Yönetici sınıf devlet üzerindeki denerimini nasıl sürdürür?
filed in AnarÅŸizm on Eki.24, 2009
B.2.3 YÖNETİCİ SINIF DEVLET ÜSTÜNDEKİ DENETİMİNİ NASIL SÜRDÜRÜR?
BasitleÅŸtirmek maksadıyla, ana amacı aÅŸağıda betimlenen sömürücü tekelleri korumak olan kapitalist bir devleti düşünün. Ekonomik tekelleri devlet tarafından korunduÄŸu için, bunlardan gelir saÄŸlayan seçkinler –ismen finans kapitalistler, endüstriyel kapitalistler ve toprak sahipleri– sömürdükleri üstünden büyük bir zenginlik edinebilirler. Bu, en yukarıdaki küçük mülkiyet sahibi seçkinlerle aÅŸağıdaki mülkiyet sahibi olmayan çoÄŸunluk arasındaki büyük zenginlik farkı, toplumu ekonomik sınıflar hiyerarÅŸisine göre tabakalaÅŸtırır [ing. stratify, katmanlaÅŸtırır].
Ardından seçimleri kazanmak, lobicilik yapmak ve meclis üyelerine rüşvet vermek büyük bir zenginlik gerektirdiÄŸi için, mülkiyet sahibi seçkinler “cüzdanın gücü” sayesinde politik süreci –ve böylece de devleti– kontrol edebillirler. ÖrneÄŸin, ABD BaÅŸkanlığı adayı olmanın 20 milyon $’dan fazla bir maliyeti vardır. DiÄŸer bir deyiÅŸle, devasa zenginlik eÅŸitsizlikleri sayesinde politikanın seçkinlerce kontrol edilmesi, bu eÅŸitsizliklerinin devam etmesini ve böylece de seçkinlerin denetiminin devam etmesini güvence altına alır. Bu sayede en yukarıdakilerin [aldıkları] hayati politik kararlar, aÅŸağıdakilerin herhangi önemli bir etkisinden yalıtılmış olur.
Dahası, sermayenin ekonomiyi olumsuz yönde etkileyen negatif yatırım yapma [ing. disinvest] (sermaye kaçırma) yetisi, devleti kendi hizmetkarı olarak tutmakta önemli bir silahtır. Noam Chomsky’nin belirttiÄŸi gibi:
“Kapitalist bir demokraside, tatmin edilmesi gereken çıkarlar kapitalistlerin çıkarlarıdır; aksi takdirde, genel nüfusun gereksinimlerine –ne kadar marjinal olursa olsun– ayrılacak ne yatırım, ne üretim, ne iÅŸ, ne de kaynak olur.” (Akışı DeÄŸiÅŸtirmek, s. 233)
Yani sözde “demokratik” kapitalist devletler bile sonuçta mülk sahiplerinin [ing. propertariat] diktatörlüğüdür. Errico Malatesta bunu şöyle ifade ediyor:
“Genel oy kullanma hakkıyla bile –genel oy kullanma hakkıyla daha da fazla bile diyebiliriz–, hükümet burjuvazinin hizmetçisi ve jandarması olarak kalır. Çünkü aksi takdirde, düşmanca bir tavır alabileceÄŸini veya demokrasinin halkı aldatmaktan baÅŸka bir ÅŸey demek olduÄŸunu ima eden bir hükümetle, çıkarlarının tehdit altında olduÄŸunu hisseden burjuvazi derhal tepki gösterecek, hükümete burjuvazinin jandarması olma konumunu hatırlatmak için elindeki tüm etkiyi ve gücü kullanacaktır.” (AnarÅŸi, s. 20)
Devletin yönetici sınıfın “polisi” olmasını saÄŸlayan en kilit unsur devlet bürokrasinin varlığıdır, ve ayrıntılı olarak Kısım J.2.2‘de tartışılacaktır (AnarÅŸistler bir deÄŸiÅŸim aracı olarak oy kullanılmasını neden reddederler?). Ekonomik kuvvetler söz konusu olduÄŸunda, hükümetteki, politikalardaki veya yasalardaki bir deÄŸiÅŸikliÄŸin “piyasalar tarafından iyi karşılandığı” ÅŸeklindeki haberlerin onların gücünü ifade ettiÄŸini düşünüyoruz. 