Proudhon ve AnarÅŸizm
filed in AnarÅŸizm on Eki.24, 2009
Red Lion Press – 1996
GiriÅŸ
Proudhon Anarşizm Açısından Ne Anlama Gelir?
Proudhon’un Devrimi
Federalizm
Siyah ve Beyaz DeÄŸil
Proudhon’un İktisadı
Karşılıkçılık
Yurtsever Proudhon
AnarÅŸizm Neden DeÄŸiÅŸti?
Dipnotlar
GİRİŞ
Pierre Joseph Proudhon’un çalışmalarını okumam yirmi yılı buldu. Bakunin, Kropotkin, Malatesta ve Goldman, hepsi bana oldukça aÅŸinaydılar; peki “AnarÅŸizmin Babası” hakkında bu kadar suskun olmam nedendi?. Bu kısmen Marks’ın çalışmalarının kamuoyu üstündeki genel etkisine baÄŸlanabilir. Marks Proudhon üzerinde kıyıcı iÅŸler yaptı, ve Hal Draper gibi Marksistler Proudhon’u otoriter veya faÅŸist eÄŸilimli olarak gösterecek baÄŸlamından koparılmış alıntılar yaptılar veya utanç verici açıklamalar ortaya çıkardılar. Proudhon’un “tutarsız” olduÄŸunu veya “pek de anarÅŸist olmadığı”nı iddia eden anarÅŸistler de var. (01) İngilizce konuÅŸan liberterler arasında, P.J. “mülkiyet hırsızlıktır” ifadesi ve hükümeti kınaması, ve de birkaç ufak tefek ÅŸeyle bilinmektedir.
Onun çalışmalarını en sonunda okuduÄŸumda, “tutarsız” veya “pek de anarÅŸist olmamak” bir yana, “Besancon’lu Bilge” [bende] pratik olan ve ütopik karşıtı bir anarÅŸizm olarak gözüktü –Mevcut toplum içindeki potansiyellere dayanan, dışardan dayatılan bir doktrin veya ideoloji olmayan bir anarÅŸizm. Proudhon’un anarÅŸizm algısı özgün olduÄŸuna ve diÄŸerleri ondan türediÄŸine göre, eÄŸer bu sonraki varyasyonlar orijinal olandan önemli bir ÅŸekilde farklılaşıyorlarsa, o zaman belki de bu deÄŸiÅŸikliklerinin olumlu veya “ilerici” bir doÄŸaya sahip olup olmadıkları sorgulanmalıdır. AnarÅŸizmin tarihi, genel olarak Proudhon ve Bakunin’in oluÅŸum dönemi kolektivizmden anarÅŸist komünizme ve sendikalizme doÄŸru yönelen doÄŸrusal bir ilerleme olarak görülür. Ancak tarihte daha sonra gerçekleÅŸen herÅŸeyin, daha önce olanlardan ne daha iyi olması ne de bir geliÅŸmeyi ifade etmesi birer zorunluluktur.
Halk zihninde, anarÅŸizm fanatiklerin veya teröristlerin mantık dışı doktrindir. Ancak Proudhon’un anarÅŸizmi mantıksal, ÅŸiddet karşıtı ve ütopik olmayan bir anarÅŸizmdir. Ancak, “eylemli propaganda” dönemi olumsuz anlayışı için zemin hazırlamıştır. Orijinal olarak algılandığı ÅŸekliyle anarÅŸizm [kendisinin] tam karşıtına dönüştü. Bu tarihte hiç de sıradışı bir ÅŸey deÄŸildir; orijinal Hristiyanları ve Engizasyonu, Nietzsche ve “Nietzschecileri” bir düşünün.
AnarÅŸizmin özgün anlayışından tamamen farklı bir ÅŸeye dönüşmesi, yanlızca akademik ilginin alanında olan bir ÅŸey deÄŸildir. Levithan Devlet ve Yeni Dünya Düzeni’nden beri, tarihimizdeki en büyük meydan okumalarla karşı karşıyayız. Ancak kitlesel bir hareket bizi kurtarabilir. Bölünmüş bir halk asla bu iÅŸi baÅŸaramaz. Proudhon’un felsefesi bu tip bir hareketin yapılandırılabileceÄŸi temeli saÄŸlamaktadır. O, popülizm ile liberterlik ve “sol” ile “saÄŸ” liberterlik arasında bir köprü kuran ender düşünürlerden birisidir.
KUZEY AMERİKALI OKURLARA NOT:
Kuzey Amerika’daki insanların çoÄŸunun Proudhon’dan haberi yoktur, ancak burada etkileri olmuÅŸtur. Gazete editörleri Charles Dana ve Horace Greely’ onun fikirlerine sempatik yaklaÅŸmışlardır, ve Amerikan bireyselcilerini etkilemiÅŸtir –özellikle onun en önemli yazılarını çeviren ve yayınlayan Benjamin Tucker’ı. Proudhon’un kredi ve para sistemlerine yaptığı eleÅŸtiriler, Greenback Party üzerinde etkili olmuÅŸtur. Karşılıkçı birlikler ve Halk Bankası fikirleri, kredi birlikleri ve kooperatif hareketlerinin öncelleridir.
PROUDHON ANARŞİZM AÇISINDAN NE ANLAMA GELİR?
Kamuoyu anarÅŸizmin kaos veya terörizm anlamına geldiÄŸini düşünür. Ancak anarÅŸist olduÄŸunu iddia eden pekçok insanın da anlamı konusunda kafası karışıktır. Bazıları anarÅŸizmin yapmak istediÄŸin herÅŸeyi yapma hakkının olduÄŸunu benimseyen bir doktrin olduÄŸunu düşünür. Bazıları ise saf anarÅŸist ütopyanın –bir nevi dünyevi bir barış ve özgürlük Cennet’e– eriÅŸilecek günü düşler. Bunların hiç biri Proudhon’un düşüncesi deÄŸildir. “AnarÅŸi” saf veya mutlak bir özgürlük durumu deÄŸildir, çünkü saf anarÅŸizm sadece bir ideal veya efsanedir.
