<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Vatanseverlik, özgürlüğe karşı bir tehdit! yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://hiaxysheytan.com/1555/vatanseverlik-ozgurluge-karsi-bir-tehdit/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hiaxysheytan.com/1555/vatanseverlik-ozgurluge-karsi-bir-tehdit/</link>
	<description>Her boka maydanoz blog sitesi!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 May 2012 18:16:19 -0500</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>solplatform tarafından</title>
		<link>http://hiaxysheytan.com/1555/vatanseverlik-ozgurluge-karsi-bir-tehdit/comment-page-1/#comment-3311</link>
		<dc:creator>solplatform</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 16:03:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hiaxysheytan.com/?p=1555#comment-3311</guid>
		<description>“Genel kavga, ülkemizi yabancı tehditlerden koruyacak bir orduya gereksinimimiz olduğudur. Ne var ki her entelektüel kadın ve adam bilir ki, aptalları baskı altında tutmak ve korkutmak için var olan bir mittir bu. Bir diğerinin ilgi alanlarını bilen dünya devletleri, birbirlerine saldırmazlar. Uluslararası karmaşaları, savaşlardansa antlaşmalar yoluyla çözmekle kazançlarının daha fazla olacağını öğrenmişlerdir. Gerçekten de Carlyle’ın söylediği gibi, “Savaş, kendi savaşlarını vermeyecek kadar korkak olan iki hırsızın kavgasıdır; bu yüzden de bir köyden ve bir diğerinden oğlanları alıp onlara üniformalar giydirir, onları silahlandırır ve karşılıklı olarak vahşi canavarlar gibi kaybetmelerine izin verirler.” 

Emma Goldman&#039;ın da söylediği gibi vatanseverlik, milli (ulus) devletlerin kendilerini tarih sahmesinde göstermelerinden beri, özgürlük ve eşitlik talebinde bulunan toplumların bu isteklerini dizginleyebilmek için bir savunma kalkanı olmuştur, çoğu zaman ise bir afyon olarak kullanılmıştır.

Devlet bize devamlı olarak tek vücut olarak vatanı savunmamız gerektiğini öğretir, dayatır. Bu dayatmaya karşı en ufak bir &quot;neden&quot; sorusuna dahi tahammül edemez. Çünkü insan sorgulamaya başladığı vakit bu işin sonu yoktur ve devlet erki de bunu çok iyi bilir. &quot;Kimin devletini, kimin vatanını, ne için, kimler adına savunuyoruz&quot; sorusunu eninde sonunda sormamız da kaçınılmazdır, devletin tahammülsüzlüğünün sebebi de asıl olarak budur. Devlet en çok bu sorudan korkar. Yani &quot;emekçilerin, sermaye ile aynı vatanın mı mensupları olduğu&quot; sorusu...

Bu durum Kemalist Türkiye Cumhuriyeti&#039;nde de prensip olarak aynıdır. Kemalizmin hakçılık ilkesi bizzat Mustafa Kemal tarafından şu şekilde tarif edilmiştir;

Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil, fakat kişisel ve sosyal hayat için işbölümü itibarıyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir. (1923) M. K Atatürk

Mustafa Kemal de emekçilerin aynı tehlikeli soruyu sormaya başlamasından korkmuş ve kendine göre yılanı başından kesip, sorunu kökünden halletmeye çalışmıştır. Bu tehlikeli soruyu &quot;hepimiz biriz, yok birbirimizden farkımız, aynı vatanın eşit yurttaşlarıyız&quot; safsatasıyla bertaraf etmeye çalışmıştır. Bunu yaparken de emekçiler ve sermayenin aslında aynı olduklarını iddia etmiş hatta aralarında bir fark olmadığından aynı vatanın savunur olmaları gerektiğini söylemiştir. Yani tek cümleyle sınıfların varlığını reddetmiştir. Bu yolda da aynı diğer diktatöryal devlet liderleri gibi yine klasik vatanseverliği ensturman ve halkının uyku hapı olarak kullanmayı uygun bulmuştur.

Bugün kemalistlerin baştacı sloganlarından biri olan &quot;vatan söz konusuysa gerisi teferruattır &quot; sözündeki &quot;teferruat&quot;dan kasıt da asıl olarak halkın, özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti talepleridir.

Uzun lafın kısası yazımın başında değindiğim gibi vatanseverlik, hak, hukuk adalet, eşitlik, özgürlük hatta barış isteyen insanlar için kurnazca kullanılan bir tehdittir.

