Zengin olmay覺 d羹leyen yoksul ve despot bir baban覺n cehenneme 癟evirdii ergenlik d繹neminden sonra iki y覺l Los Angeles niversitesi’nde gazetecilik b繹l羹m羹ne devam eden Charles Bukowski (Henry Chinaski) karar覺n覺 verir. Babas覺 gibi biri zengin olmak istediine g繹re, o tersini isteyecektir. Aylakl覺覺. Ancak erken yata saptad覺覺 bir hedefi vard覺r. Yazar olmak.
Mukavva bavulunu al覺p yola d羹t羹羹nde yirmi iki ya覺ndad覺r. Ucuz pansiyon odalar覺nda sefaletle bouup yazmaya 癟al覺覺rken kendine ger癟ek bir dost edinmitir. Alkol.
Bar Sinei filminde be g羹nl羹k bir kesitini senaryolat覺rd覺覺 bu d繹nem yakla覺k on y覺l s羹rer. Eyalet eyalet dola覺p, pansiyon kiras覺 ve i癟ki giderlerini kar覺lamak i癟in say覺s覺z ikinci, hatta 羹癟羹nc羹 s覺n覺f ilere girip 癟覺kar. Bukowski roman, 繹yk羹 ve iirlerinde s覺k s覺k 繹zlemle s繹z ettii bu d繹nemi anlat覺rken mizah覺n覺n ve onu 癟ada Amerikan edebiyat覺n覺n 繹nde gelen yazarlar覺ndan biri yapan esiz yal覺nl覺覺n覺n doruundad覺r.

Okuma Par癟as覺
A癟覺l覺 b繹l羹m羹, s. 7-17

1

Sabah覺n beinde New Orleans’a vard覺覺mda yamur ya覺yordu. Bir s羹re otob羹s terminalinde oturdum ama insanlar can覺m覺 s覺kmaya balay覺nca bavulumu al覺p d覺ar覺 癟覺kt覺m ve yamurda y羹r羹meye balad覺m. Kiral覺k bir oda bulabileceim yoksul semtlerin ne tarafta olduklar覺n覺 bilmiyordum.
Mukavva bir bavulum vard覺, d繹k羹l羹yordu. Bir zamanlar siyaht覺 ama siyah kaplama yer yer soyulunca alt覺ndan sar覺 mukavva 癟覺km覺t覺 ortaya. Siyah ayakkab覺 boyas覺yla oralar覺 kapatmaya 癟al覺m覺t覺m. Y羹r羹rken boya akmaya balam覺, bavulumu sersem gibi bir elimden dierine ge癟irirken pantolonumun iki pa癟as覺n覺 da lekelemitim.
Yeni bir ehir daha; bu kez ans覺m yaver giderdi belki.
Yamur kesildi ve g羹ne a癟t覺. Telas覺z y羹r羹yordum.
“Hey, zavall覺 beyaz pislik!”
Bavulumu yere b覺rakt覺m. Verandan覺n basamaklar覺nda bacak bacak 羹st羹ne atm覺 melez bir kad覺n oturuyordu. 襤yi par癟ayd覺.
“Merhaba beyaz pislik!”
Cevap vermedim. ylece durup bakt覺m ona.
“G羹zel bir kad覺nla yatmak ister misin?”
G羹ld羹. Etei iyice yukar覺 癟覺km覺t覺, baca覺n覺 sall覺yordu; g羹zeldi bacaklar覺, y羹ksek 繹k癟eleri 癟ekmiti ve baca覺n覺 sallay覺p g羹ld羹 bana. Bavulumu al覺p ona doru y羹r羹d羹m. Y羹r羹rken sol taraftaki pencere perdesinin k覺p覺rdad覺覺n覺 fark ettim. Siyah bir erkek y羹z羹 g繹rd羹m. Jersey Joe Woolcott’u and覺r覺yordu. Geri d繹n羹p kald覺r覺ma doru y羹r羹d羹m. Melezin kahkahas覺 soka覺n sonuna varana dek izledi beni.

2

Bir bar覺n kar覺s覺nda, ikinci katta bir oda buldum. Bar覺n ad覺 The Gankplank’ti. Kap覺lar覺 a癟覺kt覺, pencereden bar覺n i癟ini g繹rebiliyordum. Bir s羹r羹 y覺pranm覺 y羹z vard覺 orda, ilgin癟 y羹zler de. Geceleri odamda oturup arap i癟iyor, pencereden bardaki insan y羹zlerini inceleyip param覺n t羹kenmesini bekliyordum. G羹nd羹zleri uzun ve a覺r y羹r羹y羹lere 癟覺k覺yordum. G羹vercinleri izliyordum saatlerce. Param覺n dayanmas覺 i癟in g羹nde tek 繹羹nle yetiniyordum. Pis bir a癟覺s覺 olan kirli bir kafe bulmutum, kahvalt覺s覺 zengindi ama 癟繹rek, m覺s覺r ekmei, sosis hem de ucuz.

3

Bir g羹n yine sokaa 癟覺km覺 dolan覺yor, kendimi mutlu ve rahat hissediyordum. G羹ne tam olmas覺 gerektii gibiydi. Tatl覺. Bar覺 vard覺 havada. Bir soka覺n ortalar覺nda, bir d羹kk璽n覺n 繹n羹nde adam覺n teki duruyordu. n羹nden ge癟tim.
“Hey, ARKADA!”
Durup geri d繹nd羹m.
“襤 ister misin?”
Yan覺na gittim. Omuzunun 羹st羹nden geni bir oda g繹rebiliyordum. Her iki yan覺nda kad覺n ve erkeklerin dizildii uzun bir masa. nlerinde duran bir eylere 癟eki癟le vuruyorlard覺. Lo 覺覺kta vurduklar覺 ey midye gibi g繹r羹n羹yordu. Midye kokusu da vard覺 havada. D繹n羹p y羹r羹meye devam ettim.
Babam覺n nas覺l her gece eve gelip annemle i konutuunu an覺msad覺m. Kap覺dan girmesi ile balar, yemek boyunca devam eder, babam覺n saat 20.00′de yat覺p ertesi g羹n dinlenmi olarak ie gitmesi gerektii i癟in “b羹t羹n 覺覺klar s繹ns羹n!” diye ba覺rd覺覺 yatak odas覺nda biterdi. 襤 d覺覺nda konu yoktu onun i癟in.
K繹ede baka biri durdurdu beni.
“Dinle dostum” diye balad覺.
“Evet?” diye sordum.
“I. D羹nya Sava覺’na kat覺ld覺m ben. Bu 羹lke i癟in hayat覺m覺 tehlikeye att覺m ama kimse bana i vermiyor. Yapt覺覺ma sayg覺 duymuyorlar. Karn覺m a癟, yard覺m et bana”
“al覺m覺yorum.”
“al覺m覺yor musun?”
“yle.”
Uzaklat覺m. Kar覺 kald覺r覺ma ge癟tim.
“Yalan s繹yl羹yorsun!” diye ba覺rd覺 arkamdan. “al覺覺yorsun. Var senin bir iin!”
Birka癟 g羹n sonra i ar覺yordum.

4

Masan覺n 繹b羹r yan覺nda iitme cihaz覺 olan bir adam vard覺, kablosu y羹z羹n羹n yan覺ndan sark覺p pillerin bulunduu g繹mlek cebine giriyordu. Ofis lo ve rahatt覺. st羹nde eski, kahverengi bir tak覺m vard覺, g繹mlei buruuk, kravat覺 kenarlar覺ndan y覺pranm覺t覺. Heathercliff’ti ad覺.
襤lan覺 bir yerel gazetede g繹rm羹t羹m ve adres odama yak覺nd覺.
G繹z羹 gelecekte gen癟 adamlar aran覺yor. Tecr羹be gerekmez. Da覺t覺m b繹l羹m羹nde bala ve y羹ksel.
Azimli g繹r羹nmeye 癟al覺an d繹rt-be gen癟le beraber d覺ar覺da bekliyordum. Bavuru formlar覺m覺z覺 doldurup teslim etmitik, imdi bekliyorduk. En son ben 癟ar覺ld覺m.
“Bay Chinaski, Demir Yollar覺’ndan neden ayr覺ld覺n覺z?”
“Demir Yollar覺 bir gelecek vadetmiyor diye d羹羹nd羹m.”
“襤yi bir sendikalar覺, kapsaml覺 bir sal覺k ve emeklilik sigortalar覺 var.”
“Benim ya覺mda emeklilik d羹羹nmek yersiz.”
“New Orleans’a neden geldiniz?”
“Los Angeles’da geni bir 癟evrem var, bir kariyer edinmeme engel tekil ettiklerini d羹羹nmeye balam覺t覺m. Rahats覺z edilmeden konsantre olabileceim bir yerde olmak istedim.”
“Bizimle 癟al覺may覺 s羹rd羹receinizden nas覺l emin olabiliriz?”
“Olamazs覺n覺z.”
“Neden?”
“襤lan覺n覺zda azimli birine gelecek vadediyorsunuz. Gelecek g繹rmezsem ii b覺rak覺r覺m.”
“Neden sakal t覺ra覺 olmad覺n覺z? Bir bahis mi kaybettiniz?”
“Hen羹z deil.”
“Hen羹z deil mi?”
“Hay覺r; evsahibimle sakal覺ma ramen bir g羹nde i bulaca覺ma dair bahse girdim.”
“Peki, sizi haberdar ederiz.”
“Telefonum yok.”
“Ziyan yok Bay Chinaski.”
覺k覺p odama d繹nd羹m. Kirli koridorun sonundaki banyoya gidip s覺cak bir banyo yapt覺m. Sonra elbiselerimi tekrar giyip sokaa 癟覺kt覺m ve bir ie arap ald覺m. Odama d繹n羹p pencerenin 繹n羹nde arab覺m覺 yudumlay覺p bardakileri, gelip ge癟enleri izledim. Yava i癟iyordum ve bir silah bulup 癟abucak u ii bitirmeyi ge癟irdim akl覺mdan tekrar fazla konuup d羹羹nmeden. Cesaret meselesi. Ben pek cesur deildim. ieyi bitirip yatt覺m. Sabah d繹rt sular覺nda kap覺n覺n 癟al覺nmas覺yla uyand覺m. Elinde telegraf bir 癟ocuk. Telegraf覺 a癟t覺m:
BAY CHINASKI. SABAH 8′DE 襤TE OLUN.
R. M. HEATHERCLIFF.

