Çiçek Kanı: Anarşist-Feminist Bildiri
filed in AnarÅŸizm on Eki.25, 2009
Biz, anarşizmin, feminizmin mantıksal olarak tutarlı bir ifadesi olduğuna inanan bir bağımsız kadın kolektifiyiz.
Bizler, her kadının kendi ezilmişliğinin yegane meşru sözcüsü olduğuna inanıyoruz. Her kadın, daha önceki siyasi bağlılığı ne olursa olsun, kendi ezilmişliğini fazlasıyla kendi içinden bilir, ve bu nedenle kurtuluşunun alacağı biçimi kendisi tanımlayabilmeli ve tanımlamalıdır.
Neden birçok kadın ‘hareketler’den bıkmış ve yorulmuÅŸ bir halde? Bizim cevabımız, hatanın tek tek kadınlarda deÄŸil, hareketlerin doÄŸasında yattığıdır. Politik hareketler, bildiÄŸimiz üzere, politik eylemlerimizi kiÅŸisel düşlerimizden ayrı tutar –ya düşlerimizin gerçekleÅŸmesinin imkansızlığına inanarak onları terk edene ya da düşlerimize sımsıkı sarıldığımız için hareketi bırakana deÄŸin. Samimi anarÅŸistler ve samimi feministler olarak, imkansızı düşlediÄŸimizi, ve imkansızın tam olarak gerçekliÄŸe dönüşmesinden daha azıyla asla yetinmeyeceÄŸimizi söylemeye cesaret ediyoruz.
Kadınların kurtuluşu hareketinde iki ana eylem biçimi olagelmiştir. Birisi, en iyisinden kişisel düzeyde baskı ile uğraşmanın en anlamlı biçimlerinden olan, ancak en kötüsünden bir terapi grubu seviyesinin ötesine asla geçmeyebilecek, küçük, yerel, [bireysel] istençle örgütlenen bilinç-yükseltme gruplarıdır.
DiÄŸer ana katılım tarzı ise, eylemlerini belirli politika çizgileri doÄŸrultusuna odaklayan, kadınların ezilmesini somut, tek bir konuya odaklanan [ing. single-issue] programlara dönüştürmenin çok sancılı olduÄŸu büyük, bürokratikleÅŸmiÅŸ gruplardır. Bu tipteki gruplarda bulunan kadınlar genellikle bir süre için resmi sol politikaya katılmış, ancak diÄŸer sol gruplar içindeki cinsiyetçiliÄŸe tahammül edemiÅŸlerdir. Ancak solcu erkeklerin yukarıda bahsedilen tavırlarına tepki göstermelerinin ardından, resmi bir politik yönelime sahip pekçok kadın varoÅŸlarda yaÅŸayan kardeÅŸlerinin ‘terapi grupları’ olduÄŸunu düşündükleri [katılım tarzının] geçerliliÄŸini kabul edememiÅŸler; ancak erkek-hakimiyetindeki Marksist-Leninist, Troçkist, Maoist retorik alanı içinde kalmaya devam etmiÅŸ, ve tepki gösterdikleri erkek sol grupların kullandığı siyasal örgütlenme biçimlerini kullanmaya devam etmiÅŸlerdir. Politik yetkinleÅŸmenin tek konulu programlar etrafında bir hareket ‘inÅŸa etmek’ anlamına gelmesi gerektiÄŸini [söyleyen], böylece de ‘kitlelerin bilinçliliÄŸi bizim seviyimize ulaÅŸana kadar sabırlı olmamız’ gerektiÄŸini ima eden kadın hareketinin bir kısmında, eski erkek solun seçkinciliÄŸi ve merkezileÅŸmesi bu sayede yerleÅŸmiÅŸ ve zaten zehirlenmiÅŸ oluyordu. Ezilen bir insana ezildiÄŸini söylenmesi gerektiÄŸini varsaymak ne de büyük bir alçakgönüllülük! Onun bilinçliliÄŸinin ancak bir konudan diÄŸer bir konuya doÄŸru azar azar artarak geliÅŸeceÄŸini varsaymak ne büyük bir alçakgönüllülük!
