Toplumsal Dönüşüme İlişkin Anarşist Durum ve Anarşizm Hakkındaki Sorulara Yanıtlar
filed in AnarÅŸizm on Eki.29, 2009
Bu broşür 1995′in baÅŸlarında yazıldı. Mükemmel önerileri her zaman olmasa da genellikle benimsenen Carl Bettis, Brendan Conley, Ed D’Angelo, Greg Hall, David King ve Dick Martin’in büyük yardımlarıyla, Ed Stamm tarafından taslak olarak hazırlandı. Gerek yaÅŸayan gerekse ölmüş olan birçok anarÅŸist ve felsefecinin fikirlerinden ve ifadelerinden yaygın bir ÅŸekilde faydalandık. Sonuçta bu broşürün içeriÄŸinden ve ÅŸeklinden Ed Stamm sorumludur. Ed Stamm, pananarÅŸi [pananarchy] kavramını kendisine tanıtarak bakış açısını geniÅŸleten John Zube’ye teÅŸekkür eder.
Bizler, bu broşürün ticari amaçlarla yeniden kullanılmamasını rica ediyoruz.
Bu broşür Evrimci AnarÅŸistler İlgi Grubu’nun [Affinity Group of Evolutionary Anarchists, AGEA] bir projesidir, ancak üyelerinden hiçbirisinin kiÅŸisel görüşlerine dayanmamaktadır. AGEA hakkında daha fazla bilgi edinmek için, üzerinde adres yazılı olan ve pul yapıştırılmış bir zarfı ÅŸu adrese gönderiniz: Ed Stamm, PO Box 1402, Lawrance KS, 66044 8402 USA. HTML halini Chuck Munson hazırlamıştır / Daha fazla bilgi için ctmunson@wam.umd.edu ile iletiÅŸime geçiniz
“Devlet, insanoÄŸulları arasındaki bir koÅŸuldur, belli bir iliÅŸkidir, bir insan davranışı tarzıdır; bizler baÅŸka iliÅŸkiler üzerinde anlaÅŸarak, farklı davranarak onu yok edeceÄŸiz.”
– Gustav Landauer
AnarÅŸizm, insanların, patronlar veya yöneticiler olmaksızın ve bireysel özgürlüklerden fedakarlık yapmaksızın, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak üzere gönüllü bir ÅŸekilde iÅŸbirliÄŸi yapabilecekleri inancıdır. Genel bir yanlış anlama, anarÅŸizmin topyekün bir düzen yokluÄŸu olduÄŸudur; yani bir kaos, veya nihilizm. Hatta bu yanlış anlayışa sahip olan ve kendilerini “anarÅŸist” olarak adlandıran insanlar da bulunmaktadır. AnarÅŸistler, rastgele dayatılan, silahlı kuvvetler veya diÄŸer zorlama biçimleri sayesinde sürdürülen düzene karşıdırlar. Onlar, bireylerin rızalarıyla oluÅŸan karşılıklı etkileÅŸimden, gönüllü birlikten kaynaklanan bir düzen için mücadele ederler. EÄŸer gerekiyorsa, anarÅŸistler bunun yerine getirilmesi için insanların kendi kendilerine örgütlenme yetisine sahip olduklarına inanırlar.
J. A. Andrews bir kamp gezisine çıkan bir arkadaş grubu örneğini kullanmıştı. Geziyi planlarlar, ve her kişi paylaşmak üzere yararlı yetenekleri ve araçlarıyla gelir. Hiç birisinin bir başkası üzerinde otorite konumunda değildir; çadırların kurulması, balık yakalama, yemek pişirme, temizlik hep birlikte çalışarak yapılır. Grup kendi kendisini örgütler, angarya işler yapılır, ve herkes zamanını dilediği şekilde, tek başına veya diğerleriyle birlikte, grup içerisinde geçirir. İnsanlar kaygılarını tartışırlar ve olası çözümler önerilir. Hiç kimse grupla birlikte hareket etmek zorunda değildir, ancak birlikte zaman harcamanın tercih edilmesi en azından sorunlara ve kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıkacak sürtüşmelere yapıcı çözümler bulunması istekliliğini gösterir. Eğer bir çözüm mümkün değilse, aynı görüşte olmayan bireyler başka bir gruplaşma oluşturabilir veya grubun geri kalanının baskı yapması korkusu olmaksızın ayrılabilirler.
