Sonuca ulaÅŸtırılan karşılıklı uzlaÅŸma belirsizliÄŸi gidermekten oldukça uzaktı; aynı Basel Kongresi’nde otoriter sosyalistler ekonominin Devlet tarafından idare edilmesini alkışlamaktan utanç duymamışlardı. Tartışmalar demiryolları, posta hizmetleri vb. büyük ölçekli kamusal hizmetlerin yönetimine geldiÄŸinde, sorunun ne kadar zorlu olduÄŸu da ortaya çıkmıştı. 1872 Hague Kongresi’nde, Marks ve Bakunin’in takipçilerinin birlikteliÄŸi bozuldu. Böylece, kamusal hizmetlere iliÅŸkin tartışma, ayrışmadan geriye kalan ve yanlış isimlendirilmiÅŸ “anti-otoriter” Enternasyonal’de yeniden ortaya çıktı. Bu soru, kendilerini Marks’tan ayrıştırmayı ve Enternasyonal’de anarÅŸistlerle birlikte kalmayı seçen az ya da çok “devletçi” olan sosyalistler ile anarÅŸistler arasında yeni bir uyuÅŸmazlık ortaya çıkardı.
Bu gibi kamusal hizmetler ulusal ölçekte olduÄŸu için, bunların ne tek baÅŸlarına işçi birlikleri, ne de tek baÅŸlarına komünler tarafından yönetilemeyecekleri açıktır. Proudhon, bu sorunu işçi yönetimini, tam olarak açıklamadığı bir “kamusal inisiyatif” biçimiyle “dengeleyerek” çözmeye çalışmıştı. Kamusal hizmetleri kim idare edecekti? Komünler federasyonu cevabını verir liberterler; Devlet diye yanıtlamaya hazırdır otoriterler.
Enternasyonal’in 1874 Brüksel Kongresi’nde, Belçikalı sosyalist Cesar de Paepe bu iki çatışan görüş arasında bir uzlaÅŸma oluÅŸturmaya çalışmıştı. Yerel kamusal hizmetler, sendikalar tarafından görevlendirilen yerel idari birimin [organ] yönetimi altında iÅŸletilerek, komünlere ait olacaktır. Daha büyük ölçekteki kamusal hizmetler komünler federasyonunun görevlendirdiklerinden meydana gelecek ve bölgesel emek odası tarafından denetlenecek bir bölgesel idare tarafından yönetilecek; ulusal ölçekte olanlar ise “İşçi Devleti“nin, yani “özgür işçi komünlerinin bileÅŸimine dayanan” bir Devlet’in [idaresi] altında olacaktır. AnarÅŸistler bu muÄŸlak örgütlenme konusunda şüpheliydiler, ancak Paepe bu şüpheyi bir yanlış anlama olarak görmeyi tercih etmiÅŸti: bu her ÅŸeyden öte lafzi bir tartışma deÄŸil miydi? Öyleyse, “Devlet” kelimesini bir kenara bırakmaktan, gerçek düşünceyi “bazı baÅŸka terimlerin hoÅŸ maskesi altında” gizlemekten ve hatta daha da geliÅŸtirmekten memnun olacaktı. Liberterin çoÄŸu Brüksel Kongresi raporunun Devlet’in yeniden teÅŸkil edilmesi demek olduÄŸunu düşünüyordu: “İşçi Devleti“nin kaçınılmaz olarak “otoriter Devlet“e dönüşeceÄŸini görüyorlardı. EÄŸer bu yalnızca lafzi bir tartışmaysa, hükümetsiz yeni bir toplumu, yıkılacak olan örgütlenmenin ismiyle tanımlamayı neden vaftiz etmeliydiler ki? Malatesta, takip eden 1876′da toplanan Bern’deki Kongre’de, kamusal hizmetlerin tek ve merkezi bir örgütlenme biçimi gerektirdiÄŸini kabul ediyordu; ancak, onların yukarıdan Devlet tarafından idare edilmeleri gerektiÄŸini kabul etmiyordu. Ona göre, muhalifleri Devlet ile toplumu, yani “yaÅŸayan organik gövde“yi birbirine karıştırmış gözüküyordu. Bir sonraki yıl, 1877′de, Ghent’deki Evrensel Sosyalist Kongresi’nde, Cesar de Paepe, kıymetli İşçi Devleti veya Halk Devleti’nin “bir süre için Ücretlilerin Devleti’nden daha fazlası olmayacabileceÄŸini” kabul ediyordu, ancak “bu koÅŸulların dayattığı geçici bir aÅŸamadan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildi“; bunun ardından isimsiz, sabırsız kitleler üretim araçlarını ele geçirmekte ve bunları işçi birliklerinin eline vermekte gecikmeyeceklerdi. AnarÅŸistler bu belirsiz ve uzak perspektiften tatmin olmamışlardı: Devlet ele geçirdiÄŸinden asla vazgeçemeyecektir.

Daniel Guerin
Kaynak: “2. In Search of a New Society”
www.khAos.info