Federalist düşünce mantıksal olarak enternasyonalizme, yani ulusların örgütlenmesinin, federal bir temelde, “insanlığın daha büyük, kardeşçe birliÄŸi”ne gider. Burjuva federal düşüncesi ütopyacılığının enternasyonal ve devrimci bir sosyalizme dayanmadığını yine Bakunin göstermiÅŸtir. Zamanının çok ilerisinde, insanların bugün dedikleri ÅŸekilde o bir “Avrupalı” idi; “Avrupa ailesi içerisindeki farklı halkların bir iç savaÅŸ yapmasını imkansız kılmanın” tek yolu olarak bir BirleÅŸik Avrupa Devletleri çaÄŸrısında bulunmuÅŸ ve bunu arzulamıştı. Ancak, “bugünkü oluÅŸturuldukları halleriyle” devletler temelindeki oluÅŸturulacak herhangi bir Avrupa federasyonuna karşı uyarıda bulunacak kadar da dikkatliydi. “Cumhuriyet olarak adlandırılmasına karşın, hiçbir merkezi, bürokratik ve dolayısıyla askeri Devlet, ciddi ve samimi bir ÅŸekilde uluslararası bir federasyona katılamaz. Bizzat kuruluÅŸu itibariyle, böyle bir Devlet içsel hürriyetin açık veyahut gizli bir reddi, ve dolayısıyla sürekli bir savaÅŸ ilanı, mevcut komÅŸu ülkeler için bir tehdit olacaktır.” Gerici Devlet ile yapılacak herhangi bir ittifak “devrime ihanet” olacaktır. Dünyanın BirleÅŸik Avrupa Devletleri, baÅŸtan aÅŸağı ÅŸiddete ve otorite ilkesine dayanan eski düzenin yıkılmasıyla ancak kurulabilir öncelikle. Öte yandan, eÄŸer baÅŸka bir ülkede toplumsal devrim gerçekleÅŸirse, baÅŸka bir yabancı ülke aynı ilkeler temelinde bir devrim yaparsa, mevcut devlet sınırları dikkate alınmaksızın devrimci federasyona kabul edilecektir. Gerçek enternasyonalizm, ayrılma hakkı demek olan kendi kaderini tayine [self-determination, özbelirlenim] dayanır. Bakunin, Proudhon’u izleyerek “her birey, her birlik, komün veya ilçe, her bölge ve ulus, tarihsel haklar olarak adlandırılan ÅŸeyleri veya komÅŸularının rahatını göz önünde bulundurmaksızın, mutlak olarak kendi kaderini tayin etme, baÅŸkaları ile birlik oluÅŸturma veya oluÅŸturmama, istediÄŸi herkesle ittifak oluÅŸturma veya ittifakı bozma hakkına sahiptir.” diyordu. “Özgürce birleÅŸme ve aynı özgürlükle ayrılma hakkı; bu olmaksızın konfederasyonunun daima gizli bir merkezileÅŸme olacağı siyasi haklardan en önemlisidir.” Ancak, anarÅŸistler bu ilkenin ayrılmaya veya tecrite yol açacağını düşünmediler. Onlar, aksine, “ayrılma hakkı tanındığında, ayrılmanın aslında imkansız hale geleceÄŸini, çünkü ulusal birimlerin artık ÅŸiddet veya tarihsel yalanın ürünü olmayacağı, özgürce oluÅŸacağı inancına” sahiptiler. Bunlar, ancak ve ancak o zaman “gerçekten de güçlü, yararlı ve kalıcı” hale geleceklerdir. Daha sonra, Lenin ve Üçüncü Enternasyonal’in ilk kongreleri Bakunin’in bu anlayışını benimsemiÅŸti, ve BolÅŸevikler bunu milletlere iliÅŸkin politikalarının ve sömürgecilik karşıtı stratejilerinin temeli haline getirdiler –bunu otoriter merkeziyetçiliÄŸe ve gizli emperyalizme yöneliÅŸlerini gizlemek için kullanana deÄŸin. Daniel Guerin Kaynak: “2. In Search of a New Society”
www.khAos.info