Anarşistler neden otorite ve hiyerarşiye karşıdır?
filed in AnarÅŸizm on Eki.24, 2009
KISIM B.1
ANARŞİSTLER NEDEN OTORİTE VE HİYERARŞİYE KARŞIDIRLAR?
B.1.1 Otoriter Toplumsal İilişkilerin Etkileri Nelerdir?
B.1.2 Kapitalizm HiyerarÅŸik midir?
B.1.3 Kapitalizm Ne Çeşit Bir Değerler Hiyerarşisi Yaratır?
B.1.4 Irkçılık, Cinsiyetçilik ve Homofobi Neden Vardır?
B.1.5 Otoriter Medeniyetin Kitlesel-Psikolojik Temeli Nasıl Yaratıldı?
Öncelikle, anarÅŸizmin meydan okuduÄŸu otoritenin ne çeÅŸit bir otorite olduÄŸu göstermek gerekir. Erich Fromm’un To Have or To Be‘de belirttiÄŸi üzere, “otorite, tamamen farklı iki anlamı olan geniÅŸ bir terimdir: bu, ‘rasyonel’ veya ‘irrasyonel’ otorite olabilir. Rasyonel otorite yeterliliÄŸe [ing. competence] dayanır, ve ona yaslanan kiÅŸinin geliÅŸmesine yardım eder. İrrasyonel otorite güce dayanır ve ona tabi olan insanın sömürülmesine hizmet eder.” (s. 44-45) Aynı nokta, otorite ve etki arasındaki farka iÅŸaret ederken, 100 yıl önce Bakunin tarafından dile getirilmiÅŸti (örneÄŸin bakınız God and the State).
Bu önemli nokta, otoriteye sahip olmak ile otorite olmak arasındaki ayrımda ifade edilir. Otorite olmak, belli bir kiÅŸinin bireysel yetenekleri ve bilgisine baÄŸlı olarak, belli bir iÅŸi yapmakta yeterli olarak kabul edilmesi anlamına gelir. DiÄŸer bir ÅŸekilde ifade edilirse, bu [otorite olmak] toplumsal olarak kabul edilmiÅŸ bir uzmandır. Bunun aksine, otoriteye sahip olmak ise bireysel yetilere baÄŸlı olmaksızın hiyerarÅŸik konumdan kaynaklanan statü ve güce dayanan toplumsal bir iliÅŸkidir. Tabii ki bu yeterli olmanın hiyerarÅŸik bir konum edinmenin bir unsuru olmadığı anlamına gelmez; yanlızca gerçek ya da iddia edilen baÅŸlangıçtaki yeterli olmanın otorite ünvanı veya konumuna aktarılması anlamına gelir, ve böylece bireylerden bağımsız hale gelir –yani kurumsallaşır.
Bu fark önemlidir, çünkü insanların hareket tarzı herhangi bir içsel doÄŸadan ziyade içinde yetiÅŸtirildiÄŸimiz kurumların bir ürünüdür. DiÄŸer bir deyiÅŸle, toplumsal iliÅŸkiler dahil olan bireyleri ÅŸekillendirir. Bu, çeÅŸitli gruplar içindeki bireylerin, bunlar içindeki [izole haldeki] bireylere indirgenerek anlaşılamayacak özelliklere, davranışlara ve sonuçlara sahip olacağı anlamına gelir. ÖrneÄŸin “bazılarının iktidarı kullanması diÄŸer bazılarını iktidarsız [iktidardan mahrum] bırakır” ve böylece de “fiziksel yıldırma, ekonomik tahakküm ve bağımlılık, ve psikolojik sınırlamalar kombinasyonu [sayesinde], toplumsal kurum ve pratikler herkesin dünyayı ve bu dünyadaki kendi yerini algılayış tarzını etkiler.” (Martha A. Ackelsberg, Free Women of Spain, s. 20)
Otoriter toplumsal iliÅŸkiler, toplumun (az sayıdaki) emir vericiler ve (çok sayıdaki) emir alıcılar ÅŸeklinde bölünmesi, içindeki bireylerin ve bir bütün olarak toplumun (zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak) yoksullaÅŸması demektir. Hayatın tüm parçalarında, insan iliÅŸkileri özgürlükle deÄŸil, otorite tarafından damgalanmıştır. Ve özgürlük ancak özgürlükle yaratılabileceÄŸi için, otoriter toplumsal iliÅŸkiler (ve gerektirdiÄŸi itaatkarlık) bireyi özgürce eÄŸitmemektedir ve eÄŸitemez –ancak hayatın tüm yönlerinde katılım (kendinden yönetim) bunu gerçekleÅŸtirebilir.
