Engin Çeber’e Metris’te nasıl işkence yapıldığını bir başgardiyan ayrıntılarıyla anlattı. Revir görevlileri de muayene defterindeki Çeber’le ilgili bölümün sonradan doldurulduğunu söyledi.

Engin Çeber’in ölümden önce Metris Cezaevi’nde gördüğü işkenceyi bir başgardiyan ayrıntılarıyla anlattı. Dört revir görevlisinin ifadesiyle cezaevi muayene defterininin Çeber’le ilgili bölümünün sonradan doldurulduğu da ortaya çıktı.
Çeber’in Metris Cezaevi’nde kalıcı koğuşta birlikte kaldığı mahkumların ardından başgardiyan Y.A. da 6 – 7 Ekim tarihlerinde Çeber’e meslektaşları tarafından uygulanan işkenceyi ayrıntılarıyla anlattı. 6 Ekim’de sabah sayımında Ceber’in kaldığı B-8 koğuşundan yüksek sesle konuşmalar geldiğini belirten Y.A şunları söyledi: “Gürültüler üzerine ben, N.K ve S. G., koguşa girdik. Çeber diz çökmüştü. Başında sayım memuru C.K., M.P., M.Ş. ve H.K. vardı. O an görevlilerin Çeber’e herhangi bir fiziki müdahalesi yoktu. N. K Çeber’in yanına kadar gitmişti. Bir eliyle Çeber’i kaldırmaya çalışırken suratına tokatla vurdu. Uzaklaştırmasam vurmaya devam edecekti.
Ertesi gün yine koğuşa geldik. Koğuş kapısının dışındaydım. İçerde ‘kalkacaksın kalkmayacaksın’ sesleri yükseldi. ‘Durun, tutanak tutun idareye verin diye bağırdım. Koğuşta S.A., N.K., S.E. ve ben kaldım. Çeber, bahçe kapısına yakın kısımda plastik sandalyeye oturmuştu. S.A. bir eliyle Çeber’in kolundan tuttu, diğer eliyle kafasının üst kısmına, N.A. da yüzüne vurmaya başladı. ‘Durun’ dedim. N.K. koğuş dışına çıktı. S.A. ve S.E. vurmaya devam ediyordu. S.E., Çeber’i sürükleyerek koğuş bahçesine çıkarırken, vurdu. Bahçeye çıkınca Çeber yerde yatarken S.E. onu tuttu, tekme salladı. Koğuştan ayrıldıktan 3-5 dakika sonra ‘hasta var’ dediler. İçeri girdiğimizde Çeber yerdeydi. Başını ve ayaklarını tutanlar vardı. Ellerini yumruk yapmış, kolları vücudunu sıkar haldeydi.”
Revirdeki nöbetçi anlatıyor
Dört revir görevlisinin verdiği ifadeler de önemli bir gerçeği ortaya çıkardı. Çeber ve arkadaşlarının kayıtlarının yapıldığı muayene defteri iki farklı renkte kalemle doldurulmuştu. Revir görevlilerinin anlatımlarına göre, kayıtlardan sonra doktor olmadığı için karşısı boş kalmıştı. Bu durumda kayıt defterinin nasıl doldurulduğu şüphesi uyandı. Kamera kayıtlarında da doktorun yerinde olmadığı anlaşılmış ve doktor açığa alınmıştı. Çeber’in cezaevine getirildiği 29 Eylül tarihinde sabah 08:00 ile 20:30 arasında, 30 Eylül’de de 20:30- 08:00 saatlerinde görevli olan Ö.G. ifadesinde şöyle dedi: “Nöbetimde yeni gelen tutukluları deftere kayıt ettim. Her ikisinde de nöbetçi doktoru görmedim. Kaydını yaptığım kişilerle ilgili bilgim sorulmadı. Kaydı yapılanların muayene edildiğine de tanık olmadım. Muayene defterinde tutuklu hükümlülere ait bölümlerinin kim tarafından ve ne şekilde doldurulduğunu bilmiyorum.”
Başka bir görevli O.K ise muayene defterine Çeber ile ilgili bulguların farklı renkli kalemle yazıldığını anlattı: “Hastanın adı ve soyadı bölümü ve tarih kısmını biz doldururuz. Diğer üç sütunu da muayene esnasında doktor doldurur. Biz söz konusu kayıtları 30 Eylül’ün ilk saatlerinde yazdık. (Belgenin gösterilmesi üzerine) Bu kayıtların karşısının doktor Y.S tarafından doldurulmuş ve imzalanmış olduğunu gördüm. Ancak belirttiğim tarihteki kayıt ettiğim şahısların doktor tarafından muayene edilip edilmediğini ilgili bölümün ne zaman ve ne şekilde doldurulduğunu bilmiyorum. Fikir yürütemiyorum.”

UMAY AKTAŞ SALMAN
Radikal