Harun Yahya yani Adnan Oktar kimdir?

Basında “Motor” davaları ile ünlenen , kitaplarını ve Cavit Yalçın Müstear ismiyle yayınlanmıştır. Kendisinin yazdığı söylenen ilmi eserlerin ya da bilimsel çalışmalar(!)ın hiç birisini kendisinin yazmadığı, yazdırttığı iddia edilir. Zaten kendisinin de böyle bir vasfı, eğitimi ya da diploması yoktur. Bilimsel bir eğitim almadığı gibi bilinen herhangi bilimsel çalışması da yoktur. Detaylı araştırma yapanlara göre, bu sözde eserler Hıristiyan din adamlarının ve yabancı kaynaklı yayımların Türkçe’ye çevrilmiş halidir. Eğitim düzeyi lise mezunluğundan öteye gitmeyen birisinin “” gibi bilim çevrelerin hala üzerinde çalıştığı bir konuyu kendisine hedef seçmesi ve onu alt ettiğini iddia etmesi geçerlilik görmediği gibi, sözde eserleri de hiçbir bilimsel nitelik taşımaz.

yani , bilimsel eğitimi olmadığı gibi, ilahiyat eğitimi de almamıştır. Aynı şekilde ilahiyat biliminde de herhangi bir vasfı yoktur.

İslam alimliğinde aranılan en önemli nitelik olan Arapça dil bilgisine de sahip değildir. Dolayısıyla bu kadar hakim olduğunu iddia ettiği Kuran’ı orijinalinden okuyabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle hiçbir yorumu İslam Fıkıh’ı açısından değer taşımaz.

Hakkındaki çok sayıdaki suçlamalardan, “akli melekeleri” yerinde olmadığı gerekçesi ile (zatialilerine “Paranoid Şizofren” teşhisi konulmuştur) cezai ehliyete haiz olmadığı için hüküm giymemiştir.

Asıl soyadı Arslanoğulları’dır. Bazı yazı ve kitaplarında adını kullanır. Bu takma ad, Musa ve İsa peygamberlerin yardımcılarının adıdır.

Müritlerini yalnızca zengin aile çocuklarından seçer çünkü yoksullar işine yaramaz.

Ceza evinden çıkınca İslamcılar ile bağlarını koparıp Atatürkçü olduğunu ilan etmiştir. Atatürk üzerine konferanslar düzenleyerek ünlü profesörleri, emekli subayları ve sanatçıları bu konferanslarda kürsüye çıkartmıştır.

Hürriyet gazetesindeki bir habere göre; Kandilli’deki, Silivri’deki, saray görkemli yaşantıları, Trilyonluk servetin karanlık tarafları, Müritlerin silahları, politikacılara, işadamlarına, gazetecilere yönelik şantajları, mikro kameralı seks tuzakları, enkaza dönen genç kızları, cemaat içinde oral-anal ilişki fetvaları, Adnan Hoca Depremi’nin sadece artçı şoklarıdır.

Polis sorgusundaki ifadeleri şöyledir:
‘Seneler önce Mehdilik konusunda bir kitap yazdım. Ancak hatayı bu kitabı yazmakla yaptım. Çünkü dini konularda derinliğine bilgim yoktu. Arapça’yı bilmem dolayısı ile zaten gerek Kuran-ı Kerim’de, gerekse hadislerde, dünyanın sonunda Mehdi’nin dünyaya geleceği belirtilmiştir. Ben de bu inançlar neticesinde çalışmış olabilirim. Fakat, hadislerde bahsedildiği gibi Mehdi’nin sakallı, alnı geniş, ufak burunlu olduğu ima edilir. Ben de fiziken buna benzediğim için müritler tarafından benzetme yapılabileceği kanaatindeyim. Fakat bu konular eskilere dayanır. Sonradan bu inançlardan vazgeçtik.

Başka bir ifadede ise şöyle der:
‘Arapça bilmiyorum. Farsça bilmiyorum. Sadece lise İngilizcesi biliyorum ve dini eğitim yapmadım.’

Kendisi hakkında bu tür konular açan sitelere hiçbir yasal uyarı ya da tebligat yapılmadan, mahkeme kararı ile erişim yasağı koydurtabilir çünkü kendisi hakkındaki gerçeklerin bilinmesini istemez. Hatta kendisine ve avukatlarına göre bunlar iftira, hakaret ya da saldırıdır ama her şeye rağmen bilinen gerçeklerdir. Mahkeme kararı ile yasaklamanın son örneği, aralarında Anarsist.Org’un da bulunduğu dört adet sitenin Türkiye’den erişiminin yasaklanmasıdır.


Etiketler: , ,
Bunu alan bunu da aldı:

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın