Çevirenin Notu:
AN kara fanzin“in 4. sayısında çıkacak bir yazıyı, güncel olması ve fanzinin ne zaman çıkacağını hala bilemediÄŸimizden dolayı yorumlarınıza sunarız. Carlos Fernández adlı bir kardeÅŸimiz bildiÄŸimiz takımla alakası olmayan “Arsenal” adlı anarÅŸist bir dergide yazmış. nereden elimize geçti valla ben de bilmiyorum. biraz uzunca ama tartışılır, iyi olur diyerekten gönderiyorum. top yuvarlaktır,
iyi bakın,
mutlaka içinde bir (A) vardır
leventkemal

Zapatista bölgesindeki, Aguascalientes’de, iki uzun ahÅŸap yatakhanenin arasında, ağı olmayan, bel vermiÅŸ direklerden oluÅŸan kalelerle futbol oynadık. Top sık sık binaların çatısına gidiyordu. Böyle olunca top taca çıkmış sayılmıyor, top yuvarlanıp geliyor ve saçakların altında topu kapma mücadelesi sürüyordu. Çılgın anlardı, gerçek deÄŸil gibiydi, çünkü benim gibi ziyaretçilere yabancı gelen bir yoksulluÄŸun orta yerinde top oynuyorduk, hatta askeri uçaklar olaÄŸan uçuÅŸlarını yapıyordu. Meksika’daki bu yabancı alanda bazılarımız, ziyaretçiler ve ev sahipleri, yüzeysel de olsa en azından samimi bir ÅŸekilde birbirimizle tanıştık. Futbol, koÅŸullara uyarlanarak oynandı, dil, deÄŸer ve hatta kondisyon farklılıklarını aÅŸarak aramızda baÄŸlar kuruldu. Yüksek rakımdan dolayı zor anlar yaÅŸadım.
Futbol sahasının, sosyal alanla örtüşmesinde güçlü yönler vardır. İlki tarihseldir; bir sosyal etkinlik mekanıdır. Ulusal, sınıfsal ve daha küçük toplumsal kimlikler, futbol sahasında ve çevresinde tutkuyla dışa vurulur. İkincisi, kolektif bir oluÅŸumdur; gruplar toplum içinde olduÄŸu gibi sayısız bçimlerde ÅŸekillenir. Futbol, takımlar, fan klüpler, holigan çeteleri ve ötesi gibi yakın iliÅŸki gruplarını ortaya çıkaran güçlü duygulara neden olur. Üçüncüsü, üsluptur; bireylerin ve ait oldukları toplulukların veya toplumların benzersiz olduklarını ifade eden yollardır, bu en çok oyun üsluplarında ortaya çıkar. Belki de en tanınmış olanı Brezilya, bir Afro-Brezilya savaÅŸ sanatı olan capoeria’dan geliÅŸtirilmiÅŸ olduÄŸu çok açık olan akıcı bir oyun sergiler. Dördüncü ve en önemlisi ise, futbol sahasının sosyal olanı karakterize eden karşılıklı yardımlaÅŸmayı yeniden üretmesidir; insanlar spora ÅŸevkle katılır, onu ve kendilerini yeniden tanımlar.
Burada, futbolu romantikleştirmek ve entellektüelleştirmek peşinde değilim.Futbola (veya herhangi bir oyuna), insanların felsefelerinin, politikalarının ve umutlarının gerçek bir karışımı olarak bakılabileceğini düşünüyorum. Bu onu güç ilişkilerinin üretildiği önemli bir yer yapar. Sahada güç isimlendirilir, paylaşılır, yarıştırılır ve hissedilir. Gücün dağılımı düdük çalana kadar asla düzene girmez. Sporun biçim ve örgütlenmeye ait geniş alanlarında anarşist bir atağa ihtiyacımız var. Topu tekmelemek, sokağa barikat kurmak veya bir kooperatif kurmak kadar anarşist kılınabilir.
