<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HiAxySheytan &#187; Mizah</title>
	<atom:link href="http://hiaxysheytan.com/category/mizah/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hiaxysheytan.com</link>
	<description>Her boka maydanoz blog sitesi!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Aug 2010 11:52:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Buraya çöp atanın&#8230;</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1056/buraya-cop-atanin/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1056/buraya-cop-atanin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 10:03:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[buraya çöp atmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1056</guid>
		<description><![CDATA[1) &#8220;Buraya çöp atan sıkıyorsa biraz beklesin!&#8221; => Pendik&#8217;de bir
duvarda.
2) &#8220;Buraya çöp atmayın yakalarsam yediririm o çöpleri&#8221;=> Kasımpaşa&#8217;da bir duvarda.
3) &#8220;Buraya çöp atan Allah katında cezalandırılacaktır&#8221;=> İstanbul/Sefaköy&#8217;de bir duvarda.
4) &#8220;Buraya çöp atan için artık bir şey yazmayacağım&#8230;&#8221;=> Bağcılar&#8217;da bir evin duvarında.
5) &#8220;Buraya çöp atan namussuzdur. (Salı ve cuma hariç)&#8221;=> Büyükdere itfaiyesinin yan duvarında.
6) &#8220;Çöp atma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1) &#8220;Buraya çöp atan sıkıyorsa biraz beklesin!&#8221; => Pendik&#8217;de bir<br />
duvarda.</p>
<p>2) &#8220;Buraya çöp atmayın yakalarsam yediririm o çöpleri&#8221;=> Kasımpaşa&#8217;da bir duvarda.</p>
<p>3) &#8220;Buraya çöp atan Allah katında cezalandırılacaktır&#8221;=> İstanbul/Sefaköy&#8217;de bir duvarda.</p>
<p>4) &#8220;Buraya çöp atan için artık bir şey yazmayacağım&#8230;&#8221;=> Bağcılar&#8217;da bir evin duvarında.</p>
<p>5) &#8220;Buraya çöp atan namussuzdur. (Salı ve cuma hariç)&#8221;=> Büyükdere itfaiyesinin yan duvarında.</p>
<p>6) &#8220;Çöp atma ağır konuşurum&#8221;=> Bursa&#8217;da bir apartmanın garaj girişinde.</p>
<p>7) &#8220;Çöp döken şerefsizdir. Yorum yapan da&#8221;=> Aydın&#8217;da bir evin duvarında.<span id="more-1056"></span></p>
<p>8 ) &#8220;Buraya çöp döken Sayın eşek, görüntü hoşunuza gidiyor mu? Konteynır iki metre ileride!&#8221;=> Beşiktaş&#8217;ta bir apartmanın önündeki doğalgaz kutusunun üzerinde.</p>
<p>9)&#8221;Buraya çöp dökmeyin&#8230; çok çok çok çok rica&#8230;&#8221;=> İzmir&#8217;de bir evin duvarında.</p>
<p>10) &#8220;Buraya çöp dökeni tavana asayım, smaç basayım!&#8221;=> 4. Levent Sanayi&#8217;de bir binanın duvarında.</p>
<p>11 )&#8221;Buraya çöp atan eşektir ve yasaktır&#8221;=> Eskişehir otogarı yakınlarındaki bir duvarda.</p>
<p>12) &#8220;Arsaya çöp atanı severim&#8221;=> Dikili&#8217;de bir çöp tenekesinin üstünde.</p>
<p>13) &#8220;Buraya çöp atmak yasaktır. İnsansan anlarsın. Anlamazsan uygun bir zamanda arkadaşlarla öğretiriz&#8221;=> Eskişehir&#8217;de bir apartmanın önünde.</p>
<p>14) &#8220;Buraya gündüz çöp dökmek yasaktır. Gece de yasaktır!&#8221;=>Tekirdağ&#8217;da bir evin duvarında.</p>
<p>15) &#8220;Sayın Afyonlular! Çekirdekleri ve Çöpleri evinizde de mi yerlere atıyorsunuz!&#8221;=> Geçen yıl Afyon fuarında yaklaşık 50 ayrı yerde yazan uyarı amaçlı bir yazı.</p>
<p>16) &#8220;Buraya çöp döken öldürülür!&#8221;=> Soğanlı&#8217;da bir evin duvarında.</p>
<p>17) &#8220;Çöp dökmek yasaktır. Bir daha olmasın!&#8221;=> Cihangir&#8217;de bir apartmanın duvarında.</p>
<p>18 ) &#8220;Hey çöp dökme sakın!&#8221;=> Antalya&#8217;da bir evin duvarına devasa harflerle.</p>
<p>19) &#8220;Buraya çöp döken gevşektir&#8221;=> Diyarbakır&#8217;da bir duvarda.</p>
<p>20) &#8220;Buraya çöp döken hayvansa zaten hayvandır, çocuksa babası hayvandır, büyükse hayvan oğlu hayvandır.&#8221; => Ş.Urfa&#8217;da bunun fidanlar ile ilgili bir versiyonu da vardı hatırlarsanız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1056/buraya-cop-atanin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1055/beyin/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1055/beyin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 09:57:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/1055/beyin/</guid>
		<description><![CDATA[Bir İngiliz doktor: Tip bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız, başkasına takarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz!
Bir İngiliz doktor:
Tip bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız, başkasına takarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz!
Alman doktor:
Bu hiçbir şey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir İngiliz doktor: Tip bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız, başkasına takarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz!<br />
Bir İngiliz doktor:<br />
Tip bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız, başkasına takarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz!<br />
Alman doktor:<br />
Bu hiçbir şey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız, başkasına takarız ve onu dört haftada savaşa hazır hale getiririz!<br />
Amerikalı doktor:<br />
Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksas’tan bir beyinsizi aldık ve Beyaz<br />
Saray’a koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor; yarısı da savaşa hazırlanıyor! </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1055/beyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gayet Başarılı</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1044/gayet-basarili/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1044/gayet-basarili/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 08:25:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Smirnoff]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1044</guid>
		<description><![CDATA[Başarılı reklam çalışmalarına Smirnoff&#8217;un katkılarıyla örnekler:











]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başarılı reklam çalışmalarına Smirnoff&#8217;un katkılarıyla örnekler:</p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.b-logmacik.com/wp-content/uploads/image/smirnoff-winmac.jpg" alt="" width="480" height="360" /></p>
<p><span id="more-1044"></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.b-logmacik.com/wp-content/uploads/image/pic_1199289074518%5B1%5D.jpg" alt="" width="500" height="339" /></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.b-logmacik.com/wp-content/uploads/image/pic_11992890906093%5B1%5D.jpg" alt="" width="500" height="365" /></p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.b-logmacik.com/wp-content/uploads/image/pic_11992891881617%5B1%5D.jpg" alt="" width="500" height="330" /></p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.b-logmacik.com/wp-content/uploads/image/smirnoff-gatorzip.jpg" alt="" width="480" height="323" /></p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.b-logmacik.com/wp-content/uploads/image/smirnoff-officer%281%29.jpg" alt="" width="480" height="319" /></p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.b-logmacik.com/wp-content/uploads/image/smirnoff-santaride.jpg" alt="" width="480" height="310" /></p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.b-logmacik.com/wp-content/uploads/image/smirnoff-sheep-fox.jpg" alt="" width="480" height="372" /></p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.b-logmacik.com/wp-content/uploads/image/smirnoff-statue.jpg" alt="" width="480" height="326" /></p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.b-logmacik.com/wp-content/uploads/image/smirnoff-teddybear.jpg" alt="" width="480" height="516" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1044/gayet-basarili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alkole bağlı rahatsızlıklar ve tedavi yöntemleri</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1005/alkole-bagli-rahatsizliklar-ve-tedavi-yontemleri/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/1005/alkole-bagli-rahatsizliklar-ve-tedavi-yontemleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 11:06:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1005</guid>
		<description><![CDATA[Belirti: Ayağınız ıslak ve soğuk
Sebep: Bardak yanlış açıyla tutuluyor.
Çözüm: Bardağın ağzını yukarıya gelinceye kadar çevirin.
Belirti: Önünüzdeki duvarda lambalar var.
Sebep: Zeminde yatıyorsunuz.
Çözüm: Vücudunuzu zemine 90° açı yapacak şekilde konumlandırın.
Belirti: Zemin bulanık görünüyor.
Sebep: Boş bir bardağa bakıyorsunuz.
Çözüm: Hemen bardağı sevdiğiniz bir içecekle doldurun.
