Bugün Anarşizm
filed in AnarÅŸizm on Eki.29, 2009
Saint Etienne Üniversitesi sosyoloji profesörü ve Proudhon’dan Deleuze’e Felsefi AnarÅŸizm Sözlüğü’nün (Cep Kitapçığı, 2001) ve “AnarÅŸist Felsefenin Üç Denemesi: İslam, Tarih, Monadoliji”nin (Leo Sheer, 2004) yazarı Daniel Colson’la görüştük. Daniel Colson Lyonlu özgür kütüphane “Le Gryffe”in oluÅŸturucularından biri.*
Bugün dünyadaki anarşist alanların bir listesini çıkarabilir misin? Anarşist geleneğin kolektifler ya da entellektüel üretim bakış açısınca canlı olduğu ülke ya da bölgeler neler?
BildiÄŸim kadarıyla, anarÅŸizm çok sayıda ülkede canlı. Bir anarÅŸist geleneÄŸin olmadığı ya da çok az olduÄŸu ülkelerde dahi anarÅŸizmle karşılaşıyoruz, Türkiye’de, Mısır’da ya da mesela İran’da olduÄŸu gibi, aynı zamanda bu geleneÄŸin uzun on yıllar boyunca diktatörlükle kırıldığı ülkelerde de, güçlü bir diriliÅŸe ÅŸahit olmak üzere olan Latin Amerika gibi. Ve elbette daha tutarlı bir ÅŸekilde geleneÄŸin sürmüş olduÄŸu yerlerde ya da majör olayların arasından birden bire yeniden ortaya çıktığı yerlerde karşılaşıyoruz. Bu durum daha çok Avrupalı ülkelerde geçerli. Biraz abartarak, diyebiliriz ki çaÄŸdaÅŸ anarÅŸizmin en canlı olduÄŸu yerlerin güçlü bir anarÅŸist geleneÄŸin var olduÄŸu ülkeler oldukları ÅŸaÅŸmaz bir durum deÄŸil. Gelenek kimi zaman ağırlıktır. Bu bakış açısınca, Kuzey Amerika anarÅŸizmi, çerçevelere ve geçmiÅŸin temsillerine daha az baÄŸlı olarak kuÅŸkusuz en azından bir düşünceler alanı üstünde, dünyada anarÅŸist dirilmenin en canlı kesimlerinden birini oluÅŸturuyor, özellikle internet ve olası kıldığı karşılaÅŸmalar sayesinde.
Bugün olduÄŸu kadar tarihsel olarak da, anarÅŸizmin farklı akımları nelerdir? Mesela sendikalist anarÅŸizmle daha çok “otonomi”ye kayan bir anarÅŸizm arasında bir fark gözetmek doÄŸru mu? Bu akımları hangi teorik ve pratik temeller ayrıştırıyor?
Otonomi, yani canlıların mutlak fark ve bağımsızlığı, anarÅŸist projenin gönlünde yer alır, her ne formda olursa olsun. Otonom hareket ve sendikalist anarÅŸizm arasındaki ayrışma ve kimi zaman karşıtlık üç temel nedenle açıklanır: tarihi karşılaÅŸtırmada, neredeyse bir asırdır devam eden anarÅŸist ve devrimci işçi hareketleri arasında genel olarak büyük çapta sendikal bir karakter vardır. Ama sadece bu deÄŸil, sendikacılık her hal ve durumda, bu ortak tecrübenin sonraki zamansız ve harici basit modelinin belirgin deÄŸiÅŸimi ile günümüzdeki anlamında kelime olarak çok da aynı ÅŸeyi ifade etmemektedir. Tarihsel pratiklerde, reformist işçi hareketlerinden ve marksist hegemonyaya (Rus devrimi sonrasında) kadar var olan güçlü düşünce ayrılığının sonu, açıkça özgürlükçü olan akımların geliÅŸimine vardı. Ama marksist düşünce içinde, (Maximilien Rubel’in ileri sürdüğü gibi) kimi noktalardan anarÅŸist olan bir Marx’ın içinde düşünmeye çabalayarak ve sosyalist, sosyal demokrat, reformist ya da bürokratik bir sendikalizm karşıtı ve anarko sendikalizm ya da devrimci sendikalizmle baÅŸka bir ortak noktası olmayan bir sendikalizm ilanıdır bu. Güncel baÄŸlamda, “otonomi” ve “sendikalizm” arasındaki ayrılık, durumları ve baÄŸlamları izleyerek, özgürlükçü projenin yalıtılmasını ve daha çok ya da daha az tarihsel, birbirini içeren ve diÄŸer var olan ya da var olabilecek biçimlerin çokluÄŸunu örten iki var oluÅŸ biçiminin karşı karşıya getirilmesini yasaklayan esnekliÄŸini örtmemeli, Pouget’nin1 işçilerin doÄŸrudan eylemi baÄŸlamında bahsettiÄŸi gibi. Bu düşünme ve algılayış biçiminde aralık vermeksizin erk ve özgürlük, anarÅŸizm arasındaki deÄŸiÅŸkenler, özgürleÅŸtirici projedeki gibi verili bir form ya da durum meydana getirmezler. Dün olduÄŸu gibi bugün de gezegen ölçüsünde, hayatımızın en küçük gerçeÄŸinde mevcut artıksız ve istisnasız, en küçükten en engin kolektif hareketlere ayırt edilemez olan etkileÅŸim.
