Anarşistler neden özel mülkiyete karşıdır?
filed in AnarÅŸizm on Eki.24, 2009
ANARŞİSTLER NEDEN ÖZEL MÜLKİYETE KARŞIDIRLAR?
B.3.1 Özel Mülkiyet ile Zilyetlik Arasındaki Fark Nedir?
B.3.2 Devlet Hangi Tür Mülkiyeti Korur?
B.3.3 Mülkiyet Neden Sömürücüdür?
B.3.4 Özel Mülkiyet Meşrulaştırılabilir mi?
Kapitalizm anarÅŸistlerin karşı çıktığı iki ÅŸeyden birisidir. Kapitalizme iki ana özellik damgasını vurmuÅŸtur: “özel mülkiyet” (veya bazı durumlarda, devlet-sahipliÄŸindeki mülkiyet) ve ücretli emek. Ancak, bu ikincisi ilkine dayanmaktadır –yani ücretli emeÄŸin olması için işçilerin kullandıkları üretim araçlarına sahip olmamaları veya [onları] kontrol etmemeleri gerekir. Bunun için, üretim araçlarının özel (veya devletçe) sahipliÄŸi ancak –mülkiyet sahibi sınıfların emrinde olan örgütlü zor mekanizması demek olan– devlet varsa mümkündür (bakınız Kısım B.2).
AnarÅŸistler özel mülkiyete (yani kapitalizme) karşı çıkarlar, çünkü [kapitalizm] baskıcı, hiyerarÅŸik otoritenin ve elitlerin ayrıcalığının kaynağıdır (Proudhon’un sözleriyle, “Mülkiyet … dışlama [ing. exclusion, yoksun bırakma] hakkıyla eÅŸitliÄŸi; ve despotizmle ise özgürlüğü ihlal eder … (ve) hırsızlıkla tam bir özdeÅŸliÄŸi (vardır)“, What Is Property?, s. 251). Ve böylece özel mülkiyet (kapitalizm), yaÅŸamsal araçlara sahip olmayıp onları kullananların katılımını, etkisini, denetimini zorunlu olarak dışlar.
Bu nedenle, tüm gerçek anarÅŸistler için, mülkiyete bir otorite, aslında despotizm, kaynağı olarak karşı çıkılır. Bu konuda Proudhon’dan alıntı yapacak olursak:
“Mülk sahibi, hırsız, kahraman, egemen –bu ünvanların hepsi eÅŸanlamlı olduÄŸu için– kendi iradesini yasa olarak dayatır, ve ne çeliÅŸkiden ne de denetimden muzdariptir; yani, aynı anda hem yasama hem de yürütmeymiÅŸ gibi davranır … (ve böylece) mülkiyet despotizmi ortaya çıkarır … Mülkiyetin özü o kadar belirgindir ki, ona inanılması için sadece ne olduÄŸunun hatırlanması ve çevrede olup bitenleri gözlenmesi yeterlidir. Mülkiyet, kullanma ve suistimal etme hakkıdır … eÄŸer metalar mülkiyet ise, o zaman neden mülk sahipleri krallar, ve despotik krallar –facultes bonitaireslerine göre krallar– olmasınlar? Ve eÄŸer her mülk sahibi kendi mülkiyeti alanı dahilinde egemen olan bir lordsa, kendi arazisi içinde mutlak kralsa, mülk sahiplerinin hükümeti kaos ve karmaÅŸadan baÅŸka bir ÅŸeye nasıl yol açabilir?” (Op. Cit., s. 266-7)
DiÄŸer bir deyiÅŸle, özel mülkiyet, mülk sahibinin kendi mülkiyeti üstünde “egemen bir lord” olarak davrandığı –ve böylece onu [kendi mülkünü] kullananlar üstünde mutlak bir kral [olduÄŸu]– küçük bir devlettir. Tüm monarÅŸilerde olduÄŸu gibi, işçi onların [kapitalistlerin] mülkiyetini [kullanırken] onların emirlerine, yasalarına ve kararlarına itaat etmek zorunda olan kapitalistin kuludur [tebaasıdır]. Bu, açıktır ki, hürriyetin (ve görebileceÄŸimiz üzere emirlere itaat etmek aÅŸağılayıcı olduÄŸu için