A.01.5. ANARŞİZM NEREDEN ORTAYA ÇIKTI?

Anarşizm nereden ortaya çıktı? Burada, Rus Devriminde Makhnocu hareketin katılımcıları tarafından üretilen Liberter Komünistlerin Örgütsel Platformu adlı bildiriden alıntı yapmaktan daha iyisini yapamayız (bakınız Kısım A.05.4). Şöyle diyorlar:

işçilerin köleleÅŸtirilmesinin yarattığı sınıf savaşımı ve baskı altındayken onların özgürlüğe olan tutkuları, anarÅŸizm fikrini doÄŸurmuÅŸtur; [bu fikir], sınıfların ve Devlet’in varlığı ilkelerine dayanan toplumsal sistemin tümden yok edilmesi ve yerine kendinden yönetim ilkesiyle oluÅŸturulan işçilerin özgür devletsiz toplumunun [inÅŸa edilmesi] fikridir. Yani anarÅŸizm, bir entellektüelin ya da filozofun soyut düşüncelerinden ortaya çıkmamıştır: [aksine] işçilerin kapitalizme karşı doÄŸrudan savaşımından, işçilerin gereksinim ve zorunluluklarından, onların hürriyet ve eÅŸitlik özlemlerinden, özellikle de çalışan kitlelerin yaÅŸam ve savaşım dönemlerinde en canlı haline bürünen özlemlerinden ortaya çıkmıştır.
Bakunin, Kropotkin ve diÄŸer önde gelen anarÅŸist düşünürler anarÅŸizm fikrini icat etmediler; aksine, onu kitlelerde teÅŸhis ederek, sadece basit anlamda onu kavramsallaÅŸtırmak ve yaymak maksadıyla akıl ve bilgilerinin gücünü kullandılar” (s. 15-16).

AnarÅŸist hareketin genelinde olduÄŸu üzere, Makhnocular 1917-1921 arasında Ukrayna’da hem Kızıl (Komünist), hem de Beyaz (Çarlık/Kapitalizm) otoritesinin kuvvetlerine karşı çıkan işçi sınıfından insanların oluÅŸturduÄŸu kitlesel bir hareketti. Peter Marshall’ın dikkat çektiÄŸi üzere, “anarÅŸizm, … temel destekleyicilerini geleneksel olarak işçiler ve köylüler arasında bulmuÅŸtur” (İmkansızı İstemek, s. 652). AnarÅŸizm, baskı altında olanların özgürlük için [verdikleri] mücadele sayesinde ve [onların bu] mücadelesi içinde ortaya çıktı. ÖrneÄŸin Kropotkin’e göre, “AnarÅŸizm günlük mücadelerden kaynaklanmıştır” ve “AnarÅŸist hareket, bir takım büyük pratik derslerden etkilendiÄŸi her durumda kendisini yenilemiÅŸtir: Kaynağını bizzat yaÅŸamın öğretilerinden alır” (Evrim ve Çevre, s. 58 ve s. 57). Proudhon’a göre, onun karşılıkçı fikirlerinin “ispatı, … kredinin örgütlenmesi ile emeÄŸin örgütlenmesinin bir ve aynı ÅŸey olduÄŸunu gösteren, … Paris ve Lyon’da kendiliÄŸinden oluÅŸturulan … işçi birliklerinin mevcut pratiÄŸinde, devrimci pratiÄŸinde” yatmaktadır (Ne Tanrılar, Ne Efendiler, cilt 1, s. 59-60). Aslında bir tarihçinin belirttiÄŸi üzere, “Proudhon’un birliksel ideali ile Lyon Karşılıkçıları’nın programı arasında yakın benzerlikler var“dır ve “(fikirler arasında) dikkate deÄŸer bir yakınlaÅŸma [vardır]; ve Proudhon’un, Lyon ipek işçilerinin örneÄŸi sayesinde, olumlu programını daha tutarlı [bir tarzda] ÅŸekillendirebilmiÅŸ olması kuvvetle olasıdır. Onun taraftarı olduÄŸu sosyalist ideal, belli bir ölçüde bu işçiler tarafından halihazırda zaten gerçekleÅŸtirilmiÅŸti” (K. Steven Vincent, Pierre-Joseph Proudhon ve Fransız Cumhuriyetçi Sosyalizminin YükseliÅŸi, s. 164).
Yani, anarÅŸizm, özgürlük için verilen kavgadan; yaÅŸamak, sevmek ve eÄŸlenmek için zamanımız olacağı tamamen insani bir yaÅŸama olan tutkumuzdan ortaya çıkmıştır. O, fildiÅŸi kulelerinde oturarak topluma yukarıdan bakan, hayattan kendini soyutlamış ve kendi doÄŸru ve yanlış kavramlarından hareketle yargılara varan bir avuç insan tarafından yaratılmamıştır. Aksine, o, işçi sınıfının mücadelesinin; otorite, tahakküm ve sömürüye karşı direniÅŸin bir ürünüdür. Albert Meltzer’in ifade ettiÄŸi üzere;

