Margit Schreiner: Hayal Kırıklıkları Kitabı

Ölmüş bir kadının hayatla hesaplaşması: doğumdan ölüme dek yaşamımızın her anını oluşturan çabalarımızın beyhudeliğini acı ama mizahtan da yoksun olmayan bir dille anlatıyor. Doğumla birlikte keşfetmeye başladığımız dünyanın giderek büyüsünü yitirişi, umut ve beklentilerimizin boşa çıkışı, hayat tarzımızın kalıplaşması, verdiğimiz kararların sadece görünüşte bir değişiklik yaratması ve olanaklarımızın giderek daralışı Schreiner’in elinde traji-komik bir bilançoya dönüşüyor.
“Her şeyin eskisi gibi olabileceğini düşünürüz hep. Ama bu doğru değildir. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hiçbir şey. Kırışıklıklar hiçbir zaman düzleşmeyecektir. Ne duruş bozukluklarımız ne görme, işitme duyularımızdaki zayıflıklar ne de eklemlerimizdeki hasarlar giderilebilir cinstendir. Bir bacak kırığı, her şeyi değiştirir; tıpkı her burkulma, her deneyim, her aşk ve her sitem gibi. Her şey ardında izini bırakır. Özellikle de hayat.”

Özgün adı: Buch der Enttäuschungen

Çeviri: Ogün Duman
Yayına Hazırlayan: Haluk Barışcan
Kapak İllüstrasyonu: Emine Bora

Okuma Parçası
(…)
Bunun ardından, elli ile altmış yaşları arasında insan güvensizlik duyar. Kariyer yapmış olalım ya da olmayalım, güçten düşeriz. O ana dek ulaşamadığımız hedeflerimize asla ulaşamayacağımızı biliriz, daha önceden koyduğumuz hedeflerin bazılarına ulaşıp ulaşmamamızdan bağımsız olarak böyledir bu. Meslek hayatımızda ne başarmış olursak olalım, tüm bunların bir anlamı olup olmadığını, olup olmayacağını sorgularız. Bir anlam bulamayız. Bunun nedeni aslında anlamın olmamasıdır. Ancak bunu kabullenmeyiz, dolayısıyla sabırsızlanırız. Başkalarına karşı olduğu kadar kendimize karşı da. Ellisi ile altmışı arasındaki insan, ergenlerden daha hassastır. Bazen ellisinden sonra yeniden ağlamaya başlar, ansızın müteveffa anne babasını anımsar. Bu durum canını sıkar, çünkü ansızın artık ona ait olmayan bir hayatın ritmine ayak uydurmak için canını dişine takmak zorundadır. Henüz anılara gömülme lüksü yoktur. Zırlayan bir eşe ve başına buyruk çocuklara da tahammül edemez. Hayatın ritmine ayak uydurabilmek istiyorsa her şeyin pürüzsüz gitmesi gerektiği yaştadır şimdi. Ama tam da bu yaşta hiçbir şey pürüzsüz gitmez. Bu nedenle elli ile altmış yaşları arasındaki insan, bütün yaş grupları içinde en tahammülsüz, en kontrolsüz ve nihayetinde en sevimsiz insandır. Onu geçse geçse, bütün varoluşlarını kariyeri ya da kendine acıma üzerine inşa etmiş, son derece başarılı ya da yıkılıp yerle bir olmuş kırk elli yaş arasındakiler geçebilir.
Bazıları elli ile altmış yaş arasında erken emekli olma, boşanma ya da bir kez daha meslek değiştirme cesaretini gösterir. Ama çoğu hayata küser. Özellikle de kadınlar. Elli ile altmış yaş arasının en iyi yaş dönemi olduğunu düşünen kadınlar hariç. Bu kadınlar genellikle oyuncular arasından çıkar ve bizlere ellinci yaş gününün ne kadar heyecanlı olduğunu anlatmak için televizyondaki talkshow’lara katılırlar.
Kadın olmamız şartıyla işin yegâne iyi kısmı, artık kanamalarımızın kesilmiş olmasıdır. Ama bunun yerine çenemizde kıllar çıkar ve her yanımızda kırışıklıklar belirir. Aşk da bizi artık eskisi kadar cezbetmiyordur. Bu da nihayet aşkı bulmak için en uygun koşuldur.
(…)
S.57


Etiketler: , ,
Bunu alan bunu da aldı:

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın