Bu yazıda kimi önemli vicdani ret hareketlerini inceleyecek ve bu hareketlerde yer alan aktivistlerin kimi düşüncelerini aktaracağız. Farkındayız, dünyadaki vicdani ret hareketlerini betimlemek için ciltler dolusu kitap yazılabilir. Bu yazının amacı, kısıtlı sayfa sayısı engeline aldırmadan, kısa da olsa bir çok vicdani ret hareketine değinmek ve bilhassa bu vicdani ret hareketlerini diğerlerinden ayıran noktalara işaret etmektir.

1. Avrupa
Vicdani red hareketlerinin Avrupa’da yarattığı etkilerin izini sürmek için yola çıktığımızda, bir çok durağımız olacaktır. Biz bu yazıda, Almanya ve İspanya’ya yoÄŸunlaÅŸacağız. Her ne kadar coÄŸrafi olarak Avrupa’da yer almasa da, Avrupa ile olan kültürel ve ekonomik baÄŸları nedeniyle İsrail’i de Avrupa bölümünde inceleyeceÄŸiz.
Avrupa’nın, vicdani ret hareketindeki belki de en belirleyici rolü, zorunlu askerliÄŸin doÄŸduÄŸu yer olmasıdır. Bugün anladığımız anlamda, askerliÄŸin zorunlu kılınması, Fransız Devrimi sonrasında Cumhuriyet’in kendini, monarklara karşı koruma gereksinimine dayanmaktadır. 1798′te çıkarılan kanun, kavramsal içeriÄŸini günümüzde hala koruyan vatan savunması borcunu ilk defa oluÅŸturmuÅŸtur: “Her Fransız erkek bir askerdir ve ulusunu savunma borcu bulunmaktadır”. Her erkek Fransız’ın asker olarak orduya alınmasının, Napolyon Bonapart’ın askeri “baÅŸarıları” üzerinde olumlu etkisi olduÄŸu da kimi defalar ifade edilmiÅŸtir.
Öte yandan, Avrupa, yıllar süren vicdani ret mücadeleleri sayesinde, vicdani ret hareketinin de beÅŸiÄŸi olmuÅŸtur. Birinci Dünya Savaşı’na dek izi sürülebilecek olan Avrupa vicdani ret hareketleri, kazanımlarıyla hala ilham vermeye devam etmektedir (Fakat, sanıyorum hiç bir ülke, tarihte ilk defa 1549′da askerlik hizmeti muafiyetini düzenleyen ve sonra 1922′de de bunu anayasasına alan Hollanda kadar ilham verici olamayacaktır.).

1.1 Almanya
Alman anayasasına göre her yetiÅŸkin askerlik hizmeti yapmak zorundadır. Öte yandan vicdani ret hakkı Almanya’da tanınmıştır. Önceleri, sivil hizmet, askerlik hizmetinden uzun sürüyor olmuÅŸ olsa da, 2004′ten sonra bu uygulama deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir. Sivil hizmet genelde, anaokulları, hastaneler, rehabilitasyon merkezleri ve huzur evleri gibi kurumlarda yerine getirilmektedir. Dahası, sivil hizmeti yerine getiren vicdani retçi, askeri kışlada yaÅŸamamakta, evinde yaÅŸamaya devam edebilmektedir. Ancak, sivil hizmet çok çeÅŸitli bakış açılarından eleÅŸtirilmektedir. Vicdani retçiler, bedava iÅŸ gücü olarak, Kızıl Haç gibi bir çok kuruluÅŸun baÅŸlıca personelidir. Dahası, Alman ekonomisinin geliÅŸmiÅŸliÄŸi de, özellikle hizmet sektöründe önemli oranda sözünü ettiÄŸimiz bedava iÅŸ gücü imkanı nedeniyle, vicdani retçilere dayanmaktadır. Vicdani ret harketi içinde uzun yıllar etkin olarak yer almış, Türkiye’yi de yakından tanıyan Jörg Rohwedder, bu durumu ÅŸu ÅŸekilde özetlemektedir [1]:
“Almanya’daki durum paradoksaldır. [Alman] ordusu yeni askerlerlere çok da ihtiyaç duymamaktadır. Her yıl 400.000 kiÅŸi arasından 60.000 kiÅŸiyi asker olarak almaktalar. EÄŸer sivil hizmet yapacak vicdani retçiler olmasa, devlet zorunlu askerliÄŸi kaldırmak zorunda kalabilirdi. Her yıl 130.000 genç Alman vicdani retçi olarak tanınmaktadır ve hala ülkedeki ucuz işçilerdir ve bunlar günümüzde, Almanya’da zorunlu askerlikten kurtulmanın önündeki en büyük engeldir. Almanya’da görünür politik vicdani ret hareketi yoktur.”
Öte yandan, hareketin tarihine kısaca bir bakıp, Jörg’ün dile getirdiÄŸi eleÅŸtirilerin, yani Almanya’da zorunlu askerliÄŸin, “zorunlu angaryaya” dönüşmesinin nedenlerini eÅŸeleyebilmek için, Almanya’daki hareketin tarihine kısaca göz atalım. Bunun için Almanya’da vicdani ret hareketi aktivisti olan Alper’e kulak veriyoruz [2]:
“Almanya’da Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere’deki “radikal pasifistler” ve “genç pasifistler” hareketlerinin etkisiyle, genellikle sosyalizme yakınlık gösteren askerlik karşıtları ve pasifistler belirdi ve (…)1919′da SavaÅŸ Hizmeti Karşıtları BirliÄŸi’ni kurdular. Ne var ki, birliÄŸin üye ve aktif sayısı iniÅŸ çıkışlara raÄŸmen son derece düşük kaldı ve 1933′de Hitler’in seçimlerle iktidara gelmesinden sonra birlik tamamen çözüldü. Versaille AntlaÅŸması ile 1919′da kaldırılmış olan askerlik yükümlülüğü 1935 tekrar getirildi. (…) 1939′da Nazi Almanyası’nın Polonya’ya saldırarak İkinci Dünya Savaşı’nı baÅŸlatmasıyla, çok az sayıda da olsa kiliselerinden onay olmaksızın Hitler’e itaat yemini etmeyi ve orduya katılmayı reddeden katolik ve protestan redçiler belirdi. Fakat bu dönemin az sayıdaki vicdani redçilerin büyük bölümü, esasen Yehova Åžahitleri’nden geliyordu. 1945′e dek 6 yıllık süre içinde 250′nin üzerinde dinsel motivasyonlu vicdani redçi “milli mukavemeti kırmak” suçundan ölüm cezasına çarptırıldı ve idam edildi. Reddinden vazgeçenlere özellikle eziyet verici koÅŸullarda askerlik yaptırılıyordu. Federal Almanya’daki bugün geçerli olan vicdani red hakkı ilk olarak, askerlik yükümlülüğünün getirilmesinden ve ordunun kurulmasından 7 sene önce, 1949 yılında kabul edildi ve hatta bir anayasa maddesi olarak yürürlüğe girdi. Bu görünüşteki antimilitarist geliÅŸmenin ardında yatan, çokça vurgulandığı gibi savaşın olumsuz deneyimlerinden çok, İkinci Dünya Savaşı’nı yitirmiÅŸ olan ve İngiliz, Amerikan, Fransız ve Sovyet orduları iÅŸgali altındaki Almanya’da Almanların yabancı ordularda zorla hizmete alınmalarının önüne geçmekti. [Öte yandan,] 1989′a dek varlığını sürdüren Demokratik Almanya, Federal Almanya’dan farklı olarak vicdani ret hakkını tanımıyordu, fakat vicdani redçilerin “iÅŸci asker” sıfatıyla bahçıvan, hasta bakıcı, inÅŸaat ve (özellikle 80′li yıllarda da) fabrika işçisi olarak çalıştırılması gibi kabul görmüş bir uygulama vardı. Haklarında çok az ÅŸey bilinen DoÄŸu Almanya’daki total redçiler için ise hapis cezası söz konusuydu. (…) 1968′de dönemin öğrenci hareketinin ve Vietnam Savaşı’nın yarattığı etkinin bir sonucu olarak radikal arkaplanlı vicdani redçiler, vicdani redçiliÄŸin karakterini belirler oldular.”
Peki, vicdani ret hareketi kazanımlarını bu kadar kolay mı ele geçirdi Almanya’da gerçekten? ÖrneÄŸin, politik vicdani reddin önünde ne gibi engeller belirdiÄŸini, yine Alper’den dinleyelim:
“Alman devleti, anayasal red hakkının kullanımını çeÅŸitli ÅŸekillerde güçleÅŸtirdi: Politik gerekçeler kabul edilmiyordu. Nitekim VR hakkını tanımlayan anayasa maddesinde geçen “vicdan” kavramı zaten rastlantısal deÄŸildi; hukuki tanımı gereÄŸi subjektifti ve politik red ÅŸekillerini a priori tanım dışı bırakıyordu. (…) Bugün de geçerli olan prosedüre göre vicdani retçi adayları bunu, özyaÅŸam öykülerine dayanarak ikna edici ÅŸekilde ortaya koymak zorundadırlar. (…) Sözlü ve yazılı vicdan sınavlarında VR adayları inanılmaz eylem ve durum kurguları ile karşı karşıya getiriliyor, doÄŸru yanıtı veremeyenler reddediliyordu. (…) 1974′de, Avrupa çapındaki ortaklaÅŸa total red eylemlerinin etkisiyle, Almanya’da ilk olarak total red kavramı belirdi. (…) Total redçilerin sayısı 80′li yıllarda hem DoÄŸu hem de Batı Almanya’da artmış olmakla birlikte, total redçiler, sivil hizmet vicdani redçilerine oranla son derece marjinal kalmıştır ve kalmaktadır. (…) Milli savunma tanımı ve ihtiyaç duyulan ordu tipi, SoÄŸuk SavaÅŸ’ın sona ermesi ve bloklar arası gerilimin ortadan kalkması ile tamamıyle deÄŸiÅŸmiÅŸtir. Askere olan nicel ihtiyaç oldukça azalmış olsa da, sivil hizmet yapanlara duyulan ihtiyaç kalıcı bir karakter kazanmıştır. Red gerekçelerini içeren prosedüre uygun olarak hazırlanmış basit dilekçenin sunulması artık sivil hizmet yapmak için çoÄŸunlukla yeterli olmaktadır. Hatta son zamanlarda Almanya’da zorunlu askerliÄŸin tamamen kaldırılması gündemdedir. Bunun en önemli sonuçlarından biri, sivil hizmet sayesinde ucuz iÅŸgücünden yararlanan birçok sosyal kurum ve kuruluÅŸun personel açığı yaÅŸaması olacaktır. Bu nedenle askerlik yükümlüğü yerine bir yıllık sosyal hizmet yükümlülüğünün getirilmesi tartışılan alternatifler arasındadır.”
Dolayısıyla, Almanya’da militarist sistemin vicdani retçilere getirdiÄŸi ve sonrasında angaryaya dönüşen vicdani ret hakkı, Alper’in deÄŸindiÄŸi gibi “hiç bir zaman radikal bir hareketin getirisi ya da kazanımı olmamıştır”. Bu noktada, Bröckling de bize katılmaktadır. Gerek “Disiplin” kitabında gerekse diÄŸer konuÅŸmalarında da vurguladığı gibi, Bröckling de, vicdani ret hakkının Almanya’da, kazanılan deÄŸil verilen bir hak olduÄŸunda bizle hemfikirdir [3].

1.2 İspanya
Almanya’da nispeten erken tanınan vicdani ret hakkının aksine, “Almanya gibi, yerel güçlerin iktidarın çoÄŸunu elde tuttukları federal bir yapıyla İngiltere gibi süper-merkezi bir devlet yapısının ortasında” yer alan İspanya’da vicdani ret hakkı zorlu mücadeleler sonunda elde edilmiÅŸtir [4]. “Sivil ölüm”, örneÄŸin, bu çetin yolun neden olduÄŸu sorunlardan biriydi. Zizana Kolektifi’nin yazdığı “Nasıl Retçi Olunur” baÅŸlıklı broşürde deÄŸinildiÄŸi gibi:
“Kaçak hayatı denebilecek bir yaÅŸamdır bu.. Polis, teoride, sizi arıyordur, ama pratikte, o kadar da uÄŸraÅŸmazlar: bir çok insan haklarında yakalama emri olmasına raÄŸmen, 3-4 yıl yakalanmadan yaÅŸadılar. Dış dünya ile hiçbir iliÅŸki kurmadan ve yakalanmadan 10 yıl kaçan retçi örneÄŸini ÅŸaşırtıcı bulmuyoruz. Gerçeklik farklıdır. EÄŸer bu durumdaysanız, bir kaç mantıklı önlem alarak hayatınızı normal bir ÅŸekilde sürdürebilirsiniz.”
