Devletin yardımcı işlevleri var mıdır?
filed in AnarÅŸizm on Eki.24, 2009
B.2.2 DEVLETİN YARDIMCI İŞLEVLERİ VAR MIDIR?
Özel mülkiyeti koruma asli işlevi yanında, devlet başka şekillerde de yönetici sınıfın ekonomik bir aracı olarak faaliyet gösterir.
Birincisi, devlet kapitalist geliÅŸme boyunca ortaya çıkabilecek sorunları çözmek için modern ekonomiye müdehale eder. Bu müdehaleler deÄŸiÅŸik zamanlarda deÄŸiÅŸik biçimler almıştır, ve sanayinin devletçe finanse edilmesini (örn. askeri harcamalar); özel sermayenin saÄŸlaması için fazlasıyla pahalı olan toplumsal altyapının oluÅŸturulmasını (demiryolları, otoyolları); (kapitalistlerin tüketicileri soymasına, zenginleÅŸmesine ve yatırım için [mevcut] fonları artmasına imkan veren baÅŸarılı bir sanayileÅŸme için anahtar olan) geliÅŸen sanayileri etkin uluslar arası rekabetten korumak için tarifeler konulmasına; pazarlar yaratmak veya ucuz hammadde ve emeÄŸe ulaÅŸmak amacıyla koloniler yaratmak (veya vatandaÅŸlarının yurtdışındaki sermaye yatırımlarını korumak) için [yapılan] emperyalist giriÅŸimleri; tüketim eksikliÄŸi ve durgunlukla karşılaşıldığında tüketici talebini canlandırmak için hükümet harcamlarını; işçi sınıfını disiplin altına almak için kullanılabilecek (ki böylece daha az için daha çok üretmeleri saÄŸlanacaktır) “doÄŸal” bir iÅŸsizlik seviyesinin sürdürülmesini; iÅŸ çevrimlerinin [ing. business cycle] etkilerini azaltmak ve işçi sınıfının sınıf mücadelesindeki kazanımlarının içini boÅŸaltmayı denemek ve gerçekleÅŸtirmek için faiz oranlarıyla oynamayı içerir.
İkincisi, refahtan kaynaklanan aşırı politik güç (bakınız bir sonraki kısım) nedeniyle, kapitalistler doÄŸrudan kendi sınıfsal çıkarları için –[mali] desteklemeler, vergi indirimleri, hükümet ihaleleri, batmasına izin verilemeyecek kadar önemli olduÄŸuna karar verilen ÅŸirketlerin kurtarılması vb. gibi– devleti kullanırlar.
Ve üçüncüsü, devlet, bir bütün olarak sistemi tehdit etmediği takdirde işçi sınıfına imtiyazlar tanımak için kullanılabilir.
Bu nedenle David Deleon [şöyle diyordu]:
“HerÅŸeyin ötesinde, devlet hakim sosyo-ekonomik iliÅŸkilerin devamlılığı için [var olan] bir kurum –ordu, mahkemeler veya polis gibi birimmler sayesinde olsun olmasın– olarak kalmaya devam eder. … Günümüz devletleri … mülkiyet sistemini dayatmak için (ki daima baÅŸvurulacak en son, ama sıklıkla da ilk araç olan devlet ÅŸiddetine göre) daha az ilkel araçlar edinmiÅŸtir. Devletler, anahtar ÅŸirketlerin batmasını engelleyerek, faiz oranları sayesinde ekonomiyi manipüle ederek, kiliseler ve okullar için vergi kolaylıkları saÄŸlama suretiyle hiyerarÅŸik ideolojiyi destekleyerek ve diÄŸer taktiklerle, ekonomideki gerilimi düzenleyebilir, ılımlandırabilir ve çözüme kavuÅŸturabilir. Özünde [devlet] nötr [tarafsız] bir kurum deÄŸildir; tüm gücüyle statükonun yanındadır. ÖrneÄŸin kapitalist devlet, gerçekte sistemi dengeleyen, sermayeye odaklanmış bir ciroskoptur [gemilerde rotayı izlemeyi saÄŸlayan alet]. EÄŸer söz gelimi eÄŸer ekonominin bir sektörü sistemin geri kalanına zarar verecek bir kar haddine ulaşıyorsa –örneÄŸin petrol üreticilerinin kamuoyunnda kızgınlık yaratan ve imalat maliyetlerini artıran [yüksek bir kar haddine ulaÅŸması durumunda], devlet vergilendirme veya rekabetçi [rakipleri] cesaretlendirme yoluyla bu karın bir kısmını yeniden dağıtabilir.” (AnarÅŸiyi Yeniden KeÅŸfetmek, ss. 71-72)