Anarşizmin temel düşünceleri nelerdir ve diğer özgürleştirme düşüncelerinden, özellikle marksizmden farkını ne koyar? Öte yandan, anarşizmi kuran tarihsel olayları ve bu olayların akımın gelişimindeki önemini belirtebilir misin?
Eylem (ya da “pratik”) düşüncesi, doÄŸrudan eylem, yakınlık grupları, otonomi, dernekler, federalizm, bunlar en bilinenleri. Ama özgürlükçü düşüncenin merkezi (eÄŸer bundan bahsedebilirsek), şüphesiz Deleuze ve Guattari’nin tanımladığı anarÅŸi düşüncesidir; “AnarÅŸi, bu garip birlik(telik) kendi kendine hep çokluk der.” AnarÅŸi, kimi zaman son derece güçlü bir felsefi düşünce ve kendisinden azı olmayan eylem düşüncesi, çokluÄŸun, otonominin ve varlığın ve kabiliyetinin mutlak tekilliÄŸinin onaylanmasıdır – otonomiden ve tekillikten itibaren- birleÅŸmek ve her zaman daha engin varlıklar kurmak; bir “otonomi demeti” diyordu Proudhon, “özgür güçlerin özgür birliÄŸi“nden bahsediyordu Bakunin. Marksizm üzerine olan soruna denebilir ki anarÅŸizmin onla görülecek hiç bir ÅŸeyi yoktur. İşçi hareketlerinin kıyısında kesiÅŸirler ama her ÅŸey onları ayırıyor: determinizme bakışları, tarihin anlamı, teorinin rolü, etiÄŸin önemi, (anarÅŸizm için) en az detay, en az olayın kendi özgül kararının taşıyıcısı olduÄŸu bir gerçeklikten oluÅŸan karakteri ve durumları takip ederek, var olan bütünü dönüştürmek. Marksizm anarÅŸizmle kesiÅŸti, mesela Paris Komünü anında veya Rus devriminin baÅŸlangıcında, ona kendi bakış açısınca geçici olarak katılarak ya da daha çoÄŸunlukla tam tamına Rusya’da, İspanya’da ve (daha az baskı aracıyla) devrimci işçi hareketlerinin var olduÄŸu ülkelerin çoÄŸunda onu çözmek için. AnarÅŸizm ve marksizm karşılaÅŸtılar ama sonuç olarak oldukça az, marksizm proleteryanın daha az devrimci kesimlerine (sosyal demokrasi) uzun zaman kapanarak, Rus devrimi aldatmacasının gölgesinde, İkinci Dünya Savaşı’nın ertesinde, ihtilalci bakış açısını çoktan kaybetmiÅŸ hareketi gerçekleÅŸtiren araçların etkisiz hale getirilmesinden itibaren devrimci işçi hareketlerinin kalıntılarının üstünde, yeniden doÄŸmadan önce çok kısa bir zaman serpildiler.