Bunu çoÄŸu örgütlenmenin iÅŸleyiÅŸ ÅŸekliyle karşılaÅŸtırın. Grubun geri kalanının onayı veya girdisi olsun ya da olmasın, az sayıda birey önemli kararları alır. Üyeler tarafından istenmeyen faaliyetlerin engellenmesi umuduyla kurallar veya iç tüzük hükümleri kabul edilir. Liderlik meÅŸru kaygıları ele alarak yola koyulur, ancak çok geçmeden güç sayesinde yozlaşır. Faaliyetlerin diÄŸer üyelerden gizlenmesini veya aldatmacaların kullanılmasını gerektirse bile, kendisi ve örgütlenme için iyi olduÄŸunu düşündüğü ÅŸeyleri yapmaya baÅŸlar. Seçkinler kendilerinin dışlanmasını üyeler açısından güçleÅŸtirerek kendi yerlerini saÄŸlama almaya teÅŸebbüs ederler, ve sürekli olarak güçlerini arttırmak için çabalarlar. Seçkinler liderliÄŸinin eleÅŸtirilmesini yasaklayabilirler, veya kendisine “sade” üyelerinkine baskın olan insan-üstü nitelikler atfedebilirler. En nihayetinde seçkinler artık üyelerin kontrolü altında deÄŸildirler, ve onlara meydan okunamaz. Örgütün tüm gücü ve kaynaklarıyla çılgınca etrafa saldırarak, ona karşı gelmeye cüret edenleri cezalandırabilir. Üyelik artık gönüllü deÄŸildir, örgütün yargı alanı içerisinde olduÄŸuna karar verdiÄŸi herhangi bir ÅŸeyin sınırları içinde kalan kim olursa olsun bu ona dayatılır. Aslında zarar verilmesini engellemeyi amaçlayan yasalar ve otorite, seçkinler tarafından hedeflenen kimselere zarar vermenin bir aracına dönüştürülür.
Yasalar ve kurallarla ilgili bir baÅŸka sorun, gönüllü olarak rıza göstermiyorsanız, kanunsuz davranış hala gerçekleÅŸecektir; ister buna karşı bir yasa olsun isterse olmasın. Yasadışı faaliyet yeraltına itilecektir veya yasaların kesin olmayan ifade tarzıyla korunacaktır. EÄŸitim veya ikna yoluyla insanların gönüllü iÅŸbirliÄŸini kazanmakta baÅŸarısız olduÄŸu için, olası her ihtimale hitap etmek ve bunları kontrol etmek için, hükümet ciltler dolusu yasalar geçirecektir. Zaman zaman, sonuçları komik de olsa, yasa adeta taÅŸa kazınmış gibi görülecektir. Bunun bir örneÄŸi bayan bir sürücünün aşırı hız yüzünden durdurulması ve doÄŸum sancılarından acı çekerek otururken bir polis görevlisi tarafından ona uzun uzadıya ders verilmesidir. Görevli trafik cezasından kurtulmak için doÄŸum sancısı çekiyor rolü yaptığını düşünmüştü! Zaman zaman polis cezalandırmak istediÄŸi kiÅŸilere karşı suçlamalar üretirler, veya “davranış düzeltilmesi” babında insanları basitçe döverler (eÄŸer polisçe yeterince yıldırılmamışsanız, onlar bunu bir davranış sorunu olarak deÄŸerlendirirler). Yasaların fazlasıyla belirsiz veya yanlış uygulanması da pek olaÄŸandışı deÄŸildir. Benim yaÅŸadığım ÅŸehirde, polisler, kendi yasalarının açık bir ihlali olarak, tüm sürücüleri durdurmak, alkol-seviyelerini kontrol etmek, ve sorgulamalarının ardından herhangi bir yasadışı faaliyet şüphesi oluÅŸursa araçta kaçak mal olup olmadığını araÅŸtırmak üzere yola barikatlar kurarlar. Bu sürücü ehliyetlerinin kontrol edilmesi bahanesiyle yapılır, ki bu tamamen bir dalaveredir; çünkü insanlar durdurulduklarında herhangi bir suç belirtisi bulunmamaktadır. Ancak eÄŸer birisi böyle bir araÅŸtırma yapılmasını kabul etmezse, o zaman polisin görevini yapmasına engel olmakla, uygunsuz davranmakla, ve tutuklamaya direnç göstermekle, artı bölge savcısının hayal edebileceÄŸi baÅŸka ne gibi suçlamalar varsa bunlarla suçlanabilir. Yol barikatlarına mahkemede karşı çıkacak