Şiddetsiz Bir Topluma Doğru: Anarşizm, Toplumsal Değişim ve Food Not Bombs Üzerine
filed in AnarÅŸizm on Eki.29, 2009
Tartışılması Bu Kadar Önemli Olan Kahrolası Şey Nedir?
Anarşizm İçin:
AnarÅŸizm ve Konsensus:
Anarşizm ve Vejetaryanlık:
AnarÅŸizm ve Åžiddetsizlik
Ancak Anarşizm Popüler Değil, ve Yanlış Anlaşılıyor;
Bu yazının ortaya çıkışı ve amacı:
Bu yazı, San Fransisko’daki Bomba DeÄŸil Yiyecek’de [Food Not Bombs, FNB] politikamız ve politikamızı yazında nasıl temsil ettiÄŸimiz hakkında yapılan tartışmanın sonucunda, ilk olarak 29.11.1995 tarihinde yazıldı. 09.11.1995 tarihli toplantımızda, anarÅŸizm ve FNB hakkında derinlemesine ve düşünce kışkırtıcı bir tartışma yapmıştık. Toplantıdakilerin çoÄŸu FNB’nin, yapısı ve hedefleri itibariyle, yönelim olarak her zaman anarÅŸist olduÄŸuna güçlü bir ÅŸekilde inanıyordu. Ancak, anarÅŸist politika ve FNB’nin ilkeleri hakkında kaygılarını belirten çok sayıda insan da vardı.
Bu durum yazısı [position paper, belli bir konu üzerinde bir grubun görüşlerini/tezini açıklayan yazı], esasında, bu kaygılara hitap eden ve grup içerisinde anarÅŸist politikayı amaçlayan, gruba sunulmuÅŸ bir öneriydi. Toplantılarda ve birçok tartışmada dağıtılan önerinin –hem resmi, hem de gayriresmi–, grup tarafından konsensusla kabul edilmesi yaklaşık bir yılı buldu. AnarÅŸizmin FNB politikasının resmi bir öğesi haline gelmesinin hemen ardından, grubun daha geniÅŸ politikasını açıkça ifade eden ve günlük eylemlerimizi radikal politika baÄŸlamına oturtan bir görüş raporu [vision statement] biraraya getirildi. Bu yazının sonunda yer alan görüş raporunda, bizim cinsiyetçilik karşıtı mücadele kararlığımızdan, ekolojik olarak sürdürülebilir bir topluma doÄŸru yönelen eylemler olarak topluluk bahçeciliÄŸi ve organik gübrelemeye [composting] kadar her ÅŸey içeriliyordu.
Bu yazı, San Francisko FNB içindeki bir öneri olmaktan çıkarak, daha geniÅŸ FNB topluluÄŸu ve aktivist hareketi için FNB politikalarına iliÅŸkin bir durum yazısı haline geldi. Bu yazının, eÅŸzamanlı olarak bir yandan esaslı bir toplumsal deÄŸiÅŸiklik için çalışan, öte yandan ise küresel ÅŸirketler hakimiyetine ve dünyadaki yoksulluÄŸa karşı çıkmak için çalışan, uluslarüstü bir hareket olarak FNB’nin politik geleceÄŸi hakkında tartışma açacağı umut edilmektedir. Yine bu yazının, daha geniÅŸ sosyal adalet hareketleri içinde yer alan baÅŸkalarının, FNB’nin eylemlerini ve politikalarını anlamasına yardım edeceÄŸi umulmaktadır. Bizim hizmetlerimizi anlamlı kılan, günlük çabalarımıza enerji ve canlılık kazandıran ÅŸey FNB’nin radikal politikasıdır –zaman zaman ne kadar önemsiz gözükürse gözüksünler. Kendi günlük aktivizmimizin sosyal ve ekonomik adalet için çalışan daha geniÅŸ bir hareketle baÄŸlantılı olduÄŸunu gördüğümüz zaman, bu bizim sebzeleri kesip durmamız, veya yapış yapış gübreyle uÄŸraÅŸmamız, veya sabah fazlasıyla erken kalkarak sıradaki insanlar için kahve ve ekmek hazırlamamız için gerekli olan ilham ve motivasyonu edinmemize yardım eder. Radikal toplumsal deÄŸiÅŸim günden güne gerçekleÅŸir; ve kendinizden çok daha geniÅŸ olan bir ÅŸeyin bir parçası olduÄŸunuzu bilmek bile o günün sonunu getirmenize yetebilir.
TARTIŞILMASI BU KADAR ÖNEMLİ OLAN KAHROLASI ŞEY NEDİR?
Bir grup ya da hareketin neyi desteklediği ve daha iyi bir dünyanın neye benzeyeceği görüşü hakkında açık bir anlayışa sahip olması hayatidir. FNB üç tane açıkça tanımlanmış ilkeye sahipken, bunlara gerçek anlamını kazandıran şey, bizim bu ilkeleri içine yerleştirdiğimiz daha geniş politik bağlamdır.
