Kapitalizm özgürlüğe mi dayanır?
filed in AnarÅŸizm on Eki.24, 2009
B.4.1 KAPİTALİZM ÖZGÜRLÜĞE Mİ DAYANIR?
AnarÅŸistlere göre, özgürlük hem “-den özgürlük” hem de “için özgürlük” demektir. “-Den özgürlük” tahakküme, sömürüye, zorba otoriteye, baskıya ve diÄŸer aÅŸağılama ve alaya alma biçimlerine maruz kalmamayı vurgular. “İçin özgürlük” ise, –diÄŸerlerinin azami özgürlükleriyle en olası ÅŸekilde uyumlu olarak– bir kimsenin yetilerini, yeteneklerini ve potansiyellerini ifade edebilmesi ve geliÅŸtirebilmesi demektir. Her iki özgürlük çeÅŸidi de özyönetim, sorumluluk, ve bağımsızlık gereksinimini ima eder; ki bu esasen insanların yaÅŸamlarını etkileyen kararlar üzerinde söz söylemesi anlamına gelir. Ve bireyler toplumsal bir boÅŸluk içinde var olmadıkları için, bu, –bireylerin beraberce kurdukları birliklerin (örn. topluluklar, iÅŸ grupları, sosyal gruplar), grubun aldığı kararlara bireyin katılmasına izin verilen bir tarzda olmasıyla– özgürlüğün kolektif bir yanının olması gerektiÄŸi anlamına gelir. Bu nedenle, anarÅŸistler için özgürlük, ilgili insanların yüz yüze tartışması ve meseleler üzerinde oy kullanması anlamına gelen katılımcı demokrasiyi gerektirir.
Özgürlüğün bu koÅŸulları kapitalist sistemde karşılanıyor mu? Tabii ki hayır. “Demokrasi” hakkındaki bütün retoriÄŸe raÄŸmen, “ileri” kapitalist devletlerin çoÄŸu yanlızca suni bir ÅŸekilde demokratiktir –ve bunun sebebi ise, yurttaÅŸların çoÄŸuunluÄŸunun uyanık oldukları zamanın yarısını, yaÅŸamlarını derinden etkileyen önemli ekonomik kararlarda seslerinin çıkmasına olanak tanımayan ve [kendilerini] bağımsız düşünmeye aykırı koÅŸullar altında çalışmaya zorlayan kapitalist diktatörlerin (patronların) etkisi altında geçiren çalışan insanlar olmalarıdır. EÄŸer en temel özgürlük, yani bir kimsenin kendisi adına düşünme özgürlüğü elinden alınırsa, o zaman özgürlüğün bizzat kendisi elinden alınmıştır.
Kapitalist iÅŸyeri tamamen anti-demokratiktir. Aslında Noam Chomsky’nin dikkat çektiÄŸi üzere, tipik bir ÅŸirket hiyerarÅŸisindeki baskıcı otorite iliÅŸkileri, eÄŸer siyasi sistemden bahsediyor olsaydık faÅŸist ve totaliter olarak adlandırılırdı. Onun sözleriyle:
“Åžirketlere iliÅŸkin bireysel olan hiçbir ÅŸey yoktur. Bunlar, nitelik olarak hiç de bireyselci olmayan, esasen totaliter holding kurumlarıdır. İnsan toplumunda ÅŸirketler kadar katı bir hiyerarÅŸik ve yukarıdan aÅŸağıya denetimin olduÄŸu pek az kurum vardır. ‘Beni ezmeyin’ yoktur orada. Sürekli ezilmektesinizdir.” (Keeping the Rabble in Line, s. 280)
Kapitalizm, “özgürlük üzerinde kurulmanın” çok uzağında, aslında özgürlüğü tahrip eder. Bu baÄŸlamda, Sears’ın BaÅŸ Yöneticisi olan Robert E. Wood açık konuÅŸmaktadır: “(s)erbest teÅŸebbüs sisteminin avantajlarını vurguluyoruz, totaliter devlet hakkında dert yanıyoruz, ancak … endüstride, özellikle de büyük endüstride neredeyse totaliter bir sistem yarattık.” (Allan Engler’in alıntısı, Apostles of Greed, s. 68) Veya, Chomsky’nin ifade ettiÄŸi üzere, kapitalizmin destekçileri, “idarenin ve sahibin denetimi de dahil olmak üzere, tahakküm ve denetimden özgür olmanız gerektiÄŸi temel doktrinini” anlamaz (14 Åžubat 1992, Pozner/Donahue).
