İspanya: Kültür, Eğitim, Kadınlar ve Cinsellik
filed in AnarÅŸizm on Eki.29, 2009
1870′lerin baÅŸlarında ilk anarÅŸist birliklerin kurulmaya baÅŸlamasından itibaren toplumsal ve kültürel meseleler İspanya’daki anarko-sendikalist hareketin merkezinde yer almıştı. EÄŸitim ve cinsellik gibi konulardaki tartışmaların –ve anlaÅŸmazlıkların– düzeyi, İspanya’nınn modernleÅŸmeye yönelik ilk sendeleyen adımlarını attığı Yüzyıl’ın başında oldukça yüksekti. Anarko-sendikalistler, –sıklıkla Katolik Kilisesince desteklenen– hem uzlaÅŸmaz gelenekçi saÄŸa, hem de ülkenin modernleÅŸmesinin temelini eÄŸitimde gören liberal burjuva lobisine muhalefetlerinde sözlerini sakınmıyorlardı. 1930′lara gelindiÄŸinde, CNT, etkileyici sayıdaki yerel toplumsal ve eÄŸitim tesisin yanısıra bütüncül ve sofistike bir devrimci özgür ifade kültürü geliÅŸtirmiÅŸti.
Görev devasaydı. 19uncu yüzyılın sonlarına gelene kadar, İspanyol eÄŸitim sistemi üzerinde Kilise’nin boÄŸucu hakimiyeti sürmüştü. Kilise, (bırakınız sosyalizmi veya diÄŸer herhangi bir eÅŸitlikçilik türünü bir kenara) liberalizmin Åžeytan iÅŸi, her ne pahasına olursa olsun uzak durulması gereken bir günah olduÄŸunu vaaz edip durmuÅŸtu. Katolik Kilisesinin ahlaki konumu ve eÄŸitime yönelik duruÅŸu o kadar önemliydi ki, eÄŸitim koÅŸullarını deÄŸiÅŸtirmeye çalışan herhangi bir hareket onun gazabına uÄŸruyordu. Bu, baÅŸlıca büyük arazi sahibi, büyük bir zenginlik ve güç sahibi olarak, [Kilise'nin] otoritesini, öğretilerini ve yöntemlerini sorgulayacak herhangi bir kimsenin bunun çok ağır sonuçlarına katlanması gerekiyordu.
1899′da, bir grup İspanyol piskoposu, siyasi liberalizm, çoÄŸulculuk ve Katolik doktrinin sorgulanmasının tamamen ÅŸeytani olmasa bile şüpheli olduÄŸunu şöyle ifade ediyorlardı:
“Bizler, anavatanımızdaki hükümete uygulanmasının birçok günahın kaynağı olacak, ve bizi ahlaki bir uçuruma sürükleyen yeni saÄŸcılık, veya liberalizm denilen ruhi yıkımın, dölün hiçbir hürriyetini tanımıyoruz.“
Katolik kilisesi hala birleşik bir imparatorluğun özlemini çekiyor, boğazına kadar milliyetçilik ile yurtseverliğe batmış, ve en sonunda boş bir liberal, solcu kaos nosyonuna yenilmenin korkusunu taşıyordu. İspanya, 20nci Yüzyılın başları boyunca, darbeler ve parlamentarizm deneylerinin (bakınız Bölüm 15) darbeleriyle tökezlerken, Kilise de toplumsal hastalıklara karşı repartuarını giderek genişleterek saldırılarını yoğunlaştırdı.
1929 tarihli Katolik Eylem dokümanı şöyle diyordu:
“Piskoposluk bölgeleri komitesi ÅŸunları yapacaktır: 1. Hristiyanlık doktrininin ihmalinden, kayıtsızlıktan ve dinsizlikten; gerek sözlü gerekse yazılı Tanrıya küfür etmekten; yortulara saygısızlıktan; ÅŸeytani yayınlardan; itaatsizlikten; giyim kuÅŸamda, filmlerde ve diÄŸer eÄŸlencelerdeki ahlaksızlıktan; yoksulluk ve göçten kaynaklanan tüm toplumsal ÅŸeytanlıkların yok edilmesi. 2. Dinin, ahlağın, Kilise’ye baÄŸlılığın dikkatlice beslenmesi; otoriteye karşı saygı; yoksullara karşı hayırseverlik; halkın dini eÄŸitimi yoluyla toplumsal esenliÄŸin geliÅŸtirilmesi. Yerel komiteler rahipleri ve dindarları teÅŸvik etmeli, insanları ÅŸunlardan yükümlü tutmalıdır: 1. Toplumsal ÅŸeytanların her yerde kökünün kazınması. 2. Din, aile, otorite, özel mülkiyet ve yoksulların kutsal çıkarlarının savunulması.“
DeÄŸiÅŸim yönelik baskılar çoÄŸaldıkça, Kilise katı bir hiyararÅŸiye daha sıkıca yapışıyordu: ulusun bölünmez bütünlüğü sorunu, İspanya’nın katı KatolikliÄŸi altındaki kutsal birliÄŸinin korunması açısından giderek kritik bir hale geliyordu. Katolik monarÅŸi İspanya’yı “birleÅŸtir”miÅŸti, ve bu da doÄŸrudan 1492 sonrasında Amerika’nın fethedilmesine yol açmıştı. Onlara göre, İspanya bu nedenle Katoliklikle tanımlanmıştı, ve bu olmadan tamamen yitirilirdi. Devlet açısından, eÄŸitim ve toplumsal adetler dahil olmak üzere, Kilise’nin her alandaki gücünün çok büyük olmasında hiçbir abartıya yer olmadığı kesindir. Keza, bu aÅŸağıda göreceÄŸimiz üzere cinsel ahlak alanını da kapsıyordu.
KADINLAR, KURTULUŞ, VE ERKEN DÖNEM ANARKO-SENDİKALİZMİ
Kadınların kurtuluÅŸu, 18inci Yüzyıl’ın sonlarından itibaren anarko-sendikalistler, liberaller ve radikallerin dikkatini çekmiÅŸti. Åžurası kesin ki, anarko-sendikalistler açısından bu ilgi asla azalmadı, tam tersine arttı. Fikirler geliÅŸti, giderek daha karmaşık ve girift hale geldi –özellikle de anarko-sendikalistlerin kitle örgütleri kurdukları ve bunlara kadınları da kaydettikleri 20nci Yüzyıl’ın ilk otuz yılı içerisinde.
GeliÅŸtirileren konular ve fikirler çeÅŸitli alanlara uzanıyordu, ve çaÄŸdaÅŸ İspanya’nın standartlarına göre aşırı radikaldiler. Kadınların kurtuluÅŸunun daha ziyade ekonomik olan meselelerinin tartışılmasıyla yetinilmiyor, toplumun cinslere eÅŸitsiz davranması nedeniyle eleÅŸtiriler geliÅŸtikçe özgür aÅŸk, tekeÅŸlilik [monogami], cinsellik ve kadınların güçlenmesi sorunları da sorgulanıyordu. Kadınların varsayılan aÅŸağı olmasıyla ilgili genel kabul gören düşüncelere ÅŸiddetle saldırılıyordu. ÖrneÄŸin, 1910′larda yazan çaÄŸdaÅŸ bir anarÅŸist, erkek üstünlüğü anlayışını eleÅŸtiriyor ve “kadınların erkeklerden aÅŸağı olduÄŸuna inanma arzusu, yaklaÅŸtığımız dönemde kabul edilebilir bir ÅŸey deÄŸildir” diyordu. Erkekler birden fazla kadınla cinsel iliÅŸki kurabilirken, bunun tersinin olamaması ÅŸeklindeki yanlış ahlağı da eleÅŸtiriyordu.
İşyeri meseleleri baÄŸlamında, özellikle de anarÅŸizmin düşüncelerinin 20nci Yüzyıl’ın başından itibaren büyüyen anarko-sendikalist örgütlenmelerde uygulamaya geçirilmesiyle birlikte, toplumsal cinsiyet rolleri konusunda epey bir tartışma yaÅŸanmıştı. Bu kısmen 1800′lerin ortalarından itibaren feminizmin İspanya’daki büyümesinden kaynaklanıyordu. Ancak, ilk dönem feminizmi esasen burjuvaydı, ve BirleÅŸik Devletler ile Britanya’daki orta-sınıf feministlerin kaygılarını yansıtıyordu. ÖrneÄŸin, ilk feministler tarafından sıklıkla seslendirilen bir talep, anarÅŸistlerin genel “eÅŸitlik” ilkesinin ötesinde hiçbir asli önem atfetmedikleri bir amaç olan oy kullanma hakkıydı. Åžiddetle karşı çıkılan bu temel demokratik hakkın talep edilmesinin yanısıra, çoÄŸu İspanyol feministi muhafazakar olan ve erkek üstünlüğü düzenini düzenlemeye yönelik pek az ÅŸey barındıran deÄŸerleri savunuyorlardı. İlk feministler, karşıtlarını ve feminizmin talepleri, “yeni kadın”ın daha az saygılı, daha az feminen ve daha az nazik olmayacağı hakkında endiÅŸeli olanları teskin etmekte oldukça dikkatliydiler. Bir tarihçinin ifade ettiÄŸi üzere, erkeklerin ÅŸunlardan korkmaması gerektiÄŸinde ısrar ediyorlardı;
“o [erkek] haklarını, ayrıcalıklarını kaybetmeyecek; hiç kimse onun hakim konumunu sorgulamayacak. Oldukça basit, … eÄŸer kadın daha eÄŸitimli olursa, erkeklerin yanı sıra çocukları da uzun vadede bundan kazançlı çıkacaklardır.“
Muhafazakar ve liberal feministler kadınların eÄŸitim ve oy kullanma hakkı için savaşırken, Enternasyonal’in ilk örgütlenmeleri farklı bir düzeyde savaÅŸmaktaydı. Oy kullanma hakkını sadece makyaj olarak gören anarÅŸist etkisindeki FRE [Federación Regional Española, İspanyol Bölge Federasyonu] ve FTRE [Federación del Trabajadores Regional Española, İspanya Bölgesi İşçi Federasyonu] (bakınız Bölüm 15), erkeklerle kadınlar arasındaki eÅŸitsizliÄŸi üreten kapitalist toplumsal iliÅŸkilerin köklerini deÄŸerlendirmeye giriÅŸmiÅŸlerdi. Onlar, çürük parlamenter sisteme dayanmaktansa, hayatın gidiÅŸatında önemli deÄŸiÅŸiklikler talep ediyorlardı.
FRE, kısmen, 1870′deki ilk kuruluÅŸ Kongresi’nden itibaren, Cadiz gibi [bölgelerden] gelen kadın grupları tarafından kurulmuÅŸtu. Ancak, bu noktada, kadınların kurtuluÅŸuna iliÅŸkin liberter bir perspektifin geliÅŸmesi için daha katedilecek çok yol vardı. ÖrneÄŸin, örgüt Kongresinde, hiç de radikal olmayan bir amaç olan, “kadını eviçi olmayan tüm iÅŸlerden kurtarmak için her ÅŸey yapılacaktır” denilen bir önergeyi kabul etmiÅŸti. [Erkek] bir delege kongrede çok sayıda kadının bulunmasından duyduÄŸu mutluluÄŸu dile getiriyor, ancak ÅŸunu da ekliyordu:
“Kadının çalışmak için doÄŸmadığına, ancak onun çocukları yetiÅŸtirerek, yeteneklerini ve sevgisini ailesine bağışlayarak, aile içerisinde yerine getirmesi gereken ahlaki ve hijyenik bir misyonu olduÄŸuna inanıyorum. Bugünün toplumunda, eÄŸer atölyelerde çalışırsa, erkeklerle rekabete girer, böylece de çürüme ve fahiÅŸeliÄŸin kaynağı olan yoksulluk artar. Zalimler alçakça bundan faydalanırlar.“
Bir diÄŸer delege, kadınların ve çocukların burjuvazi tarafından işçileri daha fazla sömürmek amacıyla çalıştırıldıklarını belirtiyordu. FRE’nin dönemin cinsel kültüründen tamamen ve tutarlı bir ÅŸekilde kopamamış olması bir talihsizliktir. Ancak, bu sarsak baÅŸlangıcın çözümü ilk anarko-sendikalistlerin fikir ve taktiklerinde yatmaktaydı, ve onlar deneyimlerin ışığında duruÅŸlarını gözden geçireceklerdi.
Hemen bir yıl sonra, Eylül 1871′de FRE konferansı “aÅŸk, hürriyet ve eÅŸitlik“e dayanan bir aile görüşünü kabul etti. Burjuvazinin erkeklerin evlilik dışı maceraları ile kadınlarınkine çifte standart uygulamasını eleÅŸtiren “La Emancipación” makalesi bu tartışmaya zemin hazırlamıştı. FRE içerisindeki tartışmanın tonu ÅŸimdi kesinlikle ilericiydi –her ne kadar hala dönemin kadınların “ona tabiatın verdiÄŸi iÅŸlevi yerine getirmesi” ve “çocukların ahlaki eÄŸitiminden, onların kalplerinin ÅŸekillendirilmesinden ve onların kalplerine bereketli sevgi tohumlarını ekmekten sorumlu olan ailenin başı” olması fikirlerine hala katılsalar da.
