KISIM D.03
ZENGİNLİK KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARINI [MEDYAYI] NASIL ETKİLER?

D.03.1 Büyüklük, Yoğunlaşmış Sahiplik, Sahibinin Zenginliği, ve Hakim Kitle İletişim Şirketlerinin Kar Odaklı Olması Medya İçeriğini Nasıl Etkiler?
D.03.2 Kitle İletişim Araçlarının Asli Gelir Kaynağı Olarak Reklamın Etkisi Nedir?
D.03.3 Medya Neden Hükümet, İş Alemi ve Hükümet ile İş Alemi Tarafından Finanse Edilen ve Onaylanan “Uzmanlar”ın SaÄŸladığı Bilgiye Dayanmaktadır?
D.03.4 “İtiraz”, Zengin ve Güçlü Olanlarca Medyayı Disipline Etmenin bir Aracı Olarak Nasıl Kullanılır?
D.03.5 İktidar Seçkinleri Neden “Komünizm Karşıtlığı”nı bir Ulusal Din ve Kontrol Mekanizması Olarak Kullanırlar?
D.03.6 Medyanın Seçkinlerce bir Propaganda Aracı Olarak Kullanıldığını Söylemek bir “Komplo Teorisi” DeÄŸil midir?
D.03.7 Medya Hakkındaki “Propaganda Tezi” birçok Medya Haberinin “Karşıt” Mizacıyla ÇeliÅŸmez mi (örn. Hükümetin ve İş Aleminin Yolsuzluklarını İfÅŸa Etmesi)?


AnarÅŸistler, zengin ve güç sahibi olanların, kendi çıkarlarının propagandasını yapmak için medyayı nasıl kullandığına dair ayrıntılı ve sofistike analizler geliÅŸtirmiÅŸlerdir. Bu analizlerden belki de en iyisi, ana tezleri bu kısımda özetlenecek olan Noam Chomsky ve Edward Herman’ın yazdığı Manufacturing Consent içerisindeki “Propaganda Modeli“dir (medyanın bu modeline iliÅŸkin daha fazla tartışma için Chomsky’nin Necessary Illusions‘ına bakınız).
Chomsky ile Herman’ın medya “propaganda modeli”, medya tarafından dağıtılan haberler ve diÄŸer malzemeler için bir elek olma iÅŸlevi yerine getiren beÅŸ “filtre” kümesinden meydana gelir. Bu “filtreler”, seçkinlerin görüş açısını ve çıkarlarını yansıtan, ve “devlete ve özel [kesim] faaliyetine hakim olan özel çıkarlara [yönelik] desteÄŸi” harekete geçiren bir medya yaratır (Manufacturing Consent, s. xi). Bu “filtreler” ÅŸunlardır: (1) büyüklük, yoÄŸunlaÅŸmış sahiplik, sahibinin zenginliÄŸi, ve hakim kitle iletiÅŸim firmalarının kar odaklı olması; (2) kitle iletiÅŸim araçlarının asli gelir kaynağı olarak reklamlar; (3) medyanın, hükümet, iÅŸ alemi ve –bu asli kaynaklarca ve gücün temsilcilerince finanse edilen ve onaylanan– “uzmanlar” tarafından saÄŸlanan bilgiye dayanması; (4) medyayı disipline etmenin aracı olarak “itiraz” [flak, ÅŸikayet, uçaksavar ateÅŸi]; ve (5) ulusal bir din ve kontrol mekanizması olarak “komünizm karşıtlığı” [anticommunism].
Haberlerin hammaddesi, ardında basılmaya uygun, temizlenmiÅŸ bir artık bırakarak bu filtrelerden sırasıyla geçmek zorundadır,” diyor Chomsky ve Herman. Filtreler, “söylem ve yorumun öncüllerini, ve en baÅŸta da haber deÄŸeri olanın tanımının ne olduÄŸunu sabitler; ve propaganda kampanyalarının temelini ve iÅŸleyiÅŸlerini açıklar.” (Manufacturing Consent, s. 2). AÅŸağıda kısaca bu beÅŸ filtrenin mizacını ele alacağız (örnekler çoÄŸunlukla ABD medyasındandır).
Bu bölümün Herman ve Chomsky’nin tezlerinin bir özeti olduÄŸunu, ve ne Manufacturing Consent‘deki ne de Necessary Illusions‘daki kanıt ve argüman zenginliÄŸini burada sunamayacağımızı bir kere daha belirtmek istiyoruz. Daha fazla bilgi ve medyanın “propaganda modeli”ni destekleyen kanıtlar için bu kitaplardan birisini öneriyoruz.

D.03.1 BÜYÜKLÜK, YOĞUNLAŞMIŞ SAHİPLİK, SAHİBİNİN ZENGİNLİĞİ, VE HAKİM KİTLE İLETİŞİM ŞİRKETLERİNİN KAR ODAKLI OLMASI MEDYA İÇERİĞİNİ NASIL ETKİLER?

Yüzyıl önce bile, önemli bir eriÅŸime sahip olan medya sayısı gerekli yatırımın çok büyük olması nedeniyle sınırlıydı, ve bu sınırlılık zaman içerisinde giderek daha etkin hale gelmiÅŸtir. Herhangi bir geliÅŸmiÅŸ piyasada olduÄŸu üzere, bunun anlamı medya endüstrisine girmenin önünde oldukça etkili doÄŸal engeller olduÄŸudur. Bu yoÄŸunlaÅŸma sürecinden ötürü, asli medyanın sahipliliÄŸi giderek daha az elde yoÄŸunlaÅŸmaÅŸtır. Ben Bagdikian’ın Media Monopoly kitabında vurguladığı üzere, 29 en büyük medya sistemi gazetelerin yarısından fazlasından, ve dergi, radyo-tv yayıncılığı, kitaplar ve filmlerdeki satış ve izlenmenin çoÄŸundan sorumludur. Bunların “en üst katmanı” –10 ile 24 arasındaki sistemler–, hükümet ve kablolu hizmetlerle birlikte, “haber gündemini belirlemekte, medyanın daha aÅŸağı katmanlarına ve böylece de genel kamuoyuna ulusal ve uluslararası haberleri temin etmektedir.” (a.y., s. 5)
Yirmi dört üst katman şirket, çok zengin insanların sahip olduğu ve onlarca kontrol edilen, büyük, kar-amaçlı şirketlerdir. Bu şirketlerin çoğu finansal piyasalarla tamamen bütünleşmiştir; bunun sonucu ise, hisse sahiplerinin, müdürlerin ve bankacıların sonuç [kar-zarar durumu] üzerine odaklanmalarına yönelik baskılarının çok güçlü olmasıdır. Medya hisseleri piyasanın en tercih edilenleri olduğu, ve deregülasyon karlılığı ve böylece de devirleri arttırdığı için, bu baskılar son yıllarda yoğunlaşmıştır.
Medya devleri keza diğer alanlara doğru yayılmışlardır. Örneğin her ikisi de belli başlı televizyon ağlarına sahip olan GE ve Westinghouse, tartışmaya açık olan silah üretimi ve nükleer güç alanlarına yoğun bir şekilde katılan, dev, çeşitli alanlarda faaliyet gösteren şirketlerdir. GE ve Westinghouse, nükleer güç ve askeri araştırma ve geliştirme faaliyetlerini desteklemesi, ve denizaşırı satış ve yatırımlarında uygun bir iklim yaratması için hükümetin sübvansiyonlarına dayanmaktadırlar. Hükümete benzeri bir bağımlılık diğer medyayı da etkiler.
Bunlar uluslararası yatırımları olan büyük ÅŸirketler oldukları için, ana medya saÄŸ-kanat politik bir sapmaya sahip olma eÄŸilimindedir. Ayrıca, iÅŸ alemi sınıfının üyeleri kitle iletiÅŸim araçlarının çoÄŸunun sahibidir, büyük bir kısmı varolmaları açısından reklam gelirlerine dayanmaktadır (ki bu da özel kesim iÅŸ aleminden gelmektedir). İş alemi yine haber programları için olan “uzmanlar”ın büyük bir kısmını temin etmekte ve yoÄŸun bir “itiraz” üretmektedir. Bunların “sol-eÄŸilimli” olduÄŸu iddiaları, aÅŸağıda anlatılan “itiraz” örgütlenmelerinin imal ettiÄŸi dezenformasyonlardır.
Bu nedenle Herman ve Chomsky [şöyle diyorlar]:

hakim medya biçimleri oldukça büyük iÅŸletmelerdir; çok zengin kiÅŸilerce veya sahipleri ile diÄŸer piyasa-kar-odaklı güçlerin keskin kısıtlarına tabi olan yöneticilerce kontrol edilirler; ve diÄŸer ÅŸirketler, bankalar ve hükümet ile çok yakından baÄŸlıdırlar, ve önemli ortak çıkarları vardır. Bu, haber seçimini etkileyen birinci güçlü filtredir.” (a.y., s. 14)

Söylemek gereksiz olsa da, haberciler ve editörler, çalışmalarının iÅŸverenlerinin çıkar ve gereksinimlerini nasıl yansıttığına dayanarak seçileceklerdir. Bu nedenle, aynı yetenek ve becerilere sahip, birisi radikal diÄŸeri ise daha ana akım olan iki haberci endüstride oldukça farklı kariyerlere sahip olacaktır. Radikal bir haberci haberinin tonunu hafifletmedikçe, onun düzeltilmeksizin veya deÄŸiÅŸtirilmeksizin basıldığını görmesi pek olası deÄŸildir. Böylece medya ÅŸirketi içerisindeki yapı radikal bakış açısını cezalandırma eÄŸilimden olacak, kariyerinde ilerlemek için statükonun kabul edilmesini cesaretlendirecektir. Bu ayıklama süreci, sahiplerin editör ve habercilere ne yapmaları gerektiÄŸi konusunda emir vermemesini saÄŸlar –baÅŸarılı olmak için iÅŸverenlerinin deÄŸerlerini içselleÅŸtirmek zorunda kalacaklardır.
D.03.2 KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARININ ASLİ GELİR KAYNAĞI OLARAK REKLAMIN ETKİSİ NEDİR?

Medyanın temel iÅŸi, izleyicileri reklamcılara satmaktır. Bu nedenle reklamcılar bir tür de facto lisans verme otoritesi haline gelirler, çünkü onların destekleri olmaksızın medya ekonomik açıdan yaÅŸayabilir olamayacaktır. Onlar reklamcıların ilgisini çeken varlıklı izleyicilerdir. Chomsky ve Herman’ın ifade ettiÄŸi üzere, “Daha büyük bir izleyici kitlesine yönelmenin kitle iletiÅŸim araçlarını ‘demokratik’ yaptığı fikri bu nedenle, [bunun] politik [bir] benzeri [olan] gelirle ağırlıklandırılan bir seçim sistemi gibi bir baÅŸlangıç zayıflığından muzdariptir.” (a.y., s. 16).
Böylece, politik ayrımcılık satın alacak parası olan insanlara vurguyla reklam paylarında da yapılandırılır. Ayrıca, “çoÄŸu ÅŸirket ideolojik düşmanlarıyla ve çıkarlarını zedelediÄŸini düşündükleriyle iÅŸ yapmayı daima reddecekir.” Bu aleni ayrım “gelirle ağırlıklandırılmış oy sistemi“nin kuvvetini daha da arttırır. Bundan dolayı, büyük ÅŸirket reklamcıları, olumsuz ekolojik etkiler, askeri-endüstriyel kompleksin iÅŸleyiÅŸi, veya ÅŸirketlerin Üçüncü Dünya diktatörlüklerine verdikleri destekler ve onlardan saÄŸladıkları faydalar gibi ÅŸirketlerin faaliyetlerine iliÅŸkin ciddi eleÅŸtiriler içeren programlara neredeyse hiçbir zaman sponsor olmazlar. Daha genelde, reklamcılar “ ’satın alma ruh hali’ni kesintiye uÄŸratacak ciddi karmaşıklıklar ve rahatsız edici tartışmalar içeren proglamlardan uzak dururlar.” (a.y., s. 18)
Bunun aynı zamanda işçi sınıfının ve radikal olan gazeteleri ciddi bir dezavantajlı konuma sokma etkisi vardır. Reklam kazancına eriÅŸimi olmaksızın, en popüler gazeteler bile kapanacak veya yüksek fiyat koyduÄŸu için satamayacaktır. Chomsky ve Herman BirleÅŸik Krallık’daki emek-yanlısı ve sendika-yanlısı Daily Herald‘ı buna örnek olarak göstermektedirler. Daily Herald, okuyucu açısından The Times, Financial Times ve Guardian‘ın toplamını nerdeyse ikiye katlamıştı, ancak % 8.1′lik ulusal dağıtım ile net reklam gelirlerinin ancak % 3.5′unu alabiliyordu ve bu nedenle “serbest piyasa”da yaÅŸamadı.
Herman ve Chomsky’nin belirttiÄŸi üzere, “önemli hiçbir medya desteÄŸi olmayan ve basının aktif düşmanlığına oldukça maruz kalan bir kitle hareketi, ciddi bir yetersizlikten muzdariptir ve ağır eÅŸitsizliklerle mücadele eder.” (a.y., s. 15-16) Daily Herald‘ın kapanmasıyla, emek hareketi anaakım medyada sesini yitirmiÅŸ oldu.
Bu nedenle reklam, haber seçiminde (ve aslında, piyasada ayakta kalmakta) etkin bir filtredir.

D.03.3 MEDYA NEDEN HÜKÜMET, İŞ ALEMİ, VE HÜKÜMET İLE İŞ ALEMİ TARAFINDAN FİNANSE EDİLEN VE ONAYLANAN “UZMANLAR”IN SAÄžLADIÄžI BİLGİYE DAYANMAKTADIR?

Medyanın bu türden kaynaklara dayanmasının iki ana nedeni ekonomi ve elveriÅŸliliktir [rahatlık]: Sonucun [kar-zarar durumunun] göz önüne alınması, medyanın kaynaklarını önemli haberlerin sıklıkla ortaya çıktığı, söylenti ve sızıntıların bol olduÄŸu, ve düzenli basın toplantılarının düzenlendiÄŸi yerlerde yoÄŸunlaÅŸtırmasını dayatır. Washington D.C.’deki Beyaz Saray, Pentagon ve Dış İşleri Bakanlığı bu tip faaliyetlerin merkezleridir.
Hükümet ve şirket kaynakları, konum ve prestijleri itibariyle tanınır ve inanılır olma meziyetine sahiptirler; üstelik, medyanın kullanabileceği haber akışını üretmeye hazır paranın çoğu onlardadır. Örneğin, Pentagon, binlerce insan istihdam eden, her yıl milyonlarca dolar harcayan, ve bırakın herhangi bir muhalif birey ya da grubun halkı-bilgilendirme [public-information] kaynağını, bunların toplamını dahi kat kat aşan bir halkı-bilgilendirme servisi vardır.
Ancak ÅŸirket kesiminin Pentagon ve diÄŸer hükümet organlarının çapında bir halkı bilgilendirme ve propaganda üretecek kaynakları vardır. Bir iÅŸ alemi kolektifi olan Ticaret Odası’nın 1983 bütçesinde araÅŸtırma, iletiÅŸim, ve politik faaliyetlere ayrılmış 65 milyon $’ı vardı. ABD Ticaret Odası’nın yanısıra, halkla iliÅŸkilere ve lobicilik faaliyetlerine katılan binlerce eyalet ve yerel ticaret odaları ve ticari birlikler bulunmaktadır.
Kaynak olarak seçkin konumlarını korumak amacıyla, hükümet ve iÅŸalemi-haber ajansları haber organizasyonları için iÅŸleri kolaylaÅŸtırmak amacıyla büyük bir çaba göstermektedirler. Medya organizasyonlarına toplayabilecekleri çeÅŸitli hizmetler sunmaktadırlar: muhabirlere konuÅŸmaların ve yayınlanacak raporların ön kopyalarının verilmesi; haber baÅŸlıklarının gereÄŸine uygun saatlerde basın toplantıları ayarlanması; basın açıklamalarının çok az bir düzeltme gerektiren bir dille hazırlanması; ve basın toplantılarının ve “resim [alma] fırsatının” dikkatlice organize edilmesi. Sonuçta, bunun anlamı, iktidar seçkinlerinin büyük bürokrasileri, haberleri üretme ve hammaddelerini elde etmede medyanın maliyetlerinin azaltılmasına katkıda bulunarak kitle iletiÅŸim araçlarını sübvanse etmektedir.
Bu nedenle, “ekonomi, {medyanın} kaynaklarını önemli haberlerin sıklıkla ortaya çıktığı, önemli söylenti ve sızıntıların olduÄŸu ve düzenli basın toplantılarının yapıldığı yerlere yoÄŸunlaÅŸtırmasını dayatır. … {Devlet organlarının yanısıra} iÅŸalemi ÅŸirketleri ve ticari gruplar da deÄŸerli addedilen hikayelerin temin edicisidirler. Bu bürokrasiler, haber organizasyonlarının güvenilir, planlı [haber] akışına yönelik taleplerini büyük bir hacme sahip malzemeyle karşılar.” (a.y., s. 18-19)
Resmi kaynakların hakimiyeti, tabii ki, muhalif görüşleri büyük bir yetkinlikle sunan, saygın gayriresmi kaynakların varlığıyla zayıflar. Bu sorunu hafifletmek için, iktidar seçkinleri “uzmanların desteÄŸini alma” stratejisini kullanır –yani, danışmanlar olarak onları maaÅŸa baÄŸlamak, araÅŸtırmalarını finanse etmek, ve doÄŸrudan doÄŸruya onları kiralayacak ve seçkinlerin çıkarları açısından hayati addedilen mesajların yayılmasına yardım edecek think-tank’lerin [uzmanlardan oluÅŸan danışma kurulları, beyin takımı] organizasyonu. TV’deki tartışma ve haber programlarındaki “uzmanlar”ın çoÄŸu, finansmanı esasen ÅŸirketler kesiminden ve zengin ailelerden saÄŸlanan bu tip organizasyonlardan seçilir –yayınlandıkları programlarda tabii ki asla bahsedilmeyen bir olgu.

D.03.4 “İTİRAZ”, ZENGİN VE GÜÇLÜ OLANLARCA MEDYAYI DİSİPLİNE ETMENİN BİR ARACI OLARAK NASIL KULLANILIR?


“İtiraz”, medya ifadelerine veya programlarına karşı olumsuz tepkileri ifade etmektedir. Bu tip yanıtlar telefon aramaları, mektuplar, telgraflar, elektronik postalar, dilekçeler, yargı davaları, konuÅŸmalar, Kongre’ye önerge verilmesi, veya diÄŸer ÅŸikayet, tehdit veya cezalandırma ÅŸekilleriyle ifade edilebilir. “İtiraz” organizasyonlar veya bireylerin bağımsız hareketleri tarafından ortaya getirilebilir. Büyük kaynaklara sahip organizasyonlar veyahut da bireyler tarafından [yapılan] büyük ölçekli “itiraz” kampanyaları medya açısından hem rahatsız edici hem de maliyetli olabilir.
Reklamcılar “itiraz” sebebi olabilecek incitici unsurlardan kaçınmak konusunda oldukça duyarlıdırlar, ve incitici olmayan programlar yapılmasına yönelik talepleri, medyanın, “itiraz” yaratabilecek belli tipteki olgu, konum ve programlardan kaçınmasına yönelik bir baskı yaratır. En caydırıcı türden “itiraz”, bunu büyük bir ölçekte üretebilecek kaynaklara sahip iÅŸalemi ve hükümetten gelir.
ÖrneÄŸin, 1970′ler ve 1980′ler boyunca, ÅŸirketler topluluÄŸu, özellikle itiraz üretmek amacıyla tasarlanan organizasyonlar olarak görülebilecek Amerikan Hukuk Vakfı [American Legal Foundation], BaÅŸkent Hukuk Vakfı [Capital Legal Foundation], Medya Enstitüsü [Center for Media], Medya ve Halkla İliÅŸkiler Merkezi [Center for Media and Public Affairs] ve Medyada DoÄŸruluk [Accuracy in Media, AIM] gibi kurumların kurulmasını finanse etmiÅŸti. Özgürlük Evi [Freedom House], daha kapsamlı bir tasarıma sahip olan daha eski bir ABD organizasyonudur, ancak itiraz-üretici faaliyetleri daha yeni organizasyonlar için bir model oluÅŸturmuÅŸtur.
ÖrneÄŸin, 1972′de kurulan ve zengin ÅŸirket patronlarınca finanse edilen Medya Enstitüsü, medya takip projelerini, konferansları, ve medya çalışmalarını finanse etmektedir. Çalışma ve konferanslarının temel odağı medyanın sözde iÅŸalemini doÄŸru bir ÅŸekilde resmetmesi ve iÅŸaleminin bakış açısına yeterince ağırlık vermemesi oluÅŸturmaktadır, ancak John Corry’nin kitle iletiÅŸim araçlarındaki sözde sol-kanat sapmayı “ifÅŸa”sı gibi çalışmaları da finanse etmektedir.
Medyaya düzenli olarak saldıran, onu tehdit eden, ve “düzelten”, dış ve iç politikada kurulu propaganda çizgilerinden herhangi bir sapmayı bastırmaya çalışan hükümetin kendisi belli baÅŸlı bir itiraz üreticisidir.
Ve, itiraz makinası sürekli olarak medyaya saldırırken, medyanın onları hoÅŸnut ettiÄŸini de belirtmemiz gerekli. (”Propaganda modeli” gibi) radikal eleÅŸtiriler fiilen göz ardı edilirken, itirazlar saygılı bir ilgiye mahzar olurlar, ve bunların propagandaya yönelik rolü ve ÅŸirketlerle olan baÄŸları ve daha geniÅŸ saÄŸ-kanat programdan nadiren bahsedilir veya analize tabi tutulur.

D.03.5 İKTİDAR SEÇKİNLERİ NEDEN “KOMÜNİZM KARÅžITLIÄžI”NI BİR ULUSAL DİN VE KONTROL MEKANİZMASI OLARAK KULLANIRLAR?

“Komünizm”, veya gerçekte herhangi bir sosyalizm biçimi, doÄŸaldır ki ÅŸirket zenginlerince en birincil tehlike olarak görülür, çünkü işçilere daha fazla pazarlık gücü veren, veya sıradan yurttaÅŸlara kamusal kararlarda daha fazla rol veren üretken varlıkların kolektif sahipliÄŸi fikri sınıf konumunu ve seçkinlerin üstün statüsünü kökten tehdit etmektedir.
Bu nedenle komünizm karşıtlığı ideolojisi oldukça yararlıdır, çünkü bu ÅŸirket çıkarlarına zarar verdiÄŸi düşünülen politikaları savunan herhangi birisine itibar kaybettirmek amacıyla kullanılabilir. Bu yine Sol ve emek hareketlerinin bölünmesine yardımcı olur, dışardaki ABD-taraftarı saÄŸ-kanat rejimlerin desteklenmesini komünizmden “daha az kötü” olarak meÅŸrulaÅŸtırır, ve liberalleri ulusal dinin kafirleri olarak damgalanmak korkusuyla bu gibi rejimlere karşı çıkmaktan alıkoyar.
SoÄŸuk Savaşın sona ermesinden beridir, komünizm karşıtlığı bir zamanlar seçkinlerin haçlı seferlerine destek saÄŸlamak için kullanıldığı kadar yaygın bir ÅŸekilde kullanılmamıştır. Aksine, bugün sıklıkla “UyuÅŸturucuyla SavaÅŸ” veya “anti-terörizm” kamuoyuna nefret edilecek ve korkulacak “resmi düşmanlar” olarak sunulmaktadır. Böylece “UyuÅŸturucuyla SavaÅŸ” Bush yönetiminin Panama’yı iÅŸgalinin bahanesi olmuÅŸtu, ve yakın zamanda ise “narko-teröristler ile savaÅŸ” Meksika’ya askeri donanım ve gözetim teçhizatının gemiyle gönderilmesinin resmi nedeni olmuÅŸtu (ki bunlar aslında, ayaklanmaları ülkeyi istikrarsızlaÅŸtırmayla tehdit eden ve ABD yatırımlarını tehlike altına sokan Chiapas’daki Zapatista isyancılara karşı kullanılacaklardı).
Tabii ki, Kuzey Kore, Küba ve Çin gibi birkaç tane resmi komünist düşman devlet hala bulunmaktadır, ve bu ülkelerdeki suistimaller veya insan hakları ihlalleri, müşteri devletlerdeki benzeri suistimaller önemsiz gösterilirken veya göz ardı edilirken, sistematik bir ÅŸekilde vurgulanmaktadır. Chomsky ve Herman, ABD’nin müşterileri veya dostlarının ellerinde acı çeken kurbanlardan deÄŸersiz kurbanlar, düşman devletlerdeki kurbanlardan ise deÄŸerli kurbanlar olarak bahsetmektedirler. DeÄŸerli kurbanlar hakkındaki hikayeler, düşmanlara karşı politik puanlar kazanmak maksadıyla sürekli propaganda kampanyalarının konusu yapılmaktadır sıkça.

EÄŸer ÅŸirketler topluluÄŸu hükümeti ile medya bir hikayenin dramatik olduÄŸu kadar yararlı olduÄŸunu hissederse, bunun üzerine yoÄŸun bir ÅŸekilde odaklanır ve kamuoyunu aydınlatmak için kullanır. Bu, örneÄŸin Sovyetlerin Eylül 1983′de Kore uçağı KAL 007′yi düşürmesi [olayında] doÄŸruydu; [bu olay], resmi düşmana karşı yaygın bir iftira kampanyasının baÅŸlatılmasını mümkün kıldı ve Reagan yönetiminin silahlanma planları büyük ölçüde geliÅŸtirdi. Bununla tam bir tezat içerisinde, İsrail’in Åžubat 1973′de bir Libya sivil uçağını düşürmesi Batı’da hiçbir haykırışa, ’soÄŸuk-kanlı katil’ için iftiralara, ve hiçbir boykota yol açmadı. Davranıştaki bu farklılık New York Times tarafından tamamen fayda temelinde açıklanıyordu:. ‘Geçen hafta Sina yarımadasında bir Libya uçağının düşürülmesinin suçlusunun tespitine yönelik keskin bir tartışmanın hiçbir ‘faydalı amacı’ yoktur.’ Sovyet hareketi üzerine odaklanmanın ‘faydalı bir amacı’ vardı, ve büyük bir propaganda kampanyası ortaya çıktı.” (a.y., s. 32)


D.03.6 MEDYANIN SEÇKİNLERCE BİR PROPAGANDA ARACI OLARAK KULLANILDIÄžINI SÖYLEMEK BİR “KOMPLO TEORİSİ” DEĞİL MİDİR?

Chomsky ve Herman bu suçlamaya Manufacturing Consent‘in Önsöz’ünde deÄŸiniyorlar: “Bizim bu kitapta sunduÄŸumuz benzeri kurumsal eleÅŸtiriler kodomanların [establishment, ülkenin ileri gelenlerinin] yorumcuları tarafından genellikle ‘komplo teorileri’ olarak reddediliyor, ancak bu sadece bir kaçıştır. Biz, kitle-medyasının performansını deÄŸerlendirmek için herhangi bir türden ‘komplo’ hipotezi kullanmıyoruz. Aslında, bizim ele alışımız, sonucun büyük ölçüde piyasa güçlerinin iÅŸleyiÅŸlerinin bir ürünü olduÄŸu, ’serbest piyasa’ analizine oldukça yakındır.
Bu “piyasa güçleri”nin bazılarının neler olduÄŸunu açıklayarak devam ediyorlar. En önemlilerinden birisi, belli baÅŸlı medyada kimin gazetecilik iÅŸlerini alacağını belirleyen yabani otları ayıklama sürecidir. “Medyadaki en sapmalı seçimler saÄŸ düşünüşe sahip insanların önceden seçilmesi, içselleÅŸtirilmiÅŸ önyargılar, ve personelin sahipliÄŸin, organizasyonun, piyasanın, ve politik iktidarın kısıtlarına uyum göstermesinden kaynaklanmaktadır.
BaÅŸka bir ifadeyle, önemli medya çalışanları patronlarının deÄŸerlerini içselleÅŸtirmeyi öğrenirler. “Sansür büyük ölçüde, kaynağın gerçekliklerine ve medyanın organizasyonel gerekliliklerine göre kendilerini ayarlayan haberci ve yorumcularca, ve mal sahipliliÄŸi ile diÄŸer piyasa ve hükümetsel güç merkezlerinin dayattığı kısıtları yerine getirmeyi –ve genellikle de bunları içselleÅŸtiren– seçen medya organizasyonlarındaki daha üst düzeydeki insanlarca yapılan oto-sansürdür.” (a.y., s. xii)
Ancak, medya liderlerinin tümünün benzeri deÄŸerlere sahip olduklarını söylemek yine de bir komplo teorisi deÄŸil midir? Hiç de deÄŸil. Bu gibi liderler “benzer ÅŸeyler yaparlar, çünkü dünyaya aynı gözlüklerden bakarlar, benzer kısıtlara ve teÅŸviklere sahiptirler, ve bu nedenle de zımni [örtük] bir kolektif eylemlik veya lider-takipçisi davranışı içerisinde hep birlikte hikayeler üretirler veya sessiz kalırlar.” (a.y.)
Ancak, medya liderlerinin aynı asli deÄŸerleri paylaÅŸtıkları gerçeÄŸi, medyanın her konuda katı bir bütün olduÄŸu anlamına gelmez. Güçlüler genel olarak paylaşılan amaçlara ulaşılması için gerekli taktikler konusunda genellikle anlaÅŸmazlık içerisindedirler, ve bu medya tartışmalarına yansır. Ancak bu amaçların meÅŸruluÄŸuna meydan okuyan veya devlet iktidarının “ulusal” çıkarlar yerine seçkinlerin çıkarlarına kullanıldığını ifade eden görüşler kitle medyasından dışlanır.
Bu nedenle “propaganda modeli”nin, General Motors’un yönetiminin karları korumak ve arttırmak için hareket ettiÄŸini söylemek gibi, “komplo teorisi” ile çok az bir ortaklığı bulunmaktadır.