SöyleyeceÄŸim ÅŸey senin ikinci sorunu cevaplandırıyor. AnarÅŸizmin büyük anlarını genelde Birinci Enternasyonal’in kıyısındaki anlaÅŸmazlıklarda hatırlıyoruz; Makhnovist hareket ya da İspanyol Devrimi. Bu, solcu militan, entelektüel ve tarihçilerin uzun zaman tarih ve geçmiÅŸi algılayışları optik bir yanılsamayla marksizmin önemiyle açıklandı. Biraz uzaktan baktığımızda daha iyi algılıyoruz ki marksizmin ve tarihsel determinizm karşısında, anarÅŸizm birkaç nadir, garip ve kimi açılardan raslantısal anla özdeÅŸleÅŸemez. İşçi anarÅŸizmi reformizm ve işçi sınıfına entegre olma arzusu bakımından tarihsel olarak bir istisnadır, özellikle bu hareketlerin en çok sayıda ve en modern olduÄŸu İngiltere, Almanya ya da ABD’de. Ama tam tamına görmek gerekir ki bu özgürlükçü istisna, kapitalizmi doÄŸuÅŸunda -neredeyse bir yüzyıl boyunca- sürekli ya da konjöktürel olarak tehdit etmiÅŸ olan devrimci işçi hareketleriyle özdeÅŸleÅŸiyor.
Marksizm ve komünizmin büyük aldatmacası, bir yandan devrimci işçi hareketlerini temsil edenin onlar olduğuna inandırmaktır. Öte yandan işçi reformizmi ve konformizminin dahi devrimci olduğudur ki bu, doğası gereği, bazı çeşitlerinde ve azı için marksist partilerin kılavuzluğunda eksiksiz bir itaati yetkilendirir. Biraz uzaktan bakarak diyebiliriz ki (ama benim bunu göstermeye zamanım yok) bir yüzyıldan fazla süre, işçi ve popüler hareketlerle üretilen özgürleştirici umut, marksist şemalar ve temsillerle hiç bir işi olmayan anarşist projenin özgünlüğünün nöbet değiştirmesi özgürlükçü bir yana doğrudur.
Alternatif küreselleÅŸme hareketi anarÅŸizmin bazı yönlerini kendi içine aldı. Senin “Sözlük”te gösterdiÄŸin gibi, “yakınlık grupları” ya da “doÄŸrudan eylem” anarÅŸist geleneÄŸin merkezindedir. Aynı zamanda, anarÅŸistler, mesela kendi aralarında Küresel Sosyal Forumlarda yer almayı reddederek, alternatif küreselleÅŸmenin bakışının sıklıkla tehlikelerini gösteriyorlar. Bu konuda hissettiklerin neler?
Bir özgürleÅŸtirici hareket dirilir dirilmez, kendilerine anarÅŸist desinler demesinler ya da özgürlükçü deneyimleri tanısınlar ya da tanımasınlar, kendiliÄŸinden bir ÅŸekilde özgürlükçü bir var oluÅŸu ve bunun formları bulunuyor. Üç gariplikle beraber bu, alternatif küreselleÅŸme hareketleri için de geçerli: kendileri için düşündükleri özgürlükçü olma biçimleri ve pratikleri, sadece araçlar olarak deÄŸil, ama ifade biçimleri gibi, ÅŸimdiden itibaren mevcut düzene alternatif olmak. Öyle ki bu alternatif küreselleÅŸme hareketleri (baÅŸka ÅŸeyler arasında) potansiyel olarak taşıyıcılar, bu hareketlerin “sonu”nun ve amaçlarının araçlarda içerilmiÅŸ olduÄŸu bir ifadede görülüyor, gerisinde deÄŸil. AnarÅŸizmi anlamak için temel bir ifadede son ve araçlar neredeyse aynıdır; kısacası kimi zaman teorik ve pratik olan bu düşüncenin baÄŸlarını keÅŸfetmeye baÅŸlıyor. Ama geniÅŸ teorik miras ve geçmiÅŸ özgürlükçü deneyimler, özellikle işçi formunda ve alternatif küreselleÅŸme hareketlerinden çok farklı bir formda. Ama kesinlikle bu fark, özgünlüğü ve özgürlükçü mantığın komün