Futbol nasıl anarÅŸist olabilir? BaÅŸlangıç olarak diyebiliriz ki futbol ve anarÅŸizm varolduÄŸundan beri anarÅŸistler futbol oynamışlardır. 20. yüzyılın baÅŸlarında aralarındaki iliÅŸki oldukça açık biçimde varolmuÅŸtur. Åžimdilerde “Argentinos Juniors” olarak bilinen takımın adı eskiden “Åžikago Åžehitleri”ydi ve Buenos Aires’deki anarÅŸist bir kütüphanede baÅŸka bir takım da kurulmuÅŸtu. Ve güvenle tahmin edebiliriz ki, 1937′de Kuzey Amerika’da “Cumhuriyet” için para toplamak amacıyla tura çıkan bazı Barselona takımları kendilerini kendi ÅŸehirlerinin anarÅŸistleriyle özdeÅŸleÅŸtiriyorlardı. Paris’te 1968 Mayısı’nda greve giden profesyonel oyuncular kendi paylarına düşen özgürlüğü talep ederken öğrencilerden ve işçilerden çok mu farklıydılar? St. Pauli’nin anti otoriter taraftarları, politikayı stadyum duvarlarının arkasında bırakabilirler mi, veya bir mitingden, bir protestodan önce futbolu unutabilirler mi? EÄŸer birçok mekan ve eylem esasen anarÅŸist çaÄŸrışımlıysa, o zaman furbolun da eski bir anarÅŸist cephesi vardır.
İnsanların maça olan sevgileri, özgürlüğe ve adalete olan sevgilerine dönüştürülmüştür; 1942′de Dinamo Kiev takımı gibi, ülkeleri bağımsızlık savaşı verirken Fransız takımlarını terk eden Cezayirli futbolcular gibi, veya ırkçılığa, hırsa ve faÅŸizme karşı çıkan Ruud Gullit gibi beyaz olmayan Avrupalı futbolcuların yaptığı gibi. İnsanlar deÄŸerlerini, kimliklerini ve arzularını maç aracılığıyla yeniden üretirken, futbolu daha fazla bir ÅŸeye doÄŸru esnetirler. Chumbawamba futbola olan tutkusundan dolayı kendi web sitesinden bir gençlik takımı olan Wetherby Athletic’i desteklediÄŸini açıklar. Ki onların da politikliÄŸi takım üniformalarını süsleyen “anarÅŸist” kelimesinden dolayıdır.
Politika, futbolda sapmalar veya kazalar olarak ortaya çıkmaz. İnsanların maçla etkileÅŸiminin bir parçasıdır. Spor, Dünya Kupası finallerindeki bir maçta da, asi Meksika’daki engebeli bir sahada oynanan maçta da biçimini korur. Oyuncuları, temel kuralları ve hedefleri aynıdır. Spor, insanların bu temel unsurlar etrafında bir araya gelme biçimlerine göre deÄŸiÅŸir. Güney Amerika’nın Barras Bravas’ı; Avrupa’nın holiganları, ultraları ve karnaval fanatikleri: FanatikliÄŸin bu provokatif uzantıları, futbol sahasından yeni enerjik kültürel oluÅŸumların ortaya çıkabileceÄŸi hissini veriyor. Stadyumları hemen doldurmasak bile bugün aynısı anarÅŸistler arasında da meydana geliyor.
AnarÅŸist futbol, son yıllarda ÅŸaşırtıcı olmayan bir ÅŸekilde, bir isim, üslup veya örgüt olmaksızın ortaya çıktı. BirleÅŸik Devletler orta-Atlantik bölgesinde insanlar AnarÅŸist Futbol Ligi olarak maç yapıyorlar. Batı kıyısında, anarÅŸistler ve diÄŸerleri bir isim olmaksızın maç yapıyorlar. Orta-batı’da Arsenal, Riot (isyan), Swarm (arı oÄŸulu) takımları AnarÅŸist Futbol BirliÄŸi olarak maç yapıyorlar. Sonuncusu minumum anlamda bir birlik, federasyon veya ÅŸebeke biçiminde. Bazıları haftada bir, bazıları yılda bir biraraya geliyor. Maçlar bir veya iki saat sürüyor. Önce, ÅŸimdi ve sonra meydana gelenler bir ana çerçevenin tayin edilmesini gerektirmiyor. AnarÅŸistlere özgü bir tarzla, futbol, sporun tarihini tekrarlıyor, kolektif politika ve tutku sahada birbiriyle kaynaşıyor.
ÖrneÄŸin AnarÅŸist Futbol BirliÄŸi, varsayımsal, önerilebilir bir anarÅŸist çalışma biçimi olarak ele alınabilir. Bu, bir grup insanın aşındırdığı toprak parçası üzerinde yapılan bir evirmeceden fazla bir ÅŸey de olmayabilir veya gerçek, geniÅŸ ama gizil bir anarÅŸist güç de olabilir. BirliÄŸin Åžikago örgütü, görünürde aralarında en örgütlü olanıdır (telefon listesi, uniformalar, program vs.), maça çıkma sıklıkları, arkadaÅŸlık dereceleri, politik inançları geniÅŸ bir çeÅŸitlilik gösteren bireylerden oluÅŸur. BirliÄŸin dışında, Portland, Berkeley ve San Fransisko gibi ÅŸehirlerde çeÅŸitlilik içeren bir bütünlük içinde kuralsız maçlar yapılmaktadır. Etkinliklerdeki bu dağılım anarÅŸizm ve futbolun karşılıklı bir yeniden tanımlanmasına iÅŸaret etmektedir. Her biri bir diÄŸeriyle birleÅŸerek deÄŸiÅŸime uÄŸramaktadır. AnarÅŸist maçlar futbolu, Nike, Büyük Futbol Ligi ve Uluslararası Futbol Birlikleri Federasyonu’nun (FIFA) pompaladığı metalaÅŸmadan ayrı tutmaktadır. Ve anarÅŸizme baÅŸka bir canlılıkta kültürel oluÅŸum, yeni bir ifade biçimi kazandırmaktadır.