Bu noktada, burjuvazinin kadın ve çocukları çalıştırması gibi sorunlara ilişkin olarak FRE içerisinde genel bir görüş birliği vardı. Ancak, kadının geleceğin toplumundaki rolü konusunda açıkçası bir görüş birliği yoktu. Bazılarına göre, kapitalistler işçilerin aile duygusunu kırpıyorlardı, çünkü kadınlar fabrikalarda çalışıyorlardı; ve gelecekte kadının durumunun ne olacağını ve onların çalışmasının arzulanır olup olmadığını değerlendirmek zordu. Ancak, diğerlerine göre ise, kadınların çalışması fiili kendi başına [per se] sorunlara sebebi değildi. Birisi şu yorumda bulunuyordu:
“Kadının kendi ücretini kazanmaya baÅŸlamasıyla birlikte, iÅŸler onun lordunun ve efendisinin taleplerine uyması gerektiÄŸi eski ailedeki gibi deÄŸildir. O kendi ÅŸartlarını dayatabilecek, kendi sözleÅŸmesini yapabilecek, ve özgür ve bağımsız bir yol arkadaşı olacaktır.“
1877′ye gelindiÄŸinde, FRE “ilke ve tüzüğümüzü kabul eden tüm kadınların baÄŸlılığının kazanılmasını tüm birimlerine tavsiye eder” kararını onayladı. Ancak, hala, kadınların çalışıp çalışmaması gerektiÄŸi konusunda hiçbir ilerleme saÄŸlanamamıştı. O zamana kadar erkek aktivistlerin alanı olan bu tartışmalara kadınların açıkça katılması çok daha sonra olacaktı.
Kadınların katılımı arttıkça, kadınların kurtuluÅŸu hakkında daha fazla ilerleme kaydedildi. (FRE’nin 1881′de sonlanmasının ardından büyüyen) FTRE’nin 2nci Kongresi’ne gelindiÄŸinde, önemli geliÅŸmeler yaÅŸandı. Eylül 1882′de, iki tekstil işçisi kadının yaptıkları konuÅŸmalar ve faaliyetlerin sonucunda, FTRE’nin kadın işçilerin örgütlerde kendi birimlerini kurmalarına yardım edeceÄŸini belirten bir teklif kabul edildi. Bununla tutarlı bir ÅŸekilde, FTRE’ye baÄŸlı ilk kadın tekstil sendikası 1884′de kuruldu.
Bu yeni itki dikkate deÄŸer bir baÅŸarıya sebep olmuÅŸ gözükmektedir. 1870 ile 1874 yazı arasında FRE içerisinde 2 kadın biriminden daha fazlası olamamıştı. FTRE’nin ilk üç yılında (1881-4) Endülüs’de 19 ve Katalonya/Valencia’da ise 3 kadın birimi bulunuyordu. Anarko-sendikalist saflarda kadınların örgütlenmesi artık ciddi olarak baÅŸlamıştı.
20NCİ YÜZYILIN BAŞLARI
Yüzyılın başıyla birlikte, anarko-sendikalizm yavaÅŸ yavaÅŸ bütünleÅŸmiÅŸ bir sosyo-ekonomik hareket olarak olgunlaÅŸmaya baÅŸlıyordu (bakınız Bölüm 15). Bu, kadınların kurtuluÅŸuyla ilgili fikirlerin geliÅŸebileceÄŸi verimli bir zemin saÄŸladı. En azından bir yazın ve düşünce dergisi, “Salud y Fuerza” (SaÄŸlık ve Zindelik, 1904-1914), özgür aÅŸk, kadınların kurtuluÅŸu, annelik ve özgürlük gibi konularda düzenli olarak makaleler ve yorumlar içeriyordu. Katalonya’daki bir grup anarÅŸist tarafından çıkarılıyor ve mesajı açıkça işçi sınıfının tamamına hitap ediyordu. İfade edilen düşünceler, eÄŸitim ve cinselliÄŸi temel bir tartışma alanı olarak kabul eden (”Generación Conscente” ve “Estudios” gibi) daha sonraki bazı anarÅŸist dergilerinkiyle yakın benzerlikler sergiliyordu. Ana amaç, cinsellik, zührevi hastalıklar ve annelik gibi konularda kendi baÅŸlarına bilinçli seçimler yapma yetisine sahip insanlardan oluÅŸan bilinçli ve eÄŸitimli bir halktı.
Gerek erkek gerekse kadın yazarlar kadınların güçlü bir bağımsız konuma sahip olmasını teÅŸvik ediyordu. Ard arda gelen makalelerde, kadınların bedenlerinin kendilerine ait olduÄŸu ve arzuladıkları zaman anne olmaları gerektiÄŸi belirtiliyor, bu fikir tekrar tekrar vurgulanıyordu. Bazıları gebelik anına kadınların karar vermesi gerektiÄŸini, diÄŸer bazıları ise anneliÄŸin erkek tarafından dayatılan bir ÅŸey deÄŸil kadının rızasına göre olması gerektiÄŸini ifade ediyordu. Yani, annelik konusunda yazan anarÅŸistlere göre, kadınların kurtuluÅŸu özünde kadının istediÄŸi zaman çocuk sahibi olma özgürlüğüyle bağıntılıydı. Genellikle ücret kazanmak anlamına gelen “ekonomik kurtuluÅŸ” ayrıca tartışılmazken, bu kadınların kendi bedenleri üzerindeki kontrollerine doÄŸru geniÅŸledi. Kadınlarların özgürleÅŸmesinin daha ekonomik temelleri, gördüğümüz üzere FRE ve FTRE’de tartışılmıştı, ve CNT’nin kurulmasıyla birlikte 1910′da anarÅŸist çevrelere geri dönecekti.
ÇoÄŸu anarÅŸist ve sendikalist, (hem İspanya’da hem de diÄŸer yerlerdeki) daha ekonomist olan Marksistlerin aksine, “ekonomik kurtuluÅŸ”un zorunlu olarak kadınların tam kurtuluÅŸuna yol açmayacağını fark etmiÅŸti. Anarko-sendikalistlere göre, ilk deneyimlerinden öğrendikleri gibi, davranışlarda deÄŸiÅŸiklik ve kadınların genel güçlenmesi en az ekonomik deÄŸiÅŸim kadar hayatiydi.
1930′LAR; KÜLTÜREL DEVRİM
1930′lara gelindiÄŸinde, özgürlük, kadınların kurtuluÅŸu ve bir kimsenin kendi bedeni üzerindeki kontrolüyle ilgili düşünceler karmaşık bir ÅŸekilde karşılıklı bağımlı hale geliyordu. Üstelik, bunların anarko-sendikalizmin hiç durmaksızın geniÅŸleyen siyasetine dahil edilmeleri, bu gibi düşüncelerin taşıdıkları öneme iÅŸaret ediliyordu. ÖrneÄŸin, erkeklerle kadınlar arasındaki yeni tür bir iliÅŸki ve cinselliÄŸin bir modelini saÄŸlamak amacıyla, her ÅŸeyi kapsayan çözümler (veya çok sayıda çözüm) öne sürülmekteydi. Anarko-sendikalistler artık, uzun vadede Avrupa sosyalist hareketlerini derinden etkileyecek olan, kadınların kurtuluÅŸu, aÅŸk ve annelik hakkındaki düşüncelerini geliÅŸtiriyor ve uyguluyorlardı.
