dökülmeksizin halledilmesi için kullanılır. İsyankar halk güçlerinin sindirilmesine hizmet eder.<br />
Ancak <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> &#8212;-sıradan insanların toplumu oluşturan kurumlara katılması ve onları kontrol etmesi fikri, aynı zamanda ezilenlerin yönetici seçkinlere karşı bağırmasıdır. Bu <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> fikri, kabile konseylerine, klasik Atina&#8217;ya, İngiltere, ABD ve Fransa büyük burjuva devrimlerine, ABD kölelik karşıtlarına, ve bugün milyonların tutulduğu ülkülere kadar gider. Bu, halkın yönetenlerden mücadele ve kanıyla sökülüp aldığı haklardırlar. Devleti yargılamakta &#8211;ve onu suçlamakta&#8211; kullanılan bir standarttır. Böyleyken, devrimci potansiyelini henüz kaybetmemiş olabilir.<br />
Bu kuramsal gelişim, sosyalist-anarşizmi demokrasinin en aşırı, tutarlı ve derinlemesine şekli olarak değerlendiren bizler için ilgi çekicidir. Paul Goodman (1965) ve Noam Chomsky (1994) gibi anarşistler, kendi <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> anlayışlarının Jefferson&#8217;dan John Dewey&#8217;e uzanan demokratik geleneğin bir uzantısı olduğunu öne sürüyorlar. Ondokuzuncu yüzyılda [yaşamış olan] ABD&#8217;li anarşist Benjamin Tucker şöyle yazıyor: &#8220;<em>Anarşistler basitçe korkusuz Jeffersoncu demokratlardır</em>&#8221; (1888; s. 11). Günümüz anarşisti Murray Bookchin ise şöyle yazıyor: &#8220;<em>Özgür toplum ya demokratik olacaktır, ya da asla başarılamayacaktır</em>&#8221; (1995; s. 17).<br />
Yine de anarşizmle <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> arasındaki tarihsel ilişki fazlasıyla muğlaktır. Bu her iki terimin de ne kadar belirsiz ve açık uçlu olduğu düşünülürse, buna şaşmamak gerekir. &#8220;Sosyalizm&#8221; veya &#8220;özgürlük&#8221; [terimleri] gibi, bunların değişik kişiler için anlamı farklıdır.<br />
&#8220;Anarşist&#8221; teriminin ilk defa kullanıldığı <em>Mülkiyet Nedir?</em>&#8216;de, Proudhon &#8220;demokrat&#8221; olmaya açıkça cephe alır: &#8220;<em>Bazı okuyucularımın cevabını işitiyorum: &#8230; &#8216;Sen demokratsın.&#8217; Hayır &#8230; &#8216;Peki nesin?&#8217; &#8216;Ben bir anarşistim&#8217; </em>&#8221; (Woodcock&#8217;dan alıntı, 1962; s. 12). Ama yıllar sonra, Proudhon gönüllü üretici birlikleri demokrasisinin, [yani] &#8220;<em>demokratik ve toplumsal cumhuriyet ortak paydası etrafında birleşmiş birlik ve grupların geniş federasyonu</em>&#8220;nun (Guerin&#8217;de alıntı, 1970; s. 45), devletin yerini almasını savunmuştur.<br />
<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, demokrasinin iki anlamı üzerinde kendine özgü bir görüş açısı sunabilir. Liberaller ve sosyal demokratlar demokrasiye inanırlar, ve kendilerini &#8220;demokratik sosyalistler&#8221; olarak adlandırabilirler. Ancak, sistemin bazı yanları üzerinde oldukça eleştirel olsalar da, nihayetinde demokratik kuramın oldukça mistik bir yanına yenik düşerler. Mevcut devletin demokratik olmadığını kabul ederler, ancak onu &#8220;daha fazla demokratik yapmak&#8221; için, onda birtakım değişiklikler yapmayı umut ederler. Öte yandan ise, otoriter devrimciler &#8211;Stalinistler, radikal milliyetçiler, vb.&#8211; ABD emperyalizminin belirsizliklerine saplanmazlar. Ancak onlar, bu devletin yerini başka bir devletin almasını, kendilerinin yeni yöneticiler olacakları bir devletin almasını amaçlarlar. Halkın özyönetimi ülküsünü reddederler.<br />
Anarşistler ise demokrasiyi özgürleştirici bir görüş olarak kavrarken, mevcut devletlerin demokratik olmaları sebebiyle desteklenmesi iddiasını reddebilirler. Ancak bunu yapmak için, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ile demokrasinin birbiriyle uyumlu olduğu kabul edilmelidir. Bu konuyu açıklığa kavuşturmak maksadıyla, ilk olarak demokrasinin bakış açısından anarşizmin bir eleştirisini ve ardından ise anarşizmin bakış açısından demokrasinin bir eleştirisini tartışacağım.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;">DEMOKRATİK ANARŞİZM KARŞITLIĞI</span></span></strong><br />
Robert Dahl&#8217;in açık bir şekilde ve özenle hazırladığı <em>Democracy and Its Critics</em> (1989) çalışması, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> davasının en önemli ifadesidir. Kendi argümanını işlemeden önce Dahl, demokrasiye karşı olan iki &#8220;itirazı&#8221; tartışır; <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ve &#8220;vasilik&#8221; [<em>ing. guardianship</em>]. Anarşizmi oldukça doğru bir şekilde, &#8220;<em>tamamen gönüllü birliklerden oluşan toplum, devletsiz toplum</em>&#8221; olarak tanımlar (s. 37). Hemen ardından da şunu ekler: &#8220;<em>Demokrasinin bu birlikleri idare etmekte için en arzulanır süreç olması sebebiyle, bu [<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>] anarşist bir toplumda en yaygın hükümet biçimi olabilir</em>&#8221; (s. 37). Bu anarşizmin demokrasiye değil, &#8220;demokratik devlet&#8221;e karşı çıktığını açık bir hale getirir.<br />
Ne yazıkki [Dahl] &#8220;devlet&#8221;le ne anlattığını açıklamaz. &#8221; <em>&#8216;Devlet&#8217; teriminin katı bir şekilde tanımlamasını vermiyorum</em>&#8221; (s. 359). Ancak anlaşılıyor ki, [devlet] terimini &#8220;<em>başlıca örgütlü zor aracı</em>&#8221; anlamında kullanmaktadır (s. 43, yine bakınız s. 359).<br />
Dahl ardından, bir miktar zorun [<em>ing. coercion</em>, baskının, zor kullanımının] gerekli olduğu ve anarşistlerin tüm toplumsal baskılara tamamen karşı çıkmalarının yanlış olduğu argümanını ortaya atar. Amaç &#8220;<em>&#8230; zoru asgari kılmak ve muvafakatı [ing. consent, rıza göstermeyi, uygun görmeyi] azamileştirmek</em>&#8221; olmalıdır (s. 51). Temelde bu argümana katılıyorum. Yüzyıllarca süren bir anarşist özgürlüğün ardından durum ne olursa olsun, yeni bir anarşist toplum bireysel psikopat katilleri veya şiddet kullanan örgütlü karşı devrimcileri kontrol etmenin bir yolunu bulmak zorunda kalacaktır. Ancak, öyle gözüküyorki Dahl zorun devlet anlamına geldiğini varsayıyor. Inuit (Eskimo) gibi okuma yazmaya geçmemiş halkların çağlar ve bin yıllar boyunca tatmin edici bir şekilde devletsiz olarak yaşadıklarını kabul etmektedir, ancak toplumsal olarak gerekli olan zorla nasıl başa çıktıklarını ele almaz. Onlarda da zor vardı, ister kamusal bir görüş olarak isterse örgütlü şiddet kullanımı olarak &#8211;en azından her erkek kabile konseyi taraffından silahlandırılmış ve örgütlenmişti. Onlarda olmayan şey ise devletti.<br />
Kropotkin devleti şöyle tanımlıyordu: &#8220;<em>Devlet fikri &#8230; toplumun üstünde var olan bir gücün varlığını, &#8230; toplumun hayatındaki pekçok işlevin bir azınlığın ellerinde toplanmasını içerir. &#8230; Bütün bir yasama ve denetleme mekanizması, bazı sınıfların diğer sınıfların tahakkümü altına almak üzere geliştirilmiştir</em>&#8221; (1993; s. 160). Bununla karşılaştırılabilir düşünceler Engels tarafından ifade ediliyordu: &#8220;<em>Toplumdan kaynaklanan, ancak kendisini onun üstünde gören ve kendisini giderek ondan yabancılaştıran bu güç devlettir. &#8230; Bu [Devlet], yanlızca silahlı kuvvetlerden oluşmaz, aynı zamanda maddi tamamlayıcıları, hapishaneleri ve her çeşitten baskı kurumlarını da içerir &#8230;</em>&#8221; (Lenin&#8217;de alıntı, 1970; s. 290, 292).<br />
Anarşistlerin savunduğu şey tüm baskıların birdenbire sonlandırılabileceği değildir (her ne kadar bazıları böyle ortaya koysa da). Anarşistlerin savunduğu şey bürokratik, toplumsal olarak yabancılaşmış devlet kurumunun yıkılabileceğidir. &#8220;Demokratik devlet&#8221; hala baskıcı olması yüzünden değil, gerçekten demokratik olamayacağı nedeniyle suçlanır. Doğası gereği, toplumun üstünde ve karşısında konumlanan bu baskı aracı, ezilen çoğunluğa aleyhine yönetici azınlığa hizmet edecektir.<br />
Dahl bu sorunla doğrudan uğraşmaz, ancak kitabının ana noktalarından birisi bununla ilişkilidir. Modern toplumun, okuma yazmayı bilmeyen kabilelerde veya sonraki site devletlerinde gözlenen yüz yüze doğrudan demokrasinin uygulanabilmesi için, çok büyük ve karmaşık olduğunu söyler. Demokrasinin büyük ölçekte var olabilmesi için, temsiliyetin &#8220;icatı&#8221; gerekmiştir. Ancak temsili hükümetin (sonuçta devletin), modern dünyaya demokrasiyi getirebileceğini savunur.<br />
Ama bu iki taraflıdır. Temsiliyet, modern uluslarda büyük ölçekli bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> benzeri bir şeyi mümkün kılmıştır, ancak bu büyük ölçek hala <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> olarak adlandırılacak bir seçkinci yönetim biçimini de mümkün kılmıştır. Doğrudan, katılımcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> yerine, elimizde kalan şey, halk ile esas karar alımı arasında bir yer edinen bir seçilmiş siyasetçiler ve hükümet bürokratları tabakasıdır. Zaman zaman, edilgen yurttaşlar kendileri adına siyaset yapmaları için bu &#8220;temsilciler&#8221;i seçerler. Wood (1995) Amerika&#8217;nın kurucuları arasındaki hakim bir fikri aktarıyor: &#8220;<em>Onların argümanı büyük bir cumhuriyette temsiliyetin gerekli olduğu değildi, aksine temsiliyetin kaçınılmaz olması nedeniyle büyük bir cumhuriyet arzulanır bir şeydi. &#8230; Temsiliyetin &#8230; bir filtre gibi işlev görmesi amaçlanıyordu</em>&#8221; (s. 216).<br />
Şüphesiz ki, aşağıdan yukardaki organlara doğru [işleyecek], belli derecede bir temsiliyet veya delegasyon kaçınılmazdır. Federalist olmaları nedeniyle, anarşistler genellikle buna katılırlar. Ancak temsiliyetin anlamı ve demokrasinin diğer bütün yönleri farklı bir toplumsal bağlamda derinlemesine değişecektir. Anarşistlerin toplumdaki değişikliklere yönelik yaptıkları öneriler, iki kavramla özetlenebilir:<br />
İlk olarak, çeşitli baskıcı ve baskı altındaki grupların (kapitalistler ve işçiler) ya artık var olmayacağı ya da [aralarındaki] ilişkilerin (erkekler ve kadınlar, Avrupalı Amerikalılar ve Afrika Amerikalılar, Kuzey Amerikalılar ve latin Amerikalılar) artık eşitler olarak yeniden düzenleneceği bir eşitler toplumunun yaratılmasıdır. Refahın eşit dağıtıldığı ve tahakkümün olmadığı bir yerde, toplum artık rekabet halinde ve birbirine düşman kuvvetler tarafından farklı yönlere çekilmeyecektir. Bütünlüğü sağlamak için bir devlete gereksinimi yoktur; muvafakatı azami kılmak ve zoru asgariye çekmek daha kolay olacaktır.<br />
İkincisi (ki buna Marksistlerin çoğu katılmayacaktır), anarşistler &#8211;işyerinde, toplulukta, ve diğer pekçok gönüllü birliklerde [oluşturulacak]&#8211; halk meclislerine dayanan bir doğrudan <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> temelli bir toplum arzulamaktadırlar. Ne kadar fazla karar yerel olarak alınırsa, merkeze o kadar az iş kalacaktır. Ne kadar çok insan yüz yüze demokrasiyi çoşkulu, günlük bir yaşam tarzı olarak yaşarsa, delegelerden oluşan meclislere gönderilen temsilcilerini o kadar gerçek bir şekilde kontrol edeceklerdir. Polis ve ordunun yerini milisler &#8211;silahlı halk&#8211; alacaktır. &#8220;<em>Eğer gerçekten de tüm insanlar egemense, o zaman idareye ve idare edilenlere artık gerek kalmayacaktır. &#8230; Devlet toplumla özdeş olacaktır ve endüstriyel bir örgüte [ve diğer örgütlere --WP] indirgenerek ortadan kalkacaktır</em>&#8221; (Guerin, 1970; s. 17).<br />
Dahl, bu argümanların farkındadır ve belirtilen bu noktaya katılır. Toplumsal ve siyasi eşitsizlikleri azaltmayı amaçlar. Yerel topluluk seviyesinde ciddi bir şekilde artan katılımı ve karar-alınmasını savunur. Ekonominin toplumsal olarak sahiplenildiği ve düzenlendiği, ancak firmaların birbirleriyle reakabet halinde olduğu demokratik sosyalizmi destekler. &#8220;Piyasa sosyalizmi&#8221;nin pekçok destekleyicisinin aksine, firmaların üretici kooperatiflerindeki veya eski Yugoslav sistemindeki gibi demokratik bir şekilde çalışanlar tarafından yönetilmesi fikrini savunur. &#8220;<em> &#8230; Otoriter kurumların emekçi halkın günlük yaşantısındaki önemini, ve ekonomik işletmelerin yönetiminde daha demokratik bir sistemi uygulamanın sonuçlarını küçümsemek büyük bir hata olacaktır</em>&#8221; (s. 332).<br />
Ancak [Dahl] yine de toplumun daha merkezi, ulusal ve uluslar arası kurumlarında gerçekleştirilecek bu tip bir merkezsizleşmiş demokrasinin sonuçlarını küçümser. Marksistler ve anarşistler tarafından savunulan toplumun köklü bir şekilde dönüştürülmesi fikrini dışlar. &#8220;Piyasa sosyalizmi&#8221;nin kendisi, sosyalizmde dahi, ekonominin demokratik karar-alma biçimiyle değil de piyasa tarafından yönetileceğini ifade eder. Toplumumuzun oldukça eşitsiz olduğunu kabul ederken, [Dahl] bir azınlık yönetiminin olduğunu reddeder (çünkü birbirleriyle rekabet eden seçkinler vardır). &#8212; Poliarşi [<em>ing. polyarchy</em>, çok başşlı yönetim anlamında] adını verdiği&#8211; bu toplum kusurludur, ancak hala demokratik ve desteklenmeye değer bir toplum olduğunu savunur. Pratikte, amaçlı olarak yapmıyorsa bile, [Dahl] demokrasinin rolünü mevcut ataerkil kapitalist devleti meşru kılmak olarak kabul edenler arasındadır.<br />
Sorunun bir parçası, kuramı pratikle destekleme çabasına giriştiği her durumda Dahl&#8217;in [pratik anlamında] mevcut demokratik kapitalist devletlere yönelmesinden kaynaklanmaktadır. Bunları model olarak kullanmak, demokrasinin yapabileceklerini oldukça dar bir çerçevede ortaya koyabilir. Anarşistler ise aksine tarihsel devrimler üstünde yoğunlaşır (örneğin, Dolgoff, 1974; Kropotkin, 1986; Voline, 1974).<br />