karakterini yakalamasına olanak tanıyor, durumlar, baÄŸlamlar ve harekete geçen güçler ne olursa olsun, alternatif küreselleÅŸme hareketindeki özgürlükçü düşünce ve pratikler yeni teknik ve durumlara baÄŸlılar, “iletiÅŸim” yok, araçlar yok, ama anında, baÅŸtan baÅŸa tüm gezegen ölçüsünde iliÅŸkilenme olasılıkları (yani var oluÅŸ tarzları), olabildiÄŸince çok yakınlık grubu çokluÄŸunun seçimi ve bileÅŸimi arasında yer alıyor. ÇaÄŸdaÅŸ anarÅŸizmin, çağının koÅŸullarında Birinci Enternasyonal’in zorlukla denediÄŸini yapmaya olanağı var. Bu noktada, alternatif küreselleÅŸme hareketi, forumlar ve bu hareketin tepesindeki baÅŸka geleneksel yapılaÅŸtırma tecrübelerinin arasında temsil ve birçok muazzam enternasyonal araç modelleri üstüne olan özgürlükçü eleÅŸtirileri anlıyoruz. Özgürlükçü pratikler her zaman yatay bir iÅŸlemeyi amaçlıyorlar, bir “içkinlik planı”nın oluÅŸturulması diyecektir Deleuze, yani aralık vermeksizin hareketi ve kolektif eylemleri bu yatay plan üzerine indirmeyi arzularlar. Pozitif anarÅŸi, tarihçi François Godicheau’nun İspanyol Sivil Savaşı üzerine olan kitabında, CNT ve onun kolektif iÅŸlemesi konusunda, 1937′e kadar, CNT’nin anarÅŸist olmayı bırakıp, cumhuriyetçi devletin dikey, temsilci ve baskıcı yapıları ÅŸeklinde bir aygıt olarak (”üst komite”ler) kaynaÅŸmasından önce betimleniyor. İspanyol CNT, geniÅŸ zenginlikte ve geniÅŸ bir direniÅŸ hareketi arasında, en kuvvetli olduÄŸu zaman her birinin kendi gücünü ve özelliklerini geliÅŸtirebildiÄŸi yakınlık grupları, otonomlar, akranlar çokluÄŸundan geçen bir “kitle” hareketiydi, sivil savaşın zor koÅŸullarında ve antifaÅŸizmin ve cumhuriyetçi devletin bastırmasının karşısında göstereceÄŸi gibi.
Marksist gelenekten duyduğumuzdan farklı bir anarşist devrim anlayışı var mı? Öyle görünüyor ki anarşistler, marksistlerin toplumsal ilişki anlayışındaki sınıf savaşının önemi konusunda uzlaşmıyorlar. Bu noktayı belirtebilir misin?
AnarÅŸist devrim, marksist anlayıştan, gerçekte tektanrıcılığın dinsel ve tanrıdan gelen ÅŸemasında karşılaÅŸtığımız determinist ve tarihsel vizyonundan radikal olarak farklılaşıyor. Marksist ÅŸemaya karşıt olarak, anarÅŸist devrim geleceÄŸe, bugün olmayan ve gelecekte olacak deÄŸiÅŸikliklere erkin fethinin teminatını veren, erke gelecekte ona bir gerçeklik verecek gibi bel baÄŸlayan ütopik bir söz gibi baÄŸlanmıyor. Özgürlükçü devrimin radikalliÄŸi, her zaman geçmiÅŸin ve geleceÄŸin ÅŸimdide (var olan tek an), ÅŸeylerin günlük durumlarında ve özgürleÅŸtirici olanaklarda karışmasından yığılan kuvveti ve eskiliÄŸini veriyor. Marksist devrim bir kalkış noktası, gelecek bir biçim deÄŸiÅŸtirmesi formuyla düşünülüyorsa, özgürlükçü devrim bir sonuç, daha önceden gerçekleÅŸmiÅŸ bir deÄŸiÅŸimin sonucu gibi düşünülür, bir “sonuç” [birçok nedenin birleÅŸmesiyle olan sonuç] diyordu Proudhon. Çünkü gerçekliÄŸi oluÅŸturan iliÅŸkilerin sonsuz çokluÄŸunu kucaklıyor, anarÅŸist devrimci düşünce her zaman derhal olan bir dönüşüme baÄŸlı, her durumun, her anın gelecek devrimci dönüşümlerin tümünün taşıyıcısıdır.