“(AnarÅŸi) …, insani hükümet ideali, … bu ideale eriÅŸene kadar yüzyıllar geçecektir, ancak bizim yasamız o yönde ilerlemektir, o amaca hiç durmadan giderek yaklaÅŸmaktır, ve bu nedenle ben federasyon ilkesini destekliyorum. (02) … hükümet veya otoritenin bütün izlerinin ortadan kaybolması olası deÄŸildir …” (03)
Proudhon, halkın otoritenin rolünü en aza indirgemesini arzular; sürecin bir parçası olarak, bu anarşiye yol açabilir de açmayabilir de. Sonuç, sürecin kendisi kadar önemli değildir.
“(AnarÅŸi) kelimesiyle, siyasi ilerlemenin en aşırı sınırına iÅŸaret etmek istedim. AnarÅŸi …, bilim ve hukuÄŸun geliÅŸmesiyle oluÅŸan özel ve kamusal bilincin tek başına düzeni saÄŸlamaya ve tüm özgürlükleri garanti etmeye yeterli olduÄŸu bir hükümet veya anayasa biçimidir. … Polis, önleyici ve baskıcı yöntemler memuriyetliÄŸinin, vergi v.b. kurumları en aza indirilmiÅŸtir; … monarÅŸi ve yoÄŸun merkezileÅŸme ortadan kaybolur, [bunun yerini] komüne dayanan federal kurumlar ve yaÅŸam tarzı alır.“(04) (NOT: “Komün” belediye anlamına gelir).
Gerçek dünyada, tüm mevcut siyasi anayasalar, anlaşmalar ve hükümet biçimleri uzlaşma ve dengeye dayanır. Bu iki terimden hiç birisi, [yani] ne Otorite ne de Özgürlük ortadan kaldırılamaz; anarşinin amacı yanlızca otoriteyi azami şekilde sınırlamaktır
.
“Tüm örgütlü toplum biçimlerinin temelini oluÅŸturan iki ilke, [yani] Otorite ve Özgürlük [ilkeleri], bir yandan devamlı bir çatışma hali içinde birbirlerine karşıttırlar; öte yandan da hiç biri bir diÄŸerini ortadan kaldıramaz veya [bu karşıtlığı] çözüme kavuÅŸturamaz, bu ikisi arasında bir tür uzlaÅŸma olması gereklidir. Hangi sistem tercih edilirse edilsin, bu ister monarÅŸik, demokratik, komünist veyahut anarÅŸist olsun, [bu sistemin] ömrü karşıt ilkeyi hesaba katma derecesine baÄŸlı olacaktır.” (05) “… yani monarÅŸi ve demokrasi, komünizm ve anarÅŸizm, bunların hepsi kendi kavramlarınının saflığı içinde kendilerini gerçekleÅŸtiremezler, karşılıklı olarak ödünç almalarla bir diÄŸerini tamamlamak zorundadırlar. Burada herhangi bir karşıt görüşü dinleyemeyecek fanatiklerin hoÅŸgörüsüzlüğünü azaltacak bir ÅŸeyler kesinlikle vardır … Onlar, o zavallı biçareler, kendi ilkelerine vefasız olmaları gerektiÄŸini, [yani] siyasi imanlarının bir tutarsızlıklar [toplamı bir] doku olduÄŸunu, …. aykırılıkların [çeliÅŸmelerin] tüm programların kökünde yattığını öğrenmelidirler.” (06)
Mutlak anarÅŸiyi redderek ve açık uçlu bir süreci tercih ederek, Proudhon tüm mutlakçılık ve ütopyacılık biçimlerini yermiÅŸti. Ütopyacılığın tehlikeli olduÄŸunu ve mutlakçılığın bir ürünü –somut gerçeklikle zihnin soyut ürünlerini ayırd etmekte baÅŸarısız olan bir düşünce biçimi– olduÄŸunu düşünür. AnarÅŸist kuram açık uçlu, “gevÅŸek” olmalıdır. Ne katı-köşeli bir determinizm [gerekircilik] ne de “tarihin zorunlu aÅŸamaları” vardır Proudhon’a göre.
“… yazarlar pratiÄŸi kuramdan, gerçeÄŸi idealden ayırt etmekte baÅŸarısız olan, yanlış olduÄŸu kadar da tehlikeli olan siyasi bir varsayımı yanlış bir ÅŸekilde kabullenmiÅŸlerdir, … her gerçek hükümet zorunlu olarak bir karışımdır …” (07) “… pek az kiÅŸi bugünkü gidiÅŸatı savunmaktadır, ancak ütopyalardan tiksinme hiç de daha az yaygın deÄŸildir“. (08)
Ütopya sadece tehlikeli bir efsane [mit] olarak kalmamakta, çalışan insanlar bu tip boş hayallerle kendilerini meşgul etmeyecek kadar pratik ve zekidirler.
“Halk aslında hiç de ütopyacı deÄŸildir, … mutlak olana hiç inanmazlar ve tüm a priori [önsel, önceden mantıksal olarak çıkarımsanmış] sistemleri redderler…” (09)
Ortada kolay bir –Dünyevi Cennet– çözüm yok; iÅŸler iyileÅŸebilir, ancak biz yine de çalışmalıyız. İşte bu, entelektüellerin tüm süslü rüyalarının ve sistem-simsarlıklarının karşısında olan, onun katı gerçekçiliÄŸidir. Yoksunluk [ing. destitution, aşırı yoksulluk] deÄŸil, yoksulluk –ki bununla lüksün olmamasını ifade eder– iyi bir yaÅŸamın temelidir.
Mutlakçılığı reddederken, Proudhon asla özgürlük sorunu hakkında laf kalabalığı yapmamıştır. Eşitliği özgürlüğün karşısını koyan, ve birincisi için bu ikincisinin kısıtlanmasını talep eden modern solun aksine, Proudhon kararlı bir liberter
dir:
“Lois Blanc cumhuriyetçi sloganı tersine çevirecek kadar ileri gitmiÅŸti. Artık Özgürlük, EÅŸitlik, KardeÅŸlik dememektedir; o EÅŸitlik, KardeÅŸlik, Özgürlük! … EÅŸitlik! demektedir. Ben bunun –ne kurama ne de sınırlamaya gereksinimi olmayan– Özgürlüğün doÄŸal bir ürünü olduÄŸunu düşünüyordum. (10) … yerel iktidarın gücünü çoÄŸaltarak vergilerin, merkezi otoritenin kaldırılması. İşte Jakobenlikten ve Komünizm’den kaçınmanın yolu burada yatar.” (11)
PROUDHON’UN DEVRİMİ
Proudhon anarşist toplumu nasıl tanıtmaktadır? Ütopyacı projelerle veya sil baştan bir devrimle değil,
“bu devasa makinanın, … Devlet’in çarklarını birbiri ardına küçülterek, basitleÅŸtirerek, merkezsizleÅŸtirerek ve bastırarak, ekonomik sistemdeki siyasi veya hükümetsel sistemin yok olmasına yol açmak, onu dağıtmak, batırmak.” (12)
“devrimci eylemi toplumsal reformun bir aracı olarak öne sürmemeliyiz, çünkü bu sahte araçlar[-ın kullanılması] basitçe zora veya keyfiliÄŸe baÅŸvurmak olacaktır, kısacası bir çeliÅŸki olacaktır. Ben ÅŸahsen sorunu şöyle ortaya koyuyorum; toplumdan alınan refahı ekonomik bileÅŸimle topluma geri verilmesini saÄŸlamak.” (13) “Biz barışçıl bir devrim istiyoruz … devirmekten sizi sorumlu tuttuÄŸumuz kurumları bizzat kullanmalısınız … öyle ki, yeni toplum adeta eskisinin kendiliÄŸinden, doÄŸal ve zorunlu bir geliÅŸimi olarak görülecektir; ve devrim, eski düzeni ortadan kaldırırken, yine de ondan kaynaklanacaktır.” (14)
Proudhon bir devrimciydi, ancak onun devrimi şiddet içeren bir ayaklanma veya bir iç savaş demek değildi; daha ziyade toplumun dönüştürülmesi demektir. Bu dönüşüm doğası itibariyle temelde ahlakidir ve değişimi isteyenlerden en yüksek etiğe sahip olmalarını talep eder:
“Küçük reformlar, veya küçük ekonomiler veya küçük hatalar diye bir ÅŸey yoktur. İnsanın yaÅŸamı, toplumun devamlı bir reform içinde olduÄŸu bir savaşımdır, o nedenle reform yapalım ve durmaksızın reform yapmaya devam edelim.” (15)
Kendini algılayışı ılımlı bir kişidir; senden-daha-ahlaklı, sizden-daha militan olma tavırlarıyla meşgul olmaya gereksinimi duymamıştır.
“Ben düzenin en büyük sanatçılarından birisiyim, en ılımlı ilericilerden birisiyim, bugüne kadar yaÅŸayan en az Ütopist olan ve en pratik reformcularından birisiyim.” (16)
FEDERALİZM
Kendinden yönetimi [self-government] veya anarÅŸiyi baÅŸarmanın yolu federasyon‘dur. Proudhon, otorite ve Devlet’i federal bir sistem yardımı ile ortadan kaldırmayı arzular. AÅŸağıdaki alıntıda nasıl Devlet’in hala var olduÄŸuna, ancak artık yok olma yoluna girdiÄŸine dikkat ediniz.
“Özü daima devletten ziyade yurttaÅŸlara, ve merkezi iktidardan ziyade belediyesel ve ilçesel otoritelere güç saÄŸlamak olan federasyon anlaÅŸması, bizi doÄŸru yöne ulaÅŸtıracak tek ÅŸeydir. (17) … birliÄŸe dahil olan yurttaÅŸlar 1. devlete feda ettiÄŸi kadar devletten kazanmalıdır. 2. anlaÅŸmanın, … özel amacına –[yani] federasyon olarak adlandırılan siyasi anlaÅŸmaya– eriÅŸmek için vazgeçmesi gereken hariç olmak üzere, özgürlüğüne tamamen sahip olmalıdır. (18) Özgür birlik … yegane toplum biçimidir. [19] Yasalar sisteminin yerini alacak olan anlaÅŸmalar sistemi gerçek hükümeti, halkın gerçek egemenliÄŸini, [yani] CUMHURİYET’i oluÅŸturacaktır.” (20)
SİYAH VE BEYAZ DEĞİL
Anarşizm dahil olmak üzere tüm hükümet biçimlerinin karışık bir tabiata sahip olması nedeniyle, Proudhon hükümet tiplerini bir devamlılık [süreklilik] içinde canlandırabilmiştir. Bütün hükümetlerin diğerleri kadar otoriter olması gerekmez.
“… anayasal monarÅŸi sınırlı bir monarÅŸiye yeÄŸdir: aynen temsili demokrasinin (monarÅŸik) anayasalcılığa tercih edilebilir olduÄŸu gibi.” (21)
Bununla beraber, hükümetleri iki tipe ayırmıştır; Özgürlük Rejimi ve Otorite Rejimi. Anarşi ve demokrasinin aynı liberter çatı altında yer aldığına dikkat ediniz. Hiç şüphesiz aklında ABD ve İsviçre vardı. Günümüzün seçkinci demokrasinin burada yer alması pek olacak bir şey değildir.