Devlet yasamasının iÅŸgünü uzunluÄŸunu saptaması yukarıda sayılan bir ve üçüncü iÅŸlevlerinin bir örneÄŸidir. Kapitalist geliÅŸmenin ilk dönemlerinde, emek gücü açığı [azlığı] devletin iÅŸgünü uzunluÄŸunu gözardı etmesine, böylece de kapitalistlerin işçilerden daha fazla artık edinmesine ve bir müdehale olmaksızın kar oranlarını artırmasına yol açmıştı. Ancak sonraları, işçiler örgütlenmeye baÅŸladıktan sonra, iÅŸgününün uzunluÄŸunu azaltmak devrimci sosyalist gayretin geliÅŸtiÄŸi ana talep haline geldi. Bu tehditi etkisiz kılmak için (ve sosyalist devrim kapitalistler açısından en kötü senaryoydu), devlet (işçilerin mücadelesi yatıştıktan sonra sevinçle gözardı edilecek ve “ölü bir yasa” haline gelecek) iÅŸgününün uzunluÄŸunu azaltacak bir kanunu kabul etti. BaÅŸlangıçta, devlet gücünü kapitalist geliÅŸimin (yani kapitalistlerin istedikleri gibi davranmaları için emek hareketini bastırılması) sürecinde ortaya çıkan sorunları çözmekte kullanarak, tamamen kapitalist sınıfın çıkarlarının koruyusu olarak iÅŸlemekteydi. Sonra ise, bir bütün olarak sisteme karşı olan tehditleri ortadan kaldırmak için işçi sınıfına imtiyazlar veriyordu. Bu üç yardımcı iÅŸlevden hiçbirisinin, kapitalizmin parça parça reformlarla esasen işçi sınıfının çıkarlarına hizmet edecek faydalı bir sisteme dönüştürülebileceÄŸini ima etmediÄŸine dikkat çekilmelidir. Aksine, bu iÅŸlevler, devletin kapitalist mülkiyet ve bunun yarattığı toplumsal iliÅŸkilerin koruyucusu –yani kapitalistlerin sömürme yetisinin temeli– [olma] temel görevinden ortaya çıkar ve onu destekler. Bu nedenle reformlar kapitalizmin iÅŸleyiÅŸini biraz deÄŸiÅŸtirebilir, ancak asla temellerini tehdit edemez. Malatesta’nın ifade ettiÄŸi gibi:
“Devletin temel iÅŸlevi, … daima kitlelerin bastırılması ve sömürülmesi, tahakkümcülerin ve sömürücülerin savunulmasıdır. … Bu temel iÅŸlevlere, … tarih boyunca baÅŸka iÅŸlevlerle eklendiÄŸi doÄŸrudur; … toplumsal yaÅŸam için … faydalı olan diÄŸer faaliyetleriyle, baskıcı ve yaÄŸmacı faaliyetlerini biraraya getirmemiÅŸ … bir hükümet asla var olmamıştır. Ancak bu hükümetin doÄŸası itibariyle baskıcı olduÄŸu, köken olarak ve tavırlarıyla hakim sınıfı savunduÄŸu ve kuvvetlendirdiÄŸi, aslında bu durumu onayladığı ve ağırlaÅŸtırdığı gerçeÄŸinin deÄŸerini azaltmaz. … (B)u, hükümetin ne yaparsa yapsın daima hakim olma arzusuyla harekete geçtiÄŸini, [kendisinin] ve hem temsilcisi hem de savunucusu olduÄŸu sınıfın ayrıcalıklarını savunmak, geniÅŸletmek ve kalıcı kılmak için kurgulandığını gösteren pratik kanıtların bulunması için, bu iÅŸlevleri neden ve nasıl yürüttüğünü anlamak yeterlidir. Bir hükümet, genel fayda bahanesi arkasında gerçek doÄŸasını gizlemeksizin kendisini uzun süre devam ettiremez; tüm insan yaÅŸamı için saygı talep ediyor gözükmedikçe, ayrıcalıklı olanların yaÅŸamları için saygı [gösterilmesini] dayatamaz; tüm herkesin haklarının bekçisi gibi davranmadıkça, azınlığın ayrıcalıklarının kabul edilmesini dayatamaz.” (Op. Cit., ss. 20-21)
Nihayetinde, (iÅŸgününü kısıtlayan yasalarda olduÄŸu gibi) devlet ihsan eylediÄŸini geri alabilir. Böylece –daha fazla devrimci deÄŸiÅŸimi durdurmak için bahÅŸedilen (Kısım D.1.3)– refah devletinin yükseliÅŸi ve düşüşü, ücretli emeÄŸin varlığına köklü bir ÅŸekilde meydan okumadı; ve kapitalizmi regüle etmenin bir aracı olarak faydalıydı, ancak varlığı kapitalist ekonominin gereksinimleriyle çeliÅŸtiÄŸinde “reforme edildi” (yani iyileÅŸmekten ziyade kötüleÅŸti). DiÄŸer bir deyiÅŸle, devlet, sistemi koruyarak bir bütün olarak kapitalist sınıfın uzun dönemli çıkarlarını korumak için hareket eder. Bu rol belli bazı kapitalistlerin ve hatta yönetici sınıfın büyük bir kesiminin çıkarlarıyla çatışabilir ve çatışır da (bakınız bir sonraki kısım). Ancak bu çatışma, devletin mülkiyet sahiplerinin polisliÄŸi rolünü deÄŸiÅŸtirmez. Aslında, devlet üst-sınıfların sistemi neyin devam ettirdiÄŸi konusundaki anlaÅŸmazlıklarını (barışçıl ve görünürde bağımsız bir ÅŸekilde) halletmenin aracı olarak düşünülebilir.
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: “B.2 Why are anarchists against the state?”, AnarÅŸist Sıkça Sorulan Sorular.
Cevap Yaz