Anarşistlerin bu devrimlerden çıkardıkları dersler Bookchin (1996) tarafıdan özetlenmiştir: &#8220;<em>Onaltıncı yüzyıl Reform Hareketinin büyük ortaçağ köylü ayaklanmalarından, modern sanayi işçisi ve köylü ayaklanmalarına kadar, ezilen halk baskıcı devletlerin yerini almak üzere kendi popüler topluluk birliği biçimlerini yaratmıştır &#8230; <strong>u birlikler, kurumsal olarak, yerel meclisler &#8230; veya vekalet verilmiş, geri çağrılabilir vekillerden oluşan temsilciler konseyleri biçimini almıştır</strong></em><strong>&#8221; (s. 4). Bu tarihsel örnekler radikal olarak demokratik olan bir toplumun uygulanabilirliğini kanıtlamaz, ancak bunun olabilirliği konusunda oldukça fazla sayıda delil ortaya koyar. </strong></p>
<p><strong></strong><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;">DEMOKRASİ KARŞITI ANARŞİST</span></span></strong><br />
<strong><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> arasındaki ilişki, (1870&#8242;lerden 1930&#8242;lara kadar aktif olan) büyük İtalyan anarşisti Errico Malatesta tarafından öteki yönden geliştirilmiştir. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> içindeki bireyci, örgütlenme karşıtı eğilimin aksine, Malatesta anarşistlerin kendi aralarında örgütlenmelerini ve emekçi halkın özörgütlenmelerini desteklemelerini savunmuştur. 1920&#8242;lerde, konumuz üzerine &#8220;<em>Ne Demokratlar, Ne Diktatörler: Anarşistler</em>&#8221; başlığıyla özetlenen iki kısa yazı yazmıştır (Malatesta, 1995; s. 73-76 ve 76-79). </strong><br />
<strong>Yanlızca ideolojisini anarşistlerin kendisine karşı kullanabilmeleri nedeniyle olsa bile, [Malatesta] kapitalist demokratik devletin diktatörlüğe tercih edilir bir şey olduğuna inanır. &#8221; <em>&#8230; Sadece eğitsel bir bakış açısından olsa bile, en kötü demokrasiler her zaman en iyi diktatörlüklere tercih edilirdir. &#8230; <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a> bir yalandır, &#8230; gerçekte oligarşidir; yani, ayrıcalıklı bir sınıfın yararına bir azınlığın idaresidir. Ancak hala özgürlük ve eşitlik adına savaşabiliriz &#8230;</em>&#8221; (s. 77). </strong><br />
<strong>Bundan da görülebileceği üzere, Malatesta&#8217;nın demokrasiye olan karşıtlığı, aslında büyük ölçüde demokratik ideolojinin kapitalizmin ve devletin meşrulaştırılması için kullanılmasına karşıdır. Ancak bunu bizzat çoğunluk kuralının reddi ile karıştırır. &#8220;<em> &#8230; Bizler ne çoğunluk ne de azınlık hükümetinin; ne demokrasinin ne de diktatörlüğün tarafındayız. &#8230; Bizler, &#8230; özgür anlaşmanın tarafındayız. &#8230; Bizler, anarşinin tarafındayız</em>&#8221; (s. 76). </strong><br />
<strong><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a> kavramı, &#8220;azınlığın haklarına saygı gösteren çoğunluğun idaresi&#8221; demektir. Ataerkil kapitalizmde, &#8220;çoğunluk idaresi&#8221;, medya ve diğer araçları kontrol ederek, çoğunluktaki kamuoyunun görüşünü şekillendiren hakim bir azınlığın idaresi anlamına gelmektedir. Zenginlerin refahına el koyma girişimlerinin karşısına ise, çoğunluk tarafından daima &#8220;azınlık hakları&#8221; getirilir. Ancak &#8220;çoğunluk idaresi&#8221; ve &#8220;azınlık hakları&#8221;, yönetici azınlığa ve onların ardından giden önyargılı kitlelere karşı da haykırılır. </strong><br />
<strong>Malatesta, en aydınlanmış azınlıkla karşılaştırıldığında çoğunluğun sıklıkla yanlış olduğuna dikkat çeker. Ona göre eğer çoğunluk yönetirse, azınlık üstünde diktatörlük kurmalı, kendi iradesini ona dayatmalıdır. Bu azınlık yönetimi kadar kötü bir şeydir. Eğer çoğunluk azınlığı yönetiyorsa, çoğunluğun azınlığın haklarına saygı göstereceğine nasıl güvenilebilir? Bu nedenlerle, Malatesta çoğunluk kuralını ilkesel olarak reddeder. Bu görüşlerin cevaplanması gerekmektedir. </strong><br />
<strong>İnsan hakları mücadelecileri hayatın pekçok alanında, kolektif karar-alınmasına gerek olmadığını uzunca bir süre iddia ettiler. Cinsel tercih gibi alanlarda, çoğunluğun azınlığa dikte etme hakkı yoktur. Bugün çok sayıda insan, azınlıktaki bir cinsel pratiği uygulayan &#8220;anlaşmalı yetişkinler&#8221;in haklarına saygı gösterir. Thomas Jefferson&#8217;un dinsel özgürlükler için söylediği üzere, &#8220;<em>Komşumun yirmi tane tanrı veya Tanrı olmadığını söylemesinin bana hiçbir zararı dokunmaz. Bu ne elini benim cebime sokmaktır, ne de ayağımı kırmaktır</em>&#8221; (Dewey, 1957; s. 111). Anarşistler, bu tip kendiliğinden seçilen faaliyetler &#8211;çoğunluk kuralı aleminin dışındaki faaliyetler&#8211; için gönüllü birliklerin alanını büyük ölçüde genişletmeyi hedeflerler. </strong><br />
<strong>Ancak kolektif karar-alınımını gerektirecek alanlar hala var olacaktır. Örneğin, bir topluluğun yeni bir yolun yapılıp yapılmamasına karar vermesi gerekebilir. Oybirliği en iyisi olacaktır, ancak insanlar sıklıkla uyuşamazlar. Bir çoğunluk ve bir azınlık bu konuda kutuplaşabilir. Bu sorun, bir gönüllü birlik meselesi olarak (muhalifler eşyalarını toplayıp başka bir yere gitmekte özgür olsalar da &#8211;ancak diğer toplulukların da yollar inşa edilip edilmemesine karar vermeleri gerekecektir) ele alınamaz. Yol ya inşa edilecektir ya da edilmeyecektir. Eğer çoğunluk yol inşa edilmesi lehine oluşursa; o zaman yapılması karşıtı olan azınlıktan işe katılmaları, paylarına düşen toplumsal emeği veya toplumsal refahı vermeleri istenebilir. Her halukarda, kendilerinin arzulamadığı yeni yollara sahip olan bir topluluk içinde yaşamaları gerekecektir. </strong><br />
<strong>Bu polisin değil gerçekliğin dayattığı bir şeydir. Kararın kolektif olarak alınması gerekir. Eğer çoğunluk kuralınca belirlenmezse, o zaman nasıl olacaktır bu? Topluluk bu tip kararların oybirliği ile alınması gerektiğine karar verebilir. Ama eğer herkes görüş birliğine ulaşmazsa ne olacak? Belki de azınlık öneriyi veto edecektir, çünkü [karar] oybirliğiyle alınmamıştır. O zaman, çoğunluğun yoluna kavuşmasını engelleyen azınlık kuralı geçerli hale gelir. Veya, &#8220;oybirliğini bloke etmemek&#8221; için azınlık sessiz kalabilir. Bu ise onların red oylarının açıkça ifade edilmesi haklarının reddedilmesi anlamına gelir. Ben burada bir topluluğun ya da birliğin kararlarını oybirliğine dayandırma hakkını reddediyor değilim, sadece çoğunluk kuralının ilke olarak otoriter olmadığını söylüyorum. </strong><br />
<strong>Malatesta azınlığın çoğunluk kuralı altında hangi haklara sahip olduğunu sorar. Azınlıkta kalan görüşlere sahip olanların, her türlü karar almaya katılma hakkı vardır. Çoğunluğun kendi görüşlerini kabullenmesini deneme hakları vardır. Eğer bir oylamayı kaybederlerse, katılmaya devam ederek yeni bir çoğunluk oluşturmayı hedefleyebilirler. Belki de yakın gelecekte yeterince topluluk üyesini yeni yolun yapılmasının bir hata olduğuna ve yıkılması gerektiğine, veya en azından yenilerinin kurulmamasına ikna edeceklerdir. Diğer konularda çoğunluğu oluşturabilecektir. </strong><br />
<strong>Azınlık hakları, çoğunluk idaresinin asli bir unsurudur. Azınlığın görüşleri de dahil olmak üzere, eğer topluluk üyeleri tüm düşünceleri duyma şansına sahip değilse, o zaman meseleler üzerinde gerçekten de karara vardıkları söylenemez. Kapitalist demokraside azınlık görüşlerin (zor kullanımı veya yanlızca para yokluğu veya medyada yeterince bahsedilmemesi yüzünden) bastırılması, azınlık idaresinin çoğunluğun yöneten olduğu aldatmacasını yaratmasının yollarından birisidir. </strong><br />
<strong>Aynı zamanda herhangi bir azınlık diktatörlüğünün aksine, azınlık hakları çoğunluk idaresi altında en güvenli durumdadır. Çoğunluk idaresi ve azınlık hakları birbirinin karşıtı değil, aksine birbirini gerektiren şeylerdir. </strong><br />
<strong><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a> konusunda, Malatesta &#8220;serbest anlaşma&#8221;ya karşı çıkar. Ancak ortada böyle bir zıtlık yoktur. İnsanlar gönüllü birlikler oluşturmak üzere serbestçe anlaşabilirler &#8211;bu ister pulları değiş tokuş etmek için, isterse ayakkabı üretmek için olsun. Ancak peki bu birlikler nasıl çalıştırılacaktır? Olasıdır ki, insanlar herşey üstünde tam olarak uyuşamayacaklardır. Herkesin uyuşma içinde olmadığı her durumda birlikleri dağıtmanın dışında başka bir çözüm sürecinin olması gerekir. Bu süreç demokrasidir. Anarşistler demokratik bir devlet taraftarı değildirler, ancak demokratik bir toplum, bir &#8220;yaşam tarzı&#8221; olarak demokrasinin tarafında olabilirler. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> devletin olmadığı bir demokrasidir. </strong></p>
<p><strong></strong><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;">DEMOKRASİ İÇİN ANARŞİZMİN ÖNEMİ</span></span></strong><br />
<strong>Bu neden önemlidir? Radikallerin anarşizmi içine almayan bir demokratik kuram geliştirmeye çalıştıkları zaman, neler olduğunu görebiliriz. Bu, &#8220;demokratik sosyalizm&#8221;in yeniden dillendirilmesinden, reformist devlet sosyalizminden başka bir şey değildir. Örneğin, David Trend&#8217;in <em>Radical Democracy</em>&#8217;sisi (1996) büyük ölçüde Amerikan Demokratik Sosyalistleri&#8217;nin üyelerince yazılmış makalelerden oluşmaktadır. Kendi sosyalizmlerinin devletçilikle tanımlanmasından bir nebze utanç duymaktadırlar, ancak ekonomiye müdehale etmek üzere mevcut devleti kullanmaktan başka bir alternatifleri yoktur. </strong><br />
<strong>Gerçekten de radikal olan bir demokratik kuram, mevcut ataerkil/ırkçı kapitalist devletin hakikaten demokratik olduğunu şiddetle reddecek; toplumsal olarak tamamen yabancılaşmış, bürokratik-askeri devlet makinasına karşı çıkacak; ve bunun yerine [halk] meclislerinin ve birliklerin demokratik federasyonunu öne çıkaracaktır. Bundan daha azı toplumumuzun ve devletinin demokratik olmayan &#8211;anti-demokratik&#8211; doğasını parlatmaya yarayacaktır. </strong><br />
<strong>Sosyalizmi içeren önemli bir radikal demokratik kuram geliştirme girişimi, Chantal Mouffe ve çevresindekiler tarafından yapılmıştır. Kendi &#8220;radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>&#8221; kuramının mevcut devlete bir alternatif olmadığının, ancak onun bir uzantısı olduğunun farkındadır. &#8220;<em>Bizim savunduğumuz şey, bir tür &#8216;radikal liberal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>&#8217;dir &#8211;bunu liberal demokratik rejimin reddedilmesi veya toplumun yeni siyasi biçiminin bir kurumu olarak ortaya koymuyoruz</em>&#8221; (1992; s. 20). Onun amacı, &#8220;<em>&#8230; demokrasiyi liberal-demokratik rejimin çerçevesi içinde genişletmektir</em>&#8221; (1992; s. 3). Birer hedef olarak, doğrudan demokrasiye ve topluluğa karşı eleştireldir. </strong><br />
<strong>Aslında devletle doğrudan uğraşıyor gözüktüğü tek yer, &#8220;devlet&#8221;in karşısındaki &#8220;sivil toplum&#8221;u [savunanlara] muhalefet edenlerle ilgili tartışmasıdır (Laclau ve Mouffe, 1985). &#8211;Kapitalizmin, ataerkilliğin ve ırkçılığın alanı [olan]&#8211; &#8220;sivil toplum&#8221;un, devletten kurtuluşun zemini olmadığını göstermek zor değildir. Ancak, diğerlerinin yanısıra sınıfların, toplumsal cinsiyetlerin [<em>ing. gender</em>] ve ırkların mücadelelerini içeren, ezilen ile ezen arasındaki gerilime dayanan &#8220;sivil toplum&#8221; içsel olarak çelişkilidir. Özgürlük doğrultusunda aşağıdan gelen bu basınç, tüm toplumsal ilerlemenin kaynağını oluşturur. </strong><br />
<strong>Mouffe devletin de içsel olarak çelişkilerinin olduğunu iddia eder, bu nedenle devleti bu hali yüzünden reddetmek yanlış olacaktır. Örneğin, devletin toplumsal cinsiyet farklılıklarını giderici veya yoksul ülkelerdeki toprak ağalarına karşı köylüleri savunan bir yasayı kabul edebileceğini belirtir. Bu doğrudur, ancak bunlar bir şirket yönetimin işçilerine teklif edebileceği terfiler benzeri şeylerdir. [Şirket yönetimi] bunu işçiler zorladığı için, veya uzak görüşlü olduğu ve bunun işçiler sendika kurmadan önce kendisine faydalar sağlayacağı için yapabilir &#8211;ancak sebebi ne olursa olsun, yönetim kapitalist ve işçi düşmanı olmaya devam edecektir. Devletin içinde olduğu üzere, yönetimin içinde de ayrılıklar vardır; ancak bunlar ezilenlerin en iyi nasıl bastırılacağının ve/veya asimile edileceği [konusunun] dışında yer alır. Ne yönetim ne de devlet, işçilerin, kadınların ve köylülerin dostudur. </strong><br />
<strong>Laclau ve Mouffe, devletin &#8220;sivil toplum&#8221;a karşı çıktığı zamanların da olduğunu eklerler. &#8220;<em>&#8230; Bu, Doğu Avrupa&#8217;da veya Somoza&#8217;ların Nikaragua&#8217;sındaki gibi, devletin toplumun geri kalanına zorla dayatılan bir bürokratik ura [ing. excrescence, fazlalığa] dönüştürüldüğü zaman gerçekleşen bir şeydir &#8230;</em>&#8221; (s. 180). Yani onlara göre, çoğunluğun rejimi desteklediği ABD gibi ülkelerde, devlet bürokratik-askeri bir ur değildir. Bu görüş, ABD&#8217;nin çoğunluğu da dahil olmak üzere, pekçok kişi tarafından kabul edilen bir görüştür. Bu doğrultuda iddialarda bulunulabilir, ancak ben bunun nasıl olup da &#8220;radikal&#8221; olarak adlandırıldığını anlıyamıyorum. </strong></p>
<p><strong></strong><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;">ANARŞİZM İÇİN DEMOKRASİNİN ÖNEMİ</span></span></strong><br />
<strong>Demokratik kuramın anarşizme ihtiyacı varsa, anarşizmin de demokrasiye ihtiyacı vardır. Anarşizmin tarihinde otoriter bir eğilim vardır. Bu ırkçı, Yahudi karşıtı, ataerkil olan; ve birliklerin federasyonu sayesinde kendisini Fransa&#8217;yı yöneten bir diktatör olarak tasavvur eden Proudhon ile başlar (Draper, 1970). &#8220;Anarşizmin ikinci babası&#8221; Bakunin ise, kitlesel örgütleri perde arkasından yönlendirecek gizli topluluk örgütlenmeleriyle uğraşıp durmuştur (Guerin, 1970; Woodcock, 1962). Anarşist teröristler ve (Unabomber da dahil olmak üzere) bombacılar, halktan yoksun (veya karşısında) olan seçkin kahramanlar olarak hareket etmişlerdir. </strong><br />