Bizler konsensusa [consensus, görüş birliÄŸi, oybirliÄŸi], ÅŸiddetsizliÄŸe ve vejeteryanlığa inanıyoruz. Kendi baÅŸlarına bu kavramlar biraz muÄŸlaktırlar ve geniÅŸ yorumlara açıktırlar. İlkelerimizin esnek ve kapsayıcı olması iyi bir ÅŸeyken, fikirlerimizin asimile edilmesini engellemek de keza önemlidir. Bu fikirlere gerçek anlam ve deÄŸerini kazandıran ÅŸey, FNB’nin bu ilkeleri eyleme dökme ve bizlerin bunları tanımlama ÅŸeklimizdir. Bizler, bu fikirleri, merkezsizleÅŸme, kolektif ve kiÅŸisel güçlenme, feminizm ve hiyerarÅŸik olmayan örgütlenme stratejileri ile birleÅŸtiriyoruz. Genellikle parasız gıda dağıtımı anlamına gelen hayırseverlik [charity] kavramını reddediyoruz. Bizler, hayırseverliÄŸin açlık ve yoksulluÄŸun nedenlere iÅŸaret etmekte baÅŸarısız olduÄŸuna, ve eÅŸitsizliÄŸi yaratan kurumsal yapılara meydan okumaksızın krize [karşı] yara bandı yapıştırmak giriÅŸimlerine denk düştüğüne inanıyoruz. Ataerkillik, beyaz üstünlüğü ve –toplumdaki, örgütlerimizdeki ve kendii bilinçlerimizde– diÄŸer tahakküm biçimlerinin karşısına çıkmaya ve onların iktidar yapılarını parçalamaya çalışıyoruz. Bunlar, kendi yazınımızı oluÅŸturmak için yaptığımız toplantılarda ifade ettiÄŸimiz; kendi gruplarımızı örgütleme, ve diÄŸer grup ve mücadelelerle oluÅŸturmaya çalıştığımız dayanışma ÅŸekline dahil ettiÄŸimiz fikir ve inançlardır.
Bu, belirsizliÄŸin yerine daha iyi bir dünyaya –ÅŸu anda inÅŸa etmeye çalıştığımız bir dünya– iliÅŸkin bir görüşü geçiren, sıklıkla sözü edilmeyen politikamızdır. İşte bu nedenle bu tartışma önemlidir.
ANARŞİZM İÇİN:
San Fransisko’daki ve BirleÅŸik Devletler genelindeki diÄŸer FNB gruplarında, FNB ve anarÅŸizme iliÅŸkin ortaya atılan, benim de bildiÄŸim deÄŸiÅŸik kaygılar vardır. AnarÅŸizme yönelik argüman yalnızca ortaya atılan endiÅŸelere deÄŸinmekle kalmaz, aynı zamanda anarÅŸizm ile FNB arasındaki içsel baÄŸlantıları da segilemeye de çalışır.
AnarÅŸizme yönelik ilk endiÅŸe, genellikle anarÅŸizmin kaos ve ÅŸiddetten baÅŸka bir ÅŸey olmadığı ÅŸeklindeki popüler yanlış kanılar etrafında ÅŸekillenir. People’s History of the United States‘in yazarı ve FNB’nin uzun süredir destekçisi olan profesör Howard Zinn, Declarations of Independence adlı kitabında anarÅŸizmi şöyle tanımlıyor: “AnarÅŸistlerin genellikle tanımlandığı ÅŸekildeki –düzensizlik, örgütsüzlük, kaos, karmaÅŸa ve herkesin kafasına estiÄŸi gibi davranması– bir anarÅŸiye inanmadıklarını keÅŸfettim. Aksine, onlar iyi bir toplum yaratmak için, insanların iÅŸte ve oyunda iÅŸbirliÄŸi içinde olması gerektiÄŸine, toplumun binlerce deÄŸiÅŸik ÅŸekilde örgütlenmesi gerektiÄŸine inanırlar. Ancak anarÅŸistler herhangi bir örgütün hiyerarÅŸiden ve yukarıdan emir almaktan kaçınması gerektiÄŸinde ısrar ederler; sürekli bir tartışma ve argüman sunma yoluyla demokratik, tarafların rızası alınarak kararların alınmalıdır.”