5

Bir dergi yay覺nc覺lar覺 da覺t覺m irketiydi bu, paketleme masas覺n覺n 繹n羹nde dikilip paketteki dergi adedinin irsaliyeyi tutup tutmad覺覺n覺 kontrol ediyorduk. Sonra irsaliyeyi imzalay覺p paketi baka ehirlere yollanacak ekilde haz覺rl覺yor ya da yerel da覺t覺m i癟in kamyona y羹kl羹yorduk. 襤 kolay ve monotondu ama 癟al覺anlar s羹rekli panik i癟indeydiler. 襤lerini kaybetmekten korkuyorlard覺. ounluk gen癟 insanlard覺 ve bir sorumlu yoktu aralar覺nda. Birka癟 saat sonra iki kad覺n aras覺nda tart覺ma 癟覺kt覺. Dergilerle ilgili bir eydi. izgi romanlar覺 paketliyorduk ve masan覺n 繹b羹r yan覺nda bir eyler ters gitmiti. Kad覺nlar giderek hiddetleniyorlard覺.
“Bak覺n,” dedim, “okumaya bile demeyen kitaplar i癟in tart覺覺yorsunuz.”
“yle mi?” dedi kad覺nlardan biri, “bu ii kendine yak覺t覺ramad覺覺n覺 biliyoruz.”
“Yak覺t覺ramamak m覺?”
“Tavr覺n 繹yle. Fark etmedik mi san覺yorsun?”
襤ini yapman覺n yeterli olmad覺覺n覺, ilgili, hatta tutkulu olman gerektiini ilk kez o anda anlam覺t覺m.
癟-d繹rt g羹n daha 癟al覺t覺m orda, cuma g羹n羹 saat hesab覺 para verdiler bize. Sar覺 zarf i癟inde yeil banknotlar ve bozukluk. Ger癟ek para, 癟ek deil.
Paydos saatine doru kamyon of繹r羹 yan覺m覺za geldi. Bir dergi y覺覺n覺n覺n 羹st羹ne oturup bir sigara yakt覺.
“Tamam Harry,” dedi memurlardan birine, “zam ald覺m bug羹n. 襤ki dolar.”
Paydostan sonra bir ie arap al覺p odama gittim, biraz i癟tikten sonra irkete telefon ettim. Uzun s羹re 癟ald覺rd覺m telefonu. Sonunda Bay Heathercliff a癟t覺. H璽l璽 ordayd覺.
“Bay Heathercliff?”
“Evet?”
“Chinaski ben.”
“Evet Bay Chinaski?”
“襤ki dolar zam istiyorum.”
“Ne?”
“Doru duydunuz. Kamyon of繹r羹n羹ze yapm覺s覺n覺z.”
“Ama iki y覺ld覺r bizimle o.”
“Zam istiyorum. 襤htiyac覺m var.”
“Haftada on yedi dolar al覺yorsun ve on dokuz istiyorsun, 繹yle mi?”
“Evet. Kabul ediyor musunuz?”
“M羹mk羹n deil.”
“yleyse ii b覺rak覺yorum.” Kapatt覺m telefonu.