Her mücadele, her fay, her uyumsuzluk, her olabileceÄŸi kadar küçük yerin adımı, devrimci düşünceyi tekrarlıyor ve deneyimliyor. Bu devrimci düşünceyi, işçi anarÅŸistler nükteyle “Büyük Gece” olarak adlandırıyorlar çünkü mevcut kuvvetlerin bazen bir gece ve bir sabah , bir alacakaranlık ya da tan vakti, durmadan yeniden baÅŸlaması ya da anında dönüşüme uÄŸraması söz konusu ki bu durumda o noksanlıkta o anda ÅŸeylerin göbeÄŸinde olan baÅŸka bir dünyanın varlığının olasılığını tahmin edebiliyoruz.
Bu anlayışta, “sınıf mücadelesi” bir yön kurmuyor. Önemli ama sadece yaÅŸamın tüm görüntüsünü kateden ve özellikle “devrimciler”in dinlenebileceÄŸi, ve “Tarih”, “Proletarya”, “Sosyalizm”, tanrısal aÅŸkınlığın bu yeni figürleri adına sayısız alçaklıklarını ispat eden kaçınılmaz bir tarihsel zorunluluÄŸa boyun eÄŸmeyen özgürleÅŸme için bir mücadele yönü.
ÇaÄŸdaÅŸ bir filozofta anarÅŸizmin senin savunduÄŸun formu ağır basan bir yer tutuyor, yani Gilles Deleuze’de. Birkaç kelimeyle onun politik düşüncelerini dile getirebilir misin, ve nelerle anarÅŸizme baÄŸlı olduÄŸunu belirtebilir misin?
Birkaç kelimeyle ifade etmek zor. Deleuze anarÅŸizmden az bahseder fakat anarÅŸinin en iyi tanımını veren odur; “bu garip birlik(telik) kendi kendine hep çokluk der.“, önemsiz hiç bir ÅŸeyin olmadığı bir tanım, bu durumda tam olarak Deleuze’ün temel kavramlarından birini, “tekanlamlı varlık“ı, ama aynı zamanda Nietzsche’nin “güç istenci“ni vermesiyle aynıdır. Deleuze için, tek anlamlı varlık, güç istenci ve anarÅŸi homologtur, aynı gerçekliÄŸi söylemeyi amaçlarlar. Ve bu özgürlükçü proje için herÅŸeyi deÄŸiÅŸtirir. Daha az ya da daha çok çılgın bir siyaset felsefesi (her hal ve durumda bu ismi hakeder) sosyolojik ve felsefi güçlü akımın baÅŸlıca anlatımı Deleuze sayesinde, Spinoza’dan Whitehead’e, Leibniz’den, Nietzsche’den, Gabriel Tarde’dan, Gilbert Simondon’dan geçerek anarÅŸizmi doÄŸurur. Hatta daha iyisi, anarÅŸist hareket, kendi özgül deneyimleri ve yazarlarıyla (Proudhon, Bakunin, Dejacques, vd.) bu güçlü felsefi geleneÄŸe anlam verir, onu yaÅŸamımız için tüm sonuçlarını üretebilecek yeterliliÄŸe ulaÅŸtırır. Bu baÄŸlantı, ya da bu yankı, teorik anarÅŸizm, pratik anarÅŸizm ve “postmodern” düşünce olarak adlandırmanın uygun olduÄŸu düşünce arasında güncel olarak tarihsel anarÅŸizmin kıyısında canlı bir tartışma nesnesidir. Farklı özgürlükçü hareketlerin geleceÄŸi ve dünyanın olmak üzere olduÄŸu ÅŸey karşısında ne bekleyebileceÄŸimiz için önemli tartışmalar. Bana gelince, farklı özgürlükçü işçi hareketlerinin her zaman trajik deneyimlerindeki gibi, anarÅŸist metinlerde farklı araÅŸtırmalar arasında bu baÄŸlantının açıklığını göstermeye çalıştım. BaÅŸkaları da çalışmaya koyuldular mesela Fransa’da, Kuzey Amerika’da, Türkiye’de ya da Brezilya’da, ve umuyorum ki birçok yayın (bazıları devam ediyor) belirgin bir bakış açısını pekiÅŸtirir ve bu umudu tüm taşıyanlar, çok yakında, gerçek bir muhalif alternatif dünyayı inÅŸa eder ve neredeyse her yerde, bize dayatmaya çalışırlar.