1992′de Amerika’daki hanehalklarının en zengin % 1′i (yaklaşık 2 milyon kiÅŸi) bireylerin mülkiyetindeki [borsa] hisselerinin % 35′ine sahipken (en üst % 10, % 81′ine sahipken), piyasaların “görüşü”nün aslında zenginlerin, ülke nüfusunun % 1-5′inin (ve onların finans uzmanlarının) gücü, onların yatırım ve üretim üstündeki denetimlerinden kaynaklanan gücü anlamına geldiÄŸini görebiliyoruz. ABD nüfusunun aÅŸağıdaki % 90′ının tüm yatırılabilir sermaye çeÅŸitleri baÄŸlamında, (% 29′una sahip olan) % 0.5′den daha küçük bir payı veriliyken; hisse senedi sahipliÄŸinin daha da yoÄŸunlaÅŸmış olduÄŸu (en yukarıdaki % 5, tüm hisselerin % 95′ini elinde bulundurmaktadır) biliniyorken; (Wall Street yazarı) Doug Henwood’un hisse senedi piyasalarının “bir sınıf olarak çok zengin olanların, ekonominin bütün üretken sermaye stoÄŸunun sahibi olmasının bir yolu“, “politik iktidar“ın kaynağı ve hükümet politikasını etkilemenin bir yolu olduÄŸunu neden öne sürdüğü gayet belirgin hale gelir (bakınız Kısım D.2) (Wall Street: Sınıf Patırtısı). Ancak, doÄŸaldır ki bu, devlet ve kapitalist sınıfın her zaman tamamen görüş birliÄŸi içinde olduÄŸunu anlamına gelmez. ÖrneÄŸin en yukarıdaki politikacılar, yönetici seçkinlerin bir parçasıdır, ancak onun diÄŸer kesimleriyle rekabet halindedirler. Ayrıca, kapitalist sınıfın farklı kesimleri kar, politik etkinlik, imtiyazlar, vb. için birbirleriyle rekabet ederler. Malatesta['ya göre], burjuvazinin “daima kendi içinde savaÅŸ halindedir … ve … hükümet (burjuvaziden serpilmesine ve onun koruyucusu olmasına raÄŸmen), koruduÄŸu kim olursa olsun ona hükmetme … eÄŸilimindedir. Bu nedenle zikzak, manevra, feragat etmeler ve geri çekilme oyunlarına, muhafazakarlara karşı halk arasında ve halka karşı muhafazakarlar arasında müttefikler bulma giriÅŸimlerine [tanık oluruz]” (Op. Cit., s. 22). Böylece, aynen [kapitalist] sınıfın [bazı] kesimlerinin kapitalist sistemi (yani bir sınıf olarak yönetici sınıfın çıkarlarını) koruma genel çerçevesi dahilinde kendi çıkarlarını öne geçirmek için devleti kullanması gibi, devlet de sıklıkla kapitalist sınıfın çeÅŸitli kesimleriyle çatışma içindedir. Bu gibi çatışmalar zaman zaman devletin “tarafsız” bir organ olduÄŸu izlenimini yaratır, ancak bu aldanmadır –[devlet] sınıf iktidarını ve ayrıcalığını korumak, ve sınıf içindeki anlaÅŸmazlıkları (bizi en az ezecek seçkinlerin temsilcilerini seçme ÅŸansına sahip olduÄŸumuz) “demokratik” süreç sayesinde barışçıl bir ÅŸekilde çözmek için vardır).
Bununla beraber, baÅŸarılı iÅŸ aleminden alınacak vergi paraları olmaksızın, devlet zayıflardı. Yani devletin rolü bir bütün olarak sermaye için en iyi koÅŸulları saÄŸlamaktır, ancak bu gerekli olduÄŸunda [devletin] kapitalist sınıfın belli kesimlerinin çıkarlarının aksine iÅŸleyebileceÄŸi ve iÅŸlediÄŸi anlamına gelir. Devlete bağımsız bir görünüm kazandıran ve bir bütün olarak toplumun çıkarlarını temsil ettiÄŸi düşüncesiyle halkı uyutan ÅŸey iÅŸte budur. (Yönetici seçkinler ve onların devletle olan iliÅŸkileri hakkında daha fazlası için, bakınız Wright Mills, Güç Eliti (Oxford, 1956); Ralph Miliband, Kapitalist Toplumda Devlet (Basic Books, 1969) ve Bölünmüş Toplumlar (Oxford, 1989); G. William Domhoff, Amerika’yı Kim Yönetiyor? (Prentice Hall, 1967) ve Amerika’yı Bugün Kim Yönetiyor? 80′lerden Bakış (Touchstone, 1983); Jonh Stauber ve Sheldon Rampton, Zehirli Çamur Sizin İçin İyidir! Yalanlar, Kahrolası Yalanlar ve Halkla İliÅŸkiler Endüstrisi (Common Courage Press, 1995).
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: “B.2 Why are anarchists against the state?”, AnarÅŸist Sıkça Sorulan Sorular.
www.khAos.info
Cevap Yaz