Belirti: Zemin hareket ediyor.
Sebep: Sürükleniyorsunuz.
Çözüm: En azından sizi nereye götürdüklerini sorun.
Belirti: Ne zaman birisi konuşsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belirti: Ayağınız ıslak ve soğuk<br />
Sebep: Bardak yanlış açıyla tutuluyor.<br />
Çözüm: Bardağın ağzını yukarıya gelinceye kadar çevirin.</p>
<p>Belirti: Önünüzdeki duvarda lambalar var.<br />
Sebep: Zeminde yatıyorsunuz.<br />
Çözüm: Vücudunuzu zemine 90° açı yapacak şekilde konumlandırın.</p>
<p>Belirti: Zemin bulanık görünüyor.<br />
Sebep: Boş bir bardağa bakıyorsunuz.<br />
Çözüm: Hemen bardağı sevdiğiniz bir içecekle doldurun.</p>
<p>Belirti: Zemin hareket ediyor.<br />
Sebep: Sürükleniyorsunuz.<br />
Çözüm: En azından sizi nereye götürdüklerini sorun.</p>
<p>Belirti: Ne zaman birisi konuşsa kulağınız yankı yapıyor.<br />
Sebep: Kulağınızı bardağa sokmuşsunuz.<br />
Çözüm: Kendinizi maskara yapmayı bırakın!</p>
<p>Belirti: Oda sallanıyor, herkes beyaz giyinmiş ve müzik<br />
sanki tekrar edip duruyor.<br />
Sebep: Ambulanstasınız.<br />
Çözüm: Hareket etmeyin. Uzmanlar gereğini yapar.</p>
<p>Belirti: Babanız ve kardeşleriniz yabancı gibi bakıyor.<br />
Sebep: Yanlış evdesiniz.<br />
Çözüm: Evinizin yolunu sorun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/1005/alkole-bagli-rahatsizliklar-ve-tedavi-yontemleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bush Gider, Tayyip Gitmez&#8230;</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/950/bush-gider-tayyip-gitmez/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/950/bush-gider-tayyip-gitmez/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 08:53:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=950</guid>
		<description><![CDATA[KarikatÃ¼rcÃ¼ Ä°smail GÃ¼lgeÃ§, yaklaÅŸan yerel seÃ§imleri ve liderler oligariÅŸisini ABD seÃ§im sonuÃ§larÄ± Ã¼zerinden yorumluyor.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KarikatÃ¼rcÃ¼ Ä°smail GÃ¼lgeÃ§, yaklaÅŸan yerel seÃ§imleri ve liderler oligariÅŸisini ABD seÃ§im sonuÃ§larÄ± Ã¼zerinden yorumluyor.</p>
<p><img alt="" src="http://www.bianet.org/resim/olcekle/6075/450/580" class="aligncenter" width="450" height="650" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/950/bush-gider-tayyip-gitmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kopma Noktaları</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/922/kopma-noktalari/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/922/kopma-noktalari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2008 14:19:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[kopma noktaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=922</guid>
		<description><![CDATA[Acı kaybımız
3 ay önce ailemize katılan, Necmi ismini verdiğimiz kaplumbağamız dün
vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine
gömdük.
Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip Necmi&#8217;yi aldığımız
dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda &#8220;Abi onlar
kış uykusuna yatar&#8221; cevabını almış bulunmaktayız, hepimizin başı
sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.
__________________________________________________________________
Annemin Maceraları
Shrek&#8217;in fragmanlarını gösteren bir televizyon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Acı kaybımız<br />
3 ay önce ailemize katılan, Necmi ismini verdiğimiz kaplumbağamız dün<br />
vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine<br />
gömdük.</p>
<p>Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip Necmi&#8217;yi aldığımız<br />
dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda &#8220;Abi onlar<br />
kış uykusuna yatar&#8221; cevabını almış bulunmaktayız, hepimizin başı<br />
sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.<span id="more-922"></span><br />
__________________________________________________________________<br />
Annemin Maceraları<br />
Shrek&#8217;in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el ele<br />
tutuşmuş Shrek ve Fiona&#8217;yı gören annem, &#8216;Bunlar Süleyman ve Nazmiye<br />
demirel çifti mi?&#8217; diye sordu! Seçememiş gözleri o mesafeden.<br />
__________________________________________________________________<br />
Alfabe<br />
Ben de bu yıl okula başlayan torunum için kuvvetli bir moral alkışı<br />
istiyor! um. Daha ikinci gün: &#8216;Örrrtmenim, taa evden buraya tel çizmeye<br />
mi geldik, hep yumarlak mı yapcaz, harf felan öretmicen mi?&#8217; deme<br />
cesaretini gösterdiği için.<br />
__________________________________________________________________<br />
Annem!<br />
&#8216;Bu taraf bitti.&#8217; diye CD&#8217;yi arkasına çeviren ve sonra da &#8216;CD çalar<br />
çalışmıyor!&#8217; diye feryat eden anneme alkış az geliyor!<br />
__________________________________________________________________<br />
Modem<br />
Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneanem &#8216;Bu ne?&#8217;<br />
diye sordu. Ben de kolay anlasın diye &#8216;Hani benim bilgisayarım var ya<br />
onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu<br />
zorunlu.&#8217; diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni; &#8216;Yani<br />
modem bu&#8217; dedi ve konu kapandı…<br />
__________________________________________________________________<br />
Yaz Okulu<br />
Bir alkış da annesine yaz okulunu kazandığı müjdesini veren<br />
üniversite öğrencisine gelsin. Bu yaratıcılığa şap! ka çıkartılır.<br />
__________________________________________________________________<br />
Be yin göçü<br />
Tikky olduğu her halinden belli olan kızımız Beşiktaş-Taksim<br />
midibüsünde yanındaki arkadaşına dert yanmaktadır. &#8220;Şekerim dördüncü<br />
kez girdim ÖSS&#8217;ye, ama yine kazanamadım, gidicem sonunda Amerika&#8217;ya o<br />
olucak. Böyle böyle beyin göçü oluyor işteeaa!&#8221; Sen git, masrafları<br />
ben karşılıyorum.<br />
__________________________________________________________________<br />
Alman yazar<br />
Bir alkış da lisede edebiyat dersinde okuduğu şiir bitince sınıfa<br />
dönüp &#8216;Bu şiiri ünlü Alman yazar Goethe yazmıştır&#8217; diyen hocaya,<br />
&#8216;Niye, kağıt bulamamış mı?&#8217; cevabını veren arkadaşa gönderelim.<br />
__________________________________________________________________<br />
Düz mantık<br />
Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında &#8220;Bu ev kiralıktır&#8221; yazılı<br />
bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka<br />
evin camında &#8220;Bu da&#8221; yazısını görürseniz bilin ki Trabzon&#8217;dasınız.<br />
__________________________________________________________________<br />
İngilizce yazılısı<br />
Bir alkış da ingilizce sınavında &#8216;Nice ……..&#8217; şeklindeki boşluğu<br />
&#8216;Nice mutlu yıllara!&#8217; şeklinde dolduran, dahi mi aptal mı olduğunu<br />
henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum.<br />
__________________________________________________________________<br />
Hügo&#8217;lar Beşledi<br />