Şöyle devam ediyor, “Beni anarÅŸizme çeken ÅŸey, onun her tür kabadayılık taslayan otoriteyi reddetmesiydi –devletin, kilisenin veya iÅŸverenin otoritesi. AnarÅŸizm, eÄŸer yoksulluk ve refah aşırılıkları olmayan eÅŸitlikçi bir toplum yaratabilirsek, ve tüm ulusal sınırlar boyunca ellerimizi birbirimize kenetleyebilirsek; varolmalarını saÄŸlayan nedenler ortadan kalkacağı için polis kuvvetlerine, ordulara veya savaÅŸlara ihtiyacımız kalmayacağına inanır.” Howard Zinn Food Not Bombs kitabının önsözünü yazmıştı, ve San Fransisko’daki ve daha yakın bir tarihte Worcester’daki (Massachusetts) FNB gruplarına yönelik gerçekleÅŸen polis saldırıları ve belediye tacizlerine karşı açıkça sesini yükseltmiÅŸti. Worcester Phoenix‘de, Worcester FNB’ye yönelik belediye tacizinden bahseden yeni bir gazete yazısında, Howard Zinn’den alıntı yapılmıştı.
Howard Zinn’in açıklaması şöyleydi: “Food Not Bombs, insanlara yaÅŸamlarındaki temel ihtiyaçları sunmakta baÅŸarısız olan bir sistemi protesto ediyor” diyordu Zinn; daha önceki hareketlerin baÅŸarısız kaldığını, çünkü “ülkedeki ekonomik bölüşüm koÅŸullarıyla” baÅŸa çıkamadıklarını da ekliyordu.
AnarÅŸizm, ırkçılığın, cinsiyetçiliÄŸin, homofobinin, kapitalizmin ÅŸiddetinin ve zorunun günlük yaÅŸantılarımızdan defedildiÄŸi bir toplumu amaçlayan bir harekettir. AnarÅŸizm, savaÅŸların ve ekonomik yoksulluÄŸun olmadığı bir dünyaya olan inançtır. AnarÅŸizm, karşılıklı yardımlaÅŸmayı, politik ve ekonomik kararların radikal demokratik denetimini ve ekolojik sürdürülebilirliÄŸi geliÅŸtirecek dayanışmacı, eÅŸitlikçi insan iliÅŸkilerinin ve toplumsal yapıların inÅŸa edilmesi için çalışan bir felsefe ve harekettir. Peki öyleyse bu nasıl doÄŸrudan doÄŸruya FNB’ya uygulanır?
ANARŞİZM VE KONSENSUS:
Konsensus, anarÅŸist ilkelere dayanan bir karar alma biçimidir. Konsensus, grup tarafından alınan kararların ÅŸekillendirilmesine ve uygulanmasına katılabilmeleri için insanların güçlendirilmelerini amaçlayan bir karar alma sürecidir. Konsensus, gücü merkezsizleÅŸtiren, kolektif katılım ve sorumluluÄŸu cesaretlendiren, hiyerarÅŸik olmayan, anti-otoriter, dayanışmacı bir grup yapısının yaratılmasını amaçlar. HiyerarÅŸik olmayan örgütlenmeler yaratma mücadelesinin bir parçası, çoÄŸu insanı güçsüz ve sessiz kılarken, bazı insanları ayrıcalıklı kılan ırkçılığa, cinsiyetçiliÄŸe, homofobiye ve diÄŸer baskı ve tahakküm biçimlerine karşı çıkmak ve onları yok etmektir. İnsanları güçlendirecek ve eÅŸitlik yaratacak örgütlenmeler –ve nihayetinde de topluluklar ve topllumlar– yaratmayı amaçladığımız için, hiyerarÅŸiye karşı çalışmalıyız. AnarÅŸizm ve konsensus, sıcak vegan bir çorba ve o eski küçük bagel ekmeÄŸimiz gibi birlikte giderler.
ANARŞİZM VE VEJETARYANLIK:
Food Not Bombs grupları, et ve süt ürünleri endüstrisine karşı politik bir eylem olarak, ve ekolojik sürdürülebilirliği, tüm dünya genelinde gıda ve kaynakların eşit bölüşümünü, insan sağlığını ve hayvanların kurtuluşunu desteklemek amacıyla, tamamen vejetaryan ve vegan gıdalar sunar [vejetaryan: et yemeyen; vegan: etin yanısıra süt ürünlerini de yemeyen]. FNB gruplarının bu konudaki kesin kararlığı, hayvan kurtuluşu hareketleri yanısıra Earth First, Save Ward Walley Coalition, Save Headwaters Forest Coalition gibi diğer birçok çevresel grupla uzun süreli koalisyonlar geliştirmesine yol açmıştır. Anarşizm, kapitalist yayılmanın özelliği olan dünyanın sömürülmesine ve dünyaya hakim olunmasına meydan okur. Anarşizm yalnızca insanların diğer insanla olan ilişkilerini değil, aynı zamanda insanların yerküre ve çevre ile olan ilişkilerini de değiştirmeye çalışır.
ANARŞİZM VE ŞİDDETSİZLİK
Anarşizm ile şiddetsizliğin uyuşup uyuşmadığı konusunda endişeler ortaya getirildi. Biz, anarşizmle şiddetsizliğin birbirinden ayrılamayacağını öne sürüyoruz.