6

Pazartesi g羹n羹 akamdan kalmayd覺m. Sakal t覺ra覺 olup bir ilan覺n peine d羹t羹m. G繹zlerinin alt覺nda koyu halkalar olan, kolluk takm覺 bir edit繹r羹n kar覺s覺nda oturuyordum. Haftalard覺r uyumam覺 gibi bir g繹r羹n羹m羹 vard覺. Serin ve lotu i癟erisi. Kentteki iki yerel gazeteden k羹癟羹羹n羹n haz覺rland覺覺 odayd覺. 襤nsanlar okuma lambalar覺n覺n alt覺nda yeni bask覺y覺 derliyorlard覺.
“Haftada on iki dolar,” dedi.
“Peki,” dedim, “kabul ediyorum.”
S覺hhatsiz g繹r羹n羹ml羹 bir g繹bei olan k覺sa boylu bir adamla 癟al覺覺yordum. Eski tip bir k繹stekli saati vard覺, alt覺n zincirli. Yelek ve g羹ne apkas覺 giymiti. Dudaklar覺 dolgun, y羹z羹 etliydi. Y羹z羹ndeki 癟izgilerde kiilik yoktu, birka癟 kez katlan覺p sonradan a癟覺lm覺 bir karton par癟as覺n覺 and覺r覺yordu y羹z羹. Aya覺nda k繹eli ayakkab覺lar vard覺, t羹t羹n 癟iniyor, arada s覺rada aya覺n覺n dibindeki hokkan覺n i癟ine t羹k羹r羹yordu.
“Bay Belger,” diye s繹ze balad覺 uykuya gereksinimi varm覺 gibi g繹r羹nen adam覺 kastederek, “bu gazeteyi ayaa kald覺rabilmek i癟in b羹y羹k 癟aba sarfetti. 襤yi adamd覺r. O gelmeden 繹nce iflas覺n eiindeydik.” Sonra bana bakt覺. “Bu ii genellikle 羹niversite 繹rencilerine verirler.”
Kurbaan覺n teki diye d羹羹nd羹m, evet, bir kurbaa.
“Yani,” diye devam etti, “繹rencilere verilir bu i genellikle. ar覺lana dek kitaplar覺n覺 okuyup ders 癟al覺覺r 繹renciler. renci misin sen?”
“Hay覺r.”
Genellikle 繹rencilere verirler bu t羹r ileri.”
al覺ma odama d繹n羹p oturdum. Oda, i癟inde ilanlar i癟in kullan覺lan 癟inko klielerin bulunduu 癟ekmecelerden ge癟ilmiyordu. Bu klielerin 癟ou tekrar tekrar kullan覺l覺yordu. Bir癟ok bask覺 vard覺 ayr覺ca firma isimleri ve logolar. iman adam “Chinaski!” diye ba覺r覺nca gidip hangi klieyi istediini soruyordum. Bazen rakip gazeteye gidip onlardan 繹d羹n癟 klie almam gerekiyordu. Onlar da bizden al覺yorlard覺. 襤yi bir y羹r羹y羹t羹 ve arka sokakta ucuz bira i癟ebileceim bir yer kefetmitim. Bana 癟ok fazla i d羹m羹yordu, birahane ikinci adresim olmutu. iman yokluumu fark etmeye balam覺t覺. nceleri pis pis bakmakla yetindi. Sonra bir g羹n,
“Nerdeydin?” diye sordu.
“Bir bira i癟tim.”
“rencilere verilmesi gerekir bu iin.”
“renci deilim ben.”
“Sana yol vermeliyim. S羹rekli burda olacak birine ihtiyac覺m var.”
iman adam beni Belger’e g繹t羹rd羹. Belger her zaman olduu gibi yorgun g繹r羹n羹yordu. “Bu i bir 繹renciye verilmeli Bay Belger. Korkar覺m ki bu adam uygun deil. Bir 繹renci bulmal覺y覺z.”
“Peki,” dedi Belger. iman adam uzaklat覺.
“Nedir sana borcumuz?”
“Be g羹n.”
“Peki, muhasebeye git.”
“Dinle Belger, bu ihtiyar iren癟 biri.”
Belger i癟 ge癟irdi. “Lanet olsun, bilmiyor muyum san覺yorsun?”