ÅŸerefin) reddi demektir. AnarÅŸi, “efendinin, egemenin olmaması” (Op. Cit., s. 264) demekken, ve kapitalizmi özünde olduÄŸu ÅŸekliyle ücretli kölelik olarak adlandırıyorken, anarÅŸistlerin özel mülkiyete karşı çıkmalarına ÅŸaÅŸmamak gerekir. Keza, kapitalizm özel mülkiyete ideolojik olarak geri alınamaz bir “hak” tanıyarak, aynı zamanda da dışsal kaynakların bölüşümünde de eÅŸitsizliklere neden olur; ve kaynakların bölüşümündeki bu eÅŸitsizlik mülklüler ile mülksüzlerin göreceli pazarlık konumlarında daha fazla eÅŸitsizliÄŸe yol açacaktır. Kapitalizmin müdafileri [özürcüleri] özel mülkiyeti meÅŸru çıkarmak için genellikle “öz-sahiplik”in [ing. self-ownership] “evrensel bir hak” olduÄŸunu iddia etseler de (bakınız Kısım B.4.2 – “Kapitalizm öz-sahipliÄŸe mi dayanır?“), kapitalizmin gerçek anlamıyla evrensel öz-sahipliÄŸi aslında imkansız bir hale getirdiÄŸi aÅŸikardır. Çünkü gerçek öz-sahiplik ilkesi, insanların, kendi [kiÅŸisel] iradelerinin aksine baÅŸka ÅŸekillerde kullanılamayacakları anlamına gelir. Ancak kapitalist sistem bu ilkenin temelini çürütmektedir, ve alaylı bir ÅŸekilde bunu yapmanın “mantıksal” temeli olarak da “öz-sahiplik” terimini kullanmaktadır. Kapitalizmde –Kısım B.4‘de göreceÄŸimiz üzere– insanlar öyle bir duruma getirilmiÅŸtirler ki, [önlerindeki] en iyi seçenek gerçek bir öz-sahiplikle mantıksal olarak tutarlı olmayan ÅŸekillerde kullanılmalarına izin vermektir.
Bu nedenlerle, anarÅŸistler ÅŸunları söylerken Rousseau’ya katılırlar:
“Bir toprak parçasını çitle çevirip ‘Bu benimdir’ demeyi ilk düşünen ve kendisine inanacak kadar saf insanları bulan ilk insan sivil toplumun gerçek kurucusudur. KüreÄŸe mahkum edilen veya [ölüsü] hendeklere atılan; ve ‘bu sahtekarı dinlemeyin; yeryüzünün meyvelerinin herkese ait olduÄŸunu ve yerkürenin hiç kimseye ait olmadığını unutursanız, mahvolursunuz’ diye arkadaÅŸlarına bağıran kiÅŸi [dinlenmiÅŸ olsaydı], insan ırkının karşılaÅŸtığı bunca suç, savaÅŸ, cinayet, bu kadar sefalet ve dehÅŸet engellebilirdi?” (”EÅŸitsizlik Üstüne Tartışma“, The Social Contract and Discourses, s. 84).
Sadece liberter sosyalizm, onu güvenceye alacak koÅŸulları meydana getirirken, [böylece] öz-sahipliÄŸi geçerli kılmaya devam edebilir. Ancak özel mülkiyetin yıkılmasıyla, herkesin yaÅŸam araçlarına eriÅŸimi saÄŸlanabilir; böylece de yaÅŸamın her yönünde kendinden yönetimi genelleÅŸtirerek öz-sahipliÄŸi bir gerçeÄŸe dönüştürülebilir. Kapitalizmin anti-liberter yönlerini tartışmadan önce, “özel mülkiyet”i [ing. private property] “kiÅŸisel zilyetlik”ten [ing. personal possession, tasarruf, kullanma hakkına sahip olma] ayrı olarak tanımlamak; ve ilkinin neden devlet korumasını gerektirdiÄŸini ve sömürücü olduÄŸunu ayrıntılarıyla göstermek gerekecektir.
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: “B.3 Why are anarchists against private property?”, AnarÅŸist Sıkça Sorulan Sorular.
www.khAos.info
Cevap Yaz