“Otorite Rejimi
1. Herkesin birisi tarafından yönetilmesi – monarÅŸi
2. Herkesin herkesçe yönetilmesi – komünizm
Özgürlük Rejimi
1. Herkesin her bir kiÅŸi tarafından yönetilmesi – demokrasi
2. Her bir kimsenin her bir kiÅŸi tarafından yönetilmesi – anarÅŸi veya kendinden yönetim.” (22)
PROUDHON’UN İKTİSADI
Proudhon’un ilgisi yanlızca toplumun siyasi örgütlenmesiyle sınırlı deÄŸildi. İlk eserlerinde, örneÄŸin Mülkiyet Nedir?‘de, kapitalist ekonominin doÄŸasını ve sorunlarını ele almıştı. Kapitalizme karşı derinlemesine eleÅŸtirel olmakla beraber, birliÄŸi putlaÅŸtıran günün sosyalistlerini de karşı çıkmıştı. Kendi haline veya kiÅŸilere bırakılması daha iyi olacak ÅŸeyler vardır. Aynı zamanda ne çeÅŸit birlik örgütlenmesi gerektiÄŸi sorusu vardı. O, ister Fourierci koloniler olsun isterse komünist ütopyalar olsun, tüm sistemlere şüpheyle yaklaşırdı. Sosyalistleri, seküler bir dinin inanırları gibi nasıl duvara çivilediÄŸine dikkat ediniz.
“Birlik, bir dogmadır [inaktır] … bir ütopyadır , … bir SİSTEMDİR ….; onlar, sabit fikirleriyle toplumun hayali bir plan üstünden yeniden inÅŸaasıyla … sonlanmaya mahkumdurlar. … Bu gibi yorumcularla sosyalizm bir din haline gelir …” (23)
“Birlik doÄŸası itibariyle özgürlüğün karşısında olan, ve zararını yeterince telafi etmedikçe hiç kimsenin bağımlı olmaya razı olmayacağı bir baÄŸdır. … BirliÄŸin ilkeleri ile toplumun bizi ÅŸekillendirdiÄŸi sonsuz sayıda çeÅŸitli yöntem arasında bir ayrım yapalım. (24) … birlik yanlızca belli koÅŸullar altında uygulanabilirdir. …” (25) “Herhangi bir dışsal iktisadi karşılık veya herhangi bir önde giden çıkar olmaksızın kurulan birlik; bir birliÄŸin kendi başına gerçek bir deÄŸeri yoktur, bir efsanedir [mittir].” (26)
KARŞILIKÇILIK
Proudhon, karşılıkçılığı hem kapitalizmin hem de sosyalizmin alternatifi olarak öne sürdü. Karşılıkçılık bir [zihinsel] tasarım deÄŸildi, Lyon işçileri tarafından kurulmuÅŸ olanlar gibi, var olan karşılıklı yardımlaÅŸma toplulukları ve kooperatiflerinin gözlemlenmesine dayanarak ÅŸekillendirmiÅŸti. Sanayideki kooperatif birlikler ancak belli koÅŸullar altında –büyük ölçekli üretim– uygulanabilirdi.
“… karşılıkçılık, insanların ancak üretim talepleri, malların ucuzluÄŸu, tüketimin gereklilikleri ve bizzat üreticilerin güvenliÄŸi gerektirdiÄŸi ölçüde –yani, halkın özel üretime güvenmesinin olası olmadığı durumlarda– birlik olmasını amaçlar … Böylece ne bir sistematik görüş, … ne de parti ruhu veyahut boÅŸ bir aşırı duygusallık ilgili kiÅŸileri birleÅŸtirmiÅŸ olur.” (27) “Üretimin büyük bir iÅŸbölümü gerektirdiÄŸi durumlarda işçiler arasında bir BİRLİK oluÅŸturulması gereklidir … çünkü bu olmaksızın onlar astlar ve üstler olarak birbirlerinden ayrı kalmaya devam edeceklerdir, ve böylece de özgür ve demokratik bir toplumda [birbirlerine] karşıt olan, efendiler ve işçiler sanayi kastlarını ortaya çıkaracaklardır. Ancak ürün bireyin veya ailelerin faaliyetleri ile saÄŸlanabildiÄŸi zaman,… orada birlik için elveriÅŸli bir durum yoktur.” (28)
Proudhon küçük-ölçekli mülkiyet sahipliğinin taraftarıydı. O büyük endüstrilerdeki bireysel mülkiyete karşı çıkar, çünkü işçiler haklarını ve mülkiyeti kaybedeceklerdir. Mülkiyet güçlü bir demokrasinin kurulması için hayatidir ve büyük-ölçekte bunu başarmanın yegane yolu kooperatif birliklerdir.
“Devlet’i … karşılayacak kapasitede bir gücü nerede bulabiliriz? Mülkiyetten baÅŸka [böylesi bir güç] yoktur … Devlet’in mutlak hakkı, mülkiyet sahibinin mutlak hakkı ile çeliÅŸki içindedir. Mülkiyet, mevcut en devrimci kuvvettir.” (29)
“… demokrasi ilkelerinin yerleÅŸtiÄŸi ölçüde, emekçi sınıfların bu ilkeleri bireysel mülkiyet lehine yorumladıklarını göreceÄŸiz.” (30) “(Karşılıkçılık) … sermaye ve Devlet’in emeÄŸe tabi olmasını saÄŸlayacaktır” (31)
Büyük-ölçekli sanayideki yabancıllaşma ve sömürünün üstesinden işçilerin kooperatif birlikleri aracılığıyla gelinmelidir. Bu birlikler demokratik temellerde işletilmelidirler, aksi takdirde işçiler aynen kapitalist sanayilerde olduğu gibi kendilerini tabi olma konumunda bulacaklardır. Bir pragmatist olan Proudhon, tüm görevlerin [işe] uygun olmaya göre yapılması gerektiğini, ve ödemenin ise yetenek ve sorumluluk ölçüsünde derecelendirilmesi gerektiğini düşünür.