Geçen on yıl ve belki de daha fazla bir süre boyunca, soldaki kadınlar devamlı olarak kendi kurtuluÅŸumuz için savaÅŸmaktan kaçınmış, tüm kadınların ezilen bir grup oluÅŸturduÄŸu bariz olgusunu göz ardı etmiÅŸlerdir. Sayımız o kadar çok ve o kadar dağınığız ki, bizler hata yaparak kendimizi ‘erkeklerimizin’, babalarımızın veya kocalarımızın sınıfsal konumuna göre belirlenen sınıfların üyeleri olarak tanımladık. Böylece bizleri ezilen kadınlar olmanın ötesinde orta-sınıfa dahil olarak gören solcu kadınlar, bizim için öncelikli olan kendi mücadelemize katılmaktan alıkoymuÅŸlardır. Bunun yerine, bizler kendimizi diÄŸer ezilen insanların yanında savaÅŸmaya adadık, yani bizim içinde bulunduÄŸumuz kötü durumumuza kendimizi yabancılaÅŸtırdık. Pekçokları, yanlızca beyaz orta sınıf erkeklerin suçluluk tribinden kaynaklanan bu tavrın artık kadın hareketi içinde var olmadığını söyleyecektir; ancak bugün bile otonom kadın hareketleri içindeki kadınlar kendimizi örgütleme gereksinimine yoÄŸunlaÅŸmaksızın işçi sınıfındaki kadınları örgütlemek gerektiÄŸinden bahsetmektedirler –sanki biz halihazırda o düzeyin ötesindeymiÅŸiz gibi. Bu (ilk önce ve öncelikle kendimizi özgürleÅŸtirmekte ısrar etmemiz), bizim bu [işçi sınıfından olan] ezilen kızkardeÅŸlerimizi daha az sevdiÄŸimiz anlamına gelmez; aksine tüm kurtuluÅŸ mücadelelerinde samimi olabilmemiz için en iyi yolun kendi ezilmiÅŸliÄŸimizi kabul etmek ve doÄŸrudan onunla uÄŸraÅŸmak olduÄŸuna inanıyoruz.
Neden AnarÅŸizm?
Bizler Marksist-Leninist analiz ve stratejinin reddedilmesinin politik bir naiflik anlamına geldiÄŸine inanmıyoruz. ‘Demokratik merkeziyetçi’ bir grubun bile, bizim ‘öncü’ temsilcimiz olarak nitelendirilmesini reddetmenin siyasi olarak naif olduÄŸuna inanmıyoruz. Hareketler ‘inÅŸa etmek’le ilgili olan grupların doÄŸası söyledir: 1) ‘fazlasıyla aşırı’ düşleri ‘gerçekçi’ düşlere dönüştürmek, ve 2) en sonunda bizzat tiranlığın bir organı haline gelmektir. TeÅŸekkürler, kalsın!
Modern radikal tarih boyunca, Marksist-Leninist kuram ve pratiÄŸe tamamen zıt giden –Bakunin’den Kropotkin’e, Sophie Perovskaya’ya, Emma Goldman’a, Errico Malatesta’ya, Murray Bookchin’e uzanan– ayrı bir radikal gelenek vardır ve bu AnarÅŸizm’dir. Bu radikallerin çoÄŸuna yabancı olan bir gelenektir, çünkü çok daha örgütlü olan Devlet ve Marksist-Leninist örgütlenmeler tarafından devamlı surette çarpıtılmış ve yanlış gösterilmiÅŸtir.
Anarşizm, sorumsuzluk ve kaos ile eş anlamlı değildir. Aslında, solun zamanı geçmiş örgütsel ve politika-yapıcı pratiklerine anlamlı alternatifler sunmaktadır. Temel anarşist örgütlenme biçimi [bireysel] istençle örgütlenen ve devam ettirilen küçük bir gruptur; bu grup, üyelerinin ezilmesini ve onların kurtuluşlarının alacağı biçimleri tanımlama doğrultusunda çalışmalıdır.