Öte yandan, İspanyol vicdani ret hareketi de bu bilinen baskılara karşı kendi direniÅŸ yöntemlerinin de geliÅŸtirdi. 1980′lerin sonlarında sayıları 25.000′i bulan retçi sayısına sahip hareket 1990′lara girildiÄŸinde oldukça etkin eylemler gerçekleÅŸtirmeye baÅŸlamıştı. Sivil hizmet yapan retçilerin çalıştığı Kızıl Haç merkezi iÅŸgali ve bununla birlikte yapılan sivil hizmet boykotları, kışla iÅŸgalleri (evet, doÄŸru okudunuz!), açlık grevleri, binlerce kiÅŸinin katıldığı, askeri komutanların ofisinden cezaevine dek uzanan insan zincirleri ve blokajlar, İspanyol hareketinin eylemlilikleri denince ilk aklımıza gelenler. Öte yandan, itaatsiz vicdani retçilerin “dalga geçen” eylemleri de, vicdani ret hareketi içerisinde oldukça ilham verici ve eÄŸlendirici olmuÅŸtur [4]:
“Askeri yöneticinin binası üzerinde ÅŸafak.. GüneÅŸ, heybetli kapının ve kapının tüm basamaklarını kaplayan gübre yığını üstünde parlıyordu. Boka saÄŸlanmış bir tabela vardı: ‘EÄŸer bok düşünebilseydi, bu askeri tarzda olurdu.’ Gizli kamera bir an duraklar.. İyi giyimli bir memur, büyük medya gelmeden önce sökmek için bokların arasından tabelalara ulaÅŸmaya çalışıyor. Klik! Artık çok geç. FotoÄŸraf ülkenin her yerinde görüldü.
Retçiler alışılmışın dışındaki kampanya yöntemlerinde uzman oldular. Diğer ünlü bir eylem de retçinin kendilerini askeri polise teslim ettikleri zaman yaptıklarıydı. Askeri yöneticinin konutuna gittiler, kendilerini baştan aşağı boyalara buladılar ve sonra uysalca askerlerin gelip bu kaosun içinden geçip kendilerini tutuklamalarını beklediler.
EÄŸer askeri ÅŸiddetin karşısında tamamen savunmasızsak, o zaman gerçekten savunmasız olalım; demiÅŸti bir grup. Grup, davalarına sadece boksör ÅŸortla gitmiÅŸlerdi. Dar görüşlülerin, barış hareketindeki daha önemli öğelerle ilgili mizaha giden yöntemlerle ilgili ÅŸikayetleri vardı, belki bunlar da devlet görevlileri gibi aşırı ağırbaÅŸlılıktan muzdariplerdi. Ne olursa olsun, güçlünün otoritesiyle dalga geçmek, onların gösteriÅŸli doÄŸalarını vurgulayan, güldüren ve de basında kesinlikle yer alabilecek bir yolla yapılıyordu.”
Hatta bu yıllarda, İspanya baÅŸbakanı vicdani ret hareketine katılanların hapsedileceÄŸini açıklayarak, hareketi engellemeye gayret etmekteydi. Fakat, o yıllarda İspanya’da retçileri hapsedecek kadar hapisane de yoktu! İspanyol vicdani ret hareketinden Cthuchi Zamarra de Villanueva’nın aktardığına göre vicdani ret hareketi dahilinde “(…) sivil itaatsizlik yapan 15 bin kiÅŸi vardı ve binden fazla insan da hapisteydi. Bu [hareket içinde] çok büyük bir dayanışma hareketi yarattı” [5].
Tüm bu eylemlilikler, zorunlu askerliÄŸin 2000 yılında kaldırılmasını saÄŸladı. Öte yandan, vicdani ret hakkı 1978′de İspanyol anayasasına girmiÅŸti zaten. Peki buna raÄŸmen, acaba neden, Almanya’da olduÄŸu gibi hareket sönümlenmedi ve daha fazla hak talebi için yoluna devam etti? Cthuchi’ye göre hareketin amacı “hiç bir zaman vicdani ret hakkını elde etmek deÄŸildi. [Amaç, aksine,] toplumun demilitarizasyonunu saÄŸlamaktı.” Bu minvalde, Cthuchi’den, içinde yer aldığı İspanyol vicdani ret hareketinin, sivil hizmet üzerine neler düşündüğünü sorduÄŸumuzda, ÅŸaşırtıcı olmayan bir ÅŸekilde, net bir antimilitarist cevap alıyoruz. Cthuchi’ye göre “sivil hizmet yaparak, savaÅŸ çabalarıyla ve orduyla iÅŸbirliÄŸi yapmaktayız” [5].

1.3 İsrail
Yukarıda yer verdiÄŸimiz hareketlerdekine benzer radikal motivasyonlarla ilerlemiÅŸ olan İsrail vicdani ret hareketi, direniÅŸindeki tutarlılık ve politik kapsamındaki çeÅŸitlilik nedeniyle, özel bir öneme sahiptir. İsrail’in militarist tarihini burada incelemeyeceÄŸiz. Fakat, İsrail Devleti’nin “per se” özelliÄŸi olan militarizm, Foucault’yu tanıtlarcasına, kendi direniÅŸini de yaratmıştır. İsrail’deki en aktif vicdani ret gruplarından New Profile aktivisti ve Uluslararası SavaÅŸ Karşıtları (WRI) konsey üyesi Sergeiy Sandler, İsrail vicdani ret hareketindeki çeÅŸitliliÄŸinin nedenini, “vicdani reddi İsrail aşırı sağının da sahiplenmesine” de deÄŸinerek, şöyle açıklıyor [6]:
” [Bu çeÅŸitliliÄŸin nedeni], militarizmin İsrail toplumunda iÅŸleme yolunda ve zorunlu askerlik hizmetinin bu toplumda varsaydığı konumunda yatmaktadır. Öte yandan, ordu aslında bir çok alanda devletin politikasını belirleyen tek en önemli faktör ve daha önemlisi bu politikaların da uygulayıcısıdır. Dolayısıyla, orduyu protesto etmek, bir çok politik konu ve nedenle iliÅŸkilidir. Ya vicdani retçi olursunuz (ya da daha yaygın ÅŸekliyle askerlikten sessiz bir ÅŸekilde sakınırsınız/kaçarsınız) ya da protesto ettiÄŸiniz problemin bir parçası olursunuz. Askerlik genellikle, belki de, bireyin yaÅŸamının en önemli bölümü olarak sunulmaktadır. Vicdani retçi olmak, bu baÄŸlamda oldukça güçlü bir duruÅŸtur. Böylelikle, yıllar içinde, vicdani ret artan oranda daha verimli, belki de bu ülkedeki en verimli protesto yöntemi oldu. Dolayısıyla, bir çok grubun vicdani reddi kullanmaya baÅŸlaması ÅŸaşırtıcı deÄŸil. Benzer ÅŸekilde militarize olan diÄŸer ülkelerde (örneÄŸin Türkiye veya Güney Kore), benzer bir çeÅŸitliliÄŸin gözlenmemesi diÄŸer bir sorudur. Benim tahminime göre bu sadece bir zaman meselesidir. Belki de bu ülkelerde vicdani retçilere ödetilen ağır bedel (İsrail’de hapis cezaları oradakiler kadar uzun deÄŸil ve askerlik muafiyeti bir ÅŸekilde bu sürecin sonunda verilmektedir), süreci yavaÅŸlatmaktadır.”