olursanız, yargıç size Anayasa’nın, yani memleketteki en üst yasanın, makul olmayan arama ve el koymaların yasak olduÄŸunu söylerken bunu demek istemediÄŸini, bunun tamamen farklı bir anlama gelecek ÅŸekilde yorumlanması gerektiÄŸini söyleyecektir. Bunun anlamı, hükümetin artık, yasanın amacının içini tamamen boÅŸaltarak neyin makul olduÄŸuna neyin olmadığına karar verme gücüne sahip olduÄŸudur. Yasa, güce sahip olanlar ne diyorsa o anlama gelir. ÖrneÄŸin mahkemeler zorunlu askerliÄŸin gönülsüz hizmetkarlık olmadığına, ve hükümetin sizi asker üniformasıyla hapishane giysisi arasında seçim yapmaya zorlayabileceÄŸine karar vermiÅŸlerdir. Ve yasalar giderek daha fazla kısıtlayıcı hale gelirler, böylece de insanlar giderek daha az özgürlüğe sahip olmaya alışırlar. Çocuklara doÄŸumlarından itibaren kimlik numaraları verilir. Yasa uygulayıcı personelin istediÄŸinde eriÅŸibileceÄŸi ÅŸekilde sürücü ehliyetleri üzerindeki resimler elektronik olarak bilgisayarda depolanır. Çalışanların, iÅŸe uygun olabilmek için özel kimlik formları sunması gerekir. Kamu konutlarının sakinlerinin oturduÄŸu daireler arama izni olmaksızın aranabilir. Bugün saldırgan bir ÅŸekilde tecavüzkar olarak görülen bir ÅŸey yarının yasaması olabilir.
AnarÅŸistler trafik ölümleri, tecavüzler veya cinayetler görmek istemezler. Tam tersine. Onlar, ÅŸu andaki tiranlık ve toplumsal kaos bileÅŸiminin dünyada çekilen acıların çoÄŸundan sorumlu olduÄŸunu düşünürler. AnarÅŸistlerin korktukları ÅŸey, gücün yozlaÅŸtırıcı etkisi ve gücün kaçınılmaz ÅŸekilde kötüye kullanılışıdır. Bir birey ancak belli bir miktarda zarara sebep olabilir; ancak otorite konumundaki aynı kiÅŸi, veya daha da kötüsü, yozlaÅŸmış gücün örgütlü, sistematik uygulanması korkunç zararlar verebilir. SavaÅŸlar ve çekilen eziyetler sayesinde, hükümetler milyonlarca ve milyonlarca kiÅŸiyi ölüme yollamışlardır; ve milyarların ise özgürlüklerini ellerinden almışlardır. Ve polisin, polis görevlisinin suç iÅŸlenirken olay yerinde rastlantı eseri olması gibi ancak nadir vakada suçu önlediÄŸine dikkat ediniz. Polis neredeyse her zaman suç iÅŸlendikten sonra ortaya çıkar. ÇoÄŸu suç çözülmeksizin kalır. Suçu iÅŸledikten sonra suçluluları cezalandırmaya teÅŸebbüs etmek insanları korumanın pek de etkin bir yolu deÄŸildir. Bu hatalı “tedavi”, altta yatan sorunu çözmeksizin belirtilere saldırmak demektir –toplumsal bilincini yitirmekte olan bir toplum. DiÄŸer bir deyiÅŸle, toplumu oluÅŸturan bireyler kendilerini toplumun birer üyesi olarak düşünmeyi bırakmışlardır. EÄŸer komÅŸularınız hepsi de size yabancıysa, ve bir ÅŸeyleri düzeltmek için kendinizi güçsüz hissediyorsanız, o zaman çevrenizdekilerle iliÅŸkiniz olduÄŸunu hissetmeyeceksinizdir. Polis suçlululara karşı pek etkili deÄŸildir, ama genel halkı kontrol etmekte fazlasıyla etkindir. Yalnız bir birey, ağır silahlı paramiliter örgütlenmelerin yaÄŸmalarına karşı direnemez. EÄŸer iyi huylu ve yozlaÅŸmamış bir hükümet mümkün olsaydı bile, baÅŸkaları tarafından yazılan, iyi niyetli ciltler dolusu emirlerle yaÅŸamak zorunda bırakılmaktansa, çoÄŸumuz özgür yaÅŸamayı tercih ederdik. Arabanızı kullanırken, kask giymeye aldırır mıydınız? Hiç kimsenin keskin bir kayaya basmaması için plajlarlarda çıplak ayakla dolaşılmasının yasaklanmasına ne demeli? Ya uzak alanlarda yürümenin ve kendi mesleÄŸiniz dışında çalışmanın yasaklanması?