Birincisi, devletin tarihsel rolüne bir bakalım. Love and Rage Revolutionary Anarchist Federation’dan Christopher Day şöyle yazıyor: “Devlet –ki bununla polis, ordu, hapishaneler, mahkemeler, çeÅŸitli hükümet bürokrasileri, yasama ve yürütme organlarını kastediyoruz– otoriter yönetimin dayatıcısı ve düzenleyicisidir. Devlet, örgütlü yasal ÅŸiddetin tekelini elinde bulundurur.” Day şöyle devam ediyor, “Devlet her zaman bir savaÅŸ aracı olmuÅŸtur. Devletin egemenliÄŸi altında olan bir toplumda, savaÅŸsız bir toplumu düşünmek imkansızdır.”
Food Not Bombs’un kitabı Feeding the Hungry and Building Community‘de, bu şöyle açıklanıyordu: “Food Not Bombs ismi bizim en temel ilkemizi yansıtır; toplum ölümü deÄŸil yaÅŸamı desteklemelidir. Bizim toplumuz ÅŸiddet ve tahakkümü görmezlikten geliyor, ve hatta onları destekliyor. Otorite ve güç, tehdit ile ÅŸiddet kullanımından kaynaklanır.”
Devlet ve buna paralel olarak kapitalizm, beyaz üstünlüğü ve ataerkillik gücü, insanlığın çoğunluğuna güç vermeyi sistematik bir şekilde reddeden bir azınlığın elinde yoğunlaştırır. Bir kimsenin kendi yaşamı üzerinde gücü olmasının reddedilmesi, günlük yaşama nüfuz eden şiddete katkıda bulunur. Bu eşitsizlik sisteminin bir sonucu olarak, şiddet hergün yüzlerce farklı şekilde gerçekleşir. Kiralar, kimyasal dolu gıdalar, işçilere yaptığı zararları gizleyen fiyat etiketleri, vergiler, birilerini zengin etmek için yapılan işler, kötü beslenme, evsizlere yönelik polis baskınları, beyaz renkten olmayan kadınların zorla kısırlaştırılması, yoksul insanların sosyal dışlanması, vb. liste uzayıp gider.
Peki anarşizm ile şiddetsizlik arasındaki bağlantı nedir? Anarşist direnişin ve hareketin uzun tarihçesini yeniden ortaya çıkarmamız gerekiyor; anarşizm ile şiddetsiz bir dünya için mücadelenin uzun bir tarihçesi olduğu gerçeğini fark edeceğiz.
1932′de yazdığı Native(born) American Anarchism adlı kitabında Eunice Schuster, Henry David Thoreau’nun sivil itaatsizliÄŸin geliÅŸimi üstündeki derin etkisini tartışır; onu şöyle nitelendirir, “sadece düşüncede deÄŸil eylemde de bir anarÅŸist.” Thoreau’nun ABD’nin Meksika ile yaptığı savaÅŸ sırasındaki sivil itaatsizlik eylemi, ÅŸiddetsizlik kuram ve pratiÄŸini kalıcı bir ÅŸekilde etkilemiÅŸtir.
Thoreau Loe Tolstoy’un da dikkatini çekmiÅŸ, ve kendi ÅŸiddetsizlik fikirlerini geliÅŸtirmesine [neden olmuÅŸtur]. Robert L. Holmes, Non-Violence In Theory and Practice adlı kitabında şöyle yazıyor, “Tolstoy, Hristiyanlığa iliÅŸkin bu anlayışı, mantıksal sonucu olarak gördüğü [noktaya] kadar götürdü: yalnızca savaşın örgütlü ÅŸiddetini deÄŸil, savaÅŸları mümkün kılan hükümetin kendi kurumsallaÅŸmış ÅŸiddetini de reddetmek.”
Leo Tolstoy’un Government is Violence: essays on Anarchism and Pacifism adlı kitabının giriÅŸ kısmında, şöyle yazılıdır, “Tolstoy’un anarÅŸiye ulaÅŸmak için önerdiÄŸi araçlar, bugün sivil itaatsizlik ve ÅŸiddetsiz doÄŸrudan eylem olarak aÅŸina hale gelinmiÅŸ [araçlardır]. Tolstoy, otorite karşısında boyun eÄŸmeyen bir ahlaki direniÅŸi savunur.”
Gandhi otobiyografisinde Tolstoy hakkında şöyle yazar, “Ciddi bir şüphecilik ve güvensizlik krizi içindeyken Tolstoy’un The Kingdom of God is Within You kitabıyla karşılaÅŸmam, ve onun etkisi altında kalmam bundan kırk yıl önceydi. O zamanlar ÅŸiddete inanan birisiydim. Onu okumam benim şüpheciliÄŸimi tedavi etti ve beni ahimsa’nın (ÅŸiddetsizliÄŸin) kararlı bir savunucusu haline getirdi… O, çağımızın ortaya çıkardığı en büyük ÅŸiddetsizlik önderidir“.