Sergeiy’in dillendirdiÄŸi Türkiye ve Güney Kore militarizminin, İsrail ile benzerliÄŸine dair İsralli vicdani retçi Amir Givol ÅŸunları eklemekte [7]:
“İsrail ret hareketi, benzer tür militarizm ile yüzleÅŸtiÄŸinden, bir çok açıdan Türkiye ve Güney Kore ret hareketlerine benzemektedir. İsrail’de militarizm çoÄŸunlukla, zorunlu askerlik, sürekli bir savaÅŸ/savaÅŸ tehdidi hali, seferberlik halindeki sivil toplum ve nükleer silahların varlığı konuları etrafında dönmektedir.”
Amir’in deÄŸindiÄŸi konuların Türkiye toplumunda da görünür olduÄŸunu fark etmek zor deÄŸil. Peki, İsrail’in militarizmine karşı vicdani ret hareketinin, bu çerçevede nasıl bir odağı olduÄŸunu sorduÄŸumuzda Amir kısaca ÅŸu noktalara deÄŸinmekte [7]:
“İşgal vicdani red hareketi için baÅŸlıca odak noktalardan biri. İşgalin süregiden adaletsizliÄŸi, bir çok İsrailli’nin, ilkesel olarak askerlik hizmetini desteklemesine raÄŸmen, vicdani ret hareketini desteklemesine neden oldu. İsrail zorunlu askerlik sisteminin özgül özelliklerinden biri, kadınların da zorunlu askerliÄŸe tabii olmasıdır.”
Åžimdi, Amir Givol’ün deÄŸindiÄŸi kimi noktaları biraz detaylandıralım. Burada, İsrail militarizminin iki özgül noktasına deÄŸineceÄŸiz: seçici retçiler ve kadın retçiler. Ama öncelikle, İsrail’deki askerlik uygulamalarına kısaca deÄŸinmeliyiz.
İsrail devleti, 1948′deki kuruluÅŸundan beri zorunlu askerlik uygulamasına sahiptir. Tüm İsrail vatandaÅŸları ve kalıcı oturma izni olanlar askerliÄŸe elveriÅŸli olarak atfedilmektedir. Erkekler için askerlik 3 yıl, kadınlar içinse 20-21 ay sürmekte, yedeklik hizmeti ise erkekler için 51 yaşına, kadınlar için de 24 yaşına kadar devam etmektedir. İsrail’de yedek askerlik, her yıl bir aylık süren bir eÄŸitimi kapsamaktadır ve yedeklik hizmeti, bu nedenle İsrail savunma politikasının önemli bir bileÅŸeni konumundadır. Genelde 35 yaşını aÅŸmış erkekler, tıbben uygun olamayabilecekleri için bir aylık yedek eÄŸitimine çağırılmamaktadırlar. Kadınlar ise, kural olarak yedek eÄŸitimine alınmamaktadırlar. İsrail Milli Savunma Hizmeti Kanunu’na göre, askerlik muafiyeti ancak “eÄŸitim, ulusal ekonomi, güvenlik gerekçesi, ailevi nedenler ve diÄŸer nedenler” altında mümkündür. Bu kanun, pratikte ise, tıbbi askerlik muafiyeti durumuyla adli suçlulara yönelik konularda uygulanmaktadır. Fakat, vicdani retçiler de bu kanuna göre muafiyete elveriÅŸli olduklarını iddia etmiÅŸler ve ‘Vicdan Komitesi’ne baÅŸvurmuÅŸlardır. ‘Vicdani Nedenlerden Dolayı Askerlik Hizmetinden Muafiyet Komitesi’, 1995 yılında ordunun kurduÄŸu, ve vicdani ret baÅŸvurularının incelendiÄŸi bir komisyondur. Herhangi br yasal dayanağı, belirli bir prosedürü ve hukuki statüsü olmayan bu komisyonun iç dinamikleri hakkında çok az bilgi sahibiyiz.
Bu zor ÅŸartlar altında geliÅŸen vicdani ret hareketinin aktif bileÅŸenlerinden birini seçici retçilerin gruplarından Yesh Gvul oluÅŸturuyor. Yesh Gvul, 1982-4 Lübnan ve Golan Tepeleri savaşı sırasında, savaÅŸa katılmak istemeyen muvazzaf askerlerin oluÅŸturduÄŸu bir organizasyondur. Grup, Martin Luther King ve Gandhi’nin izinden giden bir sivil itaatsizlik yöntemi izlemekte, fakat; pasifizmin ve vicdani reddin aksine, Yesh-Gvul’un savunduÄŸu yöntem, politik ya da ahlaki gerekçelerle askerlerin emre uymama hakkıdır. Ayrıca, Yesh-Gvul, güç kullanmanın meÅŸru kılınabileceÄŸi bazı alanların varlığına inanmaktadır: bağımsızlık mücadeleleri, aşırı saldırganlığa karşı nefsi müdafaa v.s.. Fakat, öte yandan örgüt, askeri sistemin suistimaline de karşı çıkmaktadır. Dolayısıyla, Yesh Gvul ve benzeri organizasyonlar, ince ve kimi zamanda aleni Siyonist tınılar taşıyabilmektedir. Fakat, yine de, bu hareketlerin genel çerçevesini “iÅŸgal karşıtı askerlerin demokratik mücadelesi” olarak çizmek mümkün. Nasıl, antimilitarizm ve vicdani retçilik, savaşılacak ordunun seçilmesi anlamına gelmiyorsa, seçici retçiliÄŸi, vicdanin reddin literatürdeki tanımına sokmak bu anlamda zor. Fakat, uluslararası vicdani ret hareketi, seçici asker retçileri her zaman desteklemiÅŸ, tutsak seçici retçilerle dayanışmış ve bu eylemciler için kampanyalar düzenlemiÅŸtir.
İsrail’de askerliÄŸin kadınlar için de zorunlu olması, doÄŸal olarak kadın retçilerin belirmesine yol açmıştır. Kadın retçiler, İsrail toplumunun militarize yapısının doÄŸal olarak yol açtığı cinsiyetçilikten de paylarına düşeni almaktadır. Askerlikle, erkekleÅŸtirilen kadınlar, bir çok gözlemciye göre, İsrail toplumunun militarizmini yeniden üretmektedir bir yandan da. Bu noktada, kanımızca, yapılacak en önemli analiz, kimi feminist akımların ABD’de ve Avrupa’da askerliÄŸin kadınlar için de zorunlu kılınması için yaptığı mücadelelerle, İsrailli kadınların vicdani ret mücadelesini karşılaÅŸtırmak olacaktır. Fakat, bu yazının odağından uzaklaÅŸmamak adına, bu analizi burada gerçekleÅŸtiremeyeceÄŸiz. Fakat, sonuç olarak altı önemle çizilmesi gereken nokta, İsrailli kadın retçilerin, militarizmle ve olduÄŸu kadar cinsiyetçilikle de eÅŸit derecede mücadele ettikleri gerçeÄŸidir. Aynı zamanda, özellikle kadın retçilerin maruz kaldığı “yok sayılma” ve “görmezden gelinme” de, benzer ÅŸekilde kadın vicdani retçilerin bertaraf etmeye gayret ettiÄŸi sosyal ve politik baskılardan bazılarıdır.

2. Güney Amerika
Latin Amerika deneyimlemiÅŸ olduÄŸu faÅŸist diktatörlükler nedeniyle antimilitarist hareket için önemli bir labaratuvar olagelmiÅŸtir. Biz Åžili ile birlikte Kolombiya’yı birazdan açıklayacağımız nedenlerle bu yazıda gündeme alacağız.

2.1 Åžili
Åžili’de 8 ila 18 ay arası deÄŸiÅŸen zorunlu askerlik bulunmaktadır ve vicdani ret hakkı tanınmamaktadır. 1973-90 arası Pinochet’nin militarist diktatörlüğü öncesinde de Åžili’de militarizmin kökenlerini gözlemek mümkün [8]. Peki diktatörlüğün devrildiÄŸi yıl Åžili’de ortaya çıkan vicdani ret hareketleri acaba, diktatörlüğün kalıntıları üzerinde nasıl bir mücadele vermeye baÅŸlamışlardır? Åžili vicdani ret hareketinin içkin özelliklerini, diktatörlük sonrası dönemde eyleme politikarı üzerinden, Åžilili vicdani ret grubu Ni Casco Ni Uniforme (Ne Kask Ne Üniforma) aktivisti ve Uluslararası SavaÅŸ Karşıtları (WRI) eski konsey üyesi Oscar Huenchunao’dan dinleyelim. Zira, bu ve benzeri faktörler nedeniyle Åžili, Uluslararası SavaÅŸ Karşıtları’nın 2004 yılında Dünya Vicdani Retçiler günü odak ülkesiydi aynı zamanda [9].
“Diktatörlük sonrası Åžili’de vicdani retçi olmak ya da zorunlu askerliÄŸe karşı çıkmanın önündeki en büyük engel, bir açıdan, insanları politik ve sosyal hareketlere katılmaktan alıkoyan, korku ve politik ilgisizliktir. Bu korku ve ilgisizliÄŸe hükümet dikkat çekmedi ve bunu tersine çevirmeye gayret etmedi. Zira, hükümet güçlü sosyal hareketler istemiyordu – ilgilendikleri ve tersine çevirmeye gayret ettikleri tek ÅŸey kendi siyasi partilerine dönük ilgisizlikti. Öte yandan, bir çok insan Pinochet’nin mirasına karşı olsa da, Åžili toplumunda hala yüksek miktarda militarizm vardır. Devlet, “gönüllü” askerliÄŸi desteklemek için bir çok ÅŸey yapmış ve de medya da kendi rolünü oynamış ve askerliÄŸi ihtiÅŸamlı göstermiÅŸtir. Neyse ki, gençler artık bunlara inanmamaktadır.”
Oscar’ın deÄŸindiÄŸi gibi Åžili militarizminin Pinochet’ye dek takip edilebilen kökenlerinin olduÄŸu tartışılmaz. Fakat, Åžili militarizminin daha da geçmiÅŸe götürülebilecek olan kökenleri, 19. yüzyılın sonlarında, Peru, Bolivya, Patagonya’da ve kimi yerel toplulukların topraklarında oluÅŸturduÄŸu kolonilere dayanmaktadır. Artan askeri ihtiyaç ve kolonizasyon/emperyalizm nedeniyle 18 ila 45 yaÅŸ arasındaki erkekler için askerlik, bu dönemde zorunlu olmuÅŸtur [10].
Öte yandan, Åžilili vicdani retçilerin, vicdani ret hakkının tanınmaması nedeniyle, bizlere aÅŸina olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi benzeri bir uluslararası hukuk kurumu olan, Amerikalar Arası İnsan Hakları Komisyonu’na yaptıkları baÅŸvuru reddedilmiÅŸtir. Zira, Komisyon, vicdani ret hakkının tanınmadığı ülkelerde askerlik hizmetinin vicdan ve düşünce hürriyetini engellemediÄŸi gerekçesiyle, BirleÅŸmiÅŸ Milletler İnsan Hakları Komitesi’nin tavsiye kararlarının aksine, retçilerin baÅŸvurusunu geri çevirmiÅŸtir.
Tüm bu umut kırıcı geliÅŸmelere raÄŸmen, Åžili’de vicdani ret hareketi bir çok grubun aktif eylemlilikleriyle mücadeleye devam etmektedir. Åžili, Avrupa’dan alışık olduÄŸumuzun aksine, uluslararası hukuk kurumlarının desteÄŸinin alınamaması ve askeri diktatörlük kültüründen daha yeni yeni sıyrılan bir ülke olması nedeniyle, oldukça zorlu bir mücadele sürdürmektedir. Fakat, Oscar’ın da vurguladığı gibi, genç nüfus, görünen o ki, rehaveti atıp, politik baskıların bertarafında rol alacaktır.

