Anarşistler milli kurtuluş mücadelelerine karşı mıdır?
filed in AnarÅŸizm on Eki.24, 2009
KISIM D.07
ANARŞİSTLER MİLLİ KURTULUŞ MÜCADELELERİNE KARŞI MIDIR?
AnarÅŸistler milliyetçiliÄŸe karşı olmakla beraber (bakınız bir önceki kısım), bu onların milli kurtuluÅŸ mücadelelerine kayıtsız kalacakları anlamına gelmez. Tam tersine. Bakunin’in sözleriyle, “Kendimi daima tüm baskı altındaki anayurtların vatanseveri olarak hissetmiÅŸimdir. … Milliyet [nationality], … tüm gerçek ve zararsız olgular gibi genel kabul talebi hakkı olan tarihsel, yerel bir olgudur. … Bu, her halk için –aynen her kiÅŸi gibi– ister istemez böyledir ve bu nedenle kendisi olma hakkına sahiptir. … Milliyet bir ilke deÄŸildir: aynen bireysellik gibi meÅŸru bir olgudur. Büyük olsun, küçük olsun her milliyet elinden alınamaz bir kendisi olma, kendi mizacına göre yaÅŸama hakkına sahiptir. Bu hak, genel özgürlük ilkesinin basit bir sonucudur.” (Alfredo M. Bonanno’nun alıntısı, Anarchism and the National Liberation Struggle içerisinde, s. 19-20)
Daha yenilerde, Murray Bookchin de benzeri duygular ifade etmiÅŸtir: “Hiçbir sol liberter … buyruk altına alınmış bir halkın kendisini özerk bir varlık olarak oluÅŸturması hakkına karşı çıkamaz –ister bu {liberter} bir konfederasyon içerisinde olsun, … veya isterse hiyerarÅŸik ve eÅŸitsizliklere dayanan bir ulus-devlet içerisinde olsun.” (”Nationalism and the ‘National Question’“, Society and Nature, s. 8-36, sayı 5, s. 31) Böyle olsa da, anarÅŸistler, –Leninist-etkisindeki solun büyük kısmının bu yüzyıl içerisinde yaptığı gibi– ilk önce “belirli bir ‘milli kurtuluÅŸ’ hareketinin muhtamelen ne türden bir toplum üreteceÄŸini” araÅŸtırmaksızın ezilen milletin desteklenmesi çaÄŸrısı yaparak, bir inanç maddesi olarak milli kurtuluÅŸ fikrini yüceltmezler. Böyle yapmak, Bookchin’in belirttiÄŸi üzere, “araçsal amaçlarla, yani ‘emperyalizm’i zayıflatmanın bir aracı olarak, milli kurtuluÅŸ mücadelelerini desteklemek” olurdu; ki bu, sosyalist fikirlerin “kurtarılmış” milletlerdeki “anti-emperyalist” diktatörlüklerin otoriter ve devletçi amaçlarıyla baÄŸlantılı hale gelmesi nedeniyle, “ahlaki bir iflas durumu“na yol açacaktır. (a.y., s. 25-31) “Ancak, zalime karşı çıkmak demek, eskiden sömürgeleÅŸtirilmiÅŸ olan ulus-devletlerin her yaptığını destekleme çaÄŸrısında bulunmak demek deÄŸildir.” (a.y., s. 31)
Bu nedenle, anarşistler yabancı baskısına karşıdırlar ve bundan zulüm çekenlerin onu sona erdirme girişimlerine karşı sempati beslerler. Bu, bizim milli kurtuluş hareketlerini zorunlu olarak destekleyeceğimiz anlamına gelmez (herşeyden öte, bunlar genellikle yeni bir devlet yaratmayı arzulamaktadırlar), ancak ardımıza yaslanıp, bir milletin diğerine zulmetmesini izleyemeyiz, bu zulmü durdurmak için harekete geçmeliyiz (örneğin, baskıcı millete karşı protestolar gerçekleştirerek, onları politikalarını değiştirmeye ve ezilen milletin işlerinden ellerini çekmeye zorlamak).
Milli kurtuluÅŸ mücadelelerinin en büyük sorunu, genellikle “millet”in ortak çıkarlarını baskıcılarınin karşısna koymak, ancak sınıfın ilgisiz olduÄŸunu varsaymaktır. Milli hareketler genellikle sınıf [çizgilerinin] üzerinden geçse de, toplumun belli kesimlerinin özerkliÄŸini arttırmayı amaçlarlar –diÄŸer parçaları gözardı ederek. AnarÅŸistlere göre, yeni bir ulus devlet, hem ekonomik hem de toplumsal açıdan hala güçsüz olacak olan çoÄŸu insanın yaÅŸamlarında herhangi önemli bir deÄŸiÅŸikliÄŸe yol açmayacaktır. Birçok ulus-devletin varolduÄŸu dünyaya baktığımızda, –”milli olarak” artık özgür olsalar bile— işçi sınıfının öz-belirlenimini sınırlayan güç, nüfuz ve refahtaki aynı büyük dengesizlikleri görürüz. Milliyetçi liderlerin, kendi milletlerini emperyalizmden kurtarmaktan söz ederken, kendi nüfusuna karşı baskıcı olacak –ve hatta belli bir noktaya kadar geliÅŸirse emperyalist olacak bir ekonomik büyümeyi sürdürmek ve uygun kâr düzeyleri elde etmek için dışa açılma noktaları aramak zorunda kalacak– bir kapitalist bir ulus-devlet yaratmayı savunmaları ikiyüzlüce gözükmektedir (örneÄŸin Güney Kore’de olduÄŸu gibi).
Milli kurtuluÅŸ hareketlerine yanıt olarak, anarÅŸistler, ancak işçi sınıfının üyeleri tarafından, kendi örgütlerini yaratmak ve kullanmak yoluyla baÅŸarılabilecek olan işçi sınıfının kendi kurtuluÅŸuna vurgu yaparlarlar. Bu süreçte, siyasi, toplumsal ve ekonomik hedeflerin birbirinden ayrılması söz konusu olamaz. Yabancı hakimiyetiyle karşı karşıya olan anarÅŸistlerin hepsinin deÄŸilse de çoÄŸunun yaklaşımı böyle olmuÅŸtur –yabancı hakimiyetine karşı mücadele ve yeerli baskıcılara karşı sınıf mücadelesinin bir bileÅŸimi. Pek çok ülkede (Bulgaristan, Meksika, Küba ve Kore dahil olmak üzere), anarÅŸistler “propaganda, ve her ÅŸeyden önce de eylemle, kitleleri siyasi bağımsızlık mücadelesinden Toplumsal Devrime doÄŸru yöneltmeye” çalışmışlardır (Sam Dolgoff, The Cuban Revolution -A critical perspective, s. 41 — Dolgoff burada Küba hareketine deÄŸinmektedir, ancak yorumları çoÄŸu tarihsel –ve güncel– durum için geçerlidir)
Dahası, emperyalist ülkelerde yaÅŸayan anarÅŸistlerin hem sözleri hem de eylemleriyle milli tahakküme karşı çıktıklarını belirtmeliyiz. ÖrneÄŸin, önde gelen Japon AnarÅŸisti Kotoku Shusi, Japon yayılmacılığına karşı kampanyası nedeniyle 1910′da tutuklanmış ve idam edilmiÅŸti. İtalya’da, anarÅŸist hareket İtalya’nın 1880′ler ve 1890′larda Eritre ve Etiyopya’da izlediÄŸi yayılmacı siyasete karşı çıkmıştı; ve 1911′de Libya’nın iÅŸgal edilmesi karşısında kitlesel bir savaÅŸ karşıtı hareket örgütlemiÅŸti. 1909′da, İspanyol AnarÅŸistleri Fas’a yapılan müdehale karşısında kitlesel bir grev örgütlediler. Daha yakınlarda ise, Fransa’daki anarÅŸistler 50′lerin sonlarında ve 60′ların baÅŸlarındaki iki sömürge savaşına (Hindiçini ve Cezayir) karşı mücadele ettiler; dünya genelinde anarÅŸistler ABD’nin Latin Amerika ve Vietnam’daki saldırganlıklarına karşı çıktılar (Küba ve Vietnam’daki Stalinist rejimleri desteklemeksizin olduÄŸunu eklemeliyiz), Sovyet emperyalizmine karşı çıkarken Körfez Savaşı’na da karşı çıktılar (bu [savaÅŸ] sırasında çoÄŸu anarÅŸist “SavaÅŸa Hayır, Sınıf Savaşı” çaÄŸrısını yükselttiler).
Uygulamada, milli kurtuluÅŸ hareketleri, sıradan insanların yapılan ilerlemeyi (ve umutları ve hayalleri) deÄŸerlendirme ÅŸekliyle yönetici sınıf üyelerinin/liderlerinin arzuları arasında derin çeliÅŸkilerle yüklüdür. Liderlik bu çatışmayı daima geleceÄŸin yönetici sınıfı lehine çözecektir. ÇoÄŸu zaman bu mücadelelerin bireysel üyeleri bunun farkına vararak, bu siyasetten koparak anarÅŸizme yönelmesini mümkün kılar. Ancak büyük çatışma zamanlarında bu çeliÅŸki oldukça belirgin bir hale gelir; bu aÅŸamada eÄŸer kaygılarına hitap eden bir alternatif mevcutsa büyük kitlelerin milliyetçilikten kopması mümkün olabilir. AnarÅŸistlerin ideallerinden taviz vermemesi veriliyken, bu, yabancı hakimiyetine karşı böylesi hareketler siyasetimizi, ideallerimizi ve fikirlerimizi yaymak için –ve milliyetçiliÄŸin sınırlılıklarını ve tehlikelerini göstermek, geçerli bir alternatif sunmak için– harika fırsatlar olabilir.
AnarÅŸistlere göre, anahtar soru, özgürlüğün “millet” gibi soyut kavramlar için mi, yoksa milliyeti oluÅŸturan ve ona can veren bireyler için mi olduÄŸudur. İşçi sınıfının özgürlüğün meyvelerinden faydalanması için baskıya karşı tüm cephelerde –milletler içerisinde ve uluslararası olarak– savaşılmalıdır. Kendisini milliyetçiliÄŸe yaslayan herhangi bir hareket, insan özgürlüğünü geniÅŸleten bir hareket olarak baÅŸarısızlığa mahkumdur. Bu nedenle anarÅŸistler “milli kurtuluÅŸ saflarına katılmayı reddederler; onlar, milli kurtuluÅŸ mücadelelerine dahil olma veya olmama konumunda olabilecek sınıf saflarına katılırlar. Mücadele, kurtarılmış bölgelerde, federalist ve liberter örgütlenmelere dayanacak ekonomik, siyasi ve toplumsal yapılar kurmak üzere yayılmalıdır.” (Alfredo M. Bonanno, Anarchism and the National Liberation Struggle, s. 12)
Böylece biz anarÅŸistler, milliyetçiliÄŸin maskesini düşürürken, milliyetçiliÄŸin saptırdığı kimlik ve kendinden yönetime yönelik temel mücadeleyi küçük görmüyoruz. Bizler, tüm baskı biçimlerine –toplumsal, ekonomik, siyasi, ırksal, cinsiyetsel, dini ve milli– karşı doÄŸrudan eylemi ve isyan ruhunu cesaretlendiriyoruz. Bu yöntem sayesinde, milli kurtuluÅŸ mücadelelerini insani kurtuluÅŸ mücadelelerine dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Ve baskıya karşı mücadele ederken, bizler, anarÅŸi için, iÅŸ yerleri ve topluluk meclislerine dayanan bir özgür komünler federasyonu için mücadele ediyoruz. Konfederasyon, ulus-devleti, tüm ulus-devletleri ait olduÄŸu yere, yani tarihin çöplüğüne yollayacaktır.
Ve anarÅŸist toplum içerisindeki “milli” kimlik söz konusu olduÄŸunda, konumumuz açık ve basittir. Bakunin’in geçen yüzyıl boyunca süren Polonya milli kurtuluÅŸ mücadelesi baÄŸlamında belirttiÄŸi üzere, anarÅŸistler, “her Devletin karşıtları olarak, … tarihsel denilen hakları ve hudutları reddederler. Bizim için Polonya yalnızca ve yalnızca emekçi kitlelerin Polonyalı oldukları ve olmak istedikleri yerde baÅŸlar, ve gerçek anlamda orada mevcuttur; Polonya ile olan tüm özel baÄŸları reddeden kitlelerin baÅŸka milli baÄŸlar kurmayı istedikleri yerde sona erer.” (Jean Caroline Cahm’ın alıntısı, “Bakunin”, Socialism and Nationalism içerisinde, s. 22-49, s. 43)
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: “D.7 – Are Anarchist Oppose to National Liberation Struggles?“, AnarÅŸist Sıkça Sorulan Sorular.
www.khAos.info
Cevap Yaz