D.03.7 MEDYA HAKKINDAKİ “PROPAGANDA TEZİ” BİRÇOK MEDYA HABERİNİN “KARÅžIT” MİZACIYLA ÇELİŞMEZ Mİ (ÖRN. HÜKÜMETİN VE İŞ ALEMİNİN YOLSUZLUKLARININ İFÅžA EDİLMESİ)?

Yukarıda deÄŸinildiÄŸi üzere, medyanın “karşıt” olduÄŸu, veya daha makulünden “sol-kanat eÄŸilimli” olduÄŸu iddiası, saÄŸ-kanat Halkla İliÅŸkiler organizasyonlarından kaynaklanmaktadır. Bunun anlamı, bazı “münasebetsiz gerçekler”in “nesnellik” görüntüsü vermek amacıyla ara sıra filtrelerden geçmesine izin verildiÄŸidir –tam da böylece medyanın propagandaya bulaÅŸtığı suçlamalarını reddedebilmesi amacıyla. Chomsky ve Herman’ın ifade ettiÄŸi üzere: “münasebetsiz gerçeklere temkinli bir ÅŸekilde ve uygun varsayımlar çerçevesi içinde izin verilmesiyle, ve asli muhalifin adeta kitle medyasından dışlanmasıyla, bu süreçlerin ‘doÄŸallığı’, propaganda sistemini, vatansever gündemi baÅŸarılı kılmakta resmi sansürün yapabileceÄŸinden daha itibarlı ve etkili kılar.” (a.y., GiriÅŸ)
Kendi meselelerini medyanın “karşıt” doÄŸasına karşı desteklemek için, Herman ve Chomsky, Özgürlük Evi gibi saÄŸ-kanat medya Halkla İliÅŸkiler makinalarının iddialarına göz atarlar. Ancak, hemen keÅŸfedilir ki, “medyanın bağımsızlığının övülmesi, veya aşırı gayretlerinin eleÅŸtirilmesi için ortaya konulan örnekler bizzat bunun tam tersini göstermektedir.” (a.y.) Ciddi bir analiz söz konusu olduÄŸunda bu itirazlar deÄŸersizken, “karşıt medya” efsanesinin kuvvetlenmesine yardım etmektedir (saÄŸ tarafta, “devlet otoritesine karşı mevcut itaat etme genellikle yetersiz addedilmektedir” ve onların eleÅŸtirilerinin kaynağı da budur! (a.y., s. 301)) ve medya tarafından da ciddiye alınırlar.
Bu nedenle, medyanın “karşıt” mizacı bir efsanedir, ancak bu medyanın eleÅŸtirel analiz sunmadığı anlamına gelmez. Aslında Herman ve Chomsky, “kitle medyası[nın] tüm konularda katı bir bütün olmadığını” (a.y., s. xii) söylerler ve gerçekleri sunduÄŸunu da reddetmezler (ki zaman zaman onlardan alıntılar yaparlar). Ancak, söyledikleri üzere, “medyanın bir konu hakkında bazı gerçekleri sunması … bu [konunun] kapsanmasının yeterliliÄŸi veya doÄŸruluÄŸu hakkında kesinlikle hiçbir ÅŸey kanıtlamaz. Kitle medyası aslında çoÄŸu ÅŸeyi hasır altı eder … Ancak bu baÄŸlamda daha da önemlisi bir gerçeÄŸe yönelen sorudur –yerleÅŸtirilmesi, tonu, ve tekrarlanması, ssunulduÄŸu çerçeve, ve ona eÅŸlik eden ve anlam kazandıran (veya bir anlayış kazandıran) ilgili gerçekler) … belli bazı gerçekler zeki veya şüpheci bir araÅŸtırmacı tarafından bulunmuÅŸ olduÄŸu için, bunu bahane ederek radikal eÄŸilimin yokluÄŸunu ve bu sayede gözler önüne serilen de facto bastırmayı gözardı etmenin hiçbir yararı yoktur.” (a.y., s. xiv-xv)


Çeviri: Anarşist Bakış

Kaynak: “D.3 How does wealth influence the mass media?”, Anarchist FAQs.
www.khAos.info