Fred Woodworth, hükümetler tarafından yapılan meÅŸruiyet iddialarının, iktidardakilerin bizim adımıza bize emir vermeye neden haklarının olduÄŸunu meÅŸrulaÅŸtırmalarının, eÄŸer sonuçları bu kadar trajik olmasıydı gülünesi ÅŸeyler olduÄŸa dikkat çekmiÅŸtir. Bir monarÅŸi, anayasal demokrasi, teokrasi, milliyetçi baba toprağı veya halk cumhuriyeti tarafından yapılan iktidar iddiaları tamamen düzmecedir, çünkü onlar yönetilenlerin rızası olmaksızın hükümet etmektedirler. Aynı coÄŸrafik alanda yaÅŸayan herkesi, doÄŸmamış kuÅŸakları, veya halihazırdaki tarafların dışında baÅŸkalarını baÄŸlayan herhangi bir anayasa, sözleÅŸme veya anlaÅŸma alçak bir yalancılıktır. Bazı hükümetler korku ve kaba kuvvet sayesinde yönetirler, diÄŸer bazıları ise tebalarından gelen yoÄŸun baskı nedeniyle iktidarda kalmak için seçimlerde halkın geniÅŸ kesimlerinin desteÄŸini kazanmaya baÄŸlı hale gelirler. Burjuva demokrasisi, yani seçkinlerce denetlenen demokrasi, diktatörlüğe tercih edilir bir ÅŸeydir; ancak bu cumhuriyetler de yine hedeflerine ulaÅŸmak için zorlamaya dayanırlar. Büyük paralar, kısıtlı seçim sandığı eriÅŸimi, ve kazanan-hepsini-alır seçim yasaları yardımıyla kazanan siyasi parti, iradesini kendisini desteklemeyenlere dayatma hakkına sahip deÄŸildir. Devlet makinası, hangi partinin kontrolü elinde bulundurduÄŸundan bağımsız olarak, tebasını itaat etmek zorunda bırakmak için zorlamaya baÅŸvurur. Demokrasi sıklıkla tolerans ile eÅŸleÅŸtirilir, ancak Hitler de demokrasinin bir ürünüydü, ve kölelik ile apartheid [ırk ayrımı] ABD’de demokrasi varken yaÅŸandı. Seçkinlerin denetimi ile çarpıtılmamış, ideal bir demokraside bile, çoÄŸunluk ortodoks olmayan düşüncelerle insanlara eziyet edilmesini fiilen destekleyebilir.
Halk, hükümetin mevcudiyetini meÅŸru kılan ve mevcut toplumsal sistemin gerekliliÄŸini açıklayan bir propagandayla, okullarda, medyada, ve kendi propagandasında sürekli bombardıman altında tutulur. Ancak ABD’de oy kullanabilir nitelikteki seçmenlerin yarıdan azı seçimlere katılmaktadır. Hükümet her halukarda yetkisini ÅŸamatayla ilan edecektir zaten.