Åžirket otoriterliÄŸinde, ortalama bir yurttaşın sahip olmasının en çok arzuladığı varsayılan nitelikler, etkinlik, uygunluk, duygusal kopuÅŸ, duyarsızlık ve sorgulamaksızın otoriteye itaat etmektir –ÅŸirket hiyerarÅŸisi içinde insanların ÅŸÅŸirket çalışanı olarak hayatta kalmasını ve hatta ilerlemesini saÄŸlayan özellikler. Ve tabii ki “ortalama olmayan” yurttaÅŸlar –yani patronlar, yöneticiler, idareciler vb.– için, [aralarında] en önemlisinin diÄŸerlerine hakim olma yetisi ve iradesi olduÄŸu otoriter nitelikler gereklidir.
Ancak tüm bu efendi/köle nitelikleri, yurttaşların esneklik, yaratıcılık, duyarlılık, anlayış, duysusal samimiyet, doğrudanlık, sıcaklık, ara bulma, iletişim kurma, müzakere etme, bütünleştirme ve işbirliği yapma yetileri gibi niteliklere sahip olmasını gerektiren gerçek demokrasinin (yani katılımcı/liberter [demokrasinin]) işleyişine aykırıdır. Bu nedenle kapitalizm yanlızca demokratik olmamakla [ing. undemocratic] kalmaz, aynı zamanda demokrasi karşıtıdır [ing. anti-democratic], çünkü gerçek demokrasiyi (ve böylece liberter bir toplumu) imkansız kılan niteliklerin gelişimini desteklemektedir.
Pek çok kapitalist müdafiler kapitalist otorite yapılarının “gönüllü” olduÄŸunu, ve bu nedenle bir ÅŸekilde bireyselliÄŸin ve toplumsal özgürlüğün reddi demek olmadığını göstermeye çalışmıştır. (Önde gelen kapitalist serbest piyasa iktisatçısı) Milton Friedman tam bunu yapmaya çalışmıştır. Kapitalizmin pek çok müdafisi gibi, ücretli emek içinde belirgin olan otoriter iliÅŸkileri dışlar (iÅŸyerindeki “iÅŸbirliÄŸi”, yatay bir iÅŸbirliÄŸine deÄŸil, yukarıdan aÅŸağıya emir-komutaya dayanır. [Friedman], bunun yerine o işçinin emeÄŸini belirli bir patrona satma kararı üstüne yoÄŸunlaşır ve böylece bu tip sözleÅŸmelerde özgürlüğün olmamasını gözardı eder. Şöyle der: “Bireyler belli tür bir deÄŸiÅŸime taraf olup olmama konusunda fiilen özgürdürler, böylece her iÅŸlem tamamen gönüllüdür. … ÇalışabileceÄŸi baÅŸka iÅŸverenler olduÄŸu için, çalışan iÅŸveren tarafından [yapılan] zorlamadan korunur.” (Capitalism and Freedom, s. 14-15)
Friedman, kapitalizmin özgür doÄŸasını ispatlamak için, kapitalizm ile bağımsız üreticilere dayanan basit deÄŸiÅŸim ekonomisini karşılaÅŸtırır. Böylesi basit bir ekonomide her hanehalkının “doÄŸrudan kendisi iin üretme alternatifi vardır, (ve böylece) faydalanmadığı sürece herhangi bir deÄŸiÅŸime girmesi gerekmez. Bu nedenle her iki taraf da faydalanmadığı müddetçe hiçbir deÄŸiÅŸim gerçekleÅŸmez. İşbirliÄŸi bu sayede zorlama olmaksızın gerçekleÅŸir” der (Op. Cit., s. 13). Kapitalizmde (veya “karmaşık” ekonomide) Friedman şöyle söyler: “bireyler herhangi özel bir deÄŸiÅŸime girmekte fiilen özgürdürler, bu nedenle her iÅŸlem tamamen gönüllüdür.” (Op. Cit., s. 14)
Ancak [durup] bir anlığına düşünmek bile kapitalizmin Friedman’ın iddia ettiÄŸi gibi “tamamen gönüllü” iÅŸlemlere dayanmadığını gösterir. Bunun sebebi her türlü iÅŸlemi “tamamen gönüllü” kılan ÅŸartın belirli bir deÄŸiÅŸime girmeme özgürlüğü deÄŸil, hiçbir deÄŸiÅŸime girmeme özgürlüğü olmasıdır.