“Birlikteki her birey … ÅŸirkette [ortaklıkta] bölünmez bir hisseye, … uygunluÄŸu ölçüsünde her göreve gelme hakkına sahiptir; … tüm görevler seçime, ve kendi hukuku içinde üyelerin onayına tabidir. Ödemeler ise görevin doÄŸasına, yeteneklerin önemine ve sorumlulukların boyutuna orantılı olmalıdır.” (32)
Proudhon devlet kapitalizminin ve devlet sosyalizminin düşmanıydı. Hükümet en fazlasından yeni bir girişimin gelişimini başlatabilir veya ona yardım edebilir, ancak ona asla sahip olamaz ve kontrol edemez.
“Özgür bir toplumda, hükümetin rolü kanunları hazırlamak, kurumsallaÅŸtırmak, oluÅŸturmak, baÅŸlatmak, tesis etmek[tir]; mümkün olduÄŸunca az idareci konumunda olması gerekir … Devlet bir müteÅŸebbis [giriÅŸimci] deÄŸildir … Bir kez bir baÅŸlangıç yapılıp, makina oluÅŸturulduktan sonra, görevlerin icra edilmesini yerel otoritelere ve yurttaÅŸlara bırakarak devlet geriye çekilir.” (33) “[Para basımı] … kentlere bırakılan bir sanayidir. İmal edilmesini denetlemesi gereken bir müfettiÅŸ olması gerektiÄŸini kabul ediyorum, ancak devletin rolü bundan daha öteye gitmemelidir.” (34)
AÅŸağıdaki alıntı Proudhon’un ekonomik ve siyasi fikirlerinin iyi bir özetini sunmakta:
“Benim, son 25 yıl içinde geliÅŸmiÅŸ olan ekonomik düşüncelerimin tümü, siyasi görüşlerimin tümü, bugüne ve geleceÄŸe iliÅŸkin umutlarımın tümü [sırasıyla] üç kelimeyle tanımlanabilir; tarımsal-endüstriyel federasyon, siyasi federasyon veya merkezsizleÅŸme, ve ilerici federasyon.” (35)
YURTSEVER PROUDHON
Soyut bir enternasyonalizmi (işçilerin vatanı yoktur) benimseyen anarşist ve sosyalistlerin aksine Proudhon bir yurtseverdi. İnsanlar ortak bir coğrafyayı, tarihi, kültürü ve dili paylaşırlar. Normal olarak, yaşamlarının bu yönlerine ve bunların korunmasına yönelik olumlu duygular taşırlar. Bu, soyut enternasyonalistlerin anlamadığı bir şeydir.
“Benim tek sadakatım, sevgim ve umudum Özgürlüğe ve ülkemedir. Özgürlüğe, … Gal’in [Gal, Fransa'nın eski adıdır] bu kutsal toprağına düşman olan herÅŸeye sistematik bir ÅŸekilde karşı çıkarım.” (36)
Ancak Fransa milliyetçilerin inandığı gibi bir soyut varlık veya ulus devlet deÄŸildi. Fransa topraktır, insanlardır ve onların dili, tarihi ve kültürüdür. Proudhon milliyetçilikten nefret ederdi, ülkesinin pekçok farklı bölge ve kültürden meydana geldiÄŸinin farkındaydı. Bu farklı grup ve yerelliklerin geliÅŸip büyümesini ancak siyasi merkezsizleÅŸme ve federal bir birlik izin verecektir. Daha sonraki anarko-sendikalist işçi kuÅŸakları özgürlük ve patrie‘i [yurtseverliÄŸi] biraraya getiren bu duyguları paylaÅŸacaktı. Sendikalistlere göre patrie parazitler ve hainler olarak gördükleri yönetici seçkinler tarafından deÄŸil, emekçi insanlar tarafından temsil edilmekteydi.
ANARŞİZM NEDEN DEĞİŞTİ?
Proudhon “anarÅŸi” hakkında yazmış olsa da, o bir anarÅŸist harekete önderlik etmedi. Liberterler kendilerini sosyalist ve hatta sosyal demokrat olarak görüyorlardı. (Bireyci Benjamin Tucker kendisini “bilimsel sosyalist” olarak nitelendirecek kadar ileri gitmiÅŸti) “Sosyalist” kelimesi o zaman oldukça farklı bir anlama sahipti –o zamanlar anlamı kooperatif üretim demekti. Kolektivizm veya devletçilik anlamındaki sosyalizm, büyük ölçüde Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin hegemonyası sonucunda ortaya çıkan, daha sonraki bir geliÅŸmeydi. “AnarÅŸist” ismi, Proudhon’un ölümünden 11 yıl sonraya deÄŸin, 1876′ya kadar benimsenmemiÅŸti. Åžiddeti, entrikacılığı ve komünizmi benimseyen bu yeni otoriterlik karşıtlığı öncellerinden oldukça farklıydı. Proudhon’un anarÅŸizminin deÄŸiÅŸtiÄŸi süreçlerin ayırt edilebilir aÅŸamaları vardır. Bunlardan ilki, kolektivizm lehine karşılıkçılığın reddedilmesidir.