Onun felsefi yönlerini tartışan birkaç kuramcı üretmiÅŸ olmasına raÄŸmen, aslında AnarÅŸizmin hiçbir zaman kuramcıları olmamıştır. AnarÅŸizm, entelektüel fikirlerin uygulamaya geçirilmesinden ziyade eylemde sonuçlandırılan bir amentü [creed, bir düşünceyi meydana getiren temel ilkeler] olarak kalmıştır. Genellikle, bir burjuva yazar ortaya çıkar ve işçilerle köylüler tarafından zaten pratiÄŸe dökülmüş olanları yazıya döker; O, burjuva tarihçileri tarafından bir lider olarak ve ardından gelen (burjuva tarihçisini referans veren) burjuva yazarlar tarafından da işçi sınıfının burjuva liderlerine dayandığını ispatlayan yeni bir vaka olarak sınıflandırılır” (AnarÅŸizm: Lehine ve Aleyhine Argümanlar, s. 18).

Kropotkin’in gözüyle, AnarÅŸizmin kökleri, insanlığın geçmiÅŸteki tüm toplumsal kurumlarında –ve ayaklanmalarda– bu toplumsal kurumlara yabancı olan, bu kurumları ellerine geçiren ve onları kendi avantajlarına kullanan kuvvetin temsilcilerine karşı kitlelerin meydana getirdiÄŸi aynı yaratıcı, yapıcı faaliyetten kaynaklanmaktadır“. Daha yakınlarda ise, “AnarÅŸi, genel olarak Sosyalizm’in doÄŸuÅŸuna neden olan aynı eleÅŸtirel ve devrimci protestodan ortaya çıkmıştır“. AnarÅŸizm, diÄŸer sosyalizm biçimlerinden farklı olarak, “kutsal ÅŸeylere karşı saygısız olan kolunu yalnızca Kapitalizme karşı deÄŸil, Kapitalizm’in ÅŸu saç ayaklarına karşı da kaldırmıştır: Yasa, Otorite ve Devlet. Tüm anarÅŸist yazarların yaptığı ÅŸey, mücadele içindeki işçi sınıfının deneyimlerinden olduÄŸu kadar, genel olarak toplumdaki evrimci eÄŸilimlerin analiz edilmesinden çıkarılan “(anarÅŸizmin) ilkelerinin genel bir ifadesini, onun öğretilerinin kuramsal ve bilimsel temelini geliÅŸtirmek“tir (age, s. 19 ve s. 57).
Ancak, toplumda varolan anarÅŸist eÄŸilimler ve örgütlenmeler, Proudhon’un 1840′da kalemini kağıda deÄŸdirmesinden ve kendisini anarÅŸist olarak ifade etmesinden çok daha önce var olmuÅŸlardır. Belirli bir siyasi kuram olarak anarÅŸizm, kapitalizmin yükseliÅŸi ile doÄŸmuÅŸken, (AnarÅŸizm “onsekizinci yüzyılın sonunda ortaya çıkmış … (ve) Sermaye ile Devletin her ikisinin de alaÅŸağı edilmesi gibi iki yönlü bir mücadeleyi üstlenmiÅŸtir” (Peter Marshall, age, s. 4)), anarÅŸist yazarlar liberter eÄŸilimlerin tarihçesini analiz etmiÅŸlerdir. ÖrneÄŸin, Kropotkin ÅŸunu söylüyordu; “Her zaman AnarÅŸistler ve Sosyalistler var olmuÅŸlardır” (age, s. 16). Karşılıklı YardımlaÅŸma (ve baÅŸka yerlerde), Kropotkin daha önceki toplumların liberter yönlerini incelemiÅŸ, anarÅŸist örgütlenmeyi ve anarÅŸizmin yönlerini (belli ölçülerde) baÅŸarılı bir ÅŸekilde uygulayanlara dikkat çekmiÅŸtir. Kropotkin, “resmi” anarÅŸist hareketin yaratılmasını öncelleyen anarÅŸist fikirlerin bu güncel örneklerindeki eÄŸilimi fark etmiÅŸ ve ÅŸunu öne sürmüştür;