<strong>O zamandan bugüne değin, anarşistler sıklıkla ya reformizme (mevcut devletin desteklenmesine) veya devrimci diktatörlüğe teslim olmuşlardır. Proudhon sonunda Fransız parlamentosuna seçilmişti. &#8220;Anarşizmin üçüncü babası&#8221; Kropotkin, I. Dünya Savaşı&#8217;nda Batılı emperyalist devletlerin ateşli bir destekleyicisi haline gelmişti. Goodman (1965) ve Chomsky (1994) rahatlıkla reformist olarak adlandırılabilirler. Anarşistlerin reformizme sağladıkları bu destek, 1930&#8242;ların İspanyol anarşistlerinin, devrimci bir durumla karşı karşıya kaldıklarında, liberal kapitalist hükümete bakan olmalarıyla ciddi bir mesele haline gelmişti. Diğer tarafta ise, pekçok anarşist Rus Devrimi&#8217;nin ardından Bolşeviklere katılmıştı. 1960&#8242;larda, anarşist-pasifist <em>Liberation</em> dergisi, Castro ve Ho Chi Minh&#8217;in müdafisi [savunucusu] haline gelmişti. Daha fazla örnek kolayca bulunabilir. </strong><br />
<strong>Marksist Hal Draper anarşizmin temel sorunun demokrasiyi reddetmesi olduğunu öne sürer. &#8220;<em>&#8230; (A)narşist &#8216;liberterlik&#8217; &#8230; demokratik denetimin aşağıdan kazanılmasıyla değil; en demokratik otorite biçimi olarak düşünülebilecek olanla, [yani] bireysel ego üstündeki &#8216;otorite&#8217;nin tahrip edilmesiyle ilgilenir</em>&#8221; (1969; s. 93). Proudhon&#8217;dan alıntı yapar, &#8220;<em>İstediği herhangi bir şeyi yapamayan herkesin &#8211;tek başına olsa bile&#8211; hükümete karşı isyan etme hakkı vardır &#8211;ve hatta hükümet [kendi dışında kalan] tüm diğer herkes [demek] olsa bile.</em>&#8221; (aynısı). Draperin yorumu şöyledir; &#8220;<em>Toplum tarafından kısıtlanmayan, bu özgürlüğün keyfini çıkarabilecek tek kişi ancak bir despottur</em>&#8221; (aynısı). </strong><br />
<strong>Anarşist geleneğin içinde otoriter bir taraf olsa da, hem kuramda hem de pratikte liberter-demokratik bir tarafın da varlığını reddetmek gülünç olacaktır. &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a>&#8221; kelimesini kullansalar da kullanmasalar da, sosyalist-anarşistler uzun zamandan beri bürokratik kurumların yerini özyönetimli birliklerin, yani demokrasinin almasını savunmuşlardır (ve, vurguladığım üzere, güçlü bir şekilde bireyin ve azınlığın haklarının savunulması zorunlu olarak demokrasiyle veya çoğunluk kuralıyla çelişmez). Anarşistler kitlesel demokratik işçi birlikleri, halk orduları, özyönetimli köylü kolektifleri ve işçi kooperafleri örgütlemişlerdir. Keza <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a> de hem demokratik hem de otoriter taraflara sahiptir, ancak ana kanatlarındaki &#8211;sosyal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> ve Stalinizm&#8217;deki&#8211; hakiim eğilim (Draper&#8217;ın da katılacağı üzere) otoriter devletçilik olagelmiştir. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a> ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> arasında, daha demokratik ve daha özgürlük-aşığı bir kurama ve geleneğa sahip olan anarşizmdir. </strong><br />
<strong>Keza, anarşistler kuramcılarıyla da farklı bir ilişki içindedirler. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a> ve Leninizmden farklı olarak, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> tarihsel şahsiyetleriyle adlandırılmamıştır. <em>Kapital</em> veya <em>Devlet ve Devrim</em> ile karşılaştırılabilir kutsal bir yazını yoktur. Kurucularının hatalarını reddetmekle ilgili hiçbir problemi yoktur. </strong><br />
<strong>Ancak Draper önemli bir noktayı vurguluyor. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, demokrasiye karşı doğası itibariyle düşman olmasa bile, onunla hep zıt ilişkiler geliştirmiştir. Sosyalist-anarşistlerce farkına varıldığı üzere, bireysel eğilimler bu açıdan en kötü olanlarıdır. Anarşistler için gerekli olan şey, anarşizmi aşırı, devrimci <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> olarak tanımlamaktır. Anarşizmin zayıflıkları ortadadır, ancak bunlar anarşist geleneğin içinde kalınarak düzeltilebilir. </strong><br />
<strong>Anarşizmin programı, bürokratik-askeri devlet aygıtının yerine, &#8211;pratik olarak mümkün olduğunca merkezsizleşmiş olan&#8211; halk meclisleri ve birlikleri federasyonunu geçirmektir. Bu, devletsiz bir demokrasidir. Mevcut devletin sınırları içinde kalarak, onu &#8220;daha demokratik&#8221; (&#8221;demokratik sosyalizm&#8221; veya &#8220;radikal-liberal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>&#8221;) yapmak amaçlı bütün diğer programlar, &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>&#8221;nin &#8211;ataerkil/ırkçı kapitalizmin ve onun bürokratik devletinin&#8211; azınlık yönetiminin ideolojik bir örtüsü olarak kullanılmasına hizmet eder. </strong></p>
<p><strong></strong><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;">KAYNAKÇA:</span></span></strong></p>
<ul>
<li><span>Bookchin, Murray, 1995, <strong>Toplumsal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> veya Yaşamtarzı Anarşizme: Birleştirilemez Bir Uçurum</strong>, London: AK Press.</span></li>
<li><span>Bookchin, Murray, 1996, <strong>Üçüncü Devrim: Devrimci Çağda Halk Hareketleri</strong>, Cilt. 1, New York: Cassell.</span></li>
<li><span>Chomsky, Noam, 1994, <strong>Sırlar, Yalanlar ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a></strong>, Tucson, AZ: Odonian Press.</span></li>
<li><span>Dahl, Robert, 1989, <strong><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a> ve Ona Karşı Eleştiriler</strong>, New Haven: Yale University Press.</span></li>
<li><span>Dewey, John (editör), 1957, <strong>Thomas Jefferson&#8217;un Yaşayan Düşünceleri</strong>, New York: Fawcett.</span></li>
<li><span>Dolgoff, Sam (editör), 1974, <strong>Anarşist Kolektifler: 1936-1939 İspanyol Devrimi&#8217;nde İşçilerin Kendinden Yönetimi</strong>, New York: Free Life Editions.</span></li>
<li><span>Draper, Hal, 1969, &#8220;<em>Anarşizmin Babası Üzerine Bir Not</em>&#8220;, <strong><span style="text-decoration: underline;">New Politics</span></strong>. Cilt VIII, sayı 1, s. 79-93.</span></li>
<li><span>Goodman, Paul, 1965, <strong>İnsanlar veya Personel: Merkezsizleşme ve Karma Sistem</strong>, New York: Random House.</span></li>
<li><span>Guerin, Daniel, 1970, <strong><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>: Teoriden Pratiğe</strong>, (M. Klopper, çevirmen), New York: Monthly Review Press.</span></li>
<li><span>Kropotkin, Peter, 1986, <strong>Büyük Fransız Devrimi: 1789-1793</strong>, (N. F. Dryhurst, çevirmen), London: Elephant.</span></li>
<li><span>Kropotkin, Peter, 1993, &#8220;<em>Devlet: Tarihsel Rolü</em>&#8220;, <strong>Kropotkin’s Fugitive Writings</strong>, (G. Woodcock, editör), Montreal: Black Rose Books, s. 159-201.</span></li>
<li><span>Laclau, Ernesto, and Mouffe, Chantal, 1985, <strong>Hegamonya ve Sosyalist Strateji: Radikal Demokratik Bir Siyasete Doğru</strong>, New York: Verso.</span></li>
<li><span>Lenin, V.I., 1976, <strong>Seçme Eserler</strong>, Moscow: Progress Publishers.</span></li>
<li><span>Malatesta, Errico, 1995, <strong>Anarşist Devrim: Polemiksel Makaleler 1924-1931</strong>, (V. Richards, editör), London: Freedom Press.</span></li>
<li><span>Mouffe, Chantal (editör), 1992, <strong>Radikal Demokrasinin Boyutları: Çokçuluk, Yurttaşlık, Topluluk</strong>, New York: Verso.</span></li>
<li><span>Mouffe, Chantal, 1996, &#8220;<em>Radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a> Mi, Liberal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a> Mi?</em>&#8220;, D. Trend (editör), <strong>Radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a></strong>, New York: Routledge, s. 19-26.</span></li>
<li><span>Morrison, Roy, 1995, <strong>Ekolojik <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a></strong>, Boston: South End Press.</span></li>
<li><span>Trend, David (editör), 1996, <strong>Radikal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a>: Kimlik, Yurttaşlık, ve Devlet</strong>, New York: Routledge.</span></li>
<li><span>Tucker, Benjamin R., 1888, <strong>Devlet Sosyalizmi ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>: Ne Kadar Uyuşur ve Hangi Hususta Farklılaşır</strong>, Alpine, MI: Charles W. Bergman.</span></li>
<li><span>Voline, 1974, <strong>Bilinmeyen Devrim: 1917-1921</strong>, Montreal: Black Rose Books.</span></li>
<li><span>Wood, Ellen Meiksins, 1995, <strong>Kapitalizme Karşı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a>: Tarihsel Materyalizmi Yenilemek</strong>, Cambridge: Cambridge University Press.</span></li>
<li><span>Woodcock, George, 1962, <strong><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>: Liberter Fikirlerin ve Hareketlerin Tarihi</strong>, New York: World Publishing.</span></li>
</ul>
<p><strong><span style="color: #990000;">Çeviri:</span> Anarşist Bakış</strong><br />
<strong><span><span style="color: #990000;">Kaynak:</span> &#8220;Anarchism As Extreme Democracy&#8221;, <em>The Utopian</em>, Sayı 1, Ağustos 2000.</span></strong></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsi/" title="anarşi" rel="tag">anarşi</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/asiri-demokrasi-olarak-anarsi/" title="Aşırı demokrasi olarak Anarşi" rel="tag">Aşırı demokrasi olarak Anarşi</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" title="demokrasi" rel="tag">demokrasi</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1706/devlet-mudahalesi-demokrasinin-sonucu-mudur/" title="Devlet müdahalesi demokrasinin sonucu mudur? (24 Ekim 2009)">Devlet müdahalesi demokrasinin sonucu mudur?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1714/zenginlik-kitle-iletisim-araclarini-nasil-etkiler/" title="Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler? (24 Ekim 2009)">Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1710/zenginligin-politika-uzerindeki-etkisi-nedir/" title="Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir? (24 Ekim 2009)">Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1631/yonetici-sinif-devlet-uzerindeki-denerimini-nasil-surdurur/" title="Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür? (24 Ekim 2009)">Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1786/yeni-anarsistler/" title="Yeni Anarşistler (24 Ekim 2009)">Yeni Anarşistler</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1933/asiri-demokrasi-olarak-anarsi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toplumsal Dönüşüme İlişkin Anarşist Durum ve Anarşizm Hakkındaki Sorulara Yanıtlar</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1931/toplumsal-donusume-iliskin-anarsist-durum-ve-anarsizm-hakkindaki-sorulara-yanitlar/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1931/toplumsal-donusume-iliskin-anarsist-durum-ve-anarsizm-hakkindaki-sorulara-yanitlar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 09:47:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşizm Hakkında Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Dönüşüme İlişkin Anarşist Durum ve Anarşizm Hakkındaki Sorulara Yanıtlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1931</guid>
		<description><![CDATA[Bu broşür 1995&#8242;in başlarında yazıldı. Mükemmel önerileri her zaman olmasa da genellikle benimsenen Carl Bettis, Brendan Conley, Ed D&#8217;Angelo, Greg Hall, David King ve Dick Martin&#8217;in büyük yardımlarıyla, Ed Stamm tarafından taslak olarak hazırlandı. Gerek yaşayan gerekse ölmüş olan birçok anarşist ve felsefecinin fikirlerinden ve ifadelerinden yaygın bir şekilde faydalandık. Sonuçta bu broşürün içeriğinden ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu broşür 1995&#8242;in başlarında yazıldı. Mükemmel önerileri her zaman olmasa da genellikle benimsenen Carl Bettis, Brendan Conley, Ed D&#8217;Angelo, Greg Hall, David King ve Dick Martin&#8217;in büyük yardımlarıyla, Ed Stamm tarafından taslak olarak hazırlandı. Gerek yaşayan gerekse ölmüş olan birçok anarşist ve felsefecinin fikirlerinden ve ifadelerinden yaygın bir şekilde faydalandık. Sonuçta bu broşürün içeriğinden ve şeklinden Ed Stamm sorumludur. Ed Stamm, pananarşi [<em>pananarchy</em>] kavramını kendisine tanıtarak bakış açısını genişleten John Zube&#8217;ye teşekkür eder.<br />
<span>Bizler, bu broşürün ticari amaçlarla yeniden kullanılmamasını rica ediyoruz.</span></p>
<p><span>Bu broşür Evrimci Anarşistler İlgi Grubu&#8217;nun [<em>Affinity Group of Evolutionary Anarchists</em>, AGEA] bir projesidir, ancak üyelerinden hiçbirisinin kişisel görüşlerine dayanmamaktadır. AGEA hakkında daha fazla bilgi edinmek için, üzerinde adres yazılı olan ve pul yapıştırılmış bir zarfı şu adrese gönderiniz: Ed Stamm, PO Box 1402, Lawrance KS, 66044 8402 USA. HTML halini Chuck Munson hazırlamıştır / Daha fazla bilgi için <a href="mailto:ctmunson@wam.umd.edu">ctmunson@wam.umd.edu</a> ile iletişime geçiniz</span></p>
<p><span>&#8220;<em>Devlet, insanoğulları arasındaki bir koşuldur, belli bir ilişkidir, bir insan davranışı tarzıdır; bizler başka ilişkiler üzerinde anlaşarak, farklı davranarak onu yok edeceğiz.</em>&#8221;<br />
&#8211; Gustav Landauer</span><br />