Proudhoncular, kolektivist olmayan Uluslararası Emekçiler BirliÄŸi’nin (Birinci Enternasyonal) [ing. International Working Men's Association] kurulmasında yardımcı olmuÅŸlardı. Ancak, 1868-9′da emekçi sınıfın militanlığındaki artış pekçok üyeyi radikalleÅŸtirdi. Enternasyonal’in 1868 Brüksel Kongresi sırasında, (topraktaki de dahil olmak üzere) kolektivizmi onaylayan bir önerge kabul edildi.Proudhoncular itiraz ettiler ve çoÄŸu Enternasyonal’den ayrıldı. Kısa zaman içinde “anti-otoriterler”in en önemli lideri haline gelecek olan Bakunin, bu önerinin destekliyordu. Kolektivizm komünizm deÄŸildi, ancak bu yolda atılan bir adımdı –karşılıkçılık ile komünist ütopya arasındaki orta noktaydı. Proudhon, eÄŸer yaşıyor olsaydı, kolektivizmi ve anarÅŸist-komünizmi “birlik kültü [tarikatı]” olarak suçladığı ÅŸeye pekala bir geri dönüş olarak deÄŸerlendirebilirdi.
Karşılıkçılık ile kolektivizmin ortak pek az yönü vardır. Karşılıkçılık, tarımsal toprak ve küçük ölçekli üretim üstünde bireysel sahipliğin devam ettirilmesini amaçlar. Büyük ölçekli endüstri gönüllü örgütlenmelerden (işçi kooperatiflerinden) oluşur. Kolektivizm ise tüm mülkiyeti ve endüstriyi kolektifleştirmeyi amaçlar, ve devrimci kolektivistlere göre bu zorla yapılacaktır.
Proudhon’u daha sonraki anarÅŸizm biçimlerinden ayıran ayrım çizgi Paris Komünü‘ydü. 1871 öncesinde, yüzyılın başında oldukça vahÅŸi olan sınıflar arası iliÅŸkiler oldukça ılımlı bir hale gelmiÅŸti. Üst sınıflar içinde, emekçiler ve hatta “sosyalizm” taraftarı destek bulunabiliyordu. Britanya BaÅŸbakanı Disraeli işçilere olan sempatisini dile getirmiÅŸti, Lincoln Enternasyonal ile, ve dünyanın en büyük gazetesi olan New York Tribune’ın editör ve yazarları olan –Proudhon ve Charles Fourier’in takipçileri olan– Charles Dana ve Horace Greely ile mektuplaşıyordu. İktidarın silahla ele geçirilmesi ve rehinelerin Parisli işçiler tarafından idam edilmesi bu duygunun altını kazdı.
Paris Komünü öncesindeki on yıl boyunca Proudhonculuk Fransız işçi sınıfı radikalizmi arasında hakim biçimken, Komün’ün baÅŸarısızlığı Proudhon’un aÅŸamacılığına ve barışçıl deÄŸiÅŸimciliÄŸine olan inancı zayıflattı. Komün’ün kötü sonuçları bu azalmanın en önemli nedeniydi. Misillemeler –30.000 kiÅŸi idam edildi ve bir o kadarı da hapse atıldı veya New Kaledonya’ya sürgün edildi– tahmin edileceÄŸi üzere, “burjuvaziyle herhangi bir iÅŸbirliÄŸine karşı büyük bir inançsızlığa, … aşırı devrimciliÄŸin ve hatta intikamcı duyguların ifade edilmesine prim verilmesine; … [bu] … retoriÄŸin [söylemin] sosyalist militanlığın ayrılmaz bir aracı haline gelmesine” (37) yol açtı.
Komün baÅŸarısız olsa da, hem Bakunin hem de Marks tarafından izlenmesi gereken bir örnek olarak deÄŸerlendirildi; iktidarın silahla ele geçirilmesi ve devrimci bir komünal hükümet, işçi sınıfının kurtuluÅŸunun yolu olarak görüldü. Bakuninciler Lyon ve Barselona’da yeni “Paris Komünleri”ni [gerçekleÅŸtirmeye] giriÅŸtiler, her ikisi de feci bir ÅŸekilde baÅŸarısız oldu. Yine de devrimci Komün düşüncesi yaÅŸamaya devam etti.
Komün’ün baÅŸarısız olması, hatalı bir ÅŸekilde olaydan sorumlu tutulan Enternasyonal için bir felaket oldu. Örgütü kurtarmak ve (Marks’ın Enternasyonal’i ele geçirmek için arkasından dolap çevirdiÄŸi) Bakunin’in artan etkisini bastırmak için, Marksist hizip Londra merkezli Genel Konsey’e daha çok kuvvet kazandırılmasını düşündü. Pekçok kiÅŸi bu operasyona karşı çıktı, ancak Konseye olan düşmanlığın anarÅŸizmle per se [kendi başına] pek az bir ilgisi vardı. Bu daha çok, Marks ve destekçileri tarafından iktidar-odağı olarak deÄŸerlendirilen ulusal federayonların özerkliÄŸini devam ettirmek için yapılan bir mücadeleydi. Jura Federasyonu tarafından düzenlenen muhaliflerin “St. İmier Enternasyonal”i Bakunincileri, Proudhoncuları ve pekçok anarÅŸist olmayan kimseyi kapsamaktaydı. AnarÅŸist komünizmin ortaya çıkacağı grup, iÅŸte bu gruptu (St. İmieristler).
Paris, Lyon ve Barselona komünlerin baÅŸarısızlığı ve Enternasyonal’in Avrupa genelinde baskı altına alınması sonucunda, devrim beklentileri gerçekten de ümitsiz bir hale gelmiÅŸti. Bakunin ve destekçilerine göre, [devrim] düşüncesini canlı tutmak için tek umudu, “bilinçli bir seçkinler grubu”nun eylemleriydi. Böylece, “Avrupa’daki durumun umutsuzluÄŸu aşırı eylemleri talep eder“ken (38), buradan “eylemli propaganda” ortaya çıktı. Dışardaki olaylar da keza etkili oldu. Narodniklerin Rusya’da düzenledikleri suikastler, yeni anarÅŸistlerin ÅŸiddete karşı sempati beslemesinde önemli bir faktördü.