AnarÅŸist düşünceler Gandhi’nin geleceÄŸin toplumuna iliÅŸkin fikirlerini de etkilemiÅŸtir. Gandhi Today adlı kitabında Mark Shepard şöyle açıklıyor, “Gandhi, Hindistan’ın ancak halkının beÅŸte dördünün yaÅŸadığı –ki bu rakam bugün için de geçerlidir– köyleri yeniden canlandırarak güçlü ve saÄŸlıklı olabileceÄŸinde ısrar ediyordu. O, her biri politik olarak özerk ve ekonomik açıdan kendine yeterli olan güçlü köylerden meydana gelen bir toplum tasavvur ediyordu. Gandi aslında belki de bu yüzyılın en büyük merkezsizcilik –ekonomik ve politik gücü yerel düzeye dayandıran– taraftarıdır.”
Gandhi’nin bir suikast sonucunda öldülmesinin ardından, “Gandhi’nin ruhani varisi” olarak bilinen Vinoba Bhave yoksulların toprakları ele geçirmesini amaçlayan pek çok kampanyaya öncülük etmiÅŸtir. 1951′de, Bhave ve Sarva Seva Sangh (Herkesin Hizmetindeki Toplum) Bhoodon (toprak bağışı) hareketini baÅŸlattılar. Birçokları Bhave’nin Hindu geleneÄŸine göre bir aziz olduÄŸuna inandı; ve bu nedenle de toprak sahiplerinden arazi parçaları talep etmek için tüm ülke boyunca yürümeye baÅŸladığında, daha sonra yoksullara verilecek olan birçok bağış topladı. Shepard’a göre, 1333 milyon akrelik [acre, 0,404 dönüm büyüklüğünde arazi ölçüsü] bir arazi yoksulların eline geçti (ki bu Hindistan hükümetinin toprak reformuyla becerebildiÄŸinden çok daha fazlaydı). Bhave, “ÅŸiddetsiz bir devrim” yaratmayı hedefleyen çok sayıda proje ve kampanyayla ilgilendi. Bhave bir anarÅŸistti.
BirleÅŸik Devletler, köklü bir ÅŸiddetsiz anarÅŸizm tarihine sahiptir. Bu ilk gruplardan birisi de hükümetin, ölüm cezasının, savaşın ve eÅŸitsizliÄŸin Hristiyanlık öğretisi ile tutarsız olduÄŸunu savunan New England Non-Resistance Society idi. William Lloyd Garrison’un da üyesi olduÄŸu Topluluk, BirleÅŸik Devletler’de köleliÄŸi sona erdirmeyi amaçlayan kaldırılma [abolitionist] hareketinde yoÄŸun bir ÅŸekilde çalıştı.
BirleÅŸik Devletler I. Dünya Savaşına girdiÄŸinde, anarÅŸistler savaÅŸ karşıtı hareketin ön saflarında yer aldılar. 1916′da, Emma Goldman, Alexander Berkman ve diÄŸerleri No Conscription League’yi [Zorunlu AskerliÄŸe Hayır BirliÄŸi] kurdular. Yürüyüşler, protestolar ve gösteriler düzenlediler. Yayınladıkları manifestoda şöyle deniliyordu, “Zorunlu AskerliÄŸe Hayır BirliÄŸi, vicdani redçilerin [conscientious objector] kendi vicdani seçimlerini yapma özgürlüğünü beyan etmelerini, ve arkadaÅŸları olan insanların öldürülmesine katılmayı reddederek insan boÄŸazlanmasına karşı itirazlarını etkili kılmalarını cesaretlendirmek amacıyla kurulmuÅŸtur“. Berkman ve Goldman, Kura ile Askere Alma Yasasını [Selective Draft Act] ihlal ettikleri gerekçesiyle tutuklandılar. 1918′de kabul edilmesiyle beraber savaÅŸ karşıtı yazını yasadışı hale getiren Casusluk Yasası’na [Espionage Act] dayanarak yapılan ilk davalardan birisi –Mollie Steimer de aralarındaydı– beÅŸ anarÅŸistin davasıydı. Grup, geceleri posta kutularına attıkları bir gazeteyi dağıtmış, ve askere alınma karşıtı broşürler yazmıştı. Davalılardan birisi olan Jacob Schwartz mahkemeye asla getirilmedi. Sorgumalar sırasında polis tarafından öyle kötü dövülmüştü ki, hastaneye kaldırılmak zorunda kalmış ve orada da ölmüştü. Dört kiÅŸilik grubun hepsi suçlu bulundu, ve ardından da savaÅŸ-karşıtı faaliyetleri nedeniyle 1921′de Rusya’ya gönderilmek üzere sınırdışı edildiler.