Tabii ki, herhangi bir kolektif iÅŸte iÅŸbirliÄŸi ve koordinasyon gerekeceÄŸine belirtilecektir, ve bireyi grup etkinliklerine “tabi” kılmak gereksinimi bir otorite biçimidir. Evet, ancak grup içinde bireylerin etkinliklerini koordine etmenin iki farklı ÅŸekli –ya otoriter araçlarla ya da liberter araçlarla– vardır. İşyerleri [atölyeler] baÄŸlamında, Proudhon bu farkı şöyle belirginleÅŸtiriyor:
“işçi ya … mülk sahibinin-kapitalistin-giriÅŸimcinin çalışanı olacaktır; veya konseye katılacak [ve] orada söz sahibi olacaktır, kısacası bir ortak [ing. associate, üye] olacaktır. İlk durumda işçi tabi kılınmıştır, sömürülmektedir: onun kalıcı durumu itaat etme durumudur … İkinci durumda, bir insan ve vatandaÅŸ olarak itibarını geri kazanır … daha önce de içinde yer aldığı, ancak bir köle olarak [yer aldığı] üretim örgütlenmesinin bir parçasını oluÅŸturur; ÅŸehirlerde, daha önce tabi olduÄŸu egemen iktidarın bir parçasını meydana getirdiÄŸinde… tereddüt etmemeliyiz, çünkü baÅŸka seçeneÄŸimiz yok … işçiler arasında bir BİRLİK kurmak gereklidir … çünkü bu olmaksızın [işçiler ve iÅŸverenler] tabi olanlar ve üstün olanlar olarak iliÅŸkili olmaya devam edeceklerdir; ve özgür ve demokratik bir toplum için karşıt olacak iki kastın, efendiler ve ücretli-işçiler kastlarının ortaya çıkmasına neden olacaktır.” (Pierre-Joseph Proudhon, General Idea of Revolution, s. 215-216)
DiÄŸer bir deyiÅŸle, birlikler rasyonel bir otorite biçime dayanabilirler, doÄŸal bir etkiye dayanabilirler, ve böylece de [birlikler] bireylerin kendi zaman ve faaliyetlerini planlamaları, gerçekleÅŸtirmeleri ve idare etmeleri için sahip oldukları özgürlüğü, kabiliyeti yansıtırlar. Aksi takdirde, diÄŸerleriyle olan iliÅŸkilerimizde kölelik unsurlarını da, bütünü zehileyen ve bizi olumsuz ÅŸekilde ÅŸekillendiren unsurları da kapsamış oluruz (bakınız Kısım B.1.1). Yanlızca toplumun liberter bir ÅŸekilde yeniden örgütlenmesi (ve böylesi bir deÄŸiÅŸimin gerektirdiÄŸi ve yaratacağı zihinsel dönüşümü de ekleyebiliriz), bireyin “geliÅŸmeye devam ederken, az ya da çok tam bir geliÅŸimine” ve “suni bir ÅŸekilde ona dayatılan o itaat ruhunu” kovmasına imkan verir (Nestor Makhno,The Struggle Against the State and Other Essays, s. 62). Yani, anarÅŸistler “diÄŸerlerinin bizim üstümüzdeki doÄŸal ve meÅŸru olan, özgür bir ÅŸekilde kabul edilen ve asla dayatılmayan etkilerinin .. farkına varmamızdan baÅŸka bir ÅŸey istememektedirler … Biz bütün doÄŸal otoriteleri ve gerçeÄŸin bütün etkilerini kabul ediyoruz, ancak yasal olanların [etkilerinin] hiçbirini [kabul etmiyoruz] …” (The Political Philosophy of Bakunin, s. 255) DoÄŸrudan demokratik gruplar içindeki özgür birliklere anarÅŸistlerin destek vermesinin sebebi, bu tip örgütsel biçimlerin yaÅŸamlarımızdaki rasyonel olmayan