Bir alkış da lisede edebiyat kitabından bir metni tüm sınıfa sesli<br />
olarak okurken V. Hugo&#8217;ya &#8216;Beşinci Hugo&#8217; diyen arkadaşımıza gelsin.<br />
__________________________________________________________________<br />
Ne zaman?<br />
Kardeşim karne almıştı. Fakat birçok zayıf notu vardı. Annem, babamla<br />
beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu; &#8216;Sakın çocuğun moralini<br />
bozmayın, sakın kötü bir şey söylemeyin.&#8217; Uyarılar özellikle babama<br />
yönelikti; &#8216;Hele de sen, sakın çocuğun gururunu kırma.&#8217; Babam daha<br />
fazla dayanamadı ve sordu; &#8216;Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?&#8217;<br />
__________________________________________________________________<br />
Havale<br />
Bankada giş enin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki<br />
gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor:<br />
&#8216;Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?&#8217; Teyzem cevap<br />
veriyor: &#8216;Bu paranın hayrını görme İnşallah yazalım.&#8217;<br />
__________________________________________________________________<br />
Lamba<br />
Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta<br />
geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: &#8216;Bacım o<br />
geçtiğin gece lambası değildi, çek sağa.&#8217;<br />
___________________________________________________________________<br />
Hacim nedir?<br />
Öğretmen bir arkadaşımdan naklen; 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2.<br />
sorusu: &#8216;Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız.&#8217; Öğrencimizden gelen<br />
cevap: &#8216;Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim?&#8217;<br />
___________________________________________________________________<br />
Asabi Polis<br />
Hareketli bir Bağdat Caddesi akşamında, polis abilerimiz rutin olduğu<br />
üzere devriye gezmektedir. Işıklarda müşteri bekleyen taksiye<br />
yaklaşılır ve; &#8220;Ticari, bekleme yapma, devam et.&#8221; anonsu yapılır.<br />
Camdan eliyle &#8216;1 saniye&#8217; işareti yapan taksiciye, ikinci ve çok<br />
manidar anons gelir ardından; &#8220;Ticari, benne pölümüye girme! Devam</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/922/kopma-noktalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ursula K. Le Guin: Yerdeniz</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/884/ursula-k-le-guin-yerdeniz-2/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/884/ursula-k-le-guin-yerdeniz-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 09:18:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Sisteki Savaşçılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ursula K. Le Guin]]></category>
		<category><![CDATA[yerdeniz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=884</guid>
		<description><![CDATA[Açılış bölümü, &#8220;Sisteki Savaşçılar&#8221;, Yerdeniz Büyücüsü, s. 7-19
Başını, fırtına yüklü Kuzey Doğu Denizi&#8217;nden bir mil kadar yükseğe kaldıran tek bir dağdan oluşmuş Gont Adası, büyücüleriyle ünlüdür. Gont&#8217;un yüksek vadilerindeki kasabalarından, derin ve karanlık koylarındaki limanşehirlerinden, Adalar Diyarı&#8217;nın hükümdarlarına şehirlerde büyücü olarak hizmet eden veya Yerdeniz&#8217;de adadan adaya büyüler yaparak dolaşan birçok Gontlu çıkmıştır. Bazılarının anlattığına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açılış bölümü, &#8220;Sisteki Savaşçılar&#8221;, Yerdeniz Büyücüsü, s. 7-19</p>
<p>Başını, fırtına yüklü Kuzey Doğu Denizi&#8217;nden bir mil kadar yükseğe kaldıran tek bir dağdan oluşmuş Gont Adası, büyücüleriyle ünlüdür. Gont&#8217;un yüksek vadilerindeki kasabalarından, derin ve karanlık koylarındaki limanşehirlerinden, Adalar Diyarı&#8217;nın hükümdarlarına şehirlerde büyücü olarak hizmet eden veya Yerdeniz&#8217;de adadan adaya büyüler yaparak dolaşan birçok Gontlu çıkmıştır. Bazılarının anlattığına göre bunların en büyüğü, en azından en büyük gezgini, yaşadığı devirde hem ejderhalar efendisi hem de Başbüyücü olan Çevik Atmaca adında bir adammış. Çevik Atmaca&#8217;nın hayat hikâyesi gerek Ged&#8217;in Kahramanlıkları&#8217;nda gerekse başka şarkılarda anlatılmaktadır, ama bu öykü, onun ünlenmesinden, adına şarkılar yakılmasından önce olanların öyküsüdür.<br />
       Çevik Atmaca, Kuzey Yakası Vadisi&#8217;nin başındaki dağın yükseklerine kurulu Onakçaağaç adında bir köyde dünyaya gelmişti. Bu vadinin çayır ve tarlaları köyün aşağısından kademe kademe denize doğru iner. Bölgedeki diğer kasabalar Ar Nehri&#8217;nin kıvrımlarına kurulmuştur. Köyün yukarısında ise sadece, zirvenin kayasına ve karına doğru, tepe tepe yükselen bir orman vardır.<span id="more-884"></span><br />
       Çocukken taşıdığı ad olan Duny, ona annesi tarafından verilmişti; zaten annesinin ona verebildiği, sadece hayatı ve ismi olmuştu çünkü daha Çevik Atmaca bir yaşına varmadan annesi ölmüştü. Köyün tunçustası olan babası pek konuşmayan, suratsız bir adamdı. Duny&#8217;nin altı ağabeyi de yaşça ondan oldukça büyük olduğundan, toprağı işlemek, denizlere açılmak veya tunç-ustası olmak için Kuzey Yakası Vadisi&#8217;ndeki başka kasabalara giderek evden bir bir ayrılmışlardı. Çocuğu şefkatle yetiştirebilecek kimse kalmamıştı. Duny bir yaban gibi yetişti; kuvvetli bir ayrık otu; gürültücü, mağrur ve huysuz, boylu poslu, çevik bir oğlan. Köyün öteki çocukları ile birlikte dere kaynaklarının üzerindeki dik çayırlarda keçi otlatıyordu Duny; körükleri harekete geçirecek kadar kuvvetlenince de babası onu kamçı ve dayakla tunç işliğinde çırak olarak çalıştırmaya başlamıştı. Ama o pek bir işe yaramıyordu. Hep işten kaytarıp kaçıyor, ormanın derinliklerinde dolaşıyor, tüm Gont nehirleri gibi hızlı ve soğuk akan Ar Nehri&#8217;nin gölcüklerinde yüzüyor, sarp kayalık ve uçurumlardan ormanın tepesindeki, Perregal&#8217;dan sonra hiçbir adanın var olmadığı engin kuzey okyanusunu seyredebileceği zirvelere tırmanıyordu.<br />
       Köylerinde, ölen annesinin bir kız kardeşi yaşıyordu. Bebekken yapılması gereken şeyleri bu teyzesi yerine getirmişti, fakat kadının da kendisine ait işleri vardı; Duny kendi başının çaresine bakabilecek bir duruma gelince de onunla artık hiç ilgilenmemeye başladı. Fakat bir gün, Duny henüz yedi yaşında, dünyadaki sanatlar ve güçler hakkında hiçbir şey bilmeyen cahil bir çocukken, teyzesinin kulübenin damına çıkıp aşağıya inmek istemeyen bir keçiye söylediği sözleri duydu: Keçi, teyzesinin söylediği tekerlemeyi duyunca hemen atlayıp yanına gitmişti. Ertesi gün, Yüksek Şelâle&#8217;deki çayırlarda, uzun kıllı keçileri otlatırken Duny anlamını, işlevini ve ne tür sözcükler olduğunu bilmeden, duymuş olduğu sözcüklerle onlara seslendi:<br />
       Noth hierth malk man<br />
       hiolk han merth han!<br />
       Duny tekerlemeyi yüksek sesle haykırınca keçiler ona doğru geldiler. Hızla geldiler, hepsi bir arada ve hiç ses çıkarmadan. Sarı gözlerindeki karanlık yarıktan ona baktılar.<br />