CNT içerisinde ve çevresinde bu gibi düşüncelerin büyümesi, 1910′daki ilk baÅŸlamasının ardından hızla büyüdü, ancak 1930′larda katlanarak büyüdü. Hiç abartmaksızın, vejeteryanlık ve çıplaklık gibi çeÅŸitli baÅŸlıkları kucaklayarak, eÄŸitim ve kültürel deÄŸiÅŸimle uÄŸraÅŸan yüzlerce anarÅŸist ve anarko-sendikalist dergi ve gazete çıkarılıyordu.
AnarÅŸist kültürün anahtar bir bileÅŸeni, anarÅŸist yaÅŸam tarzını, diÄŸer [insanlarla] otorite ve tahakküm olmaksızın iliÅŸki kurmayı öğreten küçük broşür ve kısa romanların üretilmesiydi. Evlilik, özgür aÅŸk, annelik ve bekaret gibi meselelerle uÄŸraşılıyordu. Sadece bir örnek vermek gerekirse, Revista Blanca yayıncılık “Novela Ideal” baÅŸlığı altında kısa roman dizileri yayınlamıştı. Sıklıkla aÅŸk ve cinselliÄŸe odaklanan yüzlerce din karşıtı kısa öykü yayınlanmış, ve bunlar liberter çevrelerde oldukça popülerdi. “Novela Ideal” serisinin editörüne göre, her hafta 10-50.000 arası kısa roman basılıyor ve; “Francoculara göre (bunlar) İspanyolların üç kuÅŸağını zehirlemiÅŸti“. Hayal gücünün kabullenmekte zorlanacağı bir ÅŸekilde, bunlar fazlasıyla önemli karşı-kültürel bir role sahiptiler.
Artık hızla büyümekte olan anarko-sendikalist hareketin en dikkate deÄŸer özelliklerinden bir tanesi, devrimci kültürel düşüncelerin geliÅŸtirilmesi ile yetinilmemesi, karşı-kültürü uygulamaya geçirecek araçların da geliÅŸtirilmesiydi. ÇoÄŸu ÅŸehir ve kasabada ortaya çıkan “ateneos”lar veya liberter toplantı evleri bu süreç açısından hayati deÄŸerdeydi (bakınız Bölüm 15). Buralarda, anarÅŸist yayınlar alınıyor, sınıflar düzenleniyor ve tartışmalar yapılıyordu. Aslında, bir anarÅŸist kadına göre, ateneo, “bizim ideolojik olarak en derin ÅŸekillendiÄŸimiz” yerlerdi. O yalnız deÄŸildi. Bu kültürel ve eÄŸitsel merkezlerin önemi abartmayı gerektirmeyecek ölçüdeydi. Bunlar, anarko-sendikalist ilkere göre yeni bir toplumun inÅŸasını üstlenebilecek özgür insanların geliÅŸimi açısından eÄŸitim ve tartışmanın asli görüldüğü, örgütlü topluluÄŸun güçlenme siyasetinin temel taşını meydana getiriyordu. “Ateneo”lar, yerel insanların sorunları çözmek ve –her anlamda– ufuklarını geniÅŸletmek amacıyla biraraya gelebilecekleri eÅŸsiz bir forum sunuyordu.
Hüküm sürmekte olanın yerini alacak yeni bir kültür yaratmaya yönelik önemli bir giriÅŸim, zihniyetlerin ve maddi koÅŸulların reformunu amaçlayan topyekun bir programın düzenlenmesiydi. Bu anarko-sendikalist kültürel proje, özgürlük, Kilise veya devletin baskısı olmaksızın eyleme hakkı [gibi] liberter ilkelere sıkı sıkıya baÄŸlıydı. Kilise’nin her yerde ve her ÅŸeye kadir olduÄŸu bir toplumda, anarko-sendikalistler burjuva ahlak yapılarının dışında kalan kendi ahlaklarını yaratmanın zaruri olduÄŸuna inanıyorlardı. Bu alternatif ahlak sistemi, mevcut erk ve tahakküm yapılarına olan inancı bozarak [onları] yıkmanın mekanizması olarak görülüyordu. Bu nedenle, yalnızca bilginin elde edilmesi deÄŸil, onun “kiÅŸisel-siyasi” düzeyde uygulanmasının da hayati olduÄŸu kabul edilmekteydi.
SEKS, AŞK VE İLİŞKİLER
CNT içinde ve etrafında, eÄŸitim, yemek yeme alışkanlıkları, din ve kültüre iliÅŸkin radikal konumlarla örülü bir halde, insanların birbirlerine karşı nasıl davranacaklarına –aÅŸkın ifade edilmesi ve cinsel iliÅŸkinin gerçekleÅŸtirilmesi dahil olmak üzere– geniÅŸ bir ilgi gösteriliyordu . Bu sınırlı alanda, anarko-sendikalistlerin cinselliÄŸe yönelik tavırlarının derinlik ve enginliÄŸini sergilemek imkansız olsa da, yine de bu fikirlerin belli baÅŸlı öğretilerini ele almak ve CNT’nin Temmuz 1936 sonrasında önderliÄŸini yaptığı deÄŸiÅŸiklikleri sergilemek mümkündür.
FRE ve FTRE günlerinden baÅŸlayarak, İspanya’daki liberterler, burjuvazinin ahlaki normlarını, örneÄŸin zorunlu evliliÄŸe verdikleri desteÄŸi ve sekse yaklaşımlarını ÅŸiddetle eleÅŸtirmiÅŸlerdi. Anarko-sendikalistler, büyük bir çoÄŸunlukla, doÄŸal olmayan, kısıtlayıcı ve otoriter olması nedeniyle Kilise evliliÄŸini reddediyordu. Onlar, evliliÄŸi, eÅŸitsizlik ve güç iliÅŸkilerine dayanan toplumun desteÄŸi, ve bir cinsin diÄŸeri üzerinde iktidarı olarak görüyorlardı. ÇoÄŸu anarko-sendikalist, toplumun katı adap ve edep kavramlarına göre oldukça cüretkar bir ÅŸekilde, evlenmeden birarada yaÅŸamaya çalışıyordu. Böylesi bir davranış, aynen gebeliÄŸi önleyici yöntemlerin kullanılması gibi –ister zührevi hastalıkları engelleme yöntemi olarak, isterse gebelikten korunma biçimi olarak kullanılsın– Kilise tarafından neredeyse dehÅŸetle karşılanıyordu (bunlar seksin zevk almak için yapılan bir ÅŸey olduÄŸuna iÅŸaret ediyordu).