Savaşı protesto eden baÅŸkaları da vardı, bunlardan birisi de Dorothy Day idi. Day, Peter Maurin ile birlikte, Katolik İşçi [Catholic Worker, CW] hareketini kurdu. Nancy Roberts, Amerikan Radikalleri antolojisinde CW hakkında şöyle yazıyor, “Hristiyan deÄŸerlere dayanan radikal toplumsal faaliyetler için üç maddelik bir planı vardı. Maurin, ‘düşüncenin açıklık kazanması’ için yuvarlak masa toplantıları, forumlar ve dersler sunan bir duruÅŸu, komüniter ve anarÅŸist bir hareketi; her kentsel mıntıkada [kilise cemaatının yaÅŸadığı belli bir alanda] yoksul ve evsizleri besleyecek ve barındıracak misafirperlik evlerini; ‘mal canlısı’ endüstri toplumunu, –işçilerin ve bilginlerin topluluk içinde yaÅŸayıp öğrenecekleri– idare edilebilir, organik birimlere bölecek tarım komünlerini tasavvur ediyordu.”
Sonuçta, çoÄŸu ABD’de olmak üzere, dünyanın dört bir yanında 200 civarında –tam kaç tane olduÄŸu hakkında hiç kimse emin deÄŸildir– misafirperverlik evi kuruldu. Misafirperverlik evlerinin ardındaki fikir Walter Brueggman tarafından şöyle açıklanmıştı: “Merhamet, (yoksulluk ve açlığın) acısının ciddiye alınması gerektiÄŸini, acının normal veya doÄŸal olarak deÄŸil, ancak insanlığın anormal ve kabul edilemez bir koÅŸulu olarak kabul edilmesi gerektiÄŸini ifade ettiÄŸi için, radikal bir eleÅŸtiri biçimi meydana getirir.” Bu nedenle misafirperverlik, kar marjları ve bireycilik etrafında yapılanan bir toplumda yalnızca direnci geliÅŸtirmekle karşılamadı, aynı zamanda buna karşı bir alternatif de getirdi. Day, 1933 Mayıs’ının 1′inde, tanesi 1 peniden satılan (ve hala 1 peniden satılmaktadır) Catholic Worker gazetesinin yayına baÅŸlamasına yardım etti. Gazete, barışı daima sosyal adaletle iliÅŸkilendiriyordu; Katolik İşçi aktivistleri ve militarizmi sona erdirmeyi amaçlayan diÄŸer radikallerinin yaptığı birçok ÅŸiddetsiz sivil itaatsizlik eylemleri haberleriyle doluydu. James Farrell, The Spirit of the Sixties: The Making of Postwar Radicalism adlı kitabında şöyle yazıyordu; “Catholic Worker (gazetesinde) pasifizm, kiÅŸisellik ve anarÅŸizm önkapak haberlerinde oluyordu; ve gazete bilinçli bir ÅŸekilde fikirleri aracılığıyla onun devrimini destekliyordu.” Farrell birkaç yıl içinde gazetenin dağıtımının 100.000′e ulaÅŸtığını, ve 1938′e gelindiÄŸinde baskının 190.000 olduÄŸunu yazıyor. II. Dünya Savaşı sırasında, Day ve Catholic Worker gazetesi pasifist duruÅŸu nedeniyle suçlandı, bazı aktivistleri gazete dağıtırken dövüldü.
Day, elli yıl boyunca yaÅŸamını barış, sosyal adalet ve ÅŸiddetsiz devrime adadı. ABD Katolik piskoposları, 1983′deki dini mektuplarında, pasifizmin Katolikler için kabul edilebilir ahlaki ve politik bir seçenek olduÄŸunu yazarlarken, savaÅŸ ve barış hakkındaki öğretilerinde tarihsel bir deÄŸiÅŸiklik yapıyorlardı. Day, Martin Luther King ile birlikte, “BirleÅŸik Devletler’de kilise yaÅŸamı üstünde derin etki yapan” bir kiÅŸi olarak sivrilmiÅŸti.
Bir zamanlar Catholic Worker‘ın editörü tarafından hararetle “BaÅŸ AnarÅŸist” olarak adlandırılan Dorothy Day, “Amerikan KatolikliÄŸinin First Lady’si” olarak adlandırıldı; ve bazıları onun azize ilan edilmesi için Vatikan’a baÅŸvuruda bulundu. AnarÅŸizm, Day’in sözleriyle, “ ‘uzaktaki ve merkezileÅŸmiÅŸ bir devlete’ boyun eÄŸme veya bağımlı olmanın çok çok azalmasıyla birlikte, bir kiÅŸinin bir diÄŸerine, ve bireyin topluluÄŸa karşı sorumluluÄŸunun artmasıdır“.