<span><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a>, insanların, patronlar veya yöneticiler olmaksızın ve bireysel özgürlüklerden fedakarlık yapmaksızın, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak üzere gönüllü bir şekilde işbirliği yapabilecekleri inancıdır. Genel bir yanlış anlama, anarşizmin topyekün bir düzen yokluğu olduğudur; yani bir kaos, veya nihilizm. Hatta bu yanlış anlayışa sahip olan ve kendilerini &#8220;anarşist&#8221; olarak adlandıran insanlar da bulunmaktadır. Anarşistler, rastgele dayatılan, silahlı kuvvetler veya diğer zorlama biçimleri sayesinde sürdürülen düzene karşıdırlar. Onlar, bireylerin rızalarıyla oluşan karşılıklı etkileşimden, gönüllü birlikten kaynaklanan bir düzen için mücadele ederler. Eğer gerekiyorsa, </span><span>anarşistler </span><span>bunun yerine getirilmesi için insanların kendi kendilerine örgütlenme yetisine sahip olduklarına inanırlar.</span><br />
<span>J. A. Andrews bir kamp gezisine çıkan bir arkadaş grubu örneğini kullanmıştı. Geziyi planlarlar, ve her kişi paylaşmak üzere yararlı yetenekleri ve araçlarıyla gelir. Hiç birisinin bir başkası üzerinde otorite konumunda değildir; çadırların kurulması, balık yakalama, yemek pişirme, temizlik hep birlikte çalışarak yapılır. Grup kendi kendisini örgütler, angarya işler yapılır, ve herkes zamanını dilediği şekilde, tek başına veya diğerleriyle birlikte, grup içerisinde geçirir. İnsanlar kaygılarını tartışırlar ve olası çözümler önerilir. Hiç kimse grupla birlikte hareket etmek zorunda değildir, ancak birlikte zaman harcamanın tercih edilmesi en azından sorunlara ve kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıkacak sürtüşmelere yapıcı çözümler bulunması istekliliğini gösterir. Eğer bir çözüm mümkün değilse, aynı görüşte olmayan bireyler başka bir gruplaşma oluşturabilir veya grubun geri kalanının baskı yapması korkusu olmaksızın ayrılabilirler.</span><br />
<span>Bunu çoğu örgütlenmenin işleyiş şekliyle karşılaştırın. Grubun geri kalanının onayı veya girdisi olsun ya da olmasın, az sayıda birey önemli kararları alır. Üyeler tarafından istenmeyen faaliyetlerin engellenmesi umuduyla kurallar veya iç tüzük hükümleri kabul edilir. Liderlik meşru kaygıları ele alarak yola koyulur, ancak çok geçmeden güç sayesinde yozlaşır. Faaliyetlerin diğer üyelerden gizlenmesini veya aldatmacaların kullanılmasını gerektirse bile, kendisi ve örgütlenme için iyi olduğunu düşündüğü şeyleri yapmaya başlar. Seçkinler kendilerinin dışlanmasını üyeler açısından güçleştirerek kendi yerlerini sağlama almaya teşebbüs ederler, ve sürekli olarak güçlerini arttırmak için çabalarlar. Seçkinler liderliğinin eleştirilmesini yasaklayabilirler, veya kendisine &#8220;sade&#8221; üyelerinkine baskın olan insan-üstü nitelikler atfedebilirler. En nihayetinde seçkinler artık üyelerin kontrolü altında değildirler, ve onlara meydan okunamaz. Örgütün tüm gücü ve kaynaklarıyla çılgınca etrafa saldırarak, ona karşı gelmeye cüret edenleri cezalandırabilir. Üyelik artık gönüllü değildir, örgütün yargı alanı içerisinde olduğuna karar verdiği herhangi bir şeyin sınırları içinde kalan kim olursa olsun bu ona dayatılır. Aslında zarar verilmesini engellemeyi amaçlayan yasalar ve otorite, seçkinler tarafından hedeflenen kimselere zarar vermenin bir aracına dönüştürülür.</span><br />
<span>Yasalar ve kurallarla ilgili bir başka sorun, gönüllü olarak rıza göstermiyorsanız, kanunsuz davranış hala gerçekleşecektir; ister buna karşı bir yasa olsun isterse olmasın. Yasadışı faaliyet yeraltına itilecektir veya yasaların kesin olmayan ifade tarzıyla korunacaktır. Eğitim veya ikna yoluyla insanların gönüllü işbirliğini kazanmakta başarısız olduğu için, olası her ihtimale hitap etmek ve bunları kontrol etmek için, hükümet ciltler dolusu yasalar geçirecektir. Zaman zaman, sonuçları komik de olsa, yasa adeta taşa kazınmış gibi görülecektir. Bunun bir örneği bayan bir sürücünün aşırı hız yüzünden durdurulması ve doğum sancılarından acı çekerek otururken bir polis görevlisi tarafından ona uzun uzadıya ders verilmesidir. Görevli trafik cezasından kurtulmak için doğum sancısı çekiyor rolü yaptığını düşünmüştü! Zaman zaman polis cezalandırmak istediği kişilere karşı suçlamalar üretirler, veya &#8220;davranış düzeltilmesi&#8221; babında insanları basitçe döverler (eğer polisçe yeterince yıldırılmamışsanız, onlar bunu bir davranış sorunu olarak değerlendirirler). Yasaların fazlasıyla belirsiz veya yanlış uygulanması da pek olağandışı değildir. Benim yaşadığım şehirde, polisler, kendi yasalarının açık bir ihlali olarak, tüm sürücüleri durdurmak, alkol-seviyelerini kontrol etmek, ve sorgulamalarının ardından herhangi bir yasadışı faaliyet şüphesi oluşursa araçta kaçak mal olup olmadığını araştırmak üzere yola barikatlar kurarlar. Bu sürücü ehliyetlerinin kontrol edilmesi bahanesiyle yapılır, ki bu tamamen bir dalaveredir; çünkü insanlar durdurulduklarında herhangi bir suç belirtisi bulunmamaktadır. Ancak eğer birisi böyle bir araştırma yapılmasını kabul etmezse, o zaman polisin görevini yapmasına engel olmakla, uygunsuz davranmakla, ve tutuklamaya direnç göstermekle, artı bölge savcısının hayal edebileceği başka ne gibi suçlamalar varsa bunlarla suçlanabilir. Yol barikatlarına mahkemede karşı çıkacak olursanız, yargıç size Anayasa&#8217;nın, yani memleketteki en üst yasanın, makul olmayan arama ve el koymaların yasak olduğunu söylerken bunu demek istemediğini, bunun tamamen farklı bir anlama gelecek şekilde yorumlanması gerektiğini söyleyecektir. Bunun anlamı, hükümetin artık, yasanın amacının içini tamamen boşaltarak neyin makul olduğuna neyin olmadığına karar verme gücüne sahip olduğudur. Yasa, güce sahip olanlar ne diyorsa o anlama gelir. Örneğin mahkemeler zorunlu askerliğin gönülsüz hizmetkarlık olmadığına, ve hükümetin sizi asker üniformasıyla hapishane giysisi arasında seçim yapmaya zorlayabileceğine karar vermişlerdir. Ve yasalar giderek daha fazla kısıtlayıcı hale gelirler, böylece de insanlar giderek daha az özgürlüğe sahip olmaya alışırlar. Çocuklara doğumlarından itibaren kimlik numaraları verilir. Yasa uygulayıcı personelin istediğinde erişibileceği şekilde sürücü ehliyetleri üzerindeki resimler elektronik olarak bilgisayarda depolanır. Çalışanların, işe uygun olabilmek için özel kimlik formları sunması gerekir. Kamu konutlarının sakinlerinin oturduğu daireler arama izni olmaksızın aranabilir. Bugün saldırgan bir şekilde tecavüzkar olarak görülen bir şey yarının yasaması olabilir.</span><br />
<span>Anarşistler trafik ölümleri, tecavüzler veya cinayetler görmek istemezler. Tam tersine. Onlar, şu andaki tiranlık ve toplumsal kaos bileşiminin dünyada çekilen acıların çoğundan sorumlu olduğunu düşünürler. Anarşistlerin korktukları şey, gücün yozlaştırıcı etkisi ve gücün kaçınılmaz şekilde kötüye kullanılışıdır. Bir birey ancak belli bir miktarda zarara sebep olabilir; ancak otorite konumundaki aynı kişi, veya daha da kötüsü, yozlaşmış gücün örgütlü, sistematik uygulanması korkunç zararlar verebilir. Savaşlar ve çekilen eziyetler sayesinde, </span><span>hükümetler </span><span>milyonlarca ve milyonlarca kişiyi ölüme yollamışlardır; ve milyarların ise özgürlüklerini ellerinden almışlardır. Ve polisin, polis görevlisinin suç işlenirken olay yerinde rastlantı eseri olması gibi ancak nadir vakada suçu önlediğine dikkat ediniz. Polis neredeyse her zaman suç işlendikten sonra ortaya çıkar. Çoğu suç çözülmeksizin kalır. Suçu işledikten sonra suçluluları cezalandırmaya teşebbüs etmek insanları korumanın pek de etkin bir yolu değildir. Bu hatalı &#8220;tedavi&#8221;, altta yatan sorunu çözmeksizin belirtilere saldırmak demektir &#8211;toplumsal bilincini yitirmekte olan bir toplum. Diğer bir deyişle, toplumu oluşturan bireyler kendilerini toplumun birer üyesi olarak düşünmeyi bırakmışlardır. Eğer komşularınız hepsi de size yabancıysa, ve bir şeyleri düzeltmek için kendinizi güçsüz hissediyorsanız, o zaman çevrenizdekilerle ilişkiniz olduğunu hissetmeyeceksinizdir. Polis suçlululara karşı pek etkili değildir, ama genel halkı kontrol etmekte fazlasıyla etkindir. Yalnız bir birey, ağır silahlı paramiliter örgütlenmelerin yağmalarına karşı direnemez. Eğer iyi huylu ve yozlaşmamış bir hükümet mümkün olsaydı bile, başkaları tarafından yazılan, iyi niyetli ciltler dolusu emirlerle yaşamak zorunda bırakılmaktansa, çoğumuz özgür yaşamayı tercih ederdik. Arabanızı kullanırken, kask giymeye aldırır mıydınız? Hiç kimsenin keskin bir kayaya basmaması için plajlarlarda çıplak ayakla dolaşılmasının yasaklanmasına ne demeli? Ya uzak alanlarda yürümenin ve kendi mesleğiniz dışında çalışmanın yasaklanması?</span><br />
<span>Fred Woodworth, hükümetler tarafından yapılan meşruiyet iddialarının, iktidardakilerin bizim adımıza bize emir vermeye neden haklarının olduğunu meşrulaştırmalarının, eğer sonuçları bu kadar trajik olmasıydı gülünesi şeyler olduğa dikkat çekmiştir. Bir monarşi, anayasal <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>, teokrasi, milliyetçi baba toprağı veya halk cumhuriyeti tarafından yapılan iktidar iddiaları tamamen düzmecedir, çünkü onlar yönetilenlerin rızası olmaksızın hükümet etmektedirler. Aynı coğrafik alanda yaşayan herkesi, doğmamış kuşakları, veya halihazırdaki tarafların dışında başkalarını bağlayan herhangi bir anayasa, sözleşme veya anlaşma alçak bir yalancılıktır. Bazı hükümetler korku ve kaba kuvvet sayesinde yönetirler, diğer bazıları ise tebalarından gelen yoğun baskı nedeniyle iktidarda kalmak için seçimlerde halkın geniş kesimlerinin desteğini kazanmaya bağlı hale gelirler. Burjuva demokrasisi, yani seçkinlerce denetlenen <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>, diktatörlüğe tercih edilir bir şeydir; ancak bu cumhuriyetler de yine hedeflerine ulaşmak için zorlamaya dayanırlar. Büyük paralar, kısıtlı seçim sandığı erişimi, ve kazanan-hepsini-alır seçim yasaları yardımıyla kazanan siyasi parti, iradesini kendisini desteklemeyenlere dayatma hakkına sahip değildir. Devlet makinası, hangi partinin kontrolü elinde bulundurduğundan bağımsız olarak, tebasını itaat etmek zorunda bırakmak için zorlamaya başvurur. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a> sıklıkla tolerans ile eşleştirilir, ancak Hitler de demokrasinin bir ürünüydü, ve kölelik ile apartheid [ırk ayrımı] ABD&#8217;de <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> varken yaşandı. Seçkinlerin denetimi ile çarpıtılmamış, ideal bir demokraside bile, </span><span>çoğunluk </span><span>ortodoks olmayan düşüncelerle insanlara eziyet edilmesini fiilen destekleyebilir.</span><br />
<span>Halk, hükümetin mevcudiyetini meşru kılan ve mevcut toplumsal sistemin gerekliliğini açıklayan bir propagandayla, okullarda, medyada, ve kendi propagandasında sürekli bombardıman altında tutulur. Ancak ABD&#8217;de oy kullanabilir nitelikteki seçmenlerin yarıdan azı seçimlere katılmaktadır. Hükümet her halukarda yetkisini şamatayla ilan edecektir zaten.</span><br />
<span>İnsanların toplumsal bir sistem olarak anarşizme karşı yaptıkları itirazların çoğu, insanların mantıksız ve sorumsuz oldukları varsayımına dayanır. Eğer durum böyle olsaydı, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir polis, yargıç ve hapishane kaosdan el çabukluğuyla bir düzen çıkaramazdı. İnsanlar rutin bir şekilde birbirlerini öldürür ve soyarlardı, ve başkalarında fark edilen herhangi bir zayıflıktan hemen faydalanırlardı. Hepimiz de yakalanmak için fazlasıyla zeki olduğumuzu fark ederdik. Ancak, bireyler adına gerçek bir anti-toplumsal davranış bir kuraldan ziyade bir istisnadır. Çoğumuz genellikle gayet iyi tavırlıyızdır. Katlandığımız yıkıcı davranışların çoğu, en berbat koşullarda yetişmiş ve yetiştirilirken karşılaştıkları maddi ve kültürel yoksunluklar nedeniyle pek az kişisel seçeneği olan bireyler tarafından işlenmektedir. Bu, tüm etnik grup ve tüm ülkeler için geçerlidir, ancak bazı toplumlar sadece suç işlendikten sonra suçluları cezalandırmak yerine bu yıkıcı davranışı besleyen koşullara saldıracak kadar akıllı olmuşlardır. Bu, uğraşılması gereken toplumsal bir sorundur, insan doğasının verili bir olgusu değildir. Sevgi, saygı ve güvenlik dolu bir ortamda yetiştirilmiş insanoğulları, ve hatta hayvanlar bile, iyi bir mizaca sahip olma ve uyumlu olma eğilimindedirler. Ancak korku, acımasızlık ve yoksunluk dolu bir ortamda yetiştirilmiş herhangi bir canlı anti-toplumsal davranışlar sergileme eğiliminde olacaktır. Her toplum kendi yırtıcı bireylerini doğurur. Genelde, bireyler kendi toplumlarından ne kadar atomize ve yabancılaşmış olurlarsa, diğerlerine ve kendilerine karşı da o kadar yıkıcı davranışlar içinde bulunurlar. Ve sempatik olmayan, ve hatta yırtıcı bir toplumla birlikte tanımlanmamalarından ötürü insanlar suçlanamazlar. Bazı anarşistler, insanların bu kadar uyumsuz hale gelmesi nedeniyle, başkaları üzerinde iktidar sahibi olan hiç kimseye güvenilemeyeceğini iddia ederler.</span><br />
<span>Toplumsal olarak yıkıcı davranış ile zorlayıcı olmayan ancak başka nedenlerden ötürü hükümet tarafından yasaklanmış olan davranış arasında ayrım yapılmalıdır. Vergi ve askere alınmadan kaçınma gibi bariz örneklerin yanısıra, hükümetler yasalar geçirerek, kurbanın olmadığı veya ahlaki olan suçları yasadışı ilan ederek bütün bir suçlu sınıfı yaratırlar. Bir takım faaliyetler bazılarımız açısından nahoş olabilir, ancak eğer bunlar doğaları itibariyle yağmacı veya zorlayıcı değillerse, o halde bunlar sadece hükümet öyle dediği için suç teşkil etmektedirler. Ancak bir faaliyet yasadışı ilan edilir edilmez, profesyonel suçlular işe karışırlar, çünkü bu faaliyetler giderek karlı hale gelirler. Geçmişte yasadışı ilan edildikleri zaman, alkol ve kumar işlerinde, ve bugün de ilaçlar, fahişelik ve göçmenlik [işlerinde] suçluların aktif olmasının nedeni budur. Eğer silahlar yasadışı ilan edilirse, örgütlü suç yeni bir karlı iş bulacaktır kendisine. Alkolün, sigaranın ve benzinin vergilendirilmesi, yeni kaçak iş sanayileri ortaya çıkardı.<br />