İnsanların toplumsal bir sistem olarak anarşizme karşı yaptıkları itirazların çoğu, insanların mantıksız ve sorumsuz oldukları varsayımına dayanır. Eğer durum böyle olsaydı, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir polis, yargıç ve hapishane kaosdan el çabukluğuyla bir düzen çıkaramazdı. İnsanlar rutin bir şekilde birbirlerini öldürür ve soyarlardı, ve başkalarında fark edilen herhangi bir zayıflıktan hemen faydalanırlardı. Hepimiz de yakalanmak için fazlasıyla zeki olduğumuzu fark ederdik. Ancak, bireyler adına gerçek bir anti-toplumsal davranış bir kuraldan ziyade bir istisnadır. Çoğumuz genellikle gayet iyi tavırlıyızdır. Katlandığımız yıkıcı davranışların çoğu, en berbat koşullarda yetişmiş ve yetiştirilirken karşılaştıkları maddi ve kültürel yoksunluklar nedeniyle pek az kişisel seçeneği olan bireyler tarafından işlenmektedir. Bu, tüm etnik grup ve tüm ülkeler için geçerlidir, ancak bazı toplumlar sadece suç işlendikten sonra suçluları cezalandırmak yerine bu yıkıcı davranışı besleyen koşullara saldıracak kadar akıllı olmuşlardır. Bu, uğraşılması gereken toplumsal bir sorundur, insan doğasının verili bir olgusu değildir. Sevgi, saygı ve güvenlik dolu bir ortamda yetiştirilmiş insanoğulları, ve hatta hayvanlar bile, iyi bir mizaca sahip olma ve uyumlu olma eğilimindedirler. Ancak korku, acımasızlık ve yoksunluk dolu bir ortamda yetiştirilmiş herhangi bir canlı anti-toplumsal davranışlar sergileme eğiliminde olacaktır. Her toplum kendi yırtıcı bireylerini doğurur. Genelde, bireyler kendi toplumlarından ne kadar atomize ve yabancılaşmış olurlarsa, diğerlerine ve kendilerine karşı da o kadar yıkıcı davranışlar içinde bulunurlar. Ve sempatik olmayan, ve hatta yırtıcı bir toplumla birlikte tanımlanmamalarından ötürü insanlar suçlanamazlar. Bazı anarşistler, insanların bu kadar uyumsuz hale gelmesi nedeniyle, başkaları üzerinde iktidar sahibi olan hiç kimseye güvenilemeyeceğini iddia ederler.
Toplumsal olarak yıkıcı davranış ile zorlayıcı olmayan ancak başka nedenlerden ötürü hükümet tarafından yasaklanmış olan davranış arasında ayrım yapılmalıdır. Vergi ve askere alınmadan kaçınma gibi bariz örneklerin yanısıra, hükümetler yasalar geçirerek, kurbanın olmadığı veya ahlaki olan suçları yasadışı ilan ederek bütün bir suçlu sınıfı yaratırlar. Bir takım faaliyetler bazılarımız açısından nahoş olabilir, ancak eğer bunlar doğaları itibariyle yağmacı veya zorlayıcı değillerse, o halde bunlar sadece hükümet öyle dediği için suç teşkil etmektedirler. Ancak bir faaliyet yasadışı ilan edilir edilmez, profesyonel suçlular işe karışırlar, çünkü bu faaliyetler giderek karlı hale gelirler. Geçmişte yasadışı ilan edildikleri zaman, alkol ve kumar işlerinde, ve bugün de ilaçlar, fahişelik ve göçmenlik [işlerinde] suçluların aktif olmasının nedeni budur. Eğer silahlar yasadışı ilan edilirse, örgütlü suç yeni bir karlı iş bulacaktır kendisine. Alkolün, sigaranın ve benzinin vergilendirilmesi, yeni kaçak iş sanayileri ortaya çıkardı.
Kapitalizmin kar-için doÄŸası, işçilerin örgütsüzlüğünden onları mümkün olduÄŸunca ucuza kiralamak, mümkün olduÄŸunda ağır koÅŸullarda çalıştırmak (bazen fiziksel veya zihinsel olarak çökecek kadar), ve tükettikleri karşılığında onları mümkün olduÄŸunca fazla ödeme yapmaya zorlamak için faydalanmak gibi baÅŸka anti-toplumsal davranış biçimlerini teÅŸvik eder. DiÄŸer bir örnek, özel kesim iÅŸalemi karı alırken maliyetin topluma ödetilmesi demek olan “maliyetlerin dışsallaÅŸtırılması”dır –maliyeti kamu tarafından karşılanmak üzere işçilerin eÄŸitilmesi; küçük bir bedel karşılığında kamu arazileri üzerinde madencilik, balıkçılık, besicilik ve kerestecilik yapılması; hükümet kurtarmaları; grev kırıcılık; ve zehirli atıkların temizlenmesi gibi. Åžirketler kapitalizmi olarak bilinen bu resmi olarak korunan tahrip edici davranış biçimi, insani dayanışma açısından fazlasıyla bozucu olan bir rekabetçi, kıran kıran çarpışma anlayışını ortaya çıkarır. Bazı anarÅŸistler kapitalizmin doÄŸası itibariyle habis olduÄŸuna inanırlar. DiÄŸerleri ise, büyük, köklü iÅŸletmeleri kayırmak, ve küçük iÅŸletmelerle kendi iÅŸine sahip olanlar için engeller yaratmak suretiyle, hükümetin kapitalizmi habis yaptığını öne sürerler.