Kültürel oluÅŸum nedir? Sınırsız hayal gücü, tanımlamak istediÄŸim ÅŸey için kaçınılmaz bir terim olabilir. Bu acele bulup ortaya attığım bir terim deÄŸil. Lisedeyken Profane Existence’ı keÅŸfedip, muazzam kara blokların fotoÄŸraflarını gördüğümde, böylesi bir kolektif eyleme katılmanın inanılmaz bir duygu olduÄŸunu hayal etmiÅŸtim. Birkaç yıl sonra Körfez Savaşı’na karşı bir yürüyüşte umulmadık bir biçimde kara bloÄŸa katıldım. Oltaya yakalandım. O zamana kadar anarÅŸistlerle olan bağım ve özdeÅŸleÅŸmem bir tereddüt taşıyordu, ama böylesi belirsiz görüntüler ve ortaklaÅŸmanın böylesi uçup giden anları düzeyin artmasını saÄŸladı. Futbol sahasında ortaya çıkan bütün deÄŸiÅŸ tokuÅŸ, iÅŸbirliÄŸi ve yakınlaÅŸmalar, özdeÅŸleÅŸmenin ve sadakatin aynı iÅŸlevlerine hizmet edebilir.
AnarÅŸist futbol kolektif kimlikleri takımlar aracılığıyla ifade edebilir, özellikle anarÅŸist idealleri hayata geçirdikleri ve kolektif becerileri inÅŸa ettikleri anlamda. Pozisyonlar ve stratejiler üzerinde antrenör olmaksızın karara varmak, baskı olmaksızın antrenman yapmak, her beceri düzeyinden oyuncu kullanmak; anarÅŸistlerden baÅŸka kim bunların üstesinden gelebilir? DoÄŸrudan eylemlerimizde kullandığımız iletiÅŸim becerilerini ve diÄŸer ortak becerilerimizi neden futbolda kullanmayalım? Destek olmak deneyimli futbolcuların bildiÄŸi bir ÅŸeydir. Oyuncular, sahada topu savunmadan uzakta tutmak veya topun ileriye gitmesini saÄŸlamak için takım arkadaÅŸlarının pas verebilecekleri yerde durarak onlara destek olurlar. Bu teknik, yoldaÅŸlarınızın nerede durdukları ve ne yapabilecekleri konusunda uyanık olmanızı gerektirir. GayrimeÅŸru çalışmalar sırasında, bu tür beceriler hareketleri hızlandırır, saÄŸlamlaÅŸtırır ve güvenli kılar. Futbol oyunundaki birçok ÅŸey bizim taktiklerimizi besleyebilir ve bunun tersi de mümkündür. Bir kadın takım arkadaşım bu karşılıklı iliÅŸkiyi şöyle tanımlamıştı, “Topa vuruyoruz. KoÅŸuyoruz. Tepeliyoruz. Kaçıyoruz.”
Futbolun teknik olmayan yönleri özellikle uzun vadede kolektif politik çabalarımızı pekiştirebilir. Örneğin, stratejik bir örgütlenme ilkesi olarak yakınlaşma fikri -karşılıklı güvene dayanan küçük gruplar içinde politik eylemlerde bulunan insanlar- anarşistlerin buluşudur, fakat gerçekleştirilmesi zordur. Sürekli birlikte futbol oynamak somut bir yakınlaşma duygusunu sağlayabilir. Maçı oluşturan tüm iletişim ve işbirliği, karşılıklı bir güven ve anlayış duygusu halinde kristalize olur. Bir kez yaşandıktan sonra başka bağlamlarda daha kolay hayata geçirebilecek bir duygudur bu. Birkaç kişinin, katkılarının toplamının yaratabileceğinden daha büyük bir etki yaratması ne güzel bir şeydir. Bunu politikada yeterince görmüyorsak da en azından futbolun iyi örneklerinde bulabiliriz.
