Ne zaman üniversitelere konuÅŸma yapmaya gittiysem ya da ne zaman benden daha genç biri benim ondan daha fazla bir ÅŸey bildiÄŸimi sanarak bana sorduysa “bu iÅŸin olurunu”, dedim ki:
Üniversiteyi bitirince hemen çalışmaya baÅŸlama. Git, dolaÅŸ, ülkeler gez, aç kal, meteliÄŸe kurÅŸun at, ama ne yap et, koÅŸturmaya baÅŸlamadan önce biraz amaçsız yürü. Maceraya çık, bedeli ne olursa olsun bunu yap. Çünkü…
Çünkü hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü. Bir şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına, sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü.
Aşık mı olmadın on altı yaşında?
Gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda.
Maceraya mı çıkmadın yirminde?
Sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde. Yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında, artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken, sana giydirir o kot pantolonu.
Hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan çok fena komik eder adamı.
Serserilik ederek geçirmeli insan serserilik edilecek yaşları. Zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur insanın yakasını. Kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır.

DemiÅŸ Ece Temelkuran 21/04/2004 tarihli Milliyet’teki köşesinde..