KISIM D.09
REFAHIN KUTUPLAŞMASI İLE OTORİTER HÜKÜMET ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?

D.09.01 Kapitalizmde Siyasal İktidar Neden Yoğunlaşır?
D.09.02 “Görünmez Hükümet” Nedir?
D.09.03 Hapsetme Oranları Neden Yükseliyor?
D.09.04 Hükümet Gizliliği ve Vatandaşların Gizlice İzlenmesi Neden Artıyor?
D.09.05 Ancak Otoriter Hükümetler Daima Sansüre Bulaşmazlar mı?
D.09.06 Sağ Ne İstiyor?

İşçi sınıfının yaÅŸam standartlarının aşınmasıyla beraber refahın kutuplaÅŸma oranındaki artıştan daha önce bahsetmiÅŸtik. Bu süreç Noam Chomsky tarafından “Üçüncü DünyalaÅŸma” olarak adlandırılmaktadır. ABD’de özellikle akut bir biçimde ortaya çıkmaktadır –[zenginliÄŸin] en kutuplaÅŸtığı yer olması nedeniyle en yüksek yoksulluk oranına sahip, “en zengin” sanayileÅŸmiÅŸ ulus–, ancak süreç diÄŸer “ileri” endüstriyelleÅŸmiÅŸ ülkelerde de, özellikle de BirleÅŸik Krallık’ta, gözlenebilir.

Üçüncü Dünya hükümetleri genellikle otoriterdir, çünkü yoksullaÅŸtırılmış ve memnuniyetsiz kitleler arasındaki isyanları bastırmak sert tedbirleri gerektirir. Bu nedenle “Üçüncü DünyalaÅŸma” yalnızca ekonomik bir kutuplaÅŸmayı deÄŸil, aynı zamanda giderek otoriterleÅŸen hükümetleri de ima etmektedir. Philip Slater’ın ifade ettiÄŸi üzere, geniÅŸ, eÄŸitimli ve uyanık bir “orta sınıf” (yani ortalama geliri olanlar) demokrasinin her zaman bel kemiÄŸini oluÅŸturur, ve refahı yoÄŸunlaÅŸtıran herhangi bir ÅŸey demokratik kurumları zayıflatmaya eÄŸilimlidir (A Dream of Deferred, s. 68).

EÄŸer bu doÄŸruysa, ABD’deki refahın kutuplaÅŸmasıyla birlikte artan otoriterliÄŸin iÅŸaretlerini de görmeyi umarız. Bu hipotez, aralarında ÅŸunların da bulunduÄŸu sayısız olgu tarafından doÄŸrulanmaktadır: “imparatorluÄŸa özgü baÅŸkanlık”ın giderek büyümesi (siyasi gücün yoÄŸunlaÅŸması); yürütme dallarının yasal olmayan operasyonları (örn. İran-Kontra skandalı, Grenada ve Panama iÅŸgalleri); tavana vuran hapsetme oranları; daha fazla resmi gizlilik ve sansür; Aşırı SaÄŸ’ın yükseliÅŸi; daha fazla polis ve hapishane; FBI’ın yaygın gizli telefon takip talepleri; vs. Suçla baÅŸa çıkmak için [kullanılan] aşırı sert tedbirlere [yönelik] kamuoyu desteÄŸi; kontrolden çıkmış olan yönetici sınıfın açgözlülüğünün –medya tarafından dikkatlice karartılan bir olgu– sebep olduÄŸu sürmekte olan toplumsal çözülüş karşısında panik olmaya baÅŸlayan yurttaÅŸların giderek otoriterleÅŸen ruh halini yansıtmaktadır.

Temsili demokrasi ile anayasal güvenceye sahip özgürlüklerin, BirleÅŸik Devletler ve benzeri anayasal sivil hak “korumalarına” sahip diÄŸer liberal demokratik uluslarda otoriter hükümetleri imkansız yapacağı düşünülebilir. Ancak, gerçekte, “ulusal olaÄŸanüstü durum” açıklaması merkezi hükümetin ceza görmeksizin anayasal güvenceleri göz ardı etmesine imkan tanımakta, ve Hannah Arendt’in “görünmeyen hükümet” –idarenin ismen dokunmaksızın anayasal yappılardan kaçınmasına imkan veren mekanizmalar (bakınız Kısım D.9.2)– dediÄŸi ÅŸeyi meydana getirmektedir.

Bu baÄŸlamda, Naziler’in “demokratik” Weimar anayasası teoride yürürlükte kalırken Almanya’da “gölge hükümet” yarattıklarını hatırlamak önemlidir. Hitler, ilk önceleri programlarını anayasa yoluyla, mevcut hükümet kurum ve bölümlerini kullanarak uygulamıştır. Ardından Weimar hükümetinin iÅŸlevlerini taklit eden Nazi büroları kurmuÅŸ; fiili gücü Nazi büroları (özellikle de SSler ve Hitler’in kendisinin) elinde tutarken, bu öncekilerin güçsüz bir ÅŸekilde varolmalarına müsade etmiÅŸtir. Rusya’da Komünist Parti de BolÅŸevik devrimin ardından benzeri bir görünmez hükümet yaratmış; Komünist Parti ve Genel Sekreter gerçek gücü elinde tutarken, devrimci anayasa ile hükümet bürokrasisini yerinde bırakmıştı (Bakınız Marilyn French, Beyond Power, s. 349)

EÄŸer “geliÅŸmiÅŸ” endüstriyel ülkelerdeki bu toplumsal çöküş yönelimi sürerse, açıkça otoriter olan, “kanun-ve-nizam” zemininde kampanya yapan saÄŸ-kanat yönetimleri seçen seçmenlerini tasavvur etmek güç deÄŸildir. Yaygın bir ayaklanma, yaÄŸmalama, ve kargaÅŸa karşısında (özellikle de varoÅŸları aşığ banliyöleri tehdit ederse) tepkisel histeri hükümetin hem icracı hem de yasa yapıcı dallarını otoriter tiplere doÄŸru yönlendirebilir. Orta sınıf (yani profesyoneller, küçük iÅŸ adamları vb.) o zaman kanun ve nizamı yeniden tesis etme sözü veren savaşçı tipteki karizmatik liderleri destekleyeceklerdir –özellikle de bunlar etkileyici askeri ve polis referanslarına sahiplerlerse.

Otoriter yönetimler, bir kere seçildiklerinde, dünden hazır yasamanın ve mahkemelerin desteÄŸiyle de, kolayca icra dalına neredeyse diktaröryal güçler vererek, bugün var olandan çok daha yaygın bir görünmez hükümet mekanizması yaratabilirler. Böyle bir yönetim hükümetin medya üzerindeki kontrolünü büyük ölçüde arttırabilir, sıkıyönetim ilan edebilir, dış militarizmi kızıştırılabilir, polisin, ulusal muhafızların, gizli polisin ve dış istihbarat birimlerinin finansmanını ve kapsamını daha da geniÅŸletebilir, ve yurttaÅŸların daha yaygın gözetilmesinin yanısıra muhalif politik grupların içine sızmayı da yaygınlaÅŸtırabilirler. O zaman, rastgele aramalar ve el koymalar, sokaÄŸa çıkma yasakları, hükümetin tüm örgütlü toplantıları denetlemesi, hükümetin politikalarına muhalefet eden veya onları bloke etmeye çalışan grupların taciz edilmesi veya doÄŸrudan yasaklanması, ve politik muhaliflerin ve “ulusal güvenlik” açısından tehlikeli olduÄŸu yargısına varılan diÄŸerlerinin hapsedilmesi rutinleÅŸecektir.

Bu geliÅŸmelerin hepsi birden gerçekleÅŸmeyecektir, ancak çoÄŸu insanın otoriter ele geçirmenin baÅŸlamış olduÄŸunun bile farkında olmayacağı ÅŸekilde yavaÅŸ yavaÅŸ, farkedilmeksizin, ve –”kanun ve nizam”ın saÄŸlanması gereÄŸi veriliyken– mantıksal bir ÅŸekilde olacaktır. Aslında, bu ABD’de halihazırda baÅŸlamıştır (bakınız Bertham Gross’un Friendly Fascism, South End Press, 1989).

AÅŸağıdaki alt bölümlerde, yine esasen BirleÅŸik Devletler örneÄŸine gönderme yaparak, yukarıda bahsedilen artan otoriterliÄŸin belirtilerinin bazılarını inceleyeceÄŸiz. Bu kısımlara SSS’ın içinde yer veriyoruz, çünkü burada soruÅŸturulan rahatsız edici eÄŸilimler anarÅŸist toplumsal yeniden inÅŸa programına bir kat daha aciliyet kazandırmaktadır. Radikal ve muhalif grupların aÄŸzı baÄŸlanırsa –otoriter idare altında her zaman olduÄŸu üzere– bu programın baÅŸarılması daha da güçleÅŸecektir.


Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: “D.9 What is the relationship between wealth polarisation and authoritarian government?”, Anarchist FAQs.

www.khAos.info