</span><br />
<span>Kapitalizmin kar-için doğası, işçilerin örgütsüzlüğünden onları mümkün olduğunca ucuza kiralamak, mümkün olduğunda ağır koşullarda çalıştırmak (bazen fiziksel veya zihinsel olarak çökecek kadar), ve tükettikleri karşılığında onları mümkün olduğunca fazla ödeme yapmaya zorlamak için faydalanmak gibi başka anti-toplumsal davranış biçimlerini teşvik eder. Diğer bir örnek, özel kesim işalemi karı alırken maliyetin topluma ödetilmesi demek olan &#8220;maliyetlerin dışsallaştırılması&#8221;dır &#8211;maliyeti kamu tarafından karşılanmak üzere işçilerin eğitilmesi; küçük bir bedel karşılığında kamu arazileri üzerinde madencilik, balıkçılık, besicilik ve kerestecilik yapılması; hükümet kurtarmaları; grev kırıcılık; ve zehirli atıkların temizlenmesi gibi. Şirketler kapitalizmi olarak bilinen bu resmi olarak korunan tahrip edici davranış biçimi, insani dayanışma açısından fazlasıyla bozucu olan bir rekabetçi, kıran kıran çarpışma anlayışını ortaya çıkarır. Bazı anarşistler kapitalizmin doğası itibariyle habis olduğuna inanırlar. Diğerleri ise, büyük, köklü işletmeleri kayırmak, ve küçük işletmelerle kendi işine sahip olanlar için engeller yaratmak suretiyle, </span><span>hükümetin kapitalizmi habis yaptığını öne sürerler.<br />
</span><br />
<span>Anarşistler insanların uygun gördükleri şekilde kendi kendilerini örgütlemekte özgür olmaları gerektiğine inanırlar, ancak hangi yöntemin en adil veya arzulanır olduğu konusunda bölünürler. Bazı anarşistler herkesin refah üzerinde eşit hakkının olduğunu iddia ederler, çünkü bu esasen korkunç bir yoksulluk tehlikesi altında yaşayan ücretli köleler kuşakları tarafından üretilmiştir. Onlar toplumun işleyişini bir takım çalışması olarak görürler. Çoğunluk bu kadar bağımlı hale gelirken, nüfusun çok küçük bir kısmı mevcut varlıklar üzerinde bu kadar orantısız bir kontrolü nasıl dürüstçe ele geçirmiş olabilir ki? Bunu yapamazlardı. Dendiği gibi, &#8220;para kazanmak için para gerekir&#8221;, ve çoğumuzun aileleri bize büyük paralar bırakmamıştır. İş sahibi birisinin yaptığı şey sahip olduğu parayla yatırım yapmak ve/veya borç yükünün altına girmeye istekli olmaktır; bizlerin çoğu ise yaşamını emeğini satarak kazanır. Çalışanlar üretim sürecindeki bir girdi olarak görülürler: gerekli olduğunda emekleri piyasa fiyatından &#8220;alınır&#8221;, gereksinim sona erdiğinde artık &#8220;satın alınmaz&#8221;. Ancak çalışanlar, emek piyasasının veya işverenlerin ellerinde maruz kaldıkları davranışlardan bağımsız olarak kendilerinin ve ailelerinin geçimini sağlamak zorunda oldukları için, sürekli güvenceden yoksunluk içerisinde yaşarlar. Karşı karşıya oldukları bu güvenceden yoksunluk çalışanların işçi sendikalar kurmalarının, veya korunmak için yasalara ve hükümete yönelmelerinin sebebidir. Bu nedenle çoğu anarşist, ekonomiyi örgütlemenin en adil yolunun onu, herkesçe paylaşılan ve işletilen, herkesin çıkarına olan devasa bir kooperatif gibi ele almak olduğunu söyler. Anarşistler, her yerelliğin veya endüstrinin özerk, ancak toplumu meydana getiren diğer birimlerle çok yakın bir ilişki içerisinde koordine edilmesini sağlayacak konfederal örgütlenme biçimlerini desteklerler. Her birimin bir diğer birimle ilişkilerinde sorumlu hareket edeceğine inanırlar, çünkü işbirliği [<em>cooperation</em>] ve karşılıklı itimat [<em>good faith</em>] herkesin çıkarınadır.<br />
</span><br />
<span>Diğer genel kategori, insanların &#8211;ekonomik örgütlenmeler dahil olmak üzere&#8211; bunu seçtikleri takdirde, herhangi bir örgütten bağımsız olabilmeleri gerektiğine inanan anarşistleri içerir. Hükümetten korkmalarıyla aynı sebepten ötürü ekonominin toplumsallaşmasından da korkarlar, çünkü bu bireyi diğerlerinin merhametine bırakmaktadır. Onlar yine bazı bireylerin daha yüksek bir yaşam standardına erişmek için &#8211;diğerlerine göre&#8211; daha çok çalışmaya istekli olduklarını düşünürler; ve daha çalışkan olan daha az yoğun bir şekilde çalışmayı ve daha temel bir yaşam standardında yaşamayı seçenlerle aynı seviyede olmaya zorlanmamalıdır. Bir kimsenin kazançlarını nereye kullandığının toplumun geri kalanını ilgilendirmemesi gerektiğine &#8211;diğerlerine karşı açık bir zararı içermediği müddetçe&#8211;, ve istedikleri takdirde zenginliklerini başkalarına devretmekte özgür olmaları gerektiğine inanırlar. Düzenleme gönüllü olduktan sonra, bireyler, kendi işlerini kurmakta, veya başkalarını istihdam etmekte veya başkaları tarafından istihdam edilmekte özgür olmalıdırlar. Bu anarko-kapitalistler, ekonomiyi örgütlemenin en iyi yolunun, herkesin kendi esenliğinin [<em>well-being</em>, refah, mutluluk] sorumluluğunu üstlenmesiyle, insanların yapmayı seçtikleri gönüllü ekonomik işlemler yoluyla gerçekleşeceğini savunurlar. Onlar gerçekten de serbest olan bir piyasada, tüketicilerin ürünleri boykot etmek ve toplumsal açıdan daha bilinçli rakiplerden satın almak suretiyle iş sahiplerinin toplumsal olarak tahripkar faaliyetlerini kontrol edebileceklerini iddia ederler.<br />
</span><br />
<span>Bu görüşler ne kadar farklı olursa olsun, her iki seçeneği de &#8211;artı bahsedilmemiş ve hatta düşünülmemiş olan diğerlerini de&#8211; içerecek bir ekonomiye sahip olmak ve insanları hangi örgütlenme tipini tercih ederlerse onu seçmekte özgür bırakmak mümkündür. Ekonomi, farklı farklı örgütlenmiş gruplaşmaların çokluğunun gönüllü karşılıklı etkileşimiyle işleyecektir, her [grup] kendi en iyi örgütlenme yöntemleri üzerine çalışacaktır. Sosyalistçe eğilimli olan gruplar kendi tüketimlerine yönelik mallar üretebilir, ve gerekli olduğuna inandıkları ölçüde piyasa ilişkilerinden sakınabilirler. Gustav Landauer şöyle yazıyordu, &#8220;<em>Kendi tüketimimize yönelik malları üretmek üzere çok sayıda zanaat ve endüstri kurabiliriz. Bunda şimdiye kadar kooperatiflerin almış olduğu yoldan daha ileri gidebiliriz, çünkü onlar kapitalist yönetimli işletmeyle rekabet etme fikrinden hala kurtulamamışlardır.</em>&#8221; [01] Önemli olan şey, insanların, çoğumuzun halihazırda sahip olmadığı, bir seçeneğe sahip olmasıdır. Çeşitli gruplar yapmayı seçtikleri zaman birbirleriyle etkileşime girebilecektir. Anarşistler arasındaki işbirliğinin önündeki ciddi bir engel mülkiyet hakları meselesidir. Bir uçta özel, yaşamın gerekliliklerinin kar-için sahipliğine neredeyse feodalce bağlı olanlar bulunmaktadır; öteki uçtaysa kişisel mülkiyet sahipliliğinin bile anti-sosyal ve elitist olduğuna düşünenler bulunmaktadır. Bu iki uç arasında oldukça geniş bir manevra alanı bulunmaktadır, ancak işyerine el konulması [<em>expropriation</em>, kamulaştırılması, istimlak edilmesi] hareketi bölen başlıca konudur. Komüniter [<em>communitarian</em>] yaklaşım bu konudan tamamen uzak duracaktır. Bu maksatlı, kendinden örgütlü topluluklar bir gece içerisinde </span><span>varolan sistemin yerini alamaz, ancak nihayetinde bizim ona bağımlılığımız büyük ölçüde azaltabilir. Bugün üretilmekte olan çoğu mal ya gereksizdir veyahut da aşırı miktarlarda üretilmektedir. Örneğin otomobillerin kullanımı, toplu taşıma, bisiklet yolları kullanımıyla ve daha iyi bir kentsel planlamayla büyük ölçüde azaltılabilir (ve bu trafik kazalarında ölüm sorununa kısmi bir çözüm getirecektir). Ve anarko-sosyalistler el konulmuş bir yazar kasa fabrikası veya mink çiftliğiyle ne yapacaklardır? Eğer insanları, işbirliği yapılarak olarak üretilmiş malları satın alarak veya kullanarak, </span><span>ihtiyaçlarını işbirliği yaparak </span><span>karşılamayı seçmeye hazırlayamazsak, onlar muhtamelen radikal bir toplumsal değişimle yeterince ilgilenmeyeceklerdir.<br />
</span><br />
<span>Peki &#8220;çalışmanın kaldırılması&#8221;ndan bahsedenlere ne demeli? Bir devri-daim makinası veya soğuk füzyon gibi, nahoş görülen işleri </span><span>hiç kimsenin </span><span>yapmasını gerektirmeksizin, herkese ihtiyaç duyduğu şeyleri sağlayacak bir tasarım bugün henüz bilinmemekte. Eğer herkes yalnızca hoşuna gideni yaparsa, icracı artistlerde ve atletlerde devasa bir arz fazlasına, diş sağlığı bilimcileri ve tesisatçılarda ciddi bir yokluğa sahip olacağızdır. İş paylaşımı ve üretken olmayan faaliyetlerin ortadan kaldırılması sayesinde, nahoş iş miktarı adil bir şekilde paylaşılabilir ve asgari bir düzeye indirgenebilir. Çalışma yoğunluklu ürünlerin tüketiminden uzak durmayı arzulayanların çalışması makul olarak beklenmemelidir. Ancak, işsizlik, veya sert ve tehlikeli çalışma koşulları gibi üretken faaliyet önündeki engellerin yokluğunda, çalışmayı paylaşanların gönüllü olarak çalışmamayı seçenlerin erişimini engellemesi de eş derecede makul gözükmektedir.<br />
</span><br />
<span>Bugün halihazırda, anarşizmin en iyi toplumsal örgütlenme biçimi olduğu hakkında yaygın bir ittifak var olmadığı için, bu fikirleri yaymak ve kendi aramızda yapabildiğimizce uygulamak bize kalmaktadır. İnsanları anarşist bir projeye katılmaya zorlamak mümkün değildir, çünkü <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> gönüllü işbirliğine ve işlemesi için de öz-disipline dayanır. Çok sayıda insan bunun örgütlenilmesi gereken yol olduğuna inandıktan sonra, zorba bir hükümdar bile onları kendilerini yeniden örgütlemekten alıkoyamaz. Elisee Reclus&#8217;un yazdığı gibi, &#8220;<em>Yeryüzünün sefilleri ve mirasdan mahrum edilmişleri kendi çıkarları doğrultusunda, sektör sektör, ulus ulus, ırk ırk birleştiğinde; onlar çektikleri acıların ve amaçlarının tamamen bilincine vardıklarında &#8230; o eski günlerin Efendisi kadar güçlü olduklarında, o [Efendi] kendisini karşı birleşen açlık içindeki kitlelerin önünde güçsüz kalacaktır.</em>&#8221; [02]<br />
</span></p>
<p><span><span style="color: #cc0000;"><span style="text-decoration: underline;">DİPNOTLAR</span></span></p>
<p></span><span>Kapaktaki alıntı Martin Buber&#8217;in &#8220;Paths in Utopia&#8221;sındandır (s. 46, 1988, Collier Books, 1945&#8242;de yaınlanan kitabın yeniden baskısı; ingilizce olarak ilk defa 1949 yılında Routledge and Kegan Paul Ltd tarafından yayınlanmıştır).</span><br />
<span><strong>[01]</strong> &#8220;For Socialism&#8221;, Gustav Landauer, s. 140, Telos Press, St. Louis, 1978 (ingilizce çevirisi). İlk olarak 1911&#8242;de yayınlandı.<br />
<strong>[02]</strong> &#8220;Evolution and Revolution&#8221;, Elisee Reclus, s. 16, William Reeves tarafından basılan kitabın Kropotkin&#8217;s Lighthouse Publications tarafından yapılan 7. baskısı. Yayın veya yeniden basım tarihi verilmemiş.<br />
</span></p>
<p><span><span style="color: #cc0000;">Çeviri:</span> Anarşist Bakış</span><br />
<span><span style="color: #cc0000;"><strong>Kaynak:</strong></span> &#8220;Consent or Coercion: An Anarchist Case for the Social Transformation and Answers to Questions about Anarchism&#8221;.</span></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm-hakkinda-sorular/" title="Anarşizm Hakkında Sorular" rel="tag">Anarşizm Hakkında Sorular</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/toplumsal-donusume-iliskin-anarsist-durum-ve-anarsizm-hakkindaki-sorulara-yanitlar/" title="Toplumsal Dönüşüme İlişkin Anarşist Durum ve Anarşizm Hakkındaki Sorulara Yanıtlar" rel="tag">Toplumsal Dönüşüme İlişkin Anarşist Durum ve Anarşizm Hakkındaki Sorulara Yanıtlar</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1714/zenginlik-kitle-iletisim-araclarini-nasil-etkiler/" title="Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler? (24 Ekim 2009)">Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1710/zenginligin-politika-uzerindeki-etkisi-nedir/" title="Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir? (24 Ekim 2009)">Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1631/yonetici-sinif-devlet-uzerindeki-denerimini-nasil-surdurur/" title="Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür? (24 Ekim 2009)">Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1786/yeni-anarsistler/" title="Yeni Anarşistler (24 Ekim 2009)">Yeni Anarşistler</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1855/yasamtarzi-anarsizminin-degerlendirilmesi/" title="Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi (27 Ekim 2009)">Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1931/toplumsal-donusume-iliskin-anarsist-durum-ve-anarsizm-hakkindaki-sorulara-yanitlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anarşizm, Marksizm ve Gelecek</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1923/anarsizm-marksizm-ve-gelecek/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1923/anarsizm-marksizm-ve-gelecek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 09:41:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Anarşizm Marksizm ve Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Marksizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1923</guid>
		<description><![CDATA[Noam Chomsky daha çok Amerikan dış politikasına yönelik eleştirileri ve dilbilim üzerine çalışmalarıyla tanınmıştır. Daha az bilinen yönü ise özgürlükçü sosyalizm konusundaki süregelen desteğidir. İrlanda’da yayınlanan Red and Black Revolution’la yaptığı özel bir röportajda Chomsky, anarşizm, marksizm ve mevcut koşullarda sosyalizmin gerçekleşme olasılıklarına ilişkin görüşlerini açıklıyor. Röportaj Mayıs 1995’te Kevin Doyle tarafından yapılmıştır.