BirleÅŸik Devletler’in yakın tarihi üstünde fazlaca etkisi olan hareketlerden birisi de Sivil Haklar [Civil Rights] hareketidir. Bu hareketin içindeki önemli gruplardan birisi Öğrenci ÅžiddetsizliÄŸi Koordine Etme Komitesi [Studen Non-Violent Coordinating Committee, SNCC] idi. Grup, 1960′da Jim Crow Yasaları’nın [getirdiÄŸi] ırk ayrımcılığı sistemini protesto etmek için tüm Güneyi silip süpüren oturma eylemi hareketinden doÄŸdu. SNCC, Freedom Riders’ta, 1964 Freedom Summer kampanyasında, Demokrat Parti’nin ırkçılığına meydan okuyan Mississippi Özgürlük Demokrat Partisi’nin kurulmasında önemli bir rol üstlendi; ve ardında toplumsal deÄŸiÅŸim için çalışan herkes üzerinde çok önemli etkisi olan bir radikal aktivizm ve örgütlenme geleneÄŸi bıraktı. Onların topluluk örgütlenmesi tarzının, güçlenme üzerine vurgularının ve ÅŸiddetsiz doÄŸrudan eylem taktiklerinin FNB gruplarına vereceÄŸi çok ÅŸey vardır.
Ella Baker, SNCC’nin biraraya gelmesine ve ayakları üzerinde durmasına yardım eden bir kiÅŸiydi. Ella Baker uzun yıllardır NAACP içinde örgütleyici olarak çalışmıştı; ve Martin Luther King’in baÅŸkanı olduÄŸu Güneyli Hristiyan Liderler Konferansı fikrinin ortaya atılmasına ve örgütlenmesine yardımcı olmuÅŸtu. Ella Baker, doÄŸrudan eylemliliÄŸin ve katılımcı demokrasinin gerekli olduÄŸuna inanıyordu. BaÅŸarılı grupların, bir lider etrafında oluÅŸan gruplardan deÄŸil, liderliÄŸin grubun içinden çıktığı gruplardan geliÅŸmesi gerektiÄŸine inanıyordu: güçlü insanların güçlü liderlere ihtiyacı yoktur. Carol Mueller, Women in the Civil Rights Movement: Trailblazers and Torchbearers adlı kitabında, Ella Baker’a ve katılımcı demokrasinin geliÅŸimine bir bölüm ayırır. Mueller, Baker’ın katılımcı demokrasi hakkındaki görüşlerini şöyle tanımlıyor: “1. toplumdaki insanların, yaÅŸamlarını kontrol eden kararlarda tabandan [grassroot] katılımlarının saÄŸlanması; 2. hiyerarÅŸinin, ve buna iliÅŸkin liderliÄŸin temeli olarak uzmanlık ve profesyonelliÄŸe yapılan vurgunun asgari kılınması; 3. korku, yabancılaÅŸma ve entelektüel ilgisizliÄŸe yanıt olarak doÄŸrudan eylem çaÄŸrısı.” SNCC’deki katılımcı demokrasi deneyimi, geniÅŸ bir alandaki toplumsal hareketleri etkilemiÅŸtir. Mueller şöyle yazıyor, “katılımcı demokrasi ve konsensusla karar-alma, Mississippi ve Georgia’daki SNCC’nin erken seçmen kaydı projelerinden tutun, SDS’nin (Student for a Democratic Society [Demokratik Toplum Taraftarı Öğrenciler]) Kuzey ÅŸehirlerinin gecekondu bölgelerinde 1960′larda yürüttüğü ERAP projelerine, 1960′ların sonlarında ve 1970′lerin baÅŸlarındaki kadınların kurtuluÅŸu [hareketinin] bilinç yükseltme gruplarına, 1970′lerin sonları ve 1980′lerin baÅŸlarındaki nükleer karşıtı ve barış hareketiyle alakalı olan ilgi gruplarına kadar geniÅŸ bir alan“.
Eski SNCC üyesi Julian Bond, Memories of the Southern Civil Rights Movement adlı kitabında, geriye bakarak şöyle yazıyor, “SNCC’deki genç insanlar, hem ayrımcılık sistemine hem de eski örgütlenmeler tarafından kullanılan yavaÅŸ-ama-kesin yasal taktiklerine karşı sövüp sayan örgütlü anarÅŸistlerdi… (onlar) düşüncesiz düzene ve despot otoriteye karşı çıkan (asilerdi).”
