Devlet müdahalesi demokrasinin sonucu mudur?
filed in AnarÅŸizm on Eki.24, 2009
D.01.2 DEVLET MÜDEHALESİ DEMOKRASİNİN BİR SONUCU MUDUR?
Hayır. Modern devletin toplumsal ve ekonomik müdehalesi, evrensel oy kullanma hakkının yaygınlaÅŸmasından çok önce baÅŸlamıştır. ÖrneÄŸin, Britanya’da, oy kullanma üzerindeki mülkiyete ve cinsiyete dayalı kısıtlamalar hala mevcutken “kolektivist” tedbirler baÅŸlatılmıştı. “Temsili” demokrasinin merkezci ve hiyerarÅŸik mizacı, daha ziyade büyük iÅŸ alemi, büyük lobi grupları ve devlet bürokrasinden etkilenen politikacılar üzerinde halkın büyük ölçüde çok az bir gerçek kontrolü olduÄŸu anlamına gelir. Bu, gerçekten de popüler ve demokratik olan baskıların kapitalist devlet te çok kısıtlı olduÄŸu, ve devletin eylemlerinin açıklanmasında seçkinlerin çıkarların çok daha belirleyici olduÄŸu anlamına gelir.
“New Deal”in [1933'de Roosevelt'in baÅŸkanlığı sırasında uygulanmaya baÅŸlayan ekonomi politikası] ve savaÅŸ sonrası Keynezyenizmin Depresyon’dan çıkarak ekonomik iyileÅŸmeyi canlandırmayı amaçlayan kısıtlı devlet müdehalesi tedbirleri demokrasiden deÄŸil, daha maddi nedenlerden ötürü harekete geçirilmiÅŸti. Bu nedenle Takis Fotopuolos şöyle diyor, “ ‘iÅŸ alemi güveni’nin en düşük seviyede olması, üretimi kontrol edenlerin kendi ekonomik güç ve karlarına el uzatan tedbirlere karşı toleranslı yaklaÅŸmasını açıklaması gerçeÄŸin oldukça uzağındadır. Gerçekte, devlet müdehaleciliÄŸi ancak ve ancak –ve bu olduÄŸu müddetçe– fiilen üretimi kontrol edenlerin onayını almışsa baÅŸarılıdır.” (”The Nation-state and the market“, s. 55, Society and Nature, Cilt 3, s. 44-45)
Bu ilkenin bir örneÄŸi, ABD emeÄŸine ilk ve son siyasi zaferini kazandıran 1934 Wagner Kanunu’ndan görülebilir. Kanun sendikaların örgütlenmesini yasallaÅŸtırıyordu, ancak bu emek mücadelelerini yasal prosedürlerin sınırları içerisine hapsediyor ve böylece de daha kolay kontrol edilebilecekleri anlamına geliyordu. Ayrıca, bu taviz, etkisi sendikal faaliyetlere katılanların kapitalist sistemin asli temellerini sorgulamaya baÅŸlamasını daha az olasılıklı kılmak olan bir yatıştırma biçimiydi. Militan emek hareketi [karşısında hissedilen] korku yatıştıktan sonra, Wagner Kanunu zayıflatıldı ve yeni yasalarla –en baÅŸta politikacıları Wagner Kanunu’nu geçirmeye zorlayan taktikleri yasadışı hale getiren ve patronların işçiler karşısında güçlerini arttıran yasalarla– geçersiz hale getirildi.
Söylemek her ne kadar gereksiz olsa da, klasik liberal ideolojinin popüler demokrasinin kapitalizm açısından bir tehdit olduÄŸu ÅŸeklindeki iması, demokrasinin devlet müdehalesine yol açtığı ÅŸeklindeki yanlışlığın kökünü oluÅŸturmaktadır. Herkesin yararına olacak yasaları yapma ayrıcalığını zenginlerle sınırlama anlayışı, klasik liberallerin zenginlerin özgeciliklerine olan [alturism, fedakarlık] dokunaklı imanları, onların insan doÄŸasını anlamaya veya tarihi kavramaya dair [görüşlerinden] çok daha açıklayıcıdır. Aslında John Locke ile bir noktada buluÅŸabilecek olmaları ve bir azınlığın yapacağı kurallara herkesin uyması gerektiÄŸini boÅŸ bakışlarla iddia etmeleri de yine onların [sahip olduÄŸu] “özgürlük” kavramı hakkında bayağı bir ÅŸey söylemektedir.
Tabii ki daha modern klasik liberallerin bir kısmı (örneÄŸin, saÄŸ-kanat liberterler) ekonomik konulara müdehale edemeyecek bir “demokratik devlet”i savunurlar. Ancak bu çözüm deÄŸildir, çünkü bu yerine daha iyi bir ÅŸey koymaksızın kapitalizmin sebep olduÄŸu gerçek ve acil toplumsal sorunlara karşı [getirilen] devletçi yanıttan kurtulmak demektir.
Anarşistler, merkezileşmesi ve bürokrasisinden ötürü devletin toplumun kendiliğindenliğini ezdiğini, toplumsal ilerleme ve evrim önünde bir handikap olduğunu kabul ederler. Ancak, işini sürdürmesi için piyasayı kendi başına bırakmak, insanların mutlulukla arkalarına yaslanarak piyasa güçlerinin topluluk ve çevrelerini parça parça etmesine izin verecekleri şeklindeki yanlış bir varsayımına dayanır. Kapitalizmden kurtulmaksızın ve özgür, komünal bir toplum yaratmaksızın devlet müdehalesinden kurtulmak, toplumsal kendini koruma gereksiniminin hala var olacağı ancak bunu başarmak için bugünkünden bile daha az aracın olacağı anlamına gelir. Böyle bir politikanın sonuçları, tarihin gösterdiği üzere, işçi sınıfı (ve eklemeliyiz ki çevre) açısından bir felaket olacaktır ve yalnızca seçkinler için yararlı olacaktır (amaçlandığı üzere tabii ki).
Demokrasinin devlet müdehalesine yol açtığı yanlış önermesinin uzantısı, devletin, zengin bir azınlığı sömürmek için devleti kullanan çoÄŸunluÄŸun yararı için var olduÄŸudur! Åžaşırtıcı bir ÅŸekilde, birçok kapitalist müdafi bunu önermelerinin geçerli bir çıkarımı olarak kabul etmektedir –bu önermenin açıkça bir reductio ad absurdum‘u [saçmalık derecesine varan bir ÅŸey] olduÄŸu, tarihsel gerçeklerle çeliÅŸtiÄŸi gayet açıkken.
Çeviren: Anarşist Bakış
Kaynak: “D.01 – Why does state intervention occur?”, Anarchist FAQs.
www.khAos.info
Cevap Yaz