Bu ve yanlızca bu [ÅŸart], Friedman’ın sunduÄŸu (zanaatçı üretimine dayanan) gönüllü ve zorlayıcı-olmayan basit modeli ispatlayan ÅŸarttır; bundan daha azı karmaşık modelin (yani kapitalizmin) gönüllü ve zorlayıcı-olmadığını ispatlayamaz. Ancak Friedman yukarıda belirli bir deÄŸiÅŸime girmeme özgürlüğünün açıkça yeterli olduÄŸunu, ve böylece ancak bizzat kendi [ifade ettiÄŸi] gereksinimleri deÄŸiÅŸtirerek kapitalizmin özgürlüğe dayandığını iddia edebilir.
Friedman’ın ne yaptığını görmek kolaydır, ancak bunu maruz görmek o kadar kolay deÄŸildir (özellikle de bu kapitalist müdafiler arasında olaÄŸan olduÄŸu için). [Friedman] bağımsız üreticiler arasında deÄŸiÅŸimin gerçekleÅŸtiÄŸi basit bir ekonomiden hareket ederek, onları ayıran en önemli ÅŸeyden bahsetmeksizin kapitalist ekonomiye –[yani] ismen emeÄŸin üretim araçlarından ayrılmasına– geçer. Bağımsız üreticilerden oluÅŸan bir toplumda işçilerin kendileri için çalışma seçeneÄŸi vardır –kapitalizmde böyle bir durum sözkonusu deÄŸildir. Kapitalizm yeterince kendi sermayesi olmayan, ve bu nedenle de emeÄŸini pazara çıkarıp çıkarmama ÅŸeklinde bir seçim [hakkı] olmayan bir emek gücünün varlığına baÄŸlıdır. Miton Friedman seçeneÄŸin olmadığı yerde zorlamanın olacağına katılacaktır. Kapitalizmin zorlamaksızın iÅŸbirliÄŸi içinde olduÄŸunu göstermek yönündeki giriÅŸimleri baÅŸarısız kalır.
Kapitalist müdafiler, sistemin yanlızca bazı suni özgürlük görüntüleri nedeniyle kapitalizmin “özgürlüğe dayandığı”na bazı insanları ikna edebilmiÅŸlerdir.
Bu görüntülere daha yakından bir bakış hilelerini ortaya çıkaracaktır. ÖrneÄŸin, kapitalist firmalardaki işçilerinin özgürlükleri olduÄŸunu, çünkü her zaman iÅŸten ayrılabileceklerini iddia ederler. Ancak daha önce belirtildiÄŸi üzere, “Bazı insanlar emirleri verir ve diÄŸerleri bunlara uyar: hizmetkarlığın özü budur. Tabii ki, (saÄŸ-Liberterlerin) kendini beÄŸenmişçe (ileri sürecekleri gibi), ‘bir kimse en azından iÅŸini deÄŸiÅŸtirebilir’; ancak bir iÅŸiniz olmasından kaçınamazsınız –aynen devletçilikte olduÄŸu gibi bir kimse tabiyetini deÄŸiÅŸtirebilir, ancak ÅŸu veya bu ulus-devlete tabi olmaktan kaçınamaz. Ancak özgürlük efendiyi deÄŸiÅŸtirme hakkından daha fazlasıdır.” (Bob Black, The Libertarian as Conservative). Kapitalizmde işçiler yanlızca Hobson’un yönetilme/sömürülme veya sokakta yaÅŸama seçeneklerine sahiptirler.
AnarÅŸistler seçim yapmanın gerçek olması için, serbest anlaÅŸmaların ve birliklerin, bunlara dahil olanların toplumsal eÅŸitliÄŸine dayanması, ve her iki tarafın da kabaca eÅŸit fayda edinmesi gerektiÄŸine dikkat çekerler. Ancak kapitalistlerle çalışanlar arasındaki sosyal iliÅŸkiler asla eÅŸit olamaz, çünkü üretim araçları üstünde olan –Adam Smith’in fark ettiÄŸi üzere (aÅŸağı bakınız)– özel mülkiyet toplumsal hiyerarÅŸiye ve baskıcı otorite ile boyun eÄŸme iliÅŸkilerine neden olur.