7

H璽l璽 Louisiana’dayd覺k. n羹m羹zde uzun bir Teksas yolculuu vard覺. Konserve yiyecekler vermilerdi bize ama a癟acak vermemilerdi. Konserve kutular覺m覺 yere koyup tahta s覺raya uzand覺m. Dierleri kompartman覺n 繹n k覺sm覺nda toplanm覺lard覺, konuup g羹l羹羹yorlard覺. G繹zlerimi kapatt覺m.
On dakika sonra ahap s覺ran覺n aral覺klar覺ndan toz kalkt覺覺n覺 hissettim. ok eski bir toz, tabut tozu, 繹l羹m kokuyordu, uzun zamand覺r 繹l羹 olan bir eyin tozu gibi. Burun deliklerime girdi, kalar覺ma yerleti, az覺ma girmeye 癟al覺t覺. Sonra derin nefes sesleri duydum. Aral覺klardan s覺ran覺n alt覺na gizlenmi bir adam g繹rd羹m, oydu tozu 羹fleyen. Doruldum. Adam s羹ratle s覺ran覺n alt覺ndan 癟覺k覺p kompartman覺n 繹n k覺sm覺na gitti. Y羹z羹m羹 silip ona bakt覺m. 襤nan覺l覺r gibi deildi.
“Buraya gelirse bana yard覺mc覺 olman覺z覺 istiyorum,” dedi dierlerine. “S繹z verin yard覺m edeceinize”
Hepsi beni izliyordu. S覺raya uzand覺m tekrar. Konumalar覺n覺 duyabiliyordum:
“Nedir bunun derdi?” “Kendini ne san覺yor?” “Kimseyle konumuyor.” “Kendi ba覺na duruyor hep.”
“襤ndiimizde okuruz onun can覺na. Orospu 癟ocuu.”
“Onu haklayabilir misin Paul? Bana ka癟覺k gibi geldi.”
“Ben haklayamazsam bakas覺 haklar. Onunla iimiz bittiinde boku yemi olacak.”
Bir s羹re sonra su i癟mek i癟in kompartman覺n 繹n k覺sm覺na doru y羹r羹d羹m. Y羹r羹rken tek kelime etmediler. Su i癟erken sessizce beni izlediler. Sonra yerime d繹nerken tekrar balad覺lar konumaya.
Tren s覺k s覺k bir yerlerde duruyordu, gece ve g羹nd羹z. Her durakta biraz yeillik, yak覺nda bir kasaba oluyordu; adamlardan bir-ikisi atlay覺p gidiyorlard覺.
“Hey, Collins ve Martinez nerdeler?”
Ustaba覺, i癟i listesini al覺p isimleri karalad覺. Yan覺ma geldi. “Kimsin sen?”
“Chinaski.”
“Kalacak m覺s覺n?”
“襤e ihtiyac覺m var.”
“Peki.” Uzaklat覺.
El Paso’da ustaba覺 gelip tren deitireceimizi s繹yledi. Yak覺n bir otelde bir gece kalabilmemiz i癟in bir bilet tututurdular elimize, bir bilet de yerel bir kafede yemek i癟in. Sabaha kar覺 yeni trene nerden, ne zaman, nas覺l bineceimizi de tarif ettiler.
Herkes kafede yemeini yerken ben d覺arda bekledim. Dilerini kar覺t覺r覺p sohbet ederek d覺ar覺 癟覺karlarken i癟eri y羹r羹d羹m.
“襤yice benzetelim unu. Orospu 癟ocuu!”
“Nefret ediyorum bu 癟irkin heriften moruk.”
襤癟eri girip soanl覺 bir hamburger 覺smarlad覺m. Ekmee s羹recek ya yoktu ama kahve iyiydi. D覺ar覺 癟覺kt覺覺mda gitmilerdi. Berduun biri kar覺dan bana doru y羹r羹yordu. Otel biletimi ona verdim.
O gece parkta yatt覺m. Daha g羹venliydi. yle yorgundum ki tahta bank beni hi癟 rahats覺z etmedi. Uyudum.
Bir zaman sonra k羹kremeyi and覺ran bir sesle uyand覺m. Timsahlar覺n k羹krediini bilmezdim. Asl覺nda baka eyleri de 癟ar覺t覺r覺yordu k羹kreme: hastal覺kl覺 bir i癟 癟eki ve y覺lan t覺slamas覺. Kapanan 癟enesinin tak覺rt覺s覺n覺 da duydum. Sarho bir denizci g繹le girmi, timsahlardan birini kuyruundan yakalay覺p kald覺rm覺t覺. Yarat覺k k覺vr覺l覺p duruyor, denizciye dilerini ge癟irmek i癟in 癟abal覺yor ama baaram覺yordu. enesi korkun癟 ancak 癟ok yava ve beceriksizdi. Baka bir denizci ile bir gen癟 k覺z durmu g羹lerek onu izliyorlard覺. Sonra denizci k覺z覺 繹pt羹 ve dierini timsahla bouurken b覺rak覺p uzaklat覺lar
Sonra g羹ne uyand覺rd覺 beni ikinci kez. G繹mleim 覺s覺nm覺t覺. El yak覺yordu nerdeyse. Denizci gitmiti. Timsah da. Bat覺 taraf覺nda bir bankta gen癟 bir k覺z ile iki delikanl覺 oturmulard覺. Onlar da geceyi parkta ge癟irmilerdi anla覺lan. ocuklardan biri ayaa kalkt覺.
“Mickey,” dedi gen癟 k覺z, “繹n羹n kabarm覺!”
G羹ld羹ler.
“Ka癟 param覺z var?”
Ceplerine bakt覺lar. Be sentleri vard覺.
“Ne yapaca覺z?”
“Bilmiyorum. Y羹r羹meye balayal覺m.”
Uzaklamalar覺n覺 izledim, parktan 癟覺k覺p ehre girmelerini.