AnarÅŸistler insanların uygun gördükleri ÅŸekilde kendi kendilerini örgütlemekte özgür olmaları gerektiÄŸine inanırlar, ancak hangi yöntemin en adil veya arzulanır olduÄŸu konusunda bölünürler. Bazı anarÅŸistler herkesin refah üzerinde eÅŸit hakkının olduÄŸunu iddia ederler, çünkü bu esasen korkunç bir yoksulluk tehlikesi altında yaÅŸayan ücretli köleler kuÅŸakları tarafından üretilmiÅŸtir. Onlar toplumun iÅŸleyiÅŸini bir takım çalışması olarak görürler. ÇoÄŸunluk bu kadar bağımlı hale gelirken, nüfusun çok küçük bir kısmı mevcut varlıklar üzerinde bu kadar orantısız bir kontrolü nasıl dürüstçe ele geçirmiÅŸ olabilir ki? Bunu yapamazlardı. DendiÄŸi gibi, “para kazanmak için para gerekir”, ve çoÄŸumuzun aileleri bize büyük paralar bırakmamıştır. İş sahibi birisinin yaptığı ÅŸey sahip olduÄŸu parayla yatırım yapmak ve/veya borç yükünün altına girmeye istekli olmaktır; bizlerin çoÄŸu ise yaÅŸamını emeÄŸini satarak kazanır. Çalışanlar üretim sürecindeki bir girdi olarak görülürler: gerekli olduÄŸunda emekleri piyasa fiyatından “alınır”, gereksinim sona erdiÄŸinde artık “satın alınmaz”. Ancak çalışanlar, emek piyasasının veya iÅŸverenlerin ellerinde maruz kaldıkları davranışlardan bağımsız olarak kendilerinin ve ailelerinin geçimini saÄŸlamak zorunda oldukları için, sürekli güvenceden yoksunluk içerisinde yaÅŸarlar. Karşı karşıya oldukları bu güvenceden yoksunluk çalışanların işçi sendikalar kurmalarının, veya korunmak için yasalara ve hükümete yönelmelerinin sebebidir. Bu nedenle çoÄŸu anarÅŸist, ekonomiyi örgütlemenin en adil yolunun onu, herkesçe paylaşılan ve iÅŸletilen, herkesin çıkarına olan devasa bir kooperatif gibi ele almak olduÄŸunu söyler. AnarÅŸistler, her yerelliÄŸin veya endüstrinin özerk, ancak toplumu meydana getiren diÄŸer birimlerle çok yakın bir iliÅŸki içerisinde koordine edilmesini saÄŸlayacak konfederal örgütlenme biçimlerini desteklerler. Her birimin bir diÄŸer birimle iliÅŸkilerinde sorumlu hareket edeceÄŸine inanırlar, çünkü iÅŸbirliÄŸi [cooperation] ve karşılıklı itimat [good faith] herkesin çıkarınadır.