Evlilik akdinin karşısında “özgür aÅŸk”ın geliÅŸtirilmesi, anarko-sendikalist ideallerin kapitalizmde yaÅŸatılmasının bir yolu olarak görülüyordu. Bu nedenle, bu, eskisinin kabuÄŸunda yeni bir dünya yaratılması sürecinin önemli bir parçasıydı. AÅŸkın ya özgürce sunulmasını ya da hiç verilmemesi gerektiÄŸine; evliliÄŸin yalnızca aÅŸkı kısırlaÅŸtırmaya ve seksi her iki cins için de zorlayıcı bir iliÅŸki haline getirmeye hizmet ettiÄŸine inanıyorlardı. Ayrıca, evlilik, erkeklerin kadınlar üzerindeki iktidarını yansıtan ve işçilerin kalplerinde bir çeÅŸit otoriter mini-devlet yaratan, kapitalist toplumun kale burcu olarak görülüyordu. Yine anarko-sendikalistler, fahiÅŸeliÄŸe sebep olan, her iki taraf için de alçaltıcı ve sömürücü olduklarını düşündükleri baskıcı ve sömürücü koÅŸullara karşı çıkıyorlardı.
Anarko-sendikalistlerin kültür ve bilimin rolüne olan inançları ile aşka dair görüşlerini geliştirmeleri arasında da paralellikler gözlenebilir. Hatta aşk, toplumun sorunlarına çözümlenmesine yardım edebilecek bir etken olarak öne çıkarılıyordu. Aynı şekilde, nefretin, sömürünün, ve rekabetin olmadığı geleceğin toplumunda, tabii bir şekilde ve doğayla uyum içerisinde yaşayan insanlar tatmin olmuş ve tatmin eder bir şekilde aşık olacaklardı.
Marti İbáñez, yüksek sesle konuÅŸan anarko-sendikalist ve seksologların örneklerinden birisiydi. 1930′ların ortalarında cinsellik üzerine pek çok kurs düzenledi ve seks reformuna iliÅŸkin birçok makale yazdı. Yazılarındaki tadı kavrayabilmek amacıyla burada bazı makalelerinden çevirileri aktaracağız. Bazıları biraz tuhaf ve aşırı lirik gelebilir, ancak bunlar çoÄŸu liberterin bu dönemdeki yazma tarzını yansıtmaktadır. Bu, ekonomide ve insanların seks yaÅŸantılarında eÅŸanlı bir devrim dahil olmak üzere her ÅŸeyin mümkün gözüktüğü bir dönemdi. 1934 tarihli bir makalesinde, bent kapaklarının açacak, tüm eski varoluÅŸ biçimlerini silip süpüreceÄŸi varsayılan bir kuvvet olan bir devrimden hoÅŸlandığını [belirtir]. Ancak, cinsel sorun devrimci olaylardan sonra da çözülmemiÅŸ bir halde varolacaktır . Bunun sebebi böylesi karmaşık bir sorunun kademeli bir çözümü, ve toplumun örgütlenme ÅŸeklindeki maddi deÄŸiÅŸikliklerin yanısıra zihniyetlerde de deÄŸiÅŸim gerektirmesidir:
“Son birkaç günün getirdiÄŸi savaÅŸla ilgili söylentiler hala havada asılı duruyor. Bu günlerin rahatsız edici katılığı, bizler onların hüzünlü kapanış sahnesi sığınağını daha sakince deÄŸerlendirebildiÄŸimiz için, hepimize gayet bariz geliyor. Nazik monoton zamanın birbirinin aynısı ÅŸekilde görünüp ilerlemesiyle karşılaÅŸtırıldığında, bunlar ıstırap püstürten, ancak yine de dersler yayan, kargacık burgacık profilleriyle gözüküyorlar bize. Ancak İspanya’nın ruhani yaÅŸamı o kadar aÅŸağı ve yapmacıktır ki, bu trajik günleri –bazılarının İdeal uÄŸruna ölüme meydan okuduÄŸu günleri– çok geçmeden anılarımıza gömeceÄŸiz. Yine de, Tarih, kendi kaçınılmaz yargısıyla onları mühürlemeden önce, bu günleri tutkudan arınmış bir ÅŸekilde yargılayabilmek için daha fazla zamana ihtiyacımız vardır. Ancak, gelin kapılarımızı ruhani merakımıza açalım ve bu yakıcı saatlerden cinsel ahlaka uygulanabilecek bazı dersler çıkarmaya çalışalım.
Bir devrim olayların gidişatını değiştirebilir mi? Denizde yüzen bir geminin rotasının dümen yekesine yapılan tek bir dokunuşla değişmesi gibi, cinsel ahlak söz konusu olduğunda, bunun rotasını da devrimci bir süreçle değiştirmek mümkün müdür?
Benim ve başkalarının ilgili çoşkusunu arttırmak, ve kendilerini bu konuya halen vermemiş olanların ruhlarında bir ateş yakmak amacıyla bu soruna makalelerimde ve konferanslarımda değindim.