Kadınların örgütlenmesi, Yeni Sol’da ve Marksist solda, Devrim için birlikler oluÅŸturulması olarak görülür. Ancak biz mücadeleye katılan her kadının bir Devrim olduÄŸunu iddia ediyoruz. DEVRİM BİZİZ!
Toplumun bize dayatmayı hedeflediÄŸi davranışlardaki [içselleÅŸtirilen] kısıtlılığı ortadan kaldırmak için, içtepi ile hareket etmeyi öğrenmemiz gerekli. ‘Hareket’, bizlerin çoÄŸu için bizden kopartılmış olan bir ÅŸeydi. Artık kendimizi bir hareketin üyeleri olarak deÄŸil, iÅŸbirliÄŸi içindeki bireysel devrimciler olarak düşünmemiz gerekiyor. Birbirini kiÅŸisel olarak tanıyan ve güvenen iki, üç, beÅŸ veya on bireysel devrimci, devrimci eylemler yürütebilir ve kendi politikamızı geliÅŸtirebiliriz. Lidersiz bir ilgi [ing. affinity] grubunun üyeleri olarak, her üye eÅŸit seviyede iktidar düzeyine sahip olarak iktidarın hiyerarÅŸik iÅŸlevini olumsuzlar. KAHROLSUN TÜM PATRONLAR! Böylece liderlerin bizim adımıza hareketin gideceÄŸi yönü belirlediÄŸi bir hareketin içinde kaybolup gitmeyeceÄŸiz –biz kendi hareketimiziz, kendi hareketimizin yönünü biz belirleriz. Bizler, idare edilmeye, adımıza konuÅŸulmasına ve nihayetinde de yatıştırılmaya izin vermeyi reddediyoruz.
Bazılarının öne süreceÄŸi üzere, Kadın Hareketi’nin bölünmesinin tüm devrimci etkinliÄŸimizin sona ermesi demek olacağına inanmıyoruz. Hayır! Kadının ruhu ‘bir hareket’ tarafından yönlendirilecek ve manipüle edilemeyecek kadar geniÅŸtir. Kendi baÅŸlarına eyleyen ve kendi eylemlerine kendileri karar veren küçük gruplar, devrimci kadınların mantıksal bir ifadesidir. Bu, doÄŸaldır ki çeÅŸitli projeler ve konferanslar için birarada çalışan çeÅŸitli grupların varlığı dışlamaz.
Bu amaçlar doğrultusunda ve diğer kadınlarla bağlantımızı koparmamak için, Massachusetts, Cambridge Kadın Merkezi içinde otonom bir kolektif olarak örgütlendik. Kadın Merkezi bir federasyon olarak, yani politika-üreten bir grup olarak değil, ancak çeşitli kadın gruplarının biraraya gelmesi için bir merkez olarak faaliyet gösterir. Gerektiğini düşündüğümüz zaman buna benzer bildiriler yazmaya da devam edeceğiz. Herkesten ve her türden sesleri duymaktan gerçekten de memnun olacağız.
TÜM İKTİDAR HAYAL GÜCÜNE!
Red Rosia ve Black Maria of Black Rose Anarko-Feministler Dokümana İlişkin Bir Not:
Çiçek Kanı, 1971 yılında, Red Rosia ve Black Maria of Black Rose tarafından yazıldı. Şu adresten onlara ulaşılabilir;
The Women’s Centre, 46 Pleasant Street, Cambridge, Mass.
Bu makale ilk defa Chicago’da yayınlanan (bugün yayınlanmayan) Siren – Anarko-Feminizmin Dergisi‘nde yayınlandı (Cilt 1, Sayı 1, 1971).
Daha sonra Social Revolutionary Anarchist Federation ve the Revolutionary Anarchist Print Fund’ın Seattle biriminin yayınladığı bir broşürün parçası olarak basıldı. (4736 University Way NE, Seattle, Wn 98105)
Link: http://www.cluefactory.org.uk/ace/rumours/manifest.html
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: “Blood of The Flower: An Anarchist-Feminist Statement”.
www.khAos.info
Cevap Yaz