RBR: Noam, öncelikle, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Noam Chomsky daha çok Amerikan dış politikasına yönelik eleştirileri ve dilbilim üzerine çalışmalarıyla tanınmıştır. Daha az bilinen yönü ise özgürlükçü sosyalizm konusundaki süregelen desteğidir. İrlanda’da yayınlanan Red and Black Revolution’la yaptığı özel bir röportajda Chomsky, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">marksizm</a> ve mevcut koşullarda sosyalizmin gerçekleşme olasılıklarına ilişkin görüşlerini açıklıyor. Röportaj Mayıs 1995’te Kevin Doyle tarafından yapılmıştır.</span></p>
<p><strong>RBR:</strong> Noam, öncelikle, bir süredir anarşist düşüncenin destekçilerinden birisiniz. Birçok kişi 1970’te Daniel Guerin’in Anarchism’ine yazdığınız girişi hatırlayacaktır; ancak en son, Manufacturing Consent filminde anarşist düşünceyi ve anarşizmdeki potansiyeli anlatma şansını tekrar yakaladınız. Sizi anarşizme çeken nedir?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Anarşizme henüz genç bir delikanlıyken sempati duydum, dünyaya sevimli dar bir pencereden bakmaya başladım ve o zamanlardan beri ilk görüşümü değiştirecek fazlaca sebep göremedim. Bence anlamlı olan tek şey yaşamın her alanında iktidar, hiyerarşi ve tahakküm yapılarını araştırmak, tanımlamak ve onlara meydan okumaktır; eğer onları meşru gösterecek bir şey yoksa geçersizdirler ve özgürlük alanlarını genişletmek için söküp atılmalıdırlar. Bu çaba, politik güç, mülkiyet ve yönetim, kadın-erkek ve anababa-çocuk ilişkileri, (bence, çevreci hareketin temel ahlak koşulu olan) gelecek nesillerin kaderleri üzerindeki kontrolümüzü ve daha birçok şeyi içerir. Kuşkusuz bu, büyük baskı ve kontrol kurumlarına bir meydan okuma anlamına gelir: Devlete, ulusal ve uluslararası ekonominin çoğunu kontrol eden sayısız kişisel tiranlıklara ve daha birçoğuna. Ancak yalnızca bunlara değil. Anarşizmin temeli olduğunu düşündüğüm şey her zaman şu olmuştur: İktidarın gerekçe belirtme sorumluluğuna olan inanç ve böyle bir sorumluluk yerine getirilmediğinde yaşamdan sökülüp atılması. Bazen bu sorumluluğa rastlanabilir. Torunlarımla yürürken işlek bir caddeye fırlamaya kalkarlarsa onları durdurmak için sadece iktidar değil fiziksel güç de kullanırım. Fiziksel güce tepki gösterilebilir ancak sanırım bu tepkiye karşı da hazırlıklı olurum. Buna benzer daha pekçok başka durum da vardır; yaşam karışık bir olay, insanlar ve toplumla ilgili çok az şey anlıyoruz ve genellemelere başvurmak çoğu zaman yarardan çok zarar getirir. Ancak <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> geçerli bir bakış açısı ve bana kalırsa, bize oldukça uzun bir süre yol gösterebilir.<br />
<strong>RBR:</strong> Şurası kesin ki, düşünceleriniz ve eleştirileriniz şu anda eskiye oranla çok daha geniş ölçüde biliniyor. Aynı zamanda genel olarak görüşlerinize saygı duyulduğunu da söyleyebiliriz. Bu bağlamda, anarşizme yönelik desteğinizin nasıl algılandığını düşünüyorsunuz? Özellikle politikayla ilk defa ilgilenmeye başlayan ve sizin düşüncelerinize benzer sonuçlara varan insanlardan aldığınız tepkilerle ilgileniyorum. Bu insanlar sizin anarşizmi desteklediğinizi duyunca şaşırıyorlar mı? İlgi duyuyorlar mı?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Bildiğiniz gibi genel entellektüel kültür ‘<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>’i kaos, şiddet, bombalar, karışıklık vb. ile özdeşleştirir. Bu yüzden insanlar <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> hakkında olumlu şeyler söyleyince ve kendimi onun içindeki önde gelen geleneklerden birisiyle tanımlayınca çoğunlukla şaşırıyorlar. Ancak düşüncem o ki, bazı soru işaretleri giderildiğinde temel düşünceler halkın geneli tarafından makul görülebiliyor. Kuşkusuz, özel sorunlara geldiğimizde &#8211; diyelim ki, aile kurumunun doğası veya daha özgür bir toplumda ekonominin nasıl çalışılacağı vb. &#8211; sorular ve tartışmalar ortaya çıkıyor. Ancak beklenen de budur. Fizik de aslında suyun musluktan lavabonuza nasıl aktığını açıklayamaz. İnsanın doğasına ilişkin daha karmaşık sorulara gelindiğinde, kavrayışımız çok zayıflar ve ufkumuzu genişletmemize yardımcı olacak uzlaşmazlıklara, deneyimlere ve hem düşünsel hem de gündelik yaşamdaki keşif olanaklarına daha çok yer bulunur.<br />
<strong>RBR:</strong> Herhalde, bütün diğer düşünceler arasında çarpıtılma sorunundan en çok çeken anarşizmdir. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> birçok insan için birçok anlama gelebiliyor. <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> derken neyi kastettiğinizi anlatma ihtiyacıyla sıklıkla karşılaşıyor musunuz? Anarşizmin çarpıtılması canınızı sıkıyor mu?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Bütün çarpıtmalar birer baş belasıdır. Çoğunun kökeni anlamayı engellemekle uğraşan iktidar yapılarında bulunabilir, oldukça açık nedenlerle. David Hume’un Principles of Government’ını (Devlet İlkeleri) hatırlayalım. Şaşkınlık içinde insanların yönetenlere her zaman boyun eğdiğini belirtir. Bu yargıya şöyle varır; güç her zaman yönetilenin tarafındadır, yönetenlerin dayandıkları tek şey düşüncedir. Bu nedenle, yönetim yalnızca düşünce üzerinde kurulur; ve bu kural en despotik ve en militer yönetimlerden, en özgür ve en halkçı yönetimlere kadar çeşitlilik gösterir. Hume oldukça zeki ve aklıma gelmişken belirteyim, döneminin ölçülerine göre sıkı bir özgürlükçüydü. Kuşkusuz iktidarın gücünü görmezlikten geliyor ancak tespiti bana temelde doğru ve önemli görünüyor, özellikle kontrol etme sanatının incelikle icra edildiği görece özgür toplumlarda. Çarpıtma ve diğer yanıltma biçimleri birbirlerinin ayrılmaz parçasıdırlar.<br />
Çarpıtmalar canımı sıkıyor mu? Elbette, ama bozuk hava da can sıkar. Bu durum, iktidar odakları kendilerini savunacak bir çeşit komiser sınıf oluşturduğu sürece devam edecek. Genellikle çok zeki olmadıklarından ya da ancak gerçeklerin üstünü örtmenin daha iyi olduğunu bilecek kadar zeki olduklarından, çarpıtmalara, kötülemelere ve insanlara güçlülerin hizmetinde olan çeşitli araçlarla korunacakları izlenimini veren yöntemlere başvuracaklardır. Bütün bunların neden olduğunu anlamamız ve ortaya çıkarmamız gerekiyor. Bu &#8211;kendimizi ve diğerlerini&#8211; özgürleştirme projemizin bir parçasıdır, daha doğrusu başkalarıyla birlikte bu amaca ulaşmaya çalışan herkesi özgürleştirme çabamızın bir parçası.<br />
Kulağa basit geliyor ve öyledir de. Ancak insan yaşamı ve toplum konusunda çok daha fazla yoruma ihtiyacımız var; saçmalıklardan ve kendi kendine hizmet etme &#8220;görüntüsü&#8221;nden kurtulduğumuz zaman, bu hiç de kolay bir iş değildir.<br />
<strong>RBR:</strong> Peki ya anarşizmin tam olarak nerede durduğunu daha iyi bilmesini bekleyebileceğimiz yerleşik sol çevreler? Bu çevrelerde görüşleriniz ve anarşizme ilişkin desteğiniz konusunda garipsendiğiniz oluyor mu?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Eğer yerleşik sol çevrelerle ne demek istediğinizi anlayabildiysem, benim anarşizme ilişkin görüşlerim konusunda fazlaca şaşkınlık yok, çünkü zaten benim herhangi bir konu hakkındaki görüşlerim çok az biliniyor. Yine de benim ilgilendiğim çevreler bunlar değil. Benim söylediklerim ya da yazdıklarım konusunda hemen hemen hiç kaynağa rastlayamazsınız. Kuşkusuz, bütünüyle de doğru değil bu. Şöyle ki, ABD’de (ancak Birleşik Krallık ve başka yerler için daha az geçerli olmak üzere), yerleşik sol çevreler de denilebilen bazı eleştirel ve bağımsız çevrelerde ne yaptığımı bilenler bulabilirsiniz ve değişik yerlere dağılmış kişisel dostluklarım ve bağlantılarım vardır. Ama kitaplara ve dergilere bir bakın, ne dediğimi anlayacaksınız. Yazdıklarımın ya da söylediklerimin bu çevrelerde, fakülte kulübünde ya da yayın yönetim kurulu odasında olduğundan daha iyi karşılanmasını beklemiyorum &#8211;yine bazı istisnalar dışında.<br />
Soru oldukça uç bir noktadan yola çıkıyor, bu yüzden cevaplanması da zor.<br />
<strong>RBR:</strong> Bazıları &#8220;özgürlükçü sosyalist&#8221; terimini &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>&#8221; sözcüğüyle aynı bağlamda kullandığınızı belirtiyor. Bu terimleri aslında benzer olarak mı görüyorsunuz? Size göre <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> bir çeşit sosyalizm mi? Eskiden, tanımlama, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> = sosyalizmle birlikte özgürlük olarak kullanılmıştı. Bu temel denkleme katılıyor musunuz?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Bu söylediğiniz, bir asır önce yaşayan ve <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> çok geniş bir çerçevedir ve herşeye uydurulabilir diyen anarşist bir sempatizandan yapılmış bir alıntıdır ve Guerin’in kitabının girişinde kullanılmıştır. Geleneksel olarak vurgulanan temel unsur &#8220;özgürlükçü sosyalizm&#8221; olmuştur. Bununla ne demek istediğimi orada ve her yerde açıklamaya çalıştım, epeyce özgün olduğunu vurgulayarak anarşist hareketin önde gelen kişilerinden aktarıyorum; devlet gücünü toplumsal mücadele yararına kullanmak isteyen ve Bakunin’in uyardığı şekilde lanetli (çoğunlukla &#8220;sosyalizm&#8221; denildiğinde anlaşılan şey olan) Kızıl bürokrasi’ye dönüşecek &#8220;yeni sınıf&#8221; radikal aydınlarını sertçe suçlayarak, kendilerini çoğunlukla tutarlı sosyalistler olarak tanımlamışlardır. Rudolf Rocker’ın yansıttığı bu düşüncenin de ötesinde, anarşizmdeki bu (oldukça merkezi) eğilimlerin Aydınlanma’nın ve klasik liberal düşüncenin en iyilerinden alındığı görüşüne katılıyorum. Göstermeye çalıştığım gibi, aslında bu düşünceler, Marksist-Leninist doktrin ve pratikle olduğu kadar özellikle ABD ve Birleşik Krallık’ta moda olan &#8220;özgürlükçü&#8221; doktrinlerle ve diğer çağdaş ideolojilerle de (hepsi bana, şu veya bu biçimdeki gayrı meşru otoritenin, daha çok da gerçek tiranlığın savunulmasına indirgeniyor gibi görünür) derinden ayrılırlar.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;">İspanya Devrimi</span></span></strong><br />
<strong>RBR:</strong> Geçmişte, anarşizmden söz ederken, sıklıkla İspanya Devrimi deneyimi üzerinde durdunuz. Size göre bu deneyimin iki önemli yanı var. Bir yandan İspanya Devrimi &#8220;eylemde <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a>&#8221;in iyi bir örneğiydi diyorsunuz. Öte yandan aynı zamanda İspanya Devrimi’nin işçilerin kendi çabalarıyla katılımcı demokrasiyi kullanarak gerçekleştirebilecekleri şeylerin iyi bir örneği olduğunu belirtiyorsunuz. Bu iki anlayış &#8211;eylemde <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ve katılımcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>&#8211; size göre tek ve aynı şey mi? <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> halkın gücünden temel alan bir felsefe mi?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Ortak değerlere ilişkin bir şeyden söz ettiğimde felsefe gibi çok heceli imgeleri kullanmak istemem. Ayrıca sloganlardan da hoşlanmam. Devrim ezilmeden önce, İspanyol işçi ve köylülerinin başardığı şeyler birçok yönden etkileyiciydi. &#8220;Katılımcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>&#8221; farklı bir bağlamda gelişmiş, daha yeni bir terim, ancak kuşkusuz benzedikleri noktalar var. Bu kaçamak bir yanıt gibi görünüyorsa da üzgünüm. Ancak bunun nedeni sanırım, ne <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> ne de katılımcı <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> kavramlarının aynı şey olup olmadıkları sorusuna yanıt verilebilecek kadar açık olmamalarından kaynaklanıyor.<br />
<strong>RBR:</strong> İspanya Devrimi’nin başardığı en önemli şeylerden birisi de <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> köklerinin sağlamlığıydı. 3 milyondan fazla insanı içerdiği hesaplanıyor. Kırsal ve kentsel üretim işçilerin kendisi tarafından idare ediliyordu. Sizce bireysel özgürlüğü savundukları bilinen anarşistlerin, kollektif yönetim alanında başarılı olmaları bir rastlantı mıydı?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Pek de rastlantı değil. Anarşizmin her zaman için en ikna edici bulduğum eğilimler, emir verme konumundakiler tarafından değil (yine iktidarın meşru görülebileceği bazı durumlardaki özel olaylar dışında) katılanlar tarafından kontrol edilen, birçok farklı yapıyı (işyeri, toplum ve başka gönüllü birliktelikleri) bütünleştiren, üst düzeyde örgütlü bir toplum öngörenlerdir.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">Demokrasi</a></span></span></strong><br />