Bizler hala eski cinsel ahlağın yönetimi altındayız. Haykırışlarımız karşısında İspanyol halkının bir kesimi uyanıyor, ancak hala kendilerini ileri düşünürler olarak gören, gölgesini İnsanlık’ın üzerine düşürmesinden beridir Kilise’nin cinsel önyargılar ağının kurbanı olan büyük bir erkek grubu var. (…)
Cinsel sorun bir devrimle halledilemez, en azından çabuk, teatral, gösteriÅŸli bir devrimle. Cinsel devrim hemen ÅŸimdi baÅŸlatılmalıdır, kendisini sistematik ve kesintiye uÄŸramaksızın yavaÅŸ yavaÅŸ geliÅŸtirmelidir (…) CinselliÄŸe, zafer barikatlarında hazırlanmış, aceleyle yazılmış bir kanunla hakim olunamaz, o bununla yönlendirilemez; evrimci bir süreçle öncelenmesi gerekir onun (…)
Cinsel devrim, kolektif cinselliÄŸin nihai kurtuluÅŸu, kitap, makale, konferans ve kiÅŸisel örnek olmayla kurtuluÅŸun anahtarı olan cinsel kültürü yaratacak ve yavaÅŸ yavaÅŸ ilerletecek olan dirençli savaşçı piyadelerinin, alçakgönüllükle sessizce [yerine getirecekleri] görevleri olmalıdır. (…)
Bizler yeni kuÅŸakların yumuÅŸak hamurunu elimizde tutuyoruz; bununla yeni insan figürlerine ÅŸekil vermemiz, özgürlük ve onun getireceÄŸi sorumluluk anlayışını bu hamura aktarmamız gerekiyor. Ancak bu ÅŸekilde aÅŸkı günümüzde kuÅŸatan pisliÄŸin içinden çekip çıkarabiliriz; ki böylece aÅŸk, özgürlüğün parlak ışığına doÄŸru zarif uçuÅŸunda kendisini yüceltebilsin.“
CinselliÄŸin bir kimseyi tehlikeden kurtaracak, boyun eÄŸmez bir biyolojik kuvvet olduÄŸu fikri 1930′larda anarko-sendikalistler arasında giderek yaygınlaşıyordu. Özellikle, mevcut kültürün zincirlerini kırıp atmak, ve cinsel temas arzusuna “teslim olmak” bilhassa kadınlarla ilgiliydi –basitçe çünkü dönemin baskıcı Kilise güdümlü normlarının asli kurbanları onlardı. Marti Ibáñez’in bir baÅŸka edebi hizmeti, cinsel konularda tavsiye isteyen “Estudios”daki mektuplara cevap yazmaktı. Åžubat 1935′de “Iris”e yazdığı cevap, onun evlenmeden cinsel dürtülerini tatmin etme ikileminden kaynaklanan kaygısına deÄŸinmektedir. [Iris] “mevcut toplumsal önyargılardan dehÅŸete düşmüş“tür, gençliÄŸi geçip gitmektedir, ve izleyeceÄŸi hareket tarzına iliÅŸkin kararı gereklilikten de öte bir ÅŸeydir. Verilen uzunca tavsiye ÅŸunları da içeriyordu:
“BoÄŸucu ve baskıcı olan, bastırma ve monotonluk ile örülü zorlanmış bekaret çözüm deÄŸildir; bu, karanlık korkuları dışarı sızdıran yaÅŸamın derin hüznüyle bedeli ödenen, DoÄŸa’ya ihanet demektir. Artık bu yalanı daha fazla yaÅŸamayın dostum. Sizi geçmiÅŸ cinsel bastırılmışlığınıza baÄŸlayan ipleri kararlılıkla koparın ve samimiyet denizine doÄŸru yelken açın.“
Burada ifade edilen “seks-taraftarı” konuma karşın, anarko-sendikalistler arasında cinselliÄŸin toplumsal cinsiyete baÄŸlı felsefesinin desteklenmesi oldukça yaygındı. Aslında, CNT’deki gerek kadın gerekse erkek aktivistler genellikle bunu desteklemekteydi, ve ancak çok az liberter anneliÄŸin “doÄŸal” statüsünü ve katı toplumsal cinsiyet rollerini sorguluyordu. Aynı ÅŸekilde, pek azı erkeklerle kadınlar arasındaki cinsel iliÅŸkinin aynı cinsten olanlar arasındakine üstünlüğünü sorguluyordu. Aslında, doÄŸaya ve “doÄŸal” ilkelerin cinselliÄŸe uygulanmasına iliÅŸkin genel anlayış iki ucu keskin bir kılıç gibiydi. Bir yandan, cinselliÄŸi en gerici ve en baskıcı rejimler tarafından bile engellenemeyecek bir kuvvet olarak sunarak örgütlenmek ve deÄŸiÅŸime yönelik bir baskı oluÅŸturmak için uygun bir kavramdı. Öte yandan ise, bu, cinselliÄŸin ne olması gerektiÄŸine iliÅŸkin katı bir yorum tavsiye ediyordu.
Mastürbasyon ve homoseksüellik genellikle hala “out” idi; “toplumsal cinsiyete iliÅŸkin” cinsiyet rolleri ve heteroseksüel yeniden üretim “in” idi. Erkekler arasında, cinsel yöntemler; ve partnerine saygı gösterirken, seks ile aÅŸkı birbirinden ayırmak için kalıcı bir iliÅŸki aramayanların cesaretlendirilmesi konularında yoÄŸun bir tartışma vardı. İstenen baÅŸka bir tavsiyeye Marti Ibáñez şöyle yanıt veriyordu:
“YaÅŸam bahçesinde, samimi bir erkeÄŸin ÅŸehvetli arzularını anlayabilen yeni genç kadınlar büyüyor. Ancak cesur olun proleter dostlarım, ve dudaklarınızda daima gerçek olsun. EÄŸer belli birini eÅŸ olarak aramıyor, ÅŸehvetli bir arakadaÅŸlık amaçlıyorsanız, bu arzuları gizlemeyin. GerektiÄŸinde aÅŸkı cinsel deneyimden nasıl ayıracağınızı, ve kendinizle birlikte hiç kimseyi birbirine baÄŸlı kılmadan nasıl iliÅŸki kuracağınız öğrenin. Ve her ÅŸeyden öte, sizin kendinizin kabul etmeyeceÄŸi herhangi bir cinsel sınırlamayı kadınların kabul etmesini talep etmeyin; verebileceÄŸinizden daha fazlasını istemeyin. Karşılıklı saygı, tolerans, anlayış sadık bir aÅŸk yoldaÅŸlığının ayrılmaz nitelikleridirler. Ve kalıcı bir birliktelik anı geldiÄŸinde, eÅŸinize kendinizinki gibi cinsel bir özgürlük tanıyabilin. Bozulmamış bir ahlaki saflıktan, ışıltısında karı kocalık zevkinin mutlu pınarının akacağı o yüce kadınsı mücevherden daha fazlasını talep etmeyin.“
MUJERES LİBRES
Cinsel eşitlik, özgür aşk ve katı tekeşliliğe karşı muhalafet çevresinde kampanya yapmak, liberterlerin 19uncu Yüzyılın sonlarında kadın meselelerine karşı gösterdikleri daha kararsız ilginin doğal bir sonucuydu. Ancak, anarko-sendikalist hareketin kalbindeki bir sonraki önemli örgütsel gelişim, bu kampanyayı önemli bir şekilde bir adım daha ileriye götürecekti.
1936′nın ortalarında, CNT’nin kadın üyelerinden bir kısmı ve daha geniÅŸ anarko-sendikalist çevrelerden bazı kadınlar, kadınların gerek liberter örgütler içerisinde gerekse daha geniÅŸ toplum içerisinde yaÅŸadıkları sorunlarla ilgilenecek bir kadın örgütlenmesi yaratmaya karar verdiler. Kadınların “hem kalplerde hem de fabrikalarda sömürülmesi“yle ilgilenen Mujeres Libres (Özgür Kadınlar) kuruldu, ve üye sayısı hızla büyüdü. O dönem yaÅŸayan bir kadına göre, Mujeres Libres kadınları, “kadınlar olarak ve üreticiler olarak göz ardı edilerek üç katı köleleÅŸtirilmekten” kurtarmak için kurulmuÅŸtu.
Birkaç ay içerisinde, Mujeres Libres 20.000′e yakın kadın üyesini harekete geçirebilmiÅŸ; bir yoldaÅŸlık ve topluluk duygusunu inÅŸa ederken, kadınları bireyler olarak güçlendirmeyi amaçlayan yaygın bir faaliyet ağını da geliÅŸtirebilmiÅŸti. Bu ikincisi [güçlendirmeye yönelik faaliyetler] tanıdık gelebilir; bu, o zamandan beridir anaakım feminist hareketin özelliÄŸi olagelmiÅŸtir. Ancak, önceki [bir yoldaÅŸlık ve topluluk duygusunun geliÅŸtirilmesi], “Mujeres Libres” türü feminizmin ayırt edici unsuruydu ve hala da öyledir; ve bu doÄŸrudan doÄŸruya Mujeres Libres’in içerisinde kök saldığı hareketin anarko-sendikalist ilkelerinin uygulanmasından ortaya çıkmıştı.