2.2 Kolombiya
2007 yılı Dünya Vicdani Retçiler günü için Uluslararası SavaÅŸ Karşıtları’nın odak ülkesi olan Kolombiya ise, yıllardır boÄŸuÅŸtuÄŸu iç savaÅŸ halini acaba vicdani ret hareketiyle nasıl alt etmeye çalışmakta? Acaba iç savaÅŸta taraf olmayı reddetmek, Kolombiya’da nasıl mümkün olabilmekte? Malum, her iç savaÅŸ ülkesinde olduÄŸu gibi, Kolombiya’nın da oldukça zorlayıcı bir askerlik rejimi mevcut. Zira, hem gerillalar, hem paramiliterler hem de resmi ordu zorla silah altına almaktan baÅŸka çıkar yol görememekte. Dolayısıyla da, vicdani ret hakkı Kolombiya’da hukuki olarak tanınmamaktadır [11]. Dahası, son bir yıldır, üniversiteye gitmek isteyen gençler, eskisi gibi eÄŸitimleri sonunda deÄŸil, üniversite eÄŸitimlerine baÅŸlamadan önce askere çaÄŸrılmaktadır. Askere alma politikasındaki bu deÄŸiÅŸim, elbette bir çok vicdani retçinin ortaya çıkmasına neden oldu. Kolombiya’da 1988′den beri var olan vicdani ret hareketinin yayılmamasının altındaki nedenlerden biriyse, askerlik tezkere belgesinin, yasa dışı yollardan yaklaşık 200 dolara alınabiliyor olmasıdır. Bu belgeye sahip olunması, kiÅŸinin askerlikle iliÅŸkisinin olmadığını ispatlamakta, dolayısıyla olası bir kontrolde kiÅŸi askerlik yapmış görünmektedir. Bunlara baÄŸlı olarak, giderek artan sayıda gencin bu yolu seçmesi, askerlik karşıtı hareketlerin politikleÅŸmesini bir ölçüde engellemektedir. Gene de, tüm bunlara raÄŸmen, yaklaşık 50 yıldır silahlı çatışmalarla birlikte yaÅŸayan Kolombiya, son 20 yılda, antimilitarizm ile nispeten angaje olmuÅŸtur.
1994′te Luis Gabriel Caldas’ın vicdani ret deklarasyonu sırasında tutuklanmsı ve sonrasında Uluslararası Af Örgütü tarafından düşünce mahkumu olarak tanınmasıyla, Kolombiya vicdani ret hareketi uluslararası hareketin dikkatinin merkezine yerleÅŸti. Daha sonrasında, özellikle gençlik örgütlerinin çabaları sonucu, 13 vicdani ret grubundan oluÅŸan Ulusal Vicdani Retçiler Asemblesi oluÅŸturuldu. Bu federasyon ÅŸimdiye dek gerçekleÅŸtirdiÄŸi bir çok ulusal ve uluslararası organizasyonla, hareketin Kolombiya’da güçlenmesi için çalışmaktadır.
Üç taraflı bir iç savaÅŸ zemininde, Kolombiya’da vicdani reddin kendine has zorlukları nelerdir? Vicdani retçi Martin Rodriguez’in yazdıklarından okuyalım [12]:
“Askere gitme zamanım geldiÄŸinde, gitmedim. Hala okuyordum ve askerlik hizmeti yapmak istemediÄŸimden emindim. Dolayısıyla, 21. yaÅŸ günümde okulu bıraktım ve orduya katılmaktansa, ben de vicdani retçi oldum. Oldukça korkuyordum ve bu konular hakkında çok bilgim yoktu. Fakat, yapmanın doÄŸru olduÄŸunu hissettiÄŸim ÅŸeyler bana rehberlik etti. Askerlik ÅŸubesine çaÄŸrılınca, kendimi utanarak bir vicdani retçi olarak tanıttım. Memur, “İşte bir gerilla daha” dedi ve amirini çağırdı.”
Kolombiya’nın gerilla savaÅŸları söz konusu olunca, Martin şöyle yazmakta [12]:
“El Bosque, Medellin de yaÅŸamımın çoÄŸunu geçirdiÄŸim mahalle, fakir bir gölgedir. Yaklaşık nüfusu 30 bindir ve bunların çoÄŸu çatışma bölgelerinden göçmek zorunda kalanlardır. 1980′lerde bu mahallenin kuruluÅŸu, uyuÅŸturucu ticaretindeki patlamayla çakışmaktadır. El Bosque gibi mahalleler, uyuÅŸturucu tüccarlarının küçük ordularını oluÅŸturduÄŸu bölgelerdir. O yıllardan sonra, uyuÅŸturucu çeteleri ihtiÅŸamlı görünmeye baÅŸladı ve iÅŸbirlikçilerine ve çevrelerine güvenlik, güç, statü ve rahatlık getirebilir oldular. 80′lerin sonunda da ÅŸehirli militanlar fenomeni ortaya çıktı: FARC, ELN, EPL, M19. Bu gruplar, uyuÅŸturucu çetelerinin yaÅŸanmaz hale getirdiÄŸi semtlere dinginlik ve huzur getirme amacında olduklarını açıkça belirtiyorlardı. Bu ve benzeri gruplara “Milicias populares” (halk militanları) deniyordu ve çoÄŸunlukla gençlerden oluÅŸmaktaydı. Çok yüksek sayıda genç, birbirini peÅŸisıra takip eden ÅŸiddetli çatışmalarda ölmekteydi. Bu ölenlerdek ikisi benim kardeÅŸimdi, 16 ve 18 yaÅŸlarında öldüler. Bu mikro-savaÅŸların kurbanları sadece militanlar deÄŸil, savaÅŸmaya karşı çıktığı için taraf tutmayan ya da yanlış zamanda yanlış yerde olan gençlerdi aynı zamanda.”
Sonuç olarak, dünyanın en karmaşık iç savaÅŸ kompozisyonlarından birini sunan Kolombiya, vicdani ret hareketinin en çok desteÄŸe ihtiyaç duyduÄŸu toplumlardandır. Popülist gerillalar, toplum desteÄŸini yeniden kazanmaya gayret eden resmi ordu ve gerillalarla mücadele eden kontrgerillalar ve tüm bu etkenlerin kokaine bulaÅŸtığı ve ABD’nin de desteÄŸini alan türlü türlü militarizm formları Kolombiya’yı içinden çıkılmaz bir karmaşıklığa sürüklüyor. BirleÅŸmiÅŸ Milletler İnsani İliÅŸkiler Alt Sekreteri Jan Egeland’in 2004′te belirttiÄŸi gibi “Kolombiya, batı yarıkürenin açık ara en büyük insani katastrofisidir” [13]. Sözünü ettiÄŸimiz ÅŸiddetin kapsamını görmek için Kolombiya’yı, ABD dış politikası ekseninde uzun yıllardır takip eden Noam Chomsky’den okuyalım [13].