Anarşizm ile tam olarak şiddetsiz bir dünya yalnızca birbirleriyle uyuşmakla kalmaz, aynı zamanda birbirlerinden ayrılmazdır. Bu bölüm ancak bir avuç kadar insanı, grubu ve hareketi tartışırken, tarihteki örneklerin sonu gelmez; ve bunlar yeniden ele alınmalı, bugün daha iyi bir dünya için [sürdürülen] mücadelede bize kavrayış ve esin sağlamalıdır. Anarşizmin tarihindeki şiddet içeren hareketleri gözardı etmediğimi belirtmek istiyorum, ancak bunlar devrimci şiddetsiz doğrudan eylemin gölgesinde kalırlar; ve dahası, bu şiddet eylemleri zaman ve durum bağlamı içinde ele alınmalıdırlar, ancak bu sayede insan sefaletinden kar eden sistemin kurumsal şiddeti karşısında onları anlayabiliriz. İnsanların kendi yaşamları üzerinde güçlerinin olması reddedildiği müddetçe, barışı asla göremeyeceğiz.
ANCAK ANARŞİZM POPÜLER DEĞİL, VE YANLIŞ ANLAŞILIYOR;
Popüler olmamasına ve çok sıkça yanlış anlaşılmasına raÄŸmen, politikamız hakkında sessiz kalmak iktidar yapısını kuvvetlendirmekten baÅŸka bir iÅŸe yaramayacaktır. İnsanlar köleliÄŸe karşı çıktıklarında; insanlar kadınlar ve beyaz olmayan insanlar için eÅŸitlik talep ettiklerinde; insanlar savaÅŸa karşı çıktıklarında; insanlar daha iyi çalışma koÅŸulları ve ücretler için mücadele ettiÄŸinde; insanlar insanoÄŸulları olarak hakları için ayaÄŸa kalktıklarında; engellenmiÅŸ, suçlanmış, alaya alınmış, saldırılmış, iftiraya uÄŸramış, hapse atılmış, ve hatta (Mumia Abu-Jamal’a bugün yapmaya çalıştıkları gibi) katledilmiÅŸtir.
BaÅŸkalarının kabul edilebirliÄŸin standartlarını saptamalarına izin verdiÄŸimiz zaman, (kabul edilebilir olanın kim olduÄŸunu tanımlayan) iktidar ve ayrıcalığa karşı çıkmak imkansız hale gelir. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, ana medya, ÅŸirketler, ve devlet hergün bize kendi kabul edilebilirlik standartlarını, insanlığın çoÄŸunluÄŸunun acı çekmesine ve sefaletine neden olan standartları bombalamaktadır. Bu standartlar baÄŸlamındaki bir popülerlik bizim amaçlamamız gereken bir ÅŸey deÄŸildir. Bu fikir ve politikalar deli gömleÄŸini yırtıp atmalıyız. –Bu baskı sistemine karşı çıkarak, ve görmeyi arzuladığımız dünyayı ümit ederek– kendimizi tanımlamalı ve ifade etmeliyiz.
Lorenzo Ervin, Anarchism and the Black Revolution adlı kitabında şöyle yazıyor, “Pratik bir mesele olarak, AnarÅŸist-Komünistler, eski Kapitalist sistemi ezmek için mücadeleye devam ederken yeni toplumu bugün kurmaya baÅŸlamamız gerektiÄŸine inanırlar. Ne hükümetle ne de ticari ÅŸirketleri iliÅŸkili olmayan, ve kar amaçlı olmayıp toplumsal gereksinimler için çalışan, otoriter olmayan karşılıklı yardımlaÅŸma örgütleri (beslenme, giyinme, barınma, topluluk projeleri için kaynak toplama ve diÄŸerleri için), mahalle meclisleri ve kooperatifleri kurmak isterler. Bu gibi örgütler, eÄŸer bugün kurulurlarsa, üyelerine kendinden yönetim ve kendine yeterlilik konularında pratik deneyim kazandıracak, ve insanların refah kurumlarına ve iÅŸverenlere bağımlılığını azaltacaktır. Kısacası, komünal toplum için altyapıyı ÅŸimdiden kurmaya baÅŸlamalıyız; ki böylece insanlar yalnızca birilerinin zihnindeki fikirleri deÄŸil, ne için savaÅŸtıklarını da görebilsinler. İşte özgürlüğe giden yol budur.”
İşbirliği, karşılıklı yardımlaşma, dayanışma, eşitlikçilik ve şiddetsiz bir toplum fikirlerini popüler hale getirebiliriz, ama bunu ancak yaptığımız eylemlerle ve ileri sürdüğümüz politikalarla yapabiliriz. Kazanabiliriz.
Chris Crass, Whittier Food Not Bombs’un baÅŸladığı 1993′ün baÅŸlarından beri Food Not Bombs’un örgütleyicisi olmuÅŸtur; ve 1994′ten beridir de San Fransisko Food Not Bombs ile birlikte çalışmaktadır.
Güncellenme Tarihi: 17 Ekim 1999
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: “Towards a non-violent society: a position paper on anarchism, social change and Food Not Bombs“, Chris Crass.
Cevap Yaz