Ne tanrı, ne devlet en çok bilinen anarşist söylemlerden birisidir. Bugün politik çevrelerde dinlerin geri dönüşüne tanıklık ediyoruz. Filozof Michel Onfay’ın da düşündüğü gibi senin için de ateist bir mücadeleciliğin harekete geçmesi önemli mi? Sence dinsel inancın ateizmini ayıran kırılma noktası siyasi yönden yerinde mi?
Ateizmi, tanrının reddelişini ve bunların üstünlüğünü yeniden kesinleştirmek gerek. Anarşizm için tanrı figürü ve özellikle de tek tanrıcıların tanrısı (papazları ve imamlarıyla) egemenliğin, sermayenin (ve Piyasanın tanrısallığı), devletin (kolluk kuvvetleri ve tanrının ikiz kardeşi), patriarkanın (bütün despot baba ve erkek kardeşleriyle birlikte), bilimin (insani beyin yıkayıcı uzmanlarıyla, tabi beyaz önlükleriyle), sosyalizmin ve komünizmin (partileri, siyasi merkezleri ve büyük dümencileriyle) bütün biçimlerinini ağır bir açmaz altında bırakır. Özgürlük tasarısının ortasındaki tanrı düşüncesiyle savaşmak, aynı zamanda onu açıklamaya ve doğrulamaya da karşıdır. Anarşizm için belirsiz ve ihtiyatlı agnostisizme sığınmak yeterli değildir. Büyük ve anlaşılmaz bir mutsuzlukla net olarak açıklamanın tersine (Bakunin ile), tanrı varolduğu sürece sıkıntıdan kurtarma görevini üstlenmek zorunda kalmıştır.
Ateist mücadele özgürlük düşüncesinin tam ortasındadır, evet ama bir şartla: modernite ve aydınlanmayla içiçe rasyonalizmiyle ateist mücadele indirgenemez:
Bilimde, gelişmede ve teknikteki inanç (aynı zamanda hepsi saçma ve yabancılaşmış) dini inançların yerini alıyor; laboratuvarlar, bilir kişiler ve uzmanlar tapınaklar ve papazlarla yer değiştiriyor ve bütün bunlar mantığa uygun olarak yapılıyor.
Tarihsel ve coğrafyasal olarak taşmakta olan ve anlam veren özgürlük düşüncesi, felsefi bir gelenekle kaydedildiği gibi aynı zamanda da bu tarihe şekil veren insanlık tarihinin ve farklı uygarlıkların bütününde de kaydedilmiştir. Özgürleştirme kavgası durmadı. Anarşizm Avrupa’nın çeşitli yerlerinde yüz elli yıl önce onu var etmek için ortaya çıktı. Yeniden başlamaktan ziyade anarşizmin ortaya çıkması milyonlarca yıllık insan varoluşuna tüm kıtalar ve bütün uygarlıklar hakkında yeni bir düşünüş kazandırdı. Anarşizmde her zaman yaşamımızın, tarihin kökleri ortaya çıkmalıdır. Çünkü anarşistlerin gözünde dinsel deneyimler insanlığın ve maddenin arasındadır, tanrı yoksa aşkınlık da yoktur. Walter Benjamin’in de gösterdiği gibi onlar: deneyimleri, görünümleri ve uygulamalarıyla özgürleştirici olarak bizim selametimiz, varolan özgürlüğümüz için ortaya çıkan baskının ve egemenliğin yanındaki taşıyıcılardır. Anarşizm geçmişi tahrip etmez. Bir geçmiş asla sona ermez, hiç durmadan başka biçimlere bürünerek tekrar gelir. Deneyimlerin bütününü ve insan davranışlarını ele almak yerine (ki bu da deneyimleri ve durumları yaratan olayların ve kişilerin sonsuz çeşitliliği demektir), zaman ve mekandan bağımsız olan özgürleşme mücadelesinin bir parçası olan dilbilimsel, ulusal ve dinsel gelenekten geçerek geçmişi başka türlü tekrar eder ve onu tekrar düzenler.
Razmig Keucheyan – Solidarité No.102
* Librairie La Gryffe [ç.n.]
1 Emile Pouget (1860- 1931) AnarÅŸist eÄŸilimli devrimci fransız sendikalist. 1907′den itibaren, CGT [Confederation Generale du Travail; Genel Emek Konfederasyonu] tarafından yayınlanan “Halkın Sesi” gazetesinin sorumlusu.
Cevap Yaz