<strong>RBR:</strong> Anarşistler demokrasinin köklerini oluştururken çoğu kez oldukça büyük çaba harcamışlardır. Hatta çoğunlukla demokrasiyi uç noktalara götürmekle suçlanırlar. Ancak buna rağmen, birçok anarşist demokrasiyi anarşist felsefenin temel bir öğesi olarak tanımlamaya hazır değildir. Anarşistler çoğunlukla politikalarını &#8220;sosyalizm&#8221; ya da &#8220;birey&#8221;le ilgili olarak tanımlarlar &#8211;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> demokrasiyle bağlantılıdır demekten hoşlanmazlar. Demokratik ideallerin anarşizmin temel niteliklerinden birisi olduğu görüşüne katılır mısınız?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Anarşistlerin &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a>&#8221; eleştirisi çoğunlukla yoğun baskı uygulanan toplumlarda ortaya çıktığından, parlamenter <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> eleştirisi olmuştur. Kökensel olarak hepsinden özgür olan ABD’yi alalım. Amerikan demokrasisi 1787’de Anayasa Kongresi’nde James Madison’ın vurguladığı şekilde, hükümetin başlıca görevinin zengin azınlığı çoğunluktan korumak olduğu ilkesi üzerine kurulmuştur. Bu nedenle, o dönemin tek yarı-demokratik ülkesi olan İngiltere’yi örnek vererek toplumun geneline kamusal işlerde söz hakkı verilirse, halkın eşitliğe yönelik reformları veya başka canavarlıkları gerçekleştirebileceği konusunda uyarıyor ve Amerikan sisteminin, savunulması (aslında hakim olması) gereken mülkiyet haklarına yönelik saldırılar karşısında uyanık olması gerektiğini söylüyordu. Parlamenter <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> bu çerçevede gerçek özgürlükçüler tarafından keskin bir eleştiriyi hakketmiştir ve &#8211; sadece bir tanesinden söz etmek gerekirse, kölelik ya da ücretli kölelik gibi 19. yy ve sonrasına kadar <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> veya komünizmi hiç duymamış çalışanlar tarafından şiddetle eleştirilen başka birçok özelliğine de burada değinmiyorum.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;">Leninizm</span></span></strong><br />
<strong>RBR:</strong> Toplumdaki herhangi anlamlı bir değişiklik için <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> köklerinin önemi açık görünüyor. Ancak geçmişte sol bu konuda muğlaktı. Genel olarak konuşuyorum, sosyal demokrasinin yanı sıra Bolşevizm gibi sol geleneklerin, tam demokratik pratikten ziyade seçkinci düşünceyle ortak noktası var görünüyor. İyi bilinen bir örnek vermek gerekirse Lenin anladığım kadarıyla, işçilerin değiş-tokuş birlikleri bilincinden daha başka birşey geliştirebileceklerinden şüphe ederek, işçilerin mevcut durumlarından ötesini göremeyeceklerini söylemek istiyordu. Benzer şekilde, İngiltere’deki İşçi Parti’sinde çok etkili olan Fabiancı sosyalist Beatrice Webb’in görüşü de, işçilerin yalnızca at yarışı tahminleriyle ilgilendiği yönündeydi! Bu seçkinci yaklaşımın kaynağı nedir ve solda ne işi var?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Korkarım benim için bunu yanıtlamak zor. Eğer soldan kastedilen &#8220;Bolşevizm&#8221;i de ona dahil etmekse, kendimi kesin olarak soldan ayırırım. Benim görüşüme göre, ortaya koyduğum nedenlerden dolayı Lenin, sosyalizmin en büyük düşmanlarından birisiydi. İşçilerin yalnızca at yarışlarıyla ilgilendiği düşüncesi, işçi tarihine yüzeysel bir bakışla ya da yazdığım yerden çok uzakta olmayan New England’ın sanayi kasabaları da dahil birçok yere dağılmış canlı ve bağımsız işçi sınıfı basınıyla bile uyuşmayan bir saçmalıktır &#8211;eziyet ve baskıya uğramış insanların geçmişten günümüze uzanan heyecan verici, cesur mücadele tarihlerinden bahsetmiyorum bile. Bu yarı kürenin en zavallı köşesi, Avrupalı fatihlerce bir cennet ve Avrupa hazinesinin bir kaynağı sayılan, ancak iyileşmenin ötesinde harap edilen Haiti’yi ele alalım. Zengin ülkelerde yaşayan çoğu insanın hayal bile edemeyeceği kadar sefil koşullarda yaşayan köylüler ve gecekondulular birkaç yıl içinde, bugüne dek gördüklerimden çok daha üstün temel örgütlenmelere dayanan demokratik bir halk hareketi oluşturdular; Amerikan aydınları ve siyasi liderlerinin, ABD’nin Haitililere <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> dersi vermesi gerektiği konusundaki tumturaklı açıklamalarını duyduklarında, konuyla derinlemesine uğraşan kişiler gülmekten yerlere yatmışlardır. Güçlü olan taraf açısından kazanımlar öylesine önemli ve korkutucuydu ki, ABD’nin tahmin edilenden çok daha fazla desteğini alan yeni iğrenç bir terör dalgasıyla karşı karşıya kaldılar ve hala teslim olmadılar. Yalnızca at yarışlarıyla mı ilgileniyorlar?<br />
Rousseau’dan ara sıra aktardığım birkaç satırı hatırlatmak istiyorum: Avrupalılar tarafından duygusuzca aşağılanan ve yalnızca özgürlüklerini korumak için açlığa, ateşe, kılıca ve ölüme katlanan tamamıyla çıplak köle kalabalıklarını gördüğümde, kölelere bu şekilde davranmanın özgürlükle bağdaşmayacağını hissediyorum.<br />
<strong>RBR:</strong> Tekrar genel olarak konuşacak olursak, kendi çalışmanız &#8211;Deterring Democracy, Necessary Illusions, etc.’da (Demokrasiyi Engellemek, Zorunlu Yanılsamalar vb.)&#8211; ağırlıklı olarak bizim gibi toplumlardaki seçkinci düşüncelerin rolü ve yaygınlığıyla ilgilendiniz. &#8220;Batı&#8221; demokrasisinde (veya parlamenter demokraside) zenginlerin lehine olan servetin eşitsiz paylaşımını tehdit edeceği korkusuyla, halk kitlelerinin belirleyici bir rolüne ya da katkısına karşı derin bir düşmanlık olduğunu anlattınız. Çalışmanız burada oldukça inandırıcı görünüyor ama bunu bir kenara bırakırsak, bazıları iddialarınızla sarsıldı. Örneğin, Başkan John F. Kennedy’le Lenin’in politikalarını aşağı yukarı eşit olan iki şey gibi karşılaştırdınız. Vurgulamam gerekiyor ki, her iki tarafın destekleyicilerini de sarstı! Karşılaştırmanın doğruluğu konusunda biraz ayrıntıya girebilir misiniz?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Aslında Kennedy yönetiminin liberal aydınlarıyla Leninistlerin doktrinlerini eşitlemedim, ama &#8211;daha çok Bakunin’in bir asır önce yeni sınıf hakkındaki öngörülü yorumlarında tahmin ettiği gibi&#8211; dikkat çeken noktalardaki benzerliği gösterdim. Örneğin, McNamara’dan gerçekten özgür olacaksak idari kontrolün arttırılması gerekliliği ve yönetim yetersizliğinin <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/demokrasi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with demokrasi">demokrasi</a> için nasıl gerçek bir tehdit, aklın kendisine bir saldırı olduğuna ilişkin pasajlar aktardım. Bu pasajlardan birkaç sözcüğü değiştirin; işte size standart Leninist doktrin. Kökenlerinin daha derin olduğunu belirttim, iki durumda da. İnsanların neyi sarsıcı bulduğu üzerine daha fazla açıklama olmadan, bundan öte yorum yapamam. Karşılaştırmalar kendine özgü, ama sanırım hem doğru hem de uygun içerikte. Öyle değilse, bu bir hatadır ve bu konuda aydınlatılmak isterim.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">Marksizm</a></span></span></strong><br />
<strong>RBR:</strong> Leninizm özel olarak, V.I. Lenin’le ortaya çıkan bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Marksizm">marksizm</a> biçimini tanımlıyor. Özgün Lenin eleştirinizde &#8220;Leninizm&#8221; terimini kullanırken Marx’ın çalışmalarını kesin olarak ayırıyor musunuz? Marx’ın düşünceleri ve Lenin’in sonraki pratiği arasında bir süreklilik görüyor musunuz?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Bakunin’in bütün despotik hükümetlerin en kötüsünü kurabilecek olan Kızıl bürokrasi hakkındaki uyarıları Lenin’den çok önceydi ve Bay Marx’ın takipçilerine yönelikti. Aslında çok farklı türde takipçiler vardı; Pannekoek, Luxembourg, Mattick ve diğerleri Lenin’in çok uzağındaydı ve çoğunlukla görüşleri anarko-sendikalizmin öğelerine yakındı. Gerçekte, Korsch ve diğerleri İspanya’daki anarşist devrimle ilgili olumlu şeyler yazdılar. Marx’tan Lenin’e bir süreklilik vardır, ama aynı zamanda Lenin ve Bolşevizm’i sertçe eleştiren Marksistler de vardır. Teodor Shanin’in, Marx’ın son zamanlarında köylü devrimine yönelik tavrına ilişkin geçen senelerdeki çalışması yine bununla ilgili. Bir Marx uzmanı olmaktan uzağım ve bu sorunun bir yanıtı varsa bile, bu geleneklerden hangisinin &#8220;gerçek Marx&#8221;ı yansıttığı konusunda ciddi bir yargıda bulunma riskini göze alamam.<br />
<strong>RBR:</strong> En son sizin (geçen sene ABD’de Discussion Bulletin tarafından tekrar basılan) Notes On Anarchism (<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">Anarşizm</a> Üzerine Notlar) çalışmanızdan bir tane elimize geçti. Burada genç Marx’ın görüşlerinden, özelllikle de <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">kapitalizm</a> içinde yabancılaşmadan bahsediyorsunuz. Genel olarak Marx’ın yaşamı ve çalışmaları konusunda şu ayrıma katılır mısınız -gençken daha özgürlükçü bir sosyalist, ancak sonraki yıllarda katı bir otoriter?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Genç Marx genel olarak içinde yaşadığı çevreyi peşinden sürüklemiştir ve klasik liberalizmle, Aydınlanma ve Fransız ve Alman Romantizmi’nin çeşitli görüşlerini canlandıran düşünceyle birçok benzerlikleri bulunabilir. Yine otoriter bir yargıyla iddiada bulunacak kadar Marx uzmanı değilim. Neye mal olursa olsun izlenimim o ki, genç Marx daha çok geç Aydınlama’nın bir örneğiydi ve sonraki Marx, sosyalist alternatifler konusunda söyleyecek az şeyi olan, kapitalizmin eleştirel bir analizcisi ve çok otoriter bir eylemciydi. Ancak bunlar izlenimlerimdir.<br />
<strong>RBR:</strong> Anladığım kadarıyla, düşüncelerinizin temeli insan doğası kavramından besleniyor. Geçmişte insan doğası, sanırım, geriletici hatta sınırlayıcı bir şey olarak görülüyordu. Örneğin, insan doğasının değişmediği görüşü çoğunlukla, olguların neden temelden <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anarşizm">anarşizm</a> yönünde değişmediği konusunda bir argüman olarak kullanıldı. Siz farklı bir görüşe sahipsiniz. Neden?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Hepimizin bakış açısının temelinin bir kısmı insan doğası kavramından oluşur, ancak bunun bilincinde olmaktan uzak veya bunu ifade etmekten yoksun olunabilir. En azından, kendilerini canavarlar değil iyiliğin temsilcisi olarak gören insanlar için bu doğrudur. Canavarlar bir yana, reform veya devrim, ya da durağanlık veya eski devirlere dönme, ya da basitçe herkesin kendi tarlasını sürmesi yanlısı bir kişi bile bunun &#8220;insanlar için iyi&#8221; olduğu temelinden güç alır. Ancak bu yargı, mantıklı bir insanın yalnızca iyice değerlendirdikten sonra olabildiğince açıklıkla ortaya koyabileceği bir çeşit insan doğası kavramına dayanır. Bu anlamda herhangi bir insandan farklı değilim.<br />
İnsan doğasının &#8220;geriletici&#8221; bir şey olarak görüldüğü konusunda haklısınız, ancak bu derin bir karışıklığın sonucu olmalı. Torunum bir kaya, bir semender, bir tavuk, bir maymundan farksız mı? Bu anlamsızlığı anlamsız olarak bırakan birisi, farklı bir insan doğası olduğunu kabul eder. Bunun ne olduğuna ilişkin büyük bir bilimsel ilgi ve insanın önemiyle birlikte oldukça önemli ve büyüleyici bir soruyla başbaşa kalıyoruz. Bazı yönlerini iyi biliyoruz ancak insanın önemine ilişkin başlıcalarını değil. Bunların ötesinde, umutlarımız ve dileklerimiz, sezgilerimiz ve tahminlerimizle başbaşa kalıyoruz.<br />
Bir insan embriyosunun kanatlar çıkaramadığı veya görünürdeki sisteminin bir böceğinki gibi görev yapamadığı veya güvercinlerin ev yapma içgüdülerinden yoksun olduğundan, sınırlı olduğu gerçeğinin geriletici hiçbir tarafı yoktur. Organizmanın gelişimini sınırlayan bazı etkenler aynı zamanda zengin ve olağanüstü yeteneklerdeki çeşitli türlerle temel yönlerden benzerlik taşıyan, zengin, karmaşık ve yüksek düzeyde konuşkan bir yapı geliştirilmesine de olanak sağlarlar. Böylesi belirleyici karmaşık yapılardan yoksun bir organizma, kuşkusuz baştan gelişme evrelerini sınırlar, amip benzeri bir tür yaratık olabilir, (bir şekilde yaşamını sürdürebilse bile) acınacak bir şey olur. Gelişme alanı ve sınırları mantıksal açıdan birbirlerine bağlıdır.<br />
Hakkında çok şey bilinen az sayıdaki ayırt edici insan yeteneklerinden birisi olan dili ele alalım. Olası tüm insan dillerinin çok benzer olduğuna inanmak için çok güçlü nedenlerimiz var; insanları inceleyen Marslı bir bilimadamı dünyada ufak değişikliklerle yalnızca tek bir dil olduğuna karar verebilir. Bunun nedeni, insan doğasının dilin doğuşunun altında yatan özel yönünün çok sınırlandırıcı seçeneklere izin vermesidir. Bu kısıtlayıcı mı? Elbette. Bu özgürleştirici mi? Yine elbette. Zengin ve karışık bir düşünce dışavurumu sisteminin çok eksik, dağınık ve farklı deneyimler tabanında benzer yollarla gelişmesini sağlayan bu sınırlandırıcılardır.<br />
Peki ya biyolojik açıdan belirlenmiş insan farklılıkları konusu? Bunların varlığı kuşkusuz doğru ve korku ya da pişmanlık değil mutluluk kaynağıdır. Benzerlerinin arasında bir yaşam çekilecek gibi değildir ve aklı başında bir insan yalnızca kendisinde olmayan yeteneklere sahip olan bir başkasını gördüğünde sevinir. Bunu anlamak kolay olmalı. Düşünceme göre, bu konulardaki genel inanış aslında tuhaftır.<br />
İnsan doğası, nasıl bir şeyse, anarşist yaşam biçimlerine izin verir mi ya da bunlara bir engel midir? Öyle ya da böyle, bunları yanıtlayacak yeterlilikte bilmiyoruz. Bunlar boş konuşmaların değil deneyim ve keşiflerin konusudur.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;">Gelecek</span></span></strong><br />
<strong>RBR:</strong> Sona yaklaşırken, size kısaca solun gündeminde olan bazı konularla ilgili şeyler sormak istiyorum. ABD’de durum aynı mı bilmiyorum, ancak burada Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra solda belli bir moral bozukluğu ortaya çıktı. Bu, insanların Sovyetler Birliği’nde var olan şeyin o kadar da samimi destekçileri olmasından çok Sovyetler Birliği’nin ölümüyle birlikte sosyalizm düşüncesinin de geride kaldığına ilişkin genel bir duyguydu. Bu çeşit bir moral bozukluğuyla karşılaştınız mı? Buna yönelik tepkiniz nedir?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Benim Sovyet tiranlığının sonuna tepkim Hitler ve Mussolini’nin yenilgisine tepkimin benzeridir. Her koşulda bu insan ruhu adına bir zaferdir. Sosyalizmin büyük bir düşmanı çöktüğünden, özellikle sosyalistlerce iyi karşılanmalıdır. Tiranlığın çöküşüyle birlikte &#8211;kendilerini anti-Stalinist ve anti-Leninist olarak düşünenler de dahil olmak üzere&#8211; insanların morallerinin bozulduğunu görmek sizin gibi benim de ilgimi çekti. Bunun açığa çıkardığı şey şu ki, bu insanlar Leninizm’e düşündüklerinden daha derinden bağlanmışlardı.<br />
Ancak, demokratik olduğundan daha fazla sosyalist olan (ikisi birden olma iddiasında bulunduğunu ve ilk iddia Batı’da alaya alınırken, ikincisinin &#8211;Batılı aydınların güce hizmetlerinin örneklerinden birisi şeklinde&#8211; sosyalizme karşı bir silah olarak gönülden kabul edildiğini anımsayalım) bu vahşi ve zorba sistemin yok olması konusunda düşünülmesi gereken başka nedenler vardır. Nedenlerden birisi Soğuk Savaş’ın doğasına ilişkindir. Düşünceme göre bu önemli ölçüde, üstü kapalı bir şekilde Avrupa’nın dünyanın daha fazlasını işgal ettiğini söylemekte kullanılan özel bir &#8220;Kuzey-Güney anlaşmazlığı&#8221; durumuydu. Doğu Avrupa özgün bir &#8220;üçüncü dünya&#8221; olmuştu ve ölçek farklılıkları anlaşmazlığın sürmesini sağlasa da, 1917’den beri Soğuk Savaş’ın üçüncü dünyanın diğer kesimlerinin bağımsız bir rota izleme çabalarıyla benzer bir tarafı yoktu. Bu nedenle, mantıklı olan tek şey bölgenin önceki durumdaki statüsüne geri dönmesini beklemekti: diğerleri geleneksel hizmet rollerine dönerken, Çek Cumhuriyeti ya da Batı Polonya gibi Batı bölgelerinin, (genel olarak onu diğer alternatiflere tercih eden Batılı birleşik-devlet gücünün onayıyla) ex-Nomenklatura’nın (<strong><span>01</span></strong>) standart üçüncü dünya eliti olarak ona yeniden katılması beklenebilirdi. Bu hoş bir manzara değildi ve çok büyük acılara yol açtı.<br />
Söz konusu bir başka neden de yıldırma ve bağlantısızlık sorunuyla ilgilidir. Sovyet imparatorluğu kadar grotesk olan bir başka şey de, varlığının bağlantısızlık konusunda belli bir hareket alanı sunması ve tamamen ahlak dışı nedenlerle Batılı saldırıların kurbanlarına bazen yardım sağlamasıydı. Bu seçenekler kayboldu ve Güney bu sonuçlar yüzünden ızdırap çekiyor.<br />
Üçüncü bir neden ticari basının lüks yaşam biçimiyle şımartılmış Batılı işçiler dediği şeyle ilgilidir. Doğu Avrupa’nın çoğunun ağıla dönmesiyle birlikte, sahiplerin ve yöneticilerin çalışan sınıflar ve evde oturan yoksullara karşı yeni, güçlü silahları var. GM ve VW (<strong><span>02</span></strong>) üretimi yalnızca Meksika ve Brezilya’ya değil, maliyetin bir parçası olacak vasıflı ve eğitimli işçiler bulabilecekleri Polonya ve Macaristan’a da transfer edebilir (ya da en azından çoğunlukla aynı şey demek olduğundan bununla tehdit edebilir). Yol gösterici değerler yarattıkları için beklenileceği biçimde bundan zevk alıyorlar.<br />
Kimin alkışladığına ve kimin bitişinden sonra mutsuz olduğuna bakarak Soğuk Savaş’ın (ya da herhangi bir başka anlaşmazlığın) neyle ilgili olduğu konusunda çok şey öğrenebiliriz. Bu açıdan Soğuk Savaş’ın galipleri, şimdi en vahşice rüyalarının ötesinde zengin olan, Batılı seçkinleri ve ex-Nomenklatura’yı, mağlupları ise Doğu’daki nüfusun önemli bir kısmıyla beraber Batılı çalışanları ve yoksulları, buna ek olarak da bağımsız bir yolu tercih etmiş olan Güney’deki halk kesimlerini kapsar.<br />
Böylesi düşünceler anlaşılabilirse, ki bu nadir görülen bir şeydir, Batılı aydınlar arasında histeriye yakın biçimde yükselme yönünde. Bunu açıklamak kolay. Aynı zamanda anlaşılabilir bir şey. Bu incelemeler gerçekten de geçerli; ve güç ile imtiyazları altüst edici, histeri de bu yüzden.<br />
Genel olarak, dürüst bir kişinin Soğuk Savaş’ın sonuna tepkisi, yalnızca vahşi tiranlığın çöküşüne yönelik bir memnuniyet olmaktan daha karmaşık olacaktır ve düşünceme göre, yaygın olan tepkiler aşırı ikiyüzlülükle doludur.</p>
<p><strong><span style="color: #990000;"><span style="font-size: xx-small;"><a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">Kapitalizm</a></span></span></strong><br />
<strong>RBR:</strong> Birçok açıdan sol bugün kendisini yeniden geçen yüzyıldaki başlangıç noktasında buluyor. Bunların ötesinde şimdi, yükselmekte olan yeni bir <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">kapitalizm</a> biçimiyle karşılaşıyor. Bugün kapitalizmin, servetin artan haksızca bölüşümüne rağmen, olası tek geçerli ekonomik örgütlenme olduğu konusunda tarihin herhangi bir zamanında olduğundan daha büyük bir &#8220;konsensüs&#8221; var görünüyor. Bu arka plan karşısında solun nasıl ilerleyeceğinden emin olmadığı iddia edilebilir. Şu anki döneme nasıl bakıyorsunuz? Bu bir &#8220;köklere dönüş&#8221; sorusu mu? Şimdiki çaba sosyalizm içindeki özgürlükçü geleneği ortaya çıkarma ve demokratik düşüncelere önem verme yönünde mi olmalı?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Bence bu büyük ölçüde propagandadır. &#8220;<a href="http://hiaxysheytan.com/tag/kapitalizm/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapitalizm">Kapitalizm</a>&#8221; denilen şey temel olarak iç ekonomi ve uluslararası topluma müdahale eden, güçlü devletlerle yakın işbirliği içinde çalışan, ekonomi, politik sistemler ve sosyal ve kültürel yaşam üzerinde geniş kontrol uygulayan muazzam ve sayılamayacak genişlikte kişisel tiranlıklardan kurulu bir toplu merkantalizm sistemidir. Bu durum bütün yanılsamalara rağmen Birleşik Devletler açısından çarpıcı biçimde doğrudur. Zengin ve ayrıcalıklılar, her ne kadar toplumun geneli için iyi olduğunu düşünseler de, artık piyasa disipliniyle geçmişteki kadar yüzyüze gelmek istemiyorlar. Yalnızca birkaç örnek aktarmak gerekirse, serbest piyasa retoriğiyle dalga geçen Reagan yönetimi, ticari topluma bunun aynı zamanda savaş-sonrası ABD tarihindeki en &#8211;aslında diğer hepsinin birleşiminden daha fazla&#8211; korumacı yaklaşım olduğunu söyleyerek övünüyordu. Şimdiki kampanyaya önderlik eden Newt Gingrich, federal yönetimden sonra ülkedeki diğer bütün banliyö bölgelerinden daha fazla federal yardım alan bir zengin mahallesini temsil ediyor. Gingrich &#8211;ticari basının yeterince nazikçe belirttiği gibi&#8211; yüksek teknolojili sanayiinin saf, rekabetçi, desteksiz, bir &#8220;serbest girişim&#8221; ekonomisinde yaşayamayacağı ve devletin onun kurtarıcısı olması gerektiği düşüncesiyle, şu anki şekliyle 1940&#8242;ların sonunda kurulmuştu. Aç çocuklar için okullarda akşam yemeği verilmesine son verilmesini söyleyen bu &#8220;muhafazakarlar&#8221; aynı zamanda bütçede Pentagon’a ayrılan payın arttırılmasını savunuyorlar. Kurtarıcı olmasaydı, Gingrichli seçmenler (şanslıysalar) zavallı çalışan insanlar olabilirlerdi. Bilgisayarlar, elektronik eşyalar, genel olarak havacılık endüstrisi, metalurji, otomasyon, vb. listedeki diğerleri olmayabilirdi. Hiçbir anarşist bu geleneksel sahtekarlıklara kanmaz.<br />
Özgürlükçü sosyalist düşünceler, her zamankinden daha fazla geçerli ve toplum onlara oldukça açık. Muazzam bir toplu propaganda furyasına rağmen, eğitimli çevrelerin dışında, insanlar geleneksel davranış biçimlerini hala oldukça yoğun biçimde sürdürüyorlar. Örneğin, ABD’de nüfusun %80’den fazlası, ekonomik sistemi doğuştan adaletsiz ve politik sistemi, insanlara değil özel çıkarlara hizmet eden bir sahtekarlık olarak kabul ediyor. Karşı konulmaz çoğunluklar (aynı şey İngiltere için de geçerli) çalışan insanların kamusal işlerde sesi çok az çıktığından, devletin aslında insanlara yardım etme sorumluluğunu alması gerektiğini, eğitim ve sağlık harcamalarının bütçe ve vergi kesintilerinden önce gelmesini, Cumhuriyetçiler’in Kongre’ye sunduğu son önerilerin zenginlere fayda sağlayıp toplum geneline zarar verdiğini vb. sayısız şeyi düşünüyorlar. Aydınlar farklı bir hikaye anlatabilirler ama gerçekleri ortaya çıkarmak o kadar da zor değil.<br />
<strong>RBR:</strong> Anarşist düşünceler Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte bir noktaya kadar aklanmış oldu &#8211;Bakunin’in tahminlerinin doğru olduğu kanıtlandı. Anarşistlerin bu gelişmelerden ve Bakunin’in öngörülü analizinden cesaret alabileceklerini düşünüyor musunuz? Anarşistler önümüzdeki döneme düşüncelerinden ve tarihten gelen büyük bir güvenle bakabilirler mi?<br />
<strong>CHOMSKY: </strong>Sanırım &#8211;en azından umarım&#8211; yukarıdaki yanıt tamdır. Sanırım mevcut döneme ilişkin uğursuz kehanetler ve umut vadeden gelişmeler var. Sonucun hangisi olacağı bizim fırsatları nasıl değerlendireceğimize bağlı.<br />
<strong><span style="color: #990000;"><span>Dipnotlar:</span></span></strong><br />
<span>1) eski parti eliti.</span><br />
<span>2) General Motors ve Volkswagen.</span><br />
<strong><span></span></strong></p>
<p><strong><span><span style="color: #990000;">ÇEVİRİ: </span><span style="color: #000000;">Batur Özdinç</span></span></strong><br />
<span><span style="font-family: Arial,Helvetica;"><span style="font-family: Trebuchet MS;"><strong><span style="color: #990000;">Kaynak:</span></strong> &#8220;<strong><span style="color: #000099;">A-Infos Haber Ağı</span></strong>&#8220;</span> </span></span></p>

	Etiketler: <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm/" title="Anarşizm" rel="tag">Anarşizm</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/anarsizm-marksizm-ve-gelecek/" title="Anarşizm Marksizm ve Gelecek" rel="tag">Anarşizm Marksizm ve Gelecek</a>, <a href="http://hiaxysheytan.com/tag/marksizm/" title="Marksizm" rel="tag">Marksizm</a><br />

	<h6>Bunu alan bunu da aldı:</h6>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1714/zenginlik-kitle-iletisim-araclarini-nasil-etkiler/" title="Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler? (24 Ekim 2009)">Zenginlik, kitle iletişim araçlarını nasıl etkiler?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1710/zenginligin-politika-uzerindeki-etkisi-nedir/" title="Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir? (24 Ekim 2009)">Zenginliğin politika üzerindeki etkisi nedir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1631/yonetici-sinif-devlet-uzerindeki-denerimini-nasil-surdurur/" title="Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür? (24 Ekim 2009)">Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1786/yeni-anarsistler/" title="Yeni Anarşistler (24 Ekim 2009)">Yeni Anarşistler</a> (0)</li>
	<li><a href="http://hiaxysheytan.com/1855/yasamtarzi-anarsizminin-degerlendirilmesi/" title="Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi (27 Ekim 2009)">Yaşamtarzı Anarşizminin Değerlendirilmesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1923/anarsizm-marksizm-ve-gelecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