DiÄŸer genel kategori, insanların –ekonomik örgütlenmeler dahil olmak üzere– bunu seçtikleri takdirde, herhangi bir örgütten bağımsız olabilmeleri gerektiÄŸine inanan anarÅŸistleri içerir. Hükümetten korkmalarıyla aynı sebepten ötürü ekonominin toplumsallaÅŸmasından da korkarlar, çünkü bu bireyi diÄŸerlerinin merhametine bırakmaktadır. Onlar yine bazı bireylerin daha yüksek bir yaÅŸam standardına eriÅŸmek için –diÄŸerlerine göre– daha çok çalışmaya istekli olduklarını düşünürler; ve daha çalışkan olan daha az yoÄŸun bir ÅŸekilde çalışmayı ve daha temel bir yaÅŸam standardında yaÅŸamayı seçenlerle aynı seviyede olmaya zorlanmamalıdır. Bir kimsenin kazançlarını nereye kullandığının toplumun geri kalanını ilgilendirmemesi gerektiÄŸine –diÄŸerlerine karşı açık bir zararı içermediÄŸi müddetçe–, ve istedikleri takdirde zenginliklerini baÅŸkalarına devretmekte özgür olmaları gerektiÄŸine inanırlar. Düzenleme gönüllü olduktan sonra, bireyler, kendi iÅŸlerini kurmakta, veya baÅŸkalarını istihdam etmekte veya baÅŸkaları tarafından istihdam edilmekte özgür olmalıdırlar. Bu anarko-kapitalistler, ekonomiyi örgütlemenin en iyi yolunun, herkesin kendi esenliÄŸinin [well-being, refah, mutluluk] sorumluluÄŸunu üstlenmesiyle, insanların yapmayı seçtikleri gönüllü ekonomik iÅŸlemler yoluyla gerçekleÅŸeceÄŸini savunurlar. Onlar gerçekten de serbest olan bir piyasada, tüketicilerin ürünleri boykot etmek ve toplumsal açıdan daha bilinçli rakiplerden satın almak suretiyle iÅŸ sahiplerinin toplumsal olarak tahripkar faaliyetlerini kontrol edebileceklerini iddia ederler.
Bu görüşler ne kadar farklı olursa olsun, her iki seçeneÄŸi de –artı bahsedilmemiÅŸ ve hatta düşünülmemiÅŸ olan diÄŸerlerini de– içerecek bir ekonomiye sahip olmak ve insanları hangi örgütlenme tipini tercih ederlerse onu seçmekte özgür bırakmak mümkündür. Ekonomi, farklı farklı örgütlenmiÅŸ gruplaÅŸmaların çokluÄŸunun gönüllü karşılıklı etkileÅŸimiyle iÅŸleyecektir, her [grup] kendi en iyi örgütlenme yöntemleri üzerine çalışacaktır. Sosyalistçe eÄŸilimli olan gruplar kendi tüketimlerine yönelik mallar üretebilir, ve gerekli olduÄŸuna inandıkları ölçüde piyasa iliÅŸkilerinden sakınabilirler. Gustav Landauer şöyle yazıyordu, “Kendi tüketimimize yönelik malları üretmek üzere çok sayıda zanaat ve endüstri kurabiliriz. Bunda ÅŸimdiye kadar kooperatiflerin almış olduÄŸu yoldan daha ileri gidebiliriz, çünkü onlar kapitalist yönetimli iÅŸletmeyle rekabet etme fikrinden hala kurtulamamışlardır.” [01] Önemli olan ÅŸey, insanların, çoÄŸumuzun halihazırda sahip olmadığı, bir seçeneÄŸe sahip olmasıdır. ÇeÅŸitli gruplar yapmayı seçtikleri zaman birbirleriyle etkileÅŸime girebilecektir. AnarÅŸistler arasındaki iÅŸbirliÄŸinin önündeki ciddi bir engel mülkiyet hakları meselesidir. Bir uçta özel, yaÅŸamın gerekliliklerinin kar-için sahipliÄŸine neredeyse feodalce baÄŸlı olanlar bulunmaktadır; öteki uçtaysa kiÅŸisel mülkiyet sahipliliÄŸinin bile anti-sosyal ve elitist olduÄŸuna düşünenler bulunmaktadır. Bu iki uç arasında oldukça geniÅŸ bir manevra alanı bulunmaktadır, ancak iÅŸyerine el konulması [expropriation, kamulaÅŸtırılması, istimlak edilmesi] hareketi bölen baÅŸlıca konudur. Komüniter [communitarian] yaklaşım bu konudan tamamen uzak duracaktır. Bu maksatlı, kendinden örgütlü topluluklar bir gece içerisinde varolan sistemin yerini alamaz, ancak nihayetinde bizim ona bağımlılığımız büyük ölçüde azaltabilir. Bugün üretilmekte olan çoÄŸu mal ya gereksizdir veyahut da aşırı miktarlarda üretilmektedir. ÖrneÄŸin otomobillerin kullanımı, toplu taşıma, bisiklet yolları kullanımıyla ve daha iyi bir kentsel planlamayla büyük ölçüde azaltılabilir (ve bu trafik kazalarında ölüm sorununa kısmi bir çözüm getirecektir). Ve anarko-sosyalistler el konulmuÅŸ bir yazar kasa fabrikası veya mink çiftliÄŸiyle ne yapacaklardır? EÄŸer insanları, iÅŸbirliÄŸi yapılarak olarak üretilmiÅŸ malları satın alarak veya kullanarak, ihtiyaçlarını iÅŸbirliÄŸi yaparak karşılamayı seçmeye hazırlayamazsak, onlar muhtamelen radikal bir toplumsal deÄŸiÅŸimle yeterince ilgilenmeyeceklerdir.