otoriteyi azaltması ve etkiyi [gerçeÄŸin etkisini] arttırmasıdır. Bu tip örgütlerin üyeleri kendi düşüncelerini ve önerilerini oluÅŸturabilir ve ortaya koyabilirler, arkadaÅŸlarından gelen öneri ve teklifleri eleÅŸtirel bir ÅŸekilde deÄŸerlendirebilirler, aynı görüşü paylaÅŸtıklarını ve ikna olduklarını kabul edebilirler, veya yöneliminden mutlu deÄŸillerse birlikden ayrılma seçeneÄŸine sahiptirler. Böylece bireylerin etkileri ve onların özgür etkileÅŸimi varılan kararların doÄŸasını belirler, ve hiç kimsenin kendi düşüncelerini baÅŸkalarına dayatma hakkı yoktur. Bakunin’in belirttiÄŸi üzere, bu tip örgütlerde “hiçbir iÅŸlev sabit kalmaz; ve kalıcı ve deÄŸiÅŸtirilemez bir ÅŸekilde bir kiÅŸiye baÄŸlı olmayacaktır. HiyerarÅŸik düzen ve terfi yoktur … Böylesi bir sistemde, iktidar tam anlamıyla ifade etmek gerekirse, artık var olmaz. Erk kolektiviteye dağılmıştır ve herkesin özgürlüğünün gerçek ifadesi haline gelir.” (Bakunin on Anarchism, s. 415)
Bu nedenle, anarÅŸistler rasyonel olmayan (yani meÅŸru olmayan) otoriteye, diÄŸer bir deyiÅŸle hiyerarÅŸiye –toplum içindeki otoritenin kurumsallaÅŸmış hali olan hiyerarÅŸiye– karşı çıkarlar. HiyerarÅŸik toplumsal kurumlar devleti (bakınız Kısım B.2), özel mülkiyeti (bakınız Kısım B.3) ve, bu nedenle de kapitalizmi (bakınız Kısım B.4) içerir. HiyerarÅŸik doÄŸaları nedeniyle, anarÅŸistler bu kurumlara tutkuyla karşı çıkarlar. Ancak hiyerarÅŸi bu kurumların ötesinde de var olur. ÖrneÄŸin hiyerarÅŸik toplumsal iliÅŸkiler cinsiyetçiliÄŸi, ırkçılığı ve homofobiyi (bakınız Kısım B.1.4) de içerir, anarÅŸistler bunların hepsine karşı çıkar ve hepsiyle mücadele ederler.
Daha önce (Kısım A.2.8) belirtildiği üzere, anarşistler tüm hiyerarşilerin yanlızca zararlı olmadığını, aynı zamanda da gereksiz olduğunu, ve toplumsal yaşamı örgütlemek için alternatif, daha eşitlikçi yollar olduğunu düşünürler. Aslında, hiyerarşik otoritenin savaşmak üzere tasarlanmış gibi gözüktüğü koşulları kendisinin yarattığı ve bu nedenle kendi kendini sürdürme eğilimi gösterdiği öne sürülür. Böylece, görünüşte yoksullukla mücadele etmek için oluşturulmuş olan bürokrasiler onu sürekli hale getirir, çünkü yoksulluk olmaksızın yüksek ücretli tepedeki yöneticiler işsiz kalacaklardır. Aynısı ilaç kullanımını ortadan kaldırmaya, suçla mücadele etmeye, vb. niyetlenen birimler için de geçerlidir. Diğer bir deyişle, yüksek hiyerarşik konumlardan kaynaklanan güç ve ayrıcalıklar, o konumda bulunanların çözmekle yükümlü olduğu oldukları meseleleri çözmemeleri için güçlü bir itki oluşturur. (Daha fazla tartışma için bakınız Marilyn French, Beyond Power: On Women, Men, and Morals, Summit Books, 1985.)
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: “B.1 Why are Anarchists Against Authority and Hierarchy”
Cevap Yaz