1990′da Dünya Kupası yarı finalinde Kamerun’un İngiltere karşısında zafere yaklaÅŸtığı bir anda, yakınlaÅŸma gerçek ve görünür bir ÅŸekle büründü. Kamerun’u bir gol öne geçiren atak, yalnızca en iyi takımlardan birini rezil etmekle kalmayıp, çok akıllıca bir ÅŸekilde gerçekleÅŸtirildiÄŸi için nefes kesiciydi. Kamerun’un oyunu hem duru bir güzelliÄŸe hem de güçsüz bir takımın baÅŸarısına sahipken, yakınlaÅŸmanın nasıl da somut ve ÅŸiirsel olabileceÄŸini gösteriyordu. Yakınlarda gerçekleÅŸen bir Åžikago Arsenal maçında, takım arkadaÅŸlarımızdan birinin basit bir pası diÄŸer takımı ÅŸaşırttı ve takımımızın ani bir karşı ataÄŸa geçmesini saÄŸladı. Birkaç pastan sonra, rakiplerimiz kadar bizi de ÅŸaşırtacak bir biçimde gol attık. Devrimin deÄŸilse bile direniÅŸin böylesi bir fırsatlar zincirinin sonucunda gerçekleÅŸebileceÄŸini hayal etmez miyiz? Maçın büyüsü devrimci hayal gücüyle temas halindedir, ÅŸiir ve sanat gibi: DeÄŸiÅŸim duygusuna ve imgelemine yol açar.
Elbette futbol herkesin hoşuna gitmez. Ama sanat ve başka kültürel ifade biçimleri de öyle. Peki evrensel bir çekiciliği yoksa devrim için ne işe yarayacak ki? Bu soru bize sporu kullanmak veya onu ıskartaya çıkarmak gibi ikili bir seçenek sunmuyor. Maç değiştirilebilir. Sadece maçı kazanmak mantığından öte bir takım uyumu ve takım becerisi inşa edebiliriz. İnsanların eğlenmesini sağlayabiliriz, hatta maç yapmayanların bile. Politik mücadelenin bir parçası olarak futboldaki potansiyel, sporun tekrar herkese açık kılınmasında gizlidir.
Beceri paylaşımı ve yakınlaÅŸma içselleÅŸtirilmelidir. Futbol sahasında oyuncular hızlarını ve adımlarını yeni oyunculara göre ayarlamalıdır. Maç akıcı doÄŸasıyla buna izin verir; hücum oyuncuları top sürmekten ziyade paslaÅŸmaya ağırlık verebilir, savunma oyuncuları ise rakiplerini kontrol altında tutmaya konsantre olabilir. Genel nitelikteki bu tavsiye cinsiyet söz konusu olduÄŸunda daha da ağırlık kazanır. Kadınlar her bir takımda rol almalıdır ve bütün maço davranışlar sahadan uzak tutulmalıdır. Profesyonel maçlarda ortak bir davranış olarak oyuncular için kullanılan cinsiyetçi aÅŸağılamaların yerini “Erkeklik yapma, pas ver!” gibi bir ÅŸakalaÅŸmanın aldığını gördüğümüz gün büyük bir gün olacaktır.
Sonuca gelirken sade olmakta yarar var: Futbol, özünde basit bir oyundur ve anarÅŸizm özünde basit bir istektir. Sporun temel kolaylığı onu dünya çapında yaygınlaÅŸtırmış ve bizi de beraberinde sürüklemiÅŸtir. En harika yanlarından biri oyun sırasında yeni biriyle tanışmamız veya oyun sonrasında bir akÅŸam yemeÄŸinde, barda iliÅŸkilerimizi güçlendirmemizdir. Aslında futbol sahası oynamak için bir buluÅŸma yeriyse insanların bir araya gelmekten hoÅŸlandığı bir mekan olmaya kadar da geniÅŸleyebilmelidir. AnarÅŸi burada baÅŸlayabilir, en azından tomurcuklanır. Bir golün atılmasında veya bir takımın antrenman yapmasında öz-örgütlenme fikri görünür kılınabilindiÄŸi sürece anarÅŸizmin iÅŸi hiç de zor deÄŸildir. Futbolla anarÅŸizmi bir araya getirmek doÄŸal ve ortak-yaÅŸamsal bir ÅŸeydir. Futbol sahası, Gramsci’nin deyiÅŸiyle “insani sadakatin büyük açık hava krallığı” bizim kılınmalıdır.

Kaynak:A-Infos (TR) Haber Ağı (”Pitched Battles – Football and Anarchy”, Arsenal Dergisi, sayı 4).