1874′de saat yapımı endüstrisinde [yaÅŸanan] ekonomik krizin de etkisi oldu. Jura Federasyonu, James Guillaume gibi ılımlı kolektivist ve sendikalist eÄŸilimlilerden meydana geliyordu. [Saat endüstrisinin] düşüşü, ayaklanmacılığı ve eylemli propagandayı destekleyen militan İtalyan Enternasyonalistlerinin etkisinin artması anlamına geliyordu. İsviçre hareketi en sonunda 1880′lerde dağıldı. Sonuçta hareketin vurgusu, anakıta Avrupa’sının en geliÅŸmiÅŸ sektöründen (Fransa ve İsviçre’den) en geri alanlarına (İtalya ve Rusya’ya) kaydı. Bu deÄŸiÅŸikliklerin anarÅŸist doktrinin geliÅŸimini, özellikle de ÅŸiddet ve entrikacılık yönündeki geliÅŸimini etkilemesi kaçınılmazdı.
Demokratik ülkeler, komün katliamına rağmen, esas olarak liberaldiler. Buralarda yurttaşlık ve hukuk kavramı vardı, ve böylece de göreceli olarak barışçıl bir toplumsal değişim olasılığı vardı. Geri ülkelerde ise düşük sınıflar sığır olarak görülüyordu, ve sivil özgürlükler çok azdı. Entrikacılık ve şiddet, bir ölçüde haklılık payıyla birlikte, gerekli olarak değerlendirildi. Sorun, bu gibi fikirlerin Fransa, Britanya ve ABD gibi ülkelere aktarılmasıyla ortaya çıktı.
Keza liderliğin kendini eğitmiş olan zanaatkarlardan aristokratlara ve burjuvaziye kayması da gerçekleşti. Bu pekçok durumda, anarşizmin, somut ve pratik olmaktan soyut ve ütopyacı olmaya kaymasına neden oldu. Bu, işçi sınıfı yaşamının gerçekliklerinden fazlasıyla uzak olan, dünyaya soyutlamalar ve kendinden tahvilli ideolojiler aracılığıyla bakan yüksek sınıf radikallerin tabiatıydı. Bu, aynı zamanda da şiddeti yücelten ve romantikleştiren gruptu.
Åžiddet kültüyle birlikte ekonomide de deÄŸiÅŸimler meydana geldi. Kolektivizmin yerini komünizm aldı. Bu yeni geliÅŸmeye karşı çıkan James Gullaume şöyle diyordu: “emeÄŸin ürünlerinin paylaşımı ile ilgili … yöntemleri belirlemek topluluÄŸa kalmıştır” (39), [ve bu] karşılıkçılığın, kolektivizmin veya komünizmin katı çizgisine terk edilemez. 1876′e gelindiÄŸinde, İtalyan anarÅŸistleri refahın birikimini ve böylece de eÅŸitsizliÄŸin ortaya çıkmasını engelleyecek tek yol olduÄŸuna inandıkları komünizm lehine kolektivizmi terk ediyorlardı. Cafiero’ya göre, “Bir kimse komünist olmadan … anarÅŸist olamaz … En azından kısıtlama fikrinden dolayı halihazırda … otoriterlik mikrobunu içinde barındırır“. (40) 1883 AnarÅŸist Bildirgesi şöyle diyordu, “Biz her insanoÄŸlunun kendisini mutlu kılan herÅŸeyi yapma hakkını ve [bunu saÄŸlayacak] araçları talep ediyoruz“. (41)
Böylece anarÅŸizm, –Proudhon’un realistik anlayışının bir hayli uzağında kalan– saf bir ütopyacılıkla mutlaklaÅŸtırıldı. Ölümün ardından 15 yıl bile geçmeden, pratik karşılıkçılığın yerine komünizm, ÅŸiddet karşıtlığının yerini ÅŸiddet kültü, mutlakçı düşüncenin dehÅŸetinin yerini yeni bir mutlakçılık ve ılımlılığın yerini ise hoÅŸgörüsüz bir retorik [söylem] almıştı.
Komün’ün vahÅŸice bastırılması veriliyken, yoksa Proudhon en nihayetinde naif miydi? Kuramının yerine Bakuninizmin ve anarÅŸist-komünizmin geçmesi haklıydı mı? Komünün kötü sonuçlarının ardından Bakunin’in takipçilerinin ÅŸiddete baÅŸvurmasını kimse suçlayamaz. Böylesi vahÅŸi bir baskının Proudhon’un etkilerini felç etmesi ve zayıflatması anlaşılablir bir ÅŸey. Ancak, bunun anlaşılabilir olması baÅŸka bir ÅŸey, tarihin uzun dönemli deÄŸerlendirilmesi ise baÅŸka bir ÅŸey. GeliÅŸmiÅŸ demokratik toplumlardaki toplum daha vahÅŸi bir hale gelmemiÅŸtir. Komün’ün bastırılması tarihte (demokrasilerde) çok gerilerde kalmıştır, bu tipteki ilk ve son olaydır. Ardından gelen yüzyıl boyunca daha fazla özgürlük kazanılmıştır, ve insanlar gelirlerin otuz kat arttığını, haftalık çalışma süresinin yarıya indiÄŸini ve yaÅŸam süresi beklentisinin ikiye katlandığını görmüşlerdir. (Her ne kadar son zamanlarda eÄŸilim tersi yönde gözükse de) Devrimci anarÅŸist-komünistler (ve Keza Maksistler) açısından büyük bir mesele vardı – devrim olmamıştı.
Marks Proudhon’a “küçük burjuva anarÅŸisti” diyerek saldırıyordu, ancak aslında Fransa 1940′lara kadar aslen küçük burjuva bir ülke olarak kalmaya devam edecekti. Herhangi bir hareketin baÅŸarısı bu grubun [harekete] dahil edilmesini gerektiriyordu. Küçük burjuvaziyi göz ardı etmek veya suçlamak, onları monarÅŸistlerin veya faÅŸistlerin ellerine bırakmak demekti. Proudhon’un anarÅŸizmi, sanayi işçileri kadar, köylüleri, zanaatkarları ve ustaları da cezbetmiÅŸti. Ve işçilerin ücretleri arttıkça, onlar da mülk satın almaya baÅŸladılar. Bunu bir kere baÅŸlattıktan sonra, zorluklarla elde ettikleri kazançları Sosyalist Devletin yapışkan ellerine terk etmeye en isteksiz olanlar da onlardı. Köylü Proudhon gerçeÄŸi, tüm soyut düşünce ve hayalleriyle burjuva Marksistlerinden çok daha iyi kavrıyordu.
Bakunincilerin ve anarko-komünstler bunu önceden göremediler, ne de onlardan bu beklenebilirdi. Böylece, 120 yıl sonra, geçmişin hataların anlaşılmasının sayesinde, toplumun bugün şiddet ve komünizm doktrinlerinden ziyade Proudhonculuğa uygun bir yönde evrilmiş olduğunu görebiliyoruz (42). Keza, Proudhonculuğun bu zaman zarfında ve bugün hala var olduğu gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Karşılıkçılar ve federalist hareketler gelişmiş ve Fransız toplumu üstünde etkili olmuştur (43).
Feci “eylemli propaganda” döneminin ardından, anarÅŸizmin tekrar kendi ayakları üstünde durması için yirmi yıldan daha fazla bir süre geçmiÅŸti (bazıları tam anlamıyla asla ayaÄŸa kalkamadığını söyleyebilir). Bu yeniden ayaÄŸa kalkma Proudhon’a ve Guillaume gibi ılımlı kolektivistlere yönelmeyi içermiÅŸtir. Daha ılımlı ve gerçekçi bir anarÅŸizm –anarko-sendikalizm olarak bilinen– ortaya çıkmıştır. Sendikalizmle beraber anarÅŸizm ilk defa ve ÅŸimdiye kadar son defa popüler bir hareket haline gelmiÅŸtir. Bu anlayış tüm dünyaya yayıldı, 1920′nin ortasında milyonlarca işçi bu sendikaların üyesiydi. Sendikalizmin 1930′larda komünizm ve faÅŸizm tarafından yok edilmesi, onun daha önceki baÅŸarılarının göz ardı edilmesine neden olmamalı. Otuz yıl boyunca, köylülerin ve işçilerin kitlesel liberter hareketi var oldu. Yirminci Yüzyıl’ın ağırlıklı olan totaliter yönelimi dikkate alındığında, bu hiç de küçümsenecek bir ÅŸey deÄŸildir.
DİPNOTLAR:
- Tutarsızlık suçlaması, birisine saldırmakta kullanılan genel bir boÅŸ saldırı aracıdır. Burada ihmal edilen ÅŸey kiÅŸinin düşüncelerinin geliÅŸmesidir. Kim gençliÄŸine kıyasla, 50 yaşına geldiÄŸinde ÅŸeyleri farklı görmez ki? Böylece, herkes “çeliÅŸkili” olmakla suçludur. Dahası, yaÅŸamın kendisi karmaşık ve çeliÅŸkilerle dopdoludur. EÄŸer birisi bir ideoloji keÅŸf etmek yerine gerçeÄŸi yansıtmayı arzulanıyorsa, o zaman bazen çeliÅŸkili gözükecektir. Tutarlılık estetik olarak cazip olabilir, ancak yaÅŸam o kadar basit deÄŸildir.
- Woodcock, George. P.J. Proudhon, s. 249
- Seçme Yazılar, s. 105
- a.y. 92
- a.y. 103
- Federal İlke, s. 21
- a.y. 21
- op cit 56
- 19. Yüzyılda Genel Devrim Düşüncesi, Freedom, 1927, s. 76
- a.y. 95
- Ritter, Alan, P.J. Proudhon’un Siyasi Düşünceleri, s 280
- Genel Düşünce, s. 173
- George Woodcock, AnarÅŸiÅŸt Okumalar, s. 139
- Genel Düşünce, s. 174
- Ritter 280
- DeLubac, Henri, Markist Olmayan Sosyalistler, s. 31
- Federal İlke, 45
- a.y. 38
- P.J. Proudhon, s. 71
- Genel Düşünce, s. 206
- a.y. 135
- Federal İlke, s. 9
- op cit 80
- a.y. 83
- a.y. 85
- a.y. 87
- Seçme Eserler, s. 62
- op cit 216
- Mülkiyet Kuramı, Lubac’ın içinde s. 177
- Genel Düşünce, s. 210
- Seçme Eserler, s. 57
- op cit 222
- Federal İlke, s. 45
- a.y. 46
- a.y. Ibid 74
- Seçme Eserler, s. 195
- Stafford, David, AnarÅŸizm’den Reformizm’e, s. 20
- a.y. 39
- Cahm, Caroline, Kropotkin ve Devrimci Anarşizmin Yükselişi, s. 39
- a.y. 57
- a.y. 63
- Proudhonculuk Bakunincilikten daha başarılı olmakla beraber, yine de zafer kazanamadı. Bunun sebepleri bu makalenin konusu dışında, ancak bu 20nci Yüzyıl boyunca devletçiliğin hakim olmasıyla oldukça ilgili. Liberter halk hareketlerin hiç birisi bu gücün üstesinden gelemedi.
- 20 milyondan fazla Fransız karşılıklı yardımlaÅŸma topluluklarına üyedir –özellikle saÄŸlık alanında. Karşılıklı kurumlar diÄŸer pekçok ülkede de yaygındır.
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak:“Proudhon and Anarchism: Poudhon’s Libertarian Thougt and the Anarchist Movement“.
khAos.info
Cevap Yaz