       Duny güldü ve ona keçiler üzerinde iktidar sağlayan tekerlemeyi bir kez daha haykırdı. Keçiler ona daha da yaklaştılar; ıkış tıkış etrafını sardılar. Birdenbire Duny keçilerin kalın sivri boynuzlarından, tuhaf gözlerinden ve tuhaf sessizliklerinden ürktü. Onlardan kurtulup kaçmak istedi. Etrafında bir yumak olmuş keçiler de onunla beraber koştular; sonunda bütün keçiler, görünmez bir iple bir araya bağlanmış gibi saldırırcasına köye vardılar, çocuk da ortalarında ağlıyor ve böğürüyordu. Köylüler keçilere sövmek ve oğlana gülmek için evlerinden dışarı fırladılar. Aralarından, oğlanın teyzesi geldi; o gülmüyordu. Keçilere bir şey söyledi ve hayvanlar büyüden kurtularak meleşip otlamaya başladılar.<br />
       &#8220;Benimle gel,&#8221; dedi teyzesi Duny&#8217;ye.<br />
       Duny&#8217;yi, tek başına yaşadığı kulübesine götürdü. Genellikle buraya çocukların girmesine izin vermezdi; çocuklar da buradan korkarlardı zaten. Kulübe alçak ve karanlık, penceresizdi; civanperçemi, solucan otu ve defne gibi şifalı bitkilerden çıkan güzel kokularla doluydu. İçerde teyzesi ateşin önüne bağdaş kurarak oturdu, dağınık siyah saçlarının arasından yan gözle oğlana bakıp keçilere ne dediğini, tekerlemenin ne olduğunu bilip bilmediğini sordu. Oğlanın hiçbir şey bilmediği halde keçileri, yanına gelip onu izlemeleri için büyü ile bağladığını öğrenince Duny&#8217; nin, gücün malzemesine sahip olduğunu anladı.<br />
       Kızkardeşinin oğlu olarak ona hiçbir şey ifade etmeyen bu oğlana, artık başka bir gözle bakmaya başladı. Onu övdü ve ona daha çok hoşlanacağı tekerlemeler öğretebileceğini söyledi. Bir salyangozu kabuğundan dışarı baktıracak bir sözcük veya bir şahini gökyüzünden çağıracak bir isim gibi.<br />
       &#8220;Evet, öğret bana o ismi!&#8221; dedi keçilerin uyandırdığı korkudan kurtulup, teyzesinin, ne kadar akıllı olduğu yolundaki övgüleriyle kasılmakta olan Duny.<br />
       Cadı kadın &#8220;Eğer sana öğretirsem, hiçbir zaman o sözcüğü diğer çocuklara söylemeyeceksin,&#8221; dedi.<br />
       &#8220;Söz.&#8221;<br />
       Kadın onun bu istekli cahilliğine gülümsedi. &#8220;İyi o halde. Fakat sözünü bağlayacağım. Ben tekrar çözünceye kadar dilin bağlanacak, sana öğrettiğim sözü başka birinin duyabileceği bir yerde söyleyemeyeceksin. Sanatımızın sırlarını saklamamız gerek.&#8221;<br />
       &#8220;İyi,&#8221; dedi oğlan. Çünkü arkadaşlarının bilmediği ve yapmadığı şeyleri bilmek ve yapmak düşüncesi hoşuna gittiğinden, sırrı oyun arkadaşlarına söylemeye hiç niyeti yoktu.<br />
       Teyzesi dağınık saçını arkasına toplayıp elbisesinin kemerine düğüm attıktan sonra tekrar bağdaş kurup ateşe avuç avuç yaprak atarken, o, kıpırdamadan oturdu. Böylece ateşten çıkan duman yayılıp kulübenin karanlığını doldurdu. Kadın şarkı söylemeye başladı. Sesi zaman zaman değişiyor, yükselip alçalıyordu; sanki başka bir ses onun içinden şarkı söylüyormuş gibi. Şarkı sürdü de sürdü, ta ki oğlan uyanık mı, uyuyor mu olduğunu anlayamayacak hale gelinceye kadar. Tüm bu süre içinde de cadının hiç havlamayan yaşlı siyah köpeği, dumandan kanlanan gözleriyle oğlanın yanında oturdu. Sonra cadı kadın, Duny&#8217;ye anlamadığı bir dilde konuştu; sihir çocuğu etkisine alıp onu sessizleştirinceye kadar da, ona bazı tekerlemeleri ve sözleri birlikte söyletti.<br />
       &#8220;Konuş!&#8221; dedi, tılsımı denemek için.<br />
       Çocuk konuşamadı ama güldü.<br />
       O zaman teyzesi çocuğun gücünden biraz korktu çünkü bu yapabildiği en güçlü büyüydü: Sadece konuşmasını denetim altına almaya ve onu susturmaya değil, aynı zamanda, sihir sanatında hizmette bulunması için onu kendisine bağlamaya çalışmıştı. Büyü onu bağladığı halde çocuk yine de gülebilmişti. Kadın bir şey söylemedi. Duman dağılıncaya kadar ateşin üzerine su döktü ve içmesi için oğlana su verdi. Odanın havası temizlenip çocuk tekrar konuşmaya başlayınca ona, şahinin çağrıldığında gelmesini sağlayan asıl ismini öğretti.<br />
       Bu, Duny&#8217;nin tüm hayatı boyunca izleyeceği büyücülük yolundaki, bir gölgeyi avlamak için denizde ve karada, ölüm krallığının ışıksız kıyılarına kadar kovaladığı yoldaki, ilk adımıydı.<br />
       Şahinleri adlarıyla çağırdığında, havadan kendisine doğru alçaldıklarını ve prenslerin avcı kuşları gibi bileğine şimşek kanatlarıyla konduklarını anladığı zaman, diğer isimlerin açlığını duyarak teyzesine gidip atmacanın da, balık kartalının da, kartalın da isimlerini öğrenmek istedi. Gücün sözcüklerini öğrenebilmek için cadının kendisinden istediği herşeyi yaptı; öğrendiklerinin hepsi yapması veya bilmesi hoş şeyler olmasa da, öğrettiği herşeyi öğrendi. Gont&#8217;ta bir söz vardır: Bir kadın büyüsü kadar zayıf. Bir söz daha vardır: Bir kadın büyüsü kadar habis. Onakçaağaç&#8217;ın cadısı kara büyücü değildi; Kadim Güçler&#8217;le bir alışverişi olmamış, yüksek sanatlarla da hiç uğraşmamıştı; ama cahil insanlar arasında yaşayan cahil bir kadın olarak yeteneğini, sık sık aptalca ve belirsiz amaçlara harcıyordu. Gerçek büyücülerin bildiği, yolunda hizmet verdiği ve büyülerini gerçekten gereksinim duyulmadan kullanmalarını engelleyen Denge ve Düzen hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Onun her durum için bir büyüsü vardı ve sürekli tılsımlar yapıyordu. Bilgilerinin çoğu, beş para etmez birer hileydi; ayrıca gerçek büyüyü, sahte büyüden ayıramıyordu. Bir sürü hastalık tanıyordu; belki de hasta etmekte, iyi etmekten daha ustaydı. Birçok köy cadısı gibi aşk iksirleri kaynatabiliyordu; ama daha başka, daha çirkin iksirleri de vardı, erkeklerin kıskançlık ve nefretine yarayan. Fakat bu tür çalışmaları genç çırağından uzak tutuyor, ona, elinden geldiğince dürüst bir sanat öğretmeye çalışıyordu.<br />
       İlk başlarda Ged&#8217;in büyücülük sanatından aldığı tüm zevk çocukçaydı; bu sanatın ona verdiği, hayvan ve kuşları etkilemesine yarayan güç ve bunların bilgisiydi. Tüm yaşamı boyunca da bundan hep zevk aldı. Onu sık sık yüksek çayırlarda, etrafında yırtıcı kuşlarla gören diğer çocuklar, ona Çevik Atmaca adını takmışlardı; gerçek isminin bilinmediği daha sonraki yaşamında, gündelik isim olarak taşıdığı bu ismi de böylece edinmiş oldu.<br />
       Cadı kadın, bir sihirbazın insanlar üzerinde edinebileceği büyük gücü, şerefi ve zenginliği anlattıkça, Duny daha yararlı bilgiler edinmeye koyuldu. Çok çabuk öğreniyordu. Cadı onu övüyordu; köyün çocukları ise ondan korkmaya başladılar. Kendisi de, kısa bir süre sonra, insanlar arasında önemli biri olacağına emindi. Böylece on iki yaşına kadar cadıyla, kelime kelime, büyü büyü, çalışmaya devam etti ve kadının bildiği şeylerin çoğunu öğrendi. Cadı ona bulma, bağlama, onarma, açma ve ortaya çıkarma tılsımlarıyla ilgili ve şifalı otlar ve tedavi konusunda bütün bildiklerini öğretti. Halk şairlerinin öyküleri ve Büyük Kahramanlıklar hakkında bildiği herşeyi ona söyledi; öğretmeni olan sihirbazın kendisine öğrettiği Gerçek Lisan sözcüklerini, o da Duny&#8217;ye öğretti. Ayrıca Duny, Kuzey Yakası Vadisi&#8217;nde ve Doğu Ormanı&#8217;nda, bir kasabadan bir kasabaya gezen iklimciler ve gezgin hokkabazlardan, çeşitli numaralar, şakalar ve gözbağı tılsımları öğrenmişti. İşte, bu hafif tılsımların birinin sayesinde, içindeki büyük gücün varlığını kanıtladı.<br />