Emekçilerin artık uyanması ve vatanperverlik ile emeklerinin sömürülmesini engellenemeyeceklerini hatta vatanseverliğin tam tersine emek mücadesini etksizleştirmek için kullanıldığını farketmesinden başka bir yol bence artık yoktur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>“Genel kavga, ülkemizi yabancı tehditlerden koruyacak bir orduya gereksinimimiz olduğudur. Ne var ki her entelektüel kadın ve adam bilir ki, aptalları baskı altında tutmak ve korkutmak için var olan bir mittir bu. Bir diğerinin ilgi alanlarını bilen dünya devletleri, birbirlerine saldırmazlar. Uluslararası karmaşaları, savaşlardansa antlaşmalar yoluyla çözmekle kazançlarının daha fazla olacağını öğrenmişlerdir. Gerçekten de Carlyle’ın söylediği gibi, “Savaş, kendi savaşlarını vermeyecek kadar korkak olan iki hırsızın kavgasıdır; bu yüzden de bir köyden ve bir diğerinden oğlanları alıp onlara üniformalar giydirir, onları silahlandırır ve karşılıklı olarak vahşi canavarlar gibi kaybetmelerine izin verirler.” </p>
<p>Emma Goldman&#8217;ın da söylediği gibi vatanseverlik, milli (ulus) devletlerin kendilerini tarih sahmesinde göstermelerinden beri, özgürlük ve eşitlik talebinde bulunan toplumların bu isteklerini dizginleyebilmek için bir savunma kalkanı olmuştur, çoğu zaman ise bir afyon olarak kullanılmıştır.</p>
<p>Devlet bize devamlı olarak tek vücut olarak vatanı savunmamız gerektiğini öğretir, dayatır. Bu dayatmaya karşı en ufak bir &#8220;neden&#8221; sorusuna dahi tahammül edemez. Çünkü insan sorgulamaya başladığı vakit bu işin sonu yoktur ve devlet erki de bunu çok iyi bilir. &#8220;Kimin devletini, kimin vatanını, ne için, kimler adına savunuyoruz&#8221; sorusunu eninde sonunda sormamız da kaçınılmazdır, devletin tahammülsüzlüğünün sebebi de asıl olarak budur. Devlet en çok bu sorudan korkar. Yani &#8220;emekçilerin, sermaye ile aynı vatanın mı mensupları olduğu&#8221; sorusu&#8230;</p>
<p>Bu durum Kemalist Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nde de prensip olarak aynıdır. Kemalizmin hakçılık ilkesi bizzat Mustafa Kemal tarafından şu şekilde tarif edilmiştir;</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil, fakat kişisel ve sosyal hayat için işbölümü itibarıyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir. (1923) M. K Atatürk</p>
<p>Mustafa Kemal de emekçilerin aynı tehlikeli soruyu sormaya başlamasından korkmuş ve kendine göre yılanı başından kesip, sorunu kökünden halletmeye çalışmıştır. Bu tehlikeli soruyu &#8220;hepimiz biriz, yok birbirimizden farkımız, aynı vatanın eşit yurttaşlarıyız&#8221; safsatasıyla bertaraf etmeye çalışmıştır. Bunu yaparken de emekçiler ve sermayenin aslında aynı olduklarını iddia etmiş hatta aralarında bir fark olmadığından aynı vatanın savunur olmaları gerektiğini söylemiştir. Yani tek cümleyle sınıfların varlığını reddetmiştir. Bu yolda da aynı diğer diktatöryal devlet liderleri gibi yine klasik vatanseverliği ensturman ve halkının uyku hapı olarak kullanmayı uygun bulmuştur.</p>
<p>Bugün kemalistlerin baştacı sloganlarından biri olan &#8220;vatan söz konusuysa gerisi teferruattır &#8221; sözündeki &#8220;teferruat&#8221;dan kasıt da asıl olarak halkın, özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti talepleridir.</p>
<p>Uzun lafın kısası yazımın başında değindiğim gibi vatanseverlik, hak, hukuk adalet, eşitlik, özgürlük hatta barış isteyen insanlar için kurnazca kullanılan bir tehdittir.</p>
<p>Emekçilerin artık uyanması ve vatanperverlik ile emeklerinin sömürülmesini engellenemeyeceklerini hatta vatanseverliğin tam tersine emek mücadesini etksizleştirmek için kullanıldığını farketmesinden başka bir yol bence artık yoktur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