Walter Reuther’in Wagner kanunu öncesinde Amerika’daki çalışma yaÅŸamı üzerine çizdiÄŸi resim sınıf eÅŸitsizliÄŸi üstüne bir açıklamadır: “Adaletsizlik tramvaylar kadar yaygındır. İnsanlar iÅŸlerine adım attıklarında, ÅŸereflerini, yurttaÅŸlıklarını ve insanlıklarını dışarıda bırakırlar. İş olsun olmasın, görevleri hakkında rapor vermek zorundadırlar. Denetmen ve ustabaşıların keyfini beklerken onlara para ödenmez. Hiçbir sebep yokken iÅŸten atılabilirler. Rastgele, anlamsız kurallara tabidirler. … İnsanlar tuvalete bile gitmeyi güçleÅŸtiren kuralların iÅŸkencesi altındadırlar. Dev ÅŸirketlerin baÅŸkanlarının, kapılarının ÅŸikayeti olan her işçiye açık olduÄŸu ÅŸeklindeki debdebeli ifadelerine raÄŸmen, kendisine haksızca davranıldığında işçinin baÅŸvurabileceÄŸi hiç kimse, hiçbir kurum yoktur. İşçiye karşı haksızca davranılabileceÄŸi görüşünün kendisi iÅŸverene saçma gelir.” Bu aÅŸağılamaların büyük bir kısmı hala sürmektedir, ve sermayenin küreselleÅŸmesiyle beraber işçilerin pazarlık konumları giderek kötüleÅŸmektedir; yani yüzyıllık sınıf mücadelesinin kazançları kaybedilme tehdidi altındadır.
Kapitalist sınıf ile işçi sınıfı arasındaki devasa refah ve güç farkına genel bir bakış bile “anlaÅŸmalar” yapan iki taraf arasındaki faydaların eÅŸit olmaktan çok uzak olduÄŸunu gösterecektir. Önde gelen Fraser Enstitüsü ideoloÄŸu Walter Block, iÅŸyerinde cinsel tacizi tartışırken güç ve faydalardaki eÅŸitsizlikleri açıklar:
“Bir sekreter ile patronu arasında devamlı surette gerçekleÅŸen bir cinsel tacizi ele alın. … (bu), pek çok kadın için terbiyesizce olmakla beraber zorlayıcı bir eylem deÄŸildir. Bu, sekreter iÅŸi kabul ederken, kabul ettiÄŸi iÅŸin tüm yönlerini içeren paketin bir parçasıdır; ve özellikle de eÄŸer [çalışmaya] devam etmeyi kabul etmiÅŸse. Büro, her ÅŸeyden öte özel bir mülkiyettir. EÄŸer ‘zorlama’ terbiyesizce ise sekreterin çalışmaya devam etmesi gerekmez.” (Engler’in alıntısı, Op. Cit., s. 101)
Fraser Enstitüsünün temel hedefi, bütün diÄŸer hakların zenginliÄŸinin keyfini çıkarma hakkına tabi olması gerektiÄŸine insanları inandırmaktır. Bu olayda, Block, özel mülkiyette yanlızca patronların “yapma özgürlüğü”nün olacağını, ve yine [patronların] çoÄŸunun bu hak sayesinde müdehale edilmek”ten özgür” olmayı güvence altına almayı istediklerini açıkça ifade eder. Yani kapitalistler kapitalizmdeki “hürriyet” hakkında çoÅŸtukları zaman, asıl düşündükleri ÅŸey mülk sahipliÄŸi sayesinde kendilerinin [sahip olacakları] devletçe korunan, işçileri sömürme ve bastırma özgürlükleridir –kendilerinin devasa bir eÅŸitsiz zenginlik biriktirmelerini saÄŸlayan, böylece güç ve ayrıcalıklarını devamını garanti altına alan bir özgürlük. Liberal demokratik devletlerde kapitalist sınıfın işçilere efendilerini deÄŸiÅŸtirme hakkını vermesi (her ne kadar bu devlet kapitalizmi için geçerli olmasa da) kapitalizmin özgürlüğe dayandığını göstermekten çok uzaktır, çünkü Peter Kropotkin’in doÄŸru bir ÅŸekilde belirttiÄŸi üzere “özgürlükler verilmez, alınır” (Peter Kropotkin, Words of a Rebel, s. 43) Kapitalizmde, efendilerinizin izin verdiÄŸi herhangi birÅŸeyi yapmakta “özgür”sünüzdür, bu ise tasma ve yularla “özgür” olmak demektir.
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: “B.4 How does capitalism affect liberty?”, AnarÅŸist Sıkça Sorulan Sorular.
www.khAos.info
Cevap Yaz