8

Tren iki-羹癟 g羹n i癟in Los Angeles’da durmutu. Tekrar yatak ve yemek biletleri verildi. Otel biletimi kar覺ma 癟覺kan ilk berdua verdim yine. Yemek yiyebileceim kafeyi ararken kendimi New Orleans’dan beri benimle ayn覺 kompartmanda bulunan iki adam覺n arkas覺nda y羹r羹rken buldum. Biraz h覺zlan覺p yakalad覺m onlar覺.
“Nas覺ls覺n覺z arkadalar?”
“Aa, iyiyiz, gayet iyiyiz.”
“Emin misiniz? Can覺n覺z覺 s覺kan bir ey var m覺?”
“Hay覺r, her ey yolunda.”
nden gidip kafeyi buldum. Bira vard覺, yemek biletimle bira 覺smarlad覺m. ete olduu gibi ordayd覺. Biletimin kar覺lad覺覺 kadar bira i癟tikten sonra d覺ar覺 癟覺kt覺覺mda cebimde ailemin evine gitmek i癟in gerekli tramvay paras覺na ancak yetecek bir para kalm覺t覺.

9

Annem kap覺y覺 a癟覺p kar覺s覺nda beni g繹r羹nce bir 癟覺l覺k att覺. “Olum! Sen misin ger癟ekten?”
“Uykuya ihtiyac覺m var.”
“Odan her zaman haz覺r, seni bekliyor.”
Odama gidip soyundum ve yataa girdim. Akam羹st羹 alt覺 sular覺nda annem uyand覺rd覺. “Baban geldi.”
Kalk覺p giyindim. Aa覺 indiimde sofra kurulmutu.
Babam iri bir adamd覺, benden uzun ve kahverengi g繹zl羹; benimkiler yeildir. Burnu 癟ok b羹y羹kt羹 ve kulaklar覺n覺 fark etmemek olanaks覺zd覺. Kulaklar覺 ba覺ndan s覺癟ramak ister gibiydiler.
“Dinle,” dedi babam, “burda kalacaksan oda, yemek ve 癟ama覺r i癟in para 繹demen gerekir. 襤 bulunca maa覺ndan keseriz, borcun bitene kadar.”
Sessizlik i癟inde s羹rd羹rd羹k yemeyi.