       O günlerde Kargad İmparatorluğu güçlüydü. İmparatorluk, Kuzey ve Doğu Uçyöreleri arasında kalan dört ülkeden oluşur: Karego-At, Atuan, Hur-at-Hur, Atnini. Buralarda konuşulan dil Adalar Diyarı&#8217;nda veya diğer Uçyöreler&#8217;de konuşulan hiçbir dile benzemez; buraların insanları da, kanın renginden ve yanan köylerin kokusundan hoşlanan, beyaz tenli, sarı saçlı, vahşi, barbar insanlardır. Bir yıl önce kırmızı yelkenli gemilerden oluşan filolarının büyük gücüyle akınlar yaparak, Torikles ve güçlü bir ada olan Torheven&#8217;e saldırmışlardı. Bu olayın haberi kuzeye, Gont&#8217;a kadar geldi fakat Gontlu hükümdarlar kendi korsanlıklarıyla meşgul olduklarından diğer ülkelerin kederlerine pek aldırış etmediler. Derken Spevy de Karglar&#8217;ın eline düştü, yağmalandı, yakıldı yıkıldı, halkı esir alındı; öyle ki burası hâlâ bir enkaz halindedir. Karglar zafer tutkusuyla Gont&#8217;un yanına kadar yanaşıp otuz büyük gemiyle, bir ordu halinde Doğu Limanı&#8217;na çıktılar. Savaştılar, şehri aldılar ve yaktılar. Gemilerini Ar Nehri&#8217;nin ağzında koruma altında bırakıp, önlerine çıkan hayvanları ve insanları keserek, yağmalayarak, yıkarak Vadi&#8217;den yukarı çıktılar. İlerledikçe gruplara ayrıldılar; her grup canının çektiği yere gitti. Bunların ellerinden kaçanlar, zirvedeki köyleri uyardılar. Kısa bir süre sonra da Onakçaağaç&#8217;taki insanlar, doğuda, gökleri karartan dumanları gördü; o gece Yüksek Şelâle&#8217;ye tırmananlar aşağıya, ince bir sis tabakası altında kalmış, hasata hazırken tutuşturulmuş tarlalardaki yangınlarla yol yol kırmızı görünen Vadi&#8217;ye; alev alev dallarda kızaran meyvalarıyla yanmış meyva bahçelerine; için için yanan harap çiftlik evlerine baktılar.<br />
       Köylülerin bir kısmı, koyaklardan kaçıp ormana gizlendi, bir kısmı hayatları pahasına savaşmak için hazırlandı; bir başka bölümü ise hiçbir şey yapmadan ağıtlar yakmaya başladı. Cadı kaçanlar arasındaydı. Kapperding Uçurumu&#8217;nda bir mağaraya gizlenip, mağaranın ağzını da büyülerle mühürledi. Duny&#8217;nin babası, yani tunçustası, kalanlar arasındaydı; elli yıldır çalıştığı tunç ocağını terk etmemişti. Bütün gece boyunca, elinde hazır bulunan madeni, mızrak ucu haline getirmek için döverek çalıştı. Diğerleri de onunla birlikte bu uçları kürek ve çapaların saplarına –yuva açıp adam gibi vidalayacak vakit olmadığından– bağlayarak çalıştılar. Köyde avlanmak için kullanılan oklardan ve bıçaklardan başka silah yoktu; çünkü Gont&#8217;un dağlarında yaşayan halk savaşçı değildir; onlar savaşçılarıyla değil, keçi hırsızları, deniz korsanları ve büyücüleriyle ünlüdür.<br />
       Güneşin doğmasıyla beraber adanın yükseklerine, çoğu güz sabahında olduğu gibi, kalın, beyaz bir de sis çöktü. Onakçaağaç&#8217;ın kulübe ve evleri arasındaki sokaklarda, köylüler okları, yayları ve yeni yapılmış mızraklarıyla, Karglar&#8217;ın uzakta mı yakında mı olduğunu bilemeden, sessizce, hepsi de şekilleri, uzaklıkları ve tehlikeleri onlardan gizleyen sisin içine bakarak, bekliyorlardı. Duny onların yanındaydı. Bütün gece ateşi havayla besleyen tunç ocağının körüğünde, keçi tulumundan yapılmış körüğün saplarını indirip kaldırarak çalışmıştı. Şimdi ise kolları yapmış olduğu işten dolayı öylesine ağrıyor ve titriyordu ki, seçtiği mızrağı elinde tutamıyordu. Nasıl savaşacağına, kendisine veya köylülere nasıl yardımcı olacağına bir türlü aklı ermiyordu. Ya daha henüz bir çocukken, Karglı&#8217;nın birinin mızrağına saplanıp da ölürse diye endişelenmeye başladı: Ya gerçek adını, erkeklik adını öğrenmeden karanlıklar ülkesine giderse. Soğuk sisin neminden ıslanmış cılız kollarına bir baktı; kuvvetsizliğine hiddetlendi; kuvvetinin sınırlarını biliyordu. İçinde bir güç vardı. Bir de nasıl kullanıldığını bilse; bildiği tüm sihirler içinden kendisine ve beraberindekilere bir üstünlük, en azından bir şans sağlayabilecek hileler aradı. Fakat güç, sadece ihtiyaç olduğunda ortaya çıkmaz: Bilgi de olması gerekir.<br />
       Sonunda berrak gökyüzünün zirvelerinde, tüm çıplaklığı ile parlayan güneşin sıcaklığı altında, sis dağılmaya başladı. Sis hareket edip büyük kümeler ve dumanlı huzmeler halinde aralandıkça, köylüler bir grup savaşçının dağdan yukarı doğru çıkmakta olduğunu gördü. Karglar tunçtan başlıklar ve baldır zırhları, kalın deriden göğüslükler, tahta ve tunçtan kalkanlar ile korunuyor; kılıç ve uzun Karg mızrakları taşıyorlardı. Ar&#8217;ın derin kıyısından dolana dolana, böbürlenerek, gürültüyle, dağınık bir sıra halinde, beyaz yüzlerinin seçilebileceği kadar yakına geldiler. Birbirlerine seslenirken kullandıkları anlaşılmaz sözcükler de duyuluyordu. Bu akıncı birlikte yüz kadar adam vardı, çok değil; ama köyde yalnızca on sekiz adam ve oğlan vardı.<br />
       İşte o anda ihtiyaç bilgiyi çağırdı: Duny, Karglar&#8217;ın önünde uzanan yolun üzerindeki sisin incelip, dağıldığını görünce, yararlanabileceği bir büyüsü olduğunu fark etti. Oğlanı çırak olarak almaya çalışan Vadi&#8217;deki yaşlı bir iklimci, ona birkaç tılsım öğretmişti. Bu numaralardan birine, sisörme deniyordu; bu belli bir yerde, belli bir süre için sisi bir arada tutan birleştirici bir büyüydü. Bu tılsımla, gözbağı konusunda yetenekli bir kişi, sisi bir süre dayanıp sonra dağılan, hayalete benzeyen şekillere sokabilirdi. Oğlanın bu yeteneği yoktu, zaten onun niyeti de başkaydı; ayrıca büyüyü kendi amacı için kullanabilecek gücü vardı. Çabuk çabuk ve yüksek sesle köyün sınırlarını çizen yerlerin isimlerini söyledikten sonra sisörme büyüsünü tekrarladı; fakat bu büyünün arasına, gizleme büyüsünün sözlerini de kattı ve en sonunda büyüyü harekete geçiren sözcüğü haykırdı.<br />
       Tam büyüsünü bitirmişti ki, arkasından gelmekte olan babası kafasına hızlı bir şamar indirip onu yere serdi. &#8220;Adam gibi dur salak! Söylenmeyi bırak. Eğer dövüşemeyeceksen git de saklan!&#8221;<br />
       Duny ayağa kalktı. Artık Karglar&#8217;ın köyün sınırına, sepicinin bahçesinin kıyısındaki ulu porsukağacının yanına kadar gelmiş olduklarını duyuyordu. Sesleri ve silahlarının şakırtısı netleşmişti; fakat yine de görünmüyorlardı. Sis, köyün üzerinde yoğunlaşmıştı, ışığı, insanın kendi ellerini göremeyeceği kadar zayıflatıyor, etrafı bulanıklaştırıyordu.<br />
       &#8220;Hepimizi sakladım,&#8221; dedi Duny, asık bir yüzle. Babasının vurduğu yer ağrıyordu çünkü; sonra çift yönlü yaptığı büyü de gücünü kurutmuştu. &#8220;Elimden geldiği kadar bu sisi burada tutacağım. Söyle öbürlerine, onları Yüksek Şelâle&#8217;ye doğru çeksinler.&#8221;<br />
