Barış sembolünün yaratıcısı Gerald Holtom’un mezarında kemikleri sızlıyordur herhalde. ‘Başka bir dünya olasılığını sorgulayanlar’ın işareti, artık pahalı tasarım çantalardan pırlantaya bulanmış kolyelere her yerde. Holtom’un dünya barışı için yarattığı sembolün hikâyesiyse yürek sızlatacak cinsten…
Barış sembolü olarak da bilinen CND (Campaign Against Nuclear Disarmament/Nükleer Silahsızlanma Kampanyası) sembolünün yaratıcısı İngiliz sanatçı Gerald Holtom, 1958’de yarattığı bu sembolün çıkışını şöyle anlatır: “Kendi kendime bir şeyler çizmeye başladım. Çaresizlik içinde elleri iki yana açık bir adam çizdim önce, Francisco Goya’nın ‘Askerlerin Ateş Ettiği Köylü’ portresindeki adam figüründen yola çıkmıştım. Aslında çarmıha gerilmiş İsa şeklinde bir adam figürü çizecekken, bayrak sallama dilinden harfler kullanmayı düşündüm. Nükleer (Nuclear) kelimesinin baş harfi N, bayrakları iki yanda açmış bir figürü, silahsızlanmanın (Disarmament) ilk harfi olan D ise bir bayrağı aşağıya, diğerini yukarı kaldırmış duran bir figürü resmediyordu. Bunları yeryüzünü simgeleyen daire içine aldım ve oluşan sembole ‘Bombayı yasaklayın’ adını verdim.”
CND, Holtom’un yarattığı sembolü çok beğenmiş ve hemen logosu yapmaya karar vermiş.
Sembol, CND’nin logosu olmakla beraber, o günden bu yana dünyadaki tüm savaş karşıtlarının sembolü olmuş.
Holtom, 1985’te hayatını kaybetti. Yani sembolün evrimini göremeden aramızdan ayrıldı. Bugün yaşıyor olsaydı, barış sembolü olarak çizdiği bu işareti Vogue ya da Tatler gibi ünlü magazin dergilerinde görünce deliye dönerdi herhalde. Ya da Tiffany’nin bir reklamında, Lily Cole’un boynunda parlayan pırlantalardan mamul versiyonunu görünce küplere binerdi. Doğumundan yarım asır sonra, kendine has duruşu olan bu işaret, olur olmaz her yerde karşımıza çıkar oldu. Onu 50. yaşını kutlarken pırlantalar içinde mi görecektik? Üzeri 4.8 karatlık taşlarla kaplanınca, zamanında yaratıcısının bile almadığı bir parayı hak eder oldu. Barışın sembolü parayla, lüksle, stille anılıyor şimdi.
Bir pazarlama stratejisi
Sembolün çıktığı günlere dönelim. 50 yıl önce, soğuk ve yağışlı bir cuma günü, 500 kadar İngiliz nükleer karşıtı eylemci, Trafalgar Meydanı’nda, dört gün sürecek yürüyüşlerine çıkmaya hazırlanıyordu. İngiltere’de Paskalya Bayramı kutlanıyordu ve tarih 4 Nisan’dı. Aynı gün binlerce kişi Trafalgar Meydanı’nda yürüyüşçüleri uğurlamak için buluşmuştu. Slogan ‘Bombayı yasaklayın’dı. Hedefse İngiltere’nin Aldermaston’daki silah fabrikası. Eylemciler fabrikanın kapatılmasını talep ediyordu. Aynı gün yürüyüşçüler arasında bulunan Nükleer Silahsızlanma Kampanyası CND’nin aktivisti olan Holtom, gösteri için kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri bir sembol yaratmaya karar vermişti. İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir vicdani retçi olan Holtom, 50 yıl önce yarattığı bu sembolle geleceğe ve akımlara damgasını vuracağını bilmiyordu o zamanlar; tabii dünyanın ve sembolün başına neler geleceğini de. Onun yarattığı bu simgenin gücünden kuşkusu ve simgenin zamanla edeceği maddi değerle ilgili fikri yoktu. Ama günümüzün moda patronları, stil ikonları, bu sembolü paraya ya da tarza dönüştürmeyi bildi. Fendi çantalarda, sınırlı sayıda üretilen Wolkswagen otomobillerde ve Madonna’nın favorisi Ed Hardy tişörtlerinde görür olduk onu. New York’un şık butiklerinde paraya para kattı 50 yaşındaki sembol.
New York’taki bu şık bir butiklerden biri olan Barneys’ markasının sahibi İngiliz Simon Doonan, sembolün evrim sürecini iyi hatırlayanlardan. Anne ve babası da tıpkı Holtom gibi, savaş karşıtı gösterilere katılan aktivistlermiş. Doonan’a göre barış işareti, amacının dışında kullanılsa bile insanlara pozitif duygular verdiği için değerli. “İnsanlar bu sembolün nasıl ortaya çıktığını, Nükleer Silahsızlanma Kampanyası’nın tarihini bilmeli ama istedikleri gibi de kullanabilmeli. Bu sembol gülümseyen yüz gibi, iyi duygular uyandırıyor, barış mesajı veriyor” diyor.