“[Kolombiya'daki sendikacılara yapılmış olan suikastler] genellikle paramiliterlere ya da güvenlik kuvvetlerine atfedilmektedir, zira bu ikisi arasında pek az görülür fark bulunmaktadır. Bu ikisi arasında baÄŸ o kadar yakındır ki, İnsan Hakları İzleme (Human Rights Watch) paramiliterlere, beÅŸ sınıfı bulunan Kolombiya ordusunun “Altıncı Sınıfı” demektedir. ”
Chomsky, yazısında malum ABD askeri yardımları ve Kolombiya militarizmine dikkat çekmekte ve bunun Carter döneminden beri sürmesine deÄŸinmekte ve Clinton döneminde, Kolombiya’ya yapılan ABD askeri mühimmat satışının, 1990′ların sonlarında Türkiye’ye yapılan satışın dahi önüne geçtiÄŸine atıfta bulunmaktadır.
Kolombiya militarizminin kimi boyutlarına ancak iÅŸaret etmekle yetindik. Kolombiya’daki yerli halkın ve kültürlerinin militarizmden nasıl etkilendiÄŸi, kokain üretimlerinin militarizmi nasıl beslediÄŸi dikkatle incelendiÄŸinde, Kolombiya vicdani ret hareketinin zaruri hedeflerinin ne kadar acil ve zor olduÄŸu anlaşılacaktır.

3. Afrika ve Asya
Sahraaltı Afrika’da antimilitarist hareketi görmek epey zordur. Avrupa sermayesinin arka bahçesi olan Afrika’nın iç savaÅŸları, yol açtığı kıyımlar ve vahÅŸetlerle beraber, çoÄŸunlukla sürgünde olsa da, küçük de olsa bir antimilitarist hareket doÄŸurmuÅŸtur. Maalesef, Afrika’daki hareketlerden haber almak epey zor. Biz bu yazıda, Angola’ya deÄŸineceÄŸiz (öte yandan ilgili okura da Sudan ve Eritre’nin antimiltarizm için oldukça önemli bir labaratuvar olduÄŸunu hatırlatmadan da edemeyeceÄŸiz).

3.1 Angola
On yıllar süren ve 300 binden fazla insanın ölümüne neden olan iç savaÅŸla ve bu savaşın neden olduÄŸu, toplam nüfusunun %40′ının iç göçünü yarattığı sosyoloik problemlerle boÄŸuÅŸan Angola’da, 2000′lerin başında belirmiÅŸ sürgünde antimilitarist hareketten söz etmek mümkün. Gerilla ve ordunun zorla silah eÄŸitimine alma pratiÄŸinin yaygınlığı, Kolombiya durumunda olduÄŸu gibi, Angola’daki durumu da kritikleÅŸtirmektedir. Yukarıda deÄŸindik, Angola ile iligili bilgimiz, aktivistlere ulaÅŸma zorluÄŸu nedeniyle, çok kısıtlı. Dolayısıyla bu bölümde amacımız kapsamlı bir analizden ziyade, Angola gibi zor bir coÄŸrafya için dahi antimilitarist gayretlerin doÄŸmasının mümkünatına iÅŸaret edebilmekten ibarettir.
Angola militarizmi ve iç savaşını, örneÄŸin Kolombiya gibi diÄŸer iç savaÅŸ ülkelerindeki durumlardan ayıran en önemli faktör apartheid’dir. OlaÄŸan olarak tüm iç savaÅŸlarda içkin olan milliyetçilik, Afrika söz konusu olunca, çoÄŸunlukla apartheid’e dönüşmektedir. Bunun sonucunda da, ortaya Afrika’nın en büyük petrol üreticilerinden ve dünyanın en yoksul ülkelerinden biri çıkmaktadır. Fakat iÅŸin ürkütücü boyutu, tüm bu yoksulluÄŸa raÄŸmen, “Angola en hızlı geliÅŸen Afrika ülkelerinden biridir ve uluslararası petrol ÅŸirketlerinden yaklaşım 3.5 milyar dolarlık yatırıma ev sahipliÄŸi yapacaktır” [14].
Apartheid ile militarizm arasındaki aÅŸikar iliÅŸkiye dikkat çekecek deÄŸiliz. Fakat, Angola (ve belki Kongo’lar örneÄŸinde de olabileceÄŸi gibi) bu toplumlardaki olası antimilitarist hareketlerin, tüm bilinen güçlüklerle birlikte ayrıca apartheid’e karşı da mücadele edeceÄŸi açıktır.
Dolayısıyla, Angolalı mültecilerin yaklaşık 10 yıl önce Almanya’da oluÅŸturmaya çalıştığı “İnsan Hakları için Angola Antimilitarist İnisiyatifi” yukarıda sıraladığımız nedenlerle dikkate deÄŸerdir. Fakat, maalesef, uzun süreli uÄŸraÅŸlarımıza raÄŸmen bu gruba ulaÅŸamadık.

3.2 Güney Kore
Güney Kore, vicdani ret hareketi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir, zira Güney Kore’deki vicdani retçilerin neredeyse tamamı Yehova Åžahididir. 1939′dan beri, Güney Kore’de 10 binden fazla vicdani retçi, zorunlu askerlik hizmetini dini gerekçelerle reddettiÄŸi için tutuklanmıştır. 1950′lerde vicdani retçiler en fazla bir yıl hapis cezası alırken, sonraları askeri hükümet döneminde bu ceza 5 ila 6 yıla çıkarılmışsa da, sonraları 1.5 ila 2 yıl arasında hapis cezaları uygulanmaya baÅŸlamıştır. Fakat, Türkiye’dekine benzer ÅŸekilde, “sivil ölüm” ve “tekrarlanan hapis cezaları” ve “keyfi alıkoymalar” sıklıkla uygulanır olmuÅŸtur [15]. Güney Koreli vicdani ret grupları, düzenli olarak kitapçık ÅŸeklinde, yüzlerce isimden oluÅŸan, tutsak retçi listeleri yayınlamaktadır.
Güney Kore, geçtiÄŸimiz yıllarda, kendince, vicdani retçilerin durumunda iyileÅŸtirme yapmıştı. Üç yıl olan hapis cezası, batılı ülkelerin ve hukuki kuruluÅŸların baskısıyla bir yıla kadar düşürülmüştü. Ama elbette, hapis cezasının külliyen ilgası gibi bir gündem henüz mevcut deÄŸil Güney Kore’de. İsrail ve Türkiye’ye (yukarıda deÄŸindiÄŸimiz gibi) benzer bir militarist yapıya sahip Güney Kore’de, elbette en önemli militarist gerekçe Kuzey Kore tehdidi. Dolayısıyla, antikomünist ve milliyetçi öğelere sahip bir toplum mühendisliÄŸi programında elbette, vicdani ret de lanetlenip suç sayılmaktadır.