Serserinin Yaam覺
Bir yazar 癟覺kar ortaya, o g羹ne dek yaz覺lan kal覺plam覺 edebiyata tepki duyarak yazmaya balar. Bu sanat tarihinin bilinen 繹yk羹s羹d羹r, 癟ou ak覺m kendinden 繹nceki sanat癟覺lara tepki duyarak balar, edebiyatta da yenilik arayan yazar, dilin t羹m olanaklar覺n覺 kefetme aray覺覺na girer.
Elbette yenilik peindeki yazar覺n en b羹y羹k zorluu stat羹ko yay覺nlarla para kazanmaya al覺m覺 yay覺nevleri taraf覺ndan kabul edilmektir, g羹癟l羹 yay覺nc覺lardan 繹nce, ans覺n覺 yeralt覺 ve amat繹r dergilerde dener. Bazen, ansl覺ysa, edebiyat 癟evresi taze bir nefes alarak onu kabul eder; dier zamanlarda da senelerce b覺kmadan eser 羹retmesi ve y覺lmamas覺 gerekir. Charles Bukowski’nin yazarl覺k yaam覺 bu senaryonun iyi 繹rneidir. 襤lk d繹nemlerinde sanat 癟evrelerinin tan覺mak istemedii Walt Whitman ve Allen Ginsberg -imdi bu isimler Amerikan edebiyat覺n覺n 繹nde gelen airlerinden say覺l覺r- gibi tamamen d覺lanm覺t覺r.
Birinci D羹nya Sava覺’nda Bat覺 Almanya’da g繹rev yapan asker babas覺 ile Alman annesi, o iki ya覺ndayken Amerika’ya umutlu gelecek hayalleriyle d繹nd羹ler; fakat bu hayaller k覺sa zamanda b羹y羹k ekonomik kriz y羹z羹nden umutsuzlua d繹n羹羹nce, isiz, paras覺z ve mutsuz bir ortamda b羹y羹mesine neden oldu k羹癟羹k Charles’覺n. Otobiyografilerinde anlatt覺覺 gibi babas覺 taraf覺ndan nedensiz yere s覺k s覺k dayak yemesi ve “acne vulgaris” ad覺yla bilinen cilt hastal覺覺, ergenlik 癟a覺n覺 da d覺lanm覺 ge癟irmesine neden oldu. “Ac覺mas覺zca ve 癟ok s覺kl覺kla dayak yerseniz, bundan sonra sadece 癟ok zorunlu olanlar覺 s繹ylemeye balars覺n覺z; yani, 羹zerinizde yapay olan her ey d羹er. Eer bu durumdan bir g羹n kurtulursan覺z, geride kalan genellikle en ger癟ek doan覺zd覺r. ocukluunda a覺r cezalar g繹rm羹 biri, b羹y羹d羹羹nde 癟ok g羹癟l羹, 癟ok iyi ya da tamamen y繹n羹n羹 a覺rm覺 bir katil, tecav羹zc羹 veya deli olur. G繹rd羹羹n羹z gibi babam 癟ok iyi edebiyat 繹retmeniydi: Bana ac覺n覺n ne olduunu 繹retti, nedensiz ac覺…”
Bukowski k繹t羹 ge癟en 癟ocukluundan iki eye tutunarak sa kalmay覺 baard覺: Yazarl覺k ve alkol. Fakat birinci tutkusundan kazand覺klar覺, ikinci tutkusunu almaya bile yetmiyordu 癟ou zaman; o da, bula覺k癟覺, kamyon of繹r羹, postac覺 olarak para kazanmaya 癟al覺t覺. Sonu癟ta yaam覺 ve i癟kisi, yazd覺klar覺n覺n konusu oldu. Kendini, ac覺nas覺 yaam覺n覺, yoksullar覺, evsizleri, gururu incinmi insanlar覺n ger癟eklerini, abartmadan ve 癟ekici k覺lmaya 癟al覺madan anlat覺yordu.
iirlerini ve 繹yk羹lerini 癟ok 繹zel yapan 繹elere de sahipti. En bata g羹nl羹k dilin m羹zikal niteliini yakalam覺t覺, yaama bakarken kendine ya da 癟evresindekilere ac覺m覺yordu, duygusall覺ktan uzak s覺radan detaylar覺, k羹f羹rl羹 konumalar覺, 繹znesinden hep belli bir uzakl覺kta aktar覺yordu. Bu mesafe sayesinde ger癟ek癟i hatta bazen komik bile oluyordu. Hayat覺n inceliklerine dokunduunda da, mitolojiden uzak, ie yaramazl覺k hissediliyordu.