En eski, taÅŸ-devri antikalığından [medeniyetinden] beri, erkekler {ve kadınlar} aralarından bazılarının kiÅŸisel otorite kazanmasına müsade etmekteki ÅŸeytanlıkların farkına varmışlardır. … Bunun sonucunda ilkel klanda, köy toplumunda, ortaçaÄŸ loncasında, … ve en nihayetinde özgür ortaçaÄŸ kentinde; hem kendilerini kuÅŸatan yabancıların, hem de kendi kiÅŸisel otoritelerini kurmaya hevesli kendi klan üyelerinin, hayatlarına ve talihlerine tecavüz etmelerine direnmelerini saÄŸlayacak kurumlar geliÅŸtirmiÅŸlerdir” (AnarÅŸizm, s. 158-9).

Kropotkin (modern anarÅŸizmin kaynaklandığı) işçi sınıfından insanların mücadelesini, halk örgütlenmesinin bu eski biçimleriyle eÅŸ deÄŸerde görür. Åžunu öne sürer: klanda, köy topluluÄŸunda vb.’nde olduÄŸu üzere; 1793′deki “Fransız Devrimi sırasında, Paris’in ‘Kısımları’nın ve bütün büyük ÅŸehirlerin ve birçok küçük ‘Komünün’ dikkati çekecek bir ÅŸekilde [sürdürdükleri] bağımsız, özgürce federe hale gelmiÅŸ faaliyetlerde” olduÄŸu üzere; “emek kombinasyonları, … az sayıdaki [bir takım insanın] –bu olayda kapitalistlerin– büyüyen gücüne karşı yürütülen aynı halk direniÅŸin bir sonucuydu” (age, s. 159). Böylece, anarÅŸizm işçi sınıfı mücadelesinin ve modern devlet ile kapitalizme karşı öz-etkinliklerinin ifadesi olan siyasi bir kuramken, anarÅŸizmin fikirleri insan varlığı olduÄŸu müddetçe kendilerini daima eylemde ifade etmiÅŸtirler. ÖrneÄŸin, Kuzey Amerika’daki ve baÅŸka yerlerdeki yerli insanların çoÄŸu, belirli bir politik kuram olarak var olmasından binlerce yıl önce anarÅŸizmi pratikte uygulamışlardır. Benzer ÅŸekilde, anarÅŸist eÄŸilimler ve örgütlenmeler bütün büyük devrimlerde var olmuÅŸtur –sadece birkaç örneÄŸin adını anarsak, Amerikan Devrimi sırasındaki New England Kent Toplantısı, Fransız Devrimi sırasındaki Parisli “Kısımlar”, Rus Devrimi sırasındaki işçi konseyleri ve fabrika komiteleri (Ayrıntılar için Murray Bookchin’in Üçüncü Devrim‘ine bakınız). BahsettiÄŸimiz üzere, anarÅŸizm otoriteye karşı direniÅŸin bir ürünüyse, beklenenin de bu olması gerekirdi; çünkü otoritelerin olduÄŸu herhangi bir toplum, onlara karşı direniÅŸi hareketlendirecek ve anarÅŸist eÄŸilimleri ortaya çıkaracaktır (ve tabii ki otoritelerin olmadığı herhangi bir toplum kaçınılmaz olarak anarÅŸistik olacaktır).
Diğer bir deyişle anarşizm, baskı ve sömürüye karşı mücadelenin bir ifadesidir; çalışan insanların mevcut sistemdeki yanlışlıkların ne olduğu hakkındaki deneyimlerinin ve analizlerinin bir genellemesidir, daha iyi bir gelecek için [sahip olduğumuz] umut ve düşlerimizin bir ifadesidir. Bu mücadele, anarşizm olarak adlandırılmadan önce de vardı, ama tarihsel anarşist hareket (yani fikirlerini anarşizm olarak adlandıran ve anarşist bir toplumu amaçlayan insan grupları) asıl olarak işçi sınıfının kapitalizme ve devlete karşı, tahakküm ve sömürüye karşı; ve özgür ve eşit bireylerin [oluşturduğu] özgür bir toplum[a ulaşmak] için verdiği mücadelenin bir ürünüdür.
ÇEVİRİ:Anarşist Bakış
Kaynak: “A.1 What is anarchism?”
www.khAos.info