Öte yandan, Güney Kore toplumu, dini gerekçelerini makul bulduÄŸu Yehova Åžahitleri’nin durumunu da son 5 yıldır tartışmakta ve netleÅŸtirmeye çalışmaktadır. Sayıları, Yehova Åžahitleri ile karşılaÅŸtırıldığında, çok az olan, politik vicdani retçiler de ancak 5 ila 6 yıldır görünür olan vicdani ret hareketi içerisinde mücadelelerine devam etmektedir. Henüz, vicdani ret düzenlemesine dair bir iÅŸaret ufukta görünmemiÅŸtir.
Güney Kore vicdani ret hareketi aktivistlerinden Jung-min Choi, ülkesindeki hareketin nasıl bir ortamda mücadeleye giriştiğini şöyle açıklamaktadır [15]:
“Vicdani ret konusu hala Güney Kore’ye aÅŸina deÄŸildir. Vicdani ret ayrıca, G. Kore’de hoÅŸ karşılanmamaktadır. Toplumun bir çok yönü demokrasinin baÅŸarılarını yansıtsa da, ordu ve ulusal güvenlikle ilgili konular, demokratik fikirleri özümsemekte yavaÅŸ kalmıştır.
Kore savaşı sonrası, acaba barış hareketinin, antimilitarizmle bağlantılı şekilde, durumunun ne olduğunu düşündüğümüzde şöyle bir tablo karşımıza çıkıyor [15]:
“Son zamanlara dek Kore toplumunda barış hareketi Kuzey ve Güney’in birleÅŸmesi anlamına gelmekteydi. Åžundan emin olabiliriz Kore yarımadasının birleÅŸmesiyle barış birbirinden ayrılamaz. Fakat, barışı sadece birleÅŸmek olarak görüp daraltamayız. Benzer ÅŸekilde birleÅŸmeyi birincil önceliÄŸimiz de yapamayız. Zira barışı daha kapsamlı ve ilerlemeci bir manada düşünmeliyiz.”
Son yıllarda da Jung-min’den öğrendiÄŸimize göre, yurttaÅŸ hakları hareketinin 1990′ların sonlarından itibaren yükseliÅŸi göz önüne alındığında, kara mayınları, silahsızlanma ve askeri kültürün sorgulanmaya baÅŸlandığını görüyoruz Güney Kore’de. Kore’ye benzer parçalanmış toplumların militarizasyonu hepimize aÅŸinadır. Kıbrıs, Haiti, Kosov@, Kongo ilk etapta aklımıza gelen ÅŸiddetli militarizasyon örnekleri. Dolayısıyla, Kore’yi incelerken aklımızın bir köşesinde de bu örnekleri bulundurmakta fayda olacaktır.
Güney Kore’yi ilginç yapan en önemli özelliklerden biri, dini temelli vicdani reddin, politik vicdani redden yıllar önce oluÅŸmuÅŸ olmasıdır. Vicdani reddin tanımında sıklıkla geçen, dini gerekçelere dayalı vicdani ret hareketi incelemeleri için Güney Kore ilk ele alınması gereken toplumdur.

4. Sonuç
Bu yazıda, dünyadaki vicdani ret hareketinden örnekler sunduk. Bu örnekleri seçerken, anlaşıldığı üzere, Türkiye yereline katkıda bulunabilecekleri seçmeye gayret ettik. Sunduğumuz hareketler, kimi iç dinamikleri ya da eylemlilik tarzları nedeniyle Türkiye hareketine, bizce yakın olan politikalardır. Bu benzerlik ve farklılıkların izini sürmeyi okura bırakıyoruz.
Elbette, aklımızın bir köşesinde politik bir motivasyon var bu yazıyı yazarken. Acaba, Türkiye yerelindeki vicdani ret hareketi, kendi dinamiklerini oluştururken, diğer hareketlerle ne kadar dayanışacak? Dahası, bu yazıyla, hayal ettiğimiz bu sıkı dayanışmanın artırılmasına ilham verebilir miyiz? Bu soruların yanıtını ve politik motivasyonumuzun ne kadar başarılı olacağını zaman gösterecek. Fakat, gene de zaman bırakmak istemediğimiz bir konu ise uluslararası tutsak dayanışmasıdır. Bu yazı, umuyoruz ki, vicdani ret hareketine sıcak bakanlara, dünyanın türlü türlü iklimlerinde de benzer mücadeleler olduğunu ve onların da en az yerel hareketler kadar desteğe ihtiyacı olduğunu kanıtlamıştır. En önemli dayanışma sahalarından olan tutsak dayanışması da bu minvalde, elzemdir. Aksi takdirde, bu yazı kaleme alınırken (07/07) tutsak olan vicdani retçi Halil Savda için uluslararası desteği hak edip etmediğimizi sorgulamanın da zamanı gelmiştir. Bu desteği moral manada hak etmek için, bu toprakların vicdani ret hareketinin de uluslararası hareket içerisinde dayanışmacı niteliğini artırması gerekmektedir.

Can BaÅŸkent
İzinsiz Gösteri

KAYNAKLAR
* Tüm alıntı metinlerin ve mülakatların çevirisi yazar tarafından yapılmıştır.
[1] Jörg Rohwedder. Haziran 2007, kişisel iletişim.
[2] Alper. Haziran 2007, kiÅŸisel iletiÅŸim.
[3] Ulrich Bröckling. Ocak 2007, kişisel iletişim.
[4] Insimusion Total, oldsletter Yayınları, 2003.
[5] Cthuchi Zamarra de Villanueva. Haziran 2007, kişisel iletişim. Cthuchi ile yapılan röportajın tamamı için: canbaskent.net
[6] Sergeiy Sandler. Haziran 2007, kiÅŸisel iletiÅŸim.
[7] Amir Givol. Haziran 2007, kiÅŸisel iletiÅŸim.
[8] P. Carvallo, J. Gárate. Solidarity with Chile and Latin America, Broken Rifle #61, Mayıs 2004.
[9] Oscar Huenchunao. Haziran 2007, kiÅŸisel iletiÅŸim.
[10] warresisters.org/win/Fall2006-insubmission.shtml
[11] Broken Rifle #74, Mayıs 2007.
[12] Martin Rodriguez: peacenews.info/issues/2447/244724.html
[13] Noam Chomsky, On Colombia, chomsky.info/articles/200412- -.htm
[14] Angola: two years after the endof decades of war; Jan Van Criekinge. peacenews.info/issues/2454/245410.html
[15] Jung-min Choi, “For South Korea Without Prisoners of Conscience”;Human Rights Without Frontiers International (HRWF).