Kadınların İspanyol toplumundaki gerçek bastırılmasına, ve CNT’nin daha az aydınlanmış kesimlerinde kadınların karşılaÅŸtıkları sorunlara tepki olarak, kadınları 1930′ların ortasının İspanya’sındaki ayaklar altına alınmış statüsünden kurtarmak için bir eÄŸitim ve “kendini etkinleÅŸtirme” [enabling] programı baÅŸlatılmıştı.
Toplumsal cinsiyet rollerinden ve belirlenmiÅŸ davranış biçimlerinden hala tamamen kopamamış pek çok anarko-sendikalist, örgütlerinde ve ev yaÅŸantılarında eÅŸitsizlik kalıplarını yeniden üretiyorlardı. Mujeres Libres buna karşı çıktı. Mujeres Libres’in bir üyesi, bazı genç (erkek) üyelerin kültürel yetiÅŸtirilme normlarına hala sıkı açıkça sıkıya baÄŸlı olduÄŸu liberter örgütlenme Juventudes Libertarias (Liberter Gençlik) içerisindeki durumdan şöyle söz ediyordu:
“Mujeres Libres düşüncesine katılmıyordum. Mücadelenin hem erkekleri hem de kadınları etkilediÄŸini düşünüyordum. Birlikte daha iyi bir toplum için savaşıyoruz. Neden ayrı bir örgütlenme olsun ki? Bir gün, Juventudes’den bir grupla beraberken, Mujeres Libres’in Juventudes merkezinde –ki orada bir ofisleri de vardı– düzenlediÄŸi bir toplantıya gittik. OÄŸlanlar konuÅŸmacılarla dalga geçmeye baÅŸladılar, bu beni başından itibaren sinirlendirdi. Kadının konuÅŸması bittiÄŸinde, oÄŸlanlar sorular sormaya baÅŸladılar, ve zaten hiçbir ÅŸey yapmayacakları için kadınların ayrı örgütlenmesinin anlamsız olduÄŸunu söylediler. Tartışma çoÅŸkuluydu. Yorumlarının tonu beni tiksindirmiÅŸti, ve Mujeres Libres’i savunmaya baÅŸladım. … En sonunda, beni Federacion Local de Mujeres Libres de Barcelona toplantısına mahallemizin temsilcisi olarak seçtiler.“
1936 DEVRİMİ
1936′da Devrim ve İç SavaÅŸ patlak verdiÄŸinde (bakınız Bölüm 17), yıllardır geliÅŸen karşı-kültür fikirlerini uygulamaya geçirme fırsatı doÄŸmuÅŸ oldu. Bu görev çoÅŸkuyla üstlenilirken, İç SavaÅŸ ve faÅŸistlere yönelik yoÄŸun uluslararası askeri/mali destek kültürel devrimin kısa ömürlü olacağını gösteriyordu. Aslında, 1937 ve sonrasında, savaÅŸ baskıları, yakın zamanda aydınlanmış bir toplumda yaÅŸamanın imkanlarından zevk almayı saÄŸlayan herhangi bir gerçek serbest zamanı ortadan kaldırmıştı.
Yine de, devrimin kısa dönemi süresince, bir yandan ekonomi örgütlenir, kırsal ve sınai üretim kolektifleÅŸtirilirken (bakınız Bölüm 18), aynı zamanda karşı-kültürü uygulamaya geçirmek amacıyla ÅŸaşırtıcı adımlar atıldı. ÖrneÄŸin, Katalonya’da, Temmuz devriminin ilk aylarında, Kilise evlilikleri kaldırıldı ve katılmak isteyenler için “özgür birlik” mümkün hale getirildi. İnsanlar zaman zaman kısa merasimlerle CNT bürolarında evlenirlerken, çiftler birliklerinin Kilise’nin onayladığı veya devletin evlilik merasimlerinden tamamen farklı olduÄŸuna inanıyorlardı.
Yine Katalonya’da, İspanya tarihinde yasal kürtaja izin veren ilk kanun 25 Aralık 1936′da kabul edildi, ve 1 Mart 1937′de hastane ve kliniklerin kurulma normları belirlendi. CNT denetimindeki Katalan SaÄŸlık Departmanı’nın (SIAS), bunun saÄŸlanması konusundaki gayreti dikkate deÄŸerdi. Ancak, CNT’nin devrimci olmayan unsurlarca dışlanmasıyla, CNT’nin SIAS’yle iliÅŸkisinin Haziran 1937′de zayıflatılması bu etkinin muhtamelen minimal bir düzeyde olduÄŸu anlamına geliyordu. İsteÄŸe baÄŸlı olarak kürtajın yanısıra, anarko-sendikalistler, fahiÅŸeliÄŸi ortadan kaldırmak için rehabilitasyon merkezleri, gençler için seks-danışmanlıkları ve Cinsel Bilim Enstitüsü kurmayı planlamışlardı. Ne yazık ki, bunların hiç birisi gerçekleÅŸmedi.
SONUÇ
İspanyol anarko-sendikalistleri, sayısız grev ve toprak iÅŸgalinde “ekonomik” bir düzeyde savaşım (bakınız Bölüm 18) vermelerinin yanı sıra, kültür ve cinselliÄŸin gerek liberal gerekse Kilise-hakimiyeti altındaki versiyonlarının yerini olacak bir karşı-kültür yaratmaya teÅŸebbüs ettiler. Seks eÄŸitimi ile yetinmeyen anarko-sendikalistler, toplumsal ve cinsel iliÅŸkilere farklı bir düşünüş ve davranış tarzı getirmeye çalıştılar. Bu, iÅŸlediÄŸi kısa zaman zarfında cinsiyetçilik ve cinselliÄŸe yönelik bastırıcı davranışları kesinlikle ortadan kaldıramazken, nereden gelirse gelsin baskıcı ve hiyerarÅŸik iliÅŸkilere karşı muhalefet bayrağını yükselten kadın ve erkeklerin, işçi sınıfı toplulukları içerisinde deÄŸiÅŸim yapmaya yönelik çok ciddi giriÅŸimlere iÅŸaret etmektedir.
Aynen CNT ve diÄŸer baÅŸarılı liberter örgütlenmeler gibi, Mujeres Libres’in de belli baÅŸlı baÅŸarıları basit bir olgudan kaynaklanmaktadır; bu örgütler, üyelerinin (ve daha geniÅŸ bir toplumda kadınların) içinde yaÅŸadıkları gerçeklikle doÄŸrudan doÄŸruya baÄŸlantılıydılar.