Modacılar yeni kreasyonlarını yaratırken eskilerden medet umdukça, aslında sadece barış sembolü değil; 50, 60 ve 70’lerin ayırt edici tüm sembolleri para edecek birer objeye dönüşüyor. O zamanların ideolojik nesneleri, bugünün kapitalist sisteminde para kazandıran nostaljik objelere evriliyor. Hippi tarzı bunun en bilinen örneği. Doonan, Barneys’de hippi esintisinden çokça yararlandıklarını söylüyor: “Bu bir pazarlama stratejisi. Zamanında bunları tasarlayan insanların aklında bu yoktu ama şimdiki hallerini görselerdi çok da üzülmezlerdi bence.”
Yoldaki Woodstock anması
Barış sembolü 1960’larda Amerika ve Avrupa’yı kasıp kavuran hippi hareketinin de işareti haline geldi. Hippiler sembolü Germen alfabesinde ölümü ifade eden harfle paralellikler kurarak, bir tavuğun ayak izine benzetti. Zaten işaretin anlamı birçok kere saptırılmış. Barış ve savaş karşıtı eğilimi göstermeyenler bile onu bir şekilde kullanmış. 1970’te muhafazakâr Amerika’daki ‘John Birch Cemaati’ onu satanik bir sembol olan kırık bir haça benzeterek küçük broşürler yayımlayıp anti propagandasını yapmış.
Gucci’nin kreatif direktörü Frida Giannini de kreasyonlarında bu sembolü kullanmayı seviyor. Geçen sezon, 70’lerin rocker kadını imajını yeniden tazelemeye niyetli Giannini, dar kadife pantolonlar, geniş kemerler, püsküllü botlar eşliğinde barış sembolünü de çokça kullandığı bir kreasyonla gümbürdemişti. Tılsım bilezik ve kolyeler, hippi çantalar da ‘Hippy Deluxe’ adını verdiği kreasyonun parçalarıydı.
O zamanlardan ilham alan tek kişi Giannini değil. Michael Kors patchwork işleri ve elde boyanmış kaftanlarıyla ilhamını aktivistlerden alanlardan. Dolce&Gabbana da kabarık uzun yeleklerle destek verdi akıma. Orijinal işler, ‘kendin yap’ felsefesiyle oluşturulur ve bir inanışı temsil ederdi. Şimdikilerse moda endüstrisinin kopya çekerek yaptığı zorlama işler gibi duruyor. Hem gelecek yıl Woodstock’ın 50. yılı, yani önümüzdeki sezonun moda akımlarını kestirmek için kâhin olmaya gerek yok.
The Guardian’dan çeviren: Elif Türkölmez
Google’da savaş ve barış
Holtom’la öldüğü yıl olan 1985’e kadar yazışmış olan Amerikalı barış aktivisti Ken Kolsbun, Holtom’un tasarımın şeklinden dolayı sonradan pişmanlık duyduğunu söylüyor. Kolsbun, “O, barışın coşkuyla kutlanması gereken bir şey olduğuna inanıyordu. Oysa yaptığı tasarımın, ümitsizliği çağrıştırdığını söylüyordu. Bu nedenle bana, aşağı doğru olan amblemin ters yüz edilmesi gerektiğini söyledi” diyor. Kolsbun, sembolün 50. yaşını doldurması nedeniyle geçtiğimiz günlerde bir biyografi kitabı yayımladı. Kitabın adı ‘Barış: Bir Sembolün Biyografisi’.
Holtom her ne kadar karamsar bir tablo çizdiğini düşünse de geleceğin barış getireceğine dair umut taşıyordu. Bu işaret, Sovyet döneminde Prag ve Berlin gibi kentlerde direnişin simgesi de oldu; medeni haklar, kadın hakları, eşcinsel hakları, ırk ayrımcılığı gibi konularda sesini çıkaranlar tarafından da kullanıldı. Ne kadar çok kişi tarafından kullanılıyor olursa olsun, Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’de, Afrika ülkelerinde savaşlar bitmedi. Google’da savaşın İngilizce karşılığı olan ‘war’ kelimesiyle arama yaparsanız yaklaşık 688 milyon sonuç buluyorsunuz; barışın karşılığı olan ‘peace’ kelimesiyle arama yapıldığındaysa 288 milyon sonuç çıkıyor. Bu, insanlık kültüründe savaşın yerinin barışın iki katından fazla yer tuttuğunu gösteriyor aslında. Sinema, bilgisayar oyunu, kitap gibi endüstriler de ‘savaş’ın çok ekmeğini yedi, kaymağı silah endüstrisine bırakarak tabii. Mesela Amerika tüm harcamalarının yüzde 46’sını silahlara ayırıyor. Sadece son beş yılda Irak savaşı için harcadığı rakam 3 trilyon dolar.
Radikal
Henüz yorum yapılmamış.
Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.