       Tunçustası bu garip ve nemli siste bir hayalet gibi duran oğluna baktı. Duny&#8217;nin söylemek istediğini anlaması bir dakikasını aldı, ama anlar anlamaz hemen öbürlerini bulup ne yapmaları gerektiğini bildirmek için –köyün her köşesini bucağını ezbere bildiğinden– sessizce koştu. Karglar bir evin damını tutuşturunca, gri siste, bir de kırmızı bir leke yayılmaya başlamıştı. Fakat Karglar hâlâ köye girmemişlerdi; sisin, ganimetlerini ve avlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serecek ölçüde dağılmasını bekliyorlardı.<br />
       Evi yakılan sepici, Karglar&#8217;ın burunlarının dibine, düzenli bir şekilde gölgeden çıkıp bağırıp tekrar gölge içinde kaybolmaları için birkaç oğlan yolladı. Bu arada adamlar bahçe parmaklıklarının arkasından emekleyerek, evden eve koşarak diğer yönden Karglar&#8217;a yaklaşmışlar, bir yumak halinde duran savaşçılara ok ve mızraklarla saldırmışlardı. Karglar&#8217;dan biri, daha yeni dövülmüş sıcak tunçtan mızrağın boydan boya vücudunu delip geçmesiyle yere düştü. Bir kısmı da okla vuruldu, ama hepsi de çok sinirlenmişti. O zaman onlar da sisin içindeki çelimsiz saldırganlarına karşı saldırıya geçtiler; fakat karşılarında sadece seslerin yankılandığı bir sis kütlesi buldular. Önlerindeki sisi, büyük, tüylü ve kanlı mızraklarıyla delerek sesleri izlediler. Cadde boyunca bağıra çağıra ilerlediler. Boş evler ve kulübeler, kıpır kıpır gri sisin içinden belirip belirip kaybolurken, köyün içinden geçip gittiklerini anlamamışlardı bile. Köylüler etrafı çok iyi tanıdıklarından, çoğu önde dağınık bir şekilde koşuyorlardı. Fakat bazıları, oğlan çocukları ve yaşlılar yavaştı. Karglar&#8217;ın ayakları bunlara takılınca, savaş çığlıkları atarak ya mızraklarını çektiler ya da kılıçlarıyla deştiler. Atuan&#8217;ın Beyaz Kardeş Tanrıları&#8217;nın isimlerini haykırdılar:<br />
       &#8220;Wuluah! Atwah!&#8221;<br />
       Gruptakilerin bir kısmı, ayaklarının altındaki toprağın sertleştiğini fark edince durdu, fakat diğerleri hemen burunlarının dibinde ilerleyen loş ve titrek şekilleri izleyerek hayalet köyü aramak için yollarına devam etti. Tüm sis, dört bir yandan kaçışan, titreyen, solan şekillerle canlanmış gibiydi. Bir grup Karg, hayaletleri dosdoğru Ar&#8217;ın kaynaklarının bulunduğu uçurum kenarına, Yüksek Şelâle&#8217;ye doğru kovaladı. İzledikleri şekiller, önlerindeki boşluğa doğru kaçıp, incelmekte olan sisin içinde kayboldular. Onları izleyenler, çığlıklar atarak önce sisin, ardından da aniden beliren güneş ışığının arasından, otuz metre aşağıya, kayaların arasındaki sığ göllere düştü. Onların ardından gelip de düşmemiş olanlar, uçurumun kenarında durup, sesleri dinlediler.<br />
       O zaman Karglar&#8217;ın içine bir endişe düştü; bu acaip siste köylüleri değil, birbirlerini aramaya koyuldular. Tepenin olduğu tarafta bir araya geldiklerinde, yine de aralarında, arkadan koşup gelip bıçaklayan ve sonra tekrar yok olan, hayalete benzeyen, başka şekiller vardı. Karglar birdenbire gri renkli kör sisten çıkıp da sabah güneşi altında çıplak ve parlak duran nehri ve köyün altındaki koyakları görünceye kadar, yokuşaşağı, düşe kalka ve sessizce koşmaya başladılar. Sonra durdular, bir araya geldiler ve geriye baktılar. Dalgalanan ve kıvrılan gri bir duvar yolun öte yanında, gerisindeki herşeyi saklayarak, bomboş duruyordu. Duvardan ise sadece, geride kalmış, uzun mızrakları omuzlarından sallanan bir iki arkadaşları, tökezleyerek saldırırcasına çıktı. Arkalarına bile bakmadan gittiler. Hepsi bu büyülü yerden uzaklara, aşağıya indi.<br />
       Bu savaşçılar, Kuzey Yakası Vadisi&#8217;nin daha aşağılarında savaştan nasiplerini aldılar. Ovark&#8217;tan kıyıya kadar uzanan Doğu Ormanı kasabalarındaki adamlar toplanarak, Gont&#8217;u istila edenlere karşı savaşmaya gitti. Gruplar halinde dağlardan aşağıya indiler; o gün ve ertesi gün Karglar Doğu Limanı&#8217;nın üstündeki kumsallara kadar geri püskürtüldü. Buraya vardıklarında gemilerinin yakılmış olduğunu gördüler; bunun üzerine sırtlarını denize vererek, hepsi ölünceye kadar savaşa devam etti. Armouth&#8217;ın kumları, gelgit temizleyinceye kadar, kanla kahverengiye boyandı.<br />
       Fakat, o sabah Onakçaağaç köyünde ve Yüksek Şelâle&#8217;de nemli gri sis, bir süre daha asılı kaldıktan sonra aniden dağıldı ve eridi gitti. İnsanlar, orada burada, sabahın rüzgârlı parlaklığında kalakaldılar ve merakla çevrelerine bakındılar. Burada, kanlar içinde, dağılmış uzun sarı saçlarıyla ölü bir Karg yatıyordu; orada ise dövüş sırasında bir kral gibi ölmüş olan sepici.<br />
       Köyde, ateşe verdikleri ev hâlâ alev alevdi. Savaşı kazandıklarından, evi söndürmek için koştular. Sokakta ulu porsukağacının yanında, tunçustasının oğlu Duny&#8217;yi tek başına, yaralanmamış ama afallamış biri gibi sessiz ve aptal aptal dururken buldular. Yapmış olduğu şeyin farkındaydılar; onu babasının evine götürdüler, cadıyı mağarasından çıkıp canlarını ve mallarını kurtarmış olan bu delikanlıyı kurtarsın diye çağırmaya gittiler. Karglar tarafından sadece dört kişi öldürülmüş ve bir ev yakılmıştı.<br />
       Oğlan silahla yaralanmamıştı ama ne yemek yiyebiliyor, ne konuşabiliyor, ne de uyuyabiliyordu; kendisine söylenen sözleri duymuyor, kendisini görmeye gelenleri görmüyor gibiydi. O yörelerde, onu hasta eden şeyden kurtaracak kadar büyüden anlayan biri yoktu. Teyzesi &#8220;gücünden fazlasını harcadı,&#8221; dedi, ama ona yardım edecek bilgisi yoktu.<br />
       O, bu şekilde karanlıklar içinde sessiz yatarken, bir sis örerek bir sürü gölge sayesinde Karglı cengâverleri korkutup kaçıran delikanlının öyküsü, tüm Kuzey Yakası Vadisi&#8217;nde, Doğu Ormanı&#8217;nda, yüksek dağlarda, dağların ardında, hatta Gont&#8217;un Büyük Limanı&#8217;nda bile anlatıldı. Böylece Armouth&#8217;daki kıyımın beşinci gününde Onakçaağaç köyüne bir yabancı geldi: Başı açık, pelerinli, kendi boyunda meşe bir asa taşıyan, ne genç ne yaşlı bir adam. Çoğu insan gibi Ar yolundan çıkarak değil, daha yüksek dağlardaki ormandan inerek geldi. Onun bir büyücü olduğunu hemen anlayan köyün kadınları, adam dertlerine deva olabileceğini söyleyince, onu doğruca tunçustasının evine getirdiler. Oğlanın babası ve teyzesi dışında herkesi dışarı çıkaran Yabancı, sadece, karanlıklara dalmış gözlerle yatan Duny&#8217;nin karyolasının üzerine eğilip, elini oğlanın anlına koyup, dudaklarına bir kez dokundu.<br />
       Duny, etrafına bakınarak yavaş yavaş doğruldu. Kısa bir süre sonra da konuştu; kuvveti ve açlık hissi geri gelmeye başladı. Ona yemesi ve içmesi için bir şeyler verdiler. Kara gözlerini yabancıdan alamayan Duny, tekrar yattı.<br />
       Tunçustası, yabancıya, &#8220;Sen pek öyle sıradan bir adama benzemiyorsun,&#8221; dedi.<br />
       &#8220;Bu çocuk da sıradan bir adam olmayacak,&#8221; diye cevap verdi diğeri. &#8220;Onun sis ile yaptığı kahramanlıklar, yaşadığım yer olan Re Albi&#8217;ye kadar geldi. Buraya ona adını takmaya geldim, tabii eğer dedikleri gibi henüz erkekliğe adımını atmadıysa.&#8221;<br />