Aynı sanayide veya FAI’yle (İberya AnarÅŸist Federasyonu) baÄŸlantılı ilgi grupları içerisindeki –ister kadın, ister gençler olsunlar– benzer görüşe sahip olan ve benzeri koÅŸullarda yaÅŸayan insanlar arasında kurulan aÄŸlar sayesinde, anarko-sendikalistler ve diÄŸerleri, çeÅŸitli biçimlerdeki tahakküme karşı topluluk direncini ortaya çıkardılar ve güçlendirdiler. DiÄŸer anarko-sendikalist örgütlerde olduÄŸu gibi, devrim fikri toplumu, cinsel olsun, toplumsal cinsiyet temelli olsun, kültürel veya ekonomik olsun, tüm baskılardan kurtarmak anlamına geliyordu.
ANA NOKTALAR
* Katolik Kilisesi’nın, eÄŸitim ve toplumsal ahlak dahil olmak üzere, 1930′ların İspanyol yaÅŸamının tüm yönleri üzerinde müthiÅŸ bir gücü vardı.
* Kadınların kurtuluşu ve özgürleşmesi fikri anarko-sendikalist hareket içerisinde büyüdü.
* Büyüyen anarşist kültürün anahtar kavramı, insanların diğer insanlarla birlikte yaşama ve onlarla ilişki kurma şekliydi.
* Anarko-sendikalistler, evlilik, seks ve cinsellik dahil olmak üzere, burjuvazinin ahlak kurallarını sorguladılar.
* Mujeres Libres, daha az aydınlanmış olan erkek işçilerin toplum cinsiyet rollerine ilişkin bakış açısına karşı çıkmak amacıyla gelişti.
SORULAR VE ÖNERİLEN CEVAPLAR:
1. Liberal ve muhafazakar feministlerle karşılaştırıldığında, anarko-sendikalistlerin kadınların kurtuluşu fikrine yaklaşımlarındaki farklar neydi?
–> Orta sınıftan feministler, siyasi eÅŸÅŸitlik ve oy kullanma hakkı taleplerinin, kendilerinin daha az kadınsı, daha az saygılı ve daha az yumuÅŸak olacakları anlamına gelmediÄŸi konusunda erkeklere güvence vermekte dikkatliydi. AnarÅŸistler oy kullanmayı suni bir çözüm olarak görüyor ve kadınlarla erkekler arasındaki eÅŸitsizliÄŸi üreten toplumsal iliÅŸkilerin kökenlerini deÄŸerlendirmeye çalışıyorlardı.
2. Bu yaklaşım Marksistlerin yaklaşımından nasıl farklıydı?
–> Marksistler ekonomik kurtuluÅŸun kadıınların özgürleÅŸmesine yol açacağına inanıyordu. Anarko-sendikalistler bunun yeterli olmadığını, tavırlarda bir deÄŸiÅŸikliÄŸin ve kadınların kuvvetlenmesinin gerektiÄŸini öne sürüyordu.
3. “Novela Ideal” neydi?
–> Novela Ideal, anarÅŸist yaÅŸam ÅŸeklinii anlatan kısa roman dizileriydi. Genellikle aÅŸk ve cinsellik üzerine odaklanan din karşıtı kısa hikayelerdi.
4. “Özgür aÅŸk” fikri neydi?
–> Anarko-sendikalistler, evlilik sözleeÅŸmesinin karşısında özgür aÅŸkı savundular. AÅŸkın ya özgürce verilmesi gerektiÄŸine ya da hiç olmaması gerektiÄŸine inanıyorlardı. Evlilik, eÅŸitsizlik ve güç iliÅŸkilerine dayanan bir toplumu destekleyen otoriter bir kurumdu.
5. Mujeres Libres neden kuruldu?
–> Anarko-sendikalistlerin tüm uÄŸraÅŸlarrına raÄŸmen, hala toplumun katı toplumsal cinsiyet rollerinden kopamayan çok sayıda erkek vardı. AnarÅŸist kadınlar bu basmakalıplara karşı çıkmayı düşündüler ve böylece Mujeres Libres’i kurdular.
Kısaltmalar:
CNT: Confederacion Nacional del Trabajo (Ulusal Emek Konfederasyonu), anarko-sendikalist sendika.
FRE: Federacion Regional Espanola (İspanyol Bölgesel Federasyonu), Birinci Enternasyonal’in İspanya bölgesi.
FTRE: Federacion del Trabajoderes Regional Espanola (İspanyol Bölgesi İşçileri Federasyonu).
TAVSİYE EDİLEN OKUMALAR
Free Women of Spain [İspanya'nın Özgür Kadınları]. Martha Ackelsberg. Bloomington, 1991.
İşçiler ve CNT ile birlikte toplumsal devrim için mücadele eden, 1930′ların işçi sınıfı kadınları örgütlenmelerinin eÅŸsiz bir muhasebesi. Bu anarko-sendikalist deney içerisinde yer alan devrimci kadınların geliÅŸtirdiÄŸi, savaÅŸ sonrası “feminizm”inin çok çok ötesine geçen fikir ve uygulamaya yönelik projelerin ayrıntılı açıklanması.
Mujeres Libres: Organising Women During the Spanish Revolution [Mujeres Libres: İspanyol Devrimi Sırasında Kadınların Örgütlenmesi]. DAM. 1987. 60 s.
Artık ne yazık ki baskısı bulunmayan Martha Ackelsberg makalesinin bu yeniden baskısı, devrim sırasında anarko-sendikalist kadın örgütlenmesi çalışmasına mükemmel bir giriş sunuyor.
Women in the Spanish Revolution [İspanyol Devriminde Kadınlar]. Liz Willis. Solidarity, broşür.
Önemli, akademik olmayan, bilgilendirici ve makul fiyatlı. Tarihte sürekli olarak az temsil edilen bir konuya (Devrim’de kadınlar) yapılan oldukça nadir bir katkı.
Women [Kadınlar]. Mary Low. (Red Spanish Notebook [Kızıl İspanya Defteri] içerisinde, M. Low & J. Brea, City Lights Books).
Baskısı tükenen ve bulunması oldukça zor bir kitap. Konu bu sefer POUM’un perspektifi. Mujeres Libres vb. ÅŸeylerden bahsediyor.
Anarchism, Ideology and Same-sex Desire [Anarşizm, İdeoloji ve Aynı-cins Arzusu). R. Cleminson. KSL.
Aynı zamanda İspanya Devrimi tarihçisi olan bir Solidarity Federation üyesinden, aynı cins arzusuna ilişkin anarko-sendikalist görüşler.
Çeviri: AnarÅŸist Bakış Kaynak: “Unit 16 – Spain: Culture, Education, Women and Sexuality“, A History of Anarcho-Syndicalism, Self-Education serisi, 2001 (2. baskı)
Cevap Yaz