William S. Burroughs gibi yaam覺n karanl覺klar覺n覺 anlatanlardan farkl覺 k覺lan 繹zellii ise, bu onun se癟tii bir yaam deildi, sadece b繹yle yaamay覺 biliyordu ve s羹r羹nenleri 繹vg羹yle anlatm覺yordu, entelekt羹el 癟覺k覺 yollar覺 da aram覺yordu; bu yaamdan para sayesinde 癟覺kaca覺n覺 umuyordu ve 繹yle de oldu. Yazd覺klar覺yla (繹nce Avrupa’da, 癟ok sonra da Amerika’da) para kazanmaya balay覺nca artlar覺n覺 deitirmekte hi癟 zorlanmad覺, BMW arabas覺, gen癟 ve g羹zel kar覺s覺, daha iyi bir ev, daha iyi mahalleler, onu ne yazmaktan, ne de i癟kiden uzaklat覺rd覺. Ayn覺 duyarl覺l覺kla, hep bildii insan manzaralar覺 iirlerinde yer al覺yordu.
Bukowski en 癟ok eletiriyi kukusuz tutucu 癟evrelerden ald覺. Eletirinin kayna覺nda sanat覺 deil, yaam tarz覺 yat覺yordu. Anlat覺lanlar 繹ylesine itici ve uzak bir d羹nyan覺n ger癟keleriydi ki, ayya, hastal覺kl覺, kumar d羹k羹n羹 yazar覺n baar覺s覺z yaam覺n覺n 繹tesi g繹r羹nm羹yordu. 襤癟tenlii kolayl覺kla g繹z ard覺 ediliyordu. iirlerinde 癟ok s覺k “gibi”, “benzer”, “癟ok” gibi kelimeleri kullanmas覺 da baz覺 eletirmenlere g繹re iirsellikten uzaklat覺r覺yordu yazd覺klar覺n覺. Oysa Bukowski 1981′de verdii bir r繹portajda “deha, 癟ok derin anlam覺 olan eyleri 癟ok basit s繹yleme yeteneidir” diyerek yaz覺 tekniini de dile getiriyordu. S覺radan adam覺n dilini yeniden yaratmadaki ustal覺覺, bir bira i癟erken dostlarla s覺radan konuma az覺yla yaz覺lm覺 olmas覺 edebiyat 癟evrelerinin al覺覺k olmad覺覺 bir yenilik olduu i癟in bug羹n bile k羹癟羹msenmesine neden olur.
Bukowski’nin bir baka tutkusu da m羹ziktir. En umutsuz g羹nlerinde Mahler ya da ostakovi癟 dinleyerek yenilenir. “Borodin’in yaam覺” adl覺 iiri de bayap覺tlar覺ndan biri say覺l覺r. 襤lk d繹nem iirlerinden biri olmas覺na ramen, daha sonraki y覺llarda yazacaklar覺n覺n izlerini ta覺r. Borodin’in 癟ekilmez kar覺s覺n覺, devaml覺 s繹ylenmesini anlatt覺ktan sonra “o sadece bir kimyac覺yd覺/ rahatlamak i癟in m羹zik bestelerdi/ evi insanlarla dolu olurdu/ 繹renciler, sanat癟覺lar, alkolikler, isizler/ 癟羹nk羹 o hi癟bir zaman hay覺r diyemezdi” dedikten sonra, iiri “bir daha Borodin dinlerken/ d羹羹n” diye bitirir. iirlerinin sonunda okuyucuyu d羹羹nmeye itmesi de iir-繹yk羹lerinin vazge癟ilmez 繹zelliklerinden biridir. Burada Bukowski okuyucuya nasihat vermek yerine sanki elinden tutar ve g繹rmedii bir adam覺 tan覺mas覺 i癟in ona tan覺t覺r. Sanat癟覺n覺n yaam覺ndan se癟tii 繹zelikler onun sanat覺yla i癟 i癟edir.
19. y羹zy覺lda sanata bakarken sanat癟覺 ile sanat覺 birbirlerinden tamamen ay覺rma gerekli g繹r羹l羹rd羹. Oysa Schumann’覺n bir eseri bestelediinde delirme s覺n覺r覺na ne kadar yaklat覺覺n覺 g繹rmek eseri de daha iyi tan覺mam覺z覺 salar. Bug羹n sanata bakarken sanat癟覺y覺 tan覺ma isteini yads覺madan bak覺yoruz, 癟羹nk羹 eserin ard覺ndaki sanat癟覺y覺 tan覺mak, eseri de anlamam覺z i癟in yol g繹steriyor. Bukowski’nin sanata yakla覺m覺 da sanat癟覺 ile sanat覺 birbirlerinden koparmadan bir b羹t羹n olarak alg覺lad覺覺n覺 g繹sterir. 20. y羹zy覺l yazarlar覺n覺 ve sanat癟覺lar覺n覺 anlamak i癟in bu olgunun 繹neminin ne kadar alt覺 癟izilse azd覺r. Bukowski’nin de yazarl覺覺 ile yaam覺 bir b羹t羹n oluturur. yk羹 iirlerinde anlatt覺覺 kiiler gibi yaratan ile yarat覺lan ayn覺 madalyonun farkl覺 y羹zleridir. Kendi yazd覺klar覺na da bu g繹zle bak覺lmas覺n覺 istemek onun yazar olarak en doal hakk覺d覺r.

Ayda Su, Serserinin yaam覺, Cumhuriyet Kitap, 24 May覺s 2001