       Cadı tunçustasına, &#8220;Enişte, bu adam mutlaka Re Albi Büyücüsü Sessiz Ogion&#8217;dur; zelzeleye dizgin vuran adam&#8230;&#8221; diye fısıldadı.<br />
       &#8220;Beyim,&#8221; dedi büyük isimlerden çekinmek gibi bir huyu olmayan tunçustası, &#8220;önümüzdeki ay oğlum on üç yaşında olacak ama biz Geçiş&#8217;i, bu kış, Gündönümü eğlentilerinde gerçekleştirmeyi düşündük.&#8221;<br />
       &#8220;Bırakın bir an önce bir ismi olsun,&#8221; dedi büyücü, &#8220;çünkü bir isme ihtiyacı var. Şimdi başka bir işim var, fakat sizin seçtiğiniz gün geri geleceğim. Ondan sonra giderken, eğer uygun görürseniz onu da yanımda götüreceğim. Eğer uygun olduğunu kanıtlayabilirse, onu çırağım olarak yanıma alacağım veya yeteneklerine göre eğitilmesini sağlayacağım. Büyücü olarak doğmuş birinin aklını karanlıkta bırakmak tehlikelidir.&#8221;<br />
       Ogion çok kibar ama kesin bir tarzda konuşuyordu; dikkafalı tunçustası bütün söylediklerini kabul etti.<br />
       Oğlanın on üç yaşını doldurduğu gün, daha parlak yapraklar ağaçların dallarından düşmeden, sonbaharın güzelliklerinin yeni yeni yaşanmaya başladığı günlerde, Ogion Gont Dağı&#8217;ndaki gezilerinden, köye geri döndü; böylece Geçiş töreni yapıldı. Cadı oğlandan, annesinin ona bir bebekken vermiş olduğu Duny ismini geri aldı. Çocuk isimsiz ve çıplak olarak yüksek uçurumların dibinden fışkıran Ar&#8217;ın soğuk kaynaklarına girdi. O suya girerken, güneşin önünden su bulutları geçti ve gölcükte çocuğun etrafındaki suların üzerinde büyük gölgeler kayıp oynaştı. Çocuk bu canlı ve çivi gibi suda, soğuktan titrese de, davranması gerektiği gibi, yavaşça ve dimdik yürüyerek karşı kıyıya geçti. Kıyıya gelince, kendisini beklemekte olan Ogion elini uzattı ve oğlanı kolundan kavrayarak ona gerçek ismini fısıldadı: Ged.<br />
       Böylece adı, güçlerin kullanımı konusunda çok zeki olan birisi tarafından takılmış oldu.<br />
       Daha eğlentilerin bitmesine çok varken; daha bütün köylüler bol yiyecek ve içecek bira ile Vadi&#8217;den gelen bir okuyucunun söylediği Ejderha Efendilerinin Kahramanlıkları türkülerini dinleyerek eğlenirken, büyücü alçak sesle Ged&#8217;e &#8220;Haydi oğlum. Köy halkıyla vedalaş, bırak onlar eğlensinler,&#8221; dedi.<br />
       Ged, babasının kendisi için yaptığı tunç bıçak, sepicinin karısının ona göre diktiği deri bir kaban ve teyzesinin onun için tılsımladığı akçaağaçtan bir bastondan ibaret olan eşyasını aldı. Pantolonu ve gömleğinden başka, bütün sahip olduğu şeyler bunlardı. Hepsiyle vedalaştı; dünyada tanımış olduğu tüm insanlarla. Nehrin kaynaklarının yukarısında, uçurumun altına dağılmış köye bir kez baktı. Sonra yeni ustasıyla, bu dağlık adanın dik ormanları, aydınlık sonbaharın yaprakları ve gölgeleri arasından yola koyuldu.</p>
<p>Metis Yayınları</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/884/ursula-k-le-guin-yerdeniz-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yoksa potansiyel bir seri katil misiniz?</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/839/yoksa-potansiyel-bir-seri-katil-misiniz/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/839/yoksa-potansiyel-bir-seri-katil-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2008 09:50:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=839</guid>
		<description><![CDATA[Acaba bir sonraki seri katil siz misiniz? İşte ilk seri katillerden Charles Manson&#8217;a da uygulanan test
Bu mini test, uygulayan kişinin seri katile dönüşecek psikolojik kapasitede olup olmadığını belirlemek amacıyla hazırlanmış. Bu testin uygulandığı ilk seri katillerden Charles Manson dahil, her seri katil aynı cevabı vermiş. Charles Manson, Ted Bundy, Jeffrey Dahmer&#8230;
SORU:
Annesinin cenaze töreninde bulunan bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Acaba bir sonraki seri katil siz misiniz? İşte ilk seri katillerden Charles Manson&#8217;a da uygulanan test</p>
<p>Bu mini test, uygulayan kişinin seri katile dönüşecek psikolojik kapasitede olup olmadığını belirlemek amacıyla hazırlanmış. Bu testin uygulandığı ilk seri katillerden Charles Manson dahil, her seri katil aynı cevabı vermiş. Charles Manson, Ted Bundy, Jeffrey Dahmer&#8230;<span id="more-839"></span></p>
<p><strong>SORU:</strong><br />
Annesinin cenaze töreninde bulunan bir kadın son derece üzgündür. Derken hiç tanımadığı çok yakışıklı bir adamla tanışır ve ilk görüşte aşık olur. Annesinin ölümüne rağmen kadının keyfi yerindedir. Saatlerce konuşurlar ancak cenazeden sonra adam ortadan kaybolur ve kadın bir daha ondan hiç haber alamaz. İki hafta sonra kadın, kız kardeşini öldürür. Neden?</p>
<p>A. Çünkü adamın kız kardeşinin sevgilisi olduğu ortaya çıkar.<br />
B. Adam aslında kadının kılık değiştirmiş kız kardeşidir.<br />
C. Kadın, adamın bir aile dostu olma ihtimalinden yola çıkarak, tekrar bir cenazede karşılaşma umuduyla kız kardeşini öldürmüştür.<br />
D. Kız kardeş aşk acısıyla ortaya çıkan öfkenin kurbanı olmuştur.</p>
<p><strong>CEVAPLAR:</strong><br />
Eğer A, B veya D şıklarından birini seçtiyseniz seri katil olma potansiyeli taşımıyorsunuz. Tamamen aklı selim olduğunuzun bilinciyle rahatlayabilir ve hiçbir şey için endişelenmeden huzurla hayatınıza devam edebilirsiniz.</p>
<p>Eğer soruyu hemen cevaplayıp sonra cevap anahtarını görünce cevabınızı değiştirdiyseniz ya gerçekte ne olduğunuzu görmekten korkuyorsunuz ya da havalı olmaya çalışıyorsunuz.</p>
<p>C şıkkını seçtiyseniz, bu bir seri katille aynı şekilde düşündüğünüzü gösteriyor. Bu sorunun sorulduğu tüm seri katiller adamın bir aile dostu olabileceğini ve ikinci bir cenaze törenine katılabileceğini düşündü. Eğer adamı tekrar görebilmek için kız kardeşinizi öldürmeyi düşünüyorsanız, sandığınız kadar aklı başında biri değilsiniz.</p>
<p>20/10/2008<br />
Radikal</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/839/yoksa-potansiyel-bir-seri-katil-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Algıda Seçicilik</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/540/algida-secicilik/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/540/algida-secicilik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 15:46:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=540</guid>
		<description><![CDATA[Üniversitelere ders konusu olabilecek niteliktedir:
Algıda seçicilik
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversitelere ders konusu olabilecek niteliktedir:</p>
<p><a onclick="pageTracker._trackPageview ('/outgoing/http_www_farketing_com_fikirler_2004_12_algda_seicilik_html');" rel="nofollow" href="http://www.farketing.com/fikirler/2004/12/algda_seicilik.html" target="_blank"><strong><span style="color: #000080;">Algıda seçicilik</span></strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/540/algida-secicilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Övüleceği öven sövüleceğe söven Cansız Hoca</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/532/ovulecegi-oven-sovulecege-soven-cansiz-hoca/</link>
		<comments>http://hiaxysheytan.com/532/ovulecegi-oven-sovulecege-soven-cansiz-hoca/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 15:40:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>non serviam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[cansız hoca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=532</guid>
		<description><![CDATA[Övüleceği öven sövüleceğe söven Cansız Hoca



Mustafa Cansız ismi, eğer Trabzonlu değilseniz size pek bir şey ifade etmeyecektir. Fakat onun yetiştirdiği din profesörü, günümüzün parti lideri Yaşar Nuri Öztürk’ü ise bilmeyen yoktur. Trabzon’da bir efsane gibi anlatılan, dini sorulara nükteyle, küfürle cevap vermesiyle meşhur Cansız Hoca, 1990’larda ses kayıtları ortaya çıkan ama varlığı kanıtlanamayan Oflu Hoca’nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Övüleceği öven sövüleceğe söven Cansız Hoca<!-- google_ad_section_end --></strong></p>
<hr style="color: #ffffff; background-color: #ffffff;" size="1" /><!-- / icon and title --><!-- message --></p>
<div id="post_message_15368"><!-- google_ad_section_start --></p>
<div><a href="http://www.anarsist.org/" target="_blank"><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2973046.jpg" border="0" alt="" /></a></div>
<p><strong>Mustafa Cansız ismi, eğer Trabzonlu değilseniz size pek bir şey ifade etmeyecektir. Fakat onun yetiştirdiği din profesörü, günümüzün parti lideri Yaşar Nuri Öztürk’ü ise bilmeyen yoktur. Trabzon’da bir efsane gibi anlatılan, dini sorulara nükteyle, küfürle cevap vermesiyle meşhur Cansız Hoca, 1990’larda ses kayıtları ortaya çıkan ama varlığı kanıtlanamayan Oflu Hoca’nın aksine gerçek.</strong></p>
<p>Karadeniz fıkralarını çağrıştıran dini yorumları da. Mustafa Cansız, 1895-1975 yılları arasında yaşadı. Arapça, Farsça, Çağatayca, Rumca bilgisi, koyu CHP’li olması, akademisyenlere taş çıkarır kültürüyle her yönden farklı bir din adamı. Öğrencisi Prof. Dr. Öztürk’e göre müstesna bir şahsiyet: &#8220;Sadece ilim ve irfan birikimiyle değil, büyük zekası, hayranlık veren esprileri, hálá yararlandığımız öngörüleri ve engin insan sevgisiyle müstesnaydı. İslam adına sergilenen saptırma, uydurma ve yanlışların altını çizer, bunları yaparken övülecek olanı cömertçe över, sövülecek olana müstahak olduğu şekilde söverdi. Bana Kursi derdi ve hep şunu tembihlerdi: Kursi, oğlum layık olandan layık olduğunu, müstahak olandan da müstahak olduğunu esirgemek namussuzluk ve dinsizliktir. Bunu sakın unutma.&#8221; Bu sıradışı din aliminin hayatı ölümünden yıllar sonra, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi Mehmet Günaydın tarafından kaleme alındı<a href="http://www.anarsist.org/" target="_blank"><span style="color: #455867;">.</span></a> &#8220;Cansız Hoca,&#8221; Heyamola Yayınları’ndan bu hafta piyasaya çıktı.</p>
<p><strong>ALT-ÜST</strong></p>
<p>Kadının biri fahişeliği meslek seçer, hayatını bu şekilde geçirir. Öldüğünde cenaze namazı için camiye getirilip musalla taşına konulur. İmam, kadının cenaze namazını kıldırmak istemez. Mesele büyür, Trabzon Müftülüğü’ne intikal eder. Müftü telaşlanır. Cansız Hoca’ya haber verilir. Durum izah edilir. Olay mahalline vardığında cenaze namazını kıldırmayan hocayla aralarında şu diyalog geçer.<span id="more-532"></span></p>
<p>- Bu kadının cenaze namazını niçin kıldırmıyorsun?</p>
<p>- Hocam bu kadın hayatında hep fuhuş yapmış. Böyle birisinin cenaze namazı kılınmaz.</p>
<p>- Ulan, üstte yatan pezevenklerin cenaze namazlarını kılıyorsunuz da altta yatanlarınkini niçin kılmıyorsunuz?</p>
<p><strong>4 EDİSON CENNETE GİRECEK Mİ?</strong></p>
<p>Cansız Hoca’nın bulunduğu bir yerde kimlerin cennete gireceği konusu tartışılıyormuş. Mollalardan biri Cansız Hoca’ya:</p>
<p>- Hocam, Edison bütün dünyayı aydınlatan buluşu gerçekleştirdi ama yine cehenneme gidecek.</p>
<p>- Sen Edison’un cehenneme gideceğini nereden biliyorsun?</p>
<p>- O bizim Peygamber’e inanmadı. Onun için cennete giremez.</p>
<p>Bunun üzerine Cansız Hoca, cevap verir: &#8220;Bakara suresinin 62. ayetinde şöyle der: Şüphesiz iman edenlerle, Yahudiler, Hıristiyanlar ve sabilerden kimler Allah’a ve ahiret gününe inanıp salih ameller işlerlerse onların ecirleri Allah katındadır. Onlara korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir de. Yani, bu ayette Allah insanlara Allah’a ve ahiret gününe inanıp hayırlı işler yapmaları şartını getiriyor. Aynı ayet Maide suresinin 69. ayetinde tekrar edilmektedir. Sonra büyük álimlerin ekseriyeti iman sahibi oldukları bilinen bir husustur. Ayrıca Edison’un son nefesinde nasıl gittiğini ne biliyorsun?&#8221;</p>
<p>Ancak adam ikna olmamış. İlla cehenneme gidecek, diye ısrar edince Cansız Hoca sinirlenmiş. Şu cevabı vermiş: &#8220;Allah, senin gibi beş milyon eşşeoğlueşşeği cennete koyacağına bir Edison’u koysun daha kárlıdır.&#8221;</p>
<p><strong>KURAN SAYFALARI</strong></p>
<p>Cansız Hoca’ya yerli yersiz herkes dini sorular soruyormuş.</p>
<p>- Hocam, yeryüzünün her tarafına Kuran sayfaları serilse ve büyük abdest ihtiyacın gelse bu ihtiyacı nerede gidereceksin?</p>
<p>Cansız Hoca çok sinirlenerek şu cevabı vermiş:</p>
<p>- İhtiyaç giderecek yer kalmadığına göre, ağzına sıçmaktan başka çare yok.</p>
<p><strong>HOCA ÇIKTI, MANDALAR YESİN</strong></p>
<p>Cansız Hoca, vali ve üst düzey bürokratlarla bir yemeğe katılır. Hocaların çok yemek yemesiyle ilgili bir fıkra anlatılır: &#8220;Hoca ile manda bostana düşmüş. Görenler, hangisini çıkaralım demişler. Kimileri mandayı çıkarın o çok yer demiş, kimileri de yok hoca daha fazla yer onu çıkarın demiş.&#8221;</p>
<p>Fıkrayı dinleyen Cansız Hoca masadan kalkmış, bir kenara oturup sigarasını yakmış. Masadakilerden biri Cansız Hoca’ya, &#8220;Hocam niçin kalktınız&#8221; diye sormuş. Cansız Hoca şu cevabı vermiş: &#8220;Hoca çıktı mandalar yesin.&#8221;</p>
<p><strong>OKUNAN DUA ÖLÜ RUHUNA GİDER Mİ?</strong></p>
<p>İzmirli avukat dava için Trabzon’a gelmiş. Sohbet esnasında, okunan duaların ölünün ruhuna gidip gitmeyeceği tartışılmış. Avukat, okunan duaların ölülerin ruhuna gideceğine inanmıyormuş. &#8220;Seni ancak Cansız Hoca ikna edebilir&#8221; demişler. Hocanın tavla oynadığı kahveye gidilmiş. Adam sorusunu yineleyince, aralarında şu diyalog geçmiş.</p>
<p>- Elbette gider.</p>
<p>- Peki nasıl gider?</p>
<p>- Senin anan, hanımın, kızın var mı?</p>
<p>- Var.</p>
<p>- Nerede oturuyorlar?</p>
<p>- İzmir’de.</p>
<p>- Senin ananı, avradını, kızını s&#8230;</p>
<p>- (Adam sinirlenerek hocanın üzerine yürümüş) Ne biçim konuşuyorsun sen?</p>
<p>- Niye sinirleniyorsun? Duaların buradan ahirete gittiğine inanmıyorsun da, küfürlerin buradan İzmir’e gittiğine niye inanıyorsun?</p>
<p><a href="http://www.anarsist.org/" target="_blank"><strong><span style="color: #455867;">Şermin TERZİ</span></strong></a><br />
Hürriyet<!-- google_ad_section_end --></div>
<p><!-- / message --><!-- sig --></p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hiaxysheytan.com/532/ovulecegi-oven-sovulecege-soven-cansiz-hoca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