Peki “çalışmanın kaldırılması”ndan bahsedenlere ne demeli? Bir devri-daim makinası veya soÄŸuk füzyon gibi, nahoÅŸ görülen iÅŸleri hiç kimsenin yapmasını gerektirmeksizin, herkese ihtiyaç duyduÄŸu ÅŸeyleri saÄŸlayacak bir tasarım bugün henüz bilinmemekte. EÄŸer herkes yalnızca hoÅŸuna gideni yaparsa, icracı artistlerde ve atletlerde devasa bir arz fazlasına, diÅŸ saÄŸlığı bilimcileri ve tesisatçılarda ciddi bir yokluÄŸa sahip olacağızdır. İş paylaşımı ve üretken olmayan faaliyetlerin ortadan kaldırılması sayesinde, nahoÅŸ iÅŸ miktarı adil bir ÅŸekilde paylaşılabilir ve asgari bir düzeye indirgenebilir. Çalışma yoÄŸunluklu ürünlerin tüketiminden uzak durmayı arzulayanların çalışması makul olarak beklenmemelidir. Ancak, iÅŸsizlik, veya sert ve tehlikeli çalışma koÅŸulları gibi üretken faaliyet önündeki engellerin yokluÄŸunda, çalışmayı paylaÅŸanların gönüllü olarak çalışmamayı seçenlerin eriÅŸimini engellemesi de eÅŸ derecede makul gözükmektedir.
Bugün halihazırda, anarÅŸizmin en iyi toplumsal örgütlenme biçimi olduÄŸu hakkında yaygın bir ittifak var olmadığı için, bu fikirleri yaymak ve kendi aramızda yapabildiÄŸimizce uygulamak bize kalmaktadır. İnsanları anarÅŸist bir projeye katılmaya zorlamak mümkün deÄŸildir, çünkü anarÅŸizm gönüllü iÅŸbirliÄŸine ve iÅŸlemesi için de öz-disipline dayanır. Çok sayıda insan bunun örgütlenilmesi gereken yol olduÄŸuna inandıktan sonra, zorba bir hükümdar bile onları kendilerini yeniden örgütlemekten alıkoyamaz. Elisee Reclus’un yazdığı gibi, “Yeryüzünün sefilleri ve mirasdan mahrum edilmiÅŸleri kendi çıkarları doÄŸrultusunda, sektör sektör, ulus ulus, ırk ırk birleÅŸtiÄŸinde; onlar çektikleri acıların ve amaçlarının tamamen bilincine vardıklarında … o eski günlerin Efendisi kadar güçlü olduklarında, o [Efendi] kendisini karşı birleÅŸen açlık içindeki kitlelerin önünde güçsüz kalacaktır.” [02]
DİPNOTLAR
Kapaktaki alıntı Martin Buber’in “Paths in Utopia”sındandır (s. 46, 1988, Collier Books, 1945′de yaınlanan kitabın yeniden baskısı; ingilizce olarak ilk defa 1949 yılında Routledge and Kegan Paul Ltd tarafından yayınlanmıştır).
[01] “For Socialism”, Gustav Landauer, s. 140, Telos Press, St. Louis, 1978 (ingilizce çevirisi). İlk olarak 1911′de yayınlandı.
[02] “Evolution and Revolution”, Elisee Reclus, s. 16, William Reeves tarafından basılan kitabın Kropotkin’s Lighthouse Publications tarafından yapılan 7. baskısı. Yayın veya yeniden basım tarihi verilmemiÅŸ.
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: “Consent or Coercion: An Anarchist Case for the Social Transformation and Answers